SANAT (ART)

- ÖNE ÇIKARMAK ile MERKEZE ALMAK

- ÖNEM ARZ ETMEK ile ÖNEM ATFETMEK

- ÖNEM VERMEK / ÖNEMLİ GÖRMEK
ile/ve/||/<>/>
ÖNCELİKLİ GÖRMEK

- ÖNEM VERMEK ile/ve/||/<>/> ÖNE ÇIKARMAK

- ÖNEM/DEĞER ile "ÖLÇÜSÜ"

( Sayılması olanaklı şeyler, her zaman önemli olmayabilir. İLE Önemli şeyler ise her zaman sayılamayabilir. )

- ÖNEMİ/ETKİYİ:
ARTIRMA
ile/>< AZALTMA

- ÖNEMLİ GÖRMEK ile ÖNEMLİ KILMAK

- ÖNEMLİ OLAN" ile/ve/değil/yerine ÖNEMİ OLAN

( Herşeyin bir (az/orta/çok) önemi(değeri) vardır fakat önemli olup olmamayı, öncelik belirler. )

- ÖNEMLİ ile/ve/fakat/||/<> AYRI

- ÖNEMLİ ile/ve İLGİNÇ


- ÖNEMLİ ile/ve/<> ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN

- ÖNEMSEME ile/||/<> VURGULAMA

- ÖNEMSEMEK ile/ve/||/<>/> BENİMSEMEK

- ÖNERMEK ile/ve/<> KULLANMAK

- ÖNERMEK ile/değil ÖNE SÜRMEK

- ÖNERMEK ile/ve YÖNLENDİRMEK

- ÖNGÖREBİLDİĞİMİZ ...:
ORANDA
ile/ve/||/<> DOĞRULTUDA

- ÖNGÖRÜ ile/değil/yerine AÇIKLAMA (OLARAK)

- ÖNGÖRÜ ile DURUGÖRÜ

- ÖNGÖRÜ ile/||/<> KESTİRİM


- ÖNGÖRÜ ile/ve/||/<>/> ÖNERİ

- ÖNGÖRÜ ile/ve/||/<>/> ÖNERME

- ÖNGÖRÜ ile/ve YORUM

- ÖNGÖRÜLEBİLİR BİLİNMEYEN ile/ve/<> BİLİNEMEYECEK BİLİNMEYEN

- ÖNGÖRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİR/LİK

- ONGUN ile ONGUN/TOTEM[Fr.]

( Çok verimli, bol, eksiksiz. | Yarar duruma gelmiş, | bayındır. | Mutlu. | Kutlu, uğurlu. İLE İlkel toplumlarda topluluğun kendinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne ya da olay. | Arma[İt.]. )

- ÖN-İKONOGRAFİ ile İKONOGRAFİ ile | İKONOLOJİ

( Tanımlama. İLE Çözümleme. İLE | Yorumlama. )
( Olgusal. İLE | Özsel. )
( Biçim. İLE | İçerik. )

- ÖNLEM ile/ve UYARI

- ÖNLEMEK ile/ve/||/<> ÖNÜNE GEÇMEK

- ÖNLENEBİLİR ile/ve/değil/||/<>/>/< ÖNGÖRÜLDÜĞÜNDE ÖNLENEBİLİR


- ONMAK/ONAR ile/ve/||/<> ONAMAK

( Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak. | Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak. | Sayrılıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felâh bulmak, iflâh olmak. İLE Uygun bulma. )
( ONMAZ: İyilişme olanağı bulunmayan. )

- ÖNSEZİ = HİS-İ KABL EL-VUKÛ = PRESENTIMENT[İng., Fr.] = AHNUNG[Alm.]

- ONU(/BENİ/SENİ) "BÖLMEK/KESMEK" değil SÖZÜ/KONUYU/AKIŞI "BÖLMEK/KESMEK"

- ÖNÜMÜZDE ile/ve/||/<> ELİMİZDE

- ONUN-BUNUN (SÖZÜYLE HAREKET ETMEK)

- ONUN/SENİN) GÜZELLİĞİNE BAKMAK ile/değil/yerine GÜZELLİĞE BAKMAK

- (ONUN İÇİN:)
[ne] ŞER
ile/ve/değil/yerine/ne de/||/<>/< ŞEN

- ONUR/ŞEREF ve CESÂRET

- ONUR ile/ve/||/<>/< OMURGA

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA


- OPERA BİNASI <>/< SERGİ EVİ

( Ankara'da. )

- OPERA SALONU değil/yerine/= ÜNGÜTEY

- OPERA SANATÇISI değil/yerine/= ÜNGÜCÜ

- OPERA ile/değil/||/<>/> OPERET

- ORADAN ile/ve/||/<> BURADAN

- ORAN ile/ve/||/<> YERLEŞTİRME

- ORAN/LI, (/ORANSIZ) ile/ve DENGE/Lİ, (/DENGESİZ)

- ORANS ile ...

( Resim sanatında dua ederken betimlenen kişi. )

- ORAN/TI/LI/LIK / NİSBÎ ile/ve/<> GÖRELİ/LİK / İZÂFİYET

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ (YORUM)
ile AŞIRI (YORUM)


- ORGANON ile/ve/||/<>/> KANON

- ÖRGÜ ve/||/<>/> GÖRGÜ

- ÖRGÜ ile/değil ÖRÜNTÜ

- ÖRGÜTLENME ve/||/<> YAPILANMA

- ORİENTALİZM ile/||/<> ORİENTALİZAN/ŞARKKÂRÎ ÜSLÛP ile/||/<> NATÜRALİZM ile/||/<> SFUMATO

( Batı resim sanatında Delacroix gibi sanatçıların öncülüğünü yaptığı, konusunu Doğu'dan alan sanat yapıtlarına yer verilen üslûp. İLE/||/<> İ.Ö. VIII. yüzyılda gelişen kolonizasyon hareketlerinin sonucunda Doğu'ya özgü panter, aslan, geyik gibi hayvanların; lotus palmet gibi bitki ve çiçeklerin; sfenks, grifon gibi fantastik yaratıkların Yunan sanatında yaygın bir biçimde kullanılmasıyla oluşan üslûp. İLE/||/<> Sanat yapıtlarının doğal gerçekliğe uygun bir biçimde yapılmasını savunan anlayış. Batı sanatında Rönesans'la birlikte ortaya çıkan Natüralizm, çağımızın başlangıcına kadar etkili olmuştur. Natürallist üslûp içinde nesneler doğadaki gibi, insan gözünün gördüğü gibi betimlenirler. Araştırmacılar, natüralist üslûbun ilk belirtilerini İtalyan ressam Giotto'nun yapıtlarında bulur. Yine de natürallizmin en özgün anlatımı Rönesans sanatçılarının yapıtlarında görülür. İLE/||/<> Hava perspektifi. İlk kez Rönesans'ın büyük ustası Leonardo'nun yapıtlarında rastlanan bu yöntemde figürlerin arkasında uzanan manzara gittikçe soluklaşır, buğulu gri bir ton alır. Bu yolla izleyicide bir derinlik etkisi uyandırılır. Rönesans dönemine kadar çizgisel perspektifle sağlanan derinlik, bu buluşla daha inandırıcı ve gerçekçi bir boyut kazanmıştır. )

- ORİGAMİ ile/ve KİRİGAMİ

( Katlanarak olanı. İLE/VE Kesilerek olanı. )

- ORIGIN vs. ETYMOS

- ORİJİNALİTE[Fr.] değil/yerine/= ÖZGÜNLÜK

- ORJİNALİTE" değil/yerine/= ÖZGÜNLÜK

- ÖRNEĞİN ile/ve/||/<> SÖZ GELİMİ


- ÖRNEĞİNİ BOLCA:
GÖRMEK
ile/ve/||/<>/> BULMAK

- ÖRNEK VERMEK ile/ve/<> İŞARET ETMEK

( Kötü örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )
( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )
( Örnekler topaldır, üstüne gidilmez. )

- ÖRNEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARAÇ

- ÖRNEK ve RESM-İ NÂKIS

- ÖRNEKLEME ile/ve/||/<> KIYASLAMA

- ORTA OYUNU ile/ve/||/<>/> DOĞAÇLAMA/TULUAT[Ar.]

( )
( Kavuklu ve Pişekâr İLE/VE/||/<>/> Uşak ve Efendi )

- ORTA YOL ile/ve/değil/||/<> ARA ÇÖZÜM

- ORTADA BIRAKMA/KALMA ile/ve/||/<>/>/< BELİRSİZLİK

- ORTADAN KALDIRMAYINCA ile/değil ORTADAN KALDIRMADIKÇA

- ORTAK ALAN ile/ve ORTAK NOKTA


- ORTAK GEÇMİŞ ve/değil/yerine/||/<>/>/< ORTAK GELECEK

- ORTAK/LIK ile/ve/||/<>/< AŞKIN/LIK

- ORTAKLIK ile/ve/<> AYRIM

- ORTAK/LIK ile/ve BENZER/LİK

- ORTAK/LIK ile/ve FARKLI/LIK

- ORTAK/LIK ile KOŞUT/LUK

- ORTALAMA ile/ve/değil/yerine YAKLAŞIK

- ORTAM:
HAREKETİ TETİKLEMEZ
ile/değil/hatta/>< ENGELLER

- ORTAM ile/ve/||/<> KOŞULLAR

- ORTAYA ÇIKARMA ile/ve/||/<> TEMELLENDİRME


- ORTAYA ÇIKMA ile/ve/||/<> ORTAYA KOYMA

- ORTAYA KOYMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖYLEMEK

- ÖRTÜK BİLME ile/ve/||/<> EKİNSEL/KÜLTÜREL BİLME

- ÖRTÜK ile/ve/||/<> DOLAYLI

- ÖRTÜK ile ÖRTÜLÜ ile ÖRÜLÜ

( Örtülü, kapalı. İLE Örtüsü olan. | Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. | Açıklama yapmadan, kapalı olarak, müphem. İLE Örülmüş olan. )

- ÖRTÜK/LÜK ile/ve/||/<> ÖZDEŞ/LİK

- ÖRTÜLÜ ile/ve/<> GÖRÜNMEYEN

- ÖRTÜŞEBİLİRLİK ile/ve/||/<> ÖRTÜŞTÜRÜLEBİLİRLİK

- ÖRTÜŞME ile BULUŞMA

- ÖRTÜŞME" ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYLI BAĞLANTI


- ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> TAMAMLAMA

- ÖRTÜŞME = TETABUK = COINCIDENCE[İng.] = COÏNCIDENCE[Fr.] = KOINZIDENZ[Alm.] = COINCIDENTIA[Lat.] = COINCIDIR[İsp.]

- ÖRTÜŞME ile/ve/<> UYUMLULUK

- ÖRÜNTÜ ile/ve/||/<> BAĞLAM

- ÖRÜNTÜ ile/ve/||/<> DÖNGÜ

- ÖRÜNTÜLENDİRME ile/ve/||/<> YAPILANDIRMA

- ÖTEKİ DENEYİMLER/İ/M ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCEKİ DENEYİMLER/İ/M

- ÖTEKİLERİ YOK SAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRGİNİ ÖNE ÇIKARMAK

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- UYANIKLIK:
"ÖTEKİNİN AÇIĞINI GÖRMEK/ARAMAK"
değil/yerine/>< KENDİNİ DENETİMDE TUTMAK


- ÖTESİ ile/ve/değil/||/<>/> SONRASI

- OTODİDAKT/İZM[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖZÖĞRENEN / ÖZÖĞRENİM/Lİ

- OTOKRİTİK[İng. < AUTOCRITIC] değil/yerine/= ÖZELEŞTİRİ

- OTORİTE SANSÜRÜ ile/değil/yerine/< OTO SANSÜR

- OTUR(T)MAK ile ÖRTÜŞ(TÜR)MEK

- OVADA ve/ya da YAYLADA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
DAĞDA/YOLDA

- OVAL[Fr. < OVALE] ile ELİPS[Fr. < ELIPSE]

( Yumurta biçiminde olan, yumurtamsı. | Özellikle elips gibi iki bakışım ekseni olan kapalı eğrinin oluşturduğu biçim. İLE Tüm noktalarının belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan kapalı eğri. | Eksilti. )

- ÖVGÜ/YERGİ değil/yerine/>< OLGU

- ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

- ÖVÜNMEK İÇİN ile/değil/yerine (BİR) (DAMLA) (DAHA) İYİLİK/GÜZELLİK OLSUN DİYE

( İyiliğimizi yaptık, Good4Trust.org denizine attık...

Tüm ekibi, iyilikleri ve emekleri için tebrik ediyoruz...

Biz de böylesi hoş bir düşünce ve girişim için tüm ekibe teşekkürlerimizle sarılıyor ve yansımalı/dönüştürücü iyiliklerimizi paylaşmaya devam ediyoruz...

İyiliksever arkadaşlar! Siz de bu birlikteliğe katılabilirsiniz...
www.Good4Trust.org )

- OYALANMAK ile DÜŞKÜ/HOBİ

- OYALANMAK ile/ve/değil/yerine YOĞUNLAŞMAK

- ÖYKÜ ile/değil/||/<> İNSAN

( Kişi, kendi kimliğiyle konuşurken en az kendidir. Ona bir maske verin, size gerçeği anlatacaktır. )

- ÖY ile ROMAN

( TAHKİYE[< HİKÂYE]: Hikâye etme, anlatma. )
( )

- ÖYKÜDE:
MİTOLOJİK KAHRAMAN
ile ROL KAHRAMAN

( Anti-tinle karşılaştığında, kendini bilir. İLE Anti-tin ile karşılaştığında, ona dönüşür. )

- ÖYKÜ(LEME)DE:
MAUPASSANT BİÇİMİ
ile ÇEHOV BİÇİMİ

( Aslolan, olaydır. Okuyucunun, öyküyü çok fazla yorumlamasına, hayal etmesine olanak tanınmaz.[Öyküdeki olay, mantıklı bir akış takip eder.][Kişiler, özenli ve ayrıntılı bir biçimde gösterilir.] İLE Aslolan, olay değildir. Öykü tamamlandığında, herşey bitmiş değildir. [Özellikle aktarımın sonrasında başlar.][Kişiler, her yönüyle tanıtılmadığından ve olaylarda kesinlik bulunmadığından dolayı okuyucu/izleyicinin hayal kurması ve kendine göre yorumlar yapabilmesi beklenilir.] )
( )

- ÖYKÜNME ile/ve/değil/<> ETKİLENME

- ÖYKÜNME = TAKLİT = IMITATION[İng., Fr.] = NACHAHMUNG[Alm.] = IMITATIO[Lat.] = MIMESIS[Yun.] = IMITACIÓN[İsp.]

- ÖYLE ANLAŞILDI ile/değil/||/<>/< ANLAŞILAN OYDU Kİ ...

- ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI "YANLIŞLANDI"("YALANLANDI" DA DEĞİL!) değil ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI DOĞRULANDI
(YA DA ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLDUĞU YANLIŞLANDI/YALANLANDI)

( "ne ..., ne de ..." örneğindeki gibi olumsuzdan sonra tekrar olumsuz olmaz. )

- ÖYLE GÖRMEK ile ÖYLE GÖRMEMEK

- ÖYLE ile/ve/||/<> YANİ

- ÖYLESİNE ... ile/değil ÖYLESİ ...

- OYMA ile OYLUMLAMA/MODELAJ[Fr.]

( Bir nesnenin yüzeyini, özel araçlarla oyarak ya da delerek, türlü biçimler verme. | Oyularak yapılan süsleme. | Oyularak yapılmış olan. İLE Resim ve yontu sanatında, öğelere oylum duygusu ve biçim verme işi. )

- OYMAK ile/ve/<>/değil/yerine YONTMAK

- OYNAMAK ile/ve/değil/||/<>/< KURCALAMAK

- OYNAMAK ile OYUN OYNAMAK

- OYUN ile/ve/||/<> SANAT

- OYUN ile TAMZARA

( ... İLE Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu. | Bu oyunun müziği. )

- OYUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YANILSAMA


- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/><

- OYUNCU:
İSTEKLİ
ile YETENEKLİ ile HEM İSTEKLİ, HEM DE YETENEKLİ

- OYUNCU:
"TEŞHİRCİ"
değil/yerine UTANMAYABİLEN

- ÖZ ve/||/<>/= DÜŞÜNCE

- ÖZ ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK

- ÖZDEŞLEŞME ile/değil/yerine SOYUNMA

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile YÜCELTME

- ÖZDEŞLİK ile/değil BİLEŞİM

- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK


- ÖZDEŞMİŞ değil ÖZDEŞLEŞMİŞ

- ÖZEKSEL ile ÖZDEKSEL

( Doğrudan. İLE Maddesel. )

- ÖZEL OKUL ile/ve/değil/yerine/||/<> DEVLET OKULU

- ÖZEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK

- ÖZELLİK:
AYRIŞTIRAN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLEŞTİREN

- ÖZELLİK ile/ve/değil DURUM

- ÖZELLİK ile/ve/||/<> VURGU

- ÖZEL/LİKLİ ile/ve AYRICA/LIKLI

- ÖZEN/ÇABA/EMEK:
OLABİLECEK EN ÜST SEVİYE
ile/ve/||/<> (AYRI AYRI) BENİM/SENİN/ONUN YAPABİLECEĞİ EN ÜST SEVİYE

- ÖZEN GÖSTERMEYE:
ÇALIŞIRIM
ile/ve/<> ÇALIŞAYIM


- ÖZEN ile/ve/||/<>/< DÜZEN

- ÖZEN ve/<> ÖZÜMSEME

- ÖZEN ile/ve/||/<>/>/< TUTARLILIK

- ÖZENMEK ile/ve/||/<> ÖYKÜNMEK

- ÖZEN/ÖZENME ile/ve/||/<> TERESSÜL[< RESEL]

( ... İLE/VE/||/<> Yavaş yavaş, dikkatle görme. | Harflerin mahreçlerine ve kısaltılıp uzatılmalarına uyma. )

- ÖZET ile BAŞLIK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/<> BENZERSİZ/LİK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/||/<> EŞSİZ/LİK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜR/LÜK

( Başkalarının özgünlüğünü kabul etmeyenin kendi de özgün ve özgür değildir, olamaz. )
( Özgürlük, özgün olmak içindir. )
( Amaç. İLE/VE/||/<>/< Araç. )
( Son. İLE/VE/||/<>/< Başlangıç. )

- ÖZGÜNLÜK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜVEN


- ÖZGÜNLÜK ile/ve/||/<>/> RİSK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve SANAT/SAL/LIK

- ÖZGÜRLEŞME:
"KAFESİN" İÇİNDEN ÇIKARAK
değil "KAFESİ İÇİMİZDEN ÇIKARARAK

- ÖZGÜRLÜK:
BAĞIMSIZ OLMAK
ile/ve/değil/< ÖZGÜRCE YARATABİLMEK

( Özgürlük bilinci, var oluşu ya da yaşamı duyumsama, özünü, hem özdek, hem de tin olarak algılamadır. )
( Özgürlüğün en yüksek tadı, onun tümüyle yitiminin sınırındadır. )

- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI

( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/> AŞK (AHLÂKI) ve/||/<>/> BİLGELİK/İRFAN

( Külün, bir daha ateşte yanmadığı gibi, kişi de aşkta yok(fânî) olmuşsa, ne kendi aklına, ne de başkasının aklına aldanır. )
( HİLMİ ZİYA ÜLKEN'in, "AŞK AHLÂKI" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )
( )
( Üzerinde en çok (")düşündüğümüz, konuştuğumuz, beklediğimiz, aradığımız(") ve (")ağladıklarımız(")... )

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< BİRİCİKLİK

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/= DÜŞÜNCEYİ DÜŞÜNEBİLME BİLGİSİ/OLANAĞI

( Sonsuz. VE/||/<>/= Tekil[ler üzerin(d)e.] )

- ÖZGÜR/LÜK ile/ve GÜZEL/LİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK

( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )
( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )
( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )
( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )
( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )
( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )
( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )
( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )
( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )
( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )
( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )
( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil bir cesâret meselesidir. )
( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesâretidir. )
( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )
( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )
( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )
( Özgürlük, terk edişten geçer. )
( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )
( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )
( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )
( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )
( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )
( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )
( Unity, liberates; freedom, unites. )
( Freedom is freedom from worry.
You must strive for liberation.
Freedom comes through renunciation.
Non-identification, when natural and spontaneous, is liberation.
If you desire to be free, neglect not the nearest step to freedom.
Ambition is personal, liberation is from the personal.
Liberation is not the result of some means skilfully applied, nor of circumstances. It is beyond the causal process. Nothing can compel it, nothing can prevent it.
In liberation both the subject and the object of ambition are no longer.
Liberation is not an acquisition but a matter of courage.
Liberation is to believe that you are free already and to act on it.
Liberation is a natural process and in the long run, inevitable. But it is within your power to bring it into the now.
The ancient and simple way of liberation through understanding.
It is clarity that is liberating.
As the tiny point of a pencil can draw innumerable pictures, so does the dimensionless point of awareness draw the contents of the vast universe.
To be quite detached, beyond the reach of all self-concern, all selfish consideration, is an inescapable condition of liberation.
Nothing can set you free, because you are free.
Freedom cannot be gained nor kept without will-to-freedom.
Freedom to do what one likes is really bondage, while being free to do what one must, what is right, is real freedom.
The space within the cup is free. It happens to be in the cup only when viewed in connection vs. the cup.
You need not forget; when desire and fear end, bondage also ends.
It is the emotional involvement, the pattern of likes and dislikes which we call character and temperament, that create the bondage. )
( image

ÖZGÜRLÜK[Sümerce] )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK

( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )
( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/>/< ÖZELEŞTİRİ

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> SÖZGÜRLÜK

- ÖZGÜR/LÜK ve/||/<>/< USTA/LIK

- ÖZGÜVEN ve İMAN

- ÖZLEM ve/||/<>/> GÖZLEM ve/||/<>/> SÖZLEM ve/||/<>/> EYLEM ve/||/<>/> İŞLEM ve/||/<>/> İZLEM

- ÖZNE ile ESTETİK ÖZNE

- ÖZNELLİK'TE ile/ve NESNELLİK'TE

( VARLIKBİLİMİ/ONTOLOJİ - BİLGİ BİLİMİ/EPİSTEMELOJİ ile VARLIKBİLİMİ/ONTOLOJİ - BİLGİ BİLİMİ/EPİSTEMELOJİ )

- ÖZNE-ODAKLI ile ...


- ÖZSAYGI ile/ve/<> ÖZGÜVEN ile/ve/<> ÖZDEĞER

( ... İLE Sadece kendi bildiğin sözü/düşünceyi, yerine getirmeye çalışmak. )

- ÖZÜ" "GEREĞİ" ile/ve/değil/||/<>/< YAPISI GEREĞİ

- ÖZÜMSEMEK ve/||/<> ÖZLEMEK

- ÖZÜN ile/ve/||/<>/> SÖZÜN ile/ve/||/<>/> GÖZÜN ile/ve/||/<>/> ÇÖZÜM

( Saklamak değil paylaşmak olsun. @@ Eleştirmek değil çözümü göstermek olsun. @@ Yıkmakta değil yapmakta olsun. @@ Saldırmak değil sarılmak olsun. )

