Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 36.682 başlık/FaRk ile birlikte,
36.682 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/148)


- ABAROGNOZİ[Yun.] değil/yerine/= BİR NESNENİN AĞIRLIĞINI TARTMA YETİSİNİN YOKLUĞU


- ABARTI ile KABARTI

( Bir şeyi/olayı, olduğundan büyük ya da çok gösterme, mübalağa. İLE Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. )


- ABARTI ile PALAVRA[İsp. < PALABRA]


- ABARTI ile/değil/yerine/>< ZARÂFET


- ABARTILANLAR ile/ve/||/<> ANLAŞILMAYANLAR ile/ve/||/<> GÖZARDI EDİLENLER


- ABARTMA ile AĞDALAMA


- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME


- ABARTMA ile/ve GAYRETKEŞLİK


- ABARTMA ile İDEALLEŞTİRME


- ABARTMA ile KABARTMA

( Zihinde[vehmin olumsuz kullanımıyla]/olaylarda/olgularda/kavramlarda. İLE Nesnelerde. )


- ABARTMA/EKSAJERE ile/ve/||/<> KABALAŞTIRMA/VULGARİZE


- ABARTMAK ile/ve/||/<>/> ABANMAK


- ABARTMAK ile ABARTMA ile ABARTI ile ABARTILI ile ABARTICI

( EXAGGERATE vs. EXAGGERATING vs. EXAGGERATION vs. EXAGGERATIVE vs. EXAGGERATOR )

( اغراق کردن ile غلو کردن ile اغراق گفتن ile گزاف گوئي کردن ile مبالغه کردن ile مبالغه گو ile گزافهگو ile مبالغه ile گزافه گويي ile مبالغه گويي ile غلو ile اغراق ile گزاف ile گزافه ile گزاف گوئي ile اغراق آميز ile مبالغه آميز )

( EGHARAGH KARDAN ile GHLU KARDAN ile EGHARAGH GOFTAN ile GOZAF GOIY KARDAN ile MOBALEGHEH KARDAN ile MOBALEGHEH GO ile GOZAFEHGO ile MOBALEGHEH ile GOZAFEH GOYY ile MOBALEGHEH GOYY ile GHLU ile EGHARAGH ile GOZAF ile GOZAFEH ile GOZAF GOIY ile EGHARAGH AMYZ ile MOBALEGHEH AMYZ )


- ABARTMAK ile APARTMAK[< APARMAK]

( Bir nesneyi ya da durumu olduğundan daha önemli, daha büyük ya da daha çok göstermek. | Bir iş, bir davranış ve benzerlerinde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak. İLE Alıp götürmek. | Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak. )


- ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK


- ABARTMAK ile/ve/||/<> GÜZELLEMEK


- ABARTMAK ile/ve/değil/yerine "KÖPÜRTMEK"


- [ne yazık ki]
KONULARI/AYRINTILARI/OLAYLARI/SORUNLARI:
ABARTMAK ile SAPTIRMAK ile TIRMANDIRMAK


- ABAŞO[İt.] değil/yerine/= AŞAĞI, ALTTAKİ, ALT | GEMİYİ HALATLA KARAYA BAĞLAMA


- ABAZANLAŞMAK ile ABAZA ile ABAZAN/LIK ile ABAZACA


- ABBE KIRILMA ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE KURAMI ve/||/<> ABBE ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE PRİZMASI ve/||/<> ABBE SAYISI ve/||/<> ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI

( Sıvıların kırılma indisini ölçmek için kullanılan kırılmaölçer. VE/||/<> Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. VE/||/<>Bir teleskobun çözme gücü için açısal ayrılma λ/d'den küçük olmamalıdır. Burada λ gelen ışığın dalga boyu, d; objektifin yarıçapıdır. VE/||/<> Dik görüntü elde etmek için kullanılan, iki çift dik açılı prizmadan oluşan ve dört yansıma yapan düzen. VE/||/<> Dağıtıcı gücün tersi. VE/||/<> İyi bir ışık toplama özelliğine sahip, sayısal açıklığı 1.25 olan ve mikroskopide yaygın olarak kullanılan, basit iki mercekten oluşan düzenek. )


- ABBE NAZARİYESİ[Osm.] / ABBE'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABBE[Fr.] / ABBE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE KURAMI


- ABBE MENŞÛRU[Osm.] / ABBE PRISM[İng.] / PRISME D'ABBE[Fr.] / ABBE-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE PRİZMASI


- ABDEST ve TERBİYE


- ABDOMEN ile/||/<>/> ABDOMINAL

( Karın/karınla ilgili. İLE/||/<>/> Karın. )


- ABDOMİN- ile/||/<> CELİ-/CELİO-/COELİ-/COELİO- ile/||/<> OMPHAL-/OMPHALO-/-OMPHALUS ile/||/<> GASTER-/-GASTER/GASTREO-/GASTR-/-GASTRİA/GASTRO- ile/||/<> LAPAR- ile/||/<> LUMB-/LUMBO- ile/||/<> VENTRİ-/VENTRO- ile/||/<> HELC-/HELCO-

( Karın, karınla ilgili. İLE/||/<> Karın, göbek. İLE/||/<> Göbek, göbeğin durumu, navel. İLE/||/<> Mide/karın ile ilgili, mide ile ilgili durum, bölüm ya da benzerliği belirir. İLE/||/<> Yan taraf, böğür, bel, karın(bazen). İLE/||/<> Bel. İLE/||/<> Karın, gövdenin ön tarafı. İLE/||/<> Ülser, ülser yapan, dokuyu yiyen yara. )


- ABDOMİNOKARDİYAK REŞEKS değil/yerine/= KARIN-YÜREK TEPKESİ


- ABDÜLHAMİD HAN (I) ÇEŞMESİ :

( Emirgan'da Muvakkithane Caddesinin tam ortasında Çınaraltı çay bahçelerinin önünde bunan bir meydan çeşmesidir (H. 1197, M. 1782). Çeşme yapılışından günümüze kadar orijinal durumunu korumuştur. Çeşmenin mimarisi devrin üslubu olan barok - rokoko üslubunu yansıtır... Çeşme Başlısu kaynağından akış almaktadır. Birinci Abdülhamid bu meydan çeşmesini zevcelerinden Hümaşah kadın ile oğlu Şehzade Mehmed'in ruhlarını şadetmek için onların adına yaptırmıştır. Bu bakımdan çeşmeye "Hümaşa Kadın" ve "Şehzade Mehmet Çeşmesi" de denilebilir. )


- ABDÜLHAMİD HAN (I) ÇEŞMESİ :

( İstinye'de Cami Sokakta ve Neslişah Camiinin avlu kapısı bitişiğindedir (H. 1197, M. 1782). )


- ABDÜLHAMİD HAN (I) ÇEŞMESİ :

( İstinye'de Neslişah Camiinin avlusuna giriş kapısı bitişiğinde bulunmaktadır. Padişahın oğlu Şehzade Ahmet tarafından yaptırılmıştır (H. 1197, M. 1782). Çeşmenin yüzü düz mermerle kaplanmış, etrafı çerçeve içine alınmıştır. Kitabesi ayna taşı üzerine oturtulmuştur. Kitabe boyandığından özelliğini kaybetmiş durumdadır. Çatısı düz satıhlıdır. Yalağı mermerden olup, tek muslukludur, suyu yoktur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Bu çeşme - i ferahfeza şevketlu kerametli Padişah - ı a'zam, Ve Şehinşah - ı muazzam Halifet - ullah - ı fi lalem, Hadim - ül harameyn - ül muhteremeyn, Sultan Abdülhamid Han halledallahü Saltana tu hu ilâ, Nihayet - id - devran Hazretlerinin eser - i latifleridir" (1197). )


- ABDÜLHAMİD HAN (II) ÇEŞMESİ :

( Rumelikavağı, Altınkum mevkiinde Deniz Kuvvetleri Özel Eğitim Merkezi Piknik sahası içindedir (1318, M. 1900). Çeşmenin yapıldığı tarihten günümüze kadar gelen tek parçası bu kitabe olsa gerek. Eski Türkçe kitabenin Türkçe yazılışı ve hemen altında manası yer alıyor. Çeşmenin memba suyu akarı vardır. Çeşme kitabesinde şöyle yazmaktadır: Tarih - i Muhtar'ı oku ey su içen eyle dua/Abdülhamid Han eyledi bu çeşme - i paki bina" sene 1318 (1900)" )


- ABDURRAHMAN NURETTİN PAŞA YALISI/KOCATAŞ YALISI :

