Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(27/236)


- BEHKEN[Ar.] ile BEHKENE/BEHKELE ile BEHNEKE[Ar.]

( Güzel ve gösterişli genç eril. İLE Nârin, ince ve güzel gövdeli dişil. İLE Şişmanca ve gövdesi güzel dişil. )


- BEHL[Ar.] ile LA'N[Ar.]


- BEHMEN[Fars.] ile Behmen[Fars.]

( Zekî, anlayışlı. | Tedbirli. | Turpa benzeyen ve "kavza kökü" denilen bir ot. İLE İran hükümdarlarından İsfendiyâr'ın oğlu Erdşîr'in lâkabı. )


- BEHRE ile BEHRESİZ


- BEHREC -ile

( Eksik ya da ayarı bozuk para. )


- BEHREME[Ar.] ile BEHREME[Ar.]

( Çiçeğin göz alıcı güzelliği ve parlaklığı. | Hindlilerin ibâdeti. | Saç ve sakalı kına ile boyama. İLE Burgu. )


- BEHRE-YÂB ile HİSSE VE NASÎBİ OLAN


- BEHV/BEHVE[Ar.] ile BEHV[Ar.]

( Misafir odası. | Yer altında hayvan ağılı. | Geniş meydan, yer. | Göğsün içi, boğazdan mideye kadar olan aralık. | Rahim ile mahrecinin/çıkışının arası. İLE Köşk. | Sofa. | Salon. | Cumba. | Çardak. )


- BEK ile BEK[İng. < BACK] ile BEK[Fr. < BEC]

( Sert, katı. | Sağlam. İLE Savunma oyuncusu. İLE Hava gazı lambasının ucu. )


- BEK ile BEKA


- BEKÂ -ile

( DEVAM, SEBAT | ÖLÜMSÜZLÜK )


- BEKÂ ile/ve/||/<> EBEDİYET ile/ve/||/<> HALİDİYET

( Sonun/sonunun olmaması. İLE/VE/||/<> Öncesi ve sonrasında fark olmama. İLE/VE/||/<> Önünün olup sonunun olmaması. )


- BEKÂ ile/ve FENÂ


- BEKÂ[Ar.] ile HULÛD[Ar.]


- BEKÂR ile/ve/||/<>/> BAKAR


- BEKAR[Fr. < BÉCARRE] ile BEKÂR[Ar.] ile BÎ-KÂR[Fars.]

( Diyez'li ya da bemol'lü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota imi. İLE Evlenmemiş/evli olmayan kişi. İLE İşsiz, güçsüz.["BEKÂR" değil BÎ-KÂR'lar evi] )


- BEKÂR ile/değil MÜCERRED


- BEKÂRA, "KARI/KOCA" BOŞAMAK KOLAY GELİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAVULUN SESİ, UZAKTAN HOŞ GELİR


- BEKÂRET ile/ve/değil VAJİNUSMUS


- BEKAR/LIK ile BEKAR ODASI


- BEKÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAHÇIVAN[Fars. < BAĞÇEVAN] OLMAK


- BEKÇİ ile ASES ile ASESBAŞI

( Bir şeyi ya da bir yeri bekleyip korumakla görevli kişi. İLE Gece bekçisi. | Osmanlı döneminde, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. İLE Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı. )


- BEKÇİ ile BEN-VÂN

( ... İLE Tarla/harman/ekin bekçisi. )


- BEKÇİ ile DİZDAR[Fars.]

( ... İLE Kale bekçisi. )


- BEKÇİ ile/ve/||/<>/< GÖZETİCİ ile/ve/||/<>/< KURTARICI (OLMAK/OLMAMAK)


- BEKÇİ ile KİZİR

( ... İLE Köy bekçisi/kâhyası. )


- BEKÇİ ile/||/<>/< PAZVANT

( ... İLE/||/<> Rumeli'de gece bekçilerine verilen ad. )


- BEKÇİ ile/ve/<> POLİS

( ... İLE/VE/<> Şehir. [Şehirleşmiş yaşamı, şehirde yaşama kurallarını takip eden.] )

( image )

( Silah kullanabilir, kimlik sorabilir, parmak izi ve fotoğraf alabilir. İLE/VE/||/<> Polisin yetkisinin olup da bekçilerin olmadığı durumlar...

* Önleme arama
* Denetim yapma
* İstihbarat toplama, iletişimin tespiti, teknik araçla izleme
* Suça el koyma
* İfade alma
* Olay yeri inceleme
* Adlî arama ve el koyma
* Gözaltına alma
* Kişilerin ikametgah ve ev adreslerinden ayrılmamalarını isteme
* Teşhis yaptırma
* Yer gösterme yaptırma )

( ... ile/ve/<> ÂCÂN )


- BEKÇİ ile/ve/değil/||/<> TÜRBEDAR


- BEKLEME:
GEVŞEK ile/ve/||/<> SIKI ile/ve/||/<> SAF


- BEKLEME ile BEKLEMELİ ile BEKLEME YERİ ile BEKLEME ODASI ile BEKLEME SALONU ile BEKLEME SÜRESİ


- BEKLEMEDİĞİMİZ KİŞİDEN ile/>< BEKLEDİĞİMİZ KİŞİDEN
:GELDİĞİNDE/GELİRSE

( "Olumsuz" olarak "değerlendirilir/yorumlanır". İLE/>< Olumludur. )


- BEKLEMEK ile BEKLENMEK ile BEKLETMEK ile BEKLEŞMEK ile BEKLENİLMEK ile BEKLETİLMEK ile BEKLENEBİLMEK ile BEKLETEBİLMEK ile BEKLETİVERMEK ile BEKLEYEBİLMEK ile BEKLEYİVERMEK


- BEKLEMEK ile BEKLENTİ ile ÖNGÖRÜLÜ

( ANTICIPATE vs. ANTICIPATION vs. ANTICIPATIVE )

( پيشدستي کردن ile پيشبيني کردن ile انتظار داشتن ile پيشدستي ile درحالت انتظار )

( PEYSHODASTY KARDAN ile PEYSHABYNEY KARDAN ile ENTEZAR DASHTAN ile PEYSHODASTY ile DARHALT ENTEZAR )


- BEKLEMEK ile BEKLEYEN ile BEKLENTİ ile BEKLENEN ile BEKLEMEK ile BALGAM SÖKTÜRÜCÜ ile BALGAM ÇIKARMA

( EXPECT vs. EXPECTANT vs. EXPECTATION vs. EXPECTED vs. EXPECTING vs. EXPECTORANT vs. EXPECTORATIONS )

( چشم اميد داشتن ile متوقع بودن ile توقع داشتن ile منتظر شدن ile انتظار داشتن ile در انتظار ile آبستن ile ترصد ile چشم داشت ile انتظار ile توقع ile مترقبه ile مورد انتظار ile مترقب ile منتظر ile متوقع ile مترصد ile اميدوار ile بلغم آور ile کف آور ile اخلاط آور ile اخلاط )

( CHESHAM AMYD DASHTAN ile MOTOQE BODAN ile TOQE DASHTAN ile MONTAZAR SHODAN ile ENTEZAR DASHTAN ile DAR ENTEZAR ile ABSTAN ile ترصد ile CHESHAM DASHT ile ENTEZAR ile TOQE ile MOTERGHABEH ile MOORD ENTEZAR ile مترقب ile MONTAZAR ile متوقع ile MOTARSAD ile AMYDAVAR ile BOLGHAM AVAR ile KOF AVAR ile AKHLAT AVAR ile AKHLAT )


- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DAYANÇ/SABIR


- BEKLEMEK ile İSTEMEK

( TO WAIT vs. REQUEST )


- BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK


- BEKLEMEK ile NÖBET


- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNGÖRMEK


- BEKLENİLEN ile/ve/değil/yerine SONUÇ


- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ


- BEKLENMEDİK ... ile HİÇ BEKLENMEDİK ...


- BEKLENMEDİK ile/ve/<> SIRADIŞI


- BEKLENMEYEN SINAV AÇMAZI ile KESTİRİM AÇMAZI


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/değil/yerine İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKENİ YAPMAK


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/yerine PLANLAMA YAPMAK

( TO BE IN EXPECTATION vs. TO PLAN
TO PLAN instead of TO BE IN EXPECTATION )


- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK

( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )

( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )


- BEKLENTİ SIRALAMASI:
"YÖNETİCİLERE GÖRE" ile/değil/yerine/>/>< ÇALIŞANLARA GÖRE

( )


- [ne yazık ki]
BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK


- BEKLENTİ ile/yerine ARAYIŞ

( Beklenti içinde olmamak esastır. )

( Anılardan ve beklentilerden doğan tahminler ve plânlarla avunmamalı. )

( EXPECTATION vs. SEEKING
SEEKING instead of EXPECTATION
Must not indulge in forecasts and plans, born of memory and anticipation. )


- BEKLENTİ ile/ve/<> BASKI


- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN

( EXPECTATION, ANTICIPATION and/>/= DISAPPOINTMENT )


- BEKLENTİ ile/yerine BEKLEMEK

( Beklenti içinde olmamak esastır. )

( EXPECTATION vs. TO WAIT
TO WAIT instead of EXPECTATION )


- BEKLENTİ ile/ve ÇIKAR

( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and PROFIT )


- BEKLENTİ ile/ve/||/<>/> DAYATMA

( Aralarında çok ince bir çizgi ya da geçiş vardır. )


- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< DERT


- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL


- BEKLENTİ ile/değil/yerine GÜVEN

( Beklenti içinde olmayın! )

( Beklentide olmamak en iyisidir. Göstereceğiniz tepkiler bunu tayin edecektir. )

( Anıları ve beklentileri terk edin! )

( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )

( Beklenti bizi güvensiz kılar. )

( Beklemekle elde edeceğiniz yalnızca daha da beklemektir. )

( Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce. )

( Elinizde var olandan eminseniz, sonsal olana asla ulaşamazsınız. )

( Kişi, esnek, içten ve beklentisiz olmalıdır ki verdiğinden çok almayı ummasın. )

( Herhangi bir şey gözönünde bulundurulduğu sürece ondan yararlanılmıyor demektir. )

( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )

( Don't anticipate. )

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./but CONFIDENCE
CONFIDENCE instead of EXPECTATION, ANTICIPATION
Not to anticipate is best. The way you respond is decisive.
Abandon memories and expectations.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
Anticipation makes you insecure.
All you get by waiting is more waiting.
If you are sure of the immediate, you will never reach the ultimate. )


- BEKLENTİ ile/ve/yerine/değil HAYAL

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/but DREAM
DREAM instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )


- BEKLENTİ ile/ve HEDEF

( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and TARGET )


- BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine HEYECAN


- BEKLENTİ ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ/TAHMİN

( FORESIGHT instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )


- BEKLENTİ ile/değil/yerine ÜMİT/UMUT

( Ümidiniz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )

( Düşük tut! İLE/DEĞİL/YERİNE Yüksek tut! )

( [not] EXPECTATION vs./but HOPE
HOPE instead of EXPECTATION )


- BEKLENTİ ile/ve/<>/değil YÜKSEK EŞİK

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/<>/but HIGH EDGE )


- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"


- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK


- BEKLENTİYE YANIT ARAMAK ile/yerine (SADECE ANLAMAK İÇİN/ÜZERE) SORU SORMAK

( Yeter ki, soru sormasını bil! Taşlar bile seninle konuşur. )

( TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )


- BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK


- BEKLETME ile BEKLETME SÜRESİ


- BEKLETME ile YADSIMA


- BEKLETMEK ile GECİKTİRMEK


- BEKTAŞİ/LİK ile BEKTAŞİ SIRRI ile BEKTAŞİ ÜZÜMÜ ile BEKTAŞİ BABASI ile BEKTAŞİ DEDESİ


- BEL BEL / MEL MEL (BAKMAK) -ile


- BEL EVLÂDI ile/ve/<> YOL EVLÂDI ile/ve/<> NEFES EVLÂDI


- BEL SOĞUKLUĞU ile BEL SOĞUKLUĞU

( GONORRHEA vs. GONORRHEAL )

( آتشک ile سوزاک ile سوزنک ile سوزاکي )

( ATASHK ile SOZAK ile SUZNAK ile سوزاکي )


- BEL ile/ve/<> BASEN ile/ve/<> KALÇA

( Göğüs ile karın arasında daralmış bölüm. İLE/VE/<> Omurganın, bel ile kalça arasındaki bölümü. İLE/VE/<> Bacakla böğür arasındaki, iki yana doğru çıkıntılı bölümü. )


- BEL[Ar.] ile BEL[Ar.]

( Belki. İLE Ökçe. )


- BEL ile BEL ile BEL ile BEL

( İm, işaret. İLE İnsan gövdesinde, göğüs ile karın arasında, daralmış bölüm. | Bu bölümün, sırtın altına denk gelen bölgesi. | Hayvanlarda, omuz başı ile sağrı arası. | Dağ sırtlarında, geçit veren çukur yer. | Atmık, meni. | Geminin orta bölümü. İLE Toprağı kazmaya ya da kirizma yapmaya yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek ya da çatal biçiminde bir tarım aracı. İLE Ses şiddetiyle ilgili birim.[< Graham Bell] | İletişim teknolojisinde iki farklı güç ya da şiddet değerini ya da bir gücün, bir referans güce oranını karşılaştırmak için kullanılan bir logaritmik birim. İki güç değeri P1 ve P2 ise aralarındaki fark, N = log10[p2 / p1] kadardır. Simgesi: B, b )


- BELÂ -ile

( GAM, KEDER, MUSÎBET, ÂFER, CEZÂ, GAYET ZOR İŞ, BÜYÜK GAİLE | EVET, HAYHAY, PEKÎ )


- BELÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞK

( Bin. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bir. )


- BELÂ[Ar.] ile BELÂ[Ar.]

( Evet, hayhay, peki. İLE Gam, keder, musîbet, âfet, cezâ, gayet zor iş, büyük uğraş. )


- BELÂ ile BELÂ-Yİ MÜBREM

( ... İLE Kaçınılmaz belâ. )


- BELÂ[Ar.] ile NE'AM[Ar.]


- BELÂ'[Ar.] ile NİKME[Ar.]


- BELÂBİL[Ar. < BELBÂL] ile BELÂBİL[Ar. < BÜLBÜL]

( Vesveseler, telâşlar, tasalar, kuruntular. İLE Bülbüller. )


- BELÂ'DA:
ŞERİAT ile TARİKAT ile HAKİKAT ile MÂRİFET

( Sabreder. İLE Rızâ gösterir, şükr eder. İLE Nedenini araştırır, ilmini yapar. İLE Hizmet eder. )


- BELÂDE/BELÂD[Ar.] ile BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.]

( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )


- BELÂDET -ile

( İZANSIZLIK, AKILSIZLIK, SERSEMLİK, BUDALALIK )


- BELAGAT ile ANLAMLI

( ELOQUENCE vs. ELOQUENT )

( بلاغت ile علم فصاحت ile سخن پردازي ile سخن سرايي ile سخنوري ile درفشاني ile فصاحت ile علم بيان ile زبان آوري ile بلغاع ile شيوا ile ارباب سخن ile سخن سرا ile سخندان ile سخنآرا ile بليغ ile فصيح ile سخن ارا ile سخن پرداز ile زبان آور ile گوهر بار ile درفشان ile سخنور ile خوش بيان )

( BELAGHAT ile ALAM FASAHAT ile SOKHAN PARDAZY ile SOKHAN SARAYY ile SOKHENORY ile درفشاني ile FASAHAT ile ALAM BEYAN ile ZABAN AVARY ile بلغاع ile SHYVA ile ARBAB SOKHAN ile SOKHAN SARA ile SOKHANDAN ile سخنآرا ile BELYGH ile FASYHE ile SOKHAN ARA ile SOKHAN PARDAZ ile ZABAN AVAR ile GOUSAR BAR ile DARFESHAN ile SOKHENOR ile KHOSH BEYAN )


- BELÂGAT ile/ve/||/<> BEDÂHET

( İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. | Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı. Retorik. | Konuya tüm yönleriyle kavrayarak, hiçbir yanlış ve eksik anlamaya yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıklıktan uzak, düzgün anlatma sanatı. | Bir şeyde, gizli olan derin anlam. İLE/VE/||/<> Apaçık olma durumu. | Bir konuda, hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )


- BELAGAT ile BELAGATLİ ile BELAGATSİZ


- BELÂ'YA SABIR ile/ve/değil/yerine NİMET'LERE SABIR

( Anlamadığımız herşey başımıza belâ. )


- BELDE[Ar. çoğ. BİLÂD, BÜLDÂN] ile BELED[Ar.]

( Şehir, kasaba, memleket. İLE Şehir, memleket. )


- FIKRA/ESPRİ:
BELDEN AŞAĞI ile/değil/||/<>/= DİZ ÜSTÜ


- BELEDİYE OTOBÜSLERİ ile ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ


- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ

( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )


- BELEDİYE/LİK ile BELEDİYECİ/LİK ile BELEDİYE REİSİ ile BELEDİYE NİKAHI ile BELEDİYE POLİSİ ile BELEDİYE SARAYI ile BELEDİYE ÇAVUŞU ile BELEDİYE BAŞKANI ile BELEDİYE MECLİSİ ile BELEDİYE ENCÜMENİ ile BELEDİYE ZABITASI ile BELEDİYE TEŞKİLATI


- BELEK ile BELEK/BÖLEK ile BELEK ile BELEK/BELİK ile BELEK ile BELEK ile BELEK
ile/değil
BELLEK

( Çocuk bezi. | Kundak. | Beşiğe konulan yatak. İLE Armağan. | Düğün armağanı, çeyiz. | Kumaş, yazma. İLE Korku, korkak. İLE Alacalı, karışık renkli. İLE Üzerinden yol geçen tepe. İLE Saç örgüsü. İLE Antalya'nın bir ilçesi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )


- BELEMEK ile BEL ile BELA ile BELİ ile BELALI ile BEL BEL ile BELASIZ/LIK ile BEL BAĞI ile BEL AĞRISI ile BEL EVLADI ile BEL FITIĞI ile BEL KEMERİ ile BEL KEMİĞİ ile BELİ BÜKÜK/LÜK ile BEL KÜNDESİ


- BELENMEK ile BELEN


- BELERMEK ile BELERTMEK


- BELEŞÇİ ile/ve/değil PARASIZ


- BELEŞ/Çİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK


- BELEŞ/LİK ile BELEŞE ile BELEŞÇİ/LİK


- BELGE ile BELGESEL ile DOKÜMANTASYON ile BELGELER

( DOCUMENT vs. DOCUMENTARY vs. DOCUMENTATION vs. DOCUMENTS )

( دستاويز ile سند ile ملاک عمل ile خط ile مدرک ile مستند ile اسنادي ile سندي ile مستندات ile مدارک ile سوابق ile اسناد )

( دستاويز ile SAND ile MOLAK AMEL ile KHAT ile MADRAK ile MOSTAND ile ESNADY ile SANDY ile MOSTANDAT ile MADARK ile SAVABAGH ile ESNAD )


- BELGE ile/ve/||/<> BİLGİ


- BELGE ile/ve KAYIT


- BELGELEMEK ile BELGELENMEK ile BELGELETMEK ile BELGEÇLEMEK ile BELGEÇLETMEK ile BELGELENDİRMEK ile BELGELENEBİLMEK ile BELGELEYEBİLMEK ile BELGE/LİK ile BELGEÇ ile BELGECİ/LİK ile BELGELİ ile BELGESEL ile BELGESİZ/LİK ile BELGELİKÇİ/LİK ile BELGESELCİ/LİK ile BELGESEL FİLM


