SANAT (ART)

- SEMPATİK/SYMPATHETIC[İng.] değil/yerine/= SEMPATİK (SİNİR BİLİMİ) | SEVİMLİ, CANA YAKIN

- SEMPATİK ile/değil/yerine/<> YAKIŞIKLI/GÜZEL

- ŞEMSE ile/||/<> SALBEK ile/||/<> TIĞ

( Süslemede kullanılan oval, dairesel biçimde dilimli ya da düz motifler. İLE/||/<> Şemsenin iki ucunda bulunan, tepelik biçimindeki uzantılar. İLE/||/<> Tezhipte, desenin bitiminde; ciltte, şemse ve köşebent kenarlarında kullanılan yardımcı süsleme motifi. )

- ŞEMSİYE ile/ve/||/<> YELPAZE

- SEN BİLİRSİN ile SEN, BİLİRSİN

( Kişide ya da kişiye yönelik. [Bilinenin ya da verilecek kararın, öteki tekil kişi("senin") tarafından sağlanabileceğini belirtmek üzere.] İLE Bilgi ve bilinen üzerine. [Kendimizin ve başkalarının bildiği/bilmediği bir durum ya da ayrıntının (tekil kişi["senin"]) tarafından bilindiği (bilgi/haber/ayrıntı) üzerine.] )

- SEN Mİ ÇOK ZEKİSİN?" ile/ya da/<> "BEN Mİ ÇOK APTALIM?"

- SENARYO ile/değil BAĞLAM

- SENARYO ile/ve/değil/||/<> FOTOĞRAF

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SENİYY/SENİYYE[Ar.] ile SENİYYE[Ar. çoğ. SENÂYÂ]

( Yüksek, yüce. İLE Öndeki dört diş. )

- ŞENLENME ve/||/<>/> BEREKETLENME

- SER[Fars.] ile/ve/||/<> CAN[Fars.]

- SERAMİK ile/||/<> LAKABİ

( ... On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran'ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik. )

- SERAMİKTE:
ONARIM
ile/ve/||/<> KINTSUGI

( ... İLE/VE/||/<> Japon seramik sanatında, kırılan ya da çatlayan parçaları daha anlamlı ve değerli duruma getirmek için hasarlarını göstererek toz altın ile onarma sanatı. )

- ŞERBET ile/ve/değil/||/<>/< "ŞERBET"

( Boğazdan akan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilden dökülen. )

- ŞERH ile/ve/||/<> TEVİL

- SERİ[Fr.]/SERIAL[İng.] değil/yerine/= DİZİ

- ŞERİT/KULVAR[Fr. < COULOIR]/KANAL[Fr. < CANAL]" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM

- SERMED ile/ve DEHR ile/ve ZAMAN

( Sabitin, sabite orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Sabitin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Değişenin/ütegayirin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. )

- SÖZ:
SERT
ile/ve/||/<> TERS ile/ve/||/<> KİTABIN ORTASINDAN


- SERÜVEN ile SERENCÂM

- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİMET

- SERVET[Ar.] değil/yerine/= VARLIK

- SES ile/ve/değil/||/<>/>/< "ES"[< S][ARA (VERMEK)]

- SESİMİZİ YÜKSELTMEK ile/değil/yerine/>< SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTMEK

- YÜKSELTMEK:
SESİNİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜNÜ

- FİLM:
SESSİZ
ile/ve/||/<>/> SESLİ

- SESSİZLEŞME/SUSKUNLAŞMA:
DİNLEYENİMİZ OLMADIĞINDA
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAYANIMIZ OLMADIĞINDA

- SETR ile KÜFR

- SEVDİĞİMİZ İŞİ YAPANA KADAR ve/||/<> SEVDİĞİMİZ YERDE OLANA KADAR

( Yaptığımız işi sevelim! VE/||/<> Olduğumuz yeri sevelim. )

- SEVDİKLERİMİZ VE VEFÂT EDENLER İÇİN:
AĞLAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAMAK

- SEVGİ:
EDÂ
ile/ve/||/<>/> SEDÂ

- SEVGİ > İTİDAL ve/||/<>/< ADÂLET

( Kişide/Kişiye. VE/||/<>/< Toplumda. )

- SEVGİ/İRFAN:
[KUSURLARI/HATALARI ...]
YOK EDEN
değil KABUL EDEN

- SEVGİ ve/||/<>/> BİREŞİM(TEVHÎD)