( Yalı Abdurrahman Nurettin Paşa (1833 - 1912) 1900 yılında bir Fransız mimara yaptırılmıştır. Yalı bir süre sonra Maksutzade Sebul Bey tarafından satın alındı. Padişah II. Abdülhamit Şehzade Ahmet Efendi'ye bu yalıyı satın aldı. Şehzade'de yalıyı Şakir Rıfat Atılhan'a sattı. Necmeddin Molla (Kocataş) da yalıyı 35 bin liraya Şakir Rıfat Atılhan'dan 1929 yılında satın olarak konut olarak kullandı. Eski İstanbul Savcısı ve Adalet Bakanı olan Necmeddin Molla'ya (Kocataş) Atatürk misafir gelmiş ve bu yalıda ağırlanmıştır. Yalı Necmeddin Molla öldükten (1949) sonra bakılamamış ve zamanla harap olmuştur. 25.2.1997 tarihinde geçirdiği büyük bir yangından sonra ise kaderine terk edilen yalı 2008 yılında satılmıştır. )


- ABDÜSSELAM-WEİNBERG NAZARİYESİ[Osm.] / ABDÜSSELAM-WEINBERG'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABDUS SALAM-WEINBERG[Fr.] / ABDÜSSELAM-WEINBERGSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABDUS SALAM-WEİNBERG KURAMI


- ABECESEL DİL ile İMGESEL/RESİMSEL DİL


- ABEL GRUBU ile/||/<> DEĞİŞMELİ OLMAYAN GRUP

( Abel grubunda işlem değişmeli, diğerinde değil )

( Formül: ab = ba (Abel) İLE ab ≠ ba (genel) )


- ABELYEN İLE DÖNGÜSEL İLE BASİT ile/||/<> GRUP TÜRLERİ

( Farklı özelliklere sahip grup sınıfları. )

( Formül: G = ⟨a⟩ (döngüsel) )


- ABERAN[Fr.] değil/yerine/= DOĞAL/BİLİNEN DURUMDAN UZAKLAŞAN, SAPKIN


- İNHİRAF[Ar.]/ABERASYON[Fr.] değil/yerine/= SAPKINLIK, SAPINÇ | SAPITMA


- ABET vs. ENCOURAGE vs. ENTICE vs. INCITE vs. INDUCE vs. LURE vs. PROVOKE vs. URGE


- ABHAZ ile ABHAZCA


- ABİDİK-GUBİDİK (ŞEYLERLE UĞRAŞMAK)


- ABILITY :/yerine YETENEK


- ABİYE ile ABİYE SAHİBİM


- ABIETIC ACID[İng.] / ACIDE ABIETIC[Fr.] / ABIETIĆ SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABİYETİK ASİT


- ABİYOTİK ile/>< BİYOTİK

( Canlı olmayan çevresel etmenler. İLE/>< Canlı organizmaları içeren etmenler. )


- ABİYOTİK ile/||/<> BİYOTİK

( Abiyotik cansız faktör İLE biyotik canlı faktör. )

( Formül: Sıcaklık/pH İLE predatör )


- ABİYOTİK ile/ve/||/<> İNORGANİK


- ABLA/LIK ile ABLAK/LIK ile ABLACI/LIK ile ABLAKÇA


- ABLASYON ile/||/<> ABORTUS

( Yok edim. İLE/||/<> Düşük. )


- ABLASYON ile/||/<> AS[S]ENDAN ile/||/<> AVÜLSİYON

( Kesip çıkarma. İLE/||/<> Çıkan, çıkıcı. İLE/||/<> Kopma. )


- ABLASYON[Lat.] değil/yerine/= BUZUN, YÜZEYDEN ERİMESİ


- ABLATİF[Fr. < Lat. < ABLATIF] değil/yerine/= ADIN -DEN DURUMU [ÇIKMA/KAYNAK DURUMU]


- ABLAVUTLAŞMAK ile ABLAVUT/LUK


- ABLEFARİ[Fr.] değil/yerine/= GÖZ KAPAĞININ YOKLUĞU[DOĞUŞTAN/SONRADAN]


- ABLEPSİ[Yun.] değil/yerine/= KÖRLÜK


- ABLUKA[İt. < ABLOCO] ETMEK/ABLUKAYA ALMAK/İHATA ETMEK/MUHASARA ETMEK değil/yerine/= KUŞATMAK


- ABONE/SUBSCRİBER değil/yerine/= SÜREKÇİ


- ABONMAN/ABONE değil/yerine/= SÜRDÜRÜM/CÜ


- ABORDA[İt.] değil/yerine/= GEMİNİN YANINI VEREREK YANAŞMASI


- ABORJİN ile/ve MAORİ

( Yeni Zelanda yerlisi. İLE/VE Yeni Zelanda yerli halkı. )


- ABORTİF ile/||/<> ABORTUS ile/||/<> ABORTUS İMMİNENS ile/||/<> ABORTUS İNSİPİENS

( Düşük yaptıran, eksik. İLE/||/<> Düşük. İLE/||/<> Düşük tehdidi. İLE/||/<> Önlenemeyen düşük. )


- ABORTİF[Fr.] değil/yerine/= GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAYAN (BİTKİ/ÖRGEN) | NORMAL SÜRESİNİ TAMAMLAMADAN İYİLEŞEN HASTALIK


- ABOVE :/yerine ÜSTÜNDE


- ABRAHAM ABULAFIA ve/<> İBN ARABİ


- ABRAHAM PAŞA (İST. 1833 - 1918) :

( Ermeni Sarraf bir ailenin çocuğudur. Asıl Adı Abraham Eremyan'dır. Mısır'da Kavalalı'nın sarayında özel kalem müdürlüğü yaptı. Sultan Abdülhamid'in yakın dostu oldu. Ana dili gibi Türkçe, Arapça ve Fransızca bilirdi. Renkli bir yaşamı vardı. Büyük zenginliğini kumarda bitirdi. Bilezikçi Çiftliği, Beyoğlu'ndaki Cercie d'Odient Kulübüne (Büyük Kulüp) kiralamış olduğu büyük konak ile Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerinde ve Kocataş suyu çeşmesinin Büyükdere tarafındaki dönemin en görkemli eserlerindendi. Bu yalı yanarak ortadan kalktı. Yanan bu yalı yerine Kocataş Suyu Fabrikası inşâ edildi. Necmeddin Molla ve varislerine ait olan Kocataş Yalısı ile bu yalının alakası yoktur. )


- ABRAMAK ile ABRA ile ABRAŞ/LIK


- ABREJE[Fr.] değil/yerine/= ORG KLAVYELERİNİ BAĞLAYAN DÜZENEK


- ABROTIL[İng.] ile/değil/yerine/= ABRODİL


- ABRÖVAJ[Fr.] değil/yerine/= ÇAPAK

( Madencilikte, bir döküm üzerinde oluşan maden ve kum karışımı çapak. )


- ABSENCE :/yerine YOKLUK


- ABSOLÜ REFRAKTER PERİYOT değil/yerine/= MUTLAK DUYARSIZ DÖNEM


- ABSOLU/ABSOLUT/ABSOLUTE ile/||/<> ABSOLU/T/E DUYARSIZ DÖNEM/PERİYOT

( Tam, kesin, saf. İLE/||/<> Kesin duyarsız dönem. )


- ABSOLUTE vs./and JUSTICE


- ABSORBAN ile/||/<> ABSORBANS ile/||/<> ABSORBE ETMEK ile/||/<> ABSORBE OLMAK ile/||/<> ABSORPSİYON ile/||/<> ABSORPTİVİTE

( Emici, soğurucu, yüzeyine bağlayan. İLE/||/<> Emme, soğurum, soğurganlık. İLE/||/<> Emmek, soğurmak, yüzeyine bağlamak. İLE/||/<> Soğurulmak, yüzeye bağlanmak. İLE/||/<> Emilim, soğurma, yüzeyine bağlama. İLE/||/<> Emicilik, soğurganlık. )


- ABSORB/SİYON[Fr.] değil/yerine/= SOĞURUM

( ABSORBE: Emilmiş, soğurulmuş. )


- ABSORPTION FILTERS[İng.] / FILTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON FİLTRELERİ


- SPECTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON TAYFI/SPEKTRUMU


- ABSTRAKSİYONİZM değil/yerine/= SOYUTÇULUK


- AÇ GÖZLÜ ile AÇGÖZLÜ KİŞİ

( GREEDY vs. GREEDY PERSON )

( دندان گرد ile تنگ چشم ile حرص زدن ile پولکي ile پول پرست ile آزمند ile پر ولع ile حريصانه ile حريص ile شره ile طماع ile طمعکار )

( DANDAN GARD ile TANG CHESHAM ile HARS ZADAN ile پولکي ile POL PAREST ile AZMAND ile PAR VAL ile حريصانه ile HARYSE ile SHAREH ile TAMA ile TAMAKAR )


