Latince karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
Öncelikliler
itibarı ile 4.582 başlık/FaRk ile birlikte,
4.582 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(1/20)
- [ne yazık ki]
DESPOT[Fr. < DESPOTE | Yun. < DESPOTES(: Efendi.)] ile/ve/<> DESPOT[Yun.] ile/ve/<> DİKTATÖR[Lat. < DICTATOR] ile/ve/<> FAŞİST[İt. < FASCIO(: Demet, birlik.)] ile/ve/<> TİRAN[Yun. < TYRANNOS]
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/ya da iddiasıyla davranır.[Güçlerini keyfi kullanır, yasalara uymaz, topluma karşı acımasızdır.] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, ölçüsüz, kişisel ve keyfî davranır. | Dizgeli/sistematik bir baskıcı "yönetim biçimi" uygular.[Genellikle acil durum ya da kriz dönemlerinde ortaya çıkar, siyasi muhalefeti bastırır, kişisel çıkarları için gücü kullanır.] İLE/VE/<> Faşizme bağlı olarak yönetir. Güçlü bir merkezi hükümete, şiddete ve milliyetçiliğe inanır, genellikle sivil özgürlükleri sınırlar. İLE/VE/<> Daha zalim ve baskıcı bir yöneticidir. Mutlak güce ve sınırsız yetkiye sahip olduğunu varsayar, topluma kıygı/zulüm uygular. )
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "mutlakiyetçilikle" "yöneten" kişi. İLE/VE/<> Ortadoks Rumlar'ın, din başkanlarına verilen ad. İLE/VE/<> Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( İdi Amin[Uganda], Caligula[Roma İmparatorluğu] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Adolf Hitler[Nazi Almanyası], Joseph Stalin[Sovyetler Birliği] İLE/VE/<> Benito Mussolini[İtalya] ve Francisco Franco[İspanya] İLE/VE/<> Antik Yunan'daki bazı "önderler" ve modern çağda Saddam Hüseyin[Irak], Pol Pot [Kamboçya], Robert Mugabe[Zimbabwe] tiran olarak tanımlanabilir. )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız tek erklik/monarşi, despotluk. )
( MÜSTEBİT ile/ve/<> ... )
( DESPOTE )
( DICTATOR )
( TYRANNOS )
( DESPOTES )
( FASCIO )
- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]
( PESSIMISM )
( PESSIMISME )
( PESSIMISMUS )
( PESSIMUS )
- A POSTERIORI[İng.]/SONSAL ile/||/<> A POSTERIORI[Lat.]/SONSAL/BADİ[Osm. Tr.]
( Deneye baş vurularak elde edilen, dış dünyadaki yaşantılardan kazanılan (bilgi). @@ Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi). )
( A POSTERIORI )
( A POSTERIORI )
- A PRIORI[İng.]/ÖNSEL ile/||/<> A PRIORI[İng.]/À PRIORI[Fr.]/ÖNSEL/KABLÎ[Osm. Tr.] ile/||/<> APRIORI[İng.]/ÖNSEL/GÖRGÜLLÜK/KABLİ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm./Lat.]/ÖNSEL/KABLÎ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm.]/ÖNSEL/A PRİORİ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm.]/ÖNSEL/APRİORİ[Osm. Tr.]
( Hiç bir deneye dayanmadan ve salt us yardımıyla elde edilen (bilgi). @@ Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan. | Deney öncesi. @@ Görgül dayanağı bulunmayan ya da önsayıt niteliğinde olan. bk. görgüllük. @@ (Lat. a priori = önden, önceden olan ): Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen, bilincine varılabilen (bilgi); deneyin ötesinde geçerliği olan (bilgi). // Önsel bilgi, Platon'dan beri felsefede üzerinde durulan bir sorundur. Yeni çağ bilgi öğretisinde önsel (a priori) ile -> sonsal (a posteriori) temel bir kavram ikilisidir: Bilginin iki kaynağı öğretisinde önsel şunlarla eşanlamlıdır: a. Düşünceden, ustan gelen, kavramsal olan. b. Doğuştan, c. Kendiliğinden (spontan) oluşan; sonsal ise bunların karşıtı olan kavramlarla bir sayılır: a. Duyusal deneyden gelen. b. Edinilmiş, c. Alınmış. | Kant bu karşıtlığı yeniden ortaya koyup derinleştirmiştir. Kant önsel deyince, deneyi olanaklı kılanı anlar; çünkü ona göre her bilgi zaman bakımından deneyle başlar, ama yalnız deneyden türemez. Bu anlayışta önsel = kavram, düşünce değildir, çünkü önsel olan görüler de (uzay ile zaman) vardır; bunlar da deneyi olanaklı kılan biçimler, koşullardır. | Çağımızda görüngübilim ve bu çığırın önsel olarak özü görme ilkesi, önseli yalnız kavramsal olana bağlılığından ayırmamış, onun biçim ilkeleriyle olan ilişkisini de kesmiştir. Bu anlayışta, önsel, doğrudan doğruya görülen özlüklerin niteliklerini, öz bağlamlarını ve öz ilişkilerini, hem de özellikle içerikleri bakımından belirleyen bir terim olmuştur. Kant'ın biçimsel önsel'ine (formal a priori'sine) karşı içeriksel bir önsel ileri sürülmüştür. Ayrıca duygusal önselden (emotional a priori), değer önselinden (M. Scheler, N. Hartmann) ve dinsel bir önselden de (R. Otto, Troeltsch) söz edilir. @@ Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin. @@ Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı. )
( A PRIORI )
( À PRIORI )
- A-[Yun.] ile ANTI-[Yun.] ile ANTE-[Lat.] ile -SIZ[Tr.]
( "Olumsuzluk/bulunmazlık" ön eki. İLE "Karşıtlık" anlamı veren ön ek. İLE "Öncelik" anlamı veren ön ek. İLE Türkçe'de "olumsuzluk/bulunmazlık" ön eki. )
( A- )
( ANTE- )
( ANTI- )
- a.c./ANTE CIBUM[İng., Lat.] ile/değil/yerine/= YEMEKTEN ÖNCE
📢 Daha Fazla İçerik İçin Üye Olun!
Bu sayfada toplam 4582 başlık bulunmaktadır.
Tüm içerikleri görebilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
