Değil (... değil ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 34.317 başlık/FaRk ile birlikte,
34.317 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(39/139)
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine DEĞERLENDİRME
( Eleştiri, bulunduğun durumu tespit ile başlamalıdır. )
( İNTİKÂD/TENKİD ile/ve/değil/yerine ... )
( [not] CRITIQUE vs./and/but EVALUATION
EVALUATION instead of CRITIQUE )
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞİNİ
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/ne yazık ki/< DIŞLAMA
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<> ETKİ
( [not] CRITICISM vs./and/||/<>/but/< EFFECT
EFFECT instead of CRITICISM )
- ELEŞTİRİ ile/değil/yerine/< GERİBİLDİRİM
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<>/< GİZLİ HAYRANLIK
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLUMLU/OLUMSUZ TESPİT
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TARTIŞMA
( vs./and/||/<>/and/but/< DISCUSSION
DISCUSSION instead of CRITICISM )
- ELEŞTİRİ ile/değil/yerine TESPİT
( [not] CRITIQUE vs./but TO DETERMINE
TO DETERMINE instead of CRITIQUE )
- ELEŞTİRİYİ "SAĞLAMAK/SAĞLAYAN" değil ELEŞTİRİYE NEDEN OLMAK/OLAN
- ELEŞTİRMEK ÜZERE BİLGİ TOPLAMAK/CIMBIZLAMAK ile/değil/>< (TAM/DOĞRU/SAMİMİ) DİNLEMEK
- ELEKTRISCHER DISTANZADRESSEVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ELETKRİK YER DEĞİŞTİRME VEKTÖRÜ
- ELEVASYON/ELEVATION[İng.] değil/yerine/= KALDIRMA | YÜKSELME
- ELEVATÖR/ELEVATOR[İng.]/MANİVELA[İt. < MANOVELLA] değil/yerine/= KALDIRAÇ
( Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol. | Kaldıraç. )
- ELİF:
GÖVDE değil AKIL
- ELİM, AYAĞIMA DOLAŞTI değil ELİM, AYAĞIMA DOLANDI
- ELİM[Ar.] değil/yerine ACINACAK/ACIKLI
- ELİMDEN GELDİĞİNCE ile/ve/<>/değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR
- ELİMİNASYON[Fr. < ÉLIMINATION] değil/yerine/= ELEME
- ELIMINASYON/ELIMINATION[İng.] değil/yerine/= ELEME | ÇIKARTIM
- ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DİLİMİZİN DÖNDÜĞÜ KADAR
- ELİN:
DIŞI ile/ve/değil/||/<> İÇİ(AVUÇ)
- ELİNDE GETİREN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLINDA GETİREN
( Karnında götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Gönlünde götürür. )
- ELİNİ ÖP(TÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< EĞİLMEYİ GÖ(STE)RMEK/DENEYİMLE(T)MEK
- ELİNİN KÖRÜ değil/< ÖLÜNÜN GÛRU(MEZARI)[Fars.]
- ELİPS değil/yerine/= SÖBÜ
- ELİPSOİT/ELLİPSOID[İng.] değil/yerine/= YUMURTAMSI
- MİKYÂS-İ KAT-İ NÂKİS[Osm.] / ELLIPSOMETER[İng.] / ELLIPS MESSINSTRUMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPSOMETRE
- ELLIPSOMÉTRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELİPSOMETRİ
- TAKATTUB-İ BEYZÎ[Osm.] / ELLIPTICAL POLARIZATION[İng.] / POLARISATION ELLIPTIQUE[Fr.] / ELLIPTISCHE POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPTİK KUTUPLANMA
- ELISA TESTİ/ENZYME-LINKED IMMUNOSORBENT ASSAY TEST[İng.] değil/yerine/= ENZİM BAĞLANTILI IMMÜNOSORBENT TAHLİLİ
- ELISA[İng.] değil/yerine/= ELİSA
( HIV antikorlarını tanımada kullanılan enzim bağlantılı görüntüleme metodu. Pozitif (HIV bulunmaktadır) ya da negatif (HIV bulunmamaktadır) biçiminde sonuç verir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ELİT[Fr. < ÉLITE] değil/yerine/= SEÇKİN
- [ne yazık ki]
!ELİT/İST değil/yerine/= SEÇKİN/Cİ
- elix.[Lat. < ELIXIR] değil/yerine/= ÖZ, İKSİR
- ELKOYLU ALIM değil/yerine/= ALACAĞIN HACZİ
- ELLİ BİN ile/değil YEDİ BİN
- 57 KİTAP ile/ve/değil 5 KİTAP
- ELLIPSOID değil/yerine/= SÖBÜR, SÖBÜK
- ELLIPTICAL değil/yerine/= SÖBÜCÜL
- ELLIS-VAN CREVELD SYNDROME[İng.] değil/yerine/= ELLİS-VAN CREVELD SENDROMU
( Genetik olarak kalıtılan bir hastalık. Bu kişilerde; cücelik, fazladan parmak, kalpte, kollarda ve bileklerde şekil bozukluğu görülüyor. Bu nadir hastalığa sahip olduğu bilinen bireylerin çoğu Amişler ve %7'si bu hastalığa sebep olan çekinik geni taşıyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- 57.Cİ ALAY değil 57. ALAY
( Hem nokta koyup hem de -ci eki getirilmez! )
( )
- ELMA değil HABBE
- ELMA ile/değil HÜNLAP
- ELONGASYON/ELONGATION[İng.] değil/yerine/= UZATMA
- ELONGATION COEFFICIENT[İng.] değil/yerine/= UZAMA KATSAYISI
( Bir maddenin 1 cm'lik uzunluğunun sıcaklığını 1°C artırdığımızda boyundaki uzama miktarına "Uzama katsayısı" denir. SI birim sisteminde birimi 1/K'dir. Sıcaklık °C olursa, birimi 1/°C olur. Madde için ayırt edici bir özelliktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ELSTER-GEITEL EFFECT[İng.] / EFFET ELSTER-GEITEL[Fr.] / ELSTER-GEITELSCHES EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELSTER-GEİTEL ETKİSİ
- ELUATE[İng.] ile/değil/yerine/= ELUAT
- ELUENT SUPPRESSOR COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= ELUENT BASKILAYICI KOLON
- ELUENT[İng.] ile/değil/yerine/= ELUENT
- ELUTION CHROMATOGRAPHY[İng.] / FLUTION CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELÜSYON KROMATOGRAFİSİ
- ELUTION[İng.] / ÉLUTION[Fr.] / FLUTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ELÜSYON
- ELYAF değil/yerine/= İPSİ
- ELZEM[Ar.] değil/yerine VAZGEÇİLMEZ
- EM/ELECTRON MICROSCOPE[İng.] değil/yerine/= ELEKTRON MİKROSKOBU
- EMA/EUROPEAN MEDICINES AGENCY[İng.] değil/yerine/= AVRUPA İLAÇ AJANSI
- EMÂNET ETMEK değil/yerine TEŞEKKÜR ETMEK
- EMANET[Ar.] değil/yerine/= KORUNMALIK
- EMÂNETİ:
TESLİM ETMEK ile/ve/değil/<> TEVDÎ ETMEK
- ENAMEL[İng.] / ÉMAIL[Fr.] / GLAUS, EMAILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMAYE
- EMBEDDING PRINCIPLE değil/yerine/= İÇEYERLEŞTİRME İLKESİ
- EMBESİL[Fr. < IMBÉCILE] değil/yerine/= BUDALA, APTAL, AHMAK
- EMBOLİ[Fr. < EMBOLIE] değil/yerine/= DAMAR TIKANIKLIĞI
- EMBOLİ/EMBOLUS[İng.] değil/yerine/= TIKAÇ
- EMBOLISM[İng.] değil/yerine/= EMBOLİZM
( Bir cismin kan akımıyla sürüklenerek damarları tıkaması olayıdır. Kan akımıyla sürüklenen cisim, maddenin fiziksel halleri olan katı, sıvı, gaz olabilir. Kan akımıyla sürüklenen bu cisme "embolus" denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EMBOLİZASYON/EMBOLIZATION[İng.] değil/yerine/= TIKAÇLA(N)MA
- EMBRİYO[Fr. < EMBRYON] değil/yerine/= OĞULCUK
- EMBRİYOLOG[Fr. < EMBRYOLOGUE] değil/yerine/= EMBRİYOLOJİ UZMANI
- EMBRİYOLOJİK[Fr. < EMBRYOLOGIQUE] değil/yerine/= EMBRİYOLOJİ İLE İLGİLİ
- EMBRYOGENESIS[İng.] değil/yerine/= EMBRİYOGENEZ
( Embriyonun oluşması ve gelişmesi sürecinin tamamıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- [ E = mc² ]
"EM, CE(KARE)" değil ME, CE(KARE)
- EMDİRMEK ile/ve/değil/||/<>/> EMZİRMEK
- EMEKÇİ ile/ve/değil/||/<>/= GİRİŞİMCİ
- EMEL/GÂYE[Ar.] değil/yerine/= İSTEK/UMUT/ÜMİT/ÜLKÜ
- EMERJENSİ/EMERCENSİ[İng. < EMERGENCY] değil/yerine/= ACİL
- EMETOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= EMETOFOBİ
( Kusma korkusu olarak bilinen terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EMEZİS/EMESIS, VOMITING[İng.] değil/yerine/= KUSMA
- EMG/ELECTROMYOGRAM[İng.] değil/yerine/= ELEKTROMİYOGRAM, KAS ELEKTRİK ÇİZGESİ
- EMİN" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> BİLMİŞ
- EMİN değil/yerine/= GÜVENİK/GÜVENLİ
- EMİN[Ar.] değil/yerine/= GÜVENLİ
- EMİR VERMEK ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK
- EMİR ile/değil KOŞUL
- EMİR[Ar.] değil/yerine/= BUYRUK/BUYURU
- EMİR[Ar.] değil/yerine/= BUYRUK/KOMUT
( Askerlere, izcilere, öğrencilere, gövde eğitimi çalışmalarında ya da bir tören sırasında, bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için bildirilen/söylenilen söz. )
- EMİR ile/ve/değil/<> DEVİR
- EMİR ile/ve/değil/yerine DİLEK
- EMİR ile/ve/değil/<> ENGEL
- EMİR ile/ve/değil GİZİL EMİR
- EMİR ile/değil/yerine/||/></< TAKDİR
- EMİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEKLİF
- EMİSYON[Fr. < ÉMISSION] değil/yerine/= ÇIKARMA
- EMİSYON/EMISSION[İng.] değil/yerine/= DIŞA YAYIM | DIŞA ATIM
- SUCTION[İng.] / SUCCION[Fr.] / SAUGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMME
- EMNİYET ÂMİRİ değil/yerine/= GÜVENLİK BUYRANI
- EMNİYET KEMERİ/KEMER değil/yerine/= GÜVENLİK BAĞI/ÖNBAĞ
- EMNİYET KİLİDİ değil/yerine/= GÜVENLİK BEKİ
- EMNİYET ŞARTI değil/yerine/= GÜVENLİK KOŞULU
- EMNİYET[Ar.] STOKU[İng./Fr. STOCK] değil/yerine/= GÜVENLİK YIĞIMI
- EMNİYET SÜBABI değil/yerine/= GÜVENLİK KAPACI
- EMNİYET değil/yerine/= GÜVENLİK
- EMNİYETİ SUİSTİMAL SİGORTASI değil/yerine/= GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA KORUNCU
- EMOJİ/SMILEY[İng.] değil/yerine/= DUYGUCUK
- EMOSYON/EMOTION[İng.] değil/yerine/= DUYGU
- EMPATHY/ESTHESIOMETER[İng.] değil/yerine/= ESTHÉSIOMÈTRE[Fr.] değil/yerine/= DUYUM
( Duyu örgenlerimiz yoluyla beden alanı ya da dış çevreden toplanan uyarıcı. @@ 1. Bir kimsenin, yalınç bir uyaranın sinir hücrelerinde oluşturduğu itmeyi duyması. 2. Bir duyusal sinirle beyne ulaşan uyaran. @@ Bir duyu organının uyarılmasıyle oluşan psiko-fizyolojik olay (ışık duyumu, gürültü duyumu vb.). Felsefe ve ruhbilimde: a. Duyumlama edimi. b. Algıları oluşturan, doğrudan doğruya verilmiş gereç. c. Yapma çözümlemelerle elde edilen ya da araştırılan, algının en yalın kurucu parçaları ; bu kurucu parçalara en yalın belirli uyarımlar karşılıktır. Dirimbilimsel fizyolojik olarak: Bir canlının bir anlık bir devinim ya da organ durumunun bir özeğe bildirilmesi. @@ bk. duyu. )
- EMPATİ[Fr. < EMPATHIE] değil/yerine/= DUYGUDAŞLIK
- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK
- EMPATİ:
"ONUN YERİNE DÜŞÜNMEK"
değil
ONUN/ONLAR GİBİ DÜŞÜNMEK/ONUN DÜŞÜNCESİNİ/DUYGUSUNU ANLAMAYA ÇABALAMAK
- IMPEDANCE-ADMITTANCE MATRIX[İng.] / MATRICE IMPÉDANCE-ADMITTANCE[Fr.] / IMPEDANZ-ADMINISTRATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS-ADMİTANS MATRİSİ
- IMPEDANCE COMPONENTS[İng.] / COMPOSANTES DE L'IMPÉDANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS BİLEŞENLERİ
- APPARIEMENT DE L'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZANPASSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DENKLEŞMESİ
- BAISSE DE L'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZABFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DÜŞMESİ
- IMPEDANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS DÜŞÜMÜ
- IMPEDANZBAUELEMENT, IMPEDANZKOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS ELEMANLARI
- IMPEDANCE BRIDGE[İng.] / PONT D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS KÖPRÜSÜ
- IMPEDANZMAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS MANYETOMETRESİ
- IMPEDANCE MATRIX[İng.] / MATRICE D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS MATRİSİ
- IMPEDANCE MATCHING[İng.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS UYUMLAMASI
- IMPEDANCE REFLECTION[İng.] / IMPEDANZREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS YANSIMASI
- IMPEDANCE RISE[İng.] / ÉLÉVATION D'IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZANSTIEG, IMPEDANZERHÖHUNG, IMPEDANZSTEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS YÜKSELMESİ
- IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZ, SCHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS
- IMPEDANCE MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE À IMPÉDANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPEDANSLI MANYETOMETRE
- EMPERMEABLE[Fr. < IMPERMÉABLE] değil/yerine/= YAĞMURLUK
- EMPOZE (ETMEK) değil/yerine/= DAYATMAK
- EMPOZİSYON ile/değil PROJEKSİYON
- IMPREGNATION, IMPREGNATE[İng.] / IMPREGNATION, IMPREGNER[Fr.] / IMPRÄGNIEREN, TRÄNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPRENYELEME, EMPRENYE ETME
- EMPRESYONİST[Fr. < IMPRESSIONNISTE] değil/yerine/= İZLENİMCİ
- EMPRESYONİST/EMPRESYONİZM değil/yerine/= İZLENİMCİ/LİK
- EMPRESYONİZM[Fr. < IMPRESSIONNISME] değil/yerine/= İZLENİMCİLİK
- EMPRİZM:
DUYUCULUK ile/ve/değil/||/<>/< GÖRGÜCÜLÜK
- EMPROVİZASYON[Fr. < IMPROVISATION] değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZASYON değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMPROVİZE[Fr. < IMPROVISÉ] değil/yerine/= DOĞAÇLAMA
- EMR/ELECTRONIC MEDICAL RECORDING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT
- EMRAM/ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ
- EMRE MUHARRER SENET değil/yerine/= YÖNERGELİ BELGİT
- EMR-İ VÂKİ değil/yerine/= OLDU BİTTİ
- EMS/ELECTRONIC MEDICAL SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ DÜZEN(EK)LER
- EMSAL[Ar.]/COEFFICIENT[İng.] değil/yerine/= KATSAYI
- EMULSIFICATION[İng.] değil/yerine/= EMÜLSİFİKASYON
( Emülsifikasyon, karışmayan iki ya da daha fazla sıvının yarı kararlı bir karışım oluşturma amacıyla bir araya getirilmesi işlemidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EMÜLSİYON/EMULSION[İng.] değil/yerine/= SIVI ASILTI
- SÜBEYE[Osm.] / EMULSION[İng.] / ÉMULSION[Fr.] / EMULSION[Alm.] ile/değil/yerine/= EMÜLSİYON
- EMULSIFIER, EMULGATOR[İng.] / ÉMULSIONNANT, EMULSEUR[Fr.] / EMULGATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EMÜLSİYONLAŞTIRICI
- EN AZ ENERJİ değil EN YÜKSEK DÜZENSİZLİK
- EN AZA İNDİRGEMEK değil EN AZA İNDİRMEK
- EN AZINDAN ... değil EN AZ ...
- EN BAŞLANGIÇTA ile/değil (EN) BAŞINDA
- EN) BAŞTAN ile/değil (EN) BAŞINDAN
- EN BÜYÜK HAYAL değil/yerine EN BÜYÜK ZENGİNLİK
( "Zenginlik". DEĞİL/YERİNE Hayal. )
- EN BÜYÜK ile/ve/değil/yerine/||/<> TEK
- EN ÇİRKİN değil EN CESUR
( Lizzie Velasquez )
- EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK ile/değil/yerine/>< EN AZ ŞEYE GEREKSİNİM DUYMAK
( Ne kadar az şeye sahip olursak, o kadar az şey, bize "sahip olur". )
( Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen kişi, akıllı biridir. )
- EN DORUK/ZİRVE değil DORUK/ZİRVE
- M.P.[İng.] ile/değil/yerine/= E.N. (ERİME NOKTASI)
- EN HIZLI OLAN:
| SES HIZI ve IŞIK HIZI | ile/ve/değil/||/<>/>/< DÜŞÜNCE HIZI
( | [ a0 = 340 m/s ] VE [ c0 = 300.000 km/s ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sınırsız ve en hızlı. )
( | [ a0 = 1/√K0 g0 ] [ a0 = √ m . Y ] VE [ c = 1/√e0 μ0 ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< ... )
- OPTIMUM[İng.] / OPTIMUM[İng./Fr.] / OPTIMUM[Alm.] ile/değil/yerine/= EN İYİ, OPTİMUM
- LEAST-SQUARES METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= EN KÜÇÜK KARELER YÖNTEMİ
- ASGARÎ İNHİRAF[Osm.] / MINIMUM DEVIATION[İng.] / DÉVIATION MINIMALE[Fr.] / MINIMALE ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EN KÜÇÜK SAPMA
- EN ÖLÜMCÜLLER:
KÖPEKBALIKLARI değil KURT | ASLAN | FİL | SUAYGIRI | TİMSAH | TENYA(SOLİTER SOLUCAN) | ÇEÇE SİNEĞİ | KATİL BÖCEK | KÖPEKLER[KUDUZLA] | YILAN[ZEHİRİYLE] | BAĞIRSAK SOLUCANI | TATLISU SALYANGOZU[KAN KURTLANMASIYLA] | İNSAN[CİNAYETLE] | SİVRİSİNEK[SITMAYLA]
( )
( [yılda][insan] 10 değil 10 | 100 | 100 | 500 | 1000 | 2000 | 9000 | 12.000 | 40.000 | 50.000 | 60.000 | 110.000 | 475.000 | 725.000 )
(
)
( Tatlısu yumuşakçaları ve karındanbacaklılar, her yıl yaklaşık 10.000 kişinin ölümüne neden olan bir hastalık(şistosomiasisin) taşıyıcılarıdır. )
( Çeçe sineğinin sokması, her yıl, özellikle de Afrika'da, yaklaşık 10.000 ölüme neden olmaktadır. Bu böcek, "uyku hastalığı" olarak bilinen tripanosomiasis'ı Afrika'lılara bulaştırmaktadır. )
( Sivrisinekler, sıtma, sarı humma, dang ya da ensefalit gibi bulaşıcı olabilen hastalıklar nedeniyle her yıl 725.000 kişinin ölümüne neden olmaktadır. )
- EN ÖNEMLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRİNCİ
- EN OPTİMAL değil OPTİMAL ya da/daha iyisi/Türkçe'si EN ÇOK/YÜKSEK (SEVİYEDE)
- EN SEVMEDİĞİM (ŞEY) ile/değil/yerine PEK/HİÇ SEVMEDİĞİM (BİR ŞEY)
- EN (")ÜSTÜNLER/BÜYÜKLER("):
AHMAKLIK/HAMÂKAT ve KENDİNİ BEĞENMEK değil/yerine AKIL ve İYİ HUY
( Yoksulluğun. VE Korkulacakların. DEĞİL/YERİNE Zenginliğin. VE Beğenileceklerin. )
- EN YAKIN:
ÇOCUK değil EŞ
( [özel bölgelerde sorun(çıban vs.) çıksa:] Eş bulunmuyorsa bakabilecekler. DEĞİL En rahat bakabilecek/ilgilenebilecek olan. )
- EN YAVAŞ HAREKET EDEN HAYVAN:
BRADIPUS değil SLOTH
( ... DEĞİL 3 parmaklı, üç tırnaklıdır. Saatte en çok 0.0048 km. hıza ulaşabiliyor. Amerika'da yaşar. )
- HÖCHSTFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EN YÜKSEK FREKANS
- EN ile/ve/değil/<> BİRİCİK
- EN ... değil/yerine DAHA ...
( "Ya, ya da" düşüncesi/zannı/yüklemesi. DEĞİL/YERİNE "Hem, hem de | Ne, ne de" düşüncesiyle/mantığıyla. )
( Durağan. DEĞİL/YERİNE Hareketli. )
( Yapay. DEĞİL/YERİNE Doğal. )
( Sahte. DEĞİL/YERİNE Gerçek. )
( Konfor temelli/odaklı. DEĞİL/YERİNE Yaşam temelli/odaklı. )
( İnorganik. DEĞİL/YERİNE Organik. )
- EN ile/ve/değil EŞİK
- P.F.[Fr.] / S.P.[Alm.] ile/değil/yerine/= E.N.
- EN ... değil/yerine YETERİNCE ...
- ENANTIOMERS[İng.] ile/değil/yerine/= ENANTİOMERLER
- ÉCHANTILLONNAGE[Fr.] / ENANTIOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= ENANTİYOMER
- ENAYİLİK ile/değil/yerine DAYANÇ/SABIR
( [not] DUPERY vs./but PATIENCE
PATIENCE instead of DUPERY )
- ENAYİ/LİK ile/değil ELİAÇIK/LIK(CÖMERT/LİK)
- ENAYİ/LİK ile/değil ŞANSSIZ/LIK
- ENBİYA-I İZAM:
"BÜYÜK PEYGAMBERLER" değil BİLİNEN/DUYULAN PEYGAMBERLER
- HEYET[Ar.]/ENCÜMEN/KOMİTE[Fr. < COMITE]/KOMİSYON değil/yerine/= YARKURUL/ALT KURUL
( Meclis ya da herhangi bir kurultayda, bazı konuları inceleyerek, varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, üyeler arasından oluşturulan altkurul. )
- ENCYCLOPEDISM/ENCYCLOPEDIA[İng.] değil/yerine/= ENCYCLOPÉDISME/ENCYCLOPÉDIE[Fr. < ENCYCLOPÉDIE] değil/yerine/= ENZYKLOPÄDIE[Alm.] değil/yerine/= ANSIKLOPEDICILIK
( 1. Bütün bilgi alanlarında bilgi edinme ve edinilen bilgileri çoğaltma amacı güden öğrenme biçimi. 2. Bilgi ve olguları, aralarında ilişki kurmadan yalnızca ezberleme durumu. 3-Ansiklopediciler diye bilinen Fransız bilgin ve düşünürlerinin öğretilerine ve etkilerine verilen ad. )
- ENDEMI/ENDEMIA[İng.] değil/yerine/= YÖRESEL SAYRILIK
- ENDEMİK/ENDEMIC[İng.] değil/yerine/= YÖRESEL
( Belirli bir bölgeye özgü, belirli bir bölgede yetişen. )
- ENDİKASYON/INDICATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM ALANI | GEREKLİLİK
- ENDİKATÖR/İNDİKATÖR/INDICATOR[İng.] değil/yerine/= GÖSTERGE, BELİRTEÇ,
- ENDİREKT[Fr. < INDIRECT] değil/yerine/= DOLAYLI
- ENDOCENTRIC COMPOUND[İng.] değil/yerine/= İÇMERKEZLİ BİLEŞİK
- ENDODERM[Fr. < ENDODERME] değil/yerine/= İÇ DERİ
- ENDOGAMİ[Fr. < ENDOGAMIE] değil/yerine/= İÇ EVLİLİK
- ENDOJEN/ENDOGENOUS[İng.] değil/yerine/= İÇ KAYNAKLI
- ENDOKRİN[Fr. < ENDOCRINE] değil/yerine/= İÇ SALGI
- ENDOKRİN değil/yerine/= İÇSALGI
( Gövdedeki salgıbezlerinin, doğrudan doğruya kana karışacak yolda çıkardıkları salgı. )
(1996'dan beri)