- AC İLE DC İLE PULS ile/||/<> AKIM TÜRLERİ

( Elektrik akımının zaman değişimleri. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- AC İLE DC İLE PULSED İLE RF ile/||/<> ELEKTRİK AKIM TÜRLERİ

( Farklı akım karakteristikleri. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- AÇ-SEFİL (YAŞAMAK)


- AÇ TAVUK, KENDİNİ TAHIL AMBARINDA SANAR ile DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK


- AÇ ile AÇ AÇINA ile AÇ BİİLAÇ ile AÇ KARNINA


- AC-/ACET- ile/||/<> ACANTH-/ACANTHO- ile/||/<> -ANG ile/||/<> APEX- ile/||/<> APİCO-/APİC- ile/||/<> ACR-/ACRO- ile/||/<> CUSP- ile/||/<> CENTE- ile/||/<> -TRESİA/-TRESİS ile/||/<> ATRETO- ile/||/<> -STİXIS

( Keskin, sivri. İLE/||/<> Dikenli, sivri dikensi çıkıntıları olan. İLE/||/<> Açılı, keskin, köşeli, eğri. İLE/||/<> Sivri uc, üst çıkıntı. İLE/||/<> Ucla/apeksle ilgili. İLE/||/<> Uc, ekstremite [akromegali: Ellerin, ayakların ve yüzün anormal büyümesi]. İLE/||/<> Nokta, uc. İLE/||/<> Delme. İLE/||/<> Delme, delik açma, delinme, delikli olma, Perforasyon. İLE/||/<> Açılmamış olma, bir geçitin olmaması, kapalı olması. İLE/||/<> İğne ile girme, ponksiyon. )


- ACAREL, SALİH EM. KORG. (ÜSKÜDAR, 1934) :

( İlk ve orta eğitimi İstanbul'da gördü ve 1954 Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1956'da Kara Harp Okulu'ndan Topçu Asteğmen olarak mezun oldu. Çeşitli birlik ve kurumlarda görev yaptıktan sonra 1970'de Kara Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. 1971'de Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi. 1972 - 1978 yılları arasında Kara Harp Akademisi'nde öğretmenlik yaptı. 1978'de Erzurum 9. Kor. 9. Top. Grp. K. lığı yaptıktan sonra bir süre 9. Kv. Kor. K. lığı emrinde görev yapmış ve 1980 yılında Tunceli 6. J. Kom. A. K.lığı'na atandı. 1981'de Tuğgeneralliğe yükseltildi ve 1981 - 1985 yılları arasında Kayseri Hv. İndirme Tug. K.lığı görevinde bulundu. 1985'te Tümgeneralliğe terfi ederek, İstanbul 6. Piyade Tümen K.lığına atandı. 1987 - 1989 yılları arasında MSB Müş. Eko. Ve Tek. İşl. Yardımcılığı görevini yürüttü. 1989'da Korgeneralliğe yükseltilerek, Elazığ 8. Kor. K.lığına, 1991'de K.K.Eğt. K. lığına, 1992'de de Harita Genel Komutanlığına atandı. Harita Genel Komutanlığı'ndan 30.08.1993'te emekli oldu. Sivil hayata atıldıktan sonra sosyal çalışmalara yöneldi. Sarıyer S. K. de 6. dönem yönetim kurulu üyesi (bir dönem başkan) olarak görev yaptı. )


- ACARSOY, ERTUN (İST. 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti. Sarıyer takımında 63'ü resmi 9'u özel olmak üzere 73 maçta oynadı. PAF maçlarında üç gol attı. )


- ACATAY, A. GAFUR (PROF. DR.) (DENİZLİ, 1913 - 1993) :

( İ. Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesi. Denizli İdadisini bitirdikten sonra 1923 yılında Orman Mektebi Âlisine girdi ve 1926'da mezun oldu. Mezuniyetini takiben bir süre Orman Fen memuru olarak çalıştı. 1931'de tahsilini genişletmek için Almanya'ya gönderildi. 1937'de Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine başasistan olarak atandı. Bir süre sonra doktora tezini verdi ve "Ormancılık İlimlerinun Mühendis doktor" payesini aldı. Orman Koruma ve Entomolji Kürsüsünün kurulmasında büyük emek verdi. 1941'de Doçent, 1946 yılında Profesörlüğe atandı. Kitap veyalınlarından bazıları: Urtedschengen über Menge und Gute des Samenansatz en in verschiedenen Kronenteilen einheimischer Waldbaume (Diploma tezi), 1937), "Ormans Koruma Kılavuzu, 1946", "Zararlı Orman Böcekleri teşhis anahtarı, 1948", "Orman ve Otlatma, 1951", "Türkiye'de Orman Böcekleri ve Muhutu, 1953, tercüme), "Kavak Kitabı, 1956" ve pek çok bilimsel makalesi var. )


- STRANGE QUARK[İng.] / QUARK ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGES QUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP KUARK


- STRANGE PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP PARÇACIK/TANECİK


- STRANGENESS CONSERVATION[İng.] / CONSERVATION DE L'ÉTRANGETÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ACAYİPLİK KORUNUMU


- STRANGENESS[İng.] / ÉTRANGETÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ACAYİPLİK


- ACCOUNT :/yerine HESAP


- ACELE ETMEK ile ACELECİ

( HASTEN vs. HASTENER )

( شتاباندن ile شتاب کننده )

( SHTABANDAN ile SHTAB KONANDEH )


- ACELE ETMEK ile/değil/yerine HIZLI HAREKET ETMEK

( Hızlı hareket edin ama önce kendi kendinizle barışmanın ve çevreye uyum sağlamanın bir yolunu bulun. )

( Fazla ağırdan almayın ama gereksiz yere acele de etmeyin; yolunuzda ilerleyin yeter. )

( Fazla acele eden kişi, kendini her zaman ya birkaç adım önde ya da birkaç dakika geride bulur. )


- [ne yazık ki]
ACELECİLİK ile/ve/||/<> DAYATMA


- ACELECİLİK değil/yerine/= İVECENLİK/EVGİNLİK


- ACEM AŞÎRÂN ile/||/<> ACEM-KÜRDÎ ile/||/<> ARAZBÂR ile/||/<> AŞÎRÂN ile/||/<> BESTENİGÂR ile/||/<> BEYÂTÎ ile/||/<> BÜZÜRG ile/||/<> FERAHNÂK ile/||/<> HİCAZKÂR ile/||/<> HÜSEYNÎ ile/||/<> HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN ile/||/<> HÜZZÂM ile/||/<> ISFAHÂN ile/||/<> MÂHÛR ile/||/<> MUHAYYER-KÜRDÎ ile/||/<> NİHÂVEND ile/||/<> RAST ile/||/<> SABÂ ile/||/<> SEMÂÎ ile/||/<> SÛZNÂK ile/||/<> ŞEHNÂZ ile/||/<> USÛL-HAFİF ile/||/<> YEGÂH

( ACEM AŞÎRÂN

Türk musikisinde kullanılan şed makamlarından biridir. Bu makam çârgâh makamının acem-aşîrân perdesi üzerine kalbolmuş biçimidir. Dominantı çârgâh, tonikası Acem-aşîrân perdeleridir.

İLE/||/<>

ACEMKÜRDÎ

Türk musikisinde kullanılan mürekkep bir makamdır. Acem makamını biçimlendiren acem-aşîrân ve uşşak makamları dizilerinin pest tarafına bir kürdî dörtlüsünün eklenmesiyle tertip edilmiştir. Makamın melodik seyrinde önce acem makamının, sonra da kürdî dörtlüsüyle kürdî makamının özelliklerini gösterir.

İLE/||/<>

ARAZBÂR

Türk müziğinin kadim mürekkep makamlarındandır. Nevâ"da beyâtî ile rast beşlisinin çârgâh"daki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden oluşmuştur. Donanımına mi için bir koma bemolü, konulur; bu arıza, makamı vücuda getiren ilk iki dizide mevcuttur ve uşşak dörtlüsünde de bu ses yoktur. Nota içinde nevâ"da beyâtî için si küçük mücenneb bemolü, diger iki dizi için de si koma bemolü konulur. Makam, uşşak dörtlüsünü inici bir biçimde icra ile la-dügâh perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede nevâ"da beyâtî"nin ve çârgâh"da rast beşlisinin durağı olan do-çârgâh perdeleridir.

İLE/||/<>

AŞÎRÂN

Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının muhtasar biçimidir.

İLE/||/<>

BESTENİGÂR

Oldukça eski mürekkep Türk makamlarındandır. Hususi ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzularında kullanılabilir. Sabâ makamına Irak makamının pest dörtlüsünün (yani Irak perdesindeki segâh dörtlüsünün) ilavesinden meydana gelmiştir. Bu dörtlü ile Irak perdesinde durur. Güçlü, birinci derecede kuvvetli olarak kullanılan çargâh do perdesidir ki, sabânın güçlüsüdür. Donanımına sabâ gibi si için koma ve re için bakıyye bemölü konulur. Lâhin içinde icabeden yerlere sabânın tiz sekizlisi için lâ bakıyye bemolü ve Irak"ın pest dörtlüsü için de fâ bakıyye diyezi ilâve olunur.

İLE/||/<>

BEYÂTÎ

Günümüzde de kullanılan bu makam, Türk müziğinin en eski makamlarından bir tanesidir. Uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilâvesinden mürekkep ve Türk müziğinin 5 numaralı basit makamı olan uşşak"ın inici biçimidir. Uşşak gibi dügâh {lâ perdesinde durur ve güçlüsü nevâ} re"dir. Bu güçlü perdesinin uşşaktan daha önemli olarak kullanılması ve ekseriyâ bu perdeden başlayarak bestekârların bir hicâz geçkisi yapmış olmaları, makamın yapısıyla alâkalı değildir. Uşşak"dan farkı, tiz perdelerden başlaması, bu perdelerde gezinerek ikinci bir biçimde karar etmesidir. Donanımına uşşak gibi si için bir koma bemolü konulur. Niseb-i şerîfesi 8"dir. Orta sekizlideki sesleri şöyledir (pesten tîze doğru) : dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, acem, gardâniye, muhayyer. Beyâtî, uşşak kadar rûha huzur verici değildir. Uşşak"ın tasavvufî ve felsefî karakterine mukabil beyâtî"nin biraz hüzne kaçan bir karakteri vardır.

İLE/||/<>

BÜZÜRG

Türk mûsıkisinin çok az kullanılmış en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi, pûselik beşlisi ve çargâh beşlisinin rast perdesindeki şeddinden (yani mâhur makamının pest beşlisinden) meydana gelmiştir. Ekseriya bu beşlilerde karışık bir süratte seyredildikten sonra, rasttaki çargâh beşlisi ile inici bir biçimde rast perdesinde durulur. Güçlü birinci derecede makamın terkibindeki ilk iki beşlinin ilkinin durağı ve ikincisinin tiz durağı olan nevâ, üçüncü derecede pûselik beşlisinin durağı olan dügâh"dır. Bilhassa seyirde çargâh beşlisine ehemmiyet verilerek ve onun dahilinde gezinilerek yürünür, donanım boştur. Lâhin içinde hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi için fâ bakıyye diyezi konulur, başkaca bir ârızası yoktur.

İLE/||/<>

FERAHNÂK

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen 1820 senelerinde Şâkir Ağa tarafından tertib edilmiştir; biraz eviç makamına benzerse de ifade itibariyle dahi ondan farklıdır. Şen ve hafif mevzular, bahar tasvirleri gibi parçalarda kullanılabilir. Bu makam, nevâ"da rast beşlisi, segâh"da ferah-nâk beşlisi, dügâh"da rast beşlisi, Ferah-nâk beşlisi ve nîm hicazda, hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. Bu diziler ekseriya, karışık bir surette kullanılır. Makam ferah-nâk beşlisi ile karar eder. Durak ırak ve güçlü birinci derecede dügâh perdeleridir. Makam umumiyetle inicidir. Donanıma fa ve do için birer bakıyye diyezi konur. Zikredilen beş dizenin son ikisinde her iki arıza, ilkinde yalnız birinci arıza ve üçüncüsünde yalnız ikinci arıza mevcuttur. Bu diziler kullanılırken, bu noktalar göz önünde tutularak bekar konulur. Segâh"daki ferah-nâk beşlisinin si koma bemolü ve hicaz içerisinde geçen yerlere konur. Bununla beraber hicaz dörtlüsünün kullanılmadığı ferah-nâk eserler de vardır.

İLE/||/<>

HİCAZKÂR

Türk müziğinin şed makamlarındandır. Tahminen 170 sene önce tertib edilmiştir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çok özel bir edâ taşıyan bir diziye sahiptir. Zirgüle basîtesinin rast (sol) perdesindeki şeddidir. (Evcârâ"nın bir yarım ses tizinde kalan biçimi olur). Güçlüsü –beşinci derecesi olan- nevâ"dır. Dizisi inicidir, nispet-i şerîfe sayısı, zirgülede olduğu gibi 7 dir. Donanımına si koma mi ve lâ bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Şu hale göre orta sekizlideki sesleri şöyledir. (tizden peste doğru): gerdâniye, eviç, hisâr, nevâ, çârgâh, segâh, zirgüle ve rast. Ancak bestekârların hicazkâr eserlerde sıkça ve karışık olarak nihâvend ve yegâhda hicaz ile rastda hicaz (donanımı si ve mi koma ve la bakıyye bemolleridir) geçkileri yapmış olduklarını ilave etmek gerekir.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ

Türk müziğinin altı numaralı basit makamıdır; en eski makamlardandır. Hüseynî beşlisi ile uşşak dörtlüsünden müteşekkildir. Durak dügâh ve güçlü –beşinci derece olan- hüseynî perdeleridir. Niseb-i şerîfe sayısı 8 dir. Dizisi çıkıcıdır. İkinci biçimi muhayyer olur. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlideki sesleri şöyledir. (pestden dize doğru): dügâh, segâh, çargâh, nevâ, hüseynî, eviç, gerdaniye ve muhayyer. Hüseynî, klasik bestekârlar tarafından da en çok kullanılan bir kaça makamdan biri olmakla beraber, bilhassa Türk halk müziğinde en çok kullanılmış olan makamdır.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî makamının pest tarafına, Hüseynî-aşîran perdesine nakledilmiş bir uşşak dörtlüsü ilavesinden mürekkep olup, bu dörtlü ile aşiran perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede hüseynînin durağı olan dügâh"tır. Donanımına Hüseynî gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Eskiden vech-i hüseynî de denilen bu makam, esasen hüseynînin pest tarafına tâbi olarak bir dörtlü katılmak suretiyle yapılmıştır ki aşiran perdesinde kalan hüseynîden başka bir şey değildir.

İLE/||/<>

HÜZZÂM

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. En eski mürekkeplerden biri olmakla beraber, bilhassa yaklaşık iki asırdır pek çok rağbet görmüştür. Türk müziğinin koyu hüzün arzeden makamlarından biri olan bu makam, dizisi bir sekizli içinde ifade edilebilen mürekkep makamlardandır. Hüzzam beşlisi ile segâh dörtlüsünden mürekkeptir. Durak segâh ve güçlü –üçüncü derece olan- nevâdır. Dizisi inici çıkıcı olup niseb-i şerîfe sayısı 6"dır. Donanımına si koma, mi bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru şöyledir; segâh, çârgâh, nevâ, hisâr, eviç, gerdâniye, muhayyer ve tiz segâh.

İLE/||/<>

ISFAHÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Pûselik beşlisi, dügâh perdesine nakledilmiş bir rast dörtlüsü ve beyatî makamından meydana gelmiştir. Beyatî"nin durağı ve güçlüsü olan dügâh ve nevâ perdeleri, Isfahân"ın da durak ve güçlüsüdür. (Pûselik beşlisi ile dügâh"taki rast dörtlüsünün de esasen durak perdeleri dügâhtır.) Isfahân"ın dizisi inici-çıkıcıdır. Donanımına beyâtî gibi si koma bemolü konulur, pûselik beşlisi için si bekar ve rast dörtlüsü için si bekar sol bakıyye diyezi kullanılır. Eskiden beyâtî makamına Isfahân denilirken Isfahânek makamının terkibini müteakip birkaç asırdan beri Isfahânek yerine ısfahân denilmeye başlanmış, beyatî yeni bir bünyeye girmiş, Isfahânek de Isfahân"ın küçük bir fark gösteren biçimine kalbolmuştur.

İLE/||/<>

MÂHÛR

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Neşeli, şuh, ferah verici bir makamdır. Asırlardan beri rağbet ile kullanılmıştır. Mâhur, çârgâh makamının rast (sol) perdesindeki şeddidir; yani basit bir şed makamıdır. (Acem- aşîran gibi ki bu da mahurun bir perde pestinde kalan bir çârgâh şeddidir.) Güçlüsü – beşinci derece olan- nevâ (re)"dir. Dizinin umumi seyri inicidir. Donanımına fa için bir küçük münecceb diyezi alır. (Yani batı müziğindeki sol majör"ün aynıdır.) Orta sekizlisindeki sesleri tizden peste doğru olmak üzere şöyledir. Gerdâniye, mâhur, hüseynî, nevâ, çârgâh, pûselik, dügâh ve rast.

İLE/||/<>

MUHAYYER-KÜRDÎ

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen iki asır evvel tertibedilmiştir. Muhayyer makamına bir kürdî dörtlüsü ilavesinden ibarettir. Durak ve güçlü aynen muhayyerde olduğu üzere dügâh ve hüseynî perdeleridir. Donanımına muhayyerin si koma bemolü ve fa bakıyye diyezi arızaları konulur. Kürdî dörtlüsü için si bekar ve si küçük münecceb bemolü değişikliği yapılır.

İLE/||/<>

NİHÂVEND

Türk müziğinde bir makamdır. En eski makamlardan olup, eskiden nihâvend-i kebîrden ayırmak için nihâvend-i rûmî diye de adlandırılmıştır. Fakat son bir asırdan beri pek büyük bir rağbetle kullanılmıştır. Nihâvend batı müziğindeki sol minördür. Yani pûselik makamının bir perde peste göçürülmüş şeddidir. Rast perdesinde durur. Güçlüsü beşinci derece olan nevâ"dır. Donanımına si ve mi için iki küçük mücenneb bemolü konulur, yedenin fa bakıyye diyezi, nota içinde ilave edilir. Çıkıcı-inici bir seyri vardır. Orta sekizlideki sesleri pestden tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, kürdî, çârgâh, nevâ, nim-hisar, evic, gerdâniye. Dizisinde nisbet-i şerîfeden 7 tane olmakla mülayim sayılır. Elimizde, makamlar arasında sayı itibariyle 7 olarak nihâvend"den eser bulunmaktadır.

İLE/||/<>

RAST

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. 4 numaralı basit makam olan rast, rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece nevâ (re) dir. Makam çıkıcıdır. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, evic ve gerdâniyye. Rast en çok kullanılmış makamlardandır; en eski devirlerden zamanımıza kadar bu önemini ve rağbetini korumuştur.

İLE/||/<>

SABÂ

Türk müziğinin en eski ve maruf makamlarındandır. Türk müziğinin en orijinal ve karakteristik makamlarından biri olan sabâ, yürekler parçalayıcı, gönüller yakıcı bir hüzün, elem, zühd ve pişmanlık duygusunu gayet net olarak bildirir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çârgâh"da zengûle (ki bu makam şevk-efzâ"nın terkîbinde de mevcuttur) ile sabâ dörtlüsünden mürekkeptir. Bu dörtlü ile dügâh (la) perdesinde kalır. Zengûle"nin durağı çârgâh perdesi, sabâ da çok mühim bir rolü olan güçlüdür. Çârgâh"da zengûle"nin güçlüsü olan rast (sol) perdesi gibi ikinci bir güçlünün, fazla kıymeti yoktur. Donanımına si koma bemolü ile re bakıyye bemolü konulur. Çârgâh"da zengûle"nin la bakıyye bemolü; nota içinde kullanılır.

İLE/||/<>

SEMÂÎ

Türk halk şiirinde bir "forme" un adıdır. Saz şairi tarafından bestelenir ve semâî adı altında okunur. Biçim itibarı ile aynen koşma gibidir, ondan farkı hecenin 4+4=8 vezni ile yazılmasındandır. Mevzuu itibarı ile de koşmadan farklıdır; semâîde âdeta bazı tekerlemeler vardır. Fakat bunlar oldukça anlam sunar, mânide olduğu gibi anlamsız değildir.

İLE/||/<>

SÛZNÂK

Türk müziğinin 13 numaralı sonuncu basit makamıdır. Basit makamlardan yegane yeni olanı olup, bütün diğerleri pek eskidir. Sûz-nâk tahminen 1780 senelerinde Abdülhalim Ağa, Ahmet Ağa, Mehmet Ağa"dan biri tarafından icat edilmiştir. O zamandan beri en çok rağbet edilen makamlardan biridir. Net olarak içli bir hüzün bir telkin eder. Sûz-nâk, rast beşlisi ile hicaz dörtlüsünden yapılmıştır. Rast beşlisi ile rast (sol) perdesinde durur. Güçlüsü beşli ile dörtlünün birleştiği beşinci derecede olan nevâ (re) dir. İnici-çıkıcı karışık bir biçimde seyreder. Donanımına si koma bemolü, mi bakıyye bemolü ve fa bakıyye diyezi konulur. (İlki rast beşlisi ve son ikisi de hicaz dörtlüsü için). Niseb-i şerîfeden dizisinde 7 tane bulunmakla "mülâyim" sayılır. Orta sekizlisindeki sesleri pestden tîze doğru şu biçimdedir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, evic ve gerdâniye. Bu asıl Sûz-nâk"tır. Bir de durak üstü olarak, dügah perdesi yerine zengûle kullanan Sûz-nâk vardır ki buna "zengûleli Sûz-nâk" derler ve zengûle makamının rast (sol) perdesindeki şeddi (hicazkâr) gibidir. Hicazkârdan farkı, daima değil ancak karara doğru karakteristik olarak zengûle perdesini bir nevi üstyeden olmak üzere kullanmasıdır.

İLE/||/<>

ŞEHNÂZ

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edasına çok müsait bir çeşididir. Eskiden daha çok kullanılan makam son yıllarda orta derecede kullanılmıştır. Şehnâz, uzzal veya hicaz veya hümâyun makamına, hüseynî aşîran (mi) perdesine göçürülmüş bir hümâyûn ilavesinden mürekkeptir. Uzzal veya hicaz veya hümâyun ile dügâh (la) perdesinde kalır (bu perde, hüseynî aşîran"da hümâyûn"un da güçlüsüdür). Güçlüler birinci derecede –hümâyûn ile hicâz"ın güçlüleri olan- nevâ (re), ikinci derecede de – uzzalın güçlüsü ve hüseynî aşîran"da hümayun durağı olan- hüseynî (mi) perdeleridir. Karışık ve daha çok inici bir seyri vardır (ve muhayyer perdesini sık kullanır). Donanımına si bakıyye bemolü, fa koma diyezi, do ve sol bakıyye diyezleri konulur. (İkinci ve dördüncü arızaları hüseynî aşîranda hümâyûn içindir; diğer ikisi de hümâyûnun arızalarıdır). Eğer uzzal veya hicaz kullanılmışsa fa bakıyye diyezi (fa bekardan sonra) ve sol bekar yapılır.

İLE/||/<>

USÛL-HAFİF

Türk müziğinin büyük usullerindendir. 32 zamanlı ve 26 darplıdır (yine 32 zamanlı olarak 14 darplı benefşân ve 22 darplı muhammesten daha az kullanılmıştır). 32/2"lik ağır hafif mertebesi de çok kullanılmıştır. 32/8"lik yürük hafif de görülmüştür. Usul isminden de anlaşılacağı üzere yürük eserlere yakışır, oynak ve hafiftir. Hafif ile kâr, beste, peşrev, tevşih ve ilâhiler ölçülmüştür. Bilhassa beste formu için pek çok kullanılmıştır. Usul üç farklı biçimde dizilmiş 8 adet sofyandan oluşur.

İLE/||/<>

YEGÂH

Türk müziğinin eski makamlarından bir tanesidir. Yegâhnevâ ile nevâ"da rast makamlarından tertip edilmiştir. İkinci dizi ile yegâh (re) perdesinde kalır ki, bu ses aynı zamanda makamın terkibindeki ilk dizinin de güçlüsüdür. Güçlüsü nevânın durağı olan dügâh (la) perdesidir. (Nevâ, perdesi tiz durağı olduğu için güçlü sayılamaz). Donanımına nevâ gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Yegâh"da rast için ise si bekar ve do bakıyye diyezi nota içerisinde kullanılır. (Fa bakıyye diyezi bu dizide ortaktır). Genellikle inici olarak seyreder. )


- ACEM ile/ve/<>/= ARAP OLMAYAN


- ACEM-AŞÎRÂN MAKAMI ile ACEM-AŞÎRÂN PERDESİ

( Türk mûsikîsinde kullanılan şed makamlarından biri. İLE Aralıkları birbirine eşit olmayan 24 dereceli Türk mûsikîsi ses dizisinin kaba çârgâhtan başlamak üzere dördüncü perdesinin adı. )


- ACEMBUSELİK[Ar. ACEM + Fars. BÛ-SELÎK] ile ACEMKÜRDİ[Ar. ACEM + Fars. KURD + Ar. Î]

( Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam. )


- ACEMİ OCAĞI ile/||/<>/> ENDERUN ile/||/<>/> KAPIKULU ORDUSU

( Askeri eğitim verir. İLE/||/<>/> Daha çok yönetim ve bürokrasi eğitimi sağlar./> İLE/||/<>/> Bu eğitim kurumlarının ürünü olarak ortaya çıkan profesyonel askeri birlik. )


