Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 41.188 başlık/FaRk ile birlikte,
41.188 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(107/166)
- SCHLEIMSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= MÜSLİK ASİT
- MUSLIM :/yerine MÜSLÜMAN
- MUSLUK (OLMAK) değil/yerine SU (OLMAK)
- MUSLUK ile MUSLUKLU ile MUSLUKÇU/LUK ile MUSLUKSUZ
- MUSLUK değil/yerine/= SUVEREÇ
- MÜSLÜMAN ile/ve/<> DERVİŞ
( Rikkatli kişi. İLE/VE/<> Rikkatli müslüman. )
( MUSLIM vs./and/<> DERVISH )
- MÜSLÜMAN ile/yerine DİNÎ DUYARLILIĞI YÜKSEK OLAN
- MUŞMULA DERESİ :
( Marmaracık'ın, yani Marmancık'ın üst kısımlarından çıkar ve Marmaracık deresi ile birleşerek koya akar. Dereye Muşmula deresi denmesinin nedeni civarında fazlaca muşmula ağacı bulunmasındandır. )
- MÜSNED-ÜN İLEYH ile MÜSNED [Belâgatta]
( Mevzû. İLE Mahmul. [mantıkta] )
( Zât. İLE Sıfat. [kelâmda, felsefede] )
( Mübtedâ. İLE Haber. [nahivde] )
( Mahkumun aleyh. İLE Mahkumun bih. [mantıkta, fıkıhta] )
( Cevher. İLE Araz. [kelâmda, felsefede] )
- MUSON YELLERİ/RÜZGÂRLARI ile MELTEM YELLERİ/RÜZGÂRLARI
( Benzerlikleri devirli olmalarıdır. )
- MUSON ile MUSON İKLİMİ
- MÜSPET CÜMLE | OLUMLU TÜMCE >< OLUMSUZ TÜMCE
( Yüklemi olumlu olan tümce: Çocuk okula gitti; Öğrencinin bilgisiz olduğu anlaşılıyordu; Dost başa, düşman ayağa bakar vb. )
( POSITIVE SENTENCE | NEGATIVE SENTENCE~NEGATIVE SENTENCE )
( PHRASE POSITIVE | PHRASE NÉGATIVE~PHRASE NÉGATIVE )
( POSITIVER SATZ, BEHAUPTUNGSSATZ | NEGATIVER SATZ~NEGATIVER SATZ )
( FRASE AFFERMATIVA~FRASE NEGATIVA )
( ΚΑΤΑΦΑΤΙΚΉ ΠΡΌΤΑΣΗ / καταφατική πρόταση~ΑΡΝΗΤΙΚΉ ΠΡΌΤΑΣΗ / αρνητική πρόταση )
- MÜSPET FİİL | OLUMLU EYLEM >< OLUMSUZ EYLEM
( (Derleme., olumlu fiil) Olumlu kavram veren eylem. Türkçede -me olumsuzluk eki almayan veya olumsuz koşaç değil sözcüğüyle kullanılmayan eylem: Sevdi, sevsin, sev, söylemeliydi, hastalanır, gelince, gelerek, gelip, yorgundur, yorgunum vb. )
( POSITIVE VERB | NEGATIVE VERB~NEGATIVE VERB )
( VERBE POSITIF | VERBE NEGATIF~VERBE NEGATIF )
( ...~VERBUM NEGATIVUM )
( VERBUM POSITIVUM | VERBUM NEGATIVUM~VERBUM NEGATIVUM )
( VERBO AFFERMATIVO~VERBO NEGATIVO )
( ΚΑΤΑΦΑΤΙΚΌ ΡΉΜΑ / καταφατικό ρήμα~ΑΡΝΗΤΙΚΌ ΡΉΜΑ / αρνητικό ρήμα )
- MÜSPET, VÜCUBÎ | OLUMLU >< OLUMSUZ | OLUMSUZ
( 1. Evetleyici. (Değilleyicinin karşıtı. ) 2. Onaylayıcı, doğrulayıcı. 3. Güvenilir olan. Karşıtı bk. olumsuz @@ Olumsuzluk anlatmıyan (kelime, söylem, cümle...). @@ @@1. Bir şeyi yadsıyan. 2. Değilleyici; öne sürülen bir savın yanlışlığını ortaya koyan (yargı). @@ Olumsuzluk anlatan (Kelime, söylem, cümle...) @@ )
( POSITIVE | NEGATIVE~NEGATIVE )
( POSITIF | NEGATIF~NEGATIF | NÉGATIF )
( ...~NEGATIVUS )
( POSITIV | NEGATIV~NEGATIV )
( POSITIVO~NEGATIVO )
( ΘΕΤΙΚΌΣ / θετικός~ΑΡΝΗΤΙΚΌΣ / αρνητικός )
- MÜSPET/MÜSBET ile MENFÎ
( Olumlu. İLE Olumsuz. )
- MÜSPET/LİK ile MÜSPET İLİMLER
- MÜSRİF[Ar.] değil/yerine/= SAYPAK/TUTUMSUZ/SAVURGAN
- MÜŞRİK ile/değil/yerine TEVHÎD
( Huzur ve mutluluk bulamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE Olgunlaşmadıkça erişilemez. )
- MUSTAFA EFENDİ :
( Rumelikavağı'nda muhtar olarak görev yaptı. )
- MUSTAFÂ:
İSTİFÂ ile/ve/||/> ESTEFÂ
- MUSTAFA RÂKIM'IN:
NESNELERE NAKŞI ile/ve/değil CAMİLERDEKİ NAKŞI
( Kendini özellikle camilerdeki yapıtlarında göstermiştir. )
( Tuğralardaki milad. )
- MUSTAFÂ[< SAFVET] ile/ve/||/<>/>/< MÜRTEZÂ[< RIZÂ]
( Istıfâ edilmiş. | Tertemiz, tasfiyet olunmuş. | Hz. Muhammed'in adlarından. İLE/VE/||/<>/>/< Râzı olunmuş. )
- MUSTAFA SAMİ ve/||/<>/> MONGERİ ve/||/<>/> RAŞİT TAHSİN BEY[1870 - 1936] ve/||/<>/> MAZHAR OSMAN
( Serriyat-ı Akliye Dersleri )
- MUSTAFA ile/ve/||/<> MUHTAR[< HAYIR]
- MÜSTA'Fİ[Ar. < AFV] ile MÜSTAGFİR[Ar. < GUFRÂN]
( İstifa eden, işinden kendi isteğiyle ayrılarına. | Suçunun bağışlanmasını isteyen. İLE İstiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını Allah'tan dileyen. )
- MÜSTAĞRAK[< GARK]:
BATMIŞ -<
- MÜSTAHDEM/HADEME[Ar.] değil/yerine/= HİZMETLİ
- MÜŞTAK KELİME | TÜREMİŞ SÖZCÜK ile/||/<> TÜREMİŞ KELİME
( Yapım ekiyle kurulmuş sözcük: Süzgeç (süz-geç) , vergi (ver-gi) , dalgın (dal-gın) , (ben-cil) , kışın (kış-ın) vb. )
( DERIVED WORD, DERIVATIVE | DERIVED WORD~DERIVED WORD )
( MOT DÉRIVÉ~MOT DÉRIVÉ )
( ABGELEITETES WORT~ABGELEITETES WORT )
( PAROLA DERIVATA~PAROLA DERIVATA )
( ΠΑΡΆΓΩΓΗ ΛΈΞΗ / παράγωγη λέξη~ΠΑΡΆΓΩΓΗ ΛΈΞΗ / παράγωγη λέξη )
- MÜŞTÂK[Ar. < ŞEVK] ile MÜŞTAKK[Ar. < ŞAKK]
( İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan. İLE Başka bir sözcükten çıkmış, türemiş, türeme. )
