Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 31.891 başlık/FaRk ile birlikte,
31.891 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/129)


- ABAMPERE[İng.] / ABAMPÈRE[Fr.] / ABAMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABAMPER


- ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and GIVE UP


- ABAROGNOZİ[Yun.] değil/yerine/= BİR NESNENİN AĞIRLIĞINI TARTMA YETİSİNİN YOKLUĞU


- ABARTI ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK


- ABARTMA ile AĞDALAMA


- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME


- ABARTMA ile KABARTMA

( Zihinde[vehmin olumsuz kullanımıyla]/olaylarda/olgularda/kavramlarda. İLE Nesnelerde. )


- ABARTMA/EKSAJERE ile/ve/||/<> KABALAŞTIRMA/VULGARİZE


- ABARTMAK ile/ve/||/<>/> ABANMAK


- ABARTMAK ile ABARTILMAK ile ABARTABİLMEK ile ABARTI/LIK ile ABARTICI ile ABARTILI/LIK ile ABARTISIZ/LIK ile ABARTISIZCA


- ABARTMAK ile ABARTMA ile ABARTI ile ABARTILI ile ABARTICI

( EXAGGERATE vs. EXAGGERATING vs. EXAGGERATION vs. EXAGGERATIVE vs. EXAGGERATOR )

( اغراق کردن ile غلو کردن ile اغراق گفتن ile گزاف گوئي کردن ile مبالغه کردن ile مبالغه گو ile گزافهگو ile مبالغه ile گزافه گويي ile مبالغه گويي ile غلو ile اغراق ile گزاف ile گزافه ile گزاف گوئي ile اغراق آميز ile مبالغه آميز )

( EGHARAGH KARDAN ile GHLU KARDAN ile EGHARAGH GOFTAN ile GOZAF GOIY KARDAN ile MOBALEGHEH KARDAN ile MOBALEGHEH GO ile GOZAFEHGO ile MOBALEGHEH ile GOZAFEH GOYY ile MOBALEGHEH GOYY ile GHLU ile EGHARAGH ile GOZAF ile GOZAFEH ile GOZAF GOIY ile EGHARAGH AMYZ ile MOBALEGHEH AMYZ )


- ABARTMAK ile/değil "ALTINI ÇİZMEK"


- ABARTMAK ile APARTMAK[< APARMAK]

( Bir nesneyi ya da durumu olduğundan daha önemli, daha büyük ya da daha çok göstermek. | Bir iş, bir davranış ve benzerlerinde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak. İLE Alıp götürmek. | Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak. )


- ABARTMAK ile/değil/yerine/>< AZALTMAK


- ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK


- ABARTMAK ile "KAÇIRMAK"


- ABARTMAK ile/ve/değil/yerine "KÖPÜRTMEK"


- ABARTMAK ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMAK


- [ne yazık ki]
KONULARI/AYRINTILARI/OLAYLARI/SORUNLARI:
ABARTMAK ile SAPTIRMAK ile TIRMANDIRMAK


- ABATE vs. DECREASE


- ABBE KIRILMA ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE KURAMI ve/||/<> ABBE ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE PRİZMASI ve/||/<> ABBE SAYISI ve/||/<> ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI

( Sıvıların kırılma indisini ölçmek için kullanılan kırılmaölçer. VE/||/<> Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. VE/||/<>Bir teleskobun çözme gücü için açısal ayrılma λ/d'den küçük olmamalıdır. Burada λ gelen ışığın dalga boyu, d; objektifin yarıçapıdır. VE/||/<> Dik görüntü elde etmek için kullanılan, iki çift dik açılı prizmadan oluşan ve dört yansıma yapan düzen. VE/||/<> Dağıtıcı gücün tersi. VE/||/<> İyi bir ışık toplama özelliğine sahip, sayısal açıklığı 1.25 olan ve mikroskopide yaygın olarak kullanılan, basit iki mercekten oluşan düzenek. )


- ABBE MENŞÛRU[Osm.] / ABBE PRISM[İng.] / PRISME D'ABBE[Fr.] / ABBE-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE PRİZMASI


- ABBE MÜKÂSİFİ[Osm.] / ABBE CONDENSER[İng.] / CONDENSEUR D'ABBE[Fr.] / ABBE-KONDENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI


- ABDEST ALMAK yerine ÇEHİZLENMEK/ÇEYİZLENMEK


- ABDEST, VUZÛ' ile TEYEMMÜM

( İMAM-I ZEYNEL ÂBİDİN, namaz kılacağım heyecanıyla abdest alırken bayılırmış. )


- ABDEST ile NAMAZDAN ÖNCE ABDEST ALMAK ile TOPRAKLA ABDEST ALMAK

( ABLUTION vs. ABLUTION BEFORE PRAYER vs. ABLUTION WITH EARTH )

( غسل ile آبدست ile وضو ile دست نماز ile تيمم )

( GHASL ile ABDAST ile VOZO ile DAST NAMAZ ile TYMAM )


- ABDEST/LİK ile ABDESTLİ/LİK ile ABDESTSİZ/LİK


- ABDOMİN- ile/||/<> CELİ-/CELİO-/COELİ-/COELİO- ile/||/<> OMPHAL-/OMPHALO-/-OMPHALUS ile/||/<> GASTER-/-GASTER/GASTREO-/GASTR-/-GASTRİA/GASTRO- ile/||/<> LAPAR- ile/||/<> LUMB-/LUMBO- ile/||/<> VENTRİ-/VENTRO- ile/||/<> HELC-/HELCO-

( Karın, karınla ilgili. İLE/||/<> Karın, göbek. İLE/||/<> Göbek, göbeğin durumu, navel. İLE/||/<> Mide/karın ile ilgili, mide ile ilgili durum, bölüm ya da benzerliği belirir. İLE/||/<> Yan taraf, böğür, bel, karın(bazen). İLE/||/<> Bel. İLE/||/<> Karın, gövdenin ön tarafı. İLE/||/<> Ülser, ülser yapan, dokuyu yiyen yara. )


- ABDÜKSİYON ile/||/<> ABDÜKTÖR ile/||/<> ABDUSENS

( Dışa çekim. İLE/||/<> Dışa çeken, uzaklaştırıcı. İLE/||/<> Dışa çekme. )


- ABDULLAH KADI CAMİİ :

( Zekeriyaköy'de Kiptaş Sitesi içindedir. Yeni bir cami olup Osmanlı tarzında yapılmış, her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )


- ABDULLAH KAYA PARKI :

( Kilyos Mahallesinde olup, 724,46 m²'lik bir alan üzerinde olup, 346,04 yeşil alanı, 337,04 m²'lik çocuk oyun alanı ve 21,3 m²'lik bir tesisi vardır. )


- ABDULLAH PAŞA YALISI :

( Emirgan'da Hamid - i Evvel Camiinin yanında ve deniz kıyısındadır. Padişah IV. Mehmet'in (1612 - 1640) Emirgüneoğlu Yusuf Paşa (ö. 1641) için 1635'te yaptırdığı tek katlı bu yalı Boğaziçi'nin en eski yalısıdır. Yalının son sahibi Mekke Emir'i Abdullah Paşa (ö. 1877) idi. Bu nedenle yalının bir ismi de Abdullah Paşa Yalısı'dır. Bu nedenle bu yalıya "Şerifler Yalısı" da denilmektedir. Bu yalı 1881 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır. )


- ABDULLAH ile/ve/<> ABDUL LÂTÎF/REZZÂK/ŞÂFÎ


- ABDULLAH ile ABDULLAH GOL

( ABDOLLAH vs. ABDOLLAH GOL )

( عبدالله ile عبدالله گل )

( ABDOLLAH ile ABDOLLAH GOL )


- ABDÜLLÂTİF ile/değil/yerine ABDULLAH


- ABDURRAHMAN NURETTİN PAŞA YALISI/KOCATAŞ YALISI :

