Bugün[02 Haziran 2026]
itibarı ile 40.386 başlık/FaRk ile birlikte,
40.386 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(50/163)


- FARADAY'S DISC[İng.] / DISQUE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE SCHEIBE, FARADAYSCHE RUNDSHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİSKİ


- DIAMAGNETISCHE WIRKUNG VON FARADAY[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİYAMANYETİK ETKİSİ


- FARADAYSCHES ELEKTROLYSEGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASASI


- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ


- FARADAY'S LAW OF INDUCTION[İng.] / FARADAYSCHES INDUKTIONSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY İNDÜKSİYON YASASI


- FARADAY CAGE[İng.] / CAGE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER KÄFIG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KAFESİ


- FARADAY KAFESİ ile/||/<> MANYETİK KALKAN (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Faraday elektrik, manyetik kalkan manyetik alan engeller )

( Formül: E=0 içerde İLE B yönlendirilir )

( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )


- FARADAY DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KARANLIK BÖLGESİ


- FARADAY CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY SABİTİ


- FARADAY ile/||/<> COULOMB ile/||/<> AMPERE ile/||/<> ELEKTROKİMYA YASALARI

( Elektrik ve kimyasal değişim ilişkileri. )

( Formül: Q = nF )

( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )


- FARAZÎ ile AFÂKÎ


- FARAZÎ ile/ve/değil/||/<>/< NAZARÎ


- FARBA/FARBALA[Fr.] değil/yerine FIRFIR


- FARBALA[Fr. < FARBALA] değil/yerine/= FIRFIR


- FARE, FİL, ASLAN, KEDİ, KURT ile/ve ÖTEKİ HAYVANLAR

( Kurt, haseti simgeler. )


- FARE ile AMERİKAN FARESİ


- FARE ile ANADOLU FARESİ


- FARE ile/ve BANDİKUT FARESİ


- FARE ile/ve BEYAZ ÇÖL FARESİ


- FARE ile/ve BİŞ-MÛŞ[Fars.]

( ... İLE/VE Bıldırcın otu ile beslenen bir fare. | Bıldırcın otu ile birlikte yetişen safran kökü.[bıldırcın otunun panzehiri] )


- FARE ile BÜYÜK KAFALI KÖSTEBEK FARESİ


- FARE ile ÇEKİRGE FARESİ


- FARE ile FİLFARESİ

( ... İLE Burun bölümü hortum gibi uzun olan, uzun kuyruklu, kanguru gibi sıçrayabilen bir fare. )

( ... İLE Afrika'da yaşarlar. )

( image )

( ... cum MACROSCELIDES PROBOSCIDEUS )


- FARE ile FINDIK FARESİ

( ... cum MUSCARDINUS AVELLANARIUS )


- FARE ile GELENİ/TARLA FARESİ

( FE'RA ile CÜREZ, YERBÛ'[çoğ. YERÂBÎ'] )

( ... cum MICROTUS ARVALIS )


- FARE ile/ve GERBİL


- FARE ile GÜMÜŞ, PİRİNÇ FARESİ


- FARE ile/ve HUŞFARESİ


- FARE ile JERBOA


- FARE ile KIR FARESİ/SİVRİ FARE/SOREKS

( ... İLE Uzun burunlu, hortum gibi burnu olan bir fare. Bir numaralı ölüm makinası. Her dakika bir canlı yemek zorundadır. )

( MOUSE vs. SHREW )


- FARE ile ÇIPLAK, KÖR FARE

( ... İLE Kansere en dirençli/dayanıklı hayvan. )

( ... cum SPALAX TYPHLUS )


- FARE ile/ve KUŞFARESİ


- FARE ile LAĞIM FARESİ


- FARE ile MEEKAP/FİRAVUN FARESİ

( ... İLE Afrika'da, özellikle Mısır'da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan. )

( ... ile NİMS )

( MOUSE vs. PHARAOH MOUSE )

( ... cum HERPESTES ICHNEUMON )


- FARE ile MİSK FARESİ/KALEMİS


- FARE ile/ve ORMANFARESİ


- FARE ile/ve PAMUKFARESİ


- FARE ile/ve/||/<> TAVŞAN


- FARE ile YABAN FARESİ

( [Fars.]
MÛŞEK: Fare yavrusu.
MÛŞ-İ DESTÎ / MÛŞ-İ DESTÎ-İ SAHRÂ: Tarla faresi, köstebek.
MÛŞ-İ DÜ-PÂ[Fars.]: Kuzey Afrika'da yaşayan ve uzun iki arka ayağı üstünde sıçrayan bir kır faresi.
MÛŞ-İ HURMÂ[Fars.]: Hurma sıçanı.[kediden biraz daha küçüktür]
MÛŞ-İ KÛR[Fars.]: Körsıçan, köstebek.
MÛŞ-İ PERENDE[Fars.]: Yarasa. | Sincap. | Avustralya'da bulunan, keseli bir hayvan.
MÛŞ-İ SULTÂNİYE[Fars.]: Sincaba benzeyen, küçük bir fare.
MÛŞ-GÎR[Fars.]: Sıçan tutan çaylak kuş.
MÛŞ-HÂR[Fars.]: Sıçan yiyen çaylak kuş. )

( FE'RA ile ZEBÂBE )

( MÛŞ ile ... )


- FARE ile YELELİ FARE


- FAREY DİZİSİ ile/||/<> STERN-BROCOT AĞACI

( Farey 1/n ye kadar kesirler, S-B tüm kesirler ağaç. )

( Formül: Sınırlı İLE tam ağaç )


- FARIMAK ile FARKLILAŞMAK ile FARKSIZLAŞMAK ile FARKLILAŞTIRMAK ile FAR ile FARE ile FARK ile FARS ile FARZ ile FARKLI/LIK ile FARSÇA ile FARKSIZ/LIK ile FARE OTU ile FARKLICA ile FARKSIZCA ile FART FURT ile FARE DELİĞİ


- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI

( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )


- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI


- FARK YARATMA ÇABASI yerine BÜTÜNÜ GÖRMEYE ÇALIŞMAK

( TRYING TO SEE ENTIRE instead of TO STRIVE "TO CREATE DIFFERENCE" )


- FARK ile AYKIRILIK(PARADOKS)

( "Ben, her zaman yalan söylerim." [Epimenides] )

( DIFFERENCE vs. PARADOX )


- FARK ile/ve/<> CEM/TEVHİD

( Süreli. İLE/VE Süresiz. )

( Denize girip çıkar gibi sürekli denizde kal(a)madan kıyıda/farkta yaşarsın. [Yüzmeyi de bilmek gerek.] )


- FARK ile/ve/=/||/<> DİKKAT

( DIFFERENCE vs./and/=/||/<> ATTENTION )


- FARK ile İKİLİK

( DIFFERENCE vs. DICHOTOMY/DUALITY )


- FARK ile/ve MESAFE

( DIFFERENCE vs./and DISTANCE )


- FARK[Ar.] ile TEFRÎK[Ar.]


- FARKINDA OLMALI!


- FARKINDALIK BİLİNÇ

( AWARENESS
CONSIOUSNESS )


- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA ile/ve/<> KABUL ETMEME


- TEMYİZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRMAK


- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR


- FARKLI AÇILARDAN ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKMAK


- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK


- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM


- FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"


- FARKLI FARKLI ile ÇEŞİT ÇEŞİT


- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)


- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)


- FARKLI ile AYRI

( Farklıdır fakat ayrı değildir. )

( Nesneler ve kişiler farklılardır, fakat, onlar, ayrı değillerdir. )

( Pencere kapalı ya da açık olabilir ama güneş her zaman parlar. Bu tamamen oda için bir fark oluşturur, güneş için ise hiç. )

( Ayrılık duygusunu kaldırın, çatışma kalmayacaktır. )

( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

( DIFFERENT vs. SEPARATED
They are different, but not separate.
Things and people are different, but they are not separate.
The window may be closed, or open, the sun shines all the time.
Remove the sense of separateness and there will be no conflict. )


- FARKLI ile BAMBAŞKA


- FARKLI ile BENZEŞME ile TAKLİT

( DISSIMILAR vs. DISSIMILATION vs. DISSIMULATION )

( ناهمسان ile ناهمگن ile غير متجانس ile عدم تشابه ile تقيه )

( NANPAMSAN ile NANPAMGAN ile غير متجانس ile عدم تشابه ile TAGHYYEH )


- FARKLI ile/ve DEĞİŞİK

( DIFFERENT vs./and VARIOUS )


- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI

( DIFFER vs. DIFFERENCE vs. DIFFERENCE OF OPINION vs. DIFFERENT vs. DIFFERENTIA vs. DIFFERENTIABLE vs. DIFFERENTIAL vs. DIFFERENTIAL GEAR vs. DIFFERENTIATE vs. DIFFERENTIATION vs. DIFFERENTIATOR vs. DIFFERENTLY )

( متفاوت بودن ile تفاوت داشتن ile تباين داشتن ile اختلاف داشتن ile تمايز ile مابه التفاوت ile تباين ile تفاضل ile تفاوت ile فرق ile اختلاف ile اختلاف عقيده ile اختلاف نظري ile جوربجور ile غيريکسان ile ناهمانند ile مختلف ile متباين ile متفاوت ile متمايز ile وجه امتياز ile قابل تشخيص ile فرق گذاشتني ile تفاضلي ile افتراقي ile ديفرانسيل ile فرق گذاشتن ile مشتغ گيري ile فرق گذاري ile فرق گذار ile بطور متفاوت )

( MOTEFAVAT BODAN ile TAFAVAT DASHTAN ile TABAYNE DASHTAN ile AKHTELAF DASHTAN ile TAMAYZ ile MABEH ELTEFAVAT ile تباين ile TAFAZEL ile TAFAVAT ile FARGH ile AKHTELAF ile AKHTELAF AGHYDAH ile AKHTELAF NAZARY ile جوربجور ile GHYRYKESAN ile ناهمانند ile MOKHTELF ile متباين ile MOTEFAVAT ile MOTEMAYZ ile VAJEH EMTYAZ ile GHABEL TASHKHYSE ile FARGH GOZASHTANY ile تفاضلي ile AFTARAGHY ile DYFARANSYLE ile FARGH GOZASHTAN ile MOSHTAGH GYRY ile FARGH GOZARY ile FARGH GOZAR ile BETOR MOTEFAVAT )


