Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(65/287)


- DEVRİMLER/DE:
FRANSIZ ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> İTALYAN ile/ve/||/<> BOLŞEVİK ile/ve/||/<> ANADOLU/TÜRK

( [ağırlıklı/yoğunluklu olarak]
Siyaset/te. İLE/VE/||/<> Eğitim/de. İLE/VE/||/<> Sanat/ta. İLE/VE/||/<> Ekonomi/de. İLE/VE/||/<> Kültür/de. )


- DEVŞİRİM ile DEVŞİRİMLİ ile DEVŞİRİMSİZ


- DEVŞİRME ile/||/<>/> CİVELEK ile/||/<>/> ÇERİ ile/||/<>/> YENİÇERİ/SOLAK ile/||/<>/> CERRAH ile/||/<>/> BAŞESKİ ile/||/<>/> EŞKİNCİ ile/||/<>/> KETHÜDA ile/||/<>/> ODABAŞI ile/||/<>/> TURNACIBAŞI ile/||/<>/> ULÛFECİ ile/||/<>/> ASÂKİR-İ MANSURE

( Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. İLE/||/<>/> Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı. İLE/||/<>/> Asker. İLE/||/<>/> Piyade askeri. İLE/||/<> Yeniçeri ordusunda görevli hekim. İLE/||/<> Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi. İLE/||/<>/> Osmanlı sultanı ya da serdar ile savaşa giden ve ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeri askerleri. İLE/||/<>/> Yeniçeri Ocağı'nda, Yeniçeri Ağası'ndan sonra gelen en yüksek subay. İLE/||/<>/> Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selâm törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay. İLE/||/<> Yeniçeri Ocağı'nda bir bölüğünün komutanı. Son dönemde mübaşirlik yapanlara verilmiştir. İLE/||/<> Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri. İLE/||/<> İkinci Mahmut döneminde, yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı. )

( FERİK: Tümgeneral ya da korgeneral.
HASSA ORDUSU: Hükümdarı ve sarayı korumakla görevli askeri sınıf.
KAPIKULU: Ücretli Osmanlı askeri.
KARAKULAK: Emir çavuşu ya da haberci.
LAĞIMCILAR: Kapıkulu Ordusu'nda düşman kalesini yıkmak için tünel kazan askeri birlik.
LEVEND: Deniz askeri.
LİKATOR: Bulgarlar'dan oluşan Voynuk Teşkilatındaki küçük rütbeli subaylar.
LİVA: İki alaydan oluşan askeri birlik. | İlden küçük, ilçeden büyük olan yönetim bölgesi.
MALKOÇ: Akıncılar ocağının komutanı.
PENCİK: Asker yetiştirilmek için, savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adayları.
PEYK: Postacılık, taşımacılık ve korumacılık yapan, törenlerde yer alan asker sınıfı.
REDİF: Son dönem Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.
REİS-ÜL KÜTTAB: XVII. Yüzyıla kadar Osmanlılarda Sultan divanı katiplerinin başı.
RİKABİYE: Sadrazam, vezir gibi devlet adamları tarafından devlet adamlarına verilen ad.
RİYALA: Tümgenerale eşit bir rütbe.
SAKA: Eyalet askerlerine bağlı bir sınıf.
SALMA: Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.
SARICA: Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker.
SEKBAN: Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. | Sınır boylarında görev yapan asker sınıfı.
SERASKER: Kara ordusu komutan. | Sadrazamlık görevi ile yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin ünvanı.
SİPAHİ: Osmanlılarda tımar sahibi atlı grup.
ÜMERA: Bey, amir, üst düzey subay.
VELEDEŞ: Kapıkulu süvarilerinin oğullarına verilen ad.
VÜZERA: Vezirler.
YASAVUL: İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad. )


- DEVŞİRME ile DEVŞİRMECİ/LİK


- DEVŞİRME ile/değil/yerine ÖZÜMSEME


- DEVŞİRMEK ile/ve DENŞİRMEK

( Biraraya getirmek, derlemek, toparlamak. | Katlamak, düzgün duruma getirmek. | Asker olarak yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağı'na alınacak çocukları seçip, toplama. İLE/VE Bir şeyin doğasını ya da niteliğini bozmak. )


- DEVŞİRMEK ile DEVŞİRTMEK ile DEVŞİRİLMEK ile DEVŞİRTİLMEK ile DEVŞİREBİLMEK


- DEWAR VESSEL[İng.] / VASE DEWAR[Fr.] / DEWAR-GEFÄSS[Alm.] ile/değil/yerine/= DEWAR KABI


- DEYİ ile DEYİM ile DEYİŞ

( Dil, söz, im, mimik gibi anlatım araçlarının tümü. | Hristiyan felsefesinde, Tanrı kelâmını, kişilere ulaştıran oğul [Hz. İsa], logos. İLE Genellikle, gerçek anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış anlatım. İLE Söyleme/anlatım biçimi. | Halk koşuğu/türküsü. | Bir kişinin, bir konuyla ilgili anlattıkları. )

( KELÂM ile TÂBİR ile ÜSLÛP | İFÂDE )


