Bugün[16 Nisan 2026]
itibarı ile 71.563 başlık/FaRk ile birlikte,
71.563 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(204/288)


- ÖYLESİNE ile ŞÖYLESİNE


- CHANGE OF VOLUME[İng.] / CHANGEMENT DE VOLUME[Fr.] ile/değil/yerine/= OYLUM DEĞİŞİMİ


- OYLUM/HACİM DEĞİŞTİRME ile/ve YER DEĞİŞTİRME


- OYLUM ile/ve/<> EKOYLUM

( ... İLE/VE/<> Camilerde, yarım kubbelerin iki ya da üç yanında, küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemeleri. )


- OYLUM/HACİM[Ar.] ile/ve KAPASİTE

( VOLUME vs./and CAPACITY )


- VOLUME PERCENTAGE[İng.] / POURCENTAGE EN VOLUME[Fr.] ile/değil/yerine/= OYLUMCA YÜZDE


- OYLUM/HACİM[Ar.] ile KÜTLE[Ar.]

( )


- OYLUMLAMAK ile OYLUM ile OYLUMLU ile OYLUMSUZ/LUK ile OYLUMLUCA ile OYLUM OYLUM


- OYMA ile KUMLAMA

( ... İLE Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. | Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme. )


- OYMA ile OYLUMLAMA/MODELAJ[Fr.]

( Bir nesnenin yüzeyini, özel araçlarla oyarak ya da delerek, türlü biçimler verme. | Oyularak yapılan süsleme. | Oyularak yapılmış olan. İLE Resim ve yontu sanatında, öğelere oylum duygusu ve biçim verme işi. )


- OYMAK ile/ve OYALAMAK


- OYMAK ile OYMACI/LIK ile OYMALI ile OYMA AKIL ile OYMA BASKI ile OYMALI YAPRAK


- OYMAK ile OYMAK ile OYMAK

( Keskin, sivri uclu bir nesneyle bir şeyi yontarak, kazıyarak ya da delerek çukur oluşturmak. | Kumaş gibi bir şeyi, girintili bir biçimde kesmek. İLE Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında, toplum, ekonomi, din, kan ya da evlilik bağları bulunan, göçebe ya da yerleşik nitelikteki topluluk, aşiret. | İzcilikte, küçük birlik. İLE Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. )


- OYMAK ile TAŞ OYMAK ile OYMACI

( CARVE vs. CARVE STONE vs. CARVER )

( حجاري کردن ile تراش دادن ile کندهکاري کردن ile برجسته کردن ile کنده کاري کردن ile منقوش کردن ile تراشه کردن ile سنگتراشي کردن ile سنگ تراش )

( HOJARY KARDAN ile TARASH DADAN ile KANDEHKARY KARDAN ile BARJASTEH KARDAN ile KANDEH KARY KARDAN ile MONAGHOSH KARDAN ile TARASHEH KARDAN ile SANGTARASHY KARDAN ile SANG TARASH )


- OYMAK ile/ve/<>/değil/yerine YONTMAK


- OYMAKLAR ile BOYLAR ile ALT BOYLAR

( TRIBUS vs. CLANS vs. SOUSCLANS )


- OYNAGU ile OYNAK/OYNAQ ile OYNAŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Oyun alanı, eğlence yeri. İLE Oynak kadın. İLE Evlilikdışı olarak bir adamla sevişen kadın. )


- OYNAMAK ile/ve/değil/||/<>/< KURCALAMAK


- OYNAMAK ile OYNANMAK ile OYNATMAK ile OYNAŞMAK ile OYNATILMAK ile OYNATTIRMAK ile OYNANABİLMEK ile OYNATABİLMEK ile OYNATIVERMEK ile OYNAYABİLMEK ile OYNAYIVERMEK ile OYNAK/LIK ile OYNAŞ/LIK ile OYNAKÇA ile OYNAK KEMİĞİ


- OYNAMAK ile OYUN OYNAMAK


- OYNAMAZ EKLEM ile/ve AZ OYNAR EKLEM ile/ve OYNAR EKLEM

( SYNARTHROSIS JOINT vs./and SYMPHYSE JOINT vs./and SYNOVIAL JOINT )


- OYNATIM ile OYNATIMCI/LIK


- OYNAYAN/LAR ile/yerine GİBİ YAPANLAR


- CAVITY, CAVITATION[İng.] / CAVITACION, TROU[Fr.] / GESCHENKOHRAUM, HOHLRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK, BOŞLUK, DEŞİK


- HOHLRAUMSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK IŞINIMI


- HOLLOW CATHODE LAMP[İng.] ile/değil/yerine/= OYUK KATOT LAMBASI


- CAVITY RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR À CAVITÉ[Fr.] / HOHLRAUMRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK REZONATÖR


- OYUK ile BOŞLUK ile KÂSE

( HOLLOW vs. HOLLOWNESS vs. HOLLOWWARE )

( جوف ile پوک کردن ile ميالن تهي ile گودافتاده ile اجوف ile غير صميمي ile توگود ile گودشده ile تهي ile تو خالي ile بي حقيقت ile پوچ ile پوک ile مجوف ile پوکي ile ادوات فلزي )

( JOOF ile PUK KARDAN ile MYELEN TAHY ile GODAFTADEH ile AJOF ile غير صميمي ile TOGOD ile GODSHODEH ile TAHY ile TO KHALY ile BEY HAGHYGHT ile POOCH ile PUK ile MOJOOF ile پوکي ile EDVAT FELZY )


- OYUK ile/ve/||/<> HÖYÜK

( HOLLOW vs./and/||/<> MOUND )


- OYUK ile/ve/değil/||/<>/> KAKLIK/MAĞARA[Ar. < MAGARE]

( İçi boş ve çukur olan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Taşın/dağın içindeki geniş oyuk. )


- OYUK ile OYUKLU


- OYUK ile/ve/değil/||/<>/> YARIK


- OYULGAMAK ile OYULGANMAK ile OYULGALAMAK ile OYULGALANMAK ile OYULGA


- OYUMLAMAK ile OYUM


- OYUN HAVASI ile KÖÇEKÇE

( ... İLE Çoğu karcığar ya da ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası. )


- OYUN HAVASI ile LONGA[Romence]

( ... İLE Türk müziğinde, yörük özellik taşıyan oyun havası. )


- OYUN VE OYUNCAKTA:
TAŞ ile/ve/||/<> TOPRAK ile/ve/||/<> TUĞLA


- OYUN VE OYUNCAKTA:
TON[RENK] ile/ve/||/<> TINI ile/ve/||/<> TANIŞ


- OYUN ile/ve/değil CİLVE


- OYUN ile DÜMEN


- OYUN ile KANASTA

( ... İLE Bir tür kâğıt oyunu. )


- OYUN ile/||/<> KURAMSİ

( Oyun kuramı ve ekonomik davranış )

( John von Neumann tarafından 1944 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1903-1957) (Ülke: Macaristan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Oyun teorisi, bilgisayar mimarisi) )


- OYUN ile MERMER OYUNU ile AV BEKÇİSİ ile EĞLENCELİ

( GAME vs. GAME OF MARBLE vs. GAMEKEEPER vs. GAMESOME )

( لعب ile جانور شکاري ile تيله بازي ile شکاربان ile زنده روح )

( لعب ile JANOR SHKARY ile TYLAH BAZY ile شکاربان ile ZANDEH RUH )


- OYUN ile/||/<> ÖGÜN/ÖĞÜN

( Zaman. İLE/||/<> Kez, belirli bir zaman.[yemek için] )


- OYUN ile/ve/||/<> SANAT


- OYUN ile/ve/||/<> ŞÖLEN


- OYUN ile TAMZARA

( ... İLE Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu. | Bu oyunun müziği. )


- OYUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YANILSAMA


- OYUNA GELMEK ile/ve/||/<> TAKLAYA GELMEK


- OYUNCAK BEBEK ile DOLAR

( DOLL vs. DOLLAR )

( عروسک ile دلاري ile دلار )

( AROOSK ile DELARY ile DELAR )


- OYUNCAK ile OYUNCAKLI ile OYUNCAKÇI/LIK


- OYUNCU:
İSTEKLİ ile YETENEKLİ ile HEM İSTEKLİ, HEM DE YETENEKLİ


- OYUNCULUK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK

( ACTING vs. ACTING CRAZY )

( يفي نميش ile بازيگري ile کفالت کننده ile خل بازي ile خل گري )

( يفي نميش ile BAZYGARY ile KAFALT KONANDEH ile KHAL BAZY ile KHAL GARY )


- OYUNLAŞTIRMAK ile OYUNLAŞTIRILMAK ile OYUN/LUK ile OYUNCU/LUK ile OYUN ALANI ile OYUN EBESİ ile OYUN HAVASI ile OYUN KAĞIDI ile OYUN KURUCU ile OYUN MASASI ile OYUN SAHASI ile OYUN SALONU ile OYUN YAZARI ile OYUN YAZARLIĞI ile OYUNCU KADROSU ile OYUN KURUCULUĞU


- ASLÎ LÜZÛCET[Osm.] / INTRINSIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] / GROSSER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ AĞDALILIK, İNTRİNSİK/LİMİT VİSKOZİTE


- ZÂTÎ TAZYİK[Osm.] / INTRINSIC PRESSURE[İng.] / PRESSION INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENTLICHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ BASINÇ


- KIYMET-İ ZÂTÎ[Osm.] / EIGENVALUE[İng.] / VALEUR PROPRE[Fr.] / EIGENWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ DEĞER


- INTRINSIC MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ DEVİNİRLİK


- MUKÂVEMET-İ ASLÎ, MUKÂVEMET-İ ZÂTÎ, ZÂTÎ MUKÂVEMET[Osm.] / RÉSISTANCE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ DİRENÇ


- RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ DİRENÇLİLİK


- EIGENSTATE[İng.] / ÉTAT PROPRE[Fr.] / EIGENZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ DURUM


- SELBSTINDUKTIONS-EMK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON ELEKTROMOTOR KUVVETİ


- EIGENINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON, KATKISIZ İNDÜKLEME


- SELBSTINDUKTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON KATSAYISI


- SELBSTINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON


- SELF-INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE PROPRE[Fr.] / EIGENINDUKTIVITÄT, INDUKTIVITÄT, SELBSTINDUKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKTANS/İNDÜKTANS


- INTRINSIC-BARRIER DIODE[İng.] / DIODE À BARRIÈRE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENGELLİ DİYOT


- INTRINSIC-BARRIER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À BARRIÈRE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENGELLİ TRANSİSTÖR


- FILTRAGE INHÉRENT[Fr.] / INHARENTE FILTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ FİLTRELEME


- INTRINSIC PHOTOCONDUCTIVITY[İng.] / PHOTOCONDUCTIVITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ FOTOİLETKENLİK


- TEVÂLÎ-İ ZÂTÎ[Osm.] / FRÉQUENCE PROPRE[Fr.] / EIGENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ FREKANS


- MOBILITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ HAREKETLİLİK


- ÖZ İKİCİLİĞİ ile/ve NİTELİK İKİCİLİĞİ


- INTRINSIC CONDUCTIVITY, SELF-CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ INTRINSÈQUE, CONDUCTIVITÉ PROPRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ İLETKENLİK


- SELF-INDUCTION ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME ELEKTROMOTOR KUVVETİ


- SELF-INDUCTION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME KATSAYISI


- INTRINSIC INDUCTION, SELF-INDUCTION[İng.] / INDUCTION INTRINSÈQUE, INDUCTION PROPRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME


- EIGENFUNCTION[İng.] / FONCTION PROPRE[Fr.] / EIGENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ İŞLEV


- INTRINSIC PHOTOEMISSION[İng.] / PHOTOÉMISSION INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENPHOTOEMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ/KATKISIZ FOTO SALIM/YAYINI


- EIGENLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ/KATKISIZ İLETKENLİK


- INTRINSIC LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ KATMAN


- ÖZ KİŞİLİK ile/ve HEDEF KİŞİLİK


- INTRINSIC PARITY[İng.] / PARITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENPARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ PARİTE


- INTRINSIC TEMPERATURE RANGE[İng.] / INTERVALLE DE TEMPÉRATURE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ SICAKLIK ARALIĞI


- SELF-CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ PROPRE[Fr.] / EIGENKAPAZITÄT, SELBSTKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ SIĞA


- EIGENFREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ SIKLIK


- INHERENT FILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ SÜZME


- INTRINSIC CONTACT POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL DE CONTACT INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ TEMAS POTANSİYEL FARKI


- ÖZ TÜRKÇE ile/ve/değil/yerine/||/<> TAM TÜRKÇE


- EIGENVECTOR[İng.] / VECTEUR PROPRE[Fr.] / EIGENVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ VEKTÖR


- INTRINSIC SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARI İLETKEN, KATKISIZ YARI İLETKENLER


- INTRINSIC SEMICONDUCTORS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARIİLETKENLER


- ÖZ-ONARIM POLİMER ile/||/<> ŞEKİL HAFIZA POLİMERİ

( Öz-onarım polimer hasarı otomatik onarırken, şekil hafıza polimeri uyarıyla orijinal şeklini alır )

( Formül: Mikrokapsül )


- ÖZ ile/ve/değil ANA ÇİZGİLER/HAT


- ÖZ ile/ve/<> ARAÇ

( ESSENCE vs./and/<> VEHICLE/TOOL )


- ÖZ ile AŞKIN

( ESSENCE vs. TRANSCENDENT )


- ÖZ ile BİÇİM

( ESSENCE vs. FORM )


- ÖZ ile/ve ÇEKİRDEK

( ESSENCE vs./and CORE )


- ÖZ ile/ve/||/<>/< DOĞA/Kİ[Sümer]/ERŞETUM[Akad]

( ESSENCE vs./and NATURE )


- ÖZ ile/ve ENGİN

( ESSENCE vs./and VAST )


- ÖZ ile EVİN

( ... İLE Bir şeyin içindeki öz, lüp. | Buğday danesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe. )


- ÖZ ile/ve EVRENSEL ÖZ

( ESSENCE vs./and UNIVERSAL ESSENCE )


- ÖZ ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK


- ÖZ ile/ve İÇ

( ESSENCE vs./and INSIDE )


- ÖZ ile/ve/||/<>/> İZ


- ÖZ ile/değil KISACA

( [not] ESSENCE vs./but BRIEFLY/SHORTLY )


- ÖZ ile MARKET

( ESSENCE vs. MARKET )


- ÖZ ile/ve/<> NİTELİK

( ESSENCE vs./and/<> QUALITY )


- ÖZ ile/ve NOKTA

( ESSENCE vs./and POINT )


- OZ ile/ve/||/<>/< ONS

(

OZ ve ONS

Köken, Tarihsel Gelişim ve Modern Kullanım

Etimolojik Köken ve Dilsel Evrim

ONS (Ounce) Sözcüğünün Yolculuğu:

UNCIA (Latince) > UNCE (Eski Fransızca) > OUNCE (Orta İngilizce) > OUNCE (Modern İngilizce)

OZ Kısaltmasının Kökeni:

UNCIA (Latince) > ONZA (İtalyanca) > OZ (Kısaltma)

Dil/Dönem Terim Anlamı Tarihsel Bağlam
Klasik Latince uncia "On ikide bir" (1/12) Roma pound'u (libra) 12 uncia'ya bölünürdü
Orta Çağ Latincesi untia/onza Ağırlık birimi Ticaret dilinde standardizasyon
Eski Fransızca (12. yy) unce 1/12 pound Norman İstilası ile İngiltere'ye geçiş
İtalyanca (13. yy) onza/oncia Ağırlık ve oylum birimi Venedik ve Ceneviz ticaret ağları
Orta İngilizce (14. yy) ounce/unce Ağırlık birimi Ticaret ve zanaat gildelerinde kullanım
Modern Kullanım ounce (oz) 28.35 gram (avoirdupois) Uluslararası ticaret standardı

Neden "OZ" Kısaltması Kullanılır?

Neden Açıklama Örnek/Ayrıntı
Ticari Köken İtalyan ticaret cumhuriyetlerinin etkisi 13 - 15. yy Venedik, Cenova, Floransa ticaret ağları "onza" terimini yaydı
Karışıklık Önleme "on" kısaltması sayı ile karışabilirdi "10 on" yazımı → "10" mu "10 ons" mu belirsizliği
Standardizasyon Uluslararası kabul görmüş kısaltma ISO standartlarında "oz" kabul edilmiştir
Çoğul Kullanım Tekil ve çoğul için aynı biçim 1 oz, 16 oz (ozs ya da ozes denmez)

Farklı Ons Düzenleri ve Kullanım Alanları

Düzen Simge Gram Mililitre Pound İlişkisi Kullanım Alanı
Avoirdupois Ons oz / oz av 28.349523125 g - 1 lb = 16 oz Genel ağırlık (ABD/İngiltere)
Troy Ons oz t / ozt 31.1034768 g - 1 lb t = 12 oz t Altın, gümüş, platin fiyatlaması
Sıvı Ons (ABD) fl oz (US) - 29.5735295625 ml 1 US gal = 128 fl oz ABD sıvı ölçümleri
Sıvı Ons (İmparatorluk) fl oz (Imp) - 28.4130625 ml 1 Imp gal = 160 fl oz İngiltere sıvı ölçümleri
Apothecary Ons ℥ / oz ap 31.1034768 g 1 lb ap = 12 ℥ Tarihi eczacılık (artık kullanılmıyor)
Maria Theresa Ons oz MT 28.0668 g - - Etiyopya, Eritre (tarihi)

Değerli Metal Ticaretinde Troy Ons

Metal Piyasa Simgesi Standart Bar Ağırlığı Fiyatlama Saflık Standardı
Altın XAU/USD 400 oz t (12.4 kg) $/oz t 999.9 (24 karat)
Gümüş XAG/USD 1000 oz t (31.1 kg) $/oz t 999.0
Platin XPT/USD 50 oz t (1.55 kg) $/oz t 999.5
Paladyum XPD/USD 100 oz t (3.11 kg) $/oz t 999.5

Uygulama Dönüşüm Tablosu

1 oz (avoirdupois)
28.35 g
Genel kullanım
1 oz t (troy)
31.10 g
Değerli metaller
1 pound
16 oz
453.59 gram
1 kilogram
35.274 oz
2.2046 pound

Dünya Genelinde Kullanım

Ülke/Bölge Resmi Düzen Ons Kullanımı Özel Durumlar
ABD Imperial/US Customary Yaygın kullanım Gıda etiketlerinde hem oz, hem de gram
İngiltere Metrik (resmi) Halk arasında hâlâ kullanımda Bira imperial pint (20 fl oz) ile satılır
Kanada Metrik ABD ürünlerinde Çift etiketleme zorunlu
Avrupa Birliği Metrik Sadece değerli metaller Troy ons altın ticaretinde
Türkiye Metrik Altın piyasasında "Ons altın" tabiri yaygın
Çin Metrik Uluslararası ticarette Geleneksel "liang" (两) hâlâ kullanımda

Tarihsel Gelişim Kronolojisi

MÖ 753 - Roma'nın kuruluşu: Libra (pound) ve uncia sistemi başlar
MS 800 - Charlemagne pound standardı: 1 pound = 240 denarius
1266 - İngiltere'de Tower pound: 12 Tower ons = 1 Tower pound
1303 - Avoirdupois sistemi Fransa'dan İngiltere'ye gelir
1527 - Troy ons İngiltere'de resmi değerli metal standardı olur
1824 - Imperial sistem standardizasyonu
1959 - Uluslararası pound anlaşması: 1 lb = 453.59237 g
1975 - Metrik sistem yaygınlaşması, ons kullanımı azalır
Günümüz - Ons hâlâ ABD, değerli metal ve havacılık alanında etkin

Hassas Matematiksel Dönüşümler

Temel Dönüşüm Formülleri:

Avoirdupois: 1 oz = 28.349523125 gram (tam değer)

Troy: 1 oz t = 31.1034768 gram (tam değer)

Troy/Avoirdupois oranı: 1 oz t = 1.09714286 oz av

1 pound (av) = 16 oz = 453.59237 gram

1 pound (troy) = 12 oz t = 373.2417216 gram

1 kilogram = 35.27396195 oz (avoirdupois)

1 kilogram = 32.15074657 oz t (troy)

Mutfak ve Gıda Alanında Kullanım

Ürün Sınıfı Tipik Ölçüler (oz) Metrik Karşılık Örnek Ürünler
İçecekler (Kutu) 12 fl oz 355 ml Meyve suyu
Bebek Maması 4 oz, 8 oz, 32 oz 113 g, 227 g, 907 g Hazır mama, biberon ölçüleri

Önemli Veri ve İpuçları:

  • Altın Alımında: Daima troy ons (31.1 gram) kullanılır, avoirdupois ons (28.35 gram) değil!
  • İlaç Dozajında: Modern tıpta gram/miligram kullanılır, eski apothecary ons artık kullanılmaz.
  • Havacılıkta: Yakıt ağırlığı hâlâ pound/ons ile ölçülür (özellikle ABD yapımı uçaklarda).
  • E-ticaret: Uluslararası kargo ağırlıkları genelde iki düzende de belirtilir.
  • Spor Ekipmanları: Boks eldivenleri, bowling topları hâlâ oz ile ölçülür (10 oz, 12 oz, 16 oz eldiven gibi).
  • Parfüm Endüstrisi: Sıvı ons (fl oz) yaygın kullanımdadır (1.7 fl oz, 3.4 fl oz şişeler).

Bilimsel ve Teknik Alanlarda Kullanım

Alan Kullanım Biçimi Standart Bilgi
Kimya Nadiren SI (gram/mol) Sadece eski Amerikan literatüründe
Farmasötik Tarihi referans Metrik FDA etiketlerinde gram zorunlu
Havacılık Yaygın Pound/Ons Fuel weight, payload calculations
Metalurji Değerli metaller Troy ons LBMA, COMEX standartları
Gıda Bilimi ABD/İngiltere Çift düzen Beslenme etiketlerinde ikisi de
)


- -OUS[İng.] ile/değil/yerine/= -ÖZ


- ÖZ ile ÖZ ÇEŞİTLERİ

( ESSENCE vs. ESSENCE KINDS )


- ÖZ ile ÖZ ile ÖZ

( Bir kişinin benliği, kendi manevi varlığı. İLE Bir şeyin temel öğesi. | Kendi. | Kendi anlamında birleşik sözcükler türetir. | Bir şeyin en güçlü ya da kıvamlı bölümü. | Bitkilerin kök, gövde ve dallarının, boydan boya ortasında bulunan, hahif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. | Çıbanların içinde, ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. İLE Kan bağı ile bağlı, üvey olmayan. | İçine, arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, arı. İLE Dere, çay. | Sulak yer. )

( ESSENCE vs. ESSENCE vs. ESSENCE )


- ÖZ ile ÖZET

( ZÜBDE )

( ESSENCE vs. SUMMARY )


- ÖZ ile/ve/<> SONRADAN OLAN

( Kişiyi özünden uzaklaştıran, kişinin dünyasıdır. )

( ... ile/ve/<> LÂHİK )

( ESSENCE vs./and/<> LATER )


- ÖZ ile/ve/değil SÜREKLİLİK


- ÖZ ile TEMEL

( ESSENCE vs. BASE )


- ÖZ ile/ve/||/<>/>/< TÖZ

( Özgürlük. İLE/VE/||/<>/>/< Zorunluluk. )

( Mâhiyet. İLE/VE/||/<>/>/< Cevher. )

( Güneş nasıl karanlığı bilmezse, Öz de Öz Olmayan'ı bilmez. )

( Mutluluk, özünüzden (gerçek varlığınızdan) gelir ve ancak onda bulunabilir. )

( Benlik sevgisinin yerine Öz'ün sevgisini koyun, o zaman manzara değişir. )

( Var olan herşeyin özü ve cevherisiniz. )

( Töz, kendinde olan ve kavranandır. )

( Töz, bir çokluk olamaz. )

( ÖZ: CEVHER[filozoflarda] | MÂHİYET[mantıkçılarda] | ZÂT[kelâmcılarda] | LÜBB[sufilerde] | EGO/SELF/NOMEN[psikolojide] )

( As the sun knows not darkness, so does the self know not the non-self.
Happiness comes from the self and can be found in the self only.
Replace self-love by love of the Self and the picture changes.
Understand that you are both, the essence and the substance of all there is. )

( Tözün gerçekleşmesi. )

( ESSENCE vs./and/||/<>/>/< SUBSTANCE )

( SUBSTRATUM cum/et/||/<>/>/< SUBSTANTIA )

( OUSIA ile/ve/||/<>/>/< ... )

( XING ile/ve/||/<>/>/< ... )


- ÖZ ile/ve/değil UZAM

( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )

( [not] ESSENCE vs./and/but EXTENT )


- OZA ile TARİH
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Eski zamanlar. İLE ... )


- OZALİT ile OZALİTÇİ/LİK


- OZAN ile/ve EZAN


- OZANLAŞMAK ile OZAN/LIK ile OZANCA


- ÖZBEK ile ÖZBEKÇE ile ÖZBEK PİLAVI


- ÖZBEKÇE ile TÜRKÇE

( İÇKİ İŞLERİ BAKANLIĞI = İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
DÖNEK = BARDAK
AHMAK = DURAK
KERHANE = İŞYERİ
YAMAN = KÖTÜ, YARAMAZ )


- ÖZBESLENEN ile/ve/||/<>/> DIŞBESLENEN/DIŞBESLEK/ARDIBESLEK/HETEROTROF

( Fotosentez ile. İLE/VE/||/<>/> Solunum ile. )

( Dünyada, dışbeslenenler[hayvan/insan] olmasaydı, bitkiler, karbondioksit kaynaklarını kısa sürede tüketirdi. )

( Bitkiler. İLE/VE/||/<>/> Hayvan/insan. )

( Üreticiler. İLE/VE/||/<>/> Tüketiciler. )

( AUTOTROPH vs./and/||/<>/> HETEROTROPH )


- ÖZBİLİNÇ ile/ve/=/<> ÖZGÜRLÜK ile/ve/=/<> ÖZGÜNLÜK

( Özgürlük, özgünlüktür. )

( ESERLERDE: Kayıtsız, bireysel. İLE/VE/=/<> Öncekilere(kaynakçalara) bağlılık üzerine/üzerinden. )


- ÖZDEĞER İLE ÖZVEKTÖR İLE SPEKTRUM ile/||/<> MATRİS SPEKTRAL ANALİZ

( Matrisin karakteristik özellikleri. )

( Formül: det(A - λI) = 0 )


- ÖZDEĞER ile/||/<> ÖZVEKTÖR

( Özdeğer skaler, özvektör vektördür )

( Formül: det(A - λI) = 0 (özdeğer) İLE (A - λI)v = 0 (özvektör) )


- ÖZDEK ile ÖZDEKÇİ/LİK ile ÖZDEKSEL


- ÖZDEŞ ile BİREBİR AYNI ile TANIMLANABİLİR ile TANIMLAMAK ile KİMLİK

( IDENTIC vs. IDENTICAL vs. IDENTIFIABLE vs. IDENTIFY vs. IDENTITY )

( منطبق با ile عيني ile عين ile قابل تشخيص ile تشخيص هويت دادن ile مربوط ساختن ile سناسائي کردن ile شناسايي کردن ile باز شناختن ile تشخيص دادن ile اصليت ile مشابهت ile عينيت ile هماني ile هويت )

( MANTABAGH BA ile EYNEY ile EYNE ile GHABEL TASHKHYSE ile TASHKHYSE TEOOYT DADAN ile MARBUT SAKHTAN ile SENASAYEY KARDAN ile SHENASAYY KARDAN ile BAZ SHENAKHTAN ile TASHKHYSE DADAN ile اصليت ile MOSHABEHT ile EYNEYT ile CPEHMANY ile TEOOYT )


- ÖZDEŞ ile/ve/<>/değil/yerine DENK


- ÖZDEŞ ile/||/<> EŞ


- ÖZDEŞİM ile/ve/||/<> YANSITMALI ÖZDEŞİM


- ÖZDEŞLEMEK ile ÖZDEŞLEŞMEK ile ÖZDEŞTİRMEK ile ÖZDEŞLEŞTİRMEK ile ÖZDEŞLEŞEBİLMEK ile ÖZDEŞ/LİK


- ÖZDEŞLEŞME ile/değil/yerine SOYUNMA


- ÖZDEŞLEŞMEK ile/ve "HEMHAL OLMAK"


- ÖZDEŞLEŞTİRME ile KENDİNDE BULMAK/GÖRMEK

( Ne olmadığımızı bilmek yeterlidir. Ne olduğumuzu bilmemiz gerekmez. Ne olduğumuzu bilmek için ne olmadığımızı bulmamız gerekir. Ne olduğumuzu tarif, tümüyle red dışında olanaklı değildir. )

( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )

( Kendinize saygıyla ve sevgiyle yaklaşınız. )

( Kişi, kendinin ışığıdır. )

( Kendi hakkınızdaki yanlış düşünceleri terk edin. )

( Algılanabilir ya da akıl-alabilir bir şey olmadığınızı ve bilinç alanında beliren hiçbir şeyin öz varlığınız olamayacağını bir kez anladıktan sonra, daha derin bir kendini-biliş'e götürecek tek yol olan, herhangi bir şeyle özdeşleşme alışkanlığını kökünden kazıma işine girişeceksiniz. )

( Aranacak ve bulunacak hiçbir şey yoktur, çünkü kaybedilmiş bir şey yoktur. )

( Sakin kalın, sessiz kalın. O, ortaya çıkacaktır. Daha doğrusu, bizi içine alır. )

( Herşey ya kendinde ya da başkasındadır. )

( To know what you are, find what you are not!
Only what you discover through your own awareness, your own effort, will be of permanent use to you.
Approach your self vs. reverence and love.
Remove and abandon your wrong ideas about yourself.
Once you have understood that you are nothing perceivable or conceivable, that whatever appears in the field of consciousness cannot be your self, you will apply yourself to the eradication of all self-identification, as the only way that can take you to a deeper realisation of your self.
There is nothing to seek and find, for there is nothing lost.
Keep quiet, keep silent; it will emerge, or rather, it will take you in. )

( It is enough to know what we are not. We need not know what we are. To know what we are, we must find what we are not. What we are cannot be described, except as total negation. )

( IDENTIFICATION vs. TO FIND/SEE ON/IN SELF )


- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK


- ÖZDEŞLEŞTİRME ile YÜCELTME


- ÖZDEŞLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLEŞTİRMEK


- ÖZDEŞLEŞ(TİR)MEK ile İNDİRGEMEK


- ÖZDEŞLİK YASASI ile/||/<> ÇELİŞMEZLİK YASASI

( Özdeşlik yasası A=A İLE çelişmezlik yasası A ve değil-A ikilik doğru olamaz. Özdeşlik bir şeyin kendisiyle aynılığı İLE çelişmezlik karşıt iki önerme ikilik kabul edilemez. Aristoteles iki temel mantık yasasını belirledi. )

( Aristoteles tarafından -350 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-384--322) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık, Biyoloji) (Önemli katkıları: Mantık, etik, metafizik) )


- ÖZDEŞLİK ile/ve/||/<> AYRIM


- ÖZDEŞLİK ile/ve AYRIŞ(TIR)MAK

( IDENTITY vs./and TO DECOMPOSE )


- ÖZDEŞLİK ile/ve BENZERLİK

( Birbirine benzeyen şeyler, birbirinin aynı değildir! )

( IDENTITY vs./and SIMILARITY/RESEMBLANCE )


- ÖZDEŞLİK ile/değil BİLEŞİM


- ÖZDEŞLİK ile/ve/||/<> BİREYSELLİK


- ÖZDEŞ/LİK ile/ve BİRİCİK/LİK

( IDENTITY vs./and UNIQUE )


- ÖZDEŞLİK ile/ve BİRLİK


- ÖZDEŞ/LİK ile/ve BÜTÜN/LÜK


- ÖZDEŞLİK ile ÇELİŞKİ

( IDENTITY vs. CONTRADICTION )


- ÖZDEŞLİK ile/ve ÇELİŞMEZLİK ile/ve 3. OLASILIĞIN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI

( Bir şey, hem siyah, hem de siyah olmayan olamaz.
A=B ve A=B' ==> muhal[olması, gerçekleşmesi olanaksız]
İLE
Bir şey, ya siyahtır ya da siyah olmayandır.
A=B ya da A=B' ==> zorunlu )

( LAW OF IDENTITY vs./and LAW OF NONCONTRADICTION vs./and TERTIUM NONDATUR, EXCLUDED THIRD/MIDDLE )

( ... cum/et NONCONTRADICTIO cum/et PRINCIPIUM TERTII EXCLUSI/TERTIUM NONDATUR )


- ÖZDEŞLİK ile/||/<> DENKLEM

( Özdeşlik her zaman doğru İLE denklem belirli değerler içindir )

( Formül: (a+b)²=a²+2ab+b² İLE x+2=5 )


- ÖZDEŞLİK ile/ve EŞİTLİK


- ÖZDEŞ/LİK ile FARKLI/LIK

( IDENTITY vs. DIFFERENCE )


- ÖZDEŞLİK ile/ve İÇ BÜTÜNLÜK

( IDENTITY vs./and INNER INTEGRITY )


- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK


- ÖZDEŞ/LİK ile/ve TÜRDEŞ/LİK ile/ve SÜREKLİ/LİK ile/ve KURALLI/LIK

( IDENTITY vs./and HOMOGENEITY vs./and CONTINUITY vs./and REGULAR/NESS )


- ÖZDEŞLİK ile/ve ÜYELİK


- ÖZDEVİM/OTOMASYON ile ÖZDEVİNİM/OTOMATİZM

( Endüstride, yönetimde ve bilimsel işlerde, insan aracılığı olmadan, işlerin otomatik olarak yapılması. İLE Bir araca, bir şeye otomatik bir işleyiş kazandırmak için gerekli olan düzen. )


- ÖZEGEÇİŞLİ ile ...

( ERGATIVE )


- ÖZEK/MERKEZ[Ar.] ile/ve ODAK

( CENTER vs./and FOCAL POINT )


- ÖZEKSEL ile ÖZDEKSEL

( Doğrudan. İLE Maddesel. )


- ÖZEL BİR ... ile/ve/değil/yerine/||/<> BELİRGİN BİR ...


- ÖZEL BÖLGELERİN TEMİZLENMESİNDE:
10 KEZ ile/değil 3 KEZ


- ÖZEL DUYULAR ile/ve/<> YÜZEYEL DUYULAR ile/ve/<> DERİN DUYULAR ile/ve/<> İÇ DUYULAR


- ÖZEL EĞİTİM ile/ve/+/||/<>/>/< KENDİNİ GELİŞTİRMEK


- ÖZEL GÖRELİLİK İLE GENEL GÖRELİLİK ile/||/<> EİNSTEİN KURAMLERİ

( Einstein'ın iki devrim niteliğindeki kuramı. )

( Formül: ds² = c²dt² - dx² - dy² - dz² )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- ÖZEL GÖRELİLİK ile/||/<> GENEL GÖRELİLİK

( Özel sabit hızlı, genel ivmeli sistemleri inceler )

( Formül: E=mc² İLE Rμν=8πGTμν )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- ÖZEL HAT ile ÖZEL HAYAT

( PRIVATE LINE vs. PRIVATE LIFE )


- ÖZEL KÜME ile/ve/değil/||/<> ALT KÜME


- ÖZEL OKUL ile/ve/değil/yerine/||/<> DEVLET OKULU


- EXCEPTIONAL OR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OU EXCLUSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZEL VEYA DEVRESİ


- ÖZEL YAŞAM ile/ve/değil GİZLİ YAŞAM


- ÖZEL ile/ve/||/<> AYRICALIK/LI


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> AYRINTI


- ÖZEL ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/LIK


- ÖZEL ile GİZLİ

( SPECIAL/PRIVATE/CONFIDENTIAL vs. SECRET/HIDDEN )

( ... ile CANG )


- ÖZEL ile/ve/<>/hem de GÖZEL

( SPECIAL vs./and/<>/also BEAUTIFUL )


- ÖZEL ile KENDİ

( PERSONAL vs. SELF )


- ÖZEL ile/ve/<> KİŞİSEL

( PRIVATE vs. PERSONAL )


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZELLİĞİ OLAN


- ÖZEL ile ÖZGÜ

( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )

( SPECIAL vs. PECULIAR )


- ÖZEL ile/ve/değil ÖZGÜN


- ÖZEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK


- ÖZEL ile/ve/||/<> SINIRLANDIRICI


- ÖZEL ile/ve/||/<> SINIRLI

( vs./and/||/<> BOUNDED )


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine SIRADIŞI

( [not] SPECIAL vs./and/but EXTRAORDINARY
EXTRAORDINARY instead of SPECIAL )


- ÖZELDE ile/ve "DAR ANLAMDA"


- ÖZELEŞTİRİ ile İTİRAF

( SELF-CRITICISM vs. CONFESSION )


- ÖZELEŞTİRİ ile/ve PİŞMANLIK

( SELF-CRITICISM vs./and REGRET )


- ÖZELLİK:
AYRIŞTIRAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLEŞTİREN


- ÖZELLİK ile/ve AYIRICI ÖZELLİK

( FEATURE vs./and DISTINCTIVE FEATURE )

( ... ile/ve PRTHAKTVA )


- ÖZELLİK ile/ve AYRICALILIK

( PECULIARITY/SPECIALITY vs./and PRIVILEGENESS )


- ÖZELLİK ile/ve/değil DURUM


- ÖZELLİK ile GİZİL

( Gizil olan, düşünme yoluyla uygulayımsal/fiilî duruma gelir. )

( SPECIALITY vs. POTENTIAL
The potential becomes actual by thinking. )


- ÖZELLİK ile NİTELİK

( vs./and/||/<> ATTRIBUTE )


- ÖZELLİK ile/ve/değil/||/<>/< OLANAK


- ÖZELLİK ile ÖZELİK

( Bir şeyin, benzerlerinden ya da başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik. İLE [felsefe] Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği. )


- ÖZELLİK ile ÖZSEL


- VASIF[Osm.] / PROPERTY[İng.] / EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZELLİK


- ÖZELLİK ile/ve/||/<> VURGU


- ÖZELLİKLE ile EKSTRADAN


- ÖZELLİKLE(BİLHASSA) ile TAM TERSİNE/AKSİNE(BİLAKİS)


- ÖZEL/LİKLİ ile/ve AYRICALIKLI


- ÖZEN/ÇABA/EMEK:
OLABİLECEK EN ÜST SEVİYE ile/ve/||/<> (AYRI AYRI) BENİM/SENİN/ONUN YAPABİLECEĞİ EN ÜST SEVİYE


- ÖZEN (GÖSTERMEK) ile/ve/<> ÖNEM (VERMEK)

( TO TAKE PAINS vs./and/<> TO ATTACH IMPORTANCE )


- ÖZEN GÖSTERMEYE:
ÇALIŞIRIM ile/ve/<> ÇALIŞAYIM


- ÖZEN ile/ve/||/<>/< DÜZEN

( )


- ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

( EPIMELEIA ||/<> ... )


- ÖZEN ile/ve/||/<>/>/< TUTARLILIK


- ÖZENDİRME ile/ve/değil/yerine (SADECE) ANLATIM

( [not] TO ENCOURAGE vs./and/but (ONLY) EXPLAINING
(ONLY) EXPLAINING instead of TO ENCOURAGE )


- ÖZENİ ile ÖZENİŞ


- ÖZEN/ÖZENME ile/ve/||/<> TERESSÜL[< RESEL]

( ... İLE/VE/||/<> Yavaş yavaş, dikkatle görme. | Harflerin mahreçlerine ve kısaltılıp uzatılmalarına uyma. )


- ÖZENSİZ/LİK ile/ve/<> HAZIRLIKSIZ/LIK


- ÖZENSİZLİK ile/ve/<> KANIKSAMA


- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ/LİK ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK


- ÖZENSİZ/LİK ile/ve/||/<>/> UMURSAMAZ/LIK ile/ve/||/<>/> SIRADAN/LIK ile/ve/||/<>/> BOŞVERMİŞ/LİK


- ÖZENTİ ile/değil/yerine ÖZENLİ

( Olma! İLE/DEĞİL/YERİNE Ol! )


- ÖZENTİ ile ÖZENTİCİ/LİK ile ÖZENTİLİ/LİK ile ÖZENTİSİZ/LİK


- ÖZERK GÖZE ÖLÜMÜ/OTOFAJİ ile/ve/||/<>/> GÖZE ÖLÜMÜ/APOPTOZ

( Gözenin, kendi bileşenlerini ve proteinlerini parçalayıp yeniden kullanması. İLE/VE/||/<>/> Gözenin, programlı ölümü. )


- ÖZERKLEŞMEK ile ÖZERKLEŞTİRMEK ile ÖZERK/LİK


- ÖZERKLİK YANLISI ile ÖZERK ile ÖZERK OLARAK ile ÖZERKLİK

( AUTONOMIST vs. AUTONOMOUS vs. AUTONOMOUSLY vs. AUTONOMY )

( طرفدار خودمختاري ile خود مختار ile خودگردان ile خودمختار ile بصورت خودگردان ile خودمختاري ile خودگراني ile خودبري )

( TARAFDAR KHODMAKHTARY ile KHOD MOKHTAR ile KHODGARDAN ile KHODMAKHTAR ile BASORT KHODGARDAN ile KHODMAKHTARY ile KHODGARANY ile KHODBARY )


- ÖZET ile BAŞLIK

( SUMMARY vs. TITLE )


- ÖZET ile/ve/||/<> GİRİŞ

( vs./and/||/<> INTRODUCTION )


- ÖZET ile KISALTMA

( ... ile İHTİSAR )


- ÖZET ile/ve ÖRNEK

( SUMMARY vs. EXAMPLE )


- ÖZET ile ŞERH


- ÖZET ile/ve TEKRAR

( SUMMARY vs./and REPETITION )


- ÖZET ile TELAFİ EDİLEBİLİR ile TELAFİ ETMEK ile TAZMİNAT ile DENGELEYİCİ ile TELAFİ EDİCİ

( COMPENDIOUS vs. COMPENSABLE vs. COMPENSATE vs. COMPENSATION vs. COMPENSATOR vs. COMPENSATORY )

( مختصر ومفيد ile قابل پاداش ile پاياپاي کردن ile جبران کردن ile خنثي کردن ile خنثي نمودن ile اجرت ile اجر ile تاوان ile جبران ile حقالزحمه ile غرامت ile اجر دهنده ile جبراني )

( مختصر ومفيد ile GHABEL PADASH ile PAYOPAY KARDAN ile JABRAN KARDAN ile KHONSY KARDAN ile KHONSY NEMUDAN ile EJRAT ile EJR ile TAVAN ile JABRAN ile HAGHALZAHMEH ile GHARAMET ile EJR DAHANDEH ile JABRANY )


- ÖZETLEMEK ile SİNDİRİLEBİLİR ile SİNDİRİM ile SİNDİRİM ile SİNDİRİM SİSTEMİ

( DIGEST vs. DIGESTIBLE vs. DIGESTION vs. DIGESTIVE vs. DIGESTIVE SYSTEM )

( هضم شدن ile هضم کردن ile گواريدن ile تحليل بردن ile تحليل رفتن ile تحليل کردن ile گوارا ile گوارش ile تحليل ile هضم ile هاظمه ile گوارشي ile گوارنده ile هاضمه ile هضمي ile جهاز هازمه )

( NPAZM SHODAN ile NPAZM KARDAN ile GOVARYDAN ile TAHLYLE BARDAN ile TAHLYLE RAFTAN ile TAHLYLE KARDAN ile GOVARA ile GOVARSH ile TAHLYLE ile NPAZM ile هاظمه ile GOVARSHY ile GOVARANDEH ile CPEHAZEMEH ile هضمي ile جهاز هازمه )


- ÖZETLEMEK ile/ve "TOPARLAMAK"


- ÖZGE ile BAŞKA

( Başka. )


- ÖZGE ile ÖZGECİ/LİK


- ÖZGEÇMİŞ ile/ve/değil/+/||/<>/> ÖZGELECEK


- ÖZGÜ ile/ve ÖVGÜ


- ÖZGÜ ile ÖZGÜN


- SIKLET-İ ZÂTÎYE, ZÂTÎ SIKLET[Osm.] / SPECIFIC GRAVITY[İng.] / GRAVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK


- ACTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKTİVİTE


- SPECIFIC ACOUSTIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK DİRENÇ


- SPECIFIC ACOUSTIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK EMPEDANS


- OHM ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK OHM (RAYL)


- SPECIFIC ACOUSTIC OHM[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK OHM


- SPEZIFISCHE AKUSTISCHE REAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK REAKTANS


- SPECIFIC ACOUSTIC REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK TEPKİL


- İZÂFÎ HASSÂSİYET[Osm.] / SPECIFIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ALINGANLIK


- SPECIFIC RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇ


- SPECIFIC RESISTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇLİLİK


- POUVOIR ROTATOIRE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DÖNDÜRME GÜCÜ