( Yalı Abdurrahman Nurettin Paşa (1833 - 1912) 1900 yılında bir Fransız mimara yaptırılmıştır. Yalı bir süre sonra Maksutzade Sebul Bey tarafından satın alındı. Padişah II. Abdülhamit Şehzade Ahmet Efendi'ye bu yalıyı satın aldı. Şehzade'de yalıyı Şakir Rıfat Atılhan'a sattı. Necmeddin Molla (Kocataş) da yalıyı 35 bin liraya Şakir Rıfat Atılhan'dan 1929 yılında satın olarak konut olarak kullandı. Eski İstanbul Savcısı ve Adalet Bakanı olan Necmeddin Molla'ya (Kocataş) Atatürk misafir gelmiş ve bu yalıda ağırlanmıştır. Yalı Necmeddin Molla öldükten (1949) sonra bakılamamış ve zamanla harap olmuştur. 25.2.1997 tarihinde geçirdiği büyük bir yangından sonra ise kaderine terk edilen yalı 2008 yılında satılmıştır. )


- ABDÜSSELAM-WEİNBERG NAZARİYESİ[Osm.] / ABDÜSSELAM-WEINBERG'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABDUS SALAM-WEINBERG[Fr.] / ABDÜSSELAM-WEINBERGSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABDUS SALAM-WEİNBERG KURAMI


- ABDUSENS ile/||/<> ABDÜKSİYON[>< ADDÜKSİYON] ile/||/<> ABDÜKTÖR

( Dışa çekme. İLE/||/<> Dışa çekim. | Uzaklaştırma.[>< İçe çekim. | Yaklaştırma.] İLE/||/<> Dışa çeken. | Eksenden uzaklaştırıcı. )


- ABE ile ABES/LİK ile ABERASYON


- ABECE ile ABECESEL ile ABECE SIRASI


- ABECELER('İ)

( )

( )


- ABECESEL DİL ile İMGESEL/RESİMSEL DİL


- ÂBEHU[Ar.] ile LEMEZEHU[Ar.]


- ABELL KATALOĞU ile/||/<> ABELL YARIÇAPI

( 1958 yılında, George Ogden Abell[astronom] tarafından yayımlanan ve 2712 gökada kümesini içeren bir gökadalar kataloğu.[Bir kümenin bu kataloğa eklenmesi için içinde en az elli gökada bulundurması ve Abell yarıçapı olarak adlandırılan bölge içinde bulunacak kadar düzenli olmaları gibi belirli ölçütleri karşılaması gerekmektedir. Daha tutarlı bir hata payı elde edebilmek için bu ölçütler sürekli uygulanmamıştır.[Kataloğa yapılan son eklemelerde üye sayısı ellinin altında pek çok küme bulunmaktadır.] İLE/||/<> Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden devimle uzunluğu 2.14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. )


- ABELYEN İLE DÖNGÜSEL İLE BASİT ile/||/<> GRUP TÜRLERİ

( Farklı özelliklere sahip grup sınıfları. )

( Formül: G = ⟨a⟩ (döngüsel) )


- ABERAN ile/||/<> ABERASYON

( [Eşeysel] Sapkın. | Olağandışı. İLE/||/<> Sapma, sapkınlık, [eşeysel] sapıklık. )


- ABERAN[Fr.] değil/yerine/= DOĞAL/BİLİNEN DURUMDAN UZAKLAŞAN, SAPKIN


- ABES değil/yerine/= GEREKSİZ/YERSİZ


- ABESLANG[Fr. < ABAISSE LANGUE] değil/yerine/= DİLBASAR


- ABİDİK-GUBİDİK (ŞEYLERLE UĞRAŞMAK)


- ABİENİNİK ASİT ile ABİYETİK ASİT

( Formülü, 10 C13H20O2, mol kütlesi 208,2 g. olan bir asit. İLE Formülü, C20H30O2 e.n. 161 °C olan, kolofan ve çam reçinesinden elde edilen, suda çözünmeyen bir çam asidi. )


- ABİL[İt.] değil/yerine/= YATAY SERENLERİ SAĞA/SOLA ÇEVİRMEDE KULLANILAN YELKENLİ DONANIMI


- ÂBİST/E[Fars.] ile ÂYİŞNE, ÂYİŞTE/NE[Fars.]

( Gebe. İLE Casus. | Dalkavuk. )


- ABIETIC ACID[İng.] / ACIDE ABIETIC[Fr.] / ABIETIĆ SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABİYETİK ASİT


- ABİYOGENEZ/ABİYOGENES[Yun.] ile ABİYOTİK[Yun.] ile ABİYOZ[Yun.]

( Canlıların kendi kendine cansız nesneden oluştuğunu savunan sav.[Dört milyar yıl kadar önce dünyada] İLE Cansızlığa özgü/ait. | Yaşamın/canlılığın olanaksız olduğu ortam. İLE Yaşamsal durum ve olayların durması/yokluğu. )


- ABİYOTİK ile/>< BİYOTİK

( Canlı olmayan çevresel etmenler. İLE/>< Canlı organizmaları içeren etmenler. )


- ABİYOTİK ile/||/<> BİYOTİK

( Abiyotik cansız faktör İLE biyotik canlı faktör. )

( Formül: Sıcaklık/pH İLE predatör )


- ABCOULOMB/CM²[İng.] / ABCOULOMB/CM²[Fr.] / ABCOULOMB/CM²[Alm.] ile/değil/yerine/= ABKULOMB/CM² / ABCOULOMB/CM²


- ABCOULOMB/CM³[İng.] / ABCOULOMB/CM³[Fr.] / ABCOULOMB/CM³[Alm.] ile/değil/yerine/= ABKULOMB/CM³ / ABCOULOMB/CM³


- ABLA/LIK ile ABLAK/LIK ile ABLACI/LIK ile ABLAKÇA


- ABLATION[İng.] / ABLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ABLASYON


- ABLASYON ile/||/<> ABORTUS

( Yok edim. İLE/||/<> Düşük. )


- ABLASYON ile/||/<> AS[S]ENDAN ile/||/<> AVÜLSİYON

( Kesip çıkarma. İLE/||/<> Çıkan, çıkıcı. İLE/||/<> Kopma. )


- ABLASYON[Lat.] değil/yerine/= BUZUN, YÜZEYDEN ERİMESİ


- ABLEFARİ[Fr.] değil/yerine/= GÖZ KAPAĞININ YOKLUĞU[DOĞUŞTAN/SONRADAN]


- ABLUKA[İt. < ABLOCO] ETMEK/ABLUKAYA ALMAK/İHATA ETMEK/MUHASARA ETMEK değil/yerine/= KUŞATMAK


- ABOLFATH ile ABOLFAZL

( ABOLFATH vs. ABOLFAZL )

( ابوالفتح ile ابوالفضل )

( ABOLFATH ile ABOLFAZL )


- ABONELİK değil/yerine/= SÜRDÜRÜMCÜ OLMAK


- ABONMAN/ABONE değil/yerine/= SÜRDÜRÜM/CÜ


- ABORTİF ile/||/<> ABORTUS ile/||/<> ABORTUS İMMİNENS ile/||/<> ABORTUS İNSİPİENS

( Düşük yaptıran, eksik. İLE/||/<> Düşük. İLE/||/<> Düşük tehdidi. İLE/||/<> Önlenemeyen düşük. )


- ABORTİF[Fr.] değil/yerine/= GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAYAN (BİTKİ/ÖRGEN) | NORMAL SÜRESİNİ TAMAMLAMADAN İYİLEŞEN HASTALIK


- ABORTION :/yerine KÜRTAJ


- ABOUT :/yerine HAKKINDA


- ABRAHAM ABULAFIA ve/<> İBN ARABİ


- ABRAZYON[Lat.] değil/yerine/= DENİZ AŞINDIRMASI


- ABREJE[Fr.] değil/yerine/= ORG KLAVYELERİNİ BAĞLAYAN DÜZENEK


- ABRUPSİYO ile/||/<> ABRUPSİYO PLASENTA

( Ayrılım. İLE/||/<> Erken eş ayrılımı. )


- ABSOLÜ REFRAKTER PERİYOT değil/yerine/= MUTLAK DUYARSIZ DÖNEM


- [not] ABSOLUTE APPEARANCES vs. ABSOLUTE PRINCIPLE OF THE APPEARANCES


- ABSOLUTE vs. DOGMA


- ABSOLU/ABSOLUT/ABSOLUTE ile/||/<> ABSOLU/T/E DUYARSIZ DÖNEM/PERİYOT

( Tam, kesin, saf. İLE/||/<> Kesin duyarsız dönem. )


