Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 39.531 başlık/FaRk ile birlikte,
39.531 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(139/160)
- TELEM ile TELEME
- TELEMENTÖR/TELE-MENTOR[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN YÖNDER
- TELEMMÜS[Ar. < LEMS] ile TELEMMÜZ[Ar. < TİLMÎZ]
( El ile dokunma. İLE Öğrencilik/talebelik, çömezlik etme, öğrenci olarak devam etme. )
- TELEPATİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> !TLpati
( ... @@ (Düşük) Para hırsı. )
- TELEPORTATION İLE DENSE CODİNG İLE CRYPTOGRAPHY ile/||/<> KUANTUM İLETİŞİM
( Kuantum bilgi transfer protokolleri. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELERADYOGRAFİ/TELERADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- TELESAĞLIK/TELE-HEALTH[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK
- TELEÜT ile TELEÜTÇE
- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)
(
)
- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU
- TELEZZÜZ[< LEZZET]:
LEZZET, TAD ALMA, HOŞLANMA, HOŞA GİTME -<
- TELGRAF ÇİÇEĞİ
( Bir çeneklilerden, boğumlu sarkık dallı, yaprakları etli, ucları sivri, bazı türlerinde yaprakların alt ve üst yüzü mor ve gümüşi yollu, beyaz, mavi ya da pembe çiçekli bir süs bitkisi. )
( TRADESCANTIA )
- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU
- TELHİS ile TELHİSÇİ/LİK
- TE'LÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]
( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )
- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]
( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )
- TE'LÎF[Ar.] ile TERTÎB[Ar.] ile TANZÎM[Ar.]
- TELİM-TERTİP
- TELİN[Ar.] değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ
( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )
- TELKİH[Ar.] değil/yerine/= AŞILAMA
- TELKÎM[Ar. < LEMS] ile TELKÎN[Ar. çoğ. TELKÎNÂT]
( Lokma verme/yedirme[/verilme/yedirilme]. İLE Düşünce/fikir aşılama, kulağına koyma. | Yeniden Müslüman olan kişiye iman esaslarını anlatma. | Ölü gömüldükten sonra imamın söylediği dini sözler. )
- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA
( INCULCATE vs. INCULCATION )
( تلقين کردن ile پا گذاشتن ile تلقين )
( TALGHYNE KARDAN ile PA GOZASHTAN ile TALGHYNE )
- TELKİN değil/yerine/= SÖZGÜ
- TELKÎN[Ar.] ile/değil/yerine/= TALKIN
( Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Ölü gömüldükten sonra, mezar başında, imamın söylediği (dinî) sözler. )
- TELKİN ile TAVSİYE
( TO INSPIRE/INCULCATE vs. RECOMMENDATION )
- TELKİN ile/ve/<> TEMKİN
- TELKİN ile/ve/değil/||/<>/> TERCİH
- TELKİN ile/değil TESKİN
- TELLAL/DELLÂL[Ar.] ile ...
( Alıcı ile satıcı arasında, antlaşmayı sağlayan kişi. )
- TELLERİ(MİZİ) KARDEŞ EYLEMEK ve/||/<>/> SAZI(MIZI) DÜZENLEMEK
- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )
( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )
- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR
- TELLURIUM[İng.] / TELLURIUM[Fr.] / TELLUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TELLÜR
- TELLÜR[Te]
( Atom numarası 52, atom ağırlığı 127,60, yoğunluğu 6,24 olan, 450 °C'de eriyen, mavimtırak beyaz renkte bir öğe. )
- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]
( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )
- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ
( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )
- TELMİH[Ar.] ile/ve/değil/||/<> TEŞBİH[Ar.]
- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI
- Telsiz KONUŞ!!!
- TELSİZ ile TELSİZ
( Teli olmayan. İLE Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde, belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç. )
- TELTİK ile TELTİKLİ ile TELTİKSİZ
- TELTİK = YANLIŞ, HATA
- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] ile ...
( Posa haline getirme. )
- TELVÎM[Ar. < LEVM | çoğ. TELVİMÂT] ile TELVÎN[Ar. < LEVN | çoğ. TELVÎNÂT]
( Azarlama/azarlanma, paylama/paylanma, çekiştirme/çekiştirilme. İLE Renk verme, boyama/boyanma. )
- TELVİN (EHLİ)/EHL-İ TELVİN [TELEVVÜN][< LEVN] ile/ve/<>/>< TEMKİN (EHLİ)/EHL-İ TEMKİN
( Kalp/kişi, telvin ile temkin arasında olmaktır/olandır. )
( Telvin, temkin gerektirir. )
- TELVİN ile/ve/<> TELVİN
( Temkinden önce/ki. İLE/VE/<> Temkinden sonra/ki. )
- TELVİN ve/> TEMKİN
- TELVİS[Ar.] değil/yerine/= KİRLETME
- TEMÂMEN LEHÛ[Ar.] ile TEMÂMEN 'ALEYHİ[Ar.]
- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI
( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )
- TEMAS[Ar.] değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA
( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )
- TEMAŞA ile TEMAŞA SANATI
- TEMAYÜL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Eğilim, genel yönelme. @@ Eğilimin tek bir noktada yoğunlaşmış durumu. )
( "İlme karşı temayülü vardır." @@ "Belirli bir ilmi mevkie dair şibak nihali teşekkül etmiştir." )
- TEMAYÜL[Ar.] ile/değil TEAMÜL[Ar.]
( Eğilim/yönseme. İLE/DEĞİL Bir yerde öteden beri olagelen davranış. | Tepkime. | Uygulama/pratik. )
- TEMÂYÜL[Ar.] değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM
( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )
- TEMBEL ile/değil/yerine/>< DERTLİ
( Uyanık iken uyuyan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uykudayken uyanan. )
- TEMBEL ile/ve/değil/||/<>/< HANTAL
- TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN
- TEMBEL ile HAYLAZ/HAYTA/HAYMANA
( ... İLE Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )
( HAYTA: Osmanlılar'ın ilk dönemlerinde, eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Serseri, külhanbeyi, kabadayı. )
- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]
( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )
- TEMBEL/SALPA/SALPAK değil/yerine/= UYUŞUK
- TEMBELEMEK" değil TENBİH
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> ATÂLET
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK
( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK
- TEMBELLİK ile/değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR
- [ne yazık ki]
TEMBEL/LİK ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> MİSKİN/LİK
- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> SEDANTER[Fr. < SÉDENTAIRE SÉDENTAİRE]
( ... İLE/VE/||/<> Düzenli fizikî hareketliliğin olmadığı, tembel ve hareketsiz yaşam tarzı süren. )
- TEMBEL/LİK ve/<>/|| SEVGİSİZ/LİK
- [ne yazık ki]
TEMBELLİK ile/ve/değil/||/<>/< "SONRA YAPARIM" (ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ)
- TEMBELLİK ile TEMBEL
( INDOLENCE vs. INDOLENT )
( فرويش ile کاهلي ile کهالت ile کاهل )
( فرويش ile KANPALY ile KEYALT ile KANPAL )
- TEMBEL/LİK ile/değil TESLİM/İYET
- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK
- TEMBİHLEMEK ile TEMBİHLENMEK ile TEMBİH ile TEMBİHLİ ile TEMBİHSİZ
- TEMCÎD[< MECD] ile ...
( Ululama, ağırlama. | Sabah namazı vaktinden önce minarelerde belirli mekânlarda söylenilen Arapça niyaz ilâhisi. | İki kere ısıtılan pilav. )
- TEMCİT ile TEMCİT PİLAVI
- TEMDAİ[Jap.] =/ile T'İEN T'Aİ[Çince] =/ile ...
( Budist okulundan geliştirilmiş Japon Budist okulu. Budist filozof Nagarjuna'nın felsefesine dayanan bu okulda felsefe içeriği çok yüksektir. )
- TEMDÎT[Ar. TEMDÎD < MEDD] değil/yerine/= UZATMA, SÜRDÜRME | BİR HARFİ UZUN OKUMA | SULANDIRMA
- TEMDİT ile TEMDİT PENALTISI
- TEMEL BİLİMLER ile KLİNİK BİLİMLER
- GROUND STATE[İng.] / ÉTAT FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDZUSTAND, GRUND MOLARE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DURUM, TABAN DURUMU
- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK
- FUNDAMENTAL OXYGEN PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= TEMEL OKSİJEN İŞLEMİ
- TEMEL SORUN ile/ve YAYGIN TEMEL SORUN
( BASIC PROBLEM vs./and COMMON BASIC PROBLEM )
- ELEMENTARY CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL YÜK
- TEMEL ile/ve/değil BAĞLAM
- TEMEL ile EGEMEN
- TEMEL = ESAS = GROUND, BASIS, FOUNDATION[İng.] = FONDEMENT, PRINCIPE[Fr.] = GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT[Alm.] = FUNDAMENTUM[Lat.] = FUNDACIÓN[İsp.]
