ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.796 başlık/FaRk ile birlikte,
71.796 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(288/289)
- ZIRH ile KALKAN
- ZIRH ile/||/<> YANÇAK
( ... İLE/VE/||/<> Atın yanlarına bağlanan zırh. )
- ZIRH ile ZIRH DELİCİ ile ZIRH KAPLAMALI ile ZIRHLI ile ZIRHLI KUVVET ile ZIRHLI ARAÇ ile ZIRHÇI
( ARMOR vs. ARMOR PIERCING vs. ARMOR PLATED vs. ARMORED vs. ARMORED FORCE vs. ARMORED VEHICLE vs. ARMORER )
( جوشن ile زره شکن ile زره دار ile زره پوش ile زرهي ile نيروي زرهي ile زرهپوش ile نگهبان اسلحه ile زراد )
( JOOSHEN ile ZAREH SHKAN ile ZAREH DAR ile ZAREH PUSH ile ZAREHY ile NEYROY ZAREHY ile ZAREAPUSH ile NAGEIBAN ESLEHEH ile زراد )
- ZIRHLANMAK ile ZIRHLANDIRMAK ile ZIRH ile ZIRHLI ile ZIR ZIR ile ZIRHSIZ ile ZIRT FIRT ile ZIRT PIRT ile ZIRT ZIRT ile ZIRHLI GÜÇ ile ZIRHLI ARAÇ ile ZIRHLI BALIK ile ZIRHLI YAYIN ile ZIRHLI BİRLİK ile ZIRHLI KUVVET ile ZIRHLI BAŞLILAR
- ZIRILDAMAK ile ZIRILDANMAK
- ZİRKON[Fr.] ile ZİRKONYUM[Fr. < Lat.]
( Zirkonyum'un doğal durumda bulunan en önemli bileşiği. Renkszi, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan, doğal ve saydam, değerli taş. | Ergime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum bileşiği. ZrO2 İLE Atom sayısı 40, atom ağırlığı 91,22, yoğunluğu 6.25 olan, siyah toz biçiminde bir öğe. Simgesi: Zr )
- OXYDE DE ZIRCONIUM PUR[Fr.] / BADDELEYIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİRKONYUM OKSİT
- ZİRKONYUM ile/ve/<> HAFNİYUM[< HOFNIA: Kopenhag kentinin önceki adı]
( Atom numarası 40, atomik ağırlığı 91.22, ergime sıcaklığı 1852 °C, kaynama sıcaklığı 4377 °C, yoğunluğu 6.5 g/cm³, kütle numarası87-97 arasında izotopları bulunan, beta ve gama yayınlayan, 63 gün yarılanma süreli, 95 kütle numaralı izotoplu [Zr95] petrol boru hatlarında, izleyici olarak kullanılan, ısıl [0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı] nötronlar için soğurma etki kesiti çok düşük [185mb], saçılma etki kesiti büyük [6.4b] olduğundan, reaktörlerde yakıt kılıfı [zarfı] malzemelerinde yavaşlatıcı olarak kullanılan ve suda çözünmeyen, derişik asitlerde çözünen, cevherlerinde hafniyumla birlikte bulunan, beyazımtrak-gri metal. [Simgesi: Zr]
İLE/VE/<>
Atom numarası 72, atomik ağırlığı 178.49, kütle numarası 166-184 arasında izotopları bulunan, ancak 176 [%5.21], 177 [%18.56], 178 [%27.1] kütle numaralı izotopları tam kararlı, 179 [%13.75] ve 180 [%35.22] kütle numaralı izotopları da iç dönüşümlerde kararlı duruma geçen, ergime sıcaklığı 2231 °C, kaynama noktası 4602 °C, yoğunluğu 13.3 g/cm³ olan, ısıl [0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı] nötronlar için soğurma etki kesiti yüksek [102b], saçılma etki kesiti küçük [8b] olduğundan, reaktör denetim çubuklarında kullanılan, doğada zirkonyum cevheriyle birlikte bulunan ve ona çok benzeyen, beyaz metalik öğe. [Simgesi: Hf] )
- ZIRCONIUM[İng.] / ZIRCONIUM[Fr.] / ZIRKONYUM, ZIRKONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİRKONYUM
- ZIRLAMAK ile ZIRLATMAK ile ZIRLAK
- ZIRNIK/ZIRNÎH[Fars.] ile ...
( Sıçanotu, arsenik madeni ile kükürt karışımı bir madde. | Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası. )
- ZIRT ile/değil/yerine/>< SIRT
- ZIRTAPOZ/LUK ile ZIRTAPOZCA
- ZIRT-FIRT ile ZIRT-PIRT ile ZIRT-ZIRT
- ZIRVA ile ZIRVA[Fars. < ZİRE-BÂ] ile/değil/yerine/>< ZİRVE/DORUK
( Zirvelerin, zırvalar ile işi olmaz. )
( Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz. İLE Nohut ve çeşitli meyveler yapılan bir tür yemek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dağın/tepenin en üst noktası. | Bir işte ulaşılan en üst aşama. )
- ZIRVA/LAMAK ile SAÇMA/LAMAK
( TO TALK NONSENSE/ROT vs. TO BULLSHIT )
- ZIRVALAMAK ile ZIRVA
- ZİRVE ile SON SINIR
- ZİRVE ile ZIRVA
( Zirveler, zırvalarla yıkılmaz. )
- ZİRVE ile ZİRVE KONFERANSI ile ZİRVE TOPLANTISI
- ZİRVE-İ HÎÇ ile ZİRVE-İ ASLÎYE
- ZİRZOPLAŞMAK ile ZİRZOP/LUK ile ZİRZOPÇA
- Zİ-ŞÂN[Ar.] ile Zİ-ŞÂN[Ar.]
