Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 33.731 başlık/FaRk ile birlikte,
33.731 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(119/136)


- KONVEKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM AKIMI


- FRACTION DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM KESRİ


- NAKL-İ HARÂRET[Osm.] / CONVECTION[İng.] / CONVECTION[Fr.] / KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM, KONVEKSİYON


- SECTION EFFICACE DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM TESİR KESİTİ


- CHEMIN LIBRE MOYEN DU TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRÄGERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI AKIMI


- CARRIER WAVE[İng.] / ONDE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI DALGA


- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS


- CARRIER GAS[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI GAZ


- TRÄGERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI HAREKETLİLİĞİ


- CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS[Fr.] / TRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI


- TAŞKIN ile/ve/değil/||/<>/< SEL


- TAŞKIN/LIK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK


- TAŞLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAŞLAMAK


- TASNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPINTI

( Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey. | Bilgi kuramında ve varlıkbilimde, gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım. )


- TAŞRA değil/yerine DIŞARLIK

( Bir ülkenin başkenti ya da en önemli kentleri dışındaki yerlerin tümü. )


- TASRİH[Ar.] değil/yerine/= BELİRTME


- TASTİK değil TASDİK


- TAT değil TAD


- TATBİKAT[Ar.]/MANEVRA[İt. < MANOVRA] değil/yerine/= KILGILIK


- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA


- TATİL GÜNÜ değil/yerine İSTİNSAH GÜNÜ


- TATİL değil/yerine/>< BAYRAM

( Tatile gitmeyi, bayram eder/etmiş gibi düşünmemeli; bazı bayramları da tatil olarak düşünmemeli, "tanımlamamalı" ve "görmemeliyiz". )


- TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK

( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )


- TATLI" YALAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "ACI" GERÇEK/LER


- TATLI ile/ve/değil LEZZETLİ


- TATLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİMLİ


- TATMİN OLMAK değil/yerine/= DOYUMLANMAK


- TATMİN ile/ve/değil/yerine ETKİLE(N)ME

( [not] SATISFACTION vs./and/but TO (GET) IMPRESS
TO (GET) IMPRESS instead of SATISFACTION )


- TATMİNKÂR değil/yerine/= DOYUMCUL


- TAUTOMERE[İng.] / TAUTOMÈRE[Fr.] / TAUTOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMER


- TAUTOMERISM[İng.] / TAUTOMÉTRIE[Fr.] / TAUTOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMERİ


- TAVADA:
KAVURMAK ile/değil ÇEVİRMEK


- TAVAF değil/yerine/= ÇEVRİNME


- TAV'AN VE KERHEN değil/yerine/= HEM İSTEYEREK, HEM DE İSTEMEYEREK


- TAVAN ile/ve/değil/||/<>/> ÇATI


- TAVAN ile/ve/değil/||/<> KUBBE


- TAVANIN SAPINI, OCAĞIN, ...:
DIŞINA DOĞRU değil YANLARA DOĞRU TUTMAK


- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME


- TAVATTUN[Ar.] değil/yerine/= YURT EDİNME


- TAVİ/TRANSKATETER AORTİK VALF İMPLANTASYONU/TRANSCATHETER AORTIC VALVE İMPLANTATION[İng.] değil/yerine/= KATETERLE AORT KAPAK YERLEŞTİRME


- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL

( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )


- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< BAKIŞ


- TAVIR[Ar. < TAVR] değil/yerine/= DURUŞ


- TÂVİZ[Ar.] değil/yerine/= ÖDÜN


- TAVLA ile/ve/değil KENT/KENTLER

( DÜŞEŞ: 6-6 | ŞEŞBEŞ: 6-5 | ŞEŞCİHAR: 6-4 | ŞEŞÜSE: 6-3 | ŞEŞİDÜ: 6-2 | ŞEŞYEK: 6-1 )

( [Fars.] * ŞEŞ: 6[Altı]
* BEŞ: 5[Beş]
* CİHAR: 4[Dört]
* SE: 3[Üç]
* DÜ: 2[İki]
* YEK: 1[Bir] )

( [not] BACKGAMMON vs./and/but ... )


- TAVŞAN ile/değil ÇİŞİK/ÇİSİK/GÖCEN/GÜCE

( ... İLE/DEĞİL Tavşan yavrusu. )


- TAVSİYE ETMEK değil/yerine/= ÖNERMEK/SALIK VERMEK


- TAVSİYE değil/yerine/= SALIK VERME


- TAVUK ile/ve/değil KAR TAVUĞU

( ... İLE/VE Kuzey Kutbu'nda yaşarlar. )


- TAVUK ile/değil/yerine/>< KARTAL

( Kısmen ve kısa uçabilir fakat yükselemez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En yüksekte uçabildiği gibi alçaktan da uçabilir. )


- TAVUKKARASI değil/yerine/= GECE KÖRLÜĞÜ


- TAVUSKUŞU ile/değil PERESTÂN[Fars.]

( ... İLE/DEĞİL Tavuskuşu-Albino )

( ... İLE/DEĞİL Tavuskuşu gibi güzel tüylü bir kuş. )

( TAVUSKUŞU YAVRUSU

)

( [not] PEACOCK vs./but ... )


- TAVZİF ETMEK değil/yerine/= GÖREVLENDİRMEK


- TAVZİF[Ar.] değil/yerine/= GÖREVLENDİRME


- [not] TAXONOMY ile/ve/değil/yerine/<>/> CLADISTIC TAXONOMY

( Sınıflandırma. İLE Kladistik sınıflandırma. )

( LINNAEUS/LINNE vs./and/<>/>/but HELLING[1966] )


- SPEKTRALAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF AYGITI


- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ


- TAYF[Osm.] / SPECTRUM[İng.] / SPECTRE[Fr.] / SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF, ÇİZELGE, SPEKTRUM


- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI


- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ


- SPECTRAL REGIONS[İng.] ile/değil/yerine/= TAYF/SPEKTRUM BÖLGELERİ


- SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFBİLİM


- SPECTROGRAPH[İng.] / SPECTROGRAPHE[Fr.] / SPEKTROGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFÇEKER/SPEKTROGRAF


- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP


- SPEKTRA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFLAR/SPEKTRUMLAR


- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK


- SPEKTRALE HELLIGKEITSEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK DUYARLILIĞI


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ


- SPEKTRALE BESTRAHLUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM ŞİDDETİ


- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM


- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM


- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK


- TAYGA[İng.] değil/yerine/= TAYGA

( Sibirya bölgesinde iğne yapraklı bitkilerin oluşturduğu orman.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LIMIT OF DETECTION, CONCENTRATION LIMIT[İng.] / DÉTECTION (LIMIT DE MESURE)[Fr.] / NACHWISE (MESSGRENZE)[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYİN SINIRI


- TAYİN[Ar.] değil/yerine/= ATAMA


- TAYIN değil/yerine/= SÜER AZIĞI/ER AZIĞI


- TAYİN ile/ve/değil TESPİT


- TAYİP[Ar.] değil/yerine/= KINAMA


- TAYT ile/değil TAYF

( Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir pantolon türü. | Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giyecek. İLE Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı yalın renklerden oluşmuş görüntü. )


- TAYYÂRE[Ar.]["TEYYÂRE" değil!] değil/yerine/= UÇAK


- TAYYETMEK[Ar.< TAYY] değil/yerine/= ÇIKARMAK | ARADAN ÇIKARMAK, YOK ETMEK


- TAZALLÜM[Ar.] değil/yerine/= SIZLANMA, YAKINMA


- TAZAMMUN[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= İÇERMEK | İÇLEM


- TAZAMMUN değil/yerine/= İÇLEM


- TAZARRU'[Ar. < ZURÛ] değil/yerine/= YALVARMAK

( Kendini alçaltarak yalvarma. İLE Yalvarma. )

( YALVAR: Para. [BÂKÎ'nin bir şiirindeki son beytinde geçen] )


- TAZE SOĞAN ile/ve/değil/<> ÇİRİŞ OTU


- TAZİP[Ar. TAZİB] değil/yerine/= SIKINTIYA SOKMA, ÜZME


- TA'ZİYE[Ar. < AZV] değil/yerine/= YARA(BAŞ) SAĞILIĞI/İYİLEŞMESİ DİLEME

( Caferî mezhebinde olanların Muharrem ayında yaptığı matem töreni. )


- TAZİZ[Ar.] değil/yerine/= SEVGİ İLE ANMA


- TAZMİN[Ar.] değil/yerine/= ZARARI ÖDEME


- TAZMİNAT DAVASI değil/yerine/= ÖDENCE ARANCI


- TAZMİNAT[Ar.] değil/yerine/= ÖDENCE


- TAZYİK[Ar.] değil/yerine/= BASINÇ


- TAZZİK değil TAZYİK


- TBI/TOTAL BODY IRRADİATION | TRAUMATIC BRAIN İNJURY[İng.] değil/yerine/= TÜM GÖVDE IŞINLAMASI | TRAVMATİK BEYİN HASARI


- TBT değil/yerine/= HGG

( "Throw Back Thursday" DEĞİL/YERİNE/= Hey Gidi Günler. )


- TCP/TRANSMİSSION CONTROL PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= AKTARIM KATMANI GEÇİŞ DENETIM PROTOKOLÜ


- t.d.[Lat. < TER DIE] değil/yerine/= GÜNDE 3 KEZ


- TDP/FRESH FROZEN PLASMA[İng.] değil/yerine/= TAZE DONMUŞ PLAZMA


- TEACHING[İng.] değil/yerine/= ÖĞRETİM

( Bilgiyi bulmak, kazanmak, bilgiyi kazanma yolunun ve kazanılan bilgiyi hafızada tutarak yeri geldiğinde kullanabilmek için hatırlamaktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEÂDÜL[Ar.] değil/yerine/= DENKLEŞME, DENKLİK, BİRBİRİNE DENK OLMA


- TEÂKUP[Ar.] değil/yerine/= ART ARDA GELME


- TEÂSÜR[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL GEÇİNME, DİRLİK ETME


- TEATİ (ETMEK) değil/yerine/= GÖNDERİŞMEK


- TEÂVÜN[Ar. < AVN çoğ. TEÂVÜNÂT] değil/yerine/= YARDIMLAŞMA


- TEBAA[Ar.] değil/yerine/= UYRUK


- TEBAA ile/değil/yerine VATANDAŞ


- TEBAIN[İng.] ile/değil/yerine/= TEBAİN


- TEBAİYET[Ar.] değil/yerine/= YASAYA/BUYRUĞA UYMA | DEVLETE/GÜÇLÜ KİŞİYE BAĞLANMA


- TEBCÎL[Ar. < BECL/BÜCÜL] değil/yerine/= ULULAMA, AĞARLAMA | ÖVME


- TEBDİL-İ HAVA[Ar. < HEVÂ] değil/yerine/= HAVA DEĞİŞİKLİĞİ


- TEBEDDÜL[Ar.] değil/yerine/= BİR DURUMDAN, BAŞKA BİR DURUMA GEÇME, DEĞİŞME


- TEBEDDÜN[Ar.] ile/değil TECESSÜM[Ar.]

( "Bedenlenme". İLE/DEĞİL Boyut kazanma, nesneleşme. | Görünmeye başlama, belirme. | Göz önüne gelme, canlanma. )


- TEBELLEŞ[Ar.] değil/yerine/= BİRBİRİNE GEÇMİŞ, KARMAKARIŞIK, KARIŞMIŞ


- TEBELLEŞ ile/ve/değil/||/<>/< MUSALLAT (OLMAK)


- TEBELLÜĞ[Ar.] değil/yerine/= BİLDİRİMİ ALMAK


- TEBELLÜR[Ar.] ETME değil/yerine/= BELİRGİNLEŞME


- TEBERRÜKEN[Ar.] değil/yerine/= HEDİYE OLARAK


- TEBEŞİR ile/değil ALÇITAŞI

( Kalsiyum karbonat. İLE/DEĞİL Kalsiyum sülfat dihidrat. )

( ... İLE/DEĞİL En az 4000 yıldır çıkarılmaktadır. Çıkarılan tüm alçıtaşının %75'i alçı ve ondan yapılan kartonpiyer, fayans ve ortopedide kullanılır. )

( ... İLE/DEĞİL Çimentonun çok önemli bir bileşenidir. Gübre, kağıt ve kumaş üretiminde de kullanılmaktadır. )

( Piramit'lerin içindeki sıvalar alçıtaşıyla yapılmıştır. Bina sıvaları da alçıtaşındandır. )

( GYPSOS[Yun.] > GYPSUM[İng.] )


- CHALK[İng.] / CRAIE, BLANCHE DE CRAIE, VOIR CARBONATE DE CALCIUM[Fr.] / KREIDE, CALCIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİR


- CHALKING[İng.] / FARINAGE[Fr.] / ABKREIDEN, KREIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİRLENME


- TEBESSÜM değil/yerine/= GÜLÜMSEME


- TEBEYYÜN[Ar.] değil/yerine/= BELİRLİ OLMA


- TEBHÂL/E[Ar.] | COLD SORE, HERPES[İng.] değil/yerine/= UÇUK


- TEBLÎĞ/TEBLÎG[< BULÛG | çoğ. TEBLÎGAT] ile/değil/yerine/< TEVDÎ'[< VED | çoğ. TEVDÎÂT]

( Yetiştirme, eriştirme, bitiştirme. | Götürme, taşıma. | [edebiyatta] Abartının birinci derecesi. İLE/DEĞİL/YERİNE Bırakma, emanet etme. | Vedâlaşma. )


- TEBLİĞ ile/ve/değil/||/<>/>/< TEMSİL


- TEBRİK ETMEK değil/yerine/= KUTLAMAK


- TEBRİK değil/yerine/= KUTLAMA


- TEBŞÎR[< BEŞR] değil/yerine/= MÜJDE VERME, MÜJDELEME, MÜJDELENME


- TECÂHÜL[Ar.] değil/yerine/= BİLMEZ GİBİ GÖRÜNME, BİLMEZLİKTEN GELME


- TECÂNÜS[Ar.] değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU


- TECA'ÜD[Ar. < CA'D] değil/yerine/= BÜKLÜM BÜKLÜM SAÇ

( Saçın kıvırcık, büklüm büklüm olması. )


- TECAVÜZ değil/yerine/>< ANLAMA (ÇABASI)

( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )


- TECÂVÜZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRAŞ


- TECÂVÜZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRI

( Saldırı. | Namusuna saldırma, sarkıntılık. | Başkasının hakkına el uzatma. | Aşma, ötesine geçme. )


- TECDİT/TECDİD[Ar.] değil/yerine/= TAZELEME


- TECELLİ ile/ve/değil TECELLİGÂH

( ... İLE Fark vardır. )


- TECEMMU[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK


- TECENNÜN[Ar.] değil/yerine/= ÇILDIRMA, DELİRME, AKLINI OYNATMA


- TECERRÜT/D[Ar.] değil/yerine/= HERŞEYDEN UZAKLAŞMA, SIYRILMA, SOYUTLANMA


- TECESSÜS[Ar. < CESS] değil/yerine/= ANLAMA MERAKI

( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )


- TECEZZÜV[Ar. < CÜZ]/TECEZZÎ değil/yerine/= KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA

( KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA )


- TEÇHİL[Ar.] değil/yerine/= BİRİNİN BİLGİSİZLİĞİNİ SÖYLEME

( Birinin bir konuda bilgisizliğini söyleme, bilmezleme. )


- TEÇHİZ ETMEK değil/yerine/= DONATMAK


- TEÇHİZ[Ar.] değil/yerine/= DONATMA, DONATIM


- TEÇHİZAT[Ar.] değil/yerine/= DONATI


- TECİL[Ar.] değil/yerine/= ERTELEME


- TECİM/TİCARET:
KAZANMAK ya da GEREKSİNİMİNİ KARŞILAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIRMAK ya da GEREKSİNİMİ KARŞILAMAK


- TECRÎD[< CERED] ile/değil TEDRÎC[< DURÛC]/KERTELEME

( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Soyutlama. | Yalıtma. | Önce gönlünü gafletten, nefsini hevâdan, dilini boş sözden arındırıp dünyayı zihninden/kalbinden çıkararak Hakk'a yönelme. İLE/DEĞİL Derece derece, basamak basamak ilerle(t)me. )


- TECRİD ile/değil/yerine TEZKİYE


- TECRİT[Ar.]/ABSTRAKSİYON[Fr./İng.] değil/yerine/= SOYUTLAMA


- TECRİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEHCİR

( Ayırma. | Birini dış dünyadan kopararak kendi durumuna bırakma. | Bulaşıcı hastalığın daha fazla canlıya bulaşmasını önlemek amacıyla sayrının öteki canlılarla olan ilişkilerinin en az seviyeye indirilmesi ya da kesilmesi. | Soyutlama. | Yalıtım. | Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için öteki hükümlülerden ayırma. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Göç ettirmek. )


- TECRÜBE SAHİBİ[Ar.] değil/yerine/= DENEYİM İYESİ


- TECRÜBE[Ar.] değil/yerine/= DENEYİM


- TECVİT/TECVİD[Ar.] değil/yerine/= SÖZCÜĞÜ, DÜZGÜN/UYGUN OKUMA

( Sözcüklerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması. | Kur'ân-ı Kerîm'in, doğru okunmasını sağlayan bilim. | Bu bilim üzerine yazılmış kitap. )


- TECVİZ[Ar.] değil/yerine/= İZİN VERME

( Yapılmasını uygun bulma. )


- TECZÎ'[Ar.] ile/değil TECZİE[Ar. < CÜZ] ile/değil TECZÎR[Ar. < CEZR]

( ... İLE/DEĞİL Bölüm bölüm ayırma, bölme, doğrama, ufaltma. İLE Karekökünü alma, cezrini bulma. )


- TEDAİ[Ar. < DA'VET] değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM


- TEDARİK ETMEK değil/yerine/= EDİNDİRMEK


- TEDARİK değil/yerine/= EDİNDİRİ


- TEDAVİ" BAKANLIĞI değil/yerine SAĞLIK BAKANLIĞI


- TEDAVİ[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM


- TEDÂVÜL/SİRKÜLASYON değil/yerine/= DOLAŞIM


- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL

( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )

( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )

( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )

( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )


- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< FİKİR (ETMEK)

( Sonuca yönelik düşünme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sonuca yönelik olmayan düşünme. )

( Zât bakımından aynı, itibar bakımından ayrılardır. )

( Sona bakmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yola bakmak. )

( [not] Thinking to [get/go] consequence. VS./AND/BUT/||/<>/>/< Any kind of thinking without consequence.
Any kind of thinking without consequence. INSTEAD OF Thinking to [get/go] consequence. )

( [not] PRECAUTION vs./and/but/||/<>/>/< TO THINK
TO THINK instead of PRECAUTION )


- TEDBİR[Ar.] değil/yerine/= ÖNLEM


- [ne yazık ki]
"TEDBİR" ile/değil/yerine/>< SEVGİ

( Her konuda tedbirli olabiliriz; ancak, "severken/sevdiğimize karşı tedbirli olmak", gerçek mutluluk için en zararlısıdır. )


- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/<>/< TAKDİR

( Tedbir, takdirin parçasıdır. )


- TEDBİR[< DÜBÛR] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAKDİR

( Bir şeyi temin edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kişinin ihtiyâr ve istenci/irâdesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< ... )

( Tedbir, takdirin parçasıdır. )

( Yaptığın şeyin tedbirini, takdir-i Hüdâ'dan bekle. )

( Takdirden gelene, tedbir kılınmaz
Ne kılayım çare, ben, şimdiden geri
Yaram türlü türlü, merhem bulunmaz
İstersen merhemi, çal, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Geçti elden, gitti muhabbet çağı
Rakip, bahçeye kurmuş otağı
Yıkılsın çevresi, bostanı bağı
El girsin bağına, var, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

Sen bir gonca gülsün, istife karış
İstersen gül oyna, dilersen sarış
Gönlün kimi isterse, ülfet et konuş
Yârim, sana destur var, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Kul Abdal'ım, bir sultanam ayılım
Yüz sür beni, eşiğinde sayılım
Hakk'tan gelen tecellime, kayılım

Kul Abdal'ım, yalan dünya, vefâsız
Âlemde bir yâre düştüm, devâsız
Sen bana yâr olmazsın, be hey vefâsız
Var kime olursan ol, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

[ Veysel (Âşık) 'tan
dinlemek üzere burayı tıklayınız... ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19854 ]

2023
VEYSEL (ÂŞIK) yılıdır.
Madem görüyorsunuz... O zaman, hoş görün! - Veysel (Âşık)
)


- TEDBİRLİ değil/yerine/= ÖNLEMLİ


- TEDBİRLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSAR/LIK


- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET


- TEDFİN[Ar.] değil/yerine/= GÖMME


- TEDİP HAKKI değil/yerine/= USLANDIRMA ÜLEVİ


- TEDİP/TEDİB[Ar.] değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME


- PERTURBATION THEORY[İng.] / THÉORIE DES PERTURBATIONS[Fr.] ile/değil/yerine/= TEDİRGENME KURAMI


- TEDİRGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEYECAN


- TEDİYE EMRİ değil/yerine/= ÖDEME BUYRUĞU


- TEDİYE[Ar.] değil/yerine/= ÖDEME

( Para vb. bir şey verme, ödeme. | Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme. )


- TEDİYE değil/yerine/= ÖDEME


- TEDRÎS[Ar. < DERS] değil/yerine/= DERS VERME, OKUTMA


- TEDRİSAT[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRETİM


- TEDVÎN[Ar. < DÎVÂN] değil/yerine/= DERLEM/E

( Dîvân biçimine sokma. | Kitaplaştırma. | Yasalaştırma. [yazılı ve bütünlüklü duruma getirilen kurallar][İng. CODIFICATION] )


- TEDVİN değil/yerine/= DERLEYİ


- TEDVİR[Ar.] değil/yerine/= ÇEVİRME | YÖNETME, ÇEKİP ÇEVİRME


- TEE/TRANSÖZOFAGEAL EKOKARDİYOGRAFİ TRANSOESOPHAGEAL ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YEMEK BORUSUNDAN EKOKARDİYOGRAFİ


- TEEDDÜB[Ar.] değil/yerine/= UTANMAK


- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK


- TEESSÜF[Ar.] değil/yerine/= YERİNME

( Acınmak. | Pişman olmak. )


- TEESSÜS[Ar.] değil/yerine/= KURULMA, ORTAYA ÇIKMA | YERLEŞME, TEMELLEŞME, KÖKLEŞME


- TEEYYÜT[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU ÇIKMA, GERÇEKLENME


- TEF ile/ve/değil/<> ZİLLİ TEF


- TEFÂHÜR[< FAHR] değil/yerine/= ÖVÜNME | ÖVÜNÇ


- TEFCİR[Ar.]/DRENAJ[Fr.] değil/yerine/= AKAÇLAMA

( Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması. | Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma. )


- TEFEKKÜR ETMEK değil/yerine/= DÜŞÜNÜMLEMEK


- TEFEKKÜR değil/yerine/= DÜŞÜNÜM


- TEFERRÜT[Ar.] değil/yerine/= TEK/YALNIZ OLMA

( Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. | Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme. )


- TEFE'ÜL[< FÂL] değil/yerine/= HAYRA YORMA, UĞURSAMA, UĞUR SAYMA


- TEFEVVUK[Ar.] değil/yerine/= ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜN GELME


- TEFEYYÜZ[Ar.] değil/yerine/= YÜKSELME, İLERLEME


- TEFRİK İÇİN değil/yerine TEVHİD İÇİN!


- TEFRİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEVHÎD

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Tenzihte teşbihi, teşbihte tenzihi görmek. / Zahirde bâtını, bâtında zahirde görmek. )


- TEFRİKA değil/yerine/= İKİLİK


- TEFRİKA[Ar.] değil/yerine/= SÜRMECE | İKİLİK

( Gazete ya da dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi. | Bu biçimde yayımlanan. | İkilik. )


- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME


- TEFRİS/TESFİR" değil TEFSİR[Ar.]


- TEFRİT değil/yerine/= GERİDELİK/YETMEZLİK


- TEFSİR ETMEK/TABİR ETMEK değil/yerine/= YORUM/LAMAK


- TEFTİŞ HEYETİ değil/yerine/= DENETLEME KURULU/DENETİM KURULU


- TEFTİŞ[Ar.] değil/yerine/= DENETLEME


- TEFVÎZ[Ar.]/İHÂLE değil/yerine/= UYGUN KOŞULLARLA VERME

( Sipariş etme. | Allah'tan bekleme. | Dağıtım. | Bir Taşınmaz malı, bilinen değeri karşılığı birine verme. )


- TEGAFÜL[Ar.] değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME


- TEGANNİ[Ar.] değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME


- TEĞET:
| FAKİR ve ORTA İÇİN | ile/değil/ne yazık ki ZENGİN İÇİN

( )


- TEĞET/MÜMAS[Ar. < MÜMASS] ile/değil TEYİT

( Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru. İLE/DEĞİL Doğrulama. )


- TEHÂCÜM[< HÜCÛM] değil/yerine/= SALDIRMA | ÜŞÜŞME, TOPLAŞMA


- TEHALÜK[Ar.] değil/yerine/= ÇOK İSTEME, CAN ATMA


- TEHDİT ile/değil/yerine/></> DÜZEN

( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )


- TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"


- TEHDİT değil/yerine/>< İKNA


- TEHDİT ile/değil/yerine KESİN UYARI/ULTİMATOM

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

( [not] THREAT vs./and/but ULTIMATUM
ULTIMATUM instead of THREAT )


- TEHDİT değil/yerine/= KORKUTU/GÖZDAĞI


- TEHDİT değil/yerine TEKLİF


- TEHDİT ile/değil/yerine TESPİT


- TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

( [not] THREAT vs./and/but WARNING
WARNING instead of THREAT )


- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"


- TEHDİTKÂR[Ar.] değil/yerine/= KORKUTULU/GÖZDAĞILI


- TEHDİTSİZ[Ar.] değil/yerine/= KORKUTUSUZ/GÖZDAĞISIZ/GÖZDAĞI VERMEDEN/OLMADAN


- TEHECCÜD[< HECD]["TEHECVÜD" değil!] değil/yerine/= GECE UYANIP NAMAZ KILMA | GECE KILINAN NAMAZ


- TEHECCÜD NAMAZI ile/ve/<>/değil VİTR NAMAZI

( İkinci 3/1'lik bölümde kılınır.[Her 2 rekâtta bir selam verilerek kılınır.] İLE/VE/<>/DEĞİL Gecenin, son 3/1'lik bölümünde kılınan/kılınacak namazdır.[Eğer geceleyin uyanamama olasılığı varsa ancak bu durumlarda yatsı namazının ardından kılınabilir.][Yine de, kalkılamamışsa, sabah namazından önce kılınır.] )


- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHİ[Fars.] değil/yerine/= BOŞ


- TEHİR ETMEK/TECİL ETMEK değil/yerine/= ERTELEMEK/SONRALAMAK


- TEHİR değil/yerine/= ÖTELEME/ERTELEME


- TEHİR-İ İCRÂ değil/yerine/= YÜRÜTMEYİ DURDURMA


- TEHİR/TAVİK[Ar.] değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA


- TEHİR/TECİL değil/yerine/= ERTELEME/SONRALAMA


- HAZARD WARNING SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKE İKAZ SEMBOLLERİ


- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK


- TEHLİKE ile/değil VAROLUŞ SORUNSALI


- HAZARDOUS CHEMICALS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKELİ KİMYASAL NESNELER


- TEHLİKELİ ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/HASSAS


- MONOATOMIC GAS[İng.] / GAZ MONOATOMIQUE[Fr.] / EINATOMICHE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ATOMLU GAZ


- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK

( Her açıdan daha bereketlidir. )


- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK


- TEK BAŞINA ile/değil/yerine SADECE