- MÜSTAKÎL[Ar.] ile MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET]
( Pazarlığın bozulmasını isteyen. İLE Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. )
- MÜSTAKİL ile ÖZERK/OTONOM
- MÜSTAKİLL[< KILLET] ile/ve/||/<> HÜR
( Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. İLE/VE/||/<> Özgür. )
- MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET] değil/yerine/= BAĞIMSIZ
( BAŞLI BAŞINA, KENDİ BAŞINA, KENDİ KENDİNE, AYRICA, BAĞIMSIZ )
- MÜSTAMERE | KOLONİ[Fr. < COLONİE] ile/||/<> KORUYUCULUK ile/||/<> SÖMÜRGE ile/||/<> SÖMÜRGECİLİK
( Başka bir ülkeye yerleşmeye giden göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer. @@ (Lat. colonia = çiftçi) Sıkı bir birlik halinde yaşayan aynı türe ait organizmaların yaptığı topluluk. @@ 1. Bir ülkede göçmenlerin topluca oturdukları ya da yerleştikleri yer. 2. (colonist, colonials, settlers, pioneers, colony) Sömürgelere ve yerleşime açılan denizaşırı topraklara gelip yerleşen göçmenler. 3. bk. sömürge @@ Aynı türden organizmaların birlikte yaşaması. 1. Bir grup hayvan veya bitkinin sınırlı bit alanda birlikte yaşaması. 2. Bir besi yerinde bakteri ya da mayaların bir tek hücreden, türe özgü renk ve yapıda görülen bir grup mikroorganizma oluşturması. 3. Volvox gibi bazı tek hücrelilerin bir araya gelerek, gerçek anlamda iş bölümü göstermeyen çok hücreli yapısı. @@ Topluluk, küme, özellikle bakteri kültüründe bir araya gelen mikroorganizmaların oluşturduğu çıplak gözle görülen küme. @@ 1. Genetik olarak birbirinin aynısı olan hücre grubu. 2. Katı besi yeri yüzeyinde çoğalan bakterilerin oluşturduğu görülebilir kümeler. @@ )
( COLONY | COLONY, COLONIST, COLONIALS, SETTLERS, PIONEERS | PROTECTORATE | COLONIAL POLICY~PROTECTORATE | PROTECTIONISM~COLONY~COLONIAL POLICY | COLONIALISM )
( COLONIE | PROTECTORAT | POLITIQUE DE COLONISATION~PROTECTORAT | PROTECTIONNISME~COLONIE~POLITIQUE DE COLONISATION )
( COLONIA | COLONIA: ÇIFILIK~...~COLONIA~... )
( KOLONIE | COLONIE | SCHUTZHERRSCHAFT, PROTEKTORAT | KOLONIALPOLITIK~SCHUTZHERRSCHAFT, PROTEKTORAT~KOLONIE~KOLONIALPOLITIK )
( COLONIA~PROTETTORATO~COLONIA~COLONIALISMO )
( ΑΠΟΙΚΊΑ / αποικία~ΠΡΟΤΕΚΤΟΡΆΤΟ / προτεκτοράτο~ΑΠΟΙΚΊΑ / αποικία~ΑΠΟΙΚΙΟΚΡΑΤΊΑ / αποικιοκρατία )
- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ
- MUSTAR ile/değil/yerine/||/>< MUHTAR
( Şarap. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Yapmayabilme ve yeğleme olanağını ve gücünü kullanan kişi. | "Hayır!" diyebilme farkındalığı/önceliği. )
- MÜSTAS'AB[Ar. < SA'B] ile MÜSTASHAB[Ar. < SOHBET]
( Zor, güç olan, zor iş. İLE Yanında arkadaş olarak bulundurulan. )
- MÜSTAS'AB[Ar. < SA'B] ile MÜSTAS'İB[Ar. < SUÛBET]
( Zor, güç olan, zor iş. İLE Güç sayan, çoğu şeyi zor gören. )
- MÜSTASHAB[Ar. < SOHBET] ile MÜSTASHİB[Ar. < SOHBET]
( Yanında arkadaş olarak bulundurulan. İLE Yanına alan, beraber olunan, istishâb eden. )
- MÜSTEAR[Ar.] ile MAHLAS[Ar.]
( Eğreti olarak alınmış. | Türk müziğinde bir makam. İLE Bir kişinin ikinci adı. | Ozanların/yazarların, yapıtlarında kullandıkları takma ad. )
- MÜSTECÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= DİLEĞİ KABUL OLUNMUŞ
( DİLEĞİ KABUL OLUNMUŞ )
- MÜSTECİR değil/yerine/= KİRACI
( Bir yeri kiralamış olan, icar etmiş, kiracı. )
- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] değil/yerine/= AÇIK SAÇIK
- MÜŞTEHİYÂT[< ŞEHVET] ile İŞTAHLILAR, İSTEKLİLER
- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN
- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC] değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ
- MÜŞTEKÎ ile MAĞDUR
( Şikâyetçi, yakınan. | Şahitlik durumunda olabilen. | Olayın birebir etkisi altında kalmamasının yanısıra rahatsızlığını belirten. İLE Haksızlığa uğramış. )
- MÜSTELEZZ[Ar. < LEZZET | çoğ. MÜSTELEZZÂT] ile/||/<> MÜSTELİZZ[Ar. < LEZZET]
( Lezzet alınmış, tadına varılmış. @@ Lezzet alan, tad alan, tadına varan. )
- MÜŞTEREK MÜLKİYET[Ar.] değil/yerine/= ORTAK İYELİK
- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ] değil/yerine/= ALICI/İLGİLİ
( Satın alan/alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. | Hem satın alan, hem satan. )
- MÜSTEŞFİ'[Ar. < ŞEFÂAT] ile MÜSTEŞFÎ[Ar. < ŞİFÂ]
( Bağışlanmasını isteyen, şefâat dileyen. İLE İyilik isteyen, şifâ dileyen. | Kendine baktıran. )
- MÜSTEŞRİK/ORYANTALİST değil/yerine/= DOĞU BİLİCİ
- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZ | DÜZLEM
- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZLEM
- MÜSTEVLÎ[Ar. < VELY] değil/yerine/= SALGIN
( İstilâ eden, ele geçiren, idaresi altına alan. | Yayılan, her tarafı kaplayan. | Salgın. )
- MÜSTEZÂD[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTMIŞ/ÇOĞALMIŞ
( Çoğalması istenilen, artmış. | Her dizesine bir küçük dize eklenmiş, Divan Edebiyatı şiir türü. [Bahr-i hecez vezinlerinden "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faûlün" vezninde söylenmiş dizelere "mef'ûlü faûlün" parçalarına denk birer parça katarak oluşturulan şiir.] )
- MÜSVEDDE değil/yerine/= KARALAMA/TASLAK YAZI
- MÜSVEDDE ile/ve SEVAD ile/ve RİSÂLE ile/ve FEVAİD ile/ve ŞUKKA ile/ve TAİRE ile/ve KÜLLİYET ile/ve MECMUA ile/ve SEFİNE ile/ve KEŞKÜL ile/ve CÖNK ile/ve DİVÂN ile/ve MURAKKA
- MÜSVEDDE ile TEBYİZ(BEYAZA ÇEKME)
- MUT ile MUTA ile MUTİ ile MUTA NİKAHI
- MÜTA[Ar.] değil/yerine/= GEÇİCİ KAZANÇ
- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU
- MUTABAKAT | ANLAŞMA ile/||/<> UYUŞMA ile/||/<> UZLAŞMA
( Benzer yaklaşımlar içeren tutum ya da görüş birliği. @@ Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme @@ )
( CONCORDANCE | AGREEMENT, PROTOCOL | HANDSHAKE | AGREEMENT | COMPROMISE~AGREEMENT | ARRANGEMENT WITH ONE~COMPROMISE | AGREEMENT, COME TO AN ARRANGEMENT )
( ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN | ARRANGERMENT, ACCORD~ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN~ARRANGERMENT, ACCORD )
( CONCORDIA~...~... )
( VEREINBARUNG~EINIGUNG~KOMPROMISS )
( ACCORDO~INTESA~COMPROMESSO )
( ΣΥΜΦΩΝΊΑ / συμφωνία~ΣΥΝΕΝΝΌΗΣΗ / συνεννόηση~ΣΥΜΒΙΒΑΣΜΌΣ / συμβιβασμός )
- MU'TÂDEN[Ar.] ile MU'TÂDÎ[Ar.]
( Alışıldığı üzere. İLE Alışılmış, her zamanki. )
- MUTÂLİ'[Ar. < TULÛ | çoğ. MUTÂLİÎN] ile MUTÂLİÎN[Ar. < MUTÂLİ]
( Kitap okuyan, mütâlâ eden. İLE Kitap okuyanlar, mütâlâa edenler. )
- MUTANT[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMİŞ GEN
- MUTASAVVIF:
(")ZINDIK(") değil (O'NU "SAKLAYAN") "SANDIK"
- MUTASYON[İng. MUTATION] ile/||/<> BEKÇİ GENLER[İng. CARETAKER GENE] ile/||/<> BİLEŞİK HETEROZİGOT[İng. COMPOUND HETEROZYGOT] ile/||/<> ÇERÇEVE KAYDIRICI MUTASYON[İng. FRAMESHIFT MUTATION] ile/||/<> ÇOKLUPARMAK (POLİDAKTİL)[İng. POLYDACTYLY]
( Bir organizmanın nükleik asit dizisinde meydana gelen, dış etkenlere bağlı ve/veya rastlantısal olarak meydana gelen değişikliklerin tümü. Mutasyonların %70-90 arası nötr etkiye sahip ve canlıda herhangi bir ani değişim yaratmaz. %8-25 arası ani zararlı etkiler doğurur, %2-5 civarı ise ani yararlı etkilere sahip. @@ İnaktif hale getirildiğinde direkt olarak tümörleri teşvik etmeyen bir gen sınıfı; Bunun yerine, inaktivasyonu genetik dengesizliklerle sonuçlanır ve tüm genleri etkileyen mutasyon oranının artmasına neden olur. BRCA1 ve BRCA2 bekçi genlerin örnekleridir. @@ Bileşik homozigotluk, belirli bir gen lokusunda iki ya da daha fazla sayıda farklı mutasyonlara uğramış alellerin bulunması durumudur. @@ Genetik kodun içerisine 3 ya da 3'ün katlarından farklı sayıda kodun eklenmesi ya da çıkması sonucunda, kodun okunmasında meydana gelen şablon kayması tipi mutasyonlardır. Çoğunlukla yepyeni özelliklerin üretilmesine neden olur ya da ciddi sorunlar doğurur. @@ Genetik mutasyon ile el ve ayak parmak sayısının normalin üzerinde olmasına denir. Şimdiye kadar bir insanda görülmüş en fazla parmak sayısı, 34 adet parmak ile Akshat Saxena'nın parmak sayısıdır. Saxena'nın ellerinde 7'şer tane, ayaklarında 10'ar tane parmak bulunur. Aşağıda, bir görseli verilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUTAVAAT FİİLİ, FİL-İ MUTAVAAT | DÖNÜŞLÜ FİİL ile/||/<> FİİLDEN TÜREME FİİL ile/||/<> İSİMDEN TÜREME FİİL ile/||/<> İŞTEŞ FİİL
( Fiildeki oluş ve kılışın doğrudan doğruya özneye dönüşünü gösteren ve çoklukla fiillerden -(I)n-/-//U)n-, bazen de -(I)l-/-(U)l- ve -(I)ş/-(U)ş- ekleriyle kurulan fiil şekli: geç-in-, gör-ün-, koru-n-, yol-un-, aç-ıl-, gir-iş-, yat-ış- vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: gayıdış fe'l; Türkmen Türkçesi: iişlik dereceleri ~ gaydım derece;Gag.: çekimnik işlii ~ *dönüşlü işlik; Özbek Türkçesi: ozlik nisbatidagi fe'l; Uygur Türkçesi: özlükdäricä; Tatar Türkçesi: qaytım yünäleşe; Başkurt Türkçesi: töşöm qılım; Kmk: kalım işlik; Krç.-Malk.: kaytıwçu etim; Nogay Türkçesi: kaytuw glagol; Kazak Türkçesi: özdik etis; Kırgız Türkçesi: özdük etiş; Alt:: t'andırar glagol; Hakas Türkçesi: aylanıstıg glagol; Tuva Türkçesi: egidiişkin hevirindekılıg sözü; Şor Türkçesi: karcı glagol; Rusça: vozvratnıy glagol )
( REFLEXIVE VERB | DEVERBAL VERB | DENOMINAL VERB | RECIPROCAL VERB~DEVERBAL VERB~DENOMINAL VERB~RECIPROCAL VERB )
( VERBE REFLECHI, VERBE PRONOMINAL | VERBE DÉVERBAL | VERBE DÉNOMINAL | VERBE RÉCIPROUQE~VERBE DÉVERBAL~VERBE DÉNOMINATIF~VERBE RÉCIPROUQE )
( VERBUM DENOMINATIVUM~VERBUM DEVERBATIVUM~...~... )
( REFLEXIV, REFLEXIVES VERB | VERBUM DEVERBATIVUM, DEVERBALES VERB | DENOMINALES VERB | RESIPROKES VERBUM~VERBUM DEVERBATIVUM, DEVERBALES VERB~DENOMINATIVUM~RESIPROKES VERBUM )
( VERBO RIFLESSIVO~VERBO DEVERBALE~VERBO DENOMINALE~VERBO RECIPROCO )
( ΑΥΤΟΠΑΘΈΣ ΡΉΜΑ / αυτοπαθές ρήμα~ΠΑΡΆΓΩΓΟ ΡΉΜΑ / παράγωγο ρήμα~ΟΝΟΜΑΤΙΚΌ ΡΉΜΑ / ονοματικό ρήμα~ΑΛΛΗΛΟΠΑΘΈΣ ΡΉΜΑ / αλληλοπαθές ρήμα )
- MUTAZACCI'[Ar.] ile MUTAZACCIR[Ar. < ZUCRET]
( Üşengeç. İLE İçi sıkılan, sıkıntılı, tazaccur eden. )
- MU'TAZIB[Ar.] ile BİRBİRİNE YARDIM EDEN
( BİRBİRİNE YARDIM EDEN )
- MÜTEADDİT[Ar.] değil/yerine/= ÇOK, BİRÇOK
- MÜTEAFFİFÎN[Ar. < MÜTEAFFİF] ile MÜTEAFFİN[Ar. < UFÛNET]
( İffetli, onurlu, namuslu kişiler. İLE Bozulup kötü/pis kokan, kokmuş, kokuşuk, çürük, taaffün eden. )
- MÜTEÂKİB ile/||/<> ZAHRİ ile/||/<> TEMÂDİ
( Sırayla, birbirinin arkasına gelen. İLE/||/<> Arkası, arkaya ait. İLE/||/<> Birbirinin devamı, devam etmek. )
- MÜTEÂL[Ar. < ULÜVV] değil/yerine/= YÜKSEK, YÜCE
( Allah'ın sıfatlarından. )
- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK
- MÜTEALLİK[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİN, İLGİLİ
- MÜTEÂZIM[Ar.] ile MÜTEAZZIM[Ar. < AZAMET]
( Gözde büyüyen, göze büyük görünen, taâzum eden. İLE Benlik gösteren, büyüklük taslayan, taazzum eden. )
- MÜTEBAİT | IRAKSAK ile/||/<> IRAKSAK MERCEK
( Sf TV. Ortak bir yol ya da noktadan ayrı yönlere gidip uzaklaşan. @@ Görüntüyü uzaklaştırma özelliği taşıyan, (mercek vb) @@ Ortak bir doğrultudan açılarak giden ya da bir noktadan ayrılan doğrultuları izleyerek yayılan. @@ (fizik) )
( DIVERGENT | DIVERGING LENS, DIVERGENT LENS, CONCAVE LENS, NEGATIVE LENS~DIVERGING LENS, DIVERGENT LENS, CONCAVE LENS, NEGATIVE LENS | NEGATIVE LENS, DIVERGING LENS )
( DIVERGENT | LENTILLE DIVERGENTE (CONCAVE~LENTILLE DIVERGENTE (CONCAVE) | LENTLLE DIVERGENTE | LENTILLE DIVERGENTE )
( DIVERGENS~... )
( DIVERGENT | DIVERGIEREND | ZERSTREUUNGSLINSE, KONKAV-LINSE~ZERSTREUUNGSLINSE, KONKAV-LINSE | ZERSTREUNGSLINSE )
( DIVERGENTE~LENTE DIVERGENTE )
( ΑΠΟΚΛΊΝΩΝ / αποκλίνων~ΑΠΟΚΛΊΝΩΝ ΦΑΚΌΣ / αποκλίνων φακός )
- MÜTEBELLİL[Ar.] ile MÜTEBELLİR[Ar. < BİLLÛR]
( Islanan, nemlenen şey, tebellül eden. | Altını ıslatan. İLE Billurlaşan, tebellür eden. | Billurlaşmış. | Beliren, belirgin. )
- MUTEBER değil/yerine/= SAYGIN
- MÜTEBERRÎ[Ar. < BERÂ' ve BERÂET] ile MÜTEBERRİ'[Ar. < BÜRÛ]
( Yüz çeviren, uzaklaşan, teberrî eden. | Kurtulmuş, gereksinimi olmayan. | Herşeyden elini, eteğini çeken, yüz çeviren. | Şiî ve Alevî'lerde hulefâ-yı râşidini sevmeyen. İLE Bağışlayan, bağışta bulunan, teberru' eden. )
- MÜTEDAİR, DAİR değil/yerine/= -E İLİŞKİN (- İLE İLGİLİ / – ÜZERİNE)
- MÜTEDELLÎ[Ar.] ile MÜTEDENNÎ[Ar. < DENÂET] ile MÜTEDERRİ'[Ar.]
( Nazlanan, tedellî eden. İLE Gerileyen, aşağılayan, tedennî eden. İLE Zırhlanan, zırh giyen. )
- MUTEDİL RÜZGÂR[Ar.] değil/yerine/= ILIMLI YEL
- MUTEDİL[Ar.] değil/yerine/= DENGELİ | ILIMAN
- MUTEDİL[Ar.] değil/yerine/= ILIMAN/ILIMLI
- MUTEDİL/LİK ile MUTEDİL YEL/RÜZGAR
- MÜTEESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜLEN, ACIYAN
- MÜTEESSİR[< ESR < ESÂRET] değil/yerine/= HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ
- MÜTEFEKKİRE ve/<> TERTİB
- MÜTEFENNİN[Ar. < FENN] değil/yerine/= TEKNİK BİLGİ SAHİBİ, FEN BİLGİNİ
- MÜTEFERRİG[Ar.] ile MÜTEFERRİK[Ar. < FARK]
( Vazgeçen, ferâgat eden. İLE Dağınık, ayrı ayrı, teferruk eden. )
- MÜTEFESSİH[Ar. < TEFESSÜH] ile MÜTEFESSİH[Ar. < FÜSHAT]
( Çürümüş, bozulmuş, kokmuş, tefessüh etmiş. İLE Bollaşan, genişleyen. )
- MÜTEHÂŞŞÎ[Ar.] ile MÜTEHÂŞŞİ'[Ar. < HAŞYET]
( Korkan, saygı ile karışık korkup çekinen, tehâşî eden. İLE Alçakgönüllü, tahaşşu' eden. )
- MÜTEHÂYYİL[Ar. < HAYÂL] ile MÜTEHAYYİR[Ar. < HAYRET | çoğ. MÜTEHAYYİRÎN]
( Hayâle dalan, hayal kuran, tahayyül eden. İLE Şaşmış, şaşırmış, hayrette kalan. )
- MÜTEHAYYİR[< HAYRET] ile ...
( HAYRETTE KALAN, ŞAŞMIŞ, ŞAŞIRMIŞ )
- MÜTEKAİT[Ar.]/ÇERAĞ[Fars.] değil/yerine/= EMEKLİ
- MÜTEKÂSİL[Ar. < KESEL | çoğ. MÜTEKÂSİLÎN] ile MÜTEKÂSİR[Ar. < KESRET]
( Üşenen, üşengeç, tembelce davranan, tekâsül gösteren. İLE Çoğalan, çoğalmış, çok, tekâsür eden. | Aruz ölçüsü. )
- MÜTEKELLİM[Ar.] ile KİLMÂNÎ[Ar.]
