Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 17.113 başlık/FaRk ile birlikte,
17.113 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(62/70)


- TECAHÜLÜARİFANE[Ar. < TECĀHUL + ʿĀRİF + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME


- TECANUS[Ar. < TECĀNUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TECANÜS

( Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu )


- TECÂNÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU


- TECÂVÜL[Ar. < CEVELÂN | çoğ. TECÂVÜLÂT] ile TECÂVÜR[Ar.]

( Dolaşma, cevelân etme. İLE Komşu olma. )


- TECAVUZ[Ar. < TECĀVUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECAVÜZ

( saldırı Zor kullanarak ırzına geçme Başkasının hakkına el uzatma Aşma ötesine geçme )


- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRAŞ


- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRI

( Saldırı. | Namusuna saldırma, sarkıntılık. | Başkasının hakkına el uzatma. | Aşma, ötesine geçme. )


- TECAVUZKAR[Ar. < TECĀVUZ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TECAVÜZKÂR

( Tecavüz eden )


- TECBÎR[Ar. CEBR] ile ...

( Kırık/çıkık kemiği iyileştirme, sarma/alçıya alma. )


- TECDİD[Ar. < TECDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECDİT

( Bir şeyi yenileme )


- TECDÎL[Ar.] ile TECDÎR[Ar. < CEDERÎ]

( Yere vurma/yıkma. İLE Çocuğun çiçek çıkarması. )


- TECDİT/TECDİD[Ar.] ile/değil/yerine/= TAZELEME


- TECEDDÜD ile/||/<> REFORM[İng.] ile/||/<> RÉFORME[Fr.] ile/||/<> REFORM[Alm.] ile/||/<> ISLAHAT[Ar. < İṢLÂHÂT]

( 1 Genel olarak herhangi bir kuruluşta devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek 2 Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad )

( REFORM )

( RÉFORME )

( REFORM )


- TECEDDÜT[Ar. < TECEDDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> YENİLİK


- TECELLİ[Ar. < TECELLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECELLİ

( tecelligâh Belirme görünme ortaya çıkma zuhur etme meydana çıkma Tanrı nın kudretinin insanlarda ve eşyada görünmesi cilve yazgı )


- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]


- TECELLİGAH[Ar. < TECELLĮ + Fars. GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> TECELLİGÂH

( Tecelli yeri Tanrı nın kudretinin insanlarda ve doğada göründüğü yer )


- TECEMMU[Ar. < TECEMMUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YIĞINAK


- TECEMMU[Ar.] ile/değil/yerine/= YIĞINAK


- TECENNUN[Ar. < TECENNUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TECENNÜN

( Çıldırma delirme aklını oynatma )


- TECENNÜN[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇILDIRMA, DELİRME, AKLINI OYNATMA


- TECERRUD[Ar. < TECERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECERRÜT

( Her şeyden uzaklaşma sıyrılma soyutlanma )


- TECERRÜT/D[Ar.] ile/değil/yerine/= HERŞEYDEN UZAKLAŞMA, SIYRILMA, SOYUTLANMA


- TECESSÜM[Ar. < TECESSUM] ile/değil/yerine/=/||/<> CİSİMLENME | BELİRME | CANLANMA

( cisimlenme belirme canlanma )


- TECESSÜM[Ar.] ile TECESSÜS[Ar.]

( Boyut kazanma, nesneleşme. | Görünmeye başlama, belirme. | Göz önüne gelme, canlanma. İLE Olağan/basit merak. | Yoklama, araştırma, dikkat ve çabayla araştırma. | Bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırrını çözmeye çalışma. | Gözetleme. )


- TECESSÜS[Ar. < CESS] ile/değil/yerine/= ANLAMA MERAKI

( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )


- TECESSUS[Ar. < TECESSUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TECESSÜS

( Kendini ilgilendirmeyen şeyleri belli etmeden öğrenmeye çalışma Bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırlarına ulaşmaya çalışma Merakını gidermeye çalışma görme anlama merakı )


- TECEZZİ[Ar. < TECEZZĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECEZZİ

( Parçalara ayrılma ayrılma bölünme )


- TECEZZÜV[Ar. < CÜZ]/TECEZZÎ ile/değil/yerine/= KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA

( KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA )


- TEÇHİL[Ar. < TECHĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLEME


- TEÇHİL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRİNİN BİLGİSİZLİĞİNİ SÖYLEME

( Birinin bir konuda bilgisizliğini söyleme, bilmezleme. )


- TEÇHİZ[Ar. < TECHĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> DONATMA


- TEÇHİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= DONATMA, DONATIM


- TECHİZAT[Ar. < TECHĪZĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEÇHİZAT

( Silah dışındaki savaş gereçleri donatı araç gereç )


- TEÇHİZAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DONATI


- TECİL[Ar. < TEʾCĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ERTELEME


- TECİL[Ar.] ile/değil/yerine/= ERTELEME


- TECNÎS[Ar. < CİNÂS] ile TECDÎR[Ar. < CİNÂZE]

( İki anlamlı söz[mânî] söyleme, cinas yapma. İLE Ölüyü tabuta koyma. )


- TECRİBETEN[Ar.] ile TECRİBÎ[Ar.]

( Tecrübe ederek, deneyerek, sınayarak. İLE Deneme ile ilgili. )


- TECRÎD[< Ar. CERED | çoğ. TECRÎDÂT] ile/< İNTİZÂ[< Ar. NEZ]

( Maddî olandan arındırmak. | Soymak/soyutlamak. İLE/< Dış-dünyada, bir nesnede gizilgüç[bilkuvve/potansiyel] olarak bulunan bir özelliği, zihnin soyutlayarak yetkin örnek[ideal-form] haline getirmesi. | Ayıklamak. )

( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Herşeyden el-ayak çekme. | Soyutlama. | Yalıtma. | Bir şairin kendini soyut bir kişilik, yani ayrı bir kişi sayarak ona hitab etmesi. | Noktasız harflerden oluşan sözcüklerle tümce ya da mısra yapma. İLE/< Çekip koparma, koparıp alma. )

( İntizâ olmadan, tecrîd olmaz. )

( Without the extraction, there cannot be the abstraction. )

( ABSTRACTION vs./< EXTRACTION )


- TECRİDEN[Ar. < TECRĮDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TECRİDEN

( Tecrit ederek )


- TECRİT[Ar. < TECRĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIRMA | SOYUTLAMA | YALITIM

( tecrit odası vibrasyon tecridi ayırma Bir insanı dış dünyadan kopararak kendi hâline bırakma Bulaşıcı hastalığın daha fazla canlıya bulaşmasını önlemek amacıyla hastanın diğer canlılarla olan ilişkilerinin en az seviyeye indirilmesi ya da kesilmesi soyutlama yalıtım Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma )


- TECRİT[Ar.]/ABSTRAKSİYON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= SOYUTLAMA


- TECRÜBE SAHİBİ[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM İYESİ


- TECRÜBE[Ar. < TECRİBE] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYİM | DENEY | GÖRGÜ

( deneyim deney görgü )


- TECRÜBE[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM


- TECRÜBİ[Ar. < TECRİBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYSEL | DENEYİMSEL

( deneysel deneyimsel )


- TECVİD[Ar. < TECVĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECVİT

( Kelimelerin söylenişinde seslerin çıkaklarına uzunluk ve kısalıklarına göre okunması Kur an ın doğru okunmasını sağlayan bilim Bu bilim üzerine yazılmış kitap )


- TECVİT/TECVİD[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖZCÜĞÜ, DÜZGÜN/UYGUN OKUMA

( Sözcüklerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması. | Kur'ân-ı Kerîm'in, doğru okunmasını sağlayan bilim. | Bu bilim üzerine yazılmış kitap. )


- TECVİZ[Ar. < TECVĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECVİZ

( Yapılmasını uygun bulma izin verme )


- TECVÎZ[Ar. CEVÂZ | çoğ. TECVÎZÂT] ile/ve TAKDİR

( Olanaklıları kabul eder. İLE/VE ... )


- TECVİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= İZİN VERME

( Yapılmasını uygun bulma. )


- TECZÎ'[Ar.] ile/değil TECZİE[Ar. < CÜZ] ile/değil TECZÎR[Ar. < CEZR]

( ... İLE/DEĞİL Bölüm bölüm ayırma, bölme, doğrama, ufaltma. İLE Karekökünü alma, cezrini bulma. )


- TECZİYE[Ar. < TECZİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZALANDIRMA


- TEDAFÜİ[Ar. < TEDĀFUʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVUNMALIK


- TEDAHUL[Ar. < TEDĀḪUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAHÜL

( Birbirinin içine girme Ödemede gecikme Yığılıp kalma birikme )


- TEDÂHÜL[Ar.] ile TEDÂVÜL[Ar.]

