Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 39.531 başlık/FaRk ile birlikte,
39.531 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(4/160)


- AFAKAN değil HAFAKAN

( ... DEĞİL Istırap, sıkıntı. | Mustarip olmak ve deprenmek. | Yürek oynaması. )


- AFAL AFAL (BAKMAK) -ile

( Şaşkın bir biçimde bakmak. )


- AFAZİ ile AMNEZİ

( Söz yitimi, konuşamama. İLE Anımsayamama, bellek kaybı. )


- AFEKT/AFFECT[İng.] değil/yerine/= DUYGULANIM


- AFEREZ:
UYGULANAN KİŞİYE GÖRE
ile/||/<>
AYRIŞTIRILAN KAN BİLEŞENİNE GÖRE

( Uygulanan kişiye göre...
Tedavi edici. VE Bağışçı aferezi.
[Eğer bir hastalığı düzeltmek için yapılıyorsa "tedavi edici aferez" denilir. Örneğin, bir kas hastalığı olan Myastania Gravis gibi hastalıklarda uygulanan yöntem bu bölüme girer.
VE
Bağışçı aferezi, genelde kan bankacılığı ve kök hücre uygulamalarında kullanılır. Örneğin, kan bankasında, bağışçılardan, isteğe göre kan pulcukları (trombosit-platelet), plazma, kırmızı küre(eritrosit) ve kemik iliği aktarımı bağışçısından, kök hücre toplanması, bu bölüme girer.]

İLE/||/<>

Ayrıştırılan kan bileşenine göre...
A. Sitaferez[herhangi bir bileşenin uzaklaştırılması]
1) Lökaferez[Beyaz kürelerin uzaklaştırılması]
Granülosit Aferezi
Lenfosit Aferezi
Kök Hücre Aferezi

2) Tromboferez[kan pulcuklarının uzaklaştırılması]

B.Komponent Değişimi
Tedavi edici(terapötik) Plazma Değişimi
Tedavi edici(terapötik) Eritrosit Değişimi

C. Seçici Aferez
Cascade Filtrasyonu (Çift Filtrasyon)
LDL Aferezi (Lipid Aferezi)
Fotoferez
Yapay Karaciğer Desteği (KC Diyalizi)
Sepsis Uygulamaları )


- AFEREZ[Fr.] ile AFEREZ

( Sözcük başındaki bir sesin düşmesi, ön ses düşüm. İLE Kan/aferez bağışı. )


- AFERİN ile/ve/||/<> DUA


- ÂFET ile/ve/||/<>/> EKSİK/NOKSAN[Ar. NUKSAN]


- ÂFETLERDE ENGELİN/SORUNUN/ÖLÜMÜN:
"AZALTILMASI" ile/ve/değil/||/<>/< ARTMASINI ENGELLEME

( )


- AFFAIR :/yerine İLİŞKİ


- AFFECT vs. EFFECT


- AFFECT :/yerine ETKİLEMEK


- AFFEDİLEBİLİR ile AFFEDİLEBİLİRLİK ile MAZERET ile AFFEDERSİN ile MAZERET ile MAZERET SAHİBİ ile MAZERETLER

( EXCUSABLE vs. EXCUSABLENESS vs. EXCUSE vs. EXCUSE ME vs. EXCUSED vs. EXCUSER vs. EXCUSES )

( معاف شدني ile بخشيدني ile معذوريت ile معذرت خواستن ile بهانه ile دستاويز ile معذور داشتن ile مستمسک ile عذر ile معذرت ile بهآنه ile معذرت ميخواهم ile معذور ile عذر آورنده ile معاذير ile معذر )

( MOAF SHODANY ile BAKHSHYDANY ile معذوريت ile MAZARAT KHASTAN ile BACPEHANEH ile دستاويز ile MAZUR DASHTAN ile MOSTAMSK ile OZR ile MAZARAT ile بهآنه ile MAZARAT MYKHAHOM ile MAZUR ile OZR AVARANDEH ile معاذير ile معذر )


- AF[F]EKSİYON ile/||/<> AF[F]EKT ile/||/<> AF[F]EKTE ile/||/<> AF[F]EKTİF

( Duygulanım, sayrılığa yakalanma. İLE/||/<> Duygu durum. İLE/||/<> Sayrılığa yakalanmış. İLE/||/<> Duygusal. )


- AFFETMENİN DEĞİŞTİRDİĞİ:
GEÇMİŞ değil GELECEK


- AFFİNE GEOMETRY ile/||/<> PROJECTİVE GEOMETRY

( Affine paralel korunur, projective sonsuz nokta eklenir. )

( Formül: Preserves parallel İLE adds infinity )


- AFFLUENCE vs. OPULENCE vs. WEALTH


- AFFORD :/yerine PARASI YETMEK


- AFİLLİ değil AFİLİ[Yun. < AFİ]

( Gösteriş, çalım, caka. )


- AFİN İLE METRİK İLE TOPOLOJİK ile/||/<> GEOMETRİK ÖZELLİKLER

( Dönüşümler altında korunan özellikler. )

( Formül: Topolojik ⊃ Afin ⊃ Metrik )


- AFİNİTE[Fr.] değil/yerine/= İLGİ, BAĞ | DÜZLEMDE NOKTASAL DÖNÜŞÜM BİÇİMİ[MATEMATİK]


- AFİYET OLSUN değil/yerine/= YARASIN


- AFİYET SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de Şehit Mithat Caddesi'nin batı tarafında Arap Mahallesi ve Yangın Yeri olarak bilinen yerdedir. 05.10.1923 tarihinde çıkan büyük Sarıyer yangınında bu alandaki 250 den fazla ev yanarak kül oldu. Yangın sonrası alanda yavaş yavaş binalar yapılmaya başlandı ve birkaç sokak meydana geldi: Bunlardan biri de Afiyet Sokak'tır. Sokakta Sarıyer'in en iyi aşçılarından biri oturuyormuş. Aşçı tabağa yemek koyarken, müşteriye bakarak "Afiyet olsun, mideniz dolsun/doysun" dediği için sokağa Afiyet Sokak denilmiş! )


- ÂFİYET/SIHHAT değil/yerine/= SAĞLIK/ESENLİK


- AFOKAL değil/yerine/= ODAKSIZ


- AFONİ[Yun.] ile AFTONJİ[Fr.]

( Ses yitimi. İLE Ses çıkarma yetisinin kaybolması. )


- AFORİZMA ile VECİZE EDEN KİŞİ ile AFORİZMA YAPMAK

( APHORISM vs. APHORIST vs. APHORIZE )

( کلام موجز ile کلمات قصار ile پند نويس ile پند گفتن )

( KOLAM MOJEZ ile KOLMAT GHSAR ile PAND NOYS ile PAND GOFTAN )


- AFOROZ ETMEK ile AFOROZ

( EXCOMMUNICATE vs. EXCOMMUNICATION )

( تکفير کردن ile تکفير )

( TAKFYR KARDAN ile تکفير )


- AFOROZ[Yun.]["AFAROZ" değil!] ile/ve/değil/||/<>/< REFÜZE[İng./Fr. REFUSE] (ETMEK/OLMAK)

( Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen topluluktan kovma cezası. | Dışlamak, darılmak, konuşmamak. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma. | Birini sergilediği olumsuz eylemleri nedeniyle toplum ya da bir topluluktan dışlama. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Reddetmek, geri çevirmek, kabul etmemek. )


- AFOROZLAMAK ile AFOROZLANMAK ile AFOROZ ile AFOROZLU


- AFRA TAFRA ile AFRALI TAFRALI


- (not AFRAID FROM) AFRAID OF


- AFRAID :/yerine KORKMUŞ


- AFRİKA (SAVANA/ORMAN) FİLİ[Fars. < PÎL] ile/||/<> ASYA FİLİ

( Daha iri. İLE/VE Daha küçük. )

( Her biri, her gün 200 kilo ot yer. )

( Hortumları, 3 metre uzunluğunda ve 200 kilo ağırlığındadır. [4 litre suyu bir anda çekebilecek yapıdadır.] [Ucundaki parmak benzeri bölümler sayesinde tek bir pirinç tanesini yerden alabilecek kadar duyarlıdır.] [Bir aslanı tek darbede öldürebilecek kadar güçlüdür.][Gövdemizdeki tüm kasların toplamından 100 kat daha fazla kas bulunur.] )

( Ayak uclarında yürürler. [Tabanı ile topuk kemiği arasında kalın ve yüksek bir kıkırdak tabakası bulunur.] )

( Koşamaz ve zıplayamazlar fakat yürüyüşleriyle saatte 25 km. hıza ulaşabilirler.] )

( Öteki fillerin 10 km. öteden gelen düşük frekanslı sesleri ayaklarıyla duyabilirler. )

( Yunuslar ve bazı primatlar gibi kendilerini aynada tanıyabilirler. )

( Her gün, 100 litre su içmeleri gerekmektedir. [her bir emişte 8 litre su içebilmektelerdir] )

( Günde, sadece 2 saat uyurlar. )

( Sürü önderleri dişillerdir. )

( Ortalama ömürleri 50 yıldır. [80 yaşına kadar yaşamış olanı da vardır.] )

( Az sayıda doğal düşmanı olan filler genellikle yaşlandıkça aşınan dişlerinden dolayı aç kalarak ölürler. )

( Ölülerini sık sık ziyaret ederler. [Ölenlerin kemik ve dişlerini hortumlarıyla okşarlar.] )

( Gebelik süresi en uzun hayvan. [22 ay / 600-360 gün] )

( Her bir filin kan damarları, kendine özgü bir yapı sergilediğinden, tıpkı insandaki parmak izi gibi ayırt ettirici özelliğe sahiptir. )

( Filler, ehllileştirilebilir fakat evcilleştirilemez. )

( En yakın akrabaları denizinekleri[yaşayan] ve damanlardır. )

( Ayaklarıyla sismik hareketleri duyarlar ve çeşitli göç ve hareketlerini yeraltı verilerine[verilerinden aldıkları yorumlara] göre de belirlemektelerdir. )

( NEHÎM[Ar.]: Aslan kükremesi ve fil sesi. )

( Fil )

( Tek başlarına hareket edebilirler. İLE/VE Ancak/daha çok eşleriyle birlikte hareket ederler. )

( Zıplamayan tek memelidir. )

( )

( )

( Afrika'da, 1980'de 1 milyonu aşkın olan fillerin sayısı, günümüzde[2020] 300 bin civarındadır ne yazık ki. :( ((( )

( )

( )

( PÎL
PÎLESTE: Fildişi. )

( AFRICAN ELEPHANT vs. INDIAN ELEPHANT )

( ELEPHAS )

( EL ELEFANTE )


- AFRİKA:
SAHRA ÜSTÜ ile/ve/||/<> SAHRA ALTI


- AFRİKA ile AFRİKA ile AFRİKALI AMERİKALI

( AFRICA vs. AFRICAN vs. AFRICAN AMERICAN )

( افريقا ile آفريقا ile افريقيي ile آفريقيي ile سياه پوست )

( افريقا ile AFARYGHA ile افريقيي ile آفريقيي ile SYAH POOST )


- AFRİKA ile AFRİKALI/LIK ile AFRİKA DOMUZU ile AFRİKA MENEKŞESİ ile AFRİKA ÇEKİRGESİ


- | AFRODİT = VENÜS | ile/ve/||/<>/> URANYA

( | Yunan'ların (en) güzele verdiği ad. İLE/= Roma'lıların (en) güzele verdiği ad. | İLE/VE/||/<>/> ... )

( | [Aşkın simgesi.] Yunan'da. İLE/= Latin'de. | İLE/VE/||/<>/> ... )

( | Sevgi ve güzellik. | İLE/VE/||/<>/> Bilim ve gerçekliği simgelediğinde aldığı ad. )


- AFRODİZYAK/TA[İng. APHRODISIAC | Fr. < APHRODISIAQUE < Yun.]:
EŞEYSEL İSTEĞİ ARTIRAN ile/ve/||/<> EŞEYSEL GÜCÜ ARTIRAN ile/ve/||/<> EŞEYSEL HAZZI ARTIRAN


- AFV[Ar.] ile GUFRÂN[Ar.]


- AFYON ile/||/<>/> KODEİN[Fr. < CODEINE]

( ... İLE/||/<>/> Afyondan elde edilen, öksürük ve ağrı kesmeye yarayan bir alkaloit. )


- AFYONLAMAK ile AFYONLANMAK ile AFYON ile AFYONLU ile AFYON RUHU ile AFYON SAKIZI ile AFYON KAYMAĞI


- ŞEBEKE[Osm.] / NETWORK, LATTICE[İng.] / RÉSEAU[Fr.] / NETZ/NETZWERK, GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞ, ÖRGÜ


- AĞ ile AĞ KEPÇE ile AĞ KURDU ile AĞ TONOZ ile AĞ TORBA ile AĞ YATAK ile AĞ İPLİĞİ ile AĞ İĞNESİ ile AĞ KAYIĞI ile AĞ TABAKA ile AĞ KURŞUNU ile AĞ MANTARLAR


- AĞA ile/||/<>/> AĞNAM NEZARETİ/ADÂLET BAKANLIĞI

( Osmanlı sarayında yönetimsel ve askeri örgütte belirli konumlarda bulunan kişilere verilen san.[Kızlar ağası, Yeniçeri ağası] İLE/||/<>/> Osmanlı Devleti'nde adâlet düzeninin bağlı olduğu en üst makam. )


- AĞABEY/EDE/ABLA ile AMCA ile TEYZE

( ABLA[Moğolca]/APA[Uygurca]/İCE/ECE[Türkçe][kökeni > PRENSES: İlk sıradaki yönetici kız kardeş.], [Yünden yapılmış kışlık giysi] )


- AĞABEY/ABİ ile/değil ABİ[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Toplantılarda giyilen, kara, uzun ceketinin ön tarafı kesik tören giysisi. )


- AĞAÇ KESİTİ ile/ve/||/<> İNSAN PARMAK İZİ

( image )


- AĞAÇ/ÇAM SAKIZI/REÇİNE[Yun.] ile AKINDIRIK/AKMA


- AĞAÇ SAKIZI/REÇİNE[Yun.]/BALSAM[Fr.] ile AKAMBER["AKAMBAR" değil]

( Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı ya da yarı akışkan organik salgı nesnesi. | Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay nesne. İLE Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine. )


- AĞAÇ SAKIZI/REÇİNE ile AKGÜNLÜK

( ... İLE Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü. )


- AĞAÇ YETİŞTİRME ile AĞAÇLANDIRMA ile AĞAÇ DİKMEK

( ARBORICULTURE vs. ARBORIZATION vs. ARBORIZE )

( درختکاري ile داروشي ile داروش کردن )

( DARKHTEKARY ile DAROSHY ile DAROSH KARDAN )


- AĞAÇ ile AĞAÇ BİLGİSİ ile AĞACIN BİLGİSİ


- AĞAÇ ile AĞAÇ MİNESİ

( ... İLE Mine çiçeğigillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kırmızı, mor çiçekli bir ağaççık. )

( ... cum LANTANA )


- AĞAÇ ile AĞAÇSI/AĞACIMSI

( ... İLE Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi. )


- AĞAÇ ile AKAĞAÇ

( ... İLE Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan, beyaz kabuklu bir türü. )

( ... cum ZELKOVA CARPINIFOLIA )


- AĞAÇ ile ANANAS

( ... İLE Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın çam kozalağına benzeyen, iri, güzel kokulu, lezzetli meyvesi. )

( ... cum ANANAS SATIVUS )


- AĞAÇ ile BAKAM/BAKKAM[Ar.]

( ... İLE Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. )

( ... cum HAEMATOXYLON CAMPECHIANUM )


- AĞAÇ ile/ve BAOBAB

( ... İLE Afrika'ya özgü bir ağaç. [MORONDAWA-MADAGASKAR] )


- AĞAÇ ile BİLADER AĞACI/AMERİKAN ELMASI/KAJU

( ... İLE Antep fıstığıgillerden, yapraklarını dökmeyen, tropikal bir meyve ağacı. | Bu ağacın meyvesinden çıkarılan, yer fıstığına benzeyen, tatlıyla tuzlu arasında tadı bulunan ve çerez olarak yenilen çekirdek. )

( ... cum ANACARDIUM OCCIDENTALE )

( TREE vs. CASHEW )


- AĞAÇ ile FERYAL

( ... İLE Güzel, iyi görünümlü, olgunlaşmamış ağaç. | Işık saçan kadın. )


- AĞAÇ ile GÜRGEN

( ... İLE Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarımızda çokça yetişen bir ağaç. )

( ... cum CARPINUS BATULUS )


- AĞAÇ ile KARAAĞAÇ/NÂRVEN[Fars.]

( ... İLE Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç. )

( ... cum ULMUS )


- AĞAÇ ile MANTARAĞACI

( ... İLE Turunçgillerden, kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, açık sarı renkli bir ağaç. )

( ... cum PHELLODENDRON AMURENSE )


- AĞAÇ ile MANYOK[Brezilya yerlilerinin dilinden]

( ... İLE Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü ya da yedisi birarada, yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç. | Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, fakirlerin ana yiyeceği olarak ekmeğin yerine geçen gıda. )

( ... cum MANIHOT UTILISSIMA )


- AĞAÇ ile RÜZGÂR AĞAÇLARI


- AĞAÇ ile SANDAL AĞACI/ÇIPLAK AĞAÇ(HEŞİŞVEL)

( ... cum ARBUTUS ANDRACHNE )


- AĞAÇ ile ŞİMŞİR/ŞEMŞÎR[Fars.]

( En sert ağaç. )

( ... İLE Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen ya da bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık. | Bu ağaççığın sert, düzgün sarı renkte kerestesi. | Bu keresteden yapılan. )


- AĞAÇ ile TAFLAN/KARAYEMİŞ

( ... İLE Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz ya da yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç, karayemiş ağacı, karayemiş. )

( ... cum PRUNUS LAUROCERASUS )


- AĞAÇ ile TİMBUL/TEMBUL/TENBUL[Fars.]

( ... İLE Hindistan'a özgü, tırmanıcı bir tür biber ağacı. )

( ... cum PIPER BETLE )


- AĞAÇ ile/ve TUPELO

( ... İLE Bir tür ağaç. )


- AĞAÇ ile VAKVAK AĞACI


- AĞAÇKAKAN CAMİSİ -ile


- AĞAÇKAKAN ile SURİYE/ALACA AĞAÇKAKANI ile GÖKNAR AĞAÇKAKANI ile GRİ AĞAÇKAKAN ile KIZIL AĞAÇKAKAN ile ORMAN AĞAÇKAKANI ile SARI AĞAÇKAKAN ile TEPELİ AĞAÇKAKAN

( ... vs. SYRIAN WOODPECKER vs. GREAT SPOTTED WOODPECKER vs. GREY-FACED WOODPECKER vs. REDHEADED WOODPECKER vs. GREAT-SPOTTED WOODPECKER vs. WOODPECKER vs. PILEATED WOODPECKER )

( ... cum PICOIDES TRIDACTYLUS cum ... cum ... cum ... cum ... cum ... cum DRYOCOPUS PILEATUS )


- AĞAÇSI ile AĞAÇSIL


- AĞAÇTA YAŞAYAN ile AĞAÇLANDIRILMIŞ ile AĞACA BENZEYEN

( ARBOREAL vs. ARBORED vs. ARBORESCENT )

( دارزي ile درختي ile درخت دار ile شاخه مانند )

( DARZY ile DARKHTY ile DARKHT DAR ile SHAKHEH MANAND )


- AGÂH EFENDİ (1832 - 1885) :

( Gazeteci, devlet adamı. Sarıyer'de doğdu. İlk tahsilinden sonra Galatasaray Tıbbiye - i Şâhane - i Adliye'sinin hazırlık sınıfına girdi (1842). Bu okulda yedi yıl okudu ise de bitiremedi ama İngilizce, Fransızca, İtalyanca dillerini öğrendi. Babiali Tercüme Odası'na memur oldu (1849). Dışişlerine intisap etti ve Maiyet Katibi olarak Paris'e gitti. Üç yıl sonra İstanbul'u döndü ve Karantina Müdür Muavinliğine daha sonra da Rumeli Orduları baş mütercimliğine tayin edildi (1855). Baş mütercimlikten istifa ettikten sonra Mostar mutasarrıf vekili oldu (1857). İstanbul'a döndükten sonra Şinasi ile birlikte Tercüman - ı Ahval Gazetesini çıkarmaya başladı (1860). Gazetecilik görevini devam ettirirken Postane - i Amire Nazırlığı görevini üstlendi (1861).Posta idaresinin ıslahı için yeni uygulamalara girişerek ilk defa posta pulu kullanma usulünü yürürlüğe koydu. Bir süre Vapurlar Nazırlığı ve Ereğli Kömür İşletmeleri Nazırlığı yaptı. Bilahare Divan - ı Muhasebet üyeliğine görevlendirildi. Bu arada Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdiği anlaşılınca görevine son verildi. Gelişen olaylar nedeni ile gazetesini kapattıktan (1866) sonra Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi ile birlikte yurtdışına kaçtı. Önce Londra'ya oradan da Brüksel'e geçti. Yeni Osmanlıların yayın organı olan Muhbir ve Hürriyet Gazetelerinin yayım çalışmalarına katıldı. Sultan Abdülaziz'in 42. Doğum yılı nedeni ile çıkarılan aftan yararlanarak İstanbul'a döndü (1871). İzmit Mutasarrıflığına tayin edildi (1872). Bir süre sonra görevden alındı ise de V. Murat Padişah olunca tekrar aynı göreve gönderildi (1876). Bu arada Şura - ı Devlet azalığına tayin edildikten sonra azledildi ve önce Bursa'ya sonra da Ankara'ya sürgün edildi (1877). Daha sonra affedilerek Rodos Mutasarrıflığına (1884) takiben Midilli Mutasarrıflığına gitti buradan da Atina Mutasrrıfı oldu (1885) ve Atina'da vefât etti. Türk gazeteciliğinin babası sayılır. Gazetecilik anlayışının Türkiye'de yerleşmesi için büyük uğraş verdi, öncülük yaptı. En büyük hizmeti ise Türkiye'de Posta İdaresi'nin gelişmesi verdiği mücadelenin başarı ile sonuçlanmasıdır. )


- AGAIN :/yerine TEKRAR


- AGANTA[İt.] değil/yerine/= İNDİRİLEN/ÇEKİLEN GEMİ HALATI YA DA ZİNCİRİN BİR SÜRE TUTULU KALMASI BUYRUĞU


- AĞAOĞLU, ADALET (NALLIHAN - 1929): -:

( Edebiyatçı. 20. Yüzyılın önemli edebiyatçılarından biri olarak kabul edilir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Uzun bir süre (1951 - 1971) TRT'de görev yaptı. Yazın hayatına 1946 yılında Ulus Gazetesinde başladı. Kaynak Dergisinde şiirleri yayınlandı. Sevim Uzgören ile birlikte yazdıkları "Bir Oyun Yazalım" adlı oyunu Küçük Tiyatroda sahnelendi. 1973 yılından sonra Öykü ve Roman yazmaya yoğunlaştı. İlk Romanı Ölmeye Yatmak 1973 yılında yayınlandı. Sedat Simavi Edebiyat Ödülünü kazandı. Eserleri: Ölmeye Yatmak (1973), Fikrimin İnce Gülü (1976), Bir Düğün Gecesi (1979), Yaz Sonu (1980), Üç Beş kişi (1984), Ruh Üşümesi (1991), Romantik Bir Viyana Yazı (1993), Dert Dinleme Uzmanı (2014) )


- CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR, LAQUE, VERNIS[Fr.] / FIRMIS, LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= AGAR-AGAR JELİ, LAK


- AĞARTMAK ile AĞARTILMAK ile AĞARTABİLMEK ile AĞARTI


- AĞATAN, M. İZZET (SARIYER, 1915 - 1992) :

( Büylükderelidir. Eczacılık fakültesininden mezun oldu. Sarıyer Gençler Mahfilinin kurucularındandır (1932).Sarıyer Spor Kulübünün kurulması için büyük uğraşlar verdi (1940). Eczacılar Birliği ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübünde 2 dönem (1948 - 1949 ve 1950 - 1951) yönetim kurulu üayesi olarak görev yaptı. )


- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve ŞERBET[Ar.]

( Koyu. İLE/VE Sulu. )

( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )


- VISKOSE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI AKIŞ


- COEFFICIENT OF VISCOUS PLASTICITY[İng.] / VISCOÉLASTICITÉ, COEFFICIENT DE LA PLASTICITÉ VISCOSE[Fr.] / VISKOELASTIZITÄT, VISKOELASTISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI ESNEKLİK/PLASTİKLİK KATSAYISI


- ATTÉNUATION VISQUEUSE[Fr.] / ZÄHFLÜSSIGE DÄMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI SÖNÜM


- ZÄHFLÜSSIGE ABLEITUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI TÜREV İŞLEVİ


- KIVAMLI, LEZCÎ, LÜZÛCÎ[Osm.] / VISCOUS[İng.] / VISQUEUX[Fr.] / VISKOS[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞDALI, VİSKOZ


- AGE vs./and PERIOD


- AGENCY :/yerine AJANS


- AGENDA :/yerine GÜNDEM


- AGENEZİ/AGENESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN YOKLUK


- AGENT/FACTOR vs. REASON/CAUSE


- AGEVSİ[Yun.] değil/yerine/= ALYUVARLARIN AZALMASI


- AGHIA TRIADA KİLİSESİ :

( Kireçburnu tepesinde Ortodokslar tarafından Aziz Yevpime adına yaptırılmışsa da zamanla yıkılıp yok olmuştur. )


- AĞI AĞACI ile/ve AVİZE AĞACI ile/ve BAN AĞACI ile/ve ÇUBUK AĞACI ile/ve DANTEL AĞACI ile/ve IĞ AĞACI ile/ve KÂĞIT AĞACI ile/ve LÂLE AĞACI ile/ve LÂSTİK AĞACI ile/ve MANTAR AĞACI ile/ve MERCAN AĞACI ile/ve ÖD AĞACI ile/ve PELESENK AĞACI[Lat. GUAIACUM OFFICINALE] ile/ve PORSUK AĞACI ile/ve SAKIZ AĞACI ile/ve SÜT AĞACI ile/ve TESPİH AĞACI/ÇALISI, ÇİN LEYLAĞI[Lat. MELIA AZEDARACH] ile/ve KÖR AĞAC


- AĞIR AĞIR (YAPMAK)


- AĞIR ALAŞIM ile HAFİF ALAŞIM ile SERT ALAŞIM

( Tungsten asıllı alaşım. İLE 1939 yılından beri kullanılmakta olan alüminyum ya da magnezyum alaşımları. Alüminyum alaşımlarının yoğunlukları, ortalama 2,7; magnezyum alaşımlarınki ise 1,8'dir. İLE Demir ailesinden, bağlayıcı bir maden ya da alaşım[kobalt, nikel] yardımı ile meydana gelen alaşım. )


- AĞIR İŞ YAPMAK ile/ve/değil/<>/> AĞIR KALDIRMAK


- HEAVY IONS[İng.] / IONS LOURDS[Fr.] / SCHWERE IONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR İYONLAR


- HEAVY METALS[İng.] / MÉTAUX LOURDS[Fr.] / SCHWERMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR METALLER


- AB-İ GİRÂN[Osm.] / HEAVY WATER[İng.] / EAU LOURDE[Fr.] / DEUTERIUMOXID, SCHWERES WASSER, SCHWERES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR SU


- RÉACTEUR À EAU LOURDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIR SULU TEPKİLEŞİM


- AĞIR YUVAR ile DÜZLEM YUVAR ile HAVA YUVARI ile IŞIK YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YARI YUVAR ile YARIM YUVAR


- AĞIR ile/ve/değil "BASKIN"


- HEAVY[İng.] / LOURD[Fr.] / SCHWER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR


- AĞIR ile KIMKIM

( ... İLE Ağır ağır konuşan kişi. | Her işinde ağır davranan kişi. )


- AĞIR ile/ve MUTLAK AĞIR

( ... İLE/VE Toprak. )

( Toprak doğası gereği dingin olur. Doğal yerinden ayırılırsa tekrar aslî yerine döner. Bundan dolayı mutlak ağırdır. )


- AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET:
ADLÎ ile SİYASÎ


- CONSERVATION OF CENTER OF GRAVITY[İng.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ KORUNUMU


- SIKLET MERKEZİ[Osm.] / CENTER OF GRAVITY[İng.] / CENTRE DU POIDS[Fr.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK MERKEZİ


- WEIGHT TITRIMETRY[İng.] / GEWICHTS TITRIMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK TİTRİMETRİSİ


- SIKLET[Osm.] / GRAVITY[İng.] / POIDS[Fr.] / GEWICHT, SCHWERE[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIK, YERÇEKİMİ


- AĞIR/LIK ile/ve HANTAL/LIK

( Kişisel [mizac ya da karakterden dolayı] ya da çevresel etmenlerden/beklentilerden dolayı. İLE/VE Zihinsel kaynaklı eksik/yetersiz/yanlış davranış ve tutumlardan dolayı. )


- AĞIT YAKMAK ile AĞIT YAKMAK

( ELEGIZE vs. ELEGIZING )

( قصيده نوشتن ile نوحه خواندن ile نوحه سرائي کردن ile مرثيه خواندن ile نوحه سرائي )

( GHSYDAH NOSHTAN ile NOHEH KHANDAN ile NOHEH SARAYEY KARDAN ile MARSYYEH KHANDAN ile NOHEH SARAYEY )


- AĞIT ile İÇLER ACISI ile AĞIT ile AĞIT YAKMAK

( LAMENT vs. LAMENTABLE vs. LAMENTATION vs. LAMENTING )

( نوحه کردن ile تعزيت گرفتن ile زاريدن ile زار ile زاري ile ضجه ile مرثيه خواني ile مويه ile سوگواري ile شيون )

( NOHEH KARDAN ile TAZYT GARAFTAN ile زاريدن ile ZAR ile ZARY ile ZAJEH ile MARSYYEH KHANY ile مويه ile SOGVARY ile شيون )


- AĞIZ DALAŞI ile/||/<> İT DALAŞI


- AĞIZ UCUYLA SÖYLEMEK ile SÖYLEMEK


- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK


- SİNDİRİM:
AĞIZDA ile/ve/> MİDEDE ile/ve/> İNCE BAĞIRSAKLARDA


- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK

( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )


- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK


- AĞLAMA DUVARI ile/değil/yerine BATI DUVARI


- AĞLAMA DUVARI değil el-BURAK


- AĞLAMA ile AĞLAMALI ile AĞLAMA DUVARI


- AĞLAMA" ile/ve/değil/||/<>/< İSYAN


- AĞLAMA ile/ve/||/<>/> TENEVVUH[Ar. < NEVHA]

( ... İLE/VE/||/<> [Ölünün arkasından] Bağırarak, feryâdederek ağlama. )


- AĞLAMAK:
"KIRILDIĞIN" YERDEN değil KIRDIĞIN YERDEN

( Kırıldığın yerden değil kırdığın yerden ağlarsın. )


- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)

( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )

( Çocuklar, annesini/babasını yıkarken. İLE Anneler/babalar, çocuğunu yıkarken. )

(

ve/değil/yerine/<>/><

)

( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )


- AĞLAMAK/YIĞLAMAK/ZÂRİ KILMAK ile/ve AĞLAYAMADIĞINDAN DOLAYI AĞLAMAK

( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

( BÜKÂ' ile/ve ... )

( GİRYÂN: Ağlayan. )


- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK ile/değil/yerine GÜLMEK


- AĞLATI ile AĞLATIŞ


- AĞLAYAN SÖĞÜT, SALKIMSÖĞÜDÜ ile SULTÂNÎ SÖĞÜT ile KEÇİSÖĞÜDÜ ile KIZILSÖĞÜT ile SEPETÇİSÖĞÜDÜ/SORKUN

( BÎD-İ GİRYÂN/MECNÛN/NÂLÂN/PİYÂDE/REVÂN/SERNİGÛN ile BÎD-İ MÜŞK ile BÎD-İ ... ile BÎD-İ SÜRH ile BÎD-İ ... )

( SALIX BABYLONICA cum ... cum SALIX CAPREA cum ... cum SALIX VIMINALIS )


- AĞLIYORSUNUZ ile/ve/değil/||/<>/> ALIYORSUNUZ


- AGLOS[Yun.] ile AGLOSİ[Fr.]

( Doğuştan, ağzında dili olmayan. İLE Dilin, doğuştan yokluğu. )


- AGNOSİ[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= TANIMAZLIK, TANIMA YİTİMİ


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.]/[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK, TANIMAZLIK, VAROLANLARI TANIYAMAMA, TANIMA YİTİMİ, ALGI YİTİMİ


- AGORA ile/||/<> AKROPOLİS ile/||/<> BOULEUTERİON ile/||/<> FORUM ile/||/<> GYMNASION ile/||/<> STADION/STADIUM ile/||/<> HIPPODROMOS ile/||/<> ODEON[< ODEION: ŞARKI SÖYLEMEK]

( Antik Yunan kentlerinde, stoalar ile çevrelenmiş, içinde ya da yakınında tapınak, bouleuterion gibi dini ve resmi yapıların bulunduğu toplumsal ve ticari yaşamın yoğunlaştığı alan. İLE/||/<> Antik Yunan kentlerinin en yüksek tepesinde bulunan, savunma amaçlı surlarla sarılıp bir tepe üzerine inşâ edilen özel bölge. İLE/||/<> Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası[günümüzdeki kent kurulu/senato karşılığı]. İLE/||/<> Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki ağora ile aynı işlevi taşıyan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. İLE/||/<> Antik Yunan ve Roma'da atletizm için kullanılan, çevresinde oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzunlamasına, dikdörtgen plana sahip olan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koşularının yapıldığı, etrafı izleme yerleri ile çevrili alanlar. İLE/||/<> İçinde müzik yapılan yer.[Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapı.] )


- AGÖZİ[Fr.] değil/yerine/= TATMA DUYUSUNUN BELİRGİN ÖLÇÜDE AZALMASI


- AGRAFİ[Yun.] değil/yerine/= AGRAMATİZM[Fr.]

( Yazma yitimi. İLE Sözcük ve tümcelerin, dilbilgisine uygun olarak kurulamaması. | Sözcüklerde bazı harflerin atlanması biçiminde beliren söyleyiş/telâffuz bozukluğu. )


- AGRAFİ/AGRAPHIA[İng.]/AGRAPHIE[Fr.] değil/yerine/= YAZAMAMAZLIK, YAZMA YİTİMİ


- AGRAJE[Fr.] değil/yerine/= ÖĞRETİM ÜYELİĞİNE ATANMIŞ KİŞİ


- AGREGA[Lat.] ile AGREGASYON[Fr.]

( Harç ve betondaki âtıl bileşenlerin tümü. İLE Agraje olmak için geçirilen sınav. )


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )


- AĞRI DAĞI ve/<> İSHAK PAŞA SARAYI


- AĞRI KESEN = AĞRI KESİCİ

( Ağrı duyusunu ortadan kaldıran ilaç vb. analjezik. )


- AĞRI KESİCİ ile/ve/değil/||/<> SAĞALTIM


- AĞRI ile KALP AĞRISI/KRİZİ

( ... İLE Ölüm korkusu yaratan tek ağrı. )


- AĞRIMA ile AĞRIMA ASALAKLARI


- AĞRIMAK ile AĞRITMAK ile AĞRITABİLMEK ile AĞRIYABİLMEK ile AĞRI ile AĞRILI/LIK ile AĞRISIZ/LIK ile AĞRI SIZI ile AĞRISIZCA ile AĞRI KESİCİ ile AĞRI KESİMİ ile AĞRI YİTİMİ


- AĞRIYA DUYARLI OLMAYAN ÖRGENLER(ORGANLAR) ile AĞRIYA DUYARLI OLAN ÖRGENLER

( SEDATİF: Ağrı dindiren/kesen. )

( *Visseral ve parietal perikard; *Mide, bağırsak, kolon(gerilme, konjeksiyon hariç); *Akciğerler alveolleri; *Safra kanalları; *Karaciğer parankimi; *Dalak(Spleen); *Böbrek; *Beyin dokusu; *Damarlar İLE *Myokard; *Pankreas; *Duedenum; *Kas, tendon, periosteum; *Deri; *Arter. )


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS


- AGROMEGALİ/AKROMEGALİ[Fr.] değil/yerine/= GÖVDE ÖRGENLERİNİN DÜZENSİZ OLARAK BÜYÜMESİ/UZAMASI | ELLERDE, AYAKLARDA VE BAŞTA GÖRÜLEN AŞIRI BÜYÜME


- AGRONOM[Fr.] ile AGRONOMİ[Fr.] ile AGRONOMETRİ[Fr.]

( Tarımcılık uzmanı. İLE Tarım bilimi. İLE Toprağın verim gücünü ölçen bilim dalı. )


- AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK ve/<> OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI

( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ/ZAMBULA[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüklerdir] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

( Dünya üzerinde 5000'den fazla uğur böceği türü bulunmaktadır. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ ile CIRCIR BÖCEĞİ

( Genellikle daha büyük, iri yapılı ve iri gözlüdür.[Genellikle 2 - 5 cm. uzunluğundadır.][Kanatları geniş ve şeffaf olabilir. Damarlıdır.] Gövdeleri genellikle kahverengi ya da yeşil renklidir. İLE Genellikle daha küçüktür.[Genellikle 1 - 2.5 cm uzunluğundadır.][Kanatları genellikle daha küçüktür ya da bazen hiç bulunmaz. Kanatları daha dar ve daha az belirgindir.] Gövdeleri genellikle ovaldir ve genellikle yeşil ya da kahverengi tonlarda olabilir. )

( Ötme sesi genellikle yüksek ve belirgindir. Genellikle gündüzleri ağaçların, bitkilerin ya da çalılıkların üzerinde duyulur. Bu ötme, erkeklerin dişileri çekmek için kullandığı bir çiftleşme çağrısıdır.[Kanatlarını kullanarak yüksek sesler çıkarır.] İLE Genellikle geceleyin cırlama sesleri çıkarır ve bu sesler genellikle daha düşüktür.[Cırlama sesi, erkeklerin dişileri çekmek ve etkileşim kurmak için kullandığı bir etkileşim aracıdır.][Antenleriyle ses üreten ve daha ince, sürekli ses çıkaran bir böcektir.] )

( Genellikle ağaçlık ya da bitki örtüsüyle kaplı çalılık bölgelerde bulunur. İLE Genellikle otların, bitkilerin yakınında, çimenlik alanlarda, yaprak döküntüleri ve taşların altında gibi çeşitli doğal ortamlarda yaşar. )

( Genellikle gündüzleri etkindir ve gün boyu öter.[Kanatlarını hızla hareket ettirerek yüksek ve kesik kesik sesler çıkarır.] İLE Genellikle geceleyin etkindir ve karanlıkta öter. Genellikle güneşli ve sıcak havalarda etkin olurlar.[Kanatlarını sürterek daha ince, sürekli ve cır cır biçiminde ses üretir.] )


- AĞUSTOS ile AĞUSTOS BÖCEĞİ ile AĞUSTOS BÖCEKLERİ


- AĞUSTOS'UN İLK 15'İ ile AĞUSTOS'UN İKİNCİ 15'İ


- AĞZI BİR ile AĞZI PEK/LİK ile AĞZI PİS ile AĞZI AÇIK/LIK ile AĞZI KARA/LIK ile AĞZI SIKI/LIK ile AĞZI BOZUK/LUK ile AĞZI BÜYÜK/LÜK ile AĞZI GEVŞEK/LİK ile AĞZI HAVADA ile AĞZI KENETLİ/LİK ile AĞZI KİLİTLİ/LİK ile AĞZI KALABALIK/LIK ile AĞZI KULAKLARINDA


- AĞZINA KADAR ile SAPINA KADAR ile KÖKÜNE KADAR ile/değil/yerine/||/<>/< SONUNA KADAR


- AĞZINI AÇMAK ile/ve SAVUNMA

( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )

( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

( "TO OPEN THE MOUTH" vs./and DEFENCE )


- AĞZINI HAYR'A AÇ! ile/ve AĞZINDAN YEL ALSIN!


- AH NEREDE, VAH NEREDE ile AH DEMEDEN, VAH DEMEDEN


- AHALİ[Ar.] ile/||/<> MİLLET[Ar.]/ULUS/BUDUN

( Bir kent/semt/memlekette oturanların/yaşayanların tümü. | Bir yerde toplanan kalabalık. İLE Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. | Herkes, bir yerde bulunan kişilerin tümü. | Benzer özellikleri olan topluluk. )


- AHARLAMAK ile AHA ile AHAR ile AHARLI


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> HALL ETKİSİ

( AB kuantum faz etkisi, Hall klasik Lorentz kuvveti. )

( Formül: Φ = ∮A·dl İLE V_H = IB/nqt )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> LORENTZ KUVVETİ

( Aharonov-Bohm etkisi potansiyelin fiziksel etkisini gösterirken İLE Lorentz kuvveti alanların doğrudan etkisidir )

( Formül: F = q(E + v×B) )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK

( BUDDY vs. BUDDY RASHID vs. BUD )

( جوانه زدن ile جوانه ile غنچه ile شکوفه ile بادي ile بادي رشيد )

( JAVANEH ZADAN ile JAVANEH ile GHENCHEH ile SHKOFEH ile BADY ile بادي رشيد )


- AHBS/FAMILY PHYSICIAN INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= AİLE HEKİMLİĞİ BİLGİ SİSTEMİ


- AHDETMEK değil/yerine/= SÖZ VERMEK


- AHDÎ[Ar.] değil/yerine/= ANTLAŞMA/YA GÖRE/GEREĞİ OLAN


- AHENK(ARMONİ) değil/yerine/= UYUŞUM


- AHER:
NİŞASTA ile/ve/||/<> PİRİNÇ


- AHESTE AHESTE


- AHESTE AHESTE ile AVAL/AVEL AVAL


- AHESTE/LİK ile AHESTE BESTE ile AHESTE AHESTE


- AHFÂ[Ar. < HAFÎ] ile/ve/||/<> AHFİYE[Ar. < HIFÂ]

( [daha/pek/çok] Gizli, en gizli. İLE/VE/||/<> Gizli olanlar. | Ağaç çiçeğinin tomurcuğunu örten dış kabuklar. )


- AHİLER SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Değişik işkolundan ustaların bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Ahiler Sokak" ismi verildiği söylenir. )


- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )


- AHIMSA ile/ve SATYA ile/ve ASTEYA ile/ve BRAHMAÇARYA ile/ve
APARIGRAHA ile/ve DAYA ile/ve KŞAMA ile/ve
DHRITI ile/ve MITAHARA ile/ve ARCAVA

( Şiddet denetimi. [Şiddetsizlik] Zararsızlık; başkalarını düşünce, söz ve hareketle incitmemek. İLE/VE Yalan denetimi. [Dürüstlük] İLE/VE Benimseme denetimi. [Çalmama] İLE/VE Eşeysel enerji denetimi. İLE/VE Biriktirme denetimi. [Biriktirmemek] İLE/VE Nefret denetimi. [Merhamet] İLE/VE Kızgınlık denetimi. [Affetme] İLE/VE Güçsüzlük denetimi. [Dayanıklılık] İLE/VE Aşırılık denetimi. [Ilımlılık] İLE/VE Yanlışlık denetimi. [Doğruluk] )


- ÂHİRET ile/ve/değil/yerine ÂKIBET

( Az yaşa, çok yaşa,
Âkıbet gelecek başa! )


- AHİRET ile/ve/<> İLKE/LİLİK


- ÂHİRET[Ar.] değil/yerine/= SONRALIK


- ÂHİRET ile/ve/= ÜMİT

( Kendini bütünleyip aşmak. İLE/VE/= Gerçekleşmesini sağlamak. )

( LÂTAKNATÛ: ÜMİDİNİZİ KESMEYİNİZ! )

( SALEFE ile/ve/= ... )


- AHİRET/LİK ile AHİRET ADAMI ile AHİRET SUALİ ile AHİRET YOLCULUĞU


- AHIRLAMAK ile AHIR ile AHIRLI


- AHİTLEŞMEK ile AHİ ile AHİR ile AHİT ile AHİZ ile AHİR VAKİT ile AHİR ZAMAN ile AHİR ÖMÜRDE


- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN

( [not] TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT vs./but SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT )


- AHKÂM-I HUZURİYE değil/yerine/= ORUNLUK YARGILARI


- AHKÂM-I/MEVDÂD-I MAHSUSA[Ar.] değil/yerine/= ÖZEL YARGILAR


- AHLÂK BİLİMİ değil/yerine/= TÖRE BİLİMİ


- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

( MORALS vs./and/<> JUSTICE )


- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ


- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ


- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ

( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )

( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )

( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )


- AHLÂK ve/< İSTENÇ


- AHLÂK ile/ve TESPİH


- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK ile AHLÂKİ TEKÇİLİK/MONİZM

( Birden fazla ahlâki düzenin bir arada var olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK/PLÜRALİZM ile AHLÂKİ SALTIKÇILIK/MUTLAKÇILIK

( Birden fazla ahlâki düzenin geçerli olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKÎ(DİANOETİK) ERDEM/LER ile/ve ENTELEKTÜEL ERDEM/LER


- AHLÂK-I FÂZILA ile AHLÂK-I HAMÎDE ile AHLÂK-I HASENE ile AHLÂK-I ZEMÎME ile !AHLÂK-I REZÎLE

( Erdemli huylar. İLE Övülecek huylar. İLE Güzel huylar. İLE Kötü/lenecek huylar. )


- AHLÂKİ GÖRELİLİK ile AHLÂKİ REALİZM

( ahlâki değerlerin kültür, birey ya da bağlama göre değiştiğini savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin nesnel ve evrensel olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKİ GÖREV ETİĞİ ile SONUÇÇU ETİK

( Eylemlerin ahlâki değerinin niyet ve kurallara uygunluğuna bağlı olduğunu savunan etik düzen. İLE Eylemlerin ahlâki değerinin sonuçlarına bağlı olduğunu savunan etik düzen. )


- AHLÂKİ HİÇÇİLİK/NİHİLİZM ile AHLÂKİ ÖZNELCİLİK/SUBJEKTİVİZM

( Ahlâki değerlerin hiçbir gerçekliği olmadığını savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin bireysel inanç ve yeğlemelere bağlı olduğunu savunan görüş. )


- KEFÂRET:
AHLÂKÎ ile/ve/||/<> HUKUKÎ

( [bkz.] Kant. İLE/VE/||/<> Hegel. )


- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN


- AHLÂKÎ OLGU değil OLGULARIN, "AHLÂKÎ" "YORUMLARI"

( Yoktur. | Vardır. )


- AHLÂKİ ÖZERKLİK/OTONOMİ ile AHLÂKİ YADERKLİK/HETERONOMİ

( Bireyin kendi ahlâki kurallarını özgürce belirlemesi. İLE Bireyin ahlâki kurallarını dış otoritelerden alması. )


- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL

( MORAL vs./and HUMANE )


- AHLÂK/Î değil/yerine/= KILINÇ/KILINCIL


- AHLAKİ/LİK ile AHLAKİ VAZİFE


- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ


- AHLÂKLI OLMALI!


- AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ


- AHLÂM[Ar. < HULM(< AKIL)] değil/yerine/= RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR


- AHLAMAK ile AHLAF ile AHLAK ile AHLAT ile AHLAKLI/LIK ile AHLAKÇA ile AHLAKÇI/LIK ile AHLAKSIZ/LIK ile AHLAK DIŞI ile AHLAKSIZCA ile AHLAK BİLİMİ ile AHLAK DIŞICI/LIK ile AHLAK YASASI ile AHLAK BİLİMCİ ile AHLAK BİLİMSEL ile AHLAK ZABITASI


- AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI

( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )


- AHMAK ile DOSTUM

( DUD vs. DUDDY )

( منفجر نشده ile هرچيز خراب ile کهنه پوش )

( MONFAJR NESHODEH ile NPARCHYZ KHARAB ile KONPANNEH PUSH )


- AHMED ve/||/+/<>/> MUHAMMED ve/||/+/<>/> MAHMUD ve/||/+/<>/> MUSTAFA

( Düşünce/de. VE/||/+/<>/> Gerçekleştiğinde. VE/||/+/<>/> Sonucunda[olumlu/olumsuz] VE/||/+/<>/> Vazgeçilebildiğinde. )


- Ahmedî KONUŞ!!!


- AHMET AFİF PAŞA YALISI :

( İstinye, Yeniköy yolu üzerindeki 261 kapı No. lu yalı Boğaziçi'nin en görkemli tarihi yalılarından biridir. Levazım Reisi Birinci Ferik Ahmet Afif Paşa (1852 - 1920) tarafından 1910 yaptırılmıştır. Yalıya bilahare Misbah Muhayyeş sahip olmuş ve yalı bu isimle anılır olmuştur. Yalı mimar Alexander Vallaury'e yaptırılmıştır. Yalı dört katlı olup dört köşesinde cihannüma kuleleri ile örnek bir tarihi eserdir. Bu muhteşem yalının son sahibi Uzan ailesidir. )


- AHMET EFENDİ :

( Maden mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )


- AHMET EFENDİ :

( Büyükdere Mahallesinde muhtarlık yaptı. )


- AHMET KAMİLİ EFENDİ ÇEŞMESİ (MERMER ÇEŞME) :

( Taşiskele Parkı içindedir. H. 1228, M. 1813 de Rumeli kazaskeri Ahmet Kamili Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşme yapıldığında Camiin denize bakan sol köşesinde idi. Camiin bahçe duvarı yapılırken Taşiskele'ye kaydırıldı (1969). Sonraları rıhtım düzenlemesi yapılırken çeşme Taşiskele Parkının ortasına alınmıştır (1998), halen buradadır. Çeşme örneği az bulunan veya hiç örneği olmayan bir çeşmedir. Çeşme, kaide, yalak ve gövde olarak yekpare bir biçimde mermerden yapılmıştır. Çeşme Taşiskele Parkına taşınırken vinçle yerinden kaldırılmak istenmiş, bu sırada yalak kaideden kopmuştur. Bilahare yalağın bir yanı kırılmış ve kırık yerler onarılmış külah da kaybolmuş, aslına uygun olmayan bir külah konulmuştur. Çeşme yapıldığı tarihten 1998 yılına kadar vakıf memba suyu ile beslenirken, bir süre su akışı durdurulmuş, 2006 dan bu yana Ayazma, Yerli su ve Aralık suyu birikiminden akış almaktadır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat imam - ı evvel - i Hazret - i Şehriyari ve Sadr - ı/Rumelili Elhac Hafız Ahmet Kamili Efendi işbu çeşme - i/Latif ile iskeleyi müceddeden bina eylemiştir"(Sene: 1228). )


- AHMET RASİM ile/ve/||/<>/< AHMET MİTHAT EFENDİ


- AHMET ŞEMSETTİN EFENDİ ÇEŞMESİ :

( İstinye çarşı girişinde Boğaziçi sahil yolu (Emirgan Caddesi) ile İstinye Caddesinin birleştiği köşede ve çınar ağaçlarının bulunduğu küçük parkın içindedir (H. 1181, M. 1767). Çeşme dört cepheli ve hazneli meydan çeşmesidir. Sade olan cepheleri orijinal halinden pek bir şey kaybetmemiştir. Ahşap olan çatısı çok önce yerine betonarme çatı yapılmıştır. Çeşme cephelerinde dört kitabe vardır. Bu kitabelerin birinde çeşmenin 1181 (1767) de Ahmet Şemsettin Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı, bir diğerinde ise 1341 (1926) de (İslâmiyeti kabul eden ve Trandil Şem - i Nur Hanım tarafından su yollarının onarıldığı yazılıdır. Çeşmenin ayna taşı mermerdir. Suyu kaynak Başlısuyudur. Çeşmenin akarı vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Efendi vesekahüm Rabbühüm şeraben tahura ve cealna minel mai külle şey'in hayy sahib - ül hayrat kokana Trandil Şem - i Nur Hanım". )


- AHMET ile AHMED ÇELEBİ ile AHMED ŞAH MESUD

( AHMED vs. AHMED CHALABI vs. AHMED SHAH MASOOD )

( احمد ile احمد چلابي ile احمد شاه مسعود )

( AHMAD ile AHMAD CHALABY ile AHMAD SHAH MASOUD )


- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]

( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )


- ÂHŞÜME[Fars.] değil/yerine/= BOZA


- AHTAPOT ile HİNDİSTAN CEVİZİ AHTAPOTU


- AHUDUDU ile AHUDUDU ŞURUBU ile AHUDUDU ŞERBETİ


- AHVÂL[< HÂL]:
OLUŞLAR, BULUNUŞLAR, HALLER, DURUMLAR -<


- AHVÂL-İ ŞAHSİYE[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL DURUMLAR


- AID :/yerine YARDIM


- AİDAT[Ar.] değil/yerine/= ÖDENTİ


- AİDAT[Ar.] değil/yerine/= ÖDENTİ


- AIKIDO ile/ve JAİNİZM

( AIKIDO: "AI"=UYUM, "KI"=ENERJİ, "DO"=YOL/YÖNTEM --- ENERJİYİ UYUMLANDIRMA YÖNTEMİ/YOLU

Aikido, fiziksel ve zihinsel denge oluşturma yöntemidir.

Aikido, diğer tarafın gücünü kendine yönelik kullanabilmektir.

Aikido, %100 savunma odaklı ve bir ya da daha fazla yönden gelen her türlü saldırıya karşı kullanılabilecek bir uygulama sanatıdır.

Aikido, fizik kurallarını göz önünde bulundurarak saldırganın gücünden uygun biçimde yararlanır.

Aikido, önsezi, zamanlama, hareketlerin doğru uygulanışı, dairesellik, rakibin gücünü ele geçirip bunu ona yönelik kullanma, soluklamanın verdiği güç, doğru tutuşlar ve oldukça yüksek bir konsantrasyon ister.

Aikido, önemli temel güdülenmeleri, ahlâki standartları ve asil tarzıyla tanınır.

Aikido, kendi kendimizi sürekli olarak geliştirme ve kesin zafer üzerine kuruludur.

Aikido, rakibi etkisiz durarak getirerek var olmaya devam eder.

Aikido: Savaşmadan Kazanmak: "Uyum Kuralı"

Aikido'nun içinde yatan asıl anlam, Enerji, Anlık/Zihin ve Gövde'nin uyumudur.

Aikido'nun öncelikli özelliği enerjinin terbiye edilmesidir.

Aikido'nun ayırt edici özelliği, hareketler ve tekniklerdeki yumuşak akıcılıktır.

Aikido'nun başlangıcı savunma, devamı tekniktir.

Aikido'nun zihinsel kaynakları ikiye ayrılır:
1- Doğu kültürünün din ve Şintoculuk, Konfüçyusçuluk, Taoculuk ve Budizm gibi felsefe akımlarına dayanan ahlâkî değerleri;
2- Daha uygulamalı olan ve kolaylıkla uygulanan ahlâki değerler.

Aikido'nun ahlâkî anlayışında savunma asla saldırganı yok etme ya da ciddi biçimde yaralama amacını taşımaz.

Aikido'ya dayalı bir strateji üç ahlâki aşamayı içerir:
1- Algılama,
2- Değerlendirme,
3- Karar verme ve tepki gösterme

Aikido hareketleri, ileri derecede bir koordinasyon sonucu oluşan, sertlik ve şiddet içermeyen, akıcı ve esnek hareketlerdir.

Aikido'da el, bilek tutuşları ve düz vuruşlar[atemi] o kadar serttir ki, rakip daha fazla acıyı engellemek için teslim olmayı yeğler.

Aikido'ya dayanan bir strateji aynı zamanda ahlâkî bir yaklaşım ve düşünce tarzı gerektirir.

Aikidoka'nın[Aikido çalışan kişi] ahlâkî bir yaklaşım içinde olması gerekir.

Savunmanın asıl amacı saldırganı yok etmek değil onu yönlendirmek ya da etkisiz duruma getirmektir.

Aikido'da ego ya da kahramanlık yoktur.

Aikido, Sensei[üstad] Morihei Ueshiba (1883 - 1963) tarafından geliştirilmiştir.

Aikido, efendilerin savunmacı sanatı olarak tanımlanır.

Gerçek ustalar, çevrelerinin kendini denetlemesine izin vermeyendir. )

( Bazı Aikido Terimleri

Aikidoka: Aikido yapan kişi.

Aikikai: Aiki topluluğu. Bu sözcük, kurucu tarafından Aikido'nun yaygınlaştırılması için oluşturulmuş organizasyon için kullanılır.

Dan: Siyah kemer derecesi.

Dojo: İdman yapılan yer.

Doşhu: Yolun başı anlamında kullanılır. Aikido'nun başında bulunan kişiye verilen unvandır. (Şu anda doşu MORİHEİ UESHİBA'nın torunu olan MORİTERU UESHİBA'dır.)

Fukhişhidoin: Eğitmenin yardımcısı anlamına gelen resmî bir ad.

Gi: Eğitim giysisi.

Hakama: Siyah ya da lacivert renkte, genellikle siyah kemer sahibi olmuş Aikido'cularca giyilen, parçalı etek.

Hambu Dojo: Organizasyonun merkezi dojosunu belirten terimdir. Genellikle Aikido Dünya Karargahları'nı belirtir. (AİKİKAİ)

Hanmi: Üç gensel duruş.

Happo: Sekiz yön. HAPPO-UNDO (8 yön egzersizi) ve HAPPO-GIRI (kılıç ile sekiz yönde kesme.) (Burada anlaşılması gereken, gerçekten her yönde hareket edebilmektir.)

Hara: Gövdenin ağırlık merkezi. (Aikido teknikleri, olabildiğince kişinin hara bölgesinde yapılmalıdır.) Jiyuwaza: Tekniklerin serbest biçimde uygulanması.

Kihon: Temel olan şey. Aikido'da genel olarak aynı teknik, farklı görülen farklı yollardan yapılabilir. Temeli, yani çekirdeği kavramak için KİHON'u iyi anlamak gerekir.

Kohai: Yeni öğrenci.

Kokyu: Soluk alma. Aikido'nun bir bölümü de KOKYU RYOKUYU, yani soluk alma gücünü geliştirilmesidir. Aikido'daki pek çok teknik, KOKYU HO yani soluk egzersizi olarak adlandırılır. Bu egzersizler, kişinin KOKYU RYOKUYU yani soluk gücünü geliştirmesini sağlar.

Ku: Boşluk. Bu boşluğun doğrudan fark edilmesi, aydınlanmadır. Bu Aikido'da bilinç açıklığının geliştirilmesi, değişen durumlara çabuk ve iç güdüsel yanıt verebilmektir.

Kumi Jo: JO (bir araç) ile eşleşerek yapılan çalışma. (eşli uygulama) Kumi Tachi: Kılıçlı çalışma. (eşli uygulama) Kyu: Beyaz kemer düzeyi/derecesi. ŞHODAN(1. DAN)'a kadar olan(6) derece.

Maai: Rakibe göre olması gereken, düzenli aralık, uzaklaşma ve zamanlamadır.

Masagatsu: Gerçek zafer. Mudansha: Siyah kuşak derecesi olmayan öğrenci.

Nagare: Akmak. Aikido'nun amaçlarından biri de fiziksel güce, fiziksel güçle karşılık vermemeyi öğrenmektir. Asıl olan, uygulanan gücü yönünde, onu kendi avantajına olacak biçimde yeniden yönlendirerek hareket etmeye çalışmaktır.

Nage (Tori): Savunan. Tekniği yapan.

Randori: Serbest biçimde eğitim.

Rei: Selâm ver!

Sempai: Eski öğrenci.

Sensei: Öğretmen.

Shikaku: Ölü açı. Rakibin atağına devam etmesinin çok zor olduğu ve sizin de rakibinizin hareket ve dengesini kolaylıkla kontrol edebildiğiniz pozisyon. Aikido'nun ilk aşaması, ŞHİKAKU'yu yerleştirebilmektir.

Shindoi: Öğretmen, eğitme anlamına gelen resmî bir ad/unvan/başlık.

Shodan: Siyah kemerde ilk derece (1. dan)

Sukashiwaza: Saldırganın sizi sarmasına ya da vuruşuna başlamasına olanak vermeden yapılan teknikler.

Sutemi: Birinin, tekniğin uygulanması için kendini bırakmasıdır.

Tai No Tenkan: 180 derece dönmeyi kapsayan yalın dönüşler. (Harman uygulaması)

Tai Sabaki: Gövde hareketi.

Taijutsu: Gövde sanatları, silahsız çalışma.

Takasumu Aiki: Aiki'nin (ruh, zekâ ve evrensel enerjinin uyumu) sonsuz (bitmek bilmeyen) üretken savaş sanatı " anlamına gelen kurucunun bir sloganıdır. Aikido'da yeni teknikler yaratmak olanaklıdır.

Tatami: Minder. Tege Tana: El kılıcı ya da elin kenarı. Tenkan: Özellikle gövdenin 180 derece döndüğü dönüş hareketi.

Tori: Uzaklaştırma, uzağa alma, elinde bıçağı alma, elinden alma.

Uchi Deshi: Dojo’nun içinde yaşayan ve kendini eğitmene, dojonun bakım ve temizliğine adamış öğrenci (Kimi zaman, dojonun Sensei'sinin kişisel işlerine de yardım eder.)

Uke: Saldıran. Tekniği alan.

---

Morihei Ueshiba: Aikido'nun kurucusu (1883-1969)

O-Sensei Morihei Ueshiba: Hocaların hocası, büyük öğretmen.

Shihan: Hocaların hocası (usta eğitmen) anlamına gelen resmî bir ad.

Ueshiba Kısshomaru: Aikido'nun kurucusunun oğlu.

Ueshiba Moriteru: Kurucunun torunu, şuan yolun başında olan kişi doşhu.

)


- AİLE HUKUKU değil/yerine/= OĞUŞLUK TÜZESİ


- AİLE SAHİBİ OLMAK değil/yerine/= OĞUŞLANMAK


- AİLE ile AİLE BABASI ile SOYADI ile AİLE İLİŞKİLERİ ile SOY AĞACI

( FAMILY vs. FAMILY MAN vs. FAMILY NAME vs. FAMILY RELATIONS vs. FAMILY TREE )

( طايفه ile عترت ile خانواده ile کوچ ile فاميل ile خانوار ile اهل و عيال ile اهل خانه ile عيالي ile عيال ile عيال مند ile عيال وار ile معيل ile عيالمند ile نام فاميلي ile نام فاميل ile نام خانوادگي ile ارتباط خانوادگي ile شجره ile نسب نامه )

( TAYFAH ile ATERT ile KHANAVADEH ile KUCH ile FAMYLE ile KHANAVAR ile اهل و عيال ile HAL KHANEH ile عيالي ile EYAL ile EYAL MAND ile EYAL VAR ile معيل ile عيالمند ile NAM FAMYLEY ile NAM FAMYLE ile NAM KHANAVADEGY ile ERTABAT KHANAVADEGY ile SHOJREH ile NASB NAMEH )


- AİLE ile/||/<> MAAİLE


- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA

( Ateşten esen yel, aileyi simgeler. )

( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )

( OIKIA ile/ve ... )

( FAMILY vs./and RELATIVE )

( AİGA ile/ve ... )


- AİLECEK değil AİLECE


- AİLE/LİK ile AİLECE ile AİLESİZ/LİK ile AİLE ADI ile AİLE İSMİ ile AİLE DOSTU ile AİLE OCAĞI ile AİLE REİSİ ile AİLE HAYATI ile AİLE HEKİMİ ile AİLE HUKUKU ile AİLE BAHÇESİ ile AİLE BÜTÇESİ ile AİLE DOKTORU ile AİLE MECLİSİ ile AİLE SAADETİ ile AİLE GAZİNOSU ile AİLE MATİNESİ ile AİLE FOTOĞRAFI ile AİLE HEKİMLİĞİ ile AİLE PLANLAMASI


- AİLEVİ[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞSAL


- AIM vs. METHOD