Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 36.682 başlık/FaRk ile birlikte,
36.682 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(67/148)
- İRİ YARI ile ÇAM YARMASI/BÖLMESİ
( ... İLE İri yarı, koca gövdeliler için söylenilen. )
- İRİ ile BALABAN
( ... İLE İri, büyük. | Nazik. | Şişman, gürbüz kişi, çocuk. | Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş. )
- İRİAYAK -ile
( Avustralya'ya özgü bir kuş. )
- IRIDIUM[İng.] / IRIDIUM[Fr.] / IRIDIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İRİDYUM
- İRİNLENMEK ile İRİ ile İRİN ile İRİS ile İRİNLİ ile İRİ İRİ ile İRİ LAF ile İRİNSİZ ile İRİ YARI ile İRİ KIYIM ile İRİ YAPILI/LIK
- İRITABL[İng.] değil/yerine/= BAĞIRSAK SENDROMU
- İRİTE[Fr. < IRRITÉ] değil/yerine/= SİNİRLENDİRME, RAHATSIZ ETME | AŞINDIRMA(TAHRİŞ), KAŞINDIRMA
- İRİYARI
- IRK ile IRKİ ile IRK AYRIMI ile IRK BİLİMİ ile IRK BİLİMCİ ile IRK BİRLİĞİ ile IRK BİLİMSEL
- [NE YAZIK Kİ]
IRKÇI/LIK ile/ve/||/<> AYRIMCI/LIK
- IRKÇI/LIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇI/LIK / KABİLECİ/LİK
- IRKÇI/LIK ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I
- IRKÎ ŞUUBİYE ile/değil LİSÂNÎ ŞUUBİYE
- İRKİLME ile/ve ÜRPERME
( Gövdede. İLE/VE Zihinde. )
( Gövdeyi korur. İLE/VE Zihni korur. )
- IRKLAR ARASI ile BİRBİRİYLE İLİŞKİ KURMAK ile SORGULAMAK ile SORGULAMA ile SORGULAYICI ile SORGULAYICI ile YARIDA KESMEK ile KESİNTİ KOŞULU ile KESİNTİYE UĞRADI ile KESİNTİ
( INTERRACIAL vs. INTERRELATE vs. INTERROGATE vs. INTERROGATION vs. INTERROGATIVE vs. INTERROGATOR vs. INTERRUPT vs. INTERRUPT CONDITION vs. INTERRUPTED vs. INTERRUPTION )
( بين نژادي ile بهم ارتباط داشتن ile مناسبات مشترک داشتن ile تحت بازجويي قرار دادن ile استنطاق کردن ile استفهام ile باز خواست ile بازجويي ile ادوات استفهام ile پرسشي ile استفهامي ile پرسش کننده ile مستنطق ile بازپرس ile ايجاد وقفه ile وضعيت وقفه ile مقطوع ile مقطع ile منقطع ile وقفه )
( BEYNE NEJADY ile BACPAM ERTABAT DASHTAN ile MENASBAT MOSHTARK DASHTAN ile TAHAT BAZJUYY GHARAR DADAN ile ESTANTAGH KARDAN ile ESTEFEHAM ile BAZ KHAST ile BAZJUYY ile EDVAT ESTEFEHAM ile PORSESHY ile استفهامي ile PORSESH KONANDEH ile مستنطق ile BAZPORS ile AYJAD VAQFEH ile VAZEYT VAQFEH ile MOGHTU ile MOGHATE ile MONAGHATE ile VAQFEH )
- IRMAK ile/ve/<> GELEĞEN
( ... İLE Ana ırmağa karışan akarsu. )
- IRMAK ile/ve GÖL ile/ve DENİZ ile/ve ANADENİZ/OKYANUS
( OKYANUS: BAHR-İ MUHİT/LEBLÂYE[KARA VE YEŞİL DENİZ] )
( ÂB-I REVÂN: Akarsu, ırmak. )
( KOKYTOS ve STYKS, yeraltı ırmaklarıdır. )
( En uzun ırmaklar:
Nil (Afrika) - 6,690
Amazon (Güney/South Amerika) - 6,570
Mississippi (Missouri) (ABD/US) - 6,212
Yangtze (Çin/China) - 5,520
Irtysh (Rusya/Russia) - 5,410
Hwang Ho (Çin/China) - 4,672
Congo (Afrika) - 4,667
Amur (Asya/Asia) - 4,509
Lena (Rusya/Russia) - 4,296
Mackenzie (Kanada/Canada) - 4,241 )
( ŞEH-RÛD ile/ve İSTEL ile/ve DERYÂ ile/ve ... )
( NEHİR[çoğ. ENHÂR] ile/ve BUHAYRA ile/ve BAHR[çoğ. BİHÂR] ile/ve UMMÂN/UKYÂNUS )
- İRMİK HELVASI ile/ve UN HELVASI
( ... ile/ve HABÎS/A, BERÎK/E, BÜRÛK )
- İRMİK ile İRMİK HELVASI
- İRŞÂD:
İLİM ÖĞRETMEK değil UYKUDAN UYANDIRMAK
- İRŞÂD ile VELÂYET
( Vefatla sonlanır. İLE Vefatla bile sonlanmaz. )
- İRSİ/YET[Ar.]["IRSİ" değil!] değil/yerine/= KALITIM/SAL
- İRTEMEK ile İRTEŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Araştırmak. İLE Belirli bir konu üzerine kişiler arasında ortaya çıkan hesap sorma isteği. )
- İRTİBÂ[Ar.] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]
( Baharda, güzel bir yerde oturma. İLE Bağlanış, rabtedilme. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı, belirtilerin birbirini tutması. )
- İRTİBAK[Ar.] ile İRTİBÂK[Ar.]
( Zoraki gülme. İLE Karışma. | Çamura batma. | Bir işin ters gitmesi. | Dolambaçlı konuşma. )
- İRTİBÂS[Ar.] ile İRTİBÂS[Ar.]
( Dağılma. İLE Pek sıkışık ve karışık olma. | Zor ve perişan bir durumda kalma. )
- İRTİBAT ile ALÂKA
- İRTİBÂT[Ar. < RABT] ile/ve/<> İMTİDÂD[Ar. < MEDD]
( Bağlanış, rabtedilme. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı, belirtilerin birbirini tutması. İLE/VE/<> Uzama, uzun sürme. | Uzay. )
- İRTİBAT ile İRTİBATLI/LIK ile İRTİBATSIZ/LIK
- İRTİBATLANDIRARAK yerine BAĞLANTILANDIRARAK
- İRTİCA/EN ile İRTİCAL/EN
( Geri. İLE Düşünmeden, ağzına geldiği gibi söyleme. )
- İRTİCAL değil/yerine/= DOĞAÇ/DOĞUNÇ
- İRTİCÂL[Ar.] ile İRTİCÂLEN/İRTİCÂLÎ[Ar.]
( [şiir ve sözü] Birdenbire, düşünmeden içine doğduğu gibi söyleme/söyleyiş. İLE Düşünmeden, birdenbire, irtical suretiyle. )
- İRTİCÂS[Ar.] ile İRTİCÂZ[Ar.]
( Gök gürlemesi. İLE Kısaltma. | Bahr-i recez'den şiir söyleme.[BAHR-İ RECEZ: Titrek.] )
- İRTİDÂ'[Ar. < RİDÂ] ile İRTİDÂ'[Ar. < RIDÂ]/İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİDÂ'[Ar.] ile İRTİDÂD[Ar. < REDD]
( Örtünme, çarşaf gibi şeye bürünme. Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Yasak olan şeyden geri durma, çekinme. İLE İslâm dinini bırakarak başka bir dini kabul etme. )
- İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( Bir şey kesilme, bir şeyden ziyân görme. | Beğenme, seçme. | Uygun olma, uygun bulma, râzı olma. İLE Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )
- İRTİDÂD[< REDD] ile DİNİNİ BIRAKARAK BAŞKA BİR DİNİ KABUL ETME
( DİNİNİ BIRAKARAK BAŞKA BİR DİNİ KABUL ETME )
- İRTİDÂD[Ar. < REDD] ile/>< İHTİDÂ'[Ar. < HİDÂYET]
( İslâm dinini bırakarak başka bir dini kabul etme. İLE/>< Doğru yola girme. İslâm dinini kabul etme, müslüman olma. )
- İRTİDAT ile MÜRTED
( APOSTASY vs. APOSTATE )
( عهدشکني ile ارتداد ile از دين برگشته ile مرتد شدن ile مرتد )
( EADSHKANY ile ERTEDAD ile AZ DYNE BARGASHTEH ile MORTAD SHODAN ile MORTAD )
- İRTİFÂ ile İRTİFAK
( Yükseklik. | Yükselti. İLE Dayanma. )
- İRTİFA ile İRTİFAK ile İRTİFAK HAKKI
- İRTİFAK HAKLARI değil/yerine/= YÜKÜMLENİM ÜLEVLERİ
- İRTİHÂL[< RIHLET]:
GÖÇME, GÖÇETME | ÖLME -<
- İRTİHÂL ile/değil İNTİHÂL
( Ölüm. İLE/DEĞİL Alıntı. )
- İRTİHÂS[Ar.] ile İRTİHÂŞ[Ar.] ile İRTİHÂZ[Ar.]
( Ucuz sayma/sayılma. İLE Istırap ve sıkıntı içinde bulunma, huzuru kaçma. İLE Rezil, kepâze olma. )
- [ne yazık ki]
İRTİKÂB SUÇU:
ZORLAMAYLA(İCBAR) ile/ve/||/<> İKNÂYLA ile/ve/||/<> MUHATABININ HATASINDAN YARARLANARAK
- İRTİKAB["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂB[Ar. çoğ. İRTİKÂBÂT]
( Bekleme, gözleme. İLE Kötü bir iş işleme. | Yiyicilik, rüşvet yeme. )
- [ne yazık ki]
İRTİKÂB ile/ve/||/<> RÜŞVET ile/ve/||/<> ZİMMET ile/ve/||/<> GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK
( [TCK md.]
250 @@ 252 @@ 247 @@ 257 )
( Kamu görevlisinin (memur, bilirkişi vb.), icra ettiği kamu görevinin kendine sağladığı nüfûzu kötüye kullanarak, muhatap olduğu kişilerden yarar sağlamaya ya da bu kişileri yarar sağlama yönünde vaatte bulunmaya yönlendirmesi ile oluşur. Kamu görevlisinin tek taraflı olarak mağdurun irâdesini etkilemesi sonucunda işlenen bir suçtur. Seçimlik hareketli bir suç olup kamu yönetiminin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar arasındadır. [ “Özgü suç” olarak kabul edilen suçlardandır.][İrtikap suçunun edimcisi, kamu görevlisidir. Kamu görevlisi dışındaki kişilerin irtikap suçu işlemesi olanaklı değildir. Kamu görevlisi olmayan kişiler, suça katıldıklarında, irtikap suçuna yardım etme ya da azmettirme gibi katılım vargıları gereği yargılanabilirler.] İLE/VE/||/<> Görevinin gereği olan bir işi yapması ya da yapmaması için doğrudan ya da aracılarla bir kamu görevlisine ya da başka bir kişiye çıkar sağlanması.[Dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır.] İLE/VE/||/<> Üstünde olan şey. | Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara ya da para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para ya da eşya. | Birinin, yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para. | Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü. İLE/VE/||/<> Kamu görevlisinin görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmesiyle oluşan genel bir suçtur. )
- [ne yazık ki]
!İRTİKÂB ile/değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET[Ar. < RİŞVET] YEME
( Bekleme, gözleme. | Kötü bir iş işleme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/= Yaptırılmak istenilen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için birine mal ya da para olarak sağlanan çıkar. )
( MÜRTEKİP[Ar.]: Kötü, uygunsuz işler çeviren. | Rüşvet yiyen/yiyici. )
- İRTİKAS[Ar. < RAKS]["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂS[Ar.] ile İRTİKAŞ["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂZ[Ar. < REKZ] ile İRTİKÂZ[Ar.]
( Salıntı, salınım. İLE Başaşağı yuvarlanma. İLE Savaşta askerlerin birbirine karışması. İLE Saplanıp yerinde durma, dikilme. | Bağlanma. | Nabzın atması, seğirme. İLE Iztırap duyma. | Gebelikte çocuğun karında hareket etmesi. )
- İRTİMÂS[Ar.] ile İRTİMÂZ[Ar.] ile İRTİMÂZ[Ar.]
( Suya dalıcılık, dalgıçlık. İLE Iztırap içinde kıvranma. İLE Yerinden oynatıp sıçratma. | Birini koruma. )
- İRTİSÂM[Ar. < RESM] ile İDRAK
( Resmi çıkma/çizilme. | İzdüşüm. İLE ... )
- İRTİVÂ'[Ar.] ile İRTİVÂH[Ar.]
( İçerek kanma. | Gövdedeki örgenlerin ve eklemlerin/mafsalların kalınlaşması. İLE Nöbetle çalışma. )
- İRTİYÂ'[Ar.] ile İRTİYÂH[Ar. < RİH]
( Korkma, ürkme. İLE Ferahlama. | Rüzgârlanıp rahatlama. )
- İRTİZÂ[Ar.] ile İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİZÂ'[Ar. < RIZÂ] ile İRTİZÂH[Ar.]
( Bir şeyin eksilmesi, bir şeyden zarar/ziyan görme. İLE Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )
- İRTİZÂK[< RIZK] -ile
( RIZIKLANMA, RIZIK ALMA )
- İRTİZÂK[RIZK] ile/ve/<> İRTİBAT[Ar. < RABT]
( Rızıklanma, rızk alma. İLE/VE/<> Bağlanış, bağlanma. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı. )
- IRZ ile IRZ EHLİ ile IRZI KIRIK ile IRZ DÜŞMANI
- İŞ GÖREMEMEZLİK ile/ve/değil/yerine ENGELLİLİK ORANI
- İŞ GÜCÜ ile İŞÇİ PARTİSİ ile İŞÇİ GREVİ ile İŞÇİ SENDİKASI ile İŞÇİ ile ZAHMETLİ
( LABOR vs. LABOR PARTY vs. LABOR STRIKE vs. LABOR UNION vs. LABORER vs. LABORIOUS )
( کارگري ile درد زايمان ile حزب کارگر ile اعتصاب کارگري ile اتحاديه کارگري ile عمله ile کارکن )
( KARGARY ile DARD ZAYMAN ile HEZB KARGAR ile ETESAB KARGARY ile ETEHADYYEH KARGARY ile عمله ile کارکن )
- IS/INFORMATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= BİLGİ DÜZENİ
- WORK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE TRAVAIL[Fr.] / AUSTRITTSARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İŞ İŞLEVİ/FONKSİYONU
- İŞ:
[ne yazık ki]
ÖYLESİNE ve/||/<> ŞİŞİRME
- AMEL, FİL[Osm.] / WORK[İng.] / TRAVAIL[Fr.] / ARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İŞ
- İŞ ile/ve/+/||/<> ARKADAŞ ile/ve/+/||/<> UYKU
(
)
- İŞ" ile/ve/||/<> HAREKET
- İŞ ile/ve/||/<> SİPARİŞ
- İŞ ile YUMUŞ BUYURMAK(BİR İŞİN YAPILMASINI İSTEMEK)
- İSABETLİLİK ile/ve TUTARLILIK
- Sadece/sırf diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!
- İSÂLE[Ar. < SEYL | çoğ. SEYELÂN] ile İZÂLE[Ar. < ZEVÂL]
( Akıtmak. İLE Yok etme, giderme. )
- İŞALLAH değil İNŞAALLAH
- Sanchita(geçmiş enkarnasyonlardan birikmiş olanlar),
-<
- İSÂR ile İS'ÂR ile îSÂR ile İS'ÂR/İSGAR ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İSÂR
( Bağ, sargı; Esirlik. İLE
Narh koyma, fiyat biçme. İLE
İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE
Çocuğun diş çıkarması. İLE
Sürçtürme, ayak kaydırma; birini büyüklere kötüleme. İLE
Güçleştirme; Fakirleşme. İLE
İkindi zamanında bulunma; Gelin olma çağına gelme; Kasırga. İLE
Keçi memesine takılan kese, torba. )
- İŞARET ALMA (HİDÂYET)
- İŞARET ETMEK ile DİKKATLERİ ÇEKMEK/ÇEKMEYE ÇALIŞMAK
- İŞARET PARMAĞI ile/ve/değil/||/<>/< ÖTEKİ ÜÇ PARMAK
( Bir yanlışın/eksiğin savunması olarak kendimizi hatasız/suçsuz göstermek için başka bir şeyi/kişiyi işaret ettiğimizde, işaret ettiğimiz parmağımız, işaret edilen şeyle ilgili olsa bile olayların/olguların kökenindekinin, kaynağının ve ağırlığın bizim "düşünce/davranış" ve "yorumumuz" olduğunu, öteki üç parmağımız bizi gösterir. )
( %25. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %75. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )
- İŞARET değil/yerine/= İM/BELİRTİ/İZ, SİM
- İŞARET = SIGN[İng.] = MARQUE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SEGNO[İt.] = SIGNO[İsp.]
- İŞARETLEMEK değil/yerine/= İMLEMEK
- İŞARETLEMEK ile İŞARETLENMEK ile İŞARETLETMEK ile İŞARETLEŞMEK ile İŞARETLEYEBİLMEK ile İŞARET ile İŞARETLİ ile İŞARETÇİ/LİK ile İŞARETSİZ/LİK ile İŞARET DİLİ ile İŞARET FİŞEĞİ ile İŞARET SIFATI ile İŞARET ZAMİRİ ile İŞARET PARMAĞI
- İSBÎDÂC[Ar.] ile İSFÎDÂC[Ar.]
( Üstübeç. )
- İŞBİRLİĞİ ve/<> AMAÇ BİRLİĞİ
- İŞBİRLİĞİ ile/ve/<> GÜÇ BİRLİĞİ
- İŞÇİLİK ile/ve HİZMET
- ISDS/INTERNATIONAL SOCIETY FOR DISEASE SURVEILLANCE[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI HASTALIK GÖZETIM BİRLİĞİ
- İŞE ALINDI ile İŞE ALINAN İŞÇİ ile İŞE ALINMIŞ ÇALIŞMA
( HIRED vs. HIRED WORKER vs. HIRED WORKING )
( اجير ile مزدور ile مزدبگير ile مزدوري )
( AJYR ile MOZDOR ile MOZDBAGYR ile مزدوري )
- İŞE YARARLILIK ile/ve DEĞİM/LİYÂKAT
- İŞE YARARLILIK ile/ve DEĞİM/LİYÂKAT
( Ne kadar yararlıysan, o kadar adamsındır. )
( USEFULNESS vs. MERIT )
- İŞE YARAYAN ile/ve/değil/||/<>/< İŞ GÖREN
- Sen de diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!! -ve
- Sen diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!
- İŞETMEK ile İŞEYEBİLMEK ile İŞE UYGUN/LUK
- Şey - şey - şey demeden KONUŞ!!!
- Isfahan ile ISFAHAN
( İran'da bir kent/eyâlet. İLE Türk müziğinde, dügâh perdesindeki makamlardan biri. )
- İSG/OCCUPATIONAL HEALTH AND SAFETY[İng.] değil/yerine/= İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
- İŞGAL ile İŞTİGAL
- İŞGAL ile/değil YAYILMA
- İŞGÜZAR[Azr.] = BECERİKLİ, ELİ İŞE YATKIN [Tr.]
- İŞGÜZAR/LIK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK
- [ne yazık ki]
İŞGÜZÂR/LIK ile/ve/<> BOŞBOĞAZ/LIK
- İŞGÜZAR/LIK ile/değil/yerine/>< GAYRETKEŞ/LİK
- İSHAK AĞA ÇEŞMESİ :
( Kireçburnu'nda ana cadde üzerinde ve Kireçburnu Camiinin deniz tarafındaki set üzerinde yer alan Çeşme altı isimli çay bahçesinin içerisindedir (H.1163, M.1749). Çeşmeyi İstanbul Gümrük Emini Seyyid İshak Ağa yaptırdığı için bu ismi almıştır. Suyun sertlik dereci 36 olup ağır sudur ve içilmez. Çeşmenin uzun zamandan beri suyu yoktur.. Çeşmenin kitabesinde şöyle yazıyor: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Es - seyyid Ishak Ağa Emin - i Gümrük - i Asitane" (Sene 1163). )
- İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ
( Beykoz, Meydan Çarşısı'nda. [ON ÇEŞMELER adıyla da tanınır] [1746] İLE Beykoz'da, Ortaçeşme semtinde. İLE Yalıköy (Serbostanî Mustafa Ağa) Camisi'nin mihrabı önündeki bahçede. İLE Kireçburnu (Ağaçaltı) Camisi önündeki meydanda. )
( Dördü de Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yaptırılmıştır. )
- İSHAL ile İSHALLİ
( DIARRHEA vs. DIARRHETIC )
( اسهال ile شکم روش ile ريغو )
( ASEHAL ile SHKAM ROSH ile ريغو )
- İSHAL ile İSHALLİ
- HEAT FLUX[İng.] / FLUX DE CHALEUR[Fr.] / WÄRMEFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI AKISI
- HEAT TRANSFER RESISTANCE[İng.] / WÄRMEÜBERTRAGUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI AKTARIM DİRENCİ
- HEAT TRANSFER COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU TRANSFERT THERMIQUE[Fr.] / WÄRMEÜBERTRAGUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI AKTARIM KATSAYISI
- ONDE DE CHALEUR, ONDE THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISI DALGASI
- HARÂRET MUHAVVİLİ[Osm.] / HEAT EXCHANGER[İng.] / ÉCHANGEUR DE CHALEUR[Fr.] / WÄRMEAUSTAUSCHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI DEĞİŞTİRİCİ
- HEAT EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE LA CHALEUR[Fr.] / WÄRMEGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI DENKLEMİ
- HEAT PUMP[İng.] / WÄRME PUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI POMPASI
- KUDRET-İ HARÂRET[Osm.] / HEAT[İng.] / CHALEUR[Fr.] / WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI, SICAKLIK
- HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR[Fr.] / WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISI SIĞASI
- IŞIĞA, IŞIKLA BAKMAK ile/ve YÖNTEME, YÖNTEMLE BAKMAK
- IŞIĞI HAYAL ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARANLIĞI ANLAMAK
- İSİGLİK ile İSİGLİK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sıcaklık .İLE Aşk, sevgi. )
- IŞIK:
ÇELİŞİK BİRLİK
( Hem parça, hem dalga | Ne parça, ne dalga )
- IŞIK DALGASINDA:
ŞİDDET ile/ve/||/<> RENK ve DOĞRULTU
( Dalga yüksekliği. İLE/VE/||/<> Dalga boyu uzunluğu. )
( Gümüşlü levha üzerine çekilen ve siyah-beyaz fotoğraflarda, ışıktaki şiddet değişiklikleri kaydedilirken, renkli fotoğraflarda, dalga boyu değişiklikleri de kaydedilir. Hologramda, ışığın şiddetiyle birlikte, ışık dalgalarının doğrultusu da kaydedilerek bir nesneyi üç boyutlu görmemiz sağlanır.[Bu, tek renk hologramlar için geçerli olsa da renkli hologramlar için ışığın üç özelliği de kaydedilir.] )
- IŞIK HIZI:
[ne] KAYNAĞA ne de GÖZLEMCİYE [BAĞLIDIR]