- FARKLI ile/ve İDDİALI

( DIFFERENT vs./and ASSERTIVE )


- FARKLI ile İKİLİ(/ÇİFT)


- FARKLI ile/ve ÖZEL

( DIFFERENT vs./and SPECIAL )


- FARKLI ile/ve SIRADIŞI

( DIFFERENT vs./and EXTRAORDINARY )


- FARKLILAŞMA[İng. DIFFERENTIATION] ile/||/<> ENDÜKSİYON[İng. INDUCTION] ile/||/<> F İSTATİSTİĞİ[İng. F STATISTICS] ile/||/<> F-İSTATİSTİKLERİ[İng. F-STATISTICS] ile/||/<> GAUSE KURALI[İng. GAUSE'S RULE]

( Ayrışmamış bir gözenin (örn; bir kök gözenin) vücuttaki spesifik bir gözeye dönüşme işlemine verilen addır. Farklılaşma, bir takım genlerin aktive olduğu, bazılarının inaktive olduğu karmaşık bir süreçtir. Bunun sonucunda farklılaşan bir göze spesifik bir yapıya bürünür ve belirli bir fonksiyonu vardır.Olgunlaşmış bir sinir gözesinin diğer sinir gözeleri ile iletişimi sağlamak üzere elektrokimyasal sinyal alıp vermeyi sağlayan ince, fiber dokuya benzeyen çıkıntıları vardır. Laboratuvar şartlarında bir kök göze diğer gözelere (örn; sinir, kalp ya da pankreas gözesine) dönüştürülebilir ve buna yönlendirilmiş (directed) farklılaşma denir. @@ Fizyolojik gelişme seyrinin tetiklenmesi. Embriyonal gelişmede embriyonun farklılaşması ve determinasyonu için önemli bir faktördür. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak bilinen Sewall Wright (1969, 1978) tarafından geliştirilen genetik yapının ölçüldüğü bir istatistiktir. F-istatistikleri populasyon genetiğinde bir populasyonda beklenen muhtemel heterozigotluğu belirlemek için kullanılan bir istatistiktir. FST, toplam genetik varyansın (T alt simgesi) bir alt popülasyonda (S alt simge) bulunan toplam genetik varyansa oranıdır. Değerler 0'dan 1'e değişebilir. Yüksek FST, popülasyonlar arasında önemli derecede farklılaşma anlamına gelir. FIS (akrabalık katsayısı), bir bireyin buldundurduğu, alt popülasyondaki varyansın kendisindekine oranıdır. Yüksek FIS, yüksek akrabalık olduğunu gösterir. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak da bilinen populasyon genetiğinde genetik çeşitliliği analiz etmek amacıyla Sewall Wright tarafından geliştirilmiştir. FST, alt popülasyonun toplam genetik varyansın toplam genetik varyansa oranıdır. Değeri 0 ile 1 arasında değişir. Bu değer ne kadar yüksekse populasyonlar arası farklılaşma o kadar fazladır. FIS (soy içi üreme katsayısı), bireyin genetik varyansının alt populasyonun genetik varyansına oranıdır. @@ İki tür aynı anda aynı yerde yaşayamaz (ekolojik olarak aynı türler aynı yaşam ortamında bir arada bulunamaz). Bu, yalnızca niş farklılaşmasının (gaga boyutundaki farklılık, kök derinlikleri, vb.) evrimiyle mümkündür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK

( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )


- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK


- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK


- FARK/LI/LIK ve IŞIK


- FARK'TA KALMA ile ÖZDEŞLEŞME

( Eminliğin oluşmamasına düşürür. İLE Aklın, askıya alınmasına neden olur. )


- FARMAKODİNAMİK[Fr. < PHARMACODYNAMIQUE] değil/yerine/= FARMAKODİNAMİ İLE İLGİLİ


- FARMAKOLOJİ[Fr. < PHARMACOLOGIE] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ


- FARMAKOLOJİ/PHARMACOLOGY[İng.] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ


- FARMAKOVİJİLANS/PHARMACOVİGILANCE[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TAKİP DÜZENİ


- FARMER :/yerine ÇİFTÇİ


- FARSÇA ile İLERİ GÖRÜŞLÜ

( FARSE vs. FARSEEING )

( پارس ile عاقبت انديش )

( PARS ile AGHBAT ANDYSH )


- FARUK SEZERER YALISI :

( Yeniköy, Köybaşı Caddesi üzerindeki 169 - 175 kapı No.lu yalı 18. yy. sonlarında inşâ edildi. Bilahare yalıya bazı ilaveler yapıldı. Yalı sahiplerinin Fransız olduğu ve binayı Aslan Sadıkoğlu sattıkları, bu kişiden de Prof. Dr. Burhanettin Sezerer'in satın aldığı bilinmektedir. Muazzez Hanım'ın vefâtı üzerine Faruk Sezerer'e kalan yalı bu kişinin de vefâtı üzerine kızı Behlül Sezerer'e kaldı. Yalı Faruk Sezerer Yalısı olarak bilinmektedir. )


- FARZ ile FARZ-I KİFÂYE


- FARZ ile NÂFİLE


- FARZ ile SÜNNET


- FARZ ile/ve/||/<>/> VÂCİB ( ile/ve/||/<>/> SÜNNET)

( ... İLE/VE/||/<>/> Farza yakın sünnet./Sünnete yakın farz. İLE/VE/||/<>/> ... )


- FARZAN ile FERZANEH

( FARZAN vs. FARZANEH )

( فرزان ile فرزانه )

( FARZAN ile FARZANEH )


- FARZ-I AYN ile/ve/<> FARZ-I KİFÂYE

( Herkes için geçerli olan durumların/konuların bilinmesi gerekli/zorunlu bilgiler/ilimler. İLE/VE Bazı kişilerin bilmesi yeterli olan bilgiler/ilimler. )


- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]

( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )


- FASIL ile FASILA ile FASILALI ile FASILASIZ ile FASIL HEYETİ


- FÂSILA:
SUGRÂ ile/ve/<> KÜBRÂ

( 3 harekeli ve 1 sakin. İLE/VE/<> 4'lü ya da üzeri. )

( [örnek] Kelebek. İLE/VE/<> Otomatik. )


- FÂSILA-YI SALTANAT -ile

( Yıldırım Beyazıt'ın esir düşmesinden sonra Çelebi Mehmet'in sultan olmasına kadar geçen süre. )


- FÂSILA-YI SUGRÂ[Ar.] ile FÂSILA-YI KÜBRÂ[Ar.]

( Üç harekeli ve bir sâkin harften oluşan dört harfli sözcük.[vatanım gibi] İLE Dört harekeli ve bir sâkin harften oluşan dört harfli sözcük.[vatanımız gibi] )


- [ne yazık ki]
!FAŞİST[< FASCES BALTASI] -<


- FAŞİSTLEŞMEK ile FAŞİSTLEŞTİRMEK ile FAŞİST/LİK


- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK" ile/değil/yerine !ZORBA/LIK


- FASİYAL/FACIAL[İng.] değil/yerine/= YÜZ (İLİŞKİLİ)


- FAŞİZAN[Fr. < FASCISANT] değil/yerine/= FAŞİST EĞİLİMLİ


- FAŞİZM ile/ve SOYKIRIM


- FASON[Fr.] ile FASONE[Fr.]

( Kesim. İLE Çözgü ya da atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. | Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği. )


- FASON ile FASONE ile FASON MAL ile FASON İMALAT ile FASON ÜRETİM


- FASTA FORMAT[İng.] değil/yerine/= FASTA FORMATI

( DNA ve protein sekansları için evrensel yazı formatıdır. ">" işareti ile başlayıp tek satırlık tanımlamadan sonra sekans bilgileri ile devam eder.>gi|129295|sp|P01013|OVAX_CHICK GENE X PROTEIN (OVALBUMIN-RELATED)

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FAŞTAK FIŞTAK ([ÖZENSİZ] YIKAMAK/YIKANMAK)


- [not] FAST vs./and ACTIVE


- FASULYE ile FASULYE KABUĞU

( BEAN vs. BEAN POD )

( لوبيا ile باقا ile غلاف باقلا )

( LOBYA ile باقا ile GHLAF BAGHALA )


- FASULYE ile FASULYE PİYAZI ile FASULYE PİLAKİSİ


- FAT PHOBIA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN FOBİSİ

( Fat phobia, isminden de anlaşılacağı üzere şişman insanlardan ve yağ tüketiminden takıntılı bir biçimde korkma anlamına gelir. Bu durum patolojik bir durumdur ve bir tutum ya da davranış içinde kendini gösterebilir. Fat phobia, çok küçük yaşlardan beri insanlar üzerinde etkilerini göstermektedir. Örneğin David Aronson tarafından 1997 yılında yapılan bir çalışmada, yaş ortalamasına göre fazla kilolu çocukların diğer çocuklar tarafından daha çok ayrımcılığa uğradığı gösterilmiştir. Aynı biçimde 1995 yılında Christian S. Crandall tarafından yürütülen şu çalışma, fazla kilolu kadınların yükseköğrenimleri için ebeveynlerinden daha az finansal destek gördüklerini ortaya koymuştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FAT :/yerine ŞİŞMAN, YAĞ


- FATEMEH ile FATEMEH BEYGOM ile FATEME HATUN

( FATEMEH vs. FATEMEH BEYGOM vs. FATEMEH KHATUN )

( فاطمه ile فاطمهبيگم ile فاطمهخاتون )

( FATEMEH ile فاطمهبيگم ile فاطمهخاتون )


- FATHER :/yerine BABA


- FATİH SULTAN MEHMET


- FATİH SULTAN MEHMET (KÜÇÜK ARMUTLU) CEM EVİ, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR MERKEZİ :

( Fatih Sultan Mahallesinde (Eski adı ile Ferahevler Mahallesi) Beyaz Sokak üzerindedir. )


- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :

( Fatih Sultan Mehmet Mahallesinde (Küçük Armutlu) bulunan bir camidir. )


- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :

( Baltalimanı sınırları içindedir. 1999'da yapılmış olup tarihi özelliği yoktur. )


- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :

( Nalbantçeşme mevkiinde ve Arap Öldüren mevkiinin batı tarafındaki Boğazkent sitesi içindedir. Osmanlı tarzında yapılan bir cami olup tarihi özelliği yoktur. )


- FATİH SULTAN MEHMET CEM EVİ :

( Fatih Sultan Mehmet Mahallesi adını taşıyan bu Cem evi 2004'te açıldı. )


- FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ :

( Karadeniz Boğazı üzerinde yapılan ikinci asma köprüdür. Rumelihisarı ile Anadoluhisarı kuzey tarafından iki kıyıyı birleştiren köprü olup bu köprüye 2. köprü de denilmektedir. Türkiye'nin ikinci ve Dünyanın 5. büyük köprüsüdür. 4 Aralık 1985'te temeli atıldı, 3 Temmuz 1988'de trafiğe açıldı. Uzunluğu 1.510 m, orta açıklığı 1.090 m, genişliği 39.4 m ve denizden yüksekliği 64 m dir. )


- FATİH SULTAN MEHMET MAHALLESİ :

( Sarıyer ilçesinin gecekondu mahallelerinden biri olan Fatih Sultan Mehmet Mahallesi; Rumelihisarı, Baltalimanı, Reşitpaşa ve Bebek'ten sınır alır. Önceleri Küçük Armutlu ve Büyük Armutlu isimlerini taşıyan bu yerleşim bölgesi Rumelihisarı'na bağlı idi. 1994'te ayrı bir mahalle olunca ismi de Fatih Sultan Mehmet mahallesi oldu. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 12.006' dır. )


- FATİH SULTAN MEHMET ve AKŞEMSETTİN


- FATİH SULTAN MEHMET ve/< NİMEL[< Nİ AMEL] CEYŞ

( ... VE Fetihte şehit olan askerler. )

( 18 SEKBANLAR: Şehzâde Camii [Saraçhane'de] karşısında, [eski] Nikah Dairesi'nin yanındaki mezarlıklar. )


- FATİH ile FATİHA


- FÂTİHA SURESİNDEKİ DÖRT ANA İLİM


- FÂTİHA SURESİNİN ADLARI


- FATİHÂ ile HER REK'ATIN FATİHÂ'SI


- FÂTİHA-HÂN[Ar.] ile FÂTİHÂN[Ar.]

( Birinin ruhuna Fatiha suresi okuyan. İLE Fethedenler, fatihler. )


- FATİHÂ'YA İZNİ OLMAK ile/ve FATİHÂ'SI DÜZGÜN OLMAK


- FATÎN/E[Ar. < FITNAT] ile FÂTİN[Ar. < FİTNE]

( Zeki, akıllı, uyanık, anlayışlı, kavrayışlı. İLE Fitneci. )


- FATURA ile İRSALİYELİ FATURA


- FATURA ile/ve/değil/yerine İRSALİYELİ FATURA


- FATURA[İt. < FATTURA] değil/yerine/= SAYIŞÇA


- FATURA değil/yerine/= YASAL ÖDENDİ BELGESİ


- FATURALAMAK ile FATURALATMAK ile FATURALANDIRMAK ile FATURA ile FATURALI ile FATURASIZ/LIK ile FATURALI HAT ile FATURASIZ HAT ile FATURALI YAŞAM


- FAUL ile FAUL YAPMAK

( FOUL vs. FOUL PLAY )

( ناجوانمردانه ile چرک شدن ile گير ناپاک ile ناجوانمردي ile کار نادرست )

( NAJAVANMARDANEH ile CHARK SHODAN ile GYR NAPAK ile NAJAVANMARDY ile KAR NADREST )


- FAUL ile FAULLÜ ile FAULSÜZ


- FAUNA ile FAUNA DİZİNİ

( FAUNA vs. FAUNA DIRECTORY )

( زيا ile جان داران ile جانور نامه )

( زيا ile JAN DARAN ile JANOR NAMEH )


- FAURE-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAURE GÖZESİ/PİLİ


- FAVOR :/yerine İYİLİK, DESTEK


- FAVORİ[Fr.] ile FAVORİ[Fr.]/DULUK[Tr.]

( Gözde. İLE Sakal. )


- FAVORİ ile KAYIRMACILIK

( FAVORITE vs. FAVORITISM )

( موردعلاقه ile محبوب ile سوگلي ile مورد پدند ile مورد علاقه ile سوگيري ile پارتي بازي )

( MOORDALAGHEH ile MOHBUB ile سوگلي ile MOORD PEDAND ile MOORD ALAGHEH ile سوگيري ile PARTY BAZY )


- FAVORITE :/yerine FAVORİ


- FAVOUR vs. SPECIAL PRIVILEGE


- [not] "FAVOUR" vs./and CONTRIBUTION/ADDITION


- FAY[Fr. < FAILLE] değil/yerine/= KIRIK/YERKIRIĞI


- FAYANS ile FAYANSÇI/LIK


- FAYDALANMAK ile SÖMÜRÜ ile SÖMÜRÜLEN

( EXPLOIT vs. EXPLOITATION vs. EXPLOITED )

( دوشيدن ile استثمار کردن ile استخراج کردن ile بهره برداري ile استثمار ile مستخرج )

( دوشيدن ile ESTESMAR KARDAN ile ESTEKHARAJ KARDAN ile BACPAREH BARDARY ile ESTESMAR ile مستخرج )


- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET


- NÜTZLICHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI IŞINIM


- USEFUL PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION UTILE[Fr.] / NÜTZLICHE EINDRINGTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI NÜFUZ DERİNLİĞİ