- ACEMİ ile İŞGÜZAR


- ACEM-KÜRDÎ ile ACEM-PÛSELİK ile ACEM-RAST ile ACEM-UŞŞAK ile ACEM-ZİRKEŞÎDE

( Türk mûsikîsinde kullanılan birleşik(mürekkeb) makamdır. İLE Tahminen iki yüzyıllık bir birleşik(mürekkeb) makamdır. Acem mürekkebine, bir pûselik beşlisinin eklenmesinden doğmuştur. İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] İLE Adına Müstakimzâde Süleyman'ın dergisinde rastlanılan makam. [XVII. yy.] İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] )


- ACEMLEŞMEK ile ACEMİLEŞMEK ile ACEMLEŞTİRMEK ile ACEMİLEŞEBİLMEK ile ACEM ile ACEMİ/LİK ile ACEMCE ile ACEMİCE ile ACEM İŞİ ile ACEMİ ER ile ACEM HALAYI ile ACEM KILICI ile ACEM LALESİ ile ACEM PİLAVI ile ACEMİ AĞASI ile ACEMİ OCAĞI ile ACEMİ OĞLANI ile ACEMİ ÇAYLAK ile ACEMİ BİRLİĞİ


- ACENTE[İt.] değil/yerine/= ARACI KURULUŞ/KİŞİ

( Ücret karşılığında, başkalarının işlerini gören kuruluş ya da kişi. | Vapur ortaklığı ya da banka şubesi. )


- AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK

( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )

( ÂZ ile ... )

( GREED vs. INSATIABLE )

( AVARITIA cum ... )


- AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH

( GREED vs. APPETITE )


- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]


- ACHARYA ile

( Eğitimli, bilgili kişi. Saygı terimi. )


- ACHARYA ile/||/<> SADGURU

( Eğitimli, bilgili kişi. Saygı terimi. @@ Gerçek spiritüel kılavuz. )


- ACHIEVE :/yerine BAŞARMAK


- ACI ÇEKMEK ile ACI ÇEKEN ile ACI VEREN ile IZDIRAP ile ACI VEREN

( AFFLICT vs. AFFLICTED vs. AFFLICTING vs. AFFLICTION vs. AFFLICTIVE )

( رنجور کردن ile غمزده ile غصه دار ile مستمند ile مصيبت زده ile غمديده ile رنجه ile بلا ديده ile دلخسته ile گريبان گير ile ابتلاء ile غمزدگي ile ابتلا ile مصيبت ile رنجوري ile مشقت ile رنجورساز )

( RANJOR KARDAN ile GHAMZADEH ile GHESEH DAR ile MOSTMAND ile MOSYBAT ZADEH ile GHMADYDAH ile RANJEH ile BELA DYDAH ile دلخسته ile GARYBAN GYR ile EBTELA ile غمزدگي ile EBTELA ile MOSYBAT ile RANJORY ile MOSHGHT ile RANJORSAZ )


- ACI ÇIĞLIĞI ile/ve ZEVK ÇIĞLIĞI


- ACI DUYABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< (KENDİ)/(ONUN/ÖTEKİNİN) ACISINI DUYABİLEN

( Canlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )

( )


- ACI/ISTIRAP:
KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN


- ACI SU ÇEŞMESİ :

( Maden Mahallesinde Kanun Sokaktadır. Çok basit bir çeşmedir. Çeşme tamamıyla yol seviyesi altındadır. Ayna taşı yok, kitabesi yok, yalağı da basit olan çeşmenin suyu da acı olduğundan Acı Su adını almıştır. Çeşmenin kim tarafından hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Çeşmenin suyu vardır. )


- ACI ile ISTIRAP

( ... İLE Zihnin ve kalbin titremesi. )

( Acıya dayanmak gerekir. Acıyı yenme diye bir şey yoktur. )

( Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmez. )

( Size ıstırap veren sürekli sahte (asılsız) olandır. )

( Sahte olanı terk edin, acı çekmekten kurtulursunuz. )

( Düşüncelerinde ya da duygularında olan ve olmayan şeylere karşı herhangi bir özlemin yoksa, bu acılardan kurtulmanın yoludur. )

( Istırap, kabul etmeyişten kaynaklanır. )

( Istırap, kendi yarattığımız değil midir? Evet, onu yaratmak için ayrı bir kendiniz olduğu sürece. )

( Bencillik ıstırabın nedenidir. )

( Kendim olarak tanımladığım çerçeve ne denli dar ise, arzu ve korkunun neden olduğu ıstırap da o denli keskin olur. )

( Kişisel "ben"in eriyip kayboluşuyla kişisel ıstırap da son bulur. )

( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

( Istırabın nedeni bağımlılık, çaresi bağımsızlıktır. )

( Istırabın gerçek nedeni, kendini sınırlı olanla özdeşleştirmektir. )

( Uygarlık, kültür, felsefe ve din. Istıraba başkaldırıdan başka nedir ki? )

( Istırap en başta, dikkat çekmek için bir çağrıdır ve o aslında bir sevgi hareketidir. )

( Istırap tümüyle bir bağımlılık ya da direnmeden dolayıdır; bu bizim yaşam ile birlikte devinmeye ve akmaya karşı isteksizliğimizin işaretidir. )

( Istırap çeken sizin kendiniz olduğunu hayal ettiğiniz kişidir, siz değil. )

( Eğer ıstırabın ötesinde olmak istiyorsanız, onu yarı yolda karşılayıp kucaklamalısınız. )

( Akıllı kişi, zevkin değil ıstırapsızlığın peşine düşer. )

( Daha az ıstırap "istiyorsanız", kendiniz olabilmek yerine sürünün parçası olun/olursunuz. )

( PAIN vs. SORROW, SUFFER
Pain has to be endured. There is no such thing as overcoming the pain.
Suffering is due to non­acceptance.
It is always the false that makes you suffer.
Abandon the false and you are free of pain.
Is not all suffering self-created? Yes, as long as there is a separate self to create it.
Selfishness is the cause of suffering.
The narrower the circle of my self-identification, the more acute the suffering caused by desire and fear.
With the dissolution of the personal 'I' personal suffering disappears.
The cause of suffering is dependence and independence is the remedy.
What is civilization and culture, philosophy and religion, but a revolt against suffering.
Self-identification vs. the limited is the real cause of suffering.
Suffering is due entirely to clinging or resisting; it is a sign of our unwillingness to move on, to flow vs. life.
Suffering is primarily a call for attention, which itself is a movement of love.
It is the person you imagine yourself to be that suffers, not you.
If you want to be beyond suffering, you must meet it half way and embrace it. )

( TRISTITIA cum ... )

( ... ile DUHKHA )


- ACIÇİĞDEM = GÜZÇİĞDEMİ

( Zambakgillerden, 20-30 cm. boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları, romatizma sağaltımında kullanılan, ağılı(zehirli) bir çiğdem türü. )

( COLCHICUM AUTUMNALE )


- AÇIĞA ALMAK ile AÇIĞA ALINMAK


- AÇIĞA VURMA" ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIKARMA


- AÇIK ARTIRMA ile/ve/<> AÇIK EKSİLTME

( MEZÂD/MÜZÂYEDE ile/ve/<> İHÂLE )


- AÇIK ARTIRMA ile MEZATÇI

( AUCTION vs. AUCTIONEER )

( فروش ile بمزيده گذاشتن ile حراج ile حراجچي )

( FOROSH ile BAMZYDAH GOZASHTAN ile HARAJ ile HARAJECHY )


- AÇIK BAKIŞIKLIK(SİMETRİ) ile/ve GİZLİ BAKIŞIKLIK(SİMETRİ)


- OPEN TUBULAR COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIK BORUSAL KOLON


- OPEN CYCLE[İng.] / OFFENER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİM


- OPEN CYCLE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À CYCLE OUVERT[Fr.] / OFFENER ZYKLUS REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİMLİ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- OPEN CIRCUIT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE GERİLİMİ


- OPEN CIRCUIT POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE POTANSİYELİ


- OPEN CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE


- AÇIK GÖRÜŞLÜ ile AÇIK GÖRÜŞLÜ KİŞİ

( CLEAR-SIGHTED vs. CLEAR-SIGHTED PERSON )

( بينا ile صاحبنظر )

( BEYNA ile SAHEBNAZAR )


- AÇIK GÖZ değil AÇIKGÖZ


- FREE AIR IONIZATION CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'IONISATION D'AIR LIBRE[Fr.] / FREILUFTIONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK HAVA İYONLAŞMA ODASI


- AÇIK KAYNAK KOD KÜTÜPHANESİ ve/||/<> KODDEMY

( http://libraries.io VE/||/<> www.koddemy.com )


- OPEN SOURCE, UNSEALED SOURCE[İng.] / SOURCE OUVERTE[Fr.] / OFFENE QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK KAYNAK


- AÇIK KÜME İLE KAPALI KÜME İLE KOMPAKT KÜME İLE BAĞLANTILI KÜME ile/||/<> TOPOLOJİK ÖZELLİKLER

( Topolojik uzayların temel küme türleri ve özellikleridir. )

( Formül: X = A ∪ B İLE A ∩ B = ∅ ⇒ bağlantısız )


- AÇIK MEDRESE/LER ile/ve KAPALI MEDRESE/LER


- AÇIK OLMAK ile/değil CEHALET/CAHİLLİK

( Cahillerin paylaşmada sakınca görmedikleri, "şeffaf olmaları"ndan değil bilgisizliklerindendir. [kendilerini küçük düşüreceğini bilmeden] )


- AÇIK OLMAK ile İSTEKLİ OLMAK

( YA GEL, OL VE GİT!
YA GİT, OL VE GEL! )

( "TO BE OPEN (MINDED)" vs. WILLING )


- AÇIK SÖZLÜ//DOBRA[Bulg.] ile/değil PATAVATSIZ ile/değil PERVÂSIZ

( ... @@ "Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen". @@ "Çekinmesi, sakınması, korkusu olmadan konuşan". )


- AÇIK SÖZLÜ/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEZÂKET


- AÇIK TOHUMLULAR ile KAPALI TOHUMLULAR

( A.T.: SEDİR AĞACI(CEDAR TREE)(ELMALI-ANTALYA) ile/ve SERVİ AĞACI(CYPRESS TREE) ile/ve MEŞE AĞACI(OAK TREE) ile/ve ÇAM AĞACI(PINE TREE) )

( GYMNOSPERMS vs. ANGIO SPERMS
K.T.: HURMA(DATE TREE) ile/ve KARAAĞAÇ(ELM TREE) ile/ve İNCİR(FIG TREE) ile/ve FINDIK(HAZELNUT TREE) ile/ve ŞEFTALİ(PEACH TREE) ile/ve AYVA(QUINCE) )


- AÇIK ile AÇIKLIK

( OPEN vs. OPENNESS )


- YILDIZ KÜMELERİ: AÇIK ile/ve/||/<> KÜRESEL

( Genç, küçük, biçimsiz. İLE Yaşlı, büyük, küresel yıldızlar. )


- AÇIKGÖZ, FEVZİ (KOCAELİ/YUVACIK, 1966) :

( Kocaelispor altyapısından yetişti, Kağıtspor (1981 - 1984), Kocaeli Genç (1985 - 1988), Gölcükspor (1988 - 1991), Kocaelispor (1991 - 1994) ve kiralık olarak Eskişehirspor'da, oynadı. Kocaelispor'dan transfer edildi 1995 - 2002 arasında 6 sezon Sarıyer profesyonel takımında oynadı. Sarıyer takımında 184'ü Lig, 10'u Türkiye Kupası maçı olmak üzere 194 resmi ve 68'i özel olmak üzere 262 kez forma giydi. Takım kaptanı olarak da görev yaptı. 2002 futbolu bıraktı. Kurslara katılarak A Lisansı aldı, Kocaelisporlu Futbolcular Derneği (KSFD) kurucu üyesidir. )


- AÇIKGÖZ/LÜK ile AÇIKGÖZLÜLÜK


- AÇIKLAMA ile SAVUNMA

( TO EXPLAIN vs. TO DEFENCE )


- AÇIKLAMA ile/ve/değil/||/<>/> UZLAŞIM


- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK

( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )

( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )

( TO EXPLAIN vs./and TO UNDERSTAND )


- AÇIKLANMIŞ ile/ve/||/<> KABUL EDİLMİŞ(ZIMNÎ)

( EXPLICIT vs./and/||/<> TACIT )


- APERTURE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK AÇISI


- ÖFFNUNGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK HATASI


- APERTURE RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK ORANI


- APERTURE[İng.] / OUVERTURE[Fr.] / APERTUR, BLENDENÖFFNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK


- AÇIKLIK ile BOŞLUK

( GAP vs. GAPPY )

( پر حرفي کردن ile شکاف ile درز دار )

( PAR HARFY KARDAN ile SHKAF ile DARZ DAR )


- AÇIKLIK ile/ve/||/<> DERİNLİK ile/ve/||/<> KAPSAM


- AÇIKLIK ile/ve/değil EŞİK


- AÇIKLIK ile/ve/<> GÖRÜNÜRLÜK


- AÇIKLIK ile/ve İÇTENLİK

( OPEN/NESS vs./and SINCERITY )

( ... ile/ve CHENG )


- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK

( OPEN/NESS vs./and APPROPRIATE/NESS )


- AÇIKTAN ATAMAK ile AÇIKTAN ATANMAK ile AÇIKTAN ile AÇIKTAN AÇIĞA ile AÇIKTAN TAYİN


- ACİL İHTİYAÇ değil/yerine/= İVEDİ GEREKSİNİM


- ACİL YARDIMDA:
BEBEK ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİN

( 0 - 1 yaş arası. İLE/VE/||/<> 1- 8 yaş arası. İLE/VE/||/<> 8 yaş üstü. )


- ANGLE MIRRORS[İng.] / MIROIRS À ANGLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇILI AYNALAR


- AÇILIM ile AÇILIŞ ile AÇILI KAPLAMA ile AÇILIŞ TÖRENİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI


- AÇILIM ile GİRİŞİM

( EXPANSION vs. ENTERPRISE )


- AÇILIŞ ile AÇILIŞ TÖRENLERİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI ile AÇILIŞINI YAPMAK ile RESMEN İŞE BAŞLAMA

( INAUGURAL vs. INAUGURAL CEREMONIES vs. INAUGURAL SPEECH vs. INAUGURATE vs. INAUGURATION )

( افتتاحي ile سخنراني افتتاحي ile گشايشي ile برنامه هاي افتتاحيه ile نطق افتتاحي ile سخنراني افتتاحيه ile براه انداختن ile افتتاح کردن ile افتتاح )

( افتتاحي ile SOKHENRANY AFTETAHY ile GOSHAYSHY ile BARNAMEH CPEHAY AFTETAHYYEH ile NOTGH AFTETAHY ile SOKHENRANY AFTETAHYYEH ile BARAH ANDAKHTAN ile AFTETAH KARDAN ile AFTETAH )


- ACİL/LİK ile ACİL SERVİS ile ACİL İHTİYAÇ KREDİSİ


- AÇILMA ile/ve/<> ÇÖZÜLME


- AÇILMA ile KIRILMA


- ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA


- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA

( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )


- ACIMA ile/ve/||/<>/> SEMPATİ ile/ve/||/<>/> EMPATİ ile/ve/||/<>/> ŞEFKÂT

( Sana acıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını anlıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını paylaşıyorum. İLE/VE/||/<>/> Yardım etmek için yanındayım. )

( )


- ACIMAK ile ACIMASIZLAŞMAK ile ACIMASIZLAŞABİLMEK ile ACIMASIZ/LIK ile ACIMASIZCA ile ACIMA HİSSİ ile ACIMA DUYGUSU


- ACIMAK değil/yerine ANLAMAK


- ACIMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜLMEK


- ACIMA(MA)K ile/ve/||/<> AFFETME(ME)K

( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )

( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )

( Nesnesine ve/ya da olgusuna, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/ya da kendine, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )


- ACIMAQ[Azr.] = ACIKMAK[Tr.]