( c = 1/ε0μ0 = 3 x 10üzeri8 m/s )
- IŞIK HIZI ile/değil/< DÜŞÜNCE HIZI
( Saniyede, 300.000 km. İLE/DEĞİL/< En hızlı olan. )
- SÜRAT-İ ZİYÂ[Osm.] / LIGHT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE LA LUMIÈRE[Fr.] / LICHTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK HIZI
- IŞIK HIZININ:
ALTI ile/ve/<> ÜSTÜ
( Madde. İLE/VE/<> Anti madde. )
( Fizik. İLE/VE/<> Metafizik. )
( V < C ile/ve/<> V > C )
- LICHTBEUGUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK KIRINIM ÇÖZÜMLEMESİ
- IŞIK MİKROSKOBU ile/ve ELEKTRON MİKROSKOBU ile/ve KUVANTUM MİKROSKOBU
( Işık, cam merceklerden oluşan kondansör tarafından örnek üzerine odaklanır, daha sonra görüntü objektif ve okulerdeki mercekler tarafından büyütülerek gözle ya da fotoğraf filmi üzerinde izlenir. İLE/VE Işık yerine elektron yayıcı kaynak [mikroskobun üst kısmında] kullanılır ve cam mercekler yerine elektromıknatıslar kullanılır. Yayılan elektronlar, kondansör mercekler tarafından örnek üzerine odaklanır. Objektif ve projektör mercekleri tarafından büyütülen görüntü, izlenmek üzere bir ekrana ya da fotoğraf filmi üzerine düşürülür. )
- INTENSITÉ DE LA LUMIÈRE, INTENSITÉ LUMINEUSE[Fr.] / LICHTINTENSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIK ŞİDDETİ
- IŞIK ŞİDDETİ ile/||/<> IŞIK AKISI (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Şiddet birim alan başına, akı toplam ışık miktarıdır )
( Formül: I=Φ/A İLE Φ )
- IŞIK ile/değil/yerine/||/<>/< GELECEK (VAR/VAAD EDİYOR)
- IŞIKLANMAK ile IŞIKLANDIRMAK ile IŞIK ile IŞIKLI/LIK ile IŞIKÇI/LIK ile IŞIKSIZ/LIK ile IŞIKLAMA ile IŞIK HIZI ile IŞIK KÜRE ile IŞIK YILI ile IŞIK AKISI ile IŞIK GÖLGE ile IŞIK GÖÇÜM ile IŞIK IŞINI ile IŞIK AYLASI ile IŞIK AYNASI ile IŞIK BACASI ile IŞIK EĞRİSİ ile IŞIK YUVARI ile IŞIK ÇANAĞI ile IŞIK ÖLÇÜMÜ ile IŞIK DEĞNEĞİ ile IŞIK KORKUSU ile IŞIK KİRLİLİĞİ
- COURANT D'ESPACE[Fr.] / GLÜHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL AKIM, BOŞLUK AKIMI
- EFFET ACOUSTIQUE THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL AKUSTİK ETKİ
- PHOTOSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIL BÖLÜNME
- THERMAL AGITATION[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL ÇALKALANMA
- THERMAL COULOMB[İng.] / COULOMB THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES COULOMB[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL COULOMB
- THERMAL WAVE[İng.] / THERMISCHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DALGA
- THERMAL VALUE[İng.] / VALEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DEĞER
- THERMAL EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DENGE
- TERMISTOR / THERMAL RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE THERMIQUE, THERMISTANCE[Fr.] / THERMISCHER WIDERSTAND, WÄRMEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DİRENÇ
- THERMAL RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL DİRENÇLİLİK
- THERMAL CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER KONVERTER, THERMOUMFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- THERMOJUNCTION BATTERY[İng.] / BATTERIE THERMOJOINTE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL EKLEM BATARYA
- KUDRET-İ HARRÎ[Osm.] / THERMAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE ENERGIE, WÄRMEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ENERJİ/ISI ENERJİSİ
- THERMAL FARAD[İng.] / FARAD THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES FARAD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL FARAD
- PHOTOVOLTAISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIL GERİLİM ETKİSİ
- THERMAL STRESS[İng. / TENSION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE SPANNUNG, WÄRMESPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GERİLİM/GERİLME
- THERMIC POWER[İng.] / PUISSANCE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE LEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GÜÇ
- THERMAL NOISE[İng.] / BRUIT THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES RAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL GÜRÜLTÜ
- THERMISCHE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL HAREKET
- THERMAL HENRY[İng.] / HENRY THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES HENRY[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL HENRY
- THERMAL HYSTERESIS[İng.] / THERMISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL HİSTEREZİS
- THERMAL INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE INDUKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL İNDÜKTANS
- THERMAL CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ THERMIQUE[Fr.] / WÄRMELEITFÄHIGKEIT, PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/IŞIL İLETKENLİK
- THERMAL RADIATOR[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞINIM YAYICI
