ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.563 başlık/FaRk ile birlikte,
71.563 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(262/288)
- TUTKALLAMAK ile TUTKALLANMAK ile TUTKAL ile TUTKALCI/LIK ile TUTKALLI ile TUTKALSIZ ile TUTKAL ŞERBETİ
- TUTKU ile/ve/<> AŞK
( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK
- TUTKU ile/ve ÇİLE
( PASSION vs./and PASSION[SUFFERING] )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT
- TUTKU ile FETİŞ
- TUTKU ile HIRSLI ile İDDİALI BİR ŞEKİLDE
( AMBITION vs. AMBITIOUS vs. AMBITIOUSLY )
( جاه طلبي ile بلند همت ile نامجو ile جاه طلبانه )
( JAH TALABY ile BALAND CPEHMAT ile NAMJO ile JAH TALABANEH )
- TUTKU ile/ve/||/<> KORKU
( PASSION vs./and/||/<> FEAR )
- TUTKU ile KÖSNÜ/ŞEHVET
( ŞEHVET: Maddeye olan bağımlılık. )
( ŞEHVET: Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. )
( Kişiyi yenik düşüren her istek, kösnüdür/şehvettir. )
( LUST: Bondage to matter. )
( LUST: Remembering - imagining - anticipating. )
( GULMET: Şehvet fazlalığı. )
( PASSION vs. LUST/LECHERY/CONCUPISCENCE )
- TUTKU ile/değil/yerine NEŞE
- TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM
( [not] PASSION vs./and/but ATTITUDE
ATTITUDE instead of PASSION )
- TUTKU ile/ve/||/<> US
( PASSION vs./and/||/<> REASON/MIND )
- TUTKU ile/ve ZAAF
- TUTKULAŞMAK ile TUTKU ile TUTKUN/LUK ile TUTKULU ile TUTKUSAL ile TUTKUSUZ/LUK
- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK
- TUTMA ile BULUNDURMA
( HOLD vs. KEEPING )
- TUTMA ile/ve/> GENİŞLETME
( TO HOLD vs./and/> TO WIDEN )
- TUTMA ile/ve/değil/||/<>/< TIKANMA
- TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine HEYBEYE ATMAK
- TUTMAK ile/ve/<> ALIKOYMAK
- TUTMAK ile/ve BAĞLAMAK/BAĞLAYICILIK
( TO HOLD vs./and TO ATTACH )
- TUTMAK ile TUTMAÇ ile TUTMALIK
- TUTMAK ile YARIŞMA DÜZENLEMEK ile TOPLANTI YAPMAK ile GERİ ÇEKİL ile TUT CANIM ile DAYAN ile TOPLANTI YAPMAK ile BİR GEMİYİ TUTMAK ile BİR DAKİKA BEKLE ile SAYGI DUYMAK ile SORUMLU TUTMAK ile TUTUCU ile TUTMA ile HOLDİNG ŞİRKETİ ile SIKI TUTMAK
( HOLD vs. HOLD A COMPETITION vs. HOLD A MEETING vs. HOLD BACK vs. HOLD DEAR vs. HOLD FAST vs. HOLD MEETING vs. HOLD OF A SHIP vs. HOLD ON A MINUTE vs. HOLD RESPECT vs. HOLD RESPONSIBLE vs. HOLDER vs. HOLDING vs. HOLDING COMPANY vs. HOLDING FAST TO )
( برگزار کردن ile دردست داشتن ile منعقد ساختن ile متمسک شدن ile منعقد کردن ile در دست داشتن ile عقد کردن ile انبارکردن ile نگاهداري ile مسابقه گذاشتن ile مجلس داشتن ile تشکيل جلسه دادن ile مجلس کردن ile خودداري کردن ile عزيز داشتن ile محکم گرفتن ile خن ile وايسا ile احترام قائل بودن ile مسئول دانستن ile مسئول کردن ile حامل ile دارنده ile نگاه دارنده ile مسک ile انعقاد ile ملک متصرفي ile معتصم ile شرکت مرکزي ile مستعصم )
( BARGOZAR KARDAN ile DARDAST DASHTAN ile MANAGHAD SAKHTAN ile MOTAMSK SHODAN ile MANAGHAD KARDAN ile DAR DAST DASHTAN ile AGHAD KARDAN ile ANBARKARDAN ile NEGAHODARY ile MOSABAGHEH GOZASHTAN ile MOJALS DASHTAN ile TASHKYLE JALSEH DADAN ile MOJALS KARDAN ile KHODDARY KARDAN ile AZYZ DASHTAN ile MOHKAM GARAFTAN ile KHAN ile وايسا ile EHTARAM QAEL BODAN ile MASOUL DANSTAN ile MASOUL KARDAN ile HAMEL ile DARANDEH ile NEGAH DARANDEH ile MOSK ile ENEGHAD ile ملک متصرفي ile MOTASAM ile SHARKAT MARKZY ile مستعصم )
- TUTMAMAK ile/ve/değil KISKANMAK
- TUTSAK ile TUTSAK
( CAPTIOUS vs. CAPTIVE )
( عيب جو ile بندي ile دربند )
( عيب جو ile BANDY ile DARBAND )
- TUTSAK/LIK ile TUTSAK PAZARI
- TÜTSÜLEMEK ile TÜTSÜLENMEK ile TÜTSÜLETMEK ile TÜTSÜ/LÜK ile TÜTSÜLÜ ile TÜTSÜ GÖZÜ
- TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN! ile/ve/||/<>
ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!
( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )
- TUTTUR ile/||/<> TÜTTÜR
( Yakalatmak. İLE/||/<> Yakalatmak. )
- TUTTURMADA:
ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<>/> ÖFKE
- TUTTURMAK ile DİRETMEK/DAYATMAK
- TUTTURMAK ile TUTTURABİLMEK
- TUTTURMAK ile TUTTURMAK ile TUTTURMAK
( İnat etmek. İLE İsabet, ettirmek, yakalamak, başarmak. İLE İliştirmek. )
- TÜTTÜRMEK ile TÜTTÜREBİLMEK
- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE
( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )
- [ne yazık ki]
TUTUCU ile GERİCİ
- TUTUCU ile MUHAFAZAKAR PARTİ ile KONSERVATİF OLARAK ile MUHAFAZAKARLIK ile KORUMAK
( CONSERVATIVE vs. CONSERVATIVE PARTY vs. CONSERVATIVELY vs. CONSERVATIVENESS vs. CONSERVE )
( مرتجع ile محافظه کار ile محافظهکار ile حزب محافظه کار ile محافظهکارانه ile محافظه کاري ile کنسرو کردن ile کنسرو تهيه کردن )
( MORTAJE ile MOHAFEZEH KAR ile MOHAFEZEKKAR ile HEZB MOHAFEZEH KAR ile MOHAFEZEKKARANEH ile MOHAFEZEH KARY ile KONSORO KARDAN ile KONSORO TAHYYEH KARDAN )
- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU
( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )
- TUTUK ile TUTUCU
- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMAK ile TUTUKLATMAK ile TUTUKLATABİLMEK ile TUTUKLAYABİLMEK ile TUTUK/LUK ile TUTUKLU/LUK ile TUTUKSUZ/LUK
- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMIŞ
( ARREST vs. ARRESTED )
( بازداشت ile دستگير کردن ile توقيف ile دستگير ile جلب ile بازداشت کردن ile گرفتار کردن ile دستگيري ile دستگير شده )
( BAZDASHT ile DASTGYR KARDAN ile TOGHYFE ile DASTGYR ile JALAB ile BAZDASHT KARDAN ile GARAFTAR KARDAN ile DASTGYRY ile DASTGYR SHODEH )
- OCCLUDED WATER[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUKLANMIŞ SU
- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA
( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )
( [not] ARREST vs./and/but/||/<>/< CUSTODY )
- TUTULMA ile TUTULMA
( ECLIPSE vs. ECLIPSED )
( خورشيدگرفتگي ile گرفتگي ile خسوف کردن ile کسوف ile گرفت ile ماه گرفتگي ile منخسف )
( KHORSHYDEGARAFTAGY ile GARAFTAGY ile KHSOF KARDAN ile KASOF ile GARAFT ile MAH GARAFTAGY ile منخسف )
- TUTULMA ile TUTULMA[Ar. HUSÛF/ECLIPSE] ile TUTULMA ile TUTULMA
( Toplum tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. | Tutuk duruma gelmek. | Kapatılmak, sarılmak. | Bir örgen ya da bir nesnenin hareket edemez olması. | Yakalanmak. | Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. İLE Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün ya da bir bölümünün görünmez duruma gelmesi. | Gözlemciye göre, iki gökcisminden birinin, öbürünü örtmesi. Ay'ın, Güneş'i örtmesi[gün tutulması]; Yer'in, Ay'ı örtmesi[Ay tutulması]. İLE Birine tutkun olma, sevme, âşık olma. İLE Oyuncunun söyleyeceklerini unutması. )
- TUTULMA ile TUTULMAZ/LIK
- TUTULMAK ile TUTULABİLMEK ile TUTULUVERMEK
- MÉSON PIÉGÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTULMUŞ MEZON
- TUTULMUŞ ile İÇİNDE TUTULDU
( HELD vs. HELD IN )
( منعقد ile توگرفته )
( MANAGHAD ile TOGEREFTEH )
- TUTULMUŞ/LUK ile TUTULMUŞ PARA
- TUTUM:
GELİŞMİŞ ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ
- TUTUM ile/ve/değil EŞİK
- TUTUM ile/ve KARAKTER
( ATTITUDE vs./and CHARACTER )
- TUTUM ile/ve NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )
( ATTITUDE vs./and INTENTION )
- TUTUM ile/ve/< NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun, bizim için ne olduğunu, zihinsel tutumumuz belirler. )
( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )
( ATTITUDE vs./and/< INTENTION )
- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )
- TUTUM ile/ve TAVIR
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )
( ATTITUDE vs./and MANNER )