- ABSOLUTE :/yerine MUTLAK


- ABSOLUTE vs./and JUSTICE


- ABSOLUTE[NESS] vs. RIGHT[NESS]


- ABSORBAN ile/||/<> ABSORBANS

( Emici. İLE/||/<> Soğurganlık. )


- ABSORBAN ile/||/<> ABSORBANS ile/||/<> ABSORBE ETMEK ile/||/<> ABSORBE OLMAK ile/||/<> ABSORPSİYON ile/||/<> ABSORPTİVİTE

( Emici, soğurucu, yüzeyine bağlayan. İLE/||/<> Emme, soğurum, soğurganlık. İLE/||/<> Emmek, soğurmak, yüzeyine bağlamak. İLE/||/<> Soğurulmak, yüzeye bağlanmak. İLE/||/<> Emilim, soğurma, yüzeyine bağlama. İLE/||/<> Emicilik, soğurganlık. )


- SPECTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON TAYFI/SPEKTRUMU


- ABSORPSİYON ile/||/<> ABSORBAN ile/||/<> ABSTİNANS

( Emilim. | Soğurma. İLE/||/<> Emici | Soğuran. İLE/||/<> Yoksunluk. )


- ABSTRACT vs. CONCRETE


- ABSTRACT vs. ISOLATED


- ABU SIMBEL TAPINAĞI ile/ve/||/<> NEFERTARI TAPINAĞI

( II. Ramses'in mezarının bulunduğu mağara tapınak. İLE/VE/||/<> Eşi Nefertari'nin mezarının bulunduğu mağara tapınak. )


- ABUKLAMAK ile ABUKLAŞMAK ile ABUKLAŞTIRMAK ile ABU ile ABUK/LUK ile ABUS/LUK ile ABUKÇA ile ABUK SABUK/LUK ile ABUK SUBUK/LUK ile ABUR CUBUR/LUK


- ABUR-CUBUR ile/||/<> APERİTİF

( Gereksiz, sağlıksız yiyecekler için. İLE/||/<> Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek. )


- ABUSE :/yerine İSTİSMAR


- AÇ BÎ-İLAÇ[:İLAÇSIZ]["AÇ BİLAÇ" değil!] (ÇALIŞMAK, GİTMEK)


- AC İLE DC İLE PULSED İLE RF ile/||/<> ELEKTRİK AKIM TÜRLERİ

( Farklı akım karakteristikleri. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- AÇ TAVUK, KENDİNİ TAHIL AMBARINDA SANAR ile DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK


- ACADEMIC :/yerine AKADEMİK


- ACARLAŞMAK ile ACAR/LIK ile ACARA


- ACAYİB-ÜL MAHLÛKAT ile/ve/||/<> GARAİB-ÜL MEVCÛDAT


- STRANGE PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP PARÇACIK/TANECİK


- STRANGENESS CONSERVATION[İng.] / CONSERVATION DE L'ÉTRANGETÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ACAYİPLİK KORUNUMU


- ACAYİPLİK ile/ve/<> ACAYİPLİK KORUNUMU

( Hadronların taşıdığı yük sayısı. | Taneciklerin çok çabuk oluşumuyla [güçlü etkileşme] çok yavaş bozunması [zayıf etkileşme] arasında görülen dengesizlik. İLE/VE/<> Zayıf etkileşimlerle ihlâl edilen yalıtılmış bir düzendeki hadronların, acayiplik sayılarının toplamının sabit olması. )

( STRANGENESS vs./and/<> STRANGENESS CONSERVATION )

( L'ÉRANGETÉ avec/et/<> LA CONSERVATION DE L'ÉRANGETÉ )

( STRANGENESS mit/und/<> STRANGENEßERHALTUNG )


- ACCIDENT vs. DISASTER


- ACCIDENT :/yerine KAZA


- ACCOMPLISH :/yerine BAŞARMAK


- ACCURATE :/yerine DOĞRU


- ACCUSE :/yerine SUÇLAMAK


- ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK

( TO HASTEN vs. TO GROW IMPATIENT )


- ACELE ETMEMELİ!


- ACELECİLİK değil/yerine/= İVECENLİK/EVGİNLİK


- ACELELİKTEN ... değil ACELEDEN / ACELE ETMEKTEN ...


- ACELEYLE ile ACELEYLE ile ACELE ETMEK ile ACELE ET ile ACELE ET ile ACELE ETMEK

( HURRIED vs. HURRIEDLY vs. HURRY vs. HURRY SCURRY vs. HURRY SKURRY vs. HURRY UP )

( هول هولکي ile مستعجل ile شتابزده ile معجل ile سراسيمه ile عجولانه ile معجلا ile شتابان ile عليالعجله ile شتابزدگي ile شتابيدن ile عجله ile شتافتن ile تعجيل کردن ile باشتاب انجام دادن ile شتاب کردن ile تعجيل ile عجله کردن ile بشتاب رفتن ile درهم وبرهم ile شتاب زدگي ile تند باش ile ياالله ile زود باشيد )

( TEOOL TEOOLKY ile MOSTAJAL ile SHTABOZODEH ile معجل ile SARASYMAH ile AJULANEH ile معجلا ile SHTABAN ile عليالعجله ile SHTABOZDEGY ile SHTABYDAN ile AJALEH ile SHTAFTAN ile TAJYLE KARDAN ile BASHTAB ENJAM DADAN ile SHTAB KARDAN ile TAJYLE ile AJALEH KARDAN ile BESHTAB RAFTAN ile DAREAM VEBREAM ile SHTAB ZADEGY ile TAND BASH ile ياالله ile ZUD BASHYD )


- ACEM AŞÎRÂN ile/||/<> ACEM-KÜRDÎ ile/||/<> ARAZBÂR ile/||/<> AŞÎRÂN ile/||/<> BESTENİGÂR ile/||/<> BEYÂTÎ ile/||/<> BÜZÜRG ile/||/<> FERAHNÂK ile/||/<> HİCAZKÂR ile/||/<> HÜSEYNÎ ile/||/<> HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN ile/||/<> HÜZZÂM ile/||/<> ISFAHÂN ile/||/<> MÂHÛR ile/||/<> MUHAYYER-KÜRDÎ ile/||/<> NİHÂVEND ile/||/<> RAST ile/||/<> SABÂ ile/||/<> SEMÂÎ ile/||/<> SÛZNÂK ile/||/<> ŞEHNÂZ ile/||/<> USÛL-HAFİF ile/||/<> YEGÂH

( ACEM AŞÎRÂN

Türk musikisinde kullanılan şed makamlarından biridir. Bu makam çârgâh makamının acem-aşîrân perdesi üzerine kalbolmuş biçimidir. Dominantı çârgâh, tonikası Acem-aşîrân perdeleridir.

İLE/||/<>

ACEMKÜRDÎ

Türk musikisinde kullanılan mürekkep bir makamdır. Acem makamını biçimlendiren acem-aşîrân ve uşşak makamları dizilerinin pest tarafına bir kürdî dörtlüsünün eklenmesiyle tertip edilmiştir. Makamın melodik seyrinde önce acem makamının, sonra da kürdî dörtlüsüyle kürdî makamının özelliklerini gösterir.

İLE/||/<>

ARAZBÂR

Türk müziğinin kadim mürekkep makamlarındandır. Nevâ"da beyâtî ile rast beşlisinin çârgâh"daki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden oluşmuştur. Donanımına mi için bir koma bemolü, konulur; bu arıza, makamı vücuda getiren ilk iki dizide mevcuttur ve uşşak dörtlüsünde de bu ses yoktur. Nota içinde nevâ"da beyâtî için si küçük mücenneb bemolü, diger iki dizi için de si koma bemolü konulur. Makam, uşşak dörtlüsünü inici bir biçimde icra ile la-dügâh perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede nevâ"da beyâtî"nin ve çârgâh"da rast beşlisinin durağı olan do-çârgâh perdeleridir.