- SEVGİ ile/ve/<> GÜZELLİK

( Sevdiğinden dolayı güzel bulmak, güzel olduğundan dolayı sevmek. )

- SEVGİ ve/||/<> İLETİŞİM

( Kişinin/kişinin, en temel, öncelikli/olmazsa olmaz iki gereksinimi. )

- SEVGİ ile/ve/<> İLİŞKİ

- SEVGİ ile/ve/||/<> KAYRA/LÜTÛF/İHSAN

( ... İLE/VE/||/<> Tanrısal. )

- SEVGİ ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI

( Zaman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mekân. )
( Sevgi, saygıyla devam eder. )
( Mum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mumun etrafındaki cam/fanus. )
( Hz. Mûsâ. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hz. Îsâ. >
[İkisini de birliğe getiren, Hz. Muhammed.] )
( Koşullu[Hak edene, lâyık olan(lar)a]. İLE/VE/<>/< Koşulsuz[Herkese]. )
( Alev. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fener. )
( Ferâgat ile. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fedâkârlık ile. )
( [Bağlamına/koşullarına göre ...] Yetebilir/yetmeyebilir. | Yetersiz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yeter/yeterli. )
( [en az] %1 olmalı [ve geri kalan her şey] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %99 olmalı! )

- SEVGİ ve/||/<> SIĞINMA

- SEVGİ ve/||/<> SÜCÛD

- SEVİNÇ:
İYİ ŞEYLER OLDUĞUNDA
ve/||/<> KÖTÜ ŞEYLER OLMADIĞINDA

( Her zaman. VE/||/<> Çoğunlukla ve/ya da bazen. )

- SEVİYE ile/ve/||/<> DERİNLİK

- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY

- SEVK ile/ve/>/değil/yerine İDRAK

- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK

- SEVMEK:
"SAHİP OLMAK"
ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK

- SEVMEK:
SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK
değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK

- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK


- SEVMEK ve/||/<>/>/< SEVİLMEK

( Bir şey. VE/||/<>/>/< Çok şey. )
( Cesaret verir. VE/||/<>/>/< Güç verir. )
( Kimseye, kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. )

- SEVME/SEVGİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE YARAMA

( Çoğunlukla, kişilerin ne kadar işine yarıyor/yaramıyorsak, bizi o kadar çok/az "severler". )

- ŞEY ile/ve/||/<> NESNE ile/ve/||/<> GÖSTERGE

( )

- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT

- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK
yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )
( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )
( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )
( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )
( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )
( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

- SEYRETMEK yerine DİNLEMEK

- SEZGİ/ÖKE(DEHÂ):
ZEKÂ
ve/+ İÇGÜDÜ

- SEZGİ/SEZGİSELLİK ile/ve/değil/<> BÜTÜNLÜK/BÜTÜNSELLİK

- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< ALIŞKANLIK

- SEZGİ ile/ve APAÇIK GÖRMEK


- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KAVRAM

- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SAĞDUYU

- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< USTALIK

- SEZGİSEL ile/değil/yerine/||/<>/< ÇAĞRIŞIMSAL

- SEZGİSEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNSEL

- SEZGİSEL ile/ve/<> İMGESEL

- SEZGİYİ HAREKETE GEÇİRMEK ile/ve SEZGİYİ OLGUNLAŞTIRMAK

- SƏNƏT[Azr.] = SANAT[Tr.]

- SFENKS[Yun.] değil/yerine/= YONTU

( Yunan mitolojisinde, geçen yolculara, bazı bilmeceler sorarak, bilmeyenleri yuttuğuna inanılan söylence canavarı. | Mısır'da, eski Mısır'lılar çağından kalma kadın başlı, aslan gövdeli yontu. )

- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR

( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

- ŞİFÂ ile/ve/||/<>/> SADRA ŞİFÂ

- SIFAT-I NOKSAN ile/değil/yerine/||/<>/>< SIFAT-I KEMÂL

( Bilgisizlik/cehalet. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilgililik/bilgelik. )
( Cehl. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< İlim. )

- 0[SIFIR]:
"YUTAN"
ile/ve/değil/||/<>/< DURAN/DURDURAN / ARA

- SIFIR[0] ile/ve SONSUZ

( Yutan sayılar. )

