Bugün[27 Mart 2026]
itibarı ile 39.532 başlık/FaRk ile birlikte,
39.532 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(53/160)


- GEÇİM, İSMAİL ( İST. 1973) :

( Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol oynadı. Bir dönem kulüp yönetim kurulunda görev yaptı. İş hayatına emlakçı olarak atıldı ve işini geliştirdi. İşlerini genişleten ve Century 21 Türkiye Gayrimenkul Danışmanlığı yaptı. Century 21 Türkiye bünyesindeki 6 danışman ve 4 ofisin 2008 yılı performansları ile üstün başarı gösterdi ve Centurion ödüllerinin en önemlisi olan "Grand Centurion" ödülünü kazanan ilk Century 21 Türkiye gayrimenkul danışmanı oldu. )


- GEÇİMSİZLEŞMEK ile GEÇİM/LİK ile GEÇİMLİ/LİK ile GEÇİMSİZ/LİK ile GEÇİM YOLU ile GEÇİM DERDİ ile GEÇİM KAPISI ile GEÇİM DÜNYASI ile GEÇİM ZORLUĞU ile GEÇİM SIKINTISI


- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM


- GEÇİRGEN ile/ve/||/<> SAYDAM


- PERMEABILITY, PERMITTIVITY[İng.] / PERMÉABILITÉ, TRANSMISSIVITÉ, TRANSMITTANCE[Fr.] / DUCHLÄSSIGKEIT, DURCHLÄSSIGKEIT, TRANSMISSIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGENLİK


- IMPERVIOUS, IMPERMEABLE[İng.] / ÉTANCHE, IMPERMÉABLE[Fr.] / GEÇIRMEZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMEZ


- GEÇİŞ DURUMU ile/||/<> ARA ÜRÜN

( TS maksimum enerji hayali frekans, ara ürün minimum gerçek. )

( Formül: Saddle İLE minimum )


- MUKADDEMAT[Osm.] / TRANSITION STATE[İng.] / ÜBERGANGSZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ DURUMU


- GEÇİŞ KARTINI:
YAVAŞ BASMAK ile/değil/yerine ÜZERİNDE TUTMAK/BEKLEMEK


- GEÇİŞ METALİ ile/||/<> ANA GRUP METALİ

( Geçiş d orbitalli, ana grup s/p orbitalli metaldir )

( Formül: Fe İLE Cr İLE Na İLE Al )


- GEÇİŞ METALİ ile/||/<> İÇ GEÇİŞ METALİ

( d-blok ögeleri. İLE/||/<> f-blok ögeleri. )


- TRANSITION MOMENT[İng.] / MOMENT DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ MOMENTİ


- TRANSITION TIME[İng.] / DURÉE DE TRANSITION[Fr.] / TRANSITIONZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SÜRESİ


- GEÇİŞKEN/LİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLİ/LİK


- GEÇİT ile GEÇİT HAKKI ile GEÇİT RESMİ ile GEÇİT TÖRENİ


- GECKO İLE LOTUS İLE VELCRO ile/||/<> DOĞADAN İLHAM

( Biyolojik sistemlerin taklit edilmesi. )

( Formül: Süperhidrofobik θ > 150° )


- TRANSIT TIME[İng.] / TEMPS DE PARCOURS[Fr.] / DURCHFAHRTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇME SÜRESİ


- GEÇMEDİ" ile/ve/||/<>/> DUVARA TOSLAMIŞ O ZAMAN


- GEÇMEK ile AKMAK


- GEÇMEK ile/ve AŞMAK


- GEÇMEK ile ATLAMAK


- GEÇMEK ile ÇAPRAZ ÇUBUK ANAHTARI ile ÇAPRAZ ÇUBUK SİSTEMİ ile MEMLEKET BOYUNCA ile ŞAŞI ile ÇAPRAZ BESLEME ile ÇAPRAZ GÜBRELEME ile ÇAPRAZ İNDEKS ile GEÇİŞ NOKTASI ile ÇAPRAZ AMAÇ ile ÇAPRAZ REFERANS ile ENİNE KESİT ile ÇAPRAZ KESİM ile GEÇİŞ ile ÇAPRAZ OLARAK

( CROSS vs. CROSS BAR SWITCH vs. CROSS BAR SYSTEM vs. CROSS COUNTRY vs. CROSS EYED vs. CROSS FEED vs. CROSS FERTILIZATION vs. CROSS INDEX vs. CROSS OVER POINT vs. CROSS PURPOSE vs. CROSS REFER vs. CROSS SECTION vs. CROSSCUT vs. CROSSING vs. CROSSWISE )

( ضربدر ile خاج ile عبور کردن ile از هم گذشتن ile صليب ile چليپا ile چارميخ ile گزينه شطرنجي ile سيستم شطرنجي ile ورزش هاي ile چپ چشم ile خورد متقابل ile لقاح متقابل ile فهرست تقابلي ile شاخص متقابل ile نقطه همگذري ile قصد متقابل ile مراجعه متقابل کردن ile مقطع عرضي ile ميان بر ile محل تقاطع ile متقاطع ile گذرگاه ile همگذري ile از پهنا )

( ZARBADAR ile KHAJ ile OBUR KARDAN ile AZ NPAM GOZASHTAN ile SELYBE ile چليپا ile چارميخ ile GOZYNAH SHATRANJY ile SYSETAM SHATRANJY ile VARZESH CPEHAY ile CHAP CHESHAM ile KHORD MOTEGHABEL ile LAGHAH MOTEGHABEL ile FANPAREST TAQABELY ile SHAKHS MOTEGHABEL ile NAGHTEH CPEHMGOZARY ile GHSAD MOTEGHABEL ile MARAJEEH MOTEGHABEL KARDAN ile مقطع عرضي ile MYAN BAR ile MOHAL TAQATE ile MOTEQATE ile GOZARGAH ile CPEHMGOZARY ile AZ PPEHNA )


- GEÇMEK ile GEÇMEZ/LİK ile GEÇMELİ ile GEÇMELİK ile GEÇMEZ NOT ile GEÇMEZ AKÇE


- GEÇMEK/GEÇKİN ile/ve/||/<> AŞMAK/AŞKIN


- GEÇMİŞ:
"AİT OLDUĞUMUZ" değil BANA/BİZE AİT OLAN


- GEÇMİŞ ANLATIMINDA:
DÜN değil BİR ÖNCEKİ GÜN


- GEÇMİŞ, "BUGÜNÜN UZANTISI" değil BUGÜN, GEÇMİŞİN UZANTISI


- GEÇMİŞ DIŞI -ile

( NON-PAST )


- GEÇMİŞ:
"EV GİBİ" değil/yerine/>< KİTAP GİBİ


- GEÇMİŞ İNANÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEÇMİŞİN KOŞULLARI


- GEÇMİŞ YAŞAM değil GEÇMİŞ YAŞANTI


- GEÇMİŞ YAŞAMIMIZDA ... değil GEÇMİŞİMİZDE ...


- GEÇMİŞ ile GEÇMİŞLİ ile GEÇMİŞSİZ ile GEÇMİŞ ZAMAN ile GEÇMİŞİ KINALI ile GEÇMİŞİ KANDİLLİ


- GEÇMİŞ ile/ve/değil GEÇMİŞTEKİ


- GEÇMİŞ ile/ve/değil GEÇMİŞTEKİ


- GEÇMİŞ ile/ve/<>/> ŞİMDİ ile/ve/<>/> GELECEK

( Anılardadır. İLE/VE/<>/> Hayal gücündedir. )

( Değişmezdir. İLE/VE/<>/> Belirsizdir. )

( Değiştiremeyiz fakat bilebiliriz. İLE/VE/<>/> Bilemeyiz fakat değiştirebiliriz. )

( Constant. vs./AND/<>/> Unknown/indefinite.
In memory. vs./AND/<>/> In imagination.
We cannot change but we can/should know. vs./AND/<>/> We cannot know but we can/might/should change. )

( "Şimdi"ye odaklanmış olan bir şey, benimledir. Çünkü ben, sonsuz şimdiyim, an içinde var olanım. Şimdi olan olaya verdiğim de kendi gerçekliğimdir. )

( A thing focussed in the now is with me, for I am ever present; it is my own reality that I impart to the present event. )

( Nesneler ve düşünceler, sürekli değişmektedir. Şu anda olanın gerçek olduğu deneyimi ise asla değişmez; düşlerde bile. )

( Things and thoughts have been changing all the time. But the feeling/experience that what is now is real has never changed, even in dream. )

( PAST vs./and/<>/> FUTURE )


- GEÇMİŞ ile/ve/değil/||/<> GELENEK


- GEÇMİŞ ile/ve/fakat/ne yazık ki SENDE/ONDA GEÇMEMİŞ


- GEÇMİŞE BAKMAK ve/<> GELECEĞİ KURMAK


- GEÇMİŞE BAKMAK ve GELECEĞİ KURMAK


- GEÇMİŞE DÖNME İSTEĞİ ile/değil/yerine GEÇMİŞLE İLİŞKİ KURMAK


- GEÇMİŞE SAPLANIP KALMAK değil/yerine/>< GEÇMİŞİ DE DİKKATE ALMAK


- GEÇMİŞİ "UNUTMAK" ile/ve/||/<> YARINI "ANIMSAMAK"


- GEÇMİŞİN KÖLESİ OLMAK değil/yerine/>< GELECEĞİN MİMARI OLMAK


- GEÇMİŞİNİ ÖNEMSEMEMEK ile/ve/>/değil GEÇMİŞİNDEN GERİDE KALMAK


- GEÇMİŞTEKİ (BAZI DURUMLARI) UNUTMAMAK ile/ve/değil/fakat/||/<>/> SAPLANIP KALMAMAK


- GEÇMİŞTEN GELEN ile GEÇMİŞTEN KALAN


- GEDİZ ile/değil GÖRDES


- GEĞREK -ile

( Kaburga altındaki boşluk. )


- GEĞREK ile GEĞREK BATMASI


- GEIGER-BRIGGS RULE[İng.] / RÈGLE DE GEIGER-BRIGGS[Fr.] / GEIGER-BRIGGSSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-BRİGGS KURALI


- GEIGER-MÜLLER COUNTER[İng.] / COMPTEUR DE GEIGER-MÜLLER[Fr.] / GELGER-MÜLLER-ZÄHLROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-MÜLLER SAYACI


- GEIGER-MÜLLER PROBE[İng.] / SONDE GEIGER-MÜLLER[Fr.] / GEIGER-MÜLLER-SONDE, GEIGER-MÜLLER-TASTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-MÜLLER SONDASI


- GELGER-NUTTALSCHE BEZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER NUTTAL BAĞINTISI


- GEIGER-NUTTALL RELATION[İng.] / RELATION DE GEIGER-NUTTALL[Fr.] ile/değil/yerine/= GEİGER-NUTTALL BAĞINTISI


- GEIGER LAW[İng.] / LOI DE GEIGER[Fr.] / GEIGERGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER YASASI


- GEKO ile YAPRAK KUYRUKLU GEKO

( ... cum UROPLATUS PHANTASTICUS )


- GEL DENİLEN YERE GİTMEYE AR EYLEME; GELME DENİLEN YERE GİDİP YERİNİ DAR EYLEME ile MİSAFİR UMDUĞUNU DEĞİL, BULDUĞUNU YER


- GEL-GİT/MED-CEZİR ile BEŞ GÜNDE BİR OLAN GEL-GİT

( TIDE vs. NEAP TIDE )


- GELECEĞE (BİR/KAÇ) ÇOCUK BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOCUK(LAR)A GELECEK BIRAKMAK


- GELECEĞİ "MERAK EDENLER"İN BAKACAKLARI:
"FALLAR/BURÇLAR" değil/yerine MEZAR(LIK)LAR

( Bin "merak", bir borcu (bile) ödemez. )

( Merak, kişinin, kendi başına (g)ördüğü bir "iştir". )


- GELECEĞİ "TAHMİN ETMEK" değil/yerine GELECEĞİ YARATMAK


- GELECEK "BİLİMİ" (ESKATOLOJİ) ile GELECEKÇİ(FUTURİST) AKIMLAR


- GELECEK ve MİMARÎ ile/ve/||/<> MİMARÎ ve GELECEK


- GELECEK ile GELECEKÇİ/LİK ile GELECEK ZAMAN ile GELECEK BİLİMİ ile GELECEK BİLİMCİ ile GELECEK BİLİMSEL


- GELECEKTEN ÜMİDİ/Nİ KESMEK ile/ve/değil/<> YAPACAKLARINDAN VAZGEÇMEK


- GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK değil/>< ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK


- GELENEK ile/ve/değil/<> BELLEK

( Sürüyorsa/yaşanıyorsa. İLE/VE/DEĞİL/<> "Yaşatılmaya" çalışılıyorsa. )


- GELENEK ile ÖZEL TASARLANMIŞ ile ÖZEL YAPILMIŞ ile GELENEKSEL ile GELENEKSEL KURAL ile MÜŞTERİ ile MÜŞTERİ ODAKLI ile MÜŞTERİLER ile GÜMRÜK ile GÜMRÜK ile GÜMRÜK VERGİLERİ ile GÜMRÜK MEMURU ile GÜMRÜK TARİFESİ

( CUSTOM vs. CUSTOM DESIGNED vs. CUSTOM-MADE vs. CUSTOMARY vs. CUSTOMARY RULE vs. CUSTOMER vs. CUSTOMERILY vs. CUSTOMERS vs. CUSTOMHOUSE vs. CUSTOMS vs. CUSTOMS DUTIES vs. CUSTOMS OFFICER vs. CUSTOMS TARIFF )

( عادت ile عرف ile داب ile آيين ile هنجار ile رسم ile باطرح سفارشي ile سفارشي ile عادتي ile مرسوم ile عادت مرسوم ile مشتري ile طبق مرسوم ile بر حسب مرسوم ile مشتريان ile گمرک خانه ile عادات ile گمرک ile گمرکي ile اداره گمرک ile رسوم ile رسومات ile حقوق گمرکي ile گمرک چي ile تعرفه گمرکي )

( ADAT ile AROF ile DAB ile AYYNE ile NPANJAR ile RASM ile BATRH SEFARSHY ile SEFARSHY ile عادتي ile MORSOM ile عادت مرسوم ile MOSHTARY ile TABAGH MORSOM ile BAR HASB MORSOM ile MOSHTARYAN ile GOMRAK KHANEH ile ADAT ile GOMRAK ile GOMRAKY ile EDAREH GOMRAK ile RESOM ile RESOMAT ile HOQUQ GOMRAKY ile GOMRAK CHY ile TARAFEH GOMRAKY )


- [ne yazık ki]
GELENEKSEL KİŞİ ile MODERN KİŞİ

( Ebeveynlerine tapar. İLE Çocuklarına tapar. )


- GELENEKSEL MİTOLOJİ ile/ve DİNSEL MİTOLOJİ


- TARİH YAZIMI:
GELENEKSEL ile/ve/||/<>/> BÜTÜNSEL ile/ve/||/<>/> YENİ SİNEMA ile/ve/||/<>/> MİKRO


- GELENEKSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> KAVRAMSAL


- GELENEKTE, TEVHİD:
AKIL ÜZERİNDEN ile/ve/> KALP VE DUYGU ÜZERİNDEN

( Tenzih ile. İLE/VE/> Teşbih üzerinden. )

( İkisinde de, sur üflenerek çağrılırdı. )


- GELGEÇ, TEVFİK (SARIYER, 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti, yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı. Dört sezon (1974 - 1977 ve 1976 - 1977) da 17 lig, 48 amatör lig, 2 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 69 resmi ve 17 özel maçla birlikte 86 maçta Sarıyer formasını giydi ve takımına 5 gol kazandırdı. )


- GELGEÇ ile GELGEÇÇİ


- GELGEL ile GELGELLİ


- GELİN-DAMAT ve/||/<> SAĞDIÇ

( ... VE/||/<> Düğünde, gelin ya da güveye kılavuzluk eden kişi. )


- GELİN ile EĞRETİ GELİN


- GELİNCİK ile SANSAR

( WEASEL vs. MARTEN )

( BELETTE avec MARTRE )

( WIESEL mit MARDER )

( MUSTELA PUTORIUS FURO[: Misk otuyla beslenen kötü kokulu hırsız] cum MARTES )

( COMADREJA con MARTA )

( DONNOLA con MARTORA )


- GELİNHAVASI = KUŞKİRAZI


- GELİNMEK ile GELİN/LİK ile GELİN OTU ile GELİN ABLA ile GELİN KUŞU ile GELİN TELİ ile GELİNLİKÇİ/LİK ile GELİN ALAYI ile GELİN ALICI ile GELİN BÖCEĞİ ile GELİN HAMAMI ile GELİN HAVASI ile GELİN ÇİÇEĞİ ile GELİNLİK KIZ ile GELİNLİK ÇAĞI


- GELİP GEÇEN ve/||/<>/> GÜLÜP GEÇMEK


- GELİP-GEÇİCİ


- [ne yazık ki]
GELİR ADÂLETSİZLİĞİ ile/ve/||/<>/> "SERVET" ADÂLETSİZLİĞİ


- GELİR ile GELİRLİ/LİK ile GELİRSİZ/LİK ile GELİR DÜZEYİ ile GELİR KAYNAĞI ile GELİR VERGİSİ ile GELİR DAĞILIMI ile GELİR ORTAKLIĞI


- GELİR ile/ve KAZANÇ

( İRAT ile/ve ... )

( INCOME/REVENUE vs./and EARNINGS/GAIN )


- GELİŞ ile MACERACI ile MACERA ile MACERACI ile MACERAPEREST ile MACERACI

( ADVENT vs. ADVENTIVE vs. ADVENTURE vs. ADVENTURER vs. ADVENTURESS vs. ADVENTUROUS )

( ظهور ile نابومي ile خوان ile ماجريي ile ماجرا ile ماجراجو ile ماجرا جو ile حادثه جو ile زن جسور ile پرماجرا ile پر سرگذشت ile مخاطره آميز ile ماجراجويانه ile مخاطره طلب )

( ZEHOR ile نابومي ile KHAN ile ماجريي ile MAJERA ile MAJERAJO ile ماجرا جو ile HADESEH JO ile ZAN JASOR ile PORMAJERA ile PAR SARGOZASHT ile MOKHATEREH AMYZ ile MAJERAJOYANEH ile MOKHATEREH TALAB )


- RANDOM COPOLYMER[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL KOPOLİMER


- GELİŞİGÜZEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< KENDİNCE


- GELİŞİM VE DEĞİŞİM İÇİN:
ZORUNLULUK ile/ve/||/<> YOKLUK


- GELİŞİM ve/||/<> ARINMA ve/||/<> YOZLAŞMAMA


- GELİŞİM ile/ve OLUŞUM

( DEVELOPMENT vs./and FORMATION/CONSTITUTION )


- GELİŞİP BÜYÜME = NEŞV Ü NEMÂ = DÉVELOPPEMENT


- GELİŞME ile GELİŞME KOŞUSU


- GELİŞMESİNE YOL AÇAR değil GELİŞMESİNİ SAĞLAR


- GELİŞMİŞ/LİK ve/||/<>/> YALINLAŞ(TIRIL)MIŞ/LIK

( Yalınlaşmak/yalınlaştırabilmek, gelişmişliğin, en son durumudur. )


- GELİŞTİRİLEBİLİRLİK ile GELİŞTİRİLEBİLİR ile GELİŞİM ile TEDBİRSİZLİK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI ile DOĞAÇLAMA YAPMAK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI

( IMPROVABILITY vs. IMPROVABLE vs. IMPROVEMENT vs. IMPROVIDENCE vs. IMPROVISATIN vs. IMPROVISATION vs. IMPROVISATOR vs. IMPROVISE vs. IMPROVISED vs. IMPROVISER )

( اصلاح شدني ile اصلاح پذير ile بهبود ile ترقي ile بهتري ile بهبودي ile پيشرفت ile افاقه ile بهسازي ile عاقبت نينديشي ile اقتراح ile تعبيه ile بديهه گويي ile بداهتا ile بداهت ile بديههسازي ile بديهه ile بديهه گو ile مقترح ile آنا ساختن ile ارتجال کردن ile اقتراح کردن ile بالبداهه گفتن ile بالبداهه ساختن ile ابتکار کردن ile في البديهه ile بالبداهه ile تعبيهکننده )

( ESLAH SHODANY ile ESLAH PAZYR ile BACPEHBUD ile ترقي ile BACPEHTARY ile BACPEHBUDY ile PEYSHRAFT ile AFAGHEH ile BACPEHSAZY ile AGHBAT NEYNADYSHY ile اقتراح ile TABYYEH ile BADYNPANEH GOYY ile بداهتا ile BEDANPAT ile بديههسازي ile بديهه ile BADYNPANEH GO ile مقترح ile ANA SAKHTAN ile ERTAJAL KARDAN ile EGTERAH KARDAN ile BALBEDANPANEH GOFTAN ile BALBEDANPANEH SAKHTAN ile EBTEKAR KARDAN ile في البديهه ile بالبداهه ile TABYCPEHKONANDEH )


- ADVANCED GAS COOLED REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞTİRİLMİŞ GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR


- GELİŞTİRME ile/ve/<> ÖNÜNÜ/ÖTESİNİ AÇIK TUTMAK

( TO DEVELOP vs./and/<> TO MAKE/KEEP OPEN THE FURTHER )


- GELL-MANN RELATION[İng.] / RELATION DE GELL-MANN[Fr.] / GEIGER-MANNSCHE BEZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GELL-MANN BAĞINTISI


- GELL-MANN-NISHIJIMA-ENTWURF, GELL-MANN-NISHIJIMA-VEREINBARUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GELL MANN NİSHİJİMA SEMASİ


- GELL-MANN-NISHIJIMA SCHEME[İng.] / ARRANGEMENT DE GELL-MANN-NISHIJIMA[Fr.] ile/değil/yerine/= GELL-MANN-NİSHİJİMA ŞEMASI


- GELMEK ile "GELMEK"

( Ulaşmak. İLE Eşeysel Boşalma(bazı kültürlerde "Gitmek" olarak da geçiyor). )


- GELMEK/BULUNMAK yerine İSPAT-I VÜCUD ETMEK


- GELMİŞ-GEÇMİŞ


- GEM ile GEMİ/LİK ile GEMİCİ/LİK ile GEMİ LEŞİ ile GEMİ ADAMI ile GEMİ BOZMA ile GEMİ ASLANI ile GEMİ ENKAZI ile GEMİ MÜDÜRÜ ile GEMİ TAKIMI ile GEMİ YATAĞI ile GEMİ ÇIKIŞI ile GEMİCİ NURU ile GEMİ İSKELETİ ile GEMİ IZGARASI


- GEM ile GEMİ/LİK ile GEMİCİ/LİK ile GEMİ LEŞİ ile GEMİ ADAMI ile GEMİ BOZMA ile GEMİ ASLANI ile GEMİ ENKAZI ile GEMİ MÜDÜRÜ ile GEMİ TAKIMI ile GEMİ YATAĞI ile GEMİ ÇIKIŞI ile GEMİCİ NURU ile GEMİ İSKELETİ ile GEMİ IZGARASI


- GEMİ ile KALİTE

( ... İLE Osmanlılar'da bir tür gemi. )


- GEMİ ile KALOMA

( ... İLE Demir atmış bir geminin zincirinin su içindeki bölümü. )


- GEMİ ile KARAKA

( ... İLE Osmanlılar'da bir tür gemi. )


- GEMİ ile MAVUNA

( ... İLE Rıhtıma yanaşamayan gemilerin yükünü taşıyan araç. )


- GEMİ ile SABURA[Lat.]

( ... İLE Gemi safrası. )


- GEMİ ile SKAVUT[İng. < Lat.]

( ... İLE Çok hızlı gidebilen, bir tür keşif gemisi. )


- GEMİ ile/ve/||/<>/> YELKENİ

( Yaşam, bir gemi.
Düş dolu yelkeni... )


- GEMİ ile YÜK GEMİSİ/ŞİLEP[Alm. SCHLEPP]

( ... İLE Yük gemisi. )


- GEMİLERİ YAKMAK ile/ve KÖPRÜLERİ ATMAK


- GEMİNİN, SU YÜZEYİ:
ÜSTÜ ile/ve/<> ALTI/FRİBORD[İng.]


- GEMİYE BİNMEK ile YOLA ÇIKMAK

( EMBARK vs. EMBARK ON )

( سوار شدن ile درکشتي گذاشتن ile دست به کار شدن )

( SAVAR SHODAN ile DARKESHTY GOZASHTAN ile DAST BAH KAR SHODAN )


- GEN ile SOYBİLİMCİ ile ŞECERE ile DOĞUŞ

( GENE vs. GENEALOGIST vs. GENEALOGY vs. GENESIS )

( ژن ile شجره نويس ile سلسله نامه ile نسب نامه ile شجره نامه ile سويه شناسي ile شجرشناسي ile تکوين ile طرز تشکيل )

( ZHEN ile SHOJREH NOYS ile SALSALEH NAMEH ile NASB NAMEH ile SHOJREH NAMEH ile SOYYEH SHENASY ile SHOJRESHENASY ile TAKOYNE ile TARZ TASHKYLE )


- GENÇ OLMA İSTEĞİ/GENÇLEŞMEK değil/yerine DİNÇ OLMA İSTEĞİ/DİNÇLEŞMEK


- GENÇKEN ÇABALA!:
"PARA/ÇIKAR KAZANMAK" İÇİN değil/yerine ÖĞRENMEK İÇİN

( WHEN YOU ARE YOUNG: [not] TO EARN but WORK TO LEARN
WORK TO LEARN instead of TO EARN :WHEN YOU ARE YOUNG )


- GENDER :/yerine CİNSİYET


- GENDER[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL CINSİYET


- GENDLIN ile/ve/||/<>/< ROGERS


- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK


- GENEL HUKUK ile/ve/||/<> KAMU HUKUKU ile/ve/||/<> ÖZEL HUKUK

( (USÛL-Ü HUKUK ile/ve/||/<>) HUKUK-U ÂMME ile/ve/||/<> HUKUK-U HASSA )


- GENEL "PLANDA" ile "GENİŞ PLANDA"


- GENEL/UMUM ile MUTLAK

( GENERAL vs. ABSOLUTE )


- GENEL ile GERÇEK

( GENERAL vs. REAL )


- GENEL ile/ve/değil OLAĞAN

( [not] GENERAL vs./and/but USUAL/POSSIBLE )


- GENEL" ile/ve/değil/yerine/||/<> YAYGINLIK


- GENELLEME ile/değil BENZETME/TEŞBİH

( [not] GENERALIZATION vs./but SIMILE )


- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK


- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/||/<>/< GELİŞİGÜZEL


- VITESSES GÉNÉRALISÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ HIZLAR


- GENERALIZED FORCE[İng.] / GENERALISIERTE KRAFT, VERALLGEMEINERTE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KUVVET


- FORCES GÉNÉRALISÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KUVVETLER


- ÉLAN GÉNÉRALISÉ[Fr.] / GENERALISIERTES MOMENTUM, VERALLGEMEINERTER IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ MOMENTUM


- GENELLEŞTİRME ile/yerine OLASILIK OLARAK (DEĞERLENDİRME)

( TA'MÎM[< UMÛM] ile/yerine ... )

( TO GENERALIZE vs. (TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
(TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY instead of TO GENERALIZE )


- GENELLİKLE ile/ve/değil/||/<>/< BÜYÜK/YÜKSEK OLASILIKLA


- GENERAL ABDUL MALEK ile GENERAL ABDUL RAŞİD DUSTAM ile GENERAL ABDÜLKERİM ile GENERAL MÜŞERREF ile GENEL MOTORLAR ile ÜRETİLEBİLİR ile GENEL ile GENERAL NAZAR HAZARCI ile GENEL KABUL ile GENEL KURUL ile GENELKURMAY ile GENEL GREV ile GENELCİLİK ile GENELLİK ile GENELLEME ile GENELLEŞTİRMEK ile GENEL OLARAK ile GENERALLİK ile NESİL ile NESİLDEN NESİLE ile ÜRETKEN ile JENERATÖR ile CÖMERT

( GENERAL ABDUL MALEK vs. GENERAL ABDUL RASHID DUSTAM vs. GENERAL ABDUL KARIM vs. GENERAL MOSHARRAF vs. GENERAL MOTORS vs. GENERABLE vs. GENERAL vs. GENERAL NAZAR KHAZARJI vs. GENERAL ACCEPTATION vs. GENERAL ASSEMBLY vs. GENERAL STAFF vs. GENERAL STRIKE vs. GENERALISM vs. GENERALITY vs. GENERALIZATION vs. GENERALIZE vs. GENERALLY vs. GENERALSHIP vs. GENERATION vs. GENERATION AFTER GENERATION vs. GENERATIVE vs. GENERATOR vs. GENEROUS )

( زايش پذير ile جنرال ile ژنرال ile کلي ile عمومي ile عام ile ژنرال عبدالکريم ile ژنرال عبدالملک ile ژنرال عبد الرشيد دوستم ile اطلاق ile مجمع عمومي ile ژنرال مشرف ile جنرال موتورز ile جنرال نزار خزرجي ile ارکان حرب ile اعتصاب عمومي ile ژنراليسيم ile عموميت ile اصل کلي ile نکته کلي ile تعميم ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile عمومي کردن ile کليت بخشيدن ile عموميت دادن ile عموما ile بطور اعم ile معمولا ile روي هم رفته ile سرتيپي ile سرلشکري ile علم لشکرکشي ile نسل ile ذريه ile توليد ile زاد ile پشت در پشت ile توليدي ile نسلي ile مولد ile لوطي ile نبيل ile کريم ile بي دريغ ile نظر بلند ile باسخاوت ile سخاوتمند ile حاتم ile راددست ile بزرگ منش ile با مروت ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile صاحب کرم ile راد دست ile وهلب ile سخي )

( ZAYSH PAZYR ile JONARAL ile ZHNERAL ile KELY ile AMOMY ile عام ile ZHNERAL ABDOLKARYM ile ZHNERAL ABDOLMOLK ile ZHNERAL ABD ELERESHYD DOSTAM ile ETLAGH ile MAJMA AMOMY ile ZHNERAL MOSHARF ile جنرال موتورز ile JONARAL NEZAR KHZARJY ile ARKAN HARB ile ETESAB AMOMY ile ZHNERALYSYM ile AMOMYT ile ESL KELY ile NEKTEH KELY ile TAMYM ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile AMOMY KARDAN ile KELYT BAKHSHYDAN ile AMOMYT DADAN ile AMOMA ile BETOR AM ile MAMOLA ile ROY NPAM RAFTEH ile سرتيپي ile SARLASHKARY ile ALAM LASHKARKESHY ile NESEL ile ZARYYEH ile TOLYD ile ZAD ile POSHT DAR POSHT ile TOLYDY ile NESELY ile MOLD ile لوطي ile نبيل ile KARYM ile BEY DARYGH ile NAZAR BALAND ile BASOKHAVAT ile SOKHAVATMAND ile HATAM ile RADDAST ile BOZORG MONASH ile BA MOROT ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile SAHEB KARAM ile RAD DAST ile وهلب ile سخي )


- GENERAL YUSUF ZİYA EKİNCİ :

( 1887'de Erzurum'da doğdu. Askerlik mesleğini seçti. Milli Mücadele'de Kurmay Binbaşı rütbesiyle Büyük Taarruzda 4. Kolordu Kurmay Başkanlığı görevini yaptı. Sarıyer Yenimahalle'de ikamet ediyordu. 1949'da vefât etti. )


- [not] GENERALIZATION vs. SIMILE


- GENERK/DEVLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< ULUS/MİLLET[Ar.]


- GENESIS BLOCK[İng.] değil/yerine/= AKILLI BLOK


- [ne yazık ki]
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR [GDO] ile HORMONLU ile İLÂÇLI


- GENETİĞİ(") ile/değil KÖKENİ ile/ve/||/<>/ya da SÜRECİ


- GENETİK/GENETICS[İng.] değil/yerine/= GEN BİLİMİ


- GENETİK SEKANS/GENETIC SEQUENCE[İng.] değil/yerine/= GENETİK DİZİ/DİZİLIM


- GENEZ ile/ve/||/<> GENEZE

( Kolay. İLE/VE/||/<> Gizlenerek beklenilen yer. )


- GENİ-/GENİO- ile/||/<> GNATH-/GNATHO- ile/||/<> MENTO-

( Çene. İLE/||/<> Çene. İLE/||/<> Çene. )


- GENİŞ AYAKLI ile AÇIK FİKİRLİLİK ile GENİŞ OMUZLU ile GENİŞ OMUZLU

( BROAD-FOOTED vs. BROAD-MINDEDNESS vs. BROAD-SHOLDERED vs. BROAD-SHOULDERED )

( پاپهن ile آزادگي ile چار شانه ile شانه پهن ile چهار شانه )

( PAPEIN ile AZADEGY ile CHAR SHANEH ile SHANEH PPEHN ile CHEHAR SHANEH )


- GENİŞ KAVRAM" ile "DERİN KAVRAM"

( "WIDE CONCEPT" vs. "DEEP CONCEPT" )


- GENİŞ KAVRAM ile DERİN KAVRAM

( WIDE CONCEPT vs. DEEP CONCEPT )


- BROAD SPECTRUM ANTIBIOTIC[İng.] / ANTIBIOTIQUES[Fr.] / BREITBAND-ANTIBIOTIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞ TAYFLI/SPEKTRUMLU ANTİBİYOTİK


- GENİŞ ile GENİŞ YAPRAKLI ile GENİŞ YAPRAKLI ile GENİŞ OMUZLU ile GENİŞLETMEK ile GENİŞ KILIÇ ile GENİŞ KUYRUKLU

( BROAD vs. BROAD LEAFED vs. BROAD LEAVED vs. BROAD SHOULDERED vs. BROADEN vs. BROADSWORD vs. BROADTAIL )

( زن هرزه ile فراخ ile عريض ile پهن ile گشاد ile غير سوزني ile چارشانه ile وسيع کردن ile غداره ile پوست بره ile گوسفند دنبهدار )

( ZAN NPARZEH ile FARAKH ile ARYZE ile PPEHN ile GOSHAD ile GHYR SOZANY ile CHARSHANEH ile VESYE KARDAN ile غداره ile POOST BAREH ile GOSFAND DANBEHDAR )


- GENİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAPSAMLI


- GENİŞ ile YAYVAN

( ... İLE Eni, boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş. )


- GENİŞLETİLEBİLİR İŞARET DİLİ/EXTENSIBLE MARKUP LANGUAGE/XML[İng.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> (YAPILANDIRILMIŞ VERİ DEĞİŞİMINDE) JAVASCRIPT NESNE GÖSTERİMİ/JAVASCRIPT OBJECT NOTATION/JSON[İng.]

( Bir biçimlendirme dilidir ve verileri tanımlamak için etiketleri kullanır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Verileri nesneler biçiminde tanımlamak için anahtar/değer çiftlerini, diziyi vb. kullanır. )

( Karmaşık veriler için etiketleri tekrarlamamız gerekebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Veriler, nesneler olarak temsil edilebilir. [Bu nedenle, JSON hafiftir ve XML'den daha hızlıdır.] )


- GENİŞLETİLEBİLİRLİK ile GENİŞLETİLEBİLİR ile UZAYABİLİR ile EKLENTİ ile YAYGIN

( EXTENSIBILITY vs. EXTENSIBLE vs. EXTENSILE vs. EXTENSION vs. EXTENSIVE )

( قابليت تمديد ile قابل تعميم ile قابل کشش ile تلفن فرعي ile تمديد مدت ile امتداد ile تمديد ile پهناور ile دامنهدار ile دامن دار ile بسيط ile عريض )

( GHABELYT TAMADYD ile GHABEL TAMYM ile GHABEL KESHESH ile TALFAN FAREY ile TAMADYD MADAT ile EMTEDAD ile TAMADYD ile PPEHNAVAR ile DAMANEHDAR ile DAMAN DAR ile بسيط ile ARYZE )


- THEORY OF EXPANDING UNIVERSE[İng.] / THÉORIE DE L'UNIVERS EN EXPANSION[Fr.] / EXPANDIERENDE WELTALL THEORIE, ERWEITERNTHEORIE, ERWEITERNUNIVERSUMTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞLEYEN EVREN KURAMI


- GENİTAL ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIK ÜLSERİ

( Behçet genital ülserleri steril İLE cinsel yolla bulaşan hastalık ülserleri mikroorganizma içerir. Behçet ülserleri ağrılı ve yara izi bırakır İLE herpes ülserleri veziküler başlar. Behçet sistemik hastalık belirtisi İLE cinsel hastalıklar enfeksiyon kaynaklıdır. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- GENİTAL ile GENİTALİA ile GENİTO-ÜRİNER

( Eşeysel, üreme[yle ilgili]. İLE Eşeysel/üreme örgenler/i. İLE Üreme-işeme [ile ilgili]. )


- GENİZ ile GENİZ ÜNLÜSÜ ile GENİZ ÜNSÜZÜ


- GENKAN ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> ENGAVA

(

Genkan [ 玄関 ]

Tanım: Japon evlerinin giriş kısmı olan genkan, dış mekân ile iç mekân arasında yer alan geçiş alanıdır.

  • Ayakkabılar burada çıkarılır ve getabako adlı ayakkabılığa konur.
  • Zemin seviyesi evin içinden daha düşüktür.
  • Konuklar burada karşılanır, içeri alınmadan önce değerlendirilir.

Zaşiki [ 座敷 ]

Tanım: Tatami kaplı, genellikle konukların ağırlandığı ve törenlerin düzenlendiği geleneksel oturma odasıdır.

  • Tatami döşemelidir ve fusuma ya da shoji ile çevrili olabilir.
  • Tokonoma[süs nişi] bulunur.
  • Çay seremonisi gibi törensel işlevlere sahiptir.

Engava [ 縁側 ]

Tanım: Japon evlerinde iç mekân ile bahçe arasında yer alan ahşap döşemeli geçiş alanıdır; bir tür yarı açık galeri/veranda işlevi görür.

  • Genellikle tatami içermez; ahşap zemindir.
  • Ev ile dış dünya arasında yumuşak bir sınır oluşturur.
  • Doğayı izlemek, dinlenmek, mevsimi deneyimlemek için kullanılır.
  • Sessizlik ve sadeliğe dayalı Japon estetiğini yansıtır.

Genkan, Zaşiki ve Engava arasındaki FaRkLaR...

Özellik Genkan Zaşiki Engava
İşlev Giriş ve karşılama alanı Konuk ağırlama ve tören mekânı Dış mekânla görsel ve fiziksel bağlantı
Zemin Düşük, ayakkabılı Tatami ile kaplı Ahşap döşeme
Konum Ev girişinde Ev içi, merkezi konumda Bahçeye bakan dış kenarda
Mimari Unsurlar Getabako (ayakkabılık), basamak Tokonoma, fusuma, shoji Ahşap zemin, açık ya da yarı açık yapı
Kültürel İşlev Ziyaretçi karşılamak ve geçiş hazırlığı Toplumsal durum gösterimi ve tören Doğayla etkileşim ve dinginlik
)


- AMPLITUDE ANALYZER[İng.] / AMPLITUDE-ANALYSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK ÇÖZÜMLEYİCİSİ


- AMPLITUDE LEVEL[İng.] / NIVEAU D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK DÜZEYİ/SEVİYESİ


- CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK GEÇİT DEVRESİ


- AMPLITUDE GATE CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= GENLİK KAPI DEVRESİ


- AMPLITUDE MODULATED WAVE[İng.] / ONDE MODULÉE EN AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMELİ DALGA


- AMPLITUDE MODULATION[İng.] / MODULATION D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMESİ


- AMPLITUDENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLENİMİ


- AMPLITUDE RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK REZONANSI


- AMPLITUDE SPLITTING[İng.] / DÉDOUBLEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENAUFSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK YARILMASI


- AMPLITUDE[İng.] / AMPLITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK


- GENLİK ile/||/<> DALGA BOYU

( Genlik maksimum yer değiştirme İLE dalga boyu uzaysal periyot )

( Formül: A (genlik) İLE λ = v/f (dalga boyu) )


- GENOM/GENOME[İng.] değil/yerine/= SOY KALITI


- GENTLY :/yerine NAZİKÇE


- GENZEL ve/||/<> GENZEK

( Genizle ilgili. | Genizden çıkarılan (selen), genizsi. VE/||/<> Genizden konuşan, hımhım. )


- GEOİD değil/yerine/= YERGİN, YERİMSİ


- GEOMETRIC GROUP THEORY ile/||/<> ALGEBRAİC TOPOLOGY

( Geometric group theory grupları geometrik nesneler olarak incelerken İLE algebraic topology uzayların cebirsel invariantlarını inceler )

( Formül: Cayley graph )


- GEOMETRIC SATAKE ile/||/<> CLASSICAL SATAKE

( Geometric Satake geometrik temsil kuramı yaklaşımıyken İLE classical Satake harmonik analiz yaklaşımıdır )

( Formül: Perverse sheaves on affine Grassmannian )


- GEOMETRIC MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHEN TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK EYLEMSİZLİK MOMENTİ


- GEOMETRIC SHADOW[İng.] / OMBRE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETERISCHER SCHATTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK GÖLGE


- GEOMETRICAL OPTICS[İng.] / OPTIQUE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK OPTİK


- GEOMETRİK ile GEOMETRİ UZMANI ile GEOMETRİ

( GEOMETRIC vs. GEOMETRICIAN vs. GEOMETRY )

( هندسي ile هندسه دان ile هندسه )

( NPANDESY ile NPANDESEH DAN ile NPANDESEH )


- GEORG CANTOR ile MORITZ BENEDIKT CANTOR


- JOHN LOCKE ile/ve/||/<>/> GEORGE BERKELEY

( 29 Ağustos 1632 - 28 Ekim 1704 İLE/VE/||/<>/> 12 Mart 1685 - 14 Ocak 1753 )


- GEORGE ile GEORGE BUSH ile GEORGE FOREMAN ile GEORGE W. BUSH ile GÜRCÜ

( GEORGE vs. GEORGE BUSH vs. GEORGE FOREMAN vs. GEORGE W. BUSH vs. GEORGIAN )

( جورج ile جرج ile جرج بوش ile جورج فورمن ile جرج دبليو بوش ile گرجي ile گرجستاني )

( JORJ ile JARJ ile JARJ BOOSH ile JORJ FORMAN ile JARJ DABLYVE BOOSH ile GARJY ile GARJASTANY )


- GERÇEĞİN BİLGİSİ:
DENEYLE BAŞLAR ve/||/<> DENEYLE BİTER


- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK


- BENLİK:
GERÇEK ile/ve/||/<>/> İMGESEL ile/ve/||/<>/> SİMGESEL


- GERÇEK "BİR ..." ile/değil "TAM BİR ..."


- Gerçek diller ile Niyet dillerini karıştırmadan KONUŞ!!! -ile


- GERÇEK DOST:
İYİ GÜNDE ve/||/<> KÖTÜ GÜNDE

( Davetle gelir. VE/||/<> Kendiliğinden gelir. )


- ABSOLUTE EXPANSION, REAL EXPANSION[İng.] / EXPANSION ABSOLUE, EXPANSION RÉELLE[Fr.] / ABSOLUTE EXPANSION, WIRKLICHE EXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERÇEK GENLEŞME


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ

( Gerçek görüntü perde üzerinde İLE sanal görüntü uzantıların kesişimindedir. )

( Formül: q > 0 İLE q < 0 )


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Gerçek perde üzerinde, sanal uzantılardan oluşur )

( Formül: Toplanabilir İLE toplanamaz )


- GERÇEK KESİNTİLİ(HAKÎKİYYE) ile SADECE İKİ ŞIKKI UZLAŞTIRMAYI ENGELLEYEN ile SADECE İKİ ŞIKKI DA BOŞA ÇIKARMAYI ENGELLEYEN

( İki şıkkı uzlaştırmayı ve boşa çıkarmayı birlikte engelleyen.(Sayı ya çifttir ya tektir.) Bu şey ya ağaçtır ya taştır. Zeyd ya denizdedir ya da boğulmaz. )


- GERÇEK KİŞİ:
[ya] KAÇAR ile/ve/||/<> "ZARAR VERİR"


- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK


- GERÇEK KUZEY ile/ve/<> GRİD KUZEYİ ile/ve/<> MANYETİK KUZEY

( Coğrafi kuzey. İLE/VE/<> Haritanın kuzeyi. İLE/VE/<> Pusula kuzeyi. )


- MUTLULUK:
GERÇEK ile/ve/||/<> GÖRELİ


- GERÇEK OLMAYAN HAKKINDAKİ FARKINDALIK ile/ve/>< GERÇEK DOĞAMIZ HAKKINDAKİ FARKINDALIK

( Gerçek olmayan hakkındaki farkındalık hali ile gerçek doğanız hakkındaki farkındalık hali arasında bir uçurum vardır. )

( Gerçek olmayanlara olan bağımlılığımızdan vazgeçelim! O zaman, gerçek olan, hızla ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. )

( From the awareness of the unreal to the awareness of your real nature there is a chasm. )

( Let go our attachment to the unreal! The real will swiftly and smoothly step into its own. )

( AWARENESS ABOUT THE UNREAL vs./and AWARENESS ABOUT THE YOUR REAL NATURE )


- INTRINSIC TRACER[İng.] / TRACEUR INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERÇEK/ÖZ İZLEYİCİ


- GERÇEK:
(SENİ) DEĞİŞTİREN ve/<> DÖNÜŞTÜREN


- GERÇEK YAŞAM ile/ve/<> SİNEMA

( Gerçek yaşamda, taklit ederiz. İLE/VE/<> Sinemada, gerçek oluruz. )


- GERÇEK, RECEP (R. FENERİ, 1925 - 1980) :

( Balıkçı Reisi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ


- GERÇEK ile GERÇEK ADRES ile GERÇEK ARGÜMAN ile GERÇEK ANAHTAR ile GERÇEKLİK ile GERÇEKLEŞTİRMEK ile ASLINDA

( ACTUAL vs. ACTUAL ADDRESS vs. ACTUAL ARGUMENT vs. ACTUAL KEY vs. ACTUALITY vs. ACTUALIZE vs. ACTUALLY )

( حالي ile نشاني واقعي ile نشانوند واقعي ile کليد واقعي ile امرمسلم ile واقعي کردن ile عملا ile بالفعل ile واقعا ile فعلا ile در حقيقت )

( HALY ile NESHANY VAGHEY ile NESHANAVAND VAGHEY ile KELYD VAGHEY ile امرمسلم ile VAGHEY KARDAN ile AMALA ile بالفعل ile VAGHEA ile FELA ile DAR HAGHYGHT )


- GERÇEK ile GERÇEKDIŞI

( REAL vs. OUT OF REALITY )


- GERÇEK ile GİBİ

( Gerçek, bir sürecin sonucu değildir; o bir patlamadır. )

( Gerçek, sever ve sevilmeye elverişlidir. )

( REAL vs. LIKE
Reality is not the result of a process; it is an explosion.
Truth is loving and lovable. )


- GERÇEK = HAKİKİ, VAKİ = REAL[İng., İsp.] = RÉEL[Fr.] = REAL, WIRKLICH[Alm.] = REALIS, VERUS[Lat.]


- GERÇEK ile HAYAL

( REAL vs. IMAGE )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine KESİN/LİK

( [not] REAL vs./and/but DEFINITE/NESS
DEFINITE/NESS instead of REAL )


- GERÇEK ile/değil/>< KURGU

( )


- GERÇEK ile/ve ÖLÇÜ/M

( [Sans.] ... ile/ve PRAMANA )

( REALITY vs./and MEASUREMENT )

( ... ile/ve LIANG )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine ORGANİK

( [not] REAL vs./and/but ORGANIC
ORGANIC instead of REAL )


- GERÇEK" ile/ve/değil/yerine "SAĞLAM"


- GERÇEK ile/>< SAHTE

( İlk/en başta küçük/düşük. İLE İlk/en başta büyük/yüksek. )

( İlerledikçe/derinleştikçe yüce/ulaşılmaz. İLE İlerledikçe/derinleştikçe değersiz. )

( ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER:
Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterir.
Çoğunlukla dedikodu yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşır.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverdir.
Gösterişin hastasıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmez.
Kolay söz verir, nadiren tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalar.
İlgi manyağıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllüdür. )

( ... ile/>< CALÎ )


- GERÇEK ile YAKLAŞIMSAL SONUÇ

( REAL vs. RESULT BY APPROACH )


- GERÇEK ile/ve/değil YALANSIZ

( [not] REALITY vs./and/but WITHOUT LIE )


- GERÇEKÇİ ile CİDDİ


- GERÇEKLEMEK ile GERÇEKLEŞMEK ile GERÇEKLEŞTİRMEK ile GERÇEKLEŞEBİLMEK ile GERÇEKLEŞTİRİLMEK ile GERÇEKLEŞTİRİLEBİLMEK ile GERÇEK/LİK ile GERÇEKLİ ile GERÇEKÇİ/LİK ile GERÇEK DIŞI/LIK ile GERÇEK KİŞİ ile GERÇEK SAYI ile GERÇEK MANTARLAR


- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK


- GERÇEKLEŞTİRMEK ile/ve "HAYATA GEÇİRMEK"


- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI ile/ve/||/<>/>/< YASASI

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )


- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA ve/||/<> AKILDA


- GERÇEKLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve NEDENSELLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve KİŞİ ZİHNİ


- GERÇEK/LİK ile/ve/<> BAĞLAYICI/LIK


- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<>/> BİLİMSEL/LİK


- GERÇEK/LİK ile/ve/değil/=/||/<>/< BÜTÜN/LÜK


- GERÇEKLİK ve/||/<> EYLEM


- GERÇEK/LİK ile/ve/<>/değil GEREKÇE/LİLİK

( Olgularda. İLE/VE/<>/DEĞİL Açıklamalarda/tanımlarda. )

( Gerçeklik, saltık değildir/olamaz. )


- GERÇEKLİK ile/ve/<>/değil/yerine GÖRÜNÜŞ

( Düzen vardır. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Düzen yoktur. )

( Kişinin durduğu yere göre değişir. )

( Suda dans eden ay suda görünür, ama onun nedeni su değil gökteki aydır. )

( Dünya size, karşı konulmaz biçimde gerçek görünür, çünkü her an onu düşünmektesiniz; onu düşünmeyi bırakın, o sis içinde eriyip gidecektir. )

( Berrak görebilmeniz için zihniniz saf ve bağımlılıktan yoksun olmalıdır. )

( Sadece söze dayanan kanı yeterli değildir. Ancak katı gerçekler, kişinin, kendi hakkında kurduğu imajın hiçbir şey ifade etmediğini gösterebilir. )

( Kendiniz olduğuna inandığınız varolana bakın ve anımsayın - siz, gördüğünüz değilsiniz. )

( Kendi gerçeğinizi kendi bulduğunuzca, içtenlikle yaşayın. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Gerçeklik, dönüştürülmesi olanaklı olandır. )

( )

( PHENOMENON instead of REALITY
Changes indepence of the position of the person.
The moon dancing on the water is seen in the water, but it is caused by the moon in the sky and not by the water.
The world appears to you so overwhelmingly real, because you think of it all the time; cease thinking of it and it will dissolve into thin mist.
To see clearly, your mind must be pure and unattached.
Mere verbal conviction is not enough. Hard facts alone can show the absolute nothingness of the self-image.
Look at the being you believe you are and remember - you are not what you see.
Earnestly live your truth as you have found it.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
The moon dancing on the water is seen in the water, but it is caused by the moon in the sky and not by the water. )

( ŞE'NİYYET[< ŞE'NÎ: Gerçek] ile/ve/<>/değil/yerine KİSVET[çoğ. KÜSÂ][KİSVE değil!]: Elbise. | Özel kıyafet. | Kisbet, yağlı güreş yapan pehlivanların giydikleri paçalı meşin pantolon. | Bir kimsenin/şeyin dış görünüşü. )

( [not] REALITY vs./and/<>/but PHENOMENON )

( RÉALITÉ avec/et/<> ASPECT )


- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]

( Çok. İLE/VE Tek. )

( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )

( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )

( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )

( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )

( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )

( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan, gerçektir. )

( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )

( Gerçek, en yüce mutluluktur. )

( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )

( Gerçek, kavranamaz olandır. )

( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )

( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )

( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )

( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )

( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )

( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )

( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )

( Gerçeği bilmeye uğraşmayalım. Çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi, gerçek bilgi değildir. )

( Gerçeğe varış, bizim bir kişi olmadığımız olgusunun fark edilmesidir. )

( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdir. )

( Gerçeği bir formüle bağlama isteğimiz, onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )

( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )

( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )

( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )

( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Ancak, hayrette olduğumuz zaman, gerçeği bilebiliriz. )

( Ancak, gerçeğin kendi olduğumuzda, gerçeği bilebiliriz. )

( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )

( Eğer anlatabilirsek, o, gerçek olan değildir. )

( Sözler, sözleri yaratır; gerçek ise sessizdir. )

( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )

( Neyin gerçek olmadığını bilebiliriz -ki bu da sahte olandan kurtulmamıza yeter. )

( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )

( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )

( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )

( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )

( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )

( Gerçeği bulmak için günlük yaşamımızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalıyız. )

( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o içinde yaşadığımız dünyayı yıkar. )

( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )

( Eğer amacımız gerçek sevgisi ve yaşam sevgisi ise korkmamıza gerek yoktur. )

( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )

( Söylenilecek yalan bulamayanların başvurduğu son çözüm, gerçektir. )

( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )

( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem de dışındadır. )

( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )

( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )

( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )

( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )

( Adâlet, ancak hakikatten; saadet, ancak adâletten doğabilir. )

( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )

( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )

( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )

( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )

( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

( Kendinde olan. | Evrensel. | Yalansızlık. )

( Gerçekliğin ötesine ulaşmaya cesaret edemeyen, hakikati fethedemez. )

( REALITY vs./and TRUTH )

( WIRKLICHKEIT mit/und WAHRHEIT )

( ... ile/ve ALETHEIA )


- GERÇEK/LİK ile/ve OLASI/LIK

( REAL/ITY vs./and PROBABLE/PROBABILITY )


- GERÇEK/LİK ile/ve/değil/<> SABİT/LİK


- GERÇEKLİK = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.]


- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<> USSAL/LIK


- GERÇİ ... ile ... AYRICA


- GERDAN ile GERDANLIK ile GERDANİYE

( Gövdenin, omuzlarla, baş arasında kalan bölümü. | Şişmanlarda, çenenin altındaki tombulluk. İLE Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. İLE Türk müziğinde, ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı. )


- GERDEK/GİRDEK[Fars.]/ZİFÂF, ARÎS[Ar.]/EVANGADİ[Etiyopya'da] ile/ve/> TÜM GÜN VE GECELER

( TAHCÎL[Ar. < HACLE]: Gerdeğe sokma. | HACLE: Gelin odası. )


- GERDEK/ZİFAF

( WEDDING NIGHT )


- GERDEL[Yun.] ile/değil/yerine KOVA

( Gemilerde, temizlik işlerinde kullanılan, saç ya da pirinç çemberli tahta kova. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- GERE GERE ile GEĞİRE GEĞİRE


- GEREĞİ ile GEREKLİLİĞİ


- GEREĞİ ile/değil GÖSTERGESİ


- GEREK GÖRMEMEK ile/ve/<> YEĞLEMEMEK/TERCİH ETMEMEK