Sekiz(8) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 31.891 başlık/FaRk ile birlikte,
31.891 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(15/129)
- BDAP/BIG DATA APPLICATION PROVIDER değil/yerine/= BÜYÜK VERİ UYGULAMA SAĞLAYICISI
- BDS/BIG DATA SETS değil/yerine/= BÜYÜK VERİ KÜMELERİ
- BEAUFORT SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE BEAUFORT[Fr.] / BEAUFORTSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= BEAUFORT ÖLÇEĞİ
- BEAUTY :/yerine GÜZELLİK
- BEBEK BESLENMESİNDE:
BİBERON ile/değil/yerine EMZİRME
( Annenin zanları ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Bebeğin gereksinimi kadarı ile. )
- BEBEK/ÇOCUK GELİŞİMİNDE:
BAĞLANMA ile/ve/||/<>/> AYRIŞMA ile/ve/||/<>/> KİMLİK KAZANIMI
( 0 - 18 ay. İLE/VE/||/<>/> 18 - 36 ay. İLE/VE/||/<>/> 36 - 72 ay. )
- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ
- BEBEK/LİK EVRELERİ/NDE:
OTİSTİK ile/ve/> SİMBİYOTİK ile/ve/> AYRIŞMA VE BİREYLEŞME
( 0-2 ay. İLE/VE/> 2-5 ay. İLE/VE/> 6-30 ay. İLE/VE/> 30 ay sonrası. )
( NORMAL AUTISTIC PHASE vs./and/> NORMAL SYMBIOTIC PHASE vs./and/> SEPERATION-INDIVIDUATION PHASE )
- beberuhi ile Beberuhi
( Sevimsiz, budala. İLE Karagöz oyunundaki cüce. )
- BECERİ:
SÖYLEMEK değil/yerine DİNLEMEK
( Dinlemeyenler, öğrenemezler.
Öğrenemeyenler, bilemezler.
Bilemeyenler, olamazlar. )
- BECERİKSİZ/LİK ile/değil TİTİZ/LİK
( [not] CLUMSINESS/INCOMPETENCE vs./but FASTIDIOUSNESS/FUSSINESS )
- BECERMEK ile BECERTMEK ile BECERİLMEK ile BECEREBİLMEK ile BECERİVERMEK ile BECERİ ile BECERİ YİTİMİ
- BECERMEK ile SAĞLAMAK
- BECKMANN REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= BECKMANN DÜZENLENMESİ
- BECKMANN DÜZENLENMESİ ile/||/<> SCHMİDT REAKSİYONU
( Beckmann oksim→amit, Schmidt azid→amin. )
( Formül: NOH İLE HN₃ )
- BECKMANN THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE DE BECKMANN[Fr.] / BECKMANN-THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BECKMANN SICAKLIKÖLÇERİ/TERMOMETRESİ
- RAYONS DE BECQUEREL[Fr.] ile/değil/yerine/= BECQUEREL İSİMLERİ
- BECQUEREL RAYS[İng.] / BECQUEREL-STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BECQUEREL IŞINLARI
- BEDAVA[Fars. < YEL] değil/yerine/= ÜCRETSİZ/EDERSİZ/CABA
( MÜFT yerine ... )
( MECCÂNEN yerine BİLÂ-BEDEL )
- BEDAVALAŞMAK ile BEDAVA/LIK ile BEDAVACI
- BEDAVAYA GETİRMEYE ÇALIŞMAK ile/değil PARASIZLIK(TAN)
- BEDBAHT[Fars.] >< BAHTİYÂR[Fars.]
( Mutsuz. >< Mutlu. )
- BEDEL ile BEDELCİ ile BEDELLİ ile BEDELSİZ/LİK ile BEDELLİ ASKERLİK ile BEDELSİZ İTHALAT
- BEDEL ile KARŞILIK
( Olumsuz(lar)da. Ödenir. İLE Olumlu(lar)da. Sağlanır/Bulunur. )
( PRICE vs. EQUIVALENT )
( ... ile ALOFA )
- BEDELİ/HARCAMAYI:
KABUL ETMEK ile/ve/<> GÖZDEN ÇIKARMAK
- BEDELSİZ İTHALAT değil/yerine/= ÖDEŞSİZ DIŞALIM
- BEDENDE (OLMAK) ile/ve/değil BEDENDEN (OLMAMAK)
- BEDENLER ile BEDENSİZ ile BEDENSEL ile BEDENSEL SİMETRİ
( BODIES vs. BODILESS vs. BODILY vs. BODILY SYMMETRY )
( اجسام ile بي جسم ile تني ile جسمي ile جسماً ile تناسب اندام )
( AJSAM ile BEY JASM ile TANY ile JASMY ile جسماً ile TANASB ANDAM )
- BEDENSEL ile KATLİAM
( CARNAL vs. CARNALITY )
( شهواني ile نفساني ile نفسانيت ile شهوانيت )
( SHEHAVANY ile NAFSANY ile NAFSANYT ile SHEHAVANYT )
- BEDÎHİ/YAT[Ar.] ile/ve/||/<> BEDÎ'İ/YAT[Ar.]