- THERMAL RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE STRAHLUNG, WÄRMESTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞINIM
- THERMISCHER STRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL IŞIYICI
- THERMIONIC CURRENT[İng.] / COURANT THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK AKIM
- THERMIONIC ACOUSTIC EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK AKUSTİK ETKİ
- THERMIONIC WORK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE TRAVAIL THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK İŞ İŞLEVİ/FONKSİYONU
- THERMIONIC CATHODE[İng.] / CATHODE THERMOIONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK KATOT
- THERMIONIC CELL[İng.] / CELLULE THERMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK PİL
- THERMIONIC EMISSION[İng.] / ÉMISSION THERMOÏONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL İYONİK YAYIM/YAYINIM
- THERMAL CONVECTION[İng.] ile/değil/yerine/= ISIL KONVEKSİYON
- THERMAL MAGNON[İng.] / MAGNON THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES MAGNON[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL MANYON/MAGNON
- THERMOMECHANICAL EFFECT[İng.] / EFFET THERMOMÉCANIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL MEKANİK ETKİ
- THERMAL NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS THERMIQUES[Fr.] / THERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL NÖTRONLAR
- THERMAL OHM[İng.] / OHM THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL OHM
- THERMAL DEATH[İng.] / MORT THERMIQUE[Fr.] / WÄRMETOD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ÖLÜM
- THERMAL POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE POTENTIALDIFFERENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL POTANSİYEL FARKI
- THERMAL ROSSBY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE ROSSBY THERMIQUE[Fr.] / ROSSBY-THERMALZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL ROSSBY SAYISI
- THERMAL SCATTERING[İng.] / DISPERSION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL SAÇILMA
- THERMAL CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL SIĞA
- THERMAL DRIFT[İng.] / DÉRIVE THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE DRIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL SÜRÜKLENME
- RÉSISTANCE THERMIQUE DE CONTACT[Fr.] ile/değil/yerine/= ISIL TEMAS DİRENCİ
- THERMAL REACTOR[İng.] / RÉACTEUR THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- THERMONUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION THERMONUCLÉAIRE[Fr.] / THERMONUKLEARE REAKTION, THERMISCHE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL/TERMO ÇEKİRDEK/NÜKLEER TEPKİMESİ
- THERMAL EXCITATION[İng.] / EXCITATION THERMIQUE[Fr.] / THERMISCHE ANREGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL UYARILMA
- THERMAL EFFICIENCY[İng.] / THERMISCHE WINKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL VERİMİ
- HARURÎ[Osm.] / THERMAL[İng.] / THERMIQUE[Fr.] / THERMISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIL
- IŞILAMAK ile IŞIL ile IŞIL KÜF ile IŞIL IŞIL ile IŞIL KÜFLER ile IŞIL KÜFLÜCE
- IŞILAY, EFTALYA (BÜYÜKDERE, 1891 - İST. 1939) :
( Ses sanatçısıdır. Musikisever bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Babası Jandarma Yüzbaşısı Yorgi Efendi eve gelen misafirlere saz çalar, genç Eftalya'da babasının sazı eşliğinde şarkı söylerdi. Kısa sürede mükemmel sesi ile dikkatleri üzerine topladı. Eftalya genç kızlığında, Büyükdere'de sandalla denize açılır, bazen babasının eşliğinde bazen kendi başına gece boyunca şarkı söylerdi. Halk gecenin karanlığında yüzünü görmediği ama sesini çok beğendiği esrarengiz şarkıcıya "Deniz Kızı" lakabını takmıştı. Büyük şöhrete ulaşan Eftalya için Aleko Bacanos "Gel ey denizin nazlı kızı" sözleriyle başlayan ünlü acemaşiran şarkısını Eftalya için bestelemiştir. Eftalya'nın ilk plakları türkü ve şarkı normlarındadır. İlk plaklarını 1923 - 1926 yılları arasında Fransa'da doldurdu. Avrupa'da da konserler veren Eftalya, Ortadoğu ülkelerine de giderek sanatını icra etmiştir. Cumhuriyet döneminde pek çok plak doldurmuş, 1927'de İstanbul'da Columbia plak şirketinin yayımladığı ilk plaklar Darulelhan kayıtlarıdır. Columbia şirketinde 100 plak doldurduktan sonra, bilahare yine aynı şirket adına 11 plak daha doldurdu. Şirketin plakları isimsiz olarak piyasaya sürmesinin nedeni Eftalya Hanım'ın gayrimüslim oluşundan kaynaklanmaktadır. 1934'te Sahibinin Sesi Plak Şirketi okuyucusu olarak plak doldurmuştur. Atatürk'ün huzurunda da şarkı okuyan Eftalya Hanım 1930'dan itibaren adını gizlememiş şarkılarını Deniz Kızı Eftalya Şadi Hanım" adıyla yayımlamıştır. )
