Bugün[30 Haziran 2026]
itibarı ile 37.722 başlık/FaRk ile birlikte,
37.722 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(6/152)


- DENSITY OF ACOUSTIC ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE ENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK ENERJİ YOĞUNLUĞU


- ATÂLET-İ SAVTİYYE, SAVTÎ ATÂLET[Osm.] / ACOUSTIC INERTIA[İng.] / INERTIE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE TRÄGHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK EYLEMSİZLİK


- ACOUSTIC PHONON[İng.] / PHONON ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHER PHONON[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK FONON


- ACOUSTIC FEEDBACK[İng.] / AKUSTISCHE RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK GERİ BESLEME


- KUDRET-İ SAVTİYE[Osm.] / ACOUSTIC POWER[İng.] / PUISSANCE ACOUSTIQUE[Fr.] / SCHALLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK GÜÇ


- ACOUSTIC VELOCITY[İng.] / VITESSE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK HIZ


- ACOUSTIC GRATING[İng.] / AKUSTISCHE VERGITTERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK IZGARA


- ACOUSTIC RECIPROCITY THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE RÉCIPROCITÉ ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES REZIPROZITÄTTHEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KARŞILIKLILIK KURAMI/TEOREMİ


- RÉACTANCE DE RIGIDITÉ ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KATILIK TEPKİLİ


- DENSITY OF ACOUSTIC KINETIC ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE CINÉTIQUE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTIKKINETISCHENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KİNETİK ENERJİ YOĞUNLUĞU


- ACOUSTIC MODE[İng.] / MODE ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KİP


- ACOUSTIC REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE BRECHUNG, AKUSTISCHE REFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KIRILMA


- ACOUSTIC DOMAIN[İng.] / AKUSTISCHES GEBIET, KÜMELENME / DER AKUSTICHE BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KÜMELE(N)ME


- ACOUSTIC MASS REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE MASSENREAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KÜTLE TEPKİLİ/REAKTANSI


- ACOUSTIC MASS[İng.] / MASSE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KÜTLE


- ACOUSTIC MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK MİKROSKOP


- ACOUSTIC OHM[İng.] / OHM ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK OHM


- AKUSTISCHE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK OPTİK


- DENSITY OF ACOUSTIC POTENTIAL ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE POTENTIELLE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE POTENTIALENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK POTANSİYEL ENERJİ YOĞUNLUĞU


- ACOUSTIC REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE REAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK REAKTANS


- ACOUSTIC RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE RESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK REZONANS


- AKUSTISCHER SIGNALUMFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SENSÖR


- ACOUSTIC STIFFNESS REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE STEIFHEITSREAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SERTLİK REAKTANSI


- ACOUSTIC STIFFNESS[İng.] / DURETÉ ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE STEIFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SERTLİK


- SAVTÎ ŞİDDET, ŞİDDET-İ SAVTİYE[Osm.] / ACOUSTIC INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE INTENSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK ŞİDDET


- ACOUSTIC CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE KAPAZITÄTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SIĞA


- ACOUSTIC FILTER[İng.] / FILTRE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SÜZGEÇ


- ACOUSTIC SPECTRUM[İng.] / SPECTRE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK TAYF/SPEKTRUM


- RÉACTANCE ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK TEPKİL


- AKUSTISCHER MODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK TİP


- ACOUSTIC TRANSFORMER[İng.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK TRANSFORMATÖR


- ACOUSTIC REFLECTIVITY[İng.] / RÉFLECTIVITÉ ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES REFLEXIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK YANSITICILIK


- ACOUSTIC EMISSION[İng.] / ÉMISSION ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK YAYIN


- ACOUSTIC ATTENUATION[İng.] / ATTÉNUATION ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE SCHWÄCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK ZAYIFLAMA


- AKUSTİK ile AKUSTİKÇİ ile AKUSTİK

( ACOUSTIC vs. ACOUSTICIAN vs. ACOUSTICS )

( صوتي ile صديي ile ويژه گر آواشنود ile صوت شناسي )

( SOTY ile صديي ile VEYZHEH GAR AVASHNOD ile SOT SHENASY )


- İLM-İ SADÂ, İLM-İ SAVT, MEBHAS-İ ESVÂT, SAVTÎ, SAVTİYE[Osm.] / ACOUSTIC[İng.] / ACOUSTIQUE, PHONÉTIQUE[Fr.] / AKUSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK


- AKUSTİK değil/yerine/= SESSEL | EMPEDANS SES GEÇİRİMSİZLİĞİ


- AKUSTİK[Fr./İng. < ACOUSTIC] değil/yerine/= YANKILANIM | YANKIBİLİM | İŞİTSEL, İŞİTME (YLE İLGİLİ) | SESBİLİM | SESSEL

( Sesin üretimini, denetimini, aktarımını ve etkilerini konu alan fizik kolu. | Kapalı bir yerde seslerin dağılımı. )


- AKUSTİKÇİLER ile MATEMATİKÇİLER

( Gizi savunanlar. İLE Açıklığı savunanlar. )


- ACOUSTOOPTIC MODULATOR[İng.] / MODULATEUR ACOUSTO-OPTIQUE[Fr.] / AKUSTISCH-OPTISCHER MODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTOOPTİK KİPLEYİCİ


- ACOUSTOOPTICAL FILTER[İng.] / FILTRE ACOUSTO-OPTIQUE[Fr.] / AKUSTISCH-OPTISCHER FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTOOPTİK SÜZGEÇ


- AKUZATİ[Lat.] değil/yerine/= ADIN -İ DURUMU, BELİRTME/YÜKLEME DURUMU.


- AKVAREL[Fr. < AQUARELLE] değil/yerine/= SULU BOYA RESİM


- AKVAREL[Fr.] değil/yerine/= SULUBOYA RESİM


- AKYAMAÇ, MÜGE (İST.) :

( Tiyatroya 1982'de Tuncay Özinel - Halit Akçatepe Tiyatrosunda başladı. 1984' de Çevre Tiyatrosu'nda bir sezon oynadı. 1985'te Nisa Serezli, Tolga Aşkıner Tiyatrosu'na katıldı ve altı yıl boyunca burada Töre, Ah Şu Gençler gibi oyunlarda rol aldı. Aynı tarihlerde sinema ve televizyon filmlerinde rol almaya başladı. Önce Canan, Ayaşlı ve Kiracıları, Bizim Mahalle, Kurtlar Sofrası gibi diziler ve Çark, Milyarder, Gurbetçi Şaban, Doruk gibi on beşe yakın sinema filminde rol aldı. 1981'deki Bay Alkolü Takdimimdir dizi filmi ile kendisini kanıtladı. 1992'de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları kadrosuna katıldı. Bu kurumda; Kadınlar Savaşı Yitirdi, Gazeteciden Dost, Halay, Hasır Şapka, Önce İnsan, Bir Adam Yaratmak ve son olarak İhtiras Tramvayı'nda oynadı. Aynı kurumda 2004 - 2005 sezonunda sahne direktörlüğü yaptı. İhtiras Tramvayı'ndaki Blanche DuBois rolü ile 2005 - 2006 sezonu Sadri Alışık En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı. )


- AKYAMAÇ, NECDET (1922 - 1974) :

( Sarıyer esnaflarındandı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- AKYUVAR/LÖKOSİT ile/ve/||/<> ALYUVAR/ERİTROSİT

( Kan, lenf vb. gövde sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak göze. Bağışıklık düzeninin bir parçası olan beyaz kan gözeleri. İLE/VE/||/<> Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük göze. Oksijen taşıyan kırmızı kan gözeleri. )


- AKYÜZ, ÖMER (SARIYER, 1952) :

( Sarıyerlidir. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve sonrasında Maçka Sanat Okulundan mezun oldu. Üç dönem (1994 - 2014) Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )


- ALA ile SAMYELİ

( Ala hastalığında da lekeler vardır ancak kepeklenme yoktur. İLE Bazen beyazımsı, bazen de farklı tonlarda olabilir. Lekelerin üzerinde ince kepeklenme vardır. )

( Her yaş öbeğinde görülebilir. İLE Daha çok 15 ile 30 yaş aralığındakilerde görülür. )

( ... cum TINEA/PITYRIASIS VERSICOLOR )


- ALA-[İt.] değil/yerine/= "YÖNTEMİNCE, BİÇİMİNDE" ANLAMI KATAN ÖN EK


- ALABASTRİT[Fr.] değil/yerine/= ALÇITAŞLI KAYMAKTAŞI


- ALABASTRON[Yun.] değil/yerine/= KULPSUZ, DAR BOYUNLU PARFÜM VAZOSU


- ALABORA OLMAK ile ALABORA OLDU ile ALABORA OLMA

( CAPSIZE vs. CAPSIZED vs. CAPSIZING )

( چپه کردن ile وارونه شدن ile چپه )

( CHAPEH KARDAN ile VARONEH SHODAN ile CHAPEH )


- ALABORA[İt.] (OLMAK) değil/yerine/= TEPETAKLAK (OLMAK)

( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. )


- ALABORA[İt.] ile ALABORİNA[İt.]

( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. İLE Gemici düğümü. )


- ALABRİGAN[Yun.] değil/yerine/= HAYDUT YÖNTEMİNCE/TARZI


- ALABROS[Fr.] ile ALAGARSON[Fr.]

( Bir çeşit kısa saç traşı. İLE Kısa kesilmiş kadın saçı. )


- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ


- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/>< BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- ALACALAMAK ile ALACALANMAK ile ALACALANDIRMAK ile ALACAKLANDIRMAK ile ALACA/LIK ile ALACAK ile ALACALI/LIK ile ALACA AŞ ile ALACAKLI/LIK ile ALACA BULACA ile ALACA KARANLIK ile ALACAK VERECEK ile ALACALI BULACALI


- ALACALI-BULACALI


- ALAFRANGA[Fr.] ile ALAFRANSEZ[Fr.] ile ALAGREK[Fr.] ile ALAJAPONE[Fr.] ile ALAMAROKEN[Fr.] ile ALAMERİKAN[Fr.] ile ALANGLEZ[Fr.] ile ALARUS[Fr.] ile ALATURKA[Fr.]

( Avrupa biçimi. İLE Fransız biçimi. İLE Yunan biçimi. İLE Japon biçimi. İLE Fas biçimi. İLE Amerika biçimi. İLE İngiliz biçimi. İLE Rus biçimi. İLE Türk biçimi. )


- ALAFRANGALAŞMAK ile ALAFRANGALAŞTIRMAK ile ALAFRANGA/LIK ile ALAFRANGACI/LIK ile ALAFRANGA SAAT ile ALAFRANGA MÜZİK ile ALAFRANGA TUVALET


- ALÂKADAR değil/yerine/= İLGİLİ/İLİŞKİN


- ALAKART[Fr. < À LA CARTE >< TABLDOT] değil/yerine/= SEÇMELİ YEMEK


- ALAKART[Fr.] değil/yerine/= SEÇİMLİ YEMEK

( Lokantada yemek dizininden seçilen yemek. )


- ALAKRİT[Fr.] değil/yerine/= İÇİNE TUNGSTEN VE KARBON DA KATILAN KOBALT VE KROM KARIŞIMI


- ALALADE[Ar.] değil ALELÂDE


- ALÂLÂDE ile HERHANGİ


- ALALİ/ALALIA[İng.] değil/yerine/= KONUŞMA YİTIMİ


- ALAMANA ile ALAMANA AĞI


- ALAMERİKAN[Fr. < À L'AMERICAIN] değil/yerine/= AMERİKAN YÖNTEMİ


- ALÂMET[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]


- ALÂMETTE:
MAHZ ile/ve/||/<> İLLET ANLAMINDA ile/ve/||/<> ŞART MAKAMINDA ile/ve/||/<> MECÂZEN


- ALAMİNÜT[Fr.] değil/yerine/= ÇABUK, ANINDA | KOLAY VE ÇABUK YAPILAN YEMEK


- FELDLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ÇİZGİSİ


- AREA EFFECT[İng.] / EFFET DE DOMAINE[Fr.] / FELDEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİSİ


- VELOCITY OF FIELD[İng.] / VITESSE DE CHAMP[Fr.] / FELDGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN HIZI


- ALAN ile ALANLAR

( AREA vs. AREAS )

( عرصه ile ناحيه ile بلد ile منطقه ile ساحت ile حوزه ile مساحت ile محوطه ile زمينه ile سطح ile مناطق ile نواحي )

( ARSEH ile NAHYYEH ile BOLD ile MANTEGHEH ile SAHAT ile HOZEH ile MOSAHAT ile MAHVATEH ile ZAMYNAH ile SATH ile MENATEGH ile NAVAHY )


- ALAN ile SAHA BEKÇİSİ ile ÇALIŞMA ALANI ile SAHA OYUNCUSU

( FIELD vs. FIELD KEEPER vs. FIELD OF STUDY vs. FIELDER )

( دشت ile صحرا ile پايکار ile صحرايي ile ميدان ile دشتبان ile رشته ile صحرا نورد )

( DASHT ile SAHRA ile PAYKAR ile SAHRAYY ile MYDAN ile DASHTABAN ile RASHTEH ile SAHRA NORD )


- ALÂNGIR ile/= GELENİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Küçük bir hayvan. )


- ALANINI TANIMAK ile/ve PAYLAŞIM


- ALARA/AS LOW AS REASONABLY ACHIEVED[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR OLANIN EN AZI


- ALARP/AS LOW AS REASONABLY PRACTICABLE[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN UYGULANABİLİR OLANIN EN AZI


- HALÎTA[Osm.] / ALLOY[İng.] / ALLIAGE[Fr.] / LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM


- ALLOY JUNCTION[İng.] / JONCTION PAR ALLIAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALAŞIMLI EKLEM


- ALÂT-I CÜRMİYE değil/yerine/= SUÇ ELGESİ


- ALATURKALAŞMAK ile ALATURKALAŞTIRMAK ile ALATURKA/LIK ile ALATURKACI/LIK ile ALATURKA SAAT ile ALATURKA MÜZİK ile ALATURKA TUVALET


- ALAVALTER[Fr.] değil/yerine/= BİR TÜR KRAVAT BAĞLAMA


- ALAVERE DALAVERE

( ALAVERE: Bir şeyin elden ele geçmesi. | Bir şeyi elden ele vererek aktarma. | Kargaşalık. | Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele.
İLE
DALAVERE: Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun. )


- ALAVERE ile ALAVERECİ/LİK ile ALAVERE DALAVERE ile ALAVERE TULUMBASI


- ALAVOTR SANTE[Fr.] değil/yerine/= SAĞLIĞINIZA! / ŞEREFE!


- ALAWILHELM[Fr.] değil/yerine/= ALMAN İMPARATORU WILHELM BİÇİMİNDE BIYIK


- ALAY ile İSTİHZA

( ... İLE Gizli ya da ince alay. )


- ALAY ile SOYTARI ile ŞAKA YAPMAK ile ŞAKA YOLLU

( JEST vs. JESTER vs. JESTING vs. JESTINGLY )

( ببازي گرفتن ile مزاح گفتن ile شوخي کردن ile هزل گو ile مطايبه ile هزلا )

( BEBAZY GARAFTAN ile MOZAH GOFTAN ile SHOOKHY KARDAN ile CPEHZEL GO ile مطايبه ile هزلا )


- ÂLÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= DEPDEBE, TANTANA, GÖRKEM, GÖSTERİŞ[bu anlamı, uydurma olmakla birlikte yaygındır]


- ALAYSILAMA/İRONİ ile/değil/yerine/>< GÜLMECE/MİZAH

( Kişiye yönelik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Durumla ilgili. )


- ALBATR[Fr. < ALBÂTRE] değil/yerine/= KAYMAK TAŞI


- TUĞGENERAL
ile
TUĞBAY
ile
ALBAY

( Tugay komutanı.
İLE
Tugay komutanlığı yapan albay.
İLE
Alay komutanı. )


- ALBEDO/METRE[Lat.] değil/yerine/= IŞIĞI YANSITAN BİR YÜZEYİN YANSITMA GÜCÜ / ARACI


- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> CHARLIE CHAPLIN

( Sanatınızda en çok takdir ettiğim şey, evrensellik. Tek bir söz bile kullanmıyorsunuz fakat tüm dünya sizi anlıyor. VE/||/<> Doğru. Sizin ününüz daha da yüce! Tüm dünya size hayranlık duyuyor fakat kimse, dediğiniz hiçbir şeyi anlamıyor. )

( What I admire most about your art is that it is universal. You don't say any word and the whole world understands you. AND/||/<> But your glory is greater. The world admires you while no one understands you. )


- ALBİNO[Fr. < ALBINOS] değil/yerine AKŞIN/ÇAPAR

( ... DEĞİL/YERİNE Kıllarında ve gözlerinde, kimi zaman da derisinde, doğuştan renklenme oluşmadığından dolayı her yeri ak/beyaz olan. )


- ALBİNOS[Fr. < ALBINOS] değil/yerine/= AKŞIN


- ALBÜM ile ALBÜMİN

( ALBUM vs. ALBUMEN )

( آلبوم ile آلبومين )

( ALBOM ile آلبومين )


- ALBÜMİN ile ALBÜMİNLİ ile ALBÜMİN İŞEME


- LOW FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE BASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANS


- LOW FREQUENCY CURRENT[İng.] / COURANT À BASSE FRÉQUENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANSLI AKIM


- LOW VOLTAGE[İng.] / BASSE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK GERİLİM


- [ne yazık ki]
ALÇAK/PESPAYE[Fars.] ile/ve/||/<> İLKESİZ

( Alçak, aşağılık. İLE/VE/||/<> Temel bilgisi ve düşüncesi olmayan. )


- ALÇAKGÖNÜLLÜ OLURSAK ... ve/||/<> ÇALIŞKAN OLURSAK ... ve/||/<> CÖMERT OLURSAK ... ve/||/<> NAZİK OLURSAK ... ve/||/<> MERAKLI OLURSAK ... ve/||/<> GÜVENİLİR OLURSAK ... ve/||/<> AFFEDİCİ OLURSAK ... ve/||/<> KENDİMİZ OLURSAK ... ve/||/<>

( Saygınlaşırız. VE/||/<> Nasipleniriz. VE/||/<> Rızıklanırız. VE/||/<> Anımsanırız. VE/||/<> Öğreniriz. VE/||/<> Değerleniriz. VE/||/<> Hafifleriz. VE/||/<> Mutlu oluruz. )


- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ve/||/<> BİLGE/LİK

( Kimseden daha iyi olmadığımızı anlayacak kadar. VE/||/<> Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. )


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET

( MODESTY vs. IGNORANCE )


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET

( MODESTY vs./and WISDOM )


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ ile/ve/değil/yerine YOK(LUK) BİLİNCİ/MAHVİYET

( Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulunduğu, anımsandığı alçakgönüllülük. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulundurulmadığı, unutulduğu alçakgönüllülük. )

( Takvâ. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Verâ. )

( Ebru sanatı )


- ALÇAKLAŞMAK ile ALÇAKLAŞTIRMAK ile ALÇAKLAŞABİLMEK ile ALÇAK/LIK ile ALÇAKÇA ile ALÇAK SES ile ALÇAK BASINÇ ile ALÇAK YAYLAK ile ALÇAK GERİLİM ile ALÇAK GÖNÜLLÜ/LÜK ile ALÇAK KABARTMA


- ALÇAKLIK ile ALÇAKÇA

( DASTARDLINESS vs. DASTARDLY )

( ناجوانمردي ile نامردانه )

( NAJAVANMARDY ile نامردانه )


- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI


- ALÇALTI ile ALÇALTIŞ


- ALÇI:
ADİ/STÜK ile ANHİDRİT ile DÖŞEME ile GÖZENEKLİ ile İNCE İNŞAAT ile KABA İNŞAAT ile KALIP ile KATKILI ile MERMER ile PARİS ile PİYASA ile SIVA ile ŞAPLI ile YÜKSEK DİRENÇLİ

( ANHİDRİT[Fr. < ANHYDRITE]: Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat. )


- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] ile KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.]

( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )


- GYPSUM, CALCIUM SULFATE[İng.] / GYPSÉ, PLOTRE, SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / GIPS, KALZIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÇI TAŞI, KALSİYUM SÜLFAT


- ALÇITAŞI ile/değil KAYMAKTAŞI/SUMERMERİ/ALBATR[Fr.]

( Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan, hidratlı kalsiyum sülfat. İLE/DEĞİL Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir mermer türü. [Kar beyazı ve yarı şeffaftır.] [Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır.] )

( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )

( JİPS avec ... )


- ALCOHOL :/yerine ALKOL


- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN

( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )


- ALDANMA ile ALDANMAZ/LIK


- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA

( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )


- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA

( ... ile TAHADDU'[< HUD'A] )


- ALDANMA ve/<> KAYIP


- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK

( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )


- ALDANMAK ile/ve/değil/yerine ADANMAK


- ALDAT(IL)MAK ile/ve/değil/||/<>/< YANIL(T/IL)MAK


- ALDATMA ile ALDATICI

( DECEPTION vs. DECEPTIVE )

( تزوير ile نيرنگ ile اغفال ile فريب خوردگي ile فريب ile رياکاري ile فريبا ile فريب آميز ile گول زننده ile فريبنده )

( تزوير ile NEYRANG ile EGFAL ile FARYBE KHORDEGY ile FARYBE ile رياکاري ile FARYBA ile FARYBE AMYZ ile GOL ZANANDEH ile FARYBANDEH )


- ALDATMA ile ALDATICI ile ALDATICI KİŞİ ile ALDATICI BİR ŞEKİLDE ile DOLANDIRICILIK

( DECEIT vs. DECEITFUL vs. DECEITFUL PERSON vs. DECEITFULLY vs. DECEITFULNESS )

( فريبکاري ile مکر ile ريو ile خدعه ile شلتاق ile دغلي ile فريب ile غل ile دغل کردن ile فضاسازي ile حيله ile دغا ile گول ile پر حيله ile خدعه آميز ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile جلب ile فريبنده ile عيار ile مکار ile مزور ile دغلباز ile دغل باز ile دغل ile فريب آميز ile مکر آميز ile مکارانه ile فريبکار ile مهرهباز ile مزورانه ile مهربازي ile عياري ile دوروئي )

( FARYBEKARY ile MOKR ile ريو ile KHODE ile SHALTAGH ile دغلي ile FARYBE ile GHEL ile DAGHEL KARDAN ile FAZASAZY ile HEYLAH ile دغا ile GOL ile پر حيله ile KHODE AMYZ ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile JALAB ile FARYBANDEH ile EYAR ile MAKAR ile MOZOOR ile دغلباز ile DAGHEL BAZ ile DAGHEL ile FARYBE AMYZ ile MOKR AMYZ ile مکارانه ile FARYBEKAR ile مهرهباز ile MOZOORANEH ile MOTEORBAZY ile عياري ile دوروئي )


- ALDATMA ile ALDATMACA


- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM


- ALDATMA ile "TEZGÂH"

( Aldatmayın, incitmeyin! )

( Don't cheat, don't hurt! )

( TO CHEAT vs. "TO CONCOCT" )


- ALDEHYDE[İng.] / ALDEHYDE[Fr.] / ALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALDEHİT


- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL

( Alkolleri, oksitlendirme ya da asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. İLE Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit. İLE Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. )


- ALDEHİT ile KETON

( Karbonil öbeğinin terminalde olduğu bileşikler. İLE Karbonil öbeğinin ortada olduğu bileşikler. )


- ALDEHİT ile/||/<> KETON

( Karbonil öbeğinin terminalde bulunduğu bileşikler. İLE/||/<> Karbonil öbeğinin zincir ortasında bulunduğu bileşikler. )


- ALDEHİT ile/||/<> KETON

( Aldehit uç karbonil İLE keton orta karbonildir )

( Formül: R-CHO İLE R-CO-R )


- ALDIRIŞ ile ALDIRIŞSIZ/LIK ile ALDIRIŞSIZCA


- ALDIRMA ile ALDIRMAZ/LIK


- ALDOL REAKSİYONU ile/||/<> CLAİSEN KONDENZASYONU

( Aldol aldehit/keton C-C bağı, Claisen ester kondenzasyonudur. )

( Formül: Enolat + karbonil )


- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]

( Soyut bir düşünceyi heykel ya da resimle anlatma. İLE Benzeşim.| Örnekseme. | Andırışma. İLE Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. | Bir sözcüğü ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma. )


- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ

( ALLEGORICAL vs. ALLEGORIZE vs. ALLEGORY )

( مجازي ile تمثيلي ile مثل گفتن ile تمثيل نوشتن ile کنيه ile مجاز ile تمثيل )

( MOJAZY ile TAMSYLEY ile MOSL GOFTAN ile TAMSYLE NOSHTAN ile کنيه ile MOJAZ ile تمثيل )


- ALEH(İNE) değil ALEYH(İNE)


- ALEKSANDREN[Fr.] değil/yerine/= FRANSIZ ŞİİRİNDE BİR NAZIM BİÇİMİ


- ALEKSİ[Yun.] ile ALEKSİN[Yun.]/KOMPLİMAN[[Fr./İNG. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.]

( Okuma yitimi. İLE Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )


- ALELÂDE[Ar.] ile FEVKALÂDE[Ar.] ile HARİKULÂDE[Ar.]

( Bayağı, sıradan; olağan, görülegelen. İLE Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )


- ALELÂDE[Ar.] değil/yerine/= SIRADAN


- ALEM İLE ŞUBE İLE SINIF İLE TAKIM İLE FAMİLYA ile/||/<> TAKSONOMİK HİYERARŞİ

( Canlı sınıflandırma seviyeleri. )

( Formül: Homo sapiens )


- ÂLEM ile/ve/<> BİLİNEN

( ÂLEM: Kendiyle başkasının bilindiği şey. )


- ÂLEM ile HAKİKAT


- ALEMDAR ile/||/<> BAYRAKTAR/SANCAKTAR

( Bayraktar. İLE/||/<> Yeniçerilerin bayrağını taşıyan subay.[Sonradan "Sancaktar" adı verildi] )


- ALEMPROVİST[Fr.] değil/yerine/= BEKLENMEDİK, BİRDEN BİRE


- ALENEN değil/yerine/= ULUORTA


- ALENGİR ile ALENGİRLİ


- ALENGİRLİ[argo] değil/yerine/= GÖSTERİŞLİ, TUHAF | HOŞ | KARMAŞIK


- ALERJEN/ALLERGEN[İng.] değil/yerine/= DUYARLATAN


- ALERJİK ASTIM ile/||/<> MESLEKİ ASTIM

( Alerjenlere maruz kalma sonucu hava yollarının daralması. İLE/||/<> İş yerinde maruz kalınan nesneler nedeniyle hava yollarının daralması. )


- ALERJİK RİNİT ile/||/<> VAZOMOTOR RİNİT

( Polen, toz gibi alerjenlere karşı burun mukozasının yangılanması. İLE/||/<> Alerjenler dışında, sıcaklık değişiklikleri ya da stres gibi etmenlere bağlı burun mukozasının yangılanması. )


- ALESTA[İt. < ALLESTA]:
HAZIR OL! ve/||/<> HAZIRIM!


- ALET ile ALETLİ ile ALETSİZ ile ALET EDEVAT ile ALETLİ JİMNASTİK


- IGNITION POINT[İng.] / POINT D'IGNITION[Fr.] / ZÜNDPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALMA NOKTASI


- ALEV ALMAMAK ile/ve YANMAMAK


- FLAME EMISSION SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= ALEV EMİSYON SPEKTROSKOPİSİ


- ALEVÎ ile/ve/değil ALEVÎ[< ULVİYET]

( Hz. Ali. İLE/VE/DEĞİL Yüce[ulvî]. )


- ALEVLENMEK ile ALEVLENDİRMEK ile ALEVLENEBİLMEK ile ALEV ile ALEVİ/LİK ile ALEVLİ ile ALEVSİZ ile ALEV ALEV ile ALEV RENGİ ile ALEV LAMBASI ile ALEV MAKİNESİ ile ALEV KIRMIZISI ile ALEVLENME NOKTASI


- FLAMMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEX DEMENSİSİ


- ALEXANDER FRIEDMANN ve/||/<> GEORGES LEMAITRE

( Einstein'in denklemlerini, kozmolojik sabit olmadan çizen ve evrenin genişlediğini, kuramsal olarak kanıtlayan ilk kişidir. VE/||/<> Einstein'ın genel görelilik kuramından yararlanarak evrenin genişlediğini söyledi. )

( 16 Haziran 1888 - 16 Eylül 1925 VE/||/<> 17 Temmuz 1894 - 20 Haziran 1966 )


- ALPHA DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ALPHA[Fr.] / ALPHA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA BOZUNMASI


- ALPHA ACTIVE WASTE[İng.] / AKTIVER RESTLAPHASTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN/AKTİF ATIK


- HİDROKSİ ASİTLER:
ALFA(AHA) ile/ve/||/<> BETA(BHA)


- ALFA İLE BETA İLE GAMA ile/||/<> RADYASYON TÜRLERİ

( Üç temel radyoaktif bozunma türü. )

( Formül: α: ²³⁸U → ²³⁴Th + ⁴He )


- ALFA IŞIMASI ile/||/<> BETA IŞIMASI (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Alfa helyum çekirdeği, beta elektron/pozitron yayımıdır )

( Formül: ⁴₂He İLE e⁻/e⁺ )


- ALPHA RAYS[İng.] / ALPHASTRAHLUNG, ALPHA-STRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA IŞINIMI/IŞINLARI/IŞIYICI


- ALPHA-URANIUM[İng.] / URANIUM ALPHA[Fr.] / ALPHA-URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA URANYUM


- ÉMETTEUR ALPHA[Fr.] / ALPHA EMITTER[İng.] ile/değil/yerine/= ALFA YAYINLAYICISI/YAYICISI


- ALFA ile/||/<> BOZUNMA

( Alfa bozunması kuantum tünel kuramı )

( George Gamow tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1904-1968) (Ülke: Rusya-ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Büyük patlama teorisi, kuantum tünelleme) )


- ALFABETİK ile ALFABETİK KATALOG ile ALFABETİK SIRALAMA


- ALFENİT[Fr. < ALFENIDE] değil/yerine/= METAL ALAŞIM

( İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım. )


- ALFENİT[Fr.] değil/yerine/= ÇATAL, BIÇAK YAPIMINDA KULLANILAN GÜMÜŞ ALAŞIMI


- ALPHYS[İng.] / ALPHYLES[Fr.] / ALPHYLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFİLLER


- ALFRED PRUFROCK'UN AŞK TÜRKÜSÜ[T S ELIOT] ŞİİRİNİN ÇEVİRİSİNDE:
CAN YÜCEL ile SUPHİ AYTEMUR ile NURDAN SÜMER


- ALFVÉN WAVE[İng.] / ONDE D'ALFVÉN[Fr.] / ALFVÉN-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFVÉN DALGASI


- ALFVEN DALGASI ile/||/<> EM DALGASI

( Alfven manyetik alan çizgileri boyunca, EM vakumda ışık hızıyla. )

( Formül: v_A = B/√(μ₀ρ) İLE c )


- ALFVÉN VELOCITY[İng.] / VITESSE D'ALFVÉN[Fr.] / ALFVÉN-GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFVÉN HIZI


- ALG-/ALGE-/ALGESİ-/-ALGESİA/-ALGİA/ALGİO-/ALGO- ile/||/<> -AGRA ile/||/<> MOGİ- ile/||/<> ODYN-/-ODYNİA/ODYNO- ile/||/<> DYS- ile/||/<> CAC-/-CACE/CACO- ile/||/<> MAL- ile/||/<> PERO- ile/||/<> PALİ-/PALİN- ile/||/<> AMBLY- ile/||/<> NECR-/NECRO- ile/||/<> STAPHYL-/STAPHYLO-

( Ağrı, ağrısal, ağrı ile ilgili [miyalji: kas ağrısı, hiperaljezi: aşırı ağrı duyarlılığı]. İLE/||/<> Gut, ağrı nöbeti, ağrı. İLE/||/<> Güç, ağrılı. İLE/||/<> Ağrı. İLE/||/<> Anormal, güç, ağrılı, hatalı, hastalıklı, bozuk, patolojik, kusurlu, kötü. İLE/||/<> Kötü, hasta, bozuk. İLE/||/<> Hasta, kötü, anormal, bozukluk yapan. İLE/||/<> Deforme, bozuk, sakat. İLE/||/<> Yeniden, patolojik yineleme, geriye, tekrar. İLE/||/<> Donuk, soluk, yetmezlik, küntlük, zeki olmayan, duygusuz. İLE/||/<> Ölü, ölü doku, atrofik ceset. İLE/||/<> Üzüm salkımı, küçük dil ile ilgili, stafilokokla ilgili. )


- ALGARİNA[İt. < ARGAGNO] değil/yerine/= VİNÇLİ TEKNE

( Ağır bir şeyi denizden çıkarma ya da denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. | Bazı gemilerin baş ya da kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme. )


- ALGESİ[Yun.] değil/yerine/= AĞRIYA DUYARLILIK

( ALGESİMETRE[Fr.]: Bir acı duyumunu oluşturmak için gerekli uyarımın etkisini ölçen araç. )


- ALGI BOZUKLUĞU ile/ve GERÇEK İLE HAYALİN AYRILAMAMASI

( İkisi de deliliğin/delirmenin göstergesi olabilir. )


- ALGI DEĞİŞMEZLİĞİ[İng. PERCEPTUAL CONSTANCY] ile/||/<> ALGI YANILMASI[İng. PERCEPTION BIAS] ile/||/<> ALGILAMA KALIBI[İng. PERCEPTUAL PATTERN] ile/||/<> ALGISAL BEKLENTİ[İng. PERCEPTUAL EXPECTANCY]

( Sürekli değişen, yetersiz, eksik, tutarsız duyusal verilere karşın, tutarlı ve sürekli bir dünya algılama durumudur. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymaması durumu. Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Bir öbeğin bütün üyelerinin aynı güdüleri ve karakteristikleri taşıyacağını kabul eden varsayımdır. @@ Algılama sürecini etkileyen önceden yapılaşmış zihinsel kurgudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ALGI DÜZENEĞİ ile/ve DEĞERLER DİZGESİ

( PARADIGM vs./and VALUES SYSTEM )


- SÜRAT-İ İNTİKAL[Osm.] / SPEED OF PERCEPTION[İng.] / VITESSE DE PERCEPTION[Fr.] / WAHRNEHMUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALGI HIZI


- ALGI[İng. PERCEPTION] ile/||/<> A POSTERİORİ ile/||/<> ADRENOKORTİKOTROPİK HORMON (ACTH)[İng. ADRENOCORTICOTROPIC HORMONE (ACTH)] ile/||/<> AKROZOM[İng. ACROSOME] ile/||/<> AKYUVAR[İng. LEUCOCYTE] ile/||/<> HİPOFİZ BEZİ[İng. PITUITARY GLAND] ile/||/<> LH (LUTEİNLEŞTİRİCİ HORMON)[İng. LH] ile/||/<> OKSİTOSİN[İng. OXYTOCIN]

( Gelen duyusal verileri organize etme, tanımlama, yorumlama ve anlamlaştırma süreci sonucunda ortaya çıkan anlamlı üründür. @@ Deneyime dayalı anlamına gelmektedir. Doğru önermeler deneye ve duyu verilerine dayanan önermesel bilgilerdir. “Güneş doğudan doğar” ya da “Dünya yuvarlaktır” gibi önermeler, bu bilgi sınıflandırmasına örnek olarak verilebilir. Algılarımız ve tümevarım yoluyla edindiğimiz bilgilerimizin büyük bir kısmını "a posteriori" bilgiler oluşturmaktadır. Immanuel Kant, matematik gibi zihinsel süreçlerin "a priori", Dünya'nın varlığı ve durumu ile ilgili olanları "a posteriori" olarak kabul etmeyi önermiştir. Bilgiye dair en temel tartışmalardan birisi olan "a priori" ve "a posteriori" ayrımı hâlâ çağdaş epistemolojinin süregelen konularından birisidir. @@ Hipofiz bezinin ön lob tarafında üretilen polipeptit yapıda olan bir hormondur. Adrenal bezlerin dış bölgesinin aktivitesini düzenleyen bir polipeptit hormondur. Adrenokortikotropik hormonun hipofiz tarafından salgılanması, hipotalamus tarafından atılan başka bir polipeptit olan, "kortikotropin salan hormon (CRH)" tarafından düzenlenir. @@ Sperm gözesinin göze zarının altında bulunan ve spermin ön (anterior) bölgesini kaplayan salgı keseciğidir. @@ Vücudu çeşitli mikroplardan koruyan beyaz kan gözeleridir. Görevlerini mikroplarla savaşarak ve onları uzantıları içine alarak yutarak (fagositoz) ya da mikroplara karşı kana panzehir gibi antitoksin salgılayarak gerçekleştirebilirler. @@ Beynin alt kısmında bulunan bezelye büyüklüğünde küçük bir organdır. Vücudun "ana bezi" olarak, çeşitli hormonlar üretir. Ürettiği hormonlar vücuttaki diğer bezleri uyararak hormon salgılanmasına neden olur. Hipofiz bezi birçok farklı hormon yapar. @@ LH, hipofiz bezinin ön kısmından salgılanan bir hormondur. @@ Oksitosin, hipotalamus tarafından üretilen ve hipofiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur. Bu önemli hormon, doğum sürecinde çok önemli bir rol oynar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ALGI ile/||/<> ALGI DEĞİŞMEZLİĞİ ile/||/<> ALGI YANILMASI ile/||/<> ALGILAMA ile/||/<> ALGILAMA KALIBI ile/||/<> ALGISAL BEKLENTİ

( Gelen duyusal verileri organize etme, tanımlama, yorumlama ve anlamlaştırma süreci sonucunda ortaya çıkan anlamlı ürün. İLE/||/<> Sürekli değişen, yetersiz, eksik, tutarsız duyusal verilere karşın, tutarlı ve sürekli bir dünya algılama durumu. İLE/||/<> Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymaması durumu.[Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan öteki çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.] İLE/||/<> Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma süreci. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürün. İLE/||/<> Bir öbeğin tüm üyelerinin aynı güdüleri ve karakteristikleri taşıyacağını kabul eden varsayım. İLE/||/<> Algılama sürecini etkileyen önceden yapılaşmış zihinsel kurgu. )


- ALGI ile/ve/<> ANLAYIŞ

( PERCEPTION vs./and PARADIGM )


- ALGI ile/ve ESTETİK ALGI

( PERCEPTION vs./and AESTHETIC PERCEPTION )


- ALGIDA/KABULDE:
TEK TANIM ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ

( ON PERCEPTION/ACCEPTION: [not] UNIQUE DEFINITION vs./but INFORMATION IN PARENTHESIS
ON PERCEPTION/ACCEPTION: INFORMATION IN PARENTHESIS instead of UNIQUE DEFINITION )


- ALGILAMAK/ALGILA(YA)MAMAK ile/ve/değil/||/<>/> ANLAMAK/ANLA(YA)MAMAK


- ALGILAYIŞ ile/ve/<> DENEYİM


- ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ

( APPERCEPTIVE AGNOSIS vs. ASSOCIATIVE AGNOSIS )


- ALGISAL EŞİKLER'DE:
ÖZEL ALICILAR ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ


- DOLAYLILIKTA:
ALGISALLIK ile/ve/||/<> ÇIKARIMSALLIK ile/ve/||/<> AKTARIMSALLIK

( PERCEPTION and/||/<> INFERENCE and/||/<> HEARSAY (in) :INDIRECTIVITY )


- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR

( Boş. İLE/VE/<> Kör. )

( CONCEPTS WITHOUT PERCEPTION vs./and/<> PERCEPTIONS WITHOUT CONCEPT
Empty. WITH/AND/<> Blind. )


- ALGOFOBİ[Fr.] değil/yerine/= ACI VERİCİ DUYUM OLUŞTURABİLECEK HER ŞEYE KARŞI DUYULAN KAYGI


- ALGOLOG ile ALGOLOJİ

( ALGOLOGIST vs. ALGOLOGY )

( جلبک شناس ile جلبک شناسي )

( JALBAK SHENAS ile JALBAK SHENASY )


- ALGORİTMA/ALGORITHM[İng.] değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI


- ALİ ALKANAT ÇOK PROGRAMLI LİSESİ :

( Uskumruköy'ün batı tarafındaki tepe üzerine hayırseverlerden Ali Alkanat tarafından yaptırıldı. Okula yaptıranın adı verildi. Okulda çok programlı eğitim hizmeti verilmektedir. )


- ALİ BEY ÇEŞMESİ :

( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde ve vapur İskelesi ile Fuat Paşa Oteli karşısındadır (H. 1011, M. 1602). Caddenin genişletilmesi sırasında 1943 yılında biraz geriye alınırken, her nedense eski biçimi tamamen bozularak, yeniden yapılmıştır. Kitabesi arka tarafta yeniden yapılan bir çeşmenin üzerine nakledilerek bunun eski mimari ve tarihi değeri mahvolmuştur. Çeşme onarımlar ve yerinden daha geriye alınmasından sonra hakiki hüviyetini kaybetti. Mermer kitabede "BSİ Ali Baba Suyu" yazısı vardır. Çeşme sonraki yıllarda birkaç kez daha onarım gördü. 2002 yılı başlarında çeşme yeniden onarılmıştır. Çeşmeyi Ali Bey isimli bir şahıs yaptırdığından bu ismi almış olup, "İstanbul Çeşmeleri " kitabında kaydedildiğe göre eski çeşmenin iki kıtalık kitabesinin tarih beyti şöyledir: Didi icüp Sebati de tarih/ Ayn - i ab nümune - i kevser" (1011). Çeşmenin kendi kaynak suyu vardır. )


- ALİ KETHÜDA CAMİİ :

( Sarıyer Merkez Mahallesindeki Ali Kethüda Camii 17. yy.' da Sultan II. Mustafa (1695 - 1703) döneminde Sadrazam Kethüdası Ali Efendi tarafından yaptırıldı. Cami; 18. yy. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın Kethüdası Maktul Mehmet Ağa tarafından (1720/1721) onarılmış, onarım sırasında bir de minare ilave edilmiştir. Caminin kıble tarafı denizle beraberdi ve camiin altı kayıkhane idi. Zamanla denizin doldurulması sonucu camiin ön kısmı bahçe haline geldi. Camı pek çok onarım gördü. 1969'da yapılan büyük onarım sırasında kayıkhane olan alt kat yeniden tanzim edilerek ibadet edilebilecek yeni bir kat daha kazanıldı. Sarıyer Ali Kethüda Camii İstanbul'un en ışıklı camilerinden biridir. 44 penceresi bulunmaktadır. Ayrıca ana cadde tarafından sağır iki penceresi bulunmaktadır. Batı tarafındaki pencereler kapatılarak, dış kısımdan camiye, hanımlar için ibadet edilecek bir bölme yapılmıştır. )


- ALİ UFKÎ/UFÎKÎ ile/ve/> DİMİTRİ KANTEMİR


- ALİASİNG değil/yerine/= GÖRÜNTÜ KAYMASI


- RECEIVER CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT RÉCEPTEUR[Fr.] / AKSEPTORKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DEVRESİ


- ACCEPTOR LEVELS[İng.] / NIVEAUX ACCEPTEURS[Fr.] / AKZEPTORISCHE NIVEAUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DÜZEYLERİ


- ALICI ile İLETKEN


- ALICI/LIK ile ALICI KUŞ ile ALICI ÖDEMELİ


- ALİDAT/MASTARA[Ar.] ile AD-EYLEM/MASTAR[Ar. < MASDAR]/INFINITIVE[İng.]/INFINITIF[Fr.] ile MASTAR/MISTAR[Ar.]

