Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 31.891 başlık/FaRk ile birlikte,
31.891 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(114/129)
- TEKLİFSİZ BİRLİKTELİK ile/ve NEDENSİZ BİRLİKTELİK
- TENKÎD:
TEKLİFSİZ değil/yerine/>< TEKLİFLİ
( Teklîfsiz tenkîd, tahrîptir; tahrîbat ile tamîrât yapılmaz... )
- TEKLİK ile/ve/değil/yerine ÇOKLUKTAKİ BİRLİK
- TEKLİ/LİK ile TEKLİF ile TEKLİK ile TEKLİFLİ ile TEKLİFSİZ/LİK ile TEKLİFSİZCE ile TEKLİF TEKELLÜF ile TEKLİFSİZ KONUŞMA
- TEKMİL (HABERİ)[Ar.] değil/yerine/= DURUMLUK (ÇAVI)
- TEKNECİK DERESİ :
( Maden Mahallesinin doğu tarafından, Kaynak Suyu civarı, Hamdi Paşa Çiftliği ile Faruk Sezerer Çiftliğinin alt kısımlarından çıkarak; Taşocağı önünden Orta Çeşmeye kadar geliyor, buradan Sarıyer (Mercimek) deresine akış veriyordu. Sarıyer deresinin büyük kolu idi. Bu derenin üzeri de kapatıldı. )
- TEKNECİK DERESİ :
( Havantepe'nin kuzey yamacının alt ve Zümrütevler yerleşim bölgesinin üst kısımlarından çıkarak, Ortaçeşme Caddesini geçerek Atabey sokaktan Sarıyer deresine akış yapardı. 1980'li yıllarda derece büyük künklerle Sarıyer deresine bağlandı ve dere üstü kapatılarak sokak kazanıldı. )
- TEKNİK ile TEKNİKÇİ/LİK ile TEKNİK ADAM ile TEKNİK LİSE ile TEKNİK OKUL ile TEKNİK EĞİTİM ile TEKNİK ÖĞRETİM ile TEKNİK DİREKTÖR ile TEKNİK ŞARTNAME ile TEKNİK ÜNİVERSİTE
- TEKNİKER[Alm.] değil/yerine/= TEKNİKÇİ
- TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ ile MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
( Ülkemizde, mühendisler, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Teknoloji Fakültesi'nden çıkmaktadır. Mühendislik Fakültesi ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi, eşdeğer olduğundan dolayı, sadece Mühendislik Fakültesi demek yanlış olmayacaktır.
Mühendislik ve Teknoloji Fakülteleri, teknik eğitim veren birer fakültelerdir.
2009 yılına kadar, Teknoloji Fakülteleri yerine Teknik Eğitim Fakülteleri vardı. Bu fakülteler teknik eleman yetiştirmekle beraber “Öğretmen” unvanında teknik elemanlar yetiştiriyorlardı. Daha sonra YÖK tarafından alınan kararla bu fakülteler Teknoloji Fakültesine dönüştürüldü.
Teknoloji Fakültelerine dönüş yapılmasının temel nedeni, ülkemizin gelişimini hızlandırmaktır. Bunu yaparken, Avrupa ülkelerinde uygulanan Politeknik (polytechnic) fakülteleri rol model alınmaya çalışılmıştır. Alınmaya çalışılmıştır diyorum çünkü Avrupa ülkelerindeki politekniklerin sayısı ülke başına bir iki taneyi geçmez. Ülkemizde ise açılmasının hemen ardından sayıları hızla artmıştır ve şu an 21 tane Teknoloji Fakültesi bulunmaktadır.
Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik unvanı alabiliyor mu?
Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik fakültesi mezunları ile eşdeğer diploma almaktalardır. Mühendislik fakültesinden mezun mühendislerin yetkileri, hakları, hukukları ne ise Teknoloji Fakültesi mezunu mühendislerin de tamamen aynıdır. Bu karar, Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 09.07.2014 tarih ve 4407 sayı ile aldığı karardır.
Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararına göre, Teknoloji Fakültesi (TF) de artık bir mühendislik fakültesidir. Amacı, sektöre, gereksinimi olan nitelikli mühendisler yetiştirmek olarak ifade edilmektedir.
2009 yılından, 2014 yılına kadar, çoğu kez, Teknoloji Fakültesi mezunlarına, mühendislik yetkisi verilmek istenilmiş fakat açılan davalar, yapılan itirazlar sonucunda, bu istek geri çevrilmiştir. Açılan davaların gerekçesi, Teknoloji Fakültesi eğitiminde, mühendislik temel derslerinin kredisinin az olması olarak gösterilmiştir. Bunun üzerine, Teknoloji fakültelerinde verilen teorik mühendislik derslerinin sayısı artırılmış, daha sonra mühendislik unvanı verilmiştir.
Teknoloji fakültesinde, uygulama (pratik yapma) olanağı, Mühendislik fakültesinden fazla mıdır?
Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi arasındaki farkı anlatan her yazıda, Teknoloji fakültelerindeki uygulama olanaklarının, Mühendislik Fakültesinden fazla olduğu anlatılmakta, hatta tamamen buna vurgu yapılmaktadır.
Teknoloji Fakültesindeki öğrenciler, 8 dönemlik (dönem=yarıyıl) eğitimlerinin son dönemlerini yani 8. dönemlerini tamamen staj yaparak geçirmektelerdir (bazı üniversitelerde, dönemiçi staj, 7. dönemde yapılmaktadır ve işyeri eğitimi olarak adlandırılmaktadır). Bu, Teknoloji Fakülteleri için bir zorunluluktur. Teknoloji ve Mühendislik Fakültesini ayıran temel fark da budur. Ancak bu, Mühendislik Fakültesinde uygulama olmadığı anlamına gelmemelidir. Zira, benzer uygulama (hatta daha iyisi) bazı üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama şöyledir: Mühendislik Fakültesinde okuyan öğrenciler, son sınıfa geldiklerinde, haftanın 3 günü teorik dersleri almakta, haftanın iki günü ise antlaşmalı şirketlerde stajyer (dönemiçi stajyer) olarak staj yapmaktadır. Haftanın iki günü, genellikle de Perşembe ve Cuma günleri olarak tercih edilmektedir. Bunun nedeni, isteyen öğrencilerin (şirketin de kabul etmesi durumunda) haftasonlarında da stajına devam edebilmesine olanak tanımaktır. Hatta, Mühendislik Fakültesindeki bu uygulama, bir adım daha ileri götürülmüştür. Şöyle ki: Öğrenciler, mezun olabilmek için bitirme tezleri yazmak zorundadır. Normal şartlar altında bu tezler genellikle kendi seçtikleri konularda ya da hocalarının verdikleri konularda olmaktadır. Ancak Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj yapan öğrenciler, bitirme tezlerini sanayiden gelen problemler üzerine yapmakta, böylece gerçek bir probleme çözüm getirmektelerdir. Örneğin; A, B ve C adlı firmalar, üniversitenin ilgili bölümüne problemlerini sunmakta ve bunların çözülmesini istemektedir. Dönemiçi staj yapan öğrenciler de bitirme tezlerini bu problemlerin çözümü üzerine yapmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tezin yapım aşamasında, şirket olanaklarının kullanılıyor olmasıdır. Eğer A firmasında, dönemiçi staj yapıyorsan ve o şirketin problemini çözmek üzere bitirme tezini hazırlıyorsan, tez çalışman boyunca şirket olanaklarını (şirket laboratuvarlarını, şirketteki deneyimli mühendislerin bilgilerini/deneyimlerini vb.) kullanma olanağı doğmaktadır. Bu sayede, öğrenci, hem sanayideki gerçek problemleri görme, hem bunları çözme deneyimi kazanma, hem de şirkete kendini gösterme olanağına sahip olmaktadır. Sonuç itibariyle, bahsedildiği gibi, sadece Teknoloji Fakültelerinde dönemiçi staj uygulaması olmamakta, aynı uygulamanın geliştirilmiş hali, muhtelif Mühendislik Fakültelerinde de uygulanmaktadır.
