ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(49/287)
- ÇATIŞMA ile "TAKIŞMA"
- ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZLAŞMA BECERİSİ
- ÇATIŞMA ile "ZITLIK"
- ÇATIŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÇALIŞMAK
- ÇATIŞMAK ile ÇATIŞILMAK ile ÇATIŞTIRMAK ile ÇATIŞABİLMEK ile ÇATIŞTIRILMAK ile ÇATIŞ
- ÇATIŞMA ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME
- ÇATKI ile KAŞBASTI
( Uc uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. | Sehpa. | Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. | Bir işin bütününün ya da parçalarının biraraya getirilmesinde uyulan yöntem. İLE Başa ve alna bağlanan bağ. )
- ÇATKI/LIK ile ÇATKIN/LIK ile ÇATKILI ile ÇATKISIZ
- ÇATLADIKAPI -ile
( Kumkapı-Ahırkapı arasında. [1532 yılındaki sarsılma nedeniyle bu kapının çatlamış olmasından dolayı bu adı almıştır] )
- ÇATLAK ile ÇINLAMA
( CHINK vs. CHINKING )
( درزپيدا کردن ile جرنگ جرنگ )
( DARZPYDA KARDAN ile JARANG JARANG )
- ÇATLAMAK ile ÇATLATMAK ile ÇATLATILMAK ile ÇATLATABİLMEK ile ÇATLAYABİLMEK ile ÇATLAYIVERMEK ile ÇATLAK/LIK ile ÇATLAK SES ile ÇATLAK ZURNA
- ÇATLAMIŞ OLAN, ...:
AORT DAMARI ile/değil/ne yazık ki/>< AR DAMARI
- ÇATMAK ile ÇATMACI/LIK ile ÇATMA KAŞ
- ÇATMAK ile SATAŞMAK
- CAUCHY BAĞINTILARI ile/||/<> CAUCHY DAĞILIM BAĞINTISI ile/||/<> FORMÜLÜ ile/||/<> CAUCHY DAĞILIM DENKLEMİ ile/||/<> FORMÜLÜ ile/||/<> CAUCHY DAĞILIMI ile/||/<> CAUCHY FREKANS DAĞILIMI ile/||/<> CAUCHY SAYISI
- CAUCHY-RELATIONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY-BAGİNTILARI
- CAUCHY RELATIONS[İng.] / RELATIONS DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-BEZIEHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY BAĞINTILARI
- CAUCHY DISPERSION EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE LA DISPERSION DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-DISPERSIONSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY DAĞILIM DENKLEMİ
- CAUCHY DISPERSION FORMULA[İng.] / FORMULE DE DISPERSION DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-DISPERSIONSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY DAĞILIM FORMÜLÜ
- CAUCHY DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY DAĞILIMI
- CAUCHY İLE D'ALEMBERT İLE RAABE ile/||/<> YAKINSAKLIK TESTLERİ
( Serilerin yakınsaklığını belirleyen testler. )
( Formül: lim |aₙ₊₁/aₙ| < 1 )
- CAUCHY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-NUMMER, CAUCHY-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY SAYISI
- CAUCHY-RİEMANN ile/||/<> LAPLACE EŞİTLİĞİ/EQUATION
( C-R ∂u/∂x=∂v/∂y koşul, Laplace ∂²u=0. )
( Formül: Analyticity condition İLE harmonic )
( Pierre-Simon Laplace tarafından 1799 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- CAUSAL SET THEORY ile/||/<> KONTİNUUM UZAY
( Causal set theory uzayın diskret yapısını öngörürken İLE kontinuum uzay sürekliliği varsayar )
( Formül: Poisson dağılımı )
- ÇAV ile ÇAV
( Ses, ün, haber. İLE At, eşek gibi eril hayvanların üreme örgeni. )
- ÇAVA/ÇAWA ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Genç erkek. )
- ÇAVAR/ÇUVAR ile/<> ÇAVARLIG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ateş yakmak için kullanılan çalı çırpı. İLE/VE/||/<>/> Çalı çırpısı bol yer. )
( ÇUVAR ÇUVAR: Biçiminde ikileme olarak da kullanılır. )
- ÇAVDAR ile ÇAVDARLI ile ÇAVDARSIZ ile ÇAVDAR EKMEĞİ
- CÂVİDÂN-NÂME[Fars.] ile CÂVİDÂN-NÂME[Fars.]
( Kur'an'ın, Esterâbâd'lı Fazlullah tarafından, Hurûfiye tarikatının inancına göre yapılmış tefsiri. İLE Baba Efdâl-i Kâşânî tarafından yazılmış ahlâk ve felsefe kurallarını derleyen Farsça eser. )
- CAVLAMAK ile CAVLAK/LIK
- ÇAVLANMAK ile ÇAVLAN
- ÇAVLI/ÇAWLI ile ÇAVLI/ÇAWLI[Kençek]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Şahin. İLE Ateş yakmakta kullanılan şeftali çekirdekleri ve ceviz kabukları. )
- ÇAVŞANG ile ÇAVŞANG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gözü kızarmış, sulanmış kişi. İLE Makas. )
- ÇAVUŞ/LUK ile ÇAVUŞ KUŞU ile ÇAVUŞ ÜZÜMÜ ile ÇAVUŞ KUŞUGİLLER
- ÇAXŞAK/ÇAXŞAQ ile ÇAXŞAK/ÇAXŞAQ[QARLUQ]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Dağın doruğundaki taşlık yer. İLE Kurutulmuş kayısı ya da üzüm. )
- ÇAY ile ADA /ÇAYI/DAĞ ÇAYI
( ... İLE Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitki. )
( ... cum SALVIA OFFICINALIS )
- ÇAY ile ÇAY
( Çaygillerden bir ağaççık. | Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. | Bu yaprakların haşlanması ile elde edilen, sarımtrak kırmızı renkli içecek. | Konukların, çay, börek, çörek gibi yiyeceklerle ağırlandığı toplantı. | Müzikli toplantı. İLE Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. )
- ÇAY ile ÇAYELİ ile ÇAY OCAĞI ile ÇAY SAATİ ile ÇAY KAŞIĞI ile ÇAY TAKIMI ile ÇAY ŞEKERİ ile ÇAY BAHÇESİ ile ÇAY BARDAĞI ile ÇAY FİNCANI ile ÇAY SERVİSİ ile ÇAY MAKİNESİ
- ÇAY ile/ve/değil/yerine/<> YEŞİL/KÖK ÇAY
( THEA CHINENSIS cum ... )
- CAYAMBE ile/ve SARA URCU ile/ve ANTISANA ile/ve COTUPAXI ile/ve CHIMBARAZI ile/ve TUNGURAHU ile/ve EL ATAR ile/ve SANGAY
( Yanardağlar ülkesi Ekvador'da bulunan etkin yanardağlar. )
- ÇAYDAM ile KEÇE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kaban yapmakta ya da döşeğin içini doldurmakta kullanılan ince keçe. )
- ÇAYDANLIK ile SEMAVER[Rus.]
