Yedi(7) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 36.682 başlık/FaRk ile birlikte,
36.682 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(17/148)
- Bazı durumları) Tecrübe ederek anlamak yerine SUS!!!
- BAZLAMA ile BAZLAMAÇ
- ... BAZLI[< İng. BASE] değil/yerine/= TEMELLİ
- BAZOFİL ile BAZOFİL ile BAZOFİLİK
( BASOPHIL vs. BASOPHILE vs. BASOPHILIC )
( ماده قليادوست ile بازدوست )
( MADEH GHALYADOST ile BAZDOST )
- BB CLOUD COMPUTING | BIOMEDICAL INFORMATICS değil/yerine/= BULUT BİLİŞİM | BİYOMEDİKAL BİLİŞİM
- BB84 İLE E91 İLE B92 ile/||/<> KUANTUM KRİPTOGRAFİ
( Kuantum mekanikli güvenlik. )
( Formül: |0⟩ İLE |1⟩ İLE |+⟩ İLE |-⟩ )
- BDFP/BIG DATA FRAMEWORK PROVIDER değil/yerine/= BÜYÜK VERİ ÇERÇEVESİ SAĞLAYICISI
- BEAN :/yerine FASULYE
- BEAUTY vs. FEATURE
- BEBEĞİN, ANNE SÜTÜNÜ ...:
NASIL ALDIĞI ile/ve/||/<>/> NASIL SONLANDIRILDIĞI
- BEBEK BESLENMESİNDE:
BİBERON ile/değil/yerine EMZİRME
( Annenin zanları ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Bebeğin gereksinimi kadarı ile. )
- BEBEK CAMİİ değil/< HÜMÂYUN-U ÂBÂD
- BEBEK/ÇOCUK GELİŞİMİNDE:
BAĞLANMA ile/ve/||/<>/> AYRIŞMA ile/ve/||/<>/> KİMLİK KAZANIMI
( 0 - 18 ay. İLE/VE/||/<>/> 18 - 36 ay. İLE/VE/||/<>/> 36 - 72 ay. )
- BEBEK YAPALIM MI? ile "BEBEK YAPALIM" MI?
( Bebek sahibi olma ya da sevişme önerisi/sorusu. İLE Bebek semtine gitme önerisi/sorusu. )
- BEBEK ile BEBEK ÖLDÜRME ile ÇOCUKSU ile PİYADE
( INFANT vs. INFANTICIDE vs. INFANTILE vs. INFANTRY )
( بچه ile طفل ile خردسال ile خرد سال ile بچه کشي ile کودکانه ile پياده نظام ile پياده )
( BECHEH ile TAFEL ile KHARDSAL ile KHARD SAL ile BECHEH KESHY ile KOODKANEH ile PEYADEH NEZAM ile PEYADEH )
- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ
- BEBEK/LİK EVRELERİ/NDE:
OTİSTİK ile/ve/> SİMBİYOTİK ile/ve/> AYRIŞMA VE BİREYLEŞME
( 0-2 ay. İLE/VE/> 2-5 ay. İLE/VE/> 6-30 ay. İLE/VE/> 30 ay sonrası. )
( NORMAL AUTISTIC PHASE vs./and/> NORMAL SYMBIOTIC PHASE vs./and/> SEPERATION-INDIVIDUATION PHASE )
- BEBEKTE:
BOŞLUK DUYUSU ile/ve/||/<> YÜKSEKLİK
- BEBEKTE) EK GIDADA:
PİRİNÇ değil/yerine İRMİK / YULAF
- BEC İLE FERMİ GAS İLE RYDBERG ile/||/<> ULTRA SOĞUK ATOMLAR
( Mutlak sıfır yakını atom fiziği. )
( Formül: Tc = 2πℏ²n^(2/3)/mkB )
- BECAUSE :/yerine ÇÜNKÜ
- BECÂYİŞ[Ar.] ile TAKAS[Ar.]
( Karşılıklı yer değiştirme. İLE Değişim. | İki ülke arasında yapılan alışverişin, karşılıklı olarak malla ödenmesi. )
- BEÇENEK ile BEÇENEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Rum ülkesi yakınında yaşayan bir Türk kavmi. İLE Oğuzların bir kolu. )
- BECERİKSİZ/LİK ile/değil TİTİZ/LİK
( [not] CLUMSINESS/INCOMPETENCE vs./but FASTIDIOUSNESS/FUSSINESS )
- BECKMANN DÜZENLENMESİ ile/||/<> SCHMİDT REAKSİYONU
( Beckmann oksim→amit, Schmidt azid→amin. )
( Formül: NOH İLE HN₃ )
- BEDAVA[Fars. < YEL] değil/yerine/= ÜCRETSİZ/EDERSİZ/CABA
( MÜFT yerine ... )
( MECCÂNEN yerine BİLÂ-BEDEL )
- BEDÂVET ile/değil/yerine/>< HADÂRET
- BEDBAHT[Fars.] >< BAHTİYÂR[Fars.]
( Mutsuz. >< Mutlu. )
- BED-BAHT değil/yerine/= MUTSUZ
- BEDBAHT[Fars.] değil/yerine/= MUTSUZ
- BEDEL (ÖDEMEK) ile/ve/<>/değil/yerine KEFÂLET (ÖDEMEK)
- BEDEL ile BEDELCİ ile BEDELLİ ile BEDELSİZ/LİK ile BEDELLİ ASKERLİK ile BEDELSİZ İTHALAT
- BEDEL-İ FERÂĞ ile/||/<> BEDEL-İ MİSL ile/||/<> BEDEL-İ MÜSEMMÂ ile/||/<> TAKDÎR-İ BEDEL ile/||/<> MUBÂDİL
( Mîrî arazi ve çifte kiralı [icareteynli] vakıf taşınmazlarının tasarruf haklarının devredilmesi karşılığı alınan para. İLE/||/<> Arazi hukukunda tasarruf hakkı karşılığı emsaline uygun ödenen para. İLE/||/<> Akitte tayin olunan bedel. İLE/||/<> Bir gayrimenkul malın emsaline göre bedelini takdir etme . İLE/||/<> Başkasının yerine getirilmiş, bir şeye bedel tutulmuş. )
- BEDELİ/HARCAMAYI:
KABUL ETMEK ile/ve/<> GÖZDEN ÇIKARMAK
- BEDELSİZ İTHALAT değil/yerine/= ÖDEŞSİZ DIŞALIM
- BEDEN TERBİYESİ değil/yerine/= YİN EĞİTİMİ
- BEDENDE (OLMAK) ile/ve/değil BEDENDEN (OLMAMAK)
- BEDENLER ile BEDENSİZ ile BEDENSEL ile BEDENSEL SİMETRİ
( BODIES vs. BODILESS vs. BODILY vs. BODILY SYMMETRY )
( اجسام ile بي جسم ile تني ile جسمي ile جسماً ile تناسب اندام )
( AJSAM ile BEY JASM ile TANY ile JASMY ile جسماً ile TANASB ANDAM )
- BEDENLEŞMEK ile BEDEN ile BEDENİ ile BEDENCE ile BEDENCİ ile BEDENSEL/LİK ile BEDEN DİLİ ile BEDEN CEZASI ile BEDEN İŞÇİSİ ile BEDEN EĞİTİMİ ile BEDEN TERBİYESİ
- BEDENSEL ile KATLİAM
( CARNAL vs. CARNALITY )
( شهواني ile نفساني ile نفسانيت ile شهوانيت )
( SHEHAVANY ile NAFSANY ile NAFSANYT ile SHEHAVANYT )
- BEDÎHE[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> REVİYYE[Ar.]
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bir konuda uzun uzun düşünmek. )
( İlk aşama. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Son aşama. )
- BEDÎHÎ:
TANIMLANABİLİR YAPIDA OLMAYAN ile/ve DELİL GETİRİLEBİLİR YAPIDA OLMAYAN
- BEDROOM :/yerine YATAK ODASI
- BEER-LAMBERT LAW[İng.] / LOI DE BEER-LAMBERT[Fr.] / BEER-LAMBERT-GESETZT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEER-LAMBERT YASASI
- INSTRUMENTAL DEVIATIONS FROM BEER'S LAW[İng.] ile/değil/yerine/= BEER YASASINDAN/KANUNUNDAN ARAÇSAL SAPMALAR
- BEGÂYET[Fars. BE + Ar. GÂYET] değil/yerine/= SON DERECE
- BEĞENİ ile/ve/<> TERBİYE
( LIKING vs./and/<> BRINGING UP )
- BEĞENİLMEK ve/||/<>/>/< KABUL EDİLMEK
- BEĞENİP BEĞENMEMEK değil/yerine BECERİP BECERMEMEK
( Yapılması gerekenlerin ya da düşünülmesi gerekenlerin, beğenilip beğenilmemesi değil becerip becerememek ya da ne kadar becerebildiğindir öncelikli(önemli) olan. )
- BEĞENİR/LİK ile BEĞENİRLİLİK
- BEĞENME ile BEĞENMEZLİK
- BEĞENMEK ile BEĞENİLMEK ile BEĞENDİRMEK ile BEĞENEBİLMEK ile BEĞENİVERMEK ile BEĞENDİRİLMEK ile BEĞENİ ile BEĞENCE ile BEĞENİLİ ile BEĞENİSİZ
- BEĞENMEME:
HER KOŞULDA ile HİÇBİR KOŞULDA
- BEGIN(ING) vs. START(ING) vs. PRELUDE
- BEGINNING vs. PROCESS
- BEGONYA[Fr. < Michel Bégon] ile PAŞAÇADIRI
( Renkli çiçekleri olan, pek çok çeşidi olan, sıcak ülke bitkisi. İLE Begonyagillerden, yürek biçimindeki yapraklarının altı kırmızımtırak, üstü koyu yeşil, gövdesi sürünücü ve etli bir süs bitkisi. )
( BEGONIA cum BEGONIA FEASTI )
- (not BEHAVE WITH) BEHAVE TOWARDS
- BEHÇET GÖZ TUTULUMU ile/||/<> BEHÇET VASKÜLER TUTULUM
( Göz tutulumu görme kaybına yol açar İLE vasküler tutulum organ infarktına neden olur. Göz tutulumu üveit şeklinde İLE vasküler tutulum tromboz ve anevrizma şeklinde görülür. İkisi de majör morbidite nedeni İLE hızlı tedavi gerektirir. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- BE-HEME[Fars.]-HÂL[Ar.] değil/yerine/= MUTLAKA, ELBETTE
( MUTLAKA, ELBETTE )
- BEHENIC ACID[İng.] / ACIDE BÊHÉNIQUE[Fr.] / N-DEKONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHENİK ASİT
- BEHERGLAS[Osm.] / BEAKER[İng.] / BECHERE[Fr.] / BECHERGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHER
- BEHKEN[Ar.] ile BEHKENE/BEHKELE ile BEHNEKE[Ar.]
( Güzel ve gösterişli genç eril. İLE Nârin, ince ve güzel gövdeli dişil. İLE Şişmanca ve gövdesi güzel dişil. )
- BEHREME[Ar.] ile BEHREME[Ar.]
( Çiçeğin göz alıcı güzelliği ve parlaklığı. | Hindlilerin ibâdeti. | Saç ve sakalı kına ile boyama. İLE Burgu. )
- BEILBY LAYER[İng.] / COUCHE DE BEILBY[Fr.] / BELBYE-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEİLBY TABAKASI
- BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL
- BEING vs. ...ING/["GERUNDS"]
- BEİS[Ar. < BE'S]["BEYİS" değil!]/MAHZUR[Ar.] değil/yerine/= SAKINCA/DOKUNCA
- BEKÂRA, "KARI/KOCA" BOŞAMAK KOLAY GELİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAVULUN SESİ, UZAKTAN HOŞ GELİR
- BEKÂRET ile/ve/değil VAJİNUSMUS
- BEKÇİ ile/||/<>/< PAZVANT
( ... İLE/||/<> Rumeli'de gece bekçilerine verilen ad. )
- BECQUEREL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKEREL ETKİSİ
- BECQUEREL-STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKEREL IŞINLARI
- BECQUEREL[İng.] / BECQUEREL[Fr.] / BECQUEREL[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKEREL
- BEKLEME:
GEVŞEK ile/ve/||/<> SIKI ile/ve/||/<> SAF
- BEKLEME ile BEKLEMELİ ile BEKLEME YERİ ile BEKLEME ODASI ile BEKLEME SALONU ile BEKLEME SÜRESİ
- BEKLEMEDİĞİMİZ KİŞİDEN ile/>< BEKLEDİĞİMİZ KİŞİDEN
:GELDİĞİNDE/GELİRSE
( "Olumsuz" olarak "değerlendirilir/yorumlanır". İLE/>< Olumludur. )
- BEKLEMEK ile BEKLEYEN ile BEKLENTİ ile BEKLENEN ile BEKLEMEK ile BALGAM SÖKTÜRÜCÜ ile BALGAM ÇIKARMA
( EXPECT vs. EXPECTANT vs. EXPECTATION vs. EXPECTED vs. EXPECTING vs. EXPECTORANT vs. EXPECTORATIONS )
( چشم اميد داشتن ile متوقع بودن ile توقع داشتن ile منتظر شدن ile انتظار داشتن ile در انتظار ile آبستن ile ترصد ile چشم داشت ile انتظار ile توقع ile مترقبه ile مورد انتظار ile مترقب ile منتظر ile متوقع ile مترصد ile اميدوار ile بلغم آور ile کف آور ile اخلاط آور ile اخلاط )
( CHESHAM AMYD DASHTAN ile MOTOQE BODAN ile TOQE DASHTAN ile MONTAZAR SHODAN ile ENTEZAR DASHTAN ile DAR ENTEZAR ile ABSTAN ile ترصد ile CHESHAM DASHT ile ENTEZAR ile TOQE ile MOTERGHABEH ile MOORD ENTEZAR ile مترقب ile MONTAZAR ile متوقع ile MOTARSAD ile AMYDAVAR ile BOLGHAM AVAR ile KOF AVAR ile AKHLAT AVAR ile AKHLAT )
- BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK
- BEKLEMEK ile İSTEMEK
( TO WAIT vs. REQUEST )
- BEKLEMEK ile NÖBET
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
( TO WAIT and/= TRAINING )
- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK
( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )
( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )
- BEKLENTİ ile/ve/||/<>/> DAYATMA
( Aralarında çok ince bir çizgi ya da geçiş vardır. )
- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL
- BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine HEYECAN
- BEKLENTİ ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ/TAHMİN
( FORESIGHT instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )
- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"
- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK
- BEKLENTİYE YANIT ARAMAK ile/yerine (SADECE ANLAMAK İÇİN/ÜZERE) SORU SORMAK
( Yeter ki, soru sormasını bil! Taşlar bile seninle konuşur. )
( TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )
- BEKLETME ile YADSIMA
- BEKTAŞ, BAYRAM K. (TRABZON, 1974) :
( Bilecikspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1995 - 1997) Sarıyer'de kaldı. 54 lig, 6 kupa olmak üzere 60 resmi ve 28 özel maçla birlikte 88 maçta forma giydi. Lig maçlarında 5, Kupa maçlarında i ve özel maçlarda 2 olmak üzere 8 gol kaydetti. Antalyaspor'a transfer etti bilahare Beşiktaş'ta da futbol oynadı. )
- BEKTAŞ, İBRAHİM (...) :
( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )
- BEKTÂŞÎ SOFRASI =/<> GAZİ(ATATÜRK) SOFRASI
- BEKTAŞİ/LİK ile BEKTAŞİ SIRRI ile BEKTAŞİ ÜZÜMÜ ile BEKTAŞİ BABASI ile BEKTAŞİ DEDESİ
- BELÂBİL[Ar. < BELBÂL] ile BELÂBİL[Ar. < BÜLBÜL]
( Vesveseler, telâşlar, tasalar, kuruntular. İLE Bülbüller. )
- BELÂ'DA:
ŞERİAT ile TARİKAT ile HAKİKAT ile MÂRİFET
( Sabreder. İLE Rızâ gösterir, şükr eder. İLE Nedenini araştırır, ilmini yapar. İLE Hizmet eder. )
- BELÂDE/BELÂD[Ar.] ile BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.]
( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )
- BELÂDET -ile
( İZANSIZLIK, AKILSIZLIK, SERSEMLİK, BUDALALIK )
- BELAGAT ile ANLAMLI
( ELOQUENCE vs. ELOQUENT )
( بلاغت ile علم فصاحت ile سخن پردازي ile سخن سرايي ile سخنوري ile درفشاني ile فصاحت ile علم بيان ile زبان آوري ile بلغاع ile شيوا ile ارباب سخن ile سخن سرا ile سخندان ile سخنآرا ile بليغ ile فصيح ile سخن ارا ile سخن پرداز ile زبان آور ile گوهر بار ile درفشان ile سخنور ile خوش بيان )
( BELAGHAT ile ALAM FASAHAT ile SOKHAN PARDAZY ile SOKHAN SARAYY ile SOKHENORY ile درفشاني ile FASAHAT ile ALAM BEYAN ile ZABAN AVARY ile بلغاع ile SHYVA ile ARBAB SOKHAN ile SOKHAN SARA ile SOKHANDAN ile سخنآرا ile BELYGH ile FASYHE ile SOKHAN ARA ile SOKHAN PARDAZ ile ZABAN AVAR ile GOUSAR BAR ile DARFESHAN ile SOKHENOR ile KHOSH BEYAN )
- BELÂGAT ile/ve/||/<> BEDÂHET
( İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. | Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı. Retorik. | Konuya tüm yönleriyle kavrayarak, hiçbir yanlış ve eksik anlamaya yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıklıktan uzak, düzgün anlatma sanatı. | Bir şeyde, gizli olan derin anlam. İLE/VE/||/<> Apaçık olma durumu. | Bir konuda, hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
- BELAGAT ile BELAGATLİ ile BELAGATSİZ
- BELAGAT/RETORİK değil/yerine/= SÖZDEM
- BELÂGAT'TA:
BEYÂN[Ar.] ve/||/<> BEDÎ ve/||/<> MAÂNİ
( Birbirinden açık, değişik ifâde yollarını öğreten bölümü. VE/||/<> Sözü sanatlarla güzelleştirmeyi öğreten bölümü. VE/||/<> Dilin tümce yapısındaki incelikleri ve tümcenin konuya uygun kullanım yollarını öğreten bölümü. )
- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ
( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )
- BELEDİYE/LİK ile BELEDİYECİ/LİK ile BELEDİYE REİSİ ile BELEDİYE NİKAHI ile BELEDİYE POLİSİ ile BELEDİYE SARAYI ile BELEDİYE ÇAVUŞU ile BELEDİYE BAŞKANI ile BELEDİYE MECLİSİ ile BELEDİYE ENCÜMENİ ile BELEDİYE ZABITASI ile BELEDİYE TEŞKİLATI
- BELEMEK ile BEL ile BELA ile BELİ ile BELALI ile BEL BEL ile BELASIZ/LIK ile BEL BAĞI ile BEL AĞRISI ile BEL EVLADI ile BEL FITIĞI ile BEL KEMERİ ile BEL KEMİĞİ ile BELİ BÜKÜK/LÜK ile BEL KÜNDESİ
- BELEŞÇİ ile/ve/değil PARASIZ
- BELEŞ/Çİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK
- BELGELEMEK ile BELGELENMEK ile BELGELETMEK ile BELGEÇLEMEK ile BELGEÇLETMEK ile BELGELENDİRMEK ile BELGELENEBİLMEK ile BELGELEYEBİLMEK ile BELGE/LİK ile BELGEÇ ile BELGECİ/LİK ile BELGELİ ile BELGESEL ile BELGESİZ/LİK ile BELGELİKÇİ/LİK ile BELGESELCİ/LİK ile BELGESEL FİLM
- BELGİLEMEK ile BELGİ ile BELGİN/LİK ile BELGİT ile BELGİLİ ile BELGİSİZ/LİK ile BELGİSİZ SIFAT ile BELGİSİZ ZAMİR
- BELGRAD KÖYÜ :
( Bizanslar döneminde Belgrad ormanı içinde bulunan Petra köyünün terk edilmesi ve yıllar sonra bu köye Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520 - 1566) Belgrad Seferinden getirdiği Sırp esirleri yerleştirdi ve köyde Belgrad Köyü adını aldı. Belgrad Köyü kalıntıları Belgrad Ormanları içindedir. Bu köy de 1894'te kaldırılarak, Bahçeköy olarak bilinen yere nakledildi (bkz. Bahçeköy). )
- BELGRAD ORMANI :
( Sarıyer sınırları içinde Büyükdere'nin 6 kilometre batısındadır. Adını Padişah Kanuni Sultan Süleyman (1495 - 1566) ‘ın Belgrad Seferi (1521)'inden getirdiği esirleri yerleştirmiş olduğu köyün isminden almıştır. Köy 1894 yılından orman içinden bugünkü yerine getirilerek ortadan kaldırılmıştır. Belgrad Ormanı 5300 hektardır. Belgrad Ormanının asli ağaç türü meşedir. Meşeler Belgrad Ormanının yüzde yetmiş beşini kaplar. Diğer ağaç türleri ise kayın, gürgen, kızılağaç, çam, söğüt, kavak, ıhlamur, akçaağaç, üvez'dir. Ağaççık ve çalılardan, muşmula, geyik dikeni, çalı süpürgesi, fındık, kızılcık, katırtırnağı, defne, laden çok miktarda bulunur. Belgrad Ormanı Bakanlar Kurulunun 12.12.1924 tarihli kararı ile Muhafaza Ormanı olarak koruma altına alındı. Belgrad Ormanının denizden ortalama yüksekliği 190 metredir. En yüksek noktası kuzeyde Büyük Kartaltepe 230 m, en alçak noktası güneyde Kurudere' 40 m.'dır. )
- (not BELIEVE TO) BELIEVE IN
- BELIEVE :/yerine İNANMAK
- BELİRGE/SENDROM[Fr. < Yun.] ile TRAVMA[Yun.]
( Özel bir bozukluğu belirleyen, birarada görülen, tanıyı kolaylaştıran bulgu ve belirtilerin tümü. İLE Bir doku ya da örgenin yapısını ya da biçimini bozan ve dıştan, mekanik bir etki sonucu oluşan yerel yara. )
( SYNDROME vs. TRAUMA )
- BELİRGİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> AÇIĞA ÇIKARMA
- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ/LİK
( CLARITY vs./and CONTINUITY )
- BELİRGİN/LİK ile/||/<>/> VERİMLİ/LİK
- BELİRLEME ile YADSIMA
( TO DETERMINE vs. TO DENY )
- BELİRLENİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- BELİRLİ-BELİRSİZ ["belli belirsiz" değil!]
- BELİRLİ BİR ALANDA/KONUDA:
BİN KİTAP OKUMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< (YETKİN) BİR KİTABI, BİN KEZ OKUMAK
- BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ ile BELİRLİ-BELİRSİZ
- BELİRLİ) BİR MİKDAR ile BİR ÖLÇEK
- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA
- BELİRLİ BİR YERDELİK ile/ve/||/<>/> SIRALILIK
- BELİRLİ GEÇMİŞ ile/ve/<> BELİRSİZ GEÇMİŞ
( [Eylemin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğini]
Belirli ve kesinlikli bildiren kip. İLE/VE/<> Başkasından duyarak ya da belirsiz olarak bildiren kip. )
( -di'li geçmiş. İLE/VE/<> -miş'li geçmiş. )
- DETERMINATE ERROR, SYSTEMATIC ERROR[İng.] / BESTIMMTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRLİ HATA, SİSTEMATİK HATA
- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )
( SYSTEMATIC ERROR vs. RANDOM ERROR )
- BELİRLİ İNTEGRAL ile/||/<> BELİRSİZ İNTEGRAL
( Belirli sınırlı alan, belirsiz işlev ailesidir )
( Formül: ∫ᵃᵇf(x)dx İLE ∫f(x)dx+C )
- BELİRLİ NEDENLER ile/ve/||/<>/> BELİRLİ KOŞULLAR ile/ve/||/<>/> BELİRLİ SONUÇLAR
( Geçmiş. İLE/VE/||/<>/> Şimdi. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )
- BELİRLİ NOKTALAR ile BAZI NOKTALAR
( "KNOWN POINTS" vs. "SOME POINTS" )
- BELİRLİ OLMA ile/ve/||/<> FİLİZ VERME
- BELİRLİ OLMAZ ile BİLİNMEZ
- BELİRLİ ile BAŞAT
- BELİRLİ ile BELİRGİN
- BELİRLİ ile/||/<> BELİRGİN
- BELİRLİ ile/||/<>/< BELİRLENİM
- BELİRLİ ile/||/<> BELİRLENMİŞ
- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK
( DETERMINEDNESS vs./and DEPENDENT/DEPENDENCE )
- BELİRLİ/LİK ile/ve BELKİLİ/LİK
( Olanaklı/lık. İLE/VE Olası/lık. )
- BELİRLİ/LİK ile MUTLAK
( DETERMINED/NESS vs. ABSOLUTE )
- BELİRLİ/LİK / BELİRGİN/LİK ile/ve ZORUNLU/LUK
( DETERMINEDNESS vs./and OBLIGATION )
- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA
- BELİRSİZ (OLAN) ÜMİT ile/ve/yerine BELİRLİ (OLAN) ÜMİT
( INDEFINITE HOPE vs./and DEFINITE HOPE
DEFINITE HOPE instead of INDEFINITE HOPE )
- BELİRSİZ BELİRLİ
- BELİRSİZ ile BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ
- BELİRSİZ ile KARIŞIK
( INDEFINITE vs. COMPLICATED )
- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI
- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BELİRGİN/LİK
( Zihnin baş edemediği ve neredeyse her an tükenebileceği tek durum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zihnin ve sürecin rahatlayabildiği ve yaşayabildiği tek durum. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil BULANIK/LIK
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< GERİLİM
( [not] UNCERTAINTY vs./and/||/<>/but VOLTAGE
VOLTAGE instead of UNCERTAINTY )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ÜMİTSİZLİK
( Dışarıda, bazı/çoğu şeyde olabilir. İLE/VE (FAKAT)/||/<> İçeride ve hiçbir "şey/durum" için olmamalıdır! )
- ALÂMET[Osm.] / SYMPTOM[İng.] / SYNAPSE, AUSSCHWITZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRTİ
- BELİRTİ ile/ve/||/<>/> İZ ile/ve/||/<>/> İZİN İZİ ile/ve/||/<>/> GÖSTEREN
- BELİRTİ ile ÖZELLİK
( SIGN vs. FEATURE )
- BELİRTİ ile/değil UZANTI
- BELİRTİ ile/ve/<> YANSIMA
- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA
- BELİRTİLER ile/ve/değil/yerine KÖKEN
( [not] SIGN/ALS vs./and/but ORIGIN
ORIGIN instead of SIGN/ALS )
- BELİRTKE ile BELİRTKEN ile BELİRTKE TABLOSU
- BELİRTKE ile BELİTKE
( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )
- BELİT(AKSİYOM) = MÜTEARİFE = AXIOM[İng.] = AXIOME[Fr.] = AXIOM[Alm.] = AXIOMA[Yun.] = AXIOMA[İsp.] -ile
( Kendiliğinden, apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme. İLE Bir gücün, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. | İnsan etkinliğinin ya da iradesinin açığa çıkması. | Hareket, iş. | Anamalın, belirli bir bölümü. | Hisse senedi. | Bir oyuncunun, sahne üzerindeki hareketi. | Oyunun temasını geliştiren, başlıca olay, öykü, gelişim. )
- BELİT/AKSİYOM ile/ve/değil EŞİK
- BELİT/AKSİYOM ile/ve KOYUT/ÖN DOĞRU/POSTULA(T)
( İnsan zihninin, tümel kuralları. İLE/VE Herhangi bir bilimin, tümel kuralları. )
( Kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. İLE/VE Ön doğru. )
( Belitler/aksiyomlar, temellendirilmez. )
( Kendileri kanıtlanmayan, kanıtları kanıtlanmaya gereksinim duyulmayacak ilk ilkelere verilen ad. | Tüm bilimler için uyulması gereken temel kurallar. İLE/VE Bir bilim dalının [üyesinin] kabul ettiği temel kurallar. )
( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [ARISTOTELES] )
( KOINAI ENNOIAI ile/ve AITEMATA )
( MÜTEARİFE/MÜSELLEMÂT/MÜSELLEMÛN ile/ve MEVZUA[ÖN KABUL]/MÜSÂDERÂT )
( AXIOME[Fr. < Yun.] ile/ve POSTULATUM[Lat.] )
- BELKİ YAPABİLİRİM" değil SANIRIM(YA DA YÜKSEK/DÜŞÜK OLASILIKLA) YAPABİLİRİM
- BELKİ ile BELKİLİ
- BELKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SANIRIM
- BELL İLE CHSH İLE GHZ ile/||/<> KUANTUM EŞİTSİZLİKLERİ
( Yerel gerçekçiliği test eden eşitsizlikler. )
( Formül: S ≤ 2 (klasik) İLE S ≤ 2√2 (kuantum) )
- BELLEĞE DAYANARAK YAŞAYAN ile BELLEĞİ (GEREKTİĞİNDE) KULLANARAK YAŞAYAN
- BELLEĞE YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI) ile/yerine EYLEME YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI)
( [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY vs. [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION
[TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION instead of [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY )
- BELLEĞİN AŞAMALARI'NDA:
KODLAMA ile/ve/> DEPOLAMA ile/ve/> ARA-BUL-GERİYE GETİR
( Belleğe yerleştirilir. > Bellekte tutulur. > Bellekten çağrılır. )
- BELLEK ile/ve GELECEK
- BELLEK ile/ve/değil ÖNCELİK
- [ne yazık ki]
BELLEK KAYBININ NEDENLERİ:
KAN ŞEKERİNİN OYNAMASI ve/||/<> VİTAMİNLERİN EKSİLMESİ ve/||/<> MİNERAL YOKSUNLUĞU ve/||/<> YAĞLARIN DENGESİZLİĞİ ve/||/<> HORMONLARIN AZLIĞI
- BELLEKTE TAŞIMAK ile/değil/yerine BİLMEK
( Bilgi 2'dir. 1. Hakkında veri sahibi olmak. 2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek. [Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )
( [not] TO CARRY ON MEMORY vs. TO KNOW
TO KNOW instead of TO CARRY ON MEMORY )
- BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK değil/>< BİLMEK
- BELLEKTE TUTMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine "HEYBEYE ATMAK"
- BELLEK(TEKİ KAYITLAR):
ZAMANDAN ve/||/<> DEĞİŞİMDEN
SAKLAMAK/SAKLANILAN
- BELLEME(EZBERLEME) ile/yerine ÖĞRENME
( TO MEMORIZE vs. TO LEARN
TO LEARN instead of TO MEMORIZE )
- BELLEME ile BELLEME
( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )
- BELLEMEK ile BELLENMEK ile BELLETMEK ile BELLETİLMEK ile BELLETTİRMEK ile BELLENEBİLMEK ile BELLETEBİLMEK ile BELLEYEBİLMEK ile BELLEYİVERMEK ile BELLEK ile BELLEM ile BELLEKLİ ile BELLEKSİZ/LİK ile BELLEK KAYBI ile BELLEK YİTİMİ ile BELLEK KÖRLÜĞÜ ile BELLEK DARALMASI ile BELLEK KARIŞIKLIĞI
- BELLİ OLMAK ile DIŞ GÖRÜNÜŞ
( APPEAR vs. APPEARANCE )
( بنظرآمدن ile نميان شدن ile تجلي کردن ile ظاهر شدن ile نمودار شدن ile آفتابي شدن ile عيان شدن ile پديد شدن ile مرئي شدن ile پديدار شدن ile بروز کردن ile بروز ile ظاهر ile ظهور ile پيديش ile منظره ile جلوه ile پک و پوز ile تجلي ile ريخت ile نمود ile طلوع ile منظر ile سيما )
( BANZARAMADAN ile NAMYAN SHODAN ile TAJELY KARDAN ile ZANPAR SHODAN ile NEMODAR SHODAN ile AFTABY SHODAN ile EYAN SHODAN ile PADYD SHODAN ile MARAYEY SHODAN ile PADYDAR SHODAN ile BORUZ KARDAN ile BORUZ ile ZANPAR ile ZEHOR ile پيديش ile MONAZAREH ile JALVEH ile PAK VE POZ ile TAJELY ile RYKHT ile NEMUD ile TALAVO ile MONAZAR ile SYMA )
- BELLİ/BELİ" değil/< BELİRLİ
- BELLİ ile/değil "BELLİ"[< BELİRLİ]
( Beli olan, bel vermek, bel vermiş olan. @@ Belirli, belirgin. )
- ( BELOVED )
- BELOVED vs. LOVELY
- BELOW :/yerine AŞAĞIDA
- BELSOĞUKLUĞU ile GLANS[PENİS BAŞI] YANGISI(İLTİHABI)
( GONORE ile BALANİT )
- BELSUYU/ATMIK(MENİ) ile/ve/> DÖL
- BELSUYU/ERSUYU ile/ve/<> COWPER BEZİ SIVISI
( SEMİNAL VEZİKÜL: Spermleri besleyen ve üreme kanallarını kayganlaştıran, meni içindeki sıvıyı salgılayan bez. )
( MENÎ, SÂİL-İ MENEVÎ, HUVEYNÂT-I/HÜCEYRÂT-I MENEVİYYE ile/ve MEZİ/MEZİYY )
( Belsuyu/ersuyu, erilin/penisin boşaldığı(ejakülasyon) anda fışkırarak çıkan, koyu, süt rengine yakın, içinde sperm/ata bulunan sıvı/sekresyondur[gövde sıvılarının genel adı]. İLE/VE/<> Sevişme/düzüşme esnasında, boşalma öncesi penisten akan/akmaya devam eden şeffaf sıvı, Cowper Bezi ve birçok bileşimden gelen kaydırıcılığa/ıslaklığa yarayan/sağlayan sıvıdır. )
( MAĞZ-I PÜŞT ile/ve/<> ... )
- BELSUYU(MENİ) İZİ ile DİŞ MACUNU İZİ
- BEN, BİR BAŞKASIDIR ile/ve/||/<> BAŞKASI, BENDİR
- BEN İSTEDİM DİYE değil SEN İSTER İSEN
- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİ(LEŞTİRME)
- BEN:
"ŞUYUM/BUYUM, BU/ŞU KADARIM!" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< BEN'İM
- BEN YAPTIM/BİLİYOR(D)UM" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRİ UYARDI/ANIMSATTI
- BEN ile/ve/<> BEN OLMAYAN
( Birlik. İLE/VE/<> Çokluk. )
- ben ile/değil EŞEYSEL ÖRGEN
- BENCE ile/değil/yerine "BANA ÖYLE/ŞÖYLE GELİYOR Kİ ..."
- BENCE/BANA GÖRE/BENİM İÇİN değil/yerine SANIRIM
- BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )
- BENCİLLİK ile/değil/>< KENDİNİ ÖNCELİKLENDİRMEK
( Gereksinimlerinin karşılanmasına alışık olmayana, kendini önceliklendirmek, "bencillik" gibi gelebilir. )
- BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )
- BEND değil/yerine/= YASA ALT MADDESİ
- BENDAKA[Ar.] -ile
( Hiddetli bakma, sert bakış. | Bir şeyi fındık gibi ufalama. )
- BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN
- BENDENE[Fars.] ile/ve BENDÎME/BENDÎNE[Fars.]
( Giysinin bazı yerlerine dikilen düğme, kopça. İLE/VE Düğme, ilik. | Giysi yakasına ve kollarına açılan ufak delik. )
- BENDEN/SENDEN ile/yerine BENİMLE/SENİNLE
( "FROM ME" vs. WITH ME/WITH YOU
WITH ME/WITH YOU instead of "FROM ME" )
- [ne yazık ki]
"BEN" DEYİP DURAN ile KENDİNİ/KENDİNDEKİNİ DAYATAN
- BENDUKÎ[Ar.] -ile
( Keten bezinin en iyisi. )
- BENEATH :/yerine ALTINDA
- BENEFIT vs. PROFIT
- [not] BENEFIT vs. RECIPROCAL BENEFIT
- BENEFIT vs. TO GET/OBTAIN
- BENEFIT :/yerine FAYDA
- BENEKLENMEK ile BENEKLEŞMEK ile BENEKLENEBİLMEK ile BENEK ile BENEKLİ/LİK ile BENEKLİ KÖPEK BALIĞI
- BENEKLİ GRİ ile BENEKLİ
( DAPPLE-GREY vs. DAPPLES )
( ابرش ile ابلق ile خالخال کردن )
( ابرش ile ABALGH ile KHALKHAL KARDAN )
- BENEKLİ KURBAĞA ile YILDIZLI CÜCE KURBAĞA
( İlk kez 2010'da, Batı Ghats dağlarındaki vahşi yaşamı araştırırken bir yaprak çöpünün altında karşılaşılmıştır. İLE Hint Sri Lanka'lı amfibi alt ailesinden gelen yepyeni bir tür olarak 2019'da keşfedilmiştir.[En son ortak atalarının 57 - 76 milyon yıl önce yaşadığı düşünülüyor.] )
( ... ile
)
( ... cum ASTROBATRACHUS KURICHIYANA )
- BENEKLİ YUNUS ile BÜYÜK ŞİŞE BURUNLU YUNUS
( Derinlerde avlanırlar. İLE/VE Sığ sularda avlanırlar. )
( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )
(
ile
)
( ... cum TURSIOPS TURUNCATUS )
- BENEKLİ YUNUS ile ESMER YUNUS
- BENGAL KEDİSİ ile BALIKÇI KEDİ
( ... İLE Güneydoğu Asya'nın, tropik ve subtorpik bölgelerinde yaşayan, vahşi bir türdür. İnce uzun bir gövdesi, yapılı yüzü vardır. Genellikle dere kenarları ve bataklıklarda yaşarlar ve suya bayılırlar. Suyun içinde balık avlamasını kolaylaştıracak uzun parmaklı ve gelişmiş patileri vardır. Yaşam alanı çoğunlukla ormanlardır. Balıkçı olduğundan, sulak alanlarda da karşılaşmak olanaklıdır. Gövdeleri 80 cm., kuyrukları ise 30 cm. uzunluğundadır. )
- BENGİ ZAMAN ile/ve ARDIŞIK ZAMAN ile/ve DÖNGÜSEL/ÇEVRİMSEL ZAMAN
( Olguları verir. İLE/VE Tarihsel olguları verir. İLE/VE Kendini tekrarlayan olguları verir. Üretim birimleri sürecini gösterir.[doğa, mevsimler, ekip-biçme.] )
( Kıpı/an/şimdi. İLE/VE Geçmiş-Şimdi-Gelecek. İLE/VE ... )
( Kairos. İLE/VE Kronos. İLE/VE ... )
- BENHUR ve TITANIC ve YÜZÜKLERİN EFENDİSİ(YÜZÜK KARDEŞLİĞİ)
( Bugüne kadar sadece bu üç film, onbir dalda Oscar ödülü kazanmıştır. )
- BENİ ANLAYIN ile/değil/yerine/< DEDİĞİMİ ANLAYIN
- BENİ İLGİLENDİRMİYOR ile/ve/değil/yerine BENİ (ÇOK) (FAZLA) İLGİLENDİRMİYOR
- BENÎKA[Ar. | çoğ. BENÂYIK] -ile
( Giysinin koltukaltındaki parçası. )
- BENİM DE CANIM VAR, BEN DE İNSANIM ile/ve/||/<> BENİM CANIM YOK MU? BEN İNSAN DEĞİL MİYİM?
- BENİM İÇİN ile BENİM AÇIMDAN
- BENİMDİR yerine YANIMDADIR
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞI ÇIKABİLMEK
- BENLE(N) değil BENİMLE
- BENLİĞİN, TASARIMSAL KOLU ile/ve/||/<> KENDİLİĞİN, UYGULAYICI KOLU
- BENLİK/EGO ile/ve/||/<> KENDİLİK(BENLİK KİMLİĞİ)
- BENLİK ile/ve/||/<>/> ÖYKÜSEL BENLİK
- BENLİZADE AHMET RAŞİT EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Hacı Kemalettin Camii bahçesi içinde ve batı kısımdadır (H.1191, M.1777). Çeşmeyi İstanbul ve Anadolu payelerini almış Müderris Ahmet Raşit Efendi yaptırmıştır. Bu şahsın Çamlıca ve Anadoluhisarı'nda yaptırdığı çeşmeler vardır. )
- BENSON, M. FİKRİ (ÜSKÜDAR, 1900 - 1977) :
( Sarıyerlidir. PTT Kurumu Posta Telgraf Kurumundan emekli oldu. Sarıyer Gençler Mahfili kurucularından biridir. Gençlik mahfilinde hem yönetici ve hem de sporcu olarak görev yaptı. Futbol, voleybol ve bisiklet dallarında faaliyet gösterdi. Altınordu (İstanbul) futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem (1946/1947) başkanlık yaptı. )
(1996'dan beri)