Bugün[02 Haziran 2026]
itibarı ile 33.811 başlık/FaRk ile birlikte,
33.811 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(107/137)


- SANKİ değil/yerine/= SÖZÜMONA


- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"


- ŞANO[İt. SCENA] değil/yerine/= TİYATRO SAHNESİ


- SANRILARDAN "KURTULMAK" ile/ve/değil/||/<>/< SANRILARI TEKRAR EDEREK KURTULMAK


- ŞANS (VERMEK) ile/ve/değil/||/<>/< KOZ (VERMEK)


- ŞANS ile/ve/değil AYRICALIK

( [not] CHANCE vs./and/but PRIVILEGE )


- ŞANS ile/değil DENKLİK/DENK GELME


- ŞANS ile/değil FIRSAT


- ŞANS ile/ve/değil/yerine NİMET

( Bir nimetin çok olması, onun nimet olmadığını göstermez. )


- ŞANS ile/ve/değil OLANAK

( Şans, cesâretlinin yanındadır. )

( Kendini kanıtlaması için kendinize bir şans verin. )

( Doğru olana tutunun; şans yakında şanssızlığı alt edecektir. )

( Tedbirli ve alçakgönüllü[mütevazı] olun, şansı yakalarsınız. )

( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )

( Olgun kişi, şanssızlığın doğasını izleyerek kendini hazırlar. )

( İçten neşe, şans getirir. )

( Şanssızlık ve düşüş, kişinin kendini yönetme biçimine bağlıdır. )

( [not] CHANCE vs./and/but POSSIBILITY )

( CHANCE vs./and POSSIBILITY
Give the self a chance to prove itself. )


- ŞANS ile/değil OLASILIK

( Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç. | Bir olayın olabilirliği. | Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok, rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. İLE ... )

( [not] CHANCE vs./and/but PROBABILITY
PROBABILITY instead of CHANCE )


- ŞANS ile/değil/yerine/>< ÖZEN/BAKIM


- ŞANS değil/yerine/= UĞUR/YOM


- SANSASYONEL değil/yerine/= ÇARPICI/SES GETİREN


- ... "ŞANSI" YOK değil ... OLASILIĞI/OLANAĞI YOK


- SANSKRİT değil/yerine HİNTÇE


- SANSKRİTÇE değil SANSKRİT


- ŞANSLI (OLAN) ile/ve/değil/yerine ŞANSINI YARATAN (OLMAK)

( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )


- ŞANSON[Fr. < CHANSON] değil/yerine/= MISRA DİZİSİ, MELODİ


- SANSUALİZM[Fr.]/SENSÜALİZM[İng.] değil/yerine/= DUYUMCULUK


- SANSÜALİZM[İng. < SENSUALISM] değil/yerine/= DUYUMCULUK


- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/DENETKİ/SIKIDENETİM

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )


- SANSÜR ile/değil/yerine DİSİPLİN

( [not] CENSORSHIP vs./and/but DISCIPLINE
DISCIPLINE instead of CENSORSHIP )


- SANSÜRLEME ile/değil/yerine DÜZENLEME


- ZENTIGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAD


- CENTIGRAM[İng.] / ZENTIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAM


- GRAD CELSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT DERECE


- CENTIGRADE[İng.] / CENTIGRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT


- ZENTIGRAY[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAY


- CENTIGRAY[İng.] / CENTIGRAY[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGREY


- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS


- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE


- ŞANTİYE[Fr. CHANTIER] değil/yerine/= ...

( Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı ya da işlendiği yer. | İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı. | Büyük yapıların inşasında yapıcıların yaşadıkları geçici bina. | Ev, fabrika, baraj vb.nin yapımının sürdüğü yer, yapı yeri. | Gemi tezgâhı. )


- SANTONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SANTONYAN EPOKU

( Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ŞANTÖR[Fr. < CHANTEUR] değil/yerine/= ERKEK ŞARKICI


- ŞANTÖZ[Fr. < CHANTEUSE] değil/yerine/= KADIN ŞARKICI


- SANTRA[İng. < Lat.] değil/yerine/= ORTA, MERKEZ


- SANTRAL/CENTRAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZÎ


- SANTRANÇ değil SATRANÇ


- SANTRİFÜGAL/CENTRİFUGAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZKAÇ


- SANTRİFÜJ/CENTRİFUGE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜR AYIR AYGIT


- MERKEZKAÇ/SANTRİFÜJ[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.] değil/yerine/= ÖZEKKAÇ

( Merkezden uzaklaşan. )


- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ


- CENTRIFUGATION[İng.] / CENTRIFUGATION[Fr.] / SCHLEUDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJLEME


- SANTRIPEDAL/CENTRIPETAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZCİL


- ŞANZIMAN değil/yerine/= GÜÇAKTAR


- OUTLINER[İng.] ile/değil/yerine/= SAPAN DEĞER


- SAPIK ile/değil AZGIN


- SAPIK/LIK" ile SAPKIN/LIK | ile/değil/yerine/||/<>/< SAPMA

( "Yükleme". İLE Tespit. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum. )


- ABERRATION[İng.] ile/değil/yerine/= SAPINÇ


- SAPITMA ile/değil/||/< SAPTIRMA ile/değil/||/< SAPMA


- ŞAPKA ile/değil BO DOI

( ... İLE/DEĞİL Vietnam'da, koni biçimindeki şapkaların adı. )


- ŞAPKA ile/değil BONE


- ŞAPKA:
ÜSTTE/(BAŞTA) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE


- SAPKIN EŞEYSELLİK ile/değil YOĞUN EŞEYSELLİK


- SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN


- SAPLAMAK ile/değil SAPTAMAK

( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )


- SAPLANTI ile/değil AŞK


- SAPLANTI" ile/değil FELSEFE


- SAPLANTI ile/değil/yerine İSTİKRAR


- SAPLANTI" ile/değil/yerine/>< SORGULAMAK


- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )


- ALUM[İng.] / ALUN[Fr.] / ALUN, ALUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞAPLAR


- ANGLE OF DEVIATION[İng.] / ABLENKWINKEL, ABWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA AÇISI


- SAPMA ile/değil BAŞKALDIRI


- İNHİRAF[Osm.] / DEVIATION, VARIATION[İng.] / DÉVIATION[Fr.] / ABWEICHUNG, DEVIATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA


- SAPMA ile/değil KAYMA


- İNHİRAFSİZ[Osm.] / APLANATIC[İng.] / APLANATIQUE[Fr.] / APLANATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMASIZ


- STRAY RAY[İng.] / RAYONNEMENT DÉVIÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAPMIŞ IŞIN/IŞINIM


- SAPROFİT[Fr. < Yun. SAPROS: Çürük. | PHYTON: Bitki.]/SAPROTROF değil/yerine/= ÇÜRÜKÇÜL

( Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan bitki ve organizmalar. )


- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN


- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA


- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU


- DEFLECTING VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉVIATION[Fr.] / ABLENKSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA GERİLİMİ


- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA


- SAR/SPECİFIC ABSORPTION RATE[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL SOĞURMA DEĞERİ


- SPIRITS OF WINE[İng.] / ESPRIR DE VIN[Fr.] / WEINGEIST[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞARAP RUHU


- ŞARAP[Ar.]/MEY[Fars.] değil/yerine/= ÇAKIR/SÜÇİK


- ŞARAP[Ar. < ŞERÂB]/MÜDÂME/MEY[Fars.] ile/değil HAMR


- ŞARAP ile/değil KEVSER ŞARABI


- ŞARAP ile/ve/değil/> SERAP


- SARAY ile/ve/değil/yerine/<> ÇAYIR-BAYIR


- SARAY ile/ve/değil HÜKÜMET KONAĞI


- SARAY ile/ve/değil KONAK

( ... İLE/VE/DEĞİL Kışın oturulan ve surun/şehrin içinde olan. )


- ŞARBON[Fr. < CHARBON] değil/yerine/= KARAKABARCIK


- ŞARBON[Fr.] değil/yerine/= YANIKARA/KARAKABARCIK/KARAYANIK

( Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri ya da mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan, tehlikeli sayrılık. )


- ŞARDON/LU değil/yerine/= TÜYLENDİRME/TÜYLENDİRİLMİŞ


- SARF ETMEK değil/yerine/= KULLANMAK


- SARF-I NAZAR[Ar.] değil/yerine/= SAYILMASA DA, VAZGEÇİLSE DE


- SARGENT CYCLE[İng.] / CYCLE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT ÇEVRİMİ


- SARGENT CURVE[İng.] / COURBE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT EĞRİSİ


- FACTEUR DE BOBINAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= SARGI FAKTÖRÜ


- SARGILI ile/değil SARILI


- SARHOŞ ETMEK değil/yerine/= ESRİTMEK


- SARHOŞ İKEN ile/değil SARHOŞ İSEN


- SARHOŞ OLMAK değil/yerine/= ESRİMEK


- SARHOŞ OLMAK değil/yerine/= SÜDREMEK/ESRİMEK


- SARHOŞ[Fars. SER:Baş. + HOŞ] değil/yerine/= ESRİK/ESRÜK[dvnlgttrk]


- SARI "BULGUR" ile/değil/yerine DOĞAL BULGUR


- SARI MERCİMEK ile/değil SOYULMUŞ YEŞİL MERCİMEK


- YELLOW CAKE[İng.] / GÂTEAU JAUNE[Fr.] / GELBE PASTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARI PASTA


- SARIGÜZEL CADDESİ değil/< SARIGÖREZ CADDESİ


- SARIK ile/ve/değil KAVUK

( İmamların/mürşitlerin başlarındaki sarıklar, fesin etrafına dolandırılan kefendir. Kişi, yaşama anlam vermeyi, yaşamındaki olanaklar ya da değerler üzerinden değil ancak ve özellikle ölümü düşünerek anlamlandırabilir. Dolayısıyla yaşamın önemini ve ciddiyetini "ben ölümle hesaplaşmamı her zaman yaparım/yapabilirim!" bilgisini sunan bu sarıkla/kefenle yaymaktadır/paylaşmaktadır. Sarığın, özellikle camide ve özellikle imamın başında olması aynı zamanda cemaat için de geçerlidir. İmamın kıldığı namazdan cemaatin, cemaatin kıldığından da imamın sorumluluğu vardır. Bir bütünlerdir, birbirini tamamlarlar. Cemaate katılan her bir kişinin fiziksel olarak sarık takmasına gerek kalmadan imam bu görevi üstlenmiştir. Cemaat katılımcıları da sadece camide değil günlük yaşamda da bu bilgi üzerine ölümle ilişkilerini bu simge ve anlam üzerinden gerektikçe ve zaman zaman sürdürmelilerdir. )

( Seyr-ü sülûk'u, nefs mertebelerini ve kefeni simgeler. [7 kat sarılır] )


- SARIK ile/değil ÜSKÜF[Yun.]


- SARILMA ile/ve/değil KUCAKLAŞMA/KOÇMAK

( Zaman zaman ve yakınlıkla, ortak düşünce ve duygulanımlarda. İLE/VE/DEĞİL Uzun süre görüşülememesinden dolayı buluşma/karşılaşma sırasındaki ya da coşkulu/sevinçli bir durumdaki paylaşım. )

( Dostluklarda/yakınlıklarda olabildiğince paylaşılması/yaşanması gerekenler. )

( TEÂNUK[< UNK][: Birinin boynuna sarılma.] ile/ve/değil MUÂNAKA[< UNK] )


- SARIMSAKTA:
YEŞİL FİLİZİ OLAN değil/yerine BEYAZ FİLİZİ OLAN


- ŞARJ ÂLETİ değil/yerine/= YÜKLEÇ


- ŞARJ[Fr., İng. CHARGE] değil/yerine/= YÜKLEME


- ŞARJ ETMEK değil/yerine/= YÜKLEMEK


- ŞARJ OLMAK değil/yerine/= YÜKLENMEK


- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ


- ŞARKI MEŞK ETMEK değil MEŞK ETMEK


- ŞARKI MEŞK ETMEK değil ŞARKI/YI İCRÂ ETMEK


- ŞARKI OKUMAK/SÖYLEMEK ile/yerine/değil ŞARKI İCRÂ ETMEK


- ŞARKI SÖYLEMEK değil/yerine/= YIRLAMAK


- ŞARKI ile/değil BARKAROL

( ... İLE/DEĞİL Venedik gondolcularının, söz ve müziği önceden yazılmadan, içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. | Ritmi, üç zamanlı, müzik yapıtı. )


- ŞARKÎ/ŞARKLI değil/yerine/= DOĞULU


- ŞARKI değil/yerine/= EZGİ, ÇIĞGA


- ŞARKI ile/değil MEHTÂBİYE


- ŞARKI ile/ve/değil/yerine/<> NİNNİ

( Tüm ninniler, hicaz makamındadır. )


- ŞARKI değil/yerine/= YIR


- ŞARKICI ile/ve/değil MÜZİSYEN


- SARKINTILIK ile/değil İLTİFAT


- ŞARKİYAT/ORYANTALİZM değil/yerine/= DOĞU BİLİ/Mİ


- ŞARKIYI ...:
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/< DUYMAMIŞ OLMAK


- ŞARLATAN ile/değil/yerine/>< BİLGİN

( Aldatır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Aydınlatır. )


- ŞARLATAN değil/yerine/>< FİLOZOF

( Filozofların aydınlatmadığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )


- UMWICKELNDER FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SARMA FAKTÖRÜ


- SARMAL ile/değil DÖNGÜSEL


- SARMAŞIK ile/değil SARMAL


- SARRÂF ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHHÂF


- ŞART[Fr. < CHARTE] değil/yerine/= TEMEL KURAL BELGESİ


- ŞART (SÜRMEK) ile/değil/yerine RİCA (ETMEK)


- ŞART değil KOLAY!


- ŞART ile/değil SÜS


- ŞARTLI TAHLİYE değil/yerine/= KOŞULLU SALIVERİ


- ŞARTNAME/BAYLAVBETİ değil/yerine/= KOŞULLUK


- ŞARZ değil ŞARJ


- ŞÂŞAA/LI["ŞAŞALI" değil!] değil/yerine/= GÖRKEM | PARILTI, PARLAKLIK


- ŞAŞAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞAR

( Torun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Dede. )

( İstenç[irâde]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Direnç[ihtiyâr]. )

( Aynı dönemde ve birlikte yaşarlar. )


- ŞASE[Fr. SACHET] değil/yerine/= BOHÇA

( İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak. )


- ŞAŞI/LIK ile/değil ŞAŞIL/ŞEHLÂ

( Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz ya da kişi.) | Gözlerini çarpıtarak. İLE Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı göz. )

( AHVEL ile/değil ... )

( LÛC ile/değil ... )

( [not] GOGGLE/CROSS-EYE/SQUINT vs./and/but ... )


- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ


- ŞAŞIRTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EZBER BOZMAK


- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK


- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/değil HAYRAN/LIK

( BEHT )


- ŞATAFAT değil/yerine/= GÖRKEM


- SATANİST[Fr. < SATANISTE] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPAN KİŞİ


- SATANİZM[Fr. < SATANISME] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPMA


- SATELLIT SİSTEM/SATELLITE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UYDU DÜZENİ


- SATEN ile/değil ZÂT-EN


- SATHÎ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ


- SATIH/SATHİ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEY/SEL


- SATILABİLİRLİK ile/ve/değil/<> DEĞİŞİM DEĞERLİLİK


- SATIN ALMAK ile/değil/yerine/>< KENDİN YAP!


- SATIR ARASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM


- SATIR[Ar.] değil/yerine/= DİZEK/ÇİZEK


- SATIR[Ar.] değil/yerine/= KINRAK


- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ


- SATIŞ VAADİ değil/yerine/= SATIŞ ÜSTLENİMİ


- SATMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DAĞITMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIŞLAMAK


- SATÜRN'ÜN HALKALARI:
3 ile/ve/değil/||/<>/> 6


- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ


- S.A.V. değil/yerine/= S.A.S.


- SAVART[İng.] / SAVART[Fr.] / SAVART[Alm.] ile/değil/yerine/= SAVART


- SAVAŞ değil/yerine/>< BARIŞ

( İyisi yoktur. @@ Kötüsü yoktur. )


- SAVAŞ ile/değil FETİH

( [not] WAR vs./but CONQUEST )


- [ne yazık ki]
!SAVAŞ ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

( POLEMOS ile STAZIS )


- SAVAŞ ya da KORSANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< TİCARET


- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine/< SALDIRI/Ş


- SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT


- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM


- SAVAŞ ile/ve/değil/||/<>/< TUZAK


- SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA


- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK" değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK


- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"ALEYHTE KANIT TOPLAMAK" değil HEM LEHTE, HEM DE ALEYHTE; NE LEHTE, NE DE ALEYHTE KANIT TOPLAMAK


- ŞAVK/ŞEVK[Ar.] değil/yerine/= IŞIK


- SAVLET/HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM


- SAVRULMAK ile/değil/yerine/>< SALINMAK


- SAVRULMAK ile/değil SARSILMAK


- SAVT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAMT[Ar.]

( Ses, sadâ[insan sesi], selen. | Bağırma, haykırma, çığlık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Susmak. )


- SAVUNDUĞUNDAN DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK


- SAVUNMA İÇİN BAHANE (BULMAK) ile/yerine/değil ŞÜKÜR İÇİN BAHANE (ARAMAK/BULMAK)

( Bulmak için değil kaybetmek için arıyoruz. )

( Her mazharata bir mazeret bulunur. )

( [not] EXCUSE FOR DEFENSE vs./but EXCUSE FOR GRATITUDE
EXCUSE FOR GRATITUDE instead of EXCUSE FOR DEFENSE )


- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
BASTIRMA ile/ve/değil/||/<> BÖLME


- SAVUNMA ile/ve/değil/yerine ARKASINDA/ARDINDA DURMA


- SAVUNMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUŞTURMA


- SAVUNMA ile/değil/yerine SERİMLEME


- SAVUNMA ile/ve/değil "TUTMA"


- SAVUNMAK" ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK


- SAVUNMAK ile/değil İLETMEK


- SAVUNMAK ile/değil PAYLAŞMAK


- SAVUNUCU YAKLAŞIM/AÇIKLAMA ile/değil/yerine İKİNCİL/ALTERNATİF YAKLAŞIM/AÇIKLAMA


- SAVUNULMASI BİZE DÜŞMEZ değil SAVUNULMASINA GEREK KALMAZ/YOKTUR


- SAVURGAN/LIK ile/ve/<>/değil/yerine DAĞINIK/LIK


- SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADÂKAT/SÂDIK


- SAVURMAK ile/değil/yerine/>< SAVUNMAK


- SAY[Ar.] değil/yerine/= ÇALIŞMA/EMEK


- ŞÂYÂN[Fars.] değil/yerine/= UYGUN, YAKIŞIR, YARAŞIR, DEĞER


- AYNÜŞŞEMS, ŞEFFAF[Osm.] / OPAL, TRANSPARENT[İng.] / OPALE, TRANSPARENT[Fr.] / OPAL, DURCHSICHTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYDAM, OPAL


- TRANSPARENCY[İng.] ile/değil/yerine/= SAYDAMLIK


- SAYENDE ile/değil YÜZÜNDEN

( Olumlular için. İLE/DEĞİL Olumsuzlar için. )

( Olumsuz bir şey için "Senin sayende" değil "Senin yüzünden" denilir. )

( SÂYE[Fars.]: Gölge. | Koruma, sahip çıkma. )


- ... SAYESİNDE ile/ve/değil/yerine ... ARACILIĞIYLA/VESİLESİYLE


- ŞÂYET[Fr.] değil/yerine/= EĞER


- SAYFA[Ar. < SAHİFE] ile/ve/değil/||/<>/< YAPRAK

( PAGE vs. PAPER )


- SAYFİYE değil/yerine/= KIRYÖRE


- SAYFİYE[Ar.] değil/yerine/= YAZLIK


- SAYGI DUYMAK ile/ve/değil/<> SAYGILI OLMAK, SAYGI GÖSTERMEK

( İçsel. İLE/VE/DEĞİL/<> Dışsal. )

( Saygı duymak zorunda değilsinizdir fakat saygılı olmak zorundasınızdır. )

( [not] TO RESPECT vs./and/but/<> TO SHOW RESPECT, TO BEHAVE RESPECTFULLY
[not] Inner. WITH/AND/BUT/<> Outer/exterior.
You don't have to respect but you have to behave respectful. )


- SAYGI "DUYMAMIZ" GEREK/LÂZIM değil "SAYGI GÖSTERMEMİZ GEREK/LÂZIM"


- SAYGI ile/ve/değil HAYRANLIK

( [not] TO RESPECT vs./and/but ADMIRATION )


- SAYGINLIĞI VAR ile/değil SAYGISI VAR


- SAYGINLIK/İTİBAR ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BEKLENTİ


- SAYGISIZ/LIK:
ÇEKİNMEMEK(TEN) ile/ve/değil/||/<>/< YETERİNCE ÇEKİNMEMEK(TEN)


- SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> DİKKATSİZLİK

( [not] DISRESPECTFULNESS vs./and/but/<> CARELESSNESS )


- SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

( [not] DISRESPECTFULNESS vs./and/but THOUGHTLESSNESS )


- SAYGISIZLIK ile/ve/değil EDEPSİZLİK

( [not] DISRESPECTFULNESS vs./and/but IMPERTINENCE )


- SAYGISIZLIK ile/değil/yerine/>< ELEŞTİRİ


- SAYGISIZLIK ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) RAHATLIK


- SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> İLGİSİZLİK

( [not] DISRESPECTFULNESS vs./and/but/<> INDIFFERENCE )


- ŞÂYİ HİSSE değil/yerine/= ORTAK PAYI


- NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= SAYI


- SAYI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< RAKAM

( image )

( [not] NUMBER vs./and/but/||/<>/< DIGIT
DIGIT instead of NUMBER )


- ŞAYİA[Ar.] değil/yerine/= DUYULTU/SÖYLENTİ


- SCALAR PRODUCT[İng.] ile/değil/yerine/= SAYIL ÇARPIM


- SCALAR[İng.] / SCALAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAYIL


- ZÄHLROHR-DIFFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYIM TÜPLÜ KIRINIMÖLÇER


- SAYIN APARTMAN YÖNETİCİLİĞİ değil SAYIN APARTMAN YÖNETİCİSİ/YÖNETİMİ


- SAYININ:
KATI ile/değil KARESİ/KÜPÜ ile/değil ÜSTÜ(/ÜSSÜ)

( 2x2 İLE/DEĞİL 2²/³ İLE/DEĞİL 24/5/6/...~ )


- NUMERICAL APERTURE[İng.] / OUVERTURE NUMÉRIQUE[Fr.] / NUMERISCHE APERTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL AÇIKLIK


- DIGITAL CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL DEVRE


- DIGITAL INVERTER[İng.] / INVERSEUR NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL EVİRİCİ


- DIGITAL VOLTMETER[İng.] / VOLTMÈTRE NUMÉRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAYISAL GERİLİMÖLÇER


- DIGITAL-VOLTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL VOLTMETRE


- ADEDÎ[Osm.] / NUMERICAL[İng.] / NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALE, NUMERISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL


- SAYISIZ:
...LAR(KONUŞMALAR/ÇÖZÜMLER/YAKLAŞIMLAR vb.) değil KONUŞMA/ÇÖZÜM/YAKLAŞIM


- SAYISIZ ile/ve/değil/||/<>/< ÇOK


- SAYRI/HASTA/HİPOKONDRİAK ile/değil SAYRIMSAK

( ... İLE/DEĞİL Gerçekte sayrı olmadığı halde, kendini sayrı gösteren/sanan. )


- SAYRILIK/HASTALIK/MARAZ[Ar.] değil/yerine/>< ESENLİK


- SAYRILIK/HASTALIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOZUKLUK

( Zihinsel/psikolojik. İLE/VE/DEĞİL Gövdesel/somatik. )

( Mekanikte. İLE/VE/DEĞİL Organikte. )

( Nedeni bilinmiyorsa. İLE/VE/DEĞİL Nedeni biliniyorsa. )

( Hastalanmamak en büyük hastalıktır. )

( Uzun sürmeyen hastalıkların değerini bilmek gerek. )


- SAYTEYŞIN değil/yerine/= GÖNDERİ


- SAZ ŞAİRİ/ŞAİRLİĞİ değil/yerine/= KOŞUKÇU/LUK


- SAZ ŞİİRİ değil/yerine/= KOŞUK


- SAZ ile/değil KOÇKARCA


- SAZ değil/yerine/= SAZ, ÇALGI


- SAZAN ile/değil ÇAMURCUK

( ... İLE/DEĞİL Sazangillerden, sazandan küçük bir göl ve bataklık balığı. )

( ... cum CHRONDROSTOMA NASUS )


- SAZ/GİTAR VB. ÇALMADA:
ALTTAN ÇIRPMA ile/ve/değil/||/<> ÜSTTEN ÇIRPMA


- ŞÂZZ[Ar.] değil/yerine/= AYRIK, KURALDIŞI


- SBRT/STEROTAKTİK VÜCUT RADYOTERAPİSİ STEREOTACTIC BODY RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= STEROTAKTİK GÖVDE IŞIN SAĞALTIMI


- SBS/HEALTH INFORMATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM DÜZENLERİ


- SBS/SEQUENTIAL BACKWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI GERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SBY/HEALTHCARE KNOWLEDGE MANAGEMENT[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ YÖNETİMİ