Değil (... değil ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 33.734 başlık/FaRk ile birlikte,
33.734 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(94/136)
- OLMAYAYDI değil OLMASAYDI
- OLMAZ ÖYLE ŞEY değil/yerine BENİM İÇİN UYGUN DEĞİL / BEN YAPAMAM
- OLMAZSA OLMAZ ile/ve/değil EŞİK
- ÖLMEK ile/ve/değil/yerine OLMAK
- ÖLMEK ile/değil/||/<> SOLMAK
( İnsanda. İLE/||/<> Bitkide. )
- ÖLMEK ile/değil/yerine/>< YAŞAMAK
( Yaşamakla meşgul olmazsan, ölmekle meşgul olursun. )
- ÖLMEK ile/değil/yerine YAŞAM(AY)I TAMAMLAMAK/HAY(I)R'LAMAK
- ÖLMEYE DEĞER ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER
( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )
- OLTP/ON-LINE TRANSACTION PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ KAYIT İŞLEME
- ÖLÜ/CESED[Ar. çoğ. ECSÂD], MEYYİT[Ar. < MEVT çoğ. EMVÂT][İt. MORTO] ile/değil/yerine NA'Ş/NAAŞ
- KİŞİ:
ÖLÜ ve ÖLÜMLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLU ve OLUMLU
- DEAD TIME[İng.] / TEMPS MORT[Fr.] / TOTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÜ ZAMAN
- ÖLÜ değil NEYYİD(E)
- ÖLÜ ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÜMLÜ
- ÖLÜ ile/ve/değil ŞEHİT
- ÖLÜ değil SESSİZ VAİZ
- OLUCAK değil OLACAK
- OLUK ile/değil ÇÖRTEN
( ... İLE/DEĞİL Dam çevresindeki yağmur sularını, oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarından dışarı doğru uzatılmış oluk. )
- ÖLÜLER KİTABI değil GÜNIŞIĞINA ÇIKIŞ KİTABI
- ÖLÜM:
ANIMSA(YA)MADIĞIMIZDA değil ANIMSANMADIĞIMIZDA
- ÖLÜM:
KALP/BEYİN DURDUĞUNDA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> UNUTULDUĞUMUZDA
- ÖLÜM:
ZORUNLU/IZDIRARÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İHTİYÂRÎ
( Ölmeden önce ölünüz... )
- ÖLÜM ile/ve/değil/< AYRILIK/MEHCÛR[Ar. < HİCR]/HİCRET
( Bir kere ölmek. İLE/VE/DEĞİL Her an ölüp ölüp dirilmek. )
( İnsan/kişi ancak öldükten sonra bilince konu olur/olabilir. )
- ÖLÜM ile/değil COTARD SENDROMU
( ... İLE/DEĞİL Yaşayan biri tarafından, kendinin ölü olduğu "iddia"sıdır. Cotard'ı olanlar, sıklıkla kendinin ve dünyanın varoluşundan "kuşku duyar". Bu sanrılara, sıklıkla intihar girişimleri ve düşünceleri de eşlik etmektedir. Cotard sanrısında, genellikle gerçek dışılık düşüncesi, görsel tanıma zorluğu ve kişinin gövdesinin çürüdüğü ve kötü koktuğu inancı vardır. Cotard sanrısının nedeniyle ilgili olarak araştırmacılar arasında uyuşmazlık vardır. Bazı araştırmacılar, bunu bir muhakeme bozukluğu olarak görmektedir. )
- ÖLÜM ile/ve/değil/yerine DAĞILMA/YAYILMA/AYRIŞMA
( MEVT ile/ve/değil/yerine NEŞR )
- ÖLÜM ile/ve/değil/yerine EMR-İ HAKK
( [not] DEATH vs./and/but DIVINE COMMAND
DIVINE COMMAND instead of DEATH )
- ÖLÜM ile/ve/değil EŞİK
- ÖLÜM değil İRTİHAL ETMEK
( Allah ihmal etmez, imhal eder. [Mühlet verir.] )
( Kağıtların biraradalığı. İLE/DEĞİL Okunması gereken. )
- ÖLÜM ile/değil İRTİHAL-İ DÂR-I BEKÂ
- ÖLÜM yerine/değil VEFÂT
- ÖLÜMDEN KAÇMAK değil/yerine KÖTÜLÜKTEN KAÇINMAK
- ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN
- OLUMLU/OLUMSUZ) HAVA/SI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HÂL/İ
- OLUMLU TEPKİ değil OLUMLU GERİBİLDİRİM
- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )
- OLUMSUZ KOŞULLAR:
GEÇİRİCİ ile/ve/değil/yerine/<> GEÇİCİ
- OLUMSUZ MANEVİYAT ile/değil/yerine OLUMLU MANEVİYAT
( Varlığının deneyimi. İLE/DEĞİL/YERİNE Hizmet. )
- OLUMSUZ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< KABA
- OLUMSUZ ile/ve/değil/yerine/>< OLUMLU
( !Üretici/yaratıcı. [!:değil] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Üretici/yaratıcı. )
( [not] NEGATIVE vs./and/but/>< POSITIVE
POSITIVE instead of NEGATIVE )
- OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ
- OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"
( [not] FEEDING BY NEGATIVE vs./but FEEDING BY POSITIVE
FEEDING BY POSITIVE instead of FEEDING BY NEGATIVE )
- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil DEĞİL
( [not] NEGATORY vs./and/but NOT )
- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ
- OLUMSUZLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÜRETKEN OLUMSUZLAMA
- OLUMSUZLUĞU/SORUNU/ÇÖZÜMÜ:
HESABA KATMAMIŞ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/>/< GÖZE ALMIŞ OLMAK
- OLUMSUZLUK BELİRTİMİ ile/değil/yerine DURUM BELİRTİMİ
( Sevmiyorum. İLE/DEĞİL/YERİNE Seviyor Değilim. )
( [not] TO STATE THE NEGATIVENESS vs./but TO STATE THE SITUATION
TO STATE THE SITUATION instead of TO STATE THE NEGATIVENESS
I don't like. WITH I feel no love. )
- OLUMSUZLUK değil/yerine/>< "ÖLÜMSÜZLÜK"
( Olumsuzlukları yönetebildiğimiz ve/ya da zihnimizden uzak tutabildiğimiz oranda, farkındalıkla dolu bir "ölümsüzlük" alanına çıkılır. )
- OLUMSUZLUK ile/ve/değil TARZ
( [not] NEGATIVENESS vs./and/but STYLE )
- OLUMSUZLUK ile/ve/değil TERCİH
( [not] NEGATIVENESS vs./and/but CHOICE )
- OLUMSUZLUK ile/ve/değil/<> ÜMİTSİZLİK
- OLUMSUZLUKTA/HASTALIKTA:
"İLERLEME" ile/değil/yerine İYİLEŞME
- ... OLUNABİLİNECEK değil OLUNABİLECEK
- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE değil DÜŞMANA BENZEYİNCE
- OLUR" ile/değil/yerine/>< İHTİYÂR
( Uygun ve geçerli olmayanlara/olmayabileceklere geçit vermek, kabul etmek yerine onurunla yaşamayı yeğlemek gerek. )
- OLUR"
ile/ve/değil/||/<>/><
NA OLUR ve/||/<> NAH OLUR
- OLUR" ile/değil/yerine/>< ONUR
( Uygun ve geçerli olmayanlara/olmayabileceklere geçit vermek, kabul etmek yerine onurunla yaşamayı yeğlemek gerek. )
- OLURSA/OLMASI YETMEZ ile/ve/değil/<> OLMAZSA OLMAZ
- ÖLÜRSE/M" değil ÖLÜNCE
- OLUŞ ile/ve/<>/değil SÜREÇ
- OLUŞ ile/ve/değil SÜREKLİ OLUŞ
( Oluş. İLE/VE/DEĞİL Şe'n. )
( Oluş, bilginin kendidir. )
( Olduğum gibi oluşum, benim liyakatım değil onların oldukları gibi oluşları da onların kusurları değil. )
( Olmak, fark edilebilir olmaktır, orada değil burada olmaktır, o zaman değil şimdi olmaktır, başka türlü değil de böyle olmaktır. )
( Olmak isteyen, oldurmaya çalışmaz. )
( Aradığınız, aslında olduğunuzu ifadelendirmektir. )
( Oluşun ve olmayışın, gelip geçiciliğini idrak edin ve her birinden de kurtulun. )
( [not] BEING vs./and/but CONTINUAL BEING
Being itself is knowledge.
To be, is to be distinguishable, to be here and not there, to be now and not then, to be thus and not otherwise.
What you seek is to express in action what you are.