Bunun yanısıra, hem Teknoloji Fakültesinde, hem de Mühendislik Fakültesinde, yaz stajı uygulaması vardır. Üniversiteye bağlı olarak, her mühendislik öğrencisinin mezun olması için yapması gereken belirli bir staj süresi (günü) vardır. Bu, iki fakültede de bir zorunluluktur.
Dönemiçi staj konusunda, şu noktaya da vurgu yapmak gerekir. Teknoloji Fakültesinde okuyan her öğrenci için 8 yarıyıllık eğitiminin 1 yarıyılı boyunca, dönemiçi staj yapmak bir zorunluluktur. Fakat Mühendislik Fakültesinde okuyan her öğrencinin dönemiçi yapma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden, Mühendislik Fakültesi seçilirken, dönemiçi staja önem verilmek isteniyorsa hangi üniversitenin bu olanağı verdiğine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, dönemiçi staj olanağı veren her Mühendislik Fakültesi, duruma göre her öğrenciye dönemiçi staj olanağı verememekte, ancak belirli bir başarıya sahip olanlara, dönemiçi staj olanağı sunmaktadır. Üniversite seçiminde bu etmenin gözönünde bulundurulması gerekir.
Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj uygulamasına, kendi üniversitem olan Uludağ Üniversitesi'nden örnek verebilirim. Üniversitemizde, Mühendislik Fakültesi adı altında, toplamda 7 tane mühendislik bölümü vardır: Otomotiv Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Çevre Mühendisliği. Bursa, sanayi kenti olduğundan, Üniversite-Sanayi İşbirliği adı altında, sanayi ile iç içe çalışmalar yapılmaktadır. Bunun tipik örneği de öğrencilere yönelik olan dönemiçi stajdır. Dönemiçi stajda, bazı mühendislik bölümleri için belirli bir kontenjan vardır (örneğin, Makine Mühendisliği için 20 kişilik kontenjan). 4. sınıfa gelmiş Makine Mühendisliği öğrencilerinden gerekli başarıyı göstermiş en iyi 20 öğrenci dönemiçi staj yapabilmekte, ötekilerine ise üniversite tarafından dönemiçi staj olanağı sunulmamaktadır. Ancak, öğrencilerin kendileri dönemiçi staj ayarlarsa buna izin verilmekte, başarı kriteri aranmamaktadır. Fakat bazı bölümlerde (örneğin, kendi bölümüm olan, Otomotiv Mühendisliği'nde) kontenjan sınırlaması yoktur. 4. sınıfa gelmiş ve alttan dersi bulunmayan her öğrenciye, üniversitemizin antlaşma yaptığı şirketlerden birinde staj yapma olanağı sunulmaktadır. Hatta başarı sıralamasına göre (başarı kriteri genellikle akademik not ortalaması olmaktadır) sıralanmakta ve her öğrenciye staj yapabileceği şirketlerin listesi verilmektedir. Öğrenci, staj yapmak istediği şirketi buradan seçebilmektedir. Üniversitemizde, her mühendislik öğrencisinin 50 iş günü staj yapması gerekmektedir. 2 dönem boyunca (4. sınıf boyunca), haftanın iki günü staj yapan öğrenciler, bu zorunlu olan 50 iş gününü doldurmuş olmaktalardır (yani mezun olması için gerekli staj gününü sağlamış olmaktalardır). Ancak, isteyen öğrenciler, dönemiçi staj yapmanın yanısıra, yaz stajı da yapabilmektedir. Zira, üniversitemiz, 50 iş günü zorunlu stajına karşılık, toplamda 80 günlük stajyer sigortasını karşılamaktadır. Bu da dönemiçi staj yapılsa bile yaz stajı için 20-30 gün arasında, yaz stajı yapma olanağına sahip olunması anlamına gelmektedir. İsteyen öğrenciler, yaz stajı yapmakta, istemeyenler ise sadece dönemiçi staj yapmaktadır. Hatta, bazı öğrenciler, dönemiçi staj yapmak yerine zorunlu staj süresini yaz stajlarıyla doldurmak istemektelerdir ki bunda da bir sakınca yoktur.
Teknoloji Fakültesine kimler gidebilir?
Teknoloji Fakültesi, meslek lisesi mezunu öğrencilerin mühendis olabilmesi için kurulmuş bir fakültedir. Bu nedenle, asıl hitap edilmek istenilen kitle, meslek lisesi mezunu öğrencileridir. Yine bu nedenle, meslek lisesi mezunlarının Teknoloji Fakültesini seçmeleri durumunda, ek puan uygulamasına tâbi olmaktalardır. Bunun yanısıra, meslek lisesinden mezun öğrencilerin, matematik altyapıları, mühendislik için yetersiz olduğundan, Teknoloji Fakültelerini kazanmaları durumunda 1 yıl (2 dönem=2 yarıyıl) boyunca Matematik-Fizik-Kimya derslerinin alındığı, hazırlık sınıfını okumak zorundalardır.
Teknoloji Fakültelerinde, düz lise, Anadolu Lisesi gibi genel lise mezunları da öğrenim görebilmektedir. Bu öğrencilerin, Teknoloji Fakültesini kazanmasında baz alınan puan türü, MF-4 puan türüdür. MF-4 puanıyla öğrenim hakkı kazanan öğrenciler, 1 yıllık hazırlık eğitimi almamakta, doğrudan 1. sınıftan eğitimlerine başlamaktalardır.
Teknoloji Fakültesine iki tip öğrencinin (genel lise mezunları ve meslek lisesi mezunları) girebilmesi de üniversite kontenjanlarıyla sınırlandırılmıştır. Çoğu üniversite, hangi puan türünde ne kadar öğrenci alacağını önceden bildirmektedir. Örneğin; "Teknoloji Fakültesi, Otomotiv Mühendisliği'ne alımın %40'ı, MF-4 puan türüyle tercih yapacak öğrencilere; %60’ı, MTOK öğrencilerine ayrılmıştır" biçiminde bildirilmektedir.
Teknoloji Fakültelerinde uygulanan 1 yıllık matematik hazırlık eğitimi, yine 1 yıl süren İngilizce hazırlık ile karıştırılmamalıdır. 1 yıllık İngilizce eğitim, matematik hazırlıktan tamamen farklıdır. İngilizce hazırlık eğitiminde, öğrencilere sadece İngilizce öğretilmektedir. İngilizce hazırlık, MF-4’le ya da MTOK’la gelinmiş olmasına bakılmadan, üniversiteye bağlı olarak, öğrencilere zorunlu olarak verilebilmektedir. Bazı üniversitelerde, İngilizce öğretimi ile matematik öğretimi birleştirilip 1 yıl içinde verilebilmektedir. Bu uygulamanın, üniversitede olup olmadığına, üniversite tercihinde dikkat edilmesi gerekir.
Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin aldığı teorik eğitimde farklar var mıdır?
Ders içeriklerine bakıldığında, yaklaşık olarak aynı dersleri almaktalardır. Bu nedenle, dersi veren hoca ile dersi alan öğrenciler, farklılığın temel nedenini oluşturmaktalardır. Şimdi bu iki etmeni inceleyelim.
