Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(81/236)


- GENELLEME ile/ve/değil SINIRLAMA

( [not] TO DEFINE vs./and/but LIMITING )


- GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

( GENERALIZATION vs. WHOLENESS ATTITUDE )


- [ne yazık ki]:
"GENELLEME" ile/ve/||/<>/> "YARGILAMA"


- GENELLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM


- GENELLEME ile/ve/değil YUVARLAMA


- GENELLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADLANDIRMAK


- GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNAT ile/||/<> KARTEZYEN KOORDİNAT

( Genelleştirilmiş q_i sistemin doğal koordinatları, kartezyen x,y,z. )

( Formül: q_i (θ iler ileφ vb) İLE (x iley ilez) )


- GENELLEŞTİRME ile/ve MUTLAKLAŞTIRMA


- GENELLEŞTİRME ile/yerine OLASILIK OLARAK (DEĞERLENDİRME)

( TA'MÎM[< UMÛM] ile/yerine ... )

( TO GENERALIZE vs. (TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
(TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY instead of TO GENERALIZE )


- GENELLEŞTİRME ile/değil ÖRNEKLENDİRME


- GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAŞTIRMA


- GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAYARAK GENELLEŞTİRME


- GENELLİKLE ile/ve/değil/||/<>/< BÜYÜK/YÜKSEK OLASILIKLA


- GENELLİKLE ile ÇOĞUNLUKLA

( USUALLY vs. BY A MAJORITY )


- GENELLİKLE ile GENEL-GEÇER


- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
ile/değil/yerine/><
GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )


- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME

( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

( ... ile ... ile TAMİM )


- GENERAL ABDUL MALEK ile GENERAL ABDUL RAŞİD DUSTAM ile GENERAL ABDÜLKERİM ile GENERAL MÜŞERREF ile GENEL MOTORLAR ile ÜRETİLEBİLİR ile GENEL ile GENERAL NAZAR HAZARCI ile GENEL KABUL ile GENEL KURUL ile GENELKURMAY ile GENEL GREV ile GENELCİLİK ile GENELLİK ile GENELLEME ile GENELLEŞTİRMEK ile GENEL OLARAK ile GENERALLİK ile NESİL ile NESİLDEN NESİLE ile ÜRETKEN ile JENERATÖR ile CÖMERT

( GENERAL ABDUL MALEK vs. GENERAL ABDUL RASHID DUSTAM vs. GENERAL ABDUL KARIM vs. GENERAL MOSHARRAF vs. GENERAL MOTORS vs. GENERABLE vs. GENERAL vs. GENERAL NAZAR KHAZARJI vs. GENERAL ACCEPTATION vs. GENERAL ASSEMBLY vs. GENERAL STAFF vs. GENERAL STRIKE vs. GENERALISM vs. GENERALITY vs. GENERALIZATION vs. GENERALIZE vs. GENERALLY vs. GENERALSHIP vs. GENERATION vs. GENERATION AFTER GENERATION vs. GENERATIVE vs. GENERATOR vs. GENEROUS )

( زايش پذير ile جنرال ile ژنرال ile کلي ile عمومي ile عام ile ژنرال عبدالکريم ile ژنرال عبدالملک ile ژنرال عبد الرشيد دوستم ile اطلاق ile مجمع عمومي ile ژنرال مشرف ile جنرال موتورز ile جنرال نزار خزرجي ile ارکان حرب ile اعتصاب عمومي ile ژنراليسيم ile عموميت ile اصل کلي ile نکته کلي ile تعميم ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile عمومي کردن ile کليت بخشيدن ile عموميت دادن ile عموما ile بطور اعم ile معمولا ile روي هم رفته ile سرتيپي ile سرلشکري ile علم لشکرکشي ile نسل ile ذريه ile توليد ile زاد ile پشت در پشت ile توليدي ile نسلي ile مولد ile لوطي ile نبيل ile کريم ile بي دريغ ile نظر بلند ile باسخاوت ile سخاوتمند ile حاتم ile راددست ile بزرگ منش ile با مروت ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile صاحب کرم ile راد دست ile وهلب ile سخي )

( ZAYSH PAZYR ile JONARAL ile ZHNERAL ile KELY ile AMOMY ile عام ile ZHNERAL ABDOLKARYM ile ZHNERAL ABDOLMOLK ile ZHNERAL ABD ELERESHYD DOSTAM ile ETLAGH ile MAJMA AMOMY ile ZHNERAL MOSHARF ile جنرال موتورز ile JONARAL NEZAR KHZARJY ile ARKAN HARB ile ETESAB AMOMY ile ZHNERALYSYM ile AMOMYT ile ESL KELY ile NEKTEH KELY ile TAMYM ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile AMOMY KARDAN ile KELYT BAKHSHYDAN ile AMOMYT DADAN ile AMOMA ile BETOR AM ile MAMOLA ile ROY NPAM RAFTEH ile سرتيپي ile SARLASHKARY ile ALAM LASHKARKESHY ile NESEL ile ZARYYEH ile TOLYD ile ZAD ile POSHT DAR POSHT ile TOLYDY ile NESELY ile MOLD ile لوطي ile نبيل ile KARYM ile BEY DARYGH ile NAZAR BALAND ile BASOKHAVAT ile SOKHAVATMAND ile HATAM ile RADDAST ile BOZORG MONASH ile BA MOROT ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile SAHEB KARAM ile RAD DAST ile وهلب ile سخي )


- GENERK/DEVLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< ULUS/MİLLET[Ar.]


- [ne yazık ki]
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR [GDO] ile HORMONLU ile İLÂÇLI


- GENETİĞİ(") ile/değil KÖKENİ ile/ve/||/<>/ya da SÜRECİ


- GENETİK DRİFT ile GENETİK ŞİFRE

( Küçük popülasyonlarda gen frekanslarının rastgele değişmesi. İLE DNA'nın protein sentezi için taşıdığı veriler. )


- GENETİK MÜHENDİSLİK ile BİYOTEKNOLOJİ

( Genlerin doğrudan manipülasyonu ile yeni özellikler kazandırma bilimi. İLE Dirimbilimsel düzenleri ve organizmaları kullanarak ürünler geliştirme bilimi. )


- GENETİK OTOSTOP ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ

( Otostop bağlı seçilim, LD allel birlikteliği. )

( Formül: Indirect selection İLE association )


- GENETİK SÜRÜKLENME ile/||/<> GEN AKIŞI

( Sürüklenme rastgele, gen akışı göç ile değişimdir )

( Formül: Şans İLE göç )


- GENETİK ile/ve/değil/||/<>/> EPİGENETİK

( Genetik bir "öykü/süreç" değiliz! )

( %5 ile/ve/değil/||/<>/> %95 )

( )

( Kalıtsal verileri inceleyen bilim dalı. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Genlerin çevresel etmenler tarafından nasıl denetlendiğini inceleyen bilim dalı. | DNA dizisindeki değişikliklere dayanmayan, mitoz ve bazen mayoz bölünmede kalıtılabilen gen işleyiş değişikliklerini inceleyen bilim dalı. )

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Conrad Hal Waddington [08 Kasım 1905 - 26 Eylül 1975] )


- GENETİK ile/değil GELENEKSEL


- GENETİK ile GENETİK

( GENETIC vs. GENETICS )

( پيدايشي ile ژنتيکي ile تکويني ile علم پيدايش ile نسل شناسي ile ژنتيک )

( PEYDAYSHY ile ZHENTYKY ile TAKOYNEY ile ALAM PEYDAYSH ile NESEL SHENASY ile ZHENTYK )


- GENETİK ile/||/<> SÜRÜKLENME

( Genetik sürüklenme kuramı )

( Sewall Wright tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )


- GENETİK ile/||/<> TERİM

( Genetik terimini ilk kullanan )

( William Bateson tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )


- GENEZ ile/ve/||/<> GENEZE

( Kolay. İLE/VE/||/<> Gizlenerek beklenilen yer. )


- GENİ-/GENİO- ile/||/<> GNATH-/GNATHO- ile/||/<> MENTO-

( Çene. İLE/||/<> Çene. İLE/||/<> Çene. )


- GENİFLOW ile GENETİK DRİFT

( Popülasyonlar arasında gen alışverişi. İLE Rastgele olaylar sonucu gen frekanslarının değişmesi. )


- GENİŞ AYAKLI ile AÇIK FİKİRLİLİK ile GENİŞ OMUZLU ile GENİŞ OMUZLU

( BROAD-FOOTED vs. BROAD-MINDEDNESS vs. BROAD-SHOLDERED vs. BROAD-SHOULDERED )

( پاپهن ile آزادگي ile چار شانه ile شانه پهن ile چهار شانه )

( PAPEIN ile AZADEGY ile CHAR SHANEH ile SHANEH PPEHN ile CHEHAR SHANEH )


- GENİŞ KAVRAM" ile "DERİN KAVRAM"

( "WIDE CONCEPT" vs. "DEEP CONCEPT" )


- GENİŞ KAVRAM ile DERİN KAVRAM

( WIDE CONCEPT vs. DEEP CONCEPT )


- GENİŞ ZAMAN ile/ve/<> GENELLEŞTİRME


- GENİŞ ZAMANDA ile/ve/||/<> DAR ZAMANDA

( Sıkı olabilirsek. İLE/VE/||/<> Ferah olabiliriz. )


- GENİŞ ile GENİŞ YAPRAKLI ile GENİŞ YAPRAKLI ile GENİŞ OMUZLU ile GENİŞLETMEK ile GENİŞ KILIÇ ile GENİŞ KUYRUKLU

( BROAD vs. BROAD LEAFED vs. BROAD LEAVED vs. BROAD SHOULDERED vs. BROADEN vs. BROADSWORD vs. BROADTAIL )

( زن هرزه ile فراخ ile عريض ile پهن ile گشاد ile غير سوزني ile چارشانه ile وسيع کردن ile غداره ile پوست بره ile گوسفند دنبهدار )

( ZAN NPARZEH ile FARAKH ile ARYZE ile PPEHN ile GOSHAD ile GHYR SOZANY ile CHARSHANEH ile VESYE KARDAN ile غداره ile POOST BAREH ile GOSFAND DANBEHDAR )


- GENİŞ ile KAPASİTANS ile KAPASİTİF ile KAPASİTE

( CAPACIOUS vs. CAPACITANCE vs. CAPACITIVE vs. CAPACITY )

( گنجا ile جادار ile گنجايش دار ile ظرفيت خازني ile خازني ile اهليت ile ظرفيت ile گنجايش ile گنج )

( گنجا ile JADAR ile GONJAYSH DAR ile ZARFYT KHAZANY ile KHAZANY ile HALYT ile ZARFYT ile GONJAYSH ile GONJ )


- GENİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAPSAMLI


- GENİŞ ile/ve/||/<>/< KUŞATICI


- GENİŞ ile YAYVAN

( ... İLE Eni, boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş. )


- GENİŞ ile YUVARLAK


- GENİŞLEME ile/ve FERAHLAMA

( TO WIDEN vs./and TO BECOME SPACIOUS, TO FEEL RELIEVED )


- GENİŞLEME ile/değil GENLEŞME


- GENİŞLEME" ile/ve "GÜÇLENME"


- GENİŞLEME ile/ve/<> SEYRELME


- GENİŞLEME ile/ve YAYILMA

( TO WIDEN vs./and TO EXTEND )


- GENİŞLEMEK ile GENİŞLETMEK ile GENİŞLETEBİLMEK ile GENİŞLEYEBİLMEK ile GENİŞ/LİK ile GENİŞÇE ile GENİŞ AÇI ile GENİŞ PAÇA ile GENİŞ ÜNLÜ ile GENİŞ ZAMAN ile GENİŞ ÇAPLI ile GENİŞ UFUKLU/LUK ile GENİŞ GÖNÜLLÜ/LÜK ile GENİŞ GÖRÜŞLÜ/LÜK ile GENİŞ YÜREKLİ/LİK ile GENİŞ MEZHEPLİ/LİK


- GENİŞLETİLEBİLİR İŞARET DİLİ/EXTENSIBLE MARKUP LANGUAGE/XML[İng.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> (YAPILANDIRILMIŞ VERİ DEĞİŞİMINDE) JAVASCRIPT NESNE GÖSTERİMİ/JAVASCRIPT OBJECT NOTATION/JSON[İng.]

( Bir biçimlendirme dilidir ve verileri tanımlamak için etiketleri kullanır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Verileri nesneler biçiminde tanımlamak için anahtar/değer çiftlerini, diziyi vb. kullanır. )

( Karmaşık veriler için etiketleri tekrarlamamız gerekebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Veriler, nesneler olarak temsil edilebilir. [Bu nedenle, JSON hafiftir ve XML'den daha hızlıdır.] )


- GENİŞLETİLEBİLİRLİK ile GENİŞLETİLEBİLİR ile UZAYABİLİR ile EKLENTİ ile YAYGIN

( EXTENSIBILITY vs. EXTENSIBLE vs. EXTENSILE vs. EXTENSION vs. EXTENSIVE )

( قابليت تمديد ile قابل تعميم ile قابل کشش ile تلفن فرعي ile تمديد مدت ile امتداد ile تمديد ile پهناور ile دامنهدار ile دامن دار ile بسيط ile عريض )

( GHABELYT TAMADYD ile GHABEL TAMYM ile GHABEL KESHESH ile TALFAN FAREY ile TAMADYD MADAT ile EMTEDAD ile TAMADYD ile PPEHNAVAR ile DAMANEHDAR ile DAMAN DAR ile بسيط ile ARYZE )


- GENİŞLETİLEBİLİRLİK ile GENİŞLETİLEBİLİRLİK

( EXPANDABILITY vs. EXPANDIBILITY )

( قابليت انبساط ile انبساط پذيري )

( GHABELYT ANBASAT ile ANBASAT PAZYRY )


- GENİŞLETİLEMEZ ile UZATMADAN

( INEXTENSIBLE vs. INEXTENSO )

( منقرض نکردني ile بطول کافي )

( MONAGHARZ NAKARDANY ile BETOL KAFY )


- GENİŞLETİLMEK ile GENİŞLETTİRMEK


- GENİŞLETME ile GENLEŞTİRME


- GENİŞLETME ile/ve SAĞLAMLAŞTIRMA

( TO GET WIDEN vs./and TO STRENGTHEN/FORTIFY/CONSOLIDATE )


- GENİŞLETMEK ile/ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK


- GENİŞLETMEK ile GENİŞLETİLEBİLİR ile GENİŞLETİLMİŞ ile GENİŞLETİCİ ile GENİŞLEYEN

( EXPAND vs. EXPANDABLE vs. EXPANDED vs. EXPANDER vs. EXPANDING )

( ريع کردن ile منبسط ساختن ile توسعه يافتن ile بسط يافتن ile گسترده کردن ile منبسط شدن ile بسط دادن ile منبسط کردن ile قابل انبساط ile متسع ile منبسط ile مبسوط ile منبسط شده ile منبسط کننده ile توسيع )

( RYE KARDAN ile MONBAST SAKHTAN ile TOSEEH YAFTAN ile BAST YAFTAN ile GOSTARDEH KARDAN ile MONBAST SHODAN ile BAST DADAN ile MONBAST KARDAN ile GHABEL ANBASAT ile MOTAS ile MONBAST ile MOBASOOT ile MONBAST SHODEH ile MONBAST KONANDEH ile توسيع )


- GENİŞLEYEBİLİR ile GENİŞLEYEN ile GENİŞLETİCİ

( DILATABLE vs. DILATANT vs. DILATIVE )

( قابل اتساع ile گشاد شونده ile اتساعي )

( GHABEL ETESAE ile GOSHAD SHVANDEH ile اتساعي )


- GENİŞLİK ile GENİŞLETİLEBİLİR ile GENLEŞME ile GENİŞLETİCİ ile YAYILMACILIK ile YAYILMACI

( EXPANSE vs. EXPANSIBLE vs. EXPANSION vs. EXPANSIONARY vs. EXPANSIONISM vs. EXPANSIONIST )

( فضاي زياد ile انبساط پذير ile کش آمدني ile اتساع ile بسط ile گسترش ile انبساط آور ile توسعه طلبي ile توسعه طلب ile استعماري ile استعمار گر ile استعمار طلب ile توسعه خواه )

( FAZAY ZYAD ile ANBASAT PAZYR ile KESH AMADANY ile ETESAE ile BAST ile GOSTARSH ile ANBASAT AVAR ile TOSEEH TALABY ile TOSEEH TALAB ile ESTEMARY ile ESTEMAR GAR ile ESTEMAR TALAB ile TOSEEH KHAH )


- GENİTAL:
SİVİLCE ile/ve/||/<> UÇUK


- GENİTAL ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIK ÜLSERİ

( Behçet genital ülserleri steril İLE cinsel yolla bulaşan hastalık ülserleri mikroorganizma içerir. Behçet ülserleri ağrılı ve yara izi bırakır İLE herpes ülserleri veziküler başlar. Behçet sistemik hastalık belirtisi İLE cinsel hastalıklar enfeksiyon kaynaklıdır. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- GENİTAL ile GENİTALİA ile GENİTO-ÜRİNER

( Eşeysel, üreme[yle ilgili]. İLE Eşeysel/üreme örgenler/i. İLE Üreme-işeme [ile ilgili]. )


- GENİZ ile GENİZ ÜNLÜSÜ ile GENİZ ÜNSÜZÜ


- GENİZSİL ile GENİZSİLLEŞME


- GENKAN ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> ENGAVA

(

Genkan [ 玄関 ]

Tanım: Japon evlerinin giriş kısmı olan genkan, dış mekân ile iç mekân arasında yer alan geçiş alanıdır.

  • Ayakkabılar burada çıkarılır ve getabako adlı ayakkabılığa konur.
  • Zemin seviyesi evin içinden daha düşüktür.
  • Konuklar burada karşılanır, içeri alınmadan önce değerlendirilir.

Zaşiki [ 座敷 ]

Tanım: Tatami kaplı, genellikle konukların ağırlandığı ve törenlerin düzenlendiği geleneksel oturma odasıdır.

  • Tatami döşemelidir ve fusuma ya da shoji ile çevrili olabilir.
  • Tokonoma[süs nişi] bulunur.
  • Çay seremonisi gibi törensel işlevlere sahiptir.

Engava [ 縁側 ]

Tanım: Japon evlerinde iç mekân ile bahçe arasında yer alan ahşap döşemeli geçiş alanıdır; bir tür yarı açık galeri/veranda işlevi görür.

  • Genellikle tatami içermez; ahşap zemindir.
  • Ev ile dış dünya arasında yumuşak bir sınır oluşturur.
  • Doğayı izlemek, dinlenmek, mevsimi deneyimlemek için kullanılır.
  • Sessizlik ve sadeliğe dayalı Japon estetiğini yansıtır.

Genkan, Zaşiki ve Engava arasındaki FaRkLaR...

Özellik Genkan Zaşiki Engava
İşlev Giriş ve karşılama alanı Konuk ağırlama ve tören mekânı Dış mekânla görsel ve fiziksel bağlantı
Zemin Düşük, ayakkabılı Tatami ile kaplı Ahşap döşeme
Konum Ev girişinde Ev içi, merkezi konumda Bahçeye bakan dış kenarda
Mimari Unsurlar Getabako (ayakkabılık), basamak Tokonoma, fusuma, shoji Ahşap zemin, açık ya da yarı açık yapı
Kültürel İşlev Ziyaretçi karşılamak ve geçiş hazırlığı Toplumsal durum gösterimi ve tören Doğayla etkileşim ve dinginlik
)


- GENLEŞME ile GENLEŞME KATSAYISI


- GENLEŞME ile YOĞUNLAŞMA


- GENLEŞMEK ile GENLEŞTİRMEK


- GENLİK ile/||/<> DALGA BOYU

( Genlik maksimum yer değiştirme İLE dalga boyu uzaysal periyot )

( Formül: A (genlik) İLE λ = v/f (dalga boyu) )


- GENOM İLE TRANSKRİPTOM İLE PROTEOM İLE METABOLOM ile/||/<> OMİK BİLİMLER

( Sistem seviyesinde biyolojik analiz. )

( Formül: Sistem = Σ(bileşenler + etkileşimler) )

( Craig Venter tarafından 2003 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1946-) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: İnsan genomu projesi, sentetik yaşam) )


- GENOM ile PROTEOM

( Bir organizmanın tüm genetik nesnesi. İLE Bir organizmanın ürettiği tüm proteinlerin toplamı. )


- GENOM ile/||/<> PROTEOM

( Genom tüm DNA İLE proteom tüm protein. )

( Formül: Sabit İLE değişken )


- GENOMİK ile/||/<> PROTEOMİK

( Genomik gen analizi İLE proteomik protein analizi. )

( Formül: DNA dizileme İLE kütle spektrometrisi )


- GENOTİP İLE FENOTİP İLE ÇEVRE ile/||/<> KARAKTER OLUŞUMU

( Genotip genetik yapı, fenotip gözlenen özellik, çevre ise modifiye edici faktördür. )

( Formül: F = G + E + (G×E) )


- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP

( Genotip genetik yapı İLE fenotip gözlenen özelliktir )

( Formül: Aa İLE kahverengi göz )

( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )


- GENOTİP ile/ve/||/<>/> FENOTİP


- GENOTİP ile FENOTİP

( Bir organizmanın genetik yapısı. İLE Bir organizmanın gözlemlenebilir özellikleri. )


- GENOTİP ile FENOTİP

( Bir canlının tüm genlerinin bütünüdür. İLE Bir canlının gözlemlenebilen özelliklerinin bütünüdür. )


- GENSORU ile GENSORU ÖNERGESİ


- GEO- ile/||/<> TOP-/TOPO-/-TOPY

( Yer, toprak. İLE/||/<> Yer, yerleşim, lokalize. )


- GEODEZİK İLE MİNİMAL YÜZEY İLE KATENOİD ile/||/<> EKSTREMUM PROBLEMLERİ

( Geometrik optimizasyon problemleri. )

( Formül: d²x^i/ds² + Γ^i_jk(dx^j/ds)(dx^k/ds) = 0 )


- GEOMETRİ/HENDESE ile/ve/||/<> MÜSELLESAT[Ar.]/TRİGONOMETRİ[Fr./İng.]

( Trigonometri, bağımsız bir bilim olarak, Meraga'da kurulmuştur. )

( Nokta, çizgi, açı, yüzey ve nesnelerin birbiriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı. | Bu konu ile ilgili olan kitap ya da ders. İLE/VE/||/<> Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik dalı. )


- GEOMETRİ ile GEOMETRİK ile GEOMETRİK YER ile GEOMETRİK DİZİ ile GEOMETRİK ÇİZİM


- GEOMETRİ[Fr./İng. < Yun.] ile/ve TOPOLOJİ[Fr./İng. < Yun.]

( İki nokta arasındaki en yakın mesafeye, doğru denir. )

( Bir şey, yıkılınca, prizmatik durur. )

( Nokta, çizgi, açı, yüzey ve nesnelerin birbiriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı. | Bu konu ile ilgili olan kitap ya da ders. İLE Geometrik nesnelerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını, biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı. )


- GEOMETRIC GROUP THEORY ile/||/<> ALGEBRAİC TOPOLOGY

( Geometric group theory grupları geometrik nesneler olarak incelerken İLE algebraic topology uzayların cebirsel invariantlarını inceler )

( Formül: Cayley graph )


- GEOMETRIC SATAKE ile/||/<> CLASSICAL SATAKE

( Geometric Satake geometrik temsil kuramı yaklaşımıyken İLE classical Satake harmonik analiz yaklaşımıdır )

( Formül: Perverse sheaves on affine Grassmannian )


- GEOMETRİK ADÂLET ile/ve/||/<>/> ARİTMETİK ADÂLET


- GEOMETRİK ATOMCULUK ile/ve/> MATEMATİKSEL ATOMCULUK ile/ve/> FİZİKSEL ATOMCULUK


- GEOMETRİK OPTİK ile/||/<> FİZİKSEL OPTİK

( Geometrik ışınlarla, fiziksel optik dalga doğasıyla ilgilenir. )

( Formül: Snell yasası İLE girişim )

( İbn-i Heysem (Alhazen) tarafından 1015 yılında keşfedildi/formüle edildi. (965-1040) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Fizik, Matematik, Optik) (Önemli katkıları: Optik, bilimsel yöntem) )


- GEOMETRİK ile GEOMETRİ UZMANI ile GEOMETRİ

( GEOMETRIC vs. GEOMETRICIAN vs. GEOMETRY )

( هندسي ile هندسه دان ile هندسه )

( NPANDESY ile NPANDESEH DAN ile NPANDESEH )


- GEORG CANTOR ile MORITZ BENEDIKT CANTOR


- JOHN LOCKE ile/ve/||/<>/> GEORGE BERKELEY

( 29 Ağustos 1632 - 28 Ekim 1704 İLE/VE/||/<>/> 12 Mart 1685 - 14 Ocak 1753 )


- GEORGE ile GEORGE BUSH ile GEORGE FOREMAN ile GEORGE W. BUSH ile GÜRCÜ

( GEORGE vs. GEORGE BUSH vs. GEORGE FOREMAN vs. GEORGE W. BUSH vs. GEORGIAN )

( جورج ile جرج ile جرج بوش ile جورج فورمن ile جرج دبليو بوش ile گرجي ile گرجستاني )

( JORJ ile JARJ ile JARJ BOOSH ile JORJ FORMAN ile JARJ DABLYVE BOOSH ile GARJY ile GARJASTANY )


- GER -ile

( Eğer. )


- GER[Fars.] ile -GER[Fars.] ile GER[Fars.]

( "Eğer" sözcüğünün kısaltılmışı. İLE Adların sonuna eklenen ve yapıcılık bildiren bir edat.[ZER-GER: Kuyumcu.] İLE Uyuz hastalığı. )


- GERÇEĞE UYGUN/LUK ile GERÇEĞE AYKIRI/LIK


- [ne yazık ki]
"GERÇEĞİ SÖYLEMEK" ile/ve/değil/||/<>/< "DÜŞÜNMEDEN KONUŞMAK"


- BENLİK:
GERÇEK ile/ve/||/<>/> İMGESEL ile/ve/||/<>/> SİMGESEL


- GERÇEK "BİR ..." ile/değil "TAM BİR ..."


- Gerçek diller ile Niyet dillerini karıştırmadan KONUŞ!!! -ile


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ

( Gerçek görüntü perde üzerinde İLE sanal görüntü uzantıların kesişimindedir. )

( Formül: q > 0 İLE q < 0 )


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Gerçek perde üzerinde, sanal uzantılardan oluşur )

( Formül: Toplanabilir İLE toplanamaz )


- GERÇEK KESİNTİLİ(HAKÎKİYYE) ile SADECE İKİ ŞIKKI UZLAŞTIRMAYI ENGELLEYEN ile SADECE İKİ ŞIKKI DA BOŞA ÇIKARMAYI ENGELLEYEN

( İki şıkkı uzlaştırmayı ve boşa çıkarmayı birlikte engelleyen.(Sayı ya çifttir ya tektir.) Bu şey ya ağaçtır ya taştır. Zeyd ya denizdedir ya da boğulmaz. )


- GERÇEK KİŞİ:
[ya] KAÇAR ile/ve/||/<> "ZARAR VERİR"


- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK


- GERÇEK KUZEY ile/ve/<> GRİD KUZEYİ ile/ve/<> MANYETİK KUZEY

( Coğrafi kuzey. İLE/VE/<> Haritanın kuzeyi. İLE/VE/<> Pusula kuzeyi. )


- MUTLULUK:
GERÇEK ile/ve/||/<> GÖRELİ


- GERÇEK OLMAYAN HAKKINDAKİ FARKINDALIK ile/ve/>< GERÇEK DOĞAMIZ HAKKINDAKİ FARKINDALIK

( Gerçek olmayan hakkındaki farkındalık hali ile gerçek doğanız hakkındaki farkındalık hali arasında bir uçurum vardır. )

( Gerçek olmayanlara olan bağımlılığımızdan vazgeçelim! O zaman, gerçek olan, hızla ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. )

( From the awareness of the unreal to the awareness of your real nature there is a chasm. )

( Let go our attachment to the unreal! The real will swiftly and smoothly step into its own. )

( AWARENESS ABOUT THE UNREAL vs./and AWARENESS ABOUT THE YOUR REAL NATURE )


- GERÇEK YAŞAM ile/ve/<> SİNEMA

( Gerçek yaşamda, taklit ederiz. İLE/VE/<> Sinemada, gerçek oluruz. )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ


- GERÇEK ile GERÇEK ADRES ile GERÇEK ARGÜMAN ile GERÇEK ANAHTAR ile GERÇEKLİK ile GERÇEKLEŞTİRMEK ile ASLINDA

( ACTUAL vs. ACTUAL ADDRESS vs. ACTUAL ARGUMENT vs. ACTUAL KEY vs. ACTUALITY vs. ACTUALIZE vs. ACTUALLY )

( حالي ile نشاني واقعي ile نشانوند واقعي ile کليد واقعي ile امرمسلم ile واقعي کردن ile عملا ile بالفعل ile واقعا ile فعلا ile در حقيقت )

( HALY ile NESHANY VAGHEY ile NESHANAVAND VAGHEY ile KELYD VAGHEY ile امرمسلم ile VAGHEY KARDAN ile AMALA ile بالفعل ile VAGHEA ile FELA ile DAR HAGHYGHT )


- GERÇEK ile GERÇEKDIŞI

( REAL vs. OUT OF REALITY )


- GERÇEK ile GİBİ

( Gerçek, bir sürecin sonucu değildir; o bir patlamadır. )

( Gerçek, sever ve sevilmeye elverişlidir. )

( REAL vs. LIKE
Reality is not the result of a process; it is an explosion.
Truth is loving and lovable. )


- GERÇEK ile HAYAL

( REAL vs. IMAGE )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine KESİN/LİK

( [not] REAL vs./and/but DEFINITE/NESS
DEFINITE/NESS instead of REAL )


- GERÇEK ile/değil/>< KURGU

( )


- GERÇEK ile/ve ÖLÇÜ/M

( [Sans.] ... ile/ve PRAMANA )

( REALITY vs./and MEASUREMENT )

( ... ile/ve LIANG )


- GERÇEK ile/ve/değil/yerine ORGANİK

( [not] REAL vs./and/but ORGANIC
ORGANIC instead of REAL )


- GERÇEK" ile/ve/değil/yerine "SAĞLAM"


- GERÇEK ile/>< SAHTE

( İlk/en başta küçük/düşük. İLE İlk/en başta büyük/yüksek. )

( İlerledikçe/derinleştikçe yüce/ulaşılmaz. İLE İlerledikçe/derinleştikçe değersiz. )

( ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER:
Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterir.
Çoğunlukla dedikodu yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşır.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverdir.
Gösterişin hastasıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmez.
Kolay söz verir, nadiren tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalar.
İlgi manyağıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllüdür. )

( ... ile/>< CALÎ )


- GERÇEK ile YAKLAŞIMSAL SONUÇ

( REAL vs. RESULT BY APPROACH )


- GERÇEK ile/ve/değil YALANSIZ

( [not] REALITY vs./and/but WITHOUT LIE )


- GERÇEKÇİ YAKLAŞIM ile/ve/||/<> AKLÎ GÖRÜ


- GERÇEKÇİ ile CİDDİ


- GERÇEKLEMEK ile GERÇEKLEŞMEK ile GERÇEKLEŞTİRMEK ile GERÇEKLEŞEBİLMEK ile GERÇEKLEŞTİRİLMEK ile GERÇEKLEŞTİRİLEBİLMEK ile GERÇEK/LİK ile GERÇEKLİ ile GERÇEKÇİ/LİK ile GERÇEK DIŞI/LIK ile GERÇEK KİŞİ ile GERÇEK SAYI ile GERÇEK MANTARLAR


- GERÇEKLERDEN "UZAKLAŞMAK" ile/ve/||/<> "SIKINTILAR(IN)DAN KURTULMAK"

( Gerçeklerden uzaklaşmanın, sıkıntılar(ın)dan kurtaracağına inanmanın/beklemenin, güldürüden başka bir değeri yoktur. )


- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK


- GERÇEKLERİN GERÇEKLİĞİ ile/ve HAKİKATİN HAKİKATİ

( Töz. İLE/VE İlke. )

( REALITY OF THE REALITIES vs./and TRUTH OF THE TRUTH )


- GERÇEKLEŞEN NİŞ ile/||/<> TEMEL NİŞ

( Gerçekleşen rekabet sınırlı, temel maksimum potansiyel. )

( Formül: Actual İLE fundamental )


- GERÇEKLEŞME ile/ve/||/<> EKSİKSİZLEŞME


- GERÇEKLEŞTİREBİLECEKLERİMİZ/ÖĞÜTLEYEBİLECEKLERİMİZ:
BAŞARILI "OLUP/OLMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< MUTLU OLMAK


- GERÇEKLEŞTİRMEK ile/ve "HAYATA GEÇİRMEK"


- GERÇEKLEŞ(TİR)MEK ile/ve/<> KAZANIM


- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI ile/ve/||/<>/>/< YASASI

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )


- GERÇEKLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve NEDENSELLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve KİŞİ ZİHNİ


- GERÇEKLİK ile/ve AÇIMLANMA

( REALITY vs./and TO GET EXPOUND )


- GERÇEK/LİK ile/ve/<> BAĞLAYICI/LIK


- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<>/> BİLİMSEL/LİK


- GERÇEK/LİK ile/ve/=/||/<> BÜTÜN/LÜK


- GERÇEKLİK ile/ve/değil/yerine DURUMUN CİDDİYETİ

( [not] REALITY vs./and/but SERIOUSNESS OF THE SITUATION
SERIOUSNESS OF THE SITUATION instead of REALITY )


- GERÇEK/LİK ile/ve/<>/değil GEREKÇE/LİLİK

( Olgularda. İLE/VE/<>/DEĞİL Açıklamalarda/tanımlarda. )

( Gerçeklik, saltık değildir/olamaz. )


- GERÇEK/LİK ile/ve GEREKLİ/LİK

( REAL/ITY vs./and NECESS/ITY )


- GERÇEKLİK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM


- GERÇEKLİK ile/ve/<>/değil/yerine GÖRÜNÜŞ

( Düzen vardır. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Düzen yoktur. )

( Kişinin durduğu yere göre değişir. )

( Suda dans eden ay suda görünür, ama onun nedeni su değil gökteki aydır. )

( Dünya size, karşı konulmaz biçimde gerçek görünür, çünkü her an onu düşünmektesiniz; onu düşünmeyi bırakın, o sis içinde eriyip gidecektir. )

( Berrak görebilmeniz için zihniniz saf ve bağımlılıktan yoksun olmalıdır. )

( Sadece söze dayanan kanı yeterli değildir. Ancak katı gerçekler, kişinin, kendi hakkında kurduğu imajın hiçbir şey ifade etmediğini gösterebilir. )

( Kendiniz olduğuna inandığınız varolana bakın ve anımsayın - siz, gördüğünüz değilsiniz. )

( Kendi gerçeğinizi kendi bulduğunuzca, içtenlikle yaşayın. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Gerçeklik, dönüştürülmesi olanaklı olandır. )

( )

( PHENOMENON instead of REALITY
Changes indepence of the position of the person.
The moon dancing on the water is seen in the water, but it is caused by the moon in the sky and not by the water.
The world appears to you so overwhelmingly real, because you think of it all the time; cease thinking of it and it will dissolve into thin mist.
To see clearly, your mind must be pure and unattached.
Mere verbal conviction is not enough. Hard facts alone can show the absolute nothingness of the self-image.
Look at the being you believe you are and remember - you are not what you see.
Earnestly live your truth as you have found it.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
The moon dancing on the water is seen in the water, but it is caused by the moon in the sky and not by the water. )

( ŞE'NİYYET[< ŞE'NÎ: Gerçek] ile/ve/<>/değil/yerine KİSVET[çoğ. KÜSÂ][KİSVE değil!]: Elbise. | Özel kıyafet. | Kisbet, yağlı güreş yapan pehlivanların giydikleri paçalı meşin pantolon. | Bir kimsenin/şeyin dış görünüşü. )

( [not] REALITY vs./and/<>/but PHENOMENON )

( RÉALITÉ avec/et/<> ASPECT )


- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]

( Çok. İLE/VE Tek. )

( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )

( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )

( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )

( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )

( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )

( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan, gerçektir. )

( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )

( Gerçek, en yüce mutluluktur. )

( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )

( Gerçek, kavranamaz olandır. )

( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )

( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )

( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )

( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )

( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )

( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )

( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )

( Gerçeği bilmeye uğraşmayalım. Çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi, gerçek bilgi değildir. )

( Gerçeğe varış, bizim bir kişi olmadığımız olgusunun fark edilmesidir. )

( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdir. )

( Gerçeği bir formüle bağlama isteğimiz, onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )

( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )

( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )

( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )

( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Ancak, hayrette olduğumuz zaman, gerçeği bilebiliriz. )

( Ancak, gerçeğin kendi olduğumuzda, gerçeği bilebiliriz. )

( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )

( Eğer anlatabilirsek, o, gerçek olan değildir. )

( Sözler, sözleri yaratır; gerçek ise sessizdir. )

( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )

( Neyin gerçek olmadığını bilebiliriz -ki bu da sahte olandan kurtulmamıza yeter. )

( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )

( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )

( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )

( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )

( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )

( Gerçeği bulmak için günlük yaşamımızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalıyız. )

( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o içinde yaşadığımız dünyayı yıkar. )

( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )

( Eğer amacımız gerçek sevgisi ve yaşam sevgisi ise korkmamıza gerek yoktur. )

( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )

( Söylenilecek yalan bulamayanların başvurduğu son çözüm, gerçektir. )

( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )

( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem de dışındadır. )

( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )

( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )

( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )

( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )

( Adâlet, ancak hakikatten; saadet, ancak adâletten doğabilir. )

( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )

( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )

( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )

( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )

( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

( Kendinde olan. | Evrensel. | Yalansızlık. )

( Gerçekliğin ötesine ulaşmaya cesaret edemeyen, hakikati fethedemez. )

( REALITY vs./and TRUTH )

( WIRKLICHKEIT mit/und WAHRHEIT )

( ... ile/ve ALETHEIA )


- GERÇEK/LİK ile/ve OLASI/LIK

( REAL/ITY vs./and PROBABLE/PROBABILITY )


- GERÇEK/LİK ile/ve/değil/<> SABİT/LİK


- GERÇEKLİK ile/ve (TOPLUMSAL) UZLAŞIM

( REALITY vs./and [SOCIAL] COMPROMISE )


- GERÇEKLİK ile/ve ÜMİT

( ÜMİT: Kahırdan kurtulma dürtüsü. )

( REALITY vs./and HOPE )


- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<> USSAL/LIK


- GERÇEKTE ile GERÇEKTEN


- GERÇEKTEN ... ile/ve/değil/yerine AYNEN ...


- GERÇEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< GEREKTİĞİ GİBİ/KADAR


- GERÇEKÜSTÜ ile GERÇEKÜSTÜCÜ/LÜK


- GERÇİ ... ile ... AYRICA


- GERD[Fars.] ile -GERD[Fars.]

( Toz, toprak. | Tasa, gam, keder. İLE Sözcüklere eklenerek "dönen", "dolaşan" anlamını verir.[TÎZ-GERD: Çabuk dönen.] )


- GERDAN ile GERDANLIK ile GERDANİYE

( Gövdenin, omuzlarla, baş arasında kalan bölümü. | Şişmanlarda, çenenin altındaki tombulluk. İLE Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. İLE Türk müziğinde, ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı. )


- GERDEK/GİRDEK[Fars.]/ZİFÂF, ARÎS[Ar.]/EVANGADİ[Etiyopya'da] ile/ve/> TÜM GÜN VE GECELER

( TAHCÎL[Ar. < HACLE]: Gerdeğe sokma. | HACLE: Gelin odası. )


- GERDEL[Yun.] ile/değil/yerine KOVA

( Gemilerde, temizlik işlerinde kullanılan, saç ya da pirinç çemberli tahta kova. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- GERDİRMEK ile GERDİRTMEK ile GERDİRİLMEK ile GERDİREBİLMEK


- GERE GERE ile GEĞİRE GEĞİRE


- GEREĞİ ile GEREKLİLİĞİ


- GEREĞİ ile/değil GÖSTERGESİ


- GEREĞİNDE ile/ve YERİNDE


- GEREĞİNDEN ÇOK/AZ ile/değil OLABİLECEĞİNDEN ÇOK/AZ


- GEREK GÖRMEMEK ile/ve/<> YEĞLEMEMEK/TERCİH ETMEMEK


- GEREK KOŞUL/NEDEN ile/ve/||/<> YETER KOŞUL/NEDEN


- GEREK NEDEN ile/ve/||/<>/> EREK NEDEN


- GEREK YOK ile/ve DEĞMEZ


- GEREKÇE/DAYANAKÇA ile/ve/||/<> ORAN/TI

( Gerekçe/dayanakça göstermeden, "karar almak/vermek"; oran(orantı) vermeden, "söz söylemek"; olanaksız, yetersiz ve değersizdir. )


- GEREKÇE ile/ve DAYANAK/ÇA

( REASON vs./and SUPPORT/BASE )


- GEREKÇE ile/ve MEŞRÛİYET ZEMİNİ


- GEREKÇE ile ZORLAYICI GEREKÇE

( REASON vs. REASON IN FORCE )


- GEREKÇELENDİRİLEBİLİRLİK ile HAKLI ile GEREKÇE ile HAKLI ile GEREKÇELEYİCİ

( JUSTIFIABILITY vs. JUSTIFIABLE vs. JUSTIFICATION vs. JUSTIFIED vs. JUSTIFIER )

( جواز شرعي ile توجيه پذير ile هم ترازي ile توجيه ile مصلحتآميز ile هم تراز ile توجيه کننده )

( JAVAZ SHAREY ile TOJYYEH PAZYR ile NPAM TARAZY ile TOJYYEH ile مصلحتآميز ile NPAM TARAZ ile TOJYYEH KONANDEH )


- GEREKEN TEPKİYE "TEPKİ" ile/değil/yerine/>< OLUMSUZ ETKİYE GEREKEN TEPKİ


- GEREKEN ile BEDEL

( WORTH vs. WORTH )


- GEREKEN ile/ve/değil/yerine GEREKMEYEN

( İSTİLZAM: Gerektirme, gerekme. )

( NECESSARY vs./and NOT NECESSARY )

( DEBERE cum/et INDIGERE )


- GEREKLİ OLANLAR... -ile

( * İlim
* Hâl
* Teslimiyet
* Sadâkat
* Azim
Ondan ötesini tarif edemeyiz. )


- GEREKLİ ile ESASEN

( ESSENTIAL vs. ESSENTIALLY )

( واجب ile حساس ile اساسي ile اصولي ile اصولا )

( VAJEB ile HASAS ile ASASY ile OSOLY ile OSOLA )


- GEREKLİ ile/ve/<> YETERLİ

( NECESSARY/REQUIRED vs./and/<> SUFFICIENT/ENOUGH )


- ... GEREKLİDİR ile/yerine ... GEREKİR


- GEREKLİLİK:
BİLMEK ile/ve/değil/<> YAPMAK


- GEREKLİ/LİK, GEREKSİZ/LİK ile/ve ANLAMLI/LIK, ANLAMSIZ/LIK

( Yapılmış/yaşanmış şeyler üzerinde konuşmak, gereksizdir. İLE/VE Geçmiş şeyleri ayıplamak, anlamsızdır. )

( NECESSITY, UNNECESSARY/LACK vs./and MEANINGFUL/NESS, MEANINGLESS/NESS | ABSURDITY )


- GEREKLİLİK/ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNÜLLÜLÜK


- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- GEREKLİ/LİK ile ÇAĞRIŞIM/TEDÂÎ[Ar. < DA'VET]


- GEREKLİ/LİK ile/ve/<> DOĞRU/LUK

( ... İLE/VE/<> (Mantığa) Uygunluk. )

( Genelde ıstıraba neden olan yanlıştır, onu gideren ise doğru. )

( Her doğruyu, her yerde söylemek doğru değildir. )

( Doğrulukta, değişmez olursunuz. )

( Doğruyu bildiğimiz düşüncesi, tehlikelidir. Çünkü o bizi zihin içinde hapseder. )

( "Doğru olan, kendine benzeyeni değil benzemeyeni aşmak ister; doğru olmayan ise, hem kendine benzeyeni, hem de benzemeyeni aşmaya çalışır." )

( Eğriliğin en yüksek derecesi, doğru olmayıp doğru görünmektir. )

( NECESSITATE vs./and/<> TRUTH
Generally, what causes suffering is wrong and what removes it, is right.
You become immovable in reticence.
The idea that you know what is true is dangerous, for it keeps you imprisoned in the mind. )


- GEREKLİ/LİK ile/ve GEÇERLİ/LİK

( NECESSITY vs./and VALIDITY )


- GEREKLİLİK ile/ve GEREKSİNİM

( NECESSITY vs./and NEED )


- GEREKLİLİK ile/ve NEDENSELLİK

( Öncelik-sonralık yoktur. İLE/VE Öncelik-sonralık vardır. )

( İşlevsellik. İLE/VE Birbirini açıklayıcılık. )

( NECESSITY vs./and SCIENTIFIC TERM )


- GEREKLİLİK ile/değil OLANAKLILIK

( [not] NECESSITY vs./but POSSIBILITY )


- GEREKLİLİK ile/ve/değil UYGUNLUK

( [not] NECESSITY vs./and/but APPROPRIATENESS )


- GEREKLİLİK ile/ve/||/<>/> YARAR


- GEREKLİ/LİK ile/ve YETERLİ/LİK

( NECESSITY vs./and SUFFICIENCY )


- GEREKLİ/LİK ile ZORUNLU/LUK

( Hiçbir şey gereksiz değildir, hiçbir şey kaçınılmaz da değildir. )

( NECESSARY(NECESSITY) vs. COMPULSIVE/NESS
Nothing is necessary, nothing is inevitable. )


- GEREKLİLİK/GEREKSİZLİK ile/ve/değil ÖNCELİK

( "Gereklilik" ya da "gereksizlik" olarak "tanımlamamız/tanımladıklarımız(gördüklerimiz/görmediklerimiz)", (daha çok) kolayımıza/işimize gelen, alışageldiğimiz bellek kayıtlarımızın yoğunluğu ve önceliği oranındadır. )


- GEREKMEK ile GEREKTİRMEK ile GEREKÇELENDİRMEK ile GEREK/LİK ile GEREKLİ/LİK ile GEREKÇE ile GEREKSİZ/LİK ile GEREKÇELİ ile GEREKSİZCE ile GEREKÇESİZ/LİK ile GEREKSİZ YERE ile GEREKLİLİK KİPİ ile GEREKLİ GEREKSİZ


- GEREKSİNİM/AÇLIK:
UYARILMA ile/ve/||/<>/> TANINMA ile/ve/||/<>/> YAPILANDIRMA


- GEREKSİNİM ile/ve BEKLENTİ


- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK


- GEREKSİNİM ile/ve/> DAVET

( NEED vs./and/> TO INVITE )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> DOYUM

( NEED vs./and/<> SATISFACTION )


- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK

( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )

( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )

( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )

( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )

( NEED vs./and NECESSITY
What you believe you need is not what you need.
What you need will come to you, if you do not ask for what you do not need.
You need nothing except to be what you are.
All you need is already within you. )


- GEREKSİNİM ile/ve İLERLEME

( NEED vs./and PROGRESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> İŞE YARARLIK


- GEREKSİNİM ile İTİLİM


- GEREKSİNİM ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( ... İLE/VE/<> Gereksinimlerinin gereksinimi(/hedefi) durumuna getirilmiş/düşürülmüş olan. )


- GEREKSİNİM ile MUTLAKLIK

( Tüm gereksinimimiz, gereksinim duyuyor olmamızın gerekliliği ve bunun kabulüdür. )

