Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 36.682 başlık/FaRk ile birlikte,
36.682 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(46/148)
- EVRİM:
DOĞAL SEÇİLİM KURAMI/ÖRNEĞİ ile/ve/değil/yerine/<>/>< DAYANIŞMA(SYMBIOSIS) KURAMI/ÖRNEĞİ
( Ekvator bölgesinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Sibirya'da. )
( CHARLES DARWIN ile/ve/değil/yerine/<>/>< PYOTR KROPOTKIN[09 Aralık 1842 - 08 Şubat 1921] )
- EVRİM GEÇİRMEK ile EVRİMLEŞTİ ile GELİŞEN
( EVOLVE vs. EVOLVED vs. EVOLVING )
( تکامل پيدا کردن ile تکامل يافتن ile متحول )
( TAKAMEL PEYDA KARDAN ile TAKAMEL YAFTAN ile MOTEHVAL )
- EVRİM ile BİYOÇEŞİTLİLİK
( Canlı türlerinin zamanla değişimi. İLE Dünyadaki tüm canlı türlerinin çeşitliliği. )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİKLİK
( [not] EVOLUTION vs./and/but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİM
( [not] EVOLUTION vs./but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/<> DOĞAL SEÇİLİM
( Canlı türlerinin zamanla değişimi. İLE/VE/DEĞİL/<> Evrimin itici gücüdür ve yaşamda kalma ve üreme olasılığı en yüksek olan canlıların genlerini gelecek kuşaklara aktarmasını sağlar. )
- EVRİM/SEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELİŞİM/SEL
( )
( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<> PROGRESS/DEVELOPMENT
PROGRESS/DEVELOPMENT instead of EVOLUTION )
- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]
- EVRİMSEL GELİŞİM BİYOLOJİSİ ile PALEONTOLOJİ
( Evrimsel değişimlerin embriyonik ve gelişimsel süreçlerle nasıl ilişkili olduğunu inceleyen bir bilim dalı. İLE Geçmişteki yaşam formlarını inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, fosiller ve öteki paleontolojik kanıtlar, evrimin mekanizmaları ve canlıların zaman içinde nasıl değiştiği hakkında bilgi edinmek için kullanılmakta. )
- EVRİMSEL SÜREÇTE:
AŞAMALI/DERECELİ DENGE ile/ve/||/<> SIÇRAMALI DENGE
(
Evrimsel Süreçte Dereceli ve Sıçramalı Denge
Evrim Hızı ve Paternlerine İlişkin İki Temel Model
DERECELİ DENGE (Gradualism)
Önerici: Charles Darwin (1859)
Temel İlke: "Natura non facit saltum" (Doğa sıçrama yapmaz)
Tanım: Evrimsel değişimin sürekli, yavaş ve küçük adımlarla gerçekleştiği klasik evrim modeli
SIÇRAMALI DENGE (Punctuated Equilibrium)
Önericiler: Niles Eldredge & Stephen Jay Gould (1972)
Temel İlke: Uzun durağanlık + Kısa hızlı değişim
Tanım: Evrimsel değişimin uzun durağan dönemler ve kısa, hızlı değişim dönemleri ile karakterize olduğu model
| Özellik | Dereceli Denge | Sıçramalı Denge |
|---|---|---|
| Değişim Hızı | Sabit, yavaş | Değişken, dönemsel hızlı |
| Zaman Ölçeği | Milyonlarca yıl sürekli | Binlerce yıl hızlı + milyonlarca yıl durağan |
| Morfolojik Değişim | Sürekli, kademeli | Ani, sonra sabit |
| Türleşme Paterni | Anajenez (düz hat) | Kladogenez (dallanma) |
| Ara Formlar | Bol miktarda | Nadir |
| Fosil Kaydı Yorumu | Eksik veri sorunu | Gerçek patern yansıması |
| Popülasyon Boyutu | Büyük popülasyonlar | Küçük, izole popülasyonlar |
| Mekanizma Tipi | Dereceli Denge | Sıçramalı Denge |
|---|---|---|
| SELEKSİYON VE ADAPTASYON | ||
| Doğal Seçilim | Sürekli işler | Dönemsel yoğunlaşır |
| Çevresel Baskı | Kademeli değişim | Ani krizler |
| Adaptasyon | Yavaş ve sürekli | Hızlı ve sıçramalı |
| GENETİK MEKANİZMALAR | ||
| Gen Akışı | Yüksek | Düşük/Kesilmiş |
| Mutasyon Etkisi | Küçük, birikimli | Büyük etkili olabilir |
| Genetik Sürüklenme | Minimal | Önemli rol |
| Kurucu Etkisi | Önemsiz | Kritik |
| Gözlem | Dereceli Açıklama | Sıçramalı Açıklama |
|---|---|---|
| Ara Form Azlığı | Fossilleşme nadirdir, kayıt eksik | Geçiş çok hızlıdır |
| Morfolojik Durağanlık | Stabilize edici seçilim | Gelişimsel homeostaz |