- [hem] ŞİFRELEME ile/ve/değil/yerine/hem de/<>/>/< VERİYİ/BİLGİYİ GİZLEME

- SIĞ ile/ve/||/<> KOF ile/ve/||/<> GÜDÜK

- ŞİİR "DİLİ" değil ŞİİR BİÇİMİNDE

- ŞİİR:
"DUYGULANMAK" İÇİN
değil DUYUMSAMAK İÇİN

- ŞİİR:
ŞAİRİN
ile/ve/değil/||/<>/< HAKİKATİN

- ŞİİR ile/ve/||/<>/> BESTE

( ... İLE/VE/||/<>/> Bir şarkının, makam ile uyumu. | Kapalı, bağlı, bitiştirilmiş, bağlanmış. | Donmuş. )

- ŞİİR ile/ve/<> MÜZİK

( Şiir, ifade edilemez olanı sözlere dökme sanatıdır. )
( Tanrı Toth'un konuşmasının taklidi. )
( Şiir şişmanlatmaz fakat (egoyu) şişirir. )

- ŞIK[Fr. CHIC] ile ŞIK[Ar. ŞİKK]

( Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. İLE Seçenek. )

- ŞIK[Ar. < ŞİKK] ile ŞIK[Fr. < CHIC]

( Seçenek. İLE Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. )

- ŞİKÂYET ETMEK ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

- [ne yazık ki]
ŞİKÂYET ile İSRAF ile SIRADÜZENSİZLİK[ANARŞİ] ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
değil/yerine/><
KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

DEĞİL/YERİNE/><

Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET

- ŞİKÂYET" ile/=/||/<> RESİM

- SİKİL" ile/değil/< SKILL[İng.]

- SIKILIK ile/ve/değil AÇI

- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER

( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )

- SIKIŞMIŞLIK ile/ve/||/<>/> SIKILMIŞLIK

- [ne yazık ki]
SIKIYA
ile/ve/||/<> SIKILMAYA GELEMEMEK

- SIKLAŞTIRMA ile SIKILAŞTIRMA

- ŞIK/LIK ile GÜZEL/LİK

- SIK/LIK ile/ve/||/<> SIKI/LIK ile/ve/||/<> YOĞUN/LUK

- SİLAHSIZLANMA ile/ve/||/<> YANITSIZ BIRAKMA

- SİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ÇİZMEK(")

- SİMA ile/değil SİNEMA

- SİMETRİ ile ASİMETRİ

- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI

( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )

- SİMGE:
AÇAN
ile/ve/||/<> ÖRTEN/KAPATAN ile/ve/||/<> ÖRTEREK GÖSTEREN/GÖSTERİLEN

- SİMGE:
ANAHTAR
ile/ve/||/<> MÜHÜR

- SİMGE:
BULUŞMA
ve/+/||/<> BİRLEŞME

- SİMGE:
CANLI
ve/||/<>/> CANLANDIRICI

- SİMGE:
[ÇOK FARKLI/ÇEŞİTLİ ANLAMI/DEĞERİ]
GÖSTEREN/TAŞIYAN
ile/ve/değil/||/<>/< BİRARAYA GETİREN

- SİMGE ile/ve/||/<>/>/< İNCELİK

- SİMGE ile/ve/||/<>/> MAZMUN

- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]

- SİMGE ile/ve SİMGE

- SİMGE ile/ve/||/<>/> SİMGENİN SİMGESİ (ARACI VE KAYNAĞI)

( ... İLE/VE/||/<>/> Ayna ve birey[insan]. )

- SİMGEBİLİM = SYMBOLICS[İng.] = SYMBOLIQUE[Fr.] = SYMBOLIK[Alm.]

- SİMGE/LER:
KENDİLERİ
değil KENDİNİ AŞAN ANLAMI/ANLAMA İŞARET EDEN

( SİMGE: Kendinden başka bir şeyi gösteren. )

- SİMGE/LEŞTİRME ile/ve/değil/||/<>/< BENZETME

- SİMGESEL (ANLATIM) ile/ve/<> ÇOKLU (ANLATIM)

( Akıllı kişiler, canlı bir varolanın, dil ve sözle çizilerek anlatılmasını, boya ya da herhangi bir sanat yapıtıyla gösterilmesine yeğ tutar; akılla izleyemeyen kişilere ise sanat yapıtı daha uygun gelir. )

- SİMGESEL DÜŞÜNME ile/ve/> DÜŞÜNCENİN, KENDİNİ ÖRMESİ

- SİMGESEL/LİK ile/ve/<> AŞKIN/LIK

( Aşkınlığın imgesi. İLE/VE/<> Aşkınlığın gerçekleşmesi. )
( Simgelerin hem örtücü, hem de açıcı özellikleri vardır. )

- SİMPLEKS | TEK YÖN/LÜ >< ÇOK YÖN/LÜ

- SİMÜLASYON/SİMÜLATÖR[Fr.] değil/yerine/= BENZETİM/BENZETİMLİK | SAYRIMSAMA

- SINAAT/ZANAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SANAT

( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaratıcı imgelem. )
( İşlevi/nde olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )
( Aktarılabilir, tekrarlanabilir, devredilebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Aktarılamaz, tekrarlanamaz, devredilemez. )

- SINAMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<> İNDİRGEMEK


- SİNDİRMEK ile/ve/||/<> İÇSELLEŞTİRMEK

- SİNEMA:
SANAT
ile/ve/değil/||/<>/> SANAYİ/ENDÜSTRİ

- SİNEMA TARİHÇİSİ ile/ve/değil/||/<> SİNEMA ELEŞTİRMENİ

- SİNEMA TARİHİ ile/ve/||/<> FİLM TARİHİ

( Bağlam içinde kalarak. İLE/VE/||/<> Tekil ve/ya da birbiriyle ilişkilendirilerek. )

- SİNEMA ile/ve FİLM

- SİNEMA ile/ve/||/<> SANAT

( )
( 1- Jean Jacques Annaud / Gülün Adı(The Name of the Rose [1986])

2- Kim Ki-Duck / İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar(Bom Yeoareum Gaeul Gyeoul Geurigo Bom)

3- Peter Weir / Ölü Ozanlar Derneği(Dead Poets Society)

4- Tony Kaye / Kopma(Detachment) [2011]

5- Andrzej Jakimowski / Hayallerin Ötesinde(Imagine) [2012]

6- Scott Hicks / Shine [1996]

7- Milos Forman / Guguk Kuşu(One Flew Over the Cuckoo's Nest)

8- Sidney Lamet / Equus

9- Michelangelo Antonioni / Cinayeti Gördüm(Blowup) [1966]

10- Alain Corneau / Dünyanın Tüm Sabahları(Tous les matins du monde) )

- SİNEMA ile/ve TİYATRO

- SİNEMA'DA:
OSMANLI( XX. YY.)
ile/ve/değil/||/<>/> AYASTEFANOS

- SINIFLANDIRMA ile/ve/> SIRALAMA

- SINIR ile/ve/||/<> ARA


- SINIR ile/ve/değil/yerine/<> ÇARE

- SINIR ile/ve/<> DİP

- SİNİR ile/ve/||/<> GÜÇ ile/ve/||/<> VAJİNA/PENİS/PARA

( "Düşünüyorum, dinliyorum, okuyorum, anlıyorum ve gelişmek istiyorum" düşünce ve çabası içinde olan [dişil ya da eril] her bireyin, zorunlu olan paylaşım ve dayanışmayla bazı şeylerden yararlanmak[/istifade etmek] ve birbirine zarar vermemek üzere nitelikli bir yaşam sürmek için uzaklaşması, terk/istifâ etmesi gerekenlerdir. )

- SINIR ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İZ

- SINIR ile/ve/||/<> KIYI ile/ve/||/<> UFUK ile/ve/||/<> YERYÜZÜ ile/ve/||/<> GÖKYÜZÜ ile/ve/||/<> KÜRE ile/ve/||/<> ARAF ile/ve/||/<> EŞİK ile/ve/||/<> BAĞLAÇ ile/ve/||/<> KURGU

( Önemli eşikler ve sınırlar. )

- SINIR[Yun. < PERAS]/HADD/HUDUT[Ar.] ile KOTA[Fr./İng. < QUOTA]

( İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uc. | Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği ya da çıkabileceği en alt ve en üst yer. | Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük. | Uc, son. İLE Bir ülkede ithal edilecek nesnelerin çeşitlerini, oranlarını ya da miktarlarını gösteren dizin. | Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. | Kuruluşlarda ya da derneklerde bir öbeğe tanınan sayı. | Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı. )

- SINIRLAMA ile/ve/<> ÇERÇEVELEME

- SINIRLANDIR(IL)MA ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİR(İL)ME

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/||/<>/< ÇERÇEVELENDİRME

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ELEŞTİRİ


- SINIR/LANDIRMAK ile/ve/||/<> KOŞUL/LANDIRMAK

- SINIRLI TUTMAK ile/ve/değil/||/<>/< YETİNMEK

- SINIRSIZ ile SONSUZ

( Mekânda. İLE Zamanda. )
( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )
( Sonsuz, bölünemez. )
( Sonsuz, sonsuzdan büyük ya da küçük olamaz. )
( Sonsuzluk, nicelik değildir. )
( In place. VS. On time. )

- SİNOPSİS ile/ve/||/<> TRETMAN

( İmge'nin ele alınış biçimi. @@ İmgenin, simgeselliğini ele alış biçimi. )

- SİNSİN ile HALK OYUNU

( Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin, davul, zurna eşliğinde oynadıkları halk oyunu. )

- SİNYAL[İng.,Fr. < SIGNAL] değil/yerine/= İMLEM

- ŞIPPADAK/ŞIPPADANAK/ŞIRAKKADAK/ŞAKKADAK/PATTADAK/PATTADAN/PATTADANAK ANSIZIN/ANİ[Ar.]

( Birdenbire ve beklenmeyen bir zamanda. )

- SIR:
GİZLİ
ile/değil DİLE GEL(E)MEYEN

- SIR ile/ve/||/<> DOSTLUK

( Bir şeyi anlatmamak isteyişimizde başlar. İLE/VE/||/<> Her şeyi anlatmak isteyişimizde başlar. )

- SIR ile/ve/<> "KOKU"


- SIR ile/||/<> SIRALTI TEKNİĞİ ile/||/<> SLİP TEKNİĞİ ile/||/<> PERDAH TEKNİĞİ/LÜSTER ile/||/<> RENKLİ SIR TEKNİĞİ ile/||/<> KARBOTİ

( Keramikler üzerinde koruyucu, cam benzeri tabaka. İLE/||/<> Keramik boyalarının bisküvi halindeki keramikler üzerine boyanarak üstlerine sır çekilmesi, boyaların sır altında kalması ile oluşan teknik. İLE/||/<> İlk dönem Osmanlı keramiklerinde hamur kırmızıdır. İşte bu kırmızı rengi kapanak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için keramikler astarlanır. Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada astar, normaldeki halinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır. İLE/||/<> Perdah tekniği çini ve keramik alanında bir sır üstü çalışmasıdır. Kap istenen renkte sırla sırlanıp fırınlandıktan sonra perdah adı verilen madde ile istenen örnekler yapılır ve az hararetli, dumanlı bir fırında tekrar fırınlanır. Bu fırınlamadan sonra, kap madeni bir parlaklık kazanır. İLE/||/<> Osmanlılar tarafından uygulanan bir çini tekniği. Bu teknikte boya sır altındadır. Sırın kendisi renklidir. İlk olarak, levha üzerine sınır birbirine karışmasını önleyen, kontur oluşturan bir madde ile sınırlar belirlenir. Daha sonra, istenen renkler sırasıyla boya gibi kullanılarak levha renklendirilir. En son fırın işlemiyle renkler ve yüzey tarafında içinden kaynaklanan bir mermerleşme karışması sağlanır. İLE/||/<> Keramiklerin süslenmesinde kullanılan bir teknik. Doğrudan kabın üzerine yapılan ya da ikinci hamuru yapıştırmak yoluyla bir takım kabartma figürlerin işlenmesi. )

- SIRADAN KİŞİ ile/değil AYDINLANAN KİŞİ

( Aydınlandığını sanır. İLE/DEĞİL Sıradan olduğunu anlar. )

- SIRADAN KİŞİ değil/yerine ETİK VE ESTETİK KİŞİ

( ... DEĞİL/YERİNE Bilgeliğin, etiğe; sanatın da estetiğe dönüştürmesiyle. )