- FAYDALI ile İYİLİK ile HAYIRSEVER ile YARARLI ile YARARLANICI ile FAYDA ile FAYDALANMAK ile FAYDALAR

( BENEFIC vs. BENEFICENCE vs. BENEFICENT vs. BENEFICIAL vs. BENEFICIARY vs. BENEFIT vs. BENEFITING vs. BENEFITS )

( فايده برنده ile نيکوکاري ile نکويي ile صاحب کرم ile منان ile نيک کردار ile منعم ile سودمند ile افاضه ile نافع ile بااستفاده ile باصرفه ile ذينفع ile بهره گرفتن ile مستفيض ile سود بردن ile احسان کردن ile فايده بردن ile منتفع کردن ile فايده ile سود ile توشه برگرفتن ile مزيت دادن ile منتفع شدن ile مفيد بودن ile توشه برداشتن ile فايدهرساندن ile منتفع ile متمتع ile حقوق و مزايا ile خواص ile مزايا ile حقوقومزايا )

( FAYDAH BARANDEH ile NEYKOKARY ile نکويي ile SAHEB KARAM ile MENAN ile NEYK KARDAR ile MANAM ile SOODMAND ile AFAZEH ile NAFE ile BAESTEFADEH ile BASERFEH ile ZEYNAF ile BACPAREH GARAFTAN ile مستفيض ile SOOD BARDAN ile EHSAN KARDAN ile FAYDAH BARDAN ile MONTAF KARDAN ile FAYDAH ile SOOD ile TOOSHEH BARGARAFTAN ile MOZYT DADAN ile MONTAF SHODAN ile MOFYD BODAN ile TOOSHEH BARDASHTAN ile فايدهرساندن ile MONTAF ile MOTEMOTE ile HOQUQ VE MOZAYA ile KHAVAS ile MOZAYA ile حقوقومزايا )


- FÂYİH[Ar.] ile FÂYİHA[Ar. çoğ. FEVÂYİH]

( Kendiliğinden dağılan güzel koku. İLE Çiçek ve meyve kokusu. | Hoş kokulu nesne. )


- FAYTON SEFÂSI değil ATLARIN CEFÂSI


- FAYTON ile FAYTONCU/LUK


- [ne yazık ki]
"FAYTON":
"NOSTALJİ" değil ATLARI KÖLELEŞTİRME


- DIVISEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENSPLITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ BÖLÜCÜ


- PHASENÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ GEÇİŞİ


- FAZ/İK/PHAS/IC[İng.] değil/yerine/= EVRE/Lİ


- FAZ İLE KRİTİK NOKTA İLE ÜÇLÜ NOKTA ile/||/<> FAZ GEÇİŞLERİ

( Maddenin hal değişim noktaları. )

( Formül: dP/dT = ΔH/TΔV )


- PHASE RULE[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ KURALI


- RELAIS DE PHASE[Fr.] / PHASENRELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ RÖLESİ


- BORNE DE LA PHASE[Fr.] / PHASENGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ SINIRI


- PHASE TITRATION[İng.] / PHASE TITERN[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ TİTRASYONU


- ESPACE DES PHASES[Fr.] / PHASENRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ UZAYI


- FAZ ile FAZ KALEMİ


- FAZ ile İKİ FAZLI

( ... İLE Aralarında, devrenin dörtte biri kadar faz farkı olan. [Aynı frekans ve genlikte, iki alternatif akım ya da gerilim.] )


- FÂZÎH/A[Ar.] ile FAZÎHA[Ar. çoğ. FAZÂYİH]

( Utanmaz, rezil. | Çirkin, fena. İLE Edepsizliği, alçaklığ gerektiren iş/şey. )


- FAZIL BEY ile VECİHİ HÜRKUŞ

( )

(

Hava Şehitleri, 1935'ten bu yana her yıl 15 Mayıs'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. )


- FAZLA ALÇAKGÖNÜLLÜKTE/TEVÂZÛDA:
RİYÂ ile/ve/||/<> GERÇEK

( Fazla tevâzû gösterme, riyâdan sayarlar. İLE/VE/||/<> Fazla tevâzû gösterme, gerçek sayarlar. )

( [Fazla alçakgönüllük göstermek] İkiyüzlülük olarak yorumlanabilir. İLE/VE/||/<> İncelik olarak yorumlanmayıp çarpıtılarak, genelde de bilindiğiniz ya da göründüğünüz kadar incelikli olmadığınız biçiminde yorumlanabilir. )


- FAZLA ENERJİ ve/<> KARMAŞA / KARGAŞA


- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA! ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!

( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )


- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET

( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )


- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK

( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )


- [ne yazık ki]
(FAZLA) ŞIMARTILAN ÇOCUK ve/||/<>/> KENDİNDEN NEFRET EDEN ÇOCUK


- FAZLA/BOŞ/BOŞUNA ile/ve/değil/yerine GEREKLİ/LİK


- FEATURE vs. FUTURE


- feb. dur.[Lat. < FEBRE DURANTE] değil/yerine/= ATEŞ SIRASINDA, ATEŞ VARKEN


- FEBRİL/FEBRİLE[İng.] değil/yerine/= ATEŞLİ


- FEBRILE SEIZURE[İng.] değil/yerine/= FEBRİL KONVÜLSİYON

( Genellikle 6 ay ila 6 yaş arası çocuklarda görülen, ateşin 38 derece ve üstüne çıkması ile meydana gelen nöbetlere verilen isimdir. Halk arasında "ateşli havale" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FECAÂT ile VEHÂMET


- FECR (VAKTİ) ile FECR-İ KÂZİB[YALANCI FECR] ile FECR-İ SÂDIK[HAKİKİ FECR]

( Sabaha karşı, güneş doğmadan önce, ufkun gün doğusu tarafından görünen aydınlığı, tan yerinin ağarması. İLE Sabaha karşı, doğuda, amûdî biçimde görülen aydınlık. [Sahura kalkış.] İLE Şafak sökme, sabah, imsak. )


- FEDÂ ETMEK değil/yerine/= YOLUĞLAMAK/GÖZDEN ÇIKARMAK


- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK


- FEDÂ ile/değil/yerine/>< ELVEDÂ

( Sevene can fedâ; sevmeyene elvedâ. )


- FEDÂKÂR/LIK ile CÖMERT/LİK

( Yapayalnızken ya da birşeylerle, birileriyle çatışırken başkalarına karşı daha cömert olmalı ama birey olarak da kendine saygı duymalıdır. )

( Cömert cömert derler maldan ederler, yiğit yiğit derler candan ederler. )

( AKI / BÂSİK[Ar.]: Cömert. )


- FEDÂKÂRLIK değil/yerine HAK/LAR


- VAZGEÇME/FEDÂKÂRLIK[Ar.] değil/yerine/= ÖZVERİ, EL ÇEKME

( Temiz ve özverili bir hayat yaşayın, bu yeter. )

( Live a clean, selfless life, that is all. )

( EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE )


- FEDERAL DEVLET ile/||/<> FEDERASYON

( İçişlerinde geniş ölçüde bağımsız, dışişlerinde ortak bir kuruluşla temsil edilen devletlerin birleşmesinden oluşan devlet türü. İLE/||/<> Küçük devletlerin tek bir devlet konumuna gelmek için yaptığı ortaklık, devletler birliği. )


- FEDERASYON[Fr./İng. < FEDERATION] değil/yerine/= ÜSTBİRLİK


- FEDERE ile FEDERASYON


- (not FEEL GUILTY FOR) FEEL GUILTY ABOUT


- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET

( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )


- FEHVA'L-HİTÂB[Ar.] ile DELÎLU'L-HİTÂB[Ar.]


- FEİGENBAUM SABİTİ ile/||/<> ALTIN ORAN

( Feigenbaum δ=4.669 kaos, altın oran φ=1.618 geometri. )

( Formül: Evrensel kaos İLE estetik )


- FELÂKET değil/yerine/= YIKIM/YIKINÇ


- FELDİSPAT[Alm.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE]

( Silikatlı mineral grubu. İLE Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü. )


- FELICI BALANCE[İng.] / ÉQUILIBRE DE FELICI[Fr.] / FELICI-ABGLEICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FELİCİ DENGESİ


- FELLİK FELLİK (ARAMAK)


- FELLOW :/yerine ARKADAŞ, DOST


- FELSEFE:
BETİMLEME > KAVRAM

( Felsefe, betimlemeden, kavrama geçiştir. )


- FELSEFE/BİLİM/SANAT'TA:
SAYGI DUY(UL)MA ile/ve/||/<>/< SAYGI UYAN(DIR)MA


- FELSEFE-BİLİM TARİHİ ile/ve/||/<> ANADOLU'DA FELSEFE-BİLİM

( )


- FELSEFE:
DÜŞÜNCE BİÇİMİ OLARAK ile/ve/değil/||/<>/>/< YAŞAM BİÇİMİ OLARAK


- FELSEFE:
DÜŞÜNCENİN ...
TARİFİ ile/ve/değil/||/<>/< TARİHİ


- FELSEFE:
DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> BİLMEK ve/||/<>/> YAŞAMAK


- FELSEFE:
EĞİTİM ile/ve/değil/||/<>/> YETKİNLEŞTİRME


- FELSEFE:
GEÇMİŞ/ŞİMDİ ÖYKÜSÜ değil GELECEK ÖYKÜSÜ


- FELSEFE:
İYİLİK ve/<> GÜZELLİK ve/<> DOĞRULUK


- FELSEFE/KAVRAM ANSİKLOPEDİSİNDE:
ARİSTOTELES ile/ve HEGEL


- FELSEFE:
NESNEL İDEALİZM ile/ve/||/<> ÖZNEL İDEALİZM


- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI" ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"


- FELSEFE ÖĞRENMEK değil/yerine FELSEFE YAPMAK


- FELSEFE:
"ÖĞRETİ" değil ETKİNLİK


- Felsefe olarak SUS!!!


- FELSEFE:
PHILO ve SOPHIA

( Sevgi. VE Bilgelik. [Bilgelik Sevgisi] )

( BİLGE değil BİLGE/LİK SEVGİSİ )

( Etkin. VE Edilgin. )

( Ten rengine bulanmamış güzellik aramak. )


- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK

( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )


- FELSEFE SORUSU/SORUNU ile/değil SORU-NUN/SORUNUN FELSEFESİ


- FELSEFE TARİHİ ile/ve/değil DÜŞÜNCE TARİHİ


- FELSEFE TARİHİ ile/ve/=/||/<>/>/< TARİH FELSEFESİ


- FELSEFE:
"YAPILAN/YAPMAK" değil İNŞÂ EDİLEN/ETMEK


- FELSEFE YAPMAK" ile/ve/||/<> "EDEBİYAT PARÇALAMAK"

( İkisi de doğru/geçerli değildir! Kişi/kim anlamıyorsa ve ilgilenmiyorsa o kişinin/kişilerin çarpıttığı/çevirdiği saçma ve boş bir sözdür. )


- FELSEFE:
"YAPMAK" değil ÜZERİNE OKUMAK/ÇALIŞMAK/ARAŞTIRMAK


- FELSEFE:
"YETENEKSİZLİK KONUSU" değil YETERSİZLİK DURUMU


- FELSEFE:
ZEKÂYI ve/||/<>/> AKLI

( Keskinleştirmek amacıyla. VE/||/<>/> Yetkinleştirmek amacıyla. )


- FELSEFE ve/||/<> DEVLET

( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )


- FELSEFE ile DİSKUR


- FELSEFE ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ


- FELSEFE ile/ve/= HİKMET

( Hikmet teolojik, illet metafizik, sebep fizik nedenleri aramaktır. )

( Hikmet: Nasıl ise onu o biçimde bilmek. )

( Hikmet: Varolanların kendini nasılsa o biçimde tâkatı kadar bilmek. )

( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )

( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )

( Hikmet: Gizil halde, tüM erdemlerin hepsini içerir. )

( Hikmet Tanrısı: ENKİ )

( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )

( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )

( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )

( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )

( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )


- FELSEFE ve KİŞİSEL YÖNETİM


- FELSEFE ile/ve KÜLTÜR


- FELSEFE ile/ve KURAMSAL/TEORİK AKIL


- FELSEFE ile/ve MACERA

( PHILOSOPHY vs./and ADVENTURE )


- FELSEFE ile ÖĞRETİ


- FELSEFE ile/ve/||/<>/< ŞAŞMA/HAYRET

( Felsefenin başlangıcı, şaşmadır/hayrettir. )

( )


- FELSEFE ile/ve SAVAŞ TARİHİ

( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )


- FELSEFE ile/ve SOHBET


- FELSEFE ile/ve TASAVVUF

( Akla, biçim verir. İLE/VE Nefse, biçim verir.["Akıl kârı" değildir.] )


- FELSEFE ile VARLIK


- FELSEFE/DE:
KAVRAMSAL/LIK ve/||/<> NEDENSEL/LİK ve/||/<> ELEŞTİREL/LİK


- FELSEFE'DE MÎLÂDLAR:
TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI


- FELSEFE'DE:
SORUN ÇÖZMEK ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET


- SÖZCÜK/LER:
FELSEFEDE ile/ve/||/<> BİLİMDE ile/ve/||/<> YAZINDA/EDEBİYATTA

( Kavram. İLE/VE/||/<> Terim. İLE/VE/||/<> Deyim. )


- FELSEFE('NİN "KUSURU"):
ÖNCESİ var SONRASI [yok]

( Öncesinin var olup ve fakat sonrasının olmaması. )


- [ne yazık ki]
"... FELSEFESİ" ile/ve/||/<> "... SANATI" ile/ve/||/<> "... DUYGUSU" ile/ve/||/<> "... DİLİ" ile/ve/||/<> "... AKLI"

( Ne yazık ki, her durum ya da sözcüğün yanına/sonuna bu üç sözcüğün "getirilmesi/kullanılması", çok yaygın görülmektedir. Öncelikle kendimizden başlayıp bu yanlıştan ve kötü alışkanlıktan kurtulmak ve uzak durmak gerekiyor!
OLMAZ!
- ADÂLET "DUYGUSU/SANATI"
- ...[NESNE] "FELSEFESİ" )


- FELSEFEYE GİRİŞ KİTAPLARI ile/ve/değil/yerine/<> FELSEFE TARİHİ KİTAPLARI


- FELSEFEYE/BİLİME/SANATA/DİLE/TARİHE/HUKUKA/DİNE ...:
"GÖRE" ... ile/değil -DE ...

( Alanlar ve kavramlar, kişi olmadığından, "... göre" sözcüğünün kullanımı burada yanlıştır. "Felsefede/bilimde/dilde/sanatta ..." biçiminde bulunma durumu["-de ..."] ile kullanılabilir. )


- FELSEFİ ANARŞİZM ile SİYASİ ANARŞİZM

( Devlet ve otoritenin meşrûiyetini reddeden felsefi görüş. İLE Devletsiz bir toplum yapısını savunan siyasi düşünce. )


- FELSEFİ GERÇEKÇİLİK/REALİZM ile FELSEFİ ADCILIK/NOMİNALİZM

( Evrensel kavramların, gerçek ve bağımsız olduğunu savunan görüş. İLE Evrensel kavramların, sadece adlardan oluştuğunu savunan görüş. )


- FELSEFİ GÖRÜŞ/LER ile/ve GÖRELİ FELSEFÎ GÖRÜŞ/LER