Bağlaçlı
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 57.886 başlık/FaRk ile birlikte,
57.886 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(188/233)
- SİNİR SİSTEMİ ile/ve/||/<> ENTERİK SİNİR SİSTEMİ
( Gövdenin her yerine yayılmış olan ve her birimi birbiriyle ilişki halinde bulunan bir elektriksel ve kimyasal iletişim ağı. İLE/VE/||/<> Bağırsakların, merkezî sinir sistemiyle bağlantısını sağlayan sinir sistemi. [Yaklaşık, 500 milyon sinir gözesi bulunmaktadır.] Aynı beyin gibi, davranışlarımız ve zihinsel dengemiz üzerinde etkisi bulunan, ikinci beyin olarak kabul edilen bir sistemdir. Enterik sinir sistemi ve beyin, işbirliği içinde çalışır. )
(
ile/ve/||/<> ... )
- SİNİR ile AK MADDE
( ... İLE Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası. )
- SINIR ile/ve/||/<> ARA
- SINIR ile/ve/değil/yerine/<> ÇARE
( Çare/ler... [için burayı tıklayınız] )
- SINIR ile/ve/<>/değil/yerine ÇERÇEVE
- SİNİR ile/ve/||/<> DAMAR ile/ve/||/<> AKKAN/LENF[Fr. < LYMPHE]
( Duyu ve hareket uyarılarını, beyinden örgenlere, örgenlerden beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. İLE/VE/||/<> Canlı varolanlarda kanın ya da besleyici sıvıların dolaştığı kanal. İLE/VE/||/<> Damarlarda dolaşan kanla, doku öğeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı. )
- SINIR ile/ve/<> DİP
- SİNİR ile/ve/||/<> GÜÇ ile/ve/||/<> VAJİNA/PENİS/PARA
( "Düşünüyorum, dinliyorum, okuyorum, anlıyorum ve gelişmek istiyorum" düşünce ve çabası içinde olan [dişil ya da eril] her bireyin, zorunlu olan paylaşım ve dayanışmayla bazı şeylerden yararlanmak[/istifade etmek] ve birbirine zarar vermemek üzere nitelikli bir yaşam sürmek için uzaklaşması, terk/istifâ etmesi gerekenlerdir. )
- SINIR ile/ve GÜNEŞ SİSTEMİNİN SINIRLARININ ÖTESİ
( BORDER vs./and ULTRAMUNDANE )
- SINIR ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İZ
- SINIR ile/ve/||/<> KIYI ile/ve/||/<> UFUK ile/ve/||/<> YERYÜZÜ ile/ve/||/<> GÖKYÜZÜ ile/ve/||/<> KÜRE ile/ve/||/<> ARAF ile/ve/||/<> EŞİK ile/ve/||/<> BAĞLAÇ ile/ve/||/<> KURGU
( Önemli eşikler ve sınırlar. )
- SINIR[Yun. < PERAS]/HADD/HUDUT[Ar.] ile KOTA[Fr./İng. < QUOTA]
( İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uc. | Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği ya da çıkabileceği en alt ve en üst yer. | Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük. | Uc, son. İLE Bir ülkede ithal edilecek nesnelerin çeşitlerini, oranlarını ya da miktarlarını gösteren dizin. | Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. | Kuruluşlarda ya da derneklerde bir öbeğe tanınan sayı. | Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı. )
( BOUNDARY vs. QUOTA )
- SİNİR ile/ve/||/<>/> KRANİYAL SİNİRLER
( ... İLE/VE/||/<>/>
0 - Terminal
I – Olfaktör
II – Optik
III – Okülomotor
IV – Troklear
V – Trigeminal
VI – Abdusens
VII – Fasiyal
VIII – Vestibülokoklear
IX – Glossofaringeal
X – Vagus
XI – Aksesuar
XII – Hipoglossal )
(
)
( NERVE vs. CRANIAL NERVES )
- SINIR ile/ve KUŞATMA
( LIMIT vs./and SURROUNDING )
- SINIR ile MUTLAK
( LIMIT vs. ABSOLUTE )
- SINIR ile/ve/||/<> NESNENİN SINIRLILIĞI
- SINIR ile/ve ÖTEKİ
( BOUNDARY vs./and OTHER )
- SINIR ile/ve/<> SINAMA
- SİNİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIR
- SINIR ile SINIR MUHAFIZI ile SINIR SAKİNİ ile SINIR OFİSİ ile SINIR GÖREVLİSİ ile KENARLIKSIZ ile SINIR ÇİZGİSİ ile SINIRLAR
( BORDER vs. BORDER GUARD vs. BORDER INHABITANT vs. BORDER OFFICE vs. BORDERER vs. BORDERLESS vs. BORDERLINE vs. BORDERS )
( سرحد ile مرزي ile سجاف کردن ile مرز ile کناره ile مجاور بودن ile حاشيه ile مرزبان ile مرزنشين ile اداره مرزباني ile مرز نشين ile بي مرز ile بي مرز و بوم ile خت مرزي ile خط مرزي ile ثغور )
( سرحد ile MARZY ile SAJAF KARDAN ile MARZ ile KONAREH ile MOJAVAR BODAN ile HASHYYEH ile MARZBAN ile مرزنشين ile EDAREH MARZBANY ile MARZ NESHYNE ile BEY MARZ ile BEY MARZ VE BOM ile KHT MARZY ile KHAT MARZY ile SAGHOR )
- SINIR ile SON
( BORDER/BOUNDARY vs. END )
- SINIR ile/ve SONUÇ
( LIMIT vs./and CONSEQUENCE/RESULT )
- SİNİR ile/ve STRES
- SINIR ile UC
- İSTENÇ/İRÂDE VE SİNİRBİLİM DENEYLERİNDE:
LIBET ile/ve/||/<> HAGGARD VE EIMER ile/ve/||/<> HAYNES ile/ve/||/<> FRIED
- SİNİRCE ile/değil/yerine KORUYUCULUK
( TAASSUB ile/değil/yerine MUHAFAZAKÂRLIK )
- SİNİRKANATLILAR ile SİNİROTU
( Saydam olan kanatları, ağ biçiminde damarlarla örtülü, dört kanatlı böcekler takımı. İLE Sinirotugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda, başak durumunda, yabanıl türleri bulunan ve tıpta kullanılan bir bitki. )
( ... cum PLANTAGO )
- SINIRLAMA/KISITLAMA ile/<> GİZLİLİK
- SINIRLAMA ile/ve/<> BÖLÜMLEME
- SINIRLAMA ile/ve/<> ÇERÇEVELEME
( LIMITING vs./and/<> TO FRAME )
- SINIRLAMA ile/ve/< İNDİRGEME
( INTERFERENCE vs./and/< REDUCTION )
- SINIR/LAMAK ile/ve/<> "BAĞLAM/AK"
( LIMITING vs./and/<> "TO CONNECT" )