| Ani Görünümler | Göç ya da eksik kayıt | Gerçek hızlı türleşme |
| Coğrafi Paternler | Kademeli yayılma | Lokal türleşme + yayılma |
| Stratigrafik Boşluklar | Sedimentasyon boşlukları | Evrimsel stasis dönemleri |
| Örnek | Model | Kanıt |
|---|---|---|
| DERECELİ DENGE ÖRNEKLERİ | ||
| Foraminiferler | Dereceli | Okyanus sedimentlerinde sürekli kayıt, kademeli morfolojik değişim |
| At Evrimi | Dereceli | Hyracotherium'dan Equus'a kademeli boyut ve diş değişimi |
| Darwin İspinozları | Dereceli | Gaga adaptasyonunda sürekli seleksiyon ve mikroevrim |
| SIÇRAMALI DENGE ÖRNEKLERİ | ||
| Kambriyen Patlaması | Sıçramalı | 540 milyon yıl önce ani çeşitlenme, yeni body planlar |
| Cichlid Balıkları | Sıçramalı | Afrika göllerinde binlerce yılda yüzlerce tür |
| Bryozoalar | Sıçramalı | Cheilostome türlerinde durağanlık + ani değişim |
| KARIŞIK PATERNLER | ||
| Memeliler | Karışık | Hem aşamalı, hem de sıçramalı örnekler |
| Türleşme Tipi | Aşamalı Model | Sıçramalı Model |
|---|---|---|
| Simpatrik | Aynı alanda yavaş ayrışma | Nadir, hızlı ekolojik ayrışma |
| Allopatrik | Coğrafi yalıtım + yavaş değişim | Yalıtım + hızlı değişim |
| Parapatrik | Komşu popülasyonlarda gradyan | Sınır bölgelerinde hızlı değişim |
| Peripatrik | Periferal populasyonlar yavaş ayrışır | Küçük populasyonlarda hızlı evrim |
| Bulgu | Dereceli Destek | Sıçramalı Destek |
|---|---|---|
| Moleküler Saat | Sabit mutasyon oranı | Değişken evrim hızı |
| Nötral Teori | Sürekli genetik değişim | Morfolojik durağanlık açıklar |
| Hox Genleri | Kademeli değişim | Ani fenotipik sıçrama |
| Gen Duplikasyonları | Yavaş işlev değişimi | Hızlı yenilik potansiyeli |
| Epigenetik | Sürekli modifikasyon | Ani fenotip değişimi |
| Takson | Baskın Patern | Açıklama |
|---|---|---|
| Memeliler | Karışık | Hem aşamalı, hem de sıçramalı örnekler bulunuyor |
| Kuşlar | Daha sıçramalı | Ada radyasyonları, hızlı adaptasyon |
| Böcekler | Sıçramalı | Metamorfoz, hızlı çeşitlenme |
| Bitkiler | Daha aşamalı | Sürekli morfolojik değişim |
| Mikroorganizmalar | Çok hızlı | Horizontal gen transferi, hızlı adaptasyon |
| Deniz Omurgasızları | Değişken | Öbeğe ve çevreye bağlı |
| Etmen | Aşamalı Etki | Sıçramalı Etki |
|---|---|---|
| İklim Değişimi | Kademeli adaptasyon | Kriz ve fırsat penceresi |
| Rekabet | Sürekli seçilim baskısı | Niş boşalması ve doldurma |
| Predasyon | Evrimsel silahlanma yarışı | Ani seçilim baskısı |
| Habitat | Yavaş değişim | Fragmentasyon, yalıtım |
| Kitlesel Yok Oluş | Arka plan yok oluş | Adaptif radyasyon fırsatı |
Tarihsel Gelişim
- 1859: Darwin - Türlerin Kökeni (Dereceli model)
- 1940-1960: Modern Sentez - Dereceli model hakimiyeti
- 1972: Eldredge & Gould - Sıçramalı denge önerisi
- 1980-1990: Yoğun tartışmalar ve kanıt arayışı
- 2000+: Entegre modeller, moleküler kanıtlar
Aşamalı Denge Özellikleri
- Sürekli ve yavaş değişim
- Doğal seçilim sürekli işler
- Küçük mutasyonların birikimi
- Büyük popülasyonlar
- Yüksek gen akışı
- Ara formlar bol
- Fosil kaydı eksik
Sıçramalı Denge Özellikleri
- Uzun durağanlık dönemleri
- Kısa hızlı değişim anları
- Küçük yalıtılmış popülasyonlar
- Kurucu etkisi önemli
- Genetik sürüklenme etkili
- Ara biçimler nadir
- Fosil kaydı gerçeği yansıtır
| Uzlaşım Noktaları | Açık Sorular | Araştırma Yönleri |
|---|---|---|
| İki model birbirini dışlamaz | Durağanlığın moleküler temeli? | Genomik çözümlemeler |
| Farklı ölçeklerde farklı paternler | Gelişimsel kısıtlamaların rolü? | Evo-devo çalışmaları |
| Takson ve çevre özeli | İklim değişimi etkisi? | Deneysel evrim |
| Mekanizmalar çeşitli | Genomik devrimlerin sıklığı? | Paleogenomiks |
