Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(222/287)


- SALYANGOZ ile/ve KONİK SALYANGOZ

( Karada. İLE/VE Denizde. )

( Bir salyangoz üç yıl kesintisiz uyuyabilir. )

( ... İLE/VE Avustralya'da, resiflerde yaşarlar. )

( ... İLE/VE Dünyanın en zehirli canlılarındandır. )

( ... İLE/VE Zehirleri, çeşitli hastalıkları tedavide kullanılırlar. )

( ... İLE/VE 600 çeşidi vardır. 100'ü Avustralya Büyük Mercan Resif'lerinde bulunur. )

( ... İLE/VE İnsan için en zehirli olan hayvanları avlarlar. )


- SALYANGOZ ile PULLUK SALYANGOZU


- SALYANGOZ ile YAĞMACI SALYANGOZ


- SAM İLE LB İLE LBL ile/||/<> YÜZEY MODİFİKASYON

( Kontrollü yüzey kaplama teknikleri. )

( Formül: Alkanetiyol-Au SAM )


- ŞÂM[Ar. < ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]

( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )


- ŞÂM[Fars.] ile ...

( Akşam. )


- SAM ile/||/<> LB FİLM

( SAM kendiliğinden tek tabaka tiol-Au, LB transfer çok. )

( Formül: Spontan İLE mekanik )


- SÂM[çoğ. SILÂB][Fars.] ile Sâm[Fars.]

( Gökkuşağı, eleğimsağma. İLE Hz. Nuh'un oğlu.[Semitik kavimler, bu nesildendir] )


- ŞAM ile ŞAM ile ŞAM GÜLÜ

( DAMASCENE vs. DAMASCUS vs. DAMASCUS ROSE )

( شامي ile دمشقي ile زرنشان کردن ile دمشق ile شام ile گل مهمدي ile گل محمدي )

( SHAMY ile دمشقي ile ZARNESHAN KARDAN ile DAMSHGH ile SHAM ile GOL MACPEHMADY ile GOL MAHMADY )


- SAM ile SAMİ ile SAM YELİ


- ŞAMA ile ŞAMALI ile ŞAM FISTIĞI


- SAMADHİ ile/||/<> SATORİ ile/||/<> NİRVANA

( Bilinç üstü hali, derin meditasyon, trans, vecd hali. Yoga uygulamasında arayıcının meditasyon nesnesi ile bir olması. @@ İnsanın gerçek yaratılışını tanımasıyla sonuçlanan Zen yaşantısı. Uyanma, aydınlanma. @@ Aydınlanma. Bağımlılıklardan, tutkulardan, yanılsamalardan kurtulup, uyanıp aydınlanma sonucu ulaşılan iç suskunluk, iç barış. )


- SAMADHİ[Sansk.](CH'AN TİNG, SANWEİ SAMOTİ[Çince]) ile ...

( Bilinç üstü (üstün bilinç) hali, derin meditasyon, trans, vecd hali. Yoga uygulamasında arayıcının(sadhara) meditasyon nesnesi, konusu(sadhya) ile bir olması, böylece tarifsiz ve koşulsuz mutluluğa ermesi. Aşkın bilinç hali. Zihnin onu çevreleyenlerden tam olarak geri çekilmesi, mükemmel uygulanmış bir meditasyonun meyvesi; zihnimiz ya da gerçek doğamız üzerine saf bir tefekkür. Dhyana yoluyla ulaşılan durum. Theravada Budizmi'nde Dört Yüce Gerçek'ten 4.'sü olan Dharma'yı oluşturan 8 basamaklı yüce yolun en üst basamağı.
1. Evre: Saf düşünceler, anımsama, meditasyon.
2. Evre: Düşüncenin durdurulması ve kontemplasyon; sevinç ve huzur bilinci.
3. Evre: Sessizlik ve sakinliğin yaşanması.
4. Evre: Kişinin ego yükünden özgürleşmesi.
( Samadhi'nin tipleri:
* Savikalpa, dualistik âlemde bir duyusal nesne (genellikle bir ideal ya da bir tanrı) tasavvur etmek,
* Nirvikalpa, tüm kuşkuların, biçimlerin ve isimlerin ötesi,
* Nissankalpa, tüm arzuların “sankalpa“ biçimindeki gelişlerinin durması, nirvrittik, hatta istemsiz tasavvurlar(vritti'ler) durur,
* Nirvasana, vasanalar'ın içgüdüsel kabarışı bile durur. )


- SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> KARDA YÜRÜYÜP İZİNİ GÖSTERMEMEK


- SAMAN EV ile/ve/değil/yerine HUĞ EV ile/ve/değil/yerine KERPİÇ EV ile/ve/değil/yerine BAĞDADÎ EV

( HUĞ EV/ÇUKUROVA EVİ: Duvarları murt ya da hayt çubuğu ile sepet örer gibi örülür. Çatısı saz ile kaplanır. İç duvarlarına kerpiç sıva yapılır. Yapımı kolaydır. [Taş duvar ustasına ücret verecek olanağı bulunmayanlar bu tarz evler yapardı.] )


- SAMAN ile BART

( ... İLE Katı saman. )


- SAMAN ile ÇELMİK

( ... İLE Buğday ve başakla karışık, iri saman. )


- SAMAN ile KESMİK

( ... İLE Başakla karışık iri saman. | Taş gibi olmuş toprak parçası. )


- SAMAN ile ŞAMAN


- SAMAN ile SAMAN ÇATI KATI ile SAMAN YAPICI ile SAMANLIK ile SAMAN TOHUMU ile SAMAN TELİ

( HAY vs. HAY LOFT vs. HAY MAKER vs. HAY RACK vs. HAY SEED vs. HAY WIRE )

( يونجه ile علف خشک ile يونجه خشک ile انبار علوفه ile علف چين ile علف دروکن ile جاي يونجه ile علف دانه ile بلا استفاده )

( YVANJEH ile ALAF KHSHK ile YVANJEH KHSHK ile ANBAR ALOOFEH ile ALAF CHYNE ile ALAF DROKAN ile JAY YVANJEH ile ALAF DANEH ile BELA ESTEFADEH )


- SAMAN[Ar.] ile SÂMÂN[Ar.] ile Sâmân[Ar.]

( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )


- SAMANA ile SAMANYA

( Huzur içinde yaşayan Brahmin. | Rahip. İLE Tümellik. )


- ŞAMANDIRA ile CANLI

( BUOY vs. BUOYANT )

( روآبي ile کويچه ile شناور ساختن ile شناور )

( روآبي ile KOYCHEH ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR )


- ŞAMANDIRALAMAK ile ŞAMANDIRA


- SAMÂNÎ[Ar.] ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]

( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )


- ŞAMANİZM ile/||/<> ORGANİZE DİN

( Şamanizm bireysel aracılık İLE organize din kurumsal yapıdır. Şamanizm avcı-toplayıcı İLE organize din tarımsal toplumların dinidir. Göbeklitepe ritüel alanı şamanizm İLE organize din arasında geçiş olabilir. )


- SAMAN/LIK ile SAMANİ ile SAMANLI ile SAMAN ALEVİ ile SAMAN RENGİ ile SAMAN KAĞIDI ile SAMAN SARISI ile SAMAN NEZLESİ ile SAMANLI GÜBRE ile SAMANLI KERPİÇ


- ŞAMAN/LIK ile ŞAMANİ ile ŞAMANLI ile ŞAMANİST ile ŞAMANİZM


- SAMANLIK ile/ve/||/<>/> SEYRÂN

( İki kişi(/zihin/"gönül") [sevdâ] bir araya gelirse samanlık bile seyrân "olur[< olabilir]". )


- SAMANYA ile/||/<> VİSEŞA ile/||/<> SAMAVAYA

( Tümellik. @@ Özgüllük. @@ İçkinlik. )


- [ne yazık ki]
ŞAMAR OĞLANI (NA DÖN[DÜR/ÜL]MEK) ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ (İLÂN ETMEK/EDİLMEK)


- ŞAMARLAMAK ile ŞAMAR


- ŞAMATA ile ŞAMATACI/LIK ile ŞAMATALI


- SAMATHA ile ...

( Sükûnet, yoğunlaşmak, sakinlik, dinginlik. | Konsantrasyon Meditasyonu. )


- SAMATHA ile/||/<> VİPASYANA

( Sükûnet, yoğunlaşmak, sakinlik, dinginlik. Konsantrasyon Meditasyonu. @@ Sezgi meditasyonu. İçe yönelme ya da idrak. )


- SAMAVAYA ile ...

( İçkinlik. )


- SAMBA ile SAMBACI/LIK


- SAMBOGAKAYA ile ...

( Feragat Elbisesi/Gövdesi. Nirvana'ya ulaşmış, Dharma'da bir süre kalmış fakat evrende aydınlanmamış tek bir kişi kalmayana kadar hizmet için geri dönme. )


- ŞAMDAN ile/değil ÇIRAKMA/ÇIRAKMAN

( ... İLE/DEĞİL Üzerine, kandil, mum ya da herhangi bir ışık konulan, yüksek tabla. )


- ŞAMDAN ile MENORA

( ... İLE Museviliğin simgesi olan sekiz kollu şamdan. )


- ŞAMDAN/LIK ile ŞAMDANCI/LIK ile ŞAMDANLI ile ŞAMDANSIZ


- ŞÂME[Ar. çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Ar.]

( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )


- SAMED/[İng. SUBSTANCE] ile ...

( PEK YÜKSEK, ULU, DÂİM, EZELÎ, EBEDÎ | KİMSEYE VE HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAYAN ALLAH | KENDİNDE, KENDİNDEN ÖNCE OLANA PRİM VERMEMEK ( O bir şeyden çıkmamıştır, ondan da bir şey çıkmaz. )


- SAMED[Ar.] ile SEYYİD[Ar.]


- SAMEDÂNİYYET ile ...

( HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAMAK, KENDİNDEN ÜSTÜNÜ OLMAMAK (ULÛHİYYET) )


- ŞÂM-GÂH/ŞÂM-GEH[Fars.] ile ...

( Akşam vakti. )


- ŞÂM-I İSRÂ[Fars.] ile ...

( Mi'râc gecesi. )


- SÂMÎ[Ar. < SÜMÜVV] ile SÂMÎ[Ar.] ile SÂMİ'[Ar. < SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmi[Ar.] ile SÂMİH[Ar.]

( Yüksek, yüce.[Sadrâzamla ilgili olan ve o makamdan çıkan işler için kullanılırdı] | Ünlü/şöhretli. İLE Katılık, sertlik, kuruluk. İLE Duyan/işiten. | Dinleyen/dinleyici. İLE Sâm soyundan olan. İLE Asurca, İbranice, Habeşçe gibi dilleri konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol. | Bu koldan olan. İLE XVIII. yüzyılda yaşamış, Osmanlı şairlerindendir.[Arpa Emîni Zâde adıyla ünlüdür.] İLE Eliaçık/cömert. )


- SÂMİ'[Ar.] ile ÂLİM[Ar.]


- SÂMÎ ile SEMÎ

( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )


- SÂMÎ ile SEMÎ

( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )


- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]

( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )

( Genele. İLE/VE/<> Özele. )

( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )


- SAMİMİ ile ADAYLIK ile ADAY ile DÜRÜSTLÜK

( CANDID vs. CANDIDACY vs. CANDIDATE vs. CANDIDNESS )

( راست باز ile بي تزوير ile صاف ile صاف وساده ile نامزدي ile داوطلبي ile کانديد ile داوطلب ile داوخواه ile نامزد ile بي تزويري )

( RAST BAZ ile بي تزوير ile SAF ile SAF VASADEH ile NAMZADY ile DAVTALABY ile کانديد ile DAVTALAB ile داوخواه ile NAMZAD ile BEY TEZOYRY )


- SAMİMİ ile SAMİMİYET

( CORDIAL vs. CORDIALITY )

( مقوي ile قلبي ile مودت قلبي ile مودت )

( MOGHOY ile GHALABY ile MOODAT GHALABY ile MOODAT )


- SAMİMİLEŞMEK ile SAMİMİ/LİK


- SAMİMİYET ile AÇIKLIK ile SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK

( Açıklığı ve iyilikseverliği sayesinde hem çevresine, hem de sonuç olarak kendine yararlı olan biri simgelenir. )

( SINCERE | INTIMACY vs. OPENNESS vs. TRANSPARENCY )


- SAMİMİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> CÂZİBE[Ar.]


- SAMİMİYET ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR


- SAMİMİYET ile/ve/<> DOĞALLIK


- SAMİMİYET ile SAMİMİ ile YAKINDAN

( INTIMACY vs. INTIMATE vs. INTIMATELY )

( محرميت ile دمسازي ile صميميت ile محرم ساختن ile صميمي ile دمساز شدن ile هم رائ ile خودماني ile دمساز ile محرم ile صميمانه )

( محرميت ile دمسازي ile SAMYMYT ile MAHRAM SAKHTAN ile SAMYMY ile DAMSAZ SHODAN ile NPAM RAYE ile KHODMANY ile DAMSAZ ile MAHRAM ile SAMYMANEH )


- SAMİMİYET ile SAMİMİYETSİZ/LİK


- SAMİMİYET ile/ve/||/<>/> YALINLIK


- SAMİMİYETSİZLİK ile/ve/değil/||/<> MESAFELİLİK


- SÂMİN[Ar.] ile SÂMİN[Ar.]

( Yağlı, semiz. İLE Sekizinci. )


- SÂMİR[Ar.] ile SÂMİR[Ar.]

( Gece toplantıları. İLE Meyveli, meyve tutmuş. )


- SAMKHYA ile ...

( Sayı. )


- ŞAMPANYA ile ŞAMPANYA

( CHAMPAGNE vs. CHAMPAIGN )

( شامپاني ile ميدان جنگ )

( SHAMPANY ile MYDAN JANG )


- ŞAMPANYA ile ŞAMPANYALI ile ŞAMPANYASIZ ile ŞAMPANYA BARDAĞI


- ŞAMPİYON ile ŞAMPİYONLUK ile ŞAMPİYON ile ŞAMPİYONLUK

( CHAMP vs. CHAMPERTY vs. CHAMPION vs. CHAMPIONSHIP )

( ميدان جنگ ile شرخري ile قهرمان ile پهلوان ile قهرماني ile مسابقه قهرماني )

( MYDAN JANG ile SHARKHARY ile GHEHARMAN ile PPELVAN ile GHEHARMANY ile MOSABAGHEH GHEHARMANY )


- ŞAMPİYON/LUK ile ŞAMPİYONA


- ŞAMPUANLAMAK ile ŞAMPUAN


- SAMSA ile SAMSAT


- SAMSARA ile ...

( Görecelilik, geçicilik ve yanılsama âlemi. Doğum ile ölüm dünyası/döngüsü. Nirvana'nın sonsuzluk ve sükûtu ile kıyaslanır. )


- SAMSKARA ile ...

( Zihinsel izlenim, anı. Vasana, artakalan izlenim olarak da adlandırılır. | Eğilim, yönelim. )


- SAMSKARA ile/||/<> SANSKAR ile/||/<> VASANA

( Zihinsel izlenim, anı. @@ İnsanın karakterinin temelini oluşturan özellikler, huylar, mizaç. @@ Artakalan izlenim. )


- SAMSKRTA ile ...

( Geçici olana dair. Dünya. (<->Asamskrta) )


- SAMSUN[Yun.] ile SAMSUNHANE

( Savaşta kullanılan köpeklere verilen ad. İLE Ayaspaşa'da, XVI. yüzyılda sultanın köpeklerinin yetiştirilip beslendiği yer. )


- SAMSUN ile SAMSUNLU/LUK


- SAMUR ile DENİZ SAMURU

( ... İLE Amerika'nın kuzey okyanus kıyılarında yaşayar. Çok avlanıldığından soyu tükenme tehlikesi geçirmektedir. Yasalarla korunmaya çalışılmaktadır. Gerçek bir su hayvanıdır. Suda yavrular, suda uyur ve suda beslenir. Karaya seyrek çıkar. )

( Uzunluğu 120 ve kuyruğu 30 cm.'dir. Ağırlığı 40 kg.'ı bulur. Çoğunlukla deniz kestanesi, midye, istiridye, mürekkepbalığı ve salyangozlarla beslenir. Rahatça 30 metre derine dalar. Suyun yüzüne çıkınca sırtüstü yatarak avını midesinin üstüne koyar. Göğsüne yerleştirdiği yassı bir taşa vurarak kabuklarını kırar. Araç kullanabilen nadir hayvanlardandır. )

( Her yıl tek bir yavru yavrular. Sırtüstü yüzerken yavrusunu emzirir. Avlanacağı zaman yavruyu yosunlar arasında gizler. )

( image )

( LUTRA cum LUTAX LUTRIS )


- SAMUR ile SAMUR KÜRK ile SAMUR KAŞLI


- SAMUR ile SUSAMURU/LUTR[Fr.]

( SUSAMURUGİLLER: SEMMÛRİYYE[Ar.] | MUSTÉLIDÉS[Fr.] )

( Susamurları, akıntıyla farklı yerlere sürüklenmemek için uyurken el ele tutuşur. )

( ... İLE Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, küçük bir tür hayvan. )

( SEMMÛR[çoğ. SEMÂMÎR] )

( SABLE vs. OTTER )

( ... avec LOUTRE )

( ... mit OTTER )

( MARTES ZIBELINA cum LUTRA LUTRA )

( ... con NUTRIA )

( ... con LONTRA )


- SAMURAİ[Jap.] ile ...

( Japonya'da Zen'den çok etkilenmiş, mesleği savaşçılık olan sınıf. Bir tür şövalyelik. bkz. Bushido )


- SAMVİD ile ...

( Gerçek farkındalık. )


- SAMYAMA ile/ve SAMADHI ile/ve SAMYOGA

( Süper kontrol. İLE/VE Süper odaklanma. İLE/VE Süper birleşme. )


- SAMYOGA ile ...

( Bağ, bağlantı. )


- ŞAN[Ar.] ile ŞAN[Fr. < CHANT]

( Ün. | Gösteriş, gösterişlilik. İLE İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi. | Ünleme, ses çıkarma eğitimi. )


- ŞAN ile ŞANO ile ŞANS ile ŞANSLI/LIK ile ŞANSSIZ/LIK ile ŞANS OYUNU


- SANA GÖRE ile BANA GÖRE

( ACCORDING TO YOU vs. ACCORDING TO ME )


- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA

( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )


- SANAL DİN ile/değil/yerine DİN

( Onun/onların "dini". İLE/DEĞİL/YERİNE Senin olan/sa! )


- SANAL GERÇEKLİK'TE:
NESNE'NİN YİTİRİLMESİ ile/ve ÖZNE'NİN YİTİRİLMESİ


- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL


- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI


- IMAGINARY CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL YÜK


- SANAL ile/ve KURGU/SAL

( VIRTUAL vs./and SPECULATIVE )


- SANAL ile SANAL KART ile SANAL SAYI ile SANAL REKLAM ile SANAL SOHBET


- SANAL ile SOYUT


- SANAL ile UYDURMA


- SANAT:
[hem] ARAÇ OLARAK ile/ve/hem de/||/<>/> AMAÇ OLARAK


- SANAT:
BİÇİM ile/ve/değil/||/<>/< BİÇİMİN İLKESİ/YASASI


- SANAT BİÇİMİNDE:
SİMGESEL ile/ve/||/<>/> KLASİK ile/ve/||/<>/> ROMANTİK


- SANAT DÖNEMLERİ/NDE:
SİMGESEL ile/ve/<>/> KLASİK ile/ve/<>/> ROMANTİK ile/ve/<>/> MODERN

( Mimarlık sanatı. İLE/VE/<>/> Heykel sanatı. İLE/VE/<>/> Resim, müzik ve şiir sanatı. İLE/VE/<>/> Sürekli değişim/dönüşüm. )

( ... =/> ETİK )

( Sümer, Mısır, Çin, Hint. İLE/VE/<>/> Eski Yunan. İLE/VE/<>/> Avrupa.[XIX. yüzyıl] İLE/VE/<>/> Çağımız. )


- SANAT YAPITI SUNMAK ile SANAT YAPITI "ÜRETMEK"

( Sanat yapıtı üretilebilir mi, üretilen midir? )


- SANAT YAPITININ:
İFŞÂ ETTİĞİ ile/ve/değil AFİŞE ETMEDİĞİ (ŞEY/LER)

( BAYKUŞ: Güzel sanatların simgesi. | Sanatın yaratıcısı. )

( AS THAT WHICH A WORKS BETRAYS BUT DOES NOT PARADE :ON ART )


- SANAT:
GEÇMİŞİ GERİ ALMAK ile/ve/değil/||/<>/> GELECEĞİ ÖNGÖREBİLMEK


- SANAT ...:
GEÇMİŞ/TEN ile/ve/||/<>/> BUGÜN/E ile/ve/||/<>/> GELECEK/E

( Kopuk olmamalı. İLE/VE/||/<>/> Hitap etmeli. İLE/VE/||/<>/> Dönük olmalı. )

( MÂZÎ ile/ve/||/<>/> HÂL ile/ve/||/<>/> İSTİKBÂL )


- SANAT:
İÇTEN DIŞA ile/ve/değil/||/<>/< DIŞTAN İÇE


- SANAT NESNESİ ile/ve/> SANAT YAPITI


- SANAT NESNESİNE BİÇİM VERME ile/ve/||/<> KİŞİNİN, KENDİNE BİÇİM VERMESİ


- SANAT[Ar. < SUN] ile ...

( Yapmak, üretmek. | İlâhî olarak üretilmiş olan. )


- SANAT YAPITININ:
AYDINLATILMASI ile/ve/<> AYDINLATMASI

( Sanat yapıtının nesnesini dışarıdan aydınlatırız ve fakat o da bizi içeriden aydınlatır. )


- SANAT ile ...

( DUA )


- SANAT ile/ve/||/<>/> DAHA/EN SANAT/SİMGE


- SANAT ile/ve/değil DİNSEL DIŞLAŞIM


- SANAT ile/ve EĞLENCE

( ART vs./and ENTERTAINMENT )


- SANAT ile/ve/||/<> FARKLILIK


- SANAT ile/ve/||/<>/>/< HAKİKAT


- SANAT ile/ve/||/<> İNCELİK/RİKKAT[Ar.]


- SANAT ile/ve/değil ...MIŞ GİBİ


- SANAT ile/ve/||/<> SANA AİT


- SAN'AT[Ar. çoğ. SAN'ÂT] ile SAN'ÂT[Ar. < SAN'ÂT]

( Sanat, ustalık, hüner, mârifet. | Bir şeyi güzel yapmak, bir şeyin güzel, beğenilir olması için uygulanan kurallar. İLE Sanatlar, ustalıklar, hünerler. )


- SANAT ile SANAT ÖĞRENCİSİ

( ART vs. ART STUDENT )

( هنري ile هنر ile هنر جو )

( NPANNARY ile NPANNAR ile NPANNAR JO )


- SANAT ile SAYRILIK


- SANAT ile/ve/||/<>/> SUSKUN/HÂMUŞ SANAT


- SANAT ile/ve/değil/<> SÜSLEME


- SANAT ile/ve/<> TASARIM

( Sanat kavramda olur, tasarımda değil. )


- SANAT ile/ve TASAVVUF SÜZGECİNDEN GEÇMİŞ SANAT


- SANAT ile/ve/||/<>/> ÜRETKEN SEZGİ GÜCÜ ile/ve/||/<>/> ESTETİK SEZGİ


- SANAT ile/> VAHİY

( İkisi de, aklın ötesine geçildikten sonradır. )


- SANATÇI:
SAHTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GERÇEK

( Taklit eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Alır/"çalar". )


- SANATÇI ile/ve/||/<> BİLGE/ÂRİF

( Dönüştürücü. İLE/VE/||/<> Geliştirici/ilerletici. )


- SANATÇI ile/ve DEVRİMCİ


- SANATÇI ile SANATSAL ile SANATSAL ÇALIŞMA ile SANAT

( ARTIST vs. ARTISTIC vs. ARTISTIC WORK vs. ARTISTRY )

( آرتيست ile پرهنر ile هنرور ile اهل فن ile ارباب هنر ile هنرمند ile هنرمندانه ile هنري ile باهنر ile کار ذوقي ile استعداد هنري ile هنرمندي )

( ARTYSET ile PARECONNAR ile NPANNARVAR ile اهل فن ile ARBAB NPANNAR ile NPANNARMAND ile NPANNARMANDANEH ile NPANNARY ile BANPANNAR ile KAR ZOGHY ile ESTEDAD NPANNARY ile NPANNARMANDY )


- SANATÇI ile/ve/||/<>/>/< SANATSEVER


- SANATÇI ile/değil TASARIMCI


- SANATÇININ:
BAKTIĞINA BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖRDÜĞÜNÜ GÖRMEK


- SAN'AT-GER[Ar.] ile SAN'AT-KÂR[Ar.]

( Sanatçı. | Esnaf. İLE Sanatçı, usta. )


- SANATIN:
DİLİ ile/ve/değil/<>/< ARACI


- SANATIN GÜZELLİĞİ ile/ve/||/<> DOĞANIN GÜZELLİĞİ

( Hegel'de. İLE/VE/||/<> Kant'ta. )


- SANATIN ÖLÜMÜ ile ÇIRAĞIN ÖLÜMÜ

( [Çırak, ustasını ...] Sollamazsa. İLE Hatalı sollarsa. )


- SANATIN OLUŞMASINDA:
ÇOK KİŞİ ile/ve/değil TEK KİŞİ


- SANATKAR/LIK ile SANATKARCA


- SANATLAŞMAK ile SANAT ile SANATLI ile SANATÇI/LIK ile SANATSAL/LIK ile SANATSIZ/LIK ile SANAT ERİ ile SANAT ADAMI ile SANAT ESERİ ile SANAT FİLMİ ile SANAT OKULU ile SANAT DÜNYASI ile SANAT DANIŞMANI ile SANAT ENSTİTÜSÜ ile SANAT DANIŞMANLIĞI


- SANATSAL ÜRÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/<> (KENDİNE VE TOPLUMA) SANATSAL DUYARLILIK KAZAN(DIR)MAK/KAZANDIRABİLMEK

( Sanat ürünü, sanatçısını yanında istemez. )


- SANATSAL ile/ve/fakat/<>/> SANATI AŞAN


- SANATTA:
BİLİNÇSİZ SİMGESELLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇLİ SİMGESELLİK


- SANAT/TA:
DOĞAL OLAN ile/ve/||/<>/> DOĞAL OLARAK/DOĞALA EN YAKIN VE YALIN YAPILMIŞ OLAN


- SANATTA:
FARK ile/ve/değil/yerine/||/>/<>/>< BENZERLİK


- SANATTA KALMAK ile/değil/yerine SANATLA KALMAK


- SANAT/TA/Kİ:
SAÇMA ile/ve/||/<> SAÇMA/LIK


- ŞİİR:
SANATTA ile/ve FELSEFEDE

( En üstte. İLE/VE En altta. )


- SANAT(TA TAKLİT):
DOĞRU OLMAYANDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DOĞRU OLANDA

( Sanat, doğru olmayanı da taklit edebilir, doğru olanı da.
Doğru olmayanı taklit ederse aldatıcı olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Doğru olanı taklit ederse doğruluğunu daha çok güçlendirir. )

( Sanat, doğru ya da güzel olmayanı, doğru ve güzel olarak gösterebilir. )


- SANAYİ KAPİTALİZMİ ile/ve/||/<>/> ANAMAL/SERMAYE KAPİTALİZMİ ile/ve/||/<>/> MODERN KAPİTALİZM ile/ve/||/<>/> ÖZEL MÜLKİYET BİÇİMİ

(

Sanayi Kapitalizmi
18. yy sonu – 19. yy sonu
Üretimin fabrikalarda makine gücüyle örgütlendiği, ücretli emeğin dizge biçimde kullanıldığı kapitalizm aşaması. İngiltere'de Sanayi Devrimi ile doğmuş, Kıta Avrupası ve ABD'ye yayılmıştır. Temel dinamik: sermaye sahibi ile mülksüz işçi arasındaki asimetrik ilişki.
Anahtar: fabrika, ücretli emek, artı-değer, üretim araçları
Sermaye Kapitalizmi
1880 – 1945
Üretken sermayenin değil, para sermayesinin ve finansın egemen olduğu aşama. Bankacılık, faiz, hisse senedi ve kredi mekanizmaları ön plana çıkar; sanayi kapitalizminin içinden dönüşerek çıkar. "Finans kapitalizmi" olarak da adlandırılır.
Anahtar: banka kredisi, faiz, menkul kıymet, spekülatif sermaye
Modern Kapitalizm
1945 – günümüz
Çokuluslu şirketler, küresel finans piyasaları, refah devleti ve tüketim kültürünü kapsayan geç dönem kapitalizmi. Hem sanayi hem sermaye boyutlarını içerir; platform ekonomileri, patent ve veri de birer sermaye biçimi haline gelmiştir.
Anahtar: küreselleşme, neoliberalizm, dijital platform, bilgi ekonomisi
Özel Mülkiyet Biçimi
Tüm dönemler — kurucu zemin
Kavramsal olarak bir kapitalizm türü değil kapitalizmin kurucu koşuludur: üretim araçlarının (toprak, fabrika, makine, sermaye) özel ellerde bulunması. Öteki üç kavramın ortak zeminidir; mülkiyet biçimi değişirse kapitalizmin tanımı da değişir.
Anahtar: mülkiyet hakkı, mülksüzleştirme, tahsis, yasal güvence
Kavramsal Sıradüzen
Zemin – Aşama ilişkisi
ÖZEL MÜLKİYET BİÇİMİ — kapitalizmin kurucu zemini
>
SANAYİ KAPİTALİZMİ
XVIII. – XIX. yy. | fabrika, makine, ücretli emek | Marx'ın temel çözümleme nesnesi
>
ANAMAL/SERMAYE KAPİTALİZMİ
IX. yy. sonu – XX. yy. | finans, kredi, faiz | sanayi kapitalizminin dönüşümü
>
MODERN KAPİTALİZM
1945 – günümüz | küresel, dijital, çok katmanlı | ikisini de kapsar ve aşar
Karşılaştırmalı FaRkLaR
Boyut Özel Mülkiyet Biçimi Sanayi Kapitalizmi Anamal/Sermaye Kapitalizmi Modern Kapitalizm
Kavramsal durum/konum Kurucu zemin / koşul Tarihsel aşama Tarihsel aşama Tarihsel aşama
Dönem Tüm dönemler 1760 – 1900 1880 – 1945 1945 – günümüz
Odak Mülkiyet hakkı, tahsis Üretim, fabrika Finans, para, kredi Küresel dizge, platform
Egemenler Fabrikatör / burjuva Banker, borsa Çok uluslu şirket, büyük teknoloji
Emek biçimi Ücretli fabrika işçisi Ücretli + yatırımcı Esnek, güvencesiz, uzaktan
Temel çelişki Sahip — mülksüz Burjuva — proleter Borç veren — borçlu Küresel anamal/sermaye — yerel emek
Anamal/sermaye biçimi Mülk, arazi Makine, fabrika Para, tahvil, hisse Veri, patent, marka, algoritma
Devletle ilişki Mülkiyeti tanır / korur Laissez-faire Düzenleyici müdahale başlar Refah devleti <> neoliberalizm
Anahtar kavramlar mülkiyet hakkıtahsis artı-değersömürü faizkredispekülasyon yaratıcı yıkımr > g
04 — Kuramcılar
Sanayi kap. | Özel mülkiyet | Eleştiri
Karl Marx
1818 – 1883
Sanayi kapitalizmi ve özel mülkiyet biçiminin en kapsamlı eleştirmeni. İşçinin emeği ile aldığı ücret arasındaki fark olan artı-değerin anamal/sermaye birikiminin kaynağı olduğunu gösterdi. Sınıf çatışmasını tarihin itici gücü olarak tanımladı. Özel mülkiyetin ilgası olmadan sömürünün bitmeyeceğini savundu.
artı-değer sınıf çatışması yabancılaşma tarihsel nesnecilik
Das Kapital, Cilt I (1867)
Komünist Manifesto — F. Engels ile (1848)
Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları (1844, yayım: 1932)
Kapitalizmin kültürel kökenleri | Kurumsal yapı
Max Weber
1864 – 1920
Kapitalizmin yalnızca ekonomik değil, zihinsel bir düzen olduğunu gösterdi. Protestan ahlakından beslenen rasyonelleşme, disiplin ve çağrı (Beruf) kavramları kapitalizmin temelini oluşturur. Marx'ın altyapı belirlenimciliğine karşı çıkarak kültür ve kurumların bağımsız ağırlığını savundu.
rasyonelleşme Protestan etiği bürokrasi meşrûiyet türleri
Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Yapısı (1905)
Ekonomi ve Toplum (1922, ölüm sonrası)
Siyaset Meslek Olarak (1919)
Anamal/sermaye kapitalizmi > Modern kapitalizm geçişi | Girişimci
Joseph Schumpeter
1883 – 1950
Yaratıcı yıkım: girişimci, eski üretim yapılarını sürekli yıkarak yeni değer oluşturur; bu devinimin kapitalizmin özüdür. Ancak Schumpeter, kapitalizmin kendi başarısıyla çökeceğini de öngören nadir adlardan biridir: bürokrasi ve entelektüel eleştiri girişimciliği aşındıracaktır.
yaratıcı yıkım girişimci inovasyon konjonktür döngüsü
Ekonomik Kalkınma Kuramı (1911)
Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi (1942)
İş Döngüleri (1939)
05 — Modern Kapitalizmin Öne Çıkan Adları
Milton Friedman
1912 – 2006 | Chicago Okulu | Nobel 1976
Neoliberal dönüşümün kuramsal mimarı. Serbest piyasa, parasal disiplin ve devlet müdahalesinin küçültülmesini savundu. Thatcher ve Reagan dönemlerini doğrudan etkiledi. "Şirketin tek sorumluluğu kâr etmektir" tezi tartışmayı biçimlendirdi.
Neoliberalizm | Monetarizm
Friedrich A. Hayek
1899 – 1992 | Avusturya–Chicago | Nobel 1974
Merkezi planlamaya karşı piyasa bilgisinin üstünlüğünü savundu. Fiyat mekanizmasının dağınık bilgiyi koordine ettiğini gösterdi. Kölelik Yolu (1944) kitabıyla sosyalizme karşı liberal eleştirinin mihenk taşını koydu.
Piyasa bilgisi | Spontane düzen
Peter Drucker
1909 – 2005 | Yönetim kuramı
Modern şirket yönetiminin ve "bilgi işçisi" kavramının mimarı. Kapitalizmin organizasyonel boyutunu kuramsallaştırdı. Büyük şirketlerin toplumsal kurumlar haline geldiğini, yönetimi bir meslek ve sanat olarak tanımladı.
Bilgi işçisi | Yönetim bilimi
Thomas Piketty
1971 – Paris Okulu | Eleştiri cephesi
Anamal/sermaye/gelir eşitsizliğini ampirik olarak belgeleyen 21. yüzyılın en çok okunan kapitalizm analistlerinden biri. r > g formülüyle sermaye getirisinin büyüme hızını aştığını ve eşitsizliğin yapısal olduğunu gösterdi.
Anamal/sermaye eşitsizliği | r > g
)


- SANAYİ KAPİTALİZMİ ile/ve/||/<>/> FİNANS KAPİTALİZMİ


- SANAYİ ÖNCESİ ile SANAYİ SONRASI


- SANAYİ/Cİ ile KAPİTALİZM/KAPİTALİST


- SANAYİLEŞMEK ile SANAYİLEŞTİRMEK ile SANAYİLEŞEBİLMEK ile SANAYİ ile SANAYİCİ/LİK ile SANAYİ ODASI ile SANAYİ SİTESİ ile SANAYİ ÜLKESİ ile SANAYİ BÖLGESİ ile SANAYİ KURULUŞU ile SANAYİ YATIRIMI


- SANCAK ile/ve İSKELE[İt. < SCALA]

( Sağ taraf. İLE/VE Sol taraf. )

( STARBOARD vs./and PORT/PIER
Right side. WITH/AND Left side. )


- SANCAK ile SANCAK BAĞI ile SANCAK BEYİ ile SANCAK GEMİSİ ile SANCAK SAHİBİ ile SANCAK ALABANDA


- SANCIMAK ile SANCILANMAK ile SANCI ile SANCILI ile SANCISIZ ile SANCI OTU


- SANÇMAK ile SANADURMAK ile SAN ile SANA ile SANI ile SANSASYON


- SANDAL ile BARKA

( ... İLE Büyük sandal. )


- SANDAL ile/ve DAK

( ... İLE/VE Ganj Nehri'nde kullanılan sandal. )


- SANDAL ile/<> PİROG

( ... İLE/<> Mali'de, Nijer ırmağında kullanılan bir sandal. )


- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]

( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

( ARBUTUS ANDRACHNE / SANTALUM ALBUM cum ... )


- SANDAL ile SANDALCI/LIK ile SANDAL AĞACI


- SANDAL ile TAHLİSİYE

( ... İLE Kurtarma, can kurtarma. | Kazaya uğrayan gemilerin, yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi. | Kaza sırasında, kurtarma için kullanılan sandal. )


- CHAIR FORM[İng.] ile/değil/yerine/= SANDALYE ŞEKLİ


- SANDALYE ile BAŞKAN

( CHAIR vs. CHAIRMAN )

( صندلي ile کرسي ile فرنشين ile رياست کردن ile رئيس )

( SANDELY ile KARSY ile فرنشين ile RYEST KARDAN ile رئيس )


- SANDALYE ile İSKEMLE[Lat.]

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Üzerine, vazo vb. şeyler konulan küçük masa. | Sandalye. )


- SANDALYE ile SEKMEN

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Basamak. )


- SANDALYE/LİK ile SANDALYECİ/LİK ile SANDALYELİ ile SANDALYESİZ ile SANDALYE KAVGASI


- ŞANDELLEMEK ile ŞANDEL


- SANDIĞA GÖMMEK ile/ve/||/<>/> SANDIĞA GÖMÜLMEK


- SANDIĞIMIZ ile SANDIĞIMIZ

( Seçim sandığımız. İLE Zan/zannettiğimiz. )


- SANDIK ile KRATER

( CRATE vs. CRATER )

( درجعبه گذاردن ile صندوقه ile دهانه آتش فشان )

( DARJABEH GOZARDAN ile صندوقه ile DEHANEH ATASH FESHAN )


- SANDIK[Ar.] ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )


- SANDIKLAMAK ile SANDIKLANMAK ile SANDIK ile SANDIKLI ile SANDIKÇI/LIK ile SANDIK EMİNİ ile SANDIK ODASI ile SANDIK SEPET ile SANDIK BALIĞI ile SANDIK EŞYASI ile SANDIK KURULU ile SANDIK LEKESİ ile SANDIK BAŞKANI ile SANDIK ÇEVRESİ ile SANDIK MÜŞAHİDİ ile SANDIK GÖZLEMCİSİ ile SANDIK BALIĞIGİLLER ile SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ


- SANDVİÇ ile SANDVİÇÇİ/LİK


- SANDWİCH KOMPLEKS ile/||/<> HALF-SANDWİCH

( Sandwich iki Cp ferosen, half-sandwich tek Cp. )

( Formül: Fe(Cp)₂ İLE CpMn(CO)₃ )


- SANEVBER ile ...

( SEVGİLİNİN BOYU, BOSU )


- SANGER DİZİLEME ile/||/<> NGS

( Sanger tek okuma uzun, NGS çoklu kısa. )

( Formül: Single long İLE multiple short reads )


- SANGHA ile ...

( Tüm Budacılar, tüm pirler. Bodhisattva'lar. Budist Cemaat. )


- SANGHA ile/||/<> BHİKŞU ile/||/<> SANNYASIN ile/||/<> UPASAKA

( Tüm Budacılar, tüm pirler. Bodhisattva'lar. Budist Cemaat. @@ Budist rahip/keşiş, edebi olarak dilenci. @@ Gezgin derviş. @@ Belirli kimi kurallara göre yaşayan sıradan bir insan. )


- SANGILAMAK ile SANGI/LIK


- ŞANGIRDAMAK ile ŞANGIRDATMAK


- ŞANGIRTI ile PATIRTI

( Tabak, bardak, şişe vb.nin bir yere ya da birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı sesin adı. İLE Pat pat çıkan sesin adı. | Herhangi bir biçimde ya da ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü. | Gürültülü çatışma, arbede. )


- SANGO ile ...

( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, en yaygın kullanılan yerel dil. )


- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI

( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )


- SANÎ'[Ar. < SUN] ile SÂNÎ[Ar. < SENY] ile SÂNİ'[Ar. < SUN] ile SÂNİH/A[Ar. < SÜNÛH]

( Görülen iş. İLE İkinci. İLE Yapan/yapıcı, işleyen. | Yaradan, sanat yapıtı olarak meydana getiren. | Allah. | [tüzel] İstisna akdinin borçlusu. İLE Zihin ve düşüncede oluşan, zihne/düşünceye doğan. )


- SANI ile DEJA VU


- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")

( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )

( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )

( To find truth, we must not cling to our convictions. )

( [not] SURMISE vs./and/but/||/<> OPINION
OPINION instead of SURMISE )


- SANI ile SANRI

( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )

( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )

( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )

( SURMISE vs. HALLUCINATION )

( ZANN ile BİRSAM )


- SANIRIM ile/ve/||/<> ANLADIĞIM KADARIYLA


- SANİYE ile SALİSE


- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE


- SANİYE ile/ve/||/<> TOZ

( SECOND vs./and/||/<> DUST/POWDER )


- ONE-SECOND PENDULUM[İng.] / PENDULE BATTANT LA SECONDE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANİYELİ SARKAÇ


- EIN ZWEITES RINGSPENDUL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYEYİ VURAN SARKAÇ


- SANIYORUM ile/ve/||/<> SAYIYORUM


- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM


- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM


- SANKİ ile ALÂNÎ


- SANKİ ile GİBİ

( AS IF vs. LIKE )


- SANKİ ile ...MIŞ GİBİ


- SANKİ ile/değil/yerine SANIRIM


- ŞANKR ile ...

( Ülser. )


- ŞANLI/LIK ile ŞANLI ŞÖHRETLİ


- SANLIUN ile/ve SANRON

( Çin Buda'cı okulu. İLE/VE Japon Buda'cı okulu. )


- SANMA! ile/ve/||/<>/> ANMA! ile/ve/||/<>/> YANMA!

( )


- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"


- SAN-MAK ile ZAN ETMEK


- SANNYASİN[Sansk.] ile ...

( Gezgin derviş. )


- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]

( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SANRI ile/ve/||/<> SANCI


- SANRI ile SANRILAR ile ALDATICI

( DELUSION vs. DELUSIONS vs. DELUSIVE )

( فريفتگي ile کوراب ile پندار بيهوده ile اوهام ile گمراه کننده )

( FARYFATGY ile کوراب ile PANDAR BEYTEOODEH ile AVEYAM ile GOMRAH KONANDEH )


- SANRILAMAK ile SANRI ile SANRISAL


- SANRILARDAN "KURTULMAK" ile/ve/değil/||/<>/< SANRILARI TEKRAR EDEREK KURTULMAK


- ŞANS (VERMEK) ile/ve/değil/||/<>/< KOZ (VERMEK)


- ŞANS ile/ve ADIM

( CHANCE vs./and STEP )


- ŞANS ile/ve/değil AYRICALIK

( [not] CHANCE vs./and/but PRIVILEGE )


- ŞANS ile/ve BAHT


- ŞANS ile/değil DENKLİK/DENK GELME


- ŞANS ile/değil FIRSAT


- ŞANS ile KANAL ile ŞANSÖLYE

( CHANCE vs. CHANCEL vs. CHANCELLOR )

( امکان ile استحاله يافتن ile مجال ile شانس ile صدر کليسا ile صدر اعظم ile صدراعظم )

( EMKAN ile ESTEHALEH YAFTAN ile مجال ile SHANS ile SADAR KELYSA ile SADAR EAZAM ile SADREAZAM )


- ŞANS ile/ve/değil/yerine NİMET

( Bir nimetin çok olması, onun nimet olmadığını göstermez. )


- ŞANS ile/ve/değil OLANAK

( Şans, cesâretlinin yanındadır. )

( Kendini kanıtlaması için kendinize bir şans verin. )

( Doğru olana tutunun; şans yakında şanssızlığı alt edecektir. )

( Tedbirli ve alçakgönüllü[mütevazı] olun, şansı yakalarsınız. )

( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )

( Olgun kişi, şanssızlığın doğasını izleyerek kendini hazırlar. )

( İçten neşe, şans getirir. )

( Şanssızlık ve düşüş, kişinin kendini yönetme biçimine bağlıdır. )

( [not] CHANCE vs./and/but POSSIBILITY )

( CHANCE vs./and POSSIBILITY
Give the self a chance to prove itself. )


- ŞANS ile/değil OLASILIK

( Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç. | Bir olayın olabilirliği. | Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok, rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. İLE ... )

( [not] CHANCE vs./and/but PROBABILITY
PROBABILITY instead of CHANCE )


- ŞANS ile/değil/yerine/>< ÖZEN/BAKIM


- ŞANS ile/ve ÜMİT

( CHANCE vs./and HOPE )


- SANSAR ile AÇAĞSANSARI/ZERDEVA


- SANSAR ile FENEK

( Çeşitli küçük etçil hayvanların ortak adı. İLE ... )

( MARTES MARTES cum ... )


- SANSAR ile FERSÂN[Fars.]

( ... İLE Kır sansarı. )


- SANSAR ile GRİSON

( ... İLE Ekvador - Latin Amerika’da yaşayan bir cins yarı sucul sansar. )

( )


- SANSAR ile KAYA SANSARI


- SANSAR ile/ve KESELİ SANSAR


- SANSAR ile MİNK/VİZON

( MARTES MARTES cum MUSTELA VISON )


- SANSAR ile PORSUK/DACHS[Alm.]

( Türlü küçük etçil hayvanların ortak adı. İLE Sansargillerden, su kıyılarında, kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu bir hayvan. )

( MARTES MARTES cum MELES, MELEN VULGARIS )


- SANSAR ile TAYRA SANSARI


- SANSAR/GELİNCİK ile FERET

( image )

( ... İLE Yaklaşık 50 cm. boyunda [yaklaşık 13 cm.lik kuyrukla birlikte], 1 kg. civarında hayvanlardır. 7 - 10 yıl yaşarlar. )

( ... İLE MUSTELA PUTORIUS FURO )


- SANSASYON[Fr./İng. < SENSATION] ile/ve/||/<> SKANDAL[Fr. < SCANDALE]

( Dalgalanma. | Çok sayıda kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Büyük yankı uyandıran, utanç verici ya da küçük düşürücü olay. )


- SANSASYON[Fr./İng.] ile SPEKÜLÂSYON[Fr./İng.]

( Dalgalanma. | Birçok kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Vurgunculuk. | Saptırma. | Kurgu. )

( SENSATION vs. SPECULATION )


- ŞANSIZ ile ŞANSSIZ

( Ünsüz. | Gösterişsiz. | Kılıksız, kıyafetsiz. İLE Şansı olmayan. )


- SANSKAR(LAR) ile ...

( Kişinin karakterinin temelini oluşturan özellikler, huylar, mizaç. )


- ŞANSLI (OLAN) ile/ve/değil/yerine ŞANSINI YARATAN (OLMAK)

( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )


- ŞANSLI ile NEYSE Kİ ile TALİH ile FALCI ile FALCILIK ile FALCI ile FALCI ile FALCILIK

( FORTUNATE vs. FORTUNATELY vs. FORTUNE vs. FORTUNE TELLER vs. FORTUNE TELLING vs. FORTUNE-TELLER vs. FORTUNETELLER vs. FORTUNETELLING )

( جوان بخت ile خوش شانس ile بلند اختر ile خوش اهوال ile نيک اختر ile خوشبخت بودن ile نيک بخت ile کامران ile همايون ile سفيدبخت ile خوشبخت ile از حسن اتفاق ile خوشبختانه ile طالع ile فال ile اقبال ile بحث واقبال ile طالع بين ile طالع بيني ile غيبگو ile فالگير ile رمال ile فال گير ile پيش بين ile رمالي )

( JAVAN BAKHT ile KHOSH SHANS ile BALAND AKHTAR ile KHOSH HAVAL ile NEYK AKHTAR ile KHOSHBAKHT BODAN ile NEYK BAKHT ile KAMRAN ile CPEHMAYVAN ile SEFYDABKHT ile KHOSHBAKHT ile AZ HASAN ETEFAGH ile KHOSHBAKHTANEH ile TALE ile FAL ile EQBAL ile BAHS VAGHABAL ile طالع بين ile TALE BEYNEY ile GHYBEGO ile FALGYR ile RAMAL ile FAL GYR ile PEYSH BEYNE ile رمالي )


- ŞANSÖLYE[Fr. CHANCELIER]:
BAŞBAKAN ile/ve MALİYE BAKANI

( Almanya ve Avusturya'da. İLE/VE İngiltere'de. )


- SANSÜR ile/değil/yerine DİSİPLİN

( [not] CENSORSHIP vs./and/but DISCIPLINE
DISCIPLINE instead of CENSORSHIP )


- SANSÜR[Fr. < CENSURE] ile/ve/||/<> KAMUFLAJ[Fr. < CAMOUFLAGE]

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. | Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim. İLE/VE/||/<> Gizleme. )


- SANSÜRLEME ile/değil/yerine DÜZENLEME