Değil (... değil ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 33.805 başlık/FaRk ile birlikte,
33.805 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(42/137)
- EYER değil EĞER
- EYİLİM değil EĞİLİM
- EYİM değil EĞİM
- EYİTİM değil EĞİTİM
- EYLEM ile/ve/değil/yerine BÜTÜNLÜK İÇİNDE EYLEM
( [not] ACTION vs./and/but ACTION IN THE INTEGRITY
ACTION IN THE INTEGRITY instead of ACTION )
- EYLEM ile/ve/değil/||/=/<>/< DİRENME
- EYLEM ile/değil EYLEME(K)
- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )
- EYLEM ile/ve/değil/||/<> İŞLEM
- İKTİDAR:
"EYLEMSEL" değil/yerine/></< HUKUKÎ
- ÂTİL SEYELÂN[Osm.] / INERTIAL FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT INERTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZ AKIŞ
- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )
( [not] THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION vs./but THOUGHT/TO THINK IN ACTION
THOUGHT/TO THINK IN ACTION instead of THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION
By doing you succeed, not by arguing.
A change of heart is action.
When all is done, the mind remains quiet. )
- TRÄGHEITSFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK AKIŞI
- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI
- AXIS OF INERTIA[İng.] / AXE DE L'INERTIE[Fr.] / INERTIALACHSE, INITIALACHSE, TRÄGHEITSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK EKSENİ
- TENSEUR D'INERTIE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK GERGİSİ
- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ
- INERTIA INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ INERTIELLE[Fr.] / SCHWUNGKRAFTINSTABILITÄT, TRÄGHEITSINSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK KARARSIZLIĞI
- INERTIA MATRIX[İng.] / MATRICE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MATRİSİ
- MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MOMENTİ
- TRÄGHEITSTENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK TENSÖRÜ
- MOMENT OF INERTIA RADIUS, RADIUS OF INERTIA[İng.] / GYRATIONSRADIUS, TRÄGHEITSHALBMESSER, TRÄGHEITSRADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK YARIÇAPI
- INERTIA TENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK YERDEĞİŞTİRİCİ
- ATÂLET[Osm.] / INERTIA[İng.] / INERTIE[Fr.] / INERTIAL, TRÄGHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK
- EYLENCE değil EĞLENCE
- EYMEK değil EĞMEK
- EYR KONDİŞIN/AIR CONDITION değil/yerine/= ISI DENGELER
- EYRİ değil EĞRİ
- EYRING EQUATION[İng.] / ÉQUATION D'EYRING[Fr.] / EYRING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG DENKLEMİ
- EYRING THEORY[İng.] / THÉORIE D'EYRING[Fr.] / EYRING-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG KURAMI
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK
- EYVAH" ile/değil/yerine EYVALLAH
( Temel, yerde bir muz kabuğu görmüş...
- "Eyvah! Yine düşeceğim." demiş. )
- EZAN değil/yerine/= ÇAĞRAN
- EZBER ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )
- EZBER değil/yerine/= BELLEME
- EZBER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ
- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK
- EZEJERE" değil EKZAJERE
- EZEL değil/yerine/= ÖNCESİZLİK
- EZELİ REKABET[Ar.] değil/yerine/= ESKİLİ ÇEKİŞKİ
- EZELİ değil/yerine/= BİTİMSİZ
- EZELİ değil/yerine/= ESKİLİ/ÖNCESİZ
- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"
- EZİK ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜ
- EZİK ile/değil UTANGAÇ/SİNGİN
- EZİYET ile/değil/yerine HİZMET
- EZİYET değil/yerine/= İNCİTİM
- EZİYET(CEVR) ile/ve/değil/||/<>/>/< ISTIRAP
( Fiziksel. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Zihinsel/düşünsel. )
- EZİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MEZİYET
( Eziyet olmadan/çekmeden, meziyet olmaz. )
- EZİYET değil RAHMET
- EZİYET ile/değil/yerine ZAHMET
- EZMEK ile/ve/değil/yerine YOĞURMAK
- EZOTERİK[Fr. < ÉESOTÉRIQUE] değil/yerine/= İÇREK
- EZOTERİK ile/değil/yerine BÂTINÎ
- EZZA değil ECZA
- F-BAND[İng.] / BANDE-F[Fr.] / F-BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= F BANDI
- F-BLOCK[İng.] ile/değil/yerine/= F-BLOKU
- f./ft.[Lat. < FIAT] değil/yerine/= YAP, YAPINIZ
- F-LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= F KATMANI
- F-ZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= F MERKEZİ
- F CENTERS[İng.] / CENTRES-F[Fr.] ile/değil/yerine/= F MERKEZLERİ
- F-NUMBER[İng.] / NOMBRE F[Fr.] / F-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= F SAYISI
- COUCHE F[Fr.] / F-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= F TABAKASI
- F-TEST[İng.] ile/değil/yerine/= F-TESTİ
- F1[İng.] değil/yerine/= F1
( İlk çaprazlama sonunda çıkan ilk filial (oğul ya da kız) melezler. Sonraki nesiller F2, F3 vb. Ile gösterilir. Kantitatif özellik lokusu (QTL) haritalaması ile hayvan çalışmalarında, fenotipin aşırı uçlarına (en düşük ve en yüksek kan basıncı gibi) sahip iki hayvan F1 dölünü oluşturmak üzere çiftleştirilir ve daha sonra F1 x F1 çiftleşmeleri, daha sonra haritalama çalışmaları için kullanılan geniş fenotip yelpazesine sahip F2 neslini oluşturur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAAL/AKTİF değil/yerine/= ETKİN
- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE
- FABRİKA değil/yerine/= ÜRETİMLİK
- FABRİKATÖR[Fr. < FABRICATEUR] değil/yerine/= FABRİKACI
- FABRY-PEROT INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE FABRY-PEROT[Fr.] / FABRY-PEROT-INTERFEROMETER, FABRY-PEROT-INTERFERENZSPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= FABRY-PEROT GİRİŞİMÖLÇERİ
- FAÇA ile/değil PAÇA
- FACTORIAL[İng.] değil/yerine/= FAKTÖRİYEL
( Seçilen bir pozitif tam sayıdan 1'e kadar olan tüm pozitif tam sayıların çarpımıdır. Matematikte "!" işareti ile gösterilir. Gösterimi şöyledir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] değil/yerine/= YUTAR GÖZE
- FAGOSİT değil/yerine/= YUTARGÖZE
( Organik ya da inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan gözesi. )
- FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE] değil/yerine/= GÖZE YUTARLIĞI
- FAGOSITOZ/PHAGOCYTOSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE YUTUMU
- FAGOSİTOZ değil/yerine/= YUTMA
- FÂHİŞ ile/değil/yerine/>< FASİH[Ar.]
- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )
- FAHİŞ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÇÜYÜ AŞAN/AŞIRI
- FAHRENHEIT-ARÄOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT AREOMETRESİ
- FAHRENHEIT'S HYDROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE DE FAHRENHEIT[Fr.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT HİDROMETRESİ
- FAHRENHEIT SCALE[İng.] / ÉCHELLE FAHRENHEIT[Fr.] / FAHRENHEITSKALE, FAHRENHEIT-SKALE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT ÖLÇEĞİ
- FAHRENHEIT TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE FAHRENHEIT[Fr.] ile/değil/yerine/= FAHRENHEİT SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL
- FAHRÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYGIL
- FAİL değil/yerine/= EDİMCİ
- FAİLİ MEÇHUL değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN
- FAIR-PLAY değil/yerine/= DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OYUN
- FAITH[İng.] ile/değil FATİH
- FAİZ ile/değil RİBÂ
( ... İLE/DEĞİL Tefecilikle alınan fahiş faiz. )
- FAİZ/NEMA[Ar.] değil/yerine/= GETİRİ/ÜREM
- [ne yazık ki]:
FAİZ ile/değil/yerine/>< ÜRETİM(EKİN/KÜLTÜR)
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT değil AYNI ZAMANDA
- FAKİR ile/ve/değil/yerine KANAATKÂR
- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL
- FAKİRHANE değil/yerine/= YOKSULEVİ
- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI
- FAKİR/LİK ile/değil PARASIZ/LIK
- FAKS değil/yerine/= BELGEÇ, BELGEGEÇER
- FAKSİMİLE[Fr. < FACSIMILÉ] değil/yerine/= TIPKIBASIM
- FAKSİYON değil/yerine/= KURUMLAR
( KURUMLAR )
- FAKTİTİF[Fr. < FACTITIF] değil/yerine/= ETTİRGEN EYLEM
- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN
- FAKÜL[Fr. < FACULE] değil/yerine/= BENEK
- [gökbilim] FAKÜL[Fr.] değil/yerine/= BENEK
- FALANJİST[Fr. < PHALANGISTE] değil/yerine/= FALANJ ÜYESİ.[İSPANYA'DA]
- FALANKS/PHALANX[İng.] değil/yerine/= PARMAK KEMİĞİ
- FALCATE[İng.] değil/yerine/= FALKAT
( Ayası orak biçiminde kıvrık olan basit yaprak.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FALEZ[Fr. < FALAISE] değil/yerine/= YALI YAR
- FALİYET değil FAALİYET
- FALSE CONSENSUS EFFECT[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ
( Başka insanlarla; davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAMENNIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= FAMENİYAN EPOKU
( Günümüzden yaklaşık olarak 372.200.000 ile 358.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAMILYAL/FAMILIAL[İng.] değil/yerine/= AİLEVİ
- FANATİK[Fr. < FANATIQUE] değil/yerine/= BAĞNAZ
- FANATİK değil/yerine/= BAĞNAZ/TUTKUN
- FANATİZM[Fr. < FANATISME] değil/yerine/= BAĞNAZLIK
- FANATİZM[İng. FANATICISM | Fr. < FANATISME] değil/yerine/= BAĞNAZLIK
- FÂNÎ:
YOK değil GEÇİCİ
- FÂNİ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÜMLÜ/GELİP GEÇİCİ/KALIMSIZ
- FANNING'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE FANNING[Fr.] / FANNING-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG DENKLEMİ
- FANNING FRICTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE FROTTEMENT DE FANNING[Fr.] / FANNING-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG SÜRTÜNME KATSAYISI
- FANNO FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE FANNO[Fr.] / FANNO-STRÖMUNG, FANNO-FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNO AKIŞI
- PHANOTRON[İng.] / PHANOTRON[Fr.] / PHANOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= FANOTRON
- FANTASTİK[Fr. < FANTASTIQUE] değil/yerine/= HAYALÎ
- FANTEZİ YAPMAK ile/değil/yerine FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK
- FANTEZİ değil/yerine/= DÜŞLEM
- FANTOM[Fr. < FANTÔME] değil/yerine/= HAYALET
- FANTOM/PHANTOM[İng.] değil/yerine/= HAYALET
- PHANTOM[Alm.] ile/değil/yerine/= FANTOM
- FARAD[İng.] / FARAD[Fr.] / FARAD[Alm.] ile/değil/yerine/= FARAD
- FARADAIC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY AKIMI
- FARADAY BIREFRINGENCE[İng.] / BIRÉFRINGENCE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE DOPPELBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ÇİFT KIRILMASI
- FARADAY'S DISC[İng.] / DISQUE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHE SCHEIBE, FARADAYSCHE RUNDSHEIBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİSKİ
- DIAMAGNETISCHE WIRKUNG VON FARADAY[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY DİYAMANYETİK ETKİSİ
- FARADAY'S LAW OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI/KANUNLARI
- FARADAY'S LAWS OF ELECTROLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASALARI
- FARADAYSCHES ELEKTROLYSEGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ELEKTROLİZ YASASI
- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ
- FARADAY'S LAW OF INDUCTION[İng.] / FARADAYSCHES INDUKTIONSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY İNDÜKSİYON YASASI
- FARADAY CAGE[İng.] / CAGE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER KÄFIG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KAFESİ
- FARADAY DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KARANLIK BÖLGESİ
- FARADAY CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY SABİTİ
- FARADAY CYLINDER[İng.] / CYLINDRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER ZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY SİLİNDİRİ
- FARADAY TUBE[İng.] / TUBE DE FARADAY[Fr.] / FARADAY-RÖHRE, FARADAY-TUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY TÜPÜ
- FARADAY[İng.] / FARADAY[Fr.] / FARADAY[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY
- NONFARADIAC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAYİK OLMAYAN AKIM
- LOIS DE L'ÉLECTROLYSE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= FARADAY'IN ELEKTROLİZ YASALARI
- LOIS DE L'INDUCTION DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= FARADAY'IN İNDÜKSİYON YASALARI
- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM
- FARAZÎ ile/ve/değil/||/<>/< NAZARÎ
- FARBA/FARBALA[Fr.] değil/yerine FIRFIR
- FARBALA[Fr. < FARBALA] değil/yerine/= FIRFIR
- FARE ile/değil UZUN KULAKLI ARAP TAVŞANI
( ... İLE Moğolistan'da, Gobi Çölü'nde yaşarlar. [İlk 6 haftalarını, yerin altında, ailesinin korumasında geçirerek büyür ve yaşarlar.] )
( NTV - Yaşam Öyküsü 1. Bölüm (İlk Adımlar)[41:00 - 44:20 arası] )
- FARENJİT[Fr. < PHARYNGITE] değil/yerine/= YUTAK İLTİHABI
- PRESSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= FARK BASINCI
- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI
( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )
- FARK ÖNCESİNDEKİ CEM ile/değil/yerine FARK SONRASINDAKİ CEM
( Zevktelerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Ancak, zahmette olanlar/olabilenler içindir. )
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- DIFFERENTIALVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= FARK YÜKSELTECİ
- FARK ile/ve/değil DİZİLİM
( [not] DIFFERENCE vs./and/but STRING )
- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA
( [not] DIFFERENCE vs./and/but COMMON POINT
COMMON POINT instead of DIFFERENCE )
- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK
- DIFFERENTIATING SOLVENTS[İng.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRICI ÇÖZÜCÜLER
- TEMYİZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRMAK
- FARK/LAR:
NESNEDE ile/ve/değil/||/<> GÖZLEMDE/KEŞİFTE
- FARKLAR ile/ve/değil/> FARKLILIK
( Farkın olumlu ya da olumsuz bir yönde olması/değerlendirilmesi gerekmeden sadece fark olarak! )
( TEFÂVÜT[< FEVT]: İki şeyin birbirinden farklı olması. | İki şey arasındaki fark.
BÎ-TEFÂVÜT/BİLÂ-TEFÂVÜT: Farksız. )
( [not] DIFFERENCES vs./and/but/> DIFFERENCE )
- FARKLAR ile/ve/<>/değil/yerine TEMEL/BELİRLEYİCİ FARKLAR
- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK
- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )
- FARKLILIKLAR değil FARKLAR
(
| Kavram | Açıklama | Örnek Kullanım |
|---|---|---|
| Farklılık |
- Bir durum ya da nesnenin genel olarak farklı olma durmunu tanımlar. - Soyut bir kavramdır ve tekil olarak kullanılır/kullanılmalıdır. |
- "İki kültür arasındaki farklılık, oldukça dikkat çekiciydi." - "Tasarımlardaki farklılık, genel estetik anlayışından kaynaklanıyor." |
| Farklar |
- Belirli iki ya da daha fazla nesne arasındaki somut ya da açık ayrımları tanımlar. - Nesne ya da tek tek gözlemlenebilen durumlar için yeğlenir. |
- "Bu iki öneri arasındaki farklar oldukça belirgindir." - "Renkler arasındaki farklar, hemen göze çarpıyor." |
| "Farklılıklar" |
- En son/üst düşün(dür)me/soyutlama "-lık" ekinden sonra "-lar" çoğul ekinin kullanımı gereksiz/yanlıştır. Dil bilgisi hatasıdır. - Yerine "farklılık" ya da "farklar" yeğlenmelidir. |
- Hatalı örnek: İki çalışma arasındaki "farklılıklar", ayrıntılarıyla incelendi. - Doğru: İki çalışma arasındaki farklar, ayrıntılarıyla incelendi. |
( [not] DIFFERENCE but DIFFERENCES )
- FARMAKODİNAMİK[Fr. < PHARMACODYNAMIQUE] değil/yerine/= FARMAKODİNAMİ İLE İLGİLİ
- FARMAKOLOG değil/yerine/= EMBİLİMCİ
- FARMAKOLOJİ[Fr. < PHARMACOLOGIE] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ
- FARMAKOLOJİ/PHARMACOLOGY[İng.] değil/yerine/= İLAÇ BİLİMİ
- FARMAKOLOJİ değil/yerine/= EMBİLİM
- PHARMACOLOGY[İng.] / PHARMACOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARMAKOLOJİ
- FARMAKOLOJİK değil/yerine/= EMBİLİMSEL/EMSEL
- FARMAKOPE/PHARMACOPEIA[İng.] değil/yerine/= RESMİ İLAÇ BİLGİSİ
- FARMAKOVİJİLANS/PHARMACOVİGILANCE[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TAKİP DÜZENİ
- FARMASON[Fr. < FRANCMAÇON] değil/yerine/= MASON
- FARS[Fr. < FARCE] değil/yerine/= GÜLDÜRÜ
- ... "FARZ" OLDU ile/değil/yerine ... ŞART OLDU
- FARZ ile/ve/değil İMAN
- FARZ-I MAHAL değil FARZIMUHAL(OLMAYACAK ŞEY YA!)
- FÂŞ değil/yerine/= MEYDANA ÇIKMA, DUYULMA, AÇIĞA VURMA
- FASET/FACET(TE)[İng.] değil/yerine/= DÜZ, PÜRÜZSÜZ YÜZEY
- FASİKÜL/FASCICLE[İng.] değil/yerine/= DEMETÇİK
- FASİKÜLASYON/FASCICULATION[İng.] değil/yerine/= SEYİRME
- FASİLITASYON/FACILITATION[İng.] değil/yerine/= KOLAYLAŞTIRMA
- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK" ile/değil/yerine !ZORBA/LIK
- FASİT DAİRE[Ar.] değil/yerine/= KISIR DÖNGÜ
- FASİT DAİRE[Ar.] değil/yerine/= KISIR DÖNGÜ
- FASİYAL/FACIAL[İng.] değil/yerine/= YÜZ (İLİŞKİLİ)
- FAŞİZAN[Fr. < FASCISANT] değil/yerine/= FAŞİST EĞİLİMLİ
- FASON[Fr. < FAÇON] değil/yerine/= KESİM
- FASTA FORMAT[İng.] değil/yerine/= FASTA FORMATI
( DNA ve protein sekansları için evrensel yazı formatıdır. ">" işareti ile başlayıp tek satırlık tanımlamadan sonra sekans bilgileri ile devam eder.>gi|129295|sp|P01013|OVAX_CHICK GENE X PROTEIN (OVALBUMIN-RELATED)
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FASÜLYE değil FASULYE
- FAT PHOBIA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN FOBİSİ
( Fat phobia, isminden de anlaşılacağı üzere şişman insanlardan ve yağ tüketiminden takıntılı bir biçimde korkma anlamına gelir. Bu durum patolojik bir durumdur ve bir tutum ya da davranış içinde kendini gösterebilir. Fat phobia, çok küçük yaşlardan beri insanlar üzerinde etkilerini göstermektedir. Örneğin David Aronson tarafından 1997 yılında yapılan bir çalışmada, yaş ortalamasına göre fazla kilolu çocukların diğer çocuklar tarafından daha çok ayrımcılığa uğradığı gösterilmiştir. Aynı biçimde 1995 yılında Christian S. Crandall tarafından yürütülen şu çalışma, fazla kilolu kadınların yükseköğrenimleri için ebeveynlerinden daha az finansal destek gördüklerini ortaya koymuştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FATAL değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ
- FATALİST[Fr. < FATALISTE] değil/yerine/= YAZGICI
- FATALITE/FATALITY[İng.] değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜLÜK
- FATALITE ORANI/FATALITY RATE[İng.] değil/yerine/= OLGU-ÖLÜM ORANI
- FATALİZM[Fr. < FATALISME] değil/yerine/= YAZGICILIK
- FATURA ile/ve/değil/yerine İRSALİYELİ FATURA
- FATURA[İt. < FATTURA] değil/yerine/= SAYIŞÇA
- FATURA değil/yerine/= YASAL ÖDENDİ BELGESİ
- FAUNA değil/yerine/= DİREY
- FAUNA[İng.] değil/yerine/= FAUNA
( Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)