( GRADUALISM vs./and/||/<> PUNCTUATED EQUILIBRIUM )
- EVRİŞİM -ile
( CONVERSION )
- EVSEMEK ile EVSEL ATIK
- EVSİZ/LİK ile EVSİZ BARKSIZ
- EVVELDEN[Ar.] değil/yerine/= ÖNCEDEN/ÖNCELERİ/ESKİDEN
- EVVELİ değil/yerine/= ESKİDEN/ÖNCEKİ
- EVVEL/LİK ile EVVELİ ile EVVELCE ile EVVEL AHİR ile EVVEL BAHAR
- EVVELSİ SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE
- EWALD-KORNFELD METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EWALD-KORNFELD[Fr.] / EWALD-KORNFELD-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD-KORNFELD YÖNTEMİ
- EWALD METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EWALD[Fr.] / EWALD/SCHE METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWALD YÖNTEMİ
- EWING THEORY OF FERROMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DU FERROMAGNÉTISME D'EWING[Fr.] / EWING-FERROMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWİNG FERROMANYETİZMA KURAMI
- EX ANTE PREVIOUSLY[İng.] değil/yerine/= ÖNCEDEN
- EXACTLY vs. COMPLETELY
- EXACTLY :/yerine TAM OLARAK
- EXAMINATION :/yerine MUAYENE, SINAV
- EXAMINE :/yerine İNCELEMEK
- EXAMPLE vs. SAMPLE vs. INSTANCE vs. SPECIMEN
- EXAMPLE :/yerine ÖRNEK
- EXCEPTION :/yerine İSTİSNA
- EXCESS vs./and PROBLEM
- EXCITING :/yerine HEYECAN VERİCİ
- EXCURSION[İng.] değil/yerine/= AÇILMA | GEZİNIM
- EXECUTION vs. DEATH PENALTY
- EXHIBIT :/yerine SERGİLEMEK
- EXISTENCE AT OUT vs. EXISTENCE AT MIND vs. EXISTENCE AT LANGUAGE vs. EXISTENCE IN WRITTEN
- EXPENSE :/yerine MASRAF
- EXPERIENCE :/yerine DENEYİM
- EXPERİMENTAL EVOLUTİON ile/||/<> NATURAL EVOLUTİON
( Experimental evolution kontrollü laboratuvar koşullarında evrim deneyi yaparken İLE natural evolution doğal çevre koşullarında gerçekleşen evrimdir )
( Formül: Controlled selection )
- EXPLAIN :/yerine AÇIKLAMAK
- EXPLAINING vs./and SHARING
- EXPLANATION vs. SUMMARY
- EXPLODE :/yerine PATLAMAK
- EXPLORE :/yerine KEŞFETMEK
- EXPLOSION :/yerine PATLAMA
- EXPORT PROMOTION and EXPORT RESTRICTIONS and EXPORT SUBSIDY and EXPORT VOLUME and TEMPORARY EXPORT
( İhracatın teşviki. VE İhracat sınırlamaları. VE İhracat sübvansiyonu. VE İhracat hacmi. VE Geçici ihracat. )
- EXPRESS :/yerine İFADE ETMEK
- exsic.[Lat. < EXSICCATUS] değil/yerine/= KURU, KURUTULMUŞ
- ext. sup. alut.[Lat. < EXTENDE SUPER ALUTEM] değil/yerine/= DERİ ÜZERİNE YAYINIZ
- EXTEND :/yerine UZATMAK, GENİŞLETMEK
- EXTENSION :/yerine UZATMA, EKLENTİ
- EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE
- EXTREME DEVOTION vs. TO BEAR
- EXTREME VALUE THEOREM ile/||/<> INTERMEDİATE VALUE
( EVT kapalı aralık max/min, IVT sürekli ara değer. )
( Formül: Max/min existence İLE intermediate )
- EXTREME :/yerine AŞIRI
- EXTREMOPHİLE BİOLOGY ile/||/<> MESOPHİLE BİOLOGY
( Extremophile biology aşırı çevre koşullarına uyum sağlamış organizmalar incelerken İLE mesophile biology ılıman koşullardaki organizmları inceler )
( Formül: Extreme environment adaptation )
- EYEBROW vs. EYELASH
- EYERLEMEK ile EYERLENMEK ile EYERLETMEK ile EYER ile EYERCİ/LİK ile EYERLİ ile EYERSİZ ile EYER KAŞI ile EYER KALTAĞI
- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )
( ACT! and/||/<> SHOW! and/||/<> PROVE! )
- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ
- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK] ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA
- EYLEM ile/ve/değil/||/=/<>/< DİRENME
- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME
- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL
( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )
- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )
- EYLEME = ACT, OPERATE[İng.] = AGIR[Fr.] = HANDELN[Alm.] = AGERE[Lat.] = OBRAR[İsp.]