- PABLO PICASSO ile JOAN MIRO

- PALARGA değil/yerine/= YAN

- PALEOGRAFİK değil/yerine/= ESKİYAZISAL

- PALMET[Yun. < PALMA:EL.] ile/||/<> SGRAFITTO

( İlkçağ sanatından beri kullanılan bir bezeme motifi. Dilimli ve bakışımlı yaprak biçimindedir. İLE/||/<> XI. yüzyıldan ilk Osmanlı dönemine değin kullanılan keramik tekniği.[Kullanılan hamur kırmızı renkli, kaba ve gözeneklidir. Kap astarlandıktan sonra sivri uçlu bir aletle motifler çizilir ve istenilen renkte saydam bir sırla sırlanır. Çukur bölümlerde sır daha koyu, öteki yerlerde ise daha açık olarak motifler belirlenmiş olur.] )

- PANDOMİMA[İt. < Yun.] ile/ve/< PANTOMİM[Fr. < Yun.]

( Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerindeki tiyatroların çoğunda izlenen oyunlar arasına sıkıştırılan sözsüz oyun. | Pantomim. İLE/VE/< Düşünce ve duyguları müzik ya da türlü eşyalar eşliğinde kimi kez dansla, kimi kez de gövde ve yüz devinimleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun. )

- PANİK YAPMA! ile ACELE ETME!


- PARA HARCAMAK:
"SAHİP OLMAK" İÇİN
ile/değil/yerine DENEYİM KAZANMAK ÜZERE

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha mutlu kılar. )

- PARA" ile/değil/yerine İNSANLIK

( Ne önemi var? İLE/DEĞİL/YERİNE Önemli/mühim[öncelikli] olan. )

- PARA ile/||/<> UGİYA

( ... @@ Moritanya'nın para birimi.[Paranın üzerinde, geleneksel desenler bulunur.] )

- PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< VERİ > BİLGİ

( Bilgi peşinde koşmak, altın peşinde koşmaktan daha iyidir.
[Ar. Talebu'l-ilm hayrun min taleb'z-zeheb] )

- PARAGNA/PRAJNA ile ...

( "Benlik" ile meşgul olmayan bilgi, kavrayış, bilinç, saf farkındalık. [Üstün bilinç durumu anlamına gelir.] )

- PARAN:
VARSA
ile/ne yazık ki YOKSA

( Sayarlar. İLE/NE YAZIK Kİ "Satarlar." )

- PARANIN "ÖNEMİ" değil/yerine/< İNSANLIK

- PARANLA "VEZİR", AKLINLA REZİL OLMAK
ile/değil/yerine/><
PARANLA "REZİL", AKLINLA "VEZİR" OLMAK

- PARAPSİKOLOJİ ile/||/<> PARANORMAL ile/||/<> PARAFİZİK ile/||/<> PARADİGMA ile/||/<> PARALEL ile/||/<> PARAZİT ile/||/<> PARALİMPİK ile/||/<> PARAMEDİK

(
Parapsikoloji Psikolojinin ötesindeki ruhsal/psişik olayları inceleyen alan.
Paranormal Normalin dışında olan, açıklanamayan (örnek: hayaletler, "UFO"lar)
Parafizik Fiziğin ötesindeki, fizik yasalarıyla açıklanamayan olaylarla ilgili.
Paradigma Bir düşünce yapısının yanındaki örnek, model, kalıp, çerçeve.
Paralel Yan yana giden, aynı doğrultuda. (matematiksel ya da mecâzî anlamda)
Parazit Yanında yaşayıp zarar veren canlı. [mecâzen de "gereksiz ses vb."]
Paralimpik Olimpiyatların yanında/desteğiyle düzenlenen engelli spor oyunları.
Paramedik Doktorun yanında çalışan sağlık görevlisi [acil tıp teknikeri].
)

- PARAVAN/A[Fr. < PARAVENT]/SEPERATÖR[İng. < SEPERATOR] değil/yerine/= AYRAÇ

( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belirli etmeden yararlanılan [kişi ya da kuruluş]. )