Realise the momentariness of being and non-being and be free from both. )
- TEMPS DE GÉNÉRATION[Fr.] / GENERATIONSDAUER, GENERATIONSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞMA SÜRESİ
- OLUŞMA ile/ve/değil BELİRME
- OLUŞMA ile/ve/<>/değil/yerine ORTAYA ÇIKMA
- OLUŞTURMAK ile/ve/değil KURMAK
- HEAT OF FORMATION[İng.] / CHALEVR DE FORMATION[Fr.] / BILDUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM ISISI
- GENERATION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM SÜRESİ
- FORMATION[İng.] / BILDUNG, DER AUFBAU[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM
- OLUYORMUŞ GİBİ OLMASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/> OLMAMASI
- o.m.[Lat. < OMNI MANE] değil/yerine/= HER SABAH
- OMEGA MINUS PARTICLE[İng.] / PARTICULE OMÉGA MOINS[Fr.] / OMEGA-MINUS-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA EKSİ PARÇACIĞI
- OMEGA MESON[İng.] / MÉSON Ω[Fr.] ile/değil/yerine/= OMEGA MEZONU
- OMEGA[İng.] / OMÉGA[Fr.] / OMEGA[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA
- OHMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE OHMIQUE[Fr.] / OHMSCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DİRENÇ
- OHMSCHER KONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DOKUNAK
- OHMIC LOSS[İng.] / PERTE OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK KAYIP
- OHMIC CONTACT[İng.] / CONTACT OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK TEMAS
- OHMSCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK YİTİK
- omn. hor.[Lat. < OMNI HORA] değil/yerine/= HER SAAT
- OMNİPOTANS/OMNİPOTENCY[İng.] değil/yerine/= TÜMGÜÇLÜLÜK
- OMNIVORE[İng.] değil/yerine/= OMNİVOR
( Hem ot hem de et ile beslenen bir diyete sahip canlılara verilen isimdir. Hepçil olarak da bilinmektedir. İnsan, maymun, fare, ayı ve domuz bu canlılara örnektir. Bir canlının omnivor olup olmadığına bakılırken ana besin kaynağına bakılır. Yani nadiren ot yiyen etobur bir canlı hepçil bir canlı olarak kabul edilmeyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OMT/OBJECT MODELING TECHNİQUE[İng.] değil/yerine/= NESNE MODELLEME TEKNİĞİ
- ÖMÜR[< ÖMR < UMÜR]/HAYAT[Ar.] değil/yerine/= YAŞAM
- OMURGASIZ/LIK" ile/değil ÂŞIK/AŞK
- OMURGASIZ/LIK ile/değil BİLGE/LİK / İRFAN
- AYÂR-İ EVVEL[Osm.] / VORWAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN AYARLAMA
- BIAS CURRENT[İng.] / VORSPANNUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME AKIMI
- BIAS DISTORTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME BOZULMASI
- BIAS RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME DİRENCİ
- BIAS VOLTAGE[İng.] / VORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME GERİLİMİ
- BIAS CELL[İng.] / VORVORSPANNUNGSBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME PİLİ
- ÖN BİLGİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAM
- VORWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN DİRENÇ
- ÖN LİSANS değil/yerine/= ÖN YETKİNLİK
- o.n/omn. noct.[Lat. < OMNI NOCTE] değil/yerine/= HER GECE
- ON-PUMP CERRAHİ/ON-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= POMPA BAĞLANTILI KALP CERRAHİSİ
- DÉTÉRIORATION DU PRÉAMPLI[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ BOZULMASI
- PREAMPLIFIER[İng.] / PRÉAMPLIFICATEUR[Fr.] / VORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ
- ONE[Fr.] ile/değil/yerine/= ON
- -ONE[İng.] / -ONE[Alm.] ile/değil/yerine/= -ON
- ONA AİT ile/ve/değil/yerine ONUN ÜZERİNE
- ONA BAKMAK ile/değil/yerine ONUNLA BAKMAK
( [not] TO LOOK ON IT vs./but TO LOOK BY IT
TO LOOK BY IT instead of TO LOOK ON IT )
- ONAY (ALMAK)/ONAYLAMAK ile/ve/değil/yerine OLUR (ALMAK)/OLURLAMAK
- ONAY ile/ve/değil TESPİT
( [not] APPROVAL vs./and/but ESTABLISHING )
- ONAY/LAMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/<> DESTEK/LEME(ME)K
- ÖNCE:
ALICI(MÜŞTERİ) değil ÇALIŞAN
- ÖNCE CÂN, SONRA CÂNAN ile/ve/değil ÖNCE CÂNAN, SONRA CÂN
( "Canım var!" diyen ölüdür. )
( Canından vazgeçen ölüler için ölüm var mı? )
( ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDÂ CÂNÂNINA
MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ
CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER
CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER )
( [Ancak] Verirsek canı, alırız cananı. )
- [ÖNCE] NE OLDUĞU ÜZERİNDEN BİLMEK ile/ve/değil/yerine/sonra/||/<>/< NE OLMADIĞI ÜZERİNDEN BİLMEK
- ÖNCE SEN!" ile/değil/yerine/||/<>/< SENDEN SONRA
- ÖNCE ile/değil İLK
- ÖNCEDEN ... ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELERİ ...
- ÖNCEKİ ile/ve/değil YETERSİZLİK
- ÖNCEKİSİNDEN değil ÖNCEKİNDEN
- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/>< ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil/yerine İÇ İÇELİK
- ÖNCELİK ile/ve/değil/<>/= İLGİ
( [not] URGENT vs./and/but/<>/= PRIOR )
- ÖNCELİK ile/ve/değil KAYNAK
( [not] PRIORITY vs./and/but SOURCE )
- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< MERKEZÎ
- ÖNCELİK ile/ve/değil MEŞGUL OLMA
( [not] PRIORITY vs./and/but TO BE BUSY )
- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< PAYLAŞILMIŞ ÖNCELİK
- ÖNCELİK/Lİ ile/ve/değil/yerine AYRICALIK/LI
( [not] PRIORITY vs./and/but PRIVILEGED
PRIVILEGED instead of PRIORITY )
- ÖNCELİKLİ ile/ve/değil ÖNCELİKLERLE ÖRTÜŞEN
- ÖNCELİKLİ ile/değil ÖNE ALINAN
- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK
- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil SIRALAMA
- ÖNCESİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAMI
- ÖNCESİ-SONRASILI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)
- ONCOGENE[İng.] değil/yerine/= ONKOJEN (ONKOGEN)
( Bir onkojen, kanser gelişimine katkıda bulunan, mutasyona uğramış bir gendir. Normal, mutasyona uğramamış hallerine proto-onkojen denir ve bunlar, göze bölünmesinin düzenlenmesinde rol oynarlar. Bazı onkojenler, bir arabanın gaz pedalına basmak misali, bir gözeyi bölünmeye teşvik ederek çalışır. Diğer onkojenler, arabanızla yokuş aşağı dururken ayağınızı frenden kaldırmak gibi çalışır yani gözenin bölünmesinin önündeki engelleri kaldırarak bölünmeye neden olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖNCÜ ile/ve/değil/||/<> ÖNE GEÇEN/ÇIKAN
- ZEHNTELWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR DEĞER KALINLIĞI
- TENTH VALUE LAYER[İng.] / DIXIÈME D'ÉPAISSEUR DE DEMI-ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR KALINLIK DEĞERİ
- ONDA "VAR OLMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ONUNLA "VAR OLMAK"
- AŞÂRÎ[Osm.] / DECIMAL[İng.] / DÉCIMAL[Fr.] / DEZIMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDALIK
- ÖNDE GELEN ile/ve/değil DİKKATE DEĞER
- ÖNDE OLAN/OLMASI GEREKEN:
EŞEYSELLİK(ERİLLİK/DİŞİLLİK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVGİ
- ÖNDER:
YARATICI ile/ve/değil/||/<>/< NARSİSİST
- ÖNDER ile/ve/değil/||/<>/< ATILGAN
- ONDÜLAN ATEŞ/UNDULANT FEVER[İng.] değil/yerine/= DALGALI ATEŞ
- ONDÜLAN/UNDULANT[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALI
- ONDÜLASYON/UNDULATION[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALANIM
- ONDÜLE[Fr.] değil/yerine/= DALGALI / KIVRIMLI / KIVRILMIŞ
- ÖNE GEÇMEK ile/ve/değil GÜNDEMDE KALMAK
- PREFIX[İng.] / PRÉFIXE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖNEK
- ÖNEM ile/ve/değil YAYGINLIK
- ÖNEMİ YOK ile/değil BELİRLEYİCİLİĞİ YOK
- ÖNEMLİ BULMAK" ile/ve/değil/yerine/<> ÖNEMSEMEK
- ÖNEMLİ DEĞİL" değil FAZLA ÖNEMLİ DEĞİL
- ÖNEMLİ DEĞİL ile/ve/değil/yerine ÖNEMSİZ
- ÖNEMLİ OLAN" ile/ve/değil/yerine ÖNEMİ OLAN
( Herşeyin bir (az/orta/çok) önemi(değeri) vardır fakat önemli olup olmamayı, öncelik belirler. )
- ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ
( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )
( [not] IMPORTANT(PRIOR) vs./and/but/<>/>< PRECIOUS/VALUABLE
PRECIOUS/VALUABLE instead of IMPORTANT(PRIOR) )
- ÖNEM/Lİ ile/ve/değil/yerine BELİRLEYİCİ/LİK
( [not] IMPORTANT vs./and/but DETERMINATION
DETERMINATION instead of IMPORTANT )
- [ne yazık ki]
ÖNEMSE(ME)MEK ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKAR(SIZLIK)
- ÖNEMSİZ ile/ve/değil İKİNCİL
( [not] UNIMPORTANT vs./and/but SECONDARY )
- ÖNERGE ile/değil ÖNERME
- ÖNERME ile/değil DİYALEL[Fr. < Yun.]
( ... İLE/DEĞL Bir önermeyi, başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla sürdürülmeye çalışılan, zorlama felsefe, üstü örtülü bir tür kısırdöngü. )
- ÖNERME ile/ve/değil/||/<>/< KAVRAM
- ÖNERME ile/ve/değil/||/<>/> ÖNERİ
( [not] PROPOSITION vs./and/but/||/<>/> SUGGESTION )
- ÖNERME ile/ve/değil/||/<>/< ÖRNEK
- ÖNERMEK ile/değil ÖNE SÜRMEK
- ÖNGÖRÜ ile/değil/yerine AÇIKLAMA (OLARAK)
- ÖNGÖRÜ ile/ve/değil/yerine/<> VERİ
( vs./and/||/<>/and/but/< DATA
DATA instead of FORECAST )
- ÖNGÖRÜMÜZ ...:
BİR YILLIK İSE ile/ve/değil/||/<>/>/<
ON YILLIK İSE ile/ve/değil/||/<>/>/<
YÜZ YILLIK İSE
( Tohum ekelim. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Fidan dikelim. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Çocuk eğitelim. )
- -ONIC[İng.] ile/değil/yerine/= -ONİK
- ONİKOFAJİ değil/yerine/= TIRNAK KEMİRME
- ÖNKABUL ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÖNYARGI
( Çoğu kişi, zihinindeki önyargıları başka bir biçimde düzenlerken düşündüğünü zannetmektedir. )
( Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. )
( PRE ACCEPTANCE vs. PREJUDICE )
- ONKOGENEZ/ONCOGENESIS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞUMU
- ONKOJEN/ONCOGENOUS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞTURAN
- ONKOLOJİ/ONCOLOGY[İng.] değil/yerine/= UR BİLİMİ, KANSER BİLİMİ
- ONLAR ...:
"ANLARLARSA" değil ANLARSA
( Çoğuldan sonra tekrar çoğul eki gerekmez/fazlalıktır. )
- ONLARIN TEKELİNDE ile/ve/değil/yerine/<> ONLARLA ÖZDEŞ
- ONLA/ŞUNLA-BUNLA değil ONUNLA/ŞUNUNLA-BUNUNLA
- ÖNLENEBİLİR ile/ve/değil/||/<>/>/< ÖNGÖRÜLDÜĞÜNDE ÖNLENEBİLİR
- ONLİNE[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ
- ONLINE[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ
- ÖNLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<> TULUM
- ... değil ÖNSÖZ
- ONTOGENEZ değil/yerine/= BİREYOLUŞ
- ONTOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= ONTOLOJİK NATÜRALİZM
( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ONTOLOJİ değil/yerine/= VAROLAN BİLİMİ
- ONU SEVMEK ile/ve/<>/değil SENDEKİ "O"YU SEVMEK
- ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK BİRİ DEĞİLİM ile/değil/yerine ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK ZİHNE SAHİP (BİRİ) DEĞİLİM
- ONU(/BENİ/SENİ) "BÖLMEK/KESMEK" değil SÖZÜ/KONUYU/AKIŞI "BÖLMEK/KESMEK"
- ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA ile/değil BİR SONRAKİ HAFTA
- ONUN-BUNUN PEŞİNDEN KOŞ(MAK) ile/değil/yerine ONUN PEŞİNDEN KOŞ!
- ONUN/SENİN) GÜZELLİĞİNE BAKMAK ile/değil/yerine GÜZELLİĞE BAKMAK
- (ONUN İÇİN:)
[ne] ŞER ile/ve/değil/yerine/ne de/||/<>/< ŞEN
- ONUN/SENİN YERİNE değil ONUN/SENİN İÇİN
- ONUR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLGELİK
- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA
( [not] PREJUDICE vs./and/but PRE-UNDERSTAND
PRE-UNDERSTAND instead of PREJUDICE )
- ÖNYARGI ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ
- ÖNYARGI ile/değil ÖNYARGIYA ÖNYARGI
- ÖNYARGI ile/ve/değil/||/<>/> SONUÇ ODAKLILIK
- ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK
- ÖNYARGILARINI YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK
- OOCYTE[İng.] değil/yerine/= OOSİT
( Olgunlaşmamış yumurta gözesi, dişi gametosit.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OOOH değil/yerine AAAH
- OOSE/OBJECT ORIENTED SOFTWARE ENGINEERING[İng.] değil/yerine/= NESNE YÖNELIMLİ YAZILIM MÜHENDISLİĞİ
- OP./OPERATION[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT
- OPAK/OPAQUE[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZ
- OPAK[İng. OPAQUE]/MAT[Fr.] değil/yerine/= DONUK[>< PARLAK]
- OPAQUE[İng.] / OPAQUE[Fr.] / OPAK[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAK
- OPALESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAKLIK
- OPAL GLASS[İng.] / VERRE OPALE[Fr.] / EIN TRÜBGLAS, OPALGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAL CAM
- OPALINE[İng.] / OPALINE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPALİN
- OPASITE/OPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZLİK
- OPEN STAR CLUSTER[İng.] değil/yerine/= AÇIK YILDIZ KÜMESİ
( Genelde düzensiz biçimde dağılmış, üye sayısı birkaç düzineden birkaç bine kadar değişebilen yıldız toplulukları. Sıklıkla galaktik düzlemde bulunurlar ve küme üyelerinin çoğu, 10 milyar yıldan daha kısa süredir hayattadır. Ülker ve Arıkovanı kümeleri örnek olarak verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OPENEHR/OPEN ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= AÇIK ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI
- OPERA SALONU değil/yerine/= ÜNGÜTEY
- OPERA SANATÇISI değil/yerine/= ÜNGÜCÜ
- OPERA ile/değil/||/<>/> OPERET
- OPERABL/OPERABLE[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT EDİLEBİLİR
- OPERAN ŞARTLANMA/OPERANT CONDITIONING[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL KOŞULLANMA
- OPERANT RESPONSE[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL TEPKİ
( Gerçekleştirilmesinin sonuçlarına dayalı olarak yerleşmiş, öğrenilmiş bir davranış.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OPERATÖR[Fr. < OPERATEUR] değil/yerine/= CERRAH. | İŞLETMECİ
- OPERATÖR değil/yerine/= İŞLETMEN
- OPERATRİS[Fr. < OPÉRATRICE] değil/yerine/= KADIN OPERATÖR
- OPHIDIOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= OFİDİYOFOBİ
( Yılan korkusu olarak bilinen, Yunancada "yılan" anlamına gelen ὄφις ("ophis") ve "korku" anlamında gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OPIANINE[İng.] ile/değil/yerine/= OPİANİN
- OPIATE[İng.] / OPIATE[Fr.] / OPIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPİAT
- OPIUM[İng.] / OPIUM[Fr.] / OPIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= OPİUM
- OPİYUM/OPIUM[İng.] değil/yerine/= AFYON
- ÖPMEK:
DUDAĞINDAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YANAĞINDAN
( (")Seviyorsa/k("). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Çok seviyorsa/k. )
- OPORTÜNIST/OPPORTUNIST[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI
- OPORTÜNISTİK ENFEKSİYON/OPPORTUNISTIC INFECTION[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI BULAŞ
- OPORTÜNİZM/OPPORTUNISM[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇILIK
- OPOSSUM[< JOEY] değil/yerine/= KESELİ SIÇANGİL
( Keseli, memeli bir hayvan. Avustralya dışında olan ve Amerika'da yaşayan tek keseli hayvan. )
(1996'dan beri)