- BELGİ ile/ve/<> BELGİN

( Bir şeyi, benzerlerinden ayıran özellik. | Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. İLE Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. )

( ŞİAR/ALÂMET/NİŞAN ile/ve/<> SARİH )


- BELGİLEMEK ile BELGİ ile BELGİN/LİK ile BELGİT ile BELGİLİ ile BELGİSİZ/LİK ile BELGİSİZ SIFAT ile BELGİSİZ ZAMİR


- BELGİT/SENET ÇEŞİTLERİ'NDE:
ADİ ile RESMİ ile RE'SEN DÜZENLENMİŞ/TANZİM EDİLMİŞ ile TASDİKLİ ile HATIR ile KIYMETLİ ile TİCÂRÎ ile EMTİA


- BELGÜ -ile

( AYET )


- BELÎ -ile

( BAŞ ÜSTÜNE, HAY HAY )

( EVET )


- BELİ[Fars.] ile BELİĞ

( Evet. İLE Belagati olan, belagatli. )


- BELİ ile/değil BERİ

( Evet.[Fars.] | Bele işaret eden. @@ Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendine daha yakın olanı belirten bir söz. | Bu uzaklıkta bulunan. | ...-den bu yana. )


- BELİĞ ile BELİK

( Belagati olan, belagatli. İLE Saç örgüsü. )


- BELİĞ ile/ve/||/<> BERİ


- BELİKLEMEK ile BELİK ile BELİĞ


- BELİRGE/SENDROM[Fr. < Yun.] ile TRAVMA[Yun.]

( Özel bir bozukluğu belirleyen, birarada görülen, tanıyı kolaylaştıran bulgu ve belirtilerin tümü. İLE Bir doku ya da örgenin yapısını ya da biçimini bozan ve dıştan, mekanik bir etki sonucu oluşan yerel yara. )

( SYNDROME vs. TRAUMA )


- BELİRGİN ile AYRIM ile AYIRT EDİCİ ile FARKLILIK ile SEÇKİN ile SEÇKİN SEMBOL

( DISTINCT vs. DISTINCTION vs. DISTINCTIVE vs. DISTINCTNESS vs. DISTINGUISHED vs. DISTINGUISHED SYMBOL )

( شمرده ile متباين ile فرقان ile فرق ile تشخص ile تشخيص ile امتياز ile منش نما ile شمردگي ile متشخص ile شخيص ile مشخص ile برجسته ile متمايز ile نماد متمايز )

( SHMARDEH ile متباين ile FARGHAN ile FARGH ile TASHKHS ile TASHKHYSE ile EMTYAZ ile MONASH NAMA ile شمردگي ile MOTESHKHS ile شخيص ile MOSHKHS ile BARJASTEH ile MOTEMAYZ ile NAMAD MOTEMAYZ )


- BELİRGİN ile GÖRÜNÜŞE GÖRE

( APPARENT vs. APPARENTLY )

( صوري ile وارث مسلم ile نمودار ile نميان ile پيدا ile از قرار ile ظاهرا ile عليالظاهر ile نظرا )

( SORY ile VARS MOSLAM ile NEMODAR ile NAMYAN ile PEYDA ile AZ GHARAR ile ZANPARA ile عليالظاهر ile نظرا )


- BELİRGİN ile/ve YAYGIN

( CLEAR vs./and COMMON )


- BELİRGİNLEŞMEK ile BELİRGİNLEŞTİRMEK ile BELİRGİNLEŞEBİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile BELİRGİN/LİK


- BELİRGİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> AÇIĞA ÇIKARMA


- BELİRGİNLİK ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK


- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK

( CLARITY vs. CERTAINTY )


- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<> SABİT/LİK

( CLARITY vs./and CONSTANCY )


- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ/LİK

( CLARITY vs./and CONTINUITY )


- BELİRGİN/LİK ile/||/<>/> VERİMLİ/LİK


- BELİRLEME, OLUMSUZLAMADIR ile/değil/yerine OLUMSUZLAYARAK BELİRLEME

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Olumsuzlama, kendini de olumsuzlayabildiğinden dolayı. )

( SPINOZA ile HEGEL )


- BELİRLEME ile/ve/> BİRARADA TUTMAK

( TO DETERMINE vs./and/> TO KEEP TOGETHER )


- BELİRLEME ile/ve/>/<> DEĞİLLEME

( TO DETERMINE vs./and/>/<> NEGATION )


- BELİRLEME ile/ve İLİŞKİLER

( TO DETERMINE vs./and RELATIONS )


- BELİRLEME ile/ve SINIRLAMA

( DESIGNATION vs./and LIMITING )


- BELİRLEME ile/ve/>/<> SONSUZ DEĞİLLEME

( TO DETERMINE vs./and/>/<> INFINITE NEGATION )


- BELİRLEME ile TARİF

( DESIGNATION vs. DESCRIPTION )


- BELİRLEME ile TARİF


- BELİRLEME ile YADSIMA

( TO DETERMINE vs. TO DENY )


- BELİRLEMEK/BELİRLEYİCİ ile SONSAL SINIFLAMA / SONSALLIK / KATEGORİZASYON

( DESIGNATION vs. CATEGORIZE )


- BELİRLEMEK ile "AYARLAMAK"

( TO DETERMINE vs. "TO ARRANGE" )


- BELİRLEMEK ile GÖRÜNÜŞLER

( APPERTAIN vs. APPERTENANCES )

( مربوط بودن ile لواحق )

( MARBUT BODAN ile لواحق )


- BELİRLEMEK ile/ve KARAR VERMEK

( TO DETERMINE vs./and TO DECIDE )


- BELİRLEMEK ile/ve NETLEŞTİRMEK

( TO DETERMINE vs./and TO CLEAR )


- BELİRLEMEK ile NİTELEMEK

( BELİRLEMEK: Nedene dayandırmak. )

( DESIGNATION vs. TO QUALIFY )


- BELİRLEMEK ile NİTELEMEK


- BELİRLENEBİLİR ile BELİRLEYİCİ ile KARARLILIK ile BELİRLEYİCİ ile BELİRLEMEK ile AZİMLİ ile BELİRLEYİCİ ile DETERMİNİZM

( DETERMINABLE vs. DETERMINANT vs. DETERMINATION vs. DETERMINATIVE vs. DETERMINE vs. DETERMINED vs. DETERMINER vs. DETERMINISM )

( انقضاء پذير ile معلوم کردني ile جازم ile اراده ile تعيين ile عزم ile محدود کننده ile فيصل دادن ile مشخص کردن ile تعيين کردن ile مصمم شدن ile معين کردن ile مصمم ile مشخص کننده ile فلسفه تقديري )

( ENGHAZA PAZYR ile MALUM KARDANY ile JAZM ile ARADEH ile TAEYYNE ile AZM ile MAHDUD KONANDEH ile FEYSEL DADAN ile MOSHKHS KARDAN ile TAEYYNE KARDAN ile MASMAM SHODAN ile MAYNE KARDAN ile MASMAM ile MOSHKHS KONANDEH ile FELSEFEH TAGHADYRY )


- BELİRLENEMEYEN ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ

( INDETERMINABLE vs. INDETERMINACY vs. INDETERMINATE )

( نا محدود ile نا مشخصي ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile نا مشخص )

( NA MAHDUD ile NA MOSHKHSY ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile NA MOSHKHS )


- BELİRLENİM ile BELİRLENİMCİ/LİK


- BELİRLENİM ile/ve DIŞTAN BELİRLENİM

( DETERMINATION vs./and EXTERNAL DETERMINATION )


- BELİRLENİM ile/ve/||/<> İLİŞKİSELLİK


- BELİRLENİM ile/değil İLKE

( ... İLE/DEĞİL Farkları birliğe getirici olan. )

( Birliğe getiren herşey ilkedir. )

( [not] DESIGNATION vs./but PRINCIPLE )


- BELİRLENİM ile/ve KABUL

( DETERMINATION vs./and TO ACCEPT )


- BELİRLENİM ile/ve ZORUNLULUK

( DETERMINATION vs./and OBLIGATION )


- BELİRLENİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK


- BELİRLENİMCİLİK/DETERMİNİZM ile/>< RASTLANTISALCILIK/İNDETERMİNİZM

( Tüm olayların önceden belirlenmiş neden-sonuç ilişkilerine bağlı olduğunu savunan görüş. İLE Olayların tamamen rastgele ya da öngörülemez olduğunu savunan görüş. )


- BELİRLENİMSİZ/LİK ile/ve OLANAKLI/LIK


- BELİRLE(N)ME ile/ve/||/<> ETKİLE(N)ME


- BELİRLENMİŞ/LİK ile/ve/değil BELİRGİN/LİK


- BELİRLENMİŞLİK ile KOŞULLANMIŞLIK

( DETERMINED vs. TO BECOME CONDITIONED )


- BELİRLENMİŞLİK ile/ve SEÇİLMİŞ/LİK

( DETERMINED vs./and SELECTED/NESS )


- BELİRLENMİŞLİK ile/ve/||/<> SONSUZLUĞUN OLANAKSIZLIĞI


- BELİRLEYİCİ (OLAN) ile/ve BELİRLEYECEK (OLAN)


- BELİRLEYİCİ ile/ve/<> BELİRGİNLEŞTİRİCİ


- BELİRLEYİCİ ile/ve/değil/<> ÖLÇÜT


- BELİRLEYİCİ ile/ve/||/<> ÖNCELİKLİ


- BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve BAĞLAYICI/LIK


- BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve/<> OYALAYICI/LIK


- BELİRLİ BİR ALANDA/KONUDA:
BİN KİTAP OKUMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< (YETKİN) BİR KİTABI, BİN KEZ OKUMAK


- BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ ile BELİRLİ-BELİRSİZ


- BELİRLİ) BİR MİKDAR ile BİR ÖLÇEK


- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA


- BELİRLİ BİR YERDELİK ile/ve/||/<>/> SIRALILIK


- BELİRLİ GEÇMİŞ ile/ve/<> BELİRSİZ GEÇMİŞ

( [Eylemin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğini]
Belirli ve kesinlikli bildiren kip. İLE/VE/<> Başkasından duyarak ya da belirsiz olarak bildiren kip. )

( -di'li geçmiş. İLE/VE/<> -miş'li geçmiş. )


- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA

( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

( SYSTEMATIC ERROR vs. RANDOM ERROR )


- BELİRLİ İNTEGRAL ile/||/<> BELİRSİZ İNTEGRAL

( Belirli sınırlı alan, belirsiz işlev ailesidir )

( Formül: ∫ᵃᵇf(x)dx İLE ∫f(x)dx+C )


- BELİRLİ NEDENLER ile/ve/||/<>/> BELİRLİ KOŞULLAR ile/ve/||/<>/> BELİRLİ SONUÇLAR

( Geçmiş. İLE/VE/||/<>/> Şimdi. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )


- BELİRLİ NOKTALAR ile BAZI NOKTALAR

( "KNOWN POINTS" vs. "SOME POINTS" )


- BELİRLİ OLMA ile/ve/||/<> FİLİZ VERME


- BELİRLİ OLMAZ ile BİLİNMEZ


- BELİRLİ ile BAŞAT


- BELİRLİ ile/||/<> BELİRGİN


- BELİRLİ ile BELİRGİN


- BELİRLİ ile/||/<>/< BELİRLENİM


- BELİRLİ ile/||/<> BELİRLENMİŞ


- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK

( DETERMINEDNESS vs./and DEPENDENT/DEPENDENCE )


- BELİRLİ/LİK ile/ve BELKİLİ/LİK

( Olanaklı/lık. İLE/VE Olası/lık. )


- BELİRLİLİK ile/ve BİLİNEBİLİRLİK

( DETERMINEDNESS vs./and ABLE TO KNOW )


- BELİRLİ/LİK ile MUTLAK

( DETERMINED/NESS vs. ABSOLUTE )


- BELİRLİ/LİK ile/ve ZORUNLU/LUK

( DETERMINEDNESS vs./and OBLIGATION )


- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA


- BELİRSİZ (OLAN) ÜMİT ile/ve/yerine BELİRLİ (OLAN) ÜMİT

( INDEFINITE HOPE vs./and DEFINITE HOPE
DEFINITE HOPE instead of INDEFINITE HOPE )


- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM


- BELİRSİZ ile BELİRLİ (BİR) BELİRSİZ


- BELİRSİZ ile/ve/||/<> ÇEKİNGEN


- BELİRSİZ ile HERHANGİ

( INDEFINITE vs. ANY )


- BELİRSİZ ile KARIŞIK

( INDEFINITE vs. COMPLICATED )


- BELİRSİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTÜK


- BELİRSİZ ile/ve/||/<>/> SONSUZ ile/ve/||/<>/> TEK

( Tek aynada. İLE/VE/||/<>/> Karşılıklı aynanın arasında. İLE/VE/||/<>/> Birbirine bakan üç aynanın[üçgen içinde] ortasında. )


- BELİRSİZ ile/ve TANIMLANAMAZ OLAN

( INDEFINITE vs./and NOT POSSIBLE TO DEFINE )


- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI


- BELİRSİZLİK İLKESİ ile/||/<> TAMAMLAYICILIK İLKESİ

( Belirsizlik konum-momentum kesinliğini sınırlar, tamamlayıcılık dalga-parçacık ikiliğini açıklar )

( Formül: ΔxΔp ≥ ℏ/2\nΔEΔt ≥ ℏ/2 )

( Werner Heisenberg tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1976) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Belirsizlik ilkesi, kuantum mekaniği) (Nobel: 1932) )


- BELİRSİZLİK/KARARSIZLIK ile/değil/yerine/>< "EN KÖTÜ KARAR/ZARAR"

( Alınacak/alınabilecek "en kötü karar" ya da "en büyük zarar" bile zihnin kaldıramayacağı/taşıyamayacağı belirsizlik ve kararsızlıktan çok daha iyidir. )


- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )


- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARA DURUMLAR


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ARADA KALMAK


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> (")BAŞEDİLEMEZLİK(")

( Zihnin(/kişinin) başedemeyeceği tek olgu/durum. )


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BELİRGİN/LİK

( Zihnin baş edemediği ve neredeyse her an tükenebileceği tek durum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zihnin ve sürecin rahatlayabildiği ve yaşayabildiği tek durum. )


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BÖLÜNMÜŞ/LÜK


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil BULANIK/LIK


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/=/||/<> DEĞERSİZ/LİK


- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< GERİLİM

( [not] UNCERTAINTY vs./and/||/<>/but VOLTAGE
VOLTAGE instead of UNCERTAINTY )


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> GİZEM


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> KARARSIZLIK


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KARMAŞIKLIK

( Nesnesizlikten/kavramsızlıktan. İLE/VE/<> Yöntemsizlikten. )


- BELİRSİZ/LİK ile KEYFÎ/LİK

( INDEFINITE/NESS vs./and ARBITRARY/INESS )


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KUŞKU


- BELİRSİZ/LİK ile MUTLAK

( INDEFINITENESS vs. ABSOLUTE )


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/>/< OLANAKSIZLIK


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK

( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )


- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<>/< ÖNGÖRÜLEMEZ/LİK


- BELİRSİZLİK ile RASTGELELİK

( INDEFINITENESS vs. RANDOM )


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK


- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> ÜMİT


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ÜMİTSİZLİK

( Dışarıda, bazı/çoğu şeyde olabilir. İLE/VE (FAKAT)/||/<> İçeride ve hiçbir "şey/durum" için olmamalıdır! )


- BELİRSİZ/LİK ile YOKSUN/LUK


- BELİRSİZLİKLER ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ DİL

( AMBIGUITIES vs. AMBIGUITY vs. AMBIGUOUS vs. AMBIGUOUS LANGUAGE )

( مبهمات ile ابهام ile مبهم ile زبان مبهم )

( MOBAOMAT ile ABEHAM ile MOBEHAM ile ZABAN MOBEHAM )


- BELİRTEÇ ile GÖSTERGE


- BELİRTİ ile/ve/||/<>/> İZ ile/ve/||/<>/> İZİN İZİ ile/ve/||/<>/> GÖSTEREN


- BELİRTİ ile ÖZELLİK

( SIGN vs. FEATURE )


- BELİRTİ ile/değil UZANTI


- BELİRTİ ile/ve/<> YANSIMA


- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA


- BELİRTİLER ile/ve/değil/yerine KÖKEN

( [not] SIGN/ALS vs./and/but ORIGIN
ORIGIN instead of SIGN/ALS )


- BELİRTİLERİ BASKILAMA ile/değil/yerine/>< İYİLEŞTİRME


- BELİRTİLİ -ile

( DEFINITE )


- BELİRTKE ile BELİRTKEN ile BELİRTKE TABLOSU


- BELİRTKE ile BELİTKE

( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )


- BELİRTME DURUMU -ile

( ACCUSATIVE CASE )


- BELİRTME ile BELİRTME GRUBU ile BELİRTME DURUMU ile BELİRTME SIFATI


- BELİRTME ile BİLDİRME

( TO STATE vs. TO NOTIFY )


- BELİRTME ile ORTAYA KOYMA

( TO STATE vs. TO EXPOSE )


- BELİRTMEK ile/ve "ALTINI ÇİZMEK"


- BELİT(AKSİYOM) = MÜTEARİFE = AXIOM[İng.] = AXIOME[Fr.] = AXIOM[Alm.] = AXIOMA[Yun.] = AXIOMA[İsp.] -ile

( Kendiliğinden, apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme. İLE Bir gücün, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. | İnsan etkinliğinin ya da iradesinin açığa çıkması. | Hareket, iş. | Anamalın, belirli bir bölümü. | Hisse senedi. | Bir oyuncunun, sahne üzerindeki hareketi. | Oyunun temasını geliştiren, başlıca olay, öykü, gelişim. )


- BELİT/AKSİYOM ile/ve/değil EŞİK


- BELİT/AKSİYOM ile/ve KOYUT/ÖN DOĞRU/POSTULA(T)

( İnsan zihninin, tümel kuralları. İLE/VE Herhangi bir bilimin, tümel kuralları. )

( Kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. İLE/VE Ön doğru. )

( Belitler/aksiyomlar, temellendirilmez. )

( Kendileri kanıtlanmayan, kanıtları kanıtlanmaya gereksinim duyulmayacak ilk ilkelere verilen ad. | Tüm bilimler için uyulması gereken temel kurallar. İLE/VE Bir bilim dalının [üyesinin] kabul ettiği temel kurallar. )

( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [ARISTOTELES] )

( KOINAI ENNOIAI ile/ve AITEMATA )

( MÜTEARİFE/MÜSELLEMÂT/MÜSELLEMÛN ile/ve MEVZUA[ÖN KABUL]/MÜSÂDERÂT )

( AXIOME[Fr. < Yun.] ile/ve POSTULATUM[Lat.] )


- BELİTLEMEK ile BELİTLENEBİLMEK ile BELİT


- BELKA'[Ar.] ile BELKA'[Ar.]

( Alaca, alaca bacaklı at. İLE Tenha [çöl], harap ve boş yer. )


- BELKİ GELMEZ ile/değil/yerine GELEMEYEBİLİR


- BELKİ ile/değil/yerine ACABA