( ... İLE Özellikle çay demlemekte kullanılan, kömür yakacak ocağı kendi içinde bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç gibi metallerden yapılmış, musluklu kap. )
- CAYDIRI ile/ve/||/<> CEZA
- CAYDIRICILIK ile/ve/||/<> ISLÂH EDİCİLİK
- CAYDIRICI/LIK ile/ve YILDIRICI/LIK
- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA
- CAYDIRMAK ile CAYDIRICI
( DISSUADE vs. DISSUASIVE )
( منصرف کردن ile منع کننده )
( MONASRAF KARDAN ile MAN KONANDEH )
- CAYDIRMAK ile CAYDIRILMAK ile CAYDIRABİLMEK ile CAYDIRICI/LIK
- CAYDIRMAK ile CAYDIRILMIŞ
( DETER vs. DETERRED )
( تحذير کردن ile چشمترسيده )
( TAHAZYR KARDAN ile CHESHMETRESYDAH )
- ÇAYHANE ile ÇAYHANECİ/LİK
- CÂYİ'[Ar. çoğ. CİYÂ'] ile CÂYİR[Ar.]
( Ac, ac olan, acıkmış. İLE Cevir ve cefâ eden/edici. )
- ÇAYIR MANTARI ile HOROZ MANTARI ile KAV MANTARI ile KEÇİ MANTARI/AK MANTAR ile KUZU MANTARI ile YER MANTARI/KEME/KARAKEME/DOMALAN[Lat. TUBER MELANOSPORUM] KARA KEME
( KAV MANTARI: Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki.[Lat. FOMES FOMENTARIUS] )
- CAYIRDAMAK ile CAYIRDATMAK
- ÇAYIRGÜZELİ -ile
( Buğdaygillerden bir bitki türü. [Lat. EROGROSTIS MAJOR] )
- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIROTU
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Buğdaygillerden küçük bir çayır otu. )
( EROGROSTIS MAJOR cum PHLEUM PRATENSE )
( ... avec FLEOL )
- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )
( EROGROSTIS MAJOR cum THALICTRUM cum TRIFOLIUM PRATENSE )
- ÇAYIRLAMAK ile ÇAYIRLANMAK ile ÇAYIRLATMAK ile ÇAYIRLAŞMAK ile ÇAYIR/LIK ile ÇAYIRLI ile ÇAYIRSIZ ile ÇAYIR OTU ile ÇAYIR KUŞU ile ÇAYIR TAVUĞU ile ÇAYIR TERESİ ile ÇAYIR YULAFI ile ÇAYIR MANTARI ile ÇAYIR TİRFİLİ
- ÇAYIRLIK ile/ve HAYMANA
( ... İLE/VE Hayvanların salındığı çayırlık. )
- ÇAYIROTU/FLEOL ile KOKULU ÇAYIROTU
( Çayır oluşturan çeşitli bitkilerin genel adı. | Buğdaygillerden, kuru ve kireçli yerlerde yetişen küçük bir ot. İLE Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki. )
( PHLEUM PRATENSE cum ANTHOXANTHUM ODORATUM )
- CAYIRTI ile CAYIRTILI
- ÇAYLAK ile MISIR ÇAYLAĞI
- ÇAYLAKLAŞMAK ile ÇAYLAK/LIK ile ÇAYLAKÇA ile ÇAYLAK FIRTINASI
- CAYLEY-HAMILTON ile/||/<> MINIMAL POLYNOMIAL
( C-H karakteristik polinom sıfır, minimal en küçük sıfır. )
( Formül: Characteristic İLE minimal degree )
- ÇAYLI ile ÇAYLIK ile ÇAYLI KEK
- CAZ ile CAZ TAKIMI
- CAZBANT ile CAZBANTÇI
- CAZİB ile/ve/<> MUZİB
- CAZİBE ile CHARMED ile ALIMLI
( CHARM vs. CHARMED vs. CHARMING )
( مفتون کردن ile فريبندگي ile مسحور کردن ile فريفتن ile ربايندگي ile ملاحت ile جادو کردن ile طلسم کرده ile مفتون ile مليح ile دلفريب ile شيوا ile جذاب ile فريبنده ile دلارام ile دلربا ile جاذب ile دلبر ile فريبا ile شيوايي ile جاظب ile دلفريبي ile دلبري ile جذابيت )
( MOFTON KARDAN ile FARYBANDEGY ile MASHUR KARDAN ile FARYFATAN ile RABAYNADEGY ile MOLAHAT ile JADO KARDAN ile TALSAM KARDEH ile MOFTON ile مليح ile دلفريب ile SHYVA ile JOZAB ile FARYBANDEH ile DELARAM ile DALARBA ile JAZEB ile DELBAR ile FARYBA ile شيوايي ile جاظب ile دلفريبي ile دلبري ile JOZABYT )
- CÂZİBE ile NÂMİYE ile HASSÂSE ile MÜDRİKE
- CEZBE/CAZİBE ile/ve TAHRİK
- CAZİBELEŞMEK ile CAZİBELEŞTİRMEK ile CAZİBE ile CAZİBELİ/LİK ile CAZİBESİZ/LİK
- CAZİPLEŞMEK ile CAZİPLEŞTİRMEK ile CAZİPLEŞEBİLMEK ile CAZİPLEŞTİRİLMEK ile CAZİPLEŞTİRİLEBİLMEK ile CAZİP/LİK
- CAZIRDAMAK ile CAZIRDATMAK
- CAZIRTI ile CAZIRTILI ile CAZIRTISIZ
- CBS LİMİT ile/||/<> BASİS SET HATASI
( CBS complete basis sonsuz, BSSE süperpozisyon hatası. )
( Formül: Ekstrapole İLE CP düzeltme )
- CBT ile MBT
- CCD ile/||/<> CMOS
( CCD seri okuma yüksek kalite İLE CMOS paralel hızlı düşük güç. )
( Formül: Charge transfer İLE APS )
- CD (SÜRÜCÜ) ile/||/<>/> DVD (SÜRÜCÜ) ile/||/<>/> BLUE-RAY (SÜRÜCÜ)
( ... İLE/||/<>/> kırmızı lazere maruz kalmaktadır. İLE/||/<>/> Mavi ve mor lazerler kullanılmaktadır. )
( 650 MB ile sınırlıdır. İLE/||/<>/> 4.7 GB ile sınırlıdır. İLE/||/<>/> 5 GB ile 100 GB arasında veri kaydedilebilir. )
- CDK ile/||/<> SİKLİN
( CDK katalitik alt birim İLE siklin düzenleyici. )
( Formül: Kinaz İLE aktivatör )
- CDNA ile/||/<> GENOMİK DNA
( cDNA mRNA kopyası intron yok, genomik tüm DNA. )
( Formül: Coding İLE complete DNA )
- CDW İLE SDW İLE PDW İLE FFLO ile/||/<> EGZOTİK DÜZENLER
( Alışılmadık elektron düzenleri. )
( Formül: Δ(r) ~ cos(Q·r) )
- CE ile/||/<> PAGE
( CE kapiler elektroforez otomasyon İLE PAGE jel manuel. )
( Formül: Kapiler İLE jel )
- CEBÂN[Ar.] ile CEBBÂN[Ar.]
( Korkak. İLE Peynirci. )
- CE'BE[Ar.] ile CEBE[Ar.]
( Göbek bölgesi. İLE Zincirden ya da halkadan örme zırh. )
- CEBE ile/ve/||/<> CEVŞEN
( Tek parça olmayan, kalın meşin savaş giysisi. İLE/VE/||/<> Göğüs ve sırt tarafları ile kolların dirseğe kadar olan ve kolçak denilen bölümleri tek parça çelik levhalardan ve öteki bölümleri örme kafesli çelik telden yapılmış savaş giysisi. | Demir tabakalardan/halkalardan yapılan yensiz savaş giysisi.[Ar. AL-KARKAL] )
- CEBEL ile/||/<> MAÂDÎN
( Dağ. İLE/||/<> Madenler. )
- CEBELLEŞMEK ile CEBE ile CEBEL ile CEBECİ ile CEBELİ
- CEBERÛT[Ar.] ile CİRİYYE[Ar.] ile KİBR[Ar.]
- CEBİN ile CEBİR ile CEBİRSEL ile CEBİ DELİK ile CEBİRSEL DEYİM ile CEBİRSEL İFADE ile CEBİRSEL FORMÜL
- CEBİR ile/||/<> ALGORİTMA
( Cebir ilminin kurulması ve algoritma kavramı )
( Harezmi tarafından 820 yılında keşfedildi/formüle edildi. (780-850) (Ülke: Harezm) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Cebir ve algoritma, Hint rakamları, astronomi tabloları) )
- CEBİR ile CEBİRSEL ile CEBİR DİLİ
( ALGEBRA vs. ALGEBRAIC vs. ALGEBRAIC LANGUAGE )
( جبر ile جبر و مقابله ile جبري ile زبان جبري )
( JABAR ile JABAR VE MOGHABLEH ile JABARY ile ZABAN JABARY )
- CEBİR ile/||/<> GEOMETRİ
( Cebirsel denklemlerin geometrik çözümleri )
( Ömer Hayyam tarafından 1070 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1048-1131) (Ülke: İran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Cebir çalışmaları, takvim reformu, Rubaiyat) )
- CEBÎRE[Ar.] ile CEBÎRE[Ar.]
( Kırık/çıkık olan bir örgene sarılan tahtalar. İLE Halkın bir işe hazırlanması. )
- CEBİRSEL İNŞÂ ile/ve/||/<> GEOMETRİK İNŞÂ
- CEBİR/SEL ile/ve/||/<> ARİTMETİK
- CEBL[Ar.] ile CEBR[Ar.]
( Yoktan yaratma. İLE Zor, zorlama. | Düzeltme, tamir etme. | Matematik, cebir. )
- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )
- CEBR ile/ve/<> RAHMET
- CEBRÂİL/GABRIEL[İng.] ile/ve/<> MİKÂİL/MICHAEL[İng.] ile/ve/<> İSRÂFİL/RAPHAEL[İng.] ile/ve/<> AZRÂİL/AZRAEL[İng.]
( Cebrail'in görevi, haber vermektir, yani ağız. İLE/VE/<> Mikail'in görevi, Doğu'dan Batı'ya, tüm sesleri işitmekmiş, Kulak. İLE/VE/<> İsrafil'in öttürdüğü surlardan biri, kişileri öldürecek, öbürüyse diriltecekmiş, değil mi? Burnumuzdan aldığımız solukla biz de diriliyoruz, kanımızdaki canlılar da. Kapa bakalım birisinin burnunu, ölüyor mu, ölmüyor mu? Burun da, her soluk alış-verişte iki sur öttürüyor. İLE/VE/<> Azrail gözdür. İnsan ölürken, önce gözleri solar. )
( ... İLE/VE/<> Sevgi. | Cazibe. | Vahdetin gölgesi. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Amellerin toplamı. )
( TÂVUS-İ SİDRE: Cebrail aleyhisselâm. )
( KERRÛBİYYÛN: Dört büyük melek. )
( GREŞTA GABET: Dört büyük melek. )
( BÂNG-İ REVÂREV[Fars.]: İsrafil'in üfleyeceği sûrun ikinci derecesi. )
( ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Alıp, saklayan. )
( Epistemelojik. İLE/VE/<> Ontolojik. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Ağız/a. İLE/VE/<> Kulak/a. İLE/VE/<> Dil/e. İLE/VE/<> Göz/e. )
( ... İLE/VE/<> Allah'ın adını taşıyan melek. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )
( NOUS/GABRIEL ile/ve/<> ... ile/ve/<> ... ile/ve/<> ... )
- CEBREN[Ar.] ile CEBRÎ[Ar.]
( [zarf] İLE [sıfat] )
( Zorla, cebr ile. İLE Zorla, zor altında. | Cebirsel. )
- CEBRİ ile CEBRİ YÜRÜYÜŞ
- CEBR/İCBAR/MECBUR ile HÜKÜM[/HÜKM]/MAHKUM
- CEBR-ÜL es-SÂM:
MATEMATİKTE ile/ve/<> MANTIKTA ile/ve/<> ŞİİRDE
( İrrasyonel [sonu olmayan, aşkın] sayı. İLE/VE/<> Açmaz/çıkmaz[paradoks]. İLE/VE/<> Aşk. )
( CEBR: Kök/köken. | SÂM: Duymak/işitmek. )
- ÇEÇ ile ÇEÇE
- CEC-/CECİ-/CECO-/CAEC-/CAECİ-/CAECO- ile/||/<> TYPHL-/TYPHLO-
( Kör, çekumla ilgili. İLE/||/<> Çekumla ilgili, körlükle ilgili. )
- ÇEÇEK ile ÇEÇEK[Çigil]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çiçek. İLE Kızamık ya da çiçek sayrılığına verilen ad. )
- ÇEÇEN ile ÇEÇENCE
- CED/CEDD[Ar.] ile CED'[Ar.]
( Dede, büyükbaba. Annenin/babanın babası. İLE ... )
- CED ile/||/<> ECDÂD ile/||/<> CEDİD
( Dede, ata. İLE/||/<> Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. İLE/||/<> Yeni. )
- CEDDE[Ar. < CEDDÂT] ile/ve/> CEDD[Ar. < ECDÂD]
( Babaanne. İLE/VE Dede, büyük baba. )
- CEDEL ile/değil/yerine/<> BURHAN
( Bir bilginin, yanlışları göstermesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Savını temellendirmek. )
- CEDEL-İ MAHBÛBE ve CEDEL-İ MAZMÛNE ile/ve/||/<>/> CEDEL-İ MAHMÛD ve CEDEL-İ MAZMÛNE
(
Cedel Türleri: Mahmûd – Mezmûm / Mahbûbe – Mazmûne
1. Mahmûd ve Mezmûm Cedel
Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın ya da söylemin amacına ilişkindir. Bu ayrımda ölçüt, tanımın biçimi değil tartışmaya girilme niyetidir.
Mahmûd cedel, hakikati ortaya çıkarmayı hedefler. Kişi, kendi görüşünün yanlış olabileceğini baştan kabul eder. Amaç, galip gelmek değil doğruya yaklaşmaktır. Delil istemek, karşı delili dikkate almak ve gerekirse geri adım atmak, bu türün temel özellikleridir.
Örnekler:
- “Yanılıyor olabilirim. Verileri birlikte inceleyelim.”
- “Eğer söylediğin doğruysa düşüncemi değiştiririm.”
- “Önemli olan, kimin kazandığı değil neyin doğru olduğu.”
Mezmûm cedel, hakikati değil galibiyeti amaçlar. Konu ikincildir; asıl hedef, öteki kişiyi/kişileri susturmak, itibarsızlaştırmak ya da üstünlük kurmaktır. Bu türde otoriteye dayanma, çoğunluğu referans verme, niyet okuma ve kişisel saldırı yaygındır.
Örnekler:
- “Ben, senden büyüğüm. Tartışma bitmiştir.”
- “Bu konuda konuşacak yetkinliğin yok.”
- “Bizi eleştirenlerin niyeti belirli.”
2. Mahbûbe ve Mazmûne Cedel
Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı, tanımın nasıl kurulduğuyla ilgilidir. Burada, niyet değil dilsel sunum biçimi belirleyicidir.
Cedel-i Mahbûbe, açık öncüllere dayanır. Konuşan kişi, hangi varsayımlardan hareket ettiğini gizlemez. Dinleyici, iddianın dayandığı kabulleri açıkça görür.
Örnekler:
- “Adâlet, herkes için önemlidir.”
- “Güvenlik önemlidir; bu yasa gerçekten buna hizmet ediyor mu?”
- “Emeğe saygı değerlidir. Bu davranış, buna uyuyor mu?”
Cedel-i Mazmûne, örtük öncüllerle kurulur. Asıl iddia, doğrudan söylenmez; imâ edilir. Dinleyici, boşlukları kendi doldurmaya yönlendirilir. Bu nedenle, yanlış çıkarıma açık bir yapı taşır.
Örnekler:
- “Bazı kararların kimlere yaradığı açık.”
- “Bu işin sonunun nereye varacağını biliyorsun.”
- “Bazı kişiler, böyle davranır, sonra şaşırır.”
3. Türlerin Birlikte Görünümü
Bu iki ayrım, birbirinden bağımsızdır. Mahbûbe olmak, zorunlu olarak Mahmûd olmak anlamına gelmez; Mazmûne olmak da doğrudan Mezmûm sayılmaz.
-
Mahbûbe + Mahmûd:
Açık öncüllerle, hakikati arayan ideal tartışma biçimi.
Örnek: “Güvenlik önemli; bu yasa, gerçekten buna hizmet ediyor mu?” -
Mahbûbe + Mezmûm:
Tanım açık olsa bile amaç, baskı kurmaktır.
Örnek: “Herkes bunu kabul eder. İtiraz eden, bilgisizdir.” -
Mazmûne + Mahmûd:
Kırıcı olmamak için dolaylı anlatım kullanılır; niyet samimidir.
Örnek: “Bu yaklaşımın uzun vâdeli etkilerini düşünmek gerekir.” -
Mazmûne + Mezmûm:
İmâ yoluyla suçlama ve itibarsızlaştırma yapılır.
Örnek: “Bu yasaya karşı çıkanların niyeti mâlum.”
Sonuç itibarı ile ...
Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın niyetini;
Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı ise tanımın biçimini açıklar.
Bir söylemin sağlıklı ya da sorunlu oluşu,
ne söylendiğinden çok,
nasıl söylendiğiyle ilgilidir.
- CEDELLEŞMEK ile CEDEL
- CEDİ ile CEDİT
- CEDİD MEHMED EFENDİ (KABASAKAL) MEDRESESİ ile/ve ABDURRAHMAN ŞÂMİ (SAHABE) KABRİ
( Yeşil Ev yanındalardır. [Sultanahmet'te] )
( Eski Rıfai Tekkesi de aynı yerde bulunmaktadır. )
( Hürrem Sultan Hamamı da yanındadır. )
- CEDÎD ile BİD'AT
( Yeni. İLE Sonradan ortaya çıkan. )
- CEDVEL ÇEKMEK -ile
( Kenarlara çizgi çekmek. Cedvelkeş, kalemkeş. )
- CEDVEL/HARK[Ar.] ile CETVEL
( Su yolu, su akacak yarık. İLE Ölçüm aracı/tablosu. )
- CEFA ile CEFALI
- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )
- CEFR[Ar.] ile CEFR/CİFR[Ar.]
( Geniş kuyu. İLE Güyâ bilinmezden/gaipten haber veren bir ilim. )
- ÇEĞMELLENMEK ile ÇEĞMEL
- ÇEH[Fars.] ile ÇEH[Fars.]
( Kılıç ve hançer gibi şeylerin kını/kılıfı. İLE Kuyu. )
- CEHADEHU[Ar.] ile CEHADE[Ar.] ile BİHİ[Ar.]
- CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine KİBARLIK
( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )
- CEHÂLET ile/ve CESÂRET
( Cesaret, akıldan gelirse cesârettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir. )
( IGNORANCE vs./and COURAGE )
- CEHÂLET ile İLİM
( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( İlim taliplerine melekler kanatlarını serer. )
- CEHÂLET["CAHÂLET" değil!] ile/ve/yerine/değil İLİM
( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( There is nothing that can help the world more than your putting an end to ignorance. )
( [not] IGNORANCE vs./and/but KNOWLEDGE
KNOWLEDGE instead of IGNORANCE )
- CEHÂLET ile/ve/< KİN
( IGNORANCE vs./and/< HATRED/SPITE/GRUDGE )
- CEHÂLET/CAHİL ile/ve LAUBALİ/LİK
- CEHALET ile/ve/<>/değil OLANAKSIZLIK
- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)
- CEHÂLET ile/ve ŞİRK
- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI
- CEHÂLET ile/ve TEVEKKÜLDEN UZAK OLMAK
- CEHÂLET ile/ve TİCARET
( IGNORANCE vs./and TRADE/COMMERCE )
- CEHÂLET ile UZAK OLMAK
( IGNORANCE vs. TO BE FAR )
( VU MING ile/ve ... )
- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )
( IGNORANCE vs./and OPPRESSION/CRUELTY )
( ... ile/ve ADHARMA )
- CEHÂM[Ar.] ile CEHÂN[Ar.]
( Yağmur vermeyen bulut. İLE Dünya. | Sıçrayan, fırlayan, çabuk hareket eden. )
- CEHD ile/ve/||/<> GAYRET
- CEHENNEM ile FENA HALDE BÜKÜLMÜŞ
( HELL vs. HELL BENT )
( درک ile دوزخ ile هاويه ile جهنم ile سقر ile عالم اسفل ile عالم اموات ile منحرف شده )
( DARK ile DOZKH ile هاويه ile JOHONAM ile SAGHAR ile ALAM ESFEL ile ALAM AMVAT ile MONHERF SHODEH )
- CEHENNEMLEŞMEK ile CEHENNEM/LİK ile CEHENNEMİ ile CEHENNEM TAŞI ile CEHENNEM AZABI ile CEHENNEM HAYATI ile CEHENNEM KÜTÜĞÜ ile CEHENNEM SICAĞI ile CEHENNEM ZEBANİSİ
- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT
( Bir şeyi mutlak olarak bilmemek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek. [Olgu ve olaya uygun olmayan kesin inanç.]
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek fakat bildiğini iddia etmek. ["Bildiğinin" ya da bildiğini varsaydığının, yanlışının, en doğru/kesin olduğunu iddia etmek.]
İLE/||/<>/<
Ötekinin iddiasını/sözünü delilsiz/kanıtsız kabul etmek. )
( ... İLE/VE Tek boyutlu. İLE/VE İki boyutlu. İLE/VE Üç boyutlu. İLE/VE Dört boyutlu. )
( [Felsefe'de] BEBGAİYYE[Ar.]/PSITTACISME[Fr.]: Papağanlık. )
( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )
( TÂC MÂRİFET TÂCIDIR, SANMA GAYRI TÂC OLA
TAKLİT İLE TOK OLAN, HAKİKATTE AC OLA )
(
)
( Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp da anlamamış gibi yapanlar(those who get it do not get it) <> Anlamayanlar(those who do not get it)
-----------------------------------------------------
Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who get it but realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
----------------------------------------------------
Anlamayanlar(those who get it) <> Anlamayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who do not get it and realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
-----------------------------------------------------
Karmakarışık durumda olanlar/hiçbir nasibi ol(a)mayanlar(those who are very confused) )
( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.
O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.
O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.
O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )
- CEHL[Ar.] ile CEHR[Ar.]
( Bilmezlik, cehâlet. İLE Yüksek sesle söyleme. )
( CEHL: Köyde/çölde kaybolmuş deve yavrusu. )
- CEHL[Ar.] ile HUMK[Ar.]
- CEHL-İ BASİT ile CEHL-İ MÜREKKEB
( Bilmediğini bilen. İLE Bilmediğini bilmeyen. )
( Şekk. İLE Eş-şekk. )
( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. )
- CEHL-İ MÜREKKEB ile/ve ECHEL-Ü CÜHELÂ
( Bilmediğini bilmemek. İLE/VE Bilmediği halde bildiğini doğru kabul etmek ve iddia etmek. )
( TECHÎL (ETMEK): Cahile cahilliğini söylemek. )
- CEHR[Ar.] ile I'LÂN[Ar.]
- CEHR[Ar.] ile IZHÂR[Ar.]
- CEHR[Ar.] ile KEŞF[Ar.]
- CEHRE[< Fars.] ile ÇEHRE[< Fars.]
( Pamuk, yün gibi şeyleri eğirip iplik durumuna getirmeye yarayan araç, iğ. İLE Yüz. | Görünüş. | Somurtkanlık. )
- ÇEHRE ile ÇEHRECE ile ÇEHRELİ ile ÇEHRE ZÜĞÜRDÜ
- ÇEHRE[Fars. ÇİHRE] ile/ve/||/<> ÇEVRE
- CEHRÎ -ile
( AÇIKTAN YA DA YÜKSEK SESLE YAPILAN )
- ÇEKÇE ile ÇEKÇEK
- ÇEKEK ile ÇEÇGE ile ÇEK ÇUK ile ÇEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çekiç. İLE Dokumacı tarağı. İLE Ivır zıvır, eski eşya. İLE . Çizgili kumaşa[bürd] benzeyen bir pamuklu dokuma.[Atkı, şal gibi şeylerin yapımında kullanılır.] )
- ÇEKELEMEK ile ÇEK ile ÇEKİ ile ÇEKİCİ/LİK ile ÇEK VALF ile ÇEK VANA
- LIXIVIATION, LESSIVAGE, LIXIVITION[Fr.] ile/değil/yerine/= ČEKEME, VYKAMA VE ÇUŽİTLEME
- ÇEKEMEME ile ÇEKEMEMEZLİK
- ÇEKEMEMEK ile ÇEKEM
- HOOD[İng.] / SCHUTZHAUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKEROCAK
- CEKET ile CEKETLİ ile CEKETSİZ
- CEKET ile CEPKEN
( ... İLE Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş, bir tür kısa, yakasız, üst giysisi. )
- JACKET[İng.] / CHEMISE[Fr.] ile/değil/yerine/= CEKET
- CEKET ile JAKETATAY[Fr.]
( ... İLE Resmi ziyaret ve davetlerde, erkeklerin giydikleri arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. )
- CEKET ile KRUVAZE[Fr. < CROISE]
( ... İLE Ön parçaları, birbiri üzerine gelecek biçimde yapılan ceket, yelek. )
- ÇEKİ ile ÇEKER
( Tartı. | 250 kg.'a eşit olan, odun, kireç gibi ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü. | Üzüntü, sıkıntı. İLE Bir tartma aygıtının kaldırabildiği ağırlık miktarı. )
- ÇEKİÇ (KEMİĞİ) ile/ve ÖRS (KEMİĞİ) ile/ve ÜZENGİ (KEMİĞİ) ile/ve ORTA KULAK KEMİKLERİ
( AZM-İ MITRAKA ile/ve AZM-İ SENEDÂNÎ ile/ve AZM-İ RİKÂBÎ ile/ve ... )
( 
)
(
)
( MALLEUS vs./and ANVIL/INCUS vs./and STIRRUP/STIR BONE/STAPES vs./and OSSICLE )
- ÇEKİÇ ile BALYOZ/VARYOS[Yun./Lat.]
( Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti. | Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle. İLE Taş kırma, kazık çakma, duvar yıkma vb. işlerde kullanılan, iki ucu az keskin, çok iri, ağır çekiç. )
- ÇEKİÇ ile BARDA
( ... İLE Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. | Fıçıcı keseri. )
- ÇEKİÇ ile DİŞEĞİ
( ... İLE Taşları yontmak için kullanılan, dişli bir çekiç. )
- ÇEKİÇ ile ŞAHMERDÂN[Fars.]
( ... İLE Vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine. | Bir yapının, temel kazıklarını çakmakta kullanılan bir çeşit araç. | Çok ağır bir çeşit tokmak ya da çekiç. )
- ÇEKİÇ ile/ve/değil/||/<> TOKMAK
- ÇEKİCİ ile TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNAN KİŞİ ile ÇEKİCİ
( APPEAL vs. APPEALLEE vs. APPEALLING )
( فرجام ile استيناف ile جذابيت ile پژوهش خوانده ile پژوهش خواهي )
( FARJAM ile ESTYNAF ile JOZABYT ile PAJOOSH KHANDEH ile PAJOOSH KHAHY )
- HAMMERMÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİČKİ KŘİVCİ
- ÇEKİÇLEMEK ile ÇEKİÇLENMEK ile ÇEKİÇLETMEK ile ÇEKİÇLENEBİLMEK ile ÇEKİÇLETEBİLMEK ile ÇEKİÇLEYEBİLMEK ile ÇEKİÇ ile ÇEKİÇ ATMA ile ÇEKİÇ KEMİĞİ ile ÇEKİÇ MAKİNESİ
- HAMMER MILL[İng.] / BROYEUR À MARTEAUX[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİÇLİ KIRICI
- ÇEKİG ile ÇEKİK/ÇÜPEK ile ÇEKİK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir yazıdaki yardımcı imler. İLE Küçük erkek çocuğunun eşeysel örgeni, pipi. İLE Serçeye benzer benekli bir kuş.[Kayalık yerlerde yaşar.] )
- ÇEKİK/LİK ile ÇEKİKÇE ile ÇEKİK GÖZ ile ÇEKİK GÖZLÜ/LÜK
- TENSILE STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKİLEBİLME
- ÇEKİLGİ/İNZİVA ile/ve/değil/yerine/||/<> OYALANMA
- ÇEKİLİŞ ile/değil ÇEKİM
- ÇEKİLMEK ile ÇEKİLEBİLMEK ile ÇEKİLİVERMEK
- ÇEKİM / ÇEKİM KUVVETİ ile/||/<> ÇEKİM KÜTLESİ / KÜTLE
( Nesnelerin çekim(gravitasyon), elektrik, manyetik ve nükleer nitelikli güçlerle birbirini çekmesi. )
( ATTRACTiON VS. MASS )
( L'ATTRACTiON AVEC LA MASSE )
( ANZiEHUNG MiT MASSE )
( CâZiBE iLE KüTLE )
- ÇEKİM GÜCÜ ile/ve/||/<> ELEKTROMANYETİK GÜÇ
( Kütleler arasındaki çekim gücü. İLE/VE/||/<> Elektrik yükleri ve manyetik alanlar arasındaki güç. )
- CÂZİBE[Osm.] / ATTRACTION[İng.] / ATTRACTION[Fr.] / ANZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİM
- ÇEKİM ile ÇEKİM EKİ
( NFLECTION vs. INFLECTIONAL AFFIX )
- ÇEKİM ile/ve/<> GEREKSİNİM
- ÇEKİM ile/ve/||/<> İTİM
( Göksel/semâvî. İLE/VE/||/<> Yersel/arzî. )
- ÇEKİM ile/ve YANILSAMA
- ÇEKİMLEMEK ile ÇEKİMLENMEK ile ÇEKİMLENEBİLMEK ile ÇEKİMLEYEBİLMEK ile ÇEKİM ile ÇEKİMCİ ile ÇEKİMLİ ile ÇEKİMSİZ/LİK ile ÇEKİM EKİ ile ÇEKİMLİ FİİL ile ÇEKİM SENARYOSU
- ÇEKİMSEL BİÇİMBİLİM ile ÇEKİMSEL BİÇİMBİRİM
( INFLECTIONAL MORPHOLOGY vs. INFLECTIONAL MORPHEME )
- ÇEKİMSER KALMAK ile ÇEKİMSER
( ABSTAIN vs. ABSTAINING )
( خودداري کردن ile نکول کردن ile پرهيز ile ممتنع )
( KHODDARY KARDAN ile NEKOL KARDAN ile PAREHYZ ile MOMTAN )
- ÇEKİMSER ile/değil ÇEKİNGEN/SINGIN
( ABSTAINER vs. TIMID )
- ÇEKİMSER/LİK ile ÇEKİMSERCE
- ÇEKİMSER/LİK ile/ve/||/<> KAÇINGAN/LIK
- ÇEKİMSER/LİK ile/ve/değil/||/<>/< UYUMLU/LUK
- ÇEKİNCE ile/ve/||/<>/< BELİRSİZLİK
- ÇEKİNCE ile SAKINCA
( DRAWBACK vs. INCONVENIENCE )
- ÇEKİNCE ile/değil/yerine SAYGI
( [not] AVOID vs./but RESPECT
RESPECT instead of AVOID )
- ÇEKİNCE ile SIKINTI
- ÇEKİNGEN UÇUŞ/SHY PILOTING ile/ve/ne yazık ki/||/>< GEVŞEK UÇUŞ/OVER PILOTING
- ÇEKİNGEN ile ÇEKİNİK ile ÇEKKİN
( Herşeyden çekinme huy olan, ürkek, sıkılgan. İLE Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan soyaçekim nitelikleri için kullanılır. [ÇEKİNİK GEN] İLE Elini çekmiş, ilgisiz. )
- ÇEKİNGENLEŞMEK ile ÇEKİNGENLEŞTİRMEK ile ÇEKİNGENLEŞEBİLMEK ile ÇEKİNGEN/LİK ile ÇEKİNGENCE
- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK
- ÇEKİNGEN/LİK ile İÇE KAPANIK/LIK
- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MESAFELİ/LİK
- ÇEKİNİLMESİ GEREKEN:
SALDIRGAN/LIK ile/ve/||/<>/> ŞIMARIK/LIK
( [Çekinilmesi gereken ...]
İyi birinin aç kaldığındaki saldırganlığı. İLE/VE/||/<>/>Kötü birinin doyduğundaki şımarıklığından. )
- ÇEKİNME ile EMPATİ
( ABSTAIN vs. EMPATHY )
- ÇEKİNME ile/ve/değil/||/<> NEZÂKET
- ÇEKİNMEK ile ÇEKİLMEK
( TO AVOID vs. TO RETREAT )
- ÇEKİNMEK ile ÇEKİNİLMEK ile ÇEKİNDİRMEK ile ÇEKİNEBİLMEK ile ÇEKİNCE ile ÇEKİNCELİ ile ÇEKİNCESİZ
- ÇEKİNMEK ile SAKINMAK
( AVOID vs. TO PROTECT )
- ÇEKİP GİTMEK ile/ve/||/<> ÇIKIP GİTMEK
- BINDING ENERGY[İng.] / BAND D'ÉNERGIE, ÉNERGIE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSENERGIE, ZUSAMMENHANGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BAĞLAMA/BAĞLANMA ENERJİSİ, BAĞLAMA ENERJİSİ
- ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ ENGELİ / BÖLÜNME ENGELİ ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ REAKTÖRÜ / NÜKLEER REAKTÖR ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ ÜRÜNLERİ / BİRİNCİL BÖLÜNME ÜRÜNLERİ ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ VERİMİ ile/||/<> ÇEKİRDEK DÖNÜŞÜMÜ / GEÇİŞ ile/||/<> ÇEKİRDEK ENGELİ ile/||/<> ÇEKİRDEK FİZİĞİ ile/||/<> ÇEKİRDEK GERİ TEPMESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK İNDÜKSİYONU ile/||/<> ÇEKİRDEK İZOMERİ / İZOMER ile/||/<> ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI ile/||/<> ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI NOKTASI ile/||/<> ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI REAKTÖRÜ / KAYNAŞMA REAKTÖRÜ ile/||/<> ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI YAKITI / KAYNAŞMA YAKITI ile/||/<> ÇEKİRDEK KUTUPLANMASI ile/||/<> ÇEKİRDEK KUVVETLERİ ile/||/<> ÇEKİRDEK KÜTLESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK LAZERİ ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETİK MOMENTİ ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETİK REZONANSI[ÇMR] ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETİK REZONANS SPEKTROMETRESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETİK REZONANS TOMOGRAFİSİ ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETOMETRESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK MANYETONU ile/||/<> ÇEKİRDEK MODELLERİ (SIVI DAMLASI | KABUK | ORTAK) ile/||/<> ÇEKİRDEK PARÇALANMASI ile/||/<> ÇEKİRDEK PİLİ ile/||/<> ÇEKİRDEK POTANSİYEL ENERJİSİ ile/||/<> ÇEKİRDEK POTANSİYELİ / COULOMB ENGELİ ile/||/<> ÇEKİRDEK REZONANSI ile/||/<> ÇEKİRDEK REZONANS MANYETOMETRESİ / ÇEKİRDEK MANYETOMETRESİÇEKİRDEK SPİNİ ile/||/<> ÇEKİRDEK TABAN DURUMU / ÇEKİRDEK TABAN ENERJİ DURUMU ile/||/<> ÇEKİRDEK TABAN ENERJİ DURUMU ile/||/<> ÇEKİRDEK TEPKİMESİ ile/||/<> ÇEKİRDEK ETKİ KESİTİ / ETKİ KESİTİ / ÇEKİRDEK TESİR KESİTİ / TESİR KESİTİ ile/||/<> ÇEKİRDEK YARIÇAPI ile/||/<> ÇEKİRDEK YOĞUNLUĞU ile/||/<> ÇEKİRDEK YÜKÜ ile/||/<> ÇEKİRDEK ZİNCİR TEPKİMESİ / ZİNCİR TEPKİMESİ
- FISSION NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ
- DÉSINTÉGRATION NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BOZUNMASI
- NUCLEAR SPIN[İng.] / SPIN NUCLÉAIRE, ROTATION DU NOYAU[Fr.] / KERNSPIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DÖNÜSÜ/SPİNİ
- NUCLEAR QUADRUPOLE RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE QUADRIPOLAIRE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DÖRTUCAY REZONANSI
- NUCLEAR RELAXATION[İng.] / RELAXATION NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DURULMASI
- BARRIÈRE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK ENGELİ
- NUCLEAR PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK FİZİĞİ
- ÇEKİRDEK FÜZYONU ile/>< ÇEKİRDEK FİSYONU
( Hafif atom çekirdeklerinin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturması. İLE/>< Ağır bir atom çekirdeğinin bölünerek daha hafif çekirdekler oluşturması. )
( Füzyon tepkimeleri, büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve güneşte gerçekleşen tepkimelerdir. [iki hidrojen atomunun birleşerek bir helyum atomu oluşturması.] İLE/>< Fisyon tepkimeleri de büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve nükleer reaktörlerde kullanılır. [uranyum-235 çekirdeğinin nötronlarla bombardıman edilerek iki daha hafif çekirdeğe ve nötronlara bölünmesi] )
( NUCLEAR FUSION VS./>< NUCLEAR FISSION )
(1996'dan beri)