- EYLEMEK ile EYLEYEBİLMEK ile EYLEM/LİK ile EYLEMCİ/LİK ile EYLEMLİ/LİK ile EYLEMSİZ/LİK ile EYLEM PLANI ile EYLEMSİZLİK İLKESİ
- Eylemle KONUŞ!!!
- Eylemli KONUŞ!!!
- İKTİDAR:
"EYLEMSEL" değil/yerine/></< HUKUKÎ
- EYLEMSİ -ile
( GERUND, PARTICIPLE )
- ÂTİL SEYELÂN[Osm.] / INERTIAL FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT INERTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZ AKIŞ
- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )
( [not] THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION vs./but THOUGHT/TO THINK IN ACTION
THOUGHT/TO THINK IN ACTION instead of THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION
By doing you succeed, not by arguing.
A change of heart is action.
When all is done, the mind remains quiet. )
- EYLEMSİZ HAREKET ile/ve/||/<> KÜTLE ÇEKİMİ ALTINDAKİ NESNENİN HAREKETİ
- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI
- AXIS OF INERTIA[İng.] / AXE DE L'INERTIE[Fr.] / INERTIALACHSE, INITIALACHSE, TRÄGHEITSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK EKSENİ
- TENSEUR D'INERTIE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK GERGİSİ
- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ
- INERTIA INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ INERTIELLE[Fr.] / SCHWUNGKRAFTINSTABILITÄT, TRÄGHEITSINSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK KARARSIZLIĞI
- INERTIA MATRIX[İng.] / MATRICE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MATRİSİ
- MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MOMENTİ
- TRÄGHEITSTENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK TENSÖRÜ
- MOMENT OF INERTIA RADIUS, RADIUS OF INERTIA[İng.] / GYRATIONSRADIUS, TRÄGHEITSHALBMESSER, TRÄGHEITSRADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK YARIÇAPI
- INERTIA TENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK YERDEĞİŞTİRİCİ
- ATÂLET[Osm.] / INERTIA[İng.] / INERTIE[Fr.] / INERTIAL, TRÄGHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK
- EYLENCE değil EĞLENCE
- EYRING EQUATION[İng.] / ÉQUATION D'EYRING[Fr.] / EYRING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG DENKLEMİ
- EYRING THEORY[İng.] / THÉORIE D'EYRING[Fr.] / EYRING-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG KURAMI
- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile/ve/||/<> ÇEKİŞENLERİN EYTİŞİMİ(AMPHETESIS[Yun.])
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve DEVİM/DİNAMİK
( DIALECTIC vs./and DYNAMIC )
- EYTİŞİM ile EYTİŞİMSEL
- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]
- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ve/||/<> GÖRELİLİK ve/||/<> HOLOGRAFİK EVREN ve/||/<> SİBERNETİK ve/||/<> KUVANTUM
- EYTİŞİM ile/ve KAVRAMSAL EYTİŞİM
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK
- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile SÜREÇ(VETÎRE)
( DIALECTIC vs. PROCESS )
- EYTİŞİM ve UZAKDOĞU KÜLTÜRÜ
- EYTİŞİM ve/||/<> YÖNTEMSEL KUŞKU
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL ile/ve/||/<> TARİHSEL
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇATIŞKI[ANTİNOMİ] (VE GELİŞTİRİLMESİ)
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<> TARİH
- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile ZITLIK
( DIALECTIC vs. CONTRARINESS )
- EYÜP ODABAŞI SPORCULAR PARKI :
( Yenimahalle meydanında ve eski vapur iskelesinin önündeki alanda yapılan bir parktır. Sarıyer S. K. nün eski milli futbolcusu ve Yöneticisi; Yenimahalle spor Kulübünün kurucularından ve başkanlarından Eyüp Odabaşı'nın adı verilen bir parktır. 650,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 160 m²'lik yeşil alanı ve 90 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- EZÂLEHU 'AN MEVZİ'İHÎ[Ar.] ile EZELLEHÛ[Ar.]