( Açı cetveli. İLE Ad-eylem. Eylemlik. İLE Sıvacıların ve duvarcıların, cetvel gibi kullandığı, ensiz, uzun ve düz tahta. | Marangoz cetveli. | Tezgâhta, halının düz dokunmasını sağlayan araç ya da ileri-geri oynatılan bölüm.| Davar memesi. )


- ALIKLIK/BELÂHET değil/yerine/>< FARKINDALIK


- ALIKLIK ile ALINGANLIK

( Anlama ve sezme gücü yetersiz olma ve yetersiz olan kişi. İLE Çabuk "gücenen/kırılan". Kendiyle ilgisi olmasa da kendine bağlayan/bağlamak. )


- RETENTION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= ALIKONMA (GECİKME) SÜRESİ


- ALİMANTASYON[Fr.] değil/yerine/= BİR PLAN PROGRAM ÇERÇEVESİNDE SAYRIYI BESLEME


- ALİMENT- ile/||/<> NUTRİ- ile/||/<> SİTİO-/SİTO- ile/||/<> TROPH-/-TROPHİA/-TROPHİC/-TROPHİN/TROPHO-/-TROPHY ile/||/<> -OREXIA ile/||/<> EMET-/EMETO- ile/||/<> JEJ- ile/||/<> -PHAG/-PHAGE/-PHAGİA/PHAGO-/-PHAGOUS/-PHAGY

( Besin, besinsel. İLE/||/<> Beslenme, besinsel. İLE/||/<> Tahıl, besin, tane, tohum, besinlerle ilgili. İLE/||/<> Besin ve beslenme ile ilgili. İLE/||/<> İştah, istek. İLE/||/<> Kusma. İLE/||/<> Açlık, kuru. İLE/||/<> Yeme, yiyen, yutan. )


- ALİMENTASYON/ALIMENTATION[İng.] değil/yerine/= BESLEME


- ALİMENTASYON değil/yerine/= BESLEME


- ALIMINO SILICATE GLASS[İng.] ile/değil/yerine/= ALİMİNO SİLİKAT CAMI


- ALIMLAMAK ile ALIM ile ALIMCI/LIK ile ALIMLI/LIK ile ALIMSIZ/LIK ile ALIM SATIM ile ALIM ÇALIM ile ALIMLI ÇALIMLI ile ALIM SATIM OFİSİ ile ALIM SATIM BÜROSU


- ÂLİMLER/ÂRİFLER/ZARİFLER/ÂŞIKLAR ile/>< CAHİLLER

( Birbirini bilirler/tanırlar. İLE/>< Birbirini bilmezler ve tanımazlar. )


- ALIN/AKIL TERİ ile/ve/||/<> GÖZYAŞI ile/ve/||/<> KAN ile/ve/||/<> MÜREKKEP


- ALINGANLAŞMAK ile ALINGANLAŞABİLMEK ile ALINGAN/LIK


- ALINGAN/LIK ile/değil BENCİL/LİK

( Gizli şirk. )


- ALINGAN/LIK ile HASSAS/LIK


- ALINGAN/LIK ile PARANOYA/K


- ALINLIK ile/||/<> KASNAK ile/||/<> KAVSARA

( Antik yapıların cephelerinde çatı ile korniş arasında yer alan üçgen biçimindeki bölüm. | Bir portalın ya da bir pencerenin çerçeve içine alınmış üst bölümü. İLE/||/<> Bir mimari yapıda kubbenin oturduğu ve yapının üslûbuna, türüne göre kare ya da yuvarlak olan kaide. İLE/||/<> Portal/taç kapı, mihrap gibi yerlerin yarım kubbeye benzeyen üst bölümü. )


- ALINMAK ile ALINABİLMEK ile ALIN/LIK ile ALINLI ile ALIN TERİ ile ALIN ÇATI ile ALIN YAZISI


- ALINMAK ile/ve GÜCENMEK


- ALINMAK ile İÇERLEMEK


- ALINTI YAPMAK ile BİR ATASÖZÜ SÖYLE

( CITE vs. CITE A PROVERB )

( اتخاذ سند کردن ile اقتباس کردن ile تمثل کردن )

( ETEKHAZ SAND KARDAN ile EGTEBAS KARDAN ile TAMSL KARDAN )


- ALIŞIK/ALIŞKIN ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNDİK/TANIDIK/ÂŞİNÂ[Fars.]


- ALIŞILMIŞ OLAN ile/ve/değil/yerine/>< ANLAŞILABİLECEK OLAN/ANLAŞILMASI GEREKEN


- ALIŞILMIŞ ile ALIŞKANLIKLA İÇEN ile ALIŞILMIŞ SARHOŞ ile ALIŞILMIŞ SARHOŞLUK ile ALIŞILMIŞ İFADE ile ALIŞKANLIKLA ile ALIŞMAK ile ALIŞKANLIK ile ALIŞKANLIK

( HABITUAL vs. HABITUAL DRINKER vs. HABITUAL DRUNK vs. HABITUAL DRUNKED vs. HABITUAL PHRASE vs. HABITUALLY vs. HABITUATE vs. HABITUATION vs. HABITUDE )

( عادتي ile عرق خور ile دائم الخمر ile دائمالخمر ile ورد زبان ile ورد ile عادتا ile عادت دادن ile معتاد شدن ile خوگيري ile عادت روزانه )

( عادتي ile ARAGH KHOR ile دائم الخمر ile DAEMALKHMAR ile VARD ZABAN ile VARD ile ADETA ile ADAT DADAN ile MOTAD SHODAN ile خوگيري ile ADAT ROZANEH )


- ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK


- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

( [not] MORALS OF HABIT vs./and/but MORALS OF PREFERENCE
MORALS OF PREFERENCE instead of MORALS OF HABIT )


- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!


- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK

( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımından kaynaklanır. )

( HABIT and/< MEMORY )


- ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

( HABIT and PAST )


- ALIŞKANLIK ile GELENEK


- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]