( Onurlu/şerefli. İLE Bir çeşit lâle. )
- ZIT ile/değil İHTİLÂF
( [not] OPPOSITE vs./but CONFLICT )
- ZIT ile/yerine/değil ÖBÜR UC
- ZIT ile/yerine/değil ÖBÜR/ÖTEKİ UC
( [not] OPPOSITE vs./but OTHER TIP
OTHER TIP instead of OPPOSITE )
- ZIT ile ZIT KUTUP ile ZIT ANLAMLI/LIK
- ZITLAR ile/değil/yerine FARKLAR
( Zıtlar vardır fakat zıtlık yoktur. )
( Zıtları, birbirinden farklı ve ayrı haller olarak düşünürüz. Değillerdir. )
( Zihnin ötesinde, tüm farklar biter. )
( Fark gözetmeyin ve ayrılmaz olanı ayırmayın. )
( There are opposites, but no opposition.
You imagine that they are distinct and separate states. They are not.
Beyond the mind all distinctions cease.
Make no distinction, don't separate the inseparable. )
( DIDD ile/değil/yerine FURKAN )
( ÂHŞÎG/ÂN ile/değil/yerine ... )
( [not] CONTRARIES/ANTONYMS vs./but DIFFERENCES
DIFFERENCES instead of CONTRARIES/ANTONYMS )
- ZITLARIN BİRLİĞİ ile PARADOKSLARIN BİRLİĞİ
- [ne yazık ki]
"ZITLAŞMA" ile/ve/değil İNATLAŞMA
- ZIT/LIK ile/değil İKİ/LİK
( [not] ANTONYM vs./but DICHOTOMY )
- ZITLIK ile İKİLİK
( CONTRARINESS vs. DICHOTOMY/DUALITY )
- ZIT/LIK ile/değil İKİ/LİK
- ZIT/LIK ile OLUMSUZ/LUK
( CONTRARINESS vs. NEGATIVE/NESS )
- ZITLIK ile/değil SORUNSALLIK
- ZIT/LIK ile/ve/değil/yerine TAMAMLAYICI/LIK / TAMAMLAYICI/LAR
( [not] ANTONYM vs./and/but COMPLEMENTARY
COMPLEMENTARY instead of ANTONYM )
- ZIVANA ile/||/<> ZIVANALI ile/||/<> ZIVANASIZ ile/||/<> ZIVANALI VİDA
- ZİYÂ[Ar.] ile/ve/||/<>/> NUR[Ar.] ile/ve/||/<>/> ŞUA ile/ve/||/<>/> TAYF
( Güneşin ışığı. İLE/VE/||/<>/> Ayın ışığı. İLE/VE/||/<>/> Devinen ışık. İLE/VE/||/<>/> Güneşin yoğunlaşan ışığı.[Bulutun arasından bir boru gibi düşen ışık.] )
( Celâl. İLE/VE/||/<>/> Celâl ve cemâl. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... )
- ZIYA'/ZIYÂ'[Ar. < ZAY] ile ZIYA'[Ar.]
( Tarlalar, küçük çiftlikler. İLE Kayıp, yitim, kaybolma. )
- ZİYA ile ZİYAN ile ZİYALI ile ZİYASIZ/LIK ile ZİYANSIZ
- ZİYÂDE[Ar.] ile/ve/||/<>/> BEREKETLİ[Ar.]
- ZİYÂDE[Ar.] ile NEMÂ[Ar.]
- ZİYADELEŞMEK ile ZİYADELEŞTİRMEK ile ZİYADE
- ZÎYÂFET[Ar.] ile ZÎYÂFET[Ar.]
( Değişik ve karışık olma. İLE Konuk kabul etme. | Konuğa yedirip içirme, şölen. )
- ZİYAN ile/değil/yerine/>< EHLİYET/EHİL
( Ehline denk gelmeyen hizmetler[/işler, kişiler, konular/sorunlar, araçlar/nesneler], ziyan olur. )
- ZİYAN ile İSRAF
- ZİYARET:
"BASKIN" ile/değil SÜRPRİZ
- ZİYÂRET[Ar.] ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET[Ar.]
- ZİYARET ile ZİYARETÇİ/LİK ile ZİYARET YERİ
- ZİYARETÇİ ile KONUK/MİSAFİR[< Ar. MÜSÂFİR(< SEFER/SEYAHAT EDEN):
Yolculuk ve yolculuk eden. | ZAYF[çoğ. ZÎFÂN, ZUYÛF]
- ZİYARETİN, "KISA"SI MAKBULDÜR ile/ve/değil/||/<>/< ZİYARETİN, "KISAS"I[KARŞILIKLI OLANI] MAKBULDÜR
- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] ile ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.]
( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )
- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] ile ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.] ile ...
( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )
- ZN-FE2+ (İNDİRGEME POTANSİYELİ) ile STANDART ELEKTROT POTANSİYELİ
( Çinko ve Demir(II) iyonları arasındaki redoks potansiyel farkı. İLE Bir standart hidrojen elektrotla karşılaştırıldığında yarı hücre potansiyeli. )
- ZODYAK ile ...
( Kümelenmiş sabit yıldızlar. )
- ZŌĒ[Yun.] ile/ve/||/<> BIOS[Yun.] ile/ve/||/<> VIVERE[Lat.] ile/ve/||/<> SI VIVERE[Lat.]
(
| Ölçüt | ZŌĒ (Yun.) | BIOS (Yun.) | VIVERE (Lat.) | SI VIVERE (Lat.) |
|---|---|---|---|---|
| Temel Anlam | Canlılık, yaşam gücü | Belirli yaşam biçimi | Yaşamak | Kendisi olarak yaşamak |
| Yaşam Türü | Biyolojik yaşam | Toplumsal / etik yaşam | Yaşam eylemi | Bilinçli yaşam tarzı |
| Bilinç | Gerekli değil | Gerekli | Gerekli değil | Zorunlu |
| Özne | Tüm dirimliler | İnsan/kişi (politik özne) | Dirimli | Kendilik bilinci olan birey |
| Düzlem | Doğal | Etik–politik | Dirimsel / olgusal | Aktöresel / varoluşsal |
| Değer Boyutu | Yok | Var | Yok | Güçlü biçimde var |
| Felsefî Karşılığı | Salt yaşam | Yaşam biçimi | Yaşamın gerçekleşmesi | Yaşamın özüyle uyumu |
| Birbiriyle İlişki | Yaşamın ham durum | Zōē’nin biçimlenmiş durumu | Zōē’ye denk düşer | Bios’a yakın bir etik duruş |
| Yaygın Yanlış Anlama | "İnsan yaşamı" sanılması | Dirimsel yaşam sanılması | İyi yaşamla karıştırılması | Bireycilik sanılması |
- ZOLOTA ile ...
( Osmanlı zamanında geçerli olan Leh parası. )
- ZOM ile ZUM(< ZOOM)
( Sarhoş. | Olgun olan kişi. İLE Odaklanma. )
- ZOMBİ ile FELSEFÎ ZOMBİ
- ZOMBİLEŞMEK ile ZOMBİ/LİK
- ZONA ile/||/<> SUÇİÇEĞİ/KUŞAKÇA
( Varicella-zoster virüsünün neden olduğu, ağrılı deri döküntüleri. İLE/||/<> Aynı virüsün neden olduğu, çocukluk çağında görülen ve kaşıntılı döküntüler ile ilişkili bir bulaş. )
- ZONK ile ...
- ZONKLAMAK ile ZONKLATMAK ile ZONK
- ZONTA[Yun.] ile ZORBA[Fars. < ZORBAZ]
( Kaba ve kültürsüz kişi. İLE Güç gösterisi yapan, ağırlık kaldıran sporcu. )
- ZOR ANLATMAK ile/değil/yerine ANLATMAKTA GÜÇLÜK ÇEKMEK
- ZOR ile "AĞIR"
- ZOR ile/ve/değil/||/<>/< AYRINTILI
- ZOR ile/ve/değil/yerine DÜŞÜK OLASILIKLI
( İSTİBAT: Olmasını uzak görme, olasılık vermeme. )
- ZOR ile/ve/değil/||/<>/< KAPSAMLI
- ZOR ile OLANAKSIZ
( DIFFICULT vs. IMPOSSIBLE )
- ZOR ile/ve PİS
- ZOR ile SERT VE HIZLI ile SERT ISIRILMIŞ ile HAŞLANMIŞ ile BASILI KOPYA ile SERT EL ile SERT KAFA ile SERT AKÇAAĞAÇ ile ZOR SATIŞ ile SERT SET ile SERT KABUK ile SİNDİRİMİ ZOR ile ERİMESİ ZOR ile MONTAJI ZOR ile MEMNUN ETMEK ZOR ile DONANIM ile SERT KABLOLU ile ÇALIŞKAN ile SERTLEŞMEK ile ZORLU ile SERTLİK ile ZOR İŞ ile ZORLUK ile ZORLUKLAR
( HARD vs. HARD AND FAST vs. HARD BITTEN vs. HARD BOILED vs. HARD COPY vs. HARD HANDED vs. HARD HEAD vs. HARD MAPLE vs. HARD SELL vs. HARD SET vs. HARD SHELL vs. HARD TO DIGEST vs. HARD TO MELT vs. HARD TO MOUNT vs. HARD TO PLEASE vs. HARD WARE vs. HARD WIRED vs. HARD WORKING vs. HARDEN vs. HARDLY vs. HARDNESS vs. HARDSCRABBLE vs. HARDSHIP vs. HARDSHIPS )
( صلب ile صعب ile زمخت ile دشوار ile سنگ آسا ile دج ile شاق ile مشکل ile شاقه ile سخت گير ile سفت ile شداد ile سخت ile لازم الاجراء ile سرسخت وخشن ile سفت پز ile نسخه ملموس ile شاخ جنگي ile قند افرا ile زور چپاني ile منقبض شده ile سفت شده ile کاسه دار ile ديرهضم ile ديرگداز ile بدرکاب ile نازک نارنگي ile مشکل پسند ile فلز آلات ile سخت افزاري ile زحمت کش ile سختکوش ile محکم شدن ile بادوام نمودن ile سفت کردن ile مشکل کردن ile ماسيدن ile سخت شدن ile سخت کردن ile بسختي ile صلابت ile سختي ile سفتي ile صعوبت ile سخت مشغول ile مرارت ile عسرت ile دشواري ile مشقت ile مصيبت ile تعب ile تنگي ile محنت ile ذلت ile شدائد )
( SALAB ile SAB ile ZAMKHT ile DASHVAR ile SANG ASA ile DEJ ile SHAGH ile MOSHEKL ile SHAGHEH ile SOKHT GYR ile SOFT ile SHODAD ile SOKHT ile LAZM OLEJRA ile SARSOKHT VAKHSHEN ile SOFT PEZ ile NASKHEH MALMOS ile SHAKH JANGY ile GHAND AFRA ile ZUR CHPANY ile MONAGHABZ SHODEH ile SOFT SHODEH ile KASEH DAR ile DYRAYAZM ile DYRAGDAZ ile بدرکاب ile NAZAK NARANGY ile مشکل پسند ile FELZ ALAT ile SOKHT AFZARY ile ZAHMAT KESH ile SOKHTAKOOSH ile MOHKAM SHODAN ile BADVAM NEMUDAN ile SOFT KARDAN ile MOSHEKL KARDAN ile ماسيدن ile SOKHT SHODAN ile SOKHT KARDAN ile BASKHTY ile SALABAT ile SOKHTY ile SOFTY ile SOUBAT ile SOKHT MOSHGHUL ile MARART ile ASARAT ile DASHVARY ile MOSHGHT ile MOSYBAT ile تعب ile TANGY ile محنت ile ZALAT ile SHODAED )
- ZOR ile/ve/değil/yerine SORUNLU
( [not] DIFFICULT vs./and/but PROBLEMATIC
PROBLEMATIC instead of DIFFICULT )
- ZOR ile ZOR ALIM ile ZOR BELA ile ZORU ZORUNA
- ZOR ile ZOR DEĞİL
( DIFFICULT vs. NOT DIFFICULT )
- ZOR ile ZOR GÖREV ile TEDAVİSİ ZOR ile ANLAŞILMASI ZOR ile ZORLUKLAR ile ZORLUK
( DIFFICULT vs. DIFFICULT TASK vs. DIFFICULT TO TREAT vs. DIFFICULT TO UNDERSTAND vs. DIFFICULTIES vs. DIFFICULTY )
( مشکل ile صعب ile پر زحمت ile سخت ile پرزحمت ile غامض ile معضل ile متعذر ile شاقه ile شاق ile سخت گير ile گرفتگير ile دشوار ile شق القمر ile صعبالعلاج ile صعبالادراک ile موانع ile مشکلات ile دشواري ile گرفتگيري ile گرفتاري ile عقده ile صعوبت ile مضيقه ile محظور ile اشکال ile مشقت ile پاپوش ile سختي )
( MOSHEKL ile SAB ile PAR ZAHMAT ile SOKHT ile PARZAHMAT ile GHAMEZ ile MOAZOL ile MOTAZAR ile SHAGHEH ile SHAGH ile SOKHT GYR ile GARAFTAGYR ile DASHVAR ile شق القمر ile SABALELAJ ile صعبالادراک ile MOVANE ile MOSHEKLAT ile DASHVARY ile GARAFTAGYRY ile GARAFTARY ile AGHODEH ile SOUBAT ile MOZYGHEH ile محظور ile ESHKAL ile MOSHGHT ile PAPUSH ile SOKHTY )
- ZOR ile/ve ZORLA(N)MA!
( İse sev! İLE/VE Sevmiyorsa.
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )
- ZORA DAYANAMAYAN/LAR ile/>< ÖDÜLE "DAYANAMAYAN/LAR"
- [ne yazık ki]
ZORA GELEMEMEK ile/ve/değil/||/<>/< "KONFOR"
- [ne yazık ki]
ZORA KOŞMA ile/ve/||/<> "YOKUŞA SÜRME"
- ZORBA[Fars. < ZURBÂZ] ile/ve/||/<> ZALİM[Ar.]
