Bugün[30 Haziran 2026]
itibarı ile 71.863 başlık/FaRk ile birlikte,
71.863 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(120/289)


- SORPTION[İng.] / SORPTION[Fr.] / SORTITION[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇE TUTUNMA


- İÇE YANSITMA ile/ve/||/<> YANSITMALI ÖZDEŞİM


- İÇEBAKIŞ[İng. INTROSPECTION] ile/||/<> İÇEBAKIŞSAL BİLİNÇLİLİK[İng. INTROSPECTIVE CONSCIOUSNESS]

( İçebakış, öznenin kendi içsel süreçlerini algılaması anlamına gelen bilinçli bir etkinliği ifade etmektedir. Özellikle içselci yaklaşımlar için önemli bir rol oynayan içebakış, özenin kendini gözlemlemesi, çıkarımlarda bulunması, kendini algılaması, arzularını ve düşüncelerini fark etmesi ve kendi içine eğilmesi anlamına gelmektedir. Bu kavram içselcilik açısından önemlidir çünkü öznenin kendi içsel süreçlerine erişebilmesi ve bunları farkında olup bilgiyi oluşturması, zihnin bir yetisi olan içebakışın çalışmasıyla olanaklı olmaktadır. Örneğin Audi bunu, hem dış dünyadan hem de kendi iç dünyamızdan aldığımız verilerimizi anlatmak için kullandığımız zihin yetisi olarak tanımlamaktadır. Öznenin içsel algısının temsili olan içebakış, zihin durumlarını analiz ederek çıkarımsal olmayan bilgilere erişmemizi sağlamaktadır. Başka bir deyişle içebakış, zihinsel ya da içsel durumlarımızı doğrudan deneyimlememizin olanağıdır. Bu bağlamda içebakış, bilinçli ve öznenin etkin olduğu bir yetiyi ifade etmektedir. Geleneksel biçimde ifade etmek gerekirse kişinin kendi içine eğilmesi ve derin düşüncelere dalması olarak açıklayabiliriz. Bunun yanında içebakış; algı ve bellek arasındaki bütünlüğü sağlayan zihinsel yeti konumundadır. @@ Audi’nin kullandığı bir kavram olarak içebakışsal bilinçlilik, farkında olmadan algıladığımız şeylerin bir süre sonra bilincine varılması anlamına gelmektedir. Örneğin bir kimsenin, t anında x nesnesini algıladığını ancak ne algısının açık olduğunu ne de algıladığı şeyin x nesnesi olduğunu farkında olmadığını düşünelim. Daha sonra aynı kimse, t anında algıladığı şeyleri yeniden çağırması ve hatırlamasıyla birlikte algıladığı şeylerin bilincine varmış olur. Artık bilinç, içebakış için zorunlu bir araç haline gelmiştir. Başka bir ifadeyle epistemik özne, farkında olmadan algıladığı şeyleri hatırladığı zaman, algısına konu olan şeyler hakkında bilinçli bir özne haline gelmiş olmaktadır. Bu bilinçlilik, öznenin kendi içsel süreçlerinin denetimini yapması ve belleğini kontrol etmesi nedeniyle içebakışla ilgilidir. Dolayısıyla bu durum, içebakışsal bilinçlilik olarak adlandırılmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ICECUBE İLE XENON İLE DUNE İLE CTA ile/||/<> YENİ NESİL DEDEKTÖRLER

( Gelecek parçacık/astrofizik deneyleri. )

( Formül: km³ ölçeğinde dedektör )


- İÇEDÖNÜK/LÜK ile DIŞADÖNÜK/LÜK

( INTROVERT vs. EXTROVERT )


- İÇEGÜ ile ÖRGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kaburga kemikleri tarafından çevrilen örgenlerin tümüne verilen ad. İLE ... )


- İÇEKAPANIK/LIK ile/ve/değil/yerine İÇEDÖNÜK/LÜK


- İÇERİ ile İÇERİK ile İÇERİKLİ ile İÇERİKSİZ/LİK


- İÇERİ ile İÇTEN DIŞA ile İÇERİDEN BİLGİ

( INSIDE vs. INSIDE OUT vs. INSIDER )

( به درون ile درداخل ile اندرون ile تو ile باطن ile داخل ile قسمت داخلي ile نزديک بمرکز ile جوف ile توي ile درون ile به داخل ile پشت ورو ile پشت رو ile محرم راز )

( BAH DRON ile DARDAKHAL ile ANDRON ile TO ile BATAN ile DAKHAL ile GHASMAT DAKHALY ile NAZADYK BEMORKZ ile JOOF ile TOY ile DRON ile BAH DAKHAL ile POSHT VERO ile POSHT RO ile MAHRAM RAZ )


- İÇERİĞE GEÇMEK ile İÇERİYE GEÇMEK


- İÇERİĞİN:
BELİRSİZLİĞİ ile/ve/||/<> MUTLAKLIĞI


- İÇERİK DEĞER ile/ve/<> KÜLTÜREL DEĞER

( İç değerimizi bilmeliyiz, ona güvenmeliyiz ve günlük yaşantımızda istek ve korkularımızı fedâ ederek bunu belirgin kılmalıyız. )

( We must know our inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear. )

( CONTENT VALUE vs./and/<> CULTURAL VALUE )


- İÇERİK ile/ve ANLATIM

( Süreklilik | Töz | Biçim İLE/VE Biçim | Töz | Süreklilik )

( Doğal dilin göstergebilimsel bir közü/modeli. )

( Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı - Umberto Eco )


- İÇERİK ile/ve BAĞLAM

( CONTENT vs./and CONTEXT )


- İÇERİK ile BİÇİM


- İÇERİK ile/ve/||/<> DEĞER


- İÇERİK ile İÇERİM


- İÇERİK ile/değil İÇİRİK

( ... İLE/DEĞİL Yatak doldurmaya yarayan, pamuk, kıtık vb. şeyler. )


- İÇERİK ile/ve İDDİA

( CONTENT vs./and ASSERTION )


- İÇERİK ile/ve/||/<> İŞLEYİŞ


- İÇERİK ile MEMNUN ile ÇEKİŞMELİ ile MEMNUNİYET ile İÇİNDEKİLER

( CONTENT vs. CONTENTED vs. CONTENTIOUS vs. CONTENTMENT vs. CONTENTS )

( خرسند ile خورسند ile محتوا ile محتوي ile قانع ile متنازع فيه ile خرسندي ile مندرجات ile مضامين )

( KHARSAND ile KHORSAND ile MOHTAVA ile MOHTOY ile GHANE ile متنازع فيه ile KHARSANDY ile MANDARJAT ile MAZAMYNE )


- İÇERİK ile/ve SINIR

( Sınırlarını tartış, onların gerçekten senin olup olmadığından emin ol. )

( CONTENT vs./and LIMIT )


- İÇERLEMEK ile/ve/||/<> İNCİNMEK


- İÇERME ile KAPANIMLAR

( INCLUSION vs. INCLUSIONS )

( دربرداري ile شمول ile دربرگيري ile گنجايش ile ضمائم )

( DARBARDARY ile SHMOL ile DARBARGYRY ile GONJAYSH ile ZEMAEM )


- İÇERME ile/ve/<> KAPSAMA

( Ayrıştırıcı/ayrıştırılmış. İLE/VE/<> Birleştirici/birleşik. )

( İçine almak, içinde bulundurmak. | Bir şeyin, başka bir şeyin varoluşunu gerektirmesi, birinin ötekini ister istemez düşündürmesi. İLE/VE/<> Sınırları içine başka konuları ya da anlamları alma durumu. )

( Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, belirli olan bir parçayı/üyeyi işaret etmek. İLE/VE/<> Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, olası dışarıda kalmış/kalabilecek parçalarına/üyelerine işaret etmek. )

( İçtekileri işaret eder. İLE/VE/<> Dıştaki çerçeveleyenin sınırlarını işaret eder. )

( TO CONTENT vs./and/<> TO CONTAIN )

( İHTİVÂ ile/ve/<> ŞÜMÛL )


- İÇERMEK ile DAHİL OLMAK ile DAHİL OLMUŞ ile DAHİL OLMAK ile KATILIM ile İÇEREN

( INVOLVE vs. INVOLVE IN vs. INVOLVED vs. INVOLVED IN vs. INVOLVEMENT vs. INVOLVING )

( درگير کردن ile گرفتار شدن ile گرفتار کردن ile گرفتار ساختن ile دچار کردن ile دامنگير ile دچار ile دامن گير ile درگير ile در گير ile گرفتار ile دوچار ile مورد بحث ile درگير در ile دستاندر کار ile درگيري ile دوچاري ile گرفتاري ile دچاري ile طرفيت ile متضمن )

( DARGYR KARDAN ile GARAFTAR SHODAN ile GARAFTAR KARDAN ile GARAFTAR SAKHTAN ile DOCHAR KARDAN ile DAMANGYR ile DOCHAR ile DAMAN GYR ile DARGYR ile DAR GYR ile GARAFTAR ile دوچار ile MOORD BAHS ile DARGYR DAR ile DASTANDER KAR ile DARGYRY ile دوچاري ile GARAFTARY ile دچاري ile طرفيت ile MOTAZMAN )


- İÇERMEK ile İÇEBİLMEK ile İÇERLEMEK ile İÇEREBİLMEK ile İÇE BAKIŞ ile İÇE DÖNÜK/LÜK ile İÇE KAPALI/LIK ile İÇE KAPANIK/LIK ile İÇE YÖNELİKLİK


- İÇERMEK ile İÇEREN

( COMPRISE vs. COMPRISING )

( در بر داشتن ile شامل بودن ile متضمن ile شامل )

( DAR BAR DASHTAN ile SHAMEL BODAN ile MOTAZMAN ile SHAMEL )


- İÇERMEK ile KONTEYNER ile KONTEYNERLER ile İÇEREN ile PEYNİR İÇEREN

( CONTAIN vs. CONTAINER vs. CONTAINERS vs. CONTAINING vs. CONTAINING CHEESE )

( محتوي بودن ile دربر داشتن ile شامل بودن ile دارا بودن ile ظرف ile محفه ile ضروف ile شامل ile محتوي ile حاوي ile پنيردار )

( MOHTOY BODAN ile DARBAR DASHTAN ile SHAMEL BODAN ile DARA BODAN ile ZARF ile محفه ile ضروف ile SHAMEL ile MOHTOY ile HAVY ile PANYRADAR )


- İÇGÖRÜ KAZANDIRMA ile/ve/||/<> FARKINDALIK


- İÇGÜDÜ" ile/ve "ALLAH BİLİR"

( Bilimin, çıkmaz(lar/in)da kulandığı. İLE/VE Dinin, çıkmaz(lar/in)da kulandığı. )


- İÇGÜDÜ ile DÜRTÜ


- İÇGÜDÜ ile/ve GEN

( INSTINCT vs./and GENE )