- EZBER değil/yerine/= BELLEME
- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK
- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK ve/||/<>/> KÖTÜLÜK
- EZBER/İ BOZMALI/BOZABİLMELİ!
- EZEJERE" değil EKZAJERE
- EZEL ile EZELİ/LİK ile EZEL EBET ile EZELİ TAKDİR ile EZELİ REKABET
- EZEL değil/yerine/= ÖNCESİZLİK
- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE
( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )
- EZELİ REKABET[Ar.] değil/yerine/= ESKİLİ ÇEKİŞKİ
- EZELİ değil/yerine/= ESKİLİ/ÖNCESİZ
- EZGİLENMEK ile EZGİLEŞMEK ile EZGİLEŞTİRMEK ile EZGİ ile EZGİN/LİK ile EZGİÇ ile EZGİLİ ile EZGİNCE ile EZGİSEL/LİK
- EZİK ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜ
- EZİK ile/değil UTANGAÇ/SİNGİN
- EZİLE BÜZÜLE (İSTEMEK, SÖYLEMEK, SORMAK)
- EZİLMEK ile EZİLEBİLMEK ile EZİLİVERMEK ile EZİLE BÜZÜLE
- EZİYET değil/yerine/= İNCİTİM
- [ne yazık ki]
!EZİYET ile/<> !İŞKENCE[Fars. < ŞİKENCE]
- EZİYET(CEVR) ile/ve/değil/||/<>/>/< ISTIRAP
( Fiziksel. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Zihinsel/düşünsel. )
- EZİYET ile/değil/yerine MEZİYET
- EZKÂR[< ZİK[İ]R]:
ZİKİRLER | ANMALAR, ANIMSAMALAR, SÖYLEMELER -<
- EZMEK ile EZİLMİŞ ile EZİLMİŞ ile KIRICI
( CRUSH vs. CRUSHED vs. CRUSHED DOWN vs. CRUSHER )
( خرد شدن ile خرد گشتن ile باصدا شکستن ile خردشدن ile له کردن ile خرد کردن ile له ile منکوب ile فشارنده ile لهکننده )
( KHARD SHODAN ile KHARD GOSHTAN ile BASEDA SHKASTAN ile خردشدن ile LAH KARDAN ile KHARD KARDAN ile LAH ile MANKOB ile FESHARANDEH ile لهکننده )
- f./ft.[Lat. < FIAT] değil/yerine/= YAP, YAPINIZ
- F-LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= F KATMANI
- F-ZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= F MERKEZİ
- F CENTERS[İng.] / CENTRES-F[Fr.] ile/değil/yerine/= F MERKEZLERİ
- f SAYISI(BAĞIL AÇIKLIK/DURDURMA SAYISI) ile F(APPLETON) TABAKASI
( Merceğin, odak uzaklığının etkin çarpına oranıyla elde edilen, ışınlama[exposure] süresiyle ters orantılı olan ve odak oranı bulunan bir karakteristiği. İLE İyonosferin, yeryüzünden yaklaşık olarak 150 - 1000 km. yükseklikler arasındaki, serbest elektronların en yüksek derişimde bulunduğu en yüksek tabakası. )
- COUCHE F[Fr.] / F-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= F TABAKASI
- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE
- FABRİKA ile FABRİKACI/LIK ile FABRİKASYON
- FABRİKA değil/yerine/= ÜRETİMLİK
- FAC-/FACİ- ile/||/<> FASCİ- ile/||/<> PROSOP-/PROSOPO-
( Yüz. İLE/||/<> Bant. İLE/||/<> Yüz. )
- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE
( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )
( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. WITH Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )
- FACİALAŞMAK ile FACİALAŞTIRMAK ile FACİA ile FACİALI