( Apaçık olan. İLE/VE/||/<> Görkey/li. | Güzel, güzellik. Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. | Güzel sanatlar, sanat felsefesi. )
- BEDİİLEŞMEK ile BEDİİLİK
- BEDİZ/BURXAN ile BEDİZLİG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Put. İLE Süslü. )
- INSTRUMENTAL DEVIATIONS FROM BEER'S LAW[İng.] ile/değil/yerine/= BEER YASASINDAN/KANUNUNDAN ARAÇSAL SAPMALAR
- BEĞENMEK ile BEĞENİLMEK ile BEĞENDİRMEK ile BEĞENEBİLMEK ile BEĞENİVERMEK ile BEĞENDİRİLMEK ile BEĞENİ ile BEĞENCE ile BEĞENİLİ ile BEĞENİSİZ
- BEĞENMEK ile/ve/<> BENİMSEMEK
( TO LIKE vs./and/<> TO MAKE ONE'S OWN )
- BEĞENMEK ile/ve/<> SEVMEK
( TO LIKE vs./and/<> TO LOVE )
- BEĞENMEMEK ile GÖZÜ TUTMAMAK
- BEGIN :/yerine BAŞLAMAK
- BEGONVİL[< MICHEL BÉGON - 1690] ile/değil BUGENVİL[< LOUIS ANTOINE DE BOUGAINVILLE][Brezilya-1768]/CEMİLE[Kıbrıs'ta]
(
ile/değil
)
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- BEHAVE TOGETHER vs. BEING TOGETHER
- BEHAVIOR :/yerine DAVRANIŞ
- BEHAVİORAL GENETICS ile/||/<> CLASSICAL BEHAVİOR ANALYSİS
( Behavioral genetics davranışın genetik temellerini incelerken İLE classical behavior analysis davranışın çevresel nedenlerini inceler )
( Formül: Behavioral trait inheritance )
- BEHAVIOUR vs. ATTITUDE
- BEHÇET GÖZ TUTULUMU ile/||/<> BEHÇET VASKÜLER TUTULUM
( Göz tutulumu görme kaybına yol açar İLE vasküler tutulum organ infarktına neden olur. Göz tutulumu üveit şeklinde İLE vasküler tutulum tromboz ve anevrizma şeklinde görülür. İkisi de majör morbidite nedeni İLE hızlı tedavi gerektirir. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHÇET HASTALIĞI ile/||/<> ROMATOİD ARTRİT
( Behçet hastalığı damar iltihabı İLE romatoid artrit eklem iltihabıdır. Behçet mukoza ve damar tutulumu İLE romatoid artrit sinovyal eklem tutulumu gösterir. İkisi de kronik inflamatuvar İLE farklı organ hedefleri vardır. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHÇET HASTALIĞI ile/||/<> SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS
( Behçet hastalığı vaskülit tabanlı İLE lupus multiorgan otoimmün hastalıktır. Behçet nötrofil baskın İLE lupus lenfosit ve antikor baskındır. İkisi de sistemik inflamasyon İLE farklı immün mekanizmalar kullanır. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHÇET PULMONER ARTER ANEVRİZMASI ile/||/<> ATEROSKLEROTİK ANEVRİZMA
( Behçet anevrizması inflamatuvar İLE aterosklerotik anevrizma dejeneratiftir. Behçet anevrizması pulmoner arter tutar İLE aterosklerotik aorta ve periferik arterleri tutar. Behçet anevrizması rüptür riski yüksek İLE immünsüpresif tedavi gerektirir. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHÇET TROMBOFLEBİTİ ile/||/<> DERİN VEN TROMBOZU
( Behçet tromboflebiti inflamatuvar İLE derin ven trombozu hiperkoagülabilite kaynaklıdır. Behçet damar duvarı iltihabı ile tromboz İLE klasik DVT durgun kan akımından oluşur. Behçet tedavisi immünsüpresyon İLE DVT tedavisi antikoagülasyondur. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHÇET VASKÜLİTİ ile/||/<> TAKAYASU ARTERİTİ
( Behçet hem arter hem ven tutar İLE Takayasu sadece büyük arter tutar. Behçet venöz tromboz yapar İLE Takayasu arteriyel stenoza yol açar. İkisi de vaskülit İLE farklı damar tipleri ve boyutları etkiler. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BEHENIC ACID[İng.] / ACIDE BÊHÉNIQUE[Fr.] / N-DEKONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHENİK ASİT
- BEHRE ile BEHRESİZ
- BEHRE-YÂB ile HİSSE VE NASÎBİ OLAN
- BEILBY LAYER[İng.] / COUCHE DE BEILBY[Fr.] / BELBYE-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEİLBY TABAKASI
- BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL
- BEKÂ ile/ve/||/<> EBEDİYET ile/ve/||/<> HALİDİYET
( Sonun/sonunun olmaması. İLE/VE/||/<> Öncesi ve sonrasında fark olmama. İLE/VE/||/<> Önünün olup sonunun olmaması. )
- BEKÂR ile/değil MÜCERRED
- BEKÇİ ile/ve/||/<>/< GÖZETİCİ ile/ve/||/<>/< KURTARICI (OLMAK/OLMAMAK)
- BEKÇİ ile/ve/değil/||/<> TÜRBEDAR
- BECQUEREL-STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKEREL IŞINLARI
- BEKLEMEK ile BEKLENMEK ile BEKLETMEK ile BEKLEŞMEK ile BEKLENİLMEK ile BEKLETİLMEK ile BEKLENEBİLMEK ile BEKLETEBİLMEK ile BEKLETİVERMEK ile BEKLEYEBİLMEK ile BEKLEYİVERMEK
- BEKLEMEK ile BEKLENTİ ile ÖNGÖRÜLÜ
( ANTICIPATE vs. ANTICIPATION vs. ANTICIPATIVE )
( پيشدستي کردن ile پيشبيني کردن ile انتظار داشتن ile پيشدستي ile درحالت انتظار )
( PEYSHODASTY KARDAN ile PEYSHABYNEY KARDAN ile ENTEZAR DASHTAN ile PEYSHODASTY ile DARHALT ENTEZAR )
- BEKLEMEK ile BEKLEYEN ile BEKLENTİ ile BEKLENEN ile BEKLEMEK ile BALGAM SÖKTÜRÜCÜ ile BALGAM ÇIKARMA
( EXPECT vs. EXPECTANT vs. EXPECTATION vs. EXPECTED vs. EXPECTING vs. EXPECTORANT vs. EXPECTORATIONS )
( چشم اميد داشتن ile متوقع بودن ile توقع داشتن ile منتظر شدن ile انتظار داشتن ile در انتظار ile آبستن ile ترصد ile چشم داشت ile انتظار ile توقع ile مترقبه ile مورد انتظار ile مترقب ile منتظر ile متوقع ile مترصد ile اميدوار ile بلغم آور ile کف آور ile اخلاط آور ile اخلاط )
( CHESHAM AMYD DASHTAN ile MOTOQE BODAN ile TOQE DASHTAN ile MONTAZAR SHODAN ile ENTEZAR DASHTAN ile DAR ENTEZAR ile ABSTAN ile ترصد ile CHESHAM DASHT ile ENTEZAR ile TOQE ile MOTERGHABEH ile MOORD ENTEZAR ile مترقب ile MONTAZAR ile متوقع ile MOTARSAD ile AMYDAVAR ile BOLGHAM AVAR ile KOF AVAR ile AKHLAT AVAR ile AKHLAT )
- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DAYANÇ/SABIR
- BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK
- BEKLEMEK ile İSTEMEK
( TO WAIT vs. REQUEST )
- BEKLEMEK ile NÖBET
- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNGÖRMEK
- BEKLEMEK ve/> SORGULAMA
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
( TO WAIT and/= TRAINING )
- BEKLEMEK ve/> YORGUNLUK
- KIYMET-İ MEMUL[Osm.] / EXPECTED VALUE[İng.] / VALEUR D'ESPÉRANCE[Fr.] / ERWARTUNGSWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKLENEN DEĞER
- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ
- BEKLENMEDİK ... ile HİÇ BEKLENMEDİK ...
- BEKLENMEDİK ile/ve/<> SIRADIŞI
- BEKLENMEYEN SINAV AÇMAZI ile KESTİRİM AÇMAZI
- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/değil/yerine İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKENİ YAPMAK
- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/yerine PLANLAMA YAPMAK
( TO BE IN EXPECTATION vs. TO PLAN
TO PLAN instead of TO BE IN EXPECTATION )
- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK
( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )
( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )
- BEKLENTİ SIRALAMASI:
"YÖNETİCİLERE GÖRE" ile/değil/yerine/>/>< ÇALIŞANLARA GÖRE
(
)
- [ne yazık ki]
BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK
- BEKLENTİ ile/yerine ARAYIŞ
( Beklenti içinde olmamak esastır. )
( Anılardan ve beklentilerden doğan tahminler ve plânlarla avunmamalı. )
( EXPECTATION vs. SEEKING
SEEKING instead of EXPECTATION
Must not indulge in forecasts and plans, born of memory and anticipation. )
- BEKLENTİ ile/ve/<> BASKI
- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN
( EXPECTATION, ANTICIPATION and/>/= DISAPPOINTMENT )
- BEKLENTİ ile/yerine BEKLEMEK
( Beklenti içinde olmamak esastır. )
( EXPECTATION vs. TO WAIT
TO WAIT instead of EXPECTATION )
- BEKLENTİ yerine BİLİNÇ
( CONSCIOUSNESS instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )
- BEKLENTİ ile/ve ÇIKAR
( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and PROFIT )
- BEKLENTİ yerine DAYANÇ/SABIR
( PATIENCE/FORBEARANCE instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )
- BEKLENTİ ile/ve/||/<>/> DAYATMA
( Aralarında çok ince bir çizgi ya da geçiş vardır. )
- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< DERT
- BEKLENTİ değil/yerine/>< EYLEM
- BEKLENTİ ile/değil/yerine GÜVEN
( Beklenti içinde olmayın! )
( Beklentide olmamak en iyisidir. Göstereceğiniz tepkiler bunu tayin edecektir. )
( Anıları ve beklentileri terk edin! )
( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )
( Beklenti bizi güvensiz kılar. )
( Beklemekle elde edeceğiniz yalnızca daha da beklemektir. )
( Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce. )
( Elinizde var olandan eminseniz, sonsal olana asla ulaşamazsınız. )
( Kişi, esnek, içten ve beklentisiz olmalıdır ki verdiğinden çok almayı ummasın. )
( Herhangi bir şey gözönünde bulundurulduğu sürece ondan yararlanılmıyor demektir. )
( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )
( Don't anticipate. )
( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./but CONFIDENCE
CONFIDENCE instead of EXPECTATION, ANTICIPATION
Not to anticipate is best. The way you respond is decisive.
Abandon memories and expectations.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
Anticipation makes you insecure.
All you get by waiting is more waiting.
If you are sure of the immediate, you will never reach the ultimate. )
- BEKLENTİ ile/ve/yerine/değil HAYAL
( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/but DREAM
DREAM instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )
- BEKLENTİ ile/ve HEDEF
( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and TARGET )
- BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine HEYECAN
- BEKLENTİ değil/yerine HİZMET
- BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
( Merkezden uzaklaşmak. )
- BEKLENTİ ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ/TAHMİN
( FORESIGHT instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )
- BEKLENTİ ile/değil/yerine ÜMİT/UMUT
( Ümidiniz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
( Düşük tut! İLE/DEĞİL/YERİNE Yüksek tut! )
( [not] EXPECTATION vs./but HOPE
HOPE instead of EXPECTATION )
- BEKLENTİ ile/ve/<>/değil YÜKSEK EŞİK
( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/<>/but HIGH EDGE )
- BEKLENTİ(DE OLMAK) değil/yerine/>< KABUL (ETMEK)
( Hiçbir şey için! DEĞİL/YERİNE/>< Her şeyi. )
( Expect(ation) (for) nothing but accept(ion) (for) everything! )
( not EXPECTATION but/>< ACCEPTION
ACCEPTION instead of EXPECTATION )
- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"
- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK
- BEKLENTİYE YANIT ARAMAK ile/yerine (SADECE ANLAMAK İÇİN/ÜZERE) SORU SORMAK
( Yeter ki, soru sormasını bil! Taşlar bile seninle konuşur. )
( TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )
- BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK
- BEKLETME ile BEKLETME SÜRESİ
- BEKLETME ile YADSIMA
- TRANSPOSITION DE BECKMANN[Fr.] / BECKMANNSCHE UMLAGERUNG DER KETOXIME[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKMAN DÜZENLENMESİ
- BELEDİYE DÜKKANLARI OYUN PARKI :
( Ayazağa Mahallesindedir. 1.382,15 m²'lik bir alanı kapsar,626,05 m²'lik yeşil alanı ve 193,49 m² çocuk oyun alanı vardır. )
- BELEDİYE OTOBÜSLERİ ile ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
- BELEDİYE SOSYAL TESİSLERİ :
( İstinye'de İtfaiyenin yanında ve ana cadde üzerindedir. )
- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ
( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )
- BELEDİYE[Ar.] değil/yerine/= URAY
- BELEDİYE/LİK ile BELEDİYECİ/LİK ile BELEDİYE REİSİ ile BELEDİYE NİKAHI ile BELEDİYE POLİSİ ile BELEDİYE SARAYI ile BELEDİYE ÇAVUŞU ile BELEDİYE BAŞKANI ile BELEDİYE MECLİSİ ile BELEDİYE ENCÜMENİ ile BELEDİYE ZABITASI ile BELEDİYE TEŞKİLATI
- BELENMEK ile BELEN
- BELERMEK ile BELERTMEK
- BELGE ile BELGESEL ile DOKÜMANTASYON ile BELGELER
( DOCUMENT vs. DOCUMENTARY vs. DOCUMENTATION vs. DOCUMENTS )
( دستاويز ile سند ile ملاک عمل ile خط ile مدرک ile مستند ile اسنادي ile سندي ile مستندات ile مدارک ile سوابق ile اسناد )
( دستاويز ile SAND ile MOLAK AMEL ile KHAT ile MADRAK ile MOSTAND ile ESNADY ile SANDY ile MOSTANDAT ile MADARK ile SAVABAGH ile ESNAD )
- BELGELEMEK ile BELGELENMEK ile BELGELETMEK ile BELGEÇLEMEK ile BELGEÇLETMEK ile BELGELENDİRMEK ile BELGELENEBİLMEK ile BELGELEYEBİLMEK ile BELGE/LİK ile BELGEÇ ile BELGECİ/LİK ile BELGELİ ile BELGESEL ile BELGESİZ/LİK ile BELGELİKÇİ/LİK ile BELGESELCİ/LİK ile BELGESEL FİLM
- BELGİLEMEK ile BELGİ ile BELGİN/LİK ile BELGİT ile BELGİLİ ile BELGİSİZ/LİK ile BELGİSİZ SIFAT ile BELGİSİZ ZAMİR
- BELIEF vs./and STRUGGLE
- BELİRGİN ile AYRIM ile AYIRT EDİCİ ile FARKLILIK ile SEÇKİN ile SEÇKİN SEMBOL
( DISTINCT vs. DISTINCTION vs. DISTINCTIVE vs. DISTINCTNESS vs. DISTINGUISHED vs. DISTINGUISHED SYMBOL )
( شمرده ile متباين ile فرقان ile فرق ile تشخص ile تشخيص ile امتياز ile منش نما ile شمردگي ile متشخص ile شخيص ile مشخص ile برجسته ile متمايز ile نماد متمايز )
( SHMARDEH ile متباين ile FARGHAN ile FARGH ile TASHKHS ile TASHKHYSE ile EMTYAZ ile MONASH NAMA ile شمردگي ile MOTESHKHS ile شخيص ile MOSHKHS ile BARJASTEH ile MOTEMAYZ ile NAMAD MOTEMAYZ )
- BELİRGİN ile GÖRÜNÜŞE GÖRE
( APPARENT vs. APPARENTLY )
( صوري ile وارث مسلم ile نمودار ile نميان ile پيدا ile از قرار ile ظاهرا ile عليالظاهر ile نظرا )
( SORY ile VARS MOSLAM ile NEMODAR ile NAMYAN ile PEYDA ile AZ GHARAR ile ZANPARA ile عليالظاهر ile نظرا )
- BELİRGİN ile/ve YAYGIN
( CLEAR vs./and COMMON )
- BELİRGİNLEŞMEK ile BELİRGİNLEŞTİRMEK ile BELİRGİNLEŞEBİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile BELİRGİN/LİK
- BELİRGİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> AÇIĞA ÇIKARMA
- BELİRGİNLİK ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK
- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK
( CLARITY vs. CERTAINTY )
- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<> SABİT/LİK
( CLARITY vs./and CONSTANCY )
- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ/LİK
( CLARITY vs./and CONTINUITY )
- BELİRGİN/LİK ile/||/<>/> VERİMLİ/LİK
- BELİRLEME ile/ve/> BİRARADA TUTMAK
( TO DETERMINE vs./and/> TO KEEP TOGETHER )
- BELİRLENEMEYEN ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ
( INDETERMINABLE vs. INDETERMINACY vs. INDETERMINATE )
( نا محدود ile نا مشخصي ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile نا مشخص )
( NA MAHDUD ile NA MOSHKHSY ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile NA MOSHKHS )
- BELİRLENİMCİLİK/DETERMİNİZM ile/>< RASTLANTISALCILIK/İNDETERMİNİZM
( Tüm olayların önceden belirlenmiş neden-sonuç ilişkilerine bağlı olduğunu savunan görüş. İLE Olayların tamamen rastgele ya da öngörülemez olduğunu savunan görüş. )
- BELİRLENİMSİZ/LİK ile/ve OLANAKLI/LIK
- BELİRLE(N)ME ile/ve/||/<> ETKİLE(N)ME
- BELİRLENMİŞ/LİK ile/ve/değil BELİRGİN/LİK
- BELİRLENMİŞLİK ile/ve SEÇİLMİŞ/LİK
( DETERMINED vs./and SELECTED/NESS )
- BELİRLEYİCİ ile/ve/<> BELİRGİNLEŞTİRİCİ
- BELİRLİ-BELİRSİZ ["belli belirsiz" değil!]
- BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ ile BELİRLİ-BELİRSİZ
- BELİRLİ BİR YERDELİK ile/ve/||/<>/> SIRALILIK
- BELİRLİ GEÇMİŞ ile/ve/<> BELİRSİZ GEÇMİŞ
( [Eylemin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğini]
Belirli ve kesinlikli bildiren kip. İLE/VE/<> Başkasından duyarak ya da belirsiz olarak bildiren kip. )
( -di'li geçmiş. İLE/VE/<> -miş'li geçmiş. )
- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )
( SYSTEMATIC ERROR vs. RANDOM ERROR )
- BELİRLİ İNTEGRAL ile/||/<> BELİRSİZ İNTEGRAL
( Belirli sınırlı alan, belirsiz işlev ailesidir )
( Formül: ∫ᵃᵇf(x)dx İLE ∫f(x)dx+C )
- BELİRLİ NEDENLER ile/ve/||/<>/> BELİRLİ KOŞULLAR ile/ve/||/<>/> BELİRLİ SONUÇLAR
( Geçmiş. İLE/VE/||/<>/> Şimdi. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )
- BELİRLİ NOKTALAR ile BAZI NOKTALAR
( "KNOWN POINTS" vs. "SOME POINTS" )
- BELİRLİ OLMAZ ile BİLİNMEZ
- BELİRLİ ile BELİRGİN
- BELİRLİ ile/||/<> BELİRGİN
- RANDOM ERROR[İng.] / ZUFÄLLIGE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZ HATA
- BELİRSİZ (OLAN) ÜMİT ile/ve/yerine BELİRLİ (OLAN) ÜMİT
( INDEFINITE HOPE vs./and DEFINITE HOPE
DEFINITE HOPE instead of INDEFINITE HOPE )
- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM
- BELİRSİZ BELİRLİ
- BELİRSİZ ile BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ
- BELİRSİZ ile/ve/||/<> ÇEKİNGEN
- BELİRSİZ ile HERHANGİ
( INDEFINITE vs. ANY )
- BELİRSİZ ile KARIŞIK
( INDEFINITE vs. COMPLICATED )
- BELİRSİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTÜK
- BELİRSİZ ile/ve/||/<>/> SONSUZ ile/ve/||/<>/> TEK
( Tek aynada. İLE/VE/||/<>/> Karşılıklı aynanın arasında. İLE/VE/||/<>/> Birbirine bakan üç aynanın[üçgen içinde] ortasında. )
- BELİRSİZ ile/ve TANIMLANAMAZ OLAN
( INDEFINITE vs./and NOT POSSIBLE TO DEFINE )
- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI
- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ
- BELİRSİZLİK/KARARSIZLIK ile/değil/yerine/>< "EN KÖTÜ KARAR/ZARAR"
( Alınacak/alınabilecek "en kötü karar" ya da "en büyük zarar" bile zihnin kaldıramayacağı/taşıyamayacağı belirsizlik ve kararsızlıktan çok daha iyidir. )
- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARA DURUMLAR
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ARADA KALMAK
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> (")BAŞEDİLEMEZLİK(")
( Zihnin(/kişinin) başedemeyeceği tek olgu/durum. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BELİRGİN/LİK
( Zihnin baş edemediği ve neredeyse her an tükenebileceği tek durum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zihnin ve sürecin rahatlayabildiği ve yaşayabildiği tek durum. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BÖLÜNMÜŞ/LÜK
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil BULANIK/LIK
- BELİRSİZLİK <>/>< BÜTÜNLÜK
( INDEFINITENESS <>/>< INTEGRITY )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/=/||/<> DEĞERSİZ/LİK
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< GERİLİM
( [not] UNCERTAINTY vs./and/||/<>/but VOLTAGE
VOLTAGE instead of UNCERTAINTY )
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> KARARSIZLIK
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KARMAŞIKLIK
( Nesnesizlikten/kavramsızlıktan. İLE/VE/<> Yöntemsizlikten. )
- BELİRSİZ/LİK ile KEYFÎ/LİK
( INDEFINITE/NESS vs./and ARBITRARY/INESS )
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KUŞKU
- BELİRSİZ/LİK ile MUTLAK
( INDEFINITENESS vs. ABSOLUTE )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<>/< ÖNGÖRÜLEMEZ/LİK
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ÜMİTSİZLİK
( Dışarıda, bazı/çoğu şeyde olabilir. İLE/VE (FAKAT)/||/<> İçeride ve hiçbir "şey/durum" için olmamalıdır! )
- BELİRSİZ/LİK ile YOKSUN/LUK
- BELİRSİZLİKLER ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ DİL
( AMBIGUITIES vs. AMBIGUITY vs. AMBIGUOUS vs. AMBIGUOUS LANGUAGE )
( مبهمات ile ابهام ile مبهم ile زبان مبهم )
( MOBAOMAT ile ABEHAM ile MOBEHAM ile ZABAN MOBEHAM )
- BELİRTEÇ ile GÖSTERGE
- BELİRTEN değil/yerine/= TAMLAYAN
- BELİRTİ ile/ve/||/<>/> İZ ile/ve/||/<>/> İZİN İZİ ile/ve/||/<>/> GÖSTEREN
- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA
- BELİRTKE ile BELİRTKEN ile BELİRTKE TABLOSU
- BELİRTKE ile BELİTKE
( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )
- BELİRTME DURUMU -ile
( ACCUSATIVE CASE )
- BELİRTME ile BELİRTME GRUBU ile BELİRTME DURUMU ile BELİRTME SIFATI
- BELİRTME ile BİLDİRME
( TO STATE vs. TO NOTIFY )
- BELİRTME ile ORTAYA KOYMA
( TO STATE vs. TO EXPOSE )
- BELİT/AKSİYOM ile/ve KOYUT/ÖN DOĞRU/POSTULA(T)
( İnsan zihninin, tümel kuralları. İLE/VE Herhangi bir bilimin, tümel kuralları. )
( Kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. İLE/VE Ön doğru. )
( Belitler/aksiyomlar, temellendirilmez. )
( Kendileri kanıtlanmayan, kanıtları kanıtlanmaya gereksinim duyulmayacak ilk ilkelere verilen ad. | Tüm bilimler için uyulması gereken temel kurallar. İLE/VE Bir bilim dalının [üyesinin] kabul ettiği temel kurallar. )
( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [ARISTOTELES] )
( KOINAI ENNOIAI ile/ve AITEMATA )
( MÜTEARİFE/MÜSELLEMÂT/MÜSELLEMÛN ile/ve MEVZUA[ÖN KABUL]/MÜSÂDERÂT )
( AXIOME[Fr. < Yun.] ile/ve POSTULATUM[Lat.] )
- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]
- BELKİ OLABİLİR değil OLABİLİR
- BELKİ OLABİLİR" değil [sadece] "BELKİ" ya da "OLABİLİR"
( Hem "belki", hem de olasılık yanyana ifade edilmez. Olasılık, "belki"yi kapsar! )
- BELLEĞE YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI) ile/yerine EYLEME YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI)
( [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY vs. [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION
[TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION instead of [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY )
- BELLEĞİN AŞAMALARI'NDA:
KODLAMA ile/ve/> DEPOLAMA ile/ve/> ARA-BUL-GERİYE GETİR
( Belleğe yerleştirilir. > Bellekte tutulur. > Bellekten çağrılır. )
- BELLEK:
GEÇMİŞ ve/||/<>/> ŞU AN ve/||/<>/> GELECEĞİ (BELİRLER)
- [ne yazık ki]
BELLEK KAYBININ NEDENLERİ:
KAN ŞEKERİNİN OYNAMASI ve/||/<> VİTAMİNLERİN EKSİLMESİ ve/||/<> MİNERAL YOKSUNLUĞU ve/||/<> YAĞLARIN DENGESİZLİĞİ ve/||/<> HORMONLARIN AZLIĞI
- BELLEKTE:
AŞAĞIDAN YUKARI ile/ve/||/<> YUKARIDAN AŞAĞI
- SÖZ:
BELLEKTE ile/ve SOHBETTE
( Girdiği gibi çıkar. İLE/VE Dönüşerek ve kişiyi[konuşanı ve dinleyeni] dönüştürerek çıkar. )
- BELLEKTE TAŞIMAK ile/değil/yerine BİLMEK
( Bilgi 2'dir. 1. Hakkında veri sahibi olmak. 2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek. [Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )
( [not] TO CARRY ON MEMORY vs. TO KNOW
TO KNOW instead of TO CARRY ON MEMORY )
- BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK değil/>< BİLMEK
- BELLEKTE TUTMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine "HEYBEYE ATMAK"
- BELLEK(TEKİ KAYITLAR):
ZAMANDAN ve/||/<> DEĞİŞİMDEN
SAKLAMAK/SAKLANILAN
- BELLEME ile BELLEME
( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )
- BELLEMEK ile BELLEMEK
( Öğrenip akılda tutmak: | Öğrenmek. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak. )
- BELLEMEK ile BELLENMEK ile BELLETMEK ile BELLETİLMEK ile BELLETTİRMEK ile BELLENEBİLMEK ile BELLETEBİLMEK ile BELLEYEBİLMEK ile BELLEYİVERMEK ile BELLEK ile BELLEM ile BELLEKLİ ile BELLEKSİZ/LİK ile BELLEK KAYBI ile BELLEK YİTİMİ ile BELLEK KÖRLÜĞÜ ile BELLEK DARALMASI ile BELLEK KARIŞIKLIĞI
- BELLEMEK ile/ve/yerine EZBERLEMEK[Fars.]
( ... İLE/VE/YERİNE Kalbe yazmak. )
- BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )
( TO MEMORIZE vs. INTERROGATE/TO THINK
INTERROGATE/TO THINK instead of TO MEMORIZE )
- BELLETME ile BELLETMEN
- BELLİ/LİK ile BELLİK ile BELLİSİZ ile BELLİ BAŞLI ile BELLİ BELİRSİZ/LİK
- BELOUSOV-ZHABOTİNSKY İLE OREGONATOR İLE BRUSSELATOR ile/||/<> KİMYASAL OSİLATÖRLER
( Periyodik kimyasal reaksiyonlar. )
( Formül: A → X İLE 2X+Y → 3X )
- BELSOĞUKLUĞU ile GLANS[PENİS BAŞI] YANGISI(İLTİHABI)
( GONORE ile BALANİT )
- BEMBEYAZ APAK
( ... İLE Bembeyaz. | Çok ak bir biçimde. )
- BEN DE SİZDENİM ve/||/<>/> BENİM GİBİ/DURUMUMDA OLAN BAŞKA BİRİ DAHA VAR MI?
( Çok sıradışı bir ortamda/bölgede/toplumda/durumda, kişinin ilk düşündükleri. )
- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİ(LEŞTİRME)
- BEN ile/ve/<>/> BİZ ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- BENAYYAT, YILDIRIM (K. EREĞLİ, 1945) :
( Galatasaray'dan voleybolcu olarak transfer edildi (1970) ama futbolcu olarak profesyonel takımda 15 maç oynadı 4 gol attı. 1970/71 sezonu sonunda Galatasaray'a transfer oldu. )
- BENCE YAPMAKTA YARAR "OLABİLİR" değil "BENCE YAPMAKTA YARAR OLUR"
- BENCE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAATİMCE
- BENCH :/yerine BANKA (OTURULAN)
- BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )
( Kişi, kendini sürekli yenilemeli ve başkalarını da meziyetiyle etkileyerek bencillikten uzaklaşmalıdır. )
( Selfishness is the source of all evil.
That as long as you have a self to defend, you must be violent. )
( SELF-SATISFIED(/SELF-SATISFACTION) vs. EGOIST(/EGOISM) / SELFISHNESS )
- [ne yazık ki]
!"BENCİL/LİK / BENCİL/LEŞMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< BİREY/LİK / BİREY(SEL)LEŞMEK
- BENCİLLEŞMEK ile BENCİLLEŞEBİLMEK ile BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK ile BENCİLCE
- BENCİL/LİK ile/değil/yerine BİREYSEL/LİK
- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/değil/||/<>/< KEYFİLİK
- BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )
- BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK
- BENCİL/LİK ile/ve/> SORUMSUZ/LUK
- [ne yazık ki]
BENCİL/LİK ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK
- BENDENİZ ile BEN DENİZ
( Bende[: hizmetçi/köle]'niz. İLE Adım, Deniz'dir. )
- BENEDICK/BENEDICKSCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEDİCK ETKİSİ
- BENEDICT SOLUTION/SOLUTION DE BENEDICT[İng.] / SOLUTION DE BENEDICT[Fr.] / BENEDICT-LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEDİCT ÇÖZELTİSİ
- BENEKLİ KURBAĞA ile YILDIZLI CÜCE KURBAĞA
( İlk kez 2010'da, Batı Ghats dağlarındaki vahşi yaşamı araştırırken bir yaprak çöpünün altında karşılaşılmıştır. İLE Hint Sri Lanka'lı amfibi alt ailesinden gelen yepyeni bir tür olarak 2019'da keşfedilmiştir.[En son ortak atalarının 57 - 76 milyon yıl önce yaşadığı düşünülüyor.] )
( ... ile
)
( ... cum ASTROBATRACHUS KURICHIYANA )
- BENGAL ile BENGALCE
( BENGAL vs. BENGALESE )
( بنگاله ile بنگال ile بنگالي )
( BANGALEH ile BANGAL ile بنگالي )
- BENHUR ve TITANIC ve YÜZÜKLERİN EFENDİSİ(YÜZÜK KARDEŞLİĞİ)
( Bugüne kadar sadece bu üç film, onbir dalda Oscar ödülü kazanmıştır. )
- BENİ ANLAMADIN değil DEDİĞİMİ ANLAMADIN
- BENİ ANLAYIN ile/değil/yerine/< DEDİĞİMİ ANLAYIN
- BENİ/SENİ/ONU:
"ENTERESE ETMEZ" değil
(FAZLA/YETERİNCE) İLGİLENDİRMİYOR
- BENİMDİR yerine YANIMDADIR
- BENİMSEMEK ve/||/<> ANIMSAMAK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖZÜMSEMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/<> SAVUNMAK
- BENJAMIN ile BENJAMIN
( Walter Benjamin İLE Benjamin Franklin )
( 15 Temmuz 1892 - 26 Eylül 1940 İLE 17 Ocak 1706 - 17 Nisan 1790 )
( Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı. İLE Yayıncı, yazar, mucit, felsefeci, biliminsanı ve siyasetçi. )
(1996'dan beri)