Teknoloji Fakültelerinin büyük çoğunluğu, daha önce Teknik Eğitim Fakültesinde okumuş yani Teknik Öğretmen olarak eğitim almış akademisyenlerden oluşmaktadır. Takdir edersiniz ki, öğretmenlik mesleği ile mühendislik mesleği birbirinden oldukça farklıdır. Bir kişinin öğretmen olabilmesi için bazı bilgileri belirli bir seviyede bilmesi ve bunu ötekilere aktarması yeterlidir. Buradaki temel iki nokta; bilmek ve aktarmaktır. Mühendislik mesleğinde ise bazı bilgilerin belirli seviyede bilinmesi ve bunların uygulanması, mühendisliğin gereğidir. Zira, mühendislik, bilimin temel ilkelerini, mühendislik problemlerini çözmek üzere kullanmaktır (mühendisliğin ve mühendisin ne olduğunu öğrenmek için şu yazıma bakabilirsiniz: Mühendislik Nedir, Mühendis Kimdir?). Buradaki temel noktalar, bilmek ve uygulamaktır. Görüldüğü gibi, mühendislikle öğretmenlik farklıdır. Mühendislik Fakültelerine baktığımızda ise büyük çoğunluğu (neredeyse tamamı), mühendislik eğitimi almış ve mühendislik üzerinde çalışmalarını yürüten akademisyenler dersleri vermektedir. Ancak, bu söylediklerimden, Teknoloji Fakültesindeki akademisyenlerin Mühendislik Fakültesindekilerden daha kötü olduğu anlamı çıkmamalıdır (ve ben de bunu söyleyebilecek konumda değilim). Anlattıklarımdan çıkarılması gereken sonucun ne olduğunu sorarsanız, yanıtım şu olur: Seçecek olduğunuz üniversitenin, fakültelerin akademisyenlerini ayrıntılı biçimde araştırın. Yanıtını aradığınız soru şu olsun: "Ben, nasıl en iyi biçimde mühendis olurum?" Teknik Eğitimden ya da Mühendislik Fakültesinden mezun olup olmadıklarına değil öğrencileri nasıl yetiştirdiğine bakın. Bir kişi, alanının en iyisi olabilir fakat bildiklerini öğrencilere aktarmakta sıkıntılar yaşayabilir, öğrencilerin seviyesine inemeyebilir, öğrenciler anlamayabilir. Bu nedenle, ilgili bölümde okuyan öğrencilere, hocaların tarzlarını, öğrencileri yetiştirme biçimlerini sorun, ona göre kararınızı verin. Bunu yaparken de bir öğrenciyi dikkate alıp karar vermeyin; en tembelinden, en çalışkanına kadar her öğrenciden bilgi almaya çalışın. Böylece daha isabetli kararlar verebilirsiniz.
Üniversite, fakülte seçiminde, akademisyenleri incelerken (tabiî ki de öğrenci açısından) bakmanız gereken bir konu da uzmanlık alanıdır. Dersi veren hocanın, dersin içeriği konusunda yetkin olup olmadığına bakın. Bunu, her ders için yapın. Çünkü mühendislikte her ders, her konu önemlidir ve alınan tüm dersler sonucunda, mühendislik yaklaşımı kazanılmaktadır. Mesela ilgili üniversitede Motorlar dersi veriliyor olsun. Motorlar dersinin içeriğinde de İçten Yanmalı Motorlar anlatılıyor olsun. Dersi veren hocanın, özgeçmişine bakın ve içten yanmalı motorlar konusunda yapmış olduğu çalışmalara, yönettiği projelere vs. bakın. Bu, o ilgili kişinin uzmanlığını öğrenmenin bir yoludur. Bunu, her ders için yapın; her dersin uzmanı tarafından veriliyor olması, bulmak istediğimiz sonuçtur. Bu konu, (bence) oldukça önemlidir. Özellikle yeni açılan üniversitelerde, akademisyen sayısının yetersiz olması, yeni açılan bölümlerin çok fazla uzmanlık gerektirmesi, bazı derslerin uzmanları tarafından verilmesini önlemektedir.
İkinci etmen ise öğrencidir ki, bu, üniversiteden, bölümden ve akademisyenden çok daha önemli bir etmendir. Okuduğunuz üniversite, bölüm, ders veren hocalar ne kadar iyi olursa olsun, iş yine öğrenciye yani kendinize kalmaktadır. Tabiri caizse, hoca tahtada atomu parçalasa bile sen onu anlamadıktan/anlamak istemedikten sonra bunun hiçbir anlamı olmayacaktır. Öğrencilerin istekli olması, öğrenmeye, araştırmaya hevesli olması gerekir. Mühendislikte proje yapmak önemlidir; öğrenciler, proje yapmak istemeli ve bunun için de hocalarından destek almalıdır. Proje konusunda üniversitenin etkisi, olanaklar açısından avantajlı olabilir. Bazı üniversiteler, projelere destek vermekte, sanayi ile işbirliği yapılmasına önayak olmakta ya da laboratuvar olanağı sunmaktadır. Üniversite açısından farklılık, bu biçimde olmaktadır.
Mühendislik eğitiminde, öğrenci kitlesi de önemlidir. Dersi veren akademisyenler, en aşağı, doktora yapmış olduklarından, lisans düzeyindeki konuları çok rahat biçimde anlatabilecek seviyede olmaktalardır ve lisans seviyesinden çok daha fazlasını bilmektelerdir. Ders verilirken, öğrenciler, kitlesel bazda (yani sınıf olarak) ne kadar öğrenebilirse akademisyenler o seviyede eğitim vermektedir. Eğer, öğrenciler, verilenleri almıyorsa ve hocalar hâlâ belirli konuların öğrenilmesinde ısrar ediyorsa, o derste yığılmalar olmakta, sınava giren öğrenci sayısı artmakta, sonuç itibariyle de göz yumulmak zorunda kalınmaktadır. Göz yummadan kasıt, akademisyenin istediği bilgi seviyesinden aşağı durumda olan öğrencilerin, dersten başarılı sayılıyor olmasıdır. Bu da dersin içeriğini hafifletmek, sınavlarda kolay sormak vs. biçiminde olmaktadır. İşte üniversite ve fakülte seçiminde dikkat edilmesi gereken en temel noktalardan biri de budur. Birlikte eğitim alacak olduğun öğrenci kitlesinin seviyesi. Ne yazık ki ki, çoğu mühendislik bölümü, barajın hemen üstündedir. Bundan ötürü, ilgili bölümü kazanan öğrenciler çok temelsiz olmakta, mühendisliğin gereği olan matematikten ve fizikten habersiz olarak eğitimlerine başlamaktalardır. Bu biçimde gelen öğrenciler, eğitim seviyesinin düşmesine neden olmakta, mühendisliğin gerektirdiği donanıma sahip olmadan mezun olmaktalardır. Öğrenci, bireysel olarak ne kadar istekli olursa olsun bulunduğu ortam, isteğini, hevesini kırmakta, bir süre sonra da olayı seyrine bırakmasına yol açmaktadır. Eğitim seviyesinin çok düşük olduğu durumlarda (yani derslerin yüzeysel olarak verildiği, derinlere inil(e)mediği), bir öğrencinin sınıftan farklı olarak her dersi derinlemesine öğrenmek istemesi, çok büyük zahmet olmaktadır ki genelde bu olanaklı değildir.
Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi açısından baktığımızda, Teknoloji Fakültelerindeki öğrencilerin, temellerinin zayıf olduğu su götürmez bir gerçektir. Teknoloji Fakülteleri, meslek lisesi mezunları için oluşturulduğundan ve burayı seçen meslek lisesi mezunlarına ek puan verildiğinden, Teknoloji Fakültesini kazanan bir meslek lisesi öğrencisi, genel lise mezunu öğrenciden çok daha az matematik, fizik vb. yaparak bölümü kazanmaktadır. Okunulacak olan bölüm, mühendisliktir, mühendisliğin gereği, matematik bilmektir. Her ne kadar, 1 yıl matematik eğitimi veriliyor olsa da istenilen temelin sağlanıp sağlanamadığı, tartışmalı bir konudur. Bunların yanısıra, Mühendislik Fakültesini kazanan her öğrenci kitlesinin iyi olduğu söylenemez. Ülkemizde çok fazla mühendislik bölümü açılmış olmasından dolayı Mühendislik-Teknoloji Fakültesi ayırt etmeksizin, çoğu mühendislik bölümünü kazanmak için barajı geçmek ya da çok az matematik, fizik bilmek yeterli olmaktadır. Sonuç itibariyle, istenilen donanımda mühendis yetişmemekte, mezun sayısının fazla olmasından dolayı da iş bulmakta sıkıntılar yaşanmaktadır.