- -FACIENT ile/||/<> -FICATION ile/||/<> -FEROUS ile/||/<> FUNCT- ile/||/<> -GEN/-GENE ile/||/<> -GENESIS ile/||/<> HEREDO- ile/||/<> -PRAXIA/-PRAXIS ile/||/<> -PLASIA/-PLASIS/-PLASY ile/||/<> -PLAST/-PLASTIC/-PLASTY/-PLASY ile/||/<> -PARA/-PAROUS ile/||/<> -POIESIS/-POIETIC ile/||/<> NE-/NEO- ile/||/<> -OSIS/SIS- ile/||/<> SEPT-/SEPTI-/SEPTO- ile/||/<> ECH-
( Yapmak, oluşturmak. İLE/||/<> Yapmak, neden olmak. İLE/||/<> Oluşturmak, sağlamak, yapmak. İLE/||/<> Yapma, hizmet, işlev. İLE/||/<> Oluşturulan, yayılan, yönlendirilen, oluşturan, yönlendiren, meydana getiren, babası olmak. İLE/||/<> Herhangi bir şeyin oluşumu, kaynağı. İLE/||/<> Genetiksel. İLE/||/<> Etki, yapma, tedavi uygulamaları. İLE/||/<> Gelişme ile ilgili, oluşum. İLE/||/<> Oluşturan, oluşma, oluşturma olayı, meydana getirme, gelişme, büyüme, canlı ilkel göze. İLE/||/<> Yapma, oluşturma, ortaya çıkarma, doğurma. İLE/||/<> Oluşum ya da yapımla ilgili. İLE/||/<> Yeni, son, yeni gelişen bölüm, anormal yeni oluşum. İLE/||/<> Bir durum, olay, koşul, fizyolojik artım, oluşum. İLE/||/<> Bölme, bölüm/septum ile ilgili, yedi. İLE/||/<> Sahip olmak, birleşmek. )
- FACTORY :/yerine FABRİKA
- FACULTY :/yerine FAKÜLTE
- FAĞFUR ile FAĞFURİ
- FAGOSİT ile FAGOSİTE ETMEK ile FAGOSİTE OLMAK ile FAGOSİTOZ
( Yutar göze. İLE Yutmak. İLE Yutulmak. İLE Göze yutarlığı. )
- FAGOSİT değil/yerine/= YUTARGÖZE
( Organik ya da inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan gözesi. )
- FAGOT ile/ve FAGOTTO
- FÂHİŞ ile İHTİKÂR
- FAHRENHEIT ile/ve/<> CELSIUS
( 1708 ile 1742 )
- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL
- FAILURE :/yerine BAŞARISIZLIK
- FAIRLY :/yerine OLDUKÇA, ADİL BİR ŞEKİLDE
- FAİZLENDİRMEK ile FAİZ ile FAİZCİ/LİK ile FAİZLİ ile FAİZSİZ ile FAİZ HADDİ ile FAİZ ORANI ile FAİZ FİYATI
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT değil AYNI ZAMANDA
- FAKİH ile İLMİHAL BİLEN/HOCA
- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI
- FAKİRİN SABRI ile ZENGİNİN SABRI
( Gaflette olduğu halde, zevkte/neşede olmadığı halde, tüm olumsuz koşullara karşın istikâmet üzere devam etmek. İLE Çok yalnız olduğu, çok ikram ettiği halde bile taşkınlık yapmayarak istikâmet üzere devam etmek. )
- FAKİRLEŞMEK ile FAKİRLEŞTİRMEK ile FAKİR/LİK ile FAKİRCE ile FAKİRİZM ile FAKİR CEVHER ile FAKİR FUKARA
- FAKİR/LİK ile/değil PARASIZ/LIK
- FAKO- ile FARMA/KO-
( Göz merceği [ile ilgili]. İLE İlaç [ile ilgili]. )
- FAKÜLTE ile FAKÜLTELİ
- FAKÜLTE ile KONUŞMA FAKÜLTESİ
( FACULTY vs. FACULTY OF SPEECH )
( قوه ذهني ile استداد فکري ile گويائي )
( GHOOH ZEANY ile ESTEDAD FEKARY ile GOYEY )
- FAKÜLTE ile/ve/||/<>/> ÜNİVERSİTE
( Bilim dalları. ile/ve/||/<>/> Felsefe. )
- FALAFEL -ile
( Kızarmış soğanlı nohut ezmesi. [Lübnan mutfağı mezelerinden] )
- FALAN ile FALANJ ile FALANCA ile FALANJİST ile FALAN FİLAN ile FALAN FISTIK ile FALAN FESTEKİZ ile FALAN FEŞMEKAN
- FALANCA ..., FİLANCA ...