( Birbirinin içine girme. | Ödemede gecikme. | Yığılıp kalma, birikme. İLE Dolanım. )


- TEDAİ[Ar. < DA'VET] ile/değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM


- TEDAİ[Ar. < TEDĀʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇAĞRIŞIM


- TEDARUK[Ar. < TEDĀRUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDARİK

( sümmettedarik Araştırıp bulma sağlama elde etme hazırlık )


- TEDAVİ[Ar. < TEDĀVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİ

( ayakta tedavi fizik tedavi fizik tedavi uygulayıcısı kimyasal tedavi antibiyotik tedavisi ısı tedavisi ışın tedavisi koku tedavisi lazer tedavisi ozon tedavisi östrojen tedavisi su tedavisi şok tedavisi şua tedavisi Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyileştirme terapi Aksayan bir şeyi düzeltme iyileştirme )


- TEDAVİ[Ar.] ile/ve OTAMA/SAĞALTIM/TERAPİ[Fr.]

( Fiziksel olana. İLE Zihinsel olana. )

( Örgenlere uygulanabilen. İLE/VE Tine uygulanabilen. )


- TEDAVİ[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- TEDÂVÜL[Ar. < DEVLET | çoğ. TEDÂVÜLÂT] ile TEDÂVÜR[Ar. < DEVR]

( Elden ele gezme, dolaşma, kullanılma. İLE Sıra ile yapma, karşılıklı yapma. )


- TEDAVÜL[Ar. < TEDĀVUL] ile/değil/yerine/=/||/<> DOLANIM


- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM


- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile İHTİYÂT

( Bir şeyi elde edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul irâdesi. İLE İleriyi düşünerek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )


- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile/ve TEMKİN[Ar. < MEKÂNET]

( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )

( Bir şeyi sağlayacak ya da önleyecek yol, yöntem, çözüm, çare. İLE/VE Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma. | Ağırbaşlılık. | Hastalığın bir yere yerleşmesi. | İhtiyat, tedbir. )

( PRECAUTION vs./and COMPOSURE )


- TEDBİR[Ar. < TEDBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDBİR

( ihtiyati tedbir ihtiyat tedbiri önlem Bir şeyin sonucu düşünülerek önceden yapılan hazırlık )


- TEDBİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNLEM


- TEDBİREN[Ar. < TEDBĪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDBİREN

( Önlem olarak önlem amacıyla )


- TEDEMMU'[< DEM][Ar.] ile ...

( Gözün yaşarması. | Sayrılıktan dolayı gözden yaş gelme. )


- TEDENNÎ[Ar. < DENÂVET | ÇOĞ. DUNUVV] ETMEDEN ve/||/<>/> TEVELLÎ OLMAZ

( Yaklaşmak, aşağıya yakın olmak. VE/||/<>/> Dostluk, birini Allah rızâsı için sevme, dost edinme. )


- TEDENNİ[Ar. < TEDENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDENNİ

( Gerileme düşme )


- TEDENNÎ[Ar.] ile TENEZZÜL[Ar.]

( Gerileme, düşme. İLE Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme. | Alçakgönüllülük gösterme. )


- TEDERRÜS[Ar. < DERS | çoğ. TEDERRÜSÂT] ile TEDESSÜR[Ar.]

( Ders alma, ders olarak okuma. İLE Elbise giyme. )


- TEDFİN[Ar. < TEDFĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖMME


- TEDFİN[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖMME


- TEDHÎN[Ar. < DUHAN] ile TEDHÎN[Ar. < DÜHN]

( Tütsüleme, dumanlama. İLE Güzel kokulu yağ sürme/sürülme. )


- TEDHİŞ[Ar. < TEDHĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDHİŞ

( terör Dehşet uyandırma dehşete düşürme )


- TEDİB[Ar. < TEʾDĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDİP

( Uslandırma yola getirme terbiye etme )


- TEDİP/TEDİB[Ar.] ile/değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME


- TEDİYE[Ar. < TEʾDİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDEME (TEDİYE EMRİ)


- TEDİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDEME

( Para vb. bir şey verme, ödeme. | Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme. )


- TEDKİKAT[Ar. < TEDḲĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TETKİKAT

( İncelemeler Araştırmalar )


- TEDRİÇ[Ar. < TEDRĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> KERTELEME


- TEDRİCEN[Ar. < TEDRĪCEN] ile/değil/yerine/=/||/<> GİTTİKÇE | DERECE DERECE

( gittikçe derece derece )


- TEDRÎCEN[Ar.] ile/ve/||/<> TEDRÎCÎ[Ar.]