- SINIRLAMAK ile/ve/<> BELİRLEMEK
( LIMITING vs./and TO DETERMINE )
- SINIRLAMAK ile/ve/<> DIŞTALAMAK
( LIMITING vs./and/<> TO EXTERNALIZE )
- SINIRLAMAK ile SINIRLANMAK ile SINIRLANDIRMAK ile SINIR ile SINIRLI/LIK ile SINIRSIZ/LIK ile SINIR AÇI ile SINIR BOYU ile SINIR DIŞI ile SINIR TAŞI ile SINIRSIZCA ile SINIR KAPISI ile SINIRLI SAYI ile SINIRLI DOĞRU ile SINIRSIZ SAYI ile SINIR KARAKOLU ile SINIRSIZ DOĞRU ile SINIRSIZ YETKİ ile SINIRLI ORTAKLIK ile SINIRLI SORUMLULUK ile SINIRSIZ SORUMLULUK
- SINIRLAMAK ile SINIRLI ile KAPATILMA
( CONFINE vs. CONFINED vs. CONFINEMENT )
( محبوس شدن ile محبوس کردن ile محدود شده ile مقصور ile توقيف ile زندان بودن )
( MOHBUS SHODAN ile MOHBUS KARDAN ile MAHDUD SHODEH ile MOGHSUR ile TOGHYFE ile ZANDAN BODAN )
- SINIRLANDIR(IL)MA ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİR(İL)ME
- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/||/<>/< ÇERÇEVELENDİRME
- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ELEŞTİRİ
- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil KAPSAMA
- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine KONUMLANDIRMA
- SINIRLANDIRMA ile/ve (ÖZEL) YÖNLENDİRME
- SINIRLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SİNİRLEN(DİR)MEME
- SINIRLAR:
GÖVDEDE ile/ve/||/<>/> DUYUDA ile/ve/||/<>/> BEYİNDE
( - İnsan gövdesinde 100 trilyon göze(hücre) vardır. [Bu gözelerden 50 milyonu her saniye yenilenir. Her gözede ise 15 milyar atom vardır.]
- Kalp, kanı 30 metre yüksekliğe fışkırtabilecek kadar güçlüdür.
- Kalp, bir dakikada gövdemizdeki kanın tamamını dolaştırır.
- Kan, bir günde gövdemizde tam 96 bin 540 km. yol alır.
- Kalp, yaşam boyunca iki buçuk milyar kereden daha fazla atar. 200 milyon litreye yakın kan pompalar.
- Toplam alyuvar sayısı [eritrosit] 25 trilyondur.
- Toplam akyuvar sayısı [lökosit] 25-100 milyar arasıdır.
- Çenemiz, bir şey çiğnerken 100 kiloya kadar basınç uygular.
- Gövdemizde 650 kas vardır, en güçlü kasımız da dilimizdir.
- Beynimizde 100 milyar sinir gözesi vardır ve bu gözelerin gönderdiği iletiler, saatte 274 km hızla yayılır.
- Bağırsaklarımızın toplam uzunluğu 200 metredir.
- Gövdemiz, Yaşam boyunca 20 kilo deri atar.
- Derideki sinirlerin uzunluğu 72 km.'yi bulur.
- Kişi, bir günde yirmidört bin kez soluk alıp verir.
- İnsan gövdesindeki damarlar, uc uca getirilse oluşan uzunluk, dünyayı iki kez dolaşır. [40.000 km. x 2 = 80.000 km.] )
- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine EŞİKLERİ BİLMEK
- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine öncelikle EŞİKLERİ BİLMEK
- SINIRLARI GENİŞLETMEK ile EŞİĞİ YÜKSELTMEK
- SİNİRLENMEK ile ÜZÜLMEK
- SİNİRLERİ ZAYIF ile SİNİRLERİ KUVVETLİ
- SINIRLI EVREN TASAVVURU ile/değil/yerine SINIRSIZ EVREN TASAVVURU
- SINIRLI TUTMAK ile/ve/değil/||/<>/< YETİNMEK
- SINIRLI YORUM ile/ve/||/<> DAR YORUM
- SİNİRLİ ile DELİ
( Varsılsa. İLE Yoksulsa. )
- SINIRLI ile/ve KAYNAĞI SINIRSIZDA OLAN SINIRLI
- SINIRLI ile/ve KISITLI
( LIMITED vs./and RESTRICTIVE )
- SINIRLI ile SEÇMELİ
( Sınırlı olanın sıra ile acı ve haz verici olması zorunludur. )
( LIMITED vs. ELECTIVE/MULTIPLE-CHOICE
The limited is bound to be painful and pleasant in turns. )
- SINIRLI ile/ve/||/<> SINIRLAYICI
- SINIRLI ile SONLU
- SİNİR/Lİ ile/ve/değil TELAŞ/LI
- SİNİRLİLİK ile ASABİ ile TAHRİŞ EDİCİ ile SİNİRLENDİRMEK ile SİNİRLENMİŞ ile RAHATSIZ EDİCİ ile TAHRİŞ
( IRRITABILITY vs. IRRITABLE vs. IRRITANT vs. IRRITATE vs. IRRITATED vs. IRRITATING vs. IRRITATION )
( زودخشمي ile زود رنجي ile زودخشم ile آزارنده ile سوزش آور ile سوزش دادن ile آزردن ile رنجاندن ile آزار دادن ile آزرده کردن ile رنجيده ile برخورنده ile آزار دهنده ile رنجاننده ile رنجش ile تخرش ile رنجيدگي ile سوزش )
( ZUDKHSHAMY ile ZUD RANJY ile ZUDKHSHAM ile AZARANDEH ile SOZESH AVAR ile SOZESH DADAN ile AZORDAN ile RANJANDAN ile AZAR DADAN ile AZORDEH KARDAN ile رنجيده ile BARKHORANDEH ile AZAR DAHANDEH ile RANJANANDEH ile RANJESH ile تخرش ile RANJYDEGY ile SOZESH )
- SİNİRLİLİK ile/ve/<>/değil İSYAN
- SINIRLILIK ile/ve TEKRAR
( RESTRICTEDNESS vs./and REPETITION )
- SİNİRLİ/LİK ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK
- SINIRLI/LIK ile YETERSİZ/LİK
( RESTRICTED/NESS vs. INFSUFFICIENCY )
- SINIR(LI/SIZ) ile SON(LU/SUZ)
- [ne yazık ki]
SINIRSIZ "KONUŞMA" ile/ve/||/<>/> "SINIRSIZ SAHİP OLMA"
- SINIRSIZ ile/ve KAYNAĞI SINIRSIZDA OLAN SINIRLI
( UNLIMITED vs./and THE LIMITED WHICH IN THE SOURCE OF UNLIMITED )
- SINIRSIZ ile SINIRLANAMAYAN
( LIMITLESS/UNLIMITED/BOUNDLESS vs. NOT POSSIBLE TO LIMIT/BOUND )
- SINIRSIZ ile SONSUZ
( Mekânda. İLE Zamanda. )
( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )
( Sonsuz, bölünemez. )
( Sonsuz, sonsuzdan büyük ya da küçük olamaz. )
( Sonsuzluk, nicelik değildir. )
( In place. VS. On time. )
( UNLIMITED vs. INFINITE )
( INTERMINATUM vs. INFINATUM )
- SİNİZM ile ...
( Topluluk törelerini hor görme. )
- SİNMEK ile İŞLEMEK
( TO PERVADE vs. TO PROCESS )
- SİNNEN[Ar. < SENE] ile SİNNÎ[Fars.]
( Yaşça, yaş bakımından. İLE Dişe ait, dişle ilgili. )
- SİNOD ile ...
- SİNOD ile SENSİNOD
( Diyakosluk'ta din işlerini konuşmak üzere toplanan kilise meclisi. İLE Eski Rus kilisesi büyük meclisi. )
- SİNOP ile SİNOPLU/LUK
- SİNOPSİS ile/ve/<> TRETMAN
( İmge'nin ele alınış biçimi. İSE/VE/<> İmgenin, simgeselliğini ele alış biçimidir. )
- SİNSİ ile İÇTEN PAZARLIKLI
- SİNSİLEŞMEK ile SİNSİ/LİK ile SİNSİN ile SİNSİCE
- SİNSİ/LİK ile/ve/değil/<> BİLGİSİZ/LİK
- SİNSİ/LİK ile/ve/||/<>/> SİNİRLİ/LİK
- SİNSİN ile HALK OYUNU
( Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin, davul, zurna eşliğinde oynadıkları halk oyunu. )
- SİNSİTİN[< SYNCYTIN] ile/ve/||/<> SUPRESIN
( Sadece plasentada açığa çıkar.[Plasenta işlevi ve morfogenezinde kilit önemdedir.]
Etkin olarak trofoblast göze birleşimi ve farklılaşmasından sorumludur.
Sinsityotrofoblast gözelerinin yapılanmasını ve damar oluşumunu sağlayan temel moleküllerdir.
Milyonlarca yıl önce virüslerin konakçı duvarına bağlanmasını sağlayan bu proteinler, memelilerde özelleşmiş gözelerin kaynaşmasına öncülük etmiş ve plasentanın oluşumuna katkı sağlamıştır. )
( Sinsitin-1 ve HERV-W1 geni tarafından kodlanır. İLE/VE/||/<> ERVH48-1 geni tarafından kodlanır. )
- SİNTENİ ile/||/<> ORTOLOGİ
( Sinteni gen sırası korunumu İLE ortologi işlev korunumu. )
( Formül: Gene order İLE function conservation )
- SİNTERİNG İLE SLİP CASTING İLE SOL-GEL ile/||/<> SERAMİK ÜRETİM
( Seramik işleme yöntemleri. )
( Formül: ρ/ρₒ = 1 - (1-ρᵢ/ρₒ)exp(-kt) )
- ŞİNTO ile ŞİNTOCU/LUK ile ŞİNTOİZM
- SİNÜS İLE KOSİNÜS İLE TANJANT ile/||/<> TRİGONOMETRİK FONKSİYONLAR
( Açı-kenar ilişkileri. )
( Formül: tan = sin/cos )
- SİNÜS ile/||/<> KOSİNÜS
( Trigonometrik fonksiyonların hassas tabloları )
( Takiyüddin tarafından 1570 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1526-1585) (Ülke: Osmanlı/Şam) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: İstanbul Rasathanesi, astronomi aletleri, optik) )
- SİNÜS[İng. < Lat.] ile SİNÜS[Lat.] ile SİNÜZOİT/SINUSOID[İng.]
( Kovuk, kanal, boşluk. Örgenlerin ya da dokuların arasında bulunan boşluklar. | Dibi ağzından geniş oyuk/yara. İLE Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. Simgesi: sin İLE Boşlukçuk, toplardamar boşluğu. )
- SİNÜS ile/||/<> TABLO
( Hassas trigonometrik tablolar )
( Ulug Bey tarafından 1440 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1394-1449) (Ülke: Semerkant) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Zij-i Cedid yıldız kataloğu, Semerkant Rasathanesi) )
- SİNÜZİT ile/||/<> RİNİT
( Sinüslerin yangılanması ile burun tıkanıklığı ve baş ağrısı. İLE/||/<> Burun mukozasının yangılanması ile burun akıntısı ve tıkanıklık. )
- SİNYAL ile İPUCU
( SIGNAL vs. CLUE )
- SİNYAL ile SİNYAL MÜZİĞİ ile SİNYAL LAMBASI
- SİNYOR ile SİNYORA
- SİOSEPOL KÖPRÜSÜ -ile
( 33 kemerli köprü. )
- ŞIP ile ŞIP ŞIP
- SIP ile/||/<> SIPA
( Tay[iki yaşına girmiş]. İLE/||/<> Eşek yavrusu[bir yaşında]. )
- SIPA[Abazaca < SPAU: Çocuk.]/KODOK ile/ve KULUN/KOLON
( Eşek yavrusu. İLE/VE Altı aylığa kadar olan at ve eşek yavrusu. )
( HAR-KÜRRE ile/ve ... )
- SİPÂHÎ[Fars.] ile SÜVÂRİ[Fars.]
( Osmanlı'da tımar sahibi atlı öbek. İLE "Sü Eri", atlı asker. [Geçmişte daha çok ani baskınlarda ve vurucu saldırılarda kullanılırdı. Ateşli silahların gelişmesinden önce hedefe büyük bir hızla ulaşan süvari birliklerinin savaşa katılması çoğu kez savaşın akışını değiştirirdi.][Bugün süvarilerin yerini tankların kullanıldığı zırhlı birlikler almıştır.] )
- SİPARİŞ ile EMİR
- SİPARİŞ ile/ve ISMARLAMA
- SİPARİŞ ile SİPARİŞÇİ
- SİPER ile/değil/||/<> ÇARKIFELEK
( ... İLE/DEĞİL/||/<> Kale kuşatmalarında kullanılan bir tür siper. )
- SİPER[Fars.] ile/<> METRİS[Fars.]
( Askerin, çarpışma sırasında, korunması için yapılan toprak siper. İLE/<> Korunulacak, arkasına, altına ya da içine girerek saklanılacak yer. | Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda. | Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka ve kasket gibi şeylerin önüne yapılan çıkıntı, siperlik. | Askerlerin gidiş gelişinde ya da savaşta, karşı tarafa hedef olmadan ateş edebilmesi için kazılmış, üstü açık hendek. | Kuytu, korunulabilen. )
- SİPERLENMEK ile SİPER/LİK ile SİPERLİ ile SİPERSİZ
- ŞİPŞAK ile/değil/yerine/= ÇABUCAK
- ŞİPŞAK ile ŞİPŞAKÇI/LIK
- Şİ'R[Ar. çoğ. EŞ'ÂR] ile ŞÎR[Ar.]
( Anlama. | Şiir, edebî değeri olan nazımlı ve uyaklı söz. İLE Arslan. | Süt. | Yiğit, yürekli. )
- SIR:
GİZLİ ile/değil DİLE GEL(E)MEYEN
- SIR İLE SEIR İLE NETWORK ile/||/<> EPİDEMİYOLOJİ MODELLERİ
( Hastalık yayılımı matematiği. )
( Formül: R₀ = βS₀/γ )
- SIR ile/değil/yerine/>< AKIL
- SIR ile/ve/||/<> DOSTLUK
( Bir şeyi anlatmamak isteyişimizde başlar. İLE/VE/||/<> Her şeyi anlatmak isteyişimizde başlar. )
- SIR ile/değil İLİŞKİ
( Modern bilim, ilişki ve betimlemeyi ele alır. )
( Sır eylemdir - Burada ve Şimdi! )
( Birine "Sırrımı sakla!" diyorsan, o sırrı sen ilân ediyorsun demektir. )
( İki kişinin bildiği sır değildir. )
( Sır, hak etmeyenlere/etmeyenlerde kötülük demektir. )
( [not] SECRET/HIDDEN vs./but RELATIONSHIP
The secret is in action - here and now. )
- SIR ile/ve KISIR
- SIR ile/ve/<> "KOKU"
- SIR ile/ve/değil SINIR
- SIR ile/ve SINIR
- Sİ'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÎR[Ar.]
( Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinim maddeleri için devletçe saptanan fiyat. [Fars. NARH] İLE Tok, doymuş. | Sarmısak. )
- SIR ile/||/<> SIRALTI TEKNİĞİ ile/||/<> SLİP TEKNİĞİ ile/||/<> PERDAH TEKNİĞİ/LÜSTER ile/||/<> RENKLİ SIR TEKNİĞİ ile/||/<> KARBOTİ
( Keramikler üzerinde koruyucu, cam benzeri tabaka. İLE/||/<> Keramik boyalarının bisküvi halindeki keramikler üzerine boyanarak üstlerine sır çekilmesi, boyaların sır altında kalması ile oluşan teknik. İLE/||/<> İlk dönem Osmanlı keramiklerinde hamur kırmızıdır. İşte bu kırmızı rengi kapanak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için keramikler astarlanır. Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada astar, normaldeki halinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır. İLE/||/<> Perdah tekniği çini ve keramik alanında bir sır üstü çalışmasıdır. Kap istenen renkte sırla sırlanıp fırınlandıktan sonra perdah adı verilen madde ile istenen örnekler yapılır ve az hararetli, dumanlı bir fırında tekrar fırınlanır. Bu fırınlamadan sonra, kap madeni bir parlaklık kazanır. İLE/||/<> Osmanlılar tarafından uygulanan bir çini tekniği. Bu teknikte boya sır altındadır. Sırın kendisi renklidir. İlk olarak, levha üzerine sınır birbirine karışmasını önleyen, kontur oluşturan bir madde ile sınırlar belirlenir. Daha sonra, istenen renkler sırasıyla boya gibi kullanılarak levha renklendirilir. En son fırın işlemiyle renkler ve yüzey tarafında içinden kaynaklanan bir mermerleşme karışması sağlanır. İLE/||/<> Keramiklerin süslenmesinde kullanılan bir teknik. Doğrudan kabın üzerine yapılan ya da ikinci hamuru yapıştırmak yoluyla bir takım kabartma figürlerin işlenmesi. )
- SIR ile SIRLI ile DON
( GLAZE vs. GLAZED vs. GLAZED FROST )
( لعاب ile لعاب شيشه ile مهره ile لعابيکردن ile لعابي ile لعابدار ile بژ )
( LOAB ile LOAB SHYSHEH ile MANPAREH ile LOABYKARDAN ile لعابي ile LAEBDAR ile BEZH )
- ŞIRA ile GÜNBALI
( ... İLE Güneş altında bırakılarak koyulaştırılmış üzüm şırası. )
- ŞIRA ile HARDALİYE[Ar.]
( ... İLE İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. )
- ŞİRÂ'[Ar.] ile İSTİBDÂL[Ar.]
- ŞİRÂ'[Ar.] ile ŞİRÂ'/Şİ'RÂ'[Ar.] ile Şİ'RÂ'[Ar.]
( Satın alma/alınma. İLE Yelken, gemi yelkeni. İLE İki yıldızın adı. )
- SÎR-ÂB/SERAP[Fars.] ile ILGIM
( Suya kanmış. | Doymak, tokluk. | Taze, körpe. İLE Yanılsama. )
- SIRACA ile SIRACAOTU
( Deride ve daha çok, boyunda görülen değişiklik; lenf düğümlenmelerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü. İLE Sıracagillerden, birçok türünün kökleri tıpta kullanılmış olan bir bitki. )
( ... cum SCROPHULARIS )
- SIRADAN BİRİ ile/yerine/değil HERHANGİ BİRİ
- SIRADAN KİŞİ ile/değil AYDINLANAN KİŞİ
( Aydınlandığını sanır. İLE/DEĞİL Sıradan olduğunu anlar. )
- SIRADAN ile KLÂSİK
( ORDINARY vs. CLASSIC/AL )
- SIRADAN ile/değil OLAĞAN
( [not] ORDINARY vs./but USUAL )
- SIRADAN ile/ve/||/<> SONRADAN
- SIRADAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALIN
- SIRADANLAŞMA ile/ve/||/<> NORMALLEŞME
- SIRADANLAŞMAK ile SIRADANLAŞTIRMAK ile SIRADAN/LIK
- SIRADANLAŞMAK ile/ve/değil/yerine/<>/>< "UYUM SAĞLAMAK/GÖSTERMEK"
- SIRADANLAŞTIRMA ile/ve/<> KANIKSAMA
- SIRADAN/LIK ile YAVAN/LIK
( ... İLE Yağı az. | Katıksız. | Hoşa gitmeyen, tatsız. | Görgüsüz, bilgisiz. )
- SIRADÜZEN/SİLSİLE-İ MERÂTİB/HİYERARŞİ ile/ve/||/<> BAKIŞIMSIZLIK/ASİMETRİ
- SIRADÜZEN(HİYERARŞİ) YETKİSİ ile/ve/||/<> VESÂYET YETKİSİ
- SIRADÜZENSİZLİK ile/ve/||/<> KARMAŞA
( ANARCHY vs. CHAOS )
- SIRALAMAK ile DİZİ BİLDİRİMİ
( ARRAY vs. ARRAY DECLARATION )
( آريه ile اعلان اريه )
( آريه ile اعلان اريه )
- SIRALAYIVERMEK ile SIRALAYICI HARF
- ÖLÜM:
"SIRALI" ile/ve/değil/||/<>/< SIRASIZ
- SIRALI ile SÖKÜN
( ... İLE Birbiri ardınca gelmek, görünmek. )
- ŞIRA/LIK ile ŞIRAK ile ŞIRACI/LIK ile ŞIRALI ile ŞIRASIZ ile ŞIRAK ŞIRAK ile ŞIRALIK ÜZÜM
- SIRASINDA ile GÜNDÜZ VAKTİ
( DURING vs. DURING THE DAY TIME )
( در حين ile طي ile زماني ile ظرف ile به هنگام ile در طي ile در طول ile در مدت ile در جريان ile ضمن ile در خلال ile درظرف ile هنگام ile در زمان ile در ile روز هنگام )
( DAR HEYNE ile TY ile ZAMANY ile ZARF ile BAH NPANGAM ile DAR TY ile DAR TUL ile DAR MADAT ile DAR JARYAN ile ZAMAN ile DAR KHLAL ile DORZARF ile NPANGAM ile DAR ZAMAN ile DAR ile RUZ NPANGAM )
- SIRAT ile/ve/değil EŞİK
- SIRAT ile SIRAT KÖPRÜSÜ
- SİRÂYET ile/ve/<> NÜFÛZ
- ŞÎRÂZE[Fars.] ile ...
( Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ibrişimden örülmüş ince şerit. | Pehlivan kispetinin paçası. | Esas, düzen, nizam. )
- ŞİRB[Ar.] ile ...
( Su hissesi, suya ait hak. Ekin ya da hayvan sulama nöbeti. )
- SIRÇA[Tr. < SIRIÇGA]/CAM[Fars. < KUPA] ile/ve/||/<>/> AYNA[Ar.]
( Cam, camdan yapılmış. İLE/VE/||/<>/> Camın sırlanmışı. )
- SIRÇA ile SIRÇA KÖŞK
- SIRDAŞ ile KENDİNDEN EMİN ile KENDİNDEN EMİN ile GİZLİCE ile GÜVENLE
( CONFIDANT vs. CONFIDENCE vs. CONFIDENT vs. CONFIDENTIALLY vs. CONFIDENTLY )
( محرم راز ile هم رائ ile همراز ile محرم اسرار ile سرنگهدار ile رازدار ile اطمينان ile اعتماد ile وثوق ile استظهار ile دلگرمي ile دلگرم ile بطور محرمانه ile متوکلاً )
( MAHRAM RAZ ile NPAM RAYE ile CPEHMARAZ ile MAHRAM ESRAR ile SARANGEIDAR ile RAZDAR ile ETMYNAN ile ETEMAD ile VOSOQ ile ESTEZEHAR ile DELGARAMY ile DELGARAM ile BETOR MOHARMANEH ile MOTOKLAN )
- SIRDAŞ/LIK ile SIRDAŞÇA
- SIRF VARLIK(ENE) ile/ve MUTLAK VARLIK ile/ve MUKAYYET VARLIK
( Deneyimi olanaklı kılan Mutlak'tır. Onu gerçektleştiren ise Öz Varlık'tır. )
- SIRF ile/ve HAKİKAT
( ONLY/MERE/SHEER vs./and TRUTH )
- SIRF ile SAF
( MERE/SHEER vs. PURE )
- SIRF ile/ve/> TÜMEL/KÜLLÎ
( ONLY/MERE/SHEER vs./and/> UNIVERSAL )
- SIRIK DOMATES ile YER DOMATESİ ile YEŞİL DOMATES ile KAVATA ile OVAL ile ELİKA ile SALKİTO
( Salatalık. İLE Yemeklik. İLE Turşuluk. İLE Dolmalık. [Kızarmayan domates] )
( LYCOPERSICON ESCULENTUM )
- SIRIK ile HEREK/İSPALYA[Fr.]
( ... İLE Asma, fasulye gibi sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık. )
- SIRIK ile/ve TERAZİ
( Değnekten uzun ve kalınca ağaç. İLE/VE İp cambazlarının kullandığı uzun sırık. )
- SIRIKLA ATLAMA ile SIRIKLA YÜKSEK ATLAMA
- SIRIKLAMAK ile SIRIK ile SIRIKÇI ile SIRIK HAMALI ile SIRIK DOMATESİ ile SIRIK FASULYESİ
- SIRILSIKLAM ile SIRILSIKLAM ÂŞIK
- SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM
( Dar, uzun tarla parçası. İLE Dönümden küçük toprak ölçüsü. İLE Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı bir çeşit bitki. İLE İnatçı. İLE Kara kuru, sağlam yapılı [kişi]. | Çevik, güçlü. | İnce yapılı ve güçlü. İLE Erikten yapılan ekşi. İLE Çok fazla, sık. İLE Çarık yamalığı, çok dayanıklı. )
- SIRIM ile SIRIMA
- ŞÎRÎN[Fars.] ile Şîrîn[Fars.]
( Tatlı. | Sevimli, cana yakın. | Türk müziğinde büyük bir usul. İLE Ferhâd[Husrev] ile Şîrîn öyküsünün kahramanı. )
- ŞIRINGA[İt. SIRINGA] ile ...
( SYRINGE )
- ŞIRINGALAMAK ile ŞIRINGA ile ŞIRINGACI/LIK
- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SAF/LIK
- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ŞAPŞAL/LIK
- ŞİRİN/LİK ile/ve CANA YAKIN/LIK
- ŞİRİN/LİK ile GÜZEL/LİK
- ŞİRİN/LİK ile/ve/||/<> MASUM/İYET
- SIRITMAK ile/değil/yerine GÜLMEK
( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )
( TO GRIN vs. LAUGHING
LAUGHING instead of TO GRIN )
- SIRITMAK ile SIRITABİLMEK ile SIRITIVERMEK
- GÖKBÖRİ/KÖPEKYILDIZI/SİRİUS[Fr., Alm., Rusça]/SOTHIS[Mısır]/SEIRIOS[Yun.]/İŞVARA[Hintçe]/ŞİRA[Ar.]:
A ile/ve/||/<> B
- SİRİYOLOJİK HİYEROGLİF ile/ve TROPOLOJİK HİYEROGLİF
( Bütünü göstermek üzere parça yazılır. İLE/VE Benzerlik ölçütlerine göre bir şey bir başkasının yerine konur. )
- ŞİRK/ZINDIKLIK ile/ve/değil/yerine TEVHİD
( Herşeyi hem birbirinden ayrı, hem de birbirinin aynısı görmek. )
( O'nu bilen, başka ne bilir ki, şirk'e düşe? )
- ŞİRK ile ...
( ALLAH'A ORTAK KOŞMAK [bkz. İŞRÂK] | İLHÂD | Kendini beğendirme isteği. )
- ŞİRK ile GAFLET
- ŞİRK ile İKİLİK
( POLYTHEISM vs. DUALITY )
- ŞİRK ile/ve/> İŞRAK
- ŞİRK ile/değil KÂMİL KÜFÜR
- ŞİRK ile/ve/||/<> KİBİR
( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )
- ŞİRK ile ÖRTÜLÜ/GİZLİ ŞİRK
- SİRK ile SİR AĞDA
- ŞİRK ile ŞİRKTEN SONRAKİ GÜNAHLAR
- ŞİRK ile/ve ZINDIKLIK
( Herşeyi birbirinden ayrı tutmak ve toplamamak. İLE/VE Herşeyi toplayıp birbirinden ayırmamak. )
- SİRKADİYEN ile SİRKALUNAR ile SİRKASEPTAN ile SİRKANUAL
( )
- SİRKAT[Ar.] ile/ve/||/<> KATAKULLİ[Fr. < FAIT ACCOMPLI][argo]
( Çalma, hırsızlık. İLE/VE/||/<> Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen. )
- SİRKE ile/ve/||/<> ASETİK[Fr. < ACÉTIQUE]
( ... İLE Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan. )
- SİRKE[Ar.] ile SİRKE[Ar.]
( Ekşimiş üzüm suyu. | Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış bileşiklerin ortak adı. İLE Bit, tahtakurusu gibi asalak böceklerin yumurtası. )
- SİRKECİ ile/ve/||/<>/< SİRKE-Cİ
- SİRKELENMEK ile SİRKELEŞMEK ile SİRKE/LİK ile SİRKEN ile SİRKECİ/LİK ile SİRKELİ ile SİRKE RUHU ile SİRKE SİNEĞİ
- SİRKEN ile/ve/||/<> BAMBA/İSTİFNO
- ŞİRKET ADI ile MARKA
- ŞİRKET SANI/UNVANI[Ar.] ile/ve/<> MARKA
- ŞİRKETLER, HİZMETLERİNDE:
UCUZ İSE ile/ya da/<> HIZLI İSE ile/ya da/<> NİTELİKLİ İSE
( Niteliksiz ve hızlıdır. İLE/YA DA/<> Ucuz ve niteliksizdir. İLE/YA DA/<> Pahalı ve yavaştır. )
( Dünyada, hiçbir şirket, bir işi, hem ucuz, hem hızlı, hem de nitelikli yapamaz. )
- ŞİRKETLEŞMEK ile ŞİRKETLEŞTİRMEK ile ŞİRKET ile ŞİRKETLER BİRLİĞİ
- SİRKÜLASYON ile SİKLON/SİKLUS/KİKLON[Alm. < KYKLON]
( CIRCULATION vs. CYCLONE )
- SİRKÜLER ile SEKÜLER
- SİRKÜLER ile SİRKÜLASYON
- SIRLAMAK ile NİHÂYETE ERDİRMEK
- SIRLAMAK ile SIRLANMAK
- SIRLAR'DA:
KİŞİYE VERİLEN SIR ile/ve AÇILDIKÇA ÇOĞALAN SIR ile/ve SAKLANDIKÇA ÇOĞALAN SIR
- SIRMA ile SIRMALI ile SIRMA SAÇ ile SIRMA SAÇLI
- SİRMO ile İNCALİZ/INCALIZ
( Yabani soğan. İLE Turşusu yapılan yabani soğan. )
- ŞIRNAK ile ŞIRNAKLI/LIK
- SIRNAŞIK/LIK ile SIRNAŞIKÇA
- SIRNAŞMAK ile SIRNAŞTIRMAK
- SIRNAŞMAK ile/ve/||/<> YILIŞMAK
- SİROZ[Fr. < Yun.] -ile
( Karaciğerin irileşmesi ya da körleşmesi biçiminde görülen hastalık. )
- SİROZ ile/||/<> HEPATİT
( Karaciğerin süreğen hasar görmesi ile skar dokusu oluşumu. İLE/||/<> Karaciğerin yangılanması ile ilişkili bir bulaş. )
- SİROZ ile SİROZLU
- SIRP ile/ve BOŞNAK
( Müslüman olmayan Slavlar. İLE/VE Müslüman olan Slavlar. )
- ŞİRRETLEŞMEK ile ŞİRRET/LİK ile ŞİRRETÇE
- SIRSIKLAM ile SIRSIKLAM ÂŞIK
- SIRT DESTEĞİ ile GERİ ile ARKA SOKAK ile İLERİ GERİ ile SIRT OLUŞUMU ile ARKASI ile GERİ ÇEKİLMEK ile YEDEKLE ile ARKA BAHÇE
( BACK REST vs. BACK vs. BACK ALLEY vs. BACK AND FORTH vs. BACK FORMATION vs. BACK OF vs. BACK OUT vs. BACK UP vs. BACK YARD )
( کول ile خلف ile ظهر ile عقبي ile عقب ile پشتانداختن ile پشت ile پس کوچه ile پس و پيش ile لغت سازي ile پس ile زه زدن ile دبه کردن ile دبه در آوردن ile تکيه گاه ile بعقب بردن ile بعقب رفتن ile پشتي کردن ile حياط )
( کول ile خلف ile ZANPAR ile AGHABY ile AGHAB ile پشتانداختن ile POSHT ile PES KUCHEH ile PES VE PEYSH ile LAGHAT SAZY ile PES ile ZAH ZADAN ile DABEH KARDAN ile DABEH DAR AVARDAN ile TAKYYEH GAH ile BAGHAB BARDAN ile BAGHAB RAFTAN ile POSHTY KARDAN ile HEYAT )
- SIRT İLE MTOR İLE AMPK ile/||/<> YAŞLANMA YOLAKLARI
( Ömür uzunluğunu düzenleyen sinyal yolları. )
( Formül: CR → SIRT↑ mTOR↓ )
- SIRT ile BALIKSIRTI
( Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. | İnsanda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm. | Kesici araçların kesmeyen kenarı. | Dağların ya da tepelerin üst bölümü. | İnsanın üstü. | Bir şeyin üstü, üst bölümü. | Dikilmiş ya da ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İLE Balık iskeleti biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni. | Suların toplanmaması için ortası şişkin bir biçimde yapılan yol. | Orta bölümü yüksek olup yanlara doğru alçalan bir biçimde. )
- SIRT/EĞİN ile YAĞIR
( ... İLE Sırt, arka, iki kürek kemiği arası. | Atın omuzları arasındaki yer. | Kel. )
- SIRTARMAK ile SIRTAR
- SIRTI PEK/LİK ile SIRTI SIRA ile SIRTI YUFKA
- SIRTINI DAYAMAK ile/değil/yerine/>< GÜVENMEK
- SIRTLAN/YELELİKURT/ANDIK/ANDUK ile YABAN KÖPEĞİ
( 4 modern türleri bulunmaktadır. İLE ... )
( Sırtlanların, köpeklerle bir akrabalığı yoktur. [En yakın akrabaları misk kedileridir.] )
( Aslanlarınkinden iki kat büyüklükte kalpleri vardır. İLE ... )
( 5 kilometre boyunca saatte 55 kilometre hızla koşabilirler. İLE ... )
( Sırtlanlar çok miktarda ve çok hızlı yerler. [Gövde ağırlıklarının 3 katı kadar] İLE ... )
( Hedefteki avı kaçmaktan vazgeçene kadar kilometrelerce takip ederler. Kurban pes ettiği anda, karnına ve bacaklarına saldırırlar. İLE ... )
( Av hayvanı ölümlerinin 1/4'ünden sorumlulardır. [Çok sayıdaki bölgede, avladıkları hayvanlar, aslanların en büyük besin kaynağıdır.] İLE ... )
( Tek rakipleri aslanlardır. [Aralarında sürekli bir savaş hali bulunur.][İkisi de birbirinden yemek çalarlar fakat yaygın inancın aksine, daha çok aslanlar sırtlanların leşlerinden aşırırlar.]Bir ısırıştaki uyguladığı çene gücü, aslanınkinden daha fazladır. İLE ... )
( Midelerindeki konsantre hidroklorik asit sayesinde deri ve kemikleri de sindirebilirler. [Kalsiyumun etkisiyle dışkıları beyaz renktedir.] İLE ... )
( Yavruları çiftler halinde doğar. [Yavrulardan birinin egemenlik kurmak için ikizini öldürdüğü sıkça görülmektedir.] İLE ... )
( Dişillerin önderlik ettiği topluluklar halinde yaşarlar. İLE ... )
( Bir ailedeki sırtlan sayısı 80'e kadar çıkabilir.[Fakat avlanmak için küçük gruplara bölünürler.] İLE ... )
( Yaşlanmış aslanlar sürünün dışında kaldıklarından dolayı sırtlanlar tarafından parçalanırlar.] )
( BEHDEL[Ar.]: Sırtlan yavrusu. )
( Etiyopya'nın Harar bölgesinde yaşayan bir hayvansever, her akşam, yüzlerce sırtlanı, tek tek adıyla çağırarak kendi eliyle beslemektedir.[Tebrik ve teşekkür ediyoruz!] )
( ZAB', ZABU'/DABU'[çoğ. ZIBÂ/DİBÂ'], ARCÂ/ARFÂ ile ... )
( KEFTAR ile ... )
( HYENA vs. WILD DOG )
( HYANENA cum CANIS AUREUS )
- SIRTLAN ile BENEKLİ DİŞİ SIRTLAN
( ... İLE Erilin penisine denk gelecek büyüklükte klitorisleri bulunur. )
( ... cum CROCUTA CROCUTA )
- SIRTLAN ile BUDUK
- SIRTLAN ile KARINCAYİYEN SIRTLAN
- SIRTLAN ile MAĞARA SIRTLANI
( Size: Roughly 1 meter high at the shoulder, 1.5 meters long, 70-120 kilograms in weight.
Locations: Across Eurasia.
Time period: Pleistocene.
The cave hyena (Crocuta crocuta spelaea) is an extinct subspecies of spotted hyena (Crocuta crocuta) native to Eurasia, ranging from northern China to Spain and into the British Isles. Though originally described as a separate species from the spotted hyena due to large differences in fore and hind extremities, genetic analysis indicates no sizeable differences in DNA between Pleistocene cave hyena and modern day spotted hyena populations. It is known from a range of fossils and prehistoric cave art. With the decline of grasslands 12,500 years ago, Europe experienced a massive loss of lowland habitats favoured by cave hyenas, and a corresponding increase in mixed woodlands.The main distinction between the spotted hyena and the cave hyena is grounded on different lengths of the hind and fore limb bones. They have been estimated to have weighed 102 kg. Little is known of their social habits. Their use of caves as dens is widely accepted, although sites in the open-air are also known. Indications of whether cave hyenas lived in large clans or on a more solitary basis is lacking, though large clans are not considered likely in their Pleistocene habitat. )
( ... cum CROCUTA CROCUTA SPELAEA )
- SIRTLAN ile OKAPİ
- SIRTTA TAŞINAN GİYSİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÜZDE TAŞINAN İFADE
- SİS ile DUMAN
( FOG vs. SMOKE )
- SİS ile İS
( Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su ya da buhar tanelerinden oluşan bulutların, çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman. İLE Dumanın, değdiği yerde bıraktığı, kara leke. | Sürme. )
( FOG vs. SOOT )
- SİS ile/ve/||/<>/> İZ
( Havada/çevrede. İLE/VE/||/<>/> Zihinde. )
( FOG vs./and/||/<>/> TRACE/TRACK )
- SİS ile/değil ÖLÜMCÜL "SİS"
( ... İLE/DEĞİL 1952 yılında Londra’'da oturanlar ısınmak için her zamankinden daha fazla ölçüde kömür yakmıştı. Yine aynı dönemde elektrikli tramvaylar kaldırılmış, yerine benzin ve mazotla çalışan binlerce otobüs alınmıştı.
Tüm bunlara yel akışının azlığı da eklenince ciddi bir hava kirliliği oluştu.
Kentin üstünü dumanlı sis bulutu kapladı ve bir haftadan fazla sürdü. Yüksek ozon seviyesi, kalp atışlarında düzensizliklere neden oldu; soluk alma güçlüğü yüzünden pek çok kişi hastahanelere başvurdu.
Günde 135 olan ölü sayısı, ikinci gün 500'e çıktı ve üç hafta boyunca günlük ölü sayısı 200 kişinin altına düşmedi.
İngiliz hükümeti, başlangıçta ölümlerin kirlilik yüzünden oluştuğunu kabul etmek istemedi. Ancak halkın baskısı ve bilimsel kanıtların ortaya çıkması sonucunda, hava kirliliği konusunda ciddi önlemler almak zorunda kaldı.
Bu olay tüm dünyanın hava kirliliğine bakış açısını değiştirdi. O güne kadar bireyler, hava kirliliği ile öyle ya da böyle yaşamaya alışmış ve kabullenmisti fakat bu olay ile birlikte havayı kirleten endüstriyel kuruluşlara birçok sınırlama getirildi. )
- SİS ile/ve/||/<>/> PUS
( [Görüş uzaklığı] 1 km.den az ise. İLE/VE/||/<>/> 1 km.den çok ise. )
- ŞİŞ ile ŞİŞ
( Şişmiş olan yer, şişlik. | Şişmiş, şişkin. İLE Bir ucu sivri, demir ya da ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk. | Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk. )
- SİS ile SİS FARI ile SİS BOMBASI ile SİS LAMBASI ile SİS PERDESİ
- SİS ile SİSLİ
( FOG vs. FOGGY )
( ميغ ile مه گرفتن ile ميغي ile تيره وتار ile مهآلود )
( ميغ ile MAH GARAFTAN ile ميغي ile TYRAH VETAR ile MEGMALUD )
- ŞİŞ ile/ve TIĞ
- ŞİŞE ile POTKAL[İt.]
( ... İLE Kaza ya da başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe. )
- ŞİŞE ile/ve/değil/yerine/<> SAĞRAK/KADEH
- ŞİŞE[Fars. :Cam.] ile ŞİŞE
( İçerisine sıvı konulan, cam ya da plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap. | Bu kabın aldığı miktarda olan. | Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu. İLE Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta. )
- ŞİŞE ile ŞİŞE KAPAĞI ile ŞİŞE AÇACAĞI ile DARBOĞAZ
( BOTTLE vs. BOTTLE CAP vs. BOTTLE OPENER vs. BOTTLENECK )
( بطري ile شيشه ile دربطري ريختن ile در بطري ile دربازکن ile تنگنا )
( BETRY ile SHYSHEH ile DARBETRY RYKHTAN ile DAR BETRY ile DARBAZKON ile TANGNA )
- ŞİŞE ile SÜBEK
( ... İLE Bazı yerlerde, beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi ya da sidiği bir kaba akıtacak boru. )
- ŞİŞE ile/||/<> SÜRAHİ
- ŞİŞEK ile ÇEBİŞ ile FERİK
( [1 yaşındaki] Koyun. İLE Keçi. İLE Tavuk. )
- ŞİŞEK ile/ve ÖVEÇ
( İki yaşını geçmemiş, doğurmamış koyun. İLE/VE İki-üç yaşındaki eril koyun. )
(1996'dan beri)