İLE/||/<>

AŞÎRÂN

Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının muhtasar biçimidir.

İLE/||/<>

BESTENİGÂR

Oldukça eski mürekkep Türk makamlarındandır. Hususi ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzularında kullanılabilir. Sabâ makamına Irak makamının pest dörtlüsünün (yani Irak perdesindeki segâh dörtlüsünün) ilavesinden meydana gelmiştir. Bu dörtlü ile Irak perdesinde durur. Güçlü, birinci derecede kuvvetli olarak kullanılan çargâh do perdesidir ki, sabânın güçlüsüdür. Donanımına sabâ gibi si için koma ve re için bakıyye bemölü konulur. Lâhin içinde icabeden yerlere sabânın tiz sekizlisi için lâ bakıyye bemolü ve Irak"ın pest dörtlüsü için de fâ bakıyye diyezi ilâve olunur.

İLE/||/<>

BEYÂTÎ

Günümüzde de kullanılan bu makam, Türk müziğinin en eski makamlarından bir tanesidir. Uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilâvesinden mürekkep ve Türk müziğinin 5 numaralı basit makamı olan uşşak"ın inici biçimidir. Uşşak gibi dügâh {lâ perdesinde durur ve güçlüsü nevâ} re"dir. Bu güçlü perdesinin uşşaktan daha önemli olarak kullanılması ve ekseriyâ bu perdeden başlayarak bestekârların bir hicâz geçkisi yapmış olmaları, makamın yapısıyla alâkalı değildir. Uşşak"dan farkı, tiz perdelerden başlaması, bu perdelerde gezinerek ikinci bir biçimde karar etmesidir. Donanımına uşşak gibi si için bir koma bemolü konulur. Niseb-i şerîfesi 8"dir. Orta sekizlideki sesleri şöyledir (pesten tîze doğru) : dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, acem, gardâniye, muhayyer. Beyâtî, uşşak kadar rûha huzur verici değildir. Uşşak"ın tasavvufî ve felsefî karakterine mukabil beyâtî"nin biraz hüzne kaçan bir karakteri vardır.

İLE/||/<>

BÜZÜRG

Türk mûsıkisinin çok az kullanılmış en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi, pûselik beşlisi ve çargâh beşlisinin rast perdesindeki şeddinden (yani mâhur makamının pest beşlisinden) meydana gelmiştir. Ekseriya bu beşlilerde karışık bir süratte seyredildikten sonra, rasttaki çargâh beşlisi ile inici bir biçimde rast perdesinde durulur. Güçlü birinci derecede makamın terkibindeki ilk iki beşlinin ilkinin durağı ve ikincisinin tiz durağı olan nevâ, üçüncü derecede pûselik beşlisinin durağı olan dügâh"dır. Bilhassa seyirde çargâh beşlisine ehemmiyet verilerek ve onun dahilinde gezinilerek yürünür, donanım boştur. Lâhin içinde hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi için fâ bakıyye diyezi konulur, başkaca bir ârızası yoktur.

İLE/||/<>

FERAHNÂK

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen 1820 senelerinde Şâkir Ağa tarafından tertib edilmiştir; biraz eviç makamına benzerse de ifade itibariyle dahi ondan farklıdır. Şen ve hafif mevzular, bahar tasvirleri gibi parçalarda kullanılabilir. Bu makam, nevâ"da rast beşlisi, segâh"da ferah-nâk beşlisi, dügâh"da rast beşlisi, Ferah-nâk beşlisi ve nîm hicazda, hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. Bu diziler ekseriya, karışık bir surette kullanılır. Makam ferah-nâk beşlisi ile karar eder. Durak ırak ve güçlü birinci derecede dügâh perdeleridir. Makam umumiyetle inicidir. Donanıma fa ve do için birer bakıyye diyezi konur. Zikredilen beş dizenin son ikisinde her iki arıza, ilkinde yalnız birinci arıza ve üçüncüsünde yalnız ikinci arıza mevcuttur. Bu diziler kullanılırken, bu noktalar göz önünde tutularak bekar konulur. Segâh"daki ferah-nâk beşlisinin si koma bemolü ve hicaz içerisinde geçen yerlere konur. Bununla beraber hicaz dörtlüsünün kullanılmadığı ferah-nâk eserler de vardır.

İLE/||/<>

HİCAZKÂR

Türk müziğinin şed makamlarındandır. Tahminen 170 sene önce tertib edilmiştir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çok özel bir edâ taşıyan bir diziye sahiptir. Zirgüle basîtesinin rast (sol) perdesindeki şeddidir. (Evcârâ"nın bir yarım ses tizinde kalan biçimi olur). Güçlüsü –beşinci derecesi olan- nevâ"dır. Dizisi inicidir, nispet-i şerîfe sayısı, zirgülede olduğu gibi 7 dir. Donanımına si koma mi ve lâ bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Şu hale göre orta sekizlideki sesleri şöyledir. (tizden peste doğru): gerdâniye, eviç, hisâr, nevâ, çârgâh, segâh, zirgüle ve rast. Ancak bestekârların hicazkâr eserlerde sıkça ve karışık olarak nihâvend ve yegâhda hicaz ile rastda hicaz (donanımı si ve mi koma ve la bakıyye bemolleridir) geçkileri yapmış olduklarını ilave etmek gerekir.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ

Türk müziğinin altı numaralı basit makamıdır; en eski makamlardandır. Hüseynî beşlisi ile uşşak dörtlüsünden müteşekkildir. Durak dügâh ve güçlü –beşinci derece olan- hüseynî perdeleridir. Niseb-i şerîfe sayısı 8 dir. Dizisi çıkıcıdır. İkinci biçimi muhayyer olur. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlideki sesleri şöyledir. (pestden dize doğru): dügâh, segâh, çargâh, nevâ, hüseynî, eviç, gerdaniye ve muhayyer. Hüseynî, klasik bestekârlar tarafından da en çok kullanılan bir kaça makamdan biri olmakla beraber, bilhassa Türk halk müziğinde en çok kullanılmış olan makamdır.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî makamının pest tarafına, Hüseynî-aşîran perdesine nakledilmiş bir uşşak dörtlüsü ilavesinden mürekkep olup, bu dörtlü ile aşiran perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede hüseynînin durağı olan dügâh"tır. Donanımına Hüseynî gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Eskiden vech-i hüseynî de denilen bu makam, esasen hüseynînin pest tarafına tâbi olarak bir dörtlü katılmak suretiyle yapılmıştır ki aşiran perdesinde kalan hüseynîden başka bir şey değildir.

İLE/||/<>

HÜZZÂM

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. En eski mürekkeplerden biri olmakla beraber, bilhassa yaklaşık iki asırdır pek çok rağbet görmüştür. Türk müziğinin koyu hüzün arzeden makamlarından biri olan bu makam, dizisi bir sekizli içinde ifade edilebilen mürekkep makamlardandır. Hüzzam beşlisi ile segâh dörtlüsünden mürekkeptir. Durak segâh ve güçlü –üçüncü derece olan- nevâdır. Dizisi inici çıkıcı olup niseb-i şerîfe sayısı 6"dır. Donanımına si koma, mi bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru şöyledir; segâh, çârgâh, nevâ, hisâr, eviç, gerdâniye, muhayyer ve tiz segâh.

İLE/||/<>

ISFAHÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Pûselik beşlisi, dügâh perdesine nakledilmiş bir rast dörtlüsü ve beyatî makamından meydana gelmiştir. Beyatî"nin durağı ve güçlüsü olan dügâh ve nevâ perdeleri, Isfahân"ın da durak ve güçlüsüdür. (Pûselik beşlisi ile dügâh"taki rast dörtlüsünün de esasen durak perdeleri dügâhtır.) Isfahân"ın dizisi inici-çıkıcıdır. Donanımına beyâtî gibi si koma bemolü konulur, pûselik beşlisi için si bekar ve rast dörtlüsü için si bekar sol bakıyye diyezi kullanılır. Eskiden beyâtî makamına Isfahân denilirken Isfahânek makamının terkibini müteakip birkaç asırdan beri Isfahânek yerine ısfahân denilmeye başlanmış, beyatî yeni bir bünyeye girmiş, Isfahânek de Isfahân"ın küçük bir fark gösteren biçimine kalbolmuştur.

