Bugün[17 Nisan 2026]
itibarı ile 71.563 başlık/FaRk ile birlikte,
71.563 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(157/288)


- KOL ile YEKE

( ... İLE Kayıkta, dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol. )


- KOLA[İng.] / COLA[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLA


- KOLA ile KOLA ile KOLAGİLLER

( Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. | Kâğıt ya da bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. | Kolalama. İLE Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki. [Lat. COLA ACUMINATA] | Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir nesneyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan, yararsız ve zararlı "içecek". İLE Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, büyük ve küçük kola ağaçları gibi birçok türü içine alan bir bitki ailesi. )


- KOLAJ ile/değil KAKOFONİ


- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON

( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- COLLAGEN[İng.] / COLLAGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLAJEN


- KOLLAGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLAJİN


- CHOLANE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLAN


- KOLAN ile KOLANCI

( Dokuma, kenevir vb. nesnelerden yapılan, yassı ve enlice bağ. | İplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak. İLE Yedekçi. )


- KOLAN ile KOLANCI/LIK ile KOLAN BALIĞI


- KOLANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOLANİN


- COLLARGOL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLARGOL


- COLLATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLATERAL


- KOLAY KOLAY ile/değil HİÇ


- KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN)


- KOLAY OLDUĞUNDAN YAPMAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
(YETERİNCE)
(B)İLGİLENMEDİĞİNDEN/ANLAMADIĞINDAN YAPMAMAK/ERTELEMEK


- KOLAY OLMAYAN/ZOR "YAŞAM" İÇİN ile/değil/yerine/>< KOLAY YAŞAM İÇİN

( "Kolay/kısa seçimler/sonuçlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kolay/kısa olmayan seçimler/süreçler. )


- KOLAY ULAŞIM ile YAKINLIK


- KOLAY "YOL/YÖNTEM" ile/ve/değil/yerine/||/></< KOLAY OLMAYAN YOL/YÖNTEM

( [Yaşamı ...]
Zorlaş[tır]ır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>


- KOLAY ile/>< DEĞER

( Kolay, değerin düşmanıdır. )

( vs./and/||/<> VALUE )


- KOLAY ile/ve EKONOMİK

( EASY vs./and ECONOMICAL/LY )


- KOLAY ile/ve/değil EN KOLAY

( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )

( [not] EASY vs./and/but THE EASIEST
Nature prefers the easiest, not the easy one! )


- KOLAY ile KOLAY DEĞİL

( EASY vs. NOT EASY )


- KOLAY ile KOLAY SANDALYE ile KOLAY DİNLEME ile KOLAY PARA ile KOLAY TEMPOLU ile TOPLANMASI KOLAY ile GEÇMESİ KOLAY ile TAKLİT EDİLMESİ KOLAY AMA ZOR

( EASY vs. EASY CHAIR vs. EASY LISTENING vs. EASY MONEY vs. EASY PACED vs. EASY TO COLLECT vs. EASY TO PASS vs. EASY YET DIFFICULT TO IMITATE )

( روان ile سهل ile کاري ندئرد ile بي زحمت ile آسان ile بدون درد سر ile بي درد سر ile صندلي راحتي ile آهنگ ملايم ile سودبادآورده ile راهوار ile سهل الوصول ile سهل العبور ile سهل و ممتنع )

( RAVAN ile SONPAL ile KARY NADAERD ile BEY ZAHMAT ile ASAN ile BEDON DARD SAR ile BEY DARD SAR ile SANDELY RAHATY ile AHANG MOLAYM ile SOODBADAVARDEH ile RANPAVAR ile سهل الوصول ile سهل العبور ile سهل و ممتنع )


- KOLAY ile/ve/||/<> KOLAYCA ile/ve/||/<> KOLAYCACIK ile/ve/||/<> KOLAYLAMAK

( Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı. | Kolaylık. | Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. İLE Oldukça kolay. | Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. İLE Çok kolay. | Çok kolay bir biçimde: İLE Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak. )


- KOLAY ile KOLAYCILIK

( FACILE vs. FACILENESS )

( سهل الحصول ile راحتي )

( سهل الحصول ile RAHATY )


- KOLAY ile/ve SIRADAN

( EASY vs./and ORDINARY )


- KOLAY ile/ve UYGULAMA/PRATİK

( ÂSÂN ile/ve ... )

( EASY vs./and PRACTICAL )


- KOLAY ile/>< ZOR

( [hiçbir şey ...] Göründüğü kadar kolay değildir. İLE/VE/>< Zannedildiği kadar zor değildir. )

( EASY vs./>< DIFFICULT )


- KOLAYCA ile KOLAYCA PİŞİRİLİR ile KOLAYCA SİNDİRİLEBİLİR ile KOLAYCA BULUNDU ile KOLAYCA ELDE EDİLEBİLİR ile KOLAYCA KIRGIN ile KOLAYCA DAMGALANMIŞ ile KOLAYCA ANLAŞILDI ile KOLAYLIK

( EASILY vs. EASILY COOKED vs. EASILY DIGESTIBLE vs. EASILY FOUND vs. EASILY OBTAINABLE vs. EASILY OFFENDED vs. EASILY STAMPEDED vs. EASILY UNDERSTOOD vs. EASINESS )

( بي دردسر ile راحت ile باساني ile براحتي ile پزا ile زودپذ ile سهل الهظم ile زودياب ile سهل الحسول ile زودرنج ile رموک ile سهل الادراک ile راحتي )

( BEY DARDASAR ile RAHAT ile باساني ile BARAHATY ile پزا ile زودپذ ile SONPAL ELAHAZAM ile ZUDYAB ile سهل الحسول ile ZUDARANJ ile رموک ile سهل الادراک ile RAHATY )


- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ


- KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET


- KOLAYCILIK ile/değil/yerine/>< YARDIM GEREKSİNİM EŞİĞİ


- KOLAYLAMAK ile KOLAYLANMAK ile KOLAYLAŞMAK ile KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRILMAK ile KOLAY/LIK ile KOLAYCA ile KOLAYCI/LIK ile KOLAY KOLAY


- ANNE/LİK/TE:
KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜZENLEYİCİ/LİK

( [Yaklaşım] Esnek ve destekleyici. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Katı ve kurallara dayalı.

[Amaç] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamak.

[Destekleyici Rol] Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa net sınırlar ve beklentiler koymak.

[Özgüven] Çocuğun kendine güvenini artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa sorumluluklar vererek güvenli bir çerçeve sağlamak.

[Bağımsızlık] Çocuğun kendi kararlarını almasına olanak tanımak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun belirli kurallara ve sorumluluklara uymasını sağlamak.

[Disiplin ve Kurallar] Daha az vurgu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Belirli bir düzen ve disiplin içinde yetiştirme.

[Net Beklentiler] Esneklik gösterme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtme.

[Sorumluluk] Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa belirli görevler ve sorumluluklar verme. )

( [Annelik] Bir gelişim aşaması. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir rol.

[Annelik] Kendini gerçekleştirme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama geçici bir ara vermek.

[Annelik] İdealize edilmiş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görülen.

[Öznel deneyim] Uyarıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tüketici.

[Rol dağılımı] Anneliğin sıradüzeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eş ile eşitlik.

[Kimlik] Anne. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birey.

[Anne bakımı] İçgüdüsel. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Edinilen.[Doğru yöntemleri uygulamak]

[Yönetim] Sezgisel doğaçlama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alışılagelmişleri önemsemek.

[Hedef] Kendiliğindenlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öngörülebilirlik.

[Bebeğin imgesi] Savunmasız, iyi huylu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü, doyumsuz.

[Oryantasyon] En iyisini bebek bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En iyisini yetişkin bilir.

[Anne-bebek] Karşılıklı memnuniyet. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gereksinim bakışımsızlığı.

[Annenin işlevi] Vezgeçilmez. Tam zamanlı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başka biri tarafından da gerçekleştirilebilir. )

( Çocuğun bireysel gelişimini desteklemeyi, bağımsızlık kazanmasını desteklemeyi ve onların özgüvenini artırmayı amaçlar.
[Bu yaklaşımda anneler, çocuklarının kendi kararlarını almalasına, sorun çözme becerilerini geliştirmesine ve kendi yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur.]

[Destekleyici Rol] Anneler, çocuklarının ilgisini ve yeteneklerini keşfetmesi için onları destekler.

[Özgüven] Çocukların kendine güvenini artırmak için teşvik edici bir ortam sağlar.

[Bağımsızlık] Çocukların kendi kararlarını almasına ve sorunları çözmesine olanak tanır.

İLE/DEĞİL/YERİNE/><

Çocukların belirli kurallara ve disiplin çerçevesine uygun biçimde yetiştirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda anneler, çocuklarına net sınırlar ve beklentiler koyar ve bu kurallara uyulmasını sağlar. [Disiplin ve Kurallar] Çocukların belirli bir düzen ve disiplin içinde yetişmesini sağlar.

[Net Beklentiler] Anneler, çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtir ve bu beklentilere uyulmasını denetler.

[Sorumluluk] Çocukların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi için belirli görevler ve sorumluluklar verir. )

( [Yaklaşımlar] Daha esnek ve destekleyici bir yaklaşımla çocuğun bireysel gelişimini ön planda tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha katı ve kurallara dayalı bir yaklaşımla çocuğun toplumsal düzene ve disipline uygun biçimde yetişmesini hedefler.

[Amaçlar] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmayı amaçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamayı hedefler.

[Yöntemler] Çocukların kendi kararlarını alması teşvik edilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların belirli kurallara ve sorumluluklara uymaları sağlanır.

[Çocuk Üzerindeki Etki] Çocukların yaratıcılıklarını ve sorun çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların daha disiplinli ve düzenli bireyler olarak yetişmesini sağlar. )

( MOTHER:
[not] FACILITATOR vs./but/>< REGULATOR
REGULATOR instead of FACILITATOR )


- KOLAYLAŞTIRICI ARABULUCU ile/ve/<> DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCU


- KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/ve/||/<>/> VARSILLAŞTIRICI/LIK


- KOLAYLAŞTIRMA ile/ve/değil KAÇMA

( [not] TO FACILITATE vs./and/but TO ESCAPE )


- KOLAYLAŞTIRMA ile PAZARLAMA

( TO FACILITATE vs. MARKETING )


- KOLAYLAŞTIRMAK ile İRTİFAK HAKKI

( EASE vs. EASEMENT )

( سهولت ile آسودگي ile آساني ile ارتفاق )

( SEVVALAT ile ASOODEGY ile ASANY ile ERTAFAGH )


- KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRMA ile TESİSLER

( FACILITATE vs. FACILITATION vs. FACILITIES )

( تمهيد کردن ile تسهيل کردن ile سهل ساختن ile تسهيل ile تسهيلات ile امکانات )

( TAMEHYD KARDAN ile TASEHYLE KARDAN ile SONPAL SAKHTAN ile TASEHYLE ile TASEHYLAT ile EMKANAT )


- KOLAYLAŞTIRMAK ile/ve/<> ZORLAŞTIRMAMAK


- KOLAY/LIK ile YALIN/LIK / BASİT/LİK

( EASY/NESS vs. SIMPLE/NESS )


- KOLAY/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRUDAN/LIK


- KOLAY/LIK ile/ve/<> YAKIN/LIK


- KOLAYLIKLA BAŞARABİLMEK ile/değil ÜSTESİNDEN GELMEK


- KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK


- KOLÇAK ile KOLÇAKLI ile KOLÇAKLI SANDALYE


- KOLÇAK ile KOLLUK ile KOLLUK

( Yalnız başparmağı ayrı, öteki dört parmağı bir örülmüş eldiven. Ceket ya da gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti/çakma kolluk. | Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılan süs eşyası. | Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. | Zırhın kola geçirilen parçası. | Koltuk ya da sandalyenin kol konacak parçası. | Çark kolu. İLE Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. | İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. | Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit. İLE Güvenliği sağlamakla görevli polis ya da jandarma. )


- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA

( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )


- KÖLE OLMAK ile "ROBOTLAŞMAK"

( Geçmişin tehlikesiydi. İLE Geleceğin tehlikesi. )


- KÖLE ile/değil CERAHOR


- KÖLE ile/>< EFENDİ

( Köleler, efendilerine olan sadakati, efendilerini köleleştirmek için yapar. )


- KÖLE ile/değil/yerine GÖNÜLLÜ "KÖLE"


- KÖLE ile/değil/yerine GULÂM[Ar. çoğ. GILMÂN]


- KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

( [not] SLAVE vs./but/<>/< WORKER )


- KÖLE ile KAMBER[Ar. < KANBER]

( ... İLE Sadık köle. )


- KÖLE ile MEVÂLİ

( ... İLE Âzâdlı köle. )


- KÖLE ile SERF[Lat.]

( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )


- KOLEJ ile KOLEJLİ/LİK


- KOLEKSİYON ile KOLEKSİYONCU/LUK


- KOLLEKTIVMODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEKTİF MODEL


- KOLEKTİFLEŞMEK ile KOLEKTİFLEŞTİRMEK ile KOLEKTİF/LİK ile KOLEKTİF ŞİRKET ile KOLEKTİF ORTAKLIK


- KÖLELEŞMEK ile KÖLELEŞTİRMEK ile KÖLE/LİK ile KÖLECİ ile KÖLELİ ile KÖLESİZ ile KÖLELİK DÜZENİ


- KÖLELEŞTİRMEK ile KÖLELEŞTİRİLMİŞ ile KÖLELEŞTİRME

( ENSLAVE vs. ENSLAVED vs. ENSLAVEMENT )

( غلام کردن ile اسير کردن ile بندهکردن ile بنده کردن ile برده شده ile اسارت ile غلامي )

( GHLAM KARDAN ile ASYR KARDAN ile BANDEHKARDAN ile BANDEH KARDAN ile BARDEH SHODEH ile ASART ile GHLAMY )


- [ne yazık ki]
KÖLELİK ile/ve/||/<>/> BORÇ KÖLELİĞİ


- KÖLE/LİK ile/ve ŞAŞKIN/LIK


- COLEMANITE[İng.] / COLEMANIT[Fr.] / COLEMANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEMANİT


- [ne yazık ki]
!KÖLEMEN ile !KARAVAŞ

( Kölelerden kurulan bir asker sınıfı. | Birinin sahip olduğu köle ya da karavaş. İLE Savaşta tutsak edilen ya da satın alınan kadın köle. )


- KOLERA ile KOLERALI


- KOLERA ile KOLOİD

( CHOLERA vs. CHOLEROID )

( وبا ile وبائي )

( VEBA ile وبائي )


- KOLESİSTEKTOMİ ile/||/<> KOLELİTİAZİS

( Safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılması işlemi. İLE/||/<> Safra kesesinde taş oluşumu. )


- KOLESİSTİT ile/||/<> PANKREATİT

( Safra kesesinin yangılanması. İLE/||/<> Pankreasın yangılanması. )


- KOLESTAZ ile/||/<> HEPATOMEGALİ

( Kolestaz, safra akışının durması ya da azalması. İLE/||/<> Hepatomegali, karaciğerin normalden büyük olması. )


- KOLESTAZ ile/||/<> KOLESTROL

( Safra akışının durması ya da azalması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede kolesterol bulunması. )


- CHOLESTERIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLESTERİK NESNE


- CHOLESTEROL[İng.] / CHOLESTÉROL[Fr.] / CHOLESTRIN, GALLENFETT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLESTEROL


- KOLESTEROL ile KOLESTEROLLÜ ile KOLESTEROLSÜZ


- KOLESTEROL[Fr. < CHOLESTEROL]/KOLESTERİN[Fr. < CHOLESTERINE] ile/değil KOLESTEROLÜN ARTMASI


- KOLESTEROL ile TRİGLİSERİT

( Göze zarının yapısında bulunan lipid. İLE Enerji depolayan yağ molekülü. )


- KOLESTEROL'DE:
İDEAL ile KABUL EDİLEBİLİR ile SINIRDA YÜKSEK ile YÜKSEK

( 180 altı. İLE 180 - 199 İLE 200 - 219 İLE 220 üstü. )


- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK


- KOLİGATİF ile/||/<> KONSTİTÜTİF

( Koligatif sayıya bağlı ΔTf İLE konstitütif yapıya bağlı. )

( Formül: Van"t Hoff faktörü )


- CHOLIC ACID[İng.] / ACID CHOLIQUE[Fr.] / CHOLÉSURE, GALLENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİK ASİT


- KÖLİK ile KÖLİGE ile KÖLİKLİG/KÖŞİKLİG ile KÖŞİGE ile KÖLÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Gölge. İLE Koyu gölge. İLE Gölgelik yer. İLE Zayıf gölge. İLE Ödünç alınan. )


- COLLIMATOR[İng.] / COLLIMATEUR[Fr.] / KOLLIMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİMATÖR


- KOLİN ASETİLTRANSFERAZ[İng. CHOLINE ACETYLTRANSFERASE] ile/||/<> ASETİLKOLİN[İng. ACETYLCHOLINE]

( Kolini, asetilkoline sentezleyen enzim. @@ Bazı nöronların sinapslarında bulunan bir tür sinirsel aktarıcıdır. Kısaca "ACh" olarak bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KOLİN ile/ve/||/<> KARNİTİN

( Yumurta tüketimi ile alınır. İLE/VE/||/<> Et, süt ve süt ürünleri, enerji içecekleri ile alınır. )

(



)


- KOLİT[Fr. < COLITE] ile/ve/||/<> ANTERİT[Fr. < ANTERITE]

( Kalın bağırsak yangısı/iltihabı. İLE/VE/||/<> İnce bağırsak yangısı/iltihabı. )


- KOLLAMAK ile KOLLANMAK ile KOLLAYABİLMEK


- KOLLAPS[İng. COLLAPSE] ile/||/<> SENKOP[İng. SYNCOPE]

( (Genel) Fizyolojik işlev ya da yapıda ani ve ciddi bir bozulma. (Tıp) Senkop (bayılma) ya da bilinç kaybı olmaksızın postural kas tonusu kaybı gibi çeşitli bilinç kaybı biçimleri. @@ Bayılma ya da "kendinden geçme" olarak bilinen, kısa süreli bilinç kaybını tanımlamak için kullanılan bir tıbbi terimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KOLLARI:
SIYIRMAK ile/değil KIVIRMAK


- KOLLAYIŞ ile KOLLAYICI/LIK


- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> KİMYASAL ÖZELLİK

( Kolligatif sayıya, kimyasal yapıya bağlıdır )

( Formül: Kaynama noktası yükselmesi )


- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> YOĞUN ÖZELLİK

( Kolligatif parçacık sayısına, yoğun madde miktarından bağımsız. )

( Formül: ΔTf İLE yoğunluk )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> ÇÖZELTİ KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Çözeltilerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> EMÜLSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Emülsiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> SÜSPANSİYON KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Süspansiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> YÜZEY KİMYASI

( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )


- KOLLOİD ile ÇÖZELTİ

( Bir nesnenin öteki nesne içinde dağılmasıyla oluşan ve ara evrede bulunan karışım. İLE Bir nesnenin öteki nesne içinde homojen olarak çözünmesiyle oluşan karışım. )


- KOLLOİD ile SÜSPANSİYON

( Çok küçük parçacıkların sıvıda dağılmış olduğu karışımlar. İLE Büyük parçacıkların sıvıda asılı kaldığı karışımlar. )


- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL


- COLLOIDAL SUSPENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL SÜSPANSİYON


- COLLOIDAL PARTICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL TANECİK


- KOLLU ile KOLLUK ile KOLLUK KUVVETİ


- KOLM[İng.] ile/değil/yerine/= KOLM


- KOLMOGOROV İLE COX İLE DE FİNETTİ ile/||/<> OLASILIK AKSİYOMLARI

( Olasılık kuramınin farklı temelleri. )

( Formül: P(Ω) = 1 İLE P(A∪B) = P(A) + P(B) if A∩B = ∅ )


- KOLOFAN[Fr. < COLOPHANE] ile KOLOFAN

( Hidratlı doğal kalsiyum sülfat. İLE Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine. [Anadolu'da bir Lidya kentinin adından] )


- COLOPHONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOFONİK ASİT


- MÉTAL COLLOIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLOİDAL METAL


- KOLOİDAL ile/||/<> GERÇEK ÇÖZELTİ

( Koloidal çözeltilerde parçacıklar 1-1000 nm arası, gerçek çözeltilerde moleküler boyutta )

( Graham tarafından 1861 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1805-1869) (Ülke: İskoçya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Graham yasası, kolloid kimyası) )


- KOLOİT[Fr. < COLLOIDE] ile/ve/||/<> KOLOİDAL[Fr. < COLLOIDAL]

( Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen nesnelerin genel adı, billursu karşıtı. İLE/VE/||/<> Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan. )


- KOLOKYUM ile KOLOKYUM

( Konuşu. İLE Doçentlik sözlü sınavı. )


- COLOMAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOMAL


- KOLOMBO ile KOLOMB

( COLOMBO vs. COLOMBUS )

( کلمبو ile کلمبوس )

( KALAMBO ile KALAMBOS )


- KOLON[Fr. < COLONNE] ile KOLON[Fr. < CÔLON]

( Dikme/sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. İLE Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü. )


- COLUMN RESOLUTION, R[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON AYIRMA GÜCÜ, R


- KOLON[Fr. < COLONNE] ile/değil HOPARLÖR[Fr. < HAUT-PARLEUR < HAUT: Yüksek < Lat. ALTUS(> İt. ALTO) + PARLEUR: Konuşan.(Fr. PAROLE: Söz. > PAROLA: Gizli söz/cük. PALAVRA[< PALABRA])]

( Dikme/sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. İLE/DEĞİL Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektiğinde sesi yükseltmeye yarayan aygıt. | Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren aygıt. )


- KOLON KANSERİ ile/||/<> REKTUM KANSERİ

( Kalın bağırsağın kolon bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. İLE/||/<> Kalın bağırsağın rektum bölümünde olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. )


- COLUMN CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON KROMATOGRAFİSİ


- DİKME/KOLON ile/ve/<> KİRİŞ

( Dikey. İLE/VE/<> Yatay. )


- KOLON ile KOLON KANSERİ ile SÖMÜRGELEŞTİRMEK

( COLON vs. COLON CANCER vs. COLONIZE )

( دونقطه ile نشان دونقطه ile سرطان روده بزرگ ile استعمار کردن )

( DONGHTEH ile NESHAN DONGHTEH ile SARTAN RUDEH BOZORG ile ESTEMAR KARDAN )


- KOLON ile KOLONİ


- KOLON ile SÜTUNLU ile SÜTUNSUZ

( COLUMN vs. COLUMNAR vs. COLUMNLESS )

( ستون ile عمود ile ستوني ile بي ستون )

( SETON ile AMUD ile SETONY ile BEY SETON )


- KOLONİ[Fr. < COLONIE] ile/ve/||/<> KOLONYAL[Fr. < COLONIAL]

( Sömürge. | Göçmen topluluğu ya DA bu topluluğun yerleştiği yer. | Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu. | Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. İLE/VE/||/<> Sömürgeyle ilgili. | Sömürgede yaşayan. )


- KOLONİ ile SİMBİYOZ

( Bir arada yaşayan ve iş birliği yapan organizmalar topluluğu. İLE İki organizma arasında karşılıklı yarar sağlayan ilişki türü. )


- KOLONİZASYON ile/||/<> MANDA

( Bir ülkenin başka bir ülke üzerinde egemenlik kurarak o ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını kendi yararına kullanacak biçime getirmesi. İLE Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek Milletler Cemiyet adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )


- KOLONYALAMAK ile KOLONYALANMAK ile KOLONYA ile KOLONYAL ile KOLONYALI ile KOLONYASIZ ile KOLONYALİST ile KOLONYALİZM ile KOLONYAL ŞAPKA ile KOLONYALI MENDİL


- KOLORDU ile CESETLER ile CESET BENZERİ ile SIHHİYE GÖREVLİSİ

( CORPS vs. CORPSES vs. CORPSLIKE vs. CORPSMAN )

( سپاه ile اجساد ile جسدوار ile سپاهي ile پزشکي ارکشتي )

( SEPAH ile AJSAD ile جسدوار ile سپاهي ile PEZESHKY ARKESHTY )


- COLORIMETER[İng.] / COLORIMÉTRE[Fr.] / FARBEN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRE


- COLORIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİ


- COLORIMETRIC ANALYSIS[İng.] / KOLORIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME/ANALİZ


- COLORIMÉTRIQUE ANALYSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME


- KOLPO ile KOLPOCU/LUK


- KOLŞİSİN TEDAVİSİ (BEHÇET) ile/||/<> KORTİKOSTEROİD TEDAVİSİ (BEHÇET)

( Kolşisin hafif-orta Behçet için İLE kortikosteroid şiddetli tutulum için kullanılır. Kolşisin nötrofil aktivitesini azaltır İLE kortikosteroid genel inflamasyonu baskılar. Kolşisin yan etkileri az İLE kortikosteroid uzun dönem komplikasyonlar yapar. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- KOLSU ile KOLSUZ ile KOLSU AYAKLILAR


- SESSELFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLTUK ŞEKLİ


- KOLTUK ile BERJER[Fr.]

( ... İLE Arkası kabarık, oturulacak yeri geniş koltuk. )


- KOLTUK ile KOLTUK


- KOLTUK ile MARKİZ[Fr. < Cerm.]

( ... İLE Marki'nin eşi. | İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk. | Bir kapı ya da pencere önünü yağmurdan korumak için yapılan saçak. )


- KOLTUK ile/değil SANDALYE


- KOLTUKLAMAK ile KOLTUKLANMAK ile KOLTUK/LUK ile KOLTUKLU ile KOLTUKÇU/LUK ile KOLTUK ALTI ile KOLTUK GÖZÜ ile KOLTUK KAPISI ile KOLTUK TAKIMI ile KOLTUK DEĞNEĞİ ile KOLTUK DÜŞKÜNÜ ile KOLTUK KAVGASI ile KOLTUK MEYHANESİ ile KOLTUK DÜŞKÜNLÜĞÜ


- KOLUGO ile ...

( Asya'ya özgü memeli bir hayvan. )


- KOLYOZ[Yun.] ile KOLORİDYE[Yun.]

( Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 cm. olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür balık. İLE Kolyoz balığının küçüğü. )

( SCOMBER COLIAS cum ... )


- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI


- KOM ile ...

( Yayla evi. )


- KOM ile KOMA/LIK ile KOMİ


- KOMA ile/<>/> "BİTKİSEL" "YAŞAM"/DURUM ile/<>/> KİLİT DURUM

( COMA vs./||/<>/> VEGETATIVE STATE )


- KOMA[Fr. < COMA] ile KOMA[Yun.]

( Bazı sayrılıklar, yaralanmalar, zehirlenmeler sırasında görülen anlama, duyma ve devimin tamamen ya da az çok kaybolmasıyla beliren bilinç kaybı durumu, bilinç yitimi. İLE Eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık. )


- KOMANDİT ile KOMANDİTE ile KOMANDİT ŞİRKET ile KOMANDİT ORTAKLIK


- KOMANDİT[Fr. < COMMANDITE] ile/||/<> KOMANDİTE[Fr. < COMMANDITE] ile/||/<> KOMANDİTER[Fr. < COMMANDITAIRE]

( Yalnızca konulan sermaye kadar sorumluluğu olan ortaklık biçimi. @@ Komandit şirkette sınırsız sorumlu olan ortak. @@ Komandit şirkette ancak kendi koyduğu para kadar sorumlu olan ortak. )


- KOMANDO ile KOMANDO ER


- COMATIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOMANİK ASİT


- KOMBİ ile KOMBİLİ ile KOMBİNASYON


- KOMBİ (HERMETİK) ile/değil/yerine YOĞUŞMALI KOMBİ

( Küçük alanlarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Büyük alanlarda. )

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha verimlidir. )

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha çevrecidir. )


- KOMBİNA[Fr. < COMBINAT] ile KOMBİNE[Fr. < COMBINE]

( Birkaç sanayi kuruluşunun tek yönetimde birleşmesi: İLE Toplu. | Bir spor dalında değişik türdeki yarışmaların sonuçlarına göre birleştirilmiş derecelendirme, toplam puana göre değerlendirme. )


- KOMBİNASYON ile KONJONKTÜR


- KOMBİNE ile/ve/||/<> ENTEGRE


- KOMBİNE ile KOMBİNE BİLET


- KOMBİNEZON[Fr. COMBINAISON]/KOMBİNASYON[İng. COMBINATION] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME | BİRLEŞTİRME

( Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme. | Birleştirme. )


- KOMBİNEZON ile KOMBİNEZONLU ile KOMBİNEZONSUZ


- KÖMÇÜ/KÖMÜÇ ile KÖMEÇ ile KÖMİÇE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Gömü, define. İLE Küllerin içine gömülerek pişirilen yassı ekmek. İLE Sivrisinek. )


- KOMEDİ ile KOMEDİ YAZARI


- KOMEDİ ile KOMİK

( Sanatçının yaptığı. İLE Abartanın, dozu kaçıranın yaptığı. )


- KOMEDYA ile KOMEDYACI


- KOMEDYEN ile ŞAKACI

( ... cum BALATR )


- KOMENSALİZM ile MUTUALİZM

( Komensalizm, bir canlının yarar sağladığı, ötekinin etkilenmediği ilişki türü. İLE Mutualizm, iki canlının karşılıklı yarar sağladığı ilişki türü. )


- KOMENSALİZM ile/||/<> MUTUALİZM

( Komensalizm tek yarar İLE mutualizm karşılıklı yarardır )

( Formül: +/0 İLE +/+ )


- KOMENSALİZM ile/||/<> PARAZİTİZM

( Komensalizmde bir tür yarar diğeri etkilenmezken İLE parazitizmde bir tür yarar diğeri zarar görür )

( Formül: Simbiyotik ilişki )


- KOMİ[Fr. < COMMIS] ile/ve/||/<>/> GARSON[Fr. < GARÇON]

( Otel, pansiyon vb. yerlerde çalışan hizmetli. | Lokantalarda garson yardımcısı. İLE/VE/||/<>/> Lokanta, pastane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden çalışan. )


- KOMİK ile GÜLÜNÇ


- KOMİK ile/ve/değil "İNANILMAZ"


- KOMİK ile KOMİK

( COMIC vs. COMICAL )

( مضحک ile خندهآور )

( MOZHAK ile KHANDEHAVAR )


- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> SAÇMA


- KOMİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> VAHİM


- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> YAZIK


- KOMİK ile/ve/değil/<> ZAVALLI


- KOMİKLEŞMEK ile KOMİKLEŞTİRMEK ile KOMİK/LİK


- KOMİSYON ile KOMİSYONCU/LUK


- KOMİSYON ile !RÜŞVET

( COMMISION vs. BRIBE )


- KOMİTA ile KOMİTACI/LIK


- KOMİTA[Lat. < Sırpça] ile KOMİTE[Fr. < COMITÉ]

( Siyasi bir amaca ulaşmak için silah kullanan gizli topluluk. İLE Alt kurul. )


- KOMMENSALİZM ile/||/<> AMENSALİZM

( Kommensalizm +/0 tek fayda zarar yok İLE amensalizm 0/- tek zarar. )

( Formül: Neutral benefit İLE neutral harm )


- KOMODİN[Fr. < COMMODINE]["KOMİDİN" değil!]/KOMOT ile KOMODOR[Fr. < COMMODORE]

( Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap. İLE Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı. | Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. )


- KOMOF[İng.] ile/değil/yerine/= KOMOF


- KOMPAKT UZAY ile/||/<> HAUSDORFF UZAYI

( Kompakt her açık örtüden sonlu alt örtü, Hausdorff farklı noktalar ayrılabilir )

( Formül: Heine-Borel teoremi İLE T₂ ayırma aksiyomu )


- KOMPAKT ile/||/<> BAĞLI

( Kompakt her açık örtüden sonlu alt örtü İLE bağlı iki açık ayrık yok. )

( Formül: Cover İLE separation )


- KOMPAKT ile/||/<> NON-KOMPAKT

( Kompakt kümeler kapalı ve sınırlı İLE non-kompakt kümeler bu özelliklerden birini taşımaz )

( Heine tarafından 1872 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: matematik) )


- KOMPAKT ile SIKIŞTIRMA

( COMPACT vs. COMPACTION )

( فشرده ile فشرده کردن ile فشرده سازي )

( FESHARDEH ile FESHARDEH KARDAN ile FESHARDEH SAZY )


- KOMPANSE/COMPENSATED[İng.] ile/>< DEKOMPANSE/DECOMPENSATED[İng.]

( Ödünlenmiş. | Dengelenmiş. @@ Dengelenememiş. | Dağılmış. )


- KOMPARTIMAN ile FAKÜLTE


- KOMPER ile KUMBARAOS

( Yeni doğan çocuğun adını koyan kişi/adam. [Katoliklerde] İLE Vaftizde çocuğun adını koyan kişi/adam. )


- KOMPETİTİF İNHİBİSYON ile/||/<> NON-KOMPETİTİF

( Kompetitif aktif bölge yarışma, non-kompetitif başka bölge. )

( Formül: Km artar İLE Vmax azalır )


- KOMPLE ile KOMPLE KİLİT


- KOMPLE ile/değil KOMPLO


- COMPLEX ACID[İng.] / ACID COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS ASİT


- COMPLEX COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXVERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS BİLEŞİK


- COMPLEX ION[İng.] / ION COMPLEXE[Fr.] / COMPLEX-ION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS İYON


- COMPLEX FORMATION[İng.] / KOMPLEX BILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS OLUŞUMU


- KOMPLEKS ile KARMAŞA/KARMAŞIK


- KOMPLEKS ile KOMPLEKSLİ/LİK ile KOMPLEKSSİZ/LİK ile KOMPLEKSSİZCE


- KOMPLEKS ile/ve MÜCADELE


- KOMPLEKS ile RAFİNE


- KOMPLEKS ile/||/<> SAYI

( Kompleks sayıların sistematik kullanımı )

( Rafael Bombelli tarafından 1572 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1526-1572) (Ülke: İtalya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Karmaşık sayılar) )


- COMPLEXIMETRY, COMPLEXOMETRI[İng.] / COMPLEXOMETRY[Fr.] / KOMPLEXOMETRI[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSİMETRİ


- COMPLEXING AGENT[İng.] / AGENT COMPLEXANT[Fr.] / ABSCHEIDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSLEŞTİRİCİ


- COMPLEXON[İng.] / KOMPLEXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSON


- KOMPLİKE ile KOMPLİKASYON


- KOMPLO KURAMI ile/değil/yerine TEORİ/KURAM

( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )


- KOMPLO ile KOMPLOCU/LUK ile KOMPLO KURBANI ile KOMPLO KURAMI


- KOMPOST ile KOMPOSTO/LUK


- KOMPOTATÖR ile KOMPOSTO

( COMPOTATOR vs. COMPOTE )

( هم مشرب ile هم پياله ile کمپوت ile خوشاب )

( NPAM MOSHARB ile NPAM PEYALEH ile KAMPOT ile KHOSHAB )


- KOMPOZİTÖR ile YARATICI


- COMPRAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOMPRAL


- COMPTON-MESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPTON ÖLÇERİ


- KOMŞU ile/ve/değil AKRABA

( Çoğu zaman ve durumda komşu akrabadan daha yakındır! )

( Komşu komşunun küll'üne[herşeyine] muhtaçtır. )

( Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına. )

( CÂR[çoğ. CÎRÂN] ile/ve EKARİB[< AKREB (< KARÎB: Yakın.) (< KURB: Yakınlık. [KURBİYET: Arapça dilbilgisi yönünden yanlış olmakla birlikte kullanılmaktadır.])] )

( NEIGHBOUR vs./and RELATIVE )


- KOMŞU ile/ve ÖTEKİ

( NEIGHBOUR vs./and OTHER )


- KOMŞU/LUK ile KOMŞU AÇI ile KOMŞU HATIRI ile KOMŞU KAPISI


- KOMÜN ile KOMÜNİST ile KOMÜNİZM ile KOMÜN HAYATI


- KOMÜNİZM ile LENİNİZM


- COAL TAR[İng.] / GOUDRON DE HOUILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR KATRANI


- COAL OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR YAĞI


- KÖMÜR ile/ve CEMRE

( ... İLE/VE Ateş halinde kömür. | Kor halinde ateş. )

( KÖMÜR (ORHAN KURAL) kitabından yararlanabilirsiniz. )

( FAHM ile/ve ... )


- COAL[İng.] / CHARBON, HOVILLE[Fr.] / KOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR


- KÖMÜR ile/ve/||/<>/> ELMAS

( FaRkLaR'ı, bulundukları derinlikleri itibariyle maruz kaldıkları basınçtadır. )


- KÖMÜR ile KOK[İng. < COKE] ile SÖMİKOK[Fr.]

( Karbonlu nesnelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından ya da çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. İLE Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu nesne bulunan katı yakıt, kok kömürü. İLE Taşkömürünü çok yüksek olmayan sıcaklıkta [500-600 °C'de] damıtarak elde edilen kömür. )


- KÖMÜR ile KÖMÜR TOZU ile KÖMÜR DALI ile KÖMÜR MADENİ ile KÖMÜR MADENCİSİ ile KÖMÜR MADENCİLİĞİ

( COAL vs. COAL DUST vs. COAL HOD vs. COAL MINE vs. COAL MINER vs. COAL MINING )

( ذغال سنگ ile زغال سنگ ile زغال کردن ile خاکه زغال ile جا زغالي ile کان زغال ile کارگر زغال ile استخراج زغال )

( ZOGHAL SANG ile ZAGHAL SANG ile ZAGHAL KARDAN ile KHAKEH ZAGHAL ile JA ZAGHALY ile KAN ZAGHAL ile KARGAR ZAGHAL ile ESTEKHARAJ ZAGHAL )


- KÖMÜR ile KÖMÜR TOZU ile KÖMÜR KOŞUSU

( CHARCOAL vs. CHARCOAL DUST vs. CHARCOAL RUNNING )

( زغال ile زغال چوب ile زغالي ile ذغال چوب ile ذغال ile خاک زغال ile ذغلي )

( ZAGHAL ile ZAGHAL CHUB ile زغالي ile ZOGHAL CHUB ile ZOGHAL ile KHAK ZAGHAL ile ذغلي )


- KÖMÜR ile MARSIK

( ... İLE Üretilirken gerektiği kadar yakılmadığından, tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odun kömürü. | Zayıf ve teni koyu renkte olan. )


- KÖMÜR ile/değil ÖKSÜ

( ... İLE/DEĞİL Yarı yanmış odun. )


- KÖMÜR ile/ve/<> ŞİSTLEŞMEK

( ... İLE/VE/<> Kömüre karışmış moloz oranının çok olması yüzünden bir tabaka tümüyle işletilemez olmak )


- KÖMÜR ile/ve/değil/< TÜRBİYE

( ... İLE/VE/DEĞİL/< Kömür oluşumunun başlangıcı. )

( ... İLE/VE/DEĞİL/< Su oranı yüksek ve ısı değeri çok düşüktür. )

( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda arazilerinin %17'si türbiyelerle kaplıdır. )

( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda halkı, zamanında, türbiyelerden, buzdolabı olarak bile yararlanmış. )


- KÖMÜRCÜ SAKASI ile KASIM SAKASI (KENESEKLİ SAKA)

( Her yerde görülebilen sakalara verilen ad. İLE Kasım ayında Karadeniz'den İstanbul'a göç etmiş olan sakalar. )

( GOLDFINCH vs. ... )

( CARDUELIS CARDUELIS cum ... )


- KÖMÜRLEŞMEK ile KÖMÜRLEŞTİRMEK ile KÖMÜRLEŞTİRİLMEK ile KÖMÜR/LÜK ile KÖMÜRCÜ/LÜK ile KÖMÜRLÜ ile KÖMÜRSÜZ/LÜK ile KÖMÜR KALEM


- KOMUT ile KOMUTA


- KOMUT ile/değil/yerine SORGU


- KOMUTAN ile KOMADA OLMAK

( COMATANT vs. COMATE )

( مايل بجنگ ile ريشه اي )

( MAYLE BEJANG ile RYSHEH AY )


- KOMUTAN/KUMANDAN[Fr. < COMMANDANT] ile MALKOÇ

( ... İLE Osmanlı'da, Akıncılar Ocağı'nın komutanı. )


- KOMUTAN ile MİR[Fars.]

( ... İLE Baş, kumandan, amir. | Bey. )


- KON ile ...

( İlâhi Ruh. )


- KÖN ile KÖNÇÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İnsan ve at derisi. İLE Yaka. )


- KONABİLMEK ile KONAKLAMAK ile KONAKLATMAK ile KONAKLAYABİLMEK ile KONAK/LIK ile KONAKÇI/LIK ile KONA GÖÇE ile KONAK YAVRUSU


- KONAK ile/ve KÂŞÂNE


- KONAK ile KONAK ile Konak

( Büyük ve gösterişli ev. | Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. | Konakçı. | Araçla bir günde alınan yol. | Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. İLE Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. | Gözde oluşan ince tabaka. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. )


- KONAK ile ŞATO[Fr. CHATEAU]

( ... İLE Avrupa'da, "soylu" kişilerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak. | Geniş toprağı olan, büyük konut. )


- KONAKLAMA YAPILARI ile/ve/||/<> SAVUNMA YAPILARI ile/ve/||/<> KONAKLAMA VE SAVUNMA YAPILARI


- KONAKLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BARINMA


- CONALBUMIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONALBUMİN


- KONALGA[Moğolca] ile/||/<> KONAK

( Göçebe ve yolcuların yolculuk ya da göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer, konak yeri. İLE/||/<> Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. )


- KONAR GÖÇER/LİK ile/ve/||/<> YÜZER GEZER/LİK