ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(151/287)
- KEYFİNİ SÜRMEK ile/ve/||/<> ZEVKİNİ ÇIKARMAK
- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK" ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK
- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK" ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK
- [ne yazık ki]
"KEYFİYET" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ ODAKLILIK"
- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF
- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN
- KEYİF/RAHATLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )
- [ne yazık ki]
(")KEYİF(") ile/değil "KENDİNE GÖRE OLAN"
- KEYİF ile/değil/yerine/>< KEŞİF
( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )
- KEYİF ile/değil/yerine/||/></< KEŞİF
( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/||/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )
- KEYİF ile/değil RIZÂ
- KEYİF ile TEMBELLİK
( PLEASURE vs. INDOLENCE )
- KEYİF ile/ve/||/<>/> UYKU
- KEYİF ile/değil/< YAŞAM
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
- KEYİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< ZEVK
( Gövdesel/bedensel. @@ Zihinsel. )
( Maddi. @@ Manevi. )
( Üç duyudan biriyle [ya da ikisi/üçüyle] ten, organ, kas ve sinirlerin "az ya da çok" uyarımıyla "deneyimlenen".[Dokunma, tatma, koklama][yeme, içme, oturma/uzanma vb.] @@ İki duyudan biriyle deneyimlenen.[Görme ve duyma][Felsefe, bilim, sanat, kitap okuma, düşünme, dinleme, söyleşi/sohbet] )
( Yatarak/yatmaktan, tembelikten, miskinlikten. @@ Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığı"[nı zannettiği/n, "iddia ettiği/n"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Bazı şeyler yaparak, özen ve çaba göstererek, emek ya da ödün vererek elde ettiğimiz. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. @@ Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Canlılığa[hayvana/hayvansallığa] özgü.
[Hayvanlarda ve gövdemiz itibarı ile de canlılıkta ortaktır.] [Keyfin simgesi ve doruğu olan eşekte de vardır.] @@ İnsana özgü. [Sadece insandadır, zihindedir.] )
( Geçici. @@ Kalıcı. )
( Araçlı "duyum"/haz. @@ Aracısız algılayış/idrak. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidir. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki ölçü/oran/sayı/mikdar arttıkça eleme/işkenceye dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı ve değeri olur. )
( Zevk, susabilmeyi[sükût etmeyi] öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmalıdır. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki aralıklardır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif ve zevk almayı değerli kılan. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( Dayatarak/dayatmacı. Sorumsuzca, kendi kendine, başı başında[Farsça "ser-ser-î"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Özgürce. Sorumluluğunu alarak/üstlenerek. Başı bağlı[Farsça "ser-best"] )
( [not] PLEASURE vs./and/but/||/<>/>>/< ENJOYMENT
ENJOYMENT instead of PLEASURE )
- KEYİFLENMEK ile KEYİFLENDİRMEK ile KEYİF ile KEYİFLİ/LİK ile KEYİFSİZ/LİK ile KEYİF EHLİ ile KEYİF HALİ ile KEYİFSİZCE
- KEYİFLİLİK ile NÖTR OLMAK
- KEYİFSİZLİK ile NÖTR OLMAK
- KEYİFSİZLİK ile ZİHNİN MEŞGULİYETİ
( MEŞGULİYET: Bir şeyle uğraşırken, başka bir şeyle ilgilenememe. )
- KEYİK ile KEYLİK/KEYLİG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Vahşi [geyik]. İLE Vahşi kişi. )
- KEYSTONE TÜR ile/||/<> ŞEMSİYE TÜR
( Keystone kritik ekolojik rol, şemsiye koruma odak. )
( Formül: Ekosistem mühendisi İLE sembol )
- KEZ ile KEZA/LİK
- KEZÂ[Ar.] ile ZİRA[Fars.]
( Aynı zamanda. İLE Çünkü. )
( Zarf. İLE Bağlaç. )
- KEZBAN(")[Ar.] ile/değil/>< KEZBAN[Fars.]