( Azar azar, giderek, gittikçe. İLE Derece derece, yavaş yavaş olan. )


- TEDRİCİ[Ar. < TEDRĪCĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDRİCÎ

( Derece derece yavaş yavaş olan )


- TEDRÎS[Ar. < DERS] ile/değil/yerine/= DERS VERME, OKUTMA


- TEDRİS[Ar. < TEDRĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETME (RAHLEİTEDRİS)


- TEDRİSAT[Ar. < TEDRĪSĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM (ORTA TEDRİSAT)


- TEDRİSAT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM


- TEDSÎR[Ar.] ile ...

( Kuşun, yuvasını düzenlemesi/düzeltmesi. )


- TEDVÎN[Ar. < DÎVÂN] ile/değil/yerine/= DERLEM/E

( Dîvân biçimine sokma. | Kitaplaştırma. | Yasalaştırma. [yazılı ve bütünlüklü duruma getirilen kurallar][İng. CODIFICATION] )


- TEDVİN[Ar. < TEDVĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> DERLEME


- TEDVİR[Ar. < TEDVĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDVİR

( çevirme Yönetme çekip çevirme )


- TEDVİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEVİRME | YÖNETME, ÇEKİP ÇEVİRME


- TEDVİREN[Ar. < TEDVĪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDVİREN

( tedviren atama tedviren görevlendirme Devretmek üzere )


- TEEBBÎ[Ar.] ile/ve TEEMMÜM[Ar.]

( Birini, baba edinme. | Birini, evlât edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun, anne tarafından tanınması. )


- TEEDDÜB[Ar.] ile/değil/yerine/= UTANMAK


- TEEDDÜP[Ar. < TEʾEDDUB] ile/değil/yerine/=/||/<> UTANMA


- TEEHHÜL[Ar. < EHL] ile TEEHHÜR[Ar. < TE'HÎR | çoğ. TEEHHÜRÂT]

( Ehlileşme. | Evlenme. İLE Sonraya, geriye kalma. | Gecikme. )


- TEEHHÜL[Ar. < TEʾEHHUL] ile/değil/yerine/=/||/<> EVLENME


- TEEHHÜR[Ar. < TEʾAḪḪUR] ile/değil/yerine/=/||/<> GECİKME


- TEEMMUL[Ar. < TEʾEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEEMMÜL

( Bir işi ayrıntılarıyla düşünme düşünüp taşınma )


- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] ile/değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK


- TEENNİ[Ar. < TEʾENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEENNİ

( İlerisini düşünerek acelesiz iş görme ağır davranma )


- TEENNÜS[Ar. < ÜNS] ile TEENNÜS[Ar. < ÜNS]

( Dişil/müennes olma. | Kadın gibi hareket etme, kadınlaşma. İLE Alışma, Ünsiyet peyda etme. )


- TEESSÜF[Ar. < TEʾESSUF] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZIKLANMA


- TEESSÜF[Ar.] ile NEDEM[Ar.]


- TEESSÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= YERİNME

( Acınmak. | Pişman olmak. )


- TEESSÜR[Ar. < TEʾES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜZÜNTÜ | DUYGULANIM

( üzüntü duygulanım Bir şeyden etkilenme )


- TEESSÜR[Ar.] ile TEESSÜR[Ar. < ESR, ESÂRET | çoğ. TEESSÜRÂT]

( Oyalandırma, işten alıkoyma. İLE Kederli ve üzüntülü olarak duygulanma, içlenme. | Bir şeyin etkisini duyma. | Acı, keder duyma. )


- TEESSURAT[Ar. < TEʾES̱S̱URĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEESSÜRAT

( Üzüntüler )


- TEESSUS[Ar. < TEʾESSUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TEESSÜS

( Kurulma ortaya çıkma Yerleşme temelleşme kökleşme )


- TEESSÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= KURULMA, ORTAYA ÇIKMA | YERLEŞME, TEMELLEŞME, KÖKLEŞME


- TEEYYÜT[Ar. < TEʾEYYUD] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇEKLENME


- TEEYYÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞRU ÇIKMA, GERÇEKLENME


- TEFAHHUS[Ar. < FAHS | çoğ. TEFAHHUSÂT] ile TEFAHHUŞ[Ar. < FUHŞ]

( İnceden inceye araştırma. İLE Açık saçık, âdî sözcükler kullanma, müstehcen bir biçimde konuşma. )


- TEFAHHUS[Ar. < TEFAḤḤUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFAHHUS

( İnceden inceye araştırma )