( NEED vs. ABSOLUTENESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK


- GEREKSİNİM ile/ve/> UYGARLIK

( Gereksinim, uygarlığın dinamosudur. )

( NEED vs./and/> CIVILIZATION )


- GEREKSİNİM ile ZORUNLULUK

( NEED vs. OBLIGATION )


- GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK

( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )


- GEREKSİNİMLER ile/ve/||/<> DEĞERLER ile/ve/||/<> ANLAMLAR


- GEREKSİZ ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<>/< GİZLİ HAYRAN/LIK


- GEREKSİZ TEKRAR(TOTOLOJİ) ile SAÇMALAMAK

( TAUTOLOGY vs. TO BULLSHIT )


- GEREKSİZ (YERE) HARCAMA/MASRAF ile/ve/<>/değil/yerine FAZLA HARCAMA/MASRAF


- GEREKSİZ ile FAZLA(DAN)


- GEREKSİZ ile/ve OLUMSUZ


- GEREKSİZ/LİK ile/değil/yerine YETERSİZ/LİK

( [not] UNNECESSARY/LACK vs./but INCAPACITY
INCAPACITY instead of UNNECESSARY/LACK )


- GEREKSİZ/YERSİZ/ANLAMSIZ "TEPKİ VERMEK" ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇMEK

( Sadece aptallar, gereksiz/yersiz/anlamsız "tepki verir". )


- GEREKTİĞİ GİBİ ile/ve YETERİNCE


- GEREKTİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK ile/ve DEĞERİ/DEĞDİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK


- GEREKTİĞİNDE ile/ve YERİ GELDİĞİNDE


- GEREN ile KEPİR/ŞÛRE[Fars.]

( Kuruyunca çatlayan toprak. İLE Çorak toprak. )


- GERGEDAN ile GERGEDAN BÖCEĞİ


- GERGEDAN ile JAVA GERGEDANI

( ... vs. RHINOCEROS SONDAICUS )


- GERGEDAN ile SUMATRA GERGEDANI

( Sumatra Gergedanı )

( ... İLE Ne yazık ki, Kasım 2019 itibariyle soyu tükenmiştir. :( (((((( )


- GERGEDAN ile TÜYLÜ GERGEDAN

( ... İLE Yaklaşık 10.000 yıl önceye kadar yaşamış bir gergedan türü. )


- GERGEDANLAR'DA:
SİYAH AFRİKA GERGEDANI ile AKGERGEDAN ile HİNT GERGEDANI ile ENDONEZYA GERGEDANI ile KUZEY BEYAZ GERGEDANI ile SUMATRA GERGEDANI ile YAVA/CAVA/JAVA GERGEDANI

( Gebelik süreleri 540 gündür. )

( Yaşayan, ancak beş gergedan türü vardı.[22 Mart 2018 itibariyle, dörde düştü. Son akgergedanın da ölmesiyle bir tür daha, rezil avcı bozuntuları eliyle yok edilmiş oldu ne yazık ki. :( (((((( ] )

( Yaşayan Endonezya gergedanı sayısı sadece 60'tır. En çok tehlike altında olan dördüncü türdür. )

( Tümüyle keratinden oluşan bir boynuza sahip tek hayvandır. )

( Sığır, koyun, ceylan ve zürafanın boynuzlarından farklı olarak kemik özü bulunmaz. )

( Boynuzları hasar gördüyse bazen düşerler. Gençlerinin boynuzları tamamen yeniden çıkabilir. )

( Boynuzları olmayan dişil gergedanlar yavrularına düzgün bir biçimde bakamazlar. )

( Gergedanların çok gelişmiş koku ve işitme duyuları vardır fakat görme duyuları kötüdür. )

( Genellikle yalnız yaşarlar ve sadece çiftleşmek için biraraya gelirler. )

( Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında işerler ya da dışkılarlar. )

( Saldıracaklarında, Asya'dakiler ısırır, Afrika'dakiler karşı tarafa doğru büyük bir hızla saldırırlar. )

( Siyah Afrika Gergedanı, kısa bacaklarına karşın, saatte 55 km. hıza ulaşabilir. )

( Türk mitolojisinde hayvanların kralı olarak kabul edilir. )

( )


- GERGİNLEŞMEK ile GERGİNLEŞTİRMEK ile GERGİ ile GERGİN/LİK ile GERGİLİ ile GERGİNCE ile GERGİSİZ


- GERGİNLİĞİN BÖLGELERİNDE:
BOYUN ile/ve/||/<> OMUZ ile/ve/||/<> ÜST SIRT ile/ve/||/<> ORTA SIRT ile/ve/||/<> ALT SIRT ile/ve/||/<> MİDE

( [psikolojik nedenleri] "Kendini tanımlamada korku ve bastırılmışlık." İLE/VE/||/<> "Zorunluluk ve sorumluluk." İLE/VE/||/<> "Üzüntü, keder." İLE/VE/||/<> "Güvensizlik ve güçsüzlük." İLE/VE/||/<> "Utanç, suçluluk, değersizlik." İLE/VE/||/<> "Duyguları yönetmede yetersizlik." )


- GERGİN/LİK ile/ve HUZURSUZ/LUK


- GERGİN/LİK ile ŞAŞKIN/LIK

( ... cum CONSTERNATIO )


- GERGİN/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SIKI/LIK


- GERGİN/LİK ile/ve/değil ŞİŞKİN/LİK


- GERGİN/LİK ile/ve/||/<> TEDİRGİN/LİK


- GERİ ADIM ATMAK ile/değil/yerine GEREKEN ADIM(LAR)I ATMAK


- GERİ ADIM ile/değil GERİLEME


- GERİ ALINAMAZLIK ile GERİ ALINAMAZ

( IRREVOCABILITY vs. IRREVOCABLE )

( برگشت ناپذيري ile بلا عزل )

( BARGASHT NAPAZYRY ile بلا عزل )


- GERİ ÇEKİLME ile GELGİT VE AKIŞ

( EBB vs. EBB AND FLOW )

( جزر ile جزر و مد ile جزر ومد )

( JAZAR ile JAZAR VE MAD ile JAZAR VOMAD )


- GERİ DÖNÜŞ ile/değil/yerine GERİDEN BESLENME


- GERİ GİDİŞ ile/değil/yerine AŞKINLIK


- GERİ KALMAK ile GEÇMİŞİNDEN GERİ KALMAK

( Bir yerde kalmak, ölmek demektir. )

( DEKADANS: Gerileme. )


- GERİ KALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> UZAK KALMAK


- GERİ TEPME ile/ve/||/<> TERS TEPME


- GERİ ZEKÂLI/LIK ile/ve/değil/||/<> HÖDÜK/LÜK


- GERİ ile ARKA

( TO BACK vs. THE BACK )


- GERİ ile GERİ

( Arka, bir şeyin, sonra gelen bölümü. | Geçmiş. | Hayvanların boşaltım örgenlerinin dışı. | Eksik gösteren. [saat vs.] | Geriye doğru. İLE Araba üzerine gerilerek, kenarları, arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman ya da tahıl doldurulan büyük kıl çuval. )