ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(3/287)
- ACI DUYABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< (KENDİ)/(ONUN/ÖTEKİNİN) ACISINI DUYABİLEN
( Canlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )
( )
- ACI/ISTIRAP:
KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN
- BRACKISH WATER[İng.] / BROCKIGES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI SU
- AÇI ile AÇILI ile AÇILAR
( ANGLE vs. ANGLED vs. ANGLES )
( گوشه ile کنج ile زاويه ile زاويهدار ile زويا )
( GUSHEH ile KONJ ile ZAVYYEH ile زاويهدار ile زويا )
- ACI ile ACILIK ile ACI TATLI
( BITTERN vs. BITTERNESS vs. BITTERSWEET )
( تلخابه ile بوتيمار ile تلخي ile شيرين وتلخ )
( تلخابه ile بوتيمار ile TALKHY ile SHYRYNE VOTELKH )
- ACI ile/ve/değil/yerine ACIRAK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Az acı. )
- ACI ile AĞRI
( PAIN vs. ACHE )
- ACI ile/ve/||/<>/> ANI
( BITTER/PAIN vs./and/||/<>/> MOMENT/INSTANT )
- ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAKIŞ AÇISI
( Kişi, bakış açısını değiştirmedikçe "ıstırabını/acısını" değiştiremez. )
- AÇI ile/ve/değil EĞİM
- ACI ile HACI
- ACI ile HACI
- ACI ile/ve/||/<>/>< HAZ
( Hazzın bedeli. İLE/VE/||/<>/>< Acının ödülü. )
( Acı vererek haz alırsınız, haz alıyorum/veriyorum derken de acıtırsınız. [Haz ile acının bir olduğunu bilen kişi, huzur ve barıştadır.] )
( BITTER/PAIN vs./and/||/<>/>< PLEASURE )
- AÇI ile/ve HIZ
( 1 radian [rad] = 57.2957795131 degree [°]
1 grad [^g] = 0.9 degree [°]
1 minute ['] = 0.0166666667 degree [°]
1 second ["] = 0.0002777778 degree [°]
1 gon = 0.9 degree [°]
1 sign = 30 degree [°]
1 mil = 0.05625 degree [°]
1 revolution [r] = 360 degree [°]
1 circle = 360 degree [°]
1 turn = 360 degree [°]
1 quadrant = 90 degree [°]
1 right angle = 90 degree [°]
1 sextant = 60 degree [°] )
( ANGLE vs./and SPEED )
- ACI ile ISTIRAP
( ... İLE Zihnin ve kalbin titremesi. )
( Acıya dayanmak gerekir. Acıyı yenme diye bir şey yoktur. )
( Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmez. )
( Size ıstırap veren sürekli sahte (asılsız) olandır. )
( Sahte olanı terk edin, acı çekmekten kurtulursunuz. )
( Düşüncelerinde ya da duygularında olan ve olmayan şeylere karşı herhangi bir özlemin yoksa, bu acılardan kurtulmanın yoludur. )
( Istırap, kabul etmeyişten kaynaklanır. )
( Istırap, kendi yarattığımız değil midir? Evet, onu yaratmak için ayrı bir kendiniz olduğu sürece. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Kendim olarak tanımladığım çerçeve ne denli dar ise, arzu ve korkunun neden olduğu ıstırap da o denli keskin olur. )
( Kişisel "ben"in eriyip kayboluşuyla kişisel ıstırap da son bulur. )
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )
( Istırabın nedeni bağımlılık, çaresi bağımsızlıktır. )
( Istırabın gerçek nedeni, kendini sınırlı olanla özdeşleştirmektir. )
( Uygarlık, kültür, felsefe ve din. Istıraba başkaldırıdan başka nedir ki? )
( Istırap en başta, dikkat çekmek için bir çağrıdır ve o aslında bir sevgi hareketidir. )
( Istırap tümüyle bir bağımlılık ya da direnmeden dolayıdır; bu bizim yaşam ile birlikte devinmeye ve akmaya karşı isteksizliğimizin işaretidir. )
( Istırap çeken sizin kendiniz olduğunu hayal ettiğiniz kişidir, siz değil. )
( Eğer ıstırabın ötesinde olmak istiyorsanız, onu yarı yolda karşılayıp kucaklamalısınız. )
( Akıllı kişi, zevkin değil ıstırapsızlığın peşine düşer. )
( Daha az ıstırap "istiyorsanız", kendiniz olabilmek yerine sürünün parçası olun/olursunuz. )
( PAIN vs. SORROW, SUFFER
Pain has to be endured. There is no such thing as overcoming the pain.
Suffering is due to nonacceptance.
It is always the false that makes you suffer.
Abandon the false and you are free of pain.
Is not all suffering self-created? Yes, as long as there is a separate self to create it.
Selfishness is the cause of suffering.
The narrower the circle of my self-identification, the more acute the suffering caused by desire and fear.
With the dissolution of the personal 'I' personal suffering disappears.
The cause of suffering is dependence and independence is the remedy.
What is civilization and culture, philosophy and religion, but a revolt against suffering.
Self-identification vs. the limited is the real cause of suffering.
Suffering is due entirely to clinging or resisting; it is a sign of our unwillingness to move on, to flow vs. life.
Suffering is primarily a call for attention, which itself is a movement of love.
It is the person you imagine yourself to be that suffers, not you.
If you want to be beyond suffering, you must meet it half way and embrace it. )
( TRISTITIA cum ... )
( ... ile DUHKHA )
- AÇI ile KENAR
- AÇI ile/ve PARALAKS[Fr. < Yun. PARALLAX]
( ... İLE/VE Biri, yerkürenin merkezinden, öbürü, yeryüzünde bulunan bir kişinin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gökcisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı. )
( ANGLE vs./and PARALLAX )
- ACI ile SIZI
( PAIN vs. SORROW )
- ACI ile/ve/<>/değil/yerine SUSKU/SÜKÛT
- AÇI ile/ve/değil YAKLAŞIM
- AÇI ile/ve/<> YÖN
( Geometride. İLE/VE/<> Mekânda. )
( 
Yön Bulma:
Bir çubuk ve gölgesini kullanarak Kuzey'i bulabiliriz.
1- Bir çubuğu toprak zemine dik bir biçimde yerleştirip ve gölgesinin ucuna bir taş yerleştiriyoruz.
2- 20 dakika sonra gölgenin ucuna tekrar taş bırakıyoruz. [İlk bıraktığımız taş, W(Batı); son bıraktığımız taş, E(Doğu) yönündedir.]
3- Sol ayağımızı W(Batı), sağ ayağımızı E(Doğu) taşının yanına yerleştiriyoruz. Böylelikle Kuzey'e bakıyor olacağız.
[Bu yöntem, iki yarım kürede de kullanılabilir. Tek fark, Kuzey yarım küredeysek sırtımız, güney yarım küredeysek yüzümüz Güneşe dönüktür.] )
( ZÂVİYE ile/ve/<> CÂNİB[< CENB], CİHET )
( ANGLE vs./and/<> DIRECTION )
- ACI ile/ve ZOR
- AÇI ile ZORLANMIŞ AÇI
- ACÎB[Ar.] ile TARÎF[Ar.]
- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK
- AÇI/DAN ile/||/<> BAKIM/DAN
- AÇIĞA ALMAK ile AÇIĞA ALINMAK
- AÇIĞA ÇIK(AR)MAK ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIK(AR)MAK
- AÇIĞA VURMA" ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIKARMA
- AÇIK ARTIRMA ile/ve/<> AÇIK EKSİLTME
( MEZÂD/MÜZÂYEDE ile/ve/<> İHÂLE )
- AÇIK ARTIRMA ile MEZATÇI
( AUCTION vs. AUCTIONEER )
( فروش ile بمزيده گذاشتن ile حراج ile حراجچي )
( FOROSH ile BAMZYDAH GOZASHTAN ile HARAJ ile HARAJECHY )
- AÇIK BAKIŞIKLIK(SİMETRİ) ile/ve GİZLİ BAKIŞIKLIK(SİMETRİ)
- OPEN TUBULAR COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIK BORUSAL KOLON
- OPEN CYCLE[İng.] / OFFENER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİM
- OPEN CYCLE REACTOR[İng.] / RÉACTEUR À CYCLE OUVERT[Fr.] / OFFENER ZYKLUS REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK ÇEVRİMLİ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- OPEN CIRCUIT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE GERİLİMİ
- OPEN CIRCUIT POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE POTANSİYELİ
- OPEN CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OUVERT[Fr.] / OFFENER KREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK DEVRE
- AÇIK E ile KAPALI E
( Ben, sen, pembe, yelken, semt, kent.
İLE
Benzin, rende, önemli, cem, mendil, eldiven, pencere, kendi, elbise, tencere, renk, genç, elli, zengin. )
( Edebi, edepsizden öğren!
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
İLE
Penceredeki benekli tekir kedi, kendi tenceresindeki eti yedi.
)
( - Kenya Büyükelçiliği, genç hakemlere, renkli kalem verdi.
- Hem Cem, hem öteki Cem, hem de Emre, mühendistir.
- Beni en beğenen, hep benim; beni, en beğenen, hep kendimim.
- Sendikanın pembe mendillerini, kendi elbisesine ekledi. )
- AÇIK GÖRÜŞLÜ ile AÇIK GÖRÜŞLÜ KİŞİ
( CLEAR-SIGHTED vs. CLEAR-SIGHTED PERSON )
( بينا ile صاحبنظر )
( BEYNA ile SAHEBNAZAR )
- FREE AIR IONIZATION CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DE L'IONISATION D'AIR LIBRE[Fr.] / FREILUFTIONISATIONSKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK HAVA İYONLAŞMA ODASI
- İLETİŞİM:
AÇIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK
( EXPLICIT vs./and/||/<> IMPLICIT :ON COMMUNICATION )
- AÇIK KAHVERENGİ ile YALTAKLANAN
( FAWN vs. FAWNING )
( آهوبره ile اظهار دوستي کردن ile دم لابه )
( آهوبره ile EZEHAR DOSTY KARDAN ile DAM LABEH )
- OPEN SOURCE, UNSEALED SOURCE[İng.] / SOURCE OUVERTE[Fr.] / OFFENE QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK KAYNAK
- AÇIK KIYAS ile/ve/||/<>/>< KAPALI KIYAS
( KIYÂS-I CELÎ @@ KIYÂS-I HAFÎ )
- AÇIK KONUŞMAK/DOĞRUYU SÖYLEMEK GEREKİRSE ... ile/değil (DAHA) AÇIKÇA SÖYLEYEYİM/SÖYLEMEK GEREKİR Kİ / (DAHA) AÇIK ANLATAYIM/ANLATMAM/IZ GEREKİR Kİ ...
- AÇIK KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK
( [not] TO TALK FRANKLY vs./and EXPRESS IN DETAIL
EXPRESS IN DETAIL instead of TO TALK FRANKLY )
- AÇIK KÜME İLE KAPALI KÜME İLE KOMPAKT KÜME İLE BAĞLANTILI KÜME ile/||/<> TOPOLOJİK ÖZELLİKLER
( Topolojik uzayların temel küme türleri ve özellikleridir. )
( Formül: X = A ∪ B İLE A ∩ B = ∅ ⇒ bağlantısız )
- AÇIK KÜME ile/||/<> KAPALI KÜME
( Açık küme sınır noktalarını içermezken İLE kapalı küme tüm limit noktalarını içerir )
( Formül: A açık ⟺ A = int(A)\nA kapalı ⟺ A = cl(A) )
( Georg Cantor tarafından 1874 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1918) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Küme teorisi, sonsuzluk kavramı) )
- AÇIK KÜME ile KAPALI KÜME
( OPEN CLASS vs. CLOSED CLASS )
- AÇIK MAVİ ile/ve/||/<> KOYU MAVİ
( GOLUBOY ile/ve/||/<> SİNİY )
- AÇIK MEDRESE/LER ile/ve KAPALI MEDRESE/LER
- AÇIK OLMAK ile/değil CEHALET/CAHİLLİK
( Cahillerin paylaşmada sakınca görmedikleri, "şeffaf olmaları"ndan değil bilgisizliklerindendir. [kendilerini küçük düşüreceğini bilmeden] )
- AÇIK OLMAK ile İSTEKLİ OLMAK
( YA GEL, OL VE GİT!
YA GİT, OL VE GEL! )
( "TO BE OPEN (MINDED)" vs. WILLING )
- AÇIK ÖNERME ile/||/<> KAPALI ÖNERME
( Açık değişken içerir, kapalı kesin doğru/yanlıştır )
( Formül: x>5 İLE 3>5 )
- AÇIK OYLAMA ile GİZLİ OYLAMA
- AÇIK SAÇIK[ARÂBE çoğ. ARABÂT] ile AÇIK SEÇİK
- AÇIK ŞEMA ile/||/<> KAPALI ŞEMA
( Açık gelecek bilinmeyenlerden bağımsız, kapalı denklem sistemi. )
( Formül: Explicit İLE implicit )
- AÇIK SİCİM ile/ve/||/<> KAPALI SİCİM
- AÇIK SİSTEM ile/||/<> KAPALI SİSTEM (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Açık madde ve enerji, kapalı sadece enerji alışverişi yapar )
( Formül: dm≠0 İLE dm=0 )
- OPEN SYSTEM[İng.] / OUVRIR SYSTÈME[Fr.] / OFFEN SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIK SİSTEM
- AÇIK SÖYLEMEK ile YALAN SÖYLEMEMEK
- AÇIK SÖZLÜ ile AÇIKÇASI ile AÇIK SÖZLÜLÜK
( FRANK vs. FRANKLY vs. FRANKNESS )
( مجانا فرستادن ile اجازه عبور دادن ile بي تزوير ile فاش ile پوست کنده ile مصون ساختن ile صريحاللهجه ile بي آلايش ile فرانک ile رک گو ile بي رودربايستي ile آشکارا ile صراحتا ile بالصراحه ile رک گوئي )
( MOJANA FARESTADAN ile EJAZEH OBUR DADAN ile بي تزوير ile FASH ile POOST KANDEH ile MOSOON SAKHTAN ile صريحاللهجه ile BEY ALAYSH ile FARANK ile RAK GO ile BEY RUDARBAYSETY ile ASHKARA ile SARAHTA ile بالصراحه ile RAK GOIY )
- AÇIK SÖZLÜ ile/değil AHMAK
- AÇIK SÖZLÜ//DOBRA[Bulg.] ile/değil PATAVATSIZ ile/değil PERVÂSIZ
( ... @@ "Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen". @@ "Çekinmesi, sakınması, korkusu olmadan konuşan". )
- AÇIK SÖZLÜ/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEZÂKET
- AÇIK TOHUMLULAR ile KAPALI TOHUMLULAR
( A.T.: SEDİR AĞACI(CEDAR TREE)(ELMALI-ANTALYA) ile/ve SERVİ AĞACI(CYPRESS TREE) ile/ve MEŞE AĞACI(OAK TREE) ile/ve ÇAM AĞACI(PINE TREE) )
( GYMNOSPERMS vs. ANGIO SPERMS
K.T.: HURMA(DATE TREE) ile/ve KARAAĞAÇ(ELM TREE) ile/ve İNCİR(FIG TREE) ile/ve FINDIK(HAZELNUT TREE) ile/ve ŞEFTALİ(PEACH TREE) ile/ve AYVA(QUINCE) )
- AÇIK ile AÇIK RIZA ile AÇIKÇA
( EXPLICIT vs. EXPLICIT CONSENT vs. EXPLICITLY )
( صريح ile رضايت صريح ile صريحا ile صراحتا )
( SARYHE ile REZAYT SARYHE ile SARYHA ile SARAHTA )
- AÇIK ile AÇIKLIK
( OPEN vs. OPENNESS )
- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.]
- AÇIK ile/ve/||/<> AYIK
- AÇIK ile/ve/||/<> ÇIPLAK
- AÇIK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN
- YILDIZ KÜMELERİ: AÇIK ile/ve/||/<> KÜRESEL
( Genç, küçük, biçimsiz. İLE Yaşlı, büyük, küresel yıldızlar. )
- AÇIK ile/ve SEÇİK
( Doğal, Duyusal. İLE/VE Zihne. )
( Üçgenin iç kenarı. İLE/VE Hipotenüs. )
( Descartes )
- AÇIK ile SÖNÜK
( OPEN vs. DIM/FAINT )
- AÇIK ile/ve/değil YARIK
( ... ile/ve/değil ŞAKK )
( [not] OPEN vs./and/but SPLIT )
- AÇIK ile/ve/değil/<> ZAAF
- AÇIKÇASI ... ile KOLAYLIKLA ...
- AÇIKGÖZ/LÜK ile AÇIKGÖZLÜLÜK
- AÇIK-KOYU ile IŞIK
- AÇIKLAMA "KOLAYLIĞI" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İNDİRGEME
- AÇIKLAMA ile AÇIKLAMALAR ile AÇIKLAYICI ile AÇIKLAYICI
( EXPLANATION vs. EXPLANATIONS vs. EXPLANATORY vs. EXPLANETORY )
( تفسير ile تبيان ile تبيين ile تاويل ile تشريح ile تعبير ile بيان ile شرح ile توضيح ile توجيه ile شروح ile تاويلي ile توضيحي ile روشنگر ile شرحي ile بياني ile بيانگر ile مبين )
( TAFSYR ile TABYAN ile TABYYNE ile TAVYLE ile TASHARYHE ile TABYR ile BEYAN ile SHARH ile TOZYHE ile TOJYYEH ile SHRUH ile تاويلي ile TOZYHEY ile ROSHANGAR ile SHARHY ile BEYANY ile BEYENGAR ile MOBYNE )
- AÇIKLAMA ile AÇIMLAMA
( İZAH ile ŞERH, TEŞRİH )
- AÇIKLAMA ile/ve/değil ANLAM/LANDIRMA
( ... İLE/VE/DEĞİL İnsan durum ve tutumları açıklanamaz ve fakat (ancak) anlamlandırılır/anlamlandırılabilir. )
- AÇIKLAMA ile/ve/<>/değil/yerine ATIF
( [not] TO EXPLAIN vs./and/<>/but ATTRIBUTION
ATTRIBUTION instead of TO EXPLAIN )
- AÇIKLAMA ile/ve AYDINLATMA
( EXPLANATION vs./and TO ENLIGHTEN )
- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.]
( [not] TO EXPLAIN vs./and/but TO DESCRIBE )
- AÇIKLAMA ile EĞRETİLEME
( EXPLANATION vs. METAPHOR )
- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT/İSBAT
( TO EXPLAIN vs./and TO PROVE )
- AÇIKLAMA ile/ve "NOT DÜŞMEK"/DİPNOT
( TO EXPLAIN vs./and "TO NOTE"/FOOTNOTE )
- AÇIKLAMA ile ÖZET/LEME
( EXPLANATION vs. SUMMARY )
- AÇIKLAMA ile SAVUNMA
( TO EXPLAIN vs. TO DEFENCE )
- AÇIKLAMA ile/ve/değil/||/<>/> UZLAŞIM
- AÇIKLAMA ile/ve VURGULAMA
( EXPLANATION vs./and TO EMPHASIZE )
- AÇIKLAMAK ile AÇIKLADI ile AÇIKLAYICI
( EXPLAIN vs. EXPLAINED vs. EXPLAINER )
( بيانکردن ile توصيه دادن ile توضيح دادن ile تشريح کردن ile روشنکردن ile بسط دادن ile تاويل کردن ile شرح دادن ile حالي کردن ile تعبير کردن ile مفسر ile حالي ile وصاف ile واصف )
( BEYENKARDAN ile TOSYYEH DADAN ile TOZYHE DADAN ile TASHARYHE KARDAN ile ROSHENKARDAN ile BAST DADAN ile TAVYLE KARDAN ile SHARH DADAN ile HALY KARDAN ile TABYR KARDAN ile MOFSAR ile HALY ile VASAF ile واصف )
- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK
( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )
( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )
( TO EXPLAIN vs./and TO UNDERSTAND )
- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK
( EXPLANATION vs. TO PROVE )
- AÇIKLAMAK ile/ve KURALLAŞTIRMAK
( TO EXPLAIN vs./and TO MAKE INTO A RULE )
- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK
( TO EXPLAIN vs./and TO GIVE PLACE )
- AÇIKLAMA/SI ile AD/I(/İSİM)
( EXPLANATION [OF ...] vs. THE NAME [OF ...] )
- AÇIKLANABİLİRLİK ile/ve/||/<> TÜRETİLEBİLİRLİK
- AÇIKLANMIŞ ile/ve/||/<> KABUL EDİLMİŞ(ZIMNÎ)
( EXPLICIT vs./and/||/<> TACIT )
- AÇIKLAYIVERMEK ile AÇIKLAYICI/LIK
- ACIKLI ile/ve/değil/yerine DUYGUSAL
- AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK KILMAK
- APERTURE ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK AÇISI
- ÖFFNUNGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK HATASI
- APERTURE RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK ORANI
- APERTURE[İng.] / OUVERTURE[Fr.] / APERTUR, BLENDENÖFFNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIKLIK
- AÇIKLIK ile BOŞLUK
( GAP vs. GAPPY )
( پر حرفي کردن ile شکاف ile درز دار )
( PAR HARFY KARDAN ile SHKAF ile DARZ DAR )
- AÇIKLIK ile/ve/||/<> DERİNLİK ile/ve/||/<> KAPSAM
- AÇIKLIK ile/ve/değil EŞİK
- AÇIKLIK ile/ve/<> GÖRÜNÜRLÜK
- AÇIKLIK ile/ve İÇTENLİK
( OPEN/NESS vs./and SINCERITY )
( ... ile/ve CHENG )
- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK
( OPEN/NESS vs./and APPROPRIATE/NESS )
- ACIKMA ile/ve/> DOYMA İSTEĞİ
( TECVÎ': Acıktırma/acıktırılma. )
- AÇIKTAN ATAMAK ile AÇIKTAN ATANMAK ile AÇIKTAN ile AÇIKTAN AÇIĞA ile AÇIKTAN TAYİN
- ACİL DURUM ile/ve/||/<>/> ACİL TEDAVİ HİZMETLERİ
( Ani gelişen hastalık kaza, yaralanma (her ne boyutta olursa olsun travma vakaları dahil) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen 32 parametre nedeniyle ortaya çıkan, hastanın her türlü komplikasyon, morbidite, sakatlık ya da ölümden korunması için müdahale edilmesi, ayrıca hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesini gerektiren tüm vakaları ifade eder. Acil durum, acil tedavi hizmetleri ve acil durum nedeniyle ortaya çıkan öteki sağlık sorunları için yapılacak tüm müdahale, tetkik ve tedaviler tamamlanıp hasta taburcu edilinceye kadar devam eder. İLE/VE/||/<>/> Acil durum nedeniyle herhangi bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi durumunda, hastanın müşahede altına alınması, yatışının yapılması ya da hastaya tıbbı müdahale (hastanın acil servise başvurmasını gidermeye yönelik soğuk uygulama, oksijen uygulama, dolaşım ve solunumu desteklemek için yapılan her türlü müdahale ve uygulamalar, her türlü medikal amaçlı suppozituvar uygulamaları ve acil servise başvuru ile ilgili şikâyetleri gidermeye yönelik her türlü enjeksiyon) yapılması; ayrıca hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi ya da başka bir sağlık kuruluşundan sevkli gelmesi durumunu ifade eder. )
- AÇİL ÖBEĞİ ile ASETİL ÖBEĞİ
( Karbonil ve alkil öbeği içeren işlevsel öbek. İLE Karbonil ve metil öbeği içeren işlevsel öbek. )
- ACİL YARDIM/TEDAVİ ile/ve/değil/||/<>/< İLK YARDIM
( İlâçlı. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< İlâçsız. )
( Uzman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Eğitimli/belgeli. )
- ACİL YARDIMDA:
BEBEK ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİN
( 0 - 1 yaş arası. İLE/VE/||/<> 1- 8 yaş arası. İLE/VE/||/<> 8 yaş üstü. )
- ÂCİL[Ar. < ECEL] ile ÂCİL[Ar. < ACELE]
( Vâdeye bağlı, vâdesi geldiğinde yapılacak olan, ertelenmiş. İLE Acele eden. | Acele, gecikmez. )
- ACİL ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLİ
( [not] URGENT vs./and/but PRIOR
PRIOR instead of URGENT )
- ACILAŞMAK ile ACILAŞTIRMAK ile ACILAŞABİLMEK ile ACILAŞIVERMEK ile ACILAŞTIRILMAK
- ANGLE MIRRORS[İng.] / MIROIRS À ANGLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇILI AYNALAR
- AÇILI IŞIKÖLÇER ile/ve/||/<> AÇILI IŞINIMÖLÇER
( Bir kaynağın, bir ışıklığın, bir ortamın ya da bir yüzeyin karakteristik ışıksal büyüklüğünün açısal dağılımını ölçmeye yarayan ışıkölçer. İLE/VE/||/<> Bir kaynağın, bir ışıklığın, bir ortamın ya da bir yüzeyin karakteristik ışınımsal büyüklüğünün açısal dağılımını ölçmeye yarayan ışınımölçer. )
- ACILI/LIK ile ACILIK
- AÇILIM ile AÇIKLAMA
- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT[Fars. < GUŞÂD]
( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. | Tavlada bir tür oyun. | Güzellik, hoşluk. )
- AÇILIM ile AÇILIŞ ile AÇILI KAPLAMA ile AÇILIŞ TÖRENİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI
- AÇILIM ile DIŞAVURUM
- AÇILIM ile EVRİM
( EXPANSION vs. EVOLUTION )
- AÇILIM ile/ve/||/<>/> GENİŞLEME
- AÇILIM ile GİRİŞİM
( EXPANSION vs. ENTERPRISE )
- AÇILIM ile/ve KATKI
( EXPANSION vs./and CONTRIBUTION )
- AÇILIM ile/ve OLUŞUM
( EXPANSION vs./and FORMATION )
- AÇILIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI ile/değil AÇIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI
- AÇILIŞ ile AÇILIŞ TÖRENLERİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI ile AÇILIŞINI YAPMAK ile RESMEN İŞE BAŞLAMA
( INAUGURAL vs. INAUGURAL CEREMONIES vs. INAUGURAL SPEECH vs. INAUGURATE vs. INAUGURATION )
( افتتاحي ile سخنراني افتتاحي ile گشايشي ile برنامه هاي افتتاحيه ile نطق افتتاحي ile سخنراني افتتاحيه ile براه انداختن ile افتتاح کردن ile افتتاح )
( افتتاحي ile SOKHENRANY AFTETAHY ile GOSHAYSHY ile BARNAMEH CPEHAY AFTETAHYYEH ile NOTGH AFTETAHY ile SOKHENRANY AFTETAHYYEH ile BARAH ANDAKHTAN ile AFTETAH KARDAN ile AFTETAH )
- AÇILIŞ ile/değil AÇIŞ
( [not] OPENING vs./but TO OPEN )
( PI ile/ve ... )
- ACİLİYET ile ACİL
( EXIGENCY vs. EXIGENT )
( مقتضي ile فشارآور )
( MOGHTEZY ile FESHARAVAR )
- ACİLİYET ile ACİL ile HEMEN ile TEDAVİ EDİLEMEZ
( IMMEDIACY vs. IMMEDIATE vs. IMMEDIATELY vs. IMMEDICABLE )
( بي فاصلگي ile قرب جواز ile بي درنگي ile بي واسطگي ile بلا فصل ile عاجل ile فوري ile بلا واسطه ile بلافاصله ile عاجلانه ile بي درنگ ile بيدرنگ ile بلادرنگ ile آني ile عاجلا ile بهبود ناپذير )
( BEY FASLAGY ile GHARB JAVAZ ile BEY DARANGY ile BEY VOSTGY ile BELA FASL ile AJEL ile فوري ile BELA VASETEH ile BELAFASLEH ile عاجلانه ile BEY DARANG ile BEYDARANG ile BELADRANG ile ANY ile عاجلا ile BACPEHBUD NAPAZYR )
- ACİL/LİK ile ACİL SERVİS ile ACİL İHTİYAÇ KREDİSİ
- AÇILMA ile/değil AÇILIM
- AÇILMA ile/ve/<> ÇÖZÜLME
- AÇILMA ile KIRILMA
- ACIMA ile ACIMAK
( Acımak eylemi. | Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna yönelik duyulan üzüntü, merhamet. İLE Tadı, acı duruma gelme, acılaşma. | Acılı, ağrılı olma. | Başkasının acısına ortak olmak ya da durumundan üzüntü duymak. | Başkasının uğradığı/uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. | Bir şeyi vermeye kıyamamak ya da verdiğine, elden çıkardığına üzülmek. )
- ACIMA ile DUYGUDAŞLIK
- ACIMA! ile/değil FAZLA ACIMA!
- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )
- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ
- ACIMA ile/ve/||/<>/> SEMPATİ ile/ve/||/<>/> EMPATİ ile/ve/||/<>/> ŞEFKÂT
( Sana acıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını anlıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını paylaşıyorum. İLE/VE/||/<>/> Yardım etmek için yanındayım. )
(
)
- ACIMAK ile ACIMASIZLAŞMAK ile ACIMASIZLAŞABİLMEK ile ACIMASIZ/LIK ile ACIMASIZCA ile ACIMA HİSSİ ile ACIMA DUYGUSU
- ACIMAK ile KAYGILANMAK
- ACIMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜLMEK
- ACIMA(MA)K ile/ve/||/<> AFFETME(ME)K
( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
( Nesnesine ve/ya da olgusuna, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/ya da kendine, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )
- ACIMASIZ ile GRİMALKİN ile ACIMASIZCA ile VAHŞET
( GRIM vs. GRIMALKIN vs. GRIMLY vs. GRIMNESS )
( عبوسانه ile عبوس ile گربه ماده ile عبوسي )
( عبوسانه ile OBUS ile GARBEH MADEH ile عبوسي )
- ACIMASIZLIK ile/ve/değil/||/<>/< GÜÇ EŞİĞİNİN YÜKSELMİŞLİĞİ
- ACIMASIZ/LIK ile/ve/değil/||/<>/< KAYITSIZ/LIK
- AÇIMLAMA ile/ve/<> GÖSTERME
- AÇIMLANAN ile/ve SERİMLENEN
- ÂCİN[Ar.] ile ACÎN[Ar.]
( Rengi ve tadı değişmiş, bozulmuş pis su. İLE Yoğurulmuş şey, hamur, mâcun. )
- AÇINMAK ile AÇINSAMAK
( [dirimbilim] Gelişmek. | [tohum, hastalık için] İçindeki yetenekler uyanarak ereğine varmak. İLE Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak. )
- GONIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇIÖLÇER
- AÇIORTAY ile AÇIORTAY DÜZLEMİ
- AÇIORTAY ile KENARORTAY
( Bir açısal bölgeyi, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru. İLE Bir üçgende, her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası. | Bir dikdörtgenin, karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası. )
- AÇIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN ile ÇIKARIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN
( Vajina. İLE Penis. )
- AÇIP-KAPATMAK ile/değil KAPATIP-AÇMAK
- WINKELSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL AYNA
- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME
- ZÂVİYEVÎ KUTR[Osm.] / ANGULAR DIAMETER[İng.] / DIAMÈTRE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDURCHMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL ÇAP
- WINKELDISPERSIONSBRECHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM KIRILMASI
- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM
- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS
- AÇISAL HIZ ile/||/<> ÇİZGİSEL HIZ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Açısal hız radyan/saniye, çizgisel hız metre/saniyedir )
( Formül: ω=v/r İLE v=ωr )
- ZAVİYEVÎ SÜRAT[Osm.] / ANGULAR SPEED, ANGULAR VELOCITY[İng.] / VITESSE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL HIZ
- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ
- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME
- DREHIMPULSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM KUANTUM SAYISI
- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM
- AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> LİNEER MOMENTUM
( Açısal momentum dönme hareketi İLE lineer momentum öteleme hareketi )
( Formül: L = Iω = r × p İLE p = mv )
- CONSERVATION DU MOMENT ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULSERHALTUNG, DREHMOMENTSVERTEIDIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUMUN KORUNUMU
- WINKELSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL SAÇILMA
- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK
- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME
- AÇISAL ile AÇISALLIK ile AÇILI ile AÇILANMA
( ANGULAR vs. ANGULARITY vs. ANGULATE vs. ANGULATION )
( گوشه دار ile زاويهي ile گوشهدار ile زاويه داري ile گوشهداري ile گوشهي ile زاويهداري )
( GUSHEH DAR ile زاويهي ile GUSHEEDAR ile ZAVYYEH DARY ile GUSHEEDARY ile گوشهي ile زاويهداري )
- AÇISAL/LIK ile AÇISAL HIZ ile AÇISAL YOL ile AÇISAL ÇAP ile AÇISAL İVME ile AÇISAL BÖLGE ile AÇISAL SAPMA ile AÇISAL UZAKLIK
- AÇISINDAN) ÖNEMLİ ile (... İTİBARİYLE) YERİNDE
- ... AÇISINDAN ile ... BAKIMINDAN
- ... AÇISIYLA ile/ve/değil/||/<> ... KADARIYLA
- AÇIT ile AÇKI
( Pencere ya da kapı boşluğu. İLE Bir nesnenin, yüzeyi üzerine, sert bir nesne ya da bir araç sürterek, onu düzleştirip parlatma işi, perdah. | Demircilikte, demir büyültmekte kullanılan araç. | Anahtar gibi, her tür açma aracı. )
- AÇIT ile/<> AÇMA
( Pencere ya da kapı boşluğu. İLE/<> Girilecek ya da çıkılacak yer. )
- ACITATO[İt.] -ile
( Bir parçanın, canlı ve coşkun çalınacağını gösterir. )
- ACITMAK ile İNCİTİCİ
( HURT vs. HURTFUL )
( آسيب ديدن ile ظلم کردن ile درد آوردن ile جريحه دار کردن ile صدمه زدن ile درد بردن ile آسيب ile جريحه کردن ile آسيب رساندن ile مجروح ile آزرده کردن ile به درد آمدن ile آزار ديدن ile پر آزار )
( ASYBE DYDAN ile ZOLAM KARDAN ile DARD AVARDAN ile JARYHEH DAR KARDAN ile SADAMEH ZADAN ile DARD BARDAN ile ASYBE ile JARYHEH KARDAN ile ASYBE RESANDAN ile MOJRUH ile AZORDEH KARDAN ile BAH DARD AMADAN ile AZAR DYDAN ile PAR AZAR )
- ACIYAN YER ile/ve/değil/||/<>/< ACIKAN YER
- ACIYOR/UM ile AÇIYOR/UM
( Acımak, üzülmek. İLE Açmak. )
- ACİZ ile ÂCİZ
( Gücü, bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. | Beceriksizlik. | Birinin, borcunu, zamanında ödeyememesi durumu. İLE Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz. | Beceriksiz. )
- ÂCİZ ile/ve/<> ÂTIL
( ZEBUN ile/ve/<> ... )
- ÂCİZ[Ar. < ACZ] ile/değil HACİZ[Ar. < HACZ]
( Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına ya da malına icra dairesi tarafından el konulması. İLE/DEĞİL Bir işi yapabilecek gücü, becerisi ya da yeteneği olmayan. | Herhangi bir durum karşısında çaresiz kalan. )
- ÂCİZ ile/ve/değil/||/<>/> MAĞDUR
- ÂCİZ ile MÜNEZZEH
- ÂCİZ ile NÂÇAR
- ÂCİZÂNE[Ar. < ÂCİZ + Fars. < ÂNE] ile NÂÇİZÂNE[Fars. < NÂÇİZ]
( Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz olarak. | Beceriksizlikle. İLE Değersiz, hiç sayılan, önemsiz, çok küçük bir şey olarak. )
- ACİZLEŞMEK ile ACİZLEŞEBİLMEK ile ACİZ/LİK
- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK
- AÇKILAMAK ile AÇKILANMAK ile AÇKILATMAK ile AÇKI ile AÇKICI/LIK ile AÇKILI ile AÇKISIZ
- AÇLIK ile AÇLIK GREVİ ile AÇLIK SINIRI ile AÇLIK KAN ŞEKERİ
- AÇLIK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM
- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK
( Aç kalan kişi, her şeye tenezzül eder. )
( Aç köpek, fırın yakar. )
( HUNGER vs. STARVATION )
( GÜRS ile ... )
- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN
- AÇMAK ile AÇMAZ/LIK ile AÇMACI/LIK ile AÇMALIK ile AÇMAZ DÜĞÜMÜ ile AÇMAZ HALATI
- AÇMAK ile/ve/<> ANLATMAK
( "TO OPEN" vs./and/<> TO EXPLAIN )
- AÇMAK ile AŞMAK
- AÇMAK ile AYIRMAK
- AÇMAK ile GENİŞLETMEK
( TO OPEN vs. TO WIDEN )
- AÇMAK ile/ve SAÇMAK
( TO OPEN vs./and TO SCATTER )
- AÇMAZ/PARADOKS:
["GÖRÜNÜŞTE"]
KABUL EDİLEBİLİR ÖNCÜL ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEBİLİR AKIL YÜRÜTME ile/ve/+/||/<>/> KABUL EDİLEMEZ SONUÇ
- AÇMAZ/PARADOKS ile/ve/<> ALAYSILAMA/KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng.]
- AÇMAZ ile AÇMAZ ile AÇMAZ
( Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. İLE İçinden zor çıkılır durum. İLE Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. )
- AÇMAZ ile ÇIKMAZ
( [satrançta] Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. İLE Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşılamayan yol, sokak. | Çözüme ulaşılamayan, çözüm yolu olmayan. )
( DIFFICULT POSITION | DILEMMA, IMPASSE | TRICK vs. FUTILE | BLIND ALLEY, DEAD-END STREET )
- AÇMAZ/ÇIKMAZ/...(PARADOKS) ile/ve/değil DÖNGÜ
- AÇMAZ/ÇIKMAZ ile/ve/değil EŞİK
- ACO-/ACOU-/ACOUS-/ACOUO-/-ACUSİA/-ACUSİS ile/||/<> ACU- ile/||/<> PHON-/-PHONE/-PHONİA/PHONO-/-PHONY
( İşitme, işitme ile ilgili, duyma [akustik: İşitme bilimi]. İLE/||/<> İğne, işitme. İLE/||/<> Sesle ilgili, ses. )
- ACTA JURE IMPERII ile/ve/||/<> ACTUA JURE GESTIONIS ile/ve/||/<> LEX FORI
( Devletin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yönetimin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yargıcın, hukuktaki, doğrudan uygulama kuralları. )
- ACTİN-/ACTİNO- ile/||/<> HELİ-/HELİO- ile/||/<> THERM-/-THERM/THERMO-/-THERMY ile/||/<> CAL-/CALORİ- ile/||/<> ELECTRO- ile/||/<> ASTR-/ASTRO-
( Işın. İLE/||/<> Güneş, güneş ışığı ile ilgili. İLE/||/<> Isıyla, ısı oluşumu ile ilgili. İLE/||/<> Isı. İLE/||/<> Elektrikle ilgili. İLE/||/<> Yıldız, yıldızımsı, yıldız biçiminde. )
- ACTİNO- ile/||/<> RADİO- ile/||/<> ROENTGENO- ile/||/<> PHOT-/PHOTO-
( Işın, radyasyon [aktinomikoz: Bir bakteri enfeksiyonu]. İLE/||/<> Radyumla ilgili, radyant enerji ile ilgili, radiusla ilgili. İLE/||/<> X ışınları ile ilgili. İLE/||/<> Işık. )
- ACTION AT A DISTANCE ile/ve/||/<>/> BUTTERFLY EFFECT
- AÇTIRMAK ile AÇTIRILMAK ile AÇTIRABİLMEK
- ACTİVİTY İLE PHENOTYPİC İLE TARGET ile/||/<> İLAÇ TARAMA STRATEJİLERİ
( İlaç keşif yaklaşımları. )
( Formül: IC₅₀ İLE EC₅₀ )
- ACTUARIAL MATHEMATICS ile/||/<> PURE PROBABILITY
( Actuarial mathematics risk ve sigorta hesaplamaları için pratik uygulamalar yaparken İLE pure probability olasılığın kuramk matematik temelleridir )
( Formül: Life table analysis )
- ACUL -ile
( Tez canlı, içi tez, ivecen. )
- ACUR/AJUR ile ACUR
( Antika, gözenek. İLE Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, açık yeşil renkte, irice bir tür hıyar. )
( ... cum CUCUMIS ANGURIA )
- ACUTE TRİANGLE ile/||/<> OBTUSE TRİANGLE
( Acute tüm açı <90°, obtuse bir açı >90°. )
( Formül: All acute İLE one obtuse angle )
- ACÛZE ile/değil/yerine YAŞLI
( Huysuz, yaşlı kadın. İLE/DEĞİL/YERİNE ...[Yaşının/bıkkınlığının getirdiği olumsuzlukları görmemezlikten gelerek!] )
- ACYO ile ACYOCU/LUK
- ACYO[İt. AGGIO] ile ACYOTAJ[Fr.]/DEĞER FARKI
( Herhangi bir paranın, gerçek değeriyle, sürüm değeri arasında ya da bir ticaret senedinin üzerinde, yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arsında beliren fark. | Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon. | Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptığı tahsilat. İLE Devlet tahvilleri, kambiyo ve menkul değerler üzerine yapılan spekülatif işlemler. )
- ACZ ile/ve/> GEREKSİNİM/İHTİYAÇ
- ACZ[Ar.] ile MEN[Ar.]
- ACZİNİ BİLMEK ile/ve/<> HADDİNİ BİLMEK
( Âlim bildiğini bilir, Ârif Kendini/Bileni Bilir, Kâmil Aczini/Haddini Bilir! )
- ACZİYET ile/ve/<>/değil AŞK
- ACZİYET ile/ve/<> ATÂLET
- ACZİYET ile DALÂLET
- ACZ/İYET"[Ar.] ile/değil/||/<> İHMAL[Ar.]
- ACZİYET ile MAĞDURİYET
- ACZİYET ile/ve/değil/||/<>/< ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
- AD/İSİM ile/ve/<>/||/değil/yerine EYLEM/İCRAAT
- AD KOYMADA, DOĞUMUN:
ZAMAN/I ile/ve/<> YER/İ
( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, çocukların adları, doğdukları yer ve zamana göre konuluyor. [Mbonsol: Ağacın altı. | Maseke: Dere kıyısı.] )
( Kişi, ahırda doğdu diye at olmadığı gibi, "nereli" olduğunun ve/ya da adının ne konulduğunun da belirleyiciliği yoktur/olmaz! )
(1996'dan beri)