( Kötü kadın. | (")Deneyimsiz, beceriksiz, bilgisiz, görgüsüz kadınlara yakıştırılan söz("). İLE/DEĞİL/>< Becerikli, hamarat kadın. )
- KEZ/GEZ ile KEZ ile KEZ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Okun üzerindeki çentik. İLE Bir yiyecekten geriye kalanlar. İLE Süslü bir Çin kumaşı türü. )
- KEZİB[Ar.] ile MUHÂL[Ar.]
- KEZİG ile KEZİG ile KEZİK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Dönüşümlü olarak yapılan bir işte sıra. İLE Cesaret. İLE Ateş ve titreme. )
- KEZLİK ile BIÇAK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kadınların kaftanına tutturulmuş olarak sakladığı küçük bir bıçak. İLE ... )
- KEZZAP[Fars. < TİZ+AB] ile TUZRUHU
( Nitrik asit. Organik nesneler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. İLE Hidroklorik asit. Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz. )
- KEZZAP/NİTRİK ASİT[Fr. < ACID NITRIQUE] ile/ve/||/<> ALTIN SUYU
( Organik maddeler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. [HNO3] İLE/VE/||/<> Bir kısım konsantre nitrik asit ile üç ya da dört kısım konsantre hidroklorik asitten oluşmuş, özellikle platin, altın vb. metalleri çözmekte kullanılan bir karışım. )
- KG[İng.] ile/değil/yerine/= KG
- KHELIN[İng.] ile/değil/yerine/= KHELİN
- KHITON ile/ve HIMATION
( İçteki. İLE/VE Dıştaki. )
- KHK ile/ve/||/<> TORBA YASA
- CHI-MESON[İng.] / MÉSON Χ[Fr.] / CHI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Kİ MEZONU
- Kİ[Fars.] ile -Kİ
( Anlam bakımından birbiriyle ilgili tümceleri birbirine bağlayan bir sözcük. | Özneyi, tümleci güçlendirerek tümcenin temel bölümüne bağlayan bir sözcük. | "Öyle, o kadar, o denli" vb.nden sonra, kullanıldığı tümceye güç katan bir sözcük. | İkinci tümcedeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir sözcük. | İki tümcede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir sözcük. | Yakınma, kınama vb. duyguları anlatmak için bir tümcenin sonuna getirilen bir sözcük. | Bir soru tümcesinin sonuna getirildiğinde kuşku ya da kaygı anlatan bir sözcük. | Bazı sözcüklerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarf, yeni edatlar oluşturan bir sözcük.[Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki] İLE Zaman, yer/konum ya da koşul belirten sözcük eki.[önceki, buradaki, sıcaklıktaki] )
( Ayrı yazılır. İLE Bitişik yazılır. )
- KYANIZING[İng.] ile/değil/yerine/= KİANİZLEME
- KİBÂR-I EHLULLAH ile ...
( KÂMİL İNSAN )
- KİBAR-I KELÂM ile/değil KELÂM-I KİBAR
- KİBARLAŞMAK ile KİBARLAŞTIRMAK ile KİBAR/LIK ile KİBARCA ile KİBAR DÜŞKÜNÜ ile KİBAR LOKMASI ile KİBARLAR ALEMİ ile KİBARLIK DÜŞKÜNÜ ile KİBARLIK BUDALASI
- KİBAR/LIK ile NAZİK/LİK
- KİBARLIK ile/değil/yerine NEZÂKET
( Nasıl "görünmek" "istediğmizle". İLE/DEĞİL/YERİNE Kim olduğumuzla ilgili. )
( Krala gösterilen kibarlık, "zorunluluktandır". İLE/DEĞİL/YERİNE Dilenciye gösterileni nezâket, gerçektir. )
- KİBE[Oğuz] ile GÜN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Az sayıda gün. İLE ... )
- KİBİR ile/ve/değil/<> ALAYCILIK
- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )
- KİBİR ile/ve/<> BENCİLLİK
- KİBİR ile/değil ÇEKİNGENLİK
- KİBİR ile DÜŞÜNÜLEBİLİR
( CONCEIT vs. CONCEIVABLE )
( نخوت ile خود بيني ile قابل تصور )
( NAKHOT ile KHOD BEYNEY ile GHABEL TASOR )
- [ne yazık ki]
KİBİR ile/ve/<> GİZLİ KİBİR
- KİBİR ile/değil/yerine KİBARLIK
- KİBİR ile KİBİRLİ
( ARROGANCE vs. ARROGANT )
( گردنفرازي ile شدت عمل ile نخوت ile تکبر ile پرنخوت ile گردن فراز ile علم فروش ile خودکامه ile متفرعن ile مغرور )
( GARDANFARAZY ile SHODAT AMEL ile NAKHOT ile TAKBAR ile PARNAKHOT ile GARDAN FARAZ ile ALAM FOROSH ile KHODKAMEH ile متفرعن ile MOGHROOR )
- KİBİR ile KÜFÜR
- KİBİR ile/değil/yerine MESAFE KOYMA
- KİBİR ile/değil/yerine ÖZDEĞER
- KİBİR ile/değil/yerine/>< ÖZGÜVEN
( Çoğu kişiden üstün olduğumuzu zannediyorsak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kimseden bir eksiğimizin olmadığını düşünüyorsak. )
( Kendinden emin olmaya alışık olmayana, özgüven, "kibir" gibi gelebilir. )
( [not] ARROGANCE vs./but/>< SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of ARROGANCE )
- KİBİR ile/değil/yerine ÖZSAYGI
( [not] ARROGANCE vs./but SELF-ESTEEM
SELF-ESTEEM instead of ARROGANCE )
- KİB[İ]R ile UCB
( BÜYÜKLÜK, ULULUK | KENDİNİ BÜYÜK GÖRME, BÜYÜKLÜK TASLAMA )
- KİBİRLENMEK ile KİBİR ile KİBİRLİ/LİK ile KİBİRSİZ/LİK
- KİBİRLİ BİR ŞEKİLDE ile KİBİR ile KİBİRLİ
( HAUGHTILY vs. HAUGHTINESS vs. HAUGHTY )
( افاده اي ile متکبرانه ile مغرورانه ile افاده فروشي ile افاده ile تکبر ile باددرسر ile پر افاده ile مستکبر )
( AFADEH AY ile MOTEKBARANEH ile MOGHARVARANEH ile AFADEH FOROSHY ile AFADEH ile TAKBAR ile BADDARSAR ile پر افاده ile MOSTEKBAR )
- KİBİRLİ EDÂ ile KÜFÜR
- KİBİRLİ" ile "KASINTI"
- KIBLE ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/> AMAÇ
( Güney ile güneybatı [Güneybatı ile güney arası]. [Türkiye'ye göre!] [Güney anlamına da kullanılır.] | Mekke'de Kâbe'nin batı köşesi ile altınok (Mizp) arasının doğrultusu. | Kabul etmek. | Güneyden esen rüzgâr. | Darlıkta başvurulan kapı. )
- KIBLE ile/ve/değil EŞİK
- KIBLESİZLİK ile/ve CEHALET
- KİBR[Ar.] ile KİBRİYÂ'[Ar.]
- KİBR[Ar.] ile TÎH[Ar.]
- KİBR[Ar.] ile ZEHV[Ar.]
- KİBRİT ile HİBRİT
- KİBRİT/LİK ile KİBRİTÇİ/LİK ile KİBRİT SUYU
- KİBUTS ile/||/<> MOŞAV ile/||/<> MAABAROT
( Eşitlik, ortak mülkiyet, tüketim ve eğitim işbirliğini esas alan ve toplumsal adâleti ilke edinmiş kişilerin oluşturduğu İsrail'e özgü bir köy. @@ Bireysel mülkiyet ile kooperatif örgütlenmeyi birleştiren tarımsal yerleşim. @@ Yeni göçmenler için oluşturulmuş geçici barınma kampları. )
(
| Ölçüt | KİBUTS | MOŞAV | MAABAROT |
|---|---|---|---|
| Temel Tanım | Kolektif mülkiyet ve ortak emek esasına dayalı yerleşim ve yaşam biçimi | Bireysel mülkiyet ile kooperatif örgütlenmeyi birleştiren tarımsal yerleşim | Yeni göçmenler için oluşturulmuş geçici barınma kampları |
| Kuruluş Amacı | Eşitlikçi ve kolektif bir toplum inşa etmek | Aile temelli üretimi desteklemek ve dayanışmayı sağlamak | Acil barınma ve göç yönetimi |
| Süre | Kalıcı | Kalıcı | Geçici |
| Katılım Biçimi | Gönüllü | Gönüllü | Zorunlu |
| İdeolojik Zemin | Sosyalist, kolektivist | Sınırlı; pragmatik-kooperatif | Yok |
| Mülkiyet Yapısı | Tümüyle ortak | Toprak ve üretim bireysel, pazarlama ortak | Devlete ait |
| Ekonomik Model | Ortak üretim ve ortak gelir | Bireysel üretim, ortak tedarik ve satış | Üretim yok; yardım ve dağıtım temelli |
| Yaşam Biçimi | Topluluk merkezli, eşitlikçi | Aile merkezli, yarı kolektif | Geçici, düşük yaşam standardı |
| Toplumsal Yapı | Homojen ve ideolojik olarak seçilmiş | Görece homojen, aile temelli | Heterojen, çok kültürlü |
| Tarihsel Dönem | 1909'dan itibaren | 1920'lerden itibaren | 1948–1950'ler ağırlıklı |
| Birbiriyle İlişki | Yerleşim modeli | Kibuts ile kent arasında ara model | Kibuts ve moşavlara geçişin ilk durağı |
| Yaygın Yanlış Anlama | “Herkes için zorunlu ortak yaşam” sanılması | “Kibutsun aynısı” sanılması | “Yerleşim modeli” sanılması |
- KIÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BACAK
( MÂ-BA'D ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÂMİLE[< AMEL] )
( [not] BUTTOCK[ASS, ARSE] vs./and/but/||/<>/< LEG
LEG instead of BUTTOCK )
- KIÇ ile KIÇI KIRIK
- KİÇİG KEYGEN ile ULUG KEYGEN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kayas'tan, Ila vadisine akan iki ırmağın adı. )
( Küçük. İLE Büyük. )
- KİÇİMEK ile/ve/||/<> KİÇİNMEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kaşınmak. İLE/VE/||/<> Dayak. | Aşırı eşeysel istek. )
- KIÇINI DÖNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRTINI DÖNMEK
- KIDEM ile KIDEMCE ile KIDEMLİ/LİK ile KIDEMSİZ/LİK ile KIDEM TAZMİNATI ile KIDEMLİ BAŞÇAVUŞ ile KIDEMLİ ÜSTÇAVUŞ
- KİDİZ ile KİDİZGEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Keçe. İLE Tazeliğini kaybetmiş ve keçeleşmiş. )
- KIDVE ile ...
( KENDİNE UYUP ARDINDAN GİDİLECEK KİŞİ | BİR SINIFIN YA DA TOPLULUĞUN BAŞINDA OLAN KİŞİ )
- KIES[İng.] ile/değil/yerine/= KİES
- KİFAFLANMAK ile KİFAF
- KİFAYET ile KİFAYETLİ ile KİFAYETSİZ/LİK
- KİFÂYET ile YETİŞME, ELVERME | YETERLİK | İKTİDAR, YARARLIK
( YETİŞME, ELVERME | YETERLİK | İKTİDAR, YARARLIK )
- KİFÂYETSİZ MUHTERİS ile/ve/<> HEBENNEKA[Ar.]
( ... İLE/VE/<> Zeki ve becerikli olmadığı halde, kendini öyle sanan. )
- KIĞILAMAK ile KIĞ ile KIĞI
- KÎH[Ar.] ile KİH[Fars. çoğ. KİHÂN]
( İrin, cerahat. İLE Küçük. )
- KIKIRDAK/KAKIRDAK ile/ve KEMİK
( EŞVÂK[Ar. < ŞEVK]: Kemiklerin uzaması. )
( Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu. | Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça. İLE/VE İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert örgenlerin genel adı. | Kemikten yapılmış olan. )
(
)
( GUDRÛF ile/ve AZM[çoğ. İZÂM] )
( KÖZ ile/ve ESTEH, ÜSTÜHÂN/İSTİHÂN )
( GRISTLE/RING CARTILAGE vs./and BONE )
- KIKIRDAK ile KEMİRCİK
( ... İLE Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak. )
- KIKIRDAK ile KIKIRDAKLI
( CARTILAGE vs. CARTILAGINOUS )
( غضروف ile غضروفي )
( GHEZROF ile غضروفي )
- KIKIRDAMAK ile KIKIRDATMAK ile KIKIRDAK ile KIKIRDAKLI ile KIKIRDAKSIZ ile KIKIRDAK DOKU ile KIKIRDAK BİLİMİ
- KIKIRLIK ile KIKIR KIKIR
- KIKUCHI LINES[İng.] / LIGNES DE KIKUCHI[Fr.] / KIKUCHI-ZEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİKUCHİ ÇİZGİLERİ
- KİL[Fars. < GİL] ile KİLERMENİ[Fars. GİL + ERMENİ]
( Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen, yumuşak ve yağlı toprak. İLE Eczacılıkta kullanılmış olan kırmızı renkli kil. )
- MUFFELOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL FIRINI
- KİL[Fars. < GİL] ile ARIKİL/KAOLİN[< Çince]
( Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak. İLE Porselen yapmakta kullanılan, bir çeşit ak ve gevrek kil. )
- CLAY[İng.] / ARGILE[Fr.] / LEHM, TERRE GLAISE, TON[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL
- KİL ile KİL DUVARI
( CLAY vs. CLAY WALL )
( گل رست ile گل ile طين ile رست ile خاک رست ile رس ile سفال ile چينه )
( GOL RAST ile GOL ile طين ile RAST ile KHAK RAST ile RES ile SEFAL ile CHYNAH )
- KIL ile KIL OTU ile KIL KURT ile KIL PAYI ile KIL BURUN ile KIL ÇADIR ile KIL KEÇİSİ ile KIL KUYRUK ile KIL YUMAĞI ile KIL DÖNMESİ ile KIL TESTERE ile KILI KILINA
- KİL ile KİLE ile KİLO/LUK ile KİLS ile KİLOLU/LUK ile KİL TAŞI
- KIL ile YÜLÜK
( ... İLE Ustura ile kesilmiş kıl. )
- KILÂ'[Ar. < KAL'A] ile KILÂA[Ar.]
( Kaleler, surlar. İLE Yelken. )
- KILAĞILAMAK ile KILAĞI ile KILAĞILI ile KILAĞISIZ
- GUIDE WAVELENGTH[İng.] / FÜHRUNGSWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ DALGA BOYU
- FÜHRUNGS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ ETKİSİ
- KILAVUZ/REHBER[Ar.] ile ÖNDER[LİDER değil!]
( İçten, doğru gelmeyen hiçbir kılavuzluğu kabul etmeyin. O zaman bile tüm anıları ayıklayın. Çünkü onlar, bizi yanlışa götürür. )
( Yollar ve araçlar hakkında tümüyle cahil olsanız bile sessiz kalın ve içinize bakın; kılavuzluk mutlaka gelecektir. )
( KÂİD ile RÂİD )
( GUIDE vs. LEADER
Accept no guidance but from within, and even then sift out all memories for they will mislead you.
Even if you are quite ignorant of the ways and the means, keep quiet and look within; guidance is sure to come. )
- KILAVUZ RNA ile/||/<> DONOR ŞABLON
( Kılavuz RNA kılavuz kesim, donor şablon onarım. )
( Formül: Cutting guide İLE repair template )
- FÜHRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ
- KILAVUZ ile/ve/||/<>/> SÖZLÜK
- KILAVUZLAMAK ile KILAVUZ/LUK ile KILAVUZ GEMİSİ ile KILAVUZ KAPTAN
- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA
- CAPILLARY PRESSURE[İng.] / PRESSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL BASINÇ
- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA
- KILCAL DAMAR[İng. CAPILLARY VESSEL] ile/||/<> ALVEOL[İng. PULMONARY ALVEOLUS] ile/||/<> ERİTEM[İng. ERYTHEMA]
( Vücuttaki en küçük kan damarlarıdır. Çapları yaklaşık 5 ile 10 mikrometre arasında değişmektedir. Kılcal damarların içinde diğer kan damalarına kıyasla dolaşım hızı ve basınç düşüktür. Duvar yapıları tek bir göze tabakasından oluşur. @@ Havayı kılcal damarlara geçmeden önce temizleyen yapı. Hava, nefes alındığında burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğerler, bronşlar, bronşçuklar ve alveoller biçiminde bir yol izler. @@ Kılcal kan damarlarının genişlemesine neden olan yaralanma ya da tahriş sonucu cildin genellikle benekler halinde yüzeysel olarak kızarması.
Kılcal damar tıkanıklığı nedeniyle ciltte ya da mukoza zarında ortaya çıkan anormal kızarıklık (inflamasyonda olduğu gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KILCAL DAMAR ile KILCAL KIL
( CAPILLARY vs. CAPILLARY HAIR )
( عروق شعريه ile مويرگ )
( ARUQ SHERYYEH ile MOYRAG )
- KILCAL DAMAR ile TESLİMİYET
( CAPITULARY vs. CAPITULATION )
( کتاب دعا ile کاپيتولاسيون )
( KETAB DOA ile KAPYTOLASYVAN )
- CAPILLARY ELECTROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ELEKTROMETRE
- CAPILLARY ACTIVE SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ETKİN/AKTİF NESNE
- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU
- CAPILLARY CONDENSATION[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL YOĞUNLAŞMA
- CAPILLARY RISE[İng.] / ASCENSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-AUFSTIEG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL YÜKSELME
- CAPILLARITY[İng.] / CAPILLARITÉ[Fr.] / KAPILLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCALLIK
- KILCAL/LIK ile KILCAL KÖK ile KILCAL BORU ile KILCAL ETKİ ile KILCAL DAMAR
- KILÇIK ile AHGÜL[Fars.]
( ... İLE Başak kılçığı, sakal. )
- KILÇIK ile GELMİÇ[Fars.]
( Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik. | Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif. | Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön ya da yan tarafına aşırıp atması. İLE İri balıklarda, kılçık durumunda olan kemik. )
- KILÇIK ile KILÇIKLI/LIK ile KILÇIKSIZ/LIK
- KILDIRMAK ile KILDIRTMAK ile KILDIRABİLMEK
- MAHZEN[Ar.] ile/ve/||/<> KİLER[Fars. < KİLÂR]/ARDİYE[Ar. < ARZİYE] ile/ve/||/<> DEPO[Fr. < DÉPÔT]/DEBBOY ile/ve/||/<> ANTREPO[Fr. < ENTREPOT] ile/ve/||/<> SAKLAK/AMBAR[Fars. < ANBAR]
( Yapılarda yer altı sakla[n]ma/koru[n]ma alanı. İLE/VE/||/<> Evlerde saklanılabilecek yiyecek ve içeceğin [Ar. erzak] saklandığı oda, ambar ya da dolap. İLE/VE/||/<> Korunmak, saklanmak ya da gerektiğinde kullanılmak için nesnelerin konulduğu/saklandığı yer. | Nesnelerin toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer. | Ordu nesne ve araçlarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer. İLE/VE/||/<> Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait nesnelerin korunması için kurulan alan. İLE/VE/||/<> Genellikle tahıl saklanılan yer. | Yiyecek ve bazı nesnelerin saklanıldığı yer. | Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. | Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. | Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. | Nesne taşıma işleri yapan kurum ya da ortaklık. )
- KİLER ile KİLERCİ/LİK
- KILGI ile KILGIN ile KILGILI ile KILGISAL
- KILI KIRK YARAN ile KILLARI KIRAN
( HAIR-SPLITTER vs. HAIR-SPLITTING )
( موشکاف ile موشکافي )
( MOOSHKAF ile MOOSHKAFY )
- KILIBIK ile/değil/yerine KALBİ ILIK
- KILIBIKLAŞMAK ile KILIBIK/LIK
- KILIÇ BALIĞI ile/değil YELKEN BALIĞI
( ... İLE/DEĞİL Su altının, en hızlı balığıdır. )
- KILIÇ ile EPE[Fr.]
( ... İLE Kılıç sporunda kullanılan bir tür kılıç. | Bu kılıç kullanılarak gerçekleşen kılıç sporu. )
- KILIÇ ile FLÖRE[Fr.]
( ... İLE Namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç. )
- KILIÇ ile/ve/||/<> MEÇ[Fr.]
- KILIÇ ile/||/<> MÜHENNED[< HİND]
( ... @@ Hint demirinden yapılmış kılıç. )
- KILIÇ ile PALA
( ... İLE Kavisli, kısa, uc bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç. | Kürek gibi bazı araçların, enli ve yassı bölümü. | Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş ya da kereste. )
- KILIÇ ile PALYOŞ[İt.]
( ... İLE Kısa ve iki yanı keskin, düz kılıç. )
- KILIÇLAMAK ile KILIÇLAŞMAK ile KILIÇ ile KILIÇLI ile KILIÇÇI/LIK ile KILIÇ ALAYI ile KILIÇ BACAK ile KILIÇ OYUNU ile KILIÇ BALIĞI ile KILIÇ GAGALI ile KILIÇ PABUCU ile KILIÇ KUŞANMA ile KILIÇ OYUNCUSU ile KILIÇ BALIĞIGİLLER
- KILIÇOYUNUNDA/ESKRİMDE:
FLÖRE ile EPE
- KILIF ile KALIP
- KILIF ile KAP
- KILIF[Ar. < GİLÂF] ile KIRLENT[Fr. < GUIRLANDE]
( Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. | Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. İLE Çiçek ya da yaprak işlemeli süs. | İşlemeli ya da işlemesiz bir tür küçük yastık. )
- KILIF[Ar. < GİLÂF] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> NEVRESİM[NEV(Fars.) + RESM(Ar.)]
( Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap; zarf. | Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf. )
- KILIF ile PERDE
- KILIF ile/ve ZARF
- KILIFLAMAK ile KILIF ile KILIFLI ile KILIFÇI/LIK ile KILIFSIZ/LIK
- KILIK DEĞİŞTİRMEK ile GİZLENMİŞ
( DISGUISE vs. DISGUISED )
( تلبيس ile تغيير قيافه دادن ile تبديل قيافه ile لباس مبدل ile ناشناخت ile متنکر )
( تلبيس ile TAGHYYR GHYAFEH DADAN ile TABADYLE GHYAFEH ile LABAS MOBDEL ile NASHENAKHT ile MOTENKER )
- KILIKSIZLAŞMAK ile KILIK ile KILIKLI/LIK ile KILIKSIZ/LIK ile KILIKSIZCA ile KILIK KIYAFET ile KILIKLI KIYAFETLİ ile KILIK KIYAFET DÜŞKÜNÜ
- KİLİM ile BİSÂT[Ar. çoğ. BUSAT]
( ... İLE Kilim, minder, döşeme, keçe, yaygı. )
- KİLİM ile/değil/||/<> CACALA
( ... İLE Eski parça[/partal] kumaşlardan yapılan kilim. )
- KİLİM ile KİLİMCİ/LİK
- KİLİM ile/ve PALA
( ... İLE/VE Adi kilim, yaygı. )
- KİLİM ile SAVAN
( ... İLE Pamuk ipliğinden yapılan, kalınca kilim. | Yaygı, örtü. )
- KİLİM ile/ve SAVAN
( ... İLE/VE Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. )
- KİLİM ile/ve SİLİ
( ... İLE/VE Bir tür yaygı. )
- KİLİM ile/ve TATAMİ
( ... İLE/VE Japon kilimi. )
- KİLİM ile TÜYLÜ
( ... İLE Uzun tüyleri olan kilim. )
- KILINMAK ile KILINABİLMEK
- KİLİS ile KİLİSE ile KİLİSLİ/LİK ile KİLİSE ÇANI ile KİLİSE HUKUKU
- KİLİSE CAMİSİ ile KİLