Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 39.531 başlık/FaRk ile birlikte,
39.531 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(96/160)
- MEFSÛH[Ar.] değil/yerine/= KALDIRILMIŞ/DAĞITILMIŞ/BOZULMUŞ
- MEFSÛL[Ar. < FASL] ile MEFZÛL[Ar.]
( Ayrılmış, ayrışık, fasl olunmuş. İLE Fazla gelmiş olan, üstün gelen. )
- MEFSÛL[Ar. < FASL] ile MEFRÛZ[Ar. çoğ. MEFRÛZÂT]
( Ayrılmış, ayrışık, fasl olunmuş. İLE Ayrılmış, bölünmüş, ifrâz olunmuş. )
- MEFTÛH[< FETH] değil/yerine/= AÇILMIŞ, AÇIK, FETHEDİLMİŞ | ELE GEÇİRİLMİŞ
- MEFTÛL[Ar. < FETL] ile MEFTÛR[Ar. < FITRET] ile MEFTÛR[Ar. < FÜTÛR]
( Bükülmüş, kıvrılmış, fitil durumuna getirilmiş. İLE Yaratılmış, fıtretlenmiş. | Tabîî, cibillî. İLE Bezgin, bezmiş, kederli, ümitsiz. )
- MEFTÛM[Ar.] ile MEFTÛN[Ar. < FİTNE]
( Memeden, sütten kesilmiş çocuk. İLE Fitneye düşmüş. | Gönül vermiş, tutkun, vurgun. | Hayran olmuş, şaşmış. )
- MEFTÛN[Ar. < FİTNE] ile/değil MEDFÛN[Ar. < DEFN]
( Fitneye düşmüş. | Gönül vermiş, tutkun, vurgun. | Hayran olmuş, şaşmış. İLE/DEĞİL Gömülmüş, defnolunmuş. )
- MEFÛL[Ar.] değil/yerine/= TÜMLEÇ
( Yapılmış, işlenmiş. | Bir eylemin etkisinde olan. | Tümleç. )
- MEGAOHM[İng.] / MÉGAOHM[Fr.] / MEGAOHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHM
- MEGAOHMMETER[İng.] / MÉGAOHMMÈTRE[Fr.] / MEGAOHMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHMMETRE
- MEGAWATT-THERMISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT-TERMAL
- MEHÂBET[Ar. < HEYBET] ile ULULUK, KORKUNÇLUK, AZÂMET; BÜYÜK GÖRÜNME
- MEHÎRE[Ar.] ile MEHÎR[Ar.]
( Nikâh bedeli çok olan kadın. | Usta, becerikli, mâhir. İLE [astr.] Ay. )
- MEHMED AĞA CAMİSİ ile MEHMED AĞA MESCİDİ
( Fatih, Atik Ali'de, Saray Ağası Caddesi'ndedir. İLE Sultanahmet, Yerebatan Caddesi'ndedir. )
( 1585'te, Dârüssaâde Ağası Hadım Mehmed Ağa tarafından Mimar Davud Ağa'ya yaptırtılmıştır. İLE XV. yüzyılda, Satırbaşı Mehmed Ağa tarafından. [Üskübiye ya da Yerebatan Mescidi adlarıyla da bilinir.] )
- MEHMED AĞA ÇEŞMESİ (KEMERALTI ÇEŞMESİ) ile MEHMED AĞA SEBİLİ
( Üsküdar'da, Valide-i Atik Mahallesi'ndedir. İLE Bayezıd, Çarşıkapı'dadır. )
( 1583'te, Dârüssaâde Ağası Mehmed Ağa tarafından. İLE XVI. yüzyılda, Kızlar Ağası Mehmed Ağa tarafından. )
- MEHMED II TÜRBESİ (FATİH TÜRBESİ) ile MEHMED III TÜRBESİ ile MEHMED V TÜRBESİ
( Fatih Camii bahçesindedir. İLE Ayasofya'nın ön bahçesindedir. İLE Eyüp, Boyacı Sokak'tadır. )
( 1784 [1766 depreminde yıkılmasından dolayı ikinci kez yapılmış halidir.] İLE 1604 [Mimar Dalgıç Mehmed Ağa yapıtıdır.] İLE 1910 [Mimar Kemaleddin yapıtıdır.] )
- MEHMED PAŞA CAMİSİ ile MEHMED PAŞA CAMİSİ
( Sultanahmet - Kadırga arasındadır. İLE Süleymaniye'de, Mehmed Paşa Yokuşu'ndadır. )
- MEHMET AKİF ERSOY PARKI :
( Sarıyer mekez mahallesinde Sarıyer vapur iskelesi ile İDO vapur iskelesi arasındadadır. Büyük bir alan içinde kurulmuştur. Çeşitli türde ağaçlar, çocuk oyun grubu, çeşme ve Mehmet Akif Ersoy'un bir büstü bulunuyor. Muhtarlık ofisi bu parkın içindedir. )
- MEHMET AKİF ERSOY PİKNİK YERİ :
( Bahçeköy Caddesi üzerindedir ve Bahçeköy Kemerine yakındır. Şehre yakınlığı, toplu taşıma araçlarının alana girmesinin kolaylığı, alanının temizliği ve ihtiyaçlara yanıt verecek kadar komplike olduğu için tercih edilmektedir. Sportif çalışmalara uygundur. Futbol, basketbol ve voleybol oynanacak tesisleri bulunmaktadır. İ.Ü. Orman Fakültesi tarafından işletilmektedir. )
- MEHMET AKİF İLKÖĞRETİM OKULU :
( Pınar Mahallesi İlk Okulu olarak 1972'de dört derslikli olarak eğitim ve öğretime başladı ve 1985 yılına kadar öğretime devam etti. 1988'de yeni binasına taşınan okulun ismi 1990'da Mehmet Akif İlköğretim okulu olarak değiştirildi. )
- MEHMET ALI PAŞA YALISI :
( Aslında Mehmet Ali Paşa'nın Sarayı olarak bilinir ve bulunduğu sokağa Saray Arkası Sokağı denilmektedir. 25 odalı büyük bir ahşap binadır. 19. yy'ın ortalarında yapıldığı sanılıyor. Yalı zamanla el değiştirdi ve üçe bölündü. Sarıyer tarafındaki bölmeye Mazotçu Ömer Aslan, orta bölme Cemil Ezgü ve Yenimahalle tarafındaki bölme de Dr. Necdet Zeren sahip oldular. Saray bakıma muhtaç haldedir. )
- MEHMET BEY CAMİİ :
( Kireçburnu'nda ana cadde üzerinde Ağaçaltı bahçesi yanındadır. Mehmet Bey tarafından 1882'de yaptırılmış olan Camiine Gümrükçü İshak Ağa Camii de denilmektedir. )
- MEHMET PAŞA YALISI :
( Sarıyer, Yenimahalle Caddesi üzerinde bulunan bu ahşap yalı tümden yıkılarak yerlerine beş katlı beton bir bina yapılmıştır. )
- MEHMET PAŞA YALISI :
( Yenimahalle'den Pazarbaşı'na giderken köşe başında ve denizle iç içedir. Bahriye Nazırı Mehmet Paşa'ya ait olan bu yalı el değiştirdi. Yeni sahibi Suzan Levi tarafından bütünü ile yıkılıp eskisine sadık kalınarak yeniden inşâ edildi. )
- MEHMET RAŞİT EFENDİ (İST. Ö. 1914) :
( Aile şeceresinden anlaşıldığına göre H. 1260'da Suudi Arabistan'dan Balkanlara göç eden ve sonraları İstanbul'a gelip Sarıyer'e yerleşen bir ailenin oğludur. Tophane ve Kadıköy kadılıklarında bulunduktan sonra İstanbul'un ilk Türk Baro Başkanı (1886 - 1908) olarak görev yaptı. )
- MEHMET ŞAM ANADOLU TİCARET VE TİCARET MESLEK LİSESİ :
( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )
- MEHMET ŞAM TİCARET MESLEK LİSESİ :
( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )
- MEH-ŞÎD[Fars.] ile MEH-TÂB[Fars.]
( Ay. | Ayışığı. İLE Ayışığı. )
- MEHTAP[Fars. < MAHTÂB] değil/yerine/= AY IŞIĞI
- MEHTAP değil/yerine/= IŞILAY
- MEHTAP ile MEHTAPLI
- MEHTER ile MEHTER MÜZİĞİ ile MEHTER TAKIMI ile MEHTER MUSİKİSİ ile MEHTER YÜRÜYÜŞÜ
- MEHVÂ[Ar.] ile MEH-VÂR[Ar.]
( Yar, uçurum. İLE Ay gibi. | Aylık, maaş. )
- MEHVEŞ[Ar. çoğ. MEHÂVİŞ] ile MEH-VEŞ[Ar.]
( Karışık ve kalabalık yer. İLE Ay gibi. )
- MEKÂN ANLAYIŞI ile/ve MUTLAK MEKÂN ANLAYIŞI
( Thomas Hobbes [1588-1679] ve/> Descartes[Kavramsallaştırılması/Kuramsallaştırılması] )
- MEKÂN:
BOŞLUK ile/ve/<> İÇ İÇE GEÇMİŞLİK
( Platon. İLE/VE/||/<>/> Aristoteles. )
( TO KENON ile/ve TOPOS/KHORA )
- MEKÂN[Ar. < KEVN | çoğ. EMÂKİN, EMKİNE] ile/ve/< MESKEN[Ar. < SÜKÛN | çoğ. MESÂKİN]
( Yer, mahal. | Ev, oturulan yer. | Uzay. İLE/VE Sakin olunacak, oturulacak yer, oturulan ev. )
- MEKÂN ile/ve HAYYİZ(TEHAYYÜZ)(YER KAPLAYAN)
( DİL ile/ve ... )
- MEKÂN ile/ve HAYYİZ/MÜTEHAYYİZ
( Evrenin içi. İLE/VE Evrenin içinde yer kaplayan. )
( TOPOS/KHORA )
- MEKÂN ile/ve/||/<>/> MAHFİL
- MEKÂN ve ZAMAN ve KUVVET(GRAVİTASYON) | ve SÜREÇ
( PLACE and TIME and GRAVITATION | and PROCESS )
- MEKÂNDA BULUNMAK ile ... İÇİNDE OLMAK
- DUYULAR'DA:
MEKANİK ile/ve/<> KİMYASAL ile/ve/<> TERMAL ile/ve/<> ELEKTROMANYETİK
- KUDRET-İ MİHANİKİYE[Osm.] / MECHANICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK ENERJİ
- MEKANİK FELSEFE'DE:
DESCARTES ile/ve LEIBNIZ ile/ve NEWTON
- MEKANİK ile/ve İKİLİK
- MEKANİKTE:
NEWTON ile/ve/||/<>/> LAGRANGE
( )
- MEKANİZMA/SİSTEM/TERTİBAT/MAKİNE değil/yerine/= DÜZENEK
- MECHANOCHEMICAL EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANOKİMYASAL ETKİ
- MECHANOMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE MÉCANOMOTRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= MEKANOMOTOR KUVVET
- MECHANOMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANOMOTORİK KUVVET
- MEKARÎS[Ar. < MIKRÂS]["ka" uzun okunur] ile MEKARÎZ[Ar. < MİKRÂZ]["ka" uzun okunur]
( Kesecek aletler, makaslar. İLE Kesecek aletler, makamlar. )
- MEKİK[Fars.] ile/ve/<> SERÇİN[Fars.]
( El ya da otomatik dokuma tezgâhlarında, atkı ya da argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. | Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç ya da plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. | Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan gövde hareketi. | Uzay gemisi. İLE/VE/<> Mekik dili. | Seçme, seçkin olan. )
- MEKKE ile/ve MEDÎNE
( BESSÂSE: Mekke-i Mükereme. )
( ... İLE Mahkemenin olduğu yer. )
- MEKKE ile/ve/<> MEDİNE ile/ve/<> KUDÜS
( Allah'ın mahremi. İLE/VE/<> Hz. Muhammed'in mahremi. İLE/VE/<> İnsanlık'ın mahremi. )
- MEKKEH ile MÜREKKEP
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çin'den getirilen bir mürekkep.[Türk kitapları bu mürekkeple yazılırdı.] İLE ... )
- MEKNÛS[Ar.] ile MEKNÛZ/E[Ar.]
( Süpürülmüş. İLE Yere gömülü, hazinede saklı. )
- MEKNÛZ[< KENZ] değil/yerine/= YERE GÖMÜLÜ, HAZİNEDE SAKLI
- MEKRÛH[Ar. < KERH] ile/ve/değil/||/<>/< METRUK
( İğrenç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Terk edilmiş. )
- MEKRUH ile/ve/||/<>/> HARAMA YAKIN MEKRUH
- MEKRUH[Ar.] değil/yerine/= İĞRENÇ
( İğrenç, tiksindirici. | İslâm'da, dince yasaklanmadığı halde yapılmaması istenilen. )
- MEKSİKA PESOSU ile FİLİPİN PESOSU
- MEKTEB-İ TIBBİYE-İ MÜLKİYE[Ar.] ile MEKTEB-İ TIBBİYE-İ ŞAHÂNE[Ar.]
( Tıp fakültesi. İLE Askerî tıp okulu. )
- MEKTEP SOKAK :
( Rum kilisesinin üst kısmında bulunan sokakta Rum İlkokulu olması nedeni ile sokağa Mektep Sokak adı verilmiştir. Zamanla Rum ilkokul 1930 yılların sonunda yandı, okul kilisenin içinde eğitime devam etti bir süre. Okul zamanla yıkılıp gitti, arsası üzerinde Yenimahalle Spor Kulübü binası var. )
- MEKTEP TERBİYESİ ile/ve/<> MEYDAN TERBİYESİ
- MEKTEP ile MEKTEPLİ/LİK ile MEKTEP KAÇAĞI ile MEKTEP ÇOCUĞU ile MEKTEPLİ KAHVESİ
- MEKTEP[Ar.] değil/yerine/= OKUL
- MEKTUP değil/yerine/= BİTİ/BETİK
- MEKTUP ile/ve FERMAN
( BİTİK/G[Sözün yakalanıp saklandığı, muhafaza edildiği yer. | Sözün bittiği(türediği), ozlaştığı yer.] ile/ve YARLIĞ )
- MEKTUP ile SİRKÜLER
( ... İLE Birçok kişiye ulaştırılmak üzere çoğaltılmış mektup. )
- MEKTUPLARDAKİ FELSEFE:
HANNAH ARENDT ile KARL JASPERS ile MARTIN HEIDEGGER
(
)
- MEKTUPLAŞMAK ile MEKTUP ile MEKTUPÇU/LUK
- MEKTUP/NÂME değil/yerine/= İLETE
- MEKYÛL ile ...
( Kile ve benzeri gibi ölçekle ölçülmüş. )
- MELÂHAT[Ar.] ile/ve SABÂHAT[Ar. < SUBH] ile/ve BEŞENC[Fars.]
( Güzellik, yüz güzelliği. İLE/VE Güzellik, lâtiflik, yüz güzelliği. İLE/VE Yüz lâtifliği, güzelliği, parlaklığı ve gençliği. )
- MELÂİK[Ar. < MİL'AKA] ile MELÂİK/E[Ar. < MELEK]
( Tahta kaşıklar. İLE Melekler. )
- MELÂİN[Ar. < MEL'ANE/T] ile MELÂİN[Ar. < MEL'ÛN]
( Lânete neden olanlar, lânet edilmeye değer işler/hareketler. İLE Herkesin lânet ve nefretini kazanmışlar, mel'unlar. )
- MELÂL[Ar.] ile/ve/||/<> MEHCUR/E[Ar. < HİCR]
( Sıkıntı. İLE/VE/||/<> Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel. | Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış. )
- MELÂMİ'[Ar. < LEM'A] ile MELÂMÎ[Ar. < MELÂMET | çoğ. MELÂMİYYÛN] ile MELÂMİH[Ar. < LEMHA]
( Parıltılar. İLE Her türlü gösterişten uzak, dünya malından yüz çeviren, dervişliği, rintliği kendine ilke edinen kişi. Melâmiye tarikatından olan.[Hem tarikattir, hem de değildir | Ne tarikat, ne de değildir] İLE Lemhalar[: Bir kez bakma. | Parıltı, parlama.]. | Bir şeyin başka bir şeye benzeme noktaları. | Güzellik ya da çirkinlik yapıtları. )
- MELÂMÎ ile/değil/yerine MELÂMET NEŞELİ/NEŞESİ OLAN (BİRİ)
- MELCE'[< MELÂCİ'] ile ...
- MELDEK ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Keçeleşmiş olan. İLE ... )
- MELDÛG[Ar. < LEDG] ile ...
( Zehirli bir hayvan tarafından ısırılmış/sokulmuş. )
- MELEK ile/ve/||/<>/> MELEKE
( Doğa/da, canlı/da[bitki/de, hayvan/da]. İLE/VE/||/<>/> İnsan/da. )
( Kavram. İLE/VE/||/<>/> Yeti. )
- MELEK ile MELEKE ile MELEK OTU
- MELEK ile ÖLÜM MELEĞİ ile MELEKSİ ile MELEKLER
( ANGEL vs. ANGEL OF DEATH vs. ANGELIC vs. ANGELS )
( فرشته ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile ملائک )
( FARSHTEH ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile MOLAEK )
- MELEK ile ŞEYTAN(İBLİS[Ar.]/HANNÂN)/SATAN
( Gökten inen/gelen. [Akadca'dan] İLE ... )
( Melek denilen, manevi ve ilâhi haldir. )
( Semavi dinlerin içinde yer alan Melek sözcüğü, Amoriler'de Milkom ve Sur Kenti'nin tanrısı olarak Melk-Kart(Kentin Kralı), Süryaniler'de ve İbraniler'de Molek ya da Moleke, Araplar'da Melek'tir. )
( MELEK ile AZÂZİL[Şeytanın melekler arasında yaşadığı ve henüz Hz. Âdem'e secde etme emrini alıp da isyan etmediği zamanki adı.] )
( FİRİŞTE/FERİŞTE(H) ile ... )
- MELEKE[Ar.] değil/yerine/= YETİ
( TEKRARLAYA TEKRARLAYA MEYDANA GELEN ALIŞIKLIK, YATKINLIK, YORDAM | YETİ )
- MELEKLERDE:
"KANAT" değil İLİŞKİ
- MELEVÂN değil/yerine/= GECE VE GÜNDÜZ
- ÇANDIR/MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] ile/ve TOPA
( ... İLE/VE Hindistan'daki melezler. )
- HYBRID ORBITAL[İng.] / HYBRIDE ORBITAL[Fr.] / HYBRID ORBITALE[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ ORBİTAL
- HYBRID[İng.] / HYBRIDE[Fr.] / HYBRID[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ
- MELHÛZ[Ar.] değil/yerine/= UMULAN/BEKLENEN
( Düşünülebilen, olabilen, hatıra gelen, mülâhaza edilen. )
- MELİHA AVNİ SAHİLHANESİ :
( Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Parkı karşısındadır. 19. yy. sonunda yapılan bir sahilhanedir. Meliha Avni Sözen'e aittir. )
- MELİK[Ar. çoğ. MÜLÛK] ile MELÎK[Ar. çoğ. MÜLEKÂ]
( Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. | Allah'ın adlarındandır. İLE Allah'ın adlarındandır. | Mal sahibi. | Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. )
- MELİK ile MELİKE
- MELİSA ile MELİSA RUHU
- MELİSA[Yun.] değil/yerine/= OĞULOTU
- MELODİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= EZGİ
- MELODİ ile MÜZİK
( MELODY vs. MUSIC )
- MELODİ ile/ve/||/<> RİTİM ile/ve/||/<> ARMONİ
( EZGİ ile/ve/||/<> DİZEM ile/ve/||/<> UYUM )
( Tek sesli. | Kurallı ses dizisi. İLE/VE/||/<> Düzenli aralıklarla yineleme niteliği. | Bir dizede ya da notada, vurgu, uzunluk ya da ses özelliklerinin, durakların, düzenli bir biçimde yinelenmesinden doğan ses uygunluğu. | Uyumlu üslûp. | Vezin. [DÜZÜN/TARTIM] İLE/VE/||/<> Çok sesli/porteli. )
( Müziğin, ikinci kategorisidir. [Tek sesli(monofonik) ya da eş sesli(homofonik) olabilir.] [Melodi dünyasındaki hareket yeteneği, 30 hz. ile 15.000 hz. arasında sınırlıdır.] İLE/VE/||/<> Müziğin, ilk ve en temel kategorisidir. Müziğin her tarzı, ritme sahiptir; ritim olmaksızın hiçbir müzik var değildir. İLE/VE/||/<> Müziğin, üçüncü ve son kategorisidir. Ritim ve melodi, ardışıktır. Armoni ise kendi içinde, art ardalığa ve bir birlikte oluşa sahiptir. )
- MELODİ ile TINI
- MELODİ'DE:
TEK SESLİ(MONOFONİK) ile/<> EŞ SESLİ(HOMOFONİK)
( Seslerin, bir müzik cümlesinde, yatay bir çizgide bulunması. İLE/<> Seslerin, bir müzik cümlesinde, hem yatay, hem de dikey bulunması. )
- MELODİK değil/yerine/= EZGİLİ/EZGİSEL
- MELODİ/NAĞME değil/yerine/= EZGİ
- MELODY vs. MUSIC
- MELTEM BOZOFLU ile MELTEM BOZOKLU
( Yönetmen. İLE Oyuncu. )
- MELTEM ile FRİŞKA[İt. < Cerm.]
( ... İLE Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr. )
- MELTEM ile IPILTI/NESİM
( ... İLE Hafif esinti. )
- MELTEMLERDE:
KARA VE DENİZ MELTEMLERİ ile DAĞ VE VADİ MELTEMLERİ
( Gündüz, deniz meltemi; gece, kara meltemi oluşur. İLE Gündüz, vadi meltemi; gece, dağ meltemi olur. [Dağlarda nem oranı az olduğundan vadi ve ovalara göre daha erken ısınır, daha erken soğur.] )
( Deniz meltemi, özellikle Ege kıyılarında görülen, öğleden sonra, denizden karaya doğru esmeye başlayan yeldir. )
- MELUL ile MELUL MELUL ile MELUL MAHZUN
- MELVE ile/ve/<> CAHİRE
( [Yemen'de] Buğday ve darı unundan yapılan pide. İLE/VE/<> Arpadan yapılan pide. )
- MEMBA/MENBA değil/yerine/= BULAK/KAYNAK/PINAR
( MENBA'[< NEBEÂN: Kaynama.]: Kaynağın görünmeyen bölümü. Kaynak. )
- MEMBER :/yerine ÜYE
- MEMBERSHIP :/yerine ÜYELİK
- MEMDÛH[< MEDH]:
ÖVÜLMÜŞ, ÖVÜLECEK, MEDHOLUNMUŞ -<
- MEMDUH PAŞA YALISI :
( Tarabya Kireçburnu arasında ve deniz cepheli olup bahçe içindedir. Bu yalıya Nazlı Tılabar Yalısı ve Şinasi Bilgin Sahilhanesi de denilmektedir. İnşa tarihi 1900'dır. Yalı birkaç kez el değiştirdi. Önce Nazlı Tılabar'a daha sonra da Bilgin ailesine geçti. Tarihi eser bir yalıdır (bkz. Memduh Paşa). )
- MEMDUH PAŞA :
( Memduh Paşa (1839 - 1925), II. Sultan Abdülhamid (1876 - 1909) döneminde 13 yıl Dâhiliye Nazırlığı yapmıştır. 1893'te Ankara valisi iken vezir oldu ve 1895'te Dâhiliye Nazırlığına getirildi. 1908 inkılâbından sonra jurnalcilik ve rüşvetçilik suçlanarak birçok adamı ile birlikte Sakız'a sürüldü. Umumi af üzerine İstanbul'a döndü. Boğaziçi'nde Kireçburnu'nda uzun müddet yaşadıktan sonra 86 yaşında öldü. "Avsad - ı Sudur" ismini taşıyan bir divanı vardır. )
- MEME:
BEBEĞİ/ÇOCUĞU BESLEYEN ve/||/<> KENDİNİ/DİŞİLİ/ANNEYİ BESLEYEN
- MEME KANSERİ ve/<>/< ALKOL VE SİGARA
- MEME KANSERİNDE:
İLERİ EVRE / ÖLÜM değil/yerine TARAMA
( Memedeki olası kanserleri hücrelerin, 2., 3., 4. evrelerde tespit edilmesi ya da ölümle sonuçlanabilecek çok geç evrelerde tanı koymak. DEĞİL/YERİNE Mamografinin, 40 yaşından sonra her yıl düzenli olarak yaptırılması ve elle takip edilmesiyle gecikmiş olmamak için tarama ve korunmanın önemi/farkı çok büyüktür. )
- MEME YAPMAK ile PATLAK VERMEK
- MEME/CİCİK/BÖKSEG ile KULAK MEMESİ
( CİCİK: İnsan ya da hayvan memesi. )
( SEDY/SEDYE/SEDYÜN ile ŞAHME
HALME[çoğ. HALEMÂT]: Meme başı.
HALME-İ SINÂİYYE: Emzik. )
( BREAST vs. EAR LOBE )
( PİSTÂN ile ... )
- MEME ile MEMELİ ile MEMESİZ ile MEME BAŞI ile MEME BEZİ ile MEMELİLER ile MEME SÜNGERİ
- MEMELİ DERİLERİNDEKİ BEZLER:
SEBASÖZ ile/ve/||/<> APOKRİN ile/ve/||/<> EKRİN
( Bu bezler, birlikte çalışarak ter üretir. Birçok memeli türde, sebasöz ve apokrin bezleri, baskın ter bezleridir ve kıl köklerine yakın bir yerde bulunur. Bu bezlerin salgıları, kılları; yağlı, bazen köpüren bir karışım haline getirir. )
( Kürkü olmamasının yanı sıra, insan, olağanüstü sayıda ekrin bezi sahibidir. Bu sayı, 2 milyon ile 5 milyon arasında değişkenlik gösterir ve günde 12 litreye kadar ince, sulu ter üretilebilmesini sağlar.
Ekrin bezleri, kıl kökleri yakınında kümelenmez, bunun yerine deri yüzeyine görece yakın bir yerde bulunur ve küçük delikler[porlar] aracılığıyla ter boşaltımı yapar. Çıplak derinin ve sulu terin bu kombinasyonu, terin doğrudan kürkte birikmesinden çok doğrudan çıplak deride birikmesine neden olur ve insanın aşırı ısınmasını engeller. Bu soğutucu sistemimiz sayesinde, sıcak bir günde yapılacak bir maratonda, atlara üstünlük sağlayabiliriz. )
- MEMELİ TAKIMLARI:
MONOTREMATA ve/||/<> MARSUPIALIA ve/||/<> PROBOSCIDAE ve/||/<> SIRENIA ve/||/<> EDENTATA ve/||/<> RODENTIA ve/||/<> LAGOMORPHA ve/||/<> PRIMATA ve/||/<> CARNIVORA ve/||/<> CETARTIODACTYLA [ARTIODACTYLA | CETACEA] ve/||/<> PERISSODACYLA ve/||/<> CHIROPTERA ve/||/<> INSECTIVORA
( Platypus, ekidna. VE/||/<> Kangurular, opossumlar, kolalar. VE/||/<> Filler. VE/||/<> Deniz inekleri[manatlar]. VE/||/<> Tembel hayvanlar, karıncayiyenler, armadilolar. VE/||/<> Sincaplar, kunduzlar, oklu kirpiler, fareler. VE/||/<> Tavşanlar, Amerikan tavşanları, pikalar. VE/||/<> Lemurlar, maymunlar, insan benzeri maymunlar, kişiler. VE/||/<> Köpekler, kurtlar, ayılar, kediler, sansarlar, susamurları, ayıbalıkları, morslar. VE/||/<>
[ARTIODACTYLA]
* Koyunlar, domuzlar.
* Sığırlar, geyikler.
* Zürafalar.
||
[CETACEA]
Balinalar, yunuslar, domuz balinaları. VE/||/<> Atlar, zebralar, tapirler, gergedanlar. VE/||/<> Yarasalar. VE/||/<> "Gerçek böcekçiller", bazı köstebekler, bazı cüce fareler. )
( Yumurta bırakırlar. Meme ucları yoktur.[Sütü annenin kürkündenn emerler.] VE/||/<> Embriyonik gelişimlerini marsupial kese içinde tamamlarlar. VE/||/<> Uzun kaslı bir hortuma, kalın gevşek deriye, üst azı dişlerinin uzamasıyla oluşmuş iki uzun fildişine sahiplerdir. VE/||/<> Sucul otoburlardır. Yüzme özelliğine sahip yüzgeç benzeri ön üyeleri vardır fakat arka üyeleri yoktur. VE/||/<> Dişilleri yok ya da indirgenmiştir. VE/||/<> Törpüleme özelliğine sahip törpü biçiminde sürekli büyüyen kesici dişlere sahiptirler. VE/||/<> Törpü benzeri kesici dişleri vardır. Ön üyelerinden daha uzun olan arka üyeleri zıplamak ve koşmak üzere uyum sağlamıştır. VE/||/<> Hepçillerdir[Omnivor]. Başparmaklarını öteki parmaklarının karşısına getirebilirler. Yüzün önüne yönelmiş gözler, çok iyi gelişmiş beyin kabukları vardır. VE/||/<> Etçillerdir. Kesici özellikte, kesip koparmak üzere sivri uclu kesici dişlere sahiplerdir. VE/||/<> Her bir ayakta çift tırnaklı toynağa sahiplerdir. Otoburlardır. || Balık benzeri gövdeye sahip deniz hayvanlarıdır. Ön üyeleri kürek biçiminde ve arka üyeleri yoktur. Yalıtım için kalın bir yağ tabakaları vardır. VE/||/<> Otoburlardır. Her bir ayakta tek tırnaklı bir toynağa sahiplerdir. VE/||/<> Uçmaya uyum sağlamışlardır. Uzun olan parmaklarında gövde ve bacaklara kadar uzanan, geniş, katlanabilen deriye sahiplerdir. Böcek yiyen memelilerdir. )
- MEMELİ/LER ile TEKDELİKLİ/LER
( ... İLE Kuşlar gibi yumurtlayarak üreyen, dışkılığı olan memeliler takımı. )
- MEMELİ/LER ile YUMURTLAYAN/LAR
( Kendi boyuyla karşılaştırıldığında en küçük yumurtayı yumurtlayan hayvan devekuşu [kendi ağırlığının %1.5'undan hafiftir], en büyük yumurtayı yumurtlayan benekli küçük kividir. [kendi ağırlığının %26'sı kadardır] )
( Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta [dinozorlar da içinde] Madagaskar'da yaşayan Fil Kuşu[Lat. Aepyornis maximus]'na aitti. [Soyu 1700'de tükenmiştir] [9 litre oylumda, 180 tavuk yumurtasına denktir.] )
( ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ/HAYVÂNÂT-I SÜTVER/SÜTVER/SÜTDAR HAYVÂNÂT ile HAYVÂNÂT-I BEYZA/ZÂT-ÜL-BEYZ/YUMURTA VAZ )
( MAMMALS vs. OVIPAROUS )
( MAMMIFÈRES avec OVIPARES[< Lat. < OVUM: Yumurta. + PARERE: Doğurmak.] )
( SÜDYİYYE[< SÜDÎ] ile BEYUDİYYAT/BEYDİYYAT )
( STANADHARI[STAN: Meme. + DHARI: Taşıyan, sahip olan.] ile ANDAJ[AND: Yumurta.] )
- ÖYKÜLER:
MEMLEKET ile/ve/||/<> GURBET
- MEMLEKET ile MEMLEKETLİ/LİK ile MEMLEKETÇİ/LİK ile MEMLEKETSİZ/LİK ile MEMLEKET HAVASI ile MEMLEKETLER ARASI
- MEMNUN KALMAK ile MÜTEESSİR OLMAK
- MEMNUN OLMA ile/ve/değil UYGUN OLMASI
- MEMNUN (OLMAK) ile/ve/||/<> HOŞNUT (OLMAK) ile/ve/||/<> TATMİN (OLMAK)
- MEMNUN (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< RÂZI (OLMAK)
- MEMNUN OLMAMAK ile/ve/değil/||/<>/< ŞİKÂYETÇİ OLMAK
- MEMNUN[Ar.] ile/ve/||/<> MECNUN[Ar.]
- MEMNUNİYET ile MUTLULUK
( Tüm mutluluk, öz varlığınızı hoşnut etmekle gelir. )
( Mutluluğumuzun, nesnelere, olaylara ve kişilere bağlı olduğuna "inanmak", gerçek doğamızla ilgili bilgisizliğimizden kaynaklanır. )
( Mutluluğu, saldırıya ve değişikliğe uğratılamaz olan gerçek mutluluğu ararsanız, dünyayı, acıları ve hazları ile ardınızda bırakmalısınız. )
( Bağımsızlığınızı idrak edin ve mutlu kalın. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk, anlayışı izler. )
( PLEASED/GLAD vs. HAPPINESS
All happiness comes from pleasing the self.
To believe that you depend on things and people for happiness is due to ignorance of your true nature.
If you seek real happiness, unassailable and unchangeable, you must leave the world vs. its pains and pleasures behind you.
Realise your independence and remain happy.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding. )
- MEMNUNİYETSİZLİK ile TATMİN EDİCİ DEĞİL ile MEMNUN DEĞİL ile MEMNUN OLMAMAK
( DISSATISFACTION vs. DISSATISFACTORY vs. DISSATISFIED vs. DISSATISFY )
( نارضايتي ile ناخشنودي ile ناخرسندي ile عدم رضايت ile عدمرضايت ile ناخرسندکننده ile ناراضي ile ناخرسند کردن ile ناراضي کردن ile ناخشنود کردن )
( NAREZAYTY ile NAKHSHNODY ile NAKHARSANDY ile ADAM REZAYT ile عدمرضايت ile NAKHARSANDKONANDEH ile NARAZY ile NAKHARSAND KARDAN ile NARAZY KARDAN ile NAKHSHNOD KARDAN )
- MEMORY vs. REASON
- MEMORY :/yerine HAFIZA
- MEMSÛS[Ar.] ile MEMSÛS[Ar.]
( Dokunulmuş, mesolunmuş. İLE Emilmiş, sorulmuş, massolunmuş. | Baldır, incik. )
- MEMTÛL[Ar.] ile MEMTÛR[Ar.]
( Çekiçle döğülmüş, işlenmiş. İLE Üzerine yağmur yağmış. )
- MEMUR/LUK ile MEMURE
- MEMURLUKTA:
DERECE ile/ve/||/<> KADEME
( Memurlar ilk olarak sınava tâbi tutularak geçerli olan puanı aldıktan sonra ilk olarak devlet bünyesinde çalışma üzere atanmaktadır. Bu atama işlemi ile ilk olarak derece sahibi olarak görevlerine başlamaktadır. İLE/VE/||/<> memurun çalışma süresine ve daha sonrasındaki puanlarına göre ilerleyişine bağlıdır. )
( Devlet memurluğu puanlama düzeni, ilk olarak 9 rakamı ile devlet memuru olarak derecelenerek göreve başlamaktadır. Derece sözcüğü, memurluk durumu içinde genel olarak yükselme olarak tanımlanmaktadır. Buna ek olarak dereceden sonra kademe olarak yükselerek çalışmaya devam edilmektedir. Kademe ise genel olarak memurluk durumu için ilerleme sözcüğü ile tanımlanmaktadır.
Derece ile başlanılan memurluk görevi, puanlama düzeni ile yükselerek kademe olarak devam etmektedir. Memurluk içinde kademe sahibi olan yani derecesi yükselen memurlar, sadece durum olarak değişmemektedir. Buna bağlı olarak maaşları da belirli bir oranda artmaya devam etmektedir.
Memurluk için derecenin ilerlemesi yani kademe sahibi olmak maşın da yükselmesi demektir.
En düşük memurluk derecesi 15 sayısı ile başlamaktadır. Bu sayıdan başlayarak ilerleyen dönemlerde elde edilen derece ilerlemesine bağlı olarak en yüksek kademe rakamı olan 1 rakamına kadar çıkabilmektedir. Derece olarak en yüksek 1 rakamı kabul edilirken kademe söz konusu olduğunda bu rakam değişkenlik gösterebilmektedir. Kademe puanlama düzeni ise en düşük 1 rakamından başlayarak en yüksek 3 rakamına kadar devam edebilmektedir.
Memurların derecesinin ve kademesinin belirlenmesi ise örneğin 6/2 biçiminde bir tanımlama yapılmaktadır. Bu biçimde tanımlanan memurluk durumunun açılımı ise 6. derece ile 2. kademe biçimindedir. )
- MEMURLUKTA, DİSİPLİN CEZALARI:
UYARMA ile KINAMA ile KISA SÜRELİ DURDURMA ile UZUN SÜRELİ DURDURMA ile GEÇİCİ OLARAK GÖREVDEN ÇIKARMA ile MEMURLUKTAN ÇIKARMA
- MEMZÛC[Ar. < MECZ] değil/yerine/= KARIŞIK, KARIŞMIŞ
- MEN YE'TÎNÎ FE LEHÛ DİRHEMUN[Ar.] ile VELLEZÎ YE'TÎNÎ FE LEHÛ DİRHEMUN[Ar.]
( Kim bana gelirse bir dirhem ona aittir. İLE Bana gelene, bunun için bir dirhem veririm. )
- MENÂBİ'[Ar. < MENBA] ile MENÂBİR[Ar. < MİNBER]
( Kaynaklar, menbalar. İLE Minberler. )
- MEN'AF[Ar. < MENÂİF] ile Menâf[Ar.]
( Dağın sivri tepesi. İLE İslâm'dan önce, Araplar'ın putu. )
- MENÂFİ'[Ar. < MENFAAT] ile MENÂFÎH[Ar. < MİNFÂH]
( Yararlar, çıkarlar, menfaatler. İLE Körükler. )
- MENAFİ[Ar.] değil/yerine/= YARARLAR
- MENAFİ-İ UMUMİYE değil/yerine/= KAMU YARARI
- MENÂHÎ[Ar. < MENHÎ] ile MENÂHİR[Ar. < MENHİR] ile MENÂİR[Ar. < MENÂRE]
( Haram olmuş, yapılması şer'an men edilmiş şeyler. İLE Burun delikleri. İLE Minâreler. )
- MENÂHİS[Ar. < MİNHAS] ile MENÂHİZ[Ar. < MİNHAZ]
( Uğursuz şeyler. İLE Burun delikleri. )
- MENÂÎ[Ar. < MEN'Â] ile MENÂÎH[Ar. < MENÂHE]
( Ölüm haberleri, kara haberler. İLE Ölü için ağlanacak yerler. )
- MENAJER[Fr. < MENAGE] ile/değil MENEJER[İng. < MANAGER]
( Yemek düzeninde [menaj], masada bulunması gereken araçların genel adı ve/ya da yedeklerinin bulundurulduğu küçük dolaplar. İLE/DEĞİL Yürütücü, yönetici, işgüder. )
- MENAPOZ/MENOPOZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= YAŞDÖNÜMÜ
- MENÂR[Ar. < NÛR] ile MENÂRE[Ar. < NÛR | çoğ. MENÂİR/MENÂVİR]
( Nur, ışık yeri. | Fener kulesi. | Yol işaretleri. İLE Minâre. | Işık kulesi. )
- MENBA'[Ar. < NEBEÂN] ile KAYNAĞIN GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ, KAYNAK | PINAR [NEBEÂN]
( KAYNAĞIN GÖRÜNMEYEN KISMI, KAYNAK | PINAR [NEBEÂN ile ABCDEF ( KAYNAMA] )
- MENBÂ ile MASDAR
- MENDEL 1. KURAL ile/||/<> MENDEL 2. KURAL
( 1. kural ayrışma, 2. kural bağımsız dağılım. )
( Formül: Segregasyon İLE assortment )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )
- MENDEL YASALARI ile/||/<> KALITIM
( Mendel Yasaları ve Kalıtım arasındaki ilişki )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- MENDEL ile/||/<> YASALARI
( Mendel yasalarının yaygınlaştırılması )
( William Bateson tarafından 1902 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )
- MENDİL HEDİYE ETMEK değil/ve İÇİNDEKİNİ GİZLEMEK
( Hediye edilen mendiller içindeki altın ya da paranın görünmemesini sağlamak içindi(r). )
- MENDİL/ULATU ile/ve/değil DESTMÂL
( ... İLE/VE/DEĞİL Nakışlı, süslemeli mendil. )
- MENDİL ile MENDİLLİ ile MENDİLSİZ
- MENDİL[Ar.] değil/yerine/= SUVLUK
- MENEKŞE(< BENEFŞE[Fars.], BENEFSEC[Ar.]):
AFRİKA MENEKŞESİ ile CEZAYİR MENEKŞESİ ile DENİZ MENEKŞESİ/ÇAN ÇİÇEĞİ ile HERCAİ MENEKŞE/ALACAMENEKŞE ile MISIR/FRENK MENEKŞESİ
( Cezayir Menekşesi'nde, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran alkaloitler bulunur. )
( [Menekşegillerden, bir ya da çok yıllık otsu bitki. | Bu bitkinin, mor renkli, güzel kokulu çiçeği.]: ... İLE Zakkumgillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kendine özgü, mavi, açık mor renkli çiçekleri ve ortası çukur taçyaprakları olan bir bitki. İLE ... İLE Menekşegillerden, mor, sarı, beyaz renkte, menekşeye benzer çiçekleri olan bir bitki. | Bu bitkinin çiçeği. İLE Turpgillerden, çiçekleri hoş kokulu bir süs bitkisi türü. )
( )
( VIOLA: SAINT PAULIA IONANTA cum VINCA | CATHARANTHUS ROSEUS cum ... cum VIOLA TRICOLOR cum HESPERIS )
- VIOLET[İng.] ile/değil/yerine/= MENEKŞE, MOR
- MENEKŞE REÇELİ ile FULYA REÇELİ
- MENEKŞE, FERHAN (YENİMAHALLE/SARIYER, 1950) :
( Makine Mühendisi işadamı. Ticaretle uğraşmaktadır. Sarıyer Yeni Merkez Camii, Sarıyer Ali Kethüda Camii ve Yenimahalle Camii üyesidir. Yenimahalle ve Sarıyer yeni Merkez Camii yönetim kurullarında uzun süreler görev yaptı. )
- MENEND/MÂNEND değil/yerine/= GİBİ, EŞSİZ, ÖRNEKSİZ
- MENENGİÇ AĞACI ile/>/=/<> FISTIK AĞACI
( Aşısız. İLE/<>/= Aşılı. )
- MENEVİŞ/HÂRE[Fars.]/DALGIR[yerel] ile MENEVİŞ[Fars.]
( Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler. | Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. | Yeni yapılan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları. İLE Terementi ağacının tohumu. )
- MENFA[Ar.] değil/yerine/= SÜRGÜN YERİ
- MENFES[Ar. < NEFES] ile MENFEZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. MENÂFİZ]
( Soluk alacak yer, soluk deliği. İLE Delik, yarık, ağız, nüfûz edecek yer. )
- MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ
- MENFUR/MÜSTEKREH[Ar.] değil/yerine/= İĞRENÇ/TİKSİNÇ
- MENGEN ile MENGENE
- MENGENE[Yun.]/CENDERE[Fars.] değil/yerine/= KISKIÇ
- MENGGÜ ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sonsuz [hâlid/ölümsüz] olan. | Sonsuzluk.[hulûd/ölümsüzlük] İLE ... )
- MENGİZ ile BENİZ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yüzün rengi. )
- MENGÛŞ ile ...
( BEKTAŞİYYE'DE MÜCERRED BABALARIN KULAĞINA TAKTIĞI KÜPE )
- MENHÎ[Ar. çoğ. MENÂHÎ] ile MENHİR/MENHAR/MİNHİR/MUNHUR[Ar. çoğ. MENÂHİR]
( Haram olmuş, yapılması şer'an men edilmiş şey. İLE Burun deliği. )
- MENHÛS[Ar. < NAHS] ile MENHÛS[Ar.] ile MENHÛŞ[Ar.]
( Uğursuz, nuhûsetli.[MEŞ'ÛM] İLE Kuyruğunun yanları uyuz olan deve. İLE Yılan, akrep gbi hayvanlar tarafından sokulmuş. )
- MEN-İ MUARAZA DÂVÂSI değil/yerine/= SATAŞMANIN ÖNLENMESİ ARANCI
- MENÎ[Ar.] ile MENÎ'[Ar.] ile MENÎ[Ar.] ile MENHÎ[Ar. | çoğ. MENÂHÎ]
( Ersuyu. İLE Sarp, erişmesi/ulaşması zor yer. İLE Benlik. İLE Haram olmuş, yapılması şer'an yasaklanmış şey. )
- MENİSK[Fr. < Yun.] ile MENİSK[Fr. < Yun.]
( Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek. İLE Bazı eklemlerde, kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm. )
- MENKİB[Ar. | çoğ. MENÂKİB] ile MENKIBE/MENKABE[çoğ. MENÂKIB]
( Omuz ve kol kemiğinin birleştiği yer. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )
- MENKUB[Ar. < NAKB]["ku" uzun okunur] ile MENKÛB[Ar. < NEKBET]
( Delinmiş, oyulmuş. İLE Tâlihsiz, nekbete düşmüş. | Gözden ve mevkiden düşmüş. )
- MENKUL NÜSHA ile/ve/||/<> el-MENKUL-ÜN-MİNHA
- MENKUL[Ar. < NAKL] ile ME'KÛL[Ar.]
( Nakledilmiş, bir yerden, bir yere taşınmış, taşınan. | Ağızdan ağıza geçmiş. [söz, haber, öykü] İLE Ekl olunmuş, yenilmiş şey, yiyecek. )
- MENKUL ile MENKUL KIYMETLER
- MENKUL değil/yerine/= TAŞINIR
- MENKUL/E[Ar. < NAKL]["ku" uzun okunur] ile MENKUR[Ar. < NAKR]["ku" uzun okunur] ile MENKÛR[Ar. < NEKR | çoğ. MENÂKÎR]
( Bir yerden, bir yere taşınmış, taşınan. | Ağızdan ağıza geçmiş söz/haber/öykü. İLE Delinmiş, oyulmuş. İLE İnkâr olunmuş. )
- MENKÛS ile/||/<> MENKÛS MİNH ile/||/<> MENSÛB ile/||/<> MÜSTESNÂ ile/||/<> MÜSTESNÂ MİNH
( Çıkan. İLE/||/<> Eksilen. İLE/||/<> Pay ya da bölünen. İLE/||/<> Çıkan. İLE/||/<> Eksilen. )
- MENKUS[Ar. < NAKS]["ku" uzun okunur] ile MENKÛS[Ar. < NÜKS] ile MENKUŞ[Ar. < NAKŞ]["ku" uzun okunur] ile MENKUZ[Ar. < NAKZ]["ku" uzun okunur]
( Eksik olan. İLE Baş aşağı çevrilmiş, tersine dönmüş. | Hastalığı tekrar etmiş. | Sol ön ayağında beyaz bulunan ve Araplarca kabul görmeyen at. İLE İşlenmiş, nakış olunmuş, resim yapılmış, boya ile süslenmiş. | Nakışlı pencere, alçı pencere. İLE Bozulmuş, hükümsüz bırakılmış, nakz edilmiş. )
- MENLEH ile KESTEL
( Kale. İLE Küçük kale, hisarcık. )
- MENLEH ile KESTEL
( Kale. İLE Küçük kale, hisarcık. )
- MENNÂN ile ...
( ALLAH | ÇOK İHSAN EDEN, VEREN )
- MENŞE'[Ar. < NEŞ'ET] ile MENŞER[Ar.]
( Bir şeyin çıktığı, neşet ettiği yer, esas, kök. | Yetişilen yer, bitirilen okul. İLE Dağıtılan, neşr edilen yer. )
- MENŞE/ORİJİN değil/yerine/= KÖKEN
- MENSİM[Ar. | çoğ. MENÂSİM]:
Deve tırnağı. -ve
- MENSÛB[< NİSBET] ile ...
( BİR TARÎK'E, BİR ŞEYHE İNTİSÂB EDEN )
- MENSÛCÂT[Ar.]/TEKSTİL[Fr.] değil/yerine/= DOKUMA/LAR / KUMAŞ/LAR
- MENSUP değil/yerine/= KATNAŞ
- MENSUP[Ar.] değil/yerine/= ÜYE
- MENŞÛR[< NEŞR]/NEŞREDİLMİŞ değil/yerine/= AÇILMIŞ, YAYILMIŞ, DAĞITILMIŞ | PRİZMA
- MENSUR ile MENSUR ŞİİR
- MENŞUR/PRİZMA değil/yerine/= ...
- MENTAL[İng.] değil/yerine/= ZİHINSEL
- MENTAL :/yerine ZİHİNSEL
- MENTEŞE[Fars. < BENDKEŞE] ile/ve/||/<> TOPUK DEMİRİ
( Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır nesnelerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça. İLE/VE/||/<> Kapı menteşelerinin altta kalan eril bölümü. )
- MENTOL ile MENTOLLÜ
- MENUET ile ...
( Bir tür dans. )
- MENZİL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. MENÂZİL]:
Bir günlük yol. | Mesafe. -<
- MENZİL[< NÜZÛL] ile ...
( Yollardaki konak yeri. | Ev. | Bir günlük yol. | Mesafe. )
- MENZİL[Ar.] değil/yerine/= ERİM
- MENZİL ile MENZİLE ile MENZİLCİ
- MENZİL ile/||/<> MERTEBE
( Üs ya da kök derecesi. | Basamak. İLE/||/<> Basamak, kademe. )
- MENZİL-İ CÂN değil/yerine/= İNSAN GÖVDESİ | ULVÎ ÂLEM
- MENZÛL[Ar. < NÜZÛL] ile MENZÛR[Ar.]
( İnmiş, nüzûl etmiş. İLE Va'd edilmiş, adanmış, nezr olunmuş. )
- MERÂHİM[Ar. < MERHAMET] ile MERÂHİM[Ar. < MERHEM]
( Acımalar, merhametler. İLE Merhemler. )
- MERÂÎ[Ar. < MİR'AT] ile MERÂÎ[Ar. < MER'A] ile MERÂİR[Ar. < MERÂRE]
( Aynalar. İLE Çayırlıklar, otlaklar. İLE Öd keseleri. )
- MERÂK[Ar.] ile MERAK[Ar.] ile MERAKK[Ar.]
( Bir şeyi anlamak ya da öğrenmek için duyulan istek. | Bir şeyi edinmek, yapmak. Bir şeyle uğraşma isteği. | İstek, heves, düşkünlük. | İç darlığı. | Kuruntu, telâş. | Kaygı, tasa. | Dalgınlık, kara sevdâ. İLE Çorba. İLE [atta] Sağrı. | [astr.] Dübb-i ekber adlı yıldız kümesinin dörtgeninde bulunan, ikinci derece parlak yıldız. [İng./Fr. MERAK | Lat. BETA URSUS MAJORIS] )
- MERAKLI ile/ve/değil/yerine İLGİLİ
- MERAKLISI ile HAYALİ
( FANCIER vs. FANCIFUL )
( خيال باز ile تفنني ile پر اوهام )
( KHYAL BAZ ile تفنني ile PAR AVEYAM )
- MERAM ANLATMAK değil/yerine/= İSTEĞİ BİLDİRMEK
- MERÂRE[Ar. çoğ. MERÂİR] ile MERÂRET[Ar.]
( Öd kesesi. İLE Acılık, tadsızlık. )
- MERÂSÎ[Ar. < MERSİYE] ile MERÂRET[Ar. < MERSÂ]
( Ağıtlar, mersiyeler. İLE Limanlar, gemilerin barındığı yer. )
- MERASİM ile MERASİMLİ ile MERASİMSİZ ile MERASİM SALONU
- MERÂTİB ile/ve/değil/||/<>/< VETÎRE
- MERBÛT[< RABT] ile ...
( RAPTOLUNMUŞ, BAĞLANMIŞ, BAĞLI | ULAŞMIŞ, BİTİŞMİŞ, BİTİŞİK | İLİŞTİRİLMİŞ, EKLENMİŞ, ...YA BAĞLI )
- MERBÛT ile/||/<> MÜNÂKALE ile/||/<> TEDÂVÜL ile/||/<> LÂ-BÎ-ŞARTIN ile/||/<> MÜCEDDEDEN
( Bağlı. İLE/||/<> Bir taşınmazla ilgili yeni kayıtla eski kayıt arasında bağlantı kurma.[tedâvül] İLE/||/<> Tapu kayıtları oluşturulduktan sonra alım, satım, ifraz, intikal gibi nedenlerden dolayı kişiler arasında gelen değişiklikler. İLE/||/<> Koşula dayanmaksızın. İLE/||/<> Yeniden, zilyetlikten. )
- MERCAN AĞA CAMİSİ ile MERCAN AĞA MESCİDİ
( Bayezıd'ta, Mercan Yokuşu'ndadır. İLE Kapalı Çarşı'da, Tığcılar Sokağı'ndadır. )
( XVIII. yüzyıl başında, Dârüssaâde Ağası Mercan Ağa tarafından onartılan bir camidir. [Dârüssaâde Ağası Camisi adıyla da bilinir.] İLE Dârüssaâde Ağası Mercan Ağa tarafından. [ö. 1721] )
- MERCAN ile/<> ANTOZA
( ... İLE/<> Çiçek hayvan. )
- MERCAN ile KUPA MERCANI
( ... ile
)
- MERCAN ile MERCAN ADASI ile MERCAN RENGİ ile MERCANLAR
( CORAL vs. CORAL ISLAND vs. CORALLINE vs. CORALS )
( بسد ile مرجان ile جزيره مرجاني ile مرجان مانند ile مرجانها )
( بسد ile MARJAN ile جزيره مرجاني ile MARJAN MANAND ile MARJANEYA )
- MERCAN ile MERCANCI ile MERCANLI ile MERCANLAR ile MERCAN OTU ile MERCAN ADASI ile MERCAN BALIĞI ile MERCAN RESİFİ ile MERCAN TESPİH ile MERCAN YEŞİLİ ile MERCAN YILANI ile MERCAN TEKNESİ ile MERCAN TERLİĞİ
- MERCAN ile ŞAPTAŞI
( ... İLE Kızıldeniz'den çıkarılan, beyaza çalan renkte, pek çok dalı olan mercan türü. )
- MERCANKÖŞK[Fars.]/MERZENGÜŞ[Fars.]/ŞİLE ile YABANİ MERCANKÖŞK/FAREKULAĞI
( Ballıbabagillerden, küçük yapraklı, güzel kokulu bir saksı bitkisi. İLE ... )
( ORIGANUM MAJORANA cum ORIGANUM VULGARE )
- LENS SYSTEMS[İng.] / SYSTÈMES DE LENTILLES[Fr.] ile/değil/yerine/= MERCEK DİZGELERİ
- ADESE[Osm.] / LENS[İng.] / LENTILLE[Fr.] / LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MERCEK
- MERCEK ile CODDINGTON MERCEĞİ
- MERCEK ile MERCEKLİ
- MERCİMEĞİ ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI ve/||/<>
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU
( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!
Bu işte bir Evsizlik var!
Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...
Evlenme teklifime yardım eder misin!?
Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz
3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!
Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)
Düşün, taşın! Ya da kaşın!
"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )
Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat
senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!
Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)
Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai
Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )
- MERCİMEK ile MERCİ ile MERCİMEK KEMİĞİ ile MERCİMEK PİLAVI ile MERCİMEK KÖFTESİ ile MERCİMEK ÇORBASI
- MERCİMEK ve/||/<> TARHUN[Ar.]
( ... VE/||/<> Birleşikgillerden, tıpta kullanılan, güzel kokulu bir bitki. )
( ... cum ARTEMISIA DRACUNCULUS )
- MERCÛ/V[Ar. < RECÂ] ile MERCÛH/A[Ar. < RÜCHÂN]
( Ümit edilen. | Rica olunan. İLE Başka bir şeyin kendine üstün tutulduğu şey. | Düşmanından önce iddiasını kanıta yetkisi olmayan. )
(1996'dan beri)