- ACIMIK = BELEMİR, DELİCE, KARAMUK, MAVİKANTARON, PEYGAMBER ÇİÇEĞİ

( Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki. )

( CENTAUREA CYANUS )


- AÇINMAK ile AÇINSAMAK

( [dirimbilim] Gelişmek. | [tohum, hastalık için] İçindeki yetenekler uyanarak ereğine varmak. İLE Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak. )


- AÇIORTAY ile AÇIORTAY DÜZLEMİ


- AÇIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN ile ÇIKARIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN

( Vajina. İLE Penis. )


- AÇIP-KAPATMAK ile/değil KAPATIP-AÇMAK


- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME


- ZÂVİYEVÎ KUTR[Osm.] / ANGULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL ÇAP


- WINKELDISPERSIONSBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM KIRILMASI


- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM


- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS


- ZAVİYEVÎ SÜRAT[Osm.] / ANGULAR SPEED, ANGULAR VELOCITY[İng.] / VITESSE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL HIZ


- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ


- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME


- DREHIMPULSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM KUANTUM SAYISI


- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM


- WINKELSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL SAÇILMA


- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK


- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME


- AÇISAL/LIK ile AÇISAL HIZ ile AÇISAL YOL ile AÇISAL ÇAP ile AÇISAL İVME ile AÇISAL BÖLGE ile AÇISAL SAPMA ile AÇISAL UZAKLIK


- AÇISINDAN) ÖNEMLİ ile (... İTİBARİYLE) YERİNDE


- ACITATO[İt.] -ile

( Bir parçanın, canlı ve coşkun çalınacağını gösterir. )


- ACITMAK ile İNCİTİCİ

( HURT vs. HURTFUL )

( آسيب ديدن ile ظلم کردن ile درد آوردن ile جريحه دار کردن ile صدمه زدن ile درد بردن ile آسيب ile جريحه کردن ile آسيب رساندن ile مجروح ile آزرده کردن ile به درد آمدن ile آزار ديدن ile پر آزار )

( ASYBE DYDAN ile ZOLAM KARDAN ile DARD AVARDAN ile JARYHEH DAR KARDAN ile SADAMEH ZADAN ile DARD BARDAN ile ASYBE ile JARYHEH KARDAN ile ASYBE RESANDAN ile MOJRUH ile AZORDEH KARDAN ile BAH DARD AMADAN ile AZAR DYDAN ile PAR AZAR )


- ACIYOR/UM ile AÇIYOR/UM

( Acımak, üzülmek. İLE Açmak. )


- ÂCİZ VESİKASI değil/yerine/= DÜŞKÜ BELGESİ


- ÂCİZÂNE[Ar. < ÂCİZ + Fars. < ÂNE] ile NÂÇİZÂNE[Fars. < NÂÇİZ]

( Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz olarak. | Beceriksizlikle. İLE Değersiz, hiç sayılan, önemsiz, çok küçük bir şey olarak. )


- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK


- Açılmak için DİNLE!!!


- Açılmak için SUS!!!


- AÇKILAMAK ile AÇKILANMAK ile AÇKILATMAK ile AÇKI ile AÇKICI/LIK ile AÇKILI ile AÇKISIZ


- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDEMİZE değil/yerine "NEFRETİ(Mİ)ZE/KİNİM(İZ)E"


- AÇMAK ile AÇMAZ/LIK ile AÇMACI/LIK ile AÇMALIK ile AÇMAZ DÜĞÜMÜ ile AÇMAZ HALATI


- AÇMAK ile AYIRMAK


- AÇMAK yerine UYANDIRMAK


- AÇMAZ/PARADOKS:
["GÖRÜNÜŞTE"]
KABUL EDİLEBİLİR ÖNCÜL ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEBİLİR AKIL YÜRÜTME ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEMEZ SONUÇ


- ACQUIRE vs. EARN vs. GAIN vs. GET vs. OBTAIN vs. PROCURE vs. RECIEVE vs. TAKE vs. WIN


- ACQUIRE :/yerine EDİNMEK


- ACTA JURE IMPERII ile/ve/||/<> ACTUA JURE GESTIONIS ile/ve/||/<> LEX FORI

( Devletin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yönetimin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yargıcın, hukuktaki, doğrudan uygulama kuralları. )


- ACTİN-/ACTİNO- ile/||/<> HELİ-/HELİO- ile/||/<> THERM-/-THERM/THERMO-/-THERMY ile/||/<> CAL-/CALORİ- ile/||/<> ELECTRO- ile/||/<> ASTR-/ASTRO-

( Işın. İLE/||/<> Güneş, güneş ışığı ile ilgili. İLE/||/<> Isıyla, ısı oluşumu ile ilgili. İLE/||/<> Isı. İLE/||/<> Elektrikle ilgili. İLE/||/<> Yıldız, yıldızımsı, yıldız biçiminde. )


- ACTRESS :/yerine AKTRİS


- ACTUALLY :/yerine ASLINDA


- ACUL/ACELECİ değil/yerine/= İVECEN/İVEĞEN/EVGİN


- ACUN, PROF. DR. ERTUĞRUL (NAZİLLİ 1935 - 2018) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. Liseyi 1954'te tamamladı. Girdiği i.Ü. Orman Fakültesinden 1959'da mezun oldu. Muğla Orman İşletmesinde bir süre Bölge Şefliği yaptıktan sonra askerlik görevini tamamladı ve 1962 yılında İ.Ü. Orman Hasılatı ve işletme İktisadı Kürsüsünde asistan oldu. "Türkiye'de Orman Ürünlerinin Avrupa Ekonomik Topluluğu Devletlerinde Değerlendirilmesi ve Bu Değerin Artırılması Çareleri" konulu tezi ile "Doktor" unvanını aldı. Bir süre yurtdışında bilimsel çalışma yaptıktan sonra hazırladığı "Türkiye'de Orman İşletmeleri Asal Ürünleri Pazarlamasının Orman İşletme Ekonomisi Bakımından incelenmesi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Doçent " unvan ve yetkisini aldı. 1982 yılında Profesörlüğe yükseltildi. Kendi isteği üzerine emekli oldu )


- ACZ ile/ve/> GEREKSİNİM/İHTİYAÇ


- ACZİNİ BİLMEK ile/ve/<> HADDİNİ BİLMEK

( Âlim bildiğini bilir, Ârif Kendini/Bileni Bilir, Kâmil Aczini/Haddini Bilir! )


- ACZİYET ile/ve/<>/değil AŞK


- ACZİYET ile/ve/<> ATÂLET


- ACZİYET ile DALÂLET


- ACZİYET ile MAĞDURİYET


- ACZİYET ile/ve/değil/||/<>/< ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK


- AD/İSİM BELLEĞİM/HAFIZAM (ÇOK) KÖTÜ" değil/yerine ADLARI (YETERİNCE HIZLI) ANIMSAYAMAYABİLİYORUM


- AD KOYMADA, DOĞUMUN:
ZAMAN/I ile/ve/<> YER/İ

( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, çocukların adları, doğdukları yer ve zamana göre konuluyor. [Mbonsol: Ağacın altı. | Maseke: Dere kıyısı.] )

( Kişi, ahırda doğdu diye at olmadığı gibi, "nereli" olduğunun ve/ya da adının ne konulduğunun da belirleyiciliği yoktur/olmaz! )


- ad lib.[Lat. < AD LIBITUM] değil/yerine/= İSTEĞİNİZE GÖRE, İSTEDİĞİNİZ KADAR


- AD TÜMCESİ ile EYLEM/YÜKLEM(FİİL) TÜMCESİ


- AD ile AD KÖKÜ ile AD ÇEKME ile AD BİLİMİ ile AD DURUMU ile AD TABANI ile AD ÇEKİMİ ile AD BİLİMCİ ile AD CÜMLESİ ile AD GÖVDESİ ile AD BİLİMSEL ile AD AKTARMASI ile AD TAMLAMASI


- ADA TAVŞANI ile AMERİKA TAVŞANI ile ARAP TAVŞANI ile DAĞ TAVŞANI ile YABAN TAVŞANI


- AD(A) değil ADLARDA OLAN(A)


- ADA ile KANARYA ADALARI

( Köpek Adası[Insula Canaria]. Kuşlar adaya değil Kanarya Adası, kanarya kuşlarına köpek anlamına gelen adını vermiştir. )


- ÂDÂBA MUGAYERET[Ar.] değil/yerine/= GÖRGÜYE AYKIRILIK


- ADALAR ile BAHARİYE ADALARI

( ... İLE Haliç'te, Eyüp - Sütlüce tarafında bulunan küçük adacıklar. )


- ADALAR ve/> ÜSKÜDAR ve/> BEYOĞLU ve/> SURİÇİ


- ADALE ile ADALET ile ADALELİ ile ADALESİZ ile ADALETLİ/LİK ile ADALETSİZ/LİK ile ADALETSİZCE ile ADALET KAPISI ile ADALET SARAYI ile ADALET ÖRGÜTÜ ile ADALET MAHKEMESİ


- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ ...] "YERLİ YERİNE KOYMAK" değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK


- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE

( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )


- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ" ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ


- ADÂLET:
"EŞİTLİK" ile/ve/değil/||/<> RIZÂ


- ADÂLET:
"KİŞİ/ŞAHIS/ŞAHSÎ" KONU(SU) değil KİŞİLİK/ŞAHSİYET KONUSU


- ADÂLET:
KİŞİ/KUL ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ


- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE ve/||/<>/> GÖNÜLE

( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )


- ADÂLET:
SEVGİ ve/||/<> DÜŞÜNCE


- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ ARAMAK


- ADÂLET:
VARLIĞI VE VAROLANI BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> HAK'I BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK/TANIMAK


- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK