ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(19/287)
- ACETYLENE[İng.] / ACÉTYLENE[Fr.] / ACETYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLEN
- ACETONITRILE[İng.] / ACETONITRILE[Fr.] / AZETONITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLNİTRİL
- ACETYLSALICYLIC ACID[İng.] / ACETYLSALIZYLSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLSALİSİLİK ASİT
- ACETIN[İng.] / ACÉTINE[Fr.] / AZETIN, GLYZERINMONOAZZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİN
- ACIDE ACÉTOSALICYLIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETİSALİSİLİK ASİT
- ACETOACETIC ACID[İng.] / AZETESSIGSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOASETİK ASİT
- ACETOPHENONE[İng.] / ACÉTOPHENONE[Fr.] / AZOTOPHENON, METHYLPHENYLKETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOFENON
- ACETOIN[İng.] / ACÉTOINE[Fr.] / AZETON, DIMETHYLKETOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOİN
- ACETOL[İng.] / ACÉTOLE[Fr.] / AZETOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOL
- ACETOLYSIS[İng.] / ACÉTOLISE[Fr.] / AZETOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOLİZ
- ACETONE[İng.] / ACÉTONE[Fr.] / ACETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETON
- ACIDE ACÉTOACÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ASETOSETİK ASİT
- ASFALT ile ASFALTİT ile ASFALT
( ASPHALT vs. ASPHALTITE vs. ASPHALTUM )
( اسفالت ile زفت معدني ile اسفالت کردن ile آسفالت ile قير معدني ile قير طبيعي )
( ESFALT ile زفت معدني ile ESFALT KARDAN ile ASFALT ile قير معدني ile GHYR TABYEY )
- ASPHALT[İng.] / ASPHALTE[Fr.] / ASPHALT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASFALT
- BITUMINISATION[İng.] / BITUMAGE[Fr.] / BITUMINIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ASFALTLAMA
- ASFALTLAMAK ile ASFALTLANMAK ile ASFALTLATMAK ile ASFALTLANABİLMEK ile ASFALTLATABİLMEK ile ASFALTLAYABİLMEK ile ASFALT ile ASFALT KAYAĞI
- ASGARÎ MÜŞTEREK ile/ve/yerine AZAMÎ MÜŞTEREK
- ASGARİ ile ASGARİ TUTAR ile ASGARİ ÜCRET ile ASGARİ MÜŞTEREK
- ASGARİ ile/ve/<> BAŞLANGIÇ
- ASHAB ile/ve ÂLİM
- ASHAB ile MÜCTEHİD
- ASHAB ile/ve/> TABİÎN ile/ve/> TEB-İ TABİÎN
- ASHAB/ESHÂB/SAHÂBE ile İHVÂN
- ASHÂB-I NAKL ile/ve ERBÂB-I AKL
( Önce inanıp sonra akıl eden. İLE/VE Önce akıl edip sonra inanan. )
- ASHAR[Ar.] ile ASHÂR[Ar. < SIHR]
( Saçı kızıl olan. | Kırmızı tüylü. İLE Evlenme dolayısıyla erkek tarafı akrabalar, güveyler. )
- ÂSÎ[Ar. < ESER] ile ASÎ ile ASÎ, ASİYE ile ÂSÎ[< İSYÂN, çoğ. USÂT] ile ÂSÎ ile ÂSÎ[Fars.]
( Ahlâkı bozuk, ahlâksız, çapkın. İLE Uygun, elverişli. İLE Çok isyancı. İLE Karşı gelen. | Haydut, şakî. | Günahkâr. İLE Hekim, cerrah. İLE Kederli, mahzûn. )
- AŞI ile AĞAÇ AŞILAMA
( )
( VACCINATION/INOCULATION vs. GRAFTING )
- ASİ ile/ve/||/<>/> AKSİ
- ÂŞÎ[Ar.] ile ÂŞÎ[Ar.] ile AŞÎ[Ar.]
( Aşçı. İLE Akşam yemeği yiyen. | Gidip, uzaklaşan. İLE Tavuk karasına tutulmuş. | Akşam. | Akşam yemeği. )
- ASİ ile ASİL
- AŞI ile AŞILANABİLİR ile AŞILANMIŞ ile AŞICI ile AŞILAMA
( GRAFT vs. GRAFTABLE vs. GRAFTED vs. GRAFTER vs. GRAFTING )
( اختلاس ile از راهنادرستيتحصيل کردن ile پيوند کردن ile گياه پيوندي ile متقابلا پيوند زدن ile پيوند زدن ile پيوند گير ile پيوندي ile پيوند کار )
( AKHTELAS ile AZ RANPANNADRESTYTAHSYLE KARDAN ile PEYVAND KARDAN ile GYAH PEYVANDY ile MOTEGHABLA PEYVAND ZADAN ile PEYVAND ZADAN ile PEYVAND GYR ile PEYVANDY ile PEYVAND KAR )
- ASİ ile ASİL/LİK ile ASİT ile ASİTLİ ile ASİTSİZ ile ASİT ALKOL ile ASİT BORİK ile ASİT FENİK ile ASİT KATALİZÖR
- AŞI[Ar.] ile KALEMAŞISI[Ar.]
( ... İLE Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılan ağaç aşısı. )
- AŞİB[Ar.] ile AŞÎB[Ar.]
( Çok otlu. İLE Bol otlu. )
- AŞIBOYASI ile/ve/<>/< AŞITAŞI
( İçindeki demir hidroksit miktarına bağlı olarak rengi pas sarısından çok koyu, kırmızıya kadar değişen toz boya. [Eskiden, binaların dış ahşap kaplamalarında yaygın olarak kullanılırdı.] | Koyuca kırmızı, kiremit rengi. İLE/VE/<>/< Aşıboyası yapmakta kullanılan taş. )
- ASİDİFİKASYON ile/||/<> ASİDİTE ile/||/<> ASİDOREZİSTAN
( Asitleştirme, asitleşme. İLE/||/<> Asitlik. İLE/||/<> Aside dirençli. )
- ASİDİK ile/ve/||/<>/>< BAZİK
( pH değeri 7'den küçük. İLE/VE/||/>< pH değeri 7'den büyük. )
- ASIG ile/||/<> ASIGLIG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kazanç, yarar. İLE Yararlı iş. )
- ÂŞIK ÖĞRENCİ ile/ve/||/<> MELAHAT PARS
(
ÖĞRENCİSİNİN AŞKINA YANIT...
Konservatuvarda öğretim görevlisidir. Son derecede güzel, alımlı, zarif, ince, nazik, olgun yaşlarda bir güfte ve beste sanatçısıdır.
Bir öğrencisi, duygularına yenik düşerek, hocası Melahat Pars'a âşık olur. Sanki rastlantıymış gibi her fırsatta karşısına çıkmayı huy edinir. Hoca, merdivenlerden inerken, o merdivenlerden çıkarken hocasını süzer. Hocası bir yöne doğru yürürken, o karşı yönden hocasına doğru yürür. Bu tür rastlantılar o kadar sık tekrar etmeye başlayınca, Melahat Pars da durumu anlar, ancak görmemezlikten gelir.
Bir gün merdivenlerden inerken, yukarı çıkmakta olan öğrencisi,
hocası Melahat Pars’ın önünde durur, boynunu büker, yüzüne derinden bakar ve sevecen bir selenle;
- "Hocam, ben size âşık oldum. Ne yapsam olmuyor. Sizi görmeden duramıyorum. Gece gündüz hayalimdesiniz. Duygularımı denetleyemiyorum, perişanım, beni anlayınız lütfen." der.
Melahat Pars'ın yüzü kızarır. Hafifçe gülümser, yana çekilir ve yoluna devam eder. Evine vardığında ilham gelir, sabaha kadar çalışır ve bir beste yapar. Ertesi gün sabah, duygularını söyleyen öğrencisinin de olduğu sınıfta öğrencilerine;
- "Arkadaşlar, gece bir beste yaptım bakalım beğenecek misiniz?"
diyerek udunu eline alır ve şu besteyi, hoş seleniyle söylemeye başlar:
Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç
Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç
Olmaz meleğim böyle bir aşk bende vakit geç
Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç
Bestekâr hanımefendi, çaktırmadan âşık öğrencisine bir göz attığında, öğrencinin hüngür hüngür ağladığını görür...
Melahat Pars (1918 - 2005)
)
( )
- ÂŞIK OLMAK ile AŞK/I YAŞAMAK
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/değil/||/<> "ÇARPILMAK"
- AŞIK OLMAK ile DELİCESİNE AŞIK ile DELİCESİNE AŞIK OLMA
( INFATUATE vs. INFATUATED vs. INFATUATION )
( شيفتن ile شيفته و شيدا شدن ile شيفته کردن ile شيفته ile دلفريفته ile شيفتگي )
( شيفتن ile SHYFTEH VE SHYDA SHODAN ile SHYFTEH KARDAN ile SHYFTEH ile دلفريفته ile SHYFATGY )
- ÂŞIK OLMAK ile "HASTA OLMAK"
( FALL IN LOVE vs. "TO BE SICK" )
- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )
- ÂŞIK PAŞA ile/ve ÂŞIK PAŞA-ZÂDE
( 1272 - 1333 ile 1303 - 1481 )
( En önemli kitabı, Garîb-nâme'dir. İLE En önemli kitabı, Âşık Paşa-zâde Tarihi'dir. )
- ASIK SURATLI/LIK ile/değil/yerine CİDDİYET
- ÂŞIK ile ÂRİF
( Susarsa helâk olur. İLE Konuşursa helâk olur. )
- ASIK ile ASIK
( Somurtkan. İLE Asılı. )
- AŞIK ile AŞIK
( ENAMOR vs. ENAMORED )
( شيدا کردن ile شيفته و مسحور کردن ile دلشده )
( SHYDA KARDAN ile SHYFTEH VE MASHUR KARDAN ile DELESHODEH )
- AŞIK ile/değil ÂŞIK
( Baldır kemiği ile eklemleşerek, bileğin belirli başlı oynak merkezini oluşturan, ayak bileğinde bulunan, küçük kemiklerden biri. | Yapı çatılarında, uzun mertek, aşırma. | AŞIK ATMAK: Yarışmak. İLE/DEĞİL Vurgun, tutkun. )
- ASIK ile ÂŞIK
( Asılmış olan. İLE Çok seven. )
- AŞIK ile/||/<>/< AŞUK/AŞUQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( ... İLE/||/<>/< İnsanın ayak bileğinde bulunan kemiklerden biri. )
- ÂŞIK ile/ve/||/<> EŞİK
- ÂŞIK ile/ve/değil/yerine/<> HAYRAN
- ÂŞIK ile KUL
- ÂŞIK ile/ve/||/<> MECNÛN
( Kardeşlerdir. )
- ÂŞIK ile/ve/||/<> SÂDIK ile/ve/||/<> LÂYIK
- ÂŞIK ile ŞIPSEVDİ
( ... İLE Görür görmez seven, âşık olan kişi. )
- ÂŞİKÂR ile/değil ÂŞİNÂ
- ÂŞİKÂR ile/ve/||/<> BÂRİZ
- ÂŞİKÂRE ile/ve/değil ÂŞIK-ÂNE
- AŞİKAR/LIK ile AŞİKARE
- ÂŞIKKEN "EVLENMEK" ile/değil/yerine/>< ÂŞIK OLDUĞUMUZ KİŞİYLE EVLENMEK
- ÂŞIKLAR ARASINDA:
VE ile/değil/yerine İLE
( Bireysellik. İLE/DEĞİL/YERİNE Birliktelik. )
( Batı'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğu'da. )
( Romeo ve Juliet. İLE/DEĞİL/YERİNE Leylâ ile Mecnun. )
- [ne yazık ki]
ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEMEK
( Gülümsemesini kaybeden kişi, herşeyini kaybetmiştir. )
( A person, who has lost their smile, has lost everything. )
( Dünyanın en kötü görüntüsü/manzarası. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dünyanın en hoş/harika görüntüsü/manzarası. )
- ASIKYÜZLÜ/LÜK ile MEYMENETSİZ[Ar.]
( ... İLE "Uğursuz", huysuz, aksi. )
- ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK
- ASIL/ESAS ile/ve/<>/|| ÖNCELİK/Lİ
( Yokluk, esas ve önceliklidir. )
- AŞİL İLE KAPLUMBAĞA PARADOKSU ile/||/<> HAREKET PARADOKSU
( Aşil paradoksu yavaş gidene yetişememe İLE hareket paradoksu sonsuz bölmenin sonucudur. Zenon Aşil kaplumbağaya yetişemez çünkü sonsuz adım gerekir İLE bu hareketin mantıksal analizini sorgular. Modern matematik limit kavramı ile çözüldü. )
( Zenon (Elea) tarafından -450 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-490--430) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık) (Önemli katkıları: Zenon paradoksları (Aşil ve kaplumbağa, ok paradoksu), hareket ve bölünebilirlik paradoksları) )
- AŞİL KİRİŞİ ile AŞİL TOPUĞU ile AŞİL TENDONU
- ASİL ile ÂCİZ ile BASİT
( ASİLLER İDARE EDER ACİZLER ŞİKÂYET EDER BASİTLER İFTİRA EDER )
- ASİL ile/değil AĞA
- ASÎL[Ar.] ile ASÎL[Ar. < ASL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Sağlam. | İyice kökleşmiş. | Kendi adına hareket eden. | Edepli, terbiyeli. )
- ASÎL[Ar.] ile ASÎLE[Ar. çoğ. ASÂİL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Bir şeyin bütünü. | Ölüm. )
- ASIL ile/ve/<> FASIL
- ASIL ile/ve/||/<>/> FER
( Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı. | Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer. | Gerçeklik. | Soy. | Esas. | Temel. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde asaleten bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. İLE/VE/||/<>/> İkinci derecede olan, kol, dal. )
- ASIL ile MAYA
( BASE vs. YEAST )
- ASIL ile/ve/değil MERKEZ('DE)
- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE
- ASIL ile/ve UNSUR
( BASE vs./and ELEMENT )
- AŞILAMA ile/ve/<> ÇELİKLEME
- AŞILAMA ile KÜLTÜRLEME
- AŞILAMA ile ŞEKİLLENDİRME
- AŞILAMAK ile AŞILANMAK ile AŞILATMAK ile AŞILATILMAK ile AŞILATABİLMEK ile AŞILAYABİLMEK
- AŞILAMAK ile/ve/||/<> KÖKLENDİRMEK
( ... İLE/VE/||/<> Bir ağacın aşı yerini, aşı filizinin kök salması için toprağa gömmek. | Kök vermesini sağlamak. )
- AŞILAMAZ/LIK ile/değil/yerine TÜKETİLEMEZ/LİK
- AŞILANMA/MAYALANMA:
KUŞKUYU SÖYLEMEK ile/değil/yerine İMANI SÖYLEMEK
- AŞILARDA:
KARMA ile/ve/||/<> KAKMA(GÖZ/T) ile/ve/||/<> YARMA ile/ve/||/<> KALEM ile/ve/||/<> KABUK/KABUK ALTI ile/ve/||/<> YAN ile/ve/||/<> KÖPRÜ ile/ve/||/<> DİLCİKLİ (İNGİLİZ)
(
Bitki/Ağaç Aşılama Yöntemleri ve Kullanım Koşulları
1. Karma Aşı
Tanım: Farklı aşı tekniklerinin bir araya getirilerek uygulandığı sistemdir.
- Ne zaman? Türlere göre değişken
- Ne için? Dayanıklılık + verim kombinasyonu gerektiğinde
- Uygun bitkiler: Turunçgiller, bağ bitkileri, nar
2. Kakma Aşı (Göz Aşısı / T-Aşısı)
Tanım: Kabuk altına göz yerleştirilerek yapılır.
- Ne zaman? İlkbahar ortası veya yaz sonu
- Ne için? Genç, ince gövdelilerde hızlı çoğaltma
- Uygun bitkiler: Elma, armut, kayısı, narenciye
3. Yarma Aşı
Tanım: Kalın anaç yarılarak içine kalem yerleştirilir.
- Ne zaman? İlkbahar başında (özsu öncesi)
- Ne için? Kalın gövde, çeşit değiştirme
- Uygun bitkiler: Ceviz, kestane, kiraz
4. Diğer Aşılama Yöntemleri
a) Kalem Aşı
- İlkbaharda, dinlenme döneminde
- Genç fidanlarda elma, armut, şeftali
b) Göz Aşıları
- T-Göz: Kabuk kolay ayrıldığında yazın yapılır
- Yonga Göz: İlkbahar veya yaz sonu
c) Kabuk Altı Aşı
- Kalın anaç – ince kalem durumunda
- Kabuk kolay ayrılıyorsa (özellikle ilkbaharda)
d) Yan Aşı
- Anaç kenarına yapılan eğik kesiye kalem yerleştirilir
e) Köprü Aşı
- Fare, don veya mekanik zarar gören gövdeleri kurtarmak için
f) Dilcikli İngiliz Aşısı
- Kalem ve anaç aynı kalınlıkta olduğunda güçlü tutunma sağlar
Karşılaştırma Tablosu
| Aşı Türü | Uygulama Zamanı | Anaç Kalınlığı | Uygun Türler | Avantajı |
|---|---|---|---|---|
| Karma Aşı | Değişken | Karışık | Turunçgil, süs bitkileri | Uyum artırımı, kombinasyon sağlama |
| Kakma Aşı | Yaz / İlkbahar | İnce gövde | Elma, armut, şeftali | Hızlı ve verimli üretim |
| Yarma Aşı | İlkbahar başı | Kalın gövde | Ceviz, kiraz, elma | Çeşit değişimi için ideal |
| Kalem Aşı | İlkbahar | İnce – Orta | Şeftali, elma | Genç fidanlarda etkili |
| Kabuk Aşısı | İlkbahar | Kalın gövde | Elma, armut | Kabuk kolay ayrıldığında çok etkili |
| Göz Aşısı | Yaz / Sonbahar | İnce gövde | Narenciye, üzüm | Yüksek tutma oranı |
Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilmeli?
| Durum | Uygun Aşı Türü |
|---|---|
| Kalın gövdeli yaşlı ağaç | Yarma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Genç fidanlarda çoğaltma | Göz Aşısı, Kalem Aşı |
| Kabuğun kolay ayrıldığı dönem | Kakma Aşı, Kabuk Aşısı |
| Çeşit değişimi ya da gövde onarımı | Yarma Aşı, Köprü Aşı |
| Çok yönlü genetik özellik istenirse | Karma Aşı |
Sonuç İtibarı ile
- Bitki türü ve çeşidi
- Anaç ve kalem yaş/kalınlık oranı
- İklim ve mevsim koşulları
- Kabuğun ayrılma durumu
- Aşının amacı: Verim artırımı, çeşit değiştirme, zarar onarımı
- AŞILARDA:
YARMA(ÇELİK) AŞI ile/ve GÖZ AŞI
- AŞILAYICI ile AŞILAMAK ile AŞILAMA
( INOCULANT vs. INOCULATE vs. INOCULATION )
( ماده تلقيحي ile مايه کوبي کردن ile مايه کوبي ile تلقيح )
( MADEH TALGHYHEY ile MAYYEH KUBY KARDAN ile MAYYEH KUBY ile TALGHYHE )
- HANGING MERCURY DROP ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ASILI CIVA DAMLA ELEKTROT (ACDE)
- ASILI ile ASILIŞ
- ASILI ile ASILLI
( Asılmış olan, asma, asık, muallak. | Asılmış bir biçimde. İLE Bir kökene dayanan, kökenli. )
- ASILMAK ile ASILABİLMEK ile ASI ile ASIK ile ASIL/LIK ile ASIM ile ASIR/LIK ile ASILLI/LIK ile ASILSIZ/LIK ile ASIRLARCA ile ASIK SURAT ile ASIL NÜSHA ile ASIM TAKIM ile ASIK SURATLI/LIK ile ASIL SAYILAR
- ASILMAK ile ASILMAK ile ASILMAK
( Tutunmak, tutunarak çekmek. İLE Birine sarkıntılık etmek. İLE [boyundan asılarak] "Ölüm cezası almak/vermek". )
- AŞILMAK ile AŞINMAK ile AŞIRMAK ile AŞIRILMAK ile AŞINDIRMAK ile AŞILABİLMEK ile AŞINABİLMEK ile AŞINIVERMEK ile AŞIRABİLMEK ile AŞIRIVERMEK ile AŞINDIRILMAK ile AŞI ile AŞIK/LIK ile AŞIM ile AŞIT ile AŞIKLI ile AŞI TAŞI ile AŞI BOYALI ile AŞI BOYASI ile AŞI KAĞIDI ile AŞIK KEMİĞİ
- ASILMAK ile TIRMALAMAK
- ASILMAK ile/ve/||/<>/> YAZILMAK ile/ve/||/<>/> YÜRÜMEK
- AŞILMAMASI GEREKEN BEL ÇEVRESİ -ile
( [dişillerde] 80 cm. | [erillerde] 94 cm. )
- AEROSOL[İng.] / AÉROSOL[Fr.] / AEROSOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASILTI, AEROSOL
- AŞIM ile/ve/||/<>/> BAŞIM
( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )
- ÂSİM[Ar.] ile ESİM[Ar.]
- ASYMMETRY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= ASİMETRİ POTANSİYELİ
- ASİMETRİ ile/değil YAMUKLUK
- ASYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE ASYMÉTRIQUE[Fr.] / ASYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİMETRİK KESİLME AKIMI
- ASİMETRİK ile ASİMETRİK
( ASYMMETRIC vs. ASYMMETRICAL )
( نامتقارن ile بي قرينه )
( NAMOTEGHARAN ile BEY GHARYNAH )
- ASİMİLE EDİLEBİLİR ile ASİMİLE ETMEK ile ASİMİLE EDİCİ ile ASİMİLATÖR
( ASSIMILABLE vs. ASSIMILATE vs. ASSIMILATIVE vs. ASSIMILATOR )
( قابل تجانس ile سازش کردن ile شبيه ساختن ile تلفيق کردن ile هم جنس کردن ile يکسان کردن ile همانند ساختن ile شباهت دار ile همانند سازنده )
( GHABEL TAJANS ile SAZESH KARDAN ile SHABYYEH SAKHTAN ile TALFYGH KARDAN ile NPAM JENS KARDAN ile YKESAN KARDAN ile CPEHMANAND SAKHTAN ile SHABANPAT DAR ile CPEHMANAND SAZANDEH )
- ASİMİLE ile ASİMİLASYON
- AŞIM/IZ ile AŞIM/IZ
( Önleyici ilacımız. İLE Yemeğimiz. )
- ASYMPTOTIC FREEDOM[İng.] / LIBERTÉ ASYMPTOTIQUE[Fr.] / ASYMPTOTISCHE FREIHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİMPTOTİK SERBESTLİK
- AŞIN ile/ve/||/<> EŞİN
( Sürtüşmek. İLE/VE/||/<> Sürtünmek. )
- AŞINDIRABİLMEK ile AŞINDIRICI/LIK
- ABRASIVE[İng.] / ABRASIVE[Fr.] / SCHLEIFMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞINDIRICI
- ABRASION[İng.] / ABRASION[Fr.] / ABREIBEN, ABSCHLEIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞINDIRMA
- AŞINIM/KOROZYON/CORROSION[İng.] ile/ve TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ/ENTROPY[İng.]
( Tersinemezlik, nesnel zamanı kurar. )
- AŞINMA ile AŞINDIRICI
( ABRASION vs. ABRASIVE )
( خراش ile سيش ile سوزش آور ile سيا ile سينده ile سيشي )
( KHARASH ile سيش ile SOZESH AVAR ile SYA ile سينده ile سيشي )
- AŞINMA ile AŞINMAZ/LIK ile AŞINMA PAYI
- ASİNUS ile/||/<> ASİNİFORM
( Kesecik. İLE/||/<> Keseciksi. )
- AŞÎR[Ar.] ile ÂŞİR[Ar.]
( Onda bir [1/10]. | Samimi dost ve arkadaş. | Koca. İLE Onuncu. | Öşür toplayan. )
- ÂSİR[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ÂSİR/ÂSİRE[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar.] ile ASÎR[Ar. < USRET]
( Bir söylenceyi/efsaneyi aktaran/nakleden. İLE Ayağı kayan. İLE [Üzüm ve benzerleri gibi şeyleri] Şırasını ya da yağını almak üzere sıkan. İLE Bitişik komşu. | Karmakarışık, dolaşık. İLE Şırası ya da yağı alınmak üzere sıkılmış şey, usâre. İLE Zor, güç, zahmetli. | Titiz. )
- AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-MÂYE ile AŞÎRÂN-PÛSELİK/PÛSELİK-AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-ZEMZEME
( Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının kısaltılmış biçimidir. İLE Nasır Abdülbakî'nin, tetkik ve tahkikinde adı geçen makam. İLE Türk mûsikîsinin en eski makamlarındandır. Aşirân'da uşşak ve pûselik makamlarından mürekkeptir. İLE Sâdullah Ağa'nın düzenlediği bir makamdır. Bu makam, pûselik-aşîrân mürekkebine, mi'de bir kürdî dörtlüsü eklenmesiyle oluşmuştur. )
- ÂSİRE[Ar.] ile ASÎRE, SECÎR[Ar.]
( ... İLE Posa, cibre. )
- AŞİRET ile/||/<> BEYLİK
- AŞİRET ile/değil/yerine HUKUK
- AŞİRET ile KABİLE
( Devlet örgütünün geri ve etkisiz olduğu toplumlarda bireylerin korunma ve yaşama gereksinimiyle bir şefin yönetimi altında birleşerek oluşturdukları küme. İLE ... )
- SUPERHEAVY BOSON[İng.] / BOSON SUPERLOURD[Fr.] / SUPERSCHWERES BOSON[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AĞIR BOZON
- OVERCURRENT RELEASE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM DÜZENİ
- ÜBERSTROMAUSLÖSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM RÖLESİ
- OVERCURRENT[İng.] / COURANT EXCESSIF, COURANT DE SURCHARGE, SUPERCOURANT[Fr.] / ÜBERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIM
- SUPERFLUIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIŞKAN
- SUPERFLUIDITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI AKIŞKANLIK
- AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK
- HYPERCONJUGATION[İng.] / HYPERCONJUGATION[Fr.] / HYPERKONJUGATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI BAĞLANMA, HİPERKONJUGASYON
- SUPERSATURATED SOLUTION[İng.] / AŞIRI DOYGUN ÇÖZELTI[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYGUN ÇÖZELTİ
- İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATION[İng.] / SURSATURATION[Fr.] / ÜBERSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYMA/DOYGUNLUK
- ÜBERSÄTTIGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI DOYURMA
- RÉACTEUR SURCRITIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ELEŞTİK TEPKİLEŞİM
- SUPERCRITICITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ELEŞTİKLİK
- FART-İ İNHİLÂL[Osm.] / OVERMELTING[İng.] / SURFUSION[Fr.] / ÜBERSCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ERGİMEERİME
- AŞIRI GERİLİM ile/||/<> DENGE POTANSİYELİ
( Aşırı gerilim kinetik kayıp η, denge termodinamik Nernst. )
( Formül: η = E - Eeq )
- OVERPOTENTIAL[İng.] / SURTENSION[Fr.] / AŞIRI GERILIM[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI GERİLİM
- ULTRA FAST NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS ULTRARAPIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI HIZLI NÖTRONLAR
- SUPRACONDUCTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İLETKEN
- SUPRACONDUCTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İLETKENLİK
- HYPERFINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HYPERFINE[Fr.] / HYPERFEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI İNCE YAPI
- SUPERCHALEUR[Fr.] / SUPERHITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ISI
- OVERHEAT, SUPERHEATING[İng.] / SURCHAUFFE[Fr.] / ÜBERHITZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ISITMA
- AŞIRI KİBAR/LIK ile/değil AHMAK/LIK
- OVERMODULATION[İng.] / SURMODULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLEME
- ÜBERMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KİPLENİM
- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM
- SUPERGRAVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI KÜTLEÇEKİM
- HYPERFOCAL DISTANCE[İng.] / DISTANCE HYPERFOCALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAK UZAKLIĞI
- HYPERFOKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ODAKLI
- SUPERRÉSEAU[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI ÖRGÜ
- ULTRAPARAMAGNETISM[İng.] / ULTRAPARAMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI PARAMANYETİZMA
- ULTRACENTRIFUGE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJ
- ULTRACENTRIFUGATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SANTRİFÜJLEME
- AŞIRI SEVGİ ile/yerine SEVGİ
( GARÂM ile/yerine MUHABBET )
- SUPERCOOLING[İng.] / SURFUSION, SURFRIGÉRATION[Fr.] / UNTERKÜHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SOĞU(T)MA
- SUPERCOOLED[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI SOĞUTULMUŞ
- BUHÂR-İ İŞBÂ[Osm.] / OVERSATURATED VAPOR, SUPERHEATED STEAM[İng.] / VAPEUR SURSATURÉE, VAPEUR SURCHAUFFÉE[Fr.][Fr.] / ÜBERSÄTTIGTER DAMPF[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI/SÜPER DOYMUŞ/ISITILMIŞ/KIZGIN BUHAR
- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SALDIRGAN/LIK
- OVERVACUUM[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI VAKUM
- [ne yazık ki]
"AŞIRI YORUM" ile/ve/||/<> "YAMUK DURUŞ"
- AŞIRI YORUMA KAÇMADAN! ile/ve/değil/||/<>/< ELDEN/DİLDEN GELDİĞİNCE
- HYPERCHARGE, OVERLOAD[İng.] / SURCHARGE[Fr.] / ÜBERLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜK
- ULTRA HIGH FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK FREKANS
- VIDE TRÈS POUSSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AŞIRI YÜKSEK VAKUM
- AŞIRI ile AŞIRI SINIR ile AŞIRI BOYUTTA ile AŞIRILIK ile AŞIRILIK YANLISI ile EKSTREMİTE
( EXTREME vs. EXTREME LIMIT vs. EXTREMELY vs. EXTREMISM vs. EXTREMIST vs. EXTREMITY )
( درمنتهياليه ile بي حد و حصر ile غايت ile بافراط ile بي نهايت ile عقيدهافراطي ile افراط کاري ile فزونرو ile افراط کار ile انتها )
( درمنتهياليه ile BEY HAD VE HESR ile GHAYT ile BAFRAT ile BEY NEYAYT ile عقيدهافراطي ile AFRAT KARY ile فزونرو ile AFRAT KAR ile ENTEHYA )
- AŞIRI ile FAZLA BAGAJ ile AŞIRI ile AŞIRI DERECEDE ile AŞIRILIK
( EXCESS vs. EXCESS LUGGAGE vs. EXCESSIVE vs. EXCESSIVELY vs. EXCESSIVENESS )
( زياده ile بي اعتدالي ile فزوني ile فضول ile زيادهروي ile زيادتي ile بحد افراط ile زائده ile سرک ile علاوه ile بالابود ile اضافه بار ile بيش از حد ile مفرط ile بيشازاندازه ile افراطي ile زائد ile کثير ile زيادي ile بي شباهت ile گزافي ile افراط ile اسراف )
( ZYADEH ile BEY ETEDALY ile FOZOONY ile فضول ile ZYADEGROY ile زيادتي ile BAHAD AFRAT ile ZAEDEH ile SARK ile ALAVEH ile BALABUD ile EZAFEH BAR ile BEYSH AZ HAD ile MAFART ile BEYSHAZANDAZEH ile AFRATY ile ZAED ile KESYR ile ZYADY ile BEY SHABANPAT ile GOZAFY ile AFRAT ile ESRAF )
- AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE
- AŞIRILAŞMAK ile AŞIRILABİLMEK ile AŞIRILAŞTIRMAK ile AŞIRI/LIK ile AŞIRIŞ ile AŞIRICI/LIK ile AŞIRI UÇ ile AŞIRI YÜK ile AŞIRI AKIM ile AŞIRI BESİ ile AŞIRI DUYU ile AŞIRI DOYMA ile AŞIRI ERİME ile AŞIRI ETKİN/LİK ile AŞIRI BELLEM ile AŞIRI TAŞIRI ile AŞIRI GERİLİM ile AŞIRI DUYARLIK ile AŞIRI ŞİDDETLİ FIRTINA
- AŞIRILIK ile AŞIRI ile UTANMAZ
( IMMODERACY vs. IMMODERATE vs. IMMODEST )
( بي اندازگي ile فوق العادگي ile بي اعتدال ile منافي عفت ile بي عفت ile بي عصمت ile نا نجيب )
( BEY ANDAZGY ile FOGH OLOADEGY ile BEY ETEDAL ile MENAFY AFAT ile BEY AFAT ile BEY ESMAT ile نا نجيب )
- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK
- AŞIRILIK ile AYRILMAZ
( INEXTREMIS vs. INEXTRICABLE )
( نزديک بمرگ ile نگشودني )
( NAZADYK BEMORG ile NEGASHODANY )
- AŞIRI/LIK["AŞŞIRI" değil!] ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK
( [not] "EXCESSIVE/NESS" vs./and/but EXTRAORDINARY/INESS )
- AŞIRI/LIK ile UC
- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA
( EXCESSIVE/NESS vs./and COMPULSION )
- AŞIRMA ile AŞIRMACI/LIK ile AŞIRMA KAYIŞ
- AŞIRTMAK ile AŞIRTI
- ABSİSİK ASİT ile/||/<> AMİNO ASİT ile/||/<> KOLİK ASİT ile/||/<> NÜKLEİK[DNA/RNA] ASİT ile/||/<> SÜLFÜRİK ASİT/ZAÇ YAĞI[H2SO4]
( Bitkilerin büyüme, gelişme ve stres yanıtlarının düzenlenmesinde önemli rolü olan bir bitki hormonu.[Tohum ve tomurcuk dormansisi, filizlenme, stomaların kapanması, yaprakların dirimsel yaşlanması, ozmotik düzenleme, büyümenin engellenmesi gibi çoğu fizyolojik durumda etker.] İLE/||/<> Proteinleri oluşturan temel yapıtaşları.[Bilinen, beşyüz amino asit vardır. Bunların yirmiikisi canlıların yapısına katılır ve yirmisi temel amino asit olarak bilinir.][Her amino asit, DNA tarafından kodlanır. Amino asitler, hem amin, hem de karboksil öbeği içeren moleküldür.] İLE/||/<> Yağ sindirimine yardım eden ve safrada bulunan asit. İLE/||/<> Canlılardaki en büyük molekül türü. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. İLE/||/<> Güçlü ve tehlikeli bir mineral asidi. [Akü sıvısı üretiminde kullanılır.] )
- ASİT[İng. ACID] ile/||/<> A VİTAMİNİ[İng. VITAMIN A] ile/||/<> AKALKÜLYA[İng. ACALCULIA] ile/||/<> ALFA-SARMAL[İng. ALPHA HELIX] ile/||/<> ALKALOZ[İng. ALKALOSIS]
( Suda çözündüğünde hidrojen iyonu (H+) derişimini artıran, pH'ı 0 ile 7 arasında olan kimyasal çözeltiler. Tatları ekşi olan asitler mavi turnusol kağıdının rengini kırmızıya çevirir. Ayrıca gıdaların çoğunda asit bulunmaktadır. Örneğin limonda sitrik asit, sirkede asetik asit, yoğurtta ve sütte laktik asit, elmada malik asit, zeytinyağında oleik asit, üzümde ise tartarik asit bulunur. @@ A vitamini biyolojik aktivitesine sahip hayvansal kaynaklı bileşiklerin tümüne verilen addır. Ana işlevlerini, retinol ile onun iki türevi olan retinal ve retinoik asit gerçekleştirir. Sıcağa ve alkaliye dayanıklı; aside, oksidasyona ve ultraviyole ışınlara duyarlıdır. Karaciğer, süt, yumurta sarısı ve meyveler gibi gıdalarda bulunmaktadır. @@ İnsanların toplama, çıkarma, çarpma ve hatta iki sayıdan hangisinin daha büyük olduğunu belirtme gibi basit matematiksel görevleri yerine getirmekte zorlandıkları sonradan kazanılmış bir bozukluktur. "Edinilmiş diskakuli" olarak da bilinir. Beyin lezyonundan sonra meydana gelebildiği gibi sinir sistemindeki doğuştan bir kusur nedeniyle de oluşabilir. @@ Protein yapısında yaygın olarak bulunan ikincil üç boyutlu yapıdır. Bu dizilimde aminoasitler her peptit içerisindeki karboksil oksijen moleküllerinin hidrojen bağları ile dengelenmesi sayesinde spiral bir yapıda bulunurlar. Miyoglobin ve hemoglobin proteinlerinin %70 civarı alfa sarmal yapısındadır. @@ Kanın asit-baz dengesinin belirli sorunlar nedeniyle bazik olması durumudur. Tedavi edilmezse ölümcül olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ASİT ANHİDRİT ile ASİT KLORÜR
( İki karboksilik asidin dehidrasyonu ile oluşan bileşikler. İLE Karboksilik asidin -OH öbeğinin -Cl ile değiştirilmesiyle oluşan bileşikler. )
- ASİT ANHİDRİT ile BAZ ANHİDRİT
( Asit oluşturan oksit. İLE Baz oluşturan oksit. )
- ASİT/ASİDİTE ile/ve/||/>< NÖTRAL ile/ve/||/>< ALKALİ/BAZİKLİK/ANTİ ASİT
( 1-2-3-4-5-6 ile/ve/||/>< 7 ile 8-9-10-11-12-13-14 )
( 2[Mide sıvısı, limon suyu], 3[Sirke, bira, şarap, kola], 4[Domates suyu], 5[Sade kahve, yağmur suyu], 6[Sidik] İLE/VE/||/>< 7[Saf su, insan kanı] İLE/VE/||/>< 8-9[Deniz suyu], 10-11[Magnezyum hidroksit sıvısı], 11-12[Amonyaklı temizlik sıvısı], 12-13[Çamaşır suyu], 13-14[Yağ çözücü temizlik maddesi] )
( [H+] > [OH-] ile/ve/||/>< [H+] = [OH-] ile/ve/||/>< [H+] < [OH-] )
(
)
( Suda hidrojen iyonu (H+) verebilen nesneler. İLE/VE/||/>< ... İLE/VE/||/>< Suda hidroksit iyonu (OH-) verebilen ya da proton alabilen nesneler. )
( Proton verici nesne. İLE/VE/||/>< ... İLE/VE/||/>< Proton alıcı nesne. )
- ACID DISSOCIATION CONSTANT[İng.] / SÄURE DISSOZIATION KONSTANT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT AYRIŞMA SABİTİ (PKHA)
- ACID/BASE INDICATORS[İng.] / ACID/BASE INDIKATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT BAZ BELİRTEÇLERİ/İNDİKATÖRLERİ
- ASİT BAZ ile ASİT TUZ
( Proton veren nesne ile proton kabul eden nesne. İLE Proton veren nesne ile iyonik bileşik. )
- ACID HALOGENIDES[İng.] ile/değil/yerine/= ASİT HALOJENÜRLER
- ACID ERROR[İng.] / SÄURE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT HATASI
- ACID RAIN[İng.] / SAUERREGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT YAĞMUR
- ASİT ile/ve/>< ALKALİ BESİNLER'İ
( MEYVELER'DE:
- TADI ASİT OLAN MEYVELER ile/ve TADI HAFİF ASİT OLAN MEYVELER
( * Portakal - Alkali
* Mandalina - Alkali
* Klementin - Alkali
* Greyfurt - Alkali
* Limon - Alkali
* Nar - Alkali
* Ananas - Alkali
İLE/VE
HAFİF ASİT OLANLAR
* Çilek - Alkali
* Domates - Alkali
* Elma - Alkali
* Armut - Alkali
* Şeftali - Alkali
* Üzüm - Alkali
* Kiraz - Alkali
* Kayısı - Asit
* Erik - Asit )
- TADI TATLI OLANLAR
* Hurma - Alkali
* İncir - Alkali
* Tatlı üzüm - Alkali
* Tatlı elma - Alkali
* Muz - Alkali
- YANSIZ MEYVELER
* Karpuz - Alkali
* Kavun - Alkali
- KURUTULMUŞ MEYVELER
* Erik - Asit
* Kayısı - Asit
* Armut - Alkali
* Elma - Alkali
* İncir - Alkali
* Muz (olgunsa) - Alkali
SEBZELER'DE:
- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU
( HAFİF UNLULAR
* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )
- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit
YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali
YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali
TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit
ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit )
- ASİT ile/||/<> ALKALOZ
( Gövde sıvılarında asit birikimi. İLE/||/<> Gövde sıvılarında baz birikimi. )
- ASİT ile ASİT TESTİ ile ASİDİK ile ASİTLİK
( ACID vs. ACID TEST vs. ACIDIC vs. ACIDITY )
( اسيد ile سرکه مانند ile حامض ile جوهر اسيد ile وسيله آزميش ile اسيدي ile اسيد دار ile اسيديته ile حموضت )
( ASYD ile SARKEH MANAND ile حامض ile JOUSAR ASYD ile VESYLAH AZMYSH ile ASYDY ile ASYD DAR ile ASYDYTAH ile حموضت )
- ASİT ile/||/<> BAZ
( Asitler proton (H+) veren İLE bazlar ise proton alan maddelerdir. )
( pH = -log[H^+] )
( Cabir ibn Hayyan (Geber) | 780 | Orta Çağ | Kimyanın babası, deneysel yöntemi geliştirdi (1859 - 1927) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Elektrolit teorisi, Arrhenius denklemi) (Nobel: 1903) )
- ASİT ile/||/<> BAZ
( Asitler proton (H+) veren İLE bazlar ise proton alan maddelerdir. )
( Formül: pH = -log[H^+] )
( Cabir ibn Hayyan (Geber) tarafından 780 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1859-1927) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Elektrolit teorisi, Arrhenius denklemi) (Nobel: 1903) )
- ASİT ile FORMİK ASİT
( ... İLE Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit. [HCOOH] )
- HAMİZ[Osm.] / ACID[İng.] / ACIDE[Fr.] / SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT
- ASİT ile POLİASİT[Fr.]
( ... İLE Bileşiminde birçok asit özelliği bulunan madde. )
- ÂSİTÂN[Fars.] ile ÂSİTÂN[Fars.]
( Eşik. İLE Müneccimlerin hesaplarına göre insan hayatının uğursuz dakikaları. )
- ÂSİTÂN[Fars.] ile ÂSTÂN[Fars.]
( Eşik. İLE Eşik, ayakkabılık. | Dergâh, tekke/tekye. )
- ÂS(İ)TÂNE -ile
( BÜYÜK TEKKE | MERKEZ | PAYİTAHT | EŞİK )
- ASİT-DENETLEME ile BAZ-DENETLEME
( Asit çözeltileri denetleyen nesne. İLE Baz çözeltileri denetleyen nesne. )
- ASİTFAST ile/||/<> ASİT-PROOF
( Aside dirençli. İLE/||/<> Aside dirençli. )
- ANSÄUERN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİTLENDİRMEK
- ASİTLEŞME ile ASİTLEŞTİRİCİ
( ACIDIFICATION vs. ACIDIFIER )
( تحميض ile اسيد شدگي ile ميه حموضت )
( تحميض ile ASYD SHODEGY ile ميه حموضت )
- ACIDIFIZIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİTLEŞTİRMEK
- ÂSİYE[Ar.] ile ÂSİYE[Ar.] ile ÂSİYE[Ar.]
( Sütun, direk, kolon. | Kederli, üzüntülü [kadın]. İLE Hz. Mûsâ'yı, Nil'den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun'un eşinin adı. İLE İsyancı kadın. )
- AŞK/IN:
"ACISI"(x ISTIRABI) ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ANISI
- AŞK:
ANLAMAYAN İÇİN ile/değil/yerine ANLAYAN İÇİN
( Bir günlük. İLE/DEĞİL/YERİNE Ömürlük. )
- AŞK:
ARAYIŞ ile/değil/yerine/>/< ADAYIŞ/ADANIŞ
- AŞK:
[bazen]
CAN ile/<> GAM ile/<> HİÇ
- AŞK:
ÇOK UZAK ile/ve/<>/< FAZLA YAKIN
- AŞK DOLU ile AŞK DOLU BAKIŞ ile AŞKLA
( AMOROUS vs. AMOROUS LOOK vs. AMOROUSLY )
( عاشقانه ile نگاه عاشقانه )
( ASHGHANEH ile NEGAH ASHGHANEH )
- AŞK ERBÂBI ile/ve ZEVK ERBÂBI
- AŞK:
ESKİDEN ile/ne yazık ki/>/>< GÜNÜMÜZDE
( "Korku". İLE/NE YAZIK Kİ/>/>< "Kaygı". )
( "Elâlem görür" diye. İLE/NE YAZIK Kİ/>/>< "Herkes görsün" diye. )
- AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN
( Beğenilmeyecek bir davranış/tutum karşısında kınama, sitem bildiren söz. | "Aferin" anlamında bir davranışın, bir tutumun çok beğenildiğini bildiren söz. | Dervişler arasında kullanılan merhabalaşma. )
- AŞK:
"SANDIĞIMIZ KADAR" ile/değil YANDIĞIMIZ KADAR
- AŞK:
SİN ile/ve/||/<>/> ŞIN
( | HİPOTALAMUS ve/||/+ HİPOFİZ ve/||/+ EPİFİZ | ile/ve/||/<>/>
| İYİ/LİK ve/||/+ DOĞRU/LUK ve/||/+ GÜZEL/LİK | )
- AŞK:
VARKEN ile/ve/||/<> YOKKEN ile/ve/||/<> BİTİNCE
( (")Bıkılan("). İLE/VE/||/<> (")Aranılan("). İLE/VE/||/<> (")Özlenilen("). )
- AŞK YAŞAMI ile/ve/=/değil/yerine EŞEYSELLİK/SEKS YAŞAMI
- AŞK ile/ve/||/<> ABAYI YAKMAK
- AŞK ile/ve/||/=/<> AÇIKLIK
- AŞK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ADÂLET
( [ölçü/ölçüsüzlük] Bireyde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Toplumda. )
- AŞK ile/ve/değil/<> AHİD'E VEFÂ
- AŞK ile/ve ÂŞIK["AŞIK" değil!]
( Çaresizlik yoktur. İLE/VE Çaresizlik çoktur/yaşayabilir. )
( Birçok şeye [her şeye/herkese] yönelik olabilir. İLE/VE Tek bir şeye/kişiye yönelmiştir. )
( Aşk, daha çok, tek taraflıdır. )
( Aşk ehline, sultanların tahtı, tahta parçasından başka bir şey değildir. )
( AŞK :/= Yasaksa!... [Aşk, ancak yasak aşk ise süreklidir/sürdürülebilirdir.] )
( Mutlu aşk/âşık yoktur.(yoktur) )
( "Kör-kütük âşık olmak" değil bir "kütüğe" âşık olup kör olmak. )
( AŞK'I, ÂŞIKLAR BİLİR
[Başka da, hiçkimse bilemez.] )
( Âşık, türkü yakmazsa, aşka katlanamaz. )
( KENDİNDE VÜCÛD OLMAYAN ZÂT )
( I love my love, but my love doesn't love me as I love my love. )
(
)
( "Çıkıktır o. Âşık olsan, duramazdın." )
( )
( Aşk ile yürüyen, sırtında, dünyayı taşır...
Aşksız yürüyen, "beden" diye bir ceset taşır. )
( LOVE vs./and LOVER )
- ASK ile ASKI/LIK ile ASKICI/LIK ile ASKILI ile ASKISIZ
- AŞK ile/ve/değil ÇEKİM/CÂZİBE
- AŞK ile/ve/değil/yerine/<> COŞKU
( FALL IN LOVE vs./and/<> EXUBERANCE )
- AŞK ile/ve DALÂLET
( FALL IN LOVE vs./and ABERRATION )
- AŞK ile/ve/> DERT
( Aşkın gıdası, derttir. )
( Söylemem derdimi, hemderde bile! )
( Aşk adamı inletir, dert adamı söyletir. )
( Dinletir. İLE/VE/> Söyletir. )
( FALL IN LOVE vs./and/> TROUBLE )
- AŞK ile/ve DEVAMLILIK
( FALL IN LOVE vs./and CONTINUITY )
- AŞK ile/ve/||/<>/> EŞEYSELLİK/SEKS
( BÂH-NÂME[Ar., Fars.]: Eşeyselliği konu alan kitap. )
( EŞEYSELLİK (SEKS) :
- Eşey Bilim: Seksoloji.
- Latince "sexus".
- Eşeysel çekim(cazibe): seksapel (ingilizce "sexappeal").
- Orpheus("Nur ile şifa veren"). (Fenike dilinde Nur anlamına gelen Aur, Yunanca'da Arpha ile şifa anlamına gelen Rafae sözcüklerinden oluşmuştur ve "Nur ile şifa veren" anlamına gelmektedir.)
- Üçlemeler(Triad'lar)... (Sevgi-Sezgi-Bilgi), (Güzellik-Bilgi-Güç), (Sevgi-Arınma-Aydınlanma), (Güzel-İyi-Doğru).
American Heritage Sözlüğü'nde
- Sex: 1. a. The property or quality by which organisms are classified according to their reproductive functions. b. Either of two divisions, designated male and female, of this classification.
2. Males or females collectively.
3. The condition or character of being male or female; the physiological, functional, and psychological differences that distinguish the male and the female.
4. The sexual urge or instinct as it manifests itself in behavior.
5. Sexual intercourse.
6. The genitalia.
sexed, sexing, sex.es: To determine the sex of (young chickens).
- sex appeal: n. Physical attractiveness or personal qualities that arouse sexual interest in another person.
- sex cell: n. A gamete.
- sex chromosome: n. Either of a pair of chromosomes, usually, designated X or Y, in the germ cells of human, most animals, and some plants, that combine to determine the sex of an individual, XX resulting in a female and XY in a male.
- sex gland: n. A testis or ovary; gonad.
- sex hormone: n. Any of various animal hormones, such as estrogen and androgen, affecting the growth of function of the reproductive organs and the development of secondary sex characteristics.
- sex.ism: n. Discrimination based on sex, esp. discrimination against women. 2. Attitudes or conditions that promote stereotyping of social roles based on gender. -sex'ist adj. & n.
- sex.less: adj. 1. Lacking sexual characteristics; neuter. 2. Arousing or exhibiting no sexual interest or desire; asexual. -sex'less.ly adv. -sex'less.ness n.
- sex linkage: n. The condition in which a gene responsible for a specific phenotypic trait is located on the X choromoseome, resulting in sexually dependent inheritance of the trait.
- sex-linked: adj. 1. Carried by a sex chromosome, esp. an X chromosome. Used of genes. 2. Sexually determined. Used esp. of inherited traits.
- sex.ol.o.gy: n. The study of human sexual behavior. -sex'o.log'ic, sex'o.log'i.cal adj. -sex.ol'o.gist n.
- sex.pot: n. Informal. A strikingly sexy person.
- sex.tant: n. 1. A navigational instrument used for measuring the altitudes of celestial bodies. 2. Sextant. Sextans. [NLat. sextans, sextant- < Lat., sixth part(from its being graduated in sixths of a circle) < sextus, sixth.]
- sex.tile: adj. Designating the position of two celestial bodies when they are 60 degrees apart. [Lat. sextilis, one sixth < sextus, sixth.]
- sex.u.al: adj. 1. Of, pertaining to, affecting, or characteristic of sex, the sexes, or the sex organs and their functions. 2. Implying or symbolizing erotic desires or activity. 3. Of, pertaining to, or designating reproduction involving the union of male and female gametes. [LLat. sexualis < Lat. sexus, sex.] -sex'u.al.ly adv.
- sexual intercourse: n. Coitus, esp. between humans.
- sex.u.al.i.ty: n. 1. The conditionof being characterized and distinguished by sex. 2. Concern with or interest in sexual activity. 3. The quality of possessing a sexual character or potency.
- sex.u.al.ize: tr.v. -ized, -iz.ing, -iz.es. To make sexual in character or quality.
- sex.y: adj. -i.er, -iest. Arousing or tending to arouse. sexual desire or interest. -sex'i.ly adv. -sex'i.ness n.
- sexual selection: n. Darwinian adjunct of natural selection hypothesizing the preffered hereditary selection of characteristics involved in male courtship displays and combat.
- sex: pref. Six; sexpartite. [Lat. sex, six.]
- sex.a.ge.nar.i.an: n. A person who is sixty years old or between the ages of sixty and seventy.
adj. 1. Being sixty years old or between the ages of sixty and seventy. 2. Of or pertaining to a sexagenarian. [Lat. sexagenarius, sexagenary]
- sex.ag.e.nar.y: adj. 1. Pertaining to or proceeding by sixties. 2. Sexagenarian. -n., pl. -ies. A sexagenarian. [Lat. sexagenarius < sexageni, sixty each < sexaginta, sixty < sex, six.]
- Sex.a.ges.i.ma: n. The Second Sunday before Lent. [LLat. sexagesima < Lat. sexagesimus, sextieth < sexaginta, sixty < sex, six.]
- sex.a.ges.i.mal: adj. Of, relating to, or based on the number 60. [< Lat. sexagesimus sixty.]
- sex.cen.te.nar.y: adj. Pertaining to 600 or to a 600-year period. -n., pl. -ies. A 600th anniversary or its commemoration. [< Lat. sexcenteni, six hundred each : sex, six + centeni, a hundred each < centum, hundred.]
- sex.en.ni.al: adj. 1. Occurring every six years. 2. Relating to or lasting six years. -n. An event that occurs ever six years. [Lat. sexennium, of six years : sex, six + annus, year.] -sex.en'ni.al.ly adv.
- sex.par.tite: adj. Composed of or divided into six parts, as a groined vault.
- sext(also Sext): n. Eccles. 1. The fourth of the seven canonical hours. 2. The time of day set aside for sext, usually the sixth hour, or noon. [ME sexte < Lat. sexta(hora), sixth(hour) < sextus, sixth.]
- sex.tan: n. A malarial fever with paroxysms recurring every six days. -adj. Occurring or recurring every six days. [NLat. sextana(febris), sextan(fever) < Lat. sextus, sixth.]
- Sex.tans: n. A constellation in the equatorial region of the sky near Leo and Hydra. [NLat., sextant.]
- sex.tet: n. 1. Mus. a. A group composed of six vocalists or musicians. b. A musical composition written for six performers. 2. A group of six persons or things. [Alteration of SESTET.]
- sex.til.lion: n. 1. The cardinal number written 10*21. 2. Chiefly Brit. The cardinal number written 10*36. [Fr. sex-, six (Lat. sex) + million, million.] -sex.til'lion adj. & pron.
- sex.til.lionth: n. The ordinal number that matches the number sextillion in a series. 2. One of sextillion equal parts. -sex.til'lionth adj. & adv.
- sex.to.dec.i.mo: n. pl. -mos. 1. The page size of a book composed of printer's sheets folded into 16 leaves or 32 pages. 2. A book composed of sextodecimo pages. [Lat. sextodecimo, ablative of sextusdecimus, one sixteenth : sextus, sixth + decimus, tenth < decem, ten.]
- sex.ton: n. An employee or officer of a church who is responsible for the care and upkeep of church property and sometimes for ringing bells and digging graves. [ME segerstone < AN segerstaine < Med. Lat. sacristanus, sacristan.]
- sexton beetle: n. The burying beetle.
- sex.tu.ple: tr. & intr.v. -pled, -pling, -ples. To multiply or be multiplied by six. adj. 1. Containing or consisting of six parts; sixfold. 2. Larger or greater by sixfold; multiplied by six. 3. Mus. Having six beats to the measure. -n. A number six times larger than another. [Prob. SEX- + (QUIN)TUPLE] - sex.tu'ply adv.
- sex.tu.plet: n. 1. One of six delivered at one birth. 2. sextuplets. The six offspring of one birth. 3. A group of six similar persons or things; sextet. [SEXTU(PLE) + (TRI)PLET.]
- sex.tu.pli.cate: adj. 1. Six times as many or as much; sixfold. 2. Raised to the sixth power. -tr.v. -cat.ed, -cat.ing, -cates. To sextuple. -n. One of six similar things. [SEXTU(PLE) + (DU)PLICATE.] - sex.tu'pli.cate.ly adv. -sex.tu'pli.ca'tion n. )
( LOVE vs./and/||/<>/> SEX )
( ... ile MÜCAMAA )
- AŞK ile/ve/> EŞK[Fars.]
( ... İLE/VE/> Gözyaşı. )
- AŞK ile GARÂM
- AŞK ile/ve/<>/> GÜLMEK :)
( Sen gülersen, hayat güler. :) :) :) )
( LOVE vs./and/<>/> TO LAUGH )
- AŞK ile HAYALPERESTLİK
- AŞK ile/ve/<> HELÂK OLMAK
( Aşk/âşık olmadan helâk olunmaz. )
- AŞK ile HIRS
( LOVE vs. GREED )
- AŞK ile/ve İHLÂS
( Aşk kelâmını anlamak için âşık olmak gerektir. )
( Âşıklar ölmez! Ölen, hayvân imiş. )
( Aşkta herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( AŞK: VASITA-İ VUSLAT-İ İLÂHÎ )
- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< İLK GÖRÜŞTE AŞK
- AŞK ile/< IŞK
( ... İLE/< Sarmaşık. )
- AŞK ile/ve İŞTİYÂK
- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< (")MİNNETTARLIK(")
- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< "OLMAZIN"(ÇOK DÜŞÜK OLASILIĞIN) HEYECANI("GERÇEKLEŞME DÜŞÜNCESİ/DÜŞÜ/BEKLENTİSİ")
- AŞK ile/ve/||/<> ONUR
- AŞK ile/ve/> SAYGI
( FALL IN LOVE vs./and/> RESPECT )
- AŞK ile/ve/||/<> SEVDÂ
( Hevesin geçene kadar. İLE/VE/||/<> Soluğun yetene kadar. )
( ... İLE/VE/||/<> Kalbin ortasındaki kararmaya yüz tutmuş kan. | Aşk, sevgi. | Aşırı sevgiden doğan bir çeşit hastalık. | İstek, heves, arzu. | Çok kara/siyah. | Eskilerin, insan mizâcında kabul ettikleri dört hılttan biri. )
- AŞK ile/ve/||/<>/> SEVGİ
( İçine girme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> İçine alma isteği/coşkusu ile. )
( Dudaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> Yanaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. )
( Gönüldeki durum, kişiye hâkim oluyorsa. İLE/VE/||/<>/> Kişi, gönlündeki duruma hâkim olabiliyorsa. )
( Aşk, düzenliyi ve güzeli, akla ve mûsikî eğitimine uygun bir biçimde sevmektir. )
( Aşk, bilincin kaymasıdır. )
( Özne ile nesnenin, sarmal birliği. )
( Kişinin, aslını bulma zevki. )
( Muhabbet Yolu, Aşk Apartmanı, No.1, o kapıdan gir! )
( Aşkta, herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( Aşkta, özün yanmaya, gözün ağlamaya başlar. )
( Meyl edip muhabbet ettiğin şeyin, olmaması durumu. )
( Aşk/Âşık! Ölümden ne korkarsın? Korkma! Ebedî varsın! )
( Dün olmayan. | Güzelliğe duyulan özlem. İLE/VE/||/<>/> ... )
( İTİLÂK: Birinin sevgisine yakalanma, tutulma. )
( Aşk ehline, önce dert düşer, aşk değil! )
( Bağımlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, kendini kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] İLE/VE/||/<>/> Bağlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, bir parçamızı kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] )
( Yakıcı. İLE/VE/||/<>/> Isıtıcı. )
( "Seni seviyorum..." [Çünkü sana gereksinimim var.] İLE/VE/||/<>/> Sana gereksinimim var. [Çünkü seni seviyorum...] )
( Coşkulu, tutkulu yaşanır. İLE/VE/||/<>/> Farkındalıklı, derinlikli, dingin ve doyurucudur. )
( Başımızı döndürür. İLE/VE/||/<>/> Dünyayı döndürür. )
( FALL IN LOVE vs./and/> LOVE )
(1996'dan beri)