- SIRADAN ile/ve/||/<> SONRADAN

- SIRADÜZENSİZLİK ile/ve/||/<> KARMAŞA

- ŞİRİN/LİK ile GÜZEL/LİK

- ŞİRİN/LİK ile/ve/||/<> MASUM/İYET

- SİS ile/ve/||/<>/> İZ

( Havada/çevrede. İLE/VE/||/<>/> Zihinde. )

- SİS ile/ve/||/<> KARANLIK

- ŞİŞİRMEK ile/ve/||/<> KÖPÜRTMEK


- SİYAH/BEYAZ ile/ve/değil/>/<>/< RENKSİZLİK

- SİYÂSET ile/ve/||/<> SİYÂSET(İN) YORUMU

- SİZ (DE) HÂLÂ ÇOK GÜZELSİNİZ değil SİZ (DE) HER ZAMAN ÇOK GÜZELSİNİZ

- SİZE KATILIYORUM" ile/değil SÖYLEDİĞİNİZE/DÜŞÜNCENİZE KATILIYORUM

- SİZE" (PAYLAŞACAĞIM) değil SİZİNLE (PAYLAŞACAĞIM)

- SİZİ KESEYİM/KESİYORUM değil SÖZÜNÜZÜ KESEYİM/KESİYORUM

- SİZİ ...:
"ODAKLADIK"
değil ODAKLANDIRDIK

- SIZLANMA ile/değil/yerine SORGULAMA

- SIZLANMA ile/ve/değil TESPİT

- SIZLANMAK ile/değil/yerine/>< HAKKINI ARAMAK


- SKALA/SCALE[İng.] ile SPEKTRUM/SPECTRUM[İng.]

( Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi. | Bir rengin belirli bir tonunun sağa doğru giderek artan oranda beyaz, sola doğru giderek artan oranda siyah katılarak elde edilebilen türevlerini gösteren cetvel. | Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi. | Gam. İLE Çeşitlilik. )

- SLAYT[İng.] değil/yerine/= YANSI

- SLOGAN[Fr./İng.]/KLİŞE[Fr. < CLICHÉ]/MOTTO[İt.] ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE

( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )

- SOHBET:
SALLANAN MASADA
ile/>< SALLANAN/SARHOŞ KİŞİYLE

( Olur. @@ Olmaz! )

- SOHBET ve/<> BAHANE(GÜZELLİK)

- SOHBET["SOHPET" değil!] ile/ve/<> MUHABBET

( Aklın dili/aracı sözcükler ve sohbet, gönlün dili muhabbettir. )
( Kişiyi, tümel/küllî akıla götürecek tek şey, muhabbettir. )
( Ehl-i derdin sohbetine mahrem et! )
( ... İLE/VE/<> İçinde sen/ben['den] olmayan. )
( Dil ile. İLE/VE/<> Göz ile. )

- SOHBET'İN:
KÂL'İ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HÂL'İ

- ŞÖHRET ile TANINMIŞ

- ŞÖHRET ile "YILDIZ"("STAR")

- SOKAK/HABER FOTOĞRAFI ile/ve/değil/||/<>/< BELGESEL FOTOĞRAF

( )

- SOL (HAREKETLER) ile/değil SON (HAREKETLER)

- SOLMAK ile/değil/yerine/||/>< OLMAK

- SOLUK "MEKİĞİ" ve/||/<>/> KAZA VE KADER "MAKASI"

( Yaşam kumaşını dokur. VE/||/<>/> O kumaşı biçer. )

- SOLUK ve/||/<> BESLENME ve/||/<> PSİKOLOJİ ve/||/<>
FİZYOLOJİ
ve/||/<> EŞEYSELLİK ve/||/<> İLETİŞİM

- SOMUT ve/=/||/<> EYLEM

- SOMUTU AÇIKLAMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine SOYUTU ANLATIP SOMUTTAN ÖRNEK VERMEK

- SON AKŞAM YEMEĞİ ile/ve "SON AKŞAM YEMEĞİ"

( 1495 - 1498 arasında. İLE/VE 1662[Çuhacılar Loncası] )
( Tabloda 26 el bulunur. İLE/VE 5 el bulunur. )
( Leonardo da Vinci.[15 Nisan 1452 - 02 Mayıs 1519] İLE/VE Rembrandt Harmenszoon van Rijn.[15 Temmuz 1606 ? 04 Ekim 1669] )