- TUTUM ile TUTUMLU/LUK ile TUTUMSUZ/LUK ile TUTUMSUZCA
- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK
- TUTUMLULUK ile/ve/||/<> KISINMAK
( ... İLE/VE/||/<> Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek. )
- TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK
- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK
- TÜTÜN/LÜK ile TÜTÜNCÜ/LÜK ile TÜTÜN RENGİ ile TÜTÜN BALIĞI
- TUTUNMA ile/ve/||/<>/> TUTKUN/LUK
- TUTUNMAK ile TUTUNABİLMEK ile TUTUNUVERMEK
- TUTUNMA(MA)K ile DEMİR ATMA(MA)K
- TUTURUK ile TUTURUK
( Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. nesneler, kav. İLE Çok ekşi. )
- FLAMMABLE GASES[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUŞABİLİR GAZLAR
- DERECE-İ İHTİRÂK[Osm.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA DERECESİ
- IGNITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE D'INFLAMMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA SICAKLIĞI
- TUTUŞMAK ile TUTUŞABİLMEK ile TUTUŞUVERMEK ile TUTUŞ
- TUTUŞTURMAK ile ATEŞLEME ile KONTAK ANAHTARI ile ATEŞLEYİCİ
( IGNITE vs. IGNITION vs. IGNITION KEY vs. IGNITOR )
( مشتعل کردن ile آتش گرفتن ile گيراندن ile آتش گيري ile راه انداز ile گيرانه )
( MOSHTEL KARDAN ile ATASH GARAFTAN ile GYRANDAN ile ATASH GYRY ile RAH ANDAZ ile GYRANEH )
- TUTUŞTURMAK ile TUTUŞTURABİLMEK ile TUTUŞTURUVERMEK
- TUTUŞTURMAK ile YAKMAK/GÖYÜNDÜRMEK
( KINDLE vs. BURN )
- TUVAL[Fr. < TOILE]/CANVAS[İng.] ile TUVAL[Fr. < TOILE]
( Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir ya da pamuklu kaba kumaş. İLE Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo. )
- TUVAL ile TUVACA
- TUVALET AYNASI ile BOY AYNASI
- TUVALET ile FERAH ile MALLAR ile EMTİA
( COMMODE vs. COMMODIOUS vs. COMMODITIES vs. COMMODITY )
( گنجه کشودار ile رختان ile رختدان ile مقرون بصرفه ile بکار خور ile اجناس ile کالا )
( GONJEH KESHODAR ile RAKHTAN ile RAKHTEDAN ile MOGHORON BASRAFEH ile BEKAR KHOR ile AJENAS ile KALA )
- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI
( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )
- TUVALET ile TUVALETÇİ/LİK ile TUVALET KAĞIDI ile TUVALET MASASI ile TUVALET SABUNU ile TUVALET TAKIMI ile TUVALET İSPİRTOSU
- TUVAREK ile ...
( Çöl bireyleri. )
- TÜY/TÜS ile/ve AYVA TÜYÜ
( ... İLE/VE İlk çıkan tüyler. )
( [Divan edebiyatında] AYVA TÜYLERİ: Harf, yazı. )
( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazılıdır. )
- TÜY ile/değil ÇAKŞIR
( ... İLE/DEĞİL Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy. | Bir çeşit erkek şalvarı. )
- TÜY ile/ve/değil/||/<> KIL
( Kuşlardaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Tüm kara ve deniz canlılarındaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. )
( )
( MÛY, MÛ )
( FEATHER vs. BRISTLE )
- TÜY ile/değil ÖLKER/ÜLGER
( ... İLE/DEĞİL Kadife, şeftali vb.'nin üzerinde bulunan ince tüy. )
- TÜY ile SORGUÇ
( ... İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan, uzunca tüy. | Serpuşların ön tarafına takılan tüy ya da püskül biçimindeki süs. )
( ... ile OTÂGA )
- TÜY ile/ve/değil TELEK
( ... İLE/VE/DEĞİL Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. )
( [not] PLUME vs./and QUILL )
- TÜY ile TÜY KENARI ile TÜYLER ile TÜYLÜ
( FEATHER vs. FEATHEREDGE vs. FEATHERS vs. FEATHERY )
( پر ile با پر پوشاندن ile بال دادن ile باپرآراستن ile لبه نازک ile کناره تيز ile پروبال ile پر مانند ile شبيه به پر )
( PAR ile BA PAR PUSHANDAN ile BAL DADAN ile BAPARARASTAN ile LABEH NAZAK ile KONAREH TYZ ile PROBAL ile PAR MANAND ile SHABYYEH BAH PAR )
- TÜY ile TÜYO ile TÜY TÜS ile TÜY SIKLET ile TÜYÜ BOZUK/LUK ile TÜY AĞIRLIK
- TÜY ile/değil ZELFE
( ... İLE/DEĞİL Yeni çıkmaya başlayan kanat tüyü. )
- TUYGUN ile ...
( Yırtıcı bir kuş. )
- TÜYLENME ile/ve/||/<>/> KARINSA
( ... İLE/VE/||/<>/> Kuşların tüy değiştirmesi. )
- TÜYLENME ile TÜYLENME
( Tüy çıkma, üzerinde tüyler oluşması. İLE Para sahibi olmak. )
- TÜYLENMEK ile TÜYLENDİRMEK
- TÜYLERİNİ ALMAK ile TÜY DÖKÜCÜ
( DEPILATE vs. DEPILATORY )
( واجبي کشيدن ile واجبي ile نوره )
( VAJEBY KESHYDAN ile واجبي ile نوره )
- TÜYLÜ["TÜĞLÜ" değil!] ile/ve/||/<>/> TÜLEKMEN
( ... İLE/VE/||/<>/> Kabarık tüylü. )
- TÜYLÜ ile TÜYLÜ MEŞE ile TÜYLÜ DALAK OTU
- TÜYO ile ÖNERİ
- TUZ RUHU[Osm.] / SPIRITS OF SALT, HYDROCHLORIC ACID[İng.] / ACID CHLORHYDRIQUE, ESPRIT DE SEL[Fr.] / SALZSÄURE, CHLORWASSERSTOFFSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ASİDİ, HİDROKLORİK ASİT
- SALINOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ DENETİM AYGITI
- SALINOMÈTRE[Fr.] / SALZMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ DENETİM/KONTROL AYGITI/CİHAZI
- SALT EFFECT[İng.] / SALZ EINFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ETKİSİ
- TUZ GÖLÜ ile LÛT GÖLÜ ile LA'NGA CO GÖLÜ ile SALT LAKE CITY
( Ankara ile Konya arasında bulunan göl. İLE Ürdün ile İsrail sınırındadır. [Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur.] [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE Tibet'tedir. İLE Amerika'nın, Utah eyaletindedir.[Batı yarıküresinin en büyük tuzlu su kütlesi ve dünyadaki tuzluluk oranı en yüksek iç su kütlelerinden biridir.] [Tuz gölleri, balık ve bitkiden yoksundur.] )
( ... ile ... ile
ile ... )
- SALT BRIDGE[İng.] / SALZ BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ KÖPRÜSÜ
- SALINIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ ÖLÇER
- SALMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ YOĞUNLUĞU ÖLÇER
- TUZ ile ASİT TUZU ile BAZİK TUZLAR ile KAYA TUZU ile DENİZ TUZU[HİPERTONİK] ile KAN TUZU[İZOTONİK] ile BİLEŞİMİNDE HİDRAT BULUNAN TUZLAR
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gövdemizdeki/kanımızdaki[izotonik] tuz, binde dokuz[0,009] oranındadır. İLE Deniz suyundaki[hipertonik] tuz, binde otuzdur[0,030][%3]. İLE ... )
( ... VS. ... VS. ... VS. ... VS. [0,009] in the blood/body. VS. [0,030][%3] in the sea water. VS. ... )
( SALT vs. ACID SALT vs. BASIC SALT vs. ROCK SALT vs. SEA SALT[HIPERTONIC] vs. BLOOD/BODY[ISOTONIC] SALT vs. HIDRATED SALTS )
- TUZ ile BAZAL[Fr. < BASAL]
( ... İLE Bazı çok olan tuz. | Bazın özelliklerini taşıyan. )
- TUZ ile ESTER
( Asit ve bazın nötralizasyonu sonucu oluşan bileşik. İLE Asit ve alkolün tepkimesi sonucu oluşan bileşik. )
- TUZ ile GÖZTAŞI
( ... İLE Kimi göz, deri, bitki sayrılıklarında ve bağcılıkta kullanılan, koyu mavi renkte, zehirli bir tuz, bakır sülfat[CuSO4]. )
- TUZ ile/ve/<>/> HALOJEN[Fr. < Yun. HALS: Tuz. | GENNAN: Doğurmak.]
( ... İLE/VE/<>/> Madenlerle birleşince tuz verebilen, flor, klor, brom ve iyot öğelerine verilen ad. )
- MİLH[Osm.] / SALT[İng.] / SEL[Fr.] / SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ
- TUZ ile TUZ RUHU ile TUZU KURU/LUK ile TUZ EKMEK HAKKI ile TUZ EKMEK DÜŞMANI
- TUZ ile/ve/||/<>/> TUZCUL
( Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu nesne. | Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür[NaCl]. İLE Tuzlu toprakları seven bitki. )
- TUZAĞA DÜŞ(ÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< GAFİL AVLA(N)MAK
- TUZAĞA DÜŞÜRMEK ile TUZAK ile TUZAĞA DÜŞÜRÜCÜ
( ENTRAP vs. ENTRAPMENT vs. ENTRAPPING )
( دام انداختن ile تله نداختن ile دام افکندن ile دام افکني ile تله گذاري )
( DAM ANDAKHTAN ile TALEH NADAKHTAN ile DAM AFKANDAN ile DAM AFKANY ile TALEH GOZARY )
- [ne yazık ki]
!TUZAK ile/ve/||/<> !KUNDAK
- TUZAK ile/ve/değil/||/<> PUSU
( [ne yazık ki] Yakalamaya yarayan araç ya da düzenek. | Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzenek. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer. )
- TRAP[İng.] / PIÈGE[Fr.] ile/değil/yerine/= TUZAK
- TUZAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TUZAKLI
- TUZAKLAMAK ile TUZAKLANMAK ile TUZAK ile TUZAKÇI/LIK
- TUZCU/LUK ile TUZCUL
- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)
( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
(
| 
ADÂLET DAİRESİ
Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.
Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )
( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )
( Rızâ yazısı için burayı tıklayınız... )
(
| 
|
)
( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )
( LAW vs./and/||/<> JUSTICE )
( JURISTISCHE/RECHTSWISSENSCHAFTLICHE mit/und/||/<> GERECHTIGKEIT )
( DROIT avec/et/||/<> JUSTICE )
( ... cum/et/||/<> JUSTITIA )
( ... ile/ve/||/<> DÍKÊ )
- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )
( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
( İkisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )
( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:
Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]
Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]
Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]
Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]
Kadir Has Ünv. [2009 - ...]
Ankara Ünv. [2006 - ...]
Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]
Bilgi Ünv. [2004 - 2007]
Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]
Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...
ABD’de, 1800'lerin sonu...
Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...
Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )
( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )
( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )
( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )
( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.
Yasa, olası öykülerde...
Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural
Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak
Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl
Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit
Ya da kahramanın yaptığı ya da yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )
( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...
Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan
Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk
Erem...
Hukuk Fakültesi Mezunu Müzisyen...
Şerif Muhiddin Targan
Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:
Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:
Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]
Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]
Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]
Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]
Kadir Has Ünv. [2009 - ...]
Ankara Ünv. [2006 - ...]
Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]
Bilgi Ünv. [2004 - 2007]
Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]
Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...
ABD’de, 1800'lerin sonu...
Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...
Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )
- TÜZE/HUKUK ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK
( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
( Görünen ahlâk. İLE/VE/||/<> Görünmeyen hukuk.
Visible moral. VS./AND/||/<> Invisible law. )
( LAW vs./and/||/<> MORALS )
- TÜZE ile/ve MATEMATİK
( LAW vs./and MATHEMATICS )
- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM
( "Toplumbilim Sözlükleri" tarihçesini okumak için burayı tıklayınız... )
( LAW vs./and SOCIOLOGY )
- TÜZE ile TÜZEL/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK
- TÜZE/HUKUK:
VAR OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMASI GEREKEN
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE
- TÜZEL/HUKUKÎ ile/ve/||/<>/< TÜREL/ÂDİL
- TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK
- TÜZEL ile TÖZEL
( Hukukla ilgili, hukuksal, hukukî. | Hükümle ilgili, hükmî. İLE Tözle ilgili. )
- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK
( [not] JUDICIAL RESPONSIBILITY vs./and/but/=/||/<>/>/< HUMANE RESPONSIBILITY )
- TUZLA/MEMLEHA[Ar.] ile Tuzla
( Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz ya da göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer. | Tuzlak. İLE İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. )
- TUZLAMAK ile TUZLANMAK ile TUZLA ile TUZLAK
- SALT ICE[İng.] ile/değil/yerine/= TUZLU BUZ
- TUZLU SU İÇME(ME)K ile/ve/||/<> KEÇİBOYNUZU YEME(ME)K
- BRINE[İng.] / SAUMURE[Fr.] / SOLE (SALZSOLE), SALZLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLU SU
- SALINITY[İng.] / SALINITÉ, SALURE[Fr.] / SALZIGKEIT, SALZGEHALT[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLULUK
- TUZLU/LUK ile TUZLUK ile TUZLUCA ile TUZLUKÇU ile TUZLU BALGAM
- TUZSU ile TUZSUZ/LUK
- TUZU KURU OLMAK ile/değil GÖTÜNDE PİRELER UÇUŞMAK
- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK
- TVİST ile TVİSTÇİ
- TWETT, M[İng.] ile/değil/yerine/= TWETT, M.
- TWİST ANGLE İLE MOİRÉ İLE MAGİC ANGLE ile/||/<> TWİSTRONICS
( Açılı 2D malzeme heterostrüktürleri. )
( Formül: θ = 1.1° (magic) )
- TWİSTOR THEORY ile/||/<> SPİNOR ALANLARI
( Twistor theory karmaşık uzay-zaman geometrisiyken İLE spinor alanları Lorentz grubunun temsilidir )
( Formül: Z^A = (π^A İLE ω^{A′}) )
- TYAGA ile ...
( Red, terk. Tyaga tüm çalışmaların meyvelerini red ve terk etmektir. Örneğin, tyaga, karma'yı tutkusuzca ve sonuçları hakkında hiçbir arzu taşımaksızın icra etmelidir, yerine getirmelidir. )
- TYMPANIC ile ...
( Kulak zarı. )
- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI
- TYPE I ERROR ile/||/<> TYPE II ERROR
( Type I α doğru H₀ reddi, Type II β yanlış H₀ kabulü. )
( Formül: False positive İLE false negative )
- TYPE I İLE TYPE IIA/IIB İLE HETEROTİC İLE M-THEORY ile/||/<> STRİNG KURAMLERİ
( Süpersicim kuramı versiyonları. )
( Formül: D = 10 (string) İLE 11 (M) )
- TZU-JAN[Çince] ile ...
( Doğal olarak, kendiliğinden oluşum. )
- U BORUSU ile U DÖNÜŞÜ
- U KUARK ile/ve/||/<> D KUARK ile/ve/||/<> ELEKTRON
( )
- Ü[Ar.] ile Ü[Ar.]