Benim naçizane tavsiyem, seçtiğiniz bölümün puanlarına, akademisyenlerine, akademisyenlerin uzmanlık alanlarına göre verdikleri derslere, üniversitenin laboratuvar olanaklarına, şehir sanayi durumuna, üniversiteyle işbirliği içinde olup olmamasına dikkat edilmesi gerektiği yönündedir.
Adem ORUZ
04 Haziran 2015 )
- TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİ ile/ve/değil/yerine TEKNOLOJİ
- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT
( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )
- TEKRAR EDİLEN ile BENZEYEN
- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK
( REINCARNATION vs. RESURRECTION )
- TEKRAR ile/ve ÇOĞUNLUK
( REPETITION vs./and MAJORITY )
- TEKRAR ile/ve FAZLA/LIK
- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME
( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )
- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME
( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine TERENNÜM
- TEKRAR/TEKRÎR[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= YİNELEME
( "Yineleme, istismar edilmiş çocuğun, dilsiz dilidir." - Judith L. HERMAN )
- TEKRAREN değil/yerine/= YİNELENEREK/YİNELEYEREK/KEZLERCE
- TEKRARLAMA ile UYGULAMA
( TO REPEAT vs. TO APPLY )
- TEKRARLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İRDELEMEK
- TEKRARLAMAK ile TEKRARLANMAK ile TEKRARLATMAK ile TEKRARLANABİLMEK ile TEKRARLATABİLMEK ile TEKRARLAYABİLMEK ile TEKRAR ile TEKRARLI ile TEKRARSIZ ile TEKRAR TEKRAR ile TEKRARLI BAĞLAÇ
- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ
- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)
- TEKSİR ile TEKSİR KAĞIDI ile TEKSİR MAKİNESİ
- TEKTONİK[Fr.] ile ...
( Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbiri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu. )
- TELÂFFUZ ETMEK değil/yerine/= SESLETİMLEMEK
- TELÂFFUZ[Ar.] değil/yerine/= SÖYLEN(/Y)İŞ
- TELAFFUZ ile TELAFFUZ CİHAZI ile TELAFFUZ ORGANLARI
- TELÂFİ ile/ve/||/<> PANZEHİR
- TELÂFİSİ ZOR değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ
- TELA'SÜM[Ar.] değil/yerine/= KEKELEME
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )
- TELÂZUM[Ar.] değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ
- TELEASISTANS/TELE-ASISTANS[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN YARDIM
- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] ile ...
( Memeden, sütün damla damla akması. )
- TELECLÜC[Ar. < LÜCCET] ile ...
( Şaşkınlıktan dolayı sözü ağzında karıştırarak söyleme. )
- TELEFON ETMEYE GİTMEK ile FATURA YATIRMAK
( İşemek. İLE Sıçmak. )
- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ
- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME
( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )
- TELEPHOTO LENS[İng.] / LENTILLE TÉLÉOBJECTIF[Fr.] / FERNOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEFOTO MERCEK
- TELEKINESIS vs. LEVITATE
- TELEKS[Fr./İng. < TELEX] ile/ve/||/<>/> BELGEGEÇER/TELEFAKS[Fr./İng.] / FAKS
( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni. İLE/VE/||/<>/> Belgegeçer aracına uzaktan yazdırma düzeni. )
- TELEMMÜS[Ar. < LEMS] ile TELEMMÜZ[Ar. < TİLMÎZ]
( El ile dokunma. İLE Öğrencilik/talebelik, çömezlik etme, öğrenci olarak devam etme. )
- TELEOLOJİ değil/yerine/= EREKGÖRÜ
- TELEOLOJİ/K değil/yerine/= EREKGÖRÜ/SEL
- TELEPATİ ile TELEPATİK
- TELEPATİ değil/yerine/= UZADUYUM
- TELEPORTATION İLE DENSE CODİNG İLE CRYPTOGRAPHY ile/||/<> KUANTUM İLETİŞİM
( Kuantum bilgi transfer protokolleri. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELESCOPE :/yerine TELESKOP
- TELESİMEK ile/ve/||/<> ZAYIFLAMAK
( Yorulmak, güçsüz kalmak, yorgunluktan bayılacak duruma gelmek. İLE/VE/||/<> ... )
- TELESKOP
( TELESCOPE )
- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)
( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )
(
)
- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU
( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )
- TELEÜT ile TELEÜTÇE
- TELEVİZYON[Fr./İng. TELEVISION] ile/ve/değil/yerine GÖSTERGE/GENEL AĞ/İNTERNET[İng.]
( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )
( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )
( Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı. @@ Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. )
- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU
- TELEZZÜZ[< LEZZET]:
LEZZET, TAD ALMA, HOŞLANMA, HOŞA GİTME -<
- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]
( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )
- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]
( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )
- TELL :/yerine SÖYLEMEK
- TELLEMEK ile TELLENMEK ile TELLETMEK ile TELLENDİRMEK
- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR
- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]
( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )
- TELOMER:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA
- TELOMER İLE TELOMERAZ İLE HAYFLİCK ile/||/<> GÖZESEL YAŞLANMA
( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )
( Formül: TTAGGG tekrarı )
- TELSEREN, OSMAN (İST. 1914 - 1987) :
( Madenlidir. Uzun süre Maden ve daha sonra da Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı olarak görev yaptı. )
- Telsizle konuşurken arada SUS!!!
- TELTİK ile TELTİKLİ ile TELTİKSİZ
- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] ile ...
( Posa haline getirme. )
- TELVİS[Ar.] değil/yerine/= KİRLETME
- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK
( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )
- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME
- TEMAS ETMEK değil/yerine/= DEĞİNMEK
- TEMAS ETMEK değil/yerine/= GÖRÜŞMEK
- TEMAS ETMEK ile TELEFONLA İLETİŞİM
( CONTACT vs. CONTACT BY PHONE )
( مراجعه کردن ile تماس ile محل اتصال ile ارتباط ile تماس گرفتن ile تماس تلفني گرفتن )
( MARAJEEH KARDAN ile TAMAS ile MOHAL ETESAL ile ERTABAT ile TAMAS GARAFTAN ile TAMAS TALFANY GARAFTAN )
- TEMAS[Ar.] değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMAYÜL" (ETMEK/EDEMEMEK) ile/değil TAHAYYÜL (ETMEK/EDEMEMEK)
- TEMÂYÜL/MÜTEMAYİL değil/yerine/= EĞİLİM/Lİ
- TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN
- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]
( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )
- TEMBELLEŞMEK ile TEMBELLEŞTİRMEK ile TEMBEL/LİK ile TEMBELCE
- TEMBELLİK YAPMAMAK ile/ve TEMBELLİK YAPAMAMAK
( Bilginin, ilmin yetersizliğinden. İLE/VE Aklın yetersizliğinden. )
- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK
( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )
- [ne yazık ki]
TEMBEL/LİK ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK
- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME
- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> SEDANTER[Fr. < SÉDENTAIRE SÉDENTAİRE]
( ... İLE/VE/||/<> Düzenli fizikî hareketliliğin olmadığı, tembel ve hareketsiz yaşam tarzı süren. )
- TEMBEL/LİK ve/<>/|| SEVGİSİZ/LİK
- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK
- TEMBİHLEMEK ile TEMBİHLENMEK ile TEMBİH ile TEMBİHLİ ile TEMBİHSİZ
- TEMDÎT[Ar. TEMDÎD < MEDD] değil/yerine/= UZATMA, SÜRDÜRME | BİR HARFİ UZUN OKUMA | SULANDIRMA
- TEMEDDÜH[< MEDH] değil/yerine/= BÖBÜRLENME, KENDİNİ ÖVME
- TEMEDDÜN[Ar. < MEDENİYET] değil/yerine/= UYGARLAŞMA | KENTLEŞME
- TEMEKKÜR[Ar. < MEKR] < HÎLE[Ar.]