- TEMEL ile EYLEM TEMELİ
( BASIS vs. BASIS FOR ACTION )
( ملاک ile شالوده ile مناط ile پايه ile بنياد ile اساس ile اصل ile مبني ile مبنا ile ملاک عمل )
( MOLAK ile SHALODEH ile MENAT ile PAYYEH ile بنياد ile ASAS ile ESL ile MOBANY ile MOBNA ile MOLAK AMEL )
- TEMEL ile KAYNAK
( BASE vs. SOURCE )
- TEMEL ile KLASİK
( BASE vs. CLASSIC )
- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK
( BASE vs. BASE ADDRESS vs. BASE PIECE vs. BASE REGISTER vs. BASEBALL vs. BASELESS vs. BASELESSNESS vs. BASEMENT vs. BASENESS )
( پايگاه ile دني الطبع ile پست فطرت ile فرومايه ile لئيم ile پايه ستون ile نشاني پايه ile توپ مبنا ile ثبات پايه ile بيسبال ile بي اساس ile بي ماخذ ile بي پايه ile بي اساسي ile زير زمين ile زيرزمين ile سرداب ile دوني ile پست فطرتي ile فرومايگي ile دنائت )
( PAYGAH ile دني الطبع ile PAST FETRAT ile فرومايه ile لئيم ile PAYYEH SETON ile NESHANY PAYYEH ile TOP MOBNA ile SOBAT PAYYEH ile BEYSABAL ile BEY ASAS ile BEY MAKHZ ile BEY PAYYEH ile BEY ASASY ile ZYR ZAMYNE ile ZYRAZMYNE ile SARDAB ile DONY ile PAST FETRATY ile FOROMAYGY ile DANAET )
- TEMEL ile TEMEL DİL ile TEMEL SORUMLULUK ile TEMEL OLARAK ile TEMEL BİLGİLER
( BASIC vs. BASIC LANGUAGE vs. BASIC RESPONSIBILITY vs. BASICALLY vs. BASICS )
( پايهاي ile اصلي ile اساسي ile زبان بيسيک ile وظيفهاساسي ile اساساً ile اصلاً ile پايه کار )
( PAYCPEHAY ile ESLY ile ASASY ile ZABAN BEYSYK ile VAZYFANPEHESASY ile اساساً ile ESLAN ile PAYYEH KAR )
- TEMELE ALMA" ve/<> AMAÇ
- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK
- TEMELLENMEK ile TEMELLEŞMEK ile TEMELLENDİRMEK ile TEMELLEŞTİRMEK ile TEMEL/LÜK ile TEMELLİ/LİK ile TEMELSİZ/LİK ile TEMEL HARF ile TEMEL TAŞI ile TEMEL CÜMLE ile TEMEL DİREK ile TEMEL DURUŞ ile TEMEL TÜMCE ile TEMEL DİREĞİ ile TEMEL DUVARI ile TEMEL EĞİTİM ile TEMEL HAKLAR ile TEMEL KAZISI ile TEMEL ÇİVİSİ ile TEMEL ÖNERME ile TEMEL SAYILAR ile TEMEL ÖĞRETİM ile TEMEL BİLİMLER ile TEMELLİ SENATÖR
- TEMELLİ ile DAYALI ile GÖREVE DAYALI ile TAHMİNLERE DAYALI ile GERÇEĞİNE DAYANARAK ile GERÇEĞE DAYALI
( BASED vs. BASED ON vs. BASED ON DUTY vs. BASED ON GUESSES vs. BASED ON THE FACT THAT vs. BASED ON TRUTH )
( متکي ile مستند ile مبتني ile مبني ile بنابر ile از قول ile براساس ile بر طبق ile برابر ile مبني بر ile برپايه ile طبق ile بر مبناي ile برحسب ile حسب الوظيفه ile حدسي ile مبني بر اين که ile مبني بر حقيقت )
( MOTAKY ile MOSTAND ile MOBTANY ile MOBANY ile BENABAR ile AZ GUL ile BARASAS ile BAR TABAGH ile BARABAR ile MOBANY BAR ile BARPAYYEH ile TABAGH ile BAR MOBNAY ile BARHASB ile حسب الوظيفه ile حدسي ile MOBANY BAR AYNE KEH ile MOBANY BAR HAGHYGHT )
- TEMELLİ ... ile/ve/değil/||/<> KALICI OLARAK
- TEMENNÎ[Ar.] değil/yerine/= DİLEME, DİLEK, İSTEK
- TEMENNÎ[Ar.] ile ŞEHVET[Ar.]
- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA
- TEMESSÜK ile/||/<> VAKIF TEMESSÜKÜ ile/||/<> TAPU TEMESSÜKÜ ile/||/<> TEFVÎZ ile/||/<> CİHET-İ İTÂ-YI SENET ile/||/<> VAKF-I MÜSTESNÂ ile/||/<> MAZBÛT VAKIFLAR ile/||/<> MÜLHAK VAKIFLAR ile/||/<> TEVLİYET ile/||/<> MÜTEVELLİ ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> MECLİS-İ İDÂRE
( Eski hukukta borç senedi. | Has, timar ve zeamet sahipleri ile mütevelliler tarafından verilen, miri ve vakıf arazide tasarruf yetkisini bildiren belge. @@ Vakıf memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Tapu memurları tarafından eski tarihlerde verilen senet. @@ Para mukabilinde ya da satılan bir hak mukabilinde hükümet tarafından verilen. @@ Senetin veriliş nedeni, iktisâb. @@ Vakıflar idaresinin müdahale ve mürakabesi olmaksızın, doğrudan doğruya mütevellileri tarafından idare olunan vakıflar. @@ Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıflar; bir vakıf iki biçimde mazbut vakıf olur; ya tüm vakıf yöneticileri ölmüştür ya da vakfeden kişi yönetici göstermemiştir. Bu durumda bu vakıfların yönetimi devlet tarafından ele alınır; devlet bu yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü eli ile kullanır. @@ Vakfın vakfiyesindeki şartlara göre vakfın işlerini gören (mütevellileri) tarafından yönetilen vakıflar. Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimine tâbidir. @@ Vakıf malları üzerinde kullanma yetkisi, vakıf işine bakma görevi. Bu görev sahiplerine mütevelli denir. @@ Bir vakfın idaresine memur edilen kişi. @@ Vakfa gelir getirmesi için tavanlı, damlı ve damsız vakfedilmiş olan mallar anlamına gelen müstegal kelimesinin çoğuludur. Çatısı bulunmayan arsa bağ bahçe gibi yerler. @@ Yönetim kurulu, idare meclisi. )
- TEMETTÜ değil/yerine/= KAZANÇ
- TEMHÎL[Ar. < MEHL | çoğ. TEMHÎLÂT] ile TEMHÎR[Ar. < MÜHR]
( Zaman ve fırsat verme, sonraya bırakma, mühlet, mehil verme, erteleme. İLE Mühürleme. )
- TEMHÎR[Ar. < MÜHR] ile TE'MÎR[Ar. < EMR]
( Mühürleme. İLE Vali olarak atama. )
- TEMİNAT AKÇESİ değil/yerine/= GÜVENCE PARASI
- TEMİNAT ile TEMİNATLI ile TEMİNATSIZ ile TEMİNAT AKÇESİ ile TEMİNAT SENEDİ ile TEMİNAT MEKTUBU
- TEMİZ HAVADA YAŞAMALI!
