Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(52/236)


- DEĞNEK ile/değil ISTAKA/İSTAKA[İt. < Cerm.]

( ... İLE/DEĞİL Bilardo oyununda kullanılan değnek. | Basımevlerinde, kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan, tahtadan yapılmış küçük araç. )


- DEĞNEK ile SOPA

( ... İLE Kalın değnek. )


- DEĞNEKLEMEK ile DEĞNEK ile DEĞNEKÇİ/LİK


- DEGRADASYON ile DEGRANÜLASYON ile DEJAVU

( Yıkım, parçalanma. İLE Tanecik boşalımı. İLE Görmüş gibilik, yaşanmışlık yanılsaması. )


- DEGRADE ile GRADYEN


- DEGRADER İLE PROTAC İLE MOLECULAR GLUE ile/||/<> PROTEİN DEGRADASYON

( Hedefli protein yıkımı. )

( Formül: POI-PROTAC-E3 )


- DEH ile DEHA


- DEH[Fars.] ile DEH/DÂH[Fars.]

( İyi, güzel. | Saf, sıra. İLE On[10]. [Ar. AŞR] )


- DEHÂ:
%1 ile/ve/değil/||/<>/< %99

( "İlham." İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Ter/çalışmak. )


- DEHA/DAHİ ile/ve/||/<> YARATICI/LIK


- DEHA ile/||/<> DEHA-BUDDHİ ile/||/<> SWARUPA

( Fiziksel gövde. @@ Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl. @@ Bireyin kendi şekli, doğası, karakteri. )


- DEHÂ ile/ve/||/<>/>< DELİLİK

( İkisinin arasında, çok ince bir çizgi, aralık vardır. )


- DEHÂ ile/ve/değil/||/<> ODAKLANMA GÜCÜ


- DEHÂ ile/ve/değil TUTKU

( [not] GENIUS vs./and/but PASSION )


- DEHA-BUDDHİ -ile

( Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl, düşünme yetisi. )


- DEHÂN[Fars.] ile DEHEN[Fars.]

( Ağız. İLE Ağız. )


- DEHLEMEK ile DEHLENMEK ile DEHLETMEK


- DEHLİZLİ KİLİSELER ile/||/<> DİLİMLİ KUBBE ile/||/<> KUBBELİ BAZİLİKA

( Son Bizans devrinde ortaya çıkmış bir kilise biçimi. Kubbe kasnağı yüksek, kubbeli mekânın üç tarafından başka bir dehliz çevrilir. Ayrıca bu tip kiliselerde binanın cephesine çok önem verilmiştir. Tüm örneklerde çok süslü bir cephe görülür. İLE/||/<> İçi yarım yuvarlak, dışı dilimli olan kubbe. | Tonoz parçalarından oluşan kubbe. İLE/||/<> Bazilika ile merkezi planlı tiptin birleşmesinden oluşan yapı. )


- DEHR[Ar.] ile EBED[Ar.]


- DEHR[Ar.] ile MÜDDET[Ar.]


- DEHŞ[Ar.] ile HAYRET[Ar.]


- DEHŞET ile KORKUNÇ

( HORRIFICATION vs. HORRIFYING )

( هولناکي ile هراسناک )

( TEOOLNAKY ile NPARASENAK )


- DEHŞETLENMEK ile DEHŞET ile DEHŞETLİ


- DEHÛN[Fars.] ile DEH-ÜM[Fars.]

( Ezber okuma, anımsama. İLE Onuncu. )


- DEIOUS ile DEMIORGUS


- DEITY -ile

( Meleksi varlık. )


- DEİZM:
(")İNANÇ(") ile/ve/değil/||/<>/< "TAVIR"


- DEİZM ile PANTEİZM


- DEİZM ile/ve SEKÜLERİZM


- DEJENERASYON ile ASİMİLASYON


- DEJENERASYON ile DEJENERATİF ile DEJENERE

( Yozlaşma, bozulma. İLE Yozlaştırıcı, bozucu. İLE Yoz, yozlaşmış. )


- DEJENERE ile DEFORME


- DEJENERE ile DEJENERASYON ile DEJENERATİF

( DEGENERATE vs. DEGENERATION vs. DEGENERATIVE )

( ناخلف ile انحطاط ile فساد ile فاسد کننده )

( NAKHOLF ile ENHETAT ile FESAD ile FASAD KONANDEH )


- DEJENERE ile/||/<> DEJENERATİF

( Yoz. İLE/VE/|| Yozlaştırıcı. | Bozunduran. )


- DEJENERELEŞMEK ile DEJENERE/LİK ile DEJENERASYON


- DEK ile DEK[Fars.] ile DEK/TEK

( "...ya kadar" gibi, bir eylemin sona erdiği noktayı ya da zamanı anlatır. Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı ya da yeri gösteren bir söz; kadar, değin. | Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde; kadar, değin. İLE Düzen, hile, desise, entrika. | Dilenci. | Tokuşma, çatışma. | Sağlam. İLE Tek. )


- DEKADAN/LIK ile DEKADANS


- DEKAGRAM[Yun.] ile DEKALİTRE[Yun.] ile DEKAMETRE[Yun.]

( Bir kilonun yüzde biri.[dag] İLE On litrelik oylum ölçü birimi.[dal] İLE On metre uzunluğunda bir ölçü birimi.[dam] )


- DEKAN/LIK ile DEKAN YARDIMCISI ile DEKAN YARDIMCILIĞI


- DEKAR ile DEKARTÇI/LIK


- DEKATLON ile DEKATLONCU


- DEKATLON[Yun.] ile TRİATLON[Yun.] ile PENTATLON[Yun.]

( 100 m. koşusu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 m. koşusu, 110 m. engelli koşu, disk atma, sırıkla yüksek atlama, cirit atma, 1500 m. koşularını içeren atletizm yarışması. İLE Üç ayrı sporun[sırasıyla, yüzme, bisiklet ve koşu] yapıldığı yarışma. İLE Eski Yunan'da, koşu, uzun atlama, cirit atma, disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması. | Beş spor dalını [uzun atlama, mızrak atma, 200 m. koşusu, disk atma, 1500 m. koşusu] kapsayan atletizm yarışması. )


- DEKLARE ile DEKLARASYON


- DEKOHERANS ile/||/<> ÖLÇÜM

( Dekoherans çevreyle etkileşim, ölçüm aktif müdahale. )

( Formül: Gradual İLE instant )


- DEKOMPANSASYON ile/||/<> DEKOMPANSE

( Dengelenememe. | Ödünleyememe. @@ Dengelenememiş. | Ödünlenememiş. )


- DEKOMPOZE OLMAK ile DEKOMPOZİSYON

( Ayrışmak, parçalanmak. İLE Ayrışım, parçalanma. )


- DEKONJESTAN ile DEKONJESYONE ETMEK

( Kan dolum/göllenme giderici. İLE Kan dolumunu/göllenmeyi gidermek. )


- DEKOR ile DEKORASYON ile TERBİYELİ

( DECOR vs. DECORATION vs. DECOROUS )

( دکور ile تزيين ile تراز ile آرايشگري ile آرايش ile پيراستگي ile پيرايش ile آذين بندي ile پيرايه ile دکر ile زينت دار )

( DOKOR ile TEZYYNE ile TARAZ ile ARAYSHGARY ile ARAYSH ile PEYRASTGY ile PEYRAYSH ile AZYNE BANDY ile پيرايه ile DEKAR ile ZYNAT DAR )


- DEKOR ile DEKORE ile DEKORCU/LUK ile DEKORASYON


- DEKÜBİTUS ile/||/<> DEKÜBİTUS ÜLSERİ

( Yatar durum. İLE/VE/|| Bası/yatak yarası. )


- DEKÜBİT/US ile DEKÜBİT/US ÜLSERİ

( Yatar durumda. İLE Yatak yarası. )


- DELÂLÂT[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]

( Yol göstermeler, kılavuzluklar. İLE Gösterme, yol gösterme, kılavuzluk. | İz, işâret. )


- DELÂLET:
AKLÎ/ZÂTÎ ile/ve TABİÎ ile/ve VAZ'Î

( Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. )


- DELÂLET ile DALÂLET


- DELÂLET ile DALÂLET

( Delil. İLE Yanılgı/sapınç. )

( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )

( Ben istiyorum delâlet
"Gönül" istiyor dalâlet )


- DELÂLET[Ar.] ile DELÎL[Ar.]


- DELÂLET[Ar.] ile EMÂRE[Ar.]


- DELÂLET[Ar.] ile HÜCCET[Ar.]


- DELÂLET[Ar.] ile 'ILLET[Ar.]


- DELÂLET[Ar.] ile İSTİDLÂL[Ar.]


- DELÂLET ile/ve/<> MUTABAKAT


- DELÂLET[Ar.] ile ŞÜBHE[Ar.]


- DELÂLETEN ile/ve/<> İŞÂRETEN

( Doğrudan. İLE Dolaylı. )


- DELÂLET-İ LAFZİYE ile DELÂLET-İ GAYR-I LAFZİYE

( Sesli/Sözlü delâlet. İLE Sessiz/Sözlü delâlet. )

( Tabii | Vazî | Aklî İLE/VE Tabii | Vazî | Aklî )

( İkisi de; Tabiiye, Akliye, Vaz'iye olarak 3'e ayrılır. )

( Delâlet-i Gayr-ı Lafziye'ye örnekler; * Tabiiye(Aşık, maşuku rüyet zamanında(gördüğünde), vech-i aşıkta zuhur eden kırmızılık) * Akliye[Kardaki (ayak/dal vs.) iz(i)] * Vaz'iye[ (-Duman işaretleri, -Trafik lambaları) (uylaşım(sal)) (muvadaa/karşılıklı konmak) (dil) (mantık)] )

( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )


- DELÂLETU'L-ÂYET[Ar.] ile DELÂLETU'L-TAZMÎNU'L-ÂYET[Ar.]


- DELÂLETU'L-KELÂM[Ar.] ile DELÂLETU'L-BURHÂN[Ar.]


- DELDİRMEK ile DELDİRTMEK ile DELDİRİLMEK ile DELDİREBİLMEK


- DELEGE/LİK ile DELEGASYON


- DELEPMEK ile DELEBİLMEK ile DELEP DELEP


- [DELETE] TUŞUYLA SİLMEK ile/+ [SHIFT + DELETE] TUŞUYLA SİLMEK

( Çöp kutusuna atar. Geri alma şansı vardır. İLE Bilgisayara bir kayıt bırakmaksızın siler. Geri alma şansı yoktur. Çok dikkatli olunması gerekir. )


- DELFİ(DELPHOI) TAPINAĞI -ile

( Atina'nın 130 km. kuzeybatısındadır. )


- DELGEÇ/ZIMBA[Ar.] ile DELGİ/MATKAP

( Mukavva, kâğıt, kayış, maden gibi şeylerde delik açmaya yarayan araç. İLE Maden, tahta, taş vb. üzerinde delik açmaya yarayan araç. )


- DELGİ ile DELGİÇ


- DELHİ SARANGİSİ ile/ve NEPAL SARANGİSİ

( Çalınışı zordur. İLE/VE Yalnızca gelir düzeyi yüksek eriller çalar. Ses rengi nedeniyle "yüz renkli çalgı" adı da verilir. )


- DELİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ZIRVA BULABİLMEK

( "Deliyim" demek bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmek. )


- DELİ ile/değil/yerine/<>/>< AKILLI

( Sadece, aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )

( Dışından, kendi kendine konuşunca. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İçinden, kendi kendine konuşunca. )


- DELİ ile AKILSIZ


- DELİ ile/değil/yerine "AKLI DALGALI"


- DELİ ile/ve/değil ÂŞIK


- DELİ ile/değil DENÎ


- DELİ ile DÎVÂNE

( Dîvan'dan, bir söz çıkar, âleme sığmaz. Dîvâne'den bir söz çıkar, Dîvân'a sığmaz. )

( "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!
[ Bâyezîd-i Bistâmî, bir tımarhanenin önünden talebeleriyle birlikte geçiyormuş.

Onlara ders vermek üzere hekime sorar:
"Sen akıl hastalıklarına çare buluyorsun, günah derdine de bir çâre var mı?"

Hekim, başını kaşıya dursun,
bir deli yanıt verir:
"İstiğfar kökünü tövbe yaprağıyla karıştırmalı,
gönül havanına koyup tevhid tokmağıyla dövmeli,
insaf eleğinden eleyip gözyaşıyla hamur etmeli,
aşk ateşinde pişirip muhabbet balıyla karıştırmalı
ve kanaat kaşığıyla da gece gündüz yemeli!"

Delinin bu sözü bittikten sonra, Bâyezid-i Bistâmi şöyle der:

"Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!] )

( Harabât ehlini hor görme şâkir
Defîneye mâlik vîrâneler var )

( Defter-i irfâna sığmaz söz gelir divâneden - İsmail Güleç )


- DELİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLU


- DELİ ile/değil DONANIMLI

( Sadece aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )


- DELİ ile/||/<>/> GERİ

( Baktın deli, çekil geri. )


- DELİ ile GÖZÜKARA


- DELİ[< TELÜ < TİLVE] ile/değil MECZUB

( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmekte! )

( Delileri, zihinlerini yorarak sınarlardı. Zihin yorulunca kendini bırakır, delilik hali varsa böylece meydana çıkardı. )

( Delilerin sınavı, posteki saymaktı. )

( Akl-ı maaş'tan kayan. İLE Akl-ı maad'dan kayan. )

( Maddî ve siyasi iradedeki boşluk artırır. İLE Manevî alandaki boşluk artırır. )


- DELİ ile MİSTİK

( Zihnin altında ezilirsek. İLE Zihni aşabilirsek. )


- DELİ ile/ve/||/<>/>/< SUÇLU

( Gördün deli, dön geri. )


- DELİ ile VELÎ ile ÖLÜ

( Kendini kurtarmış. İLE Kendini kurtarmışlıkla birlikte bir başkasını daha kurtarabilme olanağı/kudreti bulunan. İLE ... )

( [Sürekli] Anlaşılmaya çalışan. İLE/VE Anlamaya çalışan. İLE Anlayabileceği bir şeyi kalmayan. )

( ... İLE Ermiş, seven, dost, sahip. | Tüm işlerini, Allah'a sunan kişi. İLE ... )

( Akıl, baştan çıkarsa. İLE Dünya, senden çıkarsa. İLE Sen, dünyadan çıkarsan. )


- DELİCE -ile

( Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen, tohumu zehirli, yabani bir bitki. [Lat. LOLIUM TEMULENTUM] )


- DELİCE ile/ve/değil/||/<>/< ÇOCUKÇA


- DELİCİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< VERİCİ/LİK


- DELİK/YIRTIK ile/değil İLİK


- DELİK ile/değil/yerine AÇIKLIK


- DELİK ile AVGIN

( ... İLE Duvarda, suyun geçmesine yarayan delik. | Üstü kapalı su yolu. )


- DELİK ile AYRIK


- DELİK ile/değil BARBAKAN

( ... İLE/DEĞİL Kale duvarlarında, düşmana ok atmak üzere açılmış delik. )


- DELİK ile BASTİKA[İt. < PASTECA]

( ... İLE Bir yelken serenine ya da herhangi bir ağaca açılan delik. )


- DELİK ile CIRNIK

( ... İLE Set duvarlarında, su akacak delik. )


- DELİK ile ÇİZİK


- DELİK[Tr.] ile DELÎK[Ar.]

( Dar/küçük açıklık. İLE Gül tohumu. )


- DELİK ile/ve/değil/< GEDİK/RAHNE[Fars.]


- DELİK ile GÖZENEK

( HOLE vs. PORE )


- DELİK ile KESİK


- DELİK ile LOMBAR[İt.]

( ... İLE Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan, dörtgen biçiminde delik. )


- DELİK ile OYUK


- DELİK ile YARIK


- DELİK ile YURDU

( ... İLE İğne deliği. )


- DELİKANLI ile MERDİVEN

( LAD vs. LADDER )

( جوانک ile پسرک ile نردبان بکار بردن ile نردبان ile نردبان ساختن )

( JAVANK ile PASARK ile NARDBAN BEKAR BARDAN ile NARDBAN ile NARDBAN SAKHTAN )


- DELİKANLILAŞMAK ile DELİKANLI/LIK ile DELİKANLICA


- DELİKLİ KURUŞ ile/ve/||/<> KIRTILLI KURUŞ

( )


- DELİL:
İZHAR EDİCİ ile/ve/||/<> İSPAT EDİCİ


- DELİL ile/ve DAYANAK


- DELİL ile/ve/||/<>/> DEVİR


- DELİL ile/ve GEREKÇE

( PROOF vs./and JUSTIFICATION )


- DELİL ile/ve İSPAT/İSBAT

( Önermeleri, kıyası sağlayacak biçimde düzenlemek. İLE/VE ... )

( PROOF vs./and TO PROVE )


- DELİL ile/ve/||/<> MÜLHAK DELİL

( … İLE/VE/||/<> 16 delil çeşidi bulunmaktadır. bkz. İslâm Hukuku Nazariyatı - Sava Paşa] )


- DELİL ile/ve SONUÇ

( Her delilden, her sonuç çıkarılamaz! )


- DELİ/LER ile/değil/yerine/>< DELİL/LER


- DELİLİK ile AMOK

( ... İLE Öldürücü delilik. [Malezya'da] )


- DELİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLGİLİ/LİK

( Bilgisizler/cahiller ve düşün[e]meyenler için anlayamadıkları her şey [ve herkes] "deli/lik"tir. )


- DELİ/LİK ile/ve/değil/||/></ne yazık ki BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK

( Akıl, kişiyi terk etmişse. İLE/VE/DEĞİL/||/>


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

( MAD/NESS vs. CRAZY/NESS )


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

( INSANE vs. CRAZY )


- DELİLİK ile/değil/yerine GÜVENİLİR "DELİLİK"


- DELİLİK ile/ve/değil İNANÇ/İMAN


- DELİ/LİK ile VELİ/LİK

( Deli, kendi deli olduğu gibi başkasını da delirten. İLE Veli, başkasını ihyâ eden. )

( İnsan aklı bırakırsa Deli, akıl insanı bırakırsa Veli. )

( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Maharet, zırva bulabilmekte! )

( Velîlik, altın; nebîlik, gümüş kerpiçtir. İlâhî zevk ve saltanat makamına "Altın kerpiç", Peygamber'in, kişileri davet etmek için indiği tenezzül makamına da "Gümüş kerpiç" denilmiştir. )


- DELÎLU'L-HİTÂB[Ar.] ile FEHVA'L-HİTÂB[Ar.]


- DELİRMEK ile/ve/||/<> BELİRMEK


- DELİRTMEK ile DELİRTİLMEK ile DELİRTEBİLMEK


- DELİSİ OLMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK

( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )


- DELİSİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine DÜŞKÜN


- DELİŞMEN/LİK ile DELİŞMENCE


- DELK[Ar.] ile DELK[Ar.]

( El ile ovma, sürtme, ovuşturma/ovuşturulma. İLE Eski giysi, yamalı dilenci hırkası. | Dervişlerin giydiği eski aba ve yırtık cübbe. )


- DELMEK ile DELMECE


- DELMEK ile MATKAP BASIN ile SONDAJ ile SONDAJ KULESİ

( DRILL vs. DRILL PRESS vs. DRILLING vs. DRILLING DERRICK )

( مته زدن ile دريل ile مته ile متهزدن ile مته کردن ile تمرين ile مشق نظامي ile متهکردن ile مثقب ile بامته سوراخ کردن ile مته فشاري ile مته زني ile برج چاه )

( MOTEH ZADAN ile دريل ile MOTEH ile MOTEHAZDAN ile MOTEH KARDAN ile TAMARYNE ile MOSHGH NEZAMY ile MOTEHKARDAN ile مثقب ile BAMETEH SORAKH KARDAN ile MOTEH FESHARY ile MOTEH ZANY ile BARJ CHAH )


- DELTA İŞLEVİ ile/||/<> HEAVİSİDE İŞLEVİ

( Delta anlık darbe, Heaviside basamak işlevi )

( Formül: δ(x) İLE H(x) = {0 if x<0 İLE 1 if x≥0} )


- DELTA ile DELTA KASI


- DELTA ile DELTAİK

( DELTA vs. DELTAIC )

( مصب ile آب بخشان ile دلتا ile دلتائي )

( MASB ile AB BAKHSHAN ile DELTA ile دلتائي )


- DELTOİD ile DELTOİDEUS

( DELTOID vs. DELTOIDEUS )

( سه گوش )

( SEH GUSH )


- DELV[Ar.] ile ZENÛB[Ar.]


- DEM[Ar. çoğ. DİMÂ'] ile DEM'[Ar.] ile DEM[Ar.]

( Kan. İLE Gözyaşı. Gözyaşı dökme. İLE Soluk/nefes. | İçki. | An, vakit, saat, zaman. )


- DEM ile/ve DEHR

( An. İLE/VE An. | Gökkubbenin tamamı. | Felek. | Çağ. )


- DEM ile DEHR


- DEM[Ar.] ile DEM[Fars.]

( Kan. İLE An. | Zaman, çağ. | Soluk/nefes. | İçki. | Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından, istenilen durumu. | Koku. | Pişirilen yemeklerin, yenilecek kıvama gelmesi. )


- DEM ile DEME ile DEMO


- DEMAGOJİ[Fr. DÉMAGOGIE]["DEMOGOJİ" değil!] ile POLEMİK

( ... İLE Yazarak/yazılı tartışma.[söz dalaşı vs. değildir!] [İSTİŞ'ÂR: Yazı ile bildirilmesini isteme.] )


- DEMAGOJİ ile TOTOLOJİ


- DEMAGOJİK ile DEMAGOJİK ile DEMAGOG ile DEMAGOJİ

( DEMAGOGIC vs. DEMAGOGICAL vs. DEMAGOGUE vs. DEMAGOGY )

( عوام فريب ile عوام فريبانه ile هوچي ile عوام فريبي )

( عوام فريب ile عوام فريبانه ile هوچي ile عوام فريبي )


- DEM'ÂN[Ar.] ile DEMÂN[Ar.]

( İçi pek dolu, ağzına kadar dolu kap. İLE Heyecanlı, hiddetli. | Kükremiş. | Bağırıp çığırma. | Heybetli, zorlu. | Vakit, zaman. )


- DEMANS ile/||/<> DELİRYUM

( Bellek ve bilişsel işlevlerde kalıcı bozulma. İLE/||/<> Ani başlayan bilinç bulanıklığı ve dikkat bozukluğu. )


- DEMARKASYON ile DEMARKE

( Sınır. İLE Sınırlı, ayrık. )


- DEMEDİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DENİLMEDİ

( Karl Marx, "Din, halk için afyondur" demedi!
Adam Smith, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" demedi!
Thomas Hobbes, "Birey, bireyin kurdudur" demedi!
Niccolò Machiavelli, "Her şey mübahtır" demedi!
İbn Haldun, "Coğrafya, kaderdir" demedi!!! )


- DEMEDİKLERİMİZİ DEMESİNLER ile/değil/yerine/||/<>/< "İSTEDİKLERİNİ DESİNLER"


- DEMEK İSTEMEK ile DEMEYE GETİRMEK


- DEMEK İSTİYOR/UM Kİ, ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİYOR/UM Kİ, ...


- DEMEK Kİ ... ile/değil/yerine BELKİ DE ...


- DEMEK ile SÖYLEMEK

( Sözün aktarımı/seslendirilişi. İLE Düşüncenin/kavramın/olgunun/durumun bildirimi/paylaşımı. )


- DEMET[Yun. DEMATİ] ile/||/<> DEST/E[< Fars.][Türkçe > Bulgarca ve Sırpça]

( Çiçek ya da bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi, bağ, bağlam. | Aynı ya da farklı nesnelerin bir küme oluşturacak biçimde bir araya gelmiş biçimi. | Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı ya da lifli kordon. | Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. | Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. İLE/||/<> Elde tutulabilecek biçimde bir araya getirilmiş nesnelerden oluşan bağ, demet, tutam, bağlam. | On tâneden oluşan takım. | Tutulacak yer, kabza, sap. | Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş dereceden en küçüğü. | On yapraktan oluşan altın varak defteri. | Elli iki kâğıttan oluşan iskambil kâğıdı takımı. | Takım, tâife, güruh. )


- DEMET ile SALKIM

( BUNCH vs. WISTERIA/WISTARIA )

( BÂKA ile UNKUD[çoğ. ANÂKID] )


- DEMETER -ile

( Bereket tanıçası. )


- DEMETLEMEK ile DEMETLENMEK ile DEMETLETMEK ile DEMET ile DEMETLİ ile DEMETÇİ/LİK


- DEMEYE GETİRMEK ile/değil/yerine/||/<>/< DEMEYE ÇALIŞMAK


- DEMİ- ile/||/<> HEMİ- ile/||/<> SEMİ- ile/||/<> FİSS- ile/||/<> SCHİZ-/SCHİZO-

( Yarım, yarı. İLE/||/<> Yarı. İLE/||/<> Yarı, yarım, yarısı. İLE/||/<> Yarılma, ayrılma, ikiye ayrılma, çatlama, bölünme. İLE/||/<> Yarı, kısmî. )


- DEMİR KİLİSE:
İSTANBUL'DA ile/ve/<> ARJANTİN'DE ile/ve/<> AVUSTURYA'DA


- DEMİR ile/ve ATEŞ


- DEMİR ile/ve ATEŞ


- DEMİR ile BAKIR/TUNÇ[< TUÇ]/NUHAS[Ar.]

( ... İLE Atom numarası: 29 | Atom ağırlığı: Cu = 63,54 )

( Bakır/Bronz/Demir üretimin tarihsel gelişimi: M.Ö. 20.000: Cilâlı Taş Devri M.Ö. 10.000: Buzul çağının sona ermesi. M.Ö. 6.000: TÜRKİSTAN/ANO'da bakır devri. M.Ö. 5.500: ELAM'da bakır devri. M.Ö. 5.000: MISIR'da bakır devri. M.Ö. 4.500: TÜRKİSTAN/ULU-KEM'de bronz devri. M.Ö. 2.000: MISIR'da bronz devri. M.Ö. 1.200: MISIR'da demir devri. M.Ö. 1.200: TRUVA'da demir devri. )

( IRON vs. COPPER )


- DEMİR ile ÇELİK

( ... İLE Demire, %2 karbon katılarak. / Karbon oranının azaltılmasıyla. )

( HESPAIDOS: Demir tanrısı. )

( LAHOR ÇELİĞİ )

( IRON vs. STEEL )

( ... ile PULAT )


- DEMİR ile EKŞİ

( ... İLE Ateş karıştırmaya yarayan demir. )


- DEMİR ile/ve/değil/||/<>/< EMİR

( "Emir, demiri keser." )


- DEMİR ile GLOKONİ[Fr.]

( ... İLE Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat. )


- DEMİR ile/değil HEME DEMİR


- DEMİR ile HERDA

( ... İLE Hurda demir. )


- DEMİR ile İĞDEMİR

( ... İLE Marangozlukta, ağaç delmek için kullanılan çelik araç. )


- DEMİR ile METAL


- DEMİR ile/ve/<> NALÇA[Ar., Fars.]

( ... İLE/VE/<> Ayakkabıların altına çakılan demir. )


- DEMİR ile ŞERİTLİ DEMİR KAYALARI


- DEMİRCİ ile DEMİR İŞLERİ

( IRONWORKER vs. IRONWORKS )

( آهنساز ile آهنريزي )

( AHONSAZ ile ANPANNARYZY )


- DEMİRDEN KORKAN, TRENE BİNMESİN/BİNMEZ ile ALIŞMAMIŞ GÖTTE, DON DURMAZ


- DEMİRHİNDİ ile ARUBAT

( Baklagillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın meyvesi. | Bu meyveden yapılan şerbet. | Pinti, hasis. )


- DEMİRHİNDİ ile DEMİRHİNDİ ŞERBETİ


- DEMİRKAPI ile DEMİRKAPI ile DEMİRKAPI

( Sarayburnu'nda bulunan deniz surları kapılarından biriydi. [Demiryolu yapımı sırasında yıkılmıştır.] İLE Eyüp'te bir semt. İLE Hoca Paşa mahallesi. )

( Haçlılar ile Osmanlılar'ın İstanbul'u alırken kente girdikleri kapılardan biri. İLE ... İLE ... )


- DEMİRYOLU ile/ve/<> HİCAZ DEMİRYOLU

( ... İLE/VE/<> 2666 taş/kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel, 96 istasyon, 7 gölet, 37 su deposu, 2 hastahane ve 3 atölye yapılmıştır. [8 yılda tamamlanmıştır.] )


- DEMLEMEK ile DEMLENMEK ile DEMLETMEK ile DEMLENDİRMEK ile DEMLENEBİLMEK ile DEMLETEBİLMEK ile DEMLEYEBİLMEK ile DEMLEYİVERMEK ile DEMLENDİRİLMEK


- DEMLENME ile "TATLANMA"


- DEMLİ/LİK ile DEMLİK ile DEMLİK POŞET


- DEMODELEŞMEK ile DEMODE/LİK


- DEMOKRASİ:
DİSİPLİN REJİMİ ile/değil DİSİPLİNLİ REJİM


- DEMOKRASİ ile DEMOKRAT ile DEMOKRATİK ile DEMOKRATİK PARTİ

( DEMOCRACY vs. DEMOCRAT vs. DEMOCRATIC vs. DEMOCRATIC PARTY )

( دمکراسي ile دموکراسي ile دمکراتي ile دمکرات ile دموکراتيک ile دمکراتيک ile حزب دمکرات )

( DAMKERASY ile DEMOKRASY ile DAMKERATY ile DAMKERAT ile DEMOKRATYK ile DAMKERATYK ile HEZB DAMKERAT )


- DEMOKRASİ ile/ve/değil/||/<>/> PİYASA DEMOKRASİSİ


- DEMOKRASİ ile SANDIK

( Her demokrasi olan yerde/ülkede sandık vardır fakat her sandık olan yerde/ülkede "demokrasi vardır" diyemeyiz. )


- DEMOKRASİ ile/ve/değil !SIRA


- DEMOKRASİ ile/ve TEMSİLÎ DEMOKRASİ

( 500 kişiye kadar uygulanabilen. İLE/VE Temsilcilerle uygulanabilen. )


- DEMOKRATİKLEŞMEK ile DEMOKRATİKLEŞTİRMEK ile DEMOKRATİKLEŞEBİLMEK ile DEMOKRATİKLEŞTİRİLMEK ile DEMOKRATİK/LİK


- DEMOKRATLAŞMAK ile DEMOKRATLAŞABİLMEK ile DEMOKRAT/LIK


- DEMOKRİTOS ATOMCULUĞU ile/ve/||/<> PLATON KOZMOLOJİSİ

( Fiziğin, Pisagor'cu süreksiz nicelik üzerinden, Zaman Paradoksları'na göre yeniden kuruluşu. İLE/VE/||/<> ... )


- DEMON ile DAIMON


- DEMONSTRASYON ile/||/<> DEMONSTRATİF

( Gösterme. | Görsel anlatım. İLE/VE/|| Tanıtıcı. )


- DEMORALİZE ile DEMORALİZASYON


- DEMOS ile ETNOS

( Ülkü birliği. Bir düşünce üzerinde buluşan topluluk. İLE Kan birliği. Aynı gen havuzunu paylaşan bireylerin oluşturduğu topluluk. )


- ÖZGÜRLEŞMEK:
...DAN ile/ve/||/<>/> ... İÇİN ile/ve/||/<>/> KENDİNDEN


- DEN- ile/||/<> DENT-/DENTA-/DENTİ-/DENTİA-/DENTO-

( Diş. İLE/||/<> Diş, dişlerle ilgili. )


- DENATÜRASYON ile/||/<> DENATÜRE

( Bozunma. İLE/VE/|| Bozunmuş. )


- DENATÜRASYON ile DENATÜRE

( Bozunma, bozulma. İLE Bozunmuş, bozulmuş. )


- DENDEN ile DENDEN İŞARETİ


- DENDENE[Ar.] ile DENDENE[Ar.]

( Sözü, açık söyleme. İLE Ağır ağır, dudak kıpırtısıyla söylenilen söz, mırıltı, homurdanma. )


- DENDİĞİNDE ile DENİLDİĞİNDE


- DENDRİMER İLE KALİXAREN İLE SİKLODEKSTRİN ile/||/<> SUPRAMOLEKÜLER YAPI TAŞLARI

( Host molekül platformları. )

( Formül: α-CD (6) İLE β-CD (7) İLE γ-CD (8) )


- DENDRİMER İLE STAR İLE BRUSH ile/||/<> CLİCK POLİMERLER

( Click ile polimer mimarileri. )

( Formül: G4-dendrimer )


- DENDRİMER ile/||/<> HİPERDALLANMIŞ

( Dendrimer mükemmel dallanma, hiper rastgele. )

( Formül: Monodispers İLE polidispers )


- DENDRİTİK POLİMER ile/||/<> LİNEER POLİMER

( Dendritik polimer ağaç benzeri dallanma gösterirken İLE lineer polimer düz zincir yapısındadır )

( Formül: Dallanma derecesi )


- DENDROGAM -ile

( Soyağacı. )


- DENDROLOJİ ile DENDROLOJİST


- DE-NE DİLİ -ile

( EN ESKİ DİLLERDEN )


- DENEME SÜRECİ ile DEMLENME SÜRECİ


- DENEME SÜRESİ ile/ve/değil DENEME SÜRECİ


- DENEME-YANILMA ile/ve/bazen/ne yazık ki DENEME-"YAMULMA"


- DENEME ile DENEMECİ/LİK ile DENEME YAYINI ile DENEME HAYVANI ile DENEME TAHTASI


- DENEME ile DENETLEME


- DENEME ile/değil DENEYİM


- DENEME ile/ve/değil SAĞLAMA

( [not] TO TEST vs./and/but TO CHECK )


- DENEME ile/ve/||/<> YANILMA


- DENEMEK ile/ve SINAMAK

( TO TEST vs./and TO EXAMINE )


- DENENEBİLİR/LİK ile/ve/||/<>/> DENETLENEBİLİR/LİK


- DENERVASYON ile DENOVO/DE NOVO

( Sinirsizleş[tir]me. İLE Yeni, kendi olarak, kendiliğinden. )


- DENETÇİ ile ODİTORYUM ile İŞİTSEL ile İŞİTSEL KANAL

( AUDITOR vs. AUDITORIUM vs. AUDITORY vs. AUDITORY MEATUS )

( مميز ile مميز حسابداري ile مستمع ile شنونده ile طالار ile شنوندگاه ile سمعي ile سماعي ile سامعهي ile مجري سامعه )

( مميز ile MAMYZ HASABDARY ile MOSTAM ile SHNVANDEH ile طالار ile SHNVANDEGAH ile SAMY ile سماعي ile سامعهي ile مجري سامعه )


- DENETİM/KONTROL ile/ve DENEME

( En önemli sözcük "Denemek"tir. )

( Başarıncaya kadar denemeye devam edin! )

( CONTROL vs./and TEST )


- DENETİM ile DENETİCİ ile DENETİMCİ/LİK ile DENETİMLİ/LİK ile DENETİMSİZ/LİK ile DENETİM PULU ile DENETİM KURULU ile DENETİM NOKTASI


- DENETİMCİ/LİK ile/ve/<> KATILIMCI/LIK


- DENETİM/KONTROL ile/ve/<> HAKİMİYET

( CONTROL vs./and/<> SOVEREIGNTY/DOMINATION )


- DENETİMLİ SİNİRCE/NEVROZ ile DENETİMSİZ SİNİRCE/NEVROZ ile ÇILDIRI/PSİKOZ

( İdeoloji. İLE Psikiyatrik. İLE Kendi sınırlarını da aşarsa. )


- DENETLEME -ile

( CONTROL )


- DENETLEME:
ÜRETİM ÜZERİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< TÜKETİM ÜZERİNDEN


- DENETLEME ile/ve TEKRAR

( INSPECTION vs./and REPETITION )


- DENETLEMEK ile SAĞLAMAK


- DENETLEYEBİLMEK ile/ve/= BİLMEK

( ABLE TO INSPECT vs./and/= TO KNOW )


- DENETME ile DENETMEN/LİK


- DENEY BİLİMLERİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİM


- DENEY ile/ve/değil DENEME

( [not] EXPERIMENT vs./and/||/<>/but/< TRIAL
TRIAL instead of EXPERIMENT )


- DENEY ile/ve/||/<>/> DENETIMLİ DENEY


- DENEY ile/ve DENEYİM

( Dışta. İLE/VE İçte. )

( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )

( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )

( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )

( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )

( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )

( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )

( Tüm deneyim, zihindedir. )

( Denemezsek, saplanıp kalırız. )

( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )

( Deneyin ve yine deneyin! )

( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )

( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )

( Laboratuvarda. İLE/VE Kişi(ler)de/ki. )

( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

( Nesnel. İLE/VE Öznel. )

( EXPERIMENT vs./and EXPERIENCE )


- DENEY ile/ve DÜZENEK

( vs./and/||/<> APPARATUS )


- DENEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİRİŞİM

( vs./and/||/<>/but/< INTERFERENCE
INTERFERENCE instead of EXPERIMENT )


- DENEY ile/ve GÖZLEM

( EXPERIMENT vs. OBSERVATION )


- DENEY ile/ve/<> SORU

( EXPERIMENT vs./and/<> QUESTION )


- DENEY ile TEST

( Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem. İLE Birinin, bir topluluğun doğal ya da sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. | Doğru yanıtın, seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. | Biyolojik bir işlevi ya da değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama. | Bir hastalığın varoluşunu ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması. )

( EXPERIMENT vs. TEST )


- DENEY ile/ve/||/<>/> YASA

( EXPERIMENT and LAW )


- DENEYCİLİK ile/||/<> AKILCILIK

( Bilginin kaynağı tartışması )

( John Locke tarafından 1689 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1632-1704) (Ülke: İngiltere) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Ampirizm, tabula rasa) )


- DENEYCİLİK ile/||/<> DOGMATİZM

( Bilginin kaynağı deneydir )

( Francis Bacon tarafından 1620 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1561-1626) (Ülke: İngiltere) (Alan: Felsefe, Bilim Metodolojisi) (Önemli katkıları: Deneysel yöntem, tümevarım) )