- FALANKS/PHALANX[İng.] değil/yerine/= PARMAK KEMİĞİ
- FALÇATA ile FALÇATALI ile FALÇATASIZ
- FALİYET değil FAALİYET
- FALSO ile FALSOLU ile FALSOSUZ/LUK
- FAMILIAR :/yerine TANIDIK
- FAMİLYA ile FAMİLYAL
( Aile. İLE Ailesel. )
- FAMİLYA = FASÎLE = FAMILLE
- FAN ile FANATİK
( Hayran, pervane. İLE Bağnaz. )
- FANATİK değil/yerine/= BAĞNAZ/TUTKUN
- FANATİK ile FANATİK ile FANATİZM
( FANATIC vs. FANATICAL vs. FANATICISM )
( متعصب ياهواخواه ile تعصبي ile پرتعصب ile تعصب ile کوته فکري )
( MOTASAB YHAVAKHAH ile تعصبي ile پرتعصب ile TASAB ile KOTEH FEKARY )
- FANATİKLEŞMEK ile FANATİK/LİK
- FANATİKLEŞ(TİR)ME ile/ve/||/<> TARAFTARLAŞ(TIR)MA
- FANİLA ile/ve VELENSE
- FANNING'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE FANNING[Fr.] / FANNING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG DENKLEMİ
- FANNING FRICTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE FROTTEMENT DE FANNING[Fr.] / FANNING-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG SÜRTÜNME KATSAYISI
- FANTASTİK ile FANTEZİ
( FANTAST vs. FANTASY )
( نويسنده خيالپرست ile فانتزي ile نقشه خيالي )
( NOYSANDEH KHYALPAREST ile FANTZY ile NAQSHEH KHYALY )
- FANTASY vs. IMAGINATION
- FANTASY :/yerine FANTEZİ
- FANTEZİ YAPMAK ile/değil/yerine FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK
- FANTEZİ değil/yerine/= DÜŞLEM
- FANTEZİ ile FANTEZİST
- FANTOM/PHANTOM[İng.] değil/yerine/= HAYALET
- PHANTOM[Alm.] ile/değil/yerine/= FANTOM
- FANUS ile FANUSLU
- FARAD ile FARADİK
( FARAD vs. FARADIC )
( فاراد ile القا شده )
( FARAD ile ELGHA SHODEH )
- FARADAIC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY AKIMI
- FARADAY BIREFRINGENCE[İng.] / BIRÉFRINGENCE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE DOPPELBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ÇİFT KIRILMASI
- FARADAY'S DISC[İng.] / DISQUE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE SCHEIBE, FARADAYSCHE RUNDSHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİSKİ
- DIAMAGNETISCHE WIRKUNG VON FARADAY[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİYAMANYETİK ETKİSİ
- FARADAY'S LAW OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI/KANUNLARI
- FARADAY'S LAWS OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI
- FARADAYSCHES ELEKTROLYSEGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASASI
- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ
- FARADAY'S LAW OF INDUCTION[İng.] / FARADAYSCHES INDUKTIONSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY İNDÜKSİYON YASASI
- FARADAY CAGE[İng.] / CAGE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER KÄFIG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KAFESİ
- FARADAY KAFESİ ile/||/<> MANYETİK KALKAN (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Faraday elektrik, manyetik kalkan manyetik alan engeller )
( Formül: E=0 içerde İLE B yönlendirilir )
( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )
- FARADAY DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KARANLIK BÖLGESİ
- FARADAY CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY SABİTİ
- FARADAY CYLINDER[İng.] / CYLINDRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER ZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY SİLİNDİRİ
- FARADAY TUBE[İng.] / TUBE DE FARADAY[Fr.] / FARADAY-RÖHRE, FARADAY-TUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY TÜPÜ
- FARADAY ile/||/<> COULOMB ile/||/<> AMPERE ile/||/<> ELEKTROKİMYA YASALARI
( Elektrik ve kimyasal değişim ilişkileri. )
( Formül: Q = nF )
( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )
- FARADAY[İng.] / FARADAY[Fr.] / FARADAY[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY
- NONFARADIAC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAYİK OLMAYAN AKIM
- LOIS DE L'ÉLECTROLYSE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= FARADAY'IN ELEKTROLİZ YASALARI
- LOIS DE L'INDUCTION DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= FARADAY'IN İNDÜKSİYON YASALARI
- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM
- FARBA ile FARBALI ile FARBASIZ
- FARBA/FARBALA[Fr.] değil/yerine FIRFIR
- FARE ile ANADOLU FARESİ
- FARE ile ÇEKİRGE FARESİ