- TEMİZ OLMALI!
- TEMİZE ÇIKARMAK ile TEMİZE ÇIKARMA
( EXONERATE vs. EXONERATION )
( تبرئه کردن ile مبرا کردن ile مبرا بودن ile تبرئه ile تبري )
( TABRE KARDAN ile MOBRA KARDAN ile MOBRA BODAN ile TABRE ile TABARY )
- TEMİZE ÇIKARMAK ile/değil/yerine/>< TEMİZLENMEK
- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< SİLMEK
- TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMEK ile TEMİZLETMEK ile TEMİZLENEBİLMEK ile TEMİZLETEBİLMEK ile TEMİZLEYEBİLMEK ile TEMİZ/LİK ile TEMİZCE ile TEMİZ KAN ile TEMİZ PAK ile TEMİZ PARA ile TEMİZLİKÇİ/LİK ile TEMİZLEMECİ/LİK ile TEMİZ KALPLİ/LİK ile TEMİZ KAĞIDI ile TEMİZ RAPORU ile TEMİZ YÜREKLİ/LİK ile TEMİZLİKÇİ KADIN ile TEMİZLİK MALZEMESİ
- TEMİZLİK ile/ve/<> DÜZEN/DÜZENLEME/TERTİP
- TEMİZ/LİK ile/ve/<> PARLAK/LIK
- TEMKÎN[Ar.] ile İKDÂR[Ar.]
- TEMKİN ile TEMKİNLİ/LİK ile TEMKİNSİZ/LİK ile TEMKİNLİCE
- TEMKÎN[Ar.] ile TEMLÎK[Ar.]
- TEMKİN/Lİ değil/yerine/= SAKINI/K
- TEMLİK[Ar.] değil/yerine/= MÜLK OLARAK VERME | BİR HAKKIN, BAŞKA BİRİNE GEÇİRİLMESİ
- TEMMUZ ile ...
( Bitki/ağaç tanrısı. | Güneş tanrısı. | Orakayı. )
- TEMMUZ ile/ve/||/<>/> KIZIL ISI
( Yılın yedinci ayı. İLE/VE/||/<>/> Temmuz'un çok sıcak olan ikinci yarısı. )
- TEMPLATE SENTEZ ile/||/<> DİREKT SENTEZ
( Template metal yönlendirme, direkt serbest ligand. )
( Formül: In situ İLE izole )
- TEMPO vs. RHYTHM
- TEMPORARY :/yerine GEÇİCİ
- TEMREN/PEYKÂN[Fars.] değil/yerine/= CİRİT UCU
( Okun ucundaki sivri demir. Başak. | [Divan şiirinde] Sevgili'nin kirpiği. )
- TEMRÎ[Ar.] ile TEMRÎH[Ar.] ile TEMRÎR[Ar. < MÜRR]
( Hurma seven. İLE Hafifçe sürme, uğuşturma. İLE Acılık verme/verilme. )
- TEMSİL ETME ile/ve BİLDİRME
( TO REPRESENT vs./and TO NOTIFY )
- TEMSİL (ETMEK) değil/yerine/= ÖZDEYİ/LEMEK
- TEMSİL ETMEK ile/ve/değil VAROLUŞ
( [not] TO REPRESENT vs./and/but EXISTENCE )
- TEMSİL/TEMESSÜL/ANABOLİZMA/ASİMİLASYON değil/yerine/= ÖZÜMLEME/YAPIM
- TEMSİL ile İFADE
( REPRESENTING vs. EXPRESSION )
- TEMSİL ile/ve/||/<> OLUMSUZ TEMSİL
- TEMSİL ile TAKLİT
- TEMSİL ile/değil TEBLİĞ
- TEMSİL ile TEMSİLİ ile TEMSİLCİ/LİK ile TEMSİLİ RESİM ile TEMSİLİ İSTİARE
- TEMSİL ile/ve/||/<>/> TERSİM
- TEMSİL/İYET ile TESLİM/İYET
- TEMSİLLER ile/ve/||/<> TEMSİL ÇOKLUSU
- TEMYİZ KUDRETİ/HUKUKİ EHLİYET/CIVIL RESPONSIBILITY[İng.] değil/yerine/= AYIRTIM GÜCÜ
- YARGITAY/TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )
- TENÂFÎ[Ar.] ile TEZÂD[Ar.]
( Aykırılık. İLE Zıtlık. )
- TENÂSSUR[Ar. < NASRÂN] ile TENÂSUR[Ar. < NASR]
( Hıristiyan olma. İLE Yardımlaşma. )
- TENÂSÜB >< TENÂFÜR[< NEFRET]
- TENÂSUH[< NESH] ile İTTİHAD[< VAHDET] ile HULÛL
( ... İLE Bir olma, birleşme, aynı düşüncede olma, birlik. İLE Gelip çatma. | Girme. )
- TENASÜP[Ar.] değil/yerine/= ORANLIK, ORAN/TI, UYMA, YAKIŞMA
( Aralarında uygunluk bulunma. | Birbiriyle ilgili söz ya da kavramların dizelerde toplanması sanatı. )
- TENÂTUH[Ar.] değil/yerine/= SÜSMEK
( Hayvanların boynuzlaşması. )
- TENBÂL[Ar.] ile TENBEL[Ar.]
( Kısa boylu, bodur. İLE Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
- TENBEL değil TEMBEL
- TENBİH ile/ve İKAZ
- TENCERE ile HARANA
( ... İLE Büyük tencere. )
- TENCERE ile TENCERE YEMEĞİ
- TENCÎS[Ar. < NECÂSET] ile TENCİZ[Ar.]
( Kirletme, pisletme. İLE Sona erdirme; sonuçlandırma. )
- TENDAİ ile/||/<> SHİNGON ile/||/<> SHİN ile/||/<> NİSHİREN
( Çin'de T'ien T'ai Budist okulundan gelişmiş Japon Budist okulu. @@ Görkemli törenleri ve töre severliğiyle ün yapmış Budist okulu. @@ Jodo ya da Arık Ülke Budizmi'nin bir kolu. @@ Tendai Budizm okulundan türemiş yurt sevgisini herşeyden öne alan Budist okulu. )
- TENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K ile BEN'DE/BENDE OLMA(MA)K/KALMA(MA)K
- TENDENCY :/yerine EĞİLİM
- TENDİNİT ile/||/<> BURSİT
( Tendonların yangılanması. İLE/||/<> Eklem çevresindeki bursa adı verilen keselerin yangılanması. )
- TENDÜRÜST[Fars.] değil/yerine/= DİNÇ, SAĞLAM
- TENEBBÜ'[Ar. < NÜBÜVVET] ile TENEBBÜ'[Ar. < NEBEÂN] ile TENEBBÜH[Ar. < NEBÂHAT]
( Peygamberlik iddiasına kalkışma. İLE Yerden kaynama. İLE Uyanma, uykudan kalkma. | Gafletten kurtulma, kendine gelme, aklını başına toplama. | Uyarım.[Fr. EXCITATION] )
- TENEFFÜL[Ar.] ile TENEFFÜR[Ar. < NEFRET]
( Nâfile namaz kılma ya da oruç tutma. İLE İğrenme, tiksinme. | [mecaz] Soğuma. )
- TENEFFÜS-İ CİLDÎ ile TENEFFÜS-İ KASABÎ ile TENEFFÜS-İ SAFÎRÎ ile TENEFFÜS-İ SINÂÎ ile TENEFFÜS Bİ-L-HEVÂ
( Deri solunumu. İLE Trake solunumu. [biyolojide] İLE Havanın soluk borularına girdiği ya da çıktığı sırada doğal olmayan ses. (tıp'ta) İLE Boğazdan açılan yapay bir delik aracılığıyla sayrının soluk alması. (tıp'ta) İLE Hava ile solunum. )
( TENEFFÜS[< NEFES]: Nefes, soluk alma; Yorgunluk almak için dinlenme; Tan yeri ağarma; Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
- TENEKE ile/ve KİLE
( Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. | Bu sacdan yapılmış olan. | Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. | Bu kabın aldığı miktarda olan.[13-14 kilo alır.]
İLE/VE
Tahıl ölçümlerinde kullanılır. Tenekeden 5 cm. daha kısadır. [10-12 kilo alır.] )
( KEYL[çoğ. EKYÂL]: Ölçme. | Kile ile ölçmek. | Tahıl, hubûbat ölçüsü, ölçek. | KEYLÎ: Kile ile ölçülen. | TEKYÎL[Ar. < KİLE]: Kile ile ölçme. )
( ... ile/ve YÜ [bir kile], FU [kilenin dörtte biri] )
- TENEKELEMEK ile TENEKE ile TENEKECİ/LİK ile TENEKE CAZ ile TENEKE MAHALLESİ
- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] ile/ve/||/<> MUSALLA[Ar.] ile/ve/||/<> KATAFALK[Fr. < CATAFALQUE]
( Kırkından sonra azanı, teneşir paklar. )
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. İLE Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE Önünden geçilerek kendine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer. )
- TENEŞİR[Fars. < TENŞÜR] değil/yerine/= SALACAK
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. )
- TENEŞİR/LİK ile TENEŞİR HOROZU ile TENEŞİR KARGASI ile TENEŞİR TAHTASI
- TENESSÜH[Ar.] ile TENEZZÜH[Ar. < NÜZHET]
( Pek güzel, eşsiz, çok az bulunur olma. İLE Gezinti. )
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ve/||/<>/> ARABA
( Eskiden, arabalara, tenezzüh denilirdi. Sadece hekimler kullanırdı. Hekim dışındakilerin araba kullanması ayıptı ve görgüsüzlüktü. )
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ile TENEZZÜL[< NÜZÛL]
( Gezinti. İLE Kendine aykırı düşen bir işi ya da durumu kabul etme, alçalma, inma. | Alçakgönüllülük, kibirsizlik. | Fiyatta düşme/inme, indirim. )
- TENEZZÜL ETME(ME)K ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBAR ETME(ME)K
- TENFÎS[Ar. < NEFES | çoğ. TENFÎSÂT] ile TENFÎŞ[Ar. çoğ. TENFÎŞÂT] ile TENFÎZ[Ar. < NÜFUZ | çoğ. TENFÎZÂT]
( Soluklandırma/nefeslendirme, soluklandırılma. İLE Pamuk atma, yün ditme. İLE Hükmünü yürütme, nâfiz kılma. )
- TENGÂY[Fars.] ile TENGNÂ[Fars.]
( Boğaz, vadi. İLE Dar yer, geçit, boğaz. | Mezar. )
- TENGİS[Ar. < NAGS] ile TENGÎZ[Ar.]
( Hayatını kederli, tasalı kılma. İLE Zindeliğini sarsma, zindeliği sarsılma. )
- TENHA[Fars. :Yalnız.] değil/yerine/= ISSIZ/ÜCRA[< UCRA], KALABALIK OLMAYAN | YALNIZ, TEK
- TENHEL ile ...
( Defne ağacı. )
- TENİS ESKRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ (TED) :
( 1936 yılında Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Avni Şaşa, Mecdi Serdengeçti, Memduh Moran, Ali Sermet, Salih Köreairf, Cihat Teğin, Rıza Arseven, Prof. Dr. Orhan Safa, Aydın Arakon, Prof. Dr. İhsan Şükre Aksel, Vedat Abut, Rıza Derviş, Tevfik Ali Çınar ve Neşet Kavdoğan tarafından kuruldu. Dernek; tenis, eskrim, dağcılık, basketbol ve masa tenisi dallarında faaliyet göstermektedir. Dünyanın en popüler zemini olan rebound - ace kaplı 10 açık, 4 kapalı ve kış aylarında kullanılan 5 balon kortu var. 2003 yılında düzenlenen " İST. İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası" (İTF (Uluslararası Tenis Federasyonu) ve ATP (Profesyonel Tenisciler birliği) gözlemcileri, hakemleri ve yabancı sporcuların değerlendirmeleriyle dünyadaki 44 ülkede yapılan 129 Challenger turnuvası arasında birinci seçilerek "2003 Challenger Ödülü" nü aldı. İlhan Şükran Aksel, Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Mecdi Serdengeçti, Şefik Yur, Germi Çapa, Erol Simavi, Avni Akman, Medeni Merk, Faruk Ebubekir, Prof. Dr. Behput Cevanşir ve Mehmet Tınaz başkanlık yaptılar. Prof. Dr. Behput Cevanşir Simge Başkan kabul edilmiştir. )
- TE'NÎS[Ar. < ÜNÛSET] ile TE'NÎS[Ar. < ÜNS] ile TEN'ÎŞ[Ar.]
( Bir sözcüğü, dişil kılma. İLE Alıştırma/alıştırılma, mûnis kılma. İLE Yukarı kaldırma. | Sürçüp düşen kişiye kalkması için dua etme. )
- TENİS ile TENİSÇİ/LİK ile TENİS KORTU ile TENİS SAHASI ile TENİSÇİ DİRSEĞİ
- TENKÎH[Ar. < NİKÂH çoğ. TENKÎHÂT] ile TENKİH[Ar. çoğ. TENKİHÂT]
( Nikâh etme/edilme, nikâh kıyma/kıyılma, evlendirme, evlendirilme. İLE Bir şeyin fazla ve gereksiz bölümlerini çıkartıp düzeltme, ayıklama, arıtma. | Hububatın taşını, toprağını ayıklama. | Me'mur maaşlarından indirme. )
- TENKİH ile TAHRİR
- TENKÎL[Ar. çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[Ar. < NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]
( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )
- TENKİS[Ar. < NÜKS] ile TENKÎS[Ar. < NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ[Ar.]
( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )
- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]
( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )
( ... vs. ... vs. CRITIQUE )
( ... avec ... avec CRITIQUE )
- TENKİT(MUAHEZE) ile ELEŞTİRİ
( Olumsuz eleştiri. İLE Hem olumlu, hem olumsuz olabilir. )
- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME
- TENKİT ile/ve/<> ŞİKÂYET
- TENKİT[Ar.] ile/değil/yerine/>< TAKDİR[Ar.]
- TENKİT ile TENKİTLİ ile TENKİTÇİ/LİK ile TENKİTSİZ
- TENKİT ile/ve/<> TENKIYE[< NAKY]
( Temizleme, fenâsını atma. İLE/VE/<> Ayıklayıp temizleme. | Kalın bağırsağa su verme ve bu iş için kullanılan araç.[HUKNE: Şırınga.][İHTİKAN | Fr. LAVMAN] )
- TENKİT ile VERYANSIN
- TENNIS :/yerine TENİS
- TEN-PEREST[Fars.] ile TEN-PERVER[Fars.]
( Gövdesini, kendini seven. Gövdesine çok dikkat eden. İLE Kendini beslemeye, rahatına düşkünlük. )
- TENREK ile ...
( Memeli bir hayvan. )
- TEN[Fars.]/SEL ile/ve/<> TİN/SEL ile/ve/<> TİN
( Ten, tinin zemini olamaz. )
( Giysi tenden, ten de candan habersiz! )
( Nedeni dışarıda olan. İLE Nedeni ve ereği/amacı kendinde olan. )
( Gövdenin dış yüzü, deri, cilt. | Gövde, vucut, beden. İLE/VE/<> İnsanın ve insanlığın toplam değeri, birikimi. )
- TEN/SEL ile/ve/değil/<> TİN/SEL
- TENSÎK[Ar. < NESAK] değil/yerine/= DÜZENLEME, DÜZELTME, YOLUNA KOYMA
- TENSİL ile TENSİL SAHASI
- TENSILE STRES/TENSILE STRESS[İng.] değil/yerine/= GERILIM DİRENCİ
- TENSION vs. STRECH
- TENSİP[Ar.] değil/yerine/= UYGUN BULMA, YARAŞTIRMA
- TENSÎR[Ar. < NESR] ile TENSÎR[Ar. < NASRÂN]
( Saçma, serpme. | Nazmı, nesre dönüştürme. İLE Birini Hristiyan yapma. )
- TENSOR PRODUCT ile/||/<> DİRECT SUM
( Tensor product ⊗ etkileşim İLE direct sum ⊕ bağımsız. )
( Formül: Interaction İLE independence )
- TENSOR[İng.] / TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENSÖR
- TENSÖR ile/||/<> VEKTÖR
( Tensör çok indisli dönüşüm kuralı İLE vektör tek indis. )
( Formül: T_ij İLE V_i )
- TENTENE[yerel]/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile KOPANAKİ[Yun.]
( Her türlü iplikle örülen ya da bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü. İLE El ile bir tür dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. | Bu araç üstünde örülen bir dantel türü. )
- TENTENE/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile SUTAŞI
- TENTÜR[Fr.] ile/ve/||/<> TENTÜRDİYOT[Fr.]
( Alkolün bir ya da birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilâç. İLE/VE/||/<> Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik ya da sıyrığa sürülen iyot tentürü. )
( TINCTURE OF IODINE )
- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR
- TENVİR[Ar.] değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME
- TENZİH/TEŞBİH ile BERZAH
- TENZİH <> BERZAH <> TEŞBİH
( HEM, HEM DE | NE, NE DE )
- TENZİH ile SELB
- TENZİH ile TAKDİS
( Soyutlayarak yüceltme. İLE Somutlaştırarak yüceltme. )
- TENZİH ile/ve TAKYİD/TAKYİT
( Arılama, kusur kondurmama. | Allah'ın tüm kusurlardan uzak olduğuna inanma. İLE Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama. )
- TENZİH ile TATİL
- TENZİH ile/ve/||/<> TEŞBİH[< SÜBUH]
( [BATI PARADİGMASIYLA] FELSEFE ile BİLİM )
( TEVHİD: SANAT )
( Görünmezlik âlemi. Saflık âlemi. Nezahet, temizlik, paklık. Ayrılama, uzak tutma. İLE/VE/||/<> Görünürlük âlemi. Mânâyı maddede görmek. Asıl değil ama asıl gibi. Benzetme, benzetilme, benzeti. )
( Sırf tenzîhte kalanlar, Küfür'de, sırf teşbîhte kalanlar ise Şirk 'tedir. Tenzîh ile teşbîh arası, yâni "berzah", insânın kendidir. )
( Hz. Musa. İLE/VE/||/<> Hz. İsa. )
- TENZİH ile/ve/> TEŞBİH ile/ve/> TESBİH ile/ve/> TECRİT ile/ve/> TEFRİK
- TENZİH ve/> TE'VİL
- TEŞBİH:
TENZİHSİZ ile/değil/yerine/>< TENZİHLİ
( Şizofrenik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sanat. )
- TENZİHTE, TEŞBİHİ GÖRMEK ile/ve/<> TEŞBİHİ, TENZİHTE GÖRMEK
( İkisi de, birliğe/tevhide getirir. )
- [TENZİH-TEŞBİH ile/ve/> TENZİHTE TEŞBİH, TEŞBİHTE TENZİH] ile/ve/değil/yerine/> HEM TENZİH, HEM DE TEŞBİH | NE TENZİH, NE DE TEŞBİH
- TENZİL[Ar.] ile TENZİH[Ar.]
( İndirme. İLE İndirgeme/benzetme. )
- TENZÎL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. TENZİLÂT] ile TENZÎR[Ar.]
( İndirme, azaltma, aşağı düşürme. | Kur'ân-ı Kerîm. İLE Kötü bir haber vererek korkutma. )
- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ
- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER
( THEOLOGY: ATLAS FELEGININ INNER CONCAVE vs./and AY FELEGININ OUTER CONVEX ARASI/NDAKI/LER )
- TEOLOJİ:
TANRIBİLİM değil DİN BİLİMİ
- TEOREM[Fr.] ile/ve/değil/||/<>/< TEORİ[Fr.]
( Kanıtlanabilen bilimsel önerme. | Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin ya da özelliğin bildirimi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kuram. )
( Matematik ya da mantıkta, aksiyomlara ve önceki teoremlere dayanarak kesin olarak kanıtlanmış bir önerme.[Mutlak doğruluğu kanıtlandığından tartışmaya açık değildir.] İLE Bilimsel yöntemle kanıtlanmış, gözlemlerle desteklenen ve geniş bir olgular bütününü açıklayan genel bir çerçeve.[Hipotezden gelişir ve yanlışlanabilir nitelikte olmasına karşın genellikle geniş kabul görür.] )
- KURAM/TEORİ ile/ve ÜTOPYA
( ... İLE/VE Hayalini biçimlendirmek/eğitmek. )
( THEORY vs./and UTOPIA )
- HEIGHT EQUIVALENT OF A THEORETICAL PLATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEORİK TABAKAYA EŞDEĞER YÜKSEKLİK (HETP)
- TEORİK/NAZARİ değil/yerine/= KURAMSAL
- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ
- TEPE TAKLAK (OLMAK)
- TEPE YANGINI ile/ve/||/<>/> GÖVDE YANGINI
- TEPE ile ARAFAT
( ... İLE Hacıların, Yakınlık/Yakınlaşma[Kurbiyet] Bayramı'nın arife günü toplandıkları, Mekke'nin doğusundaki tepe. )
- TEPE ile DİKMEN
( ... İLE Koni biçiminde tepe. )
- TEPE ile KAÛR/KUMUL/ERG/EKSİBE
( ... İLE Çölde, rüzgârın yığdığı kum tepeleri. )
- TEPE ile KURGAN
( ... İLE İlk Çağ'da, mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe. | Tepe biçiminde mezar. )
- TEPE ile TEPELİ
( CREST vs. CRESTED )
( ستيغ ile کاکلي )
( ستيغ ile KAKELY )
- TEPECİK, STIGMA = İSTİGMA = STIGMATE
- TEPELİ DALGIÇ = ELMABAŞ
( Dalgıç kuşlarından, başında kara tüylerden bir tepelik bulunan, sazlık göllerde yaşayan bir kuş. )
( PODICEPS CRISTATUS )
- TEPESİ ATMAK değil TAPASI ATMAK
- TEPEÜSTÜ ÇEŞMESİ (ÇAMLIK ÇEŞMESİ) :
( Maden Mahallesinin Tepeüstü mevkiinde, Zekeriyaköy yolunun solundaki sokaktadır. Çeşme 2002'de Sarıyer Belediyesince onarıldı. Uzun yıllar susuz kalan çeşmeye Nalbant Çeşmenin alt kısmındaki kaynak suyu bağlanarak su akışı sağlandı. Çeşmenin mahalle sakinlerince 1970'li yıllarda yapıldığı biliniyor. Mermer kitabesinde şöyle yazıyor: Bismillahirrahmanirrahim/ Biz her canlıya sudan hayat verdik". )
- TEPEYURT, DURSUN (GİRESUN, 1959) :
( Emekli Beden Eğitimi öğretmeni. İlk, orta lise ve yüksek öğrenimini İstanbul'da yaptı. 1981'de Sarıyer Orta Okuluna Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. 1983 yılında Sarıyer Spor Kulübü'nde atletizm antrenörlüğüne getirildi. Bu görevi ile birlikte, futbol okulunun da başına getirildi. 1987 yılında Enka Spor Kulübü atletizm antrenörlüğü görevini üstlendi. Enka Spor Kulübü antrenörlüğü görevini yürütürken atletizm milli takım antrenörlüğü ile görevlendirildi ve yıldız, genç ve büyükler atletizm milli takımlarını çalıştırdı. Çalıştırdığı atlerden Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıktı. 2019 itibariyle milli takımlardaki görevi devam ediyor. Sarıyer atletizm takımını çalıştırırken, Mutlu Çörten, Çiğdem Çemberci, Feride Sütçü, Demirhan Çemberci, Hüseyin Kav, Erkan Barlas, Halit Kılıç, Merve Aydın, Aslı Arık gibi pek çok milli sporcuyu Türk atletizmine kazandırdı. Halen Atletizm milli takımı başında antrenör olarak görev yapmaktadır. Uluslararası atletizm hakem olup, pek çok uluslararası panel ve seminerlere katıldı. Sarıyer Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Spor Müdürlüğü Atletizm Temsilcisi olarak da görev yaptı. Sarıyer'de atletizme sevdiren ve pek çok atlet yetiştiren bir antrenördür. )
- TEPHİR[Ar.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA
- TEPİ = İÇTEPİ
( Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek, itki. )
(1996'dan beri)