( Gücüne güvenerek buyruğu altında bulunanlara söz hakkı ve davranış olanağı tanımayan "kişi". İLE/VE/||/<> Acımasız ve haksız davranan, zulmeden. )
- [ne yazık ki]
ZORBALIK ile/ve/değil/<>/> AKRAN ZORBALIĞI
- ZORBA/LIK ile ZORBACA
- ZORGU ile ZORGULU
- ZWANGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZORLAMA KUVVETİ
- ZORLAMA ile/ve/değil/||/<> ABARTI
- ZORLAMA ile/ve/değil/||/<> AŞIRILIK
- ZORLAMA ile/değil İNCELİK
- ZORLAMA ile KANIRTMA
( COMPULSION vs. TO BEND, TO FORCE BACK )
- ZORLAMA(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNERİDE/TEKLİFTE CİDDİYETİ VURGULAMA/PEKİŞTİRME
- ZORLAMA ile ZORBALIK
- ZORLAMA ile ZORLAMASIZ
- ZORLAMA ile/ve/değil/< ZORUNDA BIRAKMA
- ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )
- ZWANG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZORLAMA
- ZORLAMAK ile/ve/||/<> HIRPALAMAK
- ZORLAMAK ile İCRA ile UYGULAYICI
( ENFORCE vs. ENFORCEMENT vs. ENFORCER )
( مجري داشتن ile اجرا ile اعمال کننده )
( MOJRY DASHTAN ile EJRA ile EMAL KONANDEH )
- ZORLAMAK ile/ve/değil/||/<>/< KOŞUL
- ZORLAMAK ile MECBUR
( COMPEL vs. COMPELLED )
( ملتزم کردن ile ناچار )
( MOLTZAM KARDAN ile NACHAR )
- ZORLAMAK ile SIKIŞTIRMAK
- ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"
- ZORLAMAK ile ZORLAMA ile ZORLA
( COERCE vs. COERCION vs. COERCIVELY )
( ناگزير کردن ile اجبار ile اخذ بزور ile عنف ile عنفا )
( NAGZYR KARDAN ile EJBAR ile AKHZ BOZOOR ile ONF ile عنفا )
- ZORLAMAK ile ZORLANMAK ile ZORLAŞMAK ile ZORLAŞTIRMAK ile ZORLAYABİLMEK ile ZORLA
- ZORLAMAK ile/ve/||/<>/> ZORTLAMAK
- ZORLANARAK ile/değil ZORLAYARAK
- ZORLANMA ile SIKINTI
- ZWANGSSTÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZORLANMIŞ BOZUNUM
- FORCED CONVECTION[İng.] / CONVECTION FORCÉE[Fr.] / ERZWUNGENE KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZORLANMIŞ TAŞINIM/KONVEKSİYON
- ZWANGSSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZORLANMIŞ TİTREŞİM
- ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK
- ZORLAYIŞ ile ZORLAYICI/LIK
- ZORLU ...:
GÜNLERDEN GEÇİYORUZ ile/değil/||/<> DÖNEM YAŞIYORUZ
- ZORLU ile ZORLUK
- ZORLU ile/ve/değil ZORUNLU
- ZORLUK" ile/değil GELİŞİM/GELİŞME
- ZOR/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARMAŞIK/LIK
- ZORLUK ile/ve SIKINTI
- ZORLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )
- ZORLUKLAR KARŞISINDA:
"PES ETMEK" ile/değil/yerine/>< OLGUNLAŞMAK
- ZORLUKLARA/SIKINTILARA:
KATLANMAK ile/ve/||/<> AYAK UYDURMAK
- ZORLUKLARI GÖZE ALMAK ile/ve ZORLUKLARA GÖĞÜS GERMEK
- ZORLUKLARI:
"ÜSTLENMEK" ile/ve/değil "GÖĞÜSLEMEK"
- ZORLULUK ile MÜTHİŞ
( FORMIDABILITY vs. FORMIDABLE )
( استواري ile سهمناک ile ژيان ile سهمگين )
( ESTAVARY ile SONPAMNAK ile ژيان ile SONPAMGYNE )
- ZORSUNMAK" ile/değil ZORLANMAK
- ZORUMA GİDİYOR ile AĞIRIMA GİDİYOR
- ZORUNDA DEĞİL/İM ile/değil/yerine/>< ZORUNLULUĞU YOK/OLMAZ
- ZOR(UN)DA KALMAMIŞ/LIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ÇOCUK KALMIŞ/LIK
- ZORUNLU DOĞRU ile/ve ZORUNLU YANLIŞ
- ZORUNLU HAREKET ile/ve/değil ZORLAMALI HAREKET
- ZORUNLU NEDEN ile/ve/||/<> YETERLİ NEDEN
( Yetinilenler. İLE/VE/||/<> ... )
- ZORUNLU "RIZÂ" ile/değil/yerine/>< GÖNÜLLÜ RIZÂ
- ZORUNLU SORULAR ile/ve MÜMKÜN SORULAR ile/ve MÜMTENÎ SORULAR
- SÜKÛT:
ZORUNLU(ZARÛRÎ) ile/ve/<> DOĞAL(TABİÎ)
- ZORUNLU SÜREÇ ile/ve/değil ZORUNLULUK İÇEREN SÜREÇ
- ZORUNLU VARLIK ile MÜMKÜN VARLIK ile MÜMTENİ VARLIK
( Tüm zamanlarda oluş. İLE Mekânı dolduruş. İLE ... )
- ZORUNLU ile BAŞKA TÜRLÜ OLAMAZ OLAN
- ZORUNLU ile/değil/yerine/>< GÖNÜLLÜ
( [not] COMPULSORY vs./but VOLUNTARY
VOLUNTARY instead of COMPULSORY )
( ... ile/değil/yerine ZIYUAN )
- ZORUNLU ile KASITLI
- ZORUNLU ile ZORLAYARAK/ZORLANARAK
- ZORUNLU ile/ve/değil ZORLAYICI
- ZORUN/LUK ile ZORUNLU/LUK ile ZORUNLU SİGORTA ile ZORUNLU ÖĞRENİM ile ZORUNLU EMEKLİLİK
- ZORUNLULUK AHLÂKI ile/ve VAROLMA AHLÂKI
( MORALS OF OBLIGATION vs./and MORALS OF EXISTENCE )
- ZORUNLU/LUK:
MUTLAK ile/ve/||/<> ŞARTLI
- ZORUNLULUK ile/ve/değil/||/<> ASGARİ KOŞUL
- ZORUNLULUK ile/ve/değil/||/<>/>/< AŞKINLIK
- ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/<>/< BAĞLAYICILIK
- ZORUNLU/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DÜZENLİ/LİK
- ZORUNLU/LUK ile GEREKLİ/LİK
( OBLIGATION vs. NECESSITY )
- ZORUNLU/LUK ile/değil/yerine İHTİYÂR
- ZORUNLULUK ile/ve İLİŞKİLİLİK
( COMPULSORY vs./and RELATENESS )
- ZORUNLU/LUK / ZARÛRÎ ile/değil/yerine/=/< KAÇINILMAZ/LIK
- ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK
- ZORUNLULUK ile/ve/<>/> KORKU
( COMPULSORY vs./and/<>/> FEAR )
- ZORUNLULUK ile/ve KURALLILIK
( COMPULSORY vs./and REGULARNESS )
- ZORUNLULUK ile MANTIK
- ZORUNLULUK ile/ve/||/<> MANTIKSAL ZORUNLULUK
- ZORUNLULUK ile/||/<> OLASILIK
( Zorunluluk başka türlü olamazlık İLE olasılık başka türlü olabilirlik kavramıdır. Modal mantık zorunlu doğruları İLE olası doğruları ayırt eder. Kripke modal mantığın semantiğini geliştirdi. )
( Saul Kripke tarafından 1963 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1940-2022) (Ülke: ABD) (Alan: Mantık, Felsefe) (Önemli katkıları: Modal mantık semantiği, Kripke modelleri, isim teorisi, zorunluluk ve olasılık) )
- ZORUNLULUK ile OLMAZSA OLMAZ
( OBLIGATION vs. IF NOT HAPPENS, NOTHING HAPPENS
... ile CONDITIO SINE QUA NON )
- ZORUNLULUK ile/ve/||/<>/>< ÖZGÜRLÜK
( COMPULSORY vs./and/||/<>/>< FREEDOM )
- ZORUNLU/LUK ile/değil/yerine SABİT/LİK
- ZORUNLULUK ile/değil/yerine/||/<>/>/>< SAMİMİYET
- ZORUNLULUK ile/ve/değil/||/<> SORUMLULUK
( Her kişi, herkes karşısında, her şeyden sorumludur. )
( COMPULSORY vs./and/<> RESPONSIBILITY )
- ZORUNLULUK ile TANITLAMA
- ZORUNLU/LUK ile/ve/değil/yerine/<> TUTARLI/LIK
- ZORUNLULUK ile/ve/<> YASALILIK
- ZORUNLULUK ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> ÜMİT
( En güçlü. [Çünkü, her şeye boyun eğdirir.] İLE/VE/||/<> En bilge. [Çünkü, her şeyi öğretir.] İLE/VE/||/<> En yaygın. [Çünkü, hiçbir şeyi olmayan bir kişide bile vardır.] )
- ZORUNLULUK ile/ve/> ZEKÂ
( COMPULSORY vs./and/> INTELLIGENCE )
- ZORUNLULUK ile ZORUNLU RUH HALİ ile EMİR CÜMLESİ ile İMPARATOR
( IMPERATIVE vs. IMPERATIVE MOOD vs. IMPERATIVE SENTENCE vs. IMPERATOR )
( امري ile وجه امري ile جمله امري ile فرمانرواي مطلق )
( EMRY ile VAJEH EMRY ile JOMLEH EMRY ile FARMANARVAY MOTALGH )
- ZORUNLU/ŞER'Î İLİMLER ile/ve/<> ZORUNLU/ŞER'Î OLMAYAN İLİMLER
( USÛL | FÜRÛ | MUKADDİMÂT | MÜTEMMİMÂT ile/ve MAHMUD | MEZMÛM | MÜBAH )
- ZORUNLU/ZARÛRÎ VERİ/BİLGİ ile/ve/||/<>/> GÖZLEMSEL/NAZARİ VERİ/BİLGİ
- ZÜBDE ile ...
( BİR ŞEYİN EN SEÇKİN PARÇASI | ÖZ )
- ZÜBDET'ÜL ÂLEM ile ...
( MAKRO/MİKRO KOZMOS, İNSAN )
- ZÜBÛR[Ar. < ZİBR] ile ZÜBÜR[Ar. < ZEBÛR]
( Mektuplar, kitaplar. İLE Kitaplar, mektuplar. )
- ZÜCÂCÎ[Ar.] ile ZÜCÂCÎ[Ar.]
( Camcı, sırçacı. İLE Camdan/sırçadan yapılmış. )
- ZÜCCACİYE ile ZÜCCACİYECİ/LİK
- ZU'F[Ar.] ile ZA'F[Ar.]
( Gövdedeki zayıflık/güçsüzlük. İLE Gövdede, görüşte ve akılda zayıflık/güçsüzlük. )
- ZÜĞÜRTLEMEK ile ZÜĞÜRTLEŞMEK ile ZÜĞÜRT/LÜK ile ZÜĞÜRT TESELLİSİ
- ZÜHD ile FERÂGAT
- ZÜHD ile UZLET
- ZUHR[Ar.] ile ZUHR[Ar. çoğ. AZHÂR]
( Gereksinim zamanı için alınan ve saklanılan şey.[en çok maneviyatta kullanılır][A'mâl-i sâliha, kişinin zuhrudur.] İLE Öğle, öğle vakti. )
- ZÜHREVİ HASTALIK ile ZÜHREVİ HASTALIKLI
- ZÜHÛL[< ZAHL] ile ZÜHÛL[< ZEHL]
( Öcler, intikamlar, düşmanlıklar. İLE Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu nedeniyle geciktirme. )
- ZÜHÛL[Ar. < ZAHL] ile ZÜHÛL[Ar.] ile ZÜHÛR[Ar.]
( Düşmanlıklar, öcler, intikamlar. İLE Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu yüzünden geciktirme. İLE ... )
- ZUHUR[< Ar. ZHR] ile ...
( DIŞLAŞMAK~IŞIMAK[< İbr. ZOHAR ile ABCDEF ( Işık] | Görünme, baş gösterme, meydana çıkma. )
- ZUHUR[< Ar. ZHR]:
DIŞLAŞMAK ile/ve/=/<> IŞIMAK[< İbr. ZOHAR:
Işık]
( Işımak. [ZÜHRE: Işıyan yıldız] İLE/VE/=/<> Işık. )
- ZUHUR ile/ve/<> SUDUR
- ZUHUR ile TECELLÎ
( Varlığın sürekliliği. İLE Varlığın geçiciliği. Görünme, belirme. )
- ZÜHUR[Ar. çoğ. EZHÂR] ile ZÜHÛR[Ar.] ile ZÜHÛR[Ar.]
( Darlıkta çıkarmak üzere biriktirilip saklanan şey. İLE Çiçekler. İLE Parlaklık, parıldama. )
- ZUHUR ile ZUHURİ ile ZUHURİ KOLU
- ZUHURAT ile ...
( HESAPTA OLMAYAN )
- ZÜKÂ[Ar.] ile ZÜKÂ[Ar.]
- ZÛLÂ' ile ...
( Hayvanların ayaklarında çıkan ve hayvanı aksatan bir hastalık. )
- ZÛLÂ'[Ar.] ile ZULA[Tr. argo]
( Hayvanların ayaklarında çıkan ve hayvanı aksatan bir hastalık. İLE Saklama yeri. | Saklanılan nesne/şey. )
- ZÜ-L-AKL VE-L-AYN ile ...
( Hakk'ı, halkta ve halkı, hakk'ta gören kişi. )
- ZÜ-L-AKL ile ...
( HALKI ZÂHİR VE HAKK'I BÂTIN GÖREN (KİŞİ) )
- ZÜ-L-CENÂHEYN[Ar.] ile ...
( Zâhirî ve bâtınî, yani dünya ve âhirete ait bilgisi geniş olan kişi. | Hâl-i enbiyâ ve evliyâ. | Hz. Cafer-i Tayyar. | İki kanatlılar. )
- ZÜ-L-CENÂH-I MÜCELLED[Ar.] ile ...
( Abalı memeliler. | DERMAPTÈERES[Fr.] )
- ZÜ-L-EFVÂH-I CENBİYYE[Ar.] ile ...
( Köpekbalıkları. )
- ZÜ-L-EHDÂB[Ar.] ile ...
( Kirpikliler. | CILIÉS[Fr.] )
- ZÜLF ile ZÜLFARİS/ZÜLFARUZ[Fars. zülf + Ar. arus]
( ... İLE Baklagillerden bir süs bitkisi ve bunun hoş kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği. )
( ... cum PHASEOLUS CARACALLA )
- ZÜLF[Ar.] ile/ve/<> ZÜLFE[Ar.]
( Yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. | Sevgilinin saçı. İLE/VE/<> Küçük saçak, püskül. | Eski sülüs yazısı Elif'lerinin ucundaki çengel. )
- ZÜLFEKAR[ZÜLFİKAR değil!][Ar.] ile/değil ZÜLFİYÂR
( Hz. Muhammed'in, Hz. Ali'ye armağan ettiği ucu çatallı kılıç.[Hz. Ali'nin kahramanca kullanmasıyla ün kazanmıştır.] İLE/DEĞİL Sevgilinin saçı/zülfü[yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. | Sevgilinin saçı.] | Çıkar/menfaat. )
- ZÜ-L-FEM-İL-MÜSTEDÎR[Ar.] ile ...
( Yuvarlakağızlılar. | CYLOSTOME[Fr.] )
- ZÜ-L-HÂFİR[Ar.] ile ...
( Toynaklılar, tek tırnaklılar. | ONGULÉS[Fr.] )
- ZÜ-L-HASALE[Ar.] ile ...
( Kavuzlular. | GLUMIFLORES[Fr.] )
- ZÜ-L-KARNEYN ile ...
( KUR'ÂN-I KERÎM'DE ADI GEÇEN NEBÎ Mİ, VELÎ Mİ OLDUĞUNDAN TEREDDÜT EDİLEN ZÂT | (RİVÂYETE GÖRE) BÜYÜK İSKENDER )
- ZÜLL[Ar.] ile HİZY[Ar.]
- ZÜLL[Ar.] ile SAGÂR[Ar.]
- ZÜLL[Ar.] ile ZAA[Ar.]
- ZÜLL[Ar.] ile ZULM[Ar.]
( Utanç verici, küçültücü davranış. | Alçalma, horluk, hakirlik. İLE Bir şeyi, kendi yerinden başka bir yere koyma. | Haksızlık, eziyet. )
- ZÜ-L-LEVÂHİK[Ar.] ile ...
( Kamçılılar. )
- ZULM[Ar.] ile BAĞY[Ar.]
( Bir şeyi, kendi yerinden başka bir yere koyma. | Haksızlık, eziyet. İLE Hakkı olunmayan bir şeyi zor kullanarak ve ihtirasla istemek. )
- ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR
- [ne yazık ki]
!ZULM ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )
- ZULM[Ar.] ile GAŞM[Ar.]
- ZULM[Ar.] ile HEZM[Ar.]
( Bir şeyi, kendi yerinden başka bir yere koyma. | Haksızlık, eziyet. İLE Hakkını, kısmen eksik almak. )
- ZULM ile/değil ZUHUR
- ZULMÂNÎ PERDELER ile NÛRÂNÎ PERDELER('İ)
- ZULMÂNİ ZEVKLER ile NURÂNİ ZEVKLER
( Fesat, Yalan, Hile. İLE Sayılmak, Sevilmek, Hayır Hasenat. )
- ZÜ-L-MEFÂSIL[Ar.] ile ...
( Eklemliler. )
- ZULMET/DÜCÂ ile KARANLIK
- ZULMETMEK ile ZULMET
- ZÜ-L-MİMÂS[Ar.] ile ...
( Sifonlular. )
- ZULMİYE CAMİSİ ile ...
( Eminönü'ndedir. )
- ZÜ-L-TARAFEYN-İ MÜFEVVEHE[Ar.] ile ...
( Bir çeşit şerit solucanı. )
- ZÜLÜF ile ZÜLÜFLÜ
- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )
- ZULÜM ile EZİYET
- ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK
- ZULÜM ile KAHR
( Dışarıdan. İLE İçeriden. )
- ZULÜM[Ar.] ile SİTEM[Ar.]
( Bir şeyi, kendi yerinden başka bir yere koyma. | Haksızlık, eziyet. İLE Zulüm, haksızlık. | Eziyet. | Çıkışma. )
- ZULÜM ile/değil/yerine ZAHMET
- ZULÜM ile/<>/>< "ZEVK"
( Eziyet, başkaları tarafından kendinize/birine yapılmış/yapılıyor ise. İLE/<>/>< Eziyeti, kendi, kendine yapıyor ise/niz. )
- ZULÜMLER ile ZULÜM
( CRUELTIES vs. CRUELTY )
( مظالم ile سخت دلي ile ستمگري ile مظلمه ile سفاکي ile سنگدلي ile خونخاري ile بيدادگري ile بي انصافي ile ظلم ile بيداد ile بي عاطفگي )
( مظالم ile SOKHT DELY ile ستمگري ile مظلمه ile سفاکي ile سنگدلي ile خونخاري ile BEYDADGARY ile BEY ENSAFY ile ZOLAM ile BEYDAD ile BEY ATEFAGY )
- ZÜ-L-YEDEYN[Ar.] ile ...
( İki elliler. | İnsan. )
- ZÜMRE ile ZÜMRE EDEBİYATI ile ZÜMRE TOPLANTISI
- ZÜMRÜD-İ ANKÂ ile ...
( ADI OLAN, ZÂHİRİ OLMAYAN KUŞ )
- ZÜMRÜT ile ...
( NEFS-İ KÜLL )
- ZÜMRÜT ile BÎRÛZ[Fars.]
( ... İLE Zümrüte benzer, değersiz yeşil bir taş. Gökzümrüt, yalancı zümrüt. | Kısmetsiz. )
- EMERALD[İng.] / SMARAGD[Alm.] ile/değil/yerine/= ZÜMRÜT
- ZÜMRÜT ile LÂL
( Doğal alüminyum ve berilyum silikatı; cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı. | Bu taştan yapılmış olan. | Zümrüt renginde, yeşil. İLE Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş. | Kırmızı renkli bir çeşit mürekkebe verilen ad. | Parlak kırmızı renkte olan. )
- ZÜMRÜT ile/||/<> YEŞİM
( Yeşil renkte değerli bir beril. İLE/||/<> Genellikle yeşil renkte olan bir mineral. )
- ZÜMRÜT ile ZEBERCED
( ... İLE Zümrütten daha açık yeşil olan ve zümrüt kadar değeri olmayan bir süs taşı. )
- ZÜMRÜT ile ZEBERCED
( ... İLE Zümrütten daha açık yeşil olan fakat zümrüt kadar değeri olmayan bir süs taşı. )
- ZÜMRÜT ile ZÜMRÜT RENGİ ile ZÜMRÜT YEŞİLİ ile ZÜMRÜT SETİ ile ZÜMRÜT YEŞİLİ
( EMERALD vs. EMERALD COLORED vs. EMERALD GREEN vs. EMERALD SET vs. EMERALDGREEN )
( زمرد ile زمردسبز ile زمردي ile سبززمردي ile زمرد نشان ile سبز زمردي )
( ZAMARD ile ZAMARDASABZ ile زمردي ile سبززمردي ile ZAMARD NESHAN ile SABZ ZAMARDY )
- ZÜMRÜTLENMEK ile ZÜMRÜT ile ZÜMRÜT YEŞİLİ
- ZUNÛN ile/ve/||/<> ŞUKÛK ile/ve/||/<> SÜKÛN ile/ve/||/<> SÜKÛT
( Bilgide[malûmâtta]. İLE/VE/||/<> Uygulanan bilgide[marifette]. İLE/VE/||/<> (B)ilimde. İLE/VE/||/<> Bilgelikte[irfânda]. )
- ZÜPPE ile ZÜPPELİK
( DANDY vs. DANDYISM )
( شيک پوش ile خوش تيپ ile خودسازي )
( SHYK PUSH ile KHOSH TYPE ile KHODSAZY )
- ZÜPPE ile ZÜPPELİK ile ZÜPPE
( FOP vs. FOPPERY vs. FOPPY )
( کج کلاه ile کارهاي جلف ile خودساز )
( KAJ KOLAH ile KAREHYAY JALF ile KHODSAZ )
(1996'dan beri)