- DEYİM ile ATASÖZÜ

( * Kavram ve durum bildirirler. İLE Bir yargı ifade ederler.
* Mecazlı anlamı vardır. İLE Bu, koşul değildir.
* Deyimlerde kesin hüküm, öğüt, yol göstericilik yoktur.[Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.] İLE Kesin bir yargı bildirirler.
* Genellikle, öyküsü, efsanesi ve kaynağı vardır. İLE Anonimdir, söyleyenleri belirli değildir.
* Anlatım kalıbı olarak görebiliriz. İLE Tek başlarına bir tümcedir. )

( * İkisinde de sözcüklerde, mecaz, istiare ve kinâye vardır.
* Sözcük dizilişleri değiştirilemez.
* Sözcüklerin eş anlamlısını, sözcüğün yerine getirmek, olumlu bir sonuç vermez, sözü bozar.
* Biçim yönünden, birbirine benzerler. )

( TÂBİR/VECÎZE ile DARB-I MESEL )


- DEYİM ile DEĞİM

( Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir. İLE Liyâkat. )


- DEYİM ile/değil DİYEYİM[YAZIDA]/DİYİM[KONUŞMADA]


- DEYİM ile/ve/||/<> TERİM


- DEYİMLEŞMEK ile DEYİMLEŞTİRMEK ile DEYİMLEŞEBİLMEK ile DEYİ ile DEYİM ile DEYİŞ


- DEYİMSEL ile/ve/</değil DENEYİMSEL


- DEYİMSEL ile DEYİMSEL OLARAK

( IDIOMATIC vs. IDIOMATICALLY )

( اصطلاحي ile مصطلح ile در اصطلاح ile اصطلاحاً )

( ESTALAHY ile MOSTALEH ile DAR ESTALAH ile ESTALAHAN )


- DEYİŞ ile/ve DEYİM


- DEYİŞ ile/ve/değil/<>/< DOĞUŞ

( Yaşanmamış olan. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Yaşanmış olan. )

( KELÂM ile/ve/değil/<>/< VAHİY-KELÂM )

( Sözün tekrar ve/ya da sazla/sözle aktarılması. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Kaynak. )


- DEYLAMİT ile DEYLAMİTLER

( DEYLAMITE vs. DEYLAMITES )

( ديلمي ile ديالمه )

( DYLAMY ile ديالمه )


- DEYN ile/||/<> DÂYİN

( Borç. İLE/||/<> Alacaklı. )


- DEYN[Ar.] ile KARZ[Ar.]


- DEYUS[Ar. DEYYUS] ile/ve/||/<>/> PEZEVENK[Erm.]

( Karısının ya da kendine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kişi ve bu kişilere yönelik sövgü sözü. İLE Gizli ve yasal olmayan eşeysel ilişki öncesinde aracılık eden kişi, dümbük, godoş, muhabbet tellâlı, kavat, astik, dasnik. | Gizli ve yasal olmayan eşeysel ilişki öncesinde aracılık eden anlamında kullanılan sövgü sözü. )


- DEZAVANTAJ ile DEZAVANTAJLI

( DISADVANTAGE vs. DISADVANTAGEOUS )

( وضع نامساعد ile بي صرفه )

( VAZE NAMSAED ile BEY SARFEH )


- DEZENFEKSİYON ile/||/<> DEZENFEKTAN

( Mikropsuzlaştırma. İLE/VE/|| Mikrop savan. )


- DEZENFEKSİYON ile DEZENFEKTAN ile DEZENFEKTE ETMEK

( Bulaşsızlaştırma. İLE Bulaşım kıran. İLE Bulaşsızlaştırmak. )


- DEZENFEKTE ETMEK ile DEZENFEKTAN ile DEZENFEKSİYON ile ENFLASYONUN DÜŞÜRÜLMESİ

( DISINFECT vs. DISINFECTANT vs. DISINFECTION vs. DISINFLATION )

( گندزدائي کردن ile ضد عفوني کردن ile ماده گندزدا ile گندزدا ile گندزدائي ile ضد عفوني ile کاهش ورم )

( GANDOZDAYEY KARDAN ile ZED OFONY KARDAN ile MADEH GANDOZDA ile GANDOZDA ile GANDOZDAYEY ile ZED OFONY ile KANPASH VARAM )


- DFT İLE MD İLE MONTE CARLO İLE PHASE FİELD ile/||/<> HESAPLAMALI MALZEME

( Malzeme modelleme yöntemleri. )

( Formül: E[ρ] = T[ρ] + V[ρ] + U[ρ] )


- DFT ile/||/<> HARTREE-FOCK

( DFT elektron yoğunluğu, HF dalga fonksiyonu. )

( Formül: ρ(r) İLE Ψ )


- DHARMA-DATU -ile

( Mutlak, Dharma Âlemi. )


- DHARMA-KAYA -ile

( Dharma Elbisesi/Gövdesi. Buda'nın yasa gövdesi. Budaların ve Aydınlanmış kişilerin birliğini ya da bölünemezliğini gösteren Nihai Gerçeklik ve Mutlak. Ebedi Buda. Tam olan özgün insan. Tek elin sesi. Theravada Budistleri, Sidhartha Gautama üzerinde, Mahayana Budistleri Budalık üzerinde yoğunlaşırlar. Her varlığın özü. Göksel Buda. )


- DHARMA-KAYA ile/||/<> NİRMANAKAYA ile/||/<> SAMBHOGAKAYA

( Dharma Elbisesi/Gövdesi. Buda'nın yasa gövdesi. Budaların ve Aydınlanmış kişilerin birliğini ve bölünemezliğini gösteren Nihai Gerçeklik. @@ Dönüşüm Elbisesi/Gövdesi. Buda ve Bodhisattvalar sıradan insanların gövdelerine benzer fiziksel özellikler alarak, onları kurtarmaya çalışırlar. @@ Feragat Elbisesi/Gövdesi. Nirvana'ya ulaşmış, Dharma'da bir süre kalmış fakat evrende aydınlanmamış tek bir kişi kalmayana kadar hizmet için geri dönme. )


- D-HİDROKSİLASETALDEHİT ile D-HİDROKSİASETOFENON

( Aldehit öbeğina sahip bir ketoz. İLE Keton öbeğina sahip bir ketoz. )


- DHYANA ile/||/<> CHAN ile/||/<> ZEN

( [Sansk.] İleri seviyede meditasyon uygulamasında erişilen bir zihin hâli. @@ [Çince] Aynı kavramın Çince karşılığı. @@ [Japonca] Hatalı düşüncelerin giremeyeceği derin saflık, temizlik, soyutlama. )


- DHYANA[Sansk.](CH'AN[Çince], ZEN[Jap.]) -ile

( İleri seviyede meditasyon uygulamasında erişilen bir zihin hâli. Hatalı düşüncelerin giremeyeceği derin saflık, temizlik, soyutlama. )


- Dİ- ile DİPLO-

( İki, çift. İLE Çift, iki. )


- DİA ile DİA-

( Saydam [fotoğraf]. İLE İçinden, arasından. )


- DİABETES MELLİTUS ile/||/<> DİABETES İNSİPİDUS

( Şeker sayrılığı. İLE/VE/|| Şekersiz şeker sayrılığı. )


- DİABETES MELLİTUS ile/||/<> DİABETES İNSİPİDUS

( İnsülin eksikliği ya da direnci nedeniyle kan şekeri seviyesinin yüksek olduğu bir sayrılık. İLE/||/<> Böbreklerin suyu yeterince tutamaması nedeniyle aşırı sidik üretimi ile ilişkili bir sayrılık. )


- RELATION OF DIAGONAL[İng.] ile/değil/yerine/= DİAGONAL İLİŞKİLER


- DİAGONAL ile/||/<> SİDE

( Diagonal köşe-köşe bağlantı İLE side yan kenar. )

( Formül: Vertex connection İLE boundary )


- DİAGONALİZATION ile/||/<> JORDAN FORM

( Diagonalization köşegen benzer, Jordan üst üçgen blok. )

( Formül: P⁻¹AP diagonal İLE Jordan blocks )


- DİAMANYETİK İLE PARAMANYETİK İLE FERROMANYETİK ile/||/<> MANYETİK MALZEMELER

( Malzemelerin manyetik alan karşısındaki davranışları. )

( Formül: B = μ₀(H + M) )


- DIAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= DİAMİN


- DIACETYLMORPHINE[İng.] / DIACETYLMORPHINE[Fr.] / DIACETYLMORPHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİL MORFİN


- DIACETYL[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETİL


- DIACÉTINE[Fr.] / DIACETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİN


- DIACETONE ACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETON AKRİLAMİT


- DİASPOR ile/||/<> AMETİST

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Mor renkte bir kuvars türü. )


- DİASPOR ile/||/<> AMETRİN

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Ametist ve citrin karışımı. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.54-1.55
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Mor ve sarı
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> SiO² )


- DİASPOR ile/||/<> KYANİT

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Mavi renkli ve sertliği değişken bir mineral. )


- DİASPOR ile/||/<> SPİNEL

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7.5-8
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.71-1.73
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Kırmızı, mavi, yeşil
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> MgAl²O4 )


- DİASPOR ile/||/<> ZİRKON

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir taş. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7.5
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.92-1.98
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Kahverengi, kırmızı, yeşil
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> ZrSiO4 )


- DİASPOR ile/||/<> ZULTANİTE

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Türkiye'de çıkarılan ve diasporun tecimsel adı. )


- DİASTEM- ile/||/<> VACU-

( Boşluk, aralık. İLE/||/<> Boş, boşluk. )


- DIASTEREOMERS[İng.] / DIASTERREMEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASTEREOMERLER


- DİATOM ile İKİ ATOMLU

( DIATOM vs. DIATOMIC )

( گمزادان ile دواتمي )

( گمزادان ile دواتمي )


- DIATOMACEOUS EARTH[İng.] ile/değil/yerine/= DİATOME TOPRAĞI


- DİB ile FİDE KAZIĞI

( DIB vs. DIBBER )

( قاپ بازي ile ريگ بازي ile بيل تخمکاري ile بذر کار )

( GHAP BAZY ile RYG BAZY ile بيل تخمکاري ile BEZAR KAR )


- DİBA ile DİBACE


- DİBAGAT/ANTİLOP ile DEMİRKIR


- BIBASIC[İng.] / BIBASIQUE[Fr.] / ZWEIBASISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DİBAZİK


- DİBEK ile DİBEK KAFALI/LIK


- DİBEK ile DİNK

( Taştan ya da ağaçtan yapılmış, büyük havan. | Dibekte dövülmüş olan. İLE Pirinci, kabuğundan ayırmak ya da bulgur dövmek için kullanılan dibek. )


- DİBİNDE ile YANINDA


- DIBORANE[İng.] ile/değil/yerine/= DİBORAN


- DICKE RADIOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= DİCKE IŞINIMÖLÇERİ


- DICKE-RADIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİCKE RADYOMETRESİ


- DİCLE ile FIRAT


- DİDAKTİK ile DİDAKTİK

( DIDACTIC vs. DIDACTICS )

( ياد دهنده ile نوآموزي )

( YAD DAHANDEH ile NOAMUZY )


- Didâr -ile

( Yüz. )


- DÎDÂR ile YÜZ, ÇEHRE

( YÜZ, ÇEHRE )


- DÎDE[Fars.] ile -DÎDE[Fars.]

( Göz. | Gözcü. | Gözbebeği. | Gözucu. | Gözün nuru. İLE Görmüş, görülmüş.[LÜTUF-DÎDE: Lütuf/incelik görmüş.] )


- DİDEK ile PERDE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tahtırevan perdesi. İLE ... )


- DİDEM, YÜZÜNE NAZAR ile/ve/||/<> NAZAR, YÜZÜNE DİDEM


- DİDİKLEMEK ile DİDİKLENMEK ile DİDİKLETMEK ile DİDİKLEYEBİLMEK ile DİDİK DİDİK


- DİDİKLEMEK ile/ve İNCELEMEK


- DİDİKLEMEK ile/ve/||/<> KURCALAMAK


- DİDİKLEMEK ile TİFTİKLEMEK


- DİDİM ile/değil DEDİM

( "Aydın dedim" DEĞİL Aydın, Didim )


- DİDİM ile/<> TAÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Gerdek gecesi gelinin giydiği taç. İLE/<> ... )


- DİDİNMEK ile DİDİNİLMEK


- DİDİNMEK ile/ve UĞRAŞMAK

( Uğraşlarınız arttıkça kaygılarınız azalır. [Hobileriniz arttıkça fobileriniz azalır.] )


- DİDİŞME ile DİDİŞİM

( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

( ... avec ERİSTİK[< Yun.] )


- DİDİŞME ile/değil/yerine/>< TARTIŞMA


- DİDİŞMEK ile/ve CEDELLEŞMEK


- DİDİŞMEK ile/ve ÇEKİŞMEK

( ... ile/ve NİZÂ )


- [ne yazık ki]
DİDİŞMEK ile/değil/yerine/>< DİDİNMEK

( [ne yazık ki]
"Kişilerle, olanlarla, sorunlarla, geçmişle." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendi içinde ve çabalayarak, hareket ve hizmet ederek. )


- DİDİŞMEK ile DİDİŞEBİLMEK


- DİDİŞMEK ile/||/<> HİZİPLEŞMEK/KLİK[Fr. < CLIQUE]

( HİZİP[Ar. < HIZB]: Bölük, kısım. | Kur'ân-ı Kerîm'in her cüzünün beş sayfalık bölümü. | Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi öbek, fraksiyon, klik. )


- DİDON ile DİDONA ile DİDON SAKAL ile DİDON SAKALLI ile DİDONA SAKALLI


- DIELEKTRISCHE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK AĞDARLILIK


- DIELEKTRISCHE ANFALLIGKEIT/SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ALINGANLIK


- ANTENNE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ANTEN


- GUIDE D'ONDES DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE WELLENQUIDES, DIELEKTRISCHER WELLENLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DALGA KILAVUZU


- DIELEKTRISCHE FESTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DAYANIKLILIK


- RIGIDITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DAYANIMI


- DIELEKTRISCHER DURCHSCHLAG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DELİNME


- FILM DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE FILM/FOLIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK FİLM


- FACTEUR DE PUISSANCE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE LEISTUNGSFAKTOR/POTENZFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK GÜÇ ETMENİ/FAKTÖRÜ


- HYSTÉRÉSIS DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK HİSTEREZİS


- CHAUFFAGE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HEIZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ISITMA


- PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYBI/KAYIP


- ANGLE DE LA PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUSTWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYIP AÇISI


- FACTEUR DE PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE VERLUSTFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYIP ETMENİ/FAKTÖRÜ


- CLAQUAGE DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KESİLME


- CRISTAL DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KRİSTAL


- LENTILLE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHES LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK MERCEK


- DIELEKTRISCHE ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK SOĞURMA


- DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK, YALITKAN


- DIELEKTRISCHER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK YÜKSELTEÇ


- DİELEKTRİK ile/||/<> FERROMANYETİK

( Dielektrik elektrik alanı zayıflatır İLE ferromanyetik manyetik alanı güçlendirir. )

( Formül: κ > 1 İLE μᵣ >> 1 )


- DİELEKTRİK ile/||/<> İLETKEN (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Dielektrik polarize olur, iletken serbest elektron taşır )

( Formül: Polarizasyon İLE iletim )


- DİELS-ALDER ile/||/<> SİKLOKATILMA [2+2]

( Diels-Alder [4+2] termal izinli, [2+2] fotokimyasal. )

( Formül: Dien + dienofil )


- DIETERICI EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE DIETERICI[Fr.] / DIETERICISCHES ZUSTANDES GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİETERİCİ HAL DENKLEMİ


- DİEZ ile ÇİFT DİEZ

( # ile X )


- DIPHENYLTHIOCARBAZIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİFENİLTİYOKARBAZİT


- DİFERANSİYASYON ile/||/<> DİFERANSİYE

( Farklılaşma. İLE/VE/|| Farklılaşmış. )


- DİFERANSİYASYON ile DİFERANSİYE ile DİFFERANSİYEL Dİ(Y)AGNOZ

( Ayrımlaşma, farklılaşma. İLE Ayrımlaşmış, farklılaşmış. İLE Ayırıcı tanı. )


- DIFFERENTIAL-DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL BASINÇ


- DIFFERENTIAL-AUSGABESPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ÇIKIŞ GERİLİMİ


- CONTRÔLE DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL DENETİM/KONTROL


- DIFFERENTIAL-UMSETZER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- DIFFERENTIALSCHMELZMETALLVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ERGİMİŞ METAL YÜKSELTEÇ


- DIFFERENTIALSCHMELZMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ERGİMİŞ METAL


- CIRCUIT DE LA FRÉQUENCE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-FREQUENZSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL FREKANS DEVRESİ


- FRÉQUENCEMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-FREQUENZMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL FREKANSÖLÇER


- GALVANOMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-GALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GALVANOMETRE


- PERMÉABILITÉ DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-PERMEABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GEÇİRGENLİK


- GAIN DE TENSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-SPANNUNGSGEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GERİLİM KAZANCI


- RÉSISTANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ DİRENCİ/EMPEDANSI


- IMPÉDANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ EMPEDANSI


- DIFFERENTIALEINGANGSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ GERİLİMİ


- MESURE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGMESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ ÖLÇÜMÜ


- ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ


- THERMOMÈTRE À AIR DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-LUFTTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL HAVALI SICAKLIKÖLÇER/TERMOMETRESİ


- DİFERANSİYEL HESAP (BHASKARA) ile/||/<> DİFERANSİYEL HESAP (NEWTON)

( Bhaskara diferansiyel hesabın temellerini 12. yüzyılda buldu İLE Newton 17. yüzyılda sistematize etti. )

( Bhaskara II tarafından 1150 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1114-1185) (Ülke: Hindistan) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Diferansiyel hesap, Lilavati, Bijaganita) )


- DİFERANSİYEL İLE KISMİ TÜREVLİ İLE İNTEGRAL İLE STOKASTİK İLE NÜMERİK ile/||/<> DENKLEM TÜRLERİ

( Farklı denklem tiplerinin çözüm yöntemleri ve uygulamaları. )

( Formül: ∂²u/∂x² = (1/c²)∂²u/∂t² )


- DIFFERENTIAL-THERMOANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ISIL ÇÖZÜMLEME


- DIFFERENTIALER FUNKTIONSFÄHIGER VERSTÄRKER, DIFFERENTIAL-OPERATIONSVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL İŞLEMSEL YÜKSELTEÇ


- CHAMBRE DE L'IONISATION DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-IONIZATIONRAUM/IONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL İYONLAŞMA ODASI


- DÉTECTEUR DE FUITE DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL KAÇAK DEDEKTÖRÜ


- DIFFERENTIAL-GEWINNSTEUERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL KAZANÇ DENETİMİ


- DIFFERENTIALSREDUZENSSENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL KIZILÖTESİ SENSÖR


- POULIE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL MAKARA


- DIFFERENTIAL PULSE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL PULS POLAROGRAFİSİ


- RELAIS DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-RELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL RÖLE


- DIFFERENTIALSWICKLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SARGI/SARIM


- DIFFERENTIALWICKLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SARGI


- DIFFERENTIAL-SIGNALUMFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SENSÖR


- DIFFERENTIAL-THERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SICAKLIK ÖLÇER


- DIFFERENTIAL-LECKSTELLENDETECTEUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SIZINTI DEDEKTÖRÜ


- DIFFERENTIAL-ABSORPTIONSVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL SOĞURULMA ORANI


- DIFFERENTIAL-TRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL TRANSFORMATÖR


- DIFFERENTIAL-VOLTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL VOLTMETRE


- DIFFERENTIAL METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL YÖNTEMLER (KİNETİK)


- DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL HESAP ile DİFERANSİYEL DENKLEM


- DİFERANSİYELLENEBİLİR ile/||/<> SÜREKLİ

( Diferansiyel türevli, sürekli sadece kesintisizdir )

( Formül: Türev var İLE türev yok olabilir )


- DIFFERENTIAL GALOİS THEORY ile/||/<> CLASSICAL GALOIS THEORY

( Differential Galois theory diferansiyel denklem çözümlerinin Galois kuramıyken İLE classical Galois theory polinom denklem çözümlerinin kuramıdir )

( Formül: Picard-Vessiot extension )


- DİFFÜZ ile DİFFÜZYON

( Yaygın. İLE Geçiş. )


- DİFRAKSİYON ile/||/<> İNTERFERANS

( Difraksiyon engel arkası yayılma, interferans dalga girişimidir )

( Formül: Tek yarık İLE çift yarık )


- DİFTERİ ile DİFTERİLİ


- DİFTERİ ile İKİLİ ÜNLÜ

( DIPHTHERIA vs. DIPHTHONG )

( ديفتري ile صداي ترکيبي ile مصوت مرکب )

( ديفتري ile SADAY TARKYBEY ile MOSOUT MARKAB )


- DİFTONGLAŞMAK ile DİFTONG


- DIFFUSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZÖR


- DIFFUSION CURRENT[İng.] / COURANT DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON AKIMI, İD


- DIFFUSION CLOUD CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DU NUAGE DIFFUSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON BULUT ODASI


- DIFFUSION KERNEL[İng.] / GERME DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSIONSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON ÇEKİRDEĞİ


- ÉQUATION DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON DENKLEMİ


- DIFFUSION GRADIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON EĞİMİ


- GRADIENT DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSIONSGRADIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON GRADYANI


- DIFFUSION VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON HIZI


- DİFÜZYON İLE OSMOZ İLE AKTİF TRANSPORT ile/||/<> HÜCRE TRANSPORTU

( Madde geçiş mekanizmaları. )

( Formül: 3Na⁺ out İLE 2K⁺ in )


- DIFFUSION COEFFICIENT[İng.] / DIFFUSION COEFFICIENT, COEFFICIENT DE LA DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON KATSAYISI, D (POLAROGRAFİK)


- DİFÜZYON KONTROL ile/||/<> KİNETİK KONTROL

( Difüzyon kütle transferi sınırlı, kinetik elektron transfer. )

( Formül: id = nFADC/δ İLE Butler-Volmer )


- DIFFUSION NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SAYISI


- DIFFUSION CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SIĞASI


- DIFFUSED-BASE TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON TABANLI TRANSİSTÖR


- DIFFUSION TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON TRANSİSTÖRÜ


- DIFFUSION LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON UZUNLUĞU


- DIFFUSED EMITTER-COLLECTOR TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON YAYICI-TOPLA-YICILI TRANSİSTÖR


- DİFÜZYON ile/||/<> AKTİF TAŞIMA

( Difüzyon pasif gradyan İLE aktif taşıma ATP karşı gradyan. )

( Formül: Fick yasası İLE pompa )


- DİFÜZYON ile/||/<> DİFÜZ

( Geçiş. | Yayılım. İLE/VE/|| Yaygın. )


- DİFÜZYON ile/ve/<> DİFÜZYON SAYISI ile/ve/<> DİFÜZYON KAT SAYISI

( Bir düzeni oluşturan taneciklerin rastgele hareketler yaparak, düzenin bir bölgesinden, başka bir bölgesine taşınması. | Bir ışık demetinin pürüzlü bir yüzeyin yansımada ya da belirli madde içinden geçişte saçılması. | Ses dalgalarının ilerleme doğrultularının bir yansıyan ses şiddetine göre değişme derecesi.
İLE/VE/<>
Kararlı bir çözelti içinde çözünen bir maddenin difüzivitesinin, karakteristik bir süreyle çarpımının, katının merkezinden yüzeyine olan uzaklığının karesine bölümüne eşit olan ve kütle transferiyle ilgili çalışmalarda kullanılan boyutsuz sayı. [Simgesi ß]
İLE/VE/<>
Bir birim derişim gradiyentindeki, bir saniyede bir cm²'lik bir alanı, dik olarak geçen bir maddenin, gram cinsinden ağırlığı. | Homojen bir yarı iletkendeki difüzyon akım yoğunluğunun akım taşıyıcıları derişiminin, grandiyentine oranı. )


- NÜFÛZ[Osm.] / DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON


- DİFÜZYON ile/||/<> OSMOZ

( Difüzyon molekül hareketi İLE osmoz su hareketidir )

( Formül: Gaz yayılması İLE su geçişi )


- DİFÜZYON ile YAYINIM


- DIFFUNDIERTER VERBINDUNGSGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU BAĞLANTI DOĞRULTUCU


- DIFFUNDIERTER VERBINDUNGSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU BAĞLANTI TRANSİSTÖRÜ


- DIFFUNDIERTE VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU BAĞLANTI


- DIFFUNDIERTER BASISTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU BEYZ TRANSİSTÖRÜ


- DIFFUSED JUNCTION RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM DOĞRULTUCU


- DIFFUSED JUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM TRANSİSTÖR


- DIFFUSED JUNCTION[İng.] / JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE-VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM


- DIFFUNDIERTER EMITTER-KOLLEKTOR-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EMİTER-KOLLEKTÖR TRANSİSTÖRÜ


- TRANSISTOR À BASE DIFFUSÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU TABANLI TRANSİSTÖR


- TRANSISTOR À DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU TRANSİSTÖR


- TRANSISTOR À ÉMETTEUR ET COLLECTEUR DIFFUSÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU YAYICI-TOPLAYICILI TRANSİSTÖR


- DİGAMBARA ile/||/<> SUTRATMA ile/||/<> PRATYEKA-BUDA

( Çıplak, gökyüzünün yönleri ile giyinmiş. Hava giyinenler. @@ Tüm varlıklar arasındaki bağlantı halkası. Saf Bilinç. @@ Aydınlanmaya kendi çabaları ile ulaşmış ve Dharma'yı vaazetmeye dönmemiş kişi. )


- DIGAMBARA ile/ve/||/<> SVETAMBARA

( Dünyadan tamamen el etek çekerek gerçek bir münzevî olmak için tamamen çıplak olunması gerektiği üzerinde dururlar. Bu görüştekiler, Mahavira'nın tamamen çıplak olduğuna ve basit bir giysi de içinde olmak üzere kişinin sahip olduğu her tür malın, gurur, kibir ve utanç kaynağı olduğuna inanmaktadır. Giysi giymek, süs eşyası bulundurmak, kişinin kurtuluşa ulaşamadığının göstergesidir. İLE/VE/||/<> Beyaz giysiler giyinmeyi, manastır yaşamının kurallarının çiğnenmesi olarak görmezler. Kadınların da züht ve riyazat yaşantısına girebileceğini, Angalar ve onların yorumu niteliğindeki öteki yazılı metinlerin kutsal metinler olduğunu kabul ederler. )

( Hava giyinenler.[Çıplak, gökyüzünün yönleri ile giyinmiş.] İLE/VE/||/<> Beyaz Giyinenler. )


- DİĞER ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< DEĞER

( "DEĞER"lerimizi, "DİĞER"lerimizden ayıramıyorsak;
"MEĞER"lerimizi bir cebimize, "KEŞKE"lerimizi öteki cebimize koymak durumunda kalırız. )


- DİĞER ile DİĞERİ


- DİGİT- ile/||/<> DACTYL-/-DACTYLİA/DACTYLO-

( Parmak. İLE/||/<> Parmak, genellikle el parmakları. )


- DİGİTAL BİOLOGY ile/||/<> ANALOG BİOLOGY

( Digital biology dijital teknoloji entegrasyonu ile biyoloji yaparken İLE analog biology geleneksel non-digital yöntemler kullanır )

( Formül: Digital biomarkers )


- DIGITAL DIARY ile DATABANK


- DİH[Fars.] ile -DİH[Fars.] ile DÎH[Fars.]

( Köy, karye. | Tek renkli, kenarları gümüş ya da altın motifli kumaş. İLE Veren, verici.[ÂRÂM-DİH: Rahatlık veren. | HACLET-DİH: Utanç verici.] İLE Köy, karye. )


- DİHKAN -ile

( Yerli, toprak Aristokratları. )


- PARA:
DİJİTAL ile/ve/||/<> KRİPTO ile/ve/||/<> SANAL


- DİJİTAL ile/||/<> DEVRE

( Boolean cebiri ile dijital devre tasarımı )

( Claude Shannon tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1916-2001) (Ülke: ABD) (Alan: Matematik, Elektronik) (Önemli katkıları: Bilgi teorisi, dijital devre tasarımı) )


- DİJKSTRA İLE BELLMAN-FORD İLE FLOYD-WARSHALL ile/||/<> EN KISA YOL

( Graf üzerinde mesafe algoritmaları. )

( Formül: O(V²) İLE O(VE) İLE O(V³) )


- ORTHOGONAL ANTENNAS[İng.] ile/değil/yerine/= DİK ANTENLER


- VECTEURS ORTHONORMÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= DİK BİRİM VEKTÖRLER


- DİK KAFALI ile BÜYÜK KALPLİ

( BIGHEADED vs. BIGHEARTED )

( پرافاده ile گشاده دل )

( پرافاده ile GOSHADEH DEL )


- ORTHOGONAL MATRIX[İng.] / MATRICE ORTHOGONALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİK MATRİS


- DİK ÜÇGEN ile/ve/||/<>/> CEBİRSEL DÜŞÜNME


- DÎK[Ar. çoğ. DİYEKE, EDYÂK] ile DÎK[Ar.] ile DİK[Tr.]

( Horoz. İLE Dar olma, darlık. İLE Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. | Yatık durmayan, sert. | Sert, kalın, tok selen. | Sert bakış. | Ters, aksi söz. | Kaba, yersiz davranış. | Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. )


- DİK ile DİKİCİ/LİK ile DİKİLİ ile DİK AÇI ile DİK ALASI ile DİK BİÇME ile DİK YAMUK ile DİK ÜÇGEN ile DİK RÜZGAR ile DİKİLİ TAŞ ile DİK AÇIKLIK ile DİK DURUŞLU/LUK ile DİK SİLİNDİR


- DİK ile DİKİLMİŞ ile EREKSİYON

( ERECT vs. ERECTED vs. ERECTION )

( افراشتن ile سيخ ile منتصب ile شق شدگي ile نعوظ )

( AFRASHTAN ile SYKH ile MONTESB ile SHGH SHODEGY ile NAUZ )


- ORTHOGONAL[İng.] ile/değil/yerine/= DİK


- DİK ile/ve YÜKSEK

( PERPENDICULAR vs./and HIGH )


- DİKA -ile

( Afrika'ya özgü bir ağaç. )


- DİKARYOTİK ile DİPOLAR

( İki çekirdekli. İLE İki kutuplu. )


- DİKDÖRTGEN ile DİKDÖRTGENSEL ile DİKDÖRTGENSEL BÖLGE


- DİKELMEK ile DİKELTMEK ile DİKELEBİLMEK ile DİKEL


- DİKEN YARASI ile/ve/||/<>/> GÜL KOKUSU

( Ayağında. İLE/VE/||/<>/> Göğsün[d]e. )

( Olmayan. İLE/VE/||/<>/> Süremez. )


- DİKEN ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLAŞTIRMAK ile BARBAR ile DİKENLİ ile DİKENLİ TEL ile BERBER ile KIZAMIK ile BERBERLİK

( BARB vs. BARBARIAN vs. BARBARIANISM vs. BARBARIC vs. BARBARISM vs. BARBARITY vs. BARBARIZATION vs. BARBARIZE vs. BARBAROUS vs. BARBED vs. BARBED WIRE vs. BARBER vs. BARBERRY vs. BARBERY )

( پيکاندار کردن ile بي تمدن ile بربريت ile بربري ile وحشيگري ile بي رحمي ile قساوت قلب ile توحش ile وحشي کردن ile غير مصطلح ile خاردار ile سيم خاردار ile سلماني ile سرتراش ile آرايشگر ile زرشک ile ريش تراشي )

( PEYKANDAR KARDAN ile BEY TAMDAN ile بربريت ile بربري ile وحشيگري ile BEY RAHAMY ile GHSAVAT GHALAB ile TAVAHSH ile VAHSHY KARDAN ile غير مصطلح ile KHARDAR ile SYM KHARDAR ile سلماني ile SARTARASH ile ARAYSHGAR ile ZARSHK ile RYSH TARASHY )


- DİKEN ile/ve/değil/||/<>/< ÇALI


- DİKEN ile/ve/<> ÇIBAN


- DİKEN ile OMÇA

( ... İLE Kalın ve enli diken. | Bağ kütüğü. | Kalça kemiğinin bir bölümü. )


- DİKENCİK ile DİKENCİKLİ


- DİKENLEŞMEK ile DİKEN/LİK ile DİKENCE ile DİKENLİ ile DİKENSİZ ile DİKENLİCE ile DİKEN DUTU ile DİKEN DİKEN ile DİKENLİ TEL ile DİKENLİ YOL ile DİKENLİ BALIK ile DİKENLİ MEYAN ile DİKENLİ SALYANGOZ ile DİKENLİ BALIKGİLLER ile DİKENLİ YÜZGEÇLİLER


- DİKENLİ FARE ile/ve ANADOLU DİKENLİ FARESİ


- DİKENLİ OKLU KİRPİ ile BREZİLYA OKLU KİRPİSİ


- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER(/SİYE[N]Ç) ile/ve/||/<> JİLETLİ TELLER

( DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün nitelikli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve hayvanlara zarar verecek biçimde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük yaşamımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar, dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilir. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo ya da kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )

( image )


- DİKENSİ ile DİKENSİ ÇIKINTI


- AŞKINLIK:
DİKEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YATAY


- ORTHONORMAL VECTORS[İng.] ile/değil/yerine/= DİKEY BİRİM VEKTÖRLER


- İLİŞKÌ:
"DİKEY" ile/değil/yerine/<>/< "YATAY"


- SENKRECHT POLARISIERTE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİKEY KUTUPLU DALGALAR


- YARIK:
DİKEY ile/ve/||/<> YATAY

( İnkâr vardır. İLE/VE/||/<> Bastırma vardır. )


- DİKEY ile DÜŞEY

( PERPENDICULAR vs. VERTICAL )


- ORTHOGONAL[Fr.] ile/değil/yerine/= DİKEY


- DİKEY ile YATAY

( AMUDİ ile UFKIY )

( VIRITICAL vs. HORIZONTAL )


- DİKEYLEŞMEK ile DİKEY/LİK ile DİKEY GEÇİŞ


- RECHTWINKLIGE MATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= DİKGEN MATRİS


- DİKİLİTAŞ ile/ve DİKİLİTAŞ ile/ve DİKİLİTAŞ

( Sultanahmed At Meydanı'nda. İLE/VE Nişantaşı'nda. [Valikonağı Caddesi] İLE/VE Yıldız'da. )

( M.Ö. 1457'de ] [İst.'a dikilişi 390][18.74 m. yüksekliğindedir] İLE/VE ... İLE/VE Sultan II. Mahmud'a ait yazılı sütun. [1811] )

( OBELISK )


- DİKİLMEK ile DİKİLEBİLMEK ile DİKİLİVERMEK


- DİKİNE ile DİKİNE TIRAŞ


- DİKİŞ:
EL İLE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MAKİNE İLE


- DİKİŞ ile DİKİŞLİ ile DİKİŞÇİ/LİK ile DİKİŞSİZ ile DİKİŞ PAYI ile DİKİŞ İĞNESİ ile DİKİŞ OKUMASI ile DİKİŞ MAKİNESİ


- DİKİŞ ile SIÇANDİŞİ/ANTİKA/AJUR[: Fr. Gözenek.]

( ... İLE Giysi ya da başka bir şey kenarını kıvırıp yapılan dikiş, antika. )