- TEMEL BİLİMLER ile KLİNİK BİLİMLER
- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN
- FUNDAMENTAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DALGA BOYU
- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER
- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ
- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS
- UNIT OPERATIONS[İng.] / OPERATIONS D'UNITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEMEL İŞLEMLER
- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK
- TEMEL MANTIĞIN:
"AŞILMASI" değil EKLENMESİ
- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK
- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK
( BASE vs. BASE ADDRESS vs. BASE PIECE vs. BASE REGISTER vs. BASEBALL vs. BASELESS vs. BASELESSNESS vs. BASEMENT vs. BASENESS )
( پايگاه ile دني الطبع ile پست فطرت ile فرومايه ile لئيم ile پايه ستون ile نشاني پايه ile توپ مبنا ile ثبات پايه ile بيسبال ile بي اساس ile بي ماخذ ile بي پايه ile بي اساسي ile زير زمين ile زيرزمين ile سرداب ile دوني ile پست فطرتي ile فرومايگي ile دنائت )
( PAYGAH ile دني الطبع ile PAST FETRAT ile فرومايه ile لئيم ile PAYYEH SETON ile NESHANY PAYYEH ile TOP MOBNA ile SOBAT PAYYEH ile BEYSABAL ile BEY ASAS ile BEY MAKHZ ile BEY PAYYEH ile BEY ASASY ile ZYR ZAMYNE ile ZYRAZMYNE ile SARDAB ile DONY ile PAST FETRATY ile FOROMAYGY ile DANAET )
- TEMEL ile TEMEL DİL ile TEMEL SORUMLULUK ile TEMEL OLARAK ile TEMEL BİLGİLER
( BASIC vs. BASIC LANGUAGE vs. BASIC RESPONSIBILITY vs. BASICALLY vs. BASICS )
( پايهاي ile اصلي ile اساسي ile زبان بيسيک ile وظيفهاساسي ile اساساً ile اصلاً ile پايه کار )
( PAYCPEHAY ile ESLY ile ASASY ile ZABAN BEYSYK ile VAZYFANPEHESASY ile اساساً ile ESLAN ile PAYYEH KAR )
- TEMELLENDİRME ile/ve/<> DAYANDIRMA
- TEMELLENDİRMEK ile/ve/||/<>/> DEĞERLENDİRMEK
- TEMEL/LENDİRMEK ile/ve/||/<> NEDEN/SELLEŞTİRMEK
( WELL-FOUNDING vs. CAUSALING )
- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK
- TEMELLENMEK ile TEMELLEŞMEK ile TEMELLENDİRMEK ile TEMELLEŞTİRMEK ile TEMEL/LÜK ile TEMELLİ/LİK ile TEMELSİZ/LİK ile TEMEL HARF ile TEMEL TAŞI ile TEMEL CÜMLE ile TEMEL DİREK ile TEMEL DURUŞ ile TEMEL TÜMCE ile TEMEL DİREĞİ ile TEMEL DUVARI ile TEMEL EĞİTİM ile TEMEL HAKLAR ile TEMEL KAZISI ile TEMEL ÇİVİSİ ile TEMEL ÖNERME ile TEMEL SAYILAR ile TEMEL ÖĞRETİM ile TEMEL BİLİMLER ile TEMELLİ SENATÖR
- TEMELLUK[Ar. < MELK] ile TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK]
( Yaltaklanma, dalkavukluk. İLE Mülk edinme, kendine mâl etme, sahip olma. )
- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA
- TEMERKÜZ ile TEMERKÜZ KAMPI
- TEMERRÜD değil/yerine/= DİRENİM
- TEMERRÜT[Ar.] değil/yerine/= DİRENME | EK FAİZ
( Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim. | Ek faiz ödememe durumu. )
- TEMERRÜT ile TEMERRÜT FAİZİ
- TEMESSÜK[< MESK] ile ...
( TUTUNMA, SARILMA | BORÇ SENEDİ )
- TEMESSÜK ile/||/<> VAKIF TEMESSÜKÜ ile/||/<> TAPU TEMESSÜKÜ ile/||/<> TEFVÎZ ile/||/<> CİHET-İ İTÂ-YI SENET ile/||/<> VAKF-I MÜSTESNÂ ile/||/<> MAZBÛT VAKIFLAR ile/||/<> MÜLHAK VAKIFLAR ile/||/<> TEVLİYET ile/||/<> MÜTEVELLİ ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> MECLİS-İ İDÂRE
( Eski hukukta borç senedi. | Has, timar ve zeamet sahipleri ile mütevelliler tarafından verilen, miri ve vakıf arazide tasarruf yetkisini bildiren belge. @@ Vakıf memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Tapu memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Para mukabilinde ya da satılan bir hak mukabilinde hükümet tarafından verilen. @@ Senetin veriliş nedeni, iktisâb. @@ Vakıflar idaresinin müdahale ve mürakabesi olmaksızın, doğrudan doğruya mütevellileri tarafından idare olunan vakıflar. @@ Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıflar; bir vakıf iki biçimde mazbut vakıf olur; ya tüm vakıf yöneticileri ölmüştür ya da vakfeden kişi yönetici göstermemiştir. Bu durumda bu vakıfların yönetimi devlet tarafından ele alınır; devlet bu yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü eli ile kullanır. @@ Vakfın vakfiyesindeki şartlara göre vakfın işlerini gören (mütevellileri) tarafından yönetilen vakıflar. Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimine tâbidir. @@ Vakıf malları üzerinde kullanma yetkisi, vakıf işine bakma görevi. Bu görev sahiplerine mütevelli denir. @@ Bir vakfın idaresine memur edilen kişi. @@ Vakfa gelir getirmesi için tavanlı, damlı ve damsız vakfedilmiş olan mallar anlamına gelen müstegal kelimesinin çoğuludur. Çatısı bulunmayan arsa bağ bahçe gibi yerler. @@ Yönetim kurulu, idare meclisi. )
- TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/değil/yerine/= BENZEŞME | ÖZÜMLEME
( Bir biçim ve sûrete girme. | İnsan biçiminde görünme. | Benzeşme. İLE/DEĞİL/YERİNE/= [biyoloji] Özümleme. )
( [not] ... vs./but/= ASSIMILATION )
- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] değil/yerine/= DALGA/LANMA
- TEMEYYÜ'[Ar. < MEY | çoğ. TEMEYYÜÂT] ile TEMEYYÜH[Ar.]
( Sıvı/mâyi durumuna gelme/geçme, cıvıklaşma. İLE Sulanma. )
- TEMEYYÜZ[Ar. < MEYZ]:
HALK ile/ve/||/<> BA'S
( Benzerleri içinde sivrilme, seçilir duruma gelme, kendini gösterme.[< MEYZ: Ayırmak, üstün tutmak.] )
- TEMEZZÜC ile ...
( UYUM )
- TEMİN ETMEK değil/yerine/= SAĞLAMAK
- TEMİZ HAVA ve/<> BİSİKLET
- TEMİZ HAVADA YAŞAMALI!