- MUTEKİT/MÜMİN[Ar.] değil/yerine/= DİNDAR
- MÜ'TELİF[Ar. < ÜLFET] ile MUHTELİF/E[Ar. çoğ. HALEFE]
( Alışan, alışık, ülfet eden. | Uygun, denk. İLE Birbirine uymayan, birbirinin öteki ucu. | Türlü, çeşitli, çeşit çeşit. )
- MÜTEMAHHIZ[< MÜTEMAHHIZÎN] ile İNANARAK, CAN VE GÖNÜLDEN ÇALIŞAN
- MÜTEMESSİH[Ar.] ile MÜTEMESSİH[Ar.]
( Bir şeye el süren, sıvazlayan, temessüh eden, mesh eden. | Bir şeye sürünen. İLE Çirkin görünüme giren, temessüh eden. )
- MÜTEMMİM[Ar.] değil/yerine/= TÜMLEÇ
( COMPLEMENT )
( Tamamlayan, bütünleyen, bitiren. | [mat.] Bütünler. | Tümleç. )
- MUTENA[Ar.]/MÜMTAZ[Ar.]/GÜZİDE[Fars.]/ELİT[Fr./İng. < ELITE] değil/yerine/= ÖZENİLMİŞ | SEÇİLMİŞ, SEÇKİN, BEĞENİLMİŞ, ÖNEMLİ | AYRI/ÜSTÜN
- MÜTENÂKIS[Ar. < NOKSÂN] ile MÜTENÂKIZ[Ar. < NAKZ]
( Eksilen, gittikçe azalan, tenâkus eden. İLE Zıt olan, birbirine muhâlif, tenâkuz eden. | İkinci sözü, birinci sözüne zıt olan, uymayan. | Çelişik. )
- MÜTENÂSİB[< NİSBET] ile ORAN/ORANLI, UYGUN
( UYGUN OLAN, HER BAKIMDAN BİRBİRİNE UYGUN, DENK )
- MÜTENEFFİL[Ar.] ile MÜTENEFFİR[Ar. < NEFRET]
( Nâfile namaz kılan. İLE Nefret eden, iğrenen, tiksinen. )
- MÜTENEMMİL[Ar.] ile MÜTENEMMİR[Ar.]
( Karınca gibi kaynaşan. İLE Kaplanlaşan, kaplan huylu olan. | Sert bir dille korkutan. )
- MÜTERAHHİL/E[Ar.] ile MÜTERAHHİR[Ar.] ile MÜTERÂHİ[Ar. < RAHVET]
( Göç eden, bir yerden bir yere göçen, terahhül eden. İLE Deniz gibi dolup taşan, dolup taşan. İLE Geri çekilen, ağır davranan, yavaş hareket eden. )
- MÜTERCİM/TERCÜMAN değil/yerine/= ÇEVİRMEN/DİLMAÇ
- MÜTEŞABİH ile/ve/değil/||/<> MESEL
- MÜTESÂVÎ EL-EDLÂ ile/||/<> MÜTESÂVÎ ES-SÂKEYN ile/||/<> MUHTELİFÜ'L-EDLÂ ile/||/<> MENŞÛR
( Eşkenar üçgen. İLE/||/<> İkizkenar üçgen. İLE/||/<> Çeşitkenar üçgen. İLE/||/<> Üçgen prizması. )
- MÜTEŞEBBİH:
"BENZER" ile/ve/değil/||/<>/< ŞÜPHE
- MÜTESELLİ[Ar. < SÜLVÂN] ile MÜTESELLİH[Ar. çoğ. MÜTESELLİHÎN]
( Avunan, acıyı/kederi unutur gibi olan, teselli bulan. İLE Silahlanan, silah kuşanan. )
- MÜTEVAKKI[Ar. < VAK] ile MÜTEVAKKİ[Ar. < VİKAYE]
( Bekleyen, uman, medet uman, tevakku eden. İLE Kendini gözeten, sakınan, çekinen, tevakkî eden. )
- MÜTEVÂLÎD[Ar. < VÂLİDE] ile MÜTEVÂRİD/E[Ar. < VÜRÛD]
( Birbirinden doğup üreyen. İLE Gelen, tevârüd eden. )
- MÜTEVAZI ile MÜTEVAZI EŞYALAR ile TEVAZU
( HUMBLE vs. HUMBLE BELONGINGS vs. HUMBLENESS )
( فرومايه ile فروتن ile عاجزانه ile زبون ile خاکسار ile فروتني کردن ile حقير ile خاک صفت ile محقرانه ile خاشع ile خاضع ile زبون ساختن ile بي تکلف ile بي تصنع ile متواضع ile افتاده ile سربزير ile افتاده حال ile جل و پلاس ile خفض )
( فرومايه ile FOROTAN ile AJZANEH ile ZABON ile KHAKSAR ile FOROTANY KARDAN ile HAGHYR ile KHAK SAFT ile محقرانه ile KHASH ile KHAZE ile ZABON SAKHTAN ile BEY TAKOLF ile بي تصنع ile MOTVAZE ile AFTADEH ile SARBOZYR ile AFTADEH HAL ile JEL VE POLAS ile خفض )
- MÜTEVÂZILIK değil TEVÂZÛ
- MÜTEVEFFÂ ile/değil/yerine MERHUM
- MÜTEVELLİ HEYETİ değil/yerine/= SORUMLU KURUL/GÖZETME KURULU
- MÜTEVELLİ ile MÜTEVELLİ HEYETİ
- MUTFAK ile GALİ[Fr. < Ar.]
( ... İLE Alçak ve altı düz gemi. | Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak. )
- MUTFAK ile/||/<> İŞLİK/ATÖLYE ile/||/<> GARAJ[İng. < GARAGE] ile/||/<> LABORATUVAR[Fr. < LABORATOİRE]
- MUTFAK ile MUTFAK DOLABI ile MUTFAK HAVLUSU ile MUTFAK MERDİVENİ ile MUTFAK HAVALANDIRMASI
- MUTFAK değil/yerine/= PİŞİRGİ
- MÜTHİŞ["MÜTİŞ" değil!] değil/yerine/= YILGILI
- MUTİZM/MUTISM[İng.] değil/yerine/= KONUŞMAZLIK
- ABSOLUTE VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK AĞDALILIK
- ABSOLUTE ALCOHOL[İng.] / ALCOOL ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER ALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK ALKOL
- BAĞIŞIKLIK:
MUTLAK ile/değil/yerine/<>/>< SINIRLI
- ABSOLUTE VORTICITY[İng.] / ABSOLUTE VORTICITY[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BURGAÇLILIK
- ABSOLUTE MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE MAGNITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BÜYÜKLÜK
- MUTLAK DEĞER ile/||/<> SAYI DEĞERİ
( Mutlak uzaklık, sayı değeri kendisidir )
( Formül: |-5|=5 İLE -5 )
- MUTLAK DEĞERLİ ile/değil/yerine DEĞERLİ
- ABSOLUTE CONCENTRATION[İng.] / CONCENTRATION ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK DERİŞİM
- MUTLAK EŞİK DEĞERLERİNDE:
GÖRME ile/ve İŞİTME ile/ve TAT ALMA ile/ve KOKU ALMA(ŞAMME[Ar.], ODORAT[Fr.], SMELL[İng.]) ile/ve DOKUNMA
( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )
- ABSOLUTE PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE DUCHLÄSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GEÇİRGENLİK
- VORTICITÉ ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GİRDAPLIK
- ABSOLUTE GLYCEROL[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GLİSERİN
- ABSOLUTE ERROR[İng.] / ERREUR ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HATA
- ABSOLUTE VELOCITY[İng.] / VITESSE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HIZ
- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK
- MUTLAK (KAVRAMLAR) ile/ve/değil EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK (KAVRAMLAR)
- MUTLAK (KAVRAMLAR) ile/ve/değil EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK (KAVRAMLAR)
( Birbirinden ayrılamayan kavramların didişmesi. )
( [not] ABSOLUTE (CONCEPTS) vs./and/but DIALECTIC (CONCEPTS) )
- ABSOLUTE REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE BRECHUNGSINDEX, ABSOLUTE BRECHZAHL, ABSOLUTE REFRAKTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK KIRILMA İNDİSİ
- MUTLAK MEKÂN ile/ve FİZİKÎ MEKÂN
- MONARŞİ:
MUTLAK ile ANAYASAL
- MUTLAK MUVAZAA değil/yerine/= SALT DANIŞIK
- ABSOLUTE HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MUTLAK NEM
- MUTLAK ÖZGÜRLÜK >< EŞİTLİK ile/<> MUTLAK EŞİTLİK >< ÖZGÜRLÜK
( Özgürlük ve Eşitlik, genişlediği oranda, birbirini yok eder.
[ "Mutlak Özgürlük" diye bir şeyden söz ettiğimiz oranda "Eşitlik"ten,
"Mutlak Eşitlik" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda da, "Özgürlük"ten söz edemeyiz. ] )
- MUTLAK REFRAKTER ile/||/<> GÖRECELİ REFRAKTER
( Mutlak hiç uyarılamaz, göreceli güçlü uyarı. )
( Formül: Impossible İLE difficult )
- ABSOLUTE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ABSOLUTE[Fr.] / ABSOLUTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK SICAKLIK
- MUTLAK SICAKLIK ile/||/<> BAĞIL SICAKLIK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Mutlak Kelvin ölçeği, bağıl Celsius/Fahrenheit ölçeğidir )
( Formül: K İLE °C )
( William Thomson (Lord Kelvin) tarafından 1848 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- ABSOLUTE STANDARD DEVIATION[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK STANDART SAPMA
- MUTLAK UZAY ile/||/<> MUTLAK MEKÂN
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- MUTLAK UZAY ile/ve/||/<> MUTLAK MEKÂN ile/ve/||/<> MUTLAK ZAMAN
- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM
- MUTLAK VARLIK ile/ve/<> MUTLAK HİÇLİK
- MUTLAK ZAMAN ile/ve MUKAYYET ZAMAN ile/ve PSİKOLOJİK ZAMAN
- MUTLAK ile/ve ADÂLET
( ABSOLUTE vs./and JUSTICE )
- MUTLAK ve/=/||/<> ADEM
- MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- MUTLAK ile/ve BELİRLEYİCİ
- MUTLAK ile/ve DEĞİŞMEZ
( ... ile/ve LÂ-YETEGAYYER )
( ABSOLUTE vs./and CONSTANT )
- MUTLAK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNME BİÇİMİ
- SALTIK/MUTLAK ile/ve GÖRELİLİK
( Göreli olan, mutlak kabul edildikçe, çatışma, kaçınılmazdır. )
- MUTLAK ile/ve/değil GÜVENİLİR
- MUTLAK ile İLÂHİ
( MUTLAK[< TALÂK): Herhangi bir şeye ilişik olmayan. )
- MUTLAK ile/ve İLKE
( Göreliliği, birliğe getiren ilke. İLE/VE ... )
( MUTLAK: ZAMAN VE MEKÂN ÜSTÜ )
( MUTLAK: Değişenlerin, ilkeleri. )
( ... ile/ve UMDE )
( ABSOLUTE vs./and PRINCIPLE )
- MUTLAK ile İNAK
( ABSOLUTE vs. DOGMA )
- MUTLAK ile/ve/değil/yerine ITLAK
- MUTLAK ile/değil/yerine MUTFAK
( İdeoloji. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefe. )
- MUTLAK ile MUTLAK ADRES ile MUTLAK CEHALET ile MUTLAK VEKALETNAME ile MUTLAK KURAL ile MUTLAK DEĞER ile KESİNLİKLE
( ABSOLUTE vs. ABSOLUTE ADDRESS vs. ABSOLUTE IGNORANCE vs. ABSOLUTE POWER OF ATTORNEY vs. ABSOLUTE RULE vs. ABSOLUTE VALUE vs. ABSOLUTELY )
( مطلق ile محض ile مطلقه ile نشاني مطلق ile جهل مرکب ile وکالت مطلغ ile حکومت مطلقه ile قدر مطلق ile مطلقا ile عليالاطلاق )
( MOTALGH ile MAHZ ile MOTALGHEH ile NESHANY MOTALGH ile JOHAL MARKAB ile VEKALT MOTLAGH ile HOKOMET MOTALGHEH ile GHODAR MOTALGH ile MOTALGHA ile عليالاطلاق )
- MUTLAK ile MUTLAKA ile MUTLAKÇI/LIK ile MUTLAK NEM ile MUTLAK MERA ile MUTLAK DEĞER ile MUTLAK SIFIR ile MUTLAK SICAKLIK
- MUTLAK[Ar.] değil/yerine/= SALT/SALTIK
- MUTLAK ile/ve ŞEHÂDET
- MUTLAK < TALÂK
( Itlak olunmuş, salıverilmiş, başıboş bırakılmış. | Kayıtsız, şartsız. | Yalnız, tek, şart. | Herhangi bir şeye ilişik olmayan. < Evliliğin sona ermesi; eşlerin birbirini boşaması. )
- MUTLAK ile/değil/yerine UZLAŞILMIŞ
- MUTLAK/KAPSAMLI/TAMAMEN BAĞIŞIKLIK ile GÖRELİ BAĞIŞIKLIK
( En güçlü ve geniş bağışıklık olarak kabul edilen mutlak bağışıklığa göre şüpheli, sanık ve tanık, tanıklık yaptığı sıradaki verdiği beyânı ile ilgili hiçbir suçtan kovuşturulamaz. Fakat şüpheli, sanık ve tanığın, bağışıklık kapsamında ileri sürdüğü asıl suçla bağlantılı olmayan kanıtın kullanımı olanaklıdır. Savcının, kovuşturma yapmayacağına dair hukuka aykırı vaadi, mutlak bağışıklık sunmaz. Savcı, ancak gerçeğe ulaşmak için önem taşıyan durumlarda, bağışıklık tanınması konusunda mahkemeye öneride bulunabilir. Ayrıca, kişiye, mutlak bağışıklık tanınmışsa, savcı, bir sonraki ceza davasında kullandığı kanıtın, hukuka uygun ve bağışıklık ile elde edilen tanıklıktan bağımsız olduğunu kanıtlamak zorundadır. İLE Sadece, bağışıklık sağlanması yoluyla elde edilen beyân ve bu beyân aracılığıyla elde edilen kanıtlar, sanığın, bu suçlardan dolayı takip eden kovuşturmasında kullanılamaz. )
- MUTLAK/LAŞTIRMA ile/ve/||/<> KUTSAL/LAŞTIRMA
- MUTLAK/LIK ile/ve/||/<> BAĞLAYICI/LIK
- MUTLAK/LIK ile DOĞRU/LUK
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( ABSOLUTE/NESS vs. RIGHT/NESS )
- MUTLAK/LIK ile/ve/||/<> İLÂHÎ/LİK
- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK
( ABSOLUTE vs./and DEFINITENESS | CERTAINTY )
- SALTIK/LIK / MUTLAK/LIK ile/ve/||/=/<> KOŞULSUZ/LUK
- MUTLAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YETKİN/LİK
( Bir şeyin mutlak olması, yetkin olduğu anlamına gelmez. )
- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN
( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )
- MUTLU OLMAK İÇİN GEREKEN "BENCİLLİK":
"SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK" değil/yerine ÖNCELİKLE KENDİNİ DÜŞÜNEBİLMEK
- MUTLU ile/ve/<> MEMNUN
( Başarının sırrı nedir bilmiyorum fakat başarısızlığın sırrı herkesi memnun etmeye çalışmaktır. )
( HAPPY vs. PLEASED/GLAD )
- MUTLU ile MUTLU SONUÇ ile MUTLU GÜN ile MUTLU GİT ŞANSLI ile MUTLU HAYAT ile MUTLU YILLAR
( HAPPY vs. HAPPY CONCLUSION vs. HAPPY DAY vs. HAPPY GO LUCKY vs. HAPPY LIFE vs. HAPPY NEW YEAR )
( سردماغ ile خوشبخت ile سرخوش ile خوشحال ile خوش ile مشعوف ile خوش اهوال ile سرحال ile شادکام ile شاديبخش ile دلخوش ile شاداب ile دلشاد ile دل زنده ile شادمان ile بانشاط ile بشاش ile شاد دل ile مسرور ile شاد بهر ile خوشنود ile خوشوقت ile فرخنده ile ذوق زده ile فرخ ile شنگول ile شاد ile حست ختام ile روز شادي ile لا ابالي ile زندگي خرم ile سال نو مبارک )
( SARDAMAGH ile KHOSHBAKHT ile SARKHOSH ile KHOSHHAL ile KHOSH ile MOSHOOF ile KHOSH HAVAL ile SARHAL ile SHADKAM ile شاديبخش ile DELKHOSH ile SHADAB ile DELESHAD ile DEL ZANDEH ile SHADMAN ile BANESHAT ile BESHASH ile SHAD DEL ile MOSROR ile SHAD BACPER ile KHOSHNOD ile KHOSHOGHT ile FARKHANDEH ile ZOGH ZADEH ile FARKH ile SHANGOL ile SHAD ile حست ختام ile RUZ SHADY ile لا ابالي ile ZANDEGY KHRAM ile SAL NO MOBARK )
- MUTLULANMAK ile MUTLULANDIRMAK ile MUTLU/LUK ile MUTLUCA ile MUTLULUK ÇUBUĞU ile MUTLULUK TABLOSU
- MUTLULUK ADASI ve/||/<>/< SIRADANLIK DENİZİ
( Mutluluk adasına, sıradanlık denizinden ulaşılır. )
- MUTLULUK:
DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK
- MUTLULUK:
FİYATI OLANLARLA değil/yerine DEĞERİ OLANLARLA
- MUTLULUK:
KİŞİDE/MALDA/MAKAMDA değil/yerine AMAÇTA
- MUTLULUK, ...:
"YAŞAM TARZIMIZDA" değil YAŞAMA BAKIŞ TARZIMIZDA
- MUTLULUK ile AŞK ile EFSANE
( İki kişi, birbirini sever ve birlikte olurlarsa MUTLULUK olur. İki kişiden, biri sever de öbürü kaçarsa AŞK olur. İki kişi, birbirini sever de kavuşamazlarsa EFSANE olur. )
- MUTLU/LUK ve/||/<>/>/< DİNGİN/LİK
- MUTLULUK = SAADET = HAPPINESS[İng.] = BONHEUR, FELICITÉ[Fr.] = GLÜCK[Alm.] = FELICITAS[Lat.] = FELICIDAD[İsp.]
- MUTLULUK ile/ve/değil/||/<>/< TATMİN OLMA
- MUTMAİN[< TAM'AN]:
GÖNLÜ KANMIŞ, İÇİ RAHAT, ŞÜPHESİ OLMAYAN KİŞİ -<
- MUTRİB ile ...
( Müzikle uğraşan. | Bir müzik aleti çalan. )
- MUTSUZLAŞMAK ile MUTSUZ/LUK
- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET ve DALGI/GAFLET
- MUTSUZ/LUK" ile/ve/||/=/<>/< AHLÂKSIZ/LIK
- [ne yazık ki]
"MUTSUZ/LUK" ile/ve/||/<>/>/< "UMUTSUZ/LUK"
( Ahlâksızlık. İLE/VE/||/<>/>/< Küfür. )
- [ne yazık ki]
MUTSUZLUK:
"SAHİP OLAMADIKLARIMIZA ULAŞAMADIĞIMIZDAN DOLAYI" değil SAHİP OLDUKLARIMIZI UNUTMAKTAN DOLAYI
- MÜTTAKÎ[< VAKY ile VİKAYE] ile ...
( İTTİKA EDEN, SAKINAN, ÇEKİNEN | ALLAH'DAN KORKAN | ALLAH'IN ÖLÇÜSÜNE GÖRE KENDİNİ AYARLAYAN )
- MUTTASIL[< VASL]:
ULAŞAN, KAVUŞAN, BİTİŞEN, İTTİSÂL EDEN | ARALIKSIZ, HİÇ DURMADAN, BİTEVİYE -<
- MÜTTEHİDİN BİZZÂT, MUHTELİF-ÜN BİL-İTİBAR
- MUTUAL İLE CONDİTİONAL İLE RELATİVE ile/||/<> BİLGİ ÖLÇÜLERİ
( Farklı bilgi ilişki metrikleri. )
( Formül: I(X;Y) = I(Y;X) ≥ 0 )
- MUTUAL :/yerine KARŞILIKLI
- MUVÂHÂT[Ar. < UHUVVET] ile MUVAHHAD/E[Ar. < VAHDET]
( Kardeş etme, birbirini kardeşliğe kabul etme. İLE Bir ve tek duruma getirilmiş. | Tek noktalı harf. )
- MUVAHHİD[< VAHDET] ile ...
