Değil (... değil ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 33.808 başlık/FaRk ile birlikte,
33.808 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(133/137)
- YAŞAMI:
GELDİĞİ GİBİ KARŞILAMAK ile/ve/değil OLDUĞU GİBİ KARŞILAMAK
- KAYBETME(ME)K:
YAŞAMI ile/değil/yerine YAŞAMIN ANLAMINI
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha üzücüdür. )
- YAŞAMI ÖĞRETEN:
YAŞIMIZ değil YAŞADIKLARIMIZ
- YAŞAMI ÖĞÜTMEK değil/yerine YAŞAM ÜRETMEK
- SÖNDÜRMEK:
YAŞAMI değil/yerine/>< SİGARAYI/TÜTÜNÜ
- YAŞAM/İLİŞKİ:
"NE KADAR UZUN SÜRDÜĞÜ" ile/değil/yerine/||/<> NE KADAR NİTELİKLİ/DOLU OLDUĞU
- YAŞAM/IM ÇOK SIKICI değil (YETERİNCE) PARA(N) YOKTUR
- YAŞAMIMIZA GİRENLERİ BELİRLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAMIMIZDAN ÇIKARILACAKLARI BELİRLEMEK
- YAŞAMIN:
"DAYATTIKLARI" ile/ve/değil/yerine/<> GETİRDİKLERİ
- YAŞAMIN DEĞİŞTİRDİĞİ ile/ve/<>/değil/yerine YAŞAM(LAR)I/NI DEĞİŞTİREN
- YAŞAMIN, GİDEREK KOLAYLAŞMASI değil BİZİM, GİDEREK GÜÇLENMEMİZ
- YAŞAMIN:
"UZUNLUĞU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GENİŞLİĞİ
- YAŞAMIN:
"ZORLUĞU" ile/değil/yerine/||/<>/< SIRADANLIĞI
- YAŞAMINA, GÜN EKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GÜNÜNE, YAŞAM EKLEMEK
- YAŞAMIN(IN):
İZLEYİCİSİ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OYUNCUSU OLMAK
- YAŞANMIŞLIK ile/değil/yerine DENEYİM
- YAŞANTI ile/ve/değil/yerine HAL
- YASAYA UYGUNLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EVRENSEL ADÂLET
- YAŞAYAMAMAK ile/ve/değil YAŞADIĞINI, GÖNLÜNCE YAŞAYAMAMAK
( Hayallerini/istediklerini gerçekleştirememek. İLE/VE/DEĞİL Gerçekten istediklerini ve gerekenlerini yaptığın halde hayallerini gerçekleştirememek. )
- YAŞAYAN/YAŞAMAK/"YAŞAMASI" ile/ve/<>/değil VAROLAN/LAR
( İnsan için geçerlidir. İLE/VE/<>/DEĞİL İnsan ve insan/lar dışındaki herşey için geçerlidir. )
( Herkes. İLE/VE/<>/DEĞİL Herşey. )
- JASMINE OIL[İng.] / ESSENCE DE JASMIN[Fr.] / JASMINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= YASEMİN YAĞI
- YAŞIMDAYIM" değil YAŞINDAYIM
- YAŞLA "İLGİLENENLER/UĞRAŞANLAR" ile/ve/değil "YAŞ İŞLERLE" UĞRAŞANLAR
- YAŞLANDIĞIMIZDAN DOLAYI OYUN OYNAMAKTAN VAZGEÇMEK
değil/ne yazık ki
VAZGEÇTİĞİMİZDEN DOLAYI OYUN OYNAMAMAK
- YAŞLANDIĞINDA/N DOLAYI OYNAMAYI/GÜLMEYİ BIRAKMAK DEĞİL ile/ve/değil/||/<> OYNAMAYI/GÜLMEYİ BIRAKTIĞINDA/N DOLAYI YAŞLANMAK
- YAŞLANDIRAN BESİNLER değil/yerine/>< YAŞLANMAYI YAVAŞLATAN BESİNLER
- YAŞLANILAN HAYAT değil/yerine YAŞANILAN HAYAT
- YAŞLANMA ile/ve/değil/yerine/||/<> YIPRANMA
( FERSUDE[Fars.]: Eskimiş, yıpranmış, aşınmış. )
- YAŞLANMADAN YAŞ ALMAK ile/değil/yerine/>< YAŞLANMAK
- YAŞLANMAK ve/değil/yerine/||/<> DAĞA TIRMANMAK
( Yaşlanmak, büyük bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça bazı fiziksel gücünüz azalır ama bakışlarınız daha özgür, görüşünüz daha geniş ve dingin olur. )
- YAŞLANMAK ile/ve/değil/yerine KOCAMAK/KARIMAK/KARTALMAK/KARTLAŞMAK
( COTTURUK: Kocamış, çirkinleşmiş kişi. )
- YAŞLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLGUNLAŞMAK
- YAŞLANMAK değil YAŞ ALMAK
( Erkekler, yaşını saklamaya; kadınlar ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmaya başlamıştır. )
( Yaşlanmak, bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, soluğunuz kesilir fakat görüş açınız genişler. )
- YAŞLILARDA GÖRMEMİZ GEREKEN:
GEÇMİŞ ile/ve/değil/yerine/<> GELECEK
- YASMIK/MERCİMEK[Fars. < MERDUMEK] ile/değil BURÇAK
( Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi. | Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, yuvarlak ve yassıca tohumu. İLE/DEĞİL Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. | Bu bitkinin, mercimeğe benzeyen tanesi. )
( LENS CULINARIS cum VICIA ERVILIA )
- YASTIKTA:
KILIF ile/değil MİTİL
( ... İLE/DEĞİL İçine, pamuk vb. doldurulan, beyaz yastık ya da yorgan kılıfı. | İki yüzü beyaz kapsız yorgan. )
- BOAT VARNISH[İng.] / VERNIS MARINE[Fr.] / BOOTSLACK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAT VERNİĞİ
- YATAK ODASI değil/yerine UYKU/UYUMA ODASI
- YATALAK ile/değil/yerine İNME/FELÇ
- YATAN ASLAN" ile/değil/yerine/>< GEZEN TİLKİ
( Gezen tilki, yatan aslana yeğdir. )
- UFKÎ RAKKAS[Osm.] / HORIZONTAL PENDULUM[İng.] / PENDULE HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTALES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY SARKAÇ
- UFKÎ[Osm.] / HORIZONTAL[İng.] / HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY
- YATAY/UFKÎ ile/ve/değil YASSI
( Durgun bir su yüzeyine koşut, düşey doğrultusuna dikey olan. İLE/VE/DEĞİL Yayvan ve düz. )
- YATIRIMIN(PARANIN/ALTININ) ...:
"DEĞERLENMESİ" ile/ve/değil/||/<>/< DEĞERİNİ KAYBETMEMESİ
- SEDATIVE[İng.] / SÉDATIF[Fr.] / SEDATIVUM, BERUHIGUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATIŞTIRICI
- YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- YATMAK ile/ve/değil UZANMAK
( Uykulu. İLE/VE/DEĞİL Uyumadan. )
- YATROJENİK/İATROGENIC[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKÇI KAYNAKLI
- YATSIMAK" değil YADSIMAK
- YAVAN ile/değil/yerine/>< YAĞLI
- SLOW NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS LENTS[Fr.] / LANGSAME NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ NÖTRONLAR
- SLOW VIBRATION DIRECTION[İng.] / DIRECTION DE LA VIBRATION LENTE[Fr.] / LANGSAME SCHWINGUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞ TİTREŞİM YÖNÜ
- MODERATOR[İng.] / MODÉRATEUR[Fr.] / MODERATOR, BREMSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVAŞLATICI
- YAVAŞLA(T)MAK ile/ve/değil/||/<>/>/< AZAL(T)MAK
- YAVE[Fars.]/TÜRREHÂT[Ar. < TÜRREHE]/PESTENKİRÂNÎ[Fars.] değil/yerine/= SAÇMA-SAPAN SÖZ
( Saçma, saçma sapan söz. | Sahipsiz hayvan. )
- YAVER[Fars.] değil/yerine/= YARDIMCI
( Yardımcı. | Devlet ve hükümet başkanlarıyla komutanların yanında bulunan ve onların komutlarını yazmakla, gereğinde yerine ulaştırmakla görevli subay, emir subayı. )
- TOCHTERPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAVRU ÜRÜN
- YAVRU ile/değil BAĞAN
( ... İLE Zamanı gelmeden, ölü doğan yavru, düşüt. )
- YAVRULAMAK ile/değil/||/<> DOĞURMAK
( Doğada, hayvanlarda ve insanda. İLE/DEĞİL/||/<> İnsan'da. )
- YAYAN (KALMAK) değil YAYA (KALMAK)
- YAYANIN: ÖNÜNDEN GEÇMEK değil ARKASINDAN GEÇMEK
( Hızlı ya da belirli bir hızda gidiyorsun diye "yaya beklesin!" diyemeyiz!!! Fren sıkacak, bekleyecek ve yol verecek olan biz bisikletlilerizdir.[her zaman ve koşulda!] )
- YAYAYA: ZİL ÇALMAK değil YAVAŞLAMAK/DURAKLAMAK
( Yayalara, hiçbir koşulda, ne korna, ne de zil çalınır! Araç sahibi sensin, sen durup bekleyeceksin! Senin rahatın yerinde, o ise yaya olarak bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. Öncelik, her zaman ve koşulda yayalarındır! )
- YAYGIN ÖLÜMCÜL HASTALIK ile/ve/değil/||/<> KÜRESEL SALGIN HASTALIK
( ... İLE 1- Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı. | 2- Hastalığa neden olan etmenin kişilere bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması. | 3- Hastalık etmeninin kişiler arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması. )
- YAYGIN ile/değil/yerine SAYGIN
- YAYGINLAŞMA ile/ve/değil/||/<>/< İTİBAR GÖRME
- EMITTER RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE D'ÉMETTEUR[Fr.] / EMITTERWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI DİRENCİ
- EMITTER JUNCTION[İng.] / JONCTION D'ÉMETTEUR, JONCTION ÉMETTRICE[Fr.] / EMITTERVERZWEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI EKLEMİ
- EMITTER BARRIER[İng.] / BARRIÈRE ÉMETTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YAYICI ENGEL
- TENSION DE POLARISATION D'ÉMETTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YAYICI KUTULAMA GERİLİMİ
- EMITTER BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= YAYICI KUTULAMASI
- EMITTERVORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI ÖNGERİLİMİ
- EMITTERSPERRSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI TÜKETİM BÖLGESİ
- EMITTER[İng.] / ÉMETTEUR[Fr.] / EMITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYICI
- SÜRAT-İ İNTİŞAR[Osm.] / PROPAGATION SPEED[İng.] / VITESSE DE PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA HIZI
- PROPAGATION[İng.] / PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNG, AUSBREITUNGSRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA/İLERLEME YÖNÜ
- PROPAGATION LOSS[İng.] / PERTE PAR PROPAGATION[Fr.] / AUSBREITUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYILMA KAYBI
- PROPAGATION DIRECTION[İng.] ile/değil/yerine/= YAYILMA YÖNÜ
- EMISSION[İng.] / ÉMISSION[Fr.] / EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYIM, SALIM, EMİSYON
- NEŞİR[Osm.] ile/değil/yerine/= YAYIN
- DIFFUSIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON AKIMI
- EFFUSION[İng.] / EFFUSION[Fr.] / EFFUSION, AUSSTRÖMEN, AUSSTRÖMUNG, DIFFUSION, EMISSION, ERDNÜSSEN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON, DIŞA AKIŞ, EFÜZYON
- DIFFUSIONSGESCHWINDIGKEIT, DIFFUSIONSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON HIZI
- DIFFUSIONSKOEFFIZIENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON KATSAYISI
- DIFFUSIONSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON SAYISI
- DIFFUSIONSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON TRANSİSTÖRÜ
- DIFFUSIONSLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON UZUNLUĞU
- DIFFUSIONSKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM SIĞASI
- EMISSIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM TAYFI/SPEKTRUMU
- NÂŞİR[Osm.] ile/değil/yerine/= YAYINLAYICI
- YAY/LI ile/ve/değil TEL/Lİ
( Eldeki. İLE/VE/DEĞİL Kemanın üzerindekiler. )
( At kuyruğundan. İLE/VE/DEĞİL Bağırsak, naylon ve çelik karışımından. )
( STRADIVARIUS: Meşhur keman yapımcısı tarafından yapılmış keman. [1643 - 1737] )
- YAYMA ile/ve/değil ALAN/INI GELİŞTİRME
( [not] TO EXTEND vs./and/but TO GET WIDE THE/IT'S FIELD )
- YAYMAK ile/ve/değil/||/<> YAYINLAMAK
- YAYVAN ile/ve/değil/||/<>/< YAVAN
- YAZAR ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLGE
( Bir şeylerin üzerine yazar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İnsana yazar. )
- YAZAR ile/ve/değil/yerine YAZAN
- YAZGI" ile/değil/yerine SALT, ÖZGÜR İSTENÇ/İRÂDE
- YAZGI" ile/değil/yerine/||/>< YARGI
- YAZICILARIN:
BULUNDUĞUNUZ ORTAMDA değil/yerine AYRI BİR (HAVALANDIRMALI) ODADA BULUNDURULMASI
- YAZI/YORUM/MİZAH/TA:
"ÇARPITMA" ile/değil/yerine/>< ABARTMA
- YAZIK ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ
- YAZILANLARIN ANLAŞILMASI:
OKUNDUĞU KADAR ile/ve/değil/||/<>/> DOKUNDUĞU KADAR
- YAZILI OL(A)MAYAN KURALLAR ile/ve/değil KONUŞUL(A)MAYAN KURALLAR
( Gelenek-görenek, töre gibi sözel/şifâhî[Ar.] kurallar. İLE/VE/DEĞİL Bazı/birçok özel/ayrıntı konu ve kuralları. )
- YAZILI ile/ve/değil/||/<>/< BASILI
- YAZILIM ile/değil YAZIM
(HATASI/DÜZELTMESİ)
- YAZIN/EDEBİYAT ile/ve/değil BELLEK
- YAZIN(EDEBİYAT) ve POLİTİKA |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
FELSEFE ve SU
( İnandırma "gücü". VE Kandırma "gücü".
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<
Uyandırma gücü/olanağı. VE Kaldırma gücü/olanağı. )
- YAPITI(KİTABI/YAZIYI), BİRİ(LERİ)NE:
"ARMAĞAN ETMEK" değil SUNMAK/İTHAF ETMEK
( Dünyaya verebileceğimiz en büyük armağan, kendi dönüşümümüzdür. )
- YAZMAK GEREKİRSE" değil YAZMAK GEREKİR Kİ
- YAZMAK ile/ve/değil/önce/||/<>/< YÜZMEK
( Bir çocuğun yazmaya başlamadan önce yüzmeyi öğrenmesi[ni sağlamak] gerek. )
- YAZMANIN:
"ZORLUĞU" ile/ve/değil/<>/< "DOĞUM SANCISI"
- YBB/YBÜ/INTENSIVE CARE UNIT[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BAKIM BİRİMİ
- YBS/MANAGEMENT INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= YÖNETİM BİLGİ DÜZENİ
- YEAST 2 HYBRID SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İKİLİ MAYA HİBRİDİZASYON SİSTEMİ
( Protein-Protein ve Protein-DNA etkileşimlerini açığa çıkarmak üzerine proteinlerin fiziksel etkileşimlerini kullanan moleküler biyoloji tekniğidir. Varyasyonları zamanla geliştirilse de ilk orijinal teknik Stanley Fields ve Ok-Kyu Sing tarafından 1989'da geliştirilmiştir. Sistem transkripsiyon faktörünün yukarı akış aktivasyon genine bağlanıp aşağı akış haberci genini aktive etmesini kullanır. Transkripsiyon faktörünün DNA’ya bağlanma bölgesi (DBD) yukarı akış aktivasyon sekansına bağlanır ve aktivasyon bölgesi (AD) transkripsiyonun aktivasyonundan sorumludur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YEAST ARTIFICIAL CHROMOSOME[İng.] değil/yerine/= MAYA YAPAY KROMOZOMU
( Yapay bir kromozom olmakta olup 100 kb (baz çifti) den 3000 kb'ye kadar DNA parçalarını klonlamakta kullanılır. Maya DNA'sı kullanılarak üretildiği için ismi maya yapay kromozomudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YED-İ EMİN değil/yerine/= GÜVENELİ
- YEDİ EMİN değil YED-İ EMN
( ... DEĞİL Emin el/ler. )
- YEDİĞİN/DEN | İÇTİĞİN/DEN ile/ve/değil/yerine YEMEDİĞİN/DEN | İÇMEDİĞİN/DEN
( Kâr. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yarar. )
- YEDİĞİN/İÇTİĞİN ile/ve/değil EŞİK
- YEGÂNE değil/yerine/= BİRİCİK/TEK
- INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YEĞİNLİK
- YEĞLEMEK ile/ve/değil/||/<>/> RİSK ALMAK
- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ile/değil "GEREKLİ GÖRMEK"
- YEĞLEME/TERCİH ile/ve/değil ÖNCELİK
( [not] TO PREFER vs./and/but PRIORITY )
- YEKNESAK[Ar.]/BİTEVİYE[Ar.]/MUTTARİT[Ar.]/MONOTON[Fr. < Yun.] değil/yerine/= TEKDÜZE DÜZENLİ
- YEKPÂRE[Fars.] değil/yerine/= BÜTÜN
( Küçük olan, bütünü yansıtır ama bütünü içeremez. )
( The small, projects the whole; but it cannot contain the whole. )
( [not] A SINGLE PIECE but COMPLETE
COMPLETE instead of IN A SINGLE PIECE )
- YEKTÂ değil/yerine/= BİRİCİK
( TEK, EŞSİZ, BENZERSİZ )
- YEKÜN/YEKÛN[Ar.] değil/yerine/= TOPLAM
- YEL/RÜZGÂR ile/ve/değil/||/<>/< ESİNTİ
- YEL ile/değil/yerine/>< YAĞMUR
( "Kapitalisttir". [Zayıf olanı yıkar.] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Komünisttir". [Herkese eşit yağar.] )
- YELEK ile/değil FERMENE[İt. < PARAMANO]
( ... İLE/DEĞİL Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi. )
- YELKENCİ ile/ve/değil/||/<>/< DENİZCİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Ya dalan, ya iyi ve uzun yüzebilen, ya kürek çeken ya da üçünü birden yapabilen. )
- ANEMONETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YELÖLÇER
- YEMEDİĞİN/İÇMEDİĞİN ile/ve/değil EŞİK
- YEMEĞE" ile/ve/değil/||/<>/< YEMEYE
- YEMEK:
"AYIRDETMEK" değil AYIRMAK
- YEMEK İÇİN YAŞAMAK ile/yerine/değil YAŞAMAK İÇİN YEMEK
( Olgun kişi, sözlerinde dikkatli, yiyip içtiklerindeyse ölçülüdür. )
( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )
( Kötüler, yemek için yaşar; iyiler ise yaşamak için yer. )
( EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ]: En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. )
( NEHEM[Ar.]: Yemeğe, şiddetli arzu duyma. )
( TELEBBÜK[Ar.]: Mide dolgunluğuna uğrama. | İMTİLÂ'[MELÂ] )
( Hayvan. DEĞİL İnsan. )
( TÛŞE | KUT-İ LÂ YEMÛT: Ölmeyecek kadar yenilecek şey, azık. )
( TÛŞE-İ RÂH: Yol yiyeceği/azığı. )
- YEMEK "VERMEK" değil YEMEĞE DAVET ETMEK
- YEMEK ile/değil/yerine/>< GÜVÂR[Fars.]
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hazmı kolay yemek. )
- YEMENİ[Ar.]/EŞARP[Fr. < ÉCHARPE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞÖRTÜSÜ/ÖRTME/BÜRGÜ/LEÇEK ile YAZMA
( Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. | Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. / Başörtüsü. İLE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<> Kadınların saçlarını örtmek için kullandığı örtü. İLE Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile ya da tahta kalıplarla desen yapılmış bez. | Bu bezden yapılmış olan. )
- YEMEYİ (SEVMEK/İSTEMEK)
ile/ve/değil/||/<>
YEMEĞİ (SEVMEK/İSTEMEK)
- YEMİN/KASEM[Ar.] değil/yerine/= ANT/AND
- YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK
- YEMİNLEN değil YEMİNLE
- YEMİYİM" ile/değil YEMEYEYİM
- YENİ-ESKİ ile/değil TAZE-BAYAT
- YENİ ile/ve/değil AYRI
- YENİ/ESKİ ile/ve/değil/yerine FARKLI
( [not] NEW/OLD vs./and/but DENSE
DIFFERENT instead of NEW/OLD )
- YENİ ile/değil GEÇMİŞE GÖRE YENİ
- YENİDEN BAŞLANGIÇTA ... değil YENİDEN BAŞLAMAKTA ...
- YENİDEN/TEKRAR "BEDENLENME"(RE-ENKARNASYON):
GÖVDEYLE/BEDENLE değil SÖZ/KELÂM İLE(KULAKTAN KULAĞA, ZİHİNDEN ZİHİNE)
- RECOMBINATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME ENERJİSİ
- RECOMBINATION RATE[İng.] / REKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME HIZI
- RECOMBINATION RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME IŞINIMI
- COEFFICIENT OF RECOMBINATION[İng.] / COEFFICIENT DE LA RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME KATSAYISI
- RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME
- REPRECIPITATION[İng.] ile/değil/yerine/= YENİDEN ÇÖKTÜRME
- YENİDEN DİRİL(T)MEK ile/değil YENİDEN CANLANDIRMAK
( [not] RESURRECTION vs./but RE-ANIMATION )
- REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YENİDEN DÜZENLENME
- RECRYSTALLIZATION[İng.] / RECRISTALLISATION[Fr.] / YENIDEN KRISTALLENDIRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN KRİSTALLENDİRME
- YENİLEBİLİR değil YENİLENEBİLİR
- REGENERATION[İng.] / RÉGÉNÉRATION[Fr.] / REGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİLEME
- YENİLGİ:
KAYBETTİĞİNDE değil VAZGEÇTİĞİNDE
- YENİLGİ/HEZÎMET[Ar.] ile/değil/yerine/>< HİZMET
( Hezîmete uğramamak için sürekli ve her türlü hizmet etmek gerekir. )
- YENMEK/İNTİKAM":
RAKİBİNİ/DÜŞMANINI (")ÖLDÜRMEK(") ile/değil/yerine BAŞKALARINI/TOPLUMU KURTARMAK
- YENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ETKİSİ ALTINA ALMAK
- DENSITÉ DE COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI YOĞUNLUĞU
- COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI
- TEBEDDÜL-Ü MEVZİ[Osm.] / SUBSTITUENT[İng.] / DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME/DEĞİŞTİREN
- SUBSTITUTION REACTION[İng.] / SUBSTITUTION REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME TEPKİMESİ
- GROUND NUT OIL, ARACHIS OIL, PEANUT OIL[İng.] / ERDE, BODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YER FISTIĞI YAĞI
- YER VERMEK ile/ve/değil/||/<>/< GEÇİT VERMEK
- YER VERMEK ile/değil/yerine YOL VERMEK
- YER ile/ve/değil EŞİK
- YER ile/ve/değil/>< NEMO NOKTASI
( ... İLE Karaya en uzak nokta.[Pasifik Okyanusu'nun güneyindedir.] )
- YER ile/değil YEN
( Oynayamam. Yenim dar. ["Yerim" değil!][YEN: Giysi kolu.] )
- YER ile/değil/yerine/>/< YURT
( [Yaşam niteliği...] Sürdürülebilir değilse. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/< Sürdürülebilirse... )
- TACİL-İ İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL ACCELERATION[İng.] / FALLBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YERÇEKİMİ İVMESİ
- YERÇEKİMİNE:
"MÂRUZ KALMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> TÂBİ OLMAK
- ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI:
YERDE/N ile/ve/değil/yerine GÖKTE/N
(
)
- YERE BAKAN, YÜREK YAKAN" ile/değil "KİRLİ ÇIKI"
- YERE/SOKAĞA/DIŞARI ...:
ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- YEREBATAN SARAYI değil YEREBATAN SARNICI
- CAVITMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YEREÇİKİMİ
- YEREL DİL/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖVDE DİLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHİN DİLİ
( İşaretler/simgeler[yazılar/sözcükler], sesler aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum/duruş, davranış/tutum, el/yüz/göz[bakış, jest, mimik], işaret/simge, ses tonu/vurgusu aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İmgeler, nesneler, kavramlar, olay/olgu ve durumların kayıtlarının yoğrulduğu dil. )
( Ülkelerin/bölgelerin, toplulukların/bireylerin, ortak/uzlaşımsal olarak belirlediği/kullandığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sınırların, bölgesel/yerel farkların bulun(a)madığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bireyin donanımı(geliş[me]mişliği] oranındaki. )
( IQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SQ )
( [not] LOCAL LANGUAGE/S vs./and/but/||/<>/< BODY LANGUAGE vs./and/but/||/<>/< MIND LANGUAGE
[not] MIND LANGUAGE instead of BODY LANGUAGE instead of LOCAL LANGUAGE/S )
- YEREL ile/ve/değil/yerine/||/<> BÖLGESEL
- ... değil YERELMASI
- ... YERİDİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YERİ OLABİLİR
- YERİNDE KALMAK/SAYMAK ile/değil EVDE KALMAK
- YERİNDEN ETMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< YANLIŞLANANA KADAR GEÇERLİLİK
- YERİNE KOYMA ile/ve/değil/yerine/<>/> DÖNÜŞTÜRME
( [not] SUBSTITUTION vs./and/but/||/<>/> TRANSFORMATION
TRANSFORMATION instead of SUBSTITUTION )
- YERİNE KOYMA ile/değil DÖNÜŞÜM
( [not] TO REPLACE vs./but TRANSFORMATION )
- ... YERİNE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARŞILIĞINDA
- YERLERDEYİZ ile/değil/yerine/>< AYAKTAYIZ
( Ayrıysak/ayrıyken. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birlikteysek/birlikteyken. )
( )
- YERLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİYDİRMEK
- YERLİ ile/değil ONO(PATAGONYA) YERLİSİ
( ... İLE/DEĞİL Patagonya'da, Darwin ve ekibi gibi yerlilere sahip çıkmaya çalışanlar, onlara acıyıp gemilerden, eski palto ve giysiler verdiler. Böylece çıplak gövdeleriyle yaşamaya alışkın yerliler, üstlerindeki ıslak giysilerle zatürre olup hastalandılar. Ayrıca, giysilerden, kızamık, kızıl gibi hiç karşılaşmadıkları hastalıklar kaptılar. Bazıları Paskalya ve Galapagos Adaları'na kaçtı. Onları uygar ve çağdaş Avrupa'lı yapma çabası iflas etti. Son yaşayan Ono yerlisi de, -belki de kahrından- 2012'de öldü. )
- YERYÜZÜNÜ SÜSLEYEN ile/ve/değil GÖKYÜZÜNÜ SÜSLEYEN
- YEŞİL ZEYTİN'DE:
KIRMA ile/değil/<>/> KALAMATA
- YEŞİLBİBER değil YEŞİL BİBER
- YEŞİLSOĞAN değil YEŞİL SOĞAN
- JADE[İng.] / JADE[Fr.] / JADE[Alm.] ile/değil/yerine/= YEŞİM
- YESRİB ile/ve/<>/değil/yerine MEDİNE-İ MÜNEVVERE
- YESYENİ değil YEPYENİ
- YETENEĞİNİN ...:
"SAHİBİ OLMAK" ile/ve/değil/||/<>/> KÖLESİ OLMAK
- YETENEK ile/ve/değil ÇARESİZLİK
( [not] TALENT vs./and/but DESPERATION )
- YETENEK(YETEN EK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK
- YETENEK ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK
- YETENEK ile/ve/değil/||/<> YÜREK
- YETERİNCE SU: İÇMEMEK ile/değil/yerine/>< İÇMEK
( Gövdede, çok fazla, bilinmedik ve beklenmedik hastalık/sorun oluşur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sağlık durumu pek bozulmaz. )
- YETERİNCE ile/değil/yerine BELİRLİ BİR ÖLÇÜ/MİKTAR
( [not] ENOUGH vs./but CERTAIN DOSE
CERTAIN DOSE instead of ENOUGH )
- YETERLİ ile/ve/değil/yerine/<>/< TATMİN EDİCİ
- YETERLİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KABUL EDİLEBİLİR/LİK
- YETERSİZ BAKİYE değil/yerine/= YETERSİZ TUTAR
- YETERSİZ" ile/değil/yerine/>< AKILLI
( Daha fazla bilinmek için "uğraşırlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha fazla bilmek için çalışırlar. )
- YETERSİZ(LİĞ)İ "BAHÂNE ETMEK" ile/değil/yerine/>< İSABETLİ GEREKÇE/DAYANAKÇA GÖSTERMEK/ARAMAK
- YETERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine YETENEKSİZ/LİK
- YETİŞKİN ile/ve/<>/değil YENİYETME
- BRÜTERLINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YETİŞTİRİCİ DOĞRUSAL HIZLANDIRICI
- YETİŞTİRMEK ile/değil MEKTEBE KOYMAK
- YETKE ile/değil/yerine/>/>< ÖZERKLİK
(
)
( [not] AUTHORITY vs./but/>/>< AUTONOMY
AUTONOMY instead of AUTHORITY )
- YETKECİ/OTORİTER[İng.] ile/değil/yerine/>< ÖNDER/LİDER[İng.]
( Bencil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllü. )
- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK
- YETKİLİ OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ OLMAK/OLABİLMEK
- YETKİLİ ile/değil/< YETKİN
- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ
( [not] PERFECT KNOWLEDGE vs./but DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE
DEFINITE/CERTAIN/EXACT KNOWLEDGE instead of PERFECT KNOWLEDGE )
- YEVM[Ar. çoğ. EYYÂM]/RÛZ[Fars.] değil/yerine/= GÜN
- YEVMİYE[Ar. "YÖVMİYE" değil!] değil/yerine/= GÜNDE/LİK
- YGZ/ARTIFICIAL GENERAL İNTELLİGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY GENEL ZEKÂ
- ...'YI ANIMSAYACAKSINIZ ... ile/değil ...'YI ANIMSAYACAKSANIZ ...
- ...'YI:
BAŞLATAN ile/ve/değil/||/<>/> BAŞLATICILARDAN BİRİ
- ...YI BOŞVER! ... değil/yerine ...YI BİR KENAR(D)A KOYALIM/TUTALIM, ...
- ...'YI:
"BOŞVERELİM" ile/değil/yerine GEÇELİM
- YI ...:
"KONUŞACAĞIM/KONUŞMAYA ÇALIŞACAĞIM" değil .ANLATACAĞIM
- ...'YI GEREKTİRİR ile/ve/değil/||/<> GETİRİR
- ...YI:
"HİSSEDİYORUM" ile/ve/değil/||/<>/>/< VARSAYIYORUM
- YI:
"KANITLAR" ile/ve/değil/||/<> GÖSTERİR
- YI KONUŞACAK OLURSAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ...YA DEĞİNECEK OLURSAK
- ...YI ORTAYA KOR değil ...YI ORTAYA KOYAR
- ...'YI:
"UZATMAK" ile/değil/yerine SÜRDÜRMEK
- YİĞEN" değil YEĞEN
- VEZİN[Osm.] / MASS, BULK[İng.] / MASSE[Fr.] / MASSE, HAUFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN, KÜTLE
- BULK DENSITY[İng.] / DENSITÉ EN URAC, MASSE VOLUMIQUE APPARENTE[Fr.] / SCHÜTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN YOĞUNLUĞU, DÖKME MALZEME YOĞUNLUĞU
- LEACHING[İng.] / LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIKAMA VE ÖZÜTLEME
- [ne yazık ki]
YIKICI BENCİLLİK ile/değil/yerine/>< GÖZETICİ BENCİLLİK
- YIKICI YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> KATILAŞTIRICI YAKLAŞIM
- YIKILAN/YIKILACAK "KÖPRÜ" ile/değil/yerine/>< SAĞLAM KÖPRÜ
( 2 yıllık. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< 90 yıllık. )
( [güya] Sağlam/yeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eski. )
(
)
( Yer: Ordu )
- YIKILIŞ ile/değil/yerine KALKIŞ
(
)
( Bazı "yıkılışlar", daha parlak kalkışların habercisi/teşvikçisi olabilir. )
( "Ümit Yitimi" değil/yerine Ümit... )
- YIKILMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "YIPRANMAK"
- YIKIM ile/ve/değil YIKILIM
( Yapıda. İLE/VE/DEĞİL Fizikte, kimyada. )
(1996'dan beri)