- TEMİZ NİYET ve TEVEKKÜL
- TEMİZ ile TEMİZ KOPYA ile TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMİŞ ile KUMLA TEMİZLENDİ ile TEMİZLİK ile TEMİZLEYİCİ ile TEMİZLİK ile TEMİZLİK ile TEMİZLEMEK ile TEMİZLEYİCİ ile TEMİZLİK
( CLEAN vs. CLEAN COPY vs. CLEAN UP vs. CLEANED vs. CLEANED WITH SAND vs. CLEANEDNESS vs. CLEANER vs. CLEANING vs. CLEANNESS vs. CLEANSE vs. CLEANSER vs. CLEANSING )
( نقي ile نظيف کردن ile پاکيزه کردن ile بدون آلودگي ile چرک گرفتن ile تروتميز ile نظيف ile چرک کردن ile تميز کردن ile تنظيف کردن ile بي گند ile طاهر ile پاکيزه ile تميز ile بي آلايش ile پاک ile صريح ile زدودن ile پاک نويس ile پاک کردن ile جمع و جور کردن ile پاک کرده ile پاک شده ile ريگمال ile پاک شدگي ile زداينده ile تميز کننده ile پاک کننده ile زدايش ile تميز کاري ile رفت و روب ile پاک سازي ile طهر ile صفا ile تميزي ile زدودگي ile پاکيزگي ile تطهير کردن ile زداي ile پاکسازي )
( نقي ile NEZYFE KARDAN ile PAKYZAH KARDAN ile BEDON ALODEGY ile CHARK GARAFTAN ile تروتميز ile نظيف ile CHARK KARDAN ile TAMYZ KARDAN ile TANZYFE KARDAN ile BEY GAND ile TANPAR ile PAKYZAH ile TAMYZ ile BEY ALAYSH ile PAK ile SARYHE ile ZADUDAN ile PAK NOYS ile PAK KARDAN ile JAM VE JOR KARDAN ile PAK KARDEH ile PAK SHODEH ile ريگمال ile PAK SHODEGY ile ZADAYNADEH ile TAMYZ KONANDEH ile PAK KONANDEH ile ZADAYSH ile TAMYZ KARY ile RAFT VE ROB ile PAK SAZY ile TAHAR ile SAFA ile TAMYZY ile ZADOODEGY ile PAKYZAGY ile TATEHYR KARDAN ile ZADAY ile PAKSAZY )
- TEMİZE ÇIKARMAK ile TEMİZE ÇIKARMA
( EXONERATE vs. EXONERATION )
( تبرئه کردن ile مبرا کردن ile مبرا بودن ile تبرئه ile تبري )
( TABRE KARDAN ile MOBRA KARDAN ile MOBRA BODAN ile TABRE ile TABARY )
- TEMİZE ÇIKARMAK ile/değil/yerine/>< TEMİZLENMEK
- TEMİZLEMEK ile BOĞAZINI TEMİZLE ile NET YAZI ile GÜMRÜKLEME ile TEMİZLENDİ ile TAKAS ile AÇIKLIK
( CLEAR vs. CLEAR THE THROAT vs. CLEAR WRITING vs. CLEARANCE vs. CLEARED vs. CLEARING vs. CLEARNESS )
( عيان ile مبرهن ile صاف ile ساطع ile صاف کردن ile معلوم ile نامبهم ile ناب ile واضح ile ترخيص کردن ile غيرمبهم ile مشهود ile متجلي ile منجلي ile گويا ile جلي ile صريح ile مبين ile شفاف ile بيضاء ile فصيح ile زلال ile روشن ile سينه ساف کردن ile خط واضح ile برائت ذمه ile مفاصا ile زدوده ile منقي ile مکان مسطح ile روشني ile عياني ile صافي )
( عيان ile MOBREAN ile SAF ile SATE ile SAF KARDAN ile MALUM ile نامبهم ile NAB ile VAZEH ile TARKHYSE KARDAN ile غيرمبهم ile MOSHEHOD ile MOTEJELY ile منجلي ile GOYA ile جلي ile SARYHE ile MOBYNE ile SHAFAF ile بيضاء ile FASYHE ile ZELAL ile ROSHEN ile SYNAH SAF KARDAN ile KHAT VAZEH ile BARAET ZEMEH ile MOFASA ile ZADUDEH ile منقي ile MAKAN MOSATH ile روشني ile عياني ile SAFY )
- TEMİZLEMEK ile/ve/<> GİDERMEK
( TATHÎR ile/ve/<> ... )
- TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMEK ile TEMİZLETMEK ile TEMİZLENEBİLMEK ile TEMİZLETEBİLMEK ile TEMİZLEYEBİLMEK ile TEMİZ/LİK ile TEMİZCE ile TEMİZ KAN ile TEMİZ PAK ile TEMİZ PARA ile TEMİZLİKÇİ/LİK ile TEMİZLEMECİ/LİK ile TEMİZ KALPLİ/LİK ile TEMİZ KAĞIDI ile TEMİZ RAPORU ile TEMİZ YÜREKLİ/LİK ile TEMİZLİKÇİ KADIN ile TEMİZLİK MALZEMESİ
- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK
- TEMİZLENME ile/ve EVRİM
- TEMİZLİK ile/ve/<> DÜZEN/DÜZENLEME/TERTİP
- TEMİZ/LİK ve/<> GÜZEL/LİK
- TEMİZ/LİK ile/ve/<> PARLAK/LIK
- TEMKİN/Lİ değil/yerine/= SAKINI/K
- TEMMUZ ile/ve/||/<>/> KIZIL ISI
( Yılın yedinci ayı. İLE/VE/||/<>/> Temmuz'un çok sıcak olan ikinci yarısı. )
- TEMPERATURE :/yerine SICAKLIK
- TEMPLATE ETKİ ile/||/<> CHELATE ETKİ
( Template metal yönlendirme, chelate entropi kararlılığı. )
( Formül: Kinetik İLE termodinamik )
- TEMPLATE SENTEZ ile/||/<> DİREKT SENTEZ
( Template metal yönlendirme, direkt serbest ligand. )
( Formül: In situ İLE izole )
- TEMSİL ETME ile/ve BİLDİRME
( TO REPRESENT vs./and TO NOTIFY )
- TEMSİL/TEMESSÜL/ANABOLİZMA/ASİMİLASYON değil/yerine/= ÖZÜMLEME/YAPIM
- TEMSİLCİ DEMOKRASİ ile/yerine KATILIMCI DEMOKRASİ
( REPRESENTATIVE DEMOCRACY vs. PARTICIPATIVE DEMOCRACY
PARTICIPATIVE DEMOCRACY instead of REPRESENTATIVE DEMOCRACY )
- TEMSİLEN değil/yerine/= ÖZDEYİCE/ADINA
- TEMSİLÎ değil/yerine/= ÖZDEYİLİ
- YARGITAY/TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )
- TEN ile TEN RENGİ ile TEN FANİLASI
- TENÂFÜR-İ HURÛF[Ar.] ile TENÂFÜR-İ KELİMÂT[Ar.]
( Kulağa hoş gelmeyen harflerin birarada bulunması.[nesterenlenmiş vb.] İLE Kulağa hoş gelmeyen sözcüklerin birarada bulunması.[uyumuşmuş vb.] )
- TENÂFÜS[Ar. çoğ. TENÂFÜSÂT] ile TENEFFÜS[Ar. < NEFES]
( Kıskanma, haset etme, çekememe. İLE Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
- TENÂKUZ ile TUTARSIZLIK
- TENÂSSUH[Ar.] ile TENÂSÜH[Ar. < NESH]
( Aklı başına gelme. Öğüt alma/dinleme. İLE Canlılığın sürekliliği inancı. Ölümden sonra yaşamın insandan insana, hayvandan insana ya da insandan hayvana geçmesi inancı. | Mirasçının, mirası almadan önce ölümüyle, miras malın onun mirasçılarına kalması. | Bazı hayvanların kurttan kelebek durumuna dönüşmesi. )
- TENÂSSUR[Ar. < NASRÂN] ile TENÂSUR[Ar. < NASR]
( Hıristiyan olma. İLE Yardımlaşma. )
- TENÂSÜL-İ BİKRÎ[Ar.], PARTENOJENEZ/PARTHÉNOGÉNÈSHE[Fr.] ile URANISME ile ...