- İÇGÜDÜ ile İÇGÜDÜLÜ ile İÇGÜDÜSEL/LİK


- İÇGÜDÜ ile İÇGÜDÜSEL ile İÇGÜDÜLER

( INSTINCT vs. INSTINCTIVE vs. INSTINCTS )

( غريزه ile شعور حيواني ile فراست ile شعور ile غريزي ile مشاعر )

( GHARYZAH ile SHOUR HEYVANY ile FARAST ile SHOUR ile GHARYZY ile مشاعر )


- İÇGÜDÜ ile/ve/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK


- İÇGÜDÜ ile/ve/değil NİYET

( [not] INSTINCT vs./and/but INTENTION )


- İÇİ BOŞ ile/değil ORTASI BOŞ


- İÇİ YAKAN ATEŞ ile DIŞI YAKAN ATEŞ

( ŞÛLE: Mum ateşinin her bir kezlik kıpırtısı. )

( "WHICH THE FIRE BURNS INSIDE" vs. "WHICH THE FIRE BURNS OUTSIDE" )


- İÇ İÇE/LİK ile BAĞIMLI/LIK

( Bağımlı olduğunu imgeleyen yalnızca zihindir. )

( ... ile MENÛTİYYET )

( ONE WITHIN THE OTHER vs. DEPENDENCE, BONDAGE, ADDICTION
It is only the mind that imagines bondage. )


- İÇİÇE/LİK ile/ve GEÇİŞLİ/LİK


- İÇİÇE/LİK ile/ve/> GÖRELİ/LİK

( NESTED/NESS vs./and/> RELATIVITY )


- İÇİLMEK ile İÇİRMEK ile İÇİRİLMEK ile İÇİLEBİLMEK ile İÇİREBİLMEK ile İÇİM/LİK ile İÇİN ile İÇİT ile İÇİŞ ile İÇİMLİ ile İÇİ BOŞ ile İÇİ DAR ile İÇİ TEZ ile İÇİ FESAT ile İÇİ GENİŞ ile İÇİN İÇİN ile İÇİ DIŞI BİR ile İÇİ ÇIFIT ÇARŞISI


- İÇİMDEN GELMİYOR ile/ve ZİHNİMDEN GEÇMİYOR


- ... İÇİN ile/değil/yerine ... AÇISINDAN


- ... İÇİN ile/değil/yerine ... GEREĞİ(NCE)


- İÇİN ile İÇİN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Arasındalık. İLE Amacıyla. )


- ... İÇİN ile ... ÜZERE


- İÇİN ile ÜZERİNE


- İÇİNDE BOŞALMAK ile DIŞARI BOŞALMAK


- İÇİNDE BOŞALMAK ile İÇİNE BOŞALMAK


- İÇİNDE OLMAK ile/ve GÖMÜLÜ OLMAK

( TO BE IN IT vs./and TO BE EMBEDED )


- İÇİNDE OLMAK ile/ve PARÇASI OLMAK

( TO BE IN IT vs./and TO BE PART OF )


- İÇİNDE VARSA" ile/değil/||/<>/< İÇİNDEN GELİYORSA


- İÇİNDE ile/ve/değil/||/<>/>/< İÇİNDEKİ İÇİNDE(FİH-İ MA FİH)


- İÇİ/NDE ile/ve/||/<>/> SONRASI/NDA


- İÇİNE ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BÜTÜNLEŞMEK


- İÇİNE GİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNCELEMEK


- İÇİNİN ...:
KAYNAMASI ile/ve/||/<>/> KAYMASI


- İÇİŞLERİ BAKANI ile İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ile İÇ MEKAN

( INTERIOR MINISTER vs. INTERIOR MINISTRY vs. INTERIOR )

( اندرون ile درون ile وزير کشور ile وزيرکشور ile وزارت کشور )

( ANDRON ile DRON ile VEZYR KESHOR ile VEZYRAKESHOR ile VAZART KESHOR )


- İÇKİ:
1 ŞİŞE (İÇEN/İ) ile 2 ŞİŞE (İÇEN/İ) ile 3 ŞİŞE (İÇEN/İ)

( "Aslan" yapar. İLE "Maymun" yapar. İLE "Domuz" yapar. )


- İÇKİ ile/ve/değil/yerine İÇECEK


- İÇKİ ile/değil/yerine İÇİT

( İçinde alkol bulunan içecek. | İçki içme işi. İLE/DEĞİL/YERİNE İçilecek şey. )


- İÇKİ ile İÇKİN/LİK ile İÇKİCİ/LİK ile İÇKİLİ ile İÇKİSİZ/LİK ile İÇKİ ALEMİ ile İÇKİ MASASI ile İÇKİ SEFASI ile İÇKİ PSİKOZU ile İÇKİ SOFRASI


- DOĞA:
İÇKİN ile/ve/||/<> AŞKIN


- İÇKİN ÖTE ile/ve/yerine/||/<> AŞKIN ÖTE


- SİMGE:
İÇKİN ile/ve/||/<> AŞKIN


- İÇKİN/IMMANENT ile/ve TİNSEL/AŞKIN/TRANSANDANS

( İçrek/Ezoterik bilgi. İLE/VE Evrenselin bilgisi. )

( AŞKINSAL/TRANSANDANTAL: Ampirik deneyimi ya da matematiği vb. olanaklı kılanlar.
* Uzay - Zaman
* İmgelemin/Muhayyilenin Şemaları
* Kategoriler(Şemaların birliği)
* Saf akıl kavramları/muhakemeyi olanaklı kılanlar]
(Bunların hepsi saf ya da apriori olarak [ampirik olmayan olarak] var olanlar.)
(Kendinde şey[Ding an sich] ya da Tanrı, Ruh gibi numen değillerdir.)
(Ampirik olanı belirleyen olarak var olabilenler.)
(Ampirik deneyimin teşrihi[Alm. Zergliederung] üzerinden, anlamlı bir biçimde konuşulabilenler.)

Zergilederung (İng. Dissection): Ampirik deneyimin şerh edilmesi üzerinden söz konusu deneyimi olanaklı kılan unsurların açığa çıkarılması. )


- İÇKİN ile/ve/||/<> GÖMÜLÜ


- İÇKİN ile İÇKİN

( IMMANE vs. IMMANENT )

( غول پيکر ile ماندگار ile درهمهجاحاضر )

( GHUL PEYKAR ile MANDEGAR ile درهمهجاحاضر )


- İÇKİN ile/ve İÇSEL

( IMMANENT vs./and INTERNAL )


- İÇKİN ile/ve SAKLI

( IMMANENT vs./and HIDDEN )


- İÇKİN/LİK ile/ve/değil BAŞAT/LIK


- İÇKİYLE SARHOŞ/LUK ile/değil/yerine AŞK İLE SARHOŞ/LUK

( Biri, iki gösterir. İLE/DEĞİL/YERİNE İkiyi [çeşitliliği/herşeyi], bir gösterir. )


- İCL[Ar.] ile İCL[Ar.]

( Boyun tutukluğu, ağrısı. İLE Eril buzağı, dana. )


- İÇLENMEK ile/ve BOZULMAK


- İÇLENMEK ile İÇLENDİRMEK


- İÇLİ/LİK ile İÇLİK ile İÇLİ DIŞLI/LIK ile İÇLİ KÖFTE


- İCMA ile İCMAL


- İCMÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İTTİFAK[Ar.]


- İCMÂ ile/ve/II TEVÂTÜR

( Fıkıh'ta. İLE/VE/II Hadis'te. )


- İÇMEK ile ÇAY İÇMEK ile İÇİLEBİLİR ile İÇİCİ ile İÇME ile ÇEŞME ile İÇME YERİ ile İÇME SUYU ile İÇECEKLER

( DRINK vs. DRINK TEA vs. DRINKABLE vs. DRINKER vs. DRINKING vs. DRINKING FOUNTAIN vs. DRINKING PLACE vs. DRINKING WATER vs. DRINKS )

( نوش کردن ile رفع عطش کردن ile ميگساري کردن ile خوردن ile آشاميدن ile نوشيدني ile نوشابه ile آشاميدني ile نوشيدن ile گساردن ile مشروب خوردن ile سر کشيدن ile چاي نوشيدن ile چاي خوردن ile مشروب ile نوشنده ile شارب ile آشامنده ile مشروب خور ile خوار ile ميخواره ile مشروبخوار ile شرب ile آبخوري ile مشرب ile سقا خانه ile آب مشروب ile اشربه )

( NOSH KARDAN ile RAF ATSH KARDAN ile MYGOSARY KARDAN ile KHORDAN ile ASHAMYDAN ile NOSHYDANY ile NOSHABEH ile ASHAMYDANY ile NOSHYDAN ile گساردن ile MOSHROB KHORDAN ile SAR KESHYDAN ile CHAY NOSHYDAN ile CHAY KHORDAN ile MOSHROB ile NOSHANDEH ile SHARB ile ASHAMANDEH ile MOSHROB KHOR ile KHAR ile ميخواره ile MOSHROBEKHAR ile SHARB ile ABKHORY ile MOSHARB ile SAGHA KHANEH ile AB MOSHROB ile اشربه )


- İÇMEK ile İÇMECE ile İÇME SUYU


- ICO[INITIAL COIN OFFERING] ile/>< IPO[INITIAL PUBLIC OFFERING]


- ICP-MS İLE ICP-OES İLE XRF İLE NAA ile/||/<> ELEMENT ANALİZİ

( Element tayini spektroskopi yöntemleri. )

( Formül: m/z izotop oranı )


- ICP-MS ile/||/<> AAS

( ICP-MS çoklu element ppb İLE AAS tek element ppm. )

( Formül: Plazma İLE alev )


- İCRA ile İCRACI/LIK ile İCRA VEKİLİ ile İCRA KUVVETİ


- İCRÂ ile/ve/||/<> İNFAZ


- İCRA ile/ve TERENNÜM[Ar.]

( Seslendirilmek üzere belirlenmiş şarkıyı/şarkıları söylemek, icra etmek. İLE/VE Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme. )


- İCRAAT ile İCRAATÇI/LIK


- İCRÂCI ile BESTELEYEN/BESTECİ/BESTE-KÂR[Fars.]/KOMPOZİTÖR/COMPOSITEUR[Fr.]


- İCRACI ile DÜZENLEYİCİ(KOMPOZİTÖR)


- İCRA/CI ile/ve/<> SANAT/ÇI


- İCRÂÎ KURUL ile/ve/||/<>/< İSTİŞÂRÎ KURUL


- İÇRE ile İÇREK/LİK


- İÇSEL FUKARALIK ile/ve/<> EN BÜYÜĞÜN SAHİPLENİLMESİ

( INNER POVERTY vs./and/<> TO CLAIM THE BIGGEST )


- İÇSEL TARİH ile/ve/||/<> DIŞSAL TARİH


- İÇSEL ile İÇKİN


- İÇSELLEŞTİRME ile/||/<> BENİMSEME


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<> "İYİ-KÖTÜ" BİRLEŞTİRMESİ


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> KAVRAMA/KAVRAMSALLAŞTIRMA


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< KAYNAĞINA YÖNELME/KAYNAĞINDAN YARARLANMA


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> NORMALLEŞTİRME


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve/<> ÖZDEŞLEŞTİRME


- İÇSELLEŞTİRME ile ÖZÜMSEME


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve SAHİP ÇIKMAK


- İÇSELLEŞTİRME ile/> SÜREKLİLİK/SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK


- İÇSELLEŞTİRME ile/ve YAŞAMA YANSITMA

( INTERNALIZATION vs./and PROJECTION TO THE LIFE )


- İÇSELLEŞTİRMEK ile İÇSEL/LİK


- İÇSELLEŞTİRMEK ile/değil (İYİ) ANLAMAK


- İÇSELLEŞTİRMEK ile/>< KURTULMAK


- İÇSEL/LİK ile/ve/||/<> İLKESEL/LİK


- İÇSELLİK ile/ve KENDİLİK

( INNERNESS vs./and SELFNESS )


- I.C.T. COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= I.C.T. KATSAYISI


- İÇTEN BOZULUŞ ile/ve DIŞTAN BOZULUŞ

( INNER CORRUPTION/SPOIL vs./and OUTER CORRUPTION/SPOIL )


- [ne yazık ki]
İÇTEN PAZARLIKLI ile ÇIKARCI


- İÇTEN PAZARLIKLI ile İKİYÜZLÜ


- İÇTEN/LİK ile İÇTENSİZ/LİK ile İÇTEN İÇE ile İÇTENLİKLİ ile İÇTENLİKSİZ/LİK ile İÇTEN EVLİLİK ile İÇTEN PAZARLIKLI/LIK


- İÇTENPAZARLIK/ÇI ile/ve/||/<> YALAN/CI


- İÇTEPİ ile İÇGÜDÜ

( Toplumda(kilerde)n. İLE Doğadan. )

( ... vs. INSTINCT )


- İCTEZE'E[Ar.] ile BİH[Ar.] ile İKTEFÂ BİH[Ar.]


- İCTİBÂ ile/ve/<> HİDÂYET

( Seçme. | Toplama. İLE/VE/<> Doğru yol. | Hakk yoluna erişme. )


- İCTİBÂ ile/ve/||/<>/> İSTİFÂ ile/ve/||/<>/> İHTAR ile/ve/||/<>/> İSTİNÂD

( Seçme. | Toplama. İLE/VE/||/<>/> Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE/VE/||/<>/> Anımsatma. | Dikkatini çekme, tenbih. İLE/VE/||/<>/> Dayanma. | Güvenme. | Senet, delil, hüccet sayma. )


- İCTİHÂD:
I. DÖNEM/DEVİR ile/ve/||/<>/> II. DÖNEM/DEVİR ile/ve/||/<>/> III. DÖNEM/DEVİR


- İCTİHÂD ile EMSAL


- İCTİHAD ile FIKIH

( Dil + Anlam. Büyük din âlimlerinin Kur'ân-ı Kerim ve Hadis-i Nebeviyye'ye dayanarak vazettikleri karar. İLE -Fetva, -Mezhep, -Kanun, -Yargı )


- İCTİHAD ile İSTİDLÂL


- İCTİHÂD[Ar.] ile KIYAS[Ar.]


- İÇTİHAT ile HUKUK

( JURISPRUDENCE vs. JURISPRUNTIAL )

( فقه ile فقهي )

( FAGHEH ile FAGHEHY )


- İÇTİMA ile İÇTİMAİ/LİK


- İCTİMA-İ NAKİZEYN ile İRTİFÂ-İ NAKİZEYN


- İÇTİMAİYAT ile İÇTİMAİYATÇI


- İCTİNÂB[Ar.] ile İMTİNÂ[Ar. < MEN]

( Sakınma, çekinme, uzaklaşma. İLE Çekinme, geri durma. | Olanaksızlık, olamayış. )


- İCTİRÂ[Ar. < CÜR'ET] ile/<> İCTİRÂ[Ar. < CÜR'A] ile/değil/yerine/>< İCTİRÂH[Ar.]

( Yeltenme, cesâret etme, cüret etme. İLE/<> Suyu birden içme.[soluk almadan] @@ El emeği karşılığından kazanılan para ile geçinme. )


- İCTİVÂ'[Ar.] ile İCTİVÂR[Ar.]

( İğrenme, tiksinme. İLE Civar, komşu olma, muhit yapma. )


- İD ile/ve/||/<> EGO ile/ve/||/<> SÜPER EGO


- İDÂD[Ar.] ile İDÂD/İDED[Ar.] ile İDÂD[Ar. < ADD]

( Sayı, hesap. İLE Zor, kuvvet; zafer, üstünlük. İLE Hazırlama/hazırlanılma, geliştirme/geliştirilme. )


- İDÂDE[Ar.] ile İDÂDE[Ar.]

( Usturlabın sırtı üzerine konulmuş, mihver ya da meyil etrafında dönen bir nişan cetveli olup, yıldızların yüksekliğini ölçmeye yarar. İLE Kol bağı. )


- IDALIN[İng.] ile/değil/yerine/= İDALİN


- İDAM" ETMEK/ETTİRMEK ile/değil/yerine/>< İDAME ETMEK/ETTİRMEK


- İDÂM[Ar.] ile İ'DÂM[Ar. < ADEM]

( Katık, ekmeğe katık edilen şey. İLE Bir kimsenin yasa/yargı gereği ölümü. )


- [ne yazık ki]
İDAM ile/ve/değil/<> İTHAM


- İDAM/LIK ile İDAME ile İDAM CEZASI ile İDAM SEHPASI


- İDARE ETMEK ile/değil/yerine ÇÖZÜM BULMAK


- İDARE ETMEK ile/ve/<> OYALAMAK


- İDARE ETMEK" ile YETİNMEK


- İDARE[Ar.] ile/ve/||/<>/>/< DAİRE[Ar.]


- İDARE ile İDARECE ile İDARECİ/LİK ile İDARELİ/LİK ile İDARESİZ/LİK ile İDARE AMİRİ ile İDARE HUKUKU ile İDARE KANDİLİ ile İDARE LAMBASI ile İDARE MECLİSİ


- İDAREİMASLAHAT ile İDAREİMASLAHATÇI/LIK ile İDAREİMASLAHAT POLİTİKASI


- İDÂRÎ KOLLUK ile/ve/<> ADLÎ KOLLUK

( ... İLE/VE/<> Uzmanlık gerektirir. )


- İDARİ ile İDARİ BÜTÇE


- İDÂRÎ ile İRÂDÎ

( Yönetimsel. İLE Yapma bilgisi/isteği. )


- İDDİA[Ar.] ETMEK/EDİLEN ile/değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK/SÜRÜLEN


- İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRTMEK


- [ne yazık ki]
"İDDİA (ETMEK)" ile/ve/değil/||/<>/>/< (")MASTÜRBASYON(")


- İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/fakat/<> SÖYLEMEK

( Edilemez. İLE/VE/FAKAT/<>/DEĞİL/YERİNE Söylenilebilir. )


- İDDİA (ETMEK) ile TAAHHÜT (ETMEK)


- İDDİA ile/ve/değil/||/<>/< AVUNTU


- İDDİA ile/ve BENCİLLİK

( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )

( Tüm çatışmaların kökeninde "ben" ve "benim" fikirleri yatar. )

( Sadece kendi ötenize, egonuzdan öteye uzanmalısınız, o zaman onu bulacaksınız. )

( Bencillik, ıstırabın nedenidir. )

( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz, çünkü bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )

( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )

( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )

( ASSERTION vs./and EGO
To be selfish means to covet, acquire, accumulate on behalf of the part against the whole.
The ideas of 'me' and 'mine' are at the root of all conflict.
You have only to reach out beyond yourself, and you will find it.
Selfishness is the cause of suffering.
A man who knows that he is neither body nor mind cannot be selfish, for he has nothing to be selfish for.
Stupidity and selfishness are the only evil.
When the center of selfishness is no longer, all desires for pleasure and fear of pain cease. )


- İDDİA ile/ve/<> CİDDİYET

( ASSERTION vs./and/<> SERIOUSNESS )


- İDDİA ile/ve/değil ÇIKIŞ NOKTASI


- İDDİA ile/değil/yerine DAVET


- İDDİA ile DAYANAK

( İddiaya itiraz edilmez! Ancak "delil"lerine edilebilir. )

( UMDE: Dayanılacak, güvenilecek şey/kişi/yer, destek. | İlke. | Herkesin güvendiği kişi. )

( CLAIM vs. BASE )


- İDDİA ile/değil/yerine DAYANAKÇA


- İDDİA ile/ve/||/<>/> GEREKÇE

( ASSERTION vs./and/||/<>/> JUSTIFICATION )


- İDDİA ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ

( [not] CLAIM vs./and/but OPINION
OPINION instead of CLAIM )


- İDDİA ile/değil/yerine HAKİKAT


- İDDİA ile HEVES

( Yüksek zihinlerin iddiası, düşük zihinlerin hevesi olur. )


- İDDİA ile/değil/yerine İBÂDET


- İDDİA ile İDDİA ETMEK

( ALLEGATION vs. ALLEGE )

( ادعا ile دليل آوردن )

( EDEA ile DELYLE AVARDAN )


- İDDİA ile İDDİADA İDDİA

( Kesin iddia, tutsaklık demektir. )

( Olmadığınız şey olduğunuzu iddia etmekte ve aslında olduğunuz şey olduğunuzu da inkâr etmektesiniz. )

( ASSERTION vs. TO INSIST
Assertion is bondage.
You assert yourself to be what you are not and deny yourself to be what you are. )

( FORDERUNG mit ... )


- İDDİA ile İDDİALI

( ASSERTION vs. ASSERTIVE )

( تقرير ile ادعا کننده )

( تقرير ile EDEA KONANDEH )


- İDDİA ile/ve/değil İMÂ

( [not] ASSERTION vs./and/but ALLUSION/IMPLICATION )


- İDDİA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> İNANÇ


- İDDİA ile/ve/değil/<> İNAT


- İDDİA" ile KANAAT


- İDDİA ile KESİNLİK


- [ne yazık ki]
İDDİA ile/ve/||/<>/< ÖFKE


- İDDİA ile/değil OLGU


- İDDİA ile/ve/değil/yerine ÖNESÜRÜM


- İDDİA ile/değil/yerine/> ÖZGÜVEN

( Özgüven oluşunca/oluşursa, "iddia" sonlanır. )


- İDDİA ile/değil/yerine SALİH AMEL


- İDDİA ile/değil SÖYLEM


- İDDİA ile SUÇLAMA

( CLAIM vs. BLAME/ACCUSATION )


- İDDİA ile TALEP EDİLEBİLİR ile DAVACI ile İDDİALAR

( CLAIM vs. CLAIMABLE vs. CLAIMANT vs. CLAIMS )

( داعيه ile طلب ile مدعا ile مطالبه ile ادعاء ile مدعي شدن ile دعوي کردن ile ادعا کردن ile ادعا شدن ile مدعي بودن ile ادعا ile قابل مطالبه ile مدعي ile ادعا کار ile مطالبه کننده ile مطالبات ile دعاوي )

( DAYYEH ile TALAB ile MADOA ile MOTALEBEH ile ادعاء ile MADY SHODAN ile DOUY KARDAN ile EDEA KARDAN ile EDEA SHODAN ile MADY BODAN ile EDEA ile GHABEL MOTALEBEH ile MADY ile EDEA KAR ile MOTALEBEH KONANDEH ile MOTALBAT ile DOAVY )


- İDDİA ile VARSAYIM


- İDDİA ile YÂDES/T[< Fars. YÂD DÂŞ][LÂDES değil!]

( ... İLE Bellekte/hatırda tutulan şey. )


- İDDİACI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İDDİALI OLMAK


- İDDİALAŞMAK ile İDDİA ile İDDİACI/LIK ile İDDİALI/LIK ile İDDİASIZ/LIK ile İDDİALICA ile İDDİASIZCA ile İDDİA MAKAMI


- İDDİALI OLMAK ile/yerine/değil ÇABA(SINI) GÖSTERMEK

( Başarı, ancak yorulmaksızın doğru çabaları göstererek kazanılır. )

( İyi huyluluğun etkisi, alçakgönüllü ve sıralı çabalarla elde edilen kalıcı durumlarda görünür. )

( [not] TO BE ASSERTIVE vs./but TO MAKE AN EFFORT
TO MAKE AN EFFORT instead of TO BE ASSERTIVE )


- İDDİALI ile ÖNEMLİ


- İDDİALI ile/ve YETERLİ

( PRETENTIOUS vs./and ENOUGH )


- İDDİA/LI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETKİN/LİK


- [ne yazık ki]
"İDDİAYA GİRMEK" ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"


- İDE ile İDEA


- İDE ile IDEEFIXE


- İDEA:
RASYONEL ile/ve/||/<> ESTETİK


- IDEA ile/ve FORM


- İDEA ile/ve/<>/> İDEAL

( Soyut tümel. İLE/VE/<>/> Somut tümel. )


- İDEA ile/ve/||/<> İMGE

( Kişide. İLE/VE/||/<> Düşünmek isteyenlerde. )


- FLUIDE IDÉAL[Fr.] / IDEALE FLÜSSIGKEIT, IDEALFLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL AKIŞKAN


- İDEAL ÇÖZELTİ ile/||/<> GERÇEK ÇÖZELTİ

( İdeal Raoult yasasına uyar, gerçek sapmalar gösterir )

( Formül: ΔHkarışma=0 İLE ΔH≠0 )


- DIÉLECTRIQUE IDÉAL[Fr.] / IDEALES DIELEKTRIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL DİELEKTRİK


- ÉQUATION DU GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GASGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ DENKLEMİ


- IDEAL GAS LAW[İng.] / LOI GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ YASASI/KANUNU


- İDEAL GAZ ile/||/<> GERÇEK GAZ

( İdeal gaz PV=nRT İLE gerçek gaz Van der Waals denklemi )

( Formül: PV = nRT (ideal) İLE (P + a/V²)(V - b) = nRT (Van der Waals) )


- İDEAL GAZ ile/>< GERÇEK GAZ

( İdeal gaz yasalarına uyan gaz. İLE/>< İdeal gaz yasalarına tam olarak uymayan gaz. )


- IDEAL GAS[İng.] / GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ


- İDEAL İLE ASAL İDEAL İLE MAKSİMAL İDEAL ile/||/<> HALKA İDEALLERİ

( Halkalardaki özel alt kümeler. )

( Formül: R/I cisim ⇔ I maksimal )


- İDEAL İLE GERÇEK İLE VAN DER WAALS ile/||/<> GAZ DAVRANIŞLARI

( Gazların farklı koşullardaki davranış modelleri. )

( Formül: (P + a/V²)(V - b) = RT )

( Johannes van der Waals tarafından 1873 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1837-1923) (Ülke: Hollanda) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Van der Waals kuvvetleri, gerçek gaz denklemi) (Nobel: 1910) )


- İDEAL İLE REEL İLE VAN DER WAALS ile/||/<> GAZ YASALARI

( Gaz davranışı modelleri. )

( Formül: (P + a/V²)(V - b) = RT )

( Johannes van der Waals tarafından 1873 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1837-1923) (Ülke: Hollanda) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Van der Waals kuvvetleri, gerçek gaz denklemi) (Nobel: 1910) )


- INDUCTANCE IDÉALE[Fr.] / IDEALE INDUKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL İNDÜKTANS


- HAS BİLLUR[Osm.] / CRISTAL IDÉAL[Fr.] / IDEALER KRISTALL, IDEALES KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL KRİSTAL


- İDEAL OLAN ile/ve GERÇEK OLAN


- İDEAL OLAN ile/ve GERÇEK OLAN

( Değişmeyen. İLE/VE Değişen. )

( İdeal olanlar içeriksizdir. )


- IDEALES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL VAKUM


- İDEAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK


- İDEAL ile İDEALİZM ile İDEALİST ile İDEALİST ile İDEALİZE ETMEK

( IDEAL vs. IDEALISM vs. IDEALIST vs. IDEALISTIC vs. IDEALIZE )

( معنوي ile آرمان ile دلخواه ile کمال مطلوب ile ايدال ile ايدآل ile ايدهآل ile هدف زندگي ile معنويت ile خيال انديشي ile آرزو پرور ile ايدآليست ile آرماني ile آرمان گراي ile دلخواهسازي )

( MANOY ile ARMAN ile DELKHAH ile KAMAL MOTLUB ile AYDAL ile ايدآل ile AYDANGMAL ile CPEHDAF ZANDEGY ile MANOYT ile KHYAL ANDYSHY ile AREZO PROR ile AYDEALYSET ile ARMANY ile ARMAN GERAY ile DELKHAHOSAZY )


- İDEAL ile/ve MİSYON

( IDEAL vs./and MISSION )


- İDEAL ile/değil/yerine ÜLKÜ


- İDEALAR ile/||/<> GÖLGELER

( Platon un mağara alegorisi )

( Platon tarafından -380 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-428--348) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Matematik) (Önemli katkıları: İdealar teorisi, Akademi kurucusu) )


- İDEA/LAR ile/ve/<> KATEGORİ/LER ile/ve/<> AYÂN-I SÂBİTE/LER

( Platon. İLE/VE/<> Aristoteles. İLE/VE/<> İbn Arabi. )


- İDEALİST" ile ÜTOPYACI


- İDEALİZM ile REALİZM

( Gerçekliğin temelde zihinsel ya da ideallerden oluştuğunu savunan felsefi görüş. İLE Gerçekliğin zihinden bağımsız ve nesnel olduğunu savunan felsefi görüş. )


- İDEALLEŞTİRMEK ile İDEAL/LİK ile İDEALİST ile İDEALİZM ile İDEALSİZ/LİK


- ... İDEASI" ile/değil ... İDDİASI


- Demek ki ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!! -ile/ve


- İDENTİFİKASYON ile İDENTİK ile İDENTİTE

( Kimliklendirme, tanımlama, özdeşleme. İLE Özdeş. İLE Kimlik, özdeşlik. )


- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-

( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )


- IDEO- ile/||/<> IDIO- ile/||/<> LOG-/-LOGIA/-LOGO-/-LOGY-/-OLOGY ile/||/<> AUT-/AUTO-

( Düşünce, fikir. İLE/||/<> Kendiliğinden oluşan, kendine özgü, ayrı, değişik. İLE/||/<> Düşünce, konuşma, sözcük, mantık, doktrin, öğreti, sav, bilim. İLE/||/<> Kendi, aynı, kendi kendine, kendine ait, öz [otoimmün: Bağışıklık sisteminin kendi gözelerine saldırması]. )


- İDEOGRAM ile PİKTOGRAM

( Trafik işaretleri gibi. İLE Tuvaletleri gösteren simgeler gibi. )


- İDEOLOJİ KAYIRMACILIĞINDA:
SİYASAL ile/ve/||/<> SIRADÜZENSEL(HİYEROKRATİK)


- İDEOLOJİDE ile/ve/değil/yerine TİNDE

( Destek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Zevk ediş. )


- İDEOLOJİK TAVIR ile SONUÇ ODAKLILIK


- İDİ ile İDİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Efendi [seyyid, mevlâ]. İLE Geçmiş zaman eki. )


- İDİL BULGARLI -ile

( İlk Türkî devlet. )


- İDİL ile İDİL

( IDYL vs. IDYLL )

( قصيده کوتاه )

( GHSYDAH KOTAH )


- İDİL ile/= VOLGA

( Tatarlar'ın dilinde. İLE/= Ruslar'ın dilinde. )

( Avrupa'nın en uzun ırmağıdır. )


- -IDIO[İng.] ile/değil/yerine/= -İDİO


- IDIOBLAST[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOBLAST


- IDIOSYNCRASY[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOSENKRAZİ


- İDİŞ[YAGMA/TUKSI/YEMEK/OĞUZ/ARGU] ile TAS
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kadeh. İLE Her türlü çanak, kap. )


- IDITE, IDITOL[İng.] ile/değil/yerine/= İDİTOL


- İD(İ)(Y)OPATİK ile İD(İ)(Y)OSENKRAZİ ile İDİ(Y)OT

( Nedeni bilinmeyen. İLE Özgün duyarlık. İLE Geri anlaklı/zekâlı. )


- İDMAN ile İDMANCI ile İDMANLI/LIK ile İDMANSIZ/LIK


- IDODIPHENYL[İng.] ile/değil/yerine/= İDODİFENİL


- IDOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= İDOJEN


- İDOL ile İDOL TAPINAĞI ile PUTA TAPAN ile PUTLAŞTIRMAK

( IDOL vs. IDOL TEMPLE vs. IDOL WORSHIPPER vs. IDOLIZE )

( لاف زن ile صنم ile بت ile معبود ile بتخانه ile بت پرست ile صنم قرار دادن )

( LAF ZAN ile SANAM ile BAT ile MOBUD ile BATKHANEH ile BAT PAREST ile SANAM GHARAR DADAN )


- İDOL ile/||/<> İKON


- İDOL ile/ve/||/<>/> İLÂH