( TEVHİD EDEN, ALLAH'IN BİRLİĞİNİ İKRAR )
- MUVAKKAT[Ar. < VAKT] ile BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ
( BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ )
- MUVAZİ[Ar.]/PARALEL[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= KOŞUT
( ... DEĞİL/YERİNE/= Koşut. | Yeryuvarı üzerinde çizildiği varsayılan, ekvatora koşut çemberlerden her biri. | Bir dönel yüzeyin, eksene dik bir düzlemle kesiti. )
- MUVÂZÎ[Ar. < VEZY] ile MUVAZZİH[Ar. < VUZÛH]
( Paralel. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )
- MUVAZZAF/LIK ile MUVAZZAF SUBAY ile MUVAZZAF HİZMET
- MÜVECCİBE[Ar.] değil/yerine/= TALKIM
( Ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür uzama biçimi. )
- MÜVELLİDÜLHUMUZA[Osm. Tr.] = OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.]
( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz. [Simgesi: O] )
- MÜXBİR[Azr.] = MUHABİR[Tr.]
- MUYLU ile MUYLU YATAĞI
- MUZ ile KANDOM
( ... İLE Tatsız, şişman bir muz. [Papua Yeni Gine'de] )
- MUZ ile MATOKE
( ... İLE Uganda'da, sadece pişirilerek yenilebilen yeşil bir muz. )
- MUZA'AF[Ar.] ile MUZÂAF[Ar. < ZIF] ile MUZÂF[Ar. < ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )
- MUZAFFER değil/yerine/= UTKAN/UTKULU
- MUZÂHÎ[Ar. < ZAHY] ile MUZÂHİR/MÜZÂHİR[Ar. < ZAHR]
( Benzeyen, benzeyici. İLE Arka, taraflı çıkan, yardım eden, koruyan, zahîr olan. )
- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN
- MÜZÂYEDE[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTIRMA
- MÜZÂYEDE[Ar. < ZİYÂDE] ile/ve/||/<> MÜNÂKAŞA ile/ve/||/<> EMÂNETEN
( Açık artırma. İLE/VE/||/<> Açık eksiltme. İLE/VE/||/<> Kim uygun görülürse. )
- MUZCER[Ar. < ZUCRET] ile MUZCİR[Ar. < ZUCRET]
( Sıkıntılı, ıstıraplı. İLE Sıkıntı veren, ıstırap. )
- Müze Kart'ınızı Alınız!
- MÜZE:
"KORUMA/SERGİLEME YERİ" ile/değil/||/<>/< ESİNLENDİRME YERİ/ARACI
- MÜZEDEKİ NESNENİN:
ÖZELLİĞİ OLMASI ile/ve KULLANIM DEĞERİNİ KAYBETMİŞ OLMASI
- MÜZELLİL[Ar. < ZÜLL ve ZİLLET] ile MÜZERRİ'[Ar. < ZER]
( Hakirleştiren, zelilleştiren. İLE Tohum eken makine. )
- MÜZEVVİR MESCİDİ ile ...
( Eyüp'tedir. [XVI. yy.] )
- MÜZEYE GİR fakat "MÜZELİK OLMA!"
- MÜZİK:
DÜŞÜK ile/ve/<> YÜKSEK
( Sadece ritme sahiptir. İLE/VE/<> Ritme ve melodiye sahiptir. [Bir tarzı, aynı zamanda, armoniye de sahiptir.] )
- MÜZİK KONSERİ değil KONSER[Fr., İng. < CONCERT]/DİNLETİ
- MÜZİK/ŞARKI ALBÜMLERİNDE:
10'DA BİRKAÇ ile 10'DA 10 ile 10'DA 100/1000
( Bir sanatçının, albümlerinde yaptığı müzik ve şarkıların ancak birkaçı, ötekilere göre çok daha fazla sevilir. İLE Bazı sanatçılarımızın, bazı albümlerinde bulunan parçaların, 10'unun da tutması, çok az sanatçının yakalayabildiği bir durum ve başarıdır. İLE Ancak birkaç sanatçımız da, 10 parçalık albümleriyle, bizde 100/1000 büyük şarkılık etki ve coşku uyandırıyor. Aşk şarkıları, bunların başında geliyor. Yazdığı sözleriyle, müziğiyle, buğulu hoş sadâsı, kişilere olan saygısı ve yakınlığıyla, sanat yaşamının başlangıcından beri aynı biçimde ve artarak devam eden tüm dinleyici/hayran kitlesine de baktığımızda, özellikle Yaşar'ım/ız, bu sanatçı ve şarkılara en iyi örneklerden biridir. Başarılarının artarak devamını dileyerek, saygı, sevgi ve teşekkürümüzü sunuyoruz... )
- MÜZİK ile/ve KLÂSİK MÜZİK
- MÜZİK ile/ve MÛSİKÎ
( Hakimiyet Simgesi. İLE/VE Medenî yükselişin son, sükûtun da ilk sanatıdır. )
( Türk ile Batı müziğinde 4 ses farkı vardır. )
( Türk mûsikîsinde, akord, Ney'e göre yapılır. )
( Türk mûsikîsinde, selen/sadâ[insan sesi] esastır! )
( Fâsık'ın fısk'ını, Âşık'ın aşkını artırır. )
( MÛSÎKÂR KUŞU: Gagasındaki deliklerden çıkan uyumlu sesten. )
- MÜZİKLENDİRMEK ile MÜZİKLEŞTİRMEK ile MÜZİK ile MÜZİKLİ ile MÜZİKÇİ/LİK ile MÜZİKSEL/LİK ile MÜZİKSİZ ile MÜZİK ODASI ile MÜZİK BİLİMİ ile MÜZİK DOLABI ile MÜZİK KULAĞI ile MÜZİK KÖŞESİ ile MÜZİK MARKET ile MÜZİK SALONU ile MÜZİK BİLİMCİ
- MÜZÎL[Ar. < ZEVÂL] ile MÜZİLL[Ar.] ile MÜZİLL[Ar. < ZELLE]
( Yok eden, gideren, izâle eden. İLE Zelil kılan, izlâl eden. İLE Ayak kaydırıcı. | Yanlış yaptıran, yanlış iş gördüren. )
- MUZIRR[Ar. < ZARAR] ile MÜNZİR[Ar. < NEZR][>< MÜBEŞŞİR]
( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. İLE Sonunun kötülüğünü söyleyerek korkutan. )
- MÜZİSYEN ile/ve/ya da MÛSİKÎŞİNAS
- MUZLİM[Ar.] değil/yerine/= KARANLIK | GİZLİ/BELİRSİZ
- MÜZMEN[Ar. < ZAMAN] ile MÜZMİN/E[Ar. < ZAMAN]
( Müzmin duruma gelmiş. | [mecaz] Zayıflamış, halsiz düşmüş. İLE Üzerinden zaman geçmiş, eskimiş, süreğen hastalık. )
(1996'dan beri)