İLE/||/<>

MÂHÛR

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Neşeli, şuh, ferah verici bir makamdır. Asırlardan beri rağbet ile kullanılmıştır. Mâhur, çârgâh makamının rast (sol) perdesindeki şeddidir; yani basit bir şed makamıdır. (Acem- aşîran gibi ki bu da mahurun bir perde pestinde kalan bir çârgâh şeddidir.) Güçlüsü – beşinci derece olan- nevâ (re)"dir. Dizinin umumi seyri inicidir. Donanımına fa için bir küçük münecceb diyezi alır. (Yani batı müziğindeki sol majör"ün aynıdır.) Orta sekizlisindeki sesleri tizden peste doğru olmak üzere şöyledir. Gerdâniye, mâhur, hüseynî, nevâ, çârgâh, pûselik, dügâh ve rast.

İLE/||/<>

MUHAYYER-KÜRDÎ

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen iki asır evvel tertibedilmiştir. Muhayyer makamına bir kürdî dörtlüsü ilavesinden ibarettir. Durak ve güçlü aynen muhayyerde olduğu üzere dügâh ve hüseynî perdeleridir. Donanımına muhayyerin si koma bemolü ve fa bakıyye diyezi arızaları konulur. Kürdî dörtlüsü için si bekar ve si küçük münecceb bemolü değişikliği yapılır.

İLE/||/<>

NİHÂVEND

Türk müziğinde bir makamdır. En eski makamlardan olup, eskiden nihâvend-i kebîrden ayırmak için nihâvend-i rûmî diye de adlandırılmıştır. Fakat son bir asırdan beri pek büyük bir rağbetle kullanılmıştır. Nihâvend batı müziğindeki sol minördür. Yani pûselik makamının bir perde peste göçürülmüş şeddidir. Rast perdesinde durur. Güçlüsü beşinci derece olan nevâ"dır. Donanımına si ve mi için iki küçük mücenneb bemolü konulur, yedenin fa bakıyye diyezi, nota içinde ilave edilir. Çıkıcı-inici bir seyri vardır. Orta sekizlideki sesleri pestden tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, kürdî, çârgâh, nevâ, nim-hisar, evic, gerdâniye. Dizisinde nisbet-i şerîfeden 7 tane olmakla mülayim sayılır. Elimizde, makamlar arasında sayı itibariyle 7 olarak nihâvend"den eser bulunmaktadır.

İLE/||/<>

RAST

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. 4 numaralı basit makam olan rast, rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece nevâ (re) dir. Makam çıkıcıdır. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, evic ve gerdâniyye. Rast en çok kullanılmış makamlardandır; en eski devirlerden zamanımıza kadar bu önemini ve rağbetini korumuştur.

İLE/||/<>

SABÂ

Türk müziğinin en eski ve maruf makamlarındandır. Türk müziğinin en orijinal ve karakteristik makamlarından biri olan sabâ, yürekler parçalayıcı, gönüller yakıcı bir hüzün, elem, zühd ve pişmanlık duygusunu gayet net olarak bildirir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çârgâh"da zengûle (ki bu makam şevk-efzâ"nın terkîbinde de mevcuttur) ile sabâ dörtlüsünden mürekkeptir. Bu dörtlü ile dügâh (la) perdesinde kalır. Zengûle"nin durağı çârgâh perdesi, sabâ da çok mühim bir rolü olan güçlüdür. Çârgâh"da zengûle"nin güçlüsü olan rast (sol) perdesi gibi ikinci bir güçlünün, fazla kıymeti yoktur. Donanımına si koma bemolü ile re bakıyye bemolü konulur. Çârgâh"da zengûle"nin la bakıyye bemolü; nota içinde kullanılır.

İLE/||/<>

SEMÂÎ

Türk halk şiirinde bir "forme" un adıdır. Saz şairi tarafından bestelenir ve semâî adı altında okunur. Biçim itibarı ile aynen koşma gibidir, ondan farkı hecenin 4+4=8 vezni ile yazılmasındandır. Mevzuu itibarı ile de koşmadan farklıdır; semâîde âdeta bazı tekerlemeler vardır. Fakat bunlar oldukça anlam sunar, mânide olduğu gibi anlamsız değildir.

İLE/||/<>

SÛZNÂK

Türk müziğinin 13 numaralı sonuncu basit makamıdır. Basit makamlardan yegane yeni olanı olup, bütün diğerleri pek eskidir. Sûz-nâk tahminen 1780 senelerinde Abdülhalim Ağa, Ahmet Ağa, Mehmet Ağa"dan biri tarafından icat edilmiştir. O zamandan beri en çok rağbet edilen makamlardan biridir. Net olarak içli bir hüzün bir telkin eder. Sûz-nâk, rast beşlisi ile hicaz dörtlüsünden yapılmıştır. Rast beşlisi ile rast (sol) perdesinde durur. Güçlüsü beşli ile dörtlünün birleştiği beşinci derecede olan nevâ (re) dir. İnici-çıkıcı karışık bir biçimde seyreder. Donanımına si koma bemolü, mi bakıyye bemolü ve fa bakıyye diyezi konulur. (İlki rast beşlisi ve son ikisi de hicaz dörtlüsü için). Niseb-i şerîfeden dizisinde 7 tane bulunmakla "mülâyim" sayılır. Orta sekizlisindeki sesleri pestden tîze doğru şu biçimdedir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, evic ve gerdâniye. Bu asıl Sûz-nâk"tır. Bir de durak üstü olarak, dügah perdesi yerine zengûle kullanan Sûz-nâk vardır ki buna "zengûleli Sûz-nâk" derler ve zengûle makamının rast (sol) perdesindeki şeddi (hicazkâr) gibidir. Hicazkârdan farkı, daima değil ancak karara doğru karakteristik olarak zengûle perdesini bir nevi üstyeden olmak üzere kullanmasıdır.

İLE/||/<>

ŞEHNÂZ

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edasına çok müsait bir çeşididir. Eskiden daha çok kullanılan makam son yıllarda orta derecede kullanılmıştır. Şehnâz, uzzal veya hicaz veya hümâyun makamına, hüseynî aşîran (mi) perdesine göçürülmüş bir hümâyûn ilavesinden mürekkeptir. Uzzal veya hicaz veya hümâyun ile dügâh (la) perdesinde kalır (bu perde, hüseynî aşîran"da hümâyûn"un da güçlüsüdür). Güçlüler birinci derecede –hümâyûn ile hicâz"ın güçlüleri olan- nevâ (re), ikinci derecede de – uzzalın güçlüsü ve hüseynî aşîran"da hümayun durağı olan- hüseynî (mi) perdeleridir. Karışık ve daha çok inici bir seyri vardır (ve muhayyer perdesini sık kullanır). Donanımına si bakıyye bemolü, fa koma diyezi, do ve sol bakıyye diyezleri konulur. (İkinci ve dördüncü arızaları hüseynî aşîranda hümâyûn içindir; diğer ikisi de hümâyûnun arızalarıdır). Eğer uzzal veya hicaz kullanılmışsa fa bakıyye diyezi (fa bekardan sonra) ve sol bekar yapılır.

İLE/||/<>

USÛL-HAFİF

Türk müziğinin büyük usullerindendir. 32 zamanlı ve 26 darplıdır (yine 32 zamanlı olarak 14 darplı benefşân ve 22 darplı muhammesten daha az kullanılmıştır). 32/2"lik ağır hafif mertebesi de çok kullanılmıştır. 32/8"lik yürük hafif de görülmüştür. Usul isminden de anlaşılacağı üzere yürük eserlere yakışır, oynak ve hafiftir. Hafif ile kâr, beste, peşrev, tevşih ve ilâhiler ölçülmüştür. Bilhassa beste formu için pek çok kullanılmıştır. Usul üç farklı biçimde dizilmiş 8 adet sofyandan oluşur.

