Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(159/287)


- KOPUK/LUK ile KAYITSIZ/LIK


- KOPUKLUK ile/||/<> KESİNTİ


- KOPUK/LUK ile KOPUKSUZ


- KOPULA ile ÇİFTLEŞMEK

( COPULA vs. COPULATE )

( عضو رابط ile جماع کردن )

( OZV RABET ile JOMA KARDAN )


- KÖPÜRME ile/ve/||/<> YÜKSELME


- KÖPÜRMEK ile KÖPÜLEMEK ile KÖPÜKLENMEK ile KÖPÜREBİLMEK ile KÖPÜK ile KÖPÜKLÜ ile KÖPÜKSÜZ


- KÖPÜRTME" ile/<> "KÖRÜKLEME"


- KÖPÜRTME ile PARLATMA


- KOPUŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GİT-GEL


- KOPUŞ ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- KOPUZ ile KOPUZCU/LUK


- KOPUZ ile/||/<> MORİNKHUUR


- KOPUZ ile ŞEŞHANE

( Ozanların çaldığı, telli, Türk sazı. İLE ... )


- KOPUZ ile/<> TEL BURGULARI

( Kopuzun, tel burguları biçimi açısından iki farklı türü bulunmaktadır. )


- KOPYA ÇEKMEK ile/ve/değil "BAKMAK"

( [not] TO COPY vs./and/but "TO LOOK" )


- KOPYA ile KAYIT

( COPY vs. RECORD )


- KOPYA ile TAKLİT

( Nesnelerde. İLE İnsanda ve hayvanda. )


- KOPYA ile/değil TEKRAR

( ["not"] COPY vs./but REPETITION )


- KOPYALA ile KİTABI KOPYALA ile KOPYALAMA MAKİNESİ ile KOPYALAMA ile KOPYACI

( COPY vs. COPY BOOK vs. COPY MAKER vs. COPYING vs. COPYIST )

( نسخه بر داشتن ile المثني ile کپي کردن ile رونويس کردن ile نسخه برداري ile واگيره برداشتن ile سرمشق ile سواد ile استنساخ کردن ile رونويس ile رونوشت ile سواد برداشتن ile جلد ile واگيره ile نسخه ile کپيه ile مجلد ile دفتر مشق ile مشابهسازي ile کپي برداري ile استنساخ ile رونويسي ile سواد بردار )

( NASKHEH BAR DASHTAN ile المثني ile KAPY KARDAN ile RONOYS KARDAN ile NASKHEH BARDARY ile VAGYRAH BARDASHTAN ile SARMASHGH ile SAVAD ile ESTENSAKH KARDAN ile رونويس ile RONOSHT ile SAVAD BARDASHTAN ile JOLD ile VAGYRAH ile NASKHEH ile KAPYYEH ile MOJOLD ile DAFTAR MOSHGH ile MOSHABACPEHSAZY ile KAPY BARDARY ile ESTENSAKH ile رونويسي ile SAVAD BARDAR )


- KOPYALAMA[İng. REPLICATION] ile/||/<> PRİMER (ÖNCÜL)[İng. PRIMER] ile/||/<> TEKRARLAYAN DNA[İng. REPETITIVE DNA]

( Var olan DNA molekülünün bir kopyasını yapma. @@ DNA sentezinin başlamasını sağlayan nükleik asit dizisidir. Polimerin "3' ucu"na DNA polimeraz bağlanır ve tepkimeleri (DNA kopyalama/replikasyonu) başlatır. @@ Kromozom DNA'sının anlamı olmayan DNA zinciri parçalarıdır. Normalde herhangi bir işlevleri yoktur; ama kromozoma başlık oluşturarak (capping) kopyalamanın ardından gerçekleşebilecek genetik bilgi kayıplarını önler (çünkü dizinin 3' sonunda bir sarkıntı oluşuma neden olur). Tekrarlayan dizinler DNA zincirinin herhangi bir yerinde görülebilir.İnsan genomunun %20'si tekrarlayan DNA dizinlerinden oluşur. DNA zincirnin sonunda tekrarlayan dizilere telomer denir. DNA kopyalanırken zincirin son kısımları kopyalanamaz ve bu nedenle telomerler kısalır. Yaşlılığın ve ölümün bundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Hücresel aktivitelerde görevli olmadıkları için işlevsel bir kayıp oluşmaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KOPYALAMA ile MODELLEME

( COPYING vs. MODELLING )


- KOPYALAMA ile/değil ÖYKÜNME


- KOPYALAMAK ile İNDİRMEK

( COPY vs. DOWNLOAD )


- KOPYALAMAK ile KOPYA KOPYA ile İKİYÜZLÜLÜK

( DUPLICATE vs. DUPLICATE COPY vs. DUPLICITY )

( نسختين ile المثني ile نثخه المثني ile ريا )

( نسختين ile المثني ile نثخه المثني ile RYA )


- KOPYALAMAK ile KOPYALANMAK ile KOPYALAYABİLMEK ile KOPYA ile KOPYACI/LIK ile KOPYA FİLM ile KOPYA KALEMİ ile KOPYA KAĞIDI ile KOPYA DEFTERİ ile KOPYA MÜREKKEBİ


- KÖR GÖZE PARMAK ile/ve/||/<> AVA GİDERKEN AVLANMAK ile/ve/||/<> CİN OLMADAN, ADAM ÇARPMAK ile/ve/||/<> DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, ELDEKİ BULGURDAN OLMAK


- KÖR NOKTA[İng. BLIND SPOT] ile/||/<> OPTİK[İng. OPTICS]

( Her bir gözün görme alanı içinde retinada optik diske (göz sinir başları) denk gelen küçük alan. Bu alanda fotoreseptör bulunmadığından bu alanda görüntü algılaması yapılamaz. @@ Işık özelliklerini, hareketlerini, ışığın ölçümünü, sınıflandırılmasını ve ışığın etkileşimini inceleyen fiziğin alt dalı. Günlük hayatta ve teknolojide sıklıkla yararlanılan optik, gözle görülebilen ışık dalgalarının yanı sıra gözle görülemeyen kızılötesi ve morötesi ışık dalgalarının hareketlerini incelemektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KÖR NOKTA ile/ve/değil EŞİK


- KÖR ÖLÜR, BADEM GÖZLÜ OLUR ile İYİ OLUR, ALLAH'TAN; KÖTÜ OLUR, SENDEN/ELDEN BİLİRLER


- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET ile NEDENSİZ ŞİDDET


- KÖR TALİH" ile "KARAYAZI"


- KÖR-TOPAL ile DERME-ÇATMA


- KÖR ile ÇIKMAZ SOKAK ile KÖRBAĞIRSAK ile KÖR KALPLİ ile KÖR NOKTA ile KÖRÜ KÖRÜNE ile KÖRLÜK

( BLIND vs. BLIND ALLEY vs. BLIND GUT vs. BLIND HEARTED vs. BLIND SPOT vs. BLINDLY vs. BLINDNESS )

( نابينا کردن ile ضرير ile روشندل ile کور کردن ile نابينا ile خيره کردن ile کور ile کوچه بي دررو ile اعور ile کور دل ile کور باطن ile نقطه ضعف ile نقطه کور ile عليالعميا ile تعبداً ile مانند کورها ile کورکورانه ile کوري ile نابينائي )

( NABYNA KARDAN ile ضرير ile ROSHANDEL ile KOR KARDAN ile NABYNA ile KHYRAH KARDAN ile KOR ile KUCHEH BEY DARRO ile اعور ile KOR DEL ile KOR BATAN ile NAGHTEH ZAF ile NAGHTEH KOR ile عليالعميا ile تعبداً ile MANAND KOREHYA ile KORKORANEH ile کوري ile NABYNAYEY )


- KÖR" ile "GÖREN"

( Köre renk, sağıra ahenk olmaz! )


- KOR ile KOR[< KOYAR]

( İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür ya da odun parçası. | Kırmızı renkli. İLE Büyük acı, üzüntü ya da sıkıntı. )


- KOR ile KOR ile KOR

( İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür ya da odun parçası. İLE Büyük acı, üzüntü, sıkıntı, dert. İLE Kırmızı renkli. )


- KÖR ile KURYE ile KÖRİ ile KÖRİ

( CUR vs. CURRIER vs. CURRISH vs. CURRY )

( سگ دورگه ile چرمساز ile چرم ساز ile ستيزه جو ile غرغر کننده ile زردچوبه هندي ile قشو کردن )

( SAG DORGEH ile CHARMSAZ ile CHARAM SAZ ile SETYZAH JO ile GHORGHAR KONANDEH ile ZARDCHUBEH NPANDY ile GHSHO KARDAN )


- KORDALILAR[İng. CHORDATES] ile/||/<> NOTOKORD[İng. NOTOCHORD] ile/||/<> PROTOKORDATA[İng. PROTOCHORDATA]

( Gelişimlerinin bir kısmında notokord bulunduran canlılar. Notokord, tamamen geliştiğinde vücut boyunca uzanan bir çubuktur. Vücudunu sertleştirir ve hareket esnasında destek görevi görür. Tüm kordalılar omurgalı değil. @@ Embriyonik mezodermde oluşan ve omurgalı embriyoların ön-arka yönünü sağlayan sopa biçiminde uzantı. Aynı zamanda sinir sistemi, iskelet ve çoğu kasın oluşumunu başlatır. @@ Kordalılar şubesinin yarım kordalılar, gömlekliler ve başı kordalılar alt şubelerini içeren bölümüdür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KORDİYERİT ile/||/<> IOLİT

( Genellikle koyu mavi renkte olan bir mineral. İLE/||/<> Mavi-mor renklerde bir kordiyerit türü. )


- KORDON[Fr. < CORDON] ile/ve/||/<> KABLO[Fr. < CABLEAU]

( Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. | Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. | İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. | İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar ya da mobilya süsü. | Teneke ve çinko nesnelerin üstüne süs yapmak için kullanılan araç. İLE/VE/||/<> Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir nesne ile sarılı bulunan metal tel. )


- KORDON ile KORDON BÜKÜCÜ ile KABLOLU ile KABLOSUZ ile KORDON BENZERİ ile KORDONLAR

( CORD vs. CORD TWISTER vs. CORDED vs. CORDLESS vs. CORDLIKE vs. CORDS )

( سيم ile تار ile وتر ile حبل ile طناب ile زهتاب ile طناب دار ile بدون سيم ile وتري ile اوتار )

( SYM ile TAR ile VOTER ile HEBL ile TANAB ile ZEHTAB ile TANAB DAR ile بدون سيم ile وتري ile OTAR )


- KORDON ile KORDONE ile KORDON BOYU


- KORDON[Fr. < CORDON] ile KORDONE[Fr. < CORDONNET.] ile KORDON[Fr.] ile KORDON[Fr.]

( Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. | Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. | İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. | İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar ya da mobilya süsü. | Teneke ve çinko nesnelerin üstüne süs yapmak için kullanılan araç. İLE Sim ya da gümüş ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon. İLE Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. | Kıyı şeridi. | Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İLE Göbek bağı. )


- KORDONLAR ile/ve/||/<>/> ASKI İPLERİ


- KORELASYON ile/||/<> NEDENSELLİK

( Korelasyon ilişki İLE nedensellik sebep-sonuçtur )

( Formül: İlişki İLE sebep )


- KÖRELMEK ile/<> KÖRELİŞ

( Keskinliğini yitirmek. | Suyu çekilmek. | Ateş ya da ışık sönecek duruma gelmek. | Değer, önem ya da yeteneğini yitirmek. | Soyu tükenmek. | Bir örgenin beslenemeyerek küçülmesi, dumura uğraması. İLE/VE/=/||/<>/> Körelme durumu ve süreci. )


- KÖRELMEK ile KÖRELTMEK ile KÖRELTEBİLMEK


- KÖRELMİŞ ORGANLAR[İng. VESTIGIAL ORGANS] ile/||/<> KÖRELMİŞ YAPILAR[İng. VESTIGIAL STRUCTURES]

( Yakın akraba türlerde tam işlevli biçimde bulunan, ancak diğer akrabalarda artık bu işlevini yitirmiş ya da kısmen kaybetmiş olan organlar. @@ Yakın akraba türlerde tam işlevli biçimde bulunan, ancak diğer akrabalarda artık bu işlevini yitirmiş ya da kısmen kaybetmiş olan yapılar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KÖRELTMEK ile AÇIKÇA ile AÇIK SÖZLÜLÜK

( BLUNT vs. BLUNTLY vs. BLUNTNESS )

( بي تعارف ile کند کردن ile بي پرده ile بي نوک ile بالصراحه ile صراحت )

( BEY TAAREF ile KAND KARDAN ile BEY PARDEH ile BEY NOK ile بالصراحه ile SARAHAT )


- KÖREŞE ile KIRÇ

( Yerdeki karın yüzeyindeki buzlu tabaka. İLE Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası. )


- KORESIN[İng.] ile/değil/yerine/= KORESİN


- KÖRFEZ ile FİYORT[Norveççe]

( Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında, buzulların oluşturdukları dik yamaçlı, derin ve eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez. )


- KÖRGE ile/||/<> TABAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tahtadan yapılmış tabak. İLE/||/<> ... )


- KÖRİ ile KÖRİ

( CURRIE vs. CURRIERY )

( زردچوبه هندي ile چرمسازي )

( ZARDCHUBEH NPANDY ile CHARMSAZY )


- KÖRK ile KÖRPE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Güzellik. İLE Geç. | Mevsimi geçtikten sonra doğan kuzu, deve ve buzağı. )

( KÖRPE OĞUL: Yazın doğan çocuk. | KÖRPE FİLİZ: Geç filizlenmiş bitki. | KÖRPE YEMİŞ: Geç olgunlaşan meyve. )


- KORKAĞIN "KILICI" ile/değil/yerine/>< CESURUN BAKIŞI


- KORKAK/LAR ile/ve/değil/yerine KAÇAN/LAR


- KORKAK ile/ve/<> KAYPAK


- KORKAK ile KORKAKLIK ile KORKAKÇA

( COWARD vs. COWARDICE vs. COWARDLY )

( بيدل ile شخص جبون ile ترسو ile ضعيفالنفس ile بزدل ile نامرد ile بي جرات ile ادم بي رگ ile بيرگ ile بيدلي ile نامردي ile ترسويي ile بيرگي ile بيغيرتي ile بزدلي ile بي حميت )

( BEYDEL ile SHKHS JABON ile TARSO ile ضعيفالنفس ile BOZDEL ile NAMARD ile BEY JARAT ile ADAM BEY RAG ile BEYRAG ile بيدلي ile نامردي ile TARSOYY ile BEYRAGY ile بيغيرتي ile بزدلي ile BEY HAMYT )


- KORKAK/LIK ile/ve/değil/yerine AKIL/LI/LIK

( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )


- KORKAKLIK ile/ve/değil/||/<>/< KORUMA


- KORKAK/LIK ile/ve/||/<>/> NUMARACI/LIK


- KORKALAMAK ile KORKAK/LIK ile KORKAKÇA


- KORKAN ile/değil/yerine/>< GÜVENEN

( "Sahiplenir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sahip çıkar. )


- KORKMAK ile/ve ALINMAMAK


- KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇEKİNMEK

( [not] FEAR vs./and/but/||/<>/>/< AVOID
AVOID instead of FEAR )


- KORKMAK ile "GÖTÜN 3.5 ATMASI"


- KORKMAK ile/değil HATIRINI KIRMA ÇEKİNCESİ


- KORKMAK ile KORUMAK ile KORKULMAK ile KORKABİLMEK ile KOR ile KORE ile KORO ile KORT ile KORU/LUK ile KORECE ile KORELİ ile KORUCU/LUK ile KORO HALİNDE


- KORKMAK ile/ve "NE DER/LER?" [DÜŞÜNCESİ]


- KORKMAK ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK


- KORKMAK ile/değil SAVUNMAYA GEÇMEK

( [not] AFFRAID vs./but TO GET IN DEFENSE )


- KORKMAK ile/ve/değil ŞÜPHE

( [not] FEAR vs./and/but DOUBT/SUSPICION )


- KORKMAK ile ÜRKMEK

( TO FEAR vs. TO BE FRIGHTENED )

( ... cum TIMID(US) )


- KORKMAK ile/ve/değil/||/<>/< UTANMAK

( Allah'tan. @@ Kuldan. )


- KORKMAK ile/ve/değil UZAK KALMAK


- [ne yazık ki]
KORKMAZ ile/ve/||/<> UTANMAZ

( Allah'tan. İLE/VE/||/<> Kuldan. )


- KORKU(HAVF) ile HAŞYET(ALLAH'TAN KORKMA) ile İTTİKÂ ile HEYBET

( Korku peşimizi bırakmaz. Tüm çalışıp çabalamamız, ölüm korkusundan. Halbuki, korku gitmeyince Allah dostu olamayız. )

( Korkunun bir bölümü, Allah'ın "Rezzâk-ı Âlem" olduğunu anlayınca gider. )

( İhanet bitsin, kanundan da, hemcinsinden de, Allah'tan da korkmazsın. )


- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK

( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )

( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )

( Before you think God, you must accept yourself. )

( FEAR vs./and RESPECT
RESPECT instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK


- KORKU ile/ve/||/<> AKIL

( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )

( FEAR vs./and/||/<> REASON )


- KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ


- KORKU ile/ve/<> BÂTIL İNANÇ

( Korku, bâtıl inançların temel kaynağıdır. )


- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK


- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK


- KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]

( Mars'ın uydularının ve ["savaş tanrısı"] Ares'in aracını çeken atların adı. )

( 1877 - ASAPH HALL )


- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU


- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT


- KORKU ile GERİLİM


- KORKU ile HAVF ile İTTİKÂ

( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'tan korkma. )


- KORKU ile/ve İHÂNET


- KORKU ile İKİRCİK

( REV', REV'A ile TEREDDÜT )

( FEAR vs. HESITATION )


- KORKU ile/ve İMAN


- KORKU ile/ve/> KAÇMAK


- KORKU ile/ve/değil/||/<>/> KAYGI

( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )

( Beyinde. [amigdala'da]. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihinde.["bağlarda"] )

( [kaynağı] Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeride. )

( Dışarıdan içeriye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeriden dışarıya. )

( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )

( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (bitmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )

( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )

( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )

( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )

( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )

( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )

( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )

( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )

( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )

( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )

( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )

( Arzudan ve korkudan kurtulmak bizi öyle korkutmasın. Bu hepimizin bildiğinden öyle farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir yaşam sürdürebilmemizi sağlayacaktır. Öyle ki biz her şeyi kaybetmekle gerçekten her şeyi kazanmış oluruz. )

( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )

( FEAR: [not] Forget Everything And Run VS./AND/||/<>/>/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )

( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )

( Biz, sevgiyiz.[korkmadığımızda] )

( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )

( Korku, bilmemekten ileri gelir. )

( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az kaygılanırız. )

( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )

( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

( Varolan bir şeyden çekinme. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Henüz gerçekleşmemiş bir şeyden çekinme. )

( )

( [CHAT GPT >]

Korku ve kaygı, genellikle birbiriyle karıştırılan, yakından ilişkili duygulardır ancak bunlar farklı deneyimlerdir.

Korku, algılanan bir tehdide tepki olarak yaşanan doğal, sağlıklı bir duygudur. Bizi zarardan korumaya yardımcı olan tehlikeye karşı doğal bir tepkidir. Korku, genellikle kısa ömürlüdür ve bulunduğunuz koşullarda belirli bir uyarana tepki olarak ortaya çıkar.

Kaygı ise sinirlilik ve huzursuzluk ile tanımlanan daha uzun süreli bir düşünce zinciridir. Kaygı, genellikle şu andaki belirli bir uyaran yerine gelecekteki olayların ya da kaygıların beklentisiyle tetiklenir. Acil bir tehlike olmadığında bile zamanla devam eden kronik bir durum olabilir.

Genel olarak korku, belirli bir tehdide ya da tehlikeye verilen bir yanıtken; kaygı, gelecekteki tehdit ya da tehlike olasılığına bir yanıttır. İki duygu da bizi harekete geçmeye ve kendimizi korumaya güdüleyebildiğinden ancak belirli durumlarda yardımcı olabilir. Ancak korku ya da kaygı kronikleştiğinde ya da aşırı duruma geldiğinde, zihinsel ve fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir.



[English]

Fear and anxiety are closely related emotions that are often confused with one another, but they are distinct experiences.

Fear is a natural, healthy emotion that is experienced in response to a perceived threat. It is a natural response to danger that helps to protect us from harm. Fear is generally short-lived and occurs in the present moment, in response to a specific stimulus.

Anxiety, on the other hand, is a more prolonged emotion that is characterized by feelings of worry, nervousness, and unease. Anxiety is often triggered by anticipation of future events or concerns, rather than by a specific stimulus in the present moment. It can be a chronic condition that persists over time, even when there is no immediate danger present.

In general, fear is a response to a specific threat or danger, while anxiety is a response to the possibility of future threats or dangers. Both emotions can be helpful in certain situations, as they can motivate us to take action and protect ourselves. However, when fear or anxiety becomes chronic or excessive, it can have negative effects on our mental and physical health. )

( REV', REV'A, HAVF ile/ve/değil/||/<>/> GAMM )

( BÂK, PERVÂ ile/ve/değil/||/<>/> ENDİŞE[< Pehlevice/Farsça]: Düşünüyorum] )

( [not] FEAR vs./and/||/<>/>/but ANXIETY/CONCERN )

( METUS cum//et/./||/<>/> ... )


- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET

( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 ya da 7 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )

( )

( )


- KORKU ile KORKUNÇ ile KORKUNÇ İŞKENCE

( DREAD vs. DREADFUL vs. DREADFUL TORTURE )

( بيم ile نهيب ile هراس کردن ile خوف کردن ile موحش ile مهيب ile سهمناک ile سهمگين ile مدهش ile هراسناک ile عذاب اليم )

( BEYM ile نهيب ile NPARAS KARDAN ile KHOF KARDAN ile MOVAHSH ile MAHYBE ile SONPAMNAK ile SONPAMGYNE ile مدهش ile NPARASENAK ile عذاب اليم )


- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ

( FRIGHT vs. FRIGHTEN vs. FRIGHTENED vs. FRIGHTENING vs. FRIGHTFUL )

( رم دادن ile متوحش ساختن ile متوحش کردن ile وحشت دادن ile هراسانيدن ile ترساندن ile متوحش ile ترسان ile ترسيده ile وحشتزده ile وهمناک ile وحشتناک ile ارعاب ile ترساننده ile هولناک ile وحشت انگيز )

( RAM DADAN ile MOTOHESH SAKHTAN ile MOTOHESH KARDAN ile VAHSHT DADAN ile NPARASANYDAN ile TARSANDAN ile MOTOHESH ile TARSAN ile TARSYDAH ile VAHSHTEZODEH ile VAHAMNAK ile VAHSHTENAK ile AREAB ile TARSANANDEH ile TEOOLNAK ile VAHSHT ENGYZ )


- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA

( [not] FEAR vs./and/but PROTECTION
PROTECTION instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

( FEAR vs./and/||/<>/> ANGER )


- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU

( [not] FEAR vs./and/but FACT
FACT instead of FEAR )


- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ

( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )

( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )

( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )

( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end. )

( [not] FEAR vs./but LOVE
LOVE instead of FEAR )


- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK

( FEAR vs. FEAR OF GOD vs. FEARFUL vs. FEARLESS vs. FEARLESSLY vs. FEARLESSNESS )

( بيم داشتن ile هراسيدن ile هراس کردن ile باک داشتن ile ترسيدن ile شکوه ile وهم کردن ile جبن ile وحشت کردن ile پروا داشتن ile حساب بردن ile مخافت ile هراس ile رعب و وحشت ile هول ile خوف ile باک ile واهمه ile وحشت ile محابا ile ترس ile رعب ile بيم ile سهم ile خدا ترسي ile خوفناک ile هراسانده ile بيمناک بودن ile ترسان ile متهور ile بي باک ile بي هراس ile بيباک ile ناپروا ile بي واهمه ile بي وحشت ile بي ترس ile نترس ile بي پروا ile بدون بيم ile بي محابا ile بي مهابا ile بي باکانه ile بي باکي )

( BEYM DASHTAN ile هراسيدن ile NPARAS KARDAN ile BAK DASHTAN ile TARSYDAN ile SHKUH ile VAHAM KARDAN ile جبن ile VAHSHT KARDAN ile PARVA DASHTAN ile HASAB BARDAN ile MOKHAFT ile NPARAS ile RAB VE VAHSHT ile TEOOL ile خوف ile BAK ile VANPAMEH ile VAHSHT ile MOHABA ile TARS ile RAB ile BEYM ile SONPAM ile KHODA TARSY ile خوفناک ile NPARASANDEH ile BEYMENAK BODAN ile TARSAN ile متهور ile BEY BAK ile BEY NPARAS ile BEYBAK ile ناپروا ile BEY VANPAMEH ile BEY VAHSHT ile BEY TARS ile NETRES ile BEY PARVA ile BEDON BEYM ile BEY MOHABA ile BEY MEHABA ile BEY BAKANEH ile بي باکي )


- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ

( Ulusların uygarlık seviyesini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )


- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR

( [not] FEAR vs./and/but PRECAUTION
PRECAUTION instead of FEAR )


- KORKU ile/ve/değil TEPKİ

( [not] FEAR vs./and/but REFLEX )


- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK


- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT

( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )


- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

( REV', REV'A ile/ve RU'B-FEZ' )

( FEAR vs./and PANIC )


- KORKU ile/ve UTANMAK

( FEAR vs./and SHAME )


- KORKU ile/> ZEKÂ


- KORKULACAK OLAN:
BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESÂRETİNDE OLMAYANLAR


- KORKULMASI GEREKEN:
HATA YAPMAK ile/değil/> AYNI HATALARI TEKRAR (TEKRAR) YAPMAK

( Korkmayalım! İLE/> Korkalım! )


- KORKULUK ile BOSTAN KORKULUĞU/MİCDÂR[Ar.]/ÜFÇE[Fars.]


- KORKUNÇ/MÜHEVVİL[Ar. < HEVL] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİNÇ


- KORKUNÇLAŞMAK ile KORKUNÇLAŞTIRMAK ile KORKUNÇ/LUK


- ... KORKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... COŞKUSU


- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESÂRET

( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )


- KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN

( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )


- KORKUTMA ile KORKUTMACA


- KORKUTMA ile/ve/değil/yerine UYARMA


- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI


- KORKUTMAK ile KORKUTMAK

( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )

( Çocukları hiçbir biçimde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )


- KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI


- KORKUTUCU/LUK ile/||/>< GÜLÜNÇ/LÜK

( "Korkutucu olmaya" çalışırken, abartı ölçüsü artırılırsa korkutuculuktan kolaylıkla gülünçlüğe düşülebilir/düşülür. )


- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI


- [ne yazık ki]
"KORKUYU, ÖFKE İLE YATIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> "ÖFKEYİ, KORKU İLE YATIŞTIRMAK"


- KÖRLEŞMEK ile KÖRLEŞTİRMEK


- KÖRLETMEK ile KÖRLETEBİLMEK


- KÖRLÜK/SAĞIRLIK(IN NEDENİ) ile/ve/||/<> TIKANIKLIK('IN NEDENİ)

( Olanaklar/olanaklılık, rahatlık. İLE/VE/||/<> Yeti/yetenek, becerme, başarı. )


- KÖRLÜK:
ZİHİNSEL ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL

( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )


- KÖRLÜK ile/||/<> AMAROZİS

( ... İLE/||/<> Sinirsel körlük. | Fugaks geçici körlük. )


- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"


- KÖR/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< DİKKATSİZ/LİK / ÖZENSİZ/LİK


- KÖRLÜK ile TRAHOM[Fr.]

( ... İLE Göz kapaklarının altında bazı kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık. )


- KÖRLÜK ile/<> YOKLUK


- KORNA ile BOYNUZLU

( HORN vs. HORNED )

( شاخ ile شخ ile شاخي ile شاخدار )

( SHAKH ile SHKH ile شاخي ile SHAKHODAR )


- KORNA[İt. < CORNA] ile/= KLAKSON[Fr. < KLAXON]

( )


- KORNA[İt. < CORNA] ile/değil KORNO[İt. < CORNO]

( Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru/araç. İLE Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz ya da fil dişi boru. | Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı. )


- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA" ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"


- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]

( Gözün ön kısmını kaplayan ve yaklaşık 12 milimetre olan şeffaf zar. Kenarları dışında kan damarı içermez, ancak sinirler bulundurur ve temasa karşı oldukça hassastır. @@ Aqueous humor siliyer uzantılar tarafından, kan sıvısının süzülmesiyle oluşur. Kornea ve iris arasındaki boşluğu doldurur ince, sulu bir sıvıdır. Bu sıvı göz içi basıncını oluşturur, kornea ve lensini besler ve göze şeklini verir. @@ Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin kornea dışındaki ön kısmını örten mukozal bir yapıdır. Kısımları şöyle ayrılır; Palpebral konjuktiva göz kapaklarının iç yüzeyini kaplar, oküler (bulbar) konjuktiva da gözün ön tarafında bulunur ve forniks konjoktiva kendi üzerine kıvrılarak oluşmuş bir tabakadır. @@ Gözbebeğini çevreleyen ve göze rengini veren kaslı bölge. Lensin önünde ve korneanın arkasında bulunur. İriste bulunan kaslar, gözbebeğinin boyutunu kontrol eder ve retinaya ne kadar ışığın ulaşacağını ayarlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KORNER ile KORNER ATIŞI ile KORNER DİREĞİ ile KORNER VURUŞU


- KORNERUPINE[İng.] ile/değil/yerine/= KORNERUPİN


- KORNET[Fr. < CORNET] ile KORNET

( Pistonlu orkestra çalgısı. İLE Kâse ya da kaşık olmadan dondurma yemekte kullanılan, koni biçimli, şekerli hamurdan yapılmış yenilebilir kap. )


- KORNET ile KORNETÇİ/LİK


- KORNİŞ ile KORNİŞÇİ/LİK


- KORNİŞ[Fr. < CORNICHE] ile KORNİŞON[Fr. < CORNICHON]

( Perde asmaya yarayan, metal ya da plastikten yapılmış araç. | Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı. | Sarp, kayalık çıkıntı. İLE Kabuğunun üzeri pürtüklü bir tür turşuluk salatalık. )


- KORO[İt. < CORO] ile KORAL[Fr. < CHORAL]

( Tek ya da çok sesli olarak yazılmış bir müzik yapıtını seslendirmek için bir araya gelen topluluk. İLE Koro için yazılmış dinî ezgi. | Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası. | Koroyla ilgili. )


- KORO ile/ve/<> ORATORYO[İt.]

( ... İLE/VE/<> Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun öğesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik yapıtı. )


- KOROİD ile KOROİD CEKET

( CHOROID vs. CHOROID COAT )

( مشيمي ile مشيميه )

( مشيمي ile مشيميه )


- CORONA CURRENT[İng.] / COURANT DE COURONNE[Fr.] / KORONASTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA AKIMI


- CORONA DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE EN COURONNE[Fr.] / KORONAENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA BOŞALMASI


- CORONA[İng.] ile/değil/yerine/= KORONA


- [ne yazık ki]
"KORONA SALAK(KORONASALAK)/COVIDIOT" ile/ve/||/<> "KORONA NARSİST(KORONARSİST)"

( "Bana/bize bir şey olmaz" diyerek çoğu kişiye virüs bulaştıranlar. İLE/VE/||/<> "Kendileri dışında kimseye bulaşıp bulaşmadığını önemsemeyenler." )


- KORONER ile TAÇ GİYME TÖRENİ ile TAÇ GİYME TÖRENİ

( CORONARY vs. CORONATE vs. CORONATION )

( اکيلي ile تاج گزاري کردن ile تاج گزاري )

( اکيلي ile TAJ GOZARY KARDAN ile TAJ GOZARY )


- CORROSIVE[İng.] / CORRODANT[Fr.] / KORRODIEREND, KORROSIV[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZİF


- KOROZYON ile AŞINDIRICI ile AŞINDIRICILIK

( CORROSION vs. CORROSIVE vs. CORROSIVENESS )

( زنگ زدگي ile خورندگي ile خوردگي ile فساد تدريجي ile خورنده ile ماده اکاله ile اکال ile فاسد کننده ile اکالي )

( ZANG ZADEGY ile KHORANDEGY ile KHORDEGY ile FESAD TADARYJY ile KHORANDEH ile MADEH AKALEH ile اکال ile FASAD KONANDEH ile اکالي )


- CORROSION[İng.] / CORROSION[Fr.] / KORROSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZYON


- KOROZYON ile KOROZYON AKIMI ile KOROZYON DERİNLİĞİ


- KORPUSKÜL[İng. CORPUSCLE] ile/||/<> ANTİSERUM

( Genellikle, vücudun en ufak gözeleri olan alyuvarları belirtmek için kullanılan kelime. Bunun dışında, boyutları çok küçük, ancak belirgin nitelik ve özelliklere sahip olan cisimleri tanımlamak amacıyla da kullanılır. @@ İmmunize edilen canlıların kanından elde edilen ve içinde antikor bulunan (korpusküler element içermeyen) sıvı kısım, serum.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KORSAN ile/yerine ORJİNAL


- KORSE ile KORSE

( CORSET vs. CORSETTE )

( شکم بند ile شکم بند زنانه )

( SHKAM BAND ile SHKAM BAND ZANANEH )


- KORSE ile KORSECİ/LİK ile KORSELİ ile KORSESİZ


- KORTE ile KORTEJ


- KORTEKS İLE LİMBİK İLE BEYİN SAPI ile/||/<> BEYİN BÖLGELERİ

( Üç temel beyin organizasyon seviyesi. )

( Formül: Neokorteks: 6 katman )


- KORTİZOL ile/||/<> ADRENALİN

( Kortizol uzun stres kortikosteroid İLE adrenalin kısa katekolamin. )

( Formül: Long-term İLE short-term stress )


- KORTİZOL ile KORTİZON[Fr. < CORTISONE]

( Yaralanmanın, korkunun ya da soğuğun yol açtığı stresler sonucu gövdede şeker yapımını hızlandıran böbrek üstü bezi kabuğunun salgıladığı, şeker, protein ve yağ metabolizmasına etki eden hormon. [Doğal, organik.] İLE Yapay, sentetik. [İlâç.] )


- CORTISONE[İng.] / CORTISONE[Fr.] / KORTISON[Alm.] ile/değil/yerine/= KORTİZON


- KORTİZON ile KORTİZONLU ile KORTİZONLU İLAÇ


- KÖRÜ KÖRÜNE TAKLİT ile/yerine MUHABBETLE TAKLİT


- KORU ile/ve/||/<> AĞAÇLIK

( Bakımlı küçük orman. İLE/VE/||/<> Ağacı bol olan yer. )


- KORU ile AYKE

( Bakımlı küçük orman. İLE Sık koruluk. )


- KORUK SUYU ile LİMON SUYU


- KÖRÜK ile/ve HAMLAÇ[Ar.]

( Ateşi canlandırmak için kullanılan araç. İLE/VE Küçük körük. )


- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ


- KÖRÜK ile/||/<> KÖRÜKLEMEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Körük. İLE/||/<> ... )


- KORUK ile ÜZÜM


- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS


- KORUM" ile KOYARIM


- KORUMA BİYOLOJİSİ ile/||/<> RESTORASYON EKOLOJİSİ

( Koruma mevcut koruma, restorasyon hasarı onar. )

( Formül: Preserve İLE restore )


- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL


- KORUMA ile KALICILIK

( VİKAYE["ka" uzun okunur!]: Koruma, kayırma, esirgeme. | Herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. İLE ... )

( TO PROTECT/SAVE vs. PERMANENCE )


- KORUMA ile/ve/||/<> SAVUNMA


- KORUMAK ile/ve/<> BÂKÎ KILMAK


- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK


- KORUMAK ile/ve GÖZETMEK


- KORUMAK ile/ve/||/<> KOLLAMAK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT )


- KORUMAK ile/ve/<> KULLANMAK

( Dengede olmalılardır! )


- KORUMAK ile KURTARMAK

( TO SAVE vs. TO REDEEM )


- KORUMAK ile ÖNEMSEMEK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO CONSIDER )


- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK

( TO SAVE vs. TO CLAIM )


- KORUMAK ile/ve SAKINMAK

( TO PROTECT/SAVE vs./and TO AVOID )


- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ


- KORUNAK ile KORUNAKLI/LIK ile KORUNAKSIZ/LIK


- KORUNAK ile KORUNCAK/MAHFAZA[Ar.] ile KORUNGA

( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )


- KORUND ile/||/<> SPİNEL

( Safir ve yakut olarak bilinir. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunan bir mineral. )


- CORUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= KORUNDUM


- KÖRÜNG ile KÖRÜNG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kaşgar'a yakın küçük bir göl. | Kaşgar dağlarında, Tez yaylasında bulunan bir göl.[Çevresi 30 fersahtır.] )


- KORUNMA BİYOLOJİSİ ile RESTORASYON EKOLOJİ

( Yok olma tehlikesi altındaki türleri ve ekodüzenleri korumaya odaklanan bir bilim dalı. İLE Degrade olmuş ya da yok edilmiş ekodüzenleri eski duruma döndürmeye odaklanır. )


- KORUNMA ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT


- KORUNMA ile/ve SAVUNMA

( PROTECTION vs./and DEFENCE )


- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU


- KEHRBILD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖRÜNTÜ


- CONSERVATION PROPERTY[İng.] / PROPRIÉTÉ DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSGRÖSSE, ERHALTUNG EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM ÖZELLİĞİ


- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU


- CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= KORUNUM


- KORUNUM ile KORUNUMLU


- KUVVE-İ MÂSİKE[Osm.] / CONSERVATIVE FORCE[İng.] / FORCE CONSERVATIVE[Fr.] / KONSERVATIVE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUMLU KUVVET


- KÖRÜŞ ile/||/<>/> KÖRÜNÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Görüş, bakış. İLE/||/<>/> İzleyiciler. )


- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET

( BLESS vs. BLESSED vs. BLESSED SOUL vs. BLESSEDNESS vs. BLESSING vs. BLESSING IN DISGUISE )

( مبارک خواندن ile برکت دادن ile مخلد ile متبارک ile نظر کرده ile تبارک ile خدا بيامرز ile مبارکي ile برکت ile نعمت ile يمن ile توفيق اجباري )

( MOBARK KHANDAN ile BARKAT DADAN ile MOKHOLD ile MOTBARK ile NAZAR KARDEH ile TABARK ile KHODA BEYEMRZ ile مبارکي ile BARKAT ile NEMAT ile YMAN ile TOFYGH EJBARY )


- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK


- GOGGLES[İng.] / SCHUTZBRILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GÖZLÜK


- PROTECTING GROUP[İng.] / SCHUTZ GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GRUP


- SCHUTZGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU IZGARA


- KORUYUCU KONSEY ile KORUMA ile KORUNAN ile NÖBETÇİ KULÜBESİ ile VASİ ile KORUMASIZ ile VESAYET ile KORUMA ile SINIRLARIN KORUNMASI ile GARDİYAN ODASI

( GUARDIAN COUNCIL vs. GUARD vs. GUARDED vs. GUARDHOUSE vs. GUARDIAN vs. GUARDIANLESS vs. GUARDIANSHIP vs. GUARDING vs. GUARDING OF THE FRONTIERS vs. GUARDROOM )

( گارد ile پاس دادن ile سپر کردن ile مامورانتامات ile نگاهبان ile مامور گارد ile پاسداري کردن ile نگهباني کردن ile پاسدار ile نگهباني دادن ile نگهبان ile مراقبت کردن ile ضامندار ile محروس ile محروسه ile پاسدارخانه ile متکفل ile سرپرست ile قيم ile شوراي نگهبان ile بي سرپرست ile قيموميت ile سرپرستي ile مراقبت ile نگهباني ile پاسباني ile پاسداري ile مرزباني ile اطاق کشيک )

( GARD ile PAS DADAN ile SEPAR KARDAN ile MAMORANTAMAT ile NEGAHOBAN ile MAMOR GARD ile PASDARY KARDAN ile NAGEIBANY KARDAN ile PASDAR ile NAGEIBANY DADAN ile NAGEIBAN ile MARAGHBAT KARDAN ile ZAMANDAR ile محروس ile MAHROSEH ile PASDARKHANEH ile MOTEKAFEL ile SARPAREST ile قيم ile SHORAY NAGEIBAN ile BEY SARPAREST ile قيموميت ile SARPARESTY ile MARAGHBAT ile NAGEIBANY ile PASBANY ile PASDARY ile MARZBANY ile OTAGH KESHYK )


- KORUYUCU ile/ve/değil/||/<> KALKAN


- SHIELD[İng.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU


- KORUYUCU/MUHÂFIZ[Ar.] ile KOLCU/MUHÂFIZ[Ar.]

( Koruyan kişi. | Himâye eden, kollayıcı, hâmi. | Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç ya da işlem. İLE Bir şeyi korumak için bekleyen ya da kol gezen görevli. | Hizmetçilere çalışacak ev bulan kişi. )


- KORVET[Fr. < CORVETTE] ile KORVET

( Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir tür savaş gemisi. İLE ... )


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine/||/<>/< ADIM ADIM


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine KONUŞA KONUŞA


- KOŞA ile KOŞA

( Çift, eş, ikiz. İLE Hep birlikte. )


- KOŞABİLMEK ile KOŞAMLAMAK ile KOŞA/LIK ile KOŞAM ile KOŞAÇ ile KOŞAR ADIM


- KÖŞE ÇEŞMELERİ ile/ve DUVAR ÇEŞMELERİ ile/ve MEYDAN ÇEŞMELERİ


- KÖŞE ile "BAŞ KÖŞE"


- KÖŞE ile/ve/değil/yerine/>< GEZİ


- KÖŞE ile KÖSE


- KÖŞE ile/ve/||/<> SEKİ/KÜRSÜ

( Gazetede. İLE/VE/||/<> Üniversitede/fakültede. )


- KÖSELE ile KÖSELE TAŞI ile KÖSELE SURATLI


- KÖŞESİ ile/ve/değil UCU


- KÖŞETAŞI ile ...

( KİLİTTAŞI | TEMEL/KEMER TAŞI )


- KÖSGÜK ile/||/<> KORKULUK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( "Kötü gözler"den sakınmak için küçük bahçelere ve üzüm bağlarına dikilen korkuluk. İLE/||/<> ... )


- KOSHİ[Jap.] ile ...

( Omuriliğin, göbek hizasının altında kalan bölümüne verilen ad. )


- KOŞİLİS ile ÖDEMİS

( Olgunlaşmamış üzüm tanelerini deler ve yerler. )

( CLYSIAAMBIGUELLA et POLYCHROSISBOTRANA )


- COCHINEAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEAL


- KOSCHINELLE FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL BOYASI


- COCHINELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL


- COCHINILIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNİLİN


- KOSİNÜS ile KOSİNÜS DALGASI

( COSINE vs. COSINE WAVE )

( جيب تمام ile موج کسينوسي )

( JYBE TAMAM ile MOJ KESYNOSY )


- KÖŞK ile BEYKEM[Fars.]

( ... İLE Yazlık köşk. | Sofa ve salon. )


- KÖŞK ile KÖŞKLÜ


- KÖŞKLÜ ile/ve "İKİ KEÇELİ"

( Osmanlı'da yangın habercileri. )

( ... İLE/VE Üst kıdemli. )


- KOŞMA ile KAYABAŞI

( ... İLE Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma. | Türk halk yazınında çoban türküsü. )


- KOŞMA ile KOŞ(UŞ)TURMA


- KOŞMA ile/ve SEMAİ


- KOŞMA ile VARSAĞI

( ... İLE Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkleri'nin söyledikleri koşma. )


- KOŞMACA ile/ve/||/<>/> KOVALAMACA

( Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu. İLE/VE/||/<>/> Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu. | Arkasından koşma, peşinden gitme. )


- KOŞMAK ile KOŞMACA


- KOŞMAK ile KOŞMAK

( Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. | Bir yere hızlıca gitmek. | Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. | Koşuya çıkmak. | Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. İLE Birlikte iş görmesi için bir şeyi, birini, başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. | Birini, bir işte görevlendirmek. )


- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU

( JOG vs. JOGGER vs. JOGGING )

( قدم تند کردن ile يورغهرو ile هل دهنده ile يورغه )

( GHODAM TAND KARDAN ile يورغهرو ile CPEL DAHANDEH ile يورغه )