- FARE ile HAMSTER
- FARE ile KALEMİS
( ... İLE Bir tür misk faresi. )
- FARE ile/ve KESEĞEN
- FARE ile/ve LEMMING
- FARE ile MEEKAP/FİRAVUN FARESİ
( ... İLE Afrika'da, özellikle Mısır'da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan. )
( ... ile NİMS )
( MOUSE vs. PHARAOH MOUSE )
( ... cum HERPESTES ICHNEUMON )
- FARE ile MİSK FARESİ/KALEMİS
- FARE ile/değil UZUN KULAKLI ARAP TAVŞANI
( ... İLE Moğolistan'da, Gobi Çölü'nde yaşarlar. [İlk 6 haftalarını, yerin altında, ailesinin korumasında geçirerek büyür ve yaşarlar.] )
( NTV - Yaşam Öyküsü 1. Bölüm (İlk Adımlar)[41:00 - 44:20 arası] )
- FARENKS/FARİNKS ile FARİNGEAL
( Boğaz, yutak. İLE Boğaz [ile ilgili], yutak [ile ilgili]. )
- FARFARA/LIK ile FARFARACI/LIK
- FARIMAK ile FARKLILAŞMAK ile FARKSIZLAŞMAK ile FARKLILAŞTIRMAK ile FAR ile FARE ile FARK ile FARS ile FARZ ile FARKLI/LIK ile FARSÇA ile FARKSIZ/LIK ile FARE OTU ile FARKLICA ile FARKSIZCA ile FART FURT ile FARE DELİĞİ
- PRESSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= FARK BASINCI
- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI
( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- FARK YARATMA ÇABASI yerine BÜTÜNÜ GÖRMEYE ÇALIŞMAK
( TRYING TO SEE ENTIRE instead of TO STRIVE "TO CREATE DIFFERENCE" )
- FARK ile ÇELİŞKİ
( DIFFERENCE vs. DISCREPANCY )
- FARK ile/ve/değil DİZİLİM
( [not] DIFFERENCE vs./and/but STRING )
- FARK ile ÖZELLİK
( DIFFERENCE vs. PECULIARITY )
- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK
- FARKINDALIK ve/||/<>/< ÂN'A ODAKLANMA
- FARKINDALIK ve/||/<>/>/< DENEYİMLEME
- FARKINDALIK ile/ve/<> İÇ GERİLİM
- FARKINDALIK ile/ve/||/<> MESAFELİ FARKINDALIK
( AWARENESS vs. DETACHED MINDFULNESS )
- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK
- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT
( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere, Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve birbirimize, -en azından gülümseyerek :)- Ümit aşılamaya devam ediyoruz... :) )
- FaRkLaR (Kılavuzu/"Sözlüğü") ile/ve/<> FARKINDALIK
( DiFfeReNCeS GUIDE/"DICTIONARY" vs./and/<> AWARENESS )
- FARK/LAR:
NESNEDE ile/ve/değil/||/<> GÖZLEMDE/KEŞİFTE
- FARKLAR ile/ve/değil/> FARKLILIK
( Farkın olumlu ya da olumsuz bir yönde olması/değerlendirilmesi gerekmeden sadece fark olarak! )
( TEFÂVÜT[< FEVT]: İki şeyin birbirinden farklı olması. | İki şey arasındaki fark.
BÎ-TEFÂVÜT/BİLÂ-TEFÂVÜT: Farksız. )
( [not] DIFFERENCES vs./and/but/> DIFFERENCE )
- FARKLILIKLAR ile FARKLAR
( DIFFERENCENESSES" vs. DIFFERENCES )
- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR
- FARKLAR ile/ve/<>/değil/yerine TEMEL/BELİRLEYİCİ FARKLAR
- FARKLI ile/ve DEĞİŞİK
( DIFFERENT vs./and VARIOUS )
- FARKLILAŞMA ve/||/<> ANLAMIN OLUŞMASI
- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- FARKLILIK ile/ve/<> FARKINDALIK
( Farklılık, sadece, farklı olmak isteğinden çıkmaz. Ancak, yaşam biçiminde (de) olursa farklılıktır. )
( DIFFERENCY vs./and/<> AWARENESS )
- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI
( DIFFERENT/DIFFERENCY vs. DIFFERENCE/Y OF QUALITY )
- FARKLILIKLAR değil FARKLAR
(
| Kavram | Açıklama | Örnek Kullanım |
|---|---|---|
| Farklılık |
- Bir durum ya da nesnenin genel olarak farklı olma durmunu tanımlar. - Soyut bir kavramdır ve tekil olarak kullanılır/kullanılmalıdır. |
- "İki kültür arasındaki farklılık, oldukça dikkat çekiciydi." - "Tasarımlardaki farklılık, genel estetik anlayışından kaynaklanıyor." |
| Farklar |
- Belirli iki ya da daha fazla nesne arasındaki somut ya da açık ayrımları tanımlar. - Nesne ya da tek tek gözlemlenebilen durumlar için yeğlenir. |
- "Bu iki öneri arasındaki farklar oldukça belirgindir." - "Renkler arasındaki farklar, hemen göze çarpıyor." |
| "Farklılıklar" |
- En son/üst düşün(dür)me/soyutlama "-lık" ekinden sonra "-lar" çoğul ekinin kullanımı gereksiz/yanlıştır. Dil bilgisi hatasıdır. - Yerine "farklılık" ya da "farklar" yeğlenmelidir. |
- Hatalı örnek: İki çalışma arasındaki "farklılıklar", ayrıntılarıyla incelendi. - Doğru: İki çalışma arasındaki farklar, ayrıntılarıyla incelendi. |
( [not] DIFFERENCE but DIFFERENCES )
(1996'dan beri)