İLE/||/<>

YEGÂH

Türk müziğinin eski makamlarından bir tanesidir. Yegâhnevâ ile nevâ"da rast makamlarından tertip edilmiştir. İkinci dizi ile yegâh (re) perdesinde kalır ki, bu ses aynı zamanda makamın terkibindeki ilk dizinin de güçlüsüdür. Güçlüsü nevânın durağı olan dügâh (la) perdesidir. (Nevâ, perdesi tiz durağı olduğu için güçlü sayılamaz). Donanımına nevâ gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Yegâh"da rast için ise si bekar ve do bakıyye diyezi nota içerisinde kullanılır. (Fa bakıyye diyezi bu dizide ortaktır). Genellikle inici olarak seyreder. )


- ACEMİ OCAĞI ile/||/<>/> ENDERUN ile/||/<>/> KAPIKULU ORDUSU

( Askeri eğitim verir. İLE/||/<>/> Daha çok yönetim ve bürokrasi eğitimi sağlar./> İLE/||/<>/> Bu eğitim kurumlarının ürünü olarak ortaya çıkan profesyonel askeri birlik. )


- ACEMİ/LİK ile AMATÖR/LÜK


- ACEMİ/LİK/TEN ile/ve/değil/||/<>/< YAŞLI/LIK/TAN


- ACHIEVE :/yerine BAŞARMAK


- ACI DUYABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< (KENDİ)/(ONUN/ÖTEKİNİN) ACISINI DUYABİLEN

( Canlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )

( )


- ACI/ISTIRAP:
KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN


- BRACKISH WATER[İng.] / BROCKIGES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI SU


- AÇI ile/ve PARALAKS[Fr. < Yun. PARALLAX]

( ... İLE/VE Biri, yerkürenin merkezinden, öbürü, yeryüzünde bulunan bir kişinin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gökcisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı. )

( ANGLE vs./and PARALLAX )


- AÇI ile/ve/değil YAKLAŞIM


- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK


- AÇIK ARTIRMA ile/ve/<> AÇIK EKSİLTME

( MEZÂD/MÜZÂYEDE ile/ve/<> İHÂLE )


- OPEN CYCLE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À CYCLE OUVERT[Fr.] / OFFENER ZYKLUS REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİMLİ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- OPEN CIRCUIT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE GERİLİMİ


- AÇIK HAVA ve/<> BİSİKLET


- İLETİŞİM:
AÇIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK

( EXPLICIT vs./and/||/<> IMPLICIT :ON COMMUNICATION )


- OPEN SOURCE, UNSEALED SOURCE[İng.] / SOURCE OUVERTE[Fr.] / OFFENE QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK KAYNAK


- AÇIK KONUŞMAK/DOĞRUYU SÖYLEMEK GEREKİRSE ... ile/değil (DAHA) AÇIKÇA SÖYLEYEYİM/SÖYLEMEK GEREKİR Kİ / (DAHA) AÇIK ANLATAYIM/ANLATMAM/IZ GEREKİR Kİ ...


- AÇIK KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK

( [not] TO TALK FRANKLY vs./and EXPRESS IN DETAIL
EXPRESS IN DETAIL instead of TO TALK FRANKLY )


- AÇIK OLMAK ile/değil CEHALET/CAHİLLİK

( Cahillerin paylaşmada sakınca görmedikleri, "şeffaf olmaları"ndan değil bilgisizliklerindendir. [kendilerini küçük düşüreceğini bilmeden] )


- AÇIK-SAÇIK (GİYİNMEK | KONUŞMAK)


- AÇIK-SEÇİK (KONUŞMAK)


- AÇIK SÖYLEMEK ile YALAN SÖYLEMEMEK


- AÇIK SÖZLÜ ile AÇIKÇASI ile AÇIK SÖZLÜLÜK

( FRANK vs. FRANKLY vs. FRANKNESS )

( مجانا فرستادن ile اجازه عبور دادن ile بي تزوير ile فاش ile پوست کنده ile مصون ساختن ile صريحاللهجه ile بي آلايش ile فرانک ile رک گو ile بي رودربايستي ile آشکارا ile صراحتا ile بالصراحه ile رک گوئي )

( MOJANA FARESTADAN ile EJAZEH OBUR DADAN ile بي تزوير ile FASH ile POOST KANDEH ile MOSOON SAKHTAN ile صريحاللهجه ile BEY ALAYSH ile FARANK ile RAK GO ile BEY RUDARBAYSETY ile ASHKARA ile SARAHTA ile بالصراحه ile RAK GOIY )


- AÇIK SÖZLÜ//DOBRA[Bulg.] ile/değil PATAVATSIZ ile/değil PERVÂSIZ

( ... @@ "Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen". @@ "Çekinmesi, sakınması, korkusu olmadan konuşan". )


- AÇIK SÖZLÜ/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEZÂKET


- AÇIK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN


- YILDIZ KÜMELERİ: AÇIK ile/ve/||/<> KÜRESEL

( Genç, küçük, biçimsiz. İLE Yaşlı, büyük, küresel yıldızlar. )


- AÇIKÇASI ... ile KOLAYLIKLA ...


- AÇIKLAMA "KOLAYLIĞI" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İNDİRGEME


- AÇIKLAMA ile AÇIKLAMALAR ile AÇIKLAYICI ile AÇIKLAYICI

( EXPLANATION vs. EXPLANATIONS vs. EXPLANATORY vs. EXPLANETORY )

( تفسير ile تبيان ile تبيين ile تاويل ile تشريح ile تعبير ile بيان ile شرح ile توضيح ile توجيه ile شروح ile تاويلي ile توضيحي ile روشنگر ile شرحي ile بياني ile بيانگر ile مبين )

( TAFSYR ile TABYAN ile TABYYNE ile TAVYLE ile TASHARYHE ile TABYR ile BEYAN ile SHARH ile TOZYHE ile TOJYYEH ile SHRUH ile تاويلي ile TOZYHEY ile ROSHANGAR ile SHARHY ile BEYANY ile BEYENGAR ile MOBYNE )


- AÇIKLAMA ile AÇIMLAMA

( İZAH ile ŞERH, TEŞRİH )


- AÇIKLAMA ile/ve/değil ANLAM/LANDIRMA

( ... İLE/VE/DEĞİL İnsan durum ve tutumları açıklanamaz ve fakat (ancak) anlamlandırılır/anlamlandırılabilir. )


- AÇIKLAMA ile/ve/<>/değil/yerine ATIF

( [not] TO EXPLAIN vs./and/<>/but ATTRIBUTION
ATTRIBUTION instead of TO EXPLAIN )


- AÇIKLAMA ile/ve AYDINLATMA

( EXPLANATION vs./and TO ENLIGHTEN )


- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.]

( [not] TO EXPLAIN vs./and/but TO DESCRIBE )


- AÇIKLAMA ile EĞRETİLEME

( EXPLANATION vs. METAPHOR )


- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT/İSBAT

( TO EXPLAIN vs./and TO PROVE )


- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN = EXPLANATION[İng.] = EXPLICATION[Fr.] = ERKLÄRUNG[Alm.] = SPIEGAZIONE[İt.] = EXPLICACIÓN[İsp.] = EXPLENATIO[Lat.] = HO EKS?G?SIS[Yun.] = İZÂH, BEYÂN[Ar.] = BEYÂNKÂRÎ(far.) = VERKLARING[Felm.]


- AÇIKLAMA ile/ve "NOT DÜŞMEK"/DİPNOT

( TO EXPLAIN vs./and "TO NOTE"/FOOTNOTE )


- AÇIKLAMA ile ÖZET/LEME

( EXPLANATION vs. SUMMARY )


- AÇIKLAMA ile SAVUNMA

( TO EXPLAIN vs. TO DEFENCE )


- AÇIKLAMA ile/ve/değil/||/<>/> UZLAŞIM


- AÇIKLAMA ile/ve VURGULAMA

( EXPLANATION vs./and TO EMPHASIZE )


- AÇIKLAMAK ile AÇIKLADI ile AÇIKLAYICI

( EXPLAIN vs. EXPLAINED vs. EXPLAINER )

( بيانکردن ile توصيه دادن ile توضيح دادن ile تشريح کردن ile روشنکردن ile بسط دادن ile تاويل کردن ile شرح دادن ile حالي کردن ile تعبير کردن ile مفسر ile حالي ile وصاف ile واصف )

( BEYENKARDAN ile TOSYYEH DADAN ile TOZYHE DADAN ile TASHARYHE KARDAN ile ROSHENKARDAN ile BAST DADAN ile TAVYLE KARDAN ile SHARH DADAN ile HALY KARDAN ile TABYR KARDAN ile MOFSAR ile HALY ile VASAF ile واصف )


- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK

( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )

( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )

( TO EXPLAIN vs./and TO UNDERSTAND )


- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK

( EXPLANATION vs. TO PROVE )


- AÇIKLAMAK ile/ve KURALLAŞTIRMAK

( TO EXPLAIN vs./and TO MAKE INTO A RULE )


- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK

( TO EXPLAIN vs./and TO GIVE PLACE )


- AÇIKLAMA/SI ile AD/I(/İSİM)

( EXPLANATION [OF ...] vs. THE NAME [OF ...] )


- ACIKLI ile/ve/değil/yerine DUYGUSAL


- AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK KILMAK


- APERTURE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK AÇISI


- APERTURE RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK ORANI


- APERTURE[İng.] / OUVERTURE[Fr.] / APERTUR, BLENDENÖFFNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK


- AÇIKLIK ile/ve/||/<> DERİNLİK ile/ve/||/<> KAPSAM


- AÇIKLIK ile/ve İÇTENLİK

( OPEN/NESS vs./and SINCERITY )

( ... ile/ve CHENG )


- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK

( OPEN/NESS vs./and APPROPRIATE/NESS )


- ACIKMA/AÇLIK ve/<> SUSAMA/SUSUZLUK

( MECÂ', MECÂE/MECÂET ve/<> ATŞ, BEHAS
TELAKKUM: Lokma lokma yutma. | Karın gurultusu. )

( TO BE HUNGRY, HUNGER and/<> TO BE THIRSTY )


- ACİL YARDIMDA:
BEBEK ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİN

( 0 - 1 yaş arası. İLE/VE/||/<> 1- 8 yaş arası. İLE/VE/||/<> 8 yaş üstü. )


- ACILAR YOLU ve/<> 14 İSTASYON

( [Hz. İsa'nın] Kudüs'te, St. Sepulchre[Kutsal Naaş] Kilisesi'ne kadar çarmıhı sırtlanıp ölüme yürüdüğü yol.[VIA DOLOROSA] VE/<> Yol boyunca, düşe kalka, acı içinde kendi sonuna doğru yürürken durakladığı, aralarında son kez ekmek yediği ve şarap içtiği yerlerde bulunan 14 nokta. )


- AÇILIM ile AÇIKLAMA


- ACİLİYET ile ACİL

( EXIGENCY vs. EXIGENT )

( مقتضي ile فشارآور )

( MOGHTEZY ile FESHARAVAR )


- ACİLİYET ile ACİL ile HEMEN ile TEDAVİ EDİLEMEZ

( IMMEDIACY vs. IMMEDIATE vs. IMMEDIATELY vs. IMMEDICABLE )

( بي فاصلگي ile قرب جواز ile بي درنگي ile بي واسطگي ile بلا فصل ile عاجل ile فوري ile بلا واسطه ile بلافاصله ile عاجلانه ile بي درنگ ile بيدرنگ ile بلادرنگ ile آني ile عاجلا ile بهبود ناپذير )

( BEY FASLAGY ile GHARB JAVAZ ile BEY DARANGY ile BEY VOSTGY ile BELA FASL ile AJEL ile فوري ile BELA VASETEH ile BELAFASLEH ile عاجلانه ile BEY DARANG ile BEYDARANG ile BELADRANG ile ANY ile عاجلا ile BACPEHBUD NAPAZYR )


- ACİLİYET değil/yerine/= İVEDİLİK


- ACİL/LİK ile ACİL SERVİS ile ACİL İHTİYAÇ KREDİSİ


- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ


- ACIMASIZ ile GRİMALKİN ile ACIMASIZCA ile VAHŞET

( GRIM vs. GRIMALKIN vs. GRIMLY vs. GRIMNESS )

( عبوسانه ile عبوس ile گربه ماده ile عبوسي )

( عبوسانه ile OBUS ile GARBEH MADEH ile عبوسي )


- ACIMASIZLIK ile/ve/değil/||/<>/< GÜÇ EŞİĞİNİN YÜKSELMİŞLİĞİ


- ACIMASIZ/LIK ile/ve/değil/||/<>/< KAYITSIZ/LIK


- ACIMIK = BELEMİR, DELİCE, KARAMUK, MAVİKANTARON, PEYGAMBER ÇİÇEĞİ

( Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki. )

( CENTAUREA CYANUS )


- AÇIMLAMA ile/ve/<> GÖSTERME


- GONIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIÖLÇER


- AÇIORTAY ile AÇIORTAY DÜZLEMİ


- AÇIORTAY ile KENARORTAY

( Bir açısal bölgeyi, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru. İLE Bir üçgende, her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası. | Bir dikdörtgenin, karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası. )


- AÇIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN ile ÇIKARIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN

( Vajina. İLE Penis. )


- AÇIP-KAPATMAK ile/değil KAPATIP-AÇMAK


- ZÂVİYEVÎ KUTR[Osm.] / ANGULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL ÇAP


- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS


- AÇISAL HIZ ile/||/<> ÇİZGİSEL HIZ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Açısal hız radyan/saniye, çizgisel hız metre/saniyedir )

( Formül: ω=v/r İLE v=ωr )


- ZAVİYEVÎ SÜRAT[Osm.] / ANGULAR SPEED, ANGULAR VELOCITY[İng.] / VITESSE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL HIZ


- DREHIMPULSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM KUANTUM SAYISI


- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM


- AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> LİNEER MOMENTUM

( Açısal momentum dönme hareketi İLE lineer momentum öteleme hareketi )

( Formül: L = Iω = r × p İLE p = mv )


- CONSERVATION DU MOMENT ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULSERHALTUNG, DREHMOMENTSVERTEIDIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUMUN KORUNUMU


- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK


- AÇISAL ile AÇISALLIK ile AÇILI ile AÇILANMA

( ANGULAR vs. ANGULARITY vs. ANGULATE vs. ANGULATION )

( گوشه دار ile زاويهي ile گوشهدار ile زاويه داري ile گوشهداري ile گوشهي ile زاويهداري )

( GUSHEH DAR ile زاويهي ile GUSHEEDAR ile ZAVYYEH DARY ile GUSHEEDARY ile گوشهي ile زاويهداري )


- ... AÇISIYLA ile/ve/değil/||/<> ... KADARIYLA


- ACITMAK ile İNCİTİCİ

( HURT vs. HURTFUL )

( آسيب ديدن ile ظلم کردن ile درد آوردن ile جريحه دار کردن ile صدمه زدن ile درد بردن ile آسيب ile جريحه کردن ile آسيب رساندن ile مجروح ile آزرده کردن ile به درد آمدن ile آزار ديدن ile پر آزار )

( ASYBE DYDAN ile ZOLAM KARDAN ile DARD AVARDAN ile JARYHEH DAR KARDAN ile SADAMEH ZADAN ile DARD BARDAN ile ASYBE ile JARYHEH KARDAN ile ASYBE RESANDAN ile MOJRUH ile AZORDEH KARDAN ile BAH DARD AMADAN ile AZAR DYDAN ile PAR AZAR )


- ÂCİZ VESİKASI değil/yerine/= DÜŞKÜ BELGESİ


- ÂCİZ değil/yerine/= DÜŞKÜNCE/GÜÇSÜZCE


- ÂCİZ ile MÜNEZZEH


- ÂCİZÂNE[Ar. < ÂCİZ + Fars. < ÂNE] ile NÂÇİZÂNE[Fars. < NÂÇİZ]

( Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz olarak. | Beceriksizlikle. İLE Değersiz, hiç sayılan, önemsiz, çok küçük bir şey olarak. )


- ACİZLEŞMEK ile ACİZLEŞEBİLMEK ile ACİZ/LİK


- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDEMİZE değil/yerine "NEFRETİ(Mİ)ZE/KİNİM(İZ)E"


- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK

( Aç kalan kişi, her şeye tenezzül eder. )

( Aç köpek, fırın yakar. )

( HUNGER vs. STARVATION )

( GÜRS ile ... )


- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN


- AÇMAK ile/ve/<> ANLATMAK

( "TO OPEN" vs./and/<> TO EXPLAIN )


- AÇMAZ/PARADOKS:
["GÖRÜNÜŞTE"]
KABUL EDİLEBİLİR ÖNCÜL ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEBİLİR AKIL YÜRÜTME ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEMEZ SONUÇ


- AÇMAZ/PARADOKS ile/ve/<> ALAYSILAMA/KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng.]


- AÇMAZ/ÇIKMAZ/...(PARADOKS) ile/ve/değil DÖNGÜ


- ACRONYME vs. ABBREVIATION


- ACTING THE INTUITION vs. RIPENING THE INTUITION


- ACTION AT A DISTANCE ile/ve/||/<>/> BUTTERFLY EFFECT


- AÇTIRMAK ile AÇTIRILMAK ile AÇTIRABİLMEK


- ACTIVIST :/yerine AKTİVİST


- ACTİVİTY İLE PHENOTYPİC İLE TARGET ile/||/<> İLAÇ TARAMA STRATEJİLERİ

( İlaç keşif yaklaşımları. )

( Formül: IC₅₀ İLE EC₅₀ )


- ACTIVITY :/yerine ETKİNLİK


- ACTUALLY :/yerine ASLINDA


- ACUN, PROF. DR. ERTUĞRUL (NAZİLLİ 1935 - 2018) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. Liseyi 1954'te tamamladı. Girdiği i.Ü. Orman Fakültesinden 1959'da mezun oldu. Muğla Orman İşletmesinde bir süre Bölge Şefliği yaptıktan sonra askerlik görevini tamamladı ve 1962 yılında İ.Ü. Orman Hasılatı ve işletme İktisadı Kürsüsünde asistan oldu. "Türkiye'de Orman Ürünlerinin Avrupa Ekonomik Topluluğu Devletlerinde Değerlendirilmesi ve Bu Değerin Artırılması Çareleri" konulu tezi ile "Doktor" unvanını aldı. Bir süre yurtdışında bilimsel çalışma yaptıktan sonra hazırladığı "Türkiye'de Orman İşletmeleri Asal Ürünleri Pazarlamasının Orman İşletme Ekonomisi Bakımından incelenmesi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Doçent " unvan ve yetkisini aldı. 1982 yılında Profesörlüğe yükseltildi. Kendi isteği üzerine emekli oldu )


- ACUTE TRİANGLE ile/||/<> OBTUSE TRİANGLE

( Acute tüm açı <90°, obtuse bir açı >90°. )

( Formül: All acute İLE one obtuse angle )


- ACZİYET ile/ve/değil/||/<>/< ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK


- AD/İSİM BELLEĞİM/HAFIZAM (ÇOK) KÖTÜ" değil/yerine ADLARI (YETERİNCE HIZLI) ANIMSAYAMAYABİLİYORUM


- AD:
ULÛHİYET ile/değil RUBÛBİYET


- AD ile AD KÖKÜ ile AD ÇEKME ile AD BİLİMİ ile AD DURUMU ile AD TABANI ile AD ÇEKİMİ ile AD BİLİMCİ ile AD CÜMLESİ ile AD GÖVDESİ ile AD BİLİMSEL ile AD AKTARMASI ile AD TAMLAMASI


- ADA BALIĞI ile ALABALIK(TROUT) ile ATLANTİK KERTENKELE BALIĞI ile ATEŞ BALIĞI ile AY BALIĞI[Lat. MOLA MOLA] ile BENİ BALIĞI[Lat. CYPRINION MACROSTOMUS] ile ÇAÇA BALIĞI ile ÇUPRA BALIĞI ile DİL BALIĞI(SOLEFISH, [Lat. SOLEA VULGARIS]) ile DÜLGER BALIĞI[Lat. ZEUS FABER] ile FENERBALIĞI[LOPHIUS PISCATORIUS] ile FULYA BALIĞI[Lat. MYLIOBATIS AQUILA] ile GÜNBALIĞI[Lat. JULIS TURCICA] ile İSTAVRİT[Yun.][Lat. TRACHURUS TRACHURUS] ile KEDİ BALIĞI(CATFISH) ile KELER BALIĞI ile KILIÇ BALIĞI(CEMEL-İL-BAHR / CEMEL-ÜL-MÂ'[Ar.], SWORDFISH[İng.]) ile KIRLANGIÇ BALIĞI[Lat. TRIGLA HURUNDO] ile KIZILKANAT[Lat. SCARDINUS ERYHROPHTHALMUS] ile KÖPEK BALIĞI(SHARK) ile KUM BALIĞI[Lat. AMMODYTES] ile KUPES[Lat. BOOPS BOOPS] ile KÜÇÜK AĞIZLI LOTAK[Lat. CYPRINION KAIS] ile MERCAN BALIĞI ile OK BALIĞI ile ORKİNOS[Yun.]/TON[Lat. THUNNUS] ile ÖRDEK BALIĞI[Lat. LABRUS MIXTUS] ile PAPAZBALIĞI[Lat. CHROMIS CHROMIS] ile PEMBE, KURBAĞA AĞIZ BALIĞI ile RİNGA BALIĞI(HERRING)[Lat. CLUPEA HARENGUS] ile SANDIK BALIĞI[Lat. LACTOPHRYS TRIQUETER] ile TON BALIĞI(TUNAFISH) ile TARANGA ile TORPİLBALIĞI ile YILAN BALIĞI(İNKİLÎS[Ar.], EEL[İng.]) ile ACI BALIK ile BIYIKLI BALIK ile DİKENLİ BALIK[Lat. G. ACULEATUS] ile DUBAR[Lat. MUGIL CEPHALUS] ile ÜZGÜNBALIĞI[Lat. CALLIONYMUS LYRA]

( Dünyanın en büyük omurgasızı/yumuşakçası, mürekkep balığıdır. [Eril mürekkep balıklarının boyu 19 metreye kadar ulaşabilir.] )

( SAMEK )


- ADA/OTRUG[dvnlgttrk] ile/ve/değil/< BATMAYAN (KÜÇÜK/BÜYÜK) DAĞ/TEPE


- ADA ile TAKIMADA

( Deniz ya da göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. | İkinci yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. | Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici ya da ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış ya da yer çizgileriyle belirlenmiş alan. | Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. İLE Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü. )


- ÂDÂB-I MUAŞERET değil/yerine/= GÖRGÜ KURALLARI


- Âdâbınca KONUŞ!!!


- ADALAR ile BAHARİYE ADALARI

( ... İLE Haliç'te, Eyüp - Sütlüce tarafında bulunan küçük adacıklar. )


- ADALAR ve/<> BİSİKLET


- ADALE ile ADALET ile ADALELİ ile ADALESİZ ile ADALETLİ/LİK ile ADALETSİZ/LİK ile ADALETSİZCE ile ADALET KAPISI ile ADALET SARAYI ile ADALET ÖRGÜTÜ ile ADALET MAHKEMESİ


- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU


- ADÂLET:
DAĞITICI ile/ve/||/<> DÜZELTİCİ/DÜZENLEYİCİ


- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ ile/ve/||/<> DAĞITICI


- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE

( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )


- ADÂLET:
ORTAYA ÇIKAN değil ÜRETİLEN


- ADÂLET YOK ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!


- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< BEKLENTİ


- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"

( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )


- ADÂLET ve/||/<>/> EMÂNET ve/||/<>/> EHLİYET/LİYÂKAT ve/||/<>/> MEŞVERET ve/||/<>/> MASLAHAT


- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

( JUSTICE vs. DESERVING )


- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]


- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK


- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

( [not] JUSTICE vs./and/but/||/<>/>/< MERCY
MERCY instead of JUSTICE )


- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET