Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(200/236)


- TAHAMMÜL[Ar. < HAML | çoğ. TAHAMMÜLÂT] ile TAHAMMÜR[Ar. < HAMR | çoğ. TAHAMMÜRÂT]

( Yüklenme, bir yükü üstüne alma. | Dayanma, katlanma. | Kaldırma. İLE Mayalanma, ekşime. )


- TAHAMMÜL ile TÂVİZ


- TAHAMMÜL ile/ve/<> TESLİMİYET


- TAHAMMÜL/SÜZLÜK ile/değil/yerine/>< HOŞGÖRÜ


- TAHAMMÜLÜN/ÜN:
"DÜŞÜKLÜĞÜ" ile/ve/<>/değil YETERSİZLİĞİ


- TAHAMMUS[Ar.] ile TAHAMMUZ[Ar. < HAZM | çoğ. TAHAMMUZÂT]

( Büzülme, büzülüp buruşma. İLE Ekşime, oksitlenme. )


- TAHÂNET[Ar.] ile TAHÂRET[Ar.]

( Değirmencilik. İLE Temizlik. | Temizlenme. )


- TAHÂRET[Ar.]/TAHİR ile/ve/||/<>/>/< NEZÂFET[Ar.]/NAZİF

( Fiziksel/gövdesel temizlik. İLE/VE/||/<>/>/< Davranış ve tutumlardaki temizlik, ahlâkî temizlik. )


- TAHARETLENMEK ile TAHARET ile TAHARET BEZİ ile TAHARET BORUSU


- TAHARRİ ile TAHARRİ MEMURU


- TAHARRÜS[Ar.] ile TAHARRÜZ[Ar.] ile TAHARRÜŞ[Ar. çoğ. TAHARRÜŞÂT]

( Çekinme, sakınma.[maddiyatta kullanılır] İLE Çekinme, sakınma.[maneviyatta kullanılır] İLE Tırmalanma, örselenme. )


- TAHAŞŞU'[Ar. < HUŞÛ] ile TAHAŞŞUB[Ar.]

( Alçakgönüllülük. İLE Odunlaşma. )


- TAHASSÜR[Ar.] ile TAHASSÜR[Ar. < HASRET | çoğ. TAHASSÜRÂT] ile TAHASSUL[Ar. < HUSÛL]

( Kanın pıhtılaşması.[TAHASSÜR-İ DEM] İLE Hasret çekme. | Çok istenilen ve ele geçirilemeyen şeye üzülme. İLE Sonuç olarak çıkma, hâsıl olma. | Ürüme, üretme. )


- TAHATTÜM[Ar. < HATM] ile TAHAŞŞUB[Ar. < HATEM]

( Gerekme, gerekli olma. İLE Yüzük takınma, hatem. | Âriflerin gönüllerine Allah'ın koyduğu işaret. )


- TAHAVVÜL[Ar. < HÂL] ile/ve/<> TAGAYYÜR[Ar. < GAYR]

( [değişim] Biçimde/sıfatta. İLE/VE/<> Öz'de/zât'ta. )


- TAHAVVÜL ile/ve TAHVÎL[< HAVL]

( Değişim. | Niteliksel hareket. İLE/VE Değiştirme, değiştirilme, çevirme, döndürme. | Borç senedi, aksiyon. )


- TAHAYYÜL ETMEK ile/ve KIYISINDAN GEÇMEK


- TAHAYYÜL[Ar. < HAYAL | çoğ. TAHAYYÜLÂT] ile TAHAYYÜR[Ar. < HAYRET | çoğ. TAHAYYÜRÂT]

( Hayale getirme, hayale dalma, hayalde canlandırma. İLE Hayran olma, hayrete düşme, şaşakalma, şaşırma. )


- TAHAYYÜL[Ar.] ile/ve/||/<> RÜYA[Ar.]


- TAHAYYÜL ile TEŞEKKÜL

( Ortadan kalkmaz. İLE Ortadan/görünümden kalkabilir. )


- TAHAYYÜL[Ar.] ile TEVEHHÜM[Ar.]

( Hayalde canlandırma. İLE Kuruntuya düşme. )

( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )


- TAHAYYÜR[< HAYRET] ile HAYRÂN OLMA, HAYRETE DÜŞME, ŞAŞAKALMA, ŞAŞIRMA

( HAYRÂN OLMA, HAYRETE DÜŞME, ŞAŞAKALMA, ŞAŞIRMA )


- TAHAYYÜZ:
MEKÂN(EYN) ile/ve/||/<> KONUM(VAZ)


- TAHDÎB/TAHZÎB[Ar. < HİDAB] ile TAHDİB[Ar. < HADEB]

( Saç/sakal boyama. İLE Kamburlaştırma, kamburlaştırılma, kubbelendirme. )


- TAHDÎD[Ar. < HADD | çoğ. TAHDÎDÂT] ile TAHTÎT[Ar. < HATT]

( Sınırlama, sınır çizme. İLE Çizme, çizilme, çizgi ile belirli kılma. | Çizgi. )


- TAHDÎR[Ar. < HADER] ile TAHDÎR/TAHZÎR[Ar.]

( Örtülendirme, örtülü bulundurma. İLE Hazırlama. | İlâç hazırlama. | Yeşillendirme, yeşil renk verme. )


- TAHFÎF[Ar. < HİFFET] ile/ve TEŞDÎD[Ar. < ŞİDDET] ile/değil/yerine/>< TAKDÎR[Ar.]

( Hafifletme, yükünü azaltma. İLE/VE Şiddetlendirme, güç verme. | Şeddeleme. | Bir harfi çift okunan ve şedde işaretinin adı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. )


- TAHFİF ile/ve/||/<>/> TAHRİF

( Hafifletme. İLE/VE/||/<>/> Bir şeyin aslını bozma; değiştirme. | Bir sözcük ya da tümceyi değiştirip bozma, üzerinde oynayarak anlamı değiştirme. )


- TAHIL ile ALAZA

( .... İLE Dökülen tohumlarla ertesi yıl çıkan tahıl. )


- TAHIL ile/ve ALAZA

( ... İLE/VE Dökülen tohumlarla ertesi yıl çıkan tahıl. )


- TAHIL ile BAKLAGİLLER

( CEREAL vs. PULSE/LEGUMINOUS PLANTS )

( ... cum LEGUMINOSAE )

( HUBUBAT ile ... )


- TAHIL ile FİRİK

( .... İLE Olgunlaşmak üzere olan tahıl. | Çerez olarak yenilen tahıl kavurgası. )


- TAHIL ile FİRİK

( ... İLE Olgunlaşmak üzere olan tahıl. | Çerez olarak yenilen tahıl kavurgası. )


- TAHIL ile/ve/||/<> GLÜTEN[Lat.]

( ... İLE/VE/||/<> Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran madde. | Tahıl unlarından, nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan, albüminli madde. )


- TAHIL ile MALAMA

( .... İLE Samanla karışık tahıl. )


- TAHIL[Ar.] ile TÂHIL[Ar.]

( Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat. İLE Bayat su, bekleyerek bozulmuş su. )


- TAHIL[Ar. DAHL] ile TÂHIL

( Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat. İLE Bayat su, bekleyerek bozulmuş su. )


- TAHIL ile TAHIL YEMİ ile TAHIL AMBARI


- TAHIL ile TANE TANE TANE TANE ile TAHIL TARLASI ile ARPA TANESİ ile TANE PASI ile TAHILLAR

( GRAIN vs. GRAIN BY GRAIN vs. GRAIN FIELD vs. GRAIN OF BARLEY vs. GRAIN RUST vs. GRAINS )

( چينه ile حبه ile دان ile دانه کردآن ile دانه زدن ile دانه دانه کردن ile دانه ile خميره ile دانه دانه ile گندم زار ile جو دانه ile زنگ حبوبات ile حبوبات ile غلات )

( CHYNAH ile HEBEH ile DAN ile DANEH KARDAN ile DANEH ZADAN ile DANEH DANEH KARDAN ile DANEH ile خميره ile DANEH DANEH ile GANDAM ZAR ile جو دانه ile ZANG HEBOOBAT ile HEBOOBAT ile GHLAT )


- TAHIL ile YARMA

( .... İLE İri, gelişigüzel kırılmış tahıl. )


- TAHIL ile/ve YARMA

( ... İLE/VE İri, gelişigüzel kırılmış tahıl. )


- TAHİN ile/ve/<> PEKMEZ

( ... İLE/VE/<> GÛŞÂB/GÛŞÂN )


- TAHİNLİ EKMEK ile TAHİN ile TAHİNİ ile TAHİNLİ ile TAHİNSİZ ile TAHİN RENGİ ile TAHİN HELVASI


- TAHİR ile MEVÂRİ / ACEM


- TÂHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/</> TAYYİB

( Temiz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/ İyi, güzel, hoş. )


- TÂHİR[Ar.] ile/ve/||/<> TEZKİYE[Ar.]

( Temiz. İLE/VE/||/<> Temize çıkarma, aklama. | Birinin iyi bir insan olduğunu kendini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma. )


- TAHİYYÂT[< HAYY] ile ...

( SELÂMLAR, HAYIRLI DUALAR | NAMAZIN KA'DELERİNDE OKUNAN "ETTEHİYYÂTÜ" DUASI )


- TAHİYYE[< HAYY] ile ...

( HAYAT DUASI ("ALLAH ÖMÜR VERSİN!") | SELÂM VERME, HAYIR DUA ETME | MÜLK, MÂLİKİYYET )


- TAHKİK[< HAKK] ile ...

( DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRMA | DOĞRU OLUP OLMADIĞINI MEYDANA ÇIKARMA | DOĞRU, GERÇEK )


- TAHKİK ile/ve/||/<>/> TAHRİK


- TAHKİK[< HAKK] ile/ve/<>/> TAHRİR ile/ve/<>/> TAKRİR ile/ve/<>/> TAKRİB ile/ve/<>/> TÂLİM ile/ve/<>/> TEDKİK

( Doğru olup olmadığını araştırma. | Kanıt ile bilmek. [Mantıksal ve felsefi alan.] İLE/VE/<>/> İlgisi olmayanları bilmek. İLE/VE/<>/> Kanıtların iç tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Kanıt ile sonuç arasındaki tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Öğrenme. İLE/VE/<>/> Kanıtlamayı bilmek. )


- TAHKİK ile/ve/||/<> TETKİK

( Soruşturma. İLE/VE/||/<> İnceleme. | Araştırma. )


- TAHKİKAT ile TAHKİKAT KOMİSYONU


- TAHKİM ile KEYFİ OLARAK ile KEYFİ ile KEYFİ KARAR ile TAHKİM ile HAKEM

( ARBITRAMENT vs. ARBITRARILY vs. ARBITRARY vs. ARBITRARY DECISION vs. ARBITRATION vs. ARBITRATOR )

( اختيار مطلق ile بطور قراردادي ile مستبدانه ile اختياري ile تصميم مستبدانه ile داوري ile حکميت ile داور ile ميانجي ile فيصل دهنده )

( AKHTYAR MOTALGH ile BETOR GHARARDADY ile MOSTABDANEH ile AKHTYARY ile TASAMYM MOSTABDANEH ile DAVARY ile حکميت ile DAVAR ile MYENJY ile FEYSEL DAHANDEH )


- TAHKİM ile TAHKİMLİ ile TAHKİM KURULU


- TAHKİMAT ile TAHKİMATLAR ile TAKVİYE EDİLMİŞ ile MÜSTAHKEM KALE

( FORTIFICATION vs. FORTIFICATIONS vs. FORTIFIED vs. FORTIFIED FORTRESS )

( سنگر بندي ile حصار ile تقويت ile بارو ile استحکامات ile محروس ile محروسه ile حصن حصين )

( SANGAR BANDY ile HESAR ile TAGHOYT ile BARO ile ESTAHKAMAT ile محروس ile MAHROSEH ile حصن حصين )


- TAHKİR ile/ve/> TAHRİK

( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/> Eşeysel isteği, duyguları uyandırma, artırma. | Bir kişiyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. | Yola çıkarma, hareket ettirme, kımıldatma. )


- [ne]
!TAHKİR ile/ya da/ne de/||/<>/>< TAKDİS


- TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD

( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )


- TAHKİR ile/ve/||/<> TEZYÎF[< ZEYF]

( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/||/> Değersiz gösterme. | Alay etme. )


- TAHLÎF[< HALEF] ile TAHLÎF[< HALF]

( Birini kendi yerine bırakma. İLE Yemin ettirme. | Yargıcın, taraflardan birine yemin ettirmesi. )


- TAHLÎF[Ar. < HALEF] ile TAHLÎF[Ar. < HALF | çoğ. TAHLÎFÂT]

( Birini kendi yerine bırakma. İLE Yemin ettirme, yemin verme, andiçme/andiçirilme.[RESM*İ TAHLÎF: Andiçme töreni.] )


- TAHLİF ile TAHLİL ile TAHLİS ile TAHLİLİ ile TAHLİLCİ/LİK


- TAHLİL ile AYARCI ile TAHLİL

( ASSAY vs. ASSAYER vs. ASSAYING )

( عيارگري ile محک زدن ile عيار ile عيار گرفتن ile عيارگير ile عيارسنج ile عيارگيري ile عيارسنجي )

( EYORGARY ile MOHAK ZADAN ile EYAR ile EYAR GARAFTAN ile عيارگير ile عيارسنج ile EYORGYRY ile عيارسنجي )


- TAHLÎL ile ŞERH

( ANALYSIS vs. EXPLANATION )


- TAHLÎL[Ar. < HALL] ile TAHLÎL[Ar. < HALL | çoğ. TAHLÎLÂT]

( Ekşitme, sirkeleştirme. İLE Çözümleme, analiz. Bütünleşik/birleşik(mürekkep) bir nesneyi belirlemek üzere bölümlere ayırma. )


- TAHLİL ile TÂ'LİL

( Kavramların, tanımı/tahlili yapılır. İLE Olguların, tâlili(tümdengelimi) yapılır, nedenleri gösterilir. )

( ANALYSIS vs. EXPLANATION )


- TAHLİL ile/ve TERKİB


- TAHLİL ile TESPİT


- TAHLİL ile YORUM

( ANALYSIS vs. INTERPRETATION/COMMENT )


- TAHLİSİYE ile TAHLİSİYE SANDALI


- TAHLİYE EDİYORUM ile TAHLİYE

( EVACUATE vs. EVACUATION )

( خالي کردن ile تخليه کردن ile تخليه ile برون بري ile تهي سازي )

( KHALY KARDAN ile TAKHALYYEH KARDAN ile TAKHALYYEH ile BORON BARY ile TAHY SAZY )


- TAHLİYE ile/ve/||/<> BERAAT


- TAHLİYE[Ar.] ile ITLÂK[Ar.]


- TAHLİYE ile SERBEST BIRAKMA


- TAHLİYE ile TAHLİYE

( EVICT vs. EVICTION )

( خلع يد کردن ile خلع يد ile اخراج مستاجر )

( KHAL YD KARDAN ile خلع يد ile AKHARAJ MOSTAJER )


- TAHLİYE[Ar. < HALY] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]

( Süsleme, donatma, bezeme. | Bir madde içine, özelliğini ya da kokusunu değiştirmek üzere şeker, baharat vb. gibi şeyler katma. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )


- TAHMÎL[< HAML] ile ...

( YÜKLEME, YÜKLETME, YÜKLETİLME | BİR İŞİ, BİRİNİN ÜZERİNE BIRAKMA )


- TAHMİN ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ

( [not] TO GUESS vs./and/but OPINION
OPINION instead of TO GUESS )


- TAHMİN ile KANAAT


- TAHMİN ile/ve/değil/yerine ÖNGÖRÜ

( [not] TO GUESS vs./and/but FORSIGHT
FORSIGHT instead of TO GUESS )


- TAHMİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAHAMMÜL


- TAHMİN ile TAHMİNİ ile TAHMİNCİ/LİK


- TAHMİN ile/ve/değil TEMENNİ/DİLEK


- TAHMİN ile/değil YAKIŞTIRMA


- TAHMİN ile/ve/değil ZAN

( [not] TO GUESS/ESTIMATE vs./and/but SUPPOSITION/TO SURMISE )


- TAHMÎNEN[Ar.] ile TAHMÎNÎ[Ar.]

( Aşağı yukarı. İLE Tahmine ait, tahminle ilgili, aşağı yukarı hesaplanan. )


- TAHMİNİ ile TAKRİBİ


- TAHMÎR[Ar. < HAMR | çoğ. TAHMÎRÂT] ile TAHMÎR[Ar. < HİMÂR | çoğ. TAHMÎRÂT] ile TAMİR[Ar.]

( Yuğurma, yuğrulma. | Mayalandırma. İLE Birine "eşek" deme. İLE Onarım. | Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma. )


- TAHMÎS[Ar. < HUMS | çoğ. TAHMÎSÂT] ile TAHMÎS[Ar. < HAMS] ile TAHMÎS[Ar.] ile TAHMÎZ[Ar.]

( Bir şeyi beş kat ya da beş köşeli yapma. | Bir şiirin her beytinin üstüne üçer mısrâ katarak her beyti beşer mısrâya çıkarma.[bkz. TEŞTÎR] İLE Ateşte kızdırıp kavurma. İLE Beşte bir cezâ. İLE Humuzlandırma, oksitlendirme. )


- TAHMİS ile TAHMİSÇİ


- TAHNİT ile TAHNİT SANATI


- TAHRÎC[< HURÛC] ile TA'LÎL

( Çıkarma. | Diploma verme. | Hz. Peygamber'in sözünü ilk rivâyet edeni ortaya çıkarma. İLE Tümdengelim. | Neden, bahane gösterme/gösterilme. )


- TAHRÎF[Ar. < HAREF] ile TAHRÎF[Ar. < HARF | çoğ. TAHRÎFÂT]

( Genç birine bunaklık isnâd etme. İLE Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. )


- TAHRİF[Ar.] ile/değil/yerine/>< TÂDİL[Ar.]


- [ne yazık ki]
!TAHRİF[< HARF] ile/ve/<>/> !TAHRİB[< HARÂB]

( [ne yazık ki] Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. İLE/VE/<>/> Yıkıp bozma. )


- TAHRİK OLMAK ile AZMAK

( EXCITATION vs. TO EXCITE )


- TAHRÎK[Ar. < HAREF] ile TAHRÎK[Ar. < HARK] ile TAHRÎK[Ar. < HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]

( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )


- TAHRİK ile TAHRİKÇİ/LİK


- TAHRİK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> TAHRİP


- TAHRİL ile TAHRİLLİ


- TAHRÎME ile ...

( NAMAZA BAŞLARKEN "ALLAHÜ EKBER" SÖZÜYLE İKİ ELİN BAŞ PARMAKLARINI KULAK MEMELERİNE DOĞRU KALDIRARAK TEKBİR ALMA )


- TAHRİP ETMEK ile YOK EDİLDİ ile DESTROYER

( DESTROY vs. DESTROYED vs. DESTROYER )

( تخريب کردن ile منعدم کردن ile نابود ساختن ile منهدم ساختن ile منهدم کردن ile دمار درآوردن ile بر انداختن ile نابود کردن ile ويران کردن ile ازبين بردن ile معدوم کردن ile از بين بردن ile خراب کردن ile تباه ile مضمحل ile ويران ile کن فيکون ile ازبين رفته ile منهدم ile منعدم ile ناو شکن ile ويرانگر ile نابود کننده )

( TAKHARYBE KARDAN ile MANADAM KARDAN ile NABUD SAKHTAN ile MANEHODAM SAKHTAN ile MANEHODAM KARDAN ile DAMAR DARAVARDAN ile BAR ANDAKHTAN ile NABUD KARDAN ile VEYRAN KARDAN ile OZBYNE BARDAN ile MADOM KARDAN ile AZ BEYNE BARDAN ile KHARAB KARDAN ile TABAH ile MAZMOHAL ile VEYRAN ile KON FEYKON ile OZBYNE RAFTEH ile MANEHODAM ile منعدم ile NAV SHKAN ile VEYRANGAR ile NABUD KONANDEH )


- TAHRİP ile TAHRİŞ


- TAHRİP ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD

( Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )


- TAHRİR DEFTER(LER)İ ile/ve/<> TEMETTUAT DEFTER(LER)İ


- TAHRİR ile TAHRİRİ ile TAHRİR HEYETİ


- TAHRÎR ile TAKRÎR

( Yazma, kitabet, kompozisyon. İLE Yerleştirme, yerleştirilme. | Anlatma, ders verme. | Önerge. | Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını ya da ipotek ettiğini söyleme. )

( Bilginin tarihselleştirilmesi. İLE ... )


- TAHRİR[Ar.] ile YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON

( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )


- TAHRİRAT ile TAHRİRAT KATİBİ


- TAHRİRAT ile TAHRİREN

( Resmî bir daire tarafından yazılan yazılar ve mektuplar. İLE Yazıyla, yazılı olarak. )


- TAHRÎREN[Ar.] ile TAHRÎRÎ[Ar.]

( Yazı ile, yazarak. İLE Yazı ile, yazı ile ilgili. )


- TAHRÎS[Ar.] ile TAHRÎS[Ar. < HIRS | çoğ. TAHRÎSÂT] ile TAHRÎZ[Ar. < HIRZ | çoğ. TAHRÎZÂT] ile TAHRÎŞ[Ar. çoğ. TAHRÎŞÂT]

( İçinde bir şey saklanılan nesne. Ambar. İLE Hırslandırma/hırslandırılma. İLE Kışkırtma, kışkırtılma. İLE Tırmalama, tırmalanma. | Yakış kaşındırma, azdırma. )


- TAHSİL ile TAHSİLLİ


- TAHSİLDAR ile/ve/||/<> KUL OĞLANI

( ... İLE/VE/||/<> Vergi toplayan belediye tahsildarı. )


- TAHSÎN[< HÜSN] ile TAHSÎN[< HISN]

( Güzel bulup takdir etme, beğenip alkışlama. | Güzelleştirme, güzel kılma. İLE Kale gibi sağlamlaştırma. )


- TAHSÎN[Ar. < HÜSN | çoğ. TAHSÎNÂT] ile TAHSÎN[Ar. < HISN] ile TAHZİN[Ar.]

( Güzel bulup takdir etme, beğenip alkışlama. | Güzelleştirme, güzel kılma. İLE Kale gibi sağlamlaştırma. İLE ... )


- TAHSÎN[Ar.] ile TASHÎN[Ar. < SAHN]

( ... İLE Sahneye koyma, sahnede oynanacak şekle koyma. )


- TAHSÎR[Ar. < HASRET] ile TAHSÎR[Ar. < HASÂR] ile TAHZÎR[Ar.]

( Özlem duyma, duydurma. İLE Zarara uğratma. İLE ... )


- TAHSİS ETMEK ile TAHSİS EDİLMİŞ ile TAHSİS ETME ile PAYLAŞTIRMA

( ALLOCATE vs. ALLOCATED vs. ALLOCATING vs. ALLOCATION )

( اختصاص دادن ile تخصيص دادن ile اختصاص کردن ile مختص ile اختصاصي ile اختصاص ile تخصيص )

( AKHTESAS DADAN ile TAKHSYSE DADAN ile AKHTESAS KARDAN ile MOKHTES ile AKHTESASY ile AKHTESAS ile TAKHSYSE )


- TAHSİS (ETMEK) ile/ve/değil/<> TESİS (ETMEK)


- TAHSÎS[Ar.] ile NESH[Ar.]


- TAHSİS ile TAHSİSLİ ile TAHSİSLİ YOL


- TAHSİSİ SERBEST BIRAKMAK ile SERBEST BIRAKMA

( DEALLOCATE vs. DEALLOCATION )

( باز ستادن ile بازستاني )

( BAZ SETADAN ile BAZSTANY )


- TAHŞİYE[Ar. < HAŞY] ile TAHŞİYE[Ar. < HAŞYET]

( Hâşiye yazma. | Dipnot yazma, çıkma yapma. İLE Ürperme, ürpertilme. )


- TAHT ile/ve/değil/||/<>/< TABUT


- TAHT ile TAHT[Fars.] ile TAHT[Fars.]

( Alt, aşağı. [>< FEVK] İLE Hükümdarların oturduğu büyük koltuk. | Hükümdarlık makamı. İLE Yağma, çapul, soygun, talan. )


- TAHTA ile/<> ABANOZ[Lat.]

( ... İLE/<> Sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç türünden elde edilen sert koyu renkli tahta. )


- TAHTA[Fars.] ile AHŞAP[Ar.]

( Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. | Bu ağaçtan yapılmış olan. | Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. | Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. | Kara tahta. | Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. İLE Ağaçtan, tahtadan yapılmış. | Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. )


- TAHTA ile BÂLÂR[Fars.]/PEDAVRA[Yun.]

( ... İLE Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta. )


- TAHTA ile BİNİT

( ... İLE Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta. )


- TAHTA ile BORGATA

( ... İLE Halat kalınlığını ölçen delikli tahta. )


- TAHTA ile BUL

( ... İLE Sadece iki yüzeyi testere ile düzeltilmiş tahta. )


- TAHTA ile HARTA

( ... İLE Kiremit altına konulan ince tahta. )


- TAHTA ile KAPAK

( ... İLE Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan tahta. )


- TAHTA ile LATA

( ... İLE Kalın ve dar tahta. )


- TAHTA ile MİRA[İt.]

( ... İLE Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini (çekül doğrultusunu) gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata. )


- TAHTA ile OKTANT

( ... İLE Yükseklik tahtası. )


- TAHTA ile PADAVRA[Yun.]

( ... İLE Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta. )


- TAHTA ile PLANÇETA

( ... İLE Ölçme tahtası. )


- TAHTA ile ŞENDERE

( Kaplamacılıkta kullanılan ince tahta. | Fıçı kaburgası. | Tekir cinsinden bir balık. )


- TAHTA ile SENİT, YASTAĞAÇ/YASDIĞAÇ

( ... İLE Ensiz ya da kaplamalık tahta. )


- TAHTA ile SUNTA


- TAHTA ile TALAZLIK

( ... İLE Dalga serpintilerini önlemek için kayıkların küpeştesine, baştan kıça doğru yerleştirilen tahta. )


- TAHTA ile TIRIZ

( ... İLE Ensiz ya da kaplamalık tahta. )


- TAHTA ile TOYAKA

( ... İLE Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. )


- TAHTACI ile TAHTACI

( Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. İLE Özellikle Toroslarda yaşayan Aleviler'e verilen ad. )


- TAHTAKALE[Ar. < TAHT el-KALÂ] ile ...

( Kalenin/surun altı. )


- TAHTAKURDU ile TAHTAKURUSU

( Tahtadan yapılma eşyayı kemirerek delik deşik eden kın kanatlı böcek. İLE Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti. )

( ANOBIUM PUNCTATUM cum CIMEX LECTULARIUS )


- TAHTAKURUSU ile TAHTA BÖCEĞİ/ANOBİUM[Lat.]

( Yarımkanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, gövdesi oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyerek insan kanıyla beslenen, pis kokulu böcek. İLE Değişik türleri olan anabium, kesik ya da ölmüş ağaçta yaşar ve çürümeye yol açar. "ANOBIUM STRIATUM", ahşap mobilyada, yuvarlak delikler açar. "XESTOBIUM RUFOVILOLSUM", tahtaya başıyla vurarak ahşap evlerde duyulan karakteristik bir ses çıkarır. )


- TAHTALAŞMAK ile TAHT ile TAHTA ile TAHTACI/LIK ile TAHTALI ile TAHTA BİTİ ile TAHTA GÖĞÜS ile TAHTA KAŞIK ile TAHTA KURDU ile TAHTA PAMUK ile TAHTA PERDE ile TAHTA GÖĞÜSLÜ ile TAHTALI GÜVERCİN


- TAHTÂNÎ ile/||/<> TAHTEL-ARZ ile/||/<> SATIH

( Binanın alt bölümü. İLE/||/<> Yer altı. İLE/||/<> Yüzey, bir nesnenin dış yüzü. )


- TAHTE ile TAHTE[Fars.] ile TAHTE[Fars.]

( Alt, altta, altında. İLE Tahta. İLE Yağmalanmış, talanlanmış. )


- TAHTTAN ÇEKİLMEK ile TAHTTAN ÇEKİLME

( ABDICATE vs. ABDICATION )

( تفويض کردن ile کنارهگيري )

( TAFOYZE KARDAN ile KONAREAGYRY )


- TAHVÎF[Ar.] ile İNZÂR[Ar.]


- TAHVÎL[Ar.] ile TEMVÎL[Ar.]


- TAHYÎL[Ar. < HAYÂL | çoğ. TAHYÎLÂT] ile TAHYÎR[Ar. < HAYR | çoğ. TAHYÎRÂT]

( Akla/fikre getirme/getirilme. İLE Birini, iki şey arasından birini tercih etmek durumunda bırakma, istediğini tercih etmeyi teklif etme. )


- TAHYİL ile YAKÎN

( Câzim değil sabit değil vakıaya mutabık değil. İLE Câzim, sâbit, vakıaya mutabık. )


- TAHZÎB[Ar. < HİZB] ile TAHZÎB[Ar. < HİZAB]

( Takım takım toplama. İLE Saç/sakal boyama. )


- TAHZÎL[Ar.] ile TAHSÎL[Ar. < HUSÛL] ile TAHZÎR[Ar.]

( Alçaltma, bayağılaştırma. İLE Ele geçme/geçirilme, hâsıl etme. | Vergi toplama. | İlim öğrenme. İLE ... )


- TAHZÎN[Ar. < HÜZN] ile TAHZÎN[Ar.] ile TAHSÎN[Ar.]

( Kederlendirme, tasalandırma. | Hazin hazin Kur'an-ı Kerîm okuma. İLE Hazinede saklama. İLE ... )


- TAHZÎR[Ar.] ile TAHZÎR[Ar.] ile TAHZÎR[Ar. < HAZER | çoğ. TAHZÎRÂT]

( Hazırlama. | İlâç hazırlama. | Yeşillendirme, yeşil renk verme. İLE Önleme, men etme. İLE Sakındırma. | Men etme. )


- TÂÎ[Ar.] ile Tâî[Ar.]

( T harfine ait, T ile ilgili. İLE Tayy boyundan olan, Tayy boyuna ait, onunla ilgili. )


- TÂİB[Ar. < TEVBE] ile TAYYİB/E[Ar.]


- TÂİF[E][< TAVÂF] ile ...

( BÖLÜK, TAKIM, GÜRUH, FIRKA | TAVÂF EDEN, ETRAFINI DOLAŞAN, DÖNEN | TAYFA, GEMİ İŞÇİSİ | KAVİM, KABÎLE | ARABİSTAN'DA MEKKE YAKININDA BİR ŞEHİR )


- TAIL[İng.] ile ...

( Kuyruk. )


- TÂİL[Ar.] ile TÂİR[Ar. < TAYERÂN]

( Yarar. İLE Uçucu, uçan. | Kuş. )


- TAK ile TAK

( Tahta vb. bir şeye vurulduğunda ya da silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. İLE Millî bayramlarda ya da önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer. )


- TÂK[Ar. çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Ar.]

( Bina kemeri. | Yarım daire biçiminde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )


- TAK ile TAKA ile TAKT ile TAKI ile TAKACI/LIK ile TAKILI ile TAK TAK ile TAK TUK


- TÂK ile/||/<> VETR ile/||/<> KAVS

( Kemer. İLE/||/<> Kiriş. İLE/||/<> Yay. )


- TÂKA[Ar.] ile TÂKA/TÂKAT[Ar. < TÂK] ile TAKA[Ar.]

( Kubbeli mahfe. | Pencere. İLE Güç, kuvvet. | Taklar. | Güçler, tâkatler. İLE Duvarın içindeki kapaksız dolap. | Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. | Bozuk, zor çalışan ya da eski kara taşıtları için kullanılan bir söz. )


- TÂKA ile/ve VASİSTAS[Alm.]

( Tavana yakın ufak pencere. İLE/VE Pencere ya da kapının üst yanında bulunan ve havanın değişimine yarayan, üstten açılır kapanır bölüm. )


- TAKALLÜB[< KALB] ile ...

( DÖNME, BİR YANDAN BİR YANA ÇEVRİLME | DEĞİŞME, BAŞKA KALIBA GİRME )


- TAKAS ile TAKAS EDİLMİŞ

( BARTER vs. BARTERED )

( پاياپاي ile دادوستد کالا ile تهاتر ile تهاتر کردن ile تهاتري )

( PAYOPAY ile DADOSTAD KALA ile TEHATAR ile TEHATAR KARDAN ile تهاتري )


- TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ] ile TAKAŞŞUR[Ar. < KIŞR]

( Balgam çıkarma. İLE Kabuklanma, kabuk atma. )


- TAKAT ile TAKATLİ ile TAKATSİZ/LİK ile TAKAT SINIRI


- TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTÛR, KATARAN] ile TAKATUR/TEKATUR[Ar. < KATRE]["ka" uzun okunur]

( Damlama, damla damla akma. İLE ... )


- TAKATUKA ile TAKATUKACI/LIK


- TAKAV ile AT NALI | NALBANT


- TAKAYYÜD[< KAYD] ile TEKAÜD[< KUUD]

( Bağlanma, bağlı olma; Çalışma, çabalama, uğraşma, üstüne düşme; Dikkatli davranma. İLE Karşılıklı oturma; Emekliye ayrılma, emeklilik. )


- TAKAYYUH/TEKAYYUH[Ar. < KAYH] ile TAKAYYÜ'[Ar.]

( İrinlenme. İLE Kusar gibi olup kusamama. )


- TÂK-DÂNE[Fars.] ile ...

( Üzüm çekirdeği. )


- TAKDİM ile TAKDİMCİ/LİK ile TAKDİM TEHİR


- TAKDİR EDİLEMEZ ile TAKDİRSİZ ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZLUK

( INAPPRECIABLE vs. INAPPRECIATIVE vs. INAPPROPRIATE vs. INAPPROPRIATENESS )

( نامحسوس ile غيرقابل تقدير ile غير محسوس ile ناسپاس ile ناشکر ile غير متناسب ile نازيبابودن ile بي جا ile ناجوري )

( NAMOHSUS ile GHYRAGHABEL TAGHADYR ile غير محسوس ile NASPAS ile ناشکر ile GHYR MOTENASB ile نازيبابودن ile BEY JA ile ناجوري )


- TAKDİR EDİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLAŞILMAK


- TAKDİR ETMEK ile/ve/<> SEVME(ME)K

( Sevmeyebilirsiniz fakat takdir edebilirsiniz![/etmelisinizdir!] )

( TO APPRECIATE vs./and/<> (NOT) TO LOVE )


- TAKDİR ile/ve DEĞERLENDİRME

( APPRECIATION vs./and EVALUATION )


- TAKDİR ile/ve DESTEK

( APPRECIATION vs./and SUPPORT )


- TAKDİR[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERİBİLDİRİM


- TAKDİR ile/ve KUDRET ile/ve MAKDUR ile/ve KADER


- TAKDİR ile TAKDİR HAKKI ile TAKDİR YETKİSİ


- BAŞARI GÖSTERGESİ:
TAKDİR (İLE) ile/ve/değil/yerine/< TAKLİT (İLE)


- TAKDİR ile/ve/<> TALTİF


- TAKDİR ile/ve/||/<> TASARRUF


- TAKDİR ile/ve TAYİN


- TAKDİR ile/ve/||/<> TEBRİK ile/ve/||/<> TALTİF


- TAKDİR ile/ve/değil/< TEDBİR[< DÜBÛR/DÜBR]

( Tedbir, takdirin parçasıdır. )


- TAKDİR ile/ve/<> TEŞHİS


- TAKDİRE ŞAYAN ile AMİRAL ile AMİRALLİK ile HAYRANLIK ile BEĞENMEK ile HAYRAN

( ADMIRABLE vs. ADMIRAL vs. ADMIRALTY vs. ADMIRATION vs. ADMIRE vs. ADMIRER )

( ستودني ile هژير ile پسنديده ile قابل تحسين ile قابل پسند ile درياسالار ile دريابيگي ile درياسالاري ile تحسين ile پسند ile پسنديدن ile متعجب ساختن ile تحسين کردن ile ستينده ile تحسينکننده ile ستيشگر )

( SETODANY ile هژير ile پسنديده ile GHABEL TAHASYNE ile GHABEL PASAND ile DARYASALAR ile DARYABYGY ile DARYASALARY ile تحسين ile پسند ile PASANDYDAN ile MOTAJAB SAKHTAN ile TAHASYNE KARDAN ile ستينده ile TAHASYNAKONANDEH ile ستيشگر )


- TAKDİR-İ İLÂHÎ ile/değil/ne yazık ki TAKDİR-İ "İDÂRÎ/SİYÂSÎ"


- TAKDÎR-İ SEMEN ile/ve/||/<> TAYÎN-İ SEMEN

( Değer biçme. İLE/VE/||/<> Değerini belirtme. )


- TAHKİR >< TAKDİS ile/değil/yerine/<>/< TAKDİR

( ... >< Sadece, Allah içindir. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/< ... )


- TAKEOMETRE ile ...

( Harita alma işinde kullanılan ölçü aleti. )


- TAKI:
SAHTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERÇEK

( Varsıl taksa bile "gerçek". İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yoksul taksa bile "sahte". )


- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]


- TAKI ile PANDANTİF[Fr.]

( ... İLE İnce bir zincirle boyna takılan değerli takı. )


- TAKI ile TAKI

( Çoğunlukla evlenen ya da nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. | Kadınların ziynet eşyası, asım takım. İLE Adın, başka bir sözcük ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. | Tümceler ile sözcükler arasında ilişki kurmaya yarayan sözcükler. )


- TAKİBEN[Ar.] ile TAKRİBEN[Ar.]


- TAKIK ile/değil/yerine ÂŞIK


- TAKILI ile ÇAKILI


- TAKILMA ile/ve TIKANMA ile/ve TUTUKLUK | ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİLEM


- TAKILMA ile/ve/||/<> BÜYÜTME

( image )


- TAKILMA ile/ve/||/<> KAFAYI BOZMA


- TAKILMA ile/değil/yerine YOĞUNLAŞMA


- TAKILMAK ile/ve/değil/yerine BAĞLANMAK


- TAKILMAK" ile "KİLİTLENMEK"


- TAKILMAK ile/||/<> SARDIRMAK


- TAKILMAK ile/ve SATAŞMAK


- TAKILMAK ile/ve SENDELEMEK


- TAKILMAK ile TAKILIVERMEK


- TAKILMAK ile UNUTMAK


- TAKILMA(MA)K ile/değil/yerine ÜSTÜNDE DUR(MA)MAK/ÖNEMSEMEK

( Takılmayan[bilen], "takılma" demez; ancak ve ne yazık ki takılan[bilmeyen], "takılma" der. )


- TAKIM ile EKİP ile TİM


- TAKIM ile TAKIM ERKİ ile TAKIM OYUNU ile TAKIM TAKIM ile TAKIM ELBİSE ile TAKIM TAKLAVAT


- TAKİM[Ar.] ile TAKİMETRE[Fr. TACHYMETRE]

( Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma. | Mikrobundan arıtma. İLE Hareket durumundaki bir nesnenin hızını ölçmeye yarayan aygıt. )


- TAKIM ile/değil TULUM


- TAKIMYILDIZI:
GÜNEY ile/ve/||/<> KUZEY


- TAKIMYILDIZI ile/<> GÜNEYBALIĞI

( ... İLE/<> Güney yarımkürede, bir takımyıldızı adı. )


- TAKIMYILDIZI ile ŞAŞKINLIK

( CONSTELLATION vs. CONSTERNATION )

( مجمع الکواکب ile بهت وحيرت )

( MAJMA ELEKVAKEB ile BACPEHT VAHYRAT )


- TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU ile ALTIN TAKİN

( image

image )

( Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer "keçi antilobu" olarak da adlandırılır. )


- TAKINAK ile TAKINAKLI ile TAKINAKSIZ ile TAKINAKLI DAVRANIŞ


- TAKINILDI ile/değil TAKILINDI


- TAKINMAK ile TAKINABİLMEK


- TAKINTI ile/değil/yerine ALERJİ


- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ


- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ


- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ


- TAKINTI ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)


- TAKINTI ile/değil DONANIM


- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK


- TAKINTI ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK


- TAKINTI ile/değil/yerine İLKELİLİK


- TAKINTI ile/değil RAHATLIK


- TAKINTI ile/ve SAPLANTI

( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )

( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

( The catch is in your mind, which insists on seeing duality where there is none. )

( CATCH vs./and OBSESSION )


- TAKINTI ile TAKINAK

( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )


- TAKINTI ile TAKINTILI/LIK ile TAKINTISIZ/LIK


- TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)


- TAKINTI ile TUTKU

( Geçmişin büyük kişileri, sadece yolu gösterir. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi, kendimiziz. Derin derin düşünelim ve bu yolu izleyerek, tutkulardan ve yanılgılardan kurtulalım. )


- TAKINTI ile/değil YETKİNLİK