ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(112/236)
- KABALA ile KABALAK ile KABALACI/LIK
- KABALA ile/ve STEGANOGRAFİ
( Yahudi bilgeliği, mistisizmi. İLE/VE Gizli yazı. )
- KABALA'DA:
SEFAR ile/ve SİPUR ile/ve SEFER
( Kabala'da üç temel kavram vardır: Sefar, Sipur, Sefer.
Sefar: Sayı, nicelik demektir. Sefar ya da nicelik varolanların birbiriyle ilişkisinde birinci durumda rol oynar, bu da sayıyla belirtilir. Daha sonra devinimi ve öteki nitelikleri gelir ki bunlar da sayıyla belirtilir.
Sipur: Söz ya da Logos anlamına gelir. Her harf bir kuvveti işaret eder ve var olanlar, harflerden oluşan sözcüklerdir.
Sefer: Yazı demektir. Tanrının yazısından da evrende varolanları anlamak gerekir. Tanrının düşüncesi bu varolanların anlamıdır. )
( Kabala İşlemleri: Themuria, Gematria, Notaria. Themuria: Kutsal sayılan sözcüklerdeki harflerin yerini değiştirerek yeni sözcükler elde etme yöntemidir. Gematria: Sözcükleri oluşturan harflerin sayısal değerlerinin toplamının hesaplanmasıdır. Notaria: Sözcüklerin kökeni olan harflerden sayı değerleri yoluyla yeni sözcükler türetmektir. )
( Kabala'da varlığın en genel ve bütünsel biçimlerine ise Sefirot(Sephirot) adı verilir. )
( Zohar Nur anlamına gelir ve Zohar öğretisi mistik tefekkür ve deneyim yoluyla nura kavuşma, varlık birliğinin insanda gerçekleştirilmesidir. Kabala, bu öğretinin kabul edilmesi, içselleştirilmesi anlamına gelir. )
( Kabala'da harfler sayılarla eşleştirilmiş ve birtakım tanrısal isimlerin harflerinin yerleri değiştirilerek belirli matematiksel kurallara göre anlam türetmelerine gidilmiştir. )
- KABALAK ile KABALAK
( Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü. İLE Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki. )
- KABALIĞIM ile/ve/değil KALABALIKLIĞIM
- [ne yazık ki]
KABA/LIK ile/ve/||/<>/> ACIMASIZ/LIK
- KABA/LIK ile/ve/ya da ÇIKARCI/LIK
( GALÎZ[< GILZET] ile/ve/ya da ... )
- KABA/LIK ile/ve/değil/||/<> DOĞRUDAN SÖYLEMEK/SÖYLEYEN
- KABA/LIK ile/ve SAÇMA/LIK
- KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK
- KABAN ile ÇİNKO İLE KAPLAMAK ile KAPLAMALI ile KAPLAMA
( COAT vs. COAT WITH ZINC vs. COATED vs. COATING )
( کت ile پوشش دار کردن ile روکش کردن ile روي اندود کردن ile روکشدار ile روکش ile کپسول )
( KAT ile PUSHESH DAR KARDAN ile ROKESH KARDAN ile ROY ANDUD KARDAN ile ROKESHODAR ile ROKESH ile KAPSOL )
- KABAN[Erm.] ile KABAN[Fr. < CABAN]
( Dik yokuş. | Tepe. İLE Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi. )
- KABARA ile KABARALI
- KABARCIK ile İSİLİK/ISIRGIN
( PUSTULE vs. PRICKLY HEAT )
- KABARCIK ile KABARCIKLI ile KABARCIKLI DÜZEÇ
- KABARCIK ile KABARMIŞ ile KABARCIKLI
( BLISTER vs. BLISTERED vs. BLISTERY )
( آبدانک دار کردن ile طاول ile طاول زدن ile دانه زدن ile آبله ile تاول زده کردن ile آبله گرفتن ile آبله کردن ile آبدانک ile تاول زده ile طاولي )
( ABDANK DAR KARDAN ile طاول ile TAVEL ZADAN ile DANEH ZADAN ile ABLEH ile TAVEL ZADEH KARDAN ile ABLEH GARAFTAN ile ABLEH KARDAN ile ABDANK ile TAVEL ZADEH ile طاولي )
- KABARCIK ile KÖPÜREN
( BUBBLE vs. BUBBLING )
( غلغل سدن ile حباب ile غلغل )
( غلغل سدن ile HEBAB ile غلغل )
- KABARE ile KABARECİ/LİK ile KABARE TİYATROSU
- KABARIK/LIK ile KABARIK DENİZ
- KABARMA ile/ve/<> KÖPÜRME
- KABARTI ile KABARTMA
( Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. İLE Kabartma işi. | Bir biçimin ya da bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. | Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan yapıt, rölyef. | Kabartılarak yapılan. )
- KABARTMA TOZU ile SODYUM BİKARBONAT
( BAKING POWDER vs. BAKING SODA )
- KABARTMA ile KABARTMA
( EMBOSS vs. EMBOSSMENT )
( برجسته کردن ile پرجلوه ساختن ile برجستگي )
( BARJASTEH KARDAN ile PORJALVEH SAKHTAN ile BARJASTGY )
- KABARTMA ile KABARTMALI ile KABARTMA TOZU
- KABARTMAK ile KABARTABİLMEK ile KABARTIVERMEK ile KABARTI ile KABARTICI ile KABARTILI
- KABBALAH:
KABIN İLMİ ile/ve/<> KABUL İLMİ
- KÂ'BE -ile
( MÜSLÜMANLARIN HACI OLMAK ÜZERE BELİRLİ ZAMANDA GİDİP ZİYÂRET ETTİKLERİ YER | MÜSLÜMANLARIN NAMAZA BAŞLARKEN YÖNELDİKLERİ TARAF | KÜP TAŞ )
- KÂBE ile/ve/= ANITKABİR
- KÂBETULLAH -ile
( GÖNÜL )
- KABÎH[Ar.] ile VAHŞ[Ar.]
- Kâbil[aslı KÂBÜL] ile Kabîl["ka" uzun okunur] ile KABÎL[Ar. < KABL] ile KABİL[Ar. < KABUL]["ka" uzun okunur]
( Afganistan'ın başkenti. İLE Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Hâbîl'i öldürmüştür. İLE Sınıf, tür/nev. | Türlü, gibi. | Az/biraz önce. İLE Kabul eden/edici. | Olan/olabilir. )
- KÂBİL ile/ve/<> FAİL
- KABİL ile KABİLE
- KABÎLE[Ar. çoğ. KABÂİL] ile KABİLE["ka" uzun okunur]
( Boy. İLE Hanım ebe. )
- KABİLE MENSUBİYETİ ile/ve YER MENSUBİYETİ
- KABİLE ile/ve/değil/||/<>/> KÖY
- KABİLİYET ile KABİLİYETLİ/LİK ile KABİLİYETSİZ/LİK
- KABİN[Fr. < CABINE] ile KABİNE[Fr. < CABINET]["KABİ:NE" değil KABİNE]
( Küçük, özel bölme. | Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde, küçük bölme. | Uçakta, yolcuların oturduğu bölüm. | Plajda, soyunma yeri. İLE Bakanlar Kurulu, hükûmet. | Hekim muayenehanesi. | Bölüm/kabin. | Tuvalet/helâ. )
- KABİN ile KABİNE ile KABİN AMİRİ
- KABİNE ile KABİLE
( Yönetke. İLE Boy. )
- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK
( CABINET vs. CABINET RESHUFFLE vs. CABINETMAKER vs. CABINETWORK )
( گنجه ile کابينه ile هيئت وزيران ile جاي اغذيه ile ترميم کابينه ile مبل ساز ile مبل سازي )
( GONJEH ile KABYNAH ile YEHYET VEZYRAN ile JAY EGHZYYEH ile TARAMYM KABYNAH ile MOBL SAZ ile MOBL SAZY )
- KABİR ile KABİR AZABI ile KABİR SUALİ
- KÂBİR[Ar.] ile KABİR/KABR[Ar. çoğ. KUBÛR] ile KABL[Ar.]
( Büyük, ulu. İLE Gömüt, sin, mezar/lık, kabristan[Fars.]. İLE Ön, önce, öndeki, evvel/evvelki. )
- KABIZ[Ar. < KABZ]["ka" uzun okunur] ile KABIZA["ka" uzun okunur] ile KABZ[Ar.] ile KABZA[Ar.]
( Alan, tutan, kabzeden. | Peklik/kabızlık veren. | [anatomide] Sıkan, çeken. [KABZ >< BAST] İLE [anatomide] Büken.[: Oynak kemikler arasındaki açıları daraltan kasların genel adı.] İLE El ile tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrâil tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, amelsizlik, kabız. İLE Tutacak/tutamak yeri, sap. )
- KABIZLIK/İNKIBAZ/KONSTİPASYON ile/||/<> SÜRGÜN/DİYARE/İSHAL
( Bağırsak devimlerinin yavaşlaması ve kabızlık. İLE/||/<> Sık ve sulu dışkılama. )
- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR
( CONSTIPATED vs. CONSTIPATION vs. CONSTITUTION vs. CONSTITUTIONS )
( يبس ile مقوبض ile يبوست ile مشروطه ile اساسنامه ile مرامنامه ile مشروطيت ile قانون اساسي ile نظام نامه )
( يبس ile مقوبض ile YBOST ile MOSHRUTEH ile ASASENAMEH ile MARAMENAMEH ile MOSHRUTYT ile GHANON ASASY ile NEZAM NAMEH )
- KABIZLIKTA:
PRE-BİYOTİK ile/ve/<> PRO-BİYOTİK
( SEMBİYOTİK: İkisinin de biraradalığı. )
- KABLO ile KABLOCU/LUK ile KABLOLU ile KABLOSUZ ile KABLO GEMİSİ ile KABLOLU YAYIN
- KABOTAJ ile KABOTAJ HAKKI ile KABOTAJ GEMİSİ ile KABOTAJ BAYRAMI
- KABUĞUNA ÇEKİLMEK ile/değil/yerine/>< KABUĞUNU KIRMAK
- KABUK ile/ve/<> BADIÇ
( .. İLE/VE/<> Bakla, fasulye, bezelye gibi taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk. )
- KABUK ile BAĞA
( ... İLE Deniz kaplumbağasının kabuğu. | Kaplumbağa kabuğu. | Ur. )
- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK
( INCRUST vs. INCRUSTATION vs. INCRUSTMENT )
( قشر تشکيل دادن ile اندود ile نماي مرمر )
( GHSHAR TASHKYLE DADAN ile ANDUD ile NAMAY MARMAR )
- KABUK ile/ve/||/<>/> KABUKLU
( Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır/kışr. | Ekmeğin, pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. | Bir sıvı ya da gazı dıştan saran, sert katman. | Deri üzerinde bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. | Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu örtü, kavkı. İLE/VE/||/<>/> Kabuğu olan. )
- KABUK ile KABUKSAL
( CRUST vs. CRUSTAL )
( قشر ile پوسته ile پوست ile کبره بستن ile پوستي )
( GHSHAR ile POOSTEH ile POOST ile KABREH BASTAN ile POOSTY )
- KABUK ile KUKUÇ
( ... İLE Şeftali, kayısı gibi meyvelerin çekirdeklerinin sert kabuğu. )
- KABUK ile/ve ÖZ
( KIŞR ile/ve CEVHER )
( COVER vs./and ESSENCE )
- KABUK ile ŞEYTANMİNARESİ
( ... İLE Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı. )
- KABUK ile TOPUR
( ... İLE Kestanenin dikenli olan dış kabuğu. | Fındığın dışındaki yeşil kabuk. )
- KABUK ile/<> YALAMUK
( ... İLE/<> Çam ağacının reçineli kabuğu, soymuk. | Çam ağacının reçineli kabuğundan çıkan özsuyu. )
- KABUKİ ile/ve BUNRAKU
( Geleneksel Japon tiyatrosu. İLE/VE Kukla tiyatrosu. )
- KABUKİ ile/ve BUNRAKU
( Geleneksel Japon tiyatrosu. İLE/VE Kukla tiyatrosu. )
- KABUKLANMAK ile KABUKLAŞMAK ile KABUK ile KABUKLU ile KABUKSUZ ile KABUKLULAR ile KABUKLU BİT ile KABUK BİLİMİ ile KABUK KAHVESİ ile KABUK YÖNETİM ile KABUK BÖCEKLERİ ile KABUK DEĞİŞTİRME
- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.]) ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK
( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )
( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )
( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )
(
)
- KABUL EDEMEMEK ile/ve/değil DİRENMEK
( BEKİNME: İnat etmek, direnmek. | Kapanma, tıkanma. )
- KABUL:
EDERSEN ile "ETMEZSEN"
( Ahbab. İLE Garib. )
- KABUL EDERSE/NİZ ile/ve/değil/yerine UYGUNSA/NIZ, UYGUN GÖRÜRSENİZ
- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ
( ADMISSIBILITY vs. ADMISSIBLE vs. ADMISSION vs. ADMISSION FEE )
( روا بودن ile روائي ile قابلت قبول ile پذيرفتگي ile اختيارداري ile روا ile پذيرفتني ile قابل تصديق ile مجاز ile اعتراف ile بارداد ile دخول ile پذيرش ile اجازه ورود ile اجازه دخول ile وروديه ile حقالورود )
( RAVA BODAN ile روائي ile GHABLAT GHABOL ile PAZYRAFTAGY ile AKHTYORDARY ile RAVA ile PAZYRAFTANY ile GHABEL TASADYGH ile MOJAZ ile ETERAF ile بارداد ile دخول ile PAZYRASH ile EJAZEH VORUD ile EJAZEH DOKHOL ile VORUDYYEH ile حقالورود )
- KABUL EDİLEMEZLİK ile/ve/<>/değil/yerine SİNDİRİLEMEZLİK
- KABUL ETMEK ile "BOYUN EĞMEK"
- KABUL ETMEK ile/ve/değil/yerine "GÖZE ALMAK"
- KABUL ETMEK ile GÜZEL GÖRMEK(TAHSÎN[< HÜSN])
( TO ACCEPT vs. TO SEE NICE )
- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR
( ACCEPT vs. ACCEPTABLE vs. ACCEPTANCE vs. ACCEPTANCE TEST vs. ACCEPTANT vs. ACCEPTATION vs. ACCEPTED vs. ACCEPTER vs. ACCEPTING vs. ACCEPTOR )
( اجابت کردن ile موافقت شدن ile قبول کردن ile تقبل کردن ile حاضر شدن ile پذيرفتن ile قابل پذيرش ile پذيرفتني ile موجه ile بلامانع ile قبولي ile پذيرش ile قبول ile اجابت ile تقبل ile آزمون پذيرش ile قبول کننده ile معني مصطلح ile مقبول ile مستجاب ile پذيرفته ile پذيرا ile پذيرنده )
( EJABAT KARDAN ile MOVAFEGHT SHODAN ile GHABOL KARDAN ile TAGHABL KARDAN ile HAZAR SHODAN ile PAZYRAFTAN ile GHABEL PAZYRASH ile PAZYRAFTANY ile MOJEH ile BELAMANE ile GHABOLY ile PAZYRASH ile GHABOL ile EJABAT ile TAGHABL ile AZMON PAZYRASH ile GHABOL KONANDEH ile MANY MOSTALEH ile مقبول ile MOSTEJAB ile PAZYRAFTEH ile PAZYRA ile PAZYRANDEH )
- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU
( AGREE vs. AGREE WITH vs. AGREEABLE vs. AGREEING vs. AGREEMENT vs. AGREEMENT LETTER )
( همري بودن ile مماشت کردن ile متفق بودن ile سازش کردن ile توافق داشتن ile هم عقيده شدن ile توافق کردن ile موافقت کردن ile موافق بودن ile پسندآمدن ile وفق پيدا کردن ile دلجو ile سازگار ile متوافق ile همزبان ile توافق ile تطابق ile همدلي ile همخواني ile معاهده ile سازگاري ile قرار ile سازش ile مطابقت ile پيمان ile مقاوله ile قرارداد ile موافقت ile ميثاق ile مماشت ile توافقنامه ile موافقت نامه )
( CPEHMARY BODAN ile MOMASHT KARDAN ile MOTAFGH BODAN ile SAZESH KARDAN ile TAVAFEGH DASHTAN ile NPAM AGHYDAH SHODAN ile TAVAFEGH KARDAN ile MOVAFEGHT KARDAN ile MOVAFEGH BODAN ile PASANDAMADAN ile VAFGH PEYDA KARDAN ile DELJO ile SAZGAR ile متوافق ile NPAMZABAN ile TAVAFEGH ile TATABAGH ile CPEHMADELY ile NPAMKHANY ile MOANPANDEH ile SAZGARY ile GHARAR ile SAZESH ile MOTABAGHT ile PEYMAN ile MOGHAVALEH ile GHARARDAD ile MOVAFEGHT ile MYSAQ ile MOMASHT ile TAVAFEGHENAMEH ile MOVAFEGHT NAMEH )
- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK
( ACCEPTANCE vs./and TO BEAR THE CONSEQUENCES )
- KABUL ETMEK ile/ve/değil/yerine TANIMAK
- KABUL ETMEMEK ile/ve/değil DAHA ÇOK YAKLAŞMASINI SAĞLAMAK
- KABUL ETMEMEK ile/değil/yerine/< FARKINDA OLMAK
- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K
( TO [NOT] ACCEPT vs. TO [NOT] AGREE WITH )
- KABUL ETME(ME)K ile ÖN PLANDA TUTMA(MA)K
( TO (NOT) ACCEPT vs. TO (NOT) TO (NOT) STAND/KEEP AT FRONT )
- KABUL GÖRME ile/ve/değil/||/<> ÖNDE YER ALMA
- KABUL İLİŞKİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YADSIMA İLİŞKİSİ
- KABUL ile/ve/<> DESTEK
- KABUL ile/ve EZBER
( Dönüştürücü. [Kalb/tekallüb] İLE/VE Kalbe yazmak. )
( ... ile/ve BERM[: Ezberleme, hatırda tutma.] )
( ACCEPTANCE vs./and MEMORIZING )
- KABUL ile/ve/değil/<> İÇSELLEŞTİRME
- KABUL ile/ve İNANCA
( ACCEPTANCE vs./and ASSURANCE )
- KABUL ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. )
- İTİRAF ile/ve/değil/||/<>/< KABUL
( [not] CONFESS vs./and/but/||/<>/< ACCEPTANCE )
- KABUL ile/ve/<> KALIB KABUL ile/ve/<> KALIP
- KABUL ile/ve/||/<>/< MAKBUL
- KABUL ile/ve MERHAMET
( ACCEPTANCE vs./and MERCY )
- KABUL ile/ve/değil OYUN
( [not] ACCEPTANCE vs./and/but GAME )
- KABUL ile/ve/||/<>/< RIZÂ
- KABUL ile/ve/<> SIRADÜZEN/HİYERARŞİ
- KABUL ile SÖYLEM
- KABUL ile SÖYLEM
( ACCEPTANCE vs. DISCOURSE, DISSERTATION )
- KABUL ile TAYİN
- KABUL ile/değil/yerine TEMELLENDİRME
- KABUL ile/ve YADSIMA
( ACCEPTANCE vs. TO DENY/REJECT )
- KABULLEN(EBİL)MEK ile DAYANMAK/DAYANABİLMEK
( Her ne gelirse, sarsılmadan dayanmanın soyluluğu ve erdemi vardır fakat anlamsız işkence ve aşağılanmayı reddetmenin onurluluğu[vakarı] da vardır. )
( (ABLE) TO ACCEPT vs. (NOT ABLE) TO WITHSTAND
There is noble virtue in unshakable endurance of whatever comes, but there is also dignity in the refusal of meaningless torture and humiliation. )
- KABULLEN(E)MEMEK ile DAYAN(A)MAMAK
( NOT (ABLE) TO ACCEPT vs. NOT TO WITHSTAND )
- KABULLENMEK ile KABULLENDİRMEK ile KABULLENEBİLMEK ile KABUL ile KABUL GÜNÜ ile KABUL YERİ ile KABUL ODASI ile KABUL RESMİ ile KABUL SALONU ile KABUL TÖRENİ ile KABUL KREDİSİ
- KABULLENMEK ile/ve/<> KOŞULLANMAK
- KABULLENMEK ile TEŞEKKÜR ile TEŞEKKÜR
( ACKNOWLEDGE vs. ACKNOWLEDGEMENT vs. ACKNOWLEDGMENT )
( اقرار کردن ile اذعان ile اعتراف ile شهادت نامه ile اقرار )
( EGHARAR KARDAN ile EZAN ile ETERAF ile SHEHADAT NAMEH ile EGHARAR )
- KABULLEN(ME)MEK ile "KATLAN(MA)MAK"
( TO (NOT) ACCEPT vs. TO (NOT) BEAR/STAND )
- KABUL/LER ile/ve/değil/<> GELENEK/LER
- KABULLER ile/ve/||/<> SINIRLAMALAR
- KABURGA ile GEĞREK
( ... İLE Yumuşak kaburga kemikleri. | Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri. )
- KABURGA ile KABURGALI ile KABURGASIZ
- KABURGALAR ile/ve UCLARI SERBEST OLAN 11. 12. KABURGALAR
( ADLÂ'[< DIL]: Kaburgalar. | Geometrik şekillerin kenarları. İLE/VE ... )
( RIBS/BREAST BONES vs./and FLOATIN RIBS )
- KABURGALI" ile/değil OMURGALI
- KABUS ile KABUSLU ile KABUSSUZ
- KABZ ile/||/<> HABN ile/||/<> HAZF ile/||/<> TAY ile/||/<> KEŞF
- KABZ ile HABS
( El ilet tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrail tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, kabız. İLE Hapis, alıkoyma, bir yere kapama, salıvermeme. | Tutma, zaptetme. )
- KABZ ile KABZ
( AVUÇ İÇİNE ALMA, EL İLE TUTMA, KAVRAMA | GÖNLE GELEN SIKINTI | HAK VÂRİDÂTINDAN KESİLEN ile AZRAİL TARAFINDAN RUH TESLİM ALINMA, ÖLME )
- KABZA ile/ve/||/<> BARÇAK
( ... İLE/VE/||/<> Kılıç kabzasının siperi. )
- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )
- KABZİYET ile GAZAP
( Allah'ın verdiği sıkıntı. İLE Kuldan kaynaklanan sıkıntı. )
- KAÇAK ile GİZLİ ile YERALTI
( ILLEGAL vs. SECRET/HIDDEN )
- KACAK ile KAÇAK
( Mutfak araçları, kap kacak. İLE Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. )
- KAÇAK ile KAÇIK ile KAÇINTI ile KAÇKIN
( Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. İLE İlmeği kaçmış (çorap vb.). | Bir yana kaçmış, kaymış. | Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız. | Çorabın ilmeği kaçmış yeri. İLE Erken doğan kuzu. | Sızıntı, kaçak. İLE Bir yerden ya da bir işten kaçmış kişi. | Toplumdan uzak duran, toplum içine çıkmak istemeyen kişi. )
- KAÇAK ile KAÇKIN
- KAÇAK ile SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ İŞ ile SÖZLEŞMELİ ile KASILABİLİR ile KONTRAKTİLİTE ile MÜTEAHHİTLİK ile SÖZLEŞME TARAFI ile KASILMA ile MÜTEAHHİT ile SÖZLEŞMEYE BAĞLI ile YALANLAMAK ile KENDİSİYLE ÇELİŞMEK ile ÇELİŞKİ ile ÇELİŞKİLİ ile MEKANİZMA ile ZITLIK ile AYKIRI ile AKSİNE ile AKSİNE ile ZITLIK
( CONTRABAND vs. CONTRACT vs. CONTRACT WORK vs. CONTRACTED vs. CONTRACTILE vs. CONTRACTILITY vs. CONTRACTING vs. CONTRACTING PARTY vs. CONTRACTION vs. CONTRACTOR vs. CONTRACTUAL vs. CONTRADICT vs. CONTRADICT ONESELF vs. CONTRADICTION vs. CONTRADICTORY vs. CONTRAPTION vs. CONTRARIETY vs. CONTRARIOUS vs. CONTRARY vs. CONTRARY TO vs. CONTRAST )
( اجناس قاچاق ile موافقتنامه ile مبتلا شدن ile به مقاطعه دادن ile مقاطعه ile هم کشيدن ile منقبض شدن ile منقبض کردن ile ترنجيدن ile مقاطعه کردن ile پيمان ile کنترات کردن ile عقد ile عهدنامه ile موافقت نامه ile کنترات ile پيمان کاري ile منقبض ile ادغام شونده ile قابل انقباض ile قابلت انقباض ile قابليت انقباض ile پيمان کار ile متعاهد ile همکشي ile انقباض ile گرفتگي ile ادغام ile مقاطعهکار ile مقاطعه کار ile پيماني ile مقاطعه اي ile عهدي ile ماهده اي ile کنتراتي ile تناقض داشتن ile خلاف گفتن ile ضد و نقيض گفتن ile مغايرت ile نقيضه ile تباين ile تناقض ile ناقض ile مباين ile مغاير ile نقيض ile تناقض دار ile متناقض ile تمهيد ile ضد و نقيض ile عناد آميز ile ضد ile معکوس ile خلاف ile عکس ile مباينت ile کنتراست )
( AJENAS GHACHAGH ile MOVAFEGHTENAMEH ile MOBTELA SHODAN ile BAH MOGHATEH DADAN ile MOGHATEH ile NPAM KESHYDAN ile MONAGHABZ SHODAN ile MONAGHABZ KARDAN ile ترنجيدن ile MOGHATEH KARDAN ile PEYMAN ile KONTERAT KARDAN ile AGHAD ile EADNAMEH ile MOVAFEGHT NAMEH ile KONTERAT ile PEYMAN KARY ile MONAGHABZ ile EDGHAM SHVANDEH ile GHABEL ENGHABAZ ile GHABLAT ENGHABAZ ile GHABELYT ENGHABAZ ile PEYMAN KAR ile MOTEANPAND ile همکشي ile ENGHABAZ ile GARAFTAGY ile EDGHAM ile MOGHATEAKAR ile MOGHATEH KAR ile پيماني ile MOGHATEH AY ile عهدي ile MANPANDEH AY ile KONTERATY ile TANAGHZ DASHTAN ile KHLAF GOFTAN ile ZED VE NAGHYZE GOFTAN ile MOGHAYRAT ile نقيضه ile تباين ile TANAGHZ ile NAGHZ ile مباين ile MOGHAYR ile NAGHYZE ile TANAGHZ DAR ile MOTENAGHZ ile TAMEHYD ile ZED VE NAGHYZE ile ANAD AMYZ ile ZED ile MAKOOS ile KHLAF ile AKS ile مباينت ile KONTERAST )
- KAÇAK/LIK ile KAÇAKÇI/LIK
- KAÇAMAK ile KAÇ ile KAÇA ile KAÇI ile KAÇ KAÇ ile KAÇA KAÇ ile KAÇAMAKLI ile KAÇAMAK YOL
- KAÇAMAK ile KAÇAMAK
( Hoş görülmeyen bir şeyi, ara sıra yapma. | Bir şeyi, belirli etmeden, gizlice yapmaya çalışma. | Bir şeyden kaçınma yolu. | Kaçılacak yer. | Başkalarına belirli etmeden, gizlice yapılan. İLE Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek. )
- KAÇAN SEÇİLİM ile/||/<> İYİ GEN
( Kaçan Fisher pozitif geribildirim, iyi gen kalite. )
( Formül: Arbitrary İLE quality )
- KAÇAN ile/değil/yerine/>< KAZANAN
( Kazanamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kaçmaz. )
- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN/LAR
- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/>< KALAN/LAR
- KAÇIK/LIK ile KAÇIKÇA ile KAÇIK ÖZ
- KAÇILMAZ ile/değil KAÇINILMAZ
- KAÇIMSAMAK ile KAÇIMSAR
- KAÇINILABİLİR ile KAÇINMAK ile KAÇMAK
( EVADABLE vs. EVADE vs. EVADING )
( طفره پذير ile در رفتن ile طفره زدن ile از سر باز کردن )
( TAFAREH PAZYR ile DAR RAFTAN ile TAFAREH ZADAN ile AZ SAR BAZ KARDAN )
- KAÇINILMAZ ile KAÇINILMAZ OLARAK
( INEVITABLE vs. INEVITABLY )
( قريب الوقوع ile حتمي الوقوع ile نا گزير ile نا چار ile اجتناب ناپذير ile ناگزير ile ناچار )
( قريب الوقوع ile حتمي الوقوع ile NA GOZYR ile نا چار ile EJTENAB NAPAZYR ile NAGZYR ile NACHAR )
- KAÇINILMAZLIK ile KAÇINILMAZ
( INELUCTABILITY vs. INELUCTABLE )
( نا گزيري ile چاره ناپذير )
( NA GOZYRY ile CHAREH NAPAZYR )
- KAÇINMA ile/ve/||/<>/> HOŞGÖRÜ ile/ve/||/<>/> TOPARLANMA
- KAÇINMA ile KAÇGÖÇ
( ... İLE Dinî bir yaklaşımla, müslüman kadınların, erkeklere görünmemeleri, birarada oturup konuşmaktan kaçınmaları. )
- KAÇINMAK ile KAÇINDIRMAK ile KAÇINABİLMEK ile KAÇINCI ile KAÇIN KURASI
- KAÇINMAK ile ÖNLENEBİLİR ile KAÇINMA ile KAÇINILDI ile KAÇINMAK
( AVOID vs. AVOIDABLE vs. AVOIDANCE vs. AVOIDED vs. AVOIDING )
( اجتناب کردن ile پرهيز کردن ile تحاشي کردن ile احتراز کردن ile اعراض کردن ile شانه خالي کردن ile طفره رفتن از ile پرهيختن ile اجتناب پذير ile حذر ile اجتناب ile تحاشي ile احتراز ile تجنت ile محذور ile اعراض )
( EJTENAB KARDAN ile PAREHYZ KARDAN ile TAHASHY KARDAN ile EHTARAZ KARDAN ile ARAZ KARDAN ile SHANEH KHALY KARDAN ile TAFAREH RAFTAN AZ ile پرهيختن ile EJTENAB PAZYR ile HAZR ile EJTENAB ile تحاشي ile EHTARAZ ile تجنت ile MOHAZOR ile ARAZ )
- ZAMAN:
"KAÇIP GİDEN" ile/ve/||/<>/> "ALIP GÖTÜREN"
- KAÇIRMAK ile ADAM KAÇIRAN ile ADAM KAÇIRMA
( KIDNAP vs. KIDNAPPER vs. KIDNAPPING )
( آدم سرقت کردن ile آدم دزدي کردن ile ربودن ile دزدانسان ile بچه دزد ile آدم ربا ile آدم دزد ile آدمربايي )
( ADAM SARGHT KARDAN ile ADAM DOZDY KARDAN ile RABUDAN ile DOZDANSAN ile BECHEH DOZD ile ADAM RABA ile ADAM DOZD ile ADMARBAYY )
- KAÇIRMAK ile "ISKALAMAK" ile "ES GEÇMEK"
- KAÇIRMAK ile KAÇIRILDI ile KAÇIRAN
( ABDUCT vs. ABDUCTED vs. ABDUCTOR )
( آدمدزد ile آدمربا ile ربودن ile ربودهشده )
( ADMADZAD ile ADMARBA ile RABUDAN ile RABUDEHASHODEH )
- KAÇIRMAK ile KAÇIRTMAK ile KAÇIRILMAK ile KAÇIRABİLMEK ile KAÇIRIVERMEK
- KAÇIRMAK ile KAYBETMEK
( TO MISS vs. TO LOSE )
- KAÇIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETİŞEMEMEK
- KAÇIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARAYIŞ
- KAÇIŞ ile/değil/yerine/>< TANIM
- KAÇIŞMAK ile KAÇIŞILMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ RAMPASI
- KAÇKAR DAĞLARI ile/ve KÜRE DAĞLARI
- KAÇKAR ile/değil KAŞKAR
- KAÇKARLAR ile/ve/||/<> KALÇARLAR
- KAÇKIN ile/ve/||/<> UÇKUN
- KAÇLI ile KAÇLIK
- KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA
( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )
- KAÇMAK ile/ve/değil ANLAMSIZ/DEĞERSİZ BULMAK, DEĞER VERMEMEK
- KAÇMAK ile/ve/||/<>/> BAĞLANMAK
- KAÇMAK ile/ve/||/<> ÇAMURA YATMAK
- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine (GERİ) ÇEKİLMEK
- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine/<> GİTMEK
( Sevdiklerinle arana mesafe girdiği oranda, varış yerinin de hiçbir anlamı kalmaz. )
- KAÇMAK ile/değil HIZLI YÜRÜMEK/KOŞMAK
( ... ile/değil BESBESE )
- KAÇMAK ile/değil/yerine KAÇINMAK
( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )
- KAÇMAK ile KAÇMAK
( FLEE vs. FLEEING )
( پا به فرار گذاردن ile گريز کردن ile پا به فرار گذاشتن ile بسرعت رفتن ile گريزان ile گريزنده ile تواري )
( PA BAH FARAR GOZARDAN ile GARYZ KARDAN ile PA BAH FARAR GOZASHTAN ile BASARAT RAFTAN ile GARYZAN ile GARYZANDEH ile تواري )
- KAÇMAK ile "KAÇMAK"
( Kendi anlamı. İLE İzin istemek/izin isteyerek/bildirerek ayrılma.(Deyim/argo). )
( Hızla koşup bir yere saklanmak. | Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. | Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. | Kaçınmak. | Gaz, sıvı vb. şeylerin sızması. | İpinin kopması. | Girmek. | Bir yana doğru kaymak. | Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. | Hızlı koşmak. | Yok olmak. | Benzemek, andırmak. | Kaçgöçe uymak. | Kadının, yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılması. | Rengi ağarmak, uçmak. | Yarışçının ötekilerden hızla ayrılıp arayı açması. | Futbol ve basketbolda, engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak. İLE ... )
- KAÇMAK ile/değil/yerine/>< KALMAK
- KAÇMAK ile/ve/değil/ne yazık ki KOLAYINA KAÇMAK
- KAÇMAK ile/ve SAKLANMAK
- | KAÇMAK ile/ve/ya da/||/<>/> SAVAŞMAK |
ile/ve/ya da/||/<>/>
DONAKALMAK
( [Olanaklar(ımız)/koşullar(ımız)/araçlar(ımız)]
| Yetmiyorsa, uygun değilse. İLE/VE/YA DA/||/<>/> Yetiyorsa, uygunsa. |
İLE/VE/YA DA/||/<>/>
İkisi arasında kalmış ya da hiçbir karar veremiyorsak. )
( | Sempatik. VE Sempatik. |
İLE/VE/YA DA/||/<>/>
Parasempatik. )
- KAÇMAK ile SIVIŞMAK/TÜYMEK/FIYMAK
- KAÇMAK ile TEHLİKEDEN KAÇMAK ile KAÇIŞ MEKANİZMASI ile İLE KAÇMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ TEKERLEĞİ ile KAÇIŞ
( ESCAPE vs. ESCAPE DANGER vs. ESCAPE MECHANISM vs. ESCAPE WITH vs. ESCAPEMENT vs. ESCAPEMENT WHEEL vs. ESCAPING )
( رهايي يافتن ile گريز ile فرار ile از دست گريختن ile متواري شدن ile در رفتن ile فرار کردن ile فرار دادن ile گريختن ile در رفتآن ile جان بدر بردن ile رستن ile از خطر جستن ile وسيله فرار ile طفره وتعلل ile دربردن ile مزاج گوي ile چرخ دنگ )
( RAYAAYY YAFTAN ile GARYZ ile FARAR ile AZ DAST GARYKHTAN ile MOTVARY SHODAN ile DAR RAFTAN ile FARAR KARDAN ile FARAR DADAN ile GARYKHTAN ile DAR RAFATAN ile JAN BADAR BARDAN ile رستن ile AZ KHATAR JASTAN ile VESYLAH FARAR ile TAFAREH VOTALAL ile DARBARDAN ile MOZAJ GOY ile CHARKH DANG )
- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK
- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine UZAK DURMAK
( UZAK DUR!
* Karnı tokken sızlanandan
* Zevk sürerken sıkılandan
* El içinde ağlayandan
* Dost sözünden gocunandan
* Kuşkusuyla buz tutandan
* Düşmanına dost durandan
* Suretiyle kandırandan
* Aynalardan kovulandan
* Şeytanıyla yarışandan
* Sevabını anlatandan
* Günahına kulp takandan
Mete Özgencil )
- KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK
- KAÇMAK ile/değil/yerine VAZGEÇMEYİ BİLMEK/BECERMEK
- KAÇMAK/KAÇIŞ ile/değil/yerine/>< ÖZGÜRLÜK
- KÂD[Ar.] ile KADD[Ar.] ile KÂD[Ar.]
( Mahzûn olma. İLE Boy. İLE Hırs. )
- KADÂ İLEYHİ[Ar.] ile KADÂ BİHÎ[Ar.]
- KADÂ[Ar.] ile HÜKM[Ar.]
- KADÂ[Ar.] ile KADER[Ar.]
- ... KADAR ile/ve/değil/yerine ... DOĞRULTUSUNDA
- ... KADARIYLA ile/ve/değil ... İTİBARİYLE
- KADASTROLAMAK ile KADASTROLANMAK ile KADASTRO
- KADAVRALAŞMAK ile KADAVRA
- KADAYIF[Ar. < KATAİF] ile TEL KADAYIF ile KÜNEFE
( Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek. )
- KADAYIF ile KADAYIFÇI/LIK
- KADD[Ar.] ile KATT[Ar.]
( Uzunlamasına kesmek. İLE Enine kesmek. )
- KADDERA LEHÛ KEZÂ[Ar.] ile MENÂ LEHÛ KEZÂ[Ar.]
- KA'DE[Ar.] ile KADEH[Ar. çoğ. AKDÂH]
( Bir kere oturma, oturuş. İLE Bardak, küçük bardak, içki bardağı. | [botanik] Kadeh. )
- KADEH[çoğ. AKDÂH] ile KADEH
( MÜRŞİDİN SÖZLERİ | İÇKİ BARDAĞI ile KALB )
- SAĞRAK/KADEH:
TOPRAK ile/ve METAL ile/ve CÂM
( XV. yy.'da. İLE/VE XVI. yy.'da. İLE/VE XVII. yy.'da. | İçi şarap dolu kadeh. )
- KADEH ile KADEH ARKADAŞI ile KADEH ARKADAŞLIĞI
- KADEH[Ar.] ile KE'S[Ar.]
- KADEH ile/ve/değil/yerine PİSAGOR'UN KADEHİ
( ... İLE Ölçüyü kaybedersen, herşeyi/ni kaybedersin. )
( ... İLE İçine konulan şarabın, kadehin ortasındaki çıkıntının seviyesini geçmesiyle, fazla olanı değil kadehin içindeki tüm sıvıyı, altındaki deliklerden akıtır. [Nerede duracağını ve ne kadar içmesi gerektiğini bilmeyenler için ve sınırlarını öğrenmeleri için yapılmıştır.] )
(
|
)
(
)
- KADEM[Ar.] ile KADEM[Ar.]
( Kıdem, derece. İLE Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] | Ayak. )
- KADEMELEMEK ile KADEMELENMEK ile KADEMELENDİRMEK ile KADEM ile KADEME ile KADEMLİ ile KADEMELİ ile KADEMSİZ/LİK ile KADEMESİZ ile KADEME KADEME ile KADEME İLERLEMESİ
- KADEMELİ ile KADEMELİ ÇÜRÜME ile KADEMELİ KAYBOLMA ile GİTGİDE ile KADEMELİ OLMA ile MEZUN OLMAK ile MEZUN ile KADEMELİ VERGİ ile MEZUN
( GRADUAL vs. GRADUAL DECAY vs. GRADUAL DISAPPEARANCE vs. GRADUALLY vs. GRADUALNESS vs. GRADUATE vs. GRADUATED vs. GRADUATED TAX vs. GRADUS )
( تدريجي ile فسادتدريجي ile محوتدريجي ile کم کم ile درجه به درجه ile به تدريج ile جسته جسته ile اندک اندک ile بمرور ile بتدريج ile نرم نرمک ile متدرجا ile خردخرد ile تدريجاً ile رفته رفته ile تدريج ile فارغ التحصيل ile آموخته ile مدرج کردن ile درجهدار ile ماليات تصاعدي ile فرهنگ عروضي )
( TADARYJY ile فسادتدريجي ile محوتدريجي ile KAM KAM ile DARJEH BAH DARJEH ile BAH TADARYJ ile JASTEH JASTEH ile ANDAK ANDAK ile بمرور ile BATADARYJ ile NARAM NARMAK ile متدرجا ile KHARDOKHARD ile TADARYJAN ile RAFTEH RAFTEH ile TADARYJ ile FARGH ELTAHSYLE ile AMUKHTEH ile MADARJ KARDAN ile DARJEKHODAR ile ماليات تصاعدي ile FAREANG ARUZY )
- KADEMELİ ile SINIFLANDIRMA
( GRADED vs. GRADING )
( نمره دار ile درجهدار ile نمره گذاري )
( NAMREH DAR ile DARJEKHODAR ile NAMREH GOZARY )
- KADER ile/ve/değil/||/<>/< AKIBET
- KADER ile/ve BUYRUK
( DESTINY vs./and ORDER )
- KADER ile/ve/<> FITRAT
- KADER ile KADERCİ/LİK ile KADERSİZ/LİK ile KADER BİRLİĞİ ile KADER ÇİZGİSİ
- KADER ile KADERLER
( FATE vs. FATES )
( نصيبب وقسمت ile تقدير ile بحث واقبال ile تقادير )
( NASYBEB VAGHASMAT ile TAGHADYR ile BAHS VAGHABAL ile تقادير )
- KADER ile/ve/||/<> KARMA
( ... ile/ve/||/<>
)
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir biçimde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )
( Karma'nın etkileyici ve ilham verici 10 yasası )
- KADER ile KEDER
- KADER ile/ve RASTLANTI/TESADÜF
( DESTINY vs./and COINCIDENCE )
- KADER[Ar.] ile TAKDÎR[Ar.]
- KADER ile/değil TARİH
- KADER ile/değil YAZGI
- KADER ile/değil YAZGI/"ALINYAZISI"
( [not] DESTINY vs./but ONE'S FATE )
( ... ile/değil MING )
- KADÎ/KADI/KAZI[Ar. < KAZÂ | çoğ. KUZÂT]["ka" uzun okunur] ile KADİH[Ar. < KADH]["ka" uzun okunur]
( Yapan, yerine getiren. İLE Kötüleyici, zemmedici. )
- KADI ile/ve/||/<> KÂTİP
( Yargıç. İLE/VE/||/<> Yazıcı ya da sekreter. )
- KADI ile/||/<> KAZASKER/SADIR
( Osmanlı Devleti'nde, Tanzimat Dönemi'ne kadar her türlü davâya, Tanzimat Dönemi ile Medeni Kanun'un kabulü arasındaki dönemde ise evlenme, boşanma, nafaka davalarına bakan mahkeme başkanı. İLE/||/<> Yargı düzeninde Şeyhülislam'dan sonra gelen en yüksek görevliye verilen san. | İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi. )
- KÂDI ile MÜÇTEHİT[Ar.]
( Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları. İLE Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü. )
- KADI ile/||/<> TAHT KADISI
( ... İLE/||/<> İstanbul'un sorunları ile ilgilenen, ticaret, sanat, iaşe denetimlerini yapan, aynı zamanda başkentin en büyük yargıcı olan ilmiye mensubu. )
- KADİFE/VELUR[Fr.] ile/ve ÇATMA
( Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış, ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş. İLE Bir tür döşemelik kumaş. )
- KADİFE/VELUR[Fr.] ile PELÜŞ[Fr.]
( ... İLE Bir yüzü uzun tüylü, yumuşak ve parlak, kadifeye benzer bir kumaş türü. )
- KADİFELEŞMEK ile KADİFELEŞTİRMEK ile KADİFE/LİK ile KADİFE ELLİ ile KADİFE DEVRİM ile KADİFE ÇİÇEĞİ
- KADIKÖY İSKELE CAMİSİ ile KADIKÖY CAMİSİ / OSMANAĞA CAMİSİ
( Kadıköy (Mustafa III) İskele Camisi. İLE Söğütlüçeşme Caddesi'nde iskele tarafında, çarşı önündedir. )
( 1741'de, Sultan III. Mustafa tarafından. İLE 1713'te, Bâbüssaâde Ağası Osman Ağa tarafından. [1813'te ve 1880'de yangın sonrası onarılmıştır.] )
- KADIKÖY ile KADIKÖY TAŞI
- KÂDI/LIK ile/değil NAİB/LİK
- KADÎM BİLGELİK ile/ve/<> KADÎM GELENEK
( ... İLE/VE/<> Kadîm Gelenek, hiçbir kültürün, milletin ve/ya da egemenliği altında değildir! Evrenseldir ve bu geleneğe ulaşmak, hünerdir. )
( ANCIENT/ETERNAL WISDOM vs./and/<> ANCIENT/ETERNAL TRADITION )
- KADÎM[Ar. < KIDEM | çoğ. KUDEMÂ]["ka" uzun okunur] ile KADİM[Ar. < KADEM]["ka" uzun okunur]
( Eski. | Öncesini bilir kimse bulunmayan, öncesi bilinmeyen şey. | Başlangıcı olmayan, öteden beri varolan. | Eski zaman. İLE Ayak basan, varan/ulaşan. )
- KADÎM MATEMATİK'TE, ÜÇ SORUNSAL:
TESLÎS-İ ZÂVİYE ile/ve TADÎF-İ MEZBAH ile/ve TERBİ'-İ DÂİRE
( * Dar açının çizimle/geometrik olarak üç eşit parçaya bölünmesi. İLE/VE * Küpün iki katının alınması. İLE/VE * Dairenin kareleştirilmesi. )
( Daha geniş bilgi için burayı tıklayınız... )
- KADÎM ile/ve ATİK
- KADÎM ile/ve/||/<>/< HÂDİM
- KADÎM ile HÂDÎS
( Başlangıcı ve sonu olmayan. İLE Oluşta olan. )
- KADİM ile KADİMİ ile KADİM DOST
- KADÎM-İ ZÂTÎ ile/ve KADÎM-İ ZAMANÎ
- KADÎM'İN KIDEMİ/KEŞFİ(KEŞF-İ KADÎM) ile/ve/||/<> CEDÎD'İN VAADİ(/VÂZ-I CEDÎD)
( Geçmişte. İLE/VE Gelecekte. )
( Klasik geleneklerde esas olan. İLE/VE Modern zamanlarda ve arayışlarda. )
( Geçmiş dönemlerde, tarihin oluşması[tekâmülü], geçmiş üzerine/üzerindendi. )
( MA el-MÂHÛD )
- KADIN -ile
( PARTHENOS )
- KADIN DOKTOR ile/ve/değil/||/<> KADIN DOKTORU
- KADIN ve ERKEK:
EŞİT ile/ve/değil/||/<>/>/< EŞ
( Eşitlik, ancak hak ve koşullar/olanaklar itibariyle, tüze ve tıpta geçerli olmak üzere, hâkim ve hekim önünde söz konusudur.
Hiçkimse de kimseyle kıyaslanamaz ve ölçülendirilemezdir. Kadın ve erkek "farkı/ayrımı" ise anlamsız bir genelleme sonucunda oluşan gereksiz, yersiz, karşılıksız, anlamsız ve boş bir "çabadır"/zorlamadır. )
- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...
( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )
- KADIN ile/değil KADINLIK/KADINLAR
( MER'A ile/değil NİSÂ )
- KADIN ile KARI
( HÜRRE: Cariye(eme) ya da esir olmayan kadın. )
- KADIN ile/ve/||/<>/> MÜCEVHER ile/ve/||/<>/> ERKEK ile/ve/||/<>/> KADIN
( Birbirini tüketen döngü. )
- KADIN-IN ... ile KÂDI'NIN ...
- KADINLARIN:
KORUNMASI ile/yerine/değil ANLAŞILMASI/EĞİTİLMESİ
- KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI:
BELEDİYE SEÇİMLERİ/NDE ile/ve/||/<>/> MILLETVEKİLLİĞİ/NDE
( 03 Nisan 1930 İLE/VE/||/<>/> 05 Aralık 1934 )
- KADINLAŞMAK ile KADINLAŞTIRMAK ile KADI/LIK ile KADIN/LIK ile KADINCA ile KADINLI/LIK ile KADINSAL/LIK ile KADINSIZ/LIK ile KADIN AVCISI ile KADIN BAŞINA ile KADIN KADINA ile KADIN BERBERİ ile KADIN TERZİSİ ile KADIN HAREKETİ ile KADIN KADINCIK ile KADIN TİCARETİ ile KADINLAR HAMAMI ile KADINLI ERKEKLİ ile KADIN HASTALIKLARI
- KADIN/LIK ile/ve/||/<>/> ANNE/LİK
( Bebek doğurabilme olanağı. | Kendini doğurabilme olanağı ve olasılığı. İLE/VE/||/<>/> Bebeği doğurup bakabilme, yetiştirebilme. | Bebeğinden ve kendinden doğabilme, kendini gerçekleştirme. )
- KADINSI ile KADINLIK ile FEMİNİZM ile KADINLAŞTIRMAK
( FEMININE vs. FEMININITY vs. FEMINISM vs. FEMINIZE )
( مادين ile زن صفت ile مونث ile تانيث ile مادگي ile زنانگي ile طرفداري اززنان ile زنانه شدن ile زن صفت کردن ile زنانه کردن )
( مادين ile ZAN SAFT ile MONS ile تانيث ile مادگي ile ZANANGY ile TARAFDARY AZZANAN ile ZANANEH SHODAN ile ZAN SAFT KARDAN ile ZANANEH KARDAN )
- KADINSILAŞMAK ile KADINSI/LIK
- KADİR GECESİ ile/ve/değil/<> KADİR-KIYMET BİLDİĞİN GECE
- KADÎR[Ar. < KUDRET] ile KADİR["ka" uzun okunur] ile KADR[Ar.]
( Tükenmez kudret sahibi olan Allah.[Allah'ın adlarından] İLE Güçlü, kuvvetli, kudretli, kudret sahibi. | Allah. İLE Değer, itibar. | Onur, şeref, haysiyet, meziyet. | Derece, rütbe. | Yıldızları, parlaklık derecelerine göre birbirinden ayırdetmek için yapılan sınıflandırmada her dereceden biri.[Birinci kadirden(en parlak) altıncı kadire kadar olan yıldızlar gözle görülebilir; teleskobun kuvveti arttıkça daha küçük kadirdeki yıldızları görmek olanaklıdır.][Güneşin parlaklığı sıfırıncı kadirdendir.] )
(1996'dan beri)