- LUMINESCENT RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT LUMINESCENT[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞILDAMA IŞINIMI
- IŞILDAMAK ile IŞILDATMAK ile IŞILDAK
- GLOW DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE INCANDESCENTE[Fr.] / GLIMMENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞILDAMALI BOŞALMA
- İSİM CÜMLESİ ile/ve FİİL CÜMLESİ
( İsim + İsim'den ya da İsim + Fiil'den oluşur. İLE/VE Fiil + İsim'den oluşur. )
( Örnek: Hasan kaim. İLE/VE Nasara Hasan. )
( CÜMLE: Yargı bildiren sözcükler/kelimeler bütünü. )
- İSİM[Ar. < İSM | çoğ. ESMÂ] ile/ve/||/<> SEMÂ'[Ar. < SAMÂ | SÜMÜVV | çoğ. SEMÂVÂT]/GÖK
( Yukarı kaldıran/çıkaran. İLE/VE/||/<> Kalkık. )
- İSİMDEN TÜREME FİİL ile İSİMDEN TÜREME İSİM
- İSİMLENMEK ile İSİMLEŞMEK ile İSİMLENDİRMEK ile İSİMLEŞTİRMEK ile İSİM/LİK ile İSİMCİ/LİK ile İSİMLİ/LİK ile İSİMSİZ/LİK ile İSİM HALİ ile İSİM KÖKÜ ile İSİM HAKKI ile İSİM BABASI ile İSİM DURUMU ile İSİM TABANI ile İSİM ÇEKİMİ ile İSİM CÜMLESİ ile İSİM GÖVDESİ ile İSİM TAMLAMASI
- İSİMLER = ESMÂ = NOMS
- CHOPPER, MEAN-LIFE[İng.] / VIE MOYENNE[Fr.] / HALBWERTZEIT, MITTLERE LEBENSDAUER[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞIN KESİCİ, ORTALAMA ÖMÜR
- ŞİDDET-İ ŞUÂ[Osm.] ile/değil/yerine/= IŞIN ŞİDDETİ
- IŞIN ile/||/<> DOĞRU PARÇASI
( Işın tek yönlü sonsuz İLE doğru parçası iki ucu sınırlıdır )
( Formül: [A ile∞) İLE [A ileB] )
- İŞİNE GELDİĞİ GİBİ ile ANLADIĞI KADAR
- İŞİNE GELİRSE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARSA/UYUYORSA
- İŞİNE GEL(ME)MEK/GELEN ile/ve/||/<> İŞİNE YARAMAK/YARAYAN ile/ve/||/<>
- RADIOACTIVE RESIDUE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN ARTIK
- RADIOACTIVE CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DERİŞİM
- RADIOACTIVE SERIES[İng.] / SÉRIES RADIOACTIVES[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DİZİLER
- RADIOACTIVE DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION RADIOACTIVE, DÉTÉRIORATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVER ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BOZUNMA/BOZUNUM
- RADIOACTIVE CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVE KONTAMINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN/RADYOAKTİF BULAŞMA
- RADIOACTIVE DATING METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAŞ TAYİNİ YÖNTEMLERİ
- RADIOACTIVE EMANATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN YAYILMA
- RADIANT FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX RADIATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM AKISI YOĞUNLUĞU
- RADIANT FLUX[İng.] / FLUX RADIATIF[Fr.] / STRAHLUNGSFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM AKISI
- TAZYİK-İ İNŞÂ[Osm.] / RADIATION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE RADIATION[Fr.] / STRAHLUNGSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM BASINCI
- RADIATION RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE RAYONNEMENT[Fr.] / STRAHLUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM DİRENCİ
- RADIANT EXPOSURE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM ETKİLEME
- RADIATION PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES RAYONNEMENTS[Fr.] / STRAHLUNGSPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM FİZİĞİ
- RADIANT TRANSMITTANCE[İng.] / TRANSPARENCE RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GEÇİRGENLİĞİ
- LUMINOSITY FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM GÜCÜ ÇARPANI
- RADIANT HEAT[İng.] / CHALEUR RADIANT[Fr.] / STRAHLUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM ISISI
- QUALITY FACTORS OF RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM KALİTE ÇARPANLARI
- RADIATION SOURCE[İng.] / SOURCE DE RAYONNEMENT[Fr.] / STRAHLUNGSQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM KAYNAĞI
- RADIANT QUANTITIES[İng.] / GRANDEURS RADIATIVES[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM NİCELİKLERİ
- STRAHLUNGSQUALITÄTSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM NİTELİK ÇARPANI
- ÉMISSION RADIATIVE[Fr.] / STRAHLUNGSEMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM SALIMI/YAYIMI
- INTENSITÉ RADIATIVE, INTENSITÉ DE LA RADIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIM ŞİDDETİ
- RADIATION ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / STRAHLUNGSABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM SOĞURMA KATSAYISI
- RADIANT EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT RADIATIF[Fr.] / STRAHLUNGSNUTZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM VERİMİ
- RADIANT REFLECTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YANSITIRLIĞI
- RADIANT[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YAPAN
- RADIANT EMITTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YAYAR
- RADIANT INTENSITY, RADIATION INTENSITY[İng.] / STRAHLUNGSINTENSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YEĞİNLİĞİ
- RADIANT DENSITY[İng.] / DENSITÉ RADIATIVE[Fr.] / STRAHLDICHTE, STRAHLUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINIM YOĞUNLUĞU
- IŞINIM ile IŞINIM AKISI ile IŞINIM ALICISI ile IŞINIM BASINCI ile IŞINIM DENGESİ
- IŞINIMA(RADYASYON) EN DAYANIKLI CANLI(HAYVAN):
KARAFATMA değil DEINOCOCCUS RADIODURANS BAKTERİSİ
( ... DEĞİL 1.5 milyon rad'a kadar dayanabilirler. Dondurulurlarsa bu sınır, iki katına çıkar. )
- RADIANT CALORIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI ISIÖLÇER
- RÉFLEXION RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMLI YANSIMA
- CAPTURE RADIATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINIMSAL YAKALAMA
- İŞİN/KONUNUN:
"KESİLMESİ" ile/ve/<> "BÖLÜNMESİ"
- EXPOSURE FACTOR[İng.] / FACTEUR D'EXPOSITION[Fr.] / BELICHTUNGFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINLAMA FAKTÖRÜ
- EXPOSURE[İng.] / EXPOSITION[Fr.] / BELICHTUNG, STRAHLENBELASTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= IŞINLAMA, MARUZ BIRAKMA
- IŞINLAMAK ile IŞINLANMAK ile IŞINLANDIRMAK ile IŞIN ile IŞINLI ile IŞINLILAR ile IŞIN ETKİN/LİK ile IŞIN BİLİMİ ile IŞIN BİLİMCİ ile IŞIN TEDAVİSİ
- HEAT OF WARMING[İng.] / CHALEUR D'ÉCHAUFFEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ISINMA ISISI
- ISINMAK ile ISIRMAK ile ISITMAK ile ISIRILMAK ile ISITILMAK ile ISINDIRMAK ile ISINABİLMEK ile ISINIVERMEK ile ISIRABİLMEK ile ISIRIVERMEK ile ISITABİLMEK ile ISI ile ISIL ile ISIN ile ISI KUŞAK ile ISI YAYIMI ile ISI YUVARI ile ISI ÖLÇÜMÜ ile ISIL İŞLEM ile ISI TEDAVİSİ
- IŞINSAL ÇİÇEKLER = KAPİTULUMDAKİ DİLSİ KENAR ÇİÇEKLER = EZHÂR-I ŞUÂ'ÎYE = RAYONS, FLEURS RAYONNÉES, RUBANÉES, FLEURS LIGULÉES
- RADIAL DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER RADIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINSAL DOPPLER ETKİSİ
- RADIAL[İng.] / RADIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= IŞINSAL
- IŞINTI ile IŞINTI LAMBASI
- ISIRGAN ÇORBASI ile/ve ISIRGAN YAĞLAŞI
( ... İLE/VE Mısırununu, muhallebi gibi pişirerek. [Kümbet Yaylası] )
- ISIRGAN OTU değil DALGAN(DALAYAN) OTU
( Hayvan ısırır, ot dalar. )
( Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırılınca, karınca asidi denilen, çok kaşındırıcı bir madde çıkaran bir ot. İLE ... )
( URTICA cum ... )
- ISIRIK ile ISIRIŞ ile ISIRICI ile ISIRIMLIK
- ISIRMA GÜCÜ'NDE:
SIRTLAN ve TİMSAH TÜRÜ KAPLUMBAĞA
( 450 kg./1000 lbs.[Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır.] VE 453 kg./1004 lbs. )
( İnsan (rekor): 0.8 MPa = 81.6 ton-kuvvet/metrekare
Alman Kurdu: 1.6 - 5.5 MPa = 163-561 ton-kuvvet/metrekare
Pitbull: 1.6 MPa = 163 ton-kuvvet/metrekare
Leopar: 2.1 MPa = 214 ton-kuvvet/metrekare
Rottweiler: 2.3 - 2.4 MPa = 240 ton-kuvvet/metrekare
Beyaz Köpekbalığı: 4.13 MPa = 421 ton-kuvvet/metrekare
Aslan: 4.76 MPa = 485 ton-kuvvet/metrekare
Sivas Kangalı: 4.92 MPa = 502 ton-kuvvet/metrekare
Mürekkepbalığı: 6.89 MPa = 703 ton-kuvvet/metrekare
Sırtlan: 6.89 MPa = 703 ton-kuvvet/metrekare
Timsah: 17.2 - 34.47 MPa = 1754-3515 ton-kuvvet/metrekare )
- ISIRMAK ile/ve/> ÇİĞNEMEK
- ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"
- WÄRMENDE HITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ISITICI SICAKLIK
- HEATER[İng.] / RÉCHAUD[Fr.] / HEIZZAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ISITICI
- ISITILAN KURBAĞA ÖYKÜSÜ değil/yerine SARI ÖKÜZ ÖYKÜSÜ
( ... DEĞİL/YERİNE Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapılacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.
"SUÇ, HEP O SARI ÖKÜZ'DE..."
Öküzlerin önderi Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum. Bugüne kadar size zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Tüm suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."
Boz Öküz ve heyeti, bu sözler üzerine, aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz'ü vermişler aslanlara. Bir tek, Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.
"AFERİN! SİZİ KUTLARIZ!"
Bir süre sonra, aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa siz normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."
Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.
"NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?"
Bu olay, sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda, öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri, önderlerine, "Ne oldu bize? Nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, zamanında ne kadar da güçlüydük" diye sormuş.
Boz Öküz, Benekli Öküz'ün sözlerini anımsayarak, gözleri nemli... "Biz, Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..." )
(1996'dan beri)