- SON "HADDE" değil SON RADDE

- SONA BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YOLA BAKMAK

- SONA ERDİRME ile KURTULMA/KURTARMA

( Ancak Yaşamımızın muazzam kederini tamamen idrak ederek ona karşı isyan ettiğimiz zaman, bir çıkış yolu bulunabilir. )

- SONDA/Kİ ile/ve/değil/||/<>/< SONRA/Kİ

- SONLU SONSUZ ile/ve/||/<> SONSUZ SONLU

( İçerik, biçim/şekil/morf. İLE/VE/||/<> Yapı, sûret/form. )

- SONRADAN ile/ve/değil/||/<> AYRICA

- SONSUZ ile/ve/değil/||/<>/< SAYISIZ

- SONSUZA YÖNELİK OLMA ile/ve/<>/değil SÜREKLİLİK

- SONSUZLUK:
NİCELİKTE
ile/değil NİTELİKTE

( Yoktur. İLE/DEĞİL Vardır. )

- SONSUZLUK ile/ve/||/<>/> AN ile/ve/||/<>/> TERSİNEMEZLİK(ENTROPİ) ile/ve/||/<>/> HEM, HEM DE | NE, NE DE ile/ve/||/<>/> BİLE DEĞİL (<> / > / <

- SONSUZ/LUK ile/ve/||/<> ile/ve/||/<> GOOGOLPLEX ile/ve/||/<> GRAHAM ile/ve/||/<> RAYO

( ∞ İLE İLE Googol, matematikteki büyük sayılardan biridir ve 10 üzeri 100'e eşittir. Başka bir deyişle 1 googol, 1 rakamına yüz sıfır ekleyerek yazılır. Bu terim, Amerika'lı matematikçi Edward Kasner'ın yeğeni Milton Sirotta[1929–1980] tarafından 1938 yılında kullanılmaya başlanmıştır.[Milton, bu sırada dokuz yaşındaydı.] )
( Bir trilyon, oniki sıfırla yazılır. Yüz tane sıfır kullanırsak, buna, bir "gogol" denilir. Bir gogol sıfır kullanılarak yazılan sayıya, "gogolplex" denilir. Evrendeki tüm moleküllerin sayısını yazmak için 79 sıfır yetiyor. Bir milyon gün, ancak 2739 yıl oluyor. İstanbul'un fethinden bu yana, sadece 17 milyar saniye geçmiş. Yazının bulunuşundan bugüne ise ancak 189 milyar saniye geçmiş.[Bu, trilyonun ancak beşte biridir.] Bir kişinin yaşamı, ortalama 2 milyar saniyedir. )

- SONSUZLUKTA:
BÖLÜNEBİLİRLİK
ile/ve/||/<> EKLENEBİLİRLİK

- SONUÇ İTİBARI İLE ile/ve/||/<> ESAS İTİBARI İLE ile/ve/||/<> ÖZ İTİBARI İLE


- SONUÇ ile/değil/yerine ÇIKARIM

- SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> DEĞERLENDİRME

- SONUÇ ve/||/<>/< KISIR/LIK

- SONUÇ ile/ve/||/<> ÖZET

- SONUÇ ile/ve/değil/||/<>/> ÜRÜN

- SONUÇLANDIRMA ile/ve/değil/||/<>/> SONLANDIRMA

- SONUÇTA değil ...'NIN SONUCUNDA / SONUÇ İTİBARİYLE

- SONUCU ile/ve/değil/||/<>/> DEVAMI

- SORGULA!:
ELİNİ
ve/||/<> DİLİNİ ve/||/<> YOLUNU ve/||/<>
GÜNÜNÜ
ve/||/<> GÖNLÜNÜ ve/||/<> SONUNU

( Kazandıkça, bölüşemiyorsan. VE/||/<> Konuştukça, kırıcı oluyorsan. VE/||/<> Yürüdükçe, hedeften çıkıyorsan. VE/||/<> Günler/yıllar geçtikçe, yerinde sayıyorsan. VE/||/<> Sevildikçe, vefâsızlaşıyorsan. VE/||/<> Hangi durumda olursan ol! )

- SORGULAMA ve/||/<>/> ÖZGÜRLEŞME


- SORGULAMA ile/ve/||/<>/> SINANMA

- SORGULAMAK ile/ve/||/<>/> ANLAMAK ile/ve/||/<>/> AŞMAK

- SORGULAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖZLEMLEMEK