Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 39.531 başlık/FaRk ile birlikte,
39.531 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/160)


- ABAJUR[Fr.] değil/yerine/= LAMBA SİPERİ, SİPERLİ/AYAKLI LAMBA


- ABAK ile/ve/<> ABAK MAHMUZU

( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE/VE/<> Bazı abakların köşelerinde yer alan kıvrımlara verilen ad. )


- ABAKUS ile ABAKULUS/TESSERA

( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE Döşeme ve duvar mozaiği yapımında kullanılan, küçük bir küp biçiminde cam, pişmiş toprak ya da taş parçası. )


- ABAKÜS[Fr. < ABACUS] değil/yerine/= SAYIBONCUĞU (ÇÖRKÜ)

( Sayı boncuğu. | Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok. )


- ABALI ile ABALIK


- ABANMAK ile ABANDIRMAK ile ABANABİLMEK ile ABANIVERMEK ile ABA ile ABAT ile ABA GÜREŞİ


- ABANMAK ile/ve/||/<> BOCA ETMEK


- ABANOZ ile ABANOZ AĞACI

( EBONY vs. EBONY WOOD )

( آبنوس ile درخت آبنوس ile جغ )

( ABNOS ile DARKHT ABNOS ile JOGH )


- ABANOZ ve TİK AĞACI

( Solomon Adaları'ında en yoğun bulunan ağaçlar. )


- ABANOZLAŞMAK ile ABANOZLAŞTIRMAK ile ABANOZLAŞTIRABİLMEK ile ABANOZ


- ABARAK KUBARAK -ile


- ABAROGNOZİ[Yun.] değil/yerine/= BİR NESNENİN AĞIRLIĞINI TARTMA YETİSİNİN YOKLUĞU


- ABARTI ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK


- ABARTI ile/ve/değil/||/<>/< COŞKU


- ABARTI ile/değil DAYANIKLILIK


- ABARTI ile KABARTI

( Bir şeyi/olayı, olduğundan büyük ya da çok gösterme, mübalağa. İLE Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. )


- ABARTI ile PALAVRA[İsp. < PALABRA]


- ABARTI ile/ve/||/<> VAAD


- ABARTI ile/değil/yerine/>< ZARÂFET


- ABARTILANLAR ile/ve/||/<> ANLAŞILMAYANLAR ile/ve/||/<> GÖZARDI EDİLENLER


- ABARTMAK ile/ve/||/<>/> ABANMAK


- ABARTMAK ile ABARTMA ile ABARTI ile ABARTILI ile ABARTICI

( EXAGGERATE vs. EXAGGERATING vs. EXAGGERATION vs. EXAGGERATIVE vs. EXAGGERATOR )

( اغراق کردن ile غلو کردن ile اغراق گفتن ile گزاف گوئي کردن ile مبالغه کردن ile مبالغه گو ile گزافهگو ile مبالغه ile گزافه گويي ile مبالغه گويي ile غلو ile اغراق ile گزاف ile گزافه ile گزاف گوئي ile اغراق آميز ile مبالغه آميز )

( EGHARAGH KARDAN ile GHLU KARDAN ile EGHARAGH GOFTAN ile GOZAF GOIY KARDAN ile MOBALEGHEH KARDAN ile MOBALEGHEH GO ile GOZAFEHGO ile MOBALEGHEH ile GOZAFEH GOYY ile MOBALEGHEH GOYY ile GHLU ile EGHARAGH ile GOZAF ile GOZAFEH ile GOZAF GOIY ile EGHARAGH AMYZ ile MOBALEGHEH AMYZ )


- ABARTMAK ile/değil "ALTINI ÇİZMEK"


- ABASIN[İng.] ile/değil/yerine/= ABASİN


- ABAŞO[Yun.] ile/ve/<> ALARGA[İt.]

( Gemiyi, baştan ya da kıçtan halatla karaya bağlama. | Altta, aşağıda bulunan, alttaki. İLE/||/<> Açık denizde demir atmak. | Açık deniz, engin. | Uzaktan, açıktan | "Açıktan geç, yaklaşma" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. )


- ABAŞO[İt.] değil/yerine/= AŞAĞI, ALTTAKİ, ALT | GEMİYİ HALATLA KARAYA BAĞLAMA


- ABATAJ[Fr.] değil/yerine/= KAZI[madencilik]


- ABAZİ[Yun.] ile/ve/||/<> ANANABAZİ[Fr.]

( Yürüyememe, yürüme yitimi. İLE/VE/||/<> Zaman zaman beliren yürüme yitimi. )


- ABBAS NUSRET BABA :

( Nafi Baba Tekkesi (Dergâhı) son şeyhi Küçük Mahmut Babanın oğlu Abbas Nusret Baba (1898 - 1975) idi. Abbas Nusret Baba tekkede postnişin olabilmek için Londra Büyükelçiliğindeki görevini bırakıp gelmişti. Abbas Nusret Baba, İngilizlerin ata sporu olan kriketi Türkiye'de oynayan ilk sporculardan biridir. )


- ABBE KIRILMA ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE KURAMI ve/||/<> ABBE ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE PRİZMASI ve/||/<> ABBE SAYISI ve/||/<> ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI

( Sıvıların kırılma indisini ölçmek için kullanılan kırılmaölçer. VE/||/<> Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. VE/||/<>Bir teleskobun çözme gücü için açısal ayrılma λ/d'den küçük olmamalıdır. Burada λ gelen ışığın dalga boyu, d; objektifin yarıçapıdır. VE/||/<> Dik görüntü elde etmek için kullanılan, iki çift dik açılı prizmadan oluşan ve dört yansıma yapan düzen. VE/||/<> Dağıtıcı gücün tersi. VE/||/<> İyi bir ışık toplama özelliğine sahip, sayısal açıklığı 1.25 olan ve mikroskopide yaygın olarak kullanılan, basit iki mercekten oluşan düzenek. )


- ABBE NAZARİYESİ[Osm.] / ABBE'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABBE[Fr.] / ABBE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE KURAMI


- ABBE MİYÂRI[Osm.] / ABBE CRITERION[İng.] / CRITÈRE D'ABBÉ[Fr.] / ABBE-KRITERIAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE ÖLÇÜTÜ


- ABBE MENŞÛRU[Osm.] / ABBE PRISM[İng.] / PRISME D'ABBE[Fr.] / ABBE-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE PRİZMASI


- ABBE NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ABBE[Fr.] / ABBE-NUMMER, ABBE-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE SAYISI


- ABD KONSOLOSLUK BİNASI :

( İstinye Dereiçi mevkiinin batı tarafındaki yamaçtadır. Çok büyük bir alanı kapsar. )


- ABD[Ar.] ile MEMLÛK[Ar.]


- ABDEST ALMAK yerine ÇEHİZLENMEK/ÇEYİZLENMEK


- ABDEST, VUZÛ' ile TEYEMMÜM

( İMAM-I ZEYNEL ÂBİDİN, namaz kılacağım heyecanıyla abdest alırken bayılırmış. )


- ABDEST ile NAMAZDAN ÖNCE ABDEST ALMAK ile TOPRAKLA ABDEST ALMAK

( ABLUTION vs. ABLUTION BEFORE PRAYER vs. ABLUTION WITH EARTH )

( غسل ile آبدست ile وضو ile دست نماز ile تيمم )

( GHASL ile ABDAST ile VOZO ile DAST NAMAZ ile TYMAM )


- ABDEST ve TERBİYE


- ABDESTBOZAN/ŞERİT/SIĞIR ŞERİDİ/TENYASI/TENYA ile ABDESTBOZAN OTU

( Şeritgillerden, gövdesi yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı. İLE Gülgillerden, almaşık yapraklı, yeşilimsi ya da kan kırmızı çiçekler açan, idrar söktürmede ve kan dindirmede kullanılan bir bitki. )

( ... cum POTERIUM SPINOSUM )


- ABDEST/LİK ile ABDESTLİ/LİK ile ABDESTSİZ/LİK


- ABDOMİN- ile/||/<> CELİ-/CELİO-/COELİ-/COELİO- ile/||/<> OMPHAL-/OMPHALO-/-OMPHALUS ile/||/<> GASTER-/-GASTER/GASTREO-/GASTR-/-GASTRİA/GASTRO- ile/||/<> LAPAR- ile/||/<> LUMB-/LUMBO- ile/||/<> VENTRİ-/VENTRO- ile/||/<> HELC-/HELCO-

( Karın, karınla ilgili. İLE/||/<> Karın, göbek. İLE/||/<> Göbek, göbeğin durumu, navel. İLE/||/<> Mide/karın ile ilgili, mide ile ilgili durum, bölüm ya da benzerliği belirir. İLE/||/<> Yan taraf, böğür, bel, karın(bazen). İLE/||/<> Bel. İLE/||/<> Karın, gövdenin ön tarafı. İLE/||/<> Ülser, ülser yapan, dokuyu yiyen yara. )


- ABDULLAH PAŞA YALISI :

( Emirgan'da Hamid - i Evvel Camiinin yanında ve deniz kıyısındadır. Padişah IV. Mehmet'in (1612 - 1640) Emirgüneoğlu Yusuf Paşa (ö. 1641) için 1635'te yaptırdığı tek katlı bu yalı Boğaziçi'nin en eski yalısıdır. Yalının son sahibi Mekke Emir'i Abdullah Paşa (ö. 1877) idi. Bu nedenle yalının bir ismi de Abdullah Paşa Yalısı'dır. Bu nedenle bu yalıya "Şerifler Yalısı" da denilmektedir. Bu yalı 1881 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır. )


- ABDULLAH ile/ve/<> ABDUL LÂTÎF/REZZÂK/ŞÂFÎ


- ABDURRAHMAN NURETTİN PAŞA YALISI/KOCATAŞ YALISI :

( Yalı Abdurrahman Nurettin Paşa (1833 - 1912) 1900 yılında bir Fransız mimara yaptırılmıştır. Yalı bir süre sonra Maksutzade Sebul Bey tarafından satın alındı. Padişah II. Abdülhamit Şehzade Ahmet Efendi'ye bu yalıyı satın aldı. Şehzade'de yalıyı Şakir Rıfat Atılhan'a sattı. Necmeddin Molla (Kocataş) da yalıyı 35 bin liraya Şakir Rıfat Atılhan'dan 1929 yılında satın olarak konut olarak kullandı. Eski İstanbul Savcısı ve Adalet Bakanı olan Necmeddin Molla'ya (Kocataş) Atatürk misafir gelmiş ve bu yalıda ağırlanmıştır. Yalı Necmeddin Molla öldükten (1949) sonra bakılamamış ve zamanla harap olmuştur. 25.2.1997 tarihinde geçirdiği büyük bir yangından sonra ise kaderine terk edilen yalı 2008 yılında satılmıştır. )


- ABDÜSSELAM-WEİNBERG NAZARİYESİ[Osm.] / ABDÜSSELAM-WEINBERG'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABDUS SALAM-WEINBERG[Fr.] / ABDÜSSELAM-WEINBERGSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABDUS SALAM-WEİNBERG KURAMI


- ABECE ile ABECESEL ile ABECE SIRASI


- ABERAN ile/||/<> ABERASYON

( [Eşeysel] Sapkın. | Olağandışı. İLE/||/<> Sapma, sapkınlık, [eşeysel] sapıklık. )


- ABERAN[Fr.] değil/yerine/= DOĞAL/BİLİNEN DURUMDAN UZAKLAŞAN, SAPKIN


- ABERASYON ile/||/<> ABERAN

( Sapınç. | Sapma. İLE/||/<> Sapmış. | Normal dışı. )


- ABERASYON[Fr. < ABERRATION] değil/yerine/= SAPINÇ/SAPMA


- İNHİRAF[Ar.]/ABERASYON[Fr.] değil/yerine/= SAPKINLIK, SAPINÇ | SAPITMA


- ABES değil/yerine/= GEREKSİZ/YERSİZ


- ABESLANG[Fr. < ABAISSE LANGUE] değil/yerine/= DİLBASAR


- ABET vs. ENCOURAGE vs. ENTICE vs. INCITE vs. INDUCE vs. LURE vs. PROVOKE vs. URGE


- ABHAVA ile

( Varolmama, -olumsuzluk-. )


- ABHAVA >< BHAVA

( Varolmama, olumsuzluk. @@ Varolma, olumluluk. )


- ÂBİD[< İBÂDET] -ile

( İBÂDET EDEN )


- ÂBİD[çoğ. EVÂBİD] ile ÂBÎD[Fars.] ile ABÎD[Ar. < ABD] ile ÂBİD[Ar. < İBÂDET]

( Mesel, yanıltmaç. İLE Kıvılcım. İLE Kullar, köleler. | Kulluk[ubûdiyet]. İLE İbâdet eden, tapınan. [çoğ. ÂBİDÎN] )


- ÂBÎDÂT[yanlış olarak ÂBİDE'nin çoğulu] ile ÂBÎDÂT[Ar.]

( Anıtlar. İLE İbâdet eden, inanmış kadınlar. )


- ÂBİDE[Ar. çoğ. EVÂBİD (ÂBİDÂT yanlıştır!)] ile ÂBİDE[Ar. < ABD]

( Anıt, yâdigâr kalacak eser. İLE Köleler. )


- ÂBİDE ile NUMÛNE


- ABİDİK-GUBİDİK (ŞEYLERLE UĞRAŞMAK)


- ABİSTA -ile

( Abhazya'da, mısır unundan yapılan bir yiyecek. )


- ÂBİST/E[Fars.] ile ÂYİŞNE, ÂYİŞTE/NE[Fars.]

( Gebe. İLE Casus. | Dalkavuk. )


- ABİYE[Fr.] değil/yerine/= ŞIK, SÜSLÜ, GÖSTERİŞLİ GİYİM BİÇİMİ | GECE GİYSİSİ


- ABIETIC ACID[İng.] / ACIDE ABIETIC[Fr.] / ABIETIĆ SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABİYETİK ASİT


- ABİYOGENEZ/ABİYOGENES[Yun.] ile ABİYOTİK[Yun.] ile ABİYOZ[Yun.]

( Canlıların kendi kendine cansız nesneden oluştuğunu savunan sav.[Dört milyar yıl kadar önce dünyada] İLE Cansızlığa özgü/ait. | Yaşamın/canlılığın olanaksız olduğu ortam. İLE Yaşamsal durum ve olayların durması/yokluğu. )


- ABLATİF[Fr. < Lat. < ABLATIF] değil/yerine/= ADIN -DEN DURUMU [ÇIKMA/KAYNAK DURUMU]


- (ABLE) TO ACCEPT vs. (NOT ABLE) TO WITHSTAND


- ABLEPSİ[Yun.] değil/yerine/= KÖRLÜK


- ABLUKA[İt. < ABLOCO] ETMEK/ABLUKAYA ALMAK/İHATA ETMEK/MUHASARA ETMEK değil/yerine/= KUŞATMAK


- ABNEY OLAYI ile/ve/||/<> ABNEY YASASI

( Işıklılığı ve baskın dalga boyu değişmez kılınmış bir renk uyartısının, arılığının değişmesi ile oluşan renk türü değişmesi. İLE/VE/||/<> A ve B gibi iki renk uyartısının, parıltıları birbirinin aynı olarak algılanıyorsa ve C ve D gibi iki renk uyartısının da parıltıları aynı algılanıyorsa, A ve C ile B ve D'nin toplamsal karışımlarının parıltıları da aynı olur.
[Abney yasasının geçerliliği, gözlem koşullarına büyük oranda bağlıdır.] )

( ABNEY PHENOMENON vs./and/||/<> ABNEY'S LAW )

( PHENOMENE OF ABNEY avec/et/||/<> LOI D'ABNEY )

( BEZOLD-ABNEY-PHANOMEN und/||/<> ABNEYSCHES GESETZ )


- ABORDA[İt.] değil/yerine/= GEMİNİN YANINI VEREREK YANAŞMASI


- ABORTİF[Fr.] değil/yerine/= GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAYAN (BİTKİ/ÖRGEN) | NORMAL SÜRESİNİ TAMAMLAMADAN İYİLEŞEN HASTALIK


- ABORTION :/yerine KÜRTAJ


- ABRAMS DENEYİ ve/<>/< ABRAMS KURALI

( Belirli bir taze beton kütlesinin, kendi ağırlığı altında biçim değiştirmesini ölçerek dayanım derecesini gösteren deney. VE/<>/< Önce 1892'de, Fransa'da, Ferret'nin, sonra da ABD'de, Duff Abrams'ın tanıtladığı kural. Bu kurala göre, bir beton ya da harcın dayanımı, karışıma giren suyun ağırlığının, çimento ağırlığına oranı ile ters orantılıdır. )

( SU/ÇİMENTO ORANI: Bir beton ya da harçla, su ağırlığının çimento ağırlığına oranı. Bir betonun ya da harcın dayanımı, karışımındaki su/çimento oranı ile ters orantılıdır. Çimentonun prizinin kimyasal etkileşimi için gerekli en az su/çimento oranı, yaklaşık olarak 0.25'tir. Ancak, kum ve çakılı ıslatmak için bundan biraz daha fazla su gereklidir. Su/çimento oranı, akışkanlaştırıcı bazı kimyasal katkılar sayesinde daha az su kullanılarak düşürülebileceği gibi, vakumlu betonda, dökümden sonra karışımdaki suyun emilmesi yoluyla da azaltılabilir. Böylece, beton, daha kolay işlenebilir ve sonuç itibariyle de daha iyi bir dayanım sağlanabilir. )


- ABREJE[Fr.] değil/yerine/= ORG KLAVYELERİNİ BAĞLAYAN DÜZENEK


- ABROAD :/yerine YURTDIŞINDA


- ABROMA[Fr.] değil/yerine/= ÇALI

( Lifleri çuval yapımında kullanılan çalı. )


- ABSENCE :/yerine YOKLUK


- ABSOLÜ REFRAKTER PERİYOT değil/yerine/= MUTLAK DUYARSIZ DÖNEM


- ABSOLU/ABSOLUT/ABSOLUTE ile/||/<> ABSOLU/T/E DUYARSIZ DÖNEM/PERİYOT

( Tam, kesin, saf. İLE/||/<> Kesin duyarsız dönem. )


- ABSOLUTE :/yerine MUTLAK


- ABSORB :/yerine EMMEK


- ABSORPTION FILTERS[İng.] / FILTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON FİLTRELERİ


- ABSTRE ile ABSTRE SAYI ile ABSTRE SANAT


- ABSURD vs. "SHIFTY/RISKY"


- ABSÜRD değil/yerine/= SAÇMA


- ABU SIMBEL TAPINAĞI ile/ve/||/<> NEFERTARI TAPINAĞI

( II. Ramses'in mezarının bulunduğu mağara tapınak. İLE/VE/||/<> Eşi Nefertari'nin mezarının bulunduğu mağara tapınak. )


- ABUKLAMAK ile ABUKLAŞMAK ile ABUKLAŞTIRMAK ile ABU ile ABUK/LUK ile ABUS/LUK ile ABUKÇA ile ABUK SABUK/LUK ile ABUK SUBUK/LUK ile ABUR CUBUR/LUK


- ABULİ[Fr.] değil/yerine/= İSTENÇ/İRÂDE YİTİMİ


- ABÛS[Ar.] ile SOMURTKAN | ÇATIK/ASIK YÜZ | GARİP, ACAYİP


- ABWATT[İng.] / ABWATT[Fr.] / ABWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVAT


- ABVOLT/CM[İng.] / ABVOLT/CM[Fr.] / ABVOLT/CM[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVOLT/CM


- ABVOLT[İng.] / ABVOLT[Fr.] / ABVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVOLT


- AÇ ACINA (YOLA ÇIKMAK, DIŞARI ÇIKMAK, İŞE GİTMEK)


- AÇ BÎ-İLAÇ[:İLAÇSIZ]["AÇ BİLAÇ" değil!] (ÇALIŞMAK, GİTMEK)


- AC İLE DC İLE PULSED İLE RF ile/||/<> ELEKTRİK AKIM TÜRLERİ

( Farklı akım karakteristikleri. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- AÇ TAVUK, KENDİNİ TAHIL AMBARINDA SANAR ile DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK


- AÇ ile AÇ AÇINA ile AÇ BİİLAÇ ile AÇ KARNINA


- AÇ ile/ve/||/<> MUHTAÇ


- AC-/ACET- ile/||/<> ACANTH-/ACANTHO- ile/||/<> -ANG ile/||/<> APEX- ile/||/<> APİCO-/APİC- ile/||/<> ACR-/ACRO- ile/||/<> CUSP- ile/||/<> CENTE- ile/||/<> -TRESİA/-TRESİS ile/||/<> ATRETO- ile/||/<> -STİXIS

( Keskin, sivri. İLE/||/<> Dikenli, sivri dikensi çıkıntıları olan. İLE/||/<> Açılı, keskin, köşeli, eğri. İLE/||/<> Sivri uc, üst çıkıntı. İLE/||/<> Ucla/apeksle ilgili. İLE/||/<> Uc, ekstremite [akromegali: Ellerin, ayakların ve yüzün anormal büyümesi]. İLE/||/<> Nokta, uc. İLE/||/<> Delme. İLE/||/<> Delme, delik açma, delinme, delikli olma, Perforasyon. İLE/||/<> Açılmamış olma, bir geçitin olmaması, kapalı olması. İLE/||/<> İğne ile girme, ponksiyon. )


- AÇ-AÇIKTA


- AÇAN ile AÇAR ile AÇKI ile AÇACAK

( Açma işini yapan. | Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı. [>< BÜKEN] İLE Anahtar. | İştah açmak üzere, yemekten önce içilen içecek. İLE Bir cismin, yüzeyi üzerine, sert bir madde ya da bir araç sürterek, onu düzleştirip parlatma. [PERDAH] | [demircilikte] Delik büyültmekte kullanılan araç. | Anahtar ve her türlü açma aracı. İLE Açmaya yarayan araç. | Açma işleminin yapılacak olmasını, birinin, gelecek zaman kipinde gerçekleştireceğini belirten söz. )


- ACAR, İSMET (BORÇKA, 1946) :

( İstanbul Işık Mühendislik Yüksek Okulu Üçüncü sınıfından ayrıldı. İstanbul YSE de işçi olarak iş hayatına atıldı. Türk İş bünyesinde Sendikacılık yaptı. Yol İş Federasyonu Genel Sekreteri görevinde iken sendikacılığı bıraktı ve kendi şirketini kurdu. ACARLAR Şirketi'nin sahibidir. Şirket Acarlar Kız Futbol takımını kurdu. Batum ve Havalisi Muhacirleri Derneği, Artvinlileri Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği ve Karadenizli İşadamları ve Sanayicileri Derneği Kurucu üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem yönetim kurulu üyesi 1 dönem de başkan olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ACAREL, SALİH EM. KORG. (ÜSKÜDAR, 1934) :

( İlk ve orta eğitimi İstanbul'da gördü ve 1954 Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1956'da Kara Harp Okulu'ndan Topçu Asteğmen olarak mezun oldu. Çeşitli birlik ve kurumlarda görev yaptıktan sonra 1970'de Kara Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu. 1971'de Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi. 1972 - 1978 yılları arasında Kara Harp Akademisi'nde öğretmenlik yaptı. 1978'de Erzurum 9. Kor. 9. Top. Grp. K. lığı yaptıktan sonra bir süre 9. Kv. Kor. K. lığı emrinde görev yapmış ve 1980 yılında Tunceli 6. J. Kom. A. K.lığı'na atandı. 1981'de Tuğgeneralliğe yükseltildi ve 1981 - 1985 yılları arasında Kayseri Hv. İndirme Tug. K.lığı görevinde bulundu. 1985'te Tümgeneralliğe terfi ederek, İstanbul 6. Piyade Tümen K.lığına atandı. 1987 - 1989 yılları arasında MSB Müş. Eko. Ve Tek. İşl. Yardımcılığı görevini yürüttü. 1989'da Korgeneralliğe yükseltilerek, Elazığ 8. Kor. K.lığına, 1991'de K.K.Eğt. K. lığına, 1992'de de Harita Genel Komutanlığına atandı. Harita Genel Komutanlığı'ndan 30.08.1993'te emekli oldu. Sivil hayata atıldıktan sonra sosyal çalışmalara yöneldi. Sarıyer S. K. de 6. dönem yönetim kurulu üyesi (bir dönem başkan) olarak görev yaptı. )


- ACATAY, A. GAFUR (PROF. DR.) (DENİZLİ, 1913 - 1993) :

( İ. Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesi. Denizli İdadisini bitirdikten sonra 1923 yılında Orman Mektebi Âlisine girdi ve 1926'da mezun oldu. Mezuniyetini takiben bir süre Orman Fen memuru olarak çalıştı. 1931'de tahsilini genişletmek için Almanya'ya gönderildi. 1937'de Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine başasistan olarak atandı. Bir süre sonra doktora tezini verdi ve "Ormancılık İlimlerinun Mühendis doktor" payesini aldı. Orman Koruma ve Entomolji Kürsüsünün kurulmasında büyük emek verdi. 1941'de Doçent, 1946 yılında Profesörlüğe atandı. Kitap veyalınlarından bazıları: Urtedschengen über Menge und Gute des Samenansatz en in verschiedenen Kronenteilen einheimischer Waldbaume (Diploma tezi), 1937), "Ormans Koruma Kılavuzu, 1946", "Zararlı Orman Böcekleri teşhis anahtarı, 1948", "Orman ve Otlatma, 1951", "Türkiye'de Orman Böcekleri ve Muhutu, 1953, tercüme), "Kavak Kitabı, 1956" ve pek çok bilimsel makalesi var. )


- ACAYİB-ÜL MAHLÛKAT ile/ve/||/<> GARAİB-ÜL MEVCÛDAT


- STRANGE QUARK[İng.] / QUARK ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGES QUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP KUARK


- STRANGE PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉTRANGE[Fr.] / MERKWÜRDIGER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACAYİP PARÇACIK/TANECİK


- ACAYİPLEŞMEK ile ACAYİPLEŞTİRMEK ile ACAYİPLEŞEBİLMEK ile ACAYİP/LİK


- ACCEDE vs. EXCEED


- ACCEPT :/yerine KABUL ETMEK


- ACCESS vs. EXCESS


- ACCESS :/yerine ERİŞİM


- ACCUSE vs. BLAME


- (not ACCUSE FOR) ACCUSE OF


- ACCUSE :/yerine SUÇLAMAK


- ACELE/ACİLEN/ALELACELE/DERHAL[Fars. der + Ar. ḥāl]/HEMEN[Fars. < HEMÂN] değil/yerine/= İVECE/İVEDİ/EVGİN/ÇABUCAK/ÇABUKÇA/ÇARÇABUK


- ACELE İTİRAZ değil/yerine/= İVEDİ KARŞIÇIKI


- ACELECİLİK değil/yerine/= İVECENLİK/EVGİNLİK


- ACEM AŞÎRÂN ile/||/<> ACEM-KÜRDÎ ile/||/<> ARAZBÂR ile/||/<> AŞÎRÂN ile/||/<> BESTENİGÂR ile/||/<> BEYÂTÎ ile/||/<> BÜZÜRG ile/||/<> FERAHNÂK ile/||/<> HİCAZKÂR ile/||/<> HÜSEYNÎ ile/||/<> HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN ile/||/<> HÜZZÂM ile/||/<> ISFAHÂN ile/||/<> MÂHÛR ile/||/<> MUHAYYER-KÜRDÎ ile/||/<> NİHÂVEND ile/||/<> RAST ile/||/<> SABÂ ile/||/<> SEMÂÎ ile/||/<> SÛZNÂK ile/||/<> ŞEHNÂZ ile/||/<> USÛL-HAFİF ile/||/<> YEGÂH

( ACEM AŞÎRÂN

Türk musikisinde kullanılan şed makamlarından biridir. Bu makam çârgâh makamının acem-aşîrân perdesi üzerine kalbolmuş biçimidir. Dominantı çârgâh, tonikası Acem-aşîrân perdeleridir.

İLE/||/<>

ACEMKÜRDÎ

Türk musikisinde kullanılan mürekkep bir makamdır. Acem makamını biçimlendiren acem-aşîrân ve uşşak makamları dizilerinin pest tarafına bir kürdî dörtlüsünün eklenmesiyle tertip edilmiştir. Makamın melodik seyrinde önce acem makamının, sonra da kürdî dörtlüsüyle kürdî makamının özelliklerini gösterir.

İLE/||/<>

ARAZBÂR

Türk müziğinin kadim mürekkep makamlarındandır. Nevâ"da beyâtî ile rast beşlisinin çârgâh"daki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden oluşmuştur. Donanımına mi için bir koma bemolü, konulur; bu arıza, makamı vücuda getiren ilk iki dizide mevcuttur ve uşşak dörtlüsünde de bu ses yoktur. Nota içinde nevâ"da beyâtî için si küçük mücenneb bemolü, diger iki dizi için de si koma bemolü konulur. Makam, uşşak dörtlüsünü inici bir biçimde icra ile la-dügâh perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede nevâ"da beyâtî"nin ve çârgâh"da rast beşlisinin durağı olan do-çârgâh perdeleridir.

İLE/||/<>

AŞÎRÂN

Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının muhtasar biçimidir.

İLE/||/<>

BESTENİGÂR

Oldukça eski mürekkep Türk makamlarındandır. Hususi ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzularında kullanılabilir. Sabâ makamına Irak makamının pest dörtlüsünün (yani Irak perdesindeki segâh dörtlüsünün) ilavesinden meydana gelmiştir. Bu dörtlü ile Irak perdesinde durur. Güçlü, birinci derecede kuvvetli olarak kullanılan çargâh do perdesidir ki, sabânın güçlüsüdür. Donanımına sabâ gibi si için koma ve re için bakıyye bemölü konulur. Lâhin içinde icabeden yerlere sabânın tiz sekizlisi için lâ bakıyye bemolü ve Irak"ın pest dörtlüsü için de fâ bakıyye diyezi ilâve olunur.

İLE/||/<>

BEYÂTÎ

Günümüzde de kullanılan bu makam, Türk müziğinin en eski makamlarından bir tanesidir. Uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilâvesinden mürekkep ve Türk müziğinin 5 numaralı basit makamı olan uşşak"ın inici biçimidir. Uşşak gibi dügâh {lâ perdesinde durur ve güçlüsü nevâ} re"dir. Bu güçlü perdesinin uşşaktan daha önemli olarak kullanılması ve ekseriyâ bu perdeden başlayarak bestekârların bir hicâz geçkisi yapmış olmaları, makamın yapısıyla alâkalı değildir. Uşşak"dan farkı, tiz perdelerden başlaması, bu perdelerde gezinerek ikinci bir biçimde karar etmesidir. Donanımına uşşak gibi si için bir koma bemolü konulur. Niseb-i şerîfesi 8"dir. Orta sekizlideki sesleri şöyledir (pesten tîze doğru) : dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, acem, gardâniye, muhayyer. Beyâtî, uşşak kadar rûha huzur verici değildir. Uşşak"ın tasavvufî ve felsefî karakterine mukabil beyâtî"nin biraz hüzne kaçan bir karakteri vardır.

İLE/||/<>

BÜZÜRG

Türk mûsıkisinin çok az kullanılmış en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi, pûselik beşlisi ve çargâh beşlisinin rast perdesindeki şeddinden (yani mâhur makamının pest beşlisinden) meydana gelmiştir. Ekseriya bu beşlilerde karışık bir süratte seyredildikten sonra, rasttaki çargâh beşlisi ile inici bir biçimde rast perdesinde durulur. Güçlü birinci derecede makamın terkibindeki ilk iki beşlinin ilkinin durağı ve ikincisinin tiz durağı olan nevâ, üçüncü derecede pûselik beşlisinin durağı olan dügâh"dır. Bilhassa seyirde çargâh beşlisine ehemmiyet verilerek ve onun dahilinde gezinilerek yürünür, donanım boştur. Lâhin içinde hüseynî beşlisinin hüseynî perdesindeki şeddi için fâ bakıyye diyezi konulur, başkaca bir ârızası yoktur.

İLE/||/<>

FERAHNÂK

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen 1820 senelerinde Şâkir Ağa tarafından tertib edilmiştir; biraz eviç makamına benzerse de ifade itibariyle dahi ondan farklıdır. Şen ve hafif mevzular, bahar tasvirleri gibi parçalarda kullanılabilir. Bu makam, nevâ"da rast beşlisi, segâh"da ferah-nâk beşlisi, dügâh"da rast beşlisi, Ferah-nâk beşlisi ve nîm hicazda, hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. Bu diziler ekseriya, karışık bir surette kullanılır. Makam ferah-nâk beşlisi ile karar eder. Durak ırak ve güçlü birinci derecede dügâh perdeleridir. Makam umumiyetle inicidir. Donanıma fa ve do için birer bakıyye diyezi konur. Zikredilen beş dizenin son ikisinde her iki arıza, ilkinde yalnız birinci arıza ve üçüncüsünde yalnız ikinci arıza mevcuttur. Bu diziler kullanılırken, bu noktalar göz önünde tutularak bekar konulur. Segâh"daki ferah-nâk beşlisinin si koma bemolü ve hicaz içerisinde geçen yerlere konur. Bununla beraber hicaz dörtlüsünün kullanılmadığı ferah-nâk eserler de vardır.

İLE/||/<>

HİCAZKÂR

Türk müziğinin şed makamlarındandır. Tahminen 170 sene önce tertib edilmiştir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çok özel bir edâ taşıyan bir diziye sahiptir. Zirgüle basîtesinin rast (sol) perdesindeki şeddidir. (Evcârâ"nın bir yarım ses tizinde kalan biçimi olur). Güçlüsü –beşinci derecesi olan- nevâ"dır. Dizisi inicidir, nispet-i şerîfe sayısı, zirgülede olduğu gibi 7 dir. Donanımına si koma mi ve lâ bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Şu hale göre orta sekizlideki sesleri şöyledir. (tizden peste doğru): gerdâniye, eviç, hisâr, nevâ, çârgâh, segâh, zirgüle ve rast. Ancak bestekârların hicazkâr eserlerde sıkça ve karışık olarak nihâvend ve yegâhda hicaz ile rastda hicaz (donanımı si ve mi koma ve la bakıyye bemolleridir) geçkileri yapmış olduklarını ilave etmek gerekir.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ

Türk müziğinin altı numaralı basit makamıdır; en eski makamlardandır. Hüseynî beşlisi ile uşşak dörtlüsünden müteşekkildir. Durak dügâh ve güçlü –beşinci derece olan- hüseynî perdeleridir. Niseb-i şerîfe sayısı 8 dir. Dizisi çıkıcıdır. İkinci biçimi muhayyer olur. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlideki sesleri şöyledir. (pestden dize doğru): dügâh, segâh, çargâh, nevâ, hüseynî, eviç, gerdaniye ve muhayyer. Hüseynî, klasik bestekârlar tarafından da en çok kullanılan bir kaça makamdan biri olmakla beraber, bilhassa Türk halk müziğinde en çok kullanılmış olan makamdır.

İLE/||/<>

HÜSEYNÎ-AŞÎRÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Hüseynî makamının pest tarafına, Hüseynî-aşîran perdesine nakledilmiş bir uşşak dörtlüsü ilavesinden mürekkep olup, bu dörtlü ile aşiran perdesinde kalır. Güçlü birinci derecede hüseynînin durağı olan dügâh"tır. Donanımına Hüseynî gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Eskiden vech-i hüseynî de denilen bu makam, esasen hüseynînin pest tarafına tâbi olarak bir dörtlü katılmak suretiyle yapılmıştır ki aşiran perdesinde kalan hüseynîden başka bir şey değildir.

İLE/||/<>

HÜZZÂM

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. En eski mürekkeplerden biri olmakla beraber, bilhassa yaklaşık iki asırdır pek çok rağbet görmüştür. Türk müziğinin koyu hüzün arzeden makamlarından biri olan bu makam, dizisi bir sekizli içinde ifade edilebilen mürekkep makamlardandır. Hüzzam beşlisi ile segâh dörtlüsünden mürekkeptir. Durak segâh ve güçlü –üçüncü derece olan- nevâdır. Dizisi inici çıkıcı olup niseb-i şerîfe sayısı 6"dır. Donanımına si koma, mi bakıyye bemolleri ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru şöyledir; segâh, çârgâh, nevâ, hisâr, eviç, gerdâniye, muhayyer ve tiz segâh.

İLE/||/<>

ISFAHÂN

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Pûselik beşlisi, dügâh perdesine nakledilmiş bir rast dörtlüsü ve beyatî makamından meydana gelmiştir. Beyatî"nin durağı ve güçlüsü olan dügâh ve nevâ perdeleri, Isfahân"ın da durak ve güçlüsüdür. (Pûselik beşlisi ile dügâh"taki rast dörtlüsünün de esasen durak perdeleri dügâhtır.) Isfahân"ın dizisi inici-çıkıcıdır. Donanımına beyâtî gibi si koma bemolü konulur, pûselik beşlisi için si bekar ve rast dörtlüsü için si bekar sol bakıyye diyezi kullanılır. Eskiden beyâtî makamına Isfahân denilirken Isfahânek makamının terkibini müteakip birkaç asırdan beri Isfahânek yerine ısfahân denilmeye başlanmış, beyatî yeni bir bünyeye girmiş, Isfahânek de Isfahân"ın küçük bir fark gösteren biçimine kalbolmuştur.

İLE/||/<>

MÂHÛR

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Neşeli, şuh, ferah verici bir makamdır. Asırlardan beri rağbet ile kullanılmıştır. Mâhur, çârgâh makamının rast (sol) perdesindeki şeddidir; yani basit bir şed makamıdır. (Acem- aşîran gibi ki bu da mahurun bir perde pestinde kalan bir çârgâh şeddidir.) Güçlüsü – beşinci derece olan- nevâ (re)"dir. Dizinin umumi seyri inicidir. Donanımına fa için bir küçük münecceb diyezi alır. (Yani batı müziğindeki sol majör"ün aynıdır.) Orta sekizlisindeki sesleri tizden peste doğru olmak üzere şöyledir. Gerdâniye, mâhur, hüseynî, nevâ, çârgâh, pûselik, dügâh ve rast.

İLE/||/<>

MUHAYYER-KÜRDÎ

Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen iki asır evvel tertibedilmiştir. Muhayyer makamına bir kürdî dörtlüsü ilavesinden ibarettir. Durak ve güçlü aynen muhayyerde olduğu üzere dügâh ve hüseynî perdeleridir. Donanımına muhayyerin si koma bemolü ve fa bakıyye diyezi arızaları konulur. Kürdî dörtlüsü için si bekar ve si küçük münecceb bemolü değişikliği yapılır.

İLE/||/<>

NİHÂVEND

Türk müziğinde bir makamdır. En eski makamlardan olup, eskiden nihâvend-i kebîrden ayırmak için nihâvend-i rûmî diye de adlandırılmıştır. Fakat son bir asırdan beri pek büyük bir rağbetle kullanılmıştır. Nihâvend batı müziğindeki sol minördür. Yani pûselik makamının bir perde peste göçürülmüş şeddidir. Rast perdesinde durur. Güçlüsü beşinci derece olan nevâ"dır. Donanımına si ve mi için iki küçük mücenneb bemolü konulur, yedenin fa bakıyye diyezi, nota içinde ilave edilir. Çıkıcı-inici bir seyri vardır. Orta sekizlideki sesleri pestden tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, kürdî, çârgâh, nevâ, nim-hisar, evic, gerdâniye. Dizisinde nisbet-i şerîfeden 7 tane olmakla mülayim sayılır. Elimizde, makamlar arasında sayı itibariyle 7 olarak nihâvend"den eser bulunmaktadır.

İLE/||/<>

RAST

Türk müziğinin en eski makamlarındandır. 4 numaralı basit makam olan rast, rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece nevâ (re) dir. Makam çıkıcıdır. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tize doğru olmak üzere şöyledir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, evic ve gerdâniyye. Rast en çok kullanılmış makamlardandır; en eski devirlerden zamanımıza kadar bu önemini ve rağbetini korumuştur.

İLE/||/<>

SABÂ

Türk müziğinin en eski ve maruf makamlarındandır. Türk müziğinin en orijinal ve karakteristik makamlarından biri olan sabâ, yürekler parçalayıcı, gönüller yakıcı bir hüzün, elem, zühd ve pişmanlık duygusunu gayet net olarak bildirir. Rağbetle kullanılmış bir makamdır. Çârgâh"da zengûle (ki bu makam şevk-efzâ"nın terkîbinde de mevcuttur) ile sabâ dörtlüsünden mürekkeptir. Bu dörtlü ile dügâh (la) perdesinde kalır. Zengûle"nin durağı çârgâh perdesi, sabâ da çok mühim bir rolü olan güçlüdür. Çârgâh"da zengûle"nin güçlüsü olan rast (sol) perdesi gibi ikinci bir güçlünün, fazla kıymeti yoktur. Donanımına si koma bemolü ile re bakıyye bemolü konulur. Çârgâh"da zengûle"nin la bakıyye bemolü; nota içinde kullanılır.

İLE/||/<>

SEMÂÎ

Türk halk şiirinde bir "forme" un adıdır. Saz şairi tarafından bestelenir ve semâî adı altında okunur. Biçim itibarı ile aynen koşma gibidir, ondan farkı hecenin 4+4=8 vezni ile yazılmasındandır. Mevzuu itibarı ile de koşmadan farklıdır; semâîde âdeta bazı tekerlemeler vardır. Fakat bunlar oldukça anlam sunar, mânide olduğu gibi anlamsız değildir.

İLE/||/<>

SÛZNÂK

Türk müziğinin 13 numaralı sonuncu basit makamıdır. Basit makamlardan yegane yeni olanı olup, bütün diğerleri pek eskidir. Sûz-nâk tahminen 1780 senelerinde Abdülhalim Ağa, Ahmet Ağa, Mehmet Ağa"dan biri tarafından icat edilmiştir. O zamandan beri en çok rağbet edilen makamlardan biridir. Net olarak içli bir hüzün bir telkin eder. Sûz-nâk, rast beşlisi ile hicaz dörtlüsünden yapılmıştır. Rast beşlisi ile rast (sol) perdesinde durur. Güçlüsü beşli ile dörtlünün birleştiği beşinci derecede olan nevâ (re) dir. İnici-çıkıcı karışık bir biçimde seyreder. Donanımına si koma bemolü, mi bakıyye bemolü ve fa bakıyye diyezi konulur. (İlki rast beşlisi ve son ikisi de hicaz dörtlüsü için). Niseb-i şerîfeden dizisinde 7 tane bulunmakla "mülâyim" sayılır. Orta sekizlisindeki sesleri pestden tîze doğru şu biçimdedir: rast, dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, evic ve gerdâniye. Bu asıl Sûz-nâk"tır. Bir de durak üstü olarak, dügah perdesi yerine zengûle kullanan Sûz-nâk vardır ki buna "zengûleli Sûz-nâk" derler ve zengûle makamının rast (sol) perdesindeki şeddi (hicazkâr) gibidir. Hicazkârdan farkı, daima değil ancak karara doğru karakteristik olarak zengûle perdesini bir nevi üstyeden olmak üzere kullanmasıdır.

İLE/||/<>

ŞEHNÂZ

Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edasına çok müsait bir çeşididir. Eskiden daha çok kullanılan makam son yıllarda orta derecede kullanılmıştır. Şehnâz, uzzal veya hicaz veya hümâyun makamına, hüseynî aşîran (mi) perdesine göçürülmüş bir hümâyûn ilavesinden mürekkeptir. Uzzal veya hicaz veya hümâyun ile dügâh (la) perdesinde kalır (bu perde, hüseynî aşîran"da hümâyûn"un da güçlüsüdür). Güçlüler birinci derecede –hümâyûn ile hicâz"ın güçlüleri olan- nevâ (re), ikinci derecede de – uzzalın güçlüsü ve hüseynî aşîran"da hümayun durağı olan- hüseynî (mi) perdeleridir. Karışık ve daha çok inici bir seyri vardır (ve muhayyer perdesini sık kullanır). Donanımına si bakıyye bemolü, fa koma diyezi, do ve sol bakıyye diyezleri konulur. (İkinci ve dördüncü arızaları hüseynî aşîranda hümâyûn içindir; diğer ikisi de hümâyûnun arızalarıdır). Eğer uzzal veya hicaz kullanılmışsa fa bakıyye diyezi (fa bekardan sonra) ve sol bekar yapılır.

İLE/||/<>

USÛL-HAFİF

Türk müziğinin büyük usullerindendir. 32 zamanlı ve 26 darplıdır (yine 32 zamanlı olarak 14 darplı benefşân ve 22 darplı muhammesten daha az kullanılmıştır). 32/2"lik ağır hafif mertebesi de çok kullanılmıştır. 32/8"lik yürük hafif de görülmüştür. Usul isminden de anlaşılacağı üzere yürük eserlere yakışır, oynak ve hafiftir. Hafif ile kâr, beste, peşrev, tevşih ve ilâhiler ölçülmüştür. Bilhassa beste formu için pek çok kullanılmıştır. Usul üç farklı biçimde dizilmiş 8 adet sofyandan oluşur.

İLE/||/<>

YEGÂH

Türk müziğinin eski makamlarından bir tanesidir. Yegâhnevâ ile nevâ"da rast makamlarından tertip edilmiştir. İkinci dizi ile yegâh (re) perdesinde kalır ki, bu ses aynı zamanda makamın terkibindeki ilk dizinin de güçlüsüdür. Güçlüsü nevânın durağı olan dügâh (la) perdesidir. (Nevâ, perdesi tiz durağı olduğu için güçlü sayılamaz). Donanımına nevâ gibi si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Yegâh"da rast için ise si bekar ve do bakıyye diyezi nota içerisinde kullanılır. (Fa bakıyye diyezi bu dizide ortaktır). Genellikle inici olarak seyreder. )


- ACEM-AŞÎRÂN MAKAMI ile ACEM-AŞÎRÂN PERDESİ

( Türk mûsikîsinde kullanılan şed makamlarından biri. İLE Aralıkları birbirine eşit olmayan 24 dereceli Türk mûsikîsi ses dizisinin kaba çârgâhtan başlamak üzere dördüncü perdesinin adı. )


- ACEMCE = FARSÇA

( Bu dille yazılmış olan. )


- ACEMİ OCAĞI ile/||/<>/> ENDERUN ile/||/<>/> KAPIKULU ORDUSU

( Askeri eğitim verir. İLE/||/<>/> Daha çok yönetim ve bürokrasi eğitimi sağlar./> İLE/||/<>/> Bu eğitim kurumlarının ürünü olarak ortaya çıkan profesyonel askeri birlik. )


- ACEMİ/LİK ile AMATÖR/LÜK


- ACEMLEŞMEK ile ACEMİLEŞMEK ile ACEMLEŞTİRMEK ile ACEMİLEŞEBİLMEK ile ACEM ile ACEMİ/LİK ile ACEMCE ile ACEMİCE ile ACEM İŞİ ile ACEMİ ER ile ACEM HALAYI ile ACEM KILICI ile ACEM LALESİ ile ACEM PİLAVI ile ACEMİ AĞASI ile ACEMİ OCAĞI ile ACEMİ OĞLANI ile ACEMİ ÇAYLAK ile ACEMİ BİRLİĞİ


- ACENTE[İt.] değil/yerine/= ARACI KURULUŞ/KİŞİ

( Ücret karşılığında, başkalarının işlerini gören kuruluş ya da kişi. | Vapur ortaklığı ya da banka şubesi. )


- AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK

( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )

( ÂZ ile ... )

( GREED vs. INSATIABLE )

( AVARITIA cum ... )


- ACHE vs. STITCH


- ACHIEVEMENT :/yerine BAŞARI


- BITTER ALMOND OIL[İng.] / AMENDE AMÈRE[Fr.] / BITTERMANDELÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI BADEM YAĞI


- ACI ÇEKMEK ile ACI ÇEKEN ile ACI VEREN ile IZDIRAP ile ACI VEREN

( AFFLICT vs. AFFLICTED vs. AFFLICTING vs. AFFLICTION vs. AFFLICTIVE )

( رنجور کردن ile غمزده ile غصه دار ile مستمند ile مصيبت زده ile غمديده ile رنجه ile بلا ديده ile دلخسته ile گريبان گير ile ابتلاء ile غمزدگي ile ابتلا ile مصيبت ile رنجوري ile مشقت ile رنجورساز )

( RANJOR KARDAN ile GHAMZADEH ile GHESEH DAR ile MOSTMAND ile MOSYBAT ZADEH ile GHMADYDAH ile RANJEH ile BELA DYDAH ile دلخسته ile GARYBAN GYR ile EBTELA ile غمزدگي ile EBTELA ile MOSYBAT ile RANJORY ile MOSHGHT ile RANJORSAZ )


- BRACKISH WATER[İng.] / BROCKIGES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI SU


- AÇI ile AÇILI ile AÇILAR

( ANGLE vs. ANGLED vs. ANGLES )

( گوشه ile کنج ile زاويه ile زاويهدار ile زويا )

( GUSHEH ile KONJ ile ZAVYYEH ile زاويهدار ile زويا )


- ACI ile ACILIK ile ACI TATLI

( BITTERN vs. BITTERNESS vs. BITTERSWEET )

( تلخابه ile بوتيمار ile تلخي ile شيرين وتلخ )

( تلخابه ile بوتيمار ile TALKHY ile SHYRYNE VOTELKH )


- ACI ile/ve/değil/yerine ACIRAK

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Az acı. )


- ACIÇİĞDEM = GÜZÇİĞDEMİ

( Zambakgillerden, 20-30 cm. boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları, romatizma sağaltımında kullanılan, ağılı(zehirli) bir çiğdem türü. )

( COLCHICUM AUTUMNALE )


- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK


- AÇIĞA ÇIK(AR)MAK ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIK(AR)MAK


- AÇIĞA VURMA" ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIKARMA


- OPEN TUBULAR COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIK BORUSAL KOLON


- OPEN CYCLE[İng.] / OFFENER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİM


- OPEN CYCLE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À CYCLE OUVERT[Fr.] / OFFENER ZYKLUS REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİMLİ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- OPEN CIRCUIT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE GERİLİMİ


- OPEN CIRCUIT POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE POTANSİYELİ


- OPEN CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE


- AÇIK E ile KAPALI E

( Ben, sen, pembe, yelken, semt, kent.
İLE
Benzin, rende, önemli, cem, mendil, eldiven, pencere, kendi, elbise, tencere, renk, genç, elli, zengin. )

( Edebi, edepsizden öğren!
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
İLE
Penceredeki benekli tekir kedi, kendi tenceresindeki eti yedi. )

( - Kenya Büyükelçiliği, genç hakemlere, renkli kalem verdi.
- Hem Cem, hem öteki Cem, hem de Emre, mühendistir.
- Beni en beğenen, hep benim; beni, en beğenen, hep kendimim.
- Sendikanın pembe mendillerini, kendi elbisesine ekledi. )


- AÇIK KAYNAK KOD KÜTÜPHANESİ ve/||/<> KODDEMY

( http://libraries.io VE/||/<> www.koddemy.com )


- OPEN SOURCE, UNSEALED SOURCE[İng.] / SOURCE OUVERTE[Fr.] / OFFENE QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK KAYNAK


- AÇIK KIYAS ile/ve/||/<>/>< KAPALI KIYAS

( KIYÂS-I CELÎ @@ KIYÂS-I HAFÎ )


- AÇIK KÜME İLE KAPALI KÜME İLE KOMPAKT KÜME İLE BAĞLANTILI KÜME ile/||/<> TOPOLOJİK ÖZELLİKLER

( Topolojik uzayların temel küme türleri ve özellikleridir. )

( Formül: X = A ∪ B İLE A ∩ B = ∅ ⇒ bağlantısız )


- AÇIK KÜME ile/||/<> KAPALI KÜME

( Açık küme sınır noktalarını içermezken İLE kapalı küme tüm limit noktalarını içerir )

( Formül: A açık ⟺ A = int(A)\nA kapalı ⟺ A = cl(A) )

( Georg Cantor tarafından 1874 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1918) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Küme teorisi, sonsuzluk kavramı) )


- AÇIK MEDRESE/LER ile/ve KAPALI MEDRESE/LER


- AÇIK ÖNERME ile/||/<> KAPALI ÖNERME

( Açık değişken içerir, kapalı kesin doğru/yanlıştır )

( Formül: x>5 İLE 3>5 )


- AÇIK OYLAMA ile GİZLİ OYLAMA


- AÇIK ŞEMA ile/||/<> KAPALI ŞEMA

( Açık gelecek bilinmeyenlerden bağımsız, kapalı denklem sistemi. )

( Formül: Explicit İLE implicit )


- AÇIK SİCİM ile/ve/||/<> KAPALI SİCİM


- AÇIK SİSTEM ile/||/<> KAPALI SİSTEM (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Açık madde ve enerji, kapalı sadece enerji alışverişi yapar )

( Formül: dm≠0 İLE dm=0 )


- OPEN SYSTEM[İng.] / OUVRIR SYSTÈME[Fr.] / OFFEN SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK SİSTEM


- AÇIK TOHUMLULAR ile KAPALI TOHUMLULAR

( A.T.: SEDİR AĞACI(CEDAR TREE)(ELMALI-ANTALYA) ile/ve SERVİ AĞACI(CYPRESS TREE) ile/ve MEŞE AĞACI(OAK TREE) ile/ve ÇAM AĞACI(PINE TREE) )

( GYMNOSPERMS vs. ANGIO SPERMS
K.T.: HURMA(DATE TREE) ile/ve KARAAĞAÇ(ELM TREE) ile/ve İNCİR(FIG TREE) ile/ve FINDIK(HAZELNUT TREE) ile/ve ŞEFTALİ(PEACH TREE) ile/ve AYVA(QUINCE) )


- AÇIK ile AÇIK RIZA ile AÇIKÇA

( EXPLICIT vs. EXPLICIT CONSENT vs. EXPLICITLY )

( صريح ile رضايت صريح ile صريحا ile صراحتا )

( SARYHE ile REZAYT SARYHE ile SARYHA ile SARAHTA )


- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.]


- ACIK" değil AZICIK


- ACIK/AÇIK değil AZICIK


- AÇIK ile/ve/||/<> ÇIPLAK


- YILDIZ KÜMELERİ: AÇIK ile/ve/||/<> KÜRESEL

( Genç, küçük, biçimsiz. İLE Yaşlı, büyük, küresel yıldızlar. )


- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.]

( [not] TO EXPLAIN vs./and/but TO DESCRIBE )


- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN = EXPLANATION[İng.] = EXPLICATION[Fr.] = ERKLÄRUNG[Alm.] = SPIEGAZIONE[İt.] = EXPLICACIÓN[İsp.] = EXPLENATIO[Lat.] = HO EKS?G?SIS[Yun.] = İZÂH, BEYÂN[Ar.] = BEYÂNKÂRÎ(far.) = VERKLARING[Felm.]


- AÇIKLAMA ile/ve "NOT DÜŞMEK"/DİPNOT

( TO EXPLAIN vs./and "TO NOTE"/FOOTNOTE )


- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK

( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )

( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )

( TO EXPLAIN vs./and TO UNDERSTAND )


- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK

( TO EXPLAIN vs./and TO GIVE PLACE )


- ACIKLI ile/ve/değil/yerine DUYGUSAL


- AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK KILMAK


- ÖFFNUNGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK HATASI


- AÇIKLIK ile BOŞLUK

( GAP vs. GAPPY )

( پر حرفي کردن ile شکاف ile درز دار )

( PAR HARFY KARDAN ile SHKAF ile DARZ DAR )


- AÇIKLIK ile/ve/||/<> DERİNLİK ile/ve/||/<> KAPSAM


- ACIKMA/AÇLIK ve/<> SUSAMA/SUSUZLUK

( MECÂ', MECÂE/MECÂET ve/<> ATŞ, BEHAS
TELAKKUM: Lokma lokma yutma. | Karın gurultusu. )

( TO BE HUNGRY, HUNGER and/<> TO BE THIRSTY )


- ACIKMA ile/ve/> DOYMA İSTEĞİ

( TECVÎ': Acıktırma/acıktırılma. )


- AÇIKTAN ATAMAK ile AÇIKTAN ATANMAK ile AÇIKTAN ile AÇIKTAN AÇIĞA ile AÇIKTAN TAYİN


- AÇİL ÖBEĞİ ile ASETİL ÖBEĞİ

( Karbonil ve alkil öbeği içeren işlevsel öbek. İLE Karbonil ve metil öbeği içeren işlevsel öbek. )


- ACİL SERVİS değil/yerine/= İVEDİ BAKI


- ACİL YARDIM/TEDAVİ ile/ve/değil/||/<>/< İLK YARDIM

( İlâçlı. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< İlâçsız. )

( Uzman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Eğitimli/belgeli. )


- ACILAR YOLU ve/<> 14 İSTASYON

( [Hz. İsa'nın] Kudüs'te, St. Sepulchre[Kutsal Naaş] Kilisesi'ne kadar çarmıhı sırtlanıp ölüme yürüdüğü yol.[VIA DOLOROSA] VE/<> Yol boyunca, düşe kalka, acı içinde kendi sonuna doğru yürürken durakladığı, aralarında son kez ekmek yediği ve şarap içtiği yerlerde bulunan 14 nokta. )


- ACILI/LIK ile ACILIK


- AÇILIM ile AÇIKLAMA


- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT[Fars. < GUŞÂD]

( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. | Tavlada bir tür oyun. | Güzellik, hoşluk. )


- AÇILIM ile AÇILIŞ ile AÇILI KAPLAMA ile AÇILIŞ TÖRENİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI


- AÇILIM ile DIŞAVURUM


- AÇILIM ile EVRİM

( EXPANSION vs. EVOLUTION )


- AÇILIM ile/ve/||/<>/> GENİŞLEME


- AÇILIM ile GİRİŞİM

( EXPANSION vs. ENTERPRISE )


- AÇILIM ile/ve KATKI

( EXPANSION vs./and CONTRIBUTION )


- AÇILIM ile/ve OLUŞUM

( EXPANSION vs./and FORMATION )


- AÇILIŞ KONUŞMASI değil AÇIŞ KONUŞMASI


- AÇILIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI ile/değil AÇIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI


- AÇILIŞ ile AÇILIŞ TÖRENLERİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI ile AÇILIŞINI YAPMAK ile RESMEN İŞE BAŞLAMA

( INAUGURAL vs. INAUGURAL CEREMONIES vs. INAUGURAL SPEECH vs. INAUGURATE vs. INAUGURATION )

( افتتاحي ile سخنراني افتتاحي ile گشايشي ile برنامه هاي افتتاحيه ile نطق افتتاحي ile سخنراني افتتاحيه ile براه انداختن ile افتتاح کردن ile افتتاح )

( افتتاحي ile SOKHENRANY AFTETAHY ile GOSHAYSHY ile BARNAMEH CPEHAY AFTETAHYYEH ile NOTGH AFTETAHY ile SOKHENRANY AFTETAHYYEH ile BARAH ANDAKHTAN ile AFTETAH KARDAN ile AFTETAH )


- AÇILIŞ ile/değil AÇIŞ

( [not] OPENING vs./but TO OPEN )

( PI ile/ve ... )


- ACİLİYET ile ACİL ile HEMEN ile TEDAVİ EDİLEMEZ

( IMMEDIACY vs. IMMEDIATE vs. IMMEDIATELY vs. IMMEDICABLE )

( بي فاصلگي ile قرب جواز ile بي درنگي ile بي واسطگي ile بلا فصل ile عاجل ile فوري ile بلا واسطه ile بلافاصله ile عاجلانه ile بي درنگ ile بيدرنگ ile بلادرنگ ile آني ile عاجلا ile بهبود ناپذير )

( BEY FASLAGY ile GHARB JAVAZ ile BEY DARANGY ile BEY VOSTGY ile BELA FASL ile AJEL ile فوري ile BELA VASETEH ile BELAFASLEH ile عاجلانه ile BEY DARANG ile BEYDARANG ile BELADRANG ile ANY ile عاجلا ile BACPEHBUD NAPAZYR )


- ACİL/LİK ile ACİL SERVİS ile ACİL İHTİYAÇ KREDİSİ


- AÇILMA ile/değil AÇILIM


- AÇILMA ile/ve/<> ÇÖZÜLME


- AÇILMA ile KIRILMA


- AÇILMAYAN MEYVE = SİMÂR-I GAYR-İ MÜNFETİHA = FRUIT INDÉHISCENT


- ACIMA ile ACIMAK

( Acımak eylemi. | Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna yönelik duyulan üzüntü, merhamet. İLE Tadı, acı duruma gelme, acılaşma. | Acılı, ağrılı olma. | Başkasının acısına ortak olmak ya da durumundan üzüntü duymak. | Başkasının uğradığı/uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. | Bir şeyi vermeye kıyamamak ya da verdiğine, elden çıkardığına üzülmek. )


- ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA


- ACIMA ile/ve/||/<>/> SEMPATİ ile/ve/||/<>/> EMPATİ ile/ve/||/<>/> ŞEFKÂT

( Sana acıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını anlıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını paylaşıyorum. İLE/VE/||/<>/> Yardım etmek için yanındayım. )

( )


- ACIMAK ile ACIMASIZLAŞMAK ile ACIMASIZLAŞABİLMEK ile ACIMASIZ/LIK ile ACIMASIZCA ile ACIMA HİSSİ ile ACIMA DUYGUSU


- ACIMAK değil/yerine ANLAMAK


- ACIMAK ile KAYGILANMAK


- ACIMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜLMEK


- ACIMAQ[Azr.] = ACIKMAK[Tr.]


- ACIMASIZ ile GRİMALKİN ile ACIMASIZCA ile VAHŞET

( GRIM vs. GRIMALKIN vs. GRIMLY vs. GRIMNESS )

( عبوسانه ile عبوس ile گربه ماده ile عبوسي )

( عبوسانه ile OBUS ile GARBEH MADEH ile عبوسي )


- ACIMIK = BELEMİR, DELİCE, KARAMUK, MAVİKANTARON, PEYGAMBER ÇİÇEĞİ

( Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki. )

( CENTAUREA CYANUS )


- WINKELSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL AYNA


- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME


- ZÂVİYEVÎ KUTR[Osm.] / ANGULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL ÇAP


- WINKELDISPERSIONSBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM KIRILMASI


- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM


- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS


- AÇISAL HIZ ile/||/<> ÇİZGİSEL HIZ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Açısal hız radyan/saniye, çizgisel hız metre/saniyedir )

( Formül: ω=v/r İLE v=ωr )


- ZAVİYEVÎ SÜRAT[Osm.] / ANGULAR SPEED, ANGULAR VELOCITY[İng.] / VITESSE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL HIZ


- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ


- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME


- DREHIMPULSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM KUANTUM SAYISI


- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM


- AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> LİNEER MOMENTUM

( Açısal momentum dönme hareketi İLE lineer momentum öteleme hareketi )

( Formül: L = Iω = r × p İLE p = mv )


- CONSERVATION DU MOMENT ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULSERHALTUNG, DREHMOMENTSVERTEIDIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUMUN KORUNUMU


- WINKELSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL SAÇILMA


- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK


- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME


- AÇISAL ile AÇISALLIK ile AÇILI ile AÇILANMA

( ANGULAR vs. ANGULARITY vs. ANGULATE vs. ANGULATION )

( گوشه دار ile زاويهي ile گوشهدار ile زاويه داري ile گوشهداري ile گوشهي ile زاويهداري )

( GUSHEH DAR ile زاويهي ile GUSHEEDAR ile ZAVYYEH DARY ile GUSHEEDARY ile گوشهي ile زاويهداري )


- AÇISAL/LIK ile AÇISAL HIZ ile AÇISAL YOL ile AÇISAL ÇAP ile AÇISAL İVME ile AÇISAL BÖLGE ile AÇISAL SAPMA ile AÇISAL UZAKLIK


- AÇISINDAN) ÖNEMLİ ile (... İTİBARİYLE) YERİNDE


- ACIYAN YER ile/ve/değil/||/<>/< ACIKAN YER


- ÂCİZ HALİ değil/yerine/= DÜŞKÜ DURUMU


- ÂCİZ değil/yerine/= DÜŞKÜN/GÜÇSÜZ


- ÂCİZ ile/ve/değil/||/<>/> MAĞDUR


- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK


- Açıkta KONUŞ!!!


- AÇKILAMAK ile AÇKILANMAK ile AÇKILATMAK ile AÇKI ile AÇKICI/LIK ile AÇKILI ile AÇKISIZ


- AÇLIK ile AÇLIK GREVİ ile AÇLIK SINIRI ile AÇLIK KAN ŞEKERİ


- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK

( Aç kalan kişi, her şeye tenezzül eder. )

( Aç köpek, fırın yakar. )

( HUNGER vs. STARVATION )

( GÜRS ile ... )


- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN


- AÇMAK ile AÇMAZ/LIK ile AÇMACI/LIK ile AÇMALIK ile AÇMAZ DÜĞÜMÜ ile AÇMAZ HALATI


- AÇMAK ile/ve SAÇMAK

( TO OPEN vs./and TO SCATTER )


- AÇMAZ/PARADOKS ile/ve/<> ALAYSILAMA/KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng.]


- AÇMAZ ile ÇIKMAZ

( [satrançta] Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. İLE Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşılamayan yol, sokak. | Çözüme ulaşılamayan, çözüm yolu olmayan. )

( DIFFICULT POSITION | DILEMMA, IMPASSE | TRICK vs. FUTILE | BLIND ALLEY, DEAD-END STREET )