ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(194/236)
- SORGULAMA ile/ve/||/<>/> SINANMA
- SORGULAMA ile/ve YORUM ÇOKLUĞU(NA ULAŞMAK)
- SORGULAMA ile/ve/+/<> YORUMLAMA
- SORGULAMAK ile/ve/||/<>/> ANLAMAK ile/ve/||/<>/> AŞMAK
- SORGULAMAK ile/ve ARAŞTIRMAK
- SORGULAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖZLEMLEMEK
- SORGULAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KONUŞMAK
- SORGULAMAK ile SORGULANMAK ile SORGULATMAK ile SORGUÇLANMAK ile SORGULANABİLMEK ile SORGULATABİLMEK ile SORGULAYABİLMEK ile SORGU ile SORGUN ile SORGUÇ ile SORGUSUZ ile SORGUÇLU ile SORGUÇSUZ ile SORGU SUAL ile SORGU HAKİMİ ile SORGU KUTUSU ile SORGU YARGICI ile SORGU YARGIÇLIĞI ile SORGUSUZ SUALSİZ
- SORGULAMAK ile SORGUYA ALMAK/ÇEKMEK
- SORGULAMAK ile/değil/yerine/</>< SORU SORMAK
( Bazı "savcı"ların yanlış, olumsuz, yüklü, kandırıcı tarzı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünenlerin, uygun, doğru, yerinde tutumu. )
- SORGULANABİLİR/SORGULANABİLECEK/LER ile SORGULANAMAYAN/SORGULANAMAYACAK OLAN/LAR
- SORGULANABİLİR/LİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK
- SORGULANMAK ile/ve/değil/yerine SORUMLULUK/U/NU ALMAK
- SORGULAYICILIK ile YIKICILIK
- SORGUSUZ ile/ve/||/<>/> SORUSUZ/SUALSİZ[Ar.]
- SORMAK ile "AÇMAK"
( TO ASK vs. "TO OPEN" )
- SORMAK ile/ve/<> FARKINDALIK
( TO ASK vs./and/<> AWARENESS )
- SORMAK ile HAKKINDA SOR ile İSTEMEK ile GECİKME İSTEMEK ile AF DİLE ile YARDIM İSTEMEK ile KREDİ İSTEMEK ile AF DİLE ile İZİN İSTE
( ASK vs. ASK ABOUT vs. ASK FOR vs. ASK FOR DELAY vs. ASK FOR FORGIVENESS vs. ASK FOR HELP vs. ASK FOR LOAN vs. ASK FORGIVENESS vs. ASK PERMISSION )
( طلب کردن ile تقاضا کردن ile سئوال کردن ile پرسش کردن ile مسئلت کردن ile پرسيدن ile تمنا کردن ile اجازه خواستن ile استدعا کردن ile استفسار کردن ile تقاضا نمودن ile تمنا داشتن ile سراغ گرفتن ile طلبيدن ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile درخواست کردن ile استمهال طلبيدن ile استغفار طلبيدن ile طلب استعانت کردن ile وام خواستن ile آمرزش طلب کردن ile اذن خواستن ile رخصت خواستن )
( TALAB KARDAN ile TAQAZA KARDAN ile SOAL KARDAN ile PORSESH KARDAN ile MOSALAT KARDAN ile PORSYDAN ile TAMNA KARDAN ile EJAZEH KHASTAN ile ESTEDAA KARDAN ile ESTAFSAR KARDAN ile TAQAZA NEMUDAN ile TAMNA DASHTAN ile SARAGH GARAFTAN ile طلبيدن ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile DARKHAST KARDAN ile ESTMEHAL TALABYDAN ile ESTEGHAFAR TALABYDAN ile TALAB ESTEANT KARDAN ile VAM KHASTAN ile AMARZESH TALAB KARDAN ile EZN KHASTAN ile RAKHAST KHASTAN )
- SORMAK ile/ve/<> İSTEMEK
( Aynı anda iki anlama birden sahip olan, haddi aşmamak üzere hangisi daha uygunsa o anlam üzerinden değerlendirme dileğiyle kullanılan çok değerli bir kavram ve sözcüğümüzdür. )
( TO ASK vs./and/<> TO REQUEST/ASK )
- SORMAK ile KULAK KABARTMAK
- SORMAK ile ÖNCE KENDİNE SORDUKTAN SONRA SORMAK
( Sadece sormuş olmak için soru sorulmaz! )
( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen/sormasan da olur. SÖYLEME/SORMA! )
- SORMAK ile/ve/değil/||/<>/< SESLİ DÜŞÜNMEK
- SORMAK ile SORMACA
- SORMAK ile SORMAK/SOĞURMAK
( Birine soru yönelterek, herhangi bir konuda, ondan bilgi istemek. | Bir işin sorumluluğunun kendinde olması, bir işten sorumlu bulunmak. İLE Emmek. )
- SORMAK ile/ve SÖYLEMEK
( TO ASK vs./and TO SAY )
- SORMAK ile/ve UTANMA(MA)K
( TO ASK vs./and (NOT) TO BE EMBARRASSED )
- SORMAK:
[ya] MERAKTAN ile/ve/||/<>/ya da ÖYLESİNE
- SORMASINDAN BELİRLİ ile SORUŞ BİÇİMİNDEN BELİRLİ
- SORMAYAN ile/değil/yerine/>< SORAN
( Yaşam boyu ahmak ve aptal. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir dakikalığına, "birkaç kişi nezdinde" "aptal." )
( Ovada şaşmış. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dağları aşmış. )
- ŞOROLO/LUK ile ŞOROLOP
- ŞORT[İng. SHORT] ile TAYT[İng. TIGHT]
( Paçaları, dizlerin yukarısında olan kısa pantolon. İLE Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir pantolon türü. | Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giysi. )
- SORTİ[Fr.] ile SORTİ[Fr.]
( Elektrik tesisatında, lamba ya da fiş konacak kolların her biri. İLE [askeriye] Çıkış. )
- SORU KİPİNDE İNANÇSIZLIK/ÜMİTSİZLİK ile/değil/yerine SORMAK
( "Yapsa ne olacak?" İLE/DEĞİL/YERİNE ... )
- SORU SORMAK:
"BİLDİĞİNİ/EZBERİNİ" "ONAYLATMAK" ya da KENDİNİ "ALKIŞLATMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAYA ÇABALAMAK
- SORU (SORMAK):
ÖĞRENMEK İÇİN ile/ve/değil/bazen/||/<> ANLAMAK İÇİN ile/ve/değil/bazen/||/<> GERİBİLDİRİM/ONAY İÇİN
- SORU ile/ve/değil/> "ENGEL"
- SORU ile/ve/değil HAKARET
( [not] QUESTION vs./but INSULT )
- SORU ile/ve/||/<>/> İLKE
- SORU ile/değil/< İNŞİRÂH[< ŞERH]
- SORU ile/ve KİŞİ
( Kişi, başka kişilere görünendir. )
( En yalın sorular, en değerli olanlardır. )
( Durun, bakın, inceleyin, doğru soruları sorun, doğru sonuçlara varın ve onlara göre hareket etme cesâretini gösterin ve olanlara bakın. )
( Sorulardan kaçanlar, yanıtların sıcaklığına sığınır. )
( QUESTION vs./and PERSON
The person is what I appear to be to other people.
Stop, look, investigate, ask the right questions, come to the right conclusions and have the courage to act on them and see what happens. )
( SUAL ile/ve ŞAHIS )
- SORU ile/ve KUŞKU(/ŞÜPHE)
( QUESTION vs./and SUSPICION/DOUBT )
- SORU ile/ve/> SORUN ile/ve/> SORUNSAL
( Sorun olmadan/yoksa soru da olmaz/oluşmaz. )
( QUESTION and/> PROBLEM and/> PROBLEMATICAL )
- SORU ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> TUZAK SORU
- SORU ile/ve/<> YANIT
( Soru, yanıttan önce gelir. )
( Question comes before answer. )
( QUESTION vs./and ANSWER )
- SORU ile/ve YANIT
( Peygamber, aracıdır. İLE/VE Aracısız ve doğrudan. )
- SORU ile/ve YORUM
( Soru sorma biçimi, konuyu/nesneyi belirler. )
( QUESTION vs./and INTERPRETATION/COMMENT )
- SORULAR:
BİLİMİN TEMELLERİNİ İLGİLENDİRENLER ile/ve/||/<> BİLİMİN YÖNTEMİNİ İLGİLENDİRENLER
- SORULMAMIŞ/İSTENİLMEMİŞ ÖNERİ/TAVSİYE ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< MASKELİ AŞAĞILAMA
- SORULURSA ile/ve/değil/||/<>/>/< SORULSA
- SORUMAK ile SORULMAK ile SORUTMAK ile SORUŞMAK ile SORUMSUZLAŞMAK ile SORU ile SORUM ile SORUN ile SORUŞ ile SORUMLU/LUK ile SORUNLU/LUK ile SORU EKİ ile SORUMSUZ/LUK ile SORUNSAL/LIK ile SORUNSUZ/LUK ile SORU ZARFI ile SORUMSUZCA ile SORU SIFATI ile SORU ZAMİRİ ile SORU CÜMLESİ ile SORU İŞARETİ ile SORULU GÖRÜNÜM
- SORUMLU TUT(UL)MAK ile/ve/değil/yerine SORUMLU OLMAK
- SORUMLULUK DUYMAK ile/ve/||/<>/> SORUMLU OLMAK
- SORUMLULUK:
TEK ile/ve/||/<> TOPLU
- SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)
( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için koşullar, uygun yapıya büründürülür. )
( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )
( GIVING RESPONSIBILITY vs. TAKING RESPONSIBILITY
TAKING RESPONSIBILITY instead of GIVING RESPONSIBILITY )
- SORUMLULUK ile/ve AVANTAJ
( RESPONSIBILITY vs./and ADVANTAGE )
- SORUMLULUK ile/ve KARAR
( Kararlılık için duyarlılık ve tedbirlilik gerekir. )
( Olgun kişi, özellikle hareket içeren sorumluluklara olumlu bakar. )
( RESPONSIBILITY vs./and DECISION )
- SORUMLULUK ile KEYFÎLİK
( [ne yazık ki] Yüklenilen. İLE Üstlenilen. )
- SORUMLULUK ile/ve MEKANİZMA
( Sorumluluklardan kaçmanın yolu, "Benim sorumluluklarım var" demektir. )
( RESPONSIBILITY vs./and MECHANISM )
- SORUMLULUK ile/ve OLGUNLUK
( RESPONSIBILITY vs./and MATURITY )
- SORUMLULUK ile/ve/||/<>/> ÖZERKLİK
- SORUMLULUK ile SEVAP OLARAK (YAPMAK)
- SORUMLULUK ile/ve SORGULAMA
( RESPONSIBILITY vs./and TO INTERROGATE )
- SORUMLULUK ile/ve ÜSTLENME
( Sorumluluklarımızdan kaçınırsak, sorumluluklardan kaçınmamızın olumsuz/ağır sonuçlarından kaçınamayız. )
( RESPONSIBILITY vs./and TO TAKE ON )
- SORUMLULUKLARIN AZALDIĞI DURUMLAR:
CİNNET ile/ve/||/<> SAĞIRLIK YA DA ÖTEKİ DUYU YİTİMLERİ ile/ve/||/<> BELLEK ZAYIFLIĞI ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK ile/ve/||/<> HATA
- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
BİLGİSİZLİK ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> SEFAHET ile/ve/||/<> SEFER
- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÖLELİK(RİKKİYET) ile/ve/||/<> İKRAH
- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÜÇÜKLÜK ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> ÂDET GÖRME(HAYIZ)
- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK
- SORUN "ÇIKARMAK/ÇIKARAN" ile/ve/değil/||/<>/< SORUNU GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK/ÇIKARAN
- SORUN ...:
"ÇÖZÜMLENMEDİ" ile/değil ÇÖZÜLDÜ/ÇÖZÜL(E)MEDİ
- SORUN:
ENGEL ile/değil/yerine/>< BASAMAK
( Önümüze çıkana, "engel" dersek, takılıp düşebiliriz; "basamak" dersek bir basamak daha yükseliriz. )
- SORUN/SIKINTI:
FARKLI OLMAK/TA ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
(
)
- SORUN:
(")TEMİZLEMEKTE(") ile/ve/değil/||/<> TEMİZLEMEZSEN/K BULAŞMASINDA/YAYILMASINDA
- SORUN:
"YAP(A)MAMA" ile/ve/değil/||/<>/< BAŞLAYAMAMA
- SORUN YAŞAMAK ile ÇİLE ÇEKMEK
- SORUN ile/ve ÇÖZÜLMESİ GEREKEN
( Hiçbir sorun, o sorunu yaratan "bilinç düzeyi" ile çözülemez. )
- SORUN ile/ve/||/<> DAMLATAN MUSLUK
- SORUN ile/ve/değil DEĞERLENDİRME
- SORUN ile/ve EKSİKLİK
( PROBLEM vs./and DEFICIENCY )
- SORUN ile/değil/yerine FARK
( [not] PROBLEM vs./but DIFFERENCE
DIFFERENCE instead of PROBLEM )
- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA
- SORUN ile/ve/değil/yerine KONU
( Sorunumuzdan tümüyle haberdar olalım, ona her yönünden bakalım, onun, yaşamımızı nasıl etkilediğini gözlemleyelim. Sonra onu kendi haline bırakalım. )
( Hiçbir sorun tümüyle çözülemez, fakat siz onun geçerli olmadığı bir düzeye kendinizi çekebilirsiniz. )
( Sana bir yararı olmayacak sorun diye bir şey yoktur. )
( Yararlarına gereksinimin olduğu için sorunları ararsın. )
( [not] PROBLEM vs./and/but SUBJECT/TOPIC
SUBJECT/TOPIC instead of PROBLEM
Become fully aware of your problem, look at it from all sides, watch how it affects your life. Then leave it alone.
No problem is solved completely, but you can withdraw from it to a level on which it does not operate. )
- SORUN ile/ve/değil (KURAMSAL) DİL SORUN/LARI
- SORUN ile/ve/değil ÖNCELİK
( [not] PROBLEM vs./and/but PRIORITY )
- SORUN ile SIKINTI
( Doğal olmayan yollarla sorun çözmek yerine onlara ayak uydurmak daha doğrudur. )
( PROBLEM/ISSUE vs. DISTRESS )
- SORUN ile/ve/=/||/<>/< "SONUÇ"
- SORUN ile/ve/||/<>/> SORU-N
( Çözülmesi gereken. İLE/VE/||/<>/> Sorabilirsiniz. )
- SORUN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< SORUNUN OLMAMASI SORUNU
- SORUN ile SORUNUN SONUCU
( PROBLEM vs. CONSEQUENCE/RESULT OF THE PROBLEM )
- SORUN" ile/değil/yerine/>< VERİ
- SORUN" ile/ve/değil/<> "YÜK"
- SORUNDA:
ÇOKLUĞU ile/değil/yerine HİKMETİ
- SORU/NLAR:
ÇIKINCA ile/ve/değil/||/<>/> ÇIKTIKÇA
- SORUNLAR:
"DARBE" ile/değil/yerine PÜRÜZ
- SORUN/LAR:
DİNLEMEMEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< DUYMAK FAKAT (DUYDUĞUNA) UYMAMAKTAN
- SORUN/LAR ile/ve/<> İLETİŞİM KOPUKLUĞU
- SORUNLAR ile/ve/||/<>/> OLANAKLAR ve FIRSATLAR
- SORUNLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORUNLARI TERK ETMEK
- SORUNLARA ODAKLANMAK ile/değil/yerine/>< OLASILIKLARA VE (ARA) ÇÖZÜMLERE ODAKLANIRSAK
( Daha çok sorun/umuz olur/oluşturur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha çok seçeneğimiz ve çözümümüz olur/oluşur. )
- SORUNLARDAN:
"KAÇALIM" ile/değil/yerine ÇIKALIM
- SORUNLARDAN RAHATSIZ OLMAMAK/SORUNLARLA BAŞ ETMEK:
(AYRINTILARDA ...)
BİLGİSİZLİKLE/BİLİNÇSİZLİKLE ile/değil/yerine/>/>< BİLGİYLE/BİLİNÇLE
- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK
- SORUNLARI/OLUMSUZLUKLARI ...:
"AKLINDA TUTMAK" ile ARDINDA TUTMAK
- [NE YAZIK Kİ]
SORUNLARI ...:
ARTIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< TIRMANDIRMAK
- SORUNLARI:
AŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ASKIYA ALMAK
- SORUNLARI:
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "arar/bulur". )
- SORU(N)LARI:
ÇÖZMEK ile/ve/||/<>/> AŞMAK
- SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )
( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )
( [not] (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS vs./and TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS
TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS instead of (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS )
- SORUNLARI:
SORUN OLARAK KONUŞMAK ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK
( [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS
TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS instead of TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS )
- SORUNLARIN:
OLUŞMASI ile/ve/değil/||/<>/< ORTAYA ÇIKMASI
- SORUNLARI(N/I):
ÖNEMSEMEMEK ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAMAK
- SORUNLARI/SIKINTILARI:
ÖTELEMEK ile/değil/yerine ÇÖZMEK
- DURUM/RESİM:
SORUNLU ile/ve/değil/||/<>/< SORUNLULARIN
- SORUN/LU ile RİSK/Lİ
( PROBLEM vs. RISK/Y )
- SORUNLU ile/değil/yerine/>< SORUMLU
- SORUNLU/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORUNLU/LUK
- [SORUNSAL]
AKLIN:
NEYİ BİLİP ile/ve/||/<> NEYİ BİLEMEYECEĞİ
( IMMANUEL KANT )
- SORUNSAL ile/ve/değil KURAMSAL SORUNSAL
- SORUNU:
GÖRMEMEK ile/ve/||/<> ÇARPITMAK
- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK
- SORUŞMAK ile SORUŞMAK
( Birbirine sormak. İLE Emilip yok olmak. | Çamaşırın, kurumaya başlaması. )
- SORUŞTURMA ile/ve/||/<>/> KOVUŞTURMA/KOĞUŞTURMA/TA'KÎBÂT
( Gizli. İLE/VE/||/<>/> Açık. )
- SORUŞTURMA ile SORUŞTURMACI/LIK ile SORUŞTURMA KURULU
- SORUŞTURMADA:
GİZLİLİK ile/ve/||/<> KISITLILIK
( Ancak ve sadece ilk 24 saat için uygulanabilir.[Sulh ceza mahkemesi tarafından verilir. İtiraz da yine bu mahkemeye yapılabilir.][Savcı ya da kollu kuvvet tarafından da alınabilmektedir.][Şüpheli, avukat da dahil olmak üzere hiçkimseyle görüştürülmez.][Hakkında herhangi bir belge/evrak almak olanaklı değildir.] İLE/VE/||/<>/> Soruşturmanın sağlığı açısından, bilgi/belge/verilerin, kişilerin eline geçmemesi için Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir.[Soruşturma aşamasından iddianamenin hazırlanıp mahkemece kabul edilip duruşma tarihi verildikten sonra kalkar.][Avukatlar, gizlilik kararı olan dosyalarda şüphelinin tüm araştırma raporları/tutanakları, belgeleri ve imzalı beyanlarını bu süreçte alabilir.][Gizlilik kararı, iddianame hazırlandıktan sonra (re'sen) kalkar.] )
- SORUŞTURMAK ile SORUŞTURABİLMEK ile SORUŞTURUCU/LUK
- SORUYORUM ile AF DİLEMEK ile İZİN İSTEMEK
( ASKING vs. ASKING FORGIVENESS vs. ASKING PERMISSION )
( سراغ ile استغفار ile مستغفر ile استجازه )
( SARAGH ile ESTEGHAFAR ile مستغفر ile ESTEJAZEH )
- SORU-YORUM ile/ve YORUM-SORU
( QUESTION-COMMENT vs./and COMMENT-QUESTION )
- ŞOSE[Fr. CHAUSSEE] ile ŞOSET[Fr. CHAUSETTE ]
( Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol. İLE Kısa çorap. )
- ŞOSE ile ŞOSET
- SOSİS ile SOSİS YAKA
- SOSYETE ile SOSYETE PAZARI
- SOSYOBİYOLOJİ ile ETOLOJİ
( Sosyal davranışların evrimsel kökenlerini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, hayvanların sosyal davranışları ve evrimsel adaptasyonları araştırılmaktadır. )
- SOSYOLOJİ ile SOSYOLOJİZM
- SOSYOPAT ile MİZANTROP
( ... İLE Kişilerden, toplumdan hoşlanmayan. )
- SOTELEMEK ile SOTE
- SOTO[Jap.] ile ...
( Çin'li Zen Ustası Ts'ao-shan'ın (840-901) adından bozulmuş bir sözcük. Basamaklı, aşamalı aydınlanmayı öngören Zen Okulu. )
- SOUTHERN BLOT ile/||/<> İMMÜNOBLOT
( Southern DNA hibridizasyon, immunoblot protein antikor. )
( Formül: DNA İLE protein detection )
- ŞÖVALE[Fr. CHEVALET] ile ŞÖVALYE[Fr. CHEVALIER]
( Tabloların üzerine konulup resim yapıldığı sehpa. İLE Eski Roma'da, üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş. | Orta Çağ Avrupası'nda, özel eğitimle yetişmiş, belirli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı. | Derebeylik düzeninde, soyluluk unvanlarının en alt basamağı. | Günümüzde, Fransız hükûmetinin verdiği onur belgesi ve nişanı. )
- ŞÖVALYE ile GEZGİN ŞÖVALYE ile ŞÖVALYE SERSERİLİĞİ ile ŞÖVALYELİK
( KNIGHT vs. KNIGHT ERRANT vs. KNIGHT ERRANTRY vs. KNIGHTHOOD )
( شواليه ile اسب شطرنج ile نجيب زاده ile شواليه سيار ile مقام سلحشوري ile شواليه گري ile سمت سلحشوري )
( SHVALYYEH ile ASB SHATRANJ ile NAJYBE ZADEH ile SHVALYYEH SYAR ile MOGHAM SALAHSHORY ile SHVALYYEH GARY ile SAMAT SALAHSHORY )
- ŞÖVALYELER'DE:
TAPINAK ŞÖVALYELERİ ile/ve TÖTON ŞÖVALYELERİ ile/ve ST. JEAN/HOSPİTALER ŞÖVALYELERİ
( KÜRESEL MEDENİYET - TEOMAN DURALI - DERGÂH YAY. )
- ŞÖVALYELİK ile ŞÖVALYE GİBİ ile ŞÖVALYELİK
( CHIVALRIC vs. CHIVALROUS vs. CHIVALRY )
( بلند همت ile سلحشوري )
( BALAND CPEHMAT ile SALAHSHORY )
- ŞÖVALYE/LİK ile ŞÖVALYECE ile ŞÖVALYE RUHLU ile ŞÖVALYE YÜZÜĞÜ
- SÖVEBİLMEK ile SÖVE ile SÖVEN
- SÖVEN ile/değil/yerine/></< SEVEN
- ŞOVENİZM[Fr. < CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )
- ŞOVEN/LİK ile ŞOVENİZM
- SÖVGÜ ile SÖVGÜCÜ/LÜK
- [ne yazık ki]
SÖVMEK ile/ve/||/<>/> DÖVMEK
- SÖVÜLMEK ile SÖVÜŞMEK ile SÖVÜŞ ile SÖVÜCÜ/LÜK
- SOVYET ile/ve/||/<>/> RUS
(
Sovyet ile Rus Kavramlarının FaRkLaR'ı...
| Ölçüt | Sovyet | Rus |
|---|---|---|
| Tanım | Sovyet sözcüğü, "konsey" anlamına gelir, genellikle Sovyetler Birliği'ni tanımlar. | Rus, Rusya'ya ait ya da Rus toplumundan olan kişi anlamına gelir. |
| Coğrafi Kapsam | 15 cumhuriyetten oluşan geniş bir federasyondu. | Rusya Federasyonu'nun sınırları içinde geçerlidir. |
| Siyasi Yapı | Tek parti yönetimiyle yönetilen komünist bir devletti. | Federatif başkanlık düzeni ile yönetilir. |
| Kültürel ve Etnik Yapı | Birçok farklı etnik grup içeriyordu. | Çoğunlukla Rus etnik öbeğine dayanır. |
| Zaman Çizgisi | 1922'de kuruldu, 1991'de dağıldı. | Hem Çarlık dönemi, hem de modern Rusya olarak sürekliliği vardır. |
| Ekonomik Sistem | Merkezi planlamaya dayalı sosyalist ekonomi. | Kapitalist piyasa ekonomisi uygulanmaktadır. |
- SOY ile SOYA ile SOY SOP ile SOY İSMİ ile SOY OLUŞ ile SOYA ETİ ile SOYA UNU ile SOYA LORU ile SOYA SÜTÜ ile SOYA YAĞI ile SOY GAZLAR ile SOY KÜTÜĞÜ ile SOY YAPISI ile SOYA ÇEKİM ile SOYA FİLİZİ ile SOYA FASULYESİ
- SOY ile "SOYLU"
( Adamın biri, Sokrat'ı, soy üzerinden aşağılamaya çalışınca, Sokrat şöyle dedi: "Senin soyun sende bitti, benimki ise benden başlar". )
( ANCESTRY vs. "NOBLE" )
- SOYA FASULYESİ ile/ve/||/<> HURMA YAĞI ile/ve/||/<> OKALİPTUS
( )
( Belgeselde altı çizilen bazı önemli(öncelikli) bilgi ve başlıklar...
- Yeryüzünde, her dört kişiden biri[1.5 milyar kişi], 6.000 yıl öncesinin olanaklarıyla yaşıyor. 7.7 milyarlık nüfusun, yarısından çoğu, kentlerde yaşıyor. Dünya nüfusu, 1950'den beri üç katına çıktı. Lagos'ta, nüfus, 1960 yılında 700.000 iken, 2025'te 16 milyona çıkmış olacak.
- Her hafta, bir milyondan fazla kişi, kentlere göç ediyor. Her altı kişiden biri, temel gereksinimlerini gideremeden yaşıyor. Kıtlık, daha fazla yayılarak 1 milyar kişinin aç yaşamasına neden oluyor. Nijerya, Afrika'nın en büyük petrol ihracatçısı olmasına karşın nüfusunun %70'i açlık sınırındadır.
- Kullanılan suyun %70'i hayvan yemi üretmek üzere tarıma yönlendirilmektedir. 1 kilo patates üretmek için 100 litre, 1 kilo pirinç üretmek için 4.000 litre, 1 kilo tavuk eti için 15.000 litre, 1 kilo sığır eti içinse 20.000 litre su tüketilmektedir. Çiftçilerin binlerce yılda oluşturduğu tarım ürünü çeşitliliğinin dörtte üçü, son yüzyılda silinmiş oldu.
- 1950'den bu yana, uluslararası ticaret hacmi, 20 kat arttı. Ticaretin %90'ı deniz üzerinden yapılıyor. Her yıl 500 milyon konteyner, dünyanın en büyük tüketim merkezlerine doğru yola çıkıyor.
- Dünya çapında yapılan tahıl ticaretinin %50'sinden fazlası, hayvan yemi için yapılıyor.
- 1950'den bu yana avlanılan balık sayısı, 5 kat artarak, 18 milyondan, 100 milyona çıktı. Binlerce fabrika gemisi, okyanuslardaki balıkları boşaltıyor. Avlanma bölgelerinin dörtte üçü, ya yok oldu, ya tüketildi ya da tükenmek üzere. Büyük balıkların çoğunun soyu, tekrar üreyebilecek zaman ve koşulları bulamadığından dolayı tükendi.
- Yeryüzündeki on ırmaktan biri, denize kavuşamıyor. Bu nedenle, Ürdün Irmağı'ndan yoksun kalan Lût Gölü'ndeki su seviyesi, her yıl, 1 metre azalmakta.
- Gelecek yüzyılda su kıtlığından en çok zarar görecekler, Hindistan'da yaşayanlar olarak görünüyor. Hindistan'da, son 50 yılda, 21 milyon kuyu kazıldı. (Ülkenin pek çok bölgesinde, ilk kez bu kadar derin kuyu açıldı.) Batı Hindistan'da, açılmış olan kuyuların %30'undan ümit kesilmiş durumda.
- Las Vegas'ta yaşayanlar, dünyanın en çok su tüketen bölgesinden biri.(Kişi başına günlük su tüketimi 800 ilâ 1000 litre.)
- Su kıtlığı, 2025'ten önce, 2 milyar kişiyi etkileyebilecek durumda. Her gün 5.000 kişi, kirli içme suyu nedeniyle ölüyor ve 1 milyar kişinin temiz suya erişimi yok.
- Bataklıklar, yeryüzünün %6'sını oluşturur. Durgun sularının derinliklerinde, pek çok bitki ve mikro organizma suyu süzer ve kirlilikten arındırır, kurak mevsimler için suyu korurlar. Son yüzyılda, otlak, tarım ya da inşaat alanı oluşturmak üzere yeryüzündeki tüm bataklıkların yarısı kurutulmuştur. Bataklıkların bize sunduğu zenginlikten habersiziz ne yazık ki.
- Mercan resiflerinin %30'u yok olmuştur. 2050 yılında, dünya üzerindeki canlı türlerin dörtte birinin yok olabileceği öngörülüyor.
- Ormanlar, yeryüzündeki biyo çeşitliliğin dörtte üçüne ev sahipliği yapar. Ekilebilir toprakların %40'ı, uzun vadeli hasar görmüş durumda. Her yıl, 13 milyon hektar orman yok oluyor.
- Amazon, 40 yılda, %20 oranında küçül(tül)müştür. Kesilen ağaçların alanı, hayvan çiftlikleri ve soya fasulyesi üretimi için tarım alanına dönüştürüldü. Bu soyaların %95'i, Avrupa ve Asya'daki çiftlik ve kümeslerde "et üretmek üzere" hayvanlar için kullanılmaktadır.
- Dünyanın en büyük 4. adası olan Borneo Adası, 20 yıl öncesine kadar geniş ormanla kaplıydı. 10 yıla kadar hiçbir ağaç bırakılmayacak. Bu durum, dünyada en çok tüketilen hurma yağı üretimine karar verilmesiyle ortaya çıktı. Yiyecek olmanın yanı sıra temizlik, kozmetik ürünleri ve alternatif yakıt olarak da kullanılıyor.
- Son 50 yılda kağıda artan ilginin beş kat artması nedeniyle kâğıt hamuru yapımında kullanılan okaliptuslar, toprağa salgıladıkları zehir nedeniyle daha sonra başka hiçbir bitki yetişmiyor. Hızlı yetişseler de su rezervlerini çok hızlı tüketiyor.
Yaşamsal olanlar, gereksiz olanlar için yok ediliyor.
- Karayipler'in Haiti adasında da ormanların sadece %2'si kaldı.
- Paskalya Adası'nda yaşayan Rapauliler, burada yetişen, dünyanın en yüksek palmiye ağaçlarını tümünü kereste için keserek kendilerini, adadaki yaşamı ve örnek uygarlıklarını yok ettiler.
- Kıta buzulları, son 40 yılda kalınlığının %40'ını kaybetmiş durumda. Yüzey alanının da 2030'a kadar yok olacağı düşünülüyor. Kuzey kutup bölgesindeki buzul, 30 yıl içinde, yüzey genişliğinin %30'unu kaybetti.
- Grönland'daki buzullar, yeryüzündeki tüm tatlı suyun %20'sine denk geliyor. Bu buzul erirse, deniz seviyesi 7 metre yükselecek. Bu bölgedeki erimenin nedeni de tüm dünyadaki sera gazı salınımından kaynaklanmaktadır.
- Atmosferdeki büyük rüzgâr akımları yön değiştiriyor.
- Dünya nüfusunun %70'i, kıyı düzlüklerinde yaşıyor. En büyük 15 ülkenin 11'i, ya deniz kıyısında, ya da ırmak ağzında kurulu. Göçler kaçınılmaz olacak fakat öngörülemeyen, göçlerin ne kadar büyük olacağı.
- Klimanjero Dağı'ndaki buzulların da %80'i erimiş durumda.
- Avustralya'daki tarım alanlarının yarısı, kuraklıktan yüksek oranda etkilenmiş durumda. 12.000 yıldır gelişimimizi sağlayan iklimsel dengeyi tehlikeye atıyoruz.
- Dünya nüfusunun %20'si, ayrıcalıklı bir güç olarak görülen mineral ve tüm kaynakların %80'ini tüketiyor. Madencilik, yeryüzündeki tüm rezervleri, yüz yıl sona ermeden tüketmiş olacak. İki milyardan fazla kişinin yaşamı kömüre bağımlı olarak sürüyor.
- Dünyada askerî giderlere yapılan harcamalar, gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla.
- Her dört memeliden biri, her sekiz kuştan biri, her üç amfibiden biri yok olma tehlikesi altında. Canlı türleri, normalden bin kat daha fazla yok oluyor.
- Son 15 yılın ortalama sıcaklıkları, bu döneme kadar görülen ve kaydedilen en yüksek sıcaklıklar oldu.
- 2050 yılında, 200 milyonu aşan iklim mültecisi olabilir.
- Temel gereksinimlerimizle beliren "ümit ve hayaller", artık, doyumsuzluk ve savurganlığı da beraberinde getiriyor.
- Bireyler arasındaki dayanışmayı sağlamak, ötekileştirdiklerinin çektikleri acıdan kaçmak için duvarlar mı öreceğiz?
- Hepimiz, aynı ailenin bireyleriyiz. )
( BORNEO ADASI
)
- SOYAKTARAN:
Y ile/ve/||/<> X
(
)
- SOYGA ile SOYKA
( Tüyleri alacalı, küçük bir karga türü. İLE Ölünün üzerinden çıkan giysi. | Yaramaz, huysuz. )
- SOYGUN ile SOYGUNCU/LUK
- SOYLA ile/||/<> SÖYLE
( Manzum söz söylemek, hitap/hitabet etmek. İLE/||/<> Belirsiz söylemek. )
- SÖYLE! GİTSİN! ile/değil/yerine/>< SUS! BİTSİN!
- ŞÖYLE ile BÖYLE ile ŞÖYLE YA DA BÖYLE ile ŞÖYLE VE BÖYLE
( [LIKE] THAT vs. [LIKE] THIS vs. [LIKE] THAT OR THIS vs. [LIKE] THAT AND THIS )
- SÖYLE ile/değil ŞÖYLE
- ŞÖYLE ile ŞÖYLECE ile ŞÖYLE BİR ile ŞÖYLE BÖYLE
- SÖYLEDİĞİN ile/ve/değil EŞİK
- SÖYLEDİĞİNE GÖRE ... ile/ve SÖYLEDİĞİ KADARIYLA ...
- SÖYLEDİKLERİMİZ ile/ve/<> SÖYLEYEMEDİKLERİMİZ
( ... İLE/VE/<> Söylediklerimizden daha çok pişmanlığa neden olur. )
- SÖYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM
- SÖYLEM ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> SÖYLENTİ
- SÖYLEM ile SÖYLEV
- SÖYLEME ile ANLATMA
( ... İLE Düşüncenin/konunun/olgunun/durumun aktarımı/paylaşımı. )
( SAYING vs. EXPLAINING )
- SÖYLEMEDİĞİN ile/ve/değil EŞİK
- SÖYLEMEK ile/değil "AĞZINDAN KAÇIRMAK"
- SÖYLEMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK
- SÖYLEMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK
- SÖYLEMEK ile BAHSETMEK
( TO SAY/TELL vs. TO MENTION )
- SÖYLEMEK ile/değil DİLE GETİRMEK
- SÖYLEMEK ile/ve KAVRAMAK
( TO SAY vs./and COMPREHENSION )
- SÖYLEMEK ile/ve/<> KONUŞMAK
( Yılan imgesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Değnek imgesi. )
( dd İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> mdw )
( Sonuç [odaklılık]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç ve sonuç [birlikteliği ve bütünlüğü]. )
( "Kendini merkeze alma" ve ötekileri önemsizleştirmeye neden olur/olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Ötekiyle birlikte kendini ve herkesin olası düşüncesini, durumunu/sürecini dikkate almayı gerektirir/sağlar. )
( [not] TO SAY/TELL vs./and/but/||/<> TO TALK
TO TALK instead of TO SAY/TELL )
- SÖYLEMEK ile/ve ÖNERMEK
( TO SAY vs./and TO SUGGEST/RECOMMEND )
- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK
- SÖYLEMEK ile SAPTAMAK
( TO SAY vs. TO DETERMINE )
- SÖYLEMEK ile SÖYLEMEMEK
( TO SAY/TELL vs. NOT TO SAY/TELL )
- SÖYLEMEK ile SÖYLENMEK ile SÖYLETMEK ile SÖYLEŞMEK ile SÖYLENİLMEK ile SÖYLETTİRMEK ile SÖYLENEBİLMEK ile SÖYLETEBİLMEK ile SÖYLEYEBİLMEK ile SÖYLEYİVERMEK ile SÖYLEM ile SÖYLEV ile SÖYLENCE ile SÖYLEVCİ/LİK
- SÖYLEMEK ile UYARMAK/İKÂZ ETMEK
- SÖYLEMEKTEN/YAPMAKTAN (")KURTULMAK(") ile/ve/<>/değil SORUMLULUKTAN (")KURTULMAK(")
- SÖYLEMEYE "KALKMAK" ile/değil SÖYLEMEYE ÇALIŞMAK
- SÖYLENCE ile SÖYLENTİ
- KONUYU/SÖYLENENİ/SÖYLEDİĞİNİZİ ...:
ANLAMAMAK/ANLAMIYORUM ile/ve/değil/||/<>/> BEĞENMEMEK/BEĞENMİYORUM
- SÖYLENENLER ile/değil SÖYLENİLENLER
- SÖYLENİLEMEYEN ile/ve/<> SESLENDİRİLEMEYEN
( ARETA ile/ve/<> APORETA )
- SÖYLENİLEN ile/ve SÖYLENİLMEK İSTENİLEN
( Özellikle şiirde! )
( Satırlardan çok, satır aralarını iyi okumak gerekir! )
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. )
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN(Not in the mean of acceptance!)
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET )
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/değil/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
( Dinleyen, anlatandan ârif gerektir. )
( Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız ve bir dilimiz var. )
( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN[Not in the mean of acceptance!]
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET
Learn to look without imagination, to listen without distortion; that is all. )
- SÖYLENİŞ/SÖYLEYİŞ ile SESLENDİRİŞ
( TELÂFFUZ ile TASAVVUT[< SAVT] )
( PRONUNCIATION vs. PHONATE )
( ... avec PHONATION )
- SÖYLENMEK ile DODURDA(N)MAK
- SÖYLENTİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> DEDİKODU
- SÖYLERKEN BUYRUK VERMEK ile/değil/yerine/>< SÖYLEMEK
- SÖYLEŞİ ile SÖYLEŞİCİ
- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE ile YÜKSEK ile KARIŞIK
- SÖYLEYİŞ/TELÂFFUZ ile/ve/<> İTİRAF
- SÖYLEYİŞ ile/ve/<> DEĞİNİ
- SÖYLEYİŞ ile SÖYLENİŞ
- SÖYLEYİŞ ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> ULAM ile/||/<> KAPLAM ile/||/<> GÖÇÜŞME ile/||/<> YALINLAŞTIRMA/SADELEŞTİRME/HAFİFLETME/TAHFİF ile/||/<> KATMERLENME/MUZÂAF ile/||/<> AKIŞMA ile/||/<> BENZEŞİM ile/||/<> ÖTÜMLÜ/TİTREŞİMLİ/SEDÂLI ile/||/<> ÖTÜMSÜZ/TİTREŞİMSİZ/SEDÂSIZ
( Sesleme edimi sırasında seslerle bürünsel öğeleri söyleme, gerçekleştirme biçimi. İLE/||/<> Dış gerçeklik düzleminde var olan ses ya da gürültüleri, işitimsel izlenimi yansıtacak biçimde aktaran, adlandırılan gerçeği ses öykünmesi yoluyla belirten dilsel öğe. İLE/||/<> Dilbilgisel ya da anlamsal sınıflandırma birimi. Çeşitli ortak dilbilgisel ve anlamsal ölçütlere göre dil öğelerinin yerleştirildiği ya da oluşturduğu sınıf. İLE/||/<> Bir kavramın kapsamına giren, o kavramın tanımladığı öğelerin tümü. İLE/||/<> Bir sözcük içinde birbirini izleyen iki ses biriminin yer değiştirmesi. İLE/||/<> Kolaylık sağlama amacıyla sözcükten bazı yazaçların düşürülmesi. İLE/||/<> Bir sözcükte ortadaki yazaç ile son yazacın aynı yazaçla tekrarlanması. İLE/||/<> Kulağa hoş gelen seslerin birbirini izlemesi. İLE/||/<> Bir sesin söz zincirinde kendisinden önce ya da sonra gelen bir başka sesle birlikte bulunmasından doğan ve birinden öbürüne özellik aktanmı yoluyla gerçekleşen değişim. İLE/||/<> Ses tellerinin titreşimiyle nitelenen sesler için kullanılır. İLE/||/<> Ses telleri titreşmeden oluşan sesler için kullanılır (p, ç, q, k). )
- SOYLU/LUK ile SOYLU ERKİ ile SOYLU SOPLU
- SÖYLÜYOR ile/ve/değil BİLDİRİYOR
- SOYMAK ile/ve/<> AYIKLAMAK ile/ve/<> TEMİZLEMEK
- SOYMAK ile SIYIRMAK
( TO SHELL/PEEL vs. TO PEEL OFF )
- SOYSUZLAŞMAK ile SOYSUZLAŞTIRMAK ile SOYSUZ/LUK ile SOYSUZCA
- SOYTARI ile/ve/||/<> DELİ
( [Gerçeği ...]
Görür. İLE/VE/||/<> Dile getirir. )
- SOYU TÜKENME TEHLİKESİ ALTINDA OLAN TÜRLER ile/ve/||/<>/> KORUMA
( Soyu tükenme tehlikesi altında olan türler, yok olma tehlikesi altında olan türler. İLE/VE/||/<>/> Bu türlerin yok olmasını önlemek için yapılan çalışmalar. )
- SOYULMA ile ÇIPLAK
( DENUDATION vs. DENUDE )
( رودش ile عاري ساختن )
( رودش ile ARY SAKHTAN )
- SOYUNMA ile SOYUNMA ODASI
- SOYUNMAK ile ...
( SUÂL-İ MUKADDERE YANIT )
- SOYUNMAK ile SOYUNDURMAK ile SOYUNABİLMEK ile SOYUNUVERMEK
- SOYUNMAK ile STRİPTİZ
( TEARRÎ[< URY | çoğ. URYET] ile ... )
- SOYUNMUŞ/SOYUNUK" ile (")ÇIPLAK/cıbıl(")
- SOYUT DİL ile/ve/<> TOPLUMSAL DİL
- SOYUT EVRENSELLER ile/ve SOMUT EVRENSELLER
- SOYUT TÜMEL ile/ve/<>/> SOMUT TÜMEL
( İdea. İLE/VE/<>/> İdeal. )
- SOYUT ile/değil AYRI
( [not] ABSTRACT vs./but SEPARATE )
- SOYUT ile BELİRLENİMSİZLİK
- SOYUT ile/||/<> CEBİR
( Soyut cebir ve halka kuramı )
( Emmy Noether tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1882-1935) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik, Fizik) (Önemli katkıları: Soyut cebir, Noether teoremi) )
- SOYUT ile/ve EVRENSEL
- SOYUT ile/ve EVRENSEL
( ABSTRACT vs./and UNIVERSAL )
- SOYUT ile/ve/||/<> EYLEM
- SOYUT ile/ve/> EYTİŞİM ile/ve/> KURGUL
( Fizik/sel. İLE/VE/> Kimya/sal. İLE/VE/> Organik. )
- SOYUT ile/ve/değil/=/||/<> İLİŞKİSİZLİK (/"İLİŞKİ/LİLİK")
- SOYUT ile MİSTİK
( ABSTRACT vs. MYSTIC )
- SOYUT ile/ve/değil ÖZ
( [not] ABSTRACT vs./and/but ESSENCE )
- SOYUT ile SOMUT
( Soyut, AKIL'ın alanıdır. Varlık-Yokluk, Birlik-Çokluk gibi kavramlardır soyut olanlar. | İlişkisizlik. İLE İlkesine/yasasına göre işleyen olgu. | Duyunun kavramlaştırılması. | Kavram çiftleri arasındaki ilişki. | Ayrımların birliği. )
( BAZI SOYUTLAR:
* AHLÂK
* CEBİR
* MÛSİKÎ
* METAFİZİK )
( Saltık[mutlak]. İLE Göreli. )
( ABSTRACT vs. CONCRETE )
( CONCRET avec ABSTRAIT )
( KONKRET mit ABSTRAKT )
( CONCRETO con ABSTRACTO )
( CONCRETO con ASTRATTO )
( MÜCERRED ile/ve MÜŞAHHAS )
- SOYUT ile SONSUZLUK
- SOYUT ile/ve/||/<> SONUÇ
( vs./and/||/<> RESULT )
- SOYUT ile SOYUT İSİM ile ÖZET NUMARASI ile SOYUTLAMA ile SOYUTLAYICI
( ABSTRACT vs. ABSTRACT NOUN vs. ABSTRACT NUMBER vs. ABSTRACTION vs. ABSTRACTIVE )
( اجمالي ile انتزاعي ile چکيده کردن ile برآهيخته ile اجمال ile خلاصه ile اسم معني ile عدد مطلق ile تجريد ile چکيدگي ile انتزاع ile برآهنگ ile موجد تجرد ile تجريدي )
( EJMALY ile ENTEZAY ile CHAKYDAH KARDAN ile BARAHYKHTEH ile EJMAL ile KHLASEH ile ESM MANY ile ADAD MOTALGH ile TAJRYD ile CHAKYDEGY ile ENTEZA ile BARANPANG ile MOJED TAJARD ile تجريدي )
- SOYUT ile/ve TÜMEL
- SOYUT ile YALITILMIŞ
( ABSTRACT vs. ISOLATED )
- SOYUT ile/değil YÜZEYSEL
- SOYUTLAMA GÜCÜ ile/ve/||/<> YÖNETİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLERİN ÖNCELİĞİ
( ABSTRACTION POWER vs./and/||/<> INTEROPERATIBILITY vs./and/||/<> PRIORITY OF RELATIONS )
- SOYUTLAMA (YETENEĞİ/YETKİNLİĞİ/GÜCÜ) ile/ve/||/<> BENZETME/MECAZ (YETENEĞİ/YETKİNLİĞİ/GÜCÜ)
- SOYUTLAMA ile AYIKLAMA
( ABSTRACTION vs. TO SORT/PICK )
- SOYUTLAMA ile/ve BÜTÜNLÜKLÜ SOYUTLAMA
( ABSTRACTION vs./and ABSTRACTION IN INTEGRITY )
- SOYUTLAMA ile DEĞİLLEME
( ABSTRACTION vs. NEGATION )
- SOYUTLAMA ile DEĞİLLEME
- SOYUTLAMA ile/ve EVRENSELLEŞTİRME
- SOYUTLAMA ile/ve EVRENSELLEŞTİRME
( ABSTRACTION vs./and UNIVERSALISATION )
- SOYUTLAMA ile GENELLEME
- SOYUTLAMA ile/ve/||/<> KÖPRÜ
- SOYUTLAMA ile OLASI SONSAL SOYUTLAMA
- SOYUTLAMA ile OLASI SONSAL SOYUTLAMA
( ABSTRACTION vs. PROBABLE APOSTERIORI UNIVERSALISATION )
- SOYUTLAMA ile ÖTELEME
- SOYUTLAMA ile/ve/değil/||/<>/< SIYIRMA/AYIRMA/DIŞA ÇIKARMA
- SOYUTLAMA ile/ve SOMUTLAŞTIRMA
( Bilim. İLE/VE Denetleme. )
( ABSTRACTION vs./and CONCRETIZE
Science. WITH/AND Inspection. )
(1996'dan beri)