( Osmanlı abecesinin "elif" ve "ayın" ile başlayan sözcüklerinden hafif zammelilerin sesini verir. İLE Çok kez "ü" gibi ve sesli biten sözcükten sonra "vü" olarak okunur.[KAZÂ VÜ KADER: Kaza ve kader.] )
- U ile/ve/<> U
( Türk abecesinin yirmibeşinci harfi. Sesbilim bakımından, kalın, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir. İLE/VE/<> Uranyum'un simgesi. )
- ADEM ile ÂDEM
( ya da "Adem" ile "adem" biçiminde) ( adem=yokluk. İLE Âdem=İnsan. )
- UBİKİTİN[İng. UBIQUITIN] ile/||/<> KOVALENT BAĞ[İng. COVALENT BONDS]
( Ökaryot gözelerde yaygın olarak bulunan, göze proteinlerinin proteazlarla parçalanabilmesi için parçalanacak proteine kovalent bağlarla bağlanan, enzim özelliği bulunmayan, sıcaklığa dayanıklı, 76 amino asitlik küçük bir protein. @@ Kimyada iki atom arasında bir elektron çiftinin paylaşımından kaynaklanan atomlararası bağlantıyı gösteren bağ. Bağlama çekirdeklerinin aynı elektronları elektrostatik olarak çekiminden kaynaklanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- UBİQUİTİNATION ile/||/<> SUMOYLATION
( Ubiquitination protein bozunma sinyaliyken İLE SUMOylation protein fonksiyon modülasyonudur )
( Formül: Proteasom yolu )
- UBÛDİYET ile İBÂDET
( KULLUK | AŞIRI BAĞLILIK (BİRİNE) )
- UBÛDİYET ile UBÛDET
( Kulluk. İLE Aşk ve şevk. )
- TRIPEOD[İng.] / TRÉPIED[Fr.] / DREIFUSS, DREIFUSSGESTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ AYAK
- UC BİRİM ile UZANTI
( TIP UNIT vs. EXTENSION )
- ÜÇ BOYUT/İMTİDAD-I SELÂSE -ile
( * UZUNLUK/BOY
* GENİŞLİK/EN
* DERİNLİK )
- ÜÇ/DÖRT BOYUT ile/ve/değil/||/<>/< 11 BOYUT
- ÜÇ BOYUTLU ile/ve/değil/||/<>/> YEDİ BOYUTLU
- ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
DUYGUSUZLUK ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )
- EXTREMUM[İng.] / EXTREMUM[Fr.] / EXTREMUM[Alm.] ile/değil/yerine/= UÇ DEĞERLER
- TRIPHASÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ EVRELİ
- DREHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ FAZLI AKIM
- THREE PHASED[İng.] / DREI EINGETEILT, DREIPHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ FAZLI
- 3 KİŞİ/ARKADAŞ ile/yerine/ve 2, 4, 5, 6 [< üzeri] KİŞİ/ARKADAŞ
( Üç kişi, olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri, öbeği[grubu] terk etmelidir. )
( Üç kişi, birlikte yürürken, birini yitirir. )
- TRIPLE-BEAM BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇ KOLLU TERAZİ
- 3 MAYMUN:
MIZARU ile/ve/||/<> IWAZARU ile/ve/||/<> KIKAZARU
(
)
( Gözlerini kapatanın adı Mizaru, ağzını kapatanın adı Iwazaru ve kulaklarını kapatanın adı da Kikazaru. Adlarından da anlaşıldığı üzere Japon kökenli bir görsel bu. XVII. yüzyılda, Nikko kentinde inşâ edilmiş ünlü Tosho-Gu Tapınağı'nın kapısına oyulmuş "görsel bir deyim" olarak ortaya çıkmış, sonra da oradan tüm dünyaya yayılmış. )
- THREE CENTERED BOND[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇ MERKEZLİ BAĞ
- ÜÇ MİHRAPLI CAMİ -ile
( HOCA HAYRETTİN CAMİİ - EMİNÖNÜ )
- ÜÇ NESİL ile/ve/||/<> ÜÇ HAYAT
( Refik Halit Karay )
- ÜÇ NESNE SORUNU: -ile/ve/||/<>
( 1- Nesneyi oluşturan, bölünemeyen en küçük yapı, temel parçacıklar nelerdir?
İLE/VE/||/<>
2- Temel parçacıkları birarada tutan, nesneleri oluşturan güç nedir?
İLE/VE/||/<>
3- Temel parçacıklara kütle kazandıran, yani nesnel evreni oluşturan fiziksel mekanizma nasıl bir şeydir? )
- THREE COLOURS TECHNIQUES[İng.] / TECHNIQUE TRICHROME[Fr.] / DREIFARBENTECHNIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇ RENK TEKNİĞİ
- VALEURS TRISTIMULUS[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ RENK UYARAN DEĞERİ
- 3 ŞEY TATİL EDİLMEZ -ile
- 3 SÜTUN ile/ve/+ 1 SÜTUN
( Kâbe'de/ki. İLE/VE/+ Kişi/sen! )
( HANNÂN ve MENNÂN ve DEYYÂN ve/+ SÜBHÂN )
- ÜÇ TEHLİKE:
AKILLILARDA ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
"ETKİLİLERDE"
( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )
- TRIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇ UÇLU
- TRISTIMULUS VALUES[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇ UYARAN DEĞERİ
- UC ile/değil AGLET
( ... İLE/DEĞİL Ayakkabı bağcıklarının ucunda bulunan bant. )
- BORNE[Fr.] ile/değil/yerine/= UÇ
- UC ile BURUN
- UC ile/değil DORUK-ETEK
- UC ile/ve/değil EŞİK
- UC ile/ve GÜÇ
( TIP vs./and POWER )
- UC ile İBİK
( ... İLE Horoz, hindi vb.'nin tepesinde bulunan, kırmızı deri uzantısı. | Kimi kemiklerde bulunan ve kaslara tutunmasına yarayan, çizgi durumunda, pürtüklü çıkıntı. | Emzik. | Köşe, kenar, uc. )
- UC ile/değil KARŞILIK
- UC ile KUTUP
- UC ile ÖZEK/MERKEZ
- UC ile ÖTESİ OLMAYAN
- UC ile TARAF
- UC ile TARAF
( Uclar, güdülenmeyi engeller! )
( TARAFEYN: Uclar. )
( Tips interrupts the motivation!
TIP vs. SIDE )
- UC ile UÇ
( Kutup. İLE Emir kipinde "Uçmak". )
( TIP vs. FLY )
- ÜÇ ile ÜÇ BEŞ ile ÜÇ BİR ile ÜÇ İKİ ile ÜÇ ADIM ile ÜÇ ETEK ile ÜÇ AYLAR ile ÜÇ AYLIK ile ÜÇ BAŞLI ile ÜÇ BEYAZ ile ÜÇ BUÇUK ile ÜÇ KATLI ile ÜÇ NOKTA ile ÜÇ BUUTLU ile ÜÇ BOYUTLU/LUK ile ÜÇ DÜZLEMLİ ile ÜÇ OTUZUNDA ile ÜÇ PARMAKLI ile ÜÇ HAL KANUNU ile ÜÇ ADIM ATLAMA ile ÜÇ BOYUTLU FİLM ile ÜÇ DURUM YASASI ile ÜÇ BİRLİK KURALI
- UÇ ile/||/<>/> UÇ BEYLİĞİ
( Sınır boyları. İLE/||/<> Ortaçağda Hıristiyan ile İslâm dünyasının arasındaki müslüman sınır bölgeleri için kullanılan bir tanım.[Uç Beyliği'nin Hıristiyan tarafındaki karşılığı, Akron[Yun.] olarak adlandırılırdı. Sınır bölgelerinde kendi topraklarını savunmakla yükümlü kişilere Bizans tarafında Akriti[Yun.], müslüman tarafta ise "Gazi" denirdi.] )
- UÇ ile UÇ UCA ile UÇ BEYİ ile UÇ BEYLİĞİ
- UC ile UZANTI
- UÇAK KULLANMAK ile HAVACILIK ile HAVACILIK SÖZLEŞMESİ ile HAVACI
( AVIATE vs. AVIATION vs. AVIATION CONVENTION vs. AVIATOR )
( هواپيما راني کردن ile هوانوردي ile هواپيمائي ile هواپيميي کشوري ile هوا نوردي ile عرف هوانوردي ile هوانورد )
( NPAVAPYMA RANY KARDAN ile NPAVANORDY ile NPAVAPYMAYEY ile NPAVAPYMYY KESHORY ile NPAVA NORDY ile AROF NPAVANORDY ile NPAVANORD )
- UÇAK ile PLANÖR[Fr.]
( ... İLE Hava akımlarından yararlanarak uçan, motorsuz hava aracı. )
- UÇAK ile UÇAK GEMİSİ ile UÇAK GEMİSİ ile UÇAK ENDÜSTRİSİ ile UÇAK İMALATI ile UÇAK GÖRÜNÜRLÜĞÜ
( AIRCRAFT vs. AIRCRAFT CARRIE vs. AIRCRAFT CARRIER vs. AIRCRAFT INDUSTRY vs. AIRCRAFT MANUFACTURE vs. AIRCRAFT VISIBILITY )
( طياره ile هواپيميي ile هواپيما بر ile ناو هواپيمابر ile ناو هوا پيما بر ile هواپيماسازي ile آسمانه هواپيما )
( طياره ile NPAVAPYMYY ile NPAVAPYMA BAR ile NAV NPAVAPYMABAR ile ناو هوا پيما بر ile NPAVAPYMASAZY ile ASMANEH NPAVAPYMA )
- UÇAK ile UÇAKLI ile UÇAKSIZ
- UÇAKSAVAR ile UÇAKSAVAR SİLAHI
( ANTIAIRCRAFT vs. ANTIAIRCRAFT GUN )
( ضد هوائي ile توپ ضد هويي )
( ضد هوائي ile TOP ZED TEOOYY )
- UÇAN TOP ile UÇAN DAİRE
- UÇAN ile UÇAN KÖPRÜ ile UÇAN RENKLER ile UÇAN BALIK ile UÇAN DAİRE
( FLYING vs. FLYING BRIDGE vs. FLYING COLORS vs. FLYING FISH vs. FLYING SAUCER )
( پرواز کننده ile هواپيمائي ile پروازي ile پران ile سريع السير ile پل شناور ile موفقيت قطعي ile ماهي پرنده ile بشقاب پرنده )
( PARVAZ KONANDEH ile NPAVAPYMAYEY ile PARVAZY ile PARAN ile سريع السير ile PEL SHENAVAR ile MOFEGHYT GHATEY ile MAHY PARANDEH ile BESHGHAB PARANDEH )
- UÇANIN/UÇAĞIN:
İNMESİ ile/ve/değil/||/<>/< ALÇALMASI
- UÇANLAR ile/ve UÇAMAYANLAR
- UÇAR ile UÇARI/LIK ile UÇARICA ile UÇAR KEFAL
- UCBE[Ar.] ile U'CÛBE[Ar. çoğ. EÂCÎB]
( Şaşılacak şey. İLE Pek acayip şey, garip, şaşılacak şey. )
- ÜÇER ile ÜÇERLİ ile ÜÇER BEŞER
- ÜÇGEN:
180° ile/ve/||/<>/> 360° ile/ve/||/<>/> 540°
- DELTA CONNECTION[İng.] / CONNEXION EN DELTA[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇGEN BAĞLANTI
- ÜÇGEN İLE KARE İLE PENTAGON İLE HEXAGON ile/||/<> DÜZGÜN ÇOKGENLER
( Eşit kenar ve açılı şekiller. )
( Formül: (n-2)×180° toplam )
- ÜÇGEN ÜYELİK ile/||/<> YAMUK ÜYELİK
( Üçgen 3 parametre (a,b,c), yamuk 4 parametre (a,b,c,d) kullanır )
- DELTA-Y TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DELTA-ÉTOILE[Fr.] / DREIECK-STERN-UMWANDLUNG, DREIECKS-Y-UMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇGEN-YILDIZ DÖNÜŞÜMÜ
- ÜÇGEN ile/ve/=/||/<> DELTA
- ÜÇGEN ile PENROSE ÜÇGENİ
( ... ile
)
- ÜÇGEN ile POLİTZER ÜÇGENİ
- ÜÇGEN ile REULEAUX ÜÇGENİ
(
)
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- ÜÇGEN ile/değil SİVRİ
- ÜÇGEN ile ÜÇGEN PRİZMA ile ÜÇGEN PİRAMİT ile ÜÇGENSEL BÖLGE
- ÜÇGEN ile/ve/değil/||/<>/< ÜÇLÜ
- ÜÇGENİN İÇ AÇILARI ile/ve/değil/||/<>/< KİŞİNİN İÇ ACILARI
( Bilinir/bilinebilir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< [çoğunlukla/pek/yeterince] Bilinmez/bilinemez. )
- ÜÇGENLER ile/ve/<> ÖZEL ÜÇGENLER
( ... İLE/VE/<> )
( ... İLE/VE/<> )
- ÜÇKÂĞIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HİLE
- ÜÇKÂĞIT ile ÜÇKÂĞITÇI/LIK
- ÜÇKÂĞITÇI ile/ve/||/<>/> HAİN
- ÜÇKÂĞITÇI ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI
- ÜÇKÂĞITÇI/LIK ile/ve/değil/||/<>/< TUTARSIZ/LIK
- UÇKUN ile UÇKUN
( Ateşten fırlayan kıvılcım. İLE Dağlardan toplanan özel bir bitki. )
( ... İLE
)
- UÇKUR/LUK ile UÇKURLU ile UÇKURSUZ
- UCLAR ile/ve/değil/yerine FARKLAR
( [not] TIPS vs./and/but CONFLICT
CONFLICT instead of TIPS )
- UCLARDA OLMAK(DURMAK/BULUNMAK)
ile/değil/yerine
ORTAK NOKTALARDA/ALANLARDA BULUN(/Ş)MAK
- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )
- ÜÇLEMEK ile ÜÇLEŞMEK ile ÜÇLER ile ÜÇLER YEDİLER KIRKLAR
- TRIPLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ BAĞ
- TRIPLET STATE[İng.] / ÉTAT TRIPLET[Fr.] / TRIPLETTZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ DURUM
- TRIPLE POINT[İng.] / POINT TRIPLE[Fr.] / DREIFACHER PUNKT, TRIPELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ NOKTA
- TERNARY SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ SİSTEM
- ÜÇLÜ TEKRARLAMA[İng. TRINUCLEOTIDE REPEAT] ile/||/<> ATAKSİ[İng. ATAXIA] ile/||/<> HUNTİNGTON HASTALIĞI[İng. HUNTINGTON DISEASE] ile/||/<> METİLASYON[İng. METHYLATION]
( Gendeki nükleotitlerden bir üçlünün sayısının artmasıdır.Bir mutasyon, özellikle merkezi sinir sistemi bozukluklarında ortaya çıkan, bu üçlü nükleotit grubunun sayısının artışındandır. Örnekler myotonik distrfi dahil, Huntington hastalığı, Friedreich'in ataksisi ve frajil-X sendromu. Ayrıca polistik over sendromunda, androjen reseptörü geni CAG tekrarlarının sayısında artışa sahiptir. Büyüme daha fazla olabilir verici anne ve babaya bağlı olarak (myotonik distrofi bir anne ve Huntington hastası bir baba) burada aile kökeni ve genetik beklenti gözlemlenebilir. Üçlülerin sayısının artışı hastalığa neden olan genlerin metilasyonunu tetikleyebilir. @@ Kasların nasıl çalıştığını koordine etme konusunda yaşanan sorunlardır. Garip, ağır ya da sakar hareketlere yol açar. Neden gerçekleştiğine bağlı olarak ataksinin etkilerini tedavi etmek ya da tersine çevirmek mümkündür. @@ İnsanlarda en gecikmiş başlangıçlı ve en değişken yaşlı hastalık. Otozomal baskındır. Serebral korteks (beyin korteksi)'in ön loblarını etkiler. On yıldan uzun süreyle artarak devam eden göze ölümü gözükür. Hücre ölümünün kötüye gidişi; kontol edilemeyen hareketler, zihinsel kötüleme ve sonunda ölüm gözükür. Genellikle 30-50 yaşları arasında ilk semptomlar görünür. @@ DNA zincirindeki bazı nükleotitlere metil (CH3) gurubu eklenmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRIPLE SALT[İng.] / TRIPLE SEL[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇLÜ TUZ
- ÜÇLÜ ile/ve DÖRTLÜ ile/ve BEŞLİ ile/ve ALTILI
( SÜLÂSÎ ile/ve RUBÂÎ ile/ve HUMÂSÎ ile/ve SÜDÂSÎ )
(1996'dan beri)