- TEFAHÜR[Ar. < TEFĀḪUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVÜNME


- TEFARİK[Ar. < TEFĀRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFARİK

( Genellikle kırmızı beyaz ve mor kumaştan dikilen gömlek ve şalvardan oluşan kol ağızları paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi Yüksekliği santimetre olan büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki Pogostemon patchouly )


- TEFÂVÜD[Ar.] ile YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA

( YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA )


- TEFAVÜT[Ar. < TEFĀVUT] ile/değil/yerine/=/||/<> FARKLILIK


- TEFCİR[Ar. < TEFCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAÇLAMA


- TEFCİR[Ar.]/DRENAJ[Fr.] ile/değil/yerine/= AKAÇLAMA

( Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması. | Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma. )


- TEFE ile KEFE[Ar. < KEFFE] ile KEFE

( Dokuma tezgâhında, tarağı tutan ağaç ya da metal parça. İLE Terazi gözlerinden her biri. İLE Atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü. )


- TEFEHHÜM[Ar. < TEFEHHUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAMA


- TEFEKKUH[Ar. < FIKH] ile TEFAKKÜH[Ar.]

( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. | Taakkul, tefehhüm. İLE Hoşlanma, şaşırma. | Pişman olma. | Yemiş toplama, yemiş yeme. )


- TEFEKKÜR[Ar. < TEFEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜŞÜNME (TEFEKKÜR DÜNYASI)


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEDEBBÜR[Ar.]


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEFAKKUR[Ar. < FAKR]

( Düşünme. İLE Fukaralaşma. )


- TEFERREDE[Ar.] ile TEVAHHADE[Ar.]


- TEFERRU'/ÂT[çoğ.][< FER] ile TEFERRUH[< FERAH] ile TEFERRUĞ[Ar. < FERAĞ]

( Dallanma, dal budak salıverme. | Bölümlere ayrılma. | Bir kökten çıkıp ayrılma. | Ayrıntı/lar. İLE Ferahlama, içi açılma. İLE Vazgeçme, cayma. | Bir işi bitirip ondan kurtulma. | Satın alınan bir malın tapusunu üstüne geçirme. )


- TEFERRUAT[Ar. < TEFERRUʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRINTI


- TEFERRUAT[Ar.] ile TAFSİLAT[Ar.]


- TEFERRUC[Ar. < TEFERRUC] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜÇ

( İç açılması gezinti )


- TEFERRUD[Ar. < TEFERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜT

( Tek yalnız olma herkesten uzaklaşarak yalnız kalma Benzeri bulunmama benzersiz olma benzersiz olacak biçimde herkesten ayrılma Kendi başına bağımsız olma )


- TEFERRÜS[Ar. < FERÂSET | çoğ. TEFERRÜSÂT] ile TEFERRÜŞ[Ar. < FERŞ] ile TEFERRÜZ[Ar. < İFRÂZ]

( Sezme, anlar gibi olma. İLE Yayılma, serilme. İLE Ayrılma. )


- TEFERRÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= TEK/YALNIZ OLMA

( Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. | Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme. )


- TEFESSÜH[Ar. < FÜSHAT] ile TEFESSÜH[Ar. < FESH | çoğ. TEFESSÜHÂT]/SASIMA[Ar.]

( Açılma, genişleme. İLE Çürüme, çürüyüp dökülme, bozulma. | Bir nesnenin kokup dağılması. )


- TEFESSUH[Ar. < TEFESSUḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFESSÜH

( Organ yiyecek vb nin çürüyerek bozulması soysuzlaşma )


- TEFEUL[Ar. < TEFEʾUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEÜL

( Fal açma fala bakma Uğur sayma hayra yorma )


- TEFEVVUK[Ar. < TEFEVVUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEVVUK

( Üstünlük üstün gelme )


- TEFEVVUK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜN GELME


- TEFEYYÜZ[Ar. < TEFEYYUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERLEME | FEYZALMA

( ilerleme feyzalma )


- TEFEYYÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜKSELME, İLERLEME


- TEFHİM[Ar. < TEFHĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATMA


- TEFHÎM[Ar.] ile TEFHÎM[Ar. < FAHM] ile TEFHÎM[Ar. < FEHM | çoğ. TEFHÎMÂT]

( Kömürleştirme. İLE Büyük sayma, ta'zîm. | Bir harfi kalın okuma. İLE Anlatma/anlatılma, bildirme/bildirilme. )


- TEFİLE[Ar.] ile/||/<> TAKTÎ[Ar.]


- TEFKÎH[Ar.] ile TEFKİH[Ar. < FIKH]

( Hoşlandırma, hayrete düşürme. | Yemiş yedirme. İLE Fıkıh öğretme. | Öğretme, anlatma. )


- TEFRÎD[Ar. < FERD] ile TEFRÎT[Ar. < FART]

( Dünyadan geçip yalnız Allah ile meşgul olma, kendini Allah'a adama. | Elektriklenmemesi istenilen şeyi elektrik aktaran cisimlerden ayırma. İLE Tersine aşırılık, ortalamanın çok altında kalma. [>< İFRÂT] )


- TEFRÎH[Ar. < FERAH] ile TEFRÎH[Ar. < FERH]

( Ferahlandırma, gönül açma. İLE Korkusuz kalma. | Gelişme, filizlenme. | Yumurtadan çıkma zamanı. )


- TEFRİK[Ar. < TEFRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRIM


- TEFRÎK[Ar.] ile ŞA'B[Ar.]


- TEFRÎK[Ar.] ile TEFKÎK[Ar.]


- TEFRİKA[Ar. < TEFRİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİKA

( tefrika roman Gazete ya da dergilerde çıkan birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi Bu biçimde yayımlanan ikilik )


- TEFRİKA[Ar.] ile/değil/yerine/= SÜRMECE | İKİLİK

( Gazete ya da dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi. | Bu biçimde yayımlanan. | İkilik. )


- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] ile/değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME


- TEFRİŞ[Ar. < TEFRĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞ

( Döşeme işi Bir yeri gerekli eşya ile döşeme )


- TEFRİS/TESFİR" değil TEFSİR[Ar.]


- TEFRİŞAT[Ar. < TEFRĪŞĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞAT

( Döşeme işleri Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar ya da eşyanın tümü )


- TEFRİT[Ar. < TEFRĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİT

( ifrat tefrit Herhangi bir konuda çok geride kalma yeterli ölçüde olmama durumu ifrat karşıtı )


- TEFSİR[Ar. < FESR] ile/||/<> TEFSİL[Ar.] ile/||/<> TE'VÎL[Ar. < MEAL] ile/||/<> TERCÜME[Ar.]

( Olaylara bağlı yorum. | Kur'ân-ı Kerîm'in, anlam bakımından açıklaması. | Örtüyü açmak. @@ Yaramaz ve kötü/kem nesne. @@ Anlama bağlı yorum. | İlklemek, asla götürmek. | Sözü çevirme. @@ Çeviri. )


- TEFSİR[Ar. < TEFSĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> YORUMLAMA | YORUM

( yorumlama yorum Kur an ın ayetlerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma Kur an ın ayetlerini açıklayan eser )


- TEFSİRE[Ar.] ile ...

( Hekimin, sayrının sidiğindeki değerleri/sonuçları incelemesi. | Sayrının, hekim tarafından incelenmiş sidiği. )


- TEFTE[Fars.] ile TEFTÎH[Ar. < FETH | çoğ. TEFTÎHÂT]

( Kızmış, kızgın, hararetli. İLE Açma. | Geğirme. )


- TEFTİH[Ar. < TEFTĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇMA | GEĞİRME

( açma geğirme )


- TEFTÎK[Ar. < FETK] ile TEFTÎK[Ar. < FETK]

( Yarma, yarılma. İLE Ditmek, didilmek, tarayıp açmak.[yün, pamuk vb.] )


- TEFTİK[Ar. < TEFTĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TİFTİK

( tiftik keçisi tiftik tiftik Tiftik keçisinin ince yumuşak parlak yünü moher Bu yünden yapılan )


- TEFTİŞ[Ar. < TEFTĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENETLEME (TEFTİŞ HEYETİ, TEFTİŞ KURULU)


- TEFTİŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= DENETLEME


- TEFVİZ[Ar. < TEFVĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İHALE | DAĞITMA

( ihale dağıtma Bir taşınmaz malı bilinen değeri karşılığı bir kimseye verme )


- TEFVÎZ[Ar.]/İHÂLE ile/değil/yerine/= UYGUN KOŞULLARLA VERME

( Sipariş etme. | Allah'tan bekleme. | Dağıtım. | Bir Taşınmaz malı, bilinen değeri karşılığı birine verme. )


- TEGAFUL[Ar. < TEĠĀFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGAFÜL

( Anlamazlıktan gelme )


- TEGAFÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME


- TEGANNİ[Ar. < TEĠANNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGANNİ

( Şarkı söyleme )


- TEGANNİ[Ar.] ile/değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME


- TEGAVVÜL[Ar.] ile TEGAVVÜR[Ar. < GAVR]

( Renkten renge girme. İLE Derin/e dalma. | Bir şeyin aslını arama. )


- TEĞET/MÜMAS[Ar. < MÜMASS] ile/değil TEYİT

( Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru. İLE/DEĞİL Doğrulama. )


- TEHÂCÎ[Ar. HECÂ] ile ...

( Hicv etme, hicivleşme. )


- TEHACUM[Ar. < TEHĀCUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHACÜM

( saldırma Üşüşme bir yere toplaşma )


- TEHÂLÜF[Ar. < HALF] ile TEHÂLÜF[Ar. < HULF | çoğ. TEHÂLÜFÂT]

( Yargıcın iki tarafa da yemin verdirmesi. İLE Birbirine karşıt olma, birbirine uymama. | Aykırılık. )


- TEHALÜF[Ar. < TEḪĀLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> AYKIRILIK


- TEHALUK[Ar. < TEHĀLUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHALÜK

( Can atma çok isteme )


- TEHALÜK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOK İSTEME, CAN ATMA


- TEHCİR[Ar. < TEHCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHCİR

( Göç ettirme göç etmesine sebep olma sürme I )


- TEHDİD[Ar. < TEHDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİT

( Bir kimseyi gelecek herhangi bir tehlike ile korkutma Tehlikeli ve zararlı bir durumu önceden hissettiren belirti )


- TEHDİDKAR[Ar. < TEHDĪD + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİTKÂR

( Tehdit edici )


- TEHDİTKÂR[Ar.] ile/değil/yerine/= KORKUTULU/GÖZDAĞILI


- TEHDİTSİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= KORKUTUSUZ/GÖZDAĞISIZ/GÖZDAĞI VERMEDEN/OLMADAN


- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] ile/değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHEVVUR[Ar. < TEHEVVUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHEVVÜR

( Çok kızma çok öfkelenme )


- TEHEYYÜÇ[Ar. < TEHEYYUC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECAN


- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]

( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )


- TEHÎL[Ar.] ile TEHÎR[Ar. < AHAR]

( Konuğa, "hoş geldiniz!" demek olan "ehlen ve sehlen" tümcesini söylemek. | Ehliyetli kılma. | Lâyık, müstahak görme/görülme. | Ürkekliği giderme, alıştırma. İLE Erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TEHİR[Ar. < AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[Ar. < ECL | çoğ. TECÎLÂT]

( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TEHİR[Ar. < TEʾḪĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ERTELEME | GECİKTİRME

( tehiriicra takdim tehir erteleme geciktirme )


- TEHİR/TAVİK[Ar.] ile/değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA


- TEHİRİCRA[Ar. < TEʾḪĪR + İCRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHİRİİCRA

( Yürütmenin durdurulması Bir işin gerçekleştirilmesinin durdurulması )


- TEHİRİİCRA/TEHİRİCRA[Ar. < TEʾḪĪR + İCRĀʾ] >< TENFİZ/TENFİZ[Ar. < TENFĮẔ]

( Yürütmenin durdurulması Bir işin gerçekleştirilmesinin durdurulması )


- TEHLİKE[Ar. < TEHLUKE] ile/||/<> ...

( Kağnı döşeme tahtalarının dayandığı orta ağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta )


- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ

( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )

( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

( DANGER/OUS vs./and RISK/Y )


- TEHLUKE[Ar. < TEHLUKE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHLİKE

( Büyük zarar ya da yok olmaya yol açabilecek durum muhatara Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum )


- TEHYİÇ[Ar. < TEHYĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECANLANDIRMA


- TEHZÎB[Ar. ÇOĞ. TEHZÎBÂT] ile TEZHİB[Ar. < ZEHEB | ÇOĞ. TEZHÎBÂT]

( Islah etme, düzeltme, temizleme. | Çocuğu adam etme. @@ Altın sürme/sürülme. | Yaldızlama/yaldızlanma. | Süsleme. | Çürümüş dişi altınla doldurma, altın dolgu yapma. )


- TEHZİL[Ar. < TEHZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHZİL

( Alaya alma Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma şakalı bir anlatıma çevirme )


- TEİDEN[Ar. < TE'KĪDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİDEN

( Tekit ederek tekit yoluyla üsteleyerek yineleyerek )


- TEK BAŞINA/MÜNFERİDEN[Ar. < MUNFERİDEN] >< ORTAKLAŞA/MÜŞTEREKEN[Ar. < MUŞTEREKEN]


- TEKABÜL[Ar. < KABL] ile/değil/yerine/= EŞİTİ / KARŞI OLUM

( Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. )


- TEKABUL[Ar. < TEḲĀBUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKABÜL

( Karşılık olma karşılama yerini tutma karşı olum )


- TEKÂFFÎ/İKTİDÂ'[Ar. < KIDVE] ile TEKÂFÎ/TEKÂFÜ'[Ar. < KÜF]

( Uyma, tâbî olma. İLE Birbirinin dengi olma. )


- TEKALİF[Ar. < TEKĀLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂLİF

( Teklifler Vergiler salmalar )


- TEKÂLÜB[Ar. < KELB] ile TEKÂRÜB[Ar. < KURB]["ka" uzun okunur]

( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞMA


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]


- TEKÂMÜL[Ar. < TEKĀMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA | GELİŞME | EVRİM

( olgunlaşma gelişme evrim )


- TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA

( toplanma yoğunlaşma )


- TEKÂSÜL[Ar. < TEKĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜŞENGEÇLİK


- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]

( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )


- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]

( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )


- TEKAÜD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur] ile TEKAVVÜT[Ar. < KUT]

( Karşılıklı oturma. | Emekliye ayrılma. | Emeklilik. İLE Azıklanma, beslenme, geçinme. )


- TEKAUD[Ar. < TEḲĀʿUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKAÜT

( tekaüt ikramiyesi tekaüt maaşı Emekliye ayrılma emekli )


- TEKAÜDİYE[Ar. < TEḲĀʿUDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EMEKLİ AYLIĞI


- TEKAÜT[Ar.] ile/ve/||/<> TEKAÜDİYE[Ar.]

( Emekliye ayrılma. | Emekli. İLE/VE/||/<> Emekli aylığı. )


- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]

( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )


- TEKBİR[Ar. < TEKBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKBİR

( iftitah tekbiri Müslümanlıkta Tanrı nın büyüklüğünü yüceliğini anmak için söylenen ve Allahuekber sözü ile başlayan dua )


- TEKDİR[Ar. < TEKDĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AZARLAMA


- TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD] >< ÇEŞİTLİ/MÜTENEVVİ[Ar. < MUTENEVVİʿ]


- TEKDÜZE/YEKNESAK[Fars. < YEK + Ar. NESAḲ] ile/||/<> TEKDÜZE/MONOTON[Fr. < MONOTONE] ile/||/<> TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD]


- TEKEBBÜR[Ar. < KİBR] ile/değil/yerine/= BÜYÜKLENME, KİBİRLENME, ÇALIM, KURUM


- TEKEBBÜR[Ar. < TEKEBBUR] ile/değil/yerine/=/||/<> KİBİRLENME


- TEKEFFUL[Ar. < TEKEFFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKEFFÜL

( yükümlenme Kefil olma )


- TEKEFFÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜKÜMLENME

( Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma. | Kefil olma. )


- TEKELLUF[Ar. < TEKELLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜF

( teklif tekellüf Zahmet veren bir iş görme güçlüğe katlanma Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma özenme gösteriş )


- TEKELLÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= YAPMACIK

( Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. | Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme. | Gösteriş. )


- TEKELLUM[Ar. < TEKELLUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜM

( Söz söyleme )


- TEKELLÜM[Ar. KELÂM] ile ...

( Söyleme, konuşma. | Bir yazarın kendini ölmüş sayarak yazı yazması. )


- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/değil/yerine/= YETKİNLEŞME

( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )


- TEKEMMÜL[Ar. < TEKEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA


- TEKEMMÜM[Ar. < KÜMM] ile TEKEMMÜN[Ar. < KÜMÛN]

( Çarşafa bürünme. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )


- TEKERRÜR[Ar. < TEKERRUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRARLANMA


- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil TEKÂBÜL[Ar.]


- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil/yerine/= YİNELENİM/YİNELENMEK/TEKRARLANMAK


- TEKESSÜF/TEKÂSÜF[Ar. < KESÂFET] ile TEKEŞŞÜF[Ar. < KEŞF]

( Sıklaşma, koyulaşma, yoğunlaşma. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )


- TEKESSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKESSÜR[Ar. < KESR]

( Çoğalma, artma. İLE Kısılma. )

( EFZÂYİŞ ile ... )


- TEKESSÜR[Ar. < TEKES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALMA


- TEKEVVÜN[Ar. < TEKEVVUN] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞ


- TEKFİN[Ar. < TEKFĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> KEFENLEME