( Eşeysel ilişki olmaksızın gerçekleşen doğum. İLE Eşeysel ilişkiye varmayacak biçimde eril ile erilin sevişmesi. )
- TENDAİ ile/||/<> SHİNGON ile/||/<> SHİN ile/||/<> NİSHİREN
( Çin'de T'ien T'ai Budist okulundan gelişmiş Japon Budist okulu. @@ Görkemli törenleri ve töre severliğiyle ün yapmış Budist okulu. @@ Jodo ya da Arık Ülke Budizmi'nin bir kolu. @@ Tendai Budizm okulundan türemiş yurt sevgisini herşeyden öne alan Budist okulu. )
- TENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K ile BEN'DE/BENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K
- TENDENCY vs. INCLINATION
- TENDENCY vs. INTEREST
- TENDENCY :/yerine EĞİLİM
- TENDİNİT ile/||/<> BURSİT
( Tendonların yangılanması. İLE/||/<> Eklem çevresindeki bursa adı verilen keselerin yangılanması. )
- TENEBBÜ'[Ar. < NÜBÜVVET] ile TENEBBÜ'[Ar. < NEBEÂN] ile TENEBBÜH[Ar. < NEBÂHAT]
( Peygamberlik iddiasına kalkışma. İLE Yerden kaynama. İLE Uyanma, uykudan kalkma. | Gafletten kurtulma, kendine gelme, aklını başına toplama. | Uyarım.[Fr. EXCITATION] )
- TENEDDÜB[< NEDBE] ile ...
( Yaranın kapanması. )
- TENEFFU'[Ar. < NEF | çoğ. TENEFFUÂT] ile TENEFFUH[Ar. < NEFH] ile TENEFFUH[Ar.]
( Yararlanma. İLE Şişme, kabarma. | Urlanma. İLE Boş laflarla gururlanma. )
- TENEFFÜL[Ar.] ile TENEFFÜR[Ar. < NEFRET]
( Nâfile namaz kılma ya da oruç tutma. İLE İğrenme, tiksinme. | [mecaz] Soğuma. )
- TENEFFÜS[Ar. < NEFES]["TENEFÜS" değil!] ile TENEFFÜZ[Ar. < NEFZ]
( Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. İLE Nüfuzlu, sözü geçer olma. )
- TENEFFÜS değil/yerine/= DİNLENİ/TINIŞ
- TENEFFÜS ile TENEFFÜS ZİLİ
- TENEFFÜS-İ CİLDÎ ile TENEFFÜS-İ KASABÎ ile TENEFFÜS-İ SAFÎRÎ ile TENEFFÜS-İ SINÂÎ ile TENEFFÜS Bİ-L-HEVÂ
( Deri solunumu. İLE Trake solunumu. [biyolojide] İLE Havanın soluk borularına girdiği ya da çıktığı sırada doğal olmayan ses. (tıp'ta) İLE Boğazdan açılan yapay bir delik aracılığıyla sayrının soluk alması. (tıp'ta) İLE Hava ile solunum. )
( TENEFFÜS[< NEFES]: Nefes, soluk alma; Yorgunluk almak için dinlenme; Tan yeri ağarma; Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
- TENEMMÜL[Ar. < NEML] ile TENEMMÜR[Ar. < NİMR | çoğ. TENEMMÜRÂT]
( Karınca gibi kaynama. | Gövdenin bir tarafının/örgeninin karıncalanması. İLE Kaplanlaşma, kaplan huylu olma. | Birini korkutmak için gümbürtülü ses çıkarma. | Korkutma. )
- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] ile/ve/||/<> MUSALLA[Ar.] ile/ve/||/<> KATAFALK[Fr. < CATAFALQUE]
( Kırkından sonra azanı, teneşir paklar. )
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. İLE Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE Önünden geçilerek kendine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer. )
- TENESSÜH[Ar.] ile TENEZZÜH[Ar. < NÜZHET]
( Pek güzel, eşsiz, çok az bulunur olma. İLE Gezinti. )
- TENESSÜR[Ar. < NESR] ile TENEŞŞÜR[Ar. < İNTİŞÂR < NEŞR]
( Açılma, serpilme, yayılma. İLE Yayılma, dağıtma. | Üreme. | Gizli bir şeyin, ağızdan ağıza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma,[Fr. DISPERSION]. | [kimya] Dağılım, yayınma, difüzyon. )
- TENEVVÜ ile TENEVVÜR
- TENEVVÜ'[Ar. < NEV | çoğ. TENEVVÜÂT] ile TENEVVÜR[Ar. < NÛR]
( Çeşitlenme, çeşitlilik. İLE Nurlanma, parlama, ışıldama. )
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ve/||/<>/> ARABA
( Eskiden, arabalara, tenezzüh denilirdi. Sadece hekimler kullanırdı. Hekim dışındakilerin araba kullanması ayıptı ve görgüsüzlüktü. )
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ile TENEZZÜL[< NÜZÛL]
( Gezinti. İLE Kendine aykırı düşen bir işi ya da durumu kabul etme, alçalma, inma. | Alçakgönüllülük, kibirsizlik. | Fiyatta düşme/inme, indirim. )
- TENEZZÜL ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> TEVECCÜH ETMEK
- TENEZZÜL ETME(ME)K ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBAR ETME(ME)K
- TENEZZÜL ve KERÂMET
- TENEZZÜL değil/yerine/= ÖZİNDİRME
- TENEZZÜL ile/ve/değil/<> TEŞEBBÜS
- TENFÎS[Ar. < NEFES | çoğ. TENFÎSÂT] ile TENFÎŞ[Ar. çoğ. TENFÎŞÂT] ile TENFÎZ[Ar. < NÜFUZ | çoğ. TENFÎZÂT]
( Soluklandırma/nefeslendirme, soluklandırılma. İLE Pamuk atma, yün ditme. İLE Hükmünü yürütme, nâfiz kılma. )
- TENİS ESKRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ (TED) :
( 1936 yılında Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Avni Şaşa, Mecdi Serdengeçti, Memduh Moran, Ali Sermet, Salih Köreairf, Cihat Teğin, Rıza Arseven, Prof. Dr. Orhan Safa, Aydın Arakon, Prof. Dr. İhsan Şükre Aksel, Vedat Abut, Rıza Derviş, Tevfik Ali Çınar ve Neşet Kavdoğan tarafından kuruldu. Dernek; tenis, eskrim, dağcılık, basketbol ve masa tenisi dallarında faaliyet göstermektedir. Dünyanın en popüler zemini olan rebound - ace kaplı 10 açık, 4 kapalı ve kış aylarında kullanılan 5 balon kortu var. 2003 yılında düzenlenen " İST. İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası" (İTF (Uluslararası Tenis Federasyonu) ve ATP (Profesyonel Tenisciler birliği) gözlemcileri, hakemleri ve yabancı sporcuların değerlendirmeleriyle dünyadaki 44 ülkede yapılan 129 Challenger turnuvası arasında birinci seçilerek "2003 Challenger Ödülü" nü aldı. İlhan Şükran Aksel, Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Mecdi Serdengeçti, Şefik Yur, Germi Çapa, Erol Simavi, Avni Akman, Medeni Merk, Faruk Ebubekir, Prof. Dr. Behput Cevanşir ve Mehmet Tınaz başkanlık yaptılar. Prof. Dr. Behput Cevanşir Simge Başkan kabul edilmiştir. )
- TENKİDİ[Ar.] değil/yerine/= ELEŞTİRİLİ, ELEŞTİRMELİ
- TENKÎH[Ar. < NİKÂH çoğ. TENKÎHÂT] ile TENKİH[Ar. çoğ. TENKİHÂT]
( Nikâh etme/edilme, nikâh kıyma/kıyılma, evlendirme, evlendirilme. İLE Bir şeyin fazla ve gereksiz bölümlerini çıkartıp düzeltme, ayıklama, arıtma. | Hububatın taşını, toprağını ayıklama. | Me'mur maaşlarından indirme. )
- TENKÎL[Ar. çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[Ar. < NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]
( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )
- TENKİS[Ar. < NÜKS] ile TENKÎS[Ar. < NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ[Ar.]
( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )
- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]
( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )
( ... vs. ... vs. CRITIQUE )
( ... avec ... avec CRITIQUE )
- TENKİT(MUAHEZE) ile ELEŞTİRİ
( Olumsuz eleştiri. İLE Hem olumlu, hem olumsuz olabilir. )
- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME
- TENKİT ile TENKİTLİ ile TENKİTÇİ/LİK ile TENKİTSİZ
- TENSÎK[Ar. < NESAK] değil/yerine/= DÜZENLEME, DÜZELTME, YOLUNA KOYMA
- TENSILE STRENGTH[İng.] değil/yerine/= GERILIM GÜCÜ
- TENTE[İt. < TENDA] değil/yerine/= GÖLGELİK
- TENTE ile TENTELİ ile TENTESİZ ile TENTE GÜVERTESİ
- TENTENE[yerel]/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile KOPANAKİ[Yun.]
( Her türlü iplikle örülen ya da bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü. İLE El ile bir tür dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. | Bu araç üstünde örülen bir dantel türü. )
- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR
- TENVİR[Ar.] değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME
- TENYA ile/ve EKİNOKOK
( ... İLE/VE Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü. )
- TEŞBİH:
TENZİHSİZ ile/değil/yerine/>< TENZİHLİ
( Şizofrenik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sanat. )
- TENZİHTE, TEŞBİHİ GÖRMEK ile/ve/<> TEŞBİHİ, TENZİHTE GÖRMEK
( İkisi de, birliğe/tevhide getirir. )
- [TENZİH-TEŞBİH ile/ve/> TENZİHTE TEŞBİH, TEŞBİHTE TENZİH] ile/ve/değil/yerine/> HEM TENZİH, HEM DE TEŞBİH | NE TENZİH, NE DE TEŞBİH
- TENZİLAT ile TENZİLATLI ile TENZİLATSIZ
- MERKEZCİLİK:
TEO ile/ve/<>/> HOMO ile/ve/<>/> ETNO ile/ve/<>/> GEO ile/ve/<>/> EGO ile/ve/<>/> ECO
- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ
- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER
( THEOLOGY: ATLAS FELEGININ INNER CONCAVE vs./and AY FELEGININ OUTER CONVEX ARASI/NDAKI/LER )
- TEOLOJİ/İLÂHİYAT ile METAFİZİK
- TEOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve EPİSTEMOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ETİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ESTETİK GÜVENLİK ALANI
- HEIGHT EQUIVALENT OF A THEORETICAL PLATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEORİK TABAKAYA EŞDEĞER YÜKSEKLİK (HETP)
- TEORİK/NAZARİ değil/yerine/= KURAMSAL
- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ
- PEAK VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CRÊTE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE GERİLİMİ
- TEPE ile BUZLUĞAN
( ... İLE Üzerinde buz eksik olmayan, yüksek dağ tepesi. )
- TEPECİK, STIGMA = İSTİGMA = STIGMATE
- TEPEDEN İNME ile/ve/||/<> SONRADAN GÖRME
- TEPEDEN TIRNAĞA (BOYANMAK)
- TEPELEMEK yerine ANLAŞMAK VE/> ANTLAŞMAK
- TEPELEMEK ile TEPELEME
( Ayakları altında ezmek. | Bozguna uğratmak, hırpalamak, yakalamak, basmak, enselemek. | Kıyasıya dövmek. | Öldürmek. İLE Tepe biçimi verecek ya da kenarlarından taşacak kadar olan, taşacak kadar yığmak/dizmek. )
- TEPEÜSTÜ CAMİİ :
( Maden mahallesinin üst kısımlarında yapıldığı için bu ismi almıştır. Osmanlı mimarı stilinde yapılan caminin tarihi özelliği yoktur. )
- TEPEÜSTÜ ÇEŞMESİ (ÇAMLIK ÇEŞMESİ) :
( Maden Mahallesinin Tepeüstü mevkiinde, Zekeriyaköy yolunun solundaki sokaktadır. Çeşme 2002'de Sarıyer Belediyesince onarıldı. Uzun yıllar susuz kalan çeşmeye Nalbant Çeşmenin alt kısmındaki kaynak suyu bağlanarak su akışı sağlandı. Çeşmenin mahalle sakinlerince 1970'li yıllarda yapıldığı biliniyor. Mermer kitabesinde şöyle yazıyor: Bismillahirrahmanirrahim/ Biz her canlıya sudan hayat verdik". )
- TEPEYURT, DURSUN (GİRESUN, 1959) :
( Emekli Beden Eğitimi öğretmeni. İlk, orta lise ve yüksek öğrenimini İstanbul'da yaptı. 1981'de Sarıyer Orta Okuluna Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. 1983 yılında Sarıyer Spor Kulübü'nde atletizm antrenörlüğüne getirildi. Bu görevi ile birlikte, futbol okulunun da başına getirildi. 1987 yılında Enka Spor Kulübü atletizm antrenörlüğü görevini üstlendi. Enka Spor Kulübü antrenörlüğü görevini yürütürken atletizm milli takım antrenörlüğü ile görevlendirildi ve yıldız, genç ve büyükler atletizm milli takımlarını çalıştırdı. Çalıştırdığı atlerden Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıktı. 2019 itibariyle milli takımlardaki görevi devam ediyor. Sarıyer atletizm takımını çalıştırırken, Mutlu Çörten, Çiğdem Çemberci, Feride Sütçü, Demirhan Çemberci, Hüseyin Kav, Erkan Barlas, Halit Kılıç, Merve Aydın, Aslı Arık gibi pek çok milli sporcuyu Türk atletizmine kazandırdı. Halen Atletizm milli takımı başında antrenör olarak görev yapmaktadır. Uluslararası atletizm hakem olup, pek çok uluslararası panel ve seminerlere katıldı. Sarıyer Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Spor Müdürlüğü Atletizm Temsilcisi olarak da görev yaptı. Sarıyer'de atletizme sevdiren ve pek çok atlet yetiştiren bir antrenördür. )
- TEPHİR[Ar.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA
- TEPİLMEK ile TEPİNMEK ile TEPİŞMEK ile TEPİKLEMEK ile TEPİRLEMEK ile TEPİNDİRMEK ile TEPİ ile TEPİK ile TEPİR ile TEPİŞ
- TEPİNMEK ile/ve/<> DİDİNMEK
( Ayaklarını hızla yere ya da bir şeye üst üste vurmak. | Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak. | Gürültü etmek. | Direnmek. İLE/VE/||/<> Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak. )
- REACTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKEN
- TEPKİ ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK
( vs./and/||/<>/but/< TO THINK
TO THINK instead of REACTION )
- TEPKİ ile/ve/değil TEDİRGİNLİK
- TEPKİ ile/>< TEPKİ BOZUKLUĞU SENDROMU
( ... İLE/>< Beyin rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan, tepki ve yanıt verme gibi yetileri aşırı derecede etkileyen bir sendrom. )
( REACTION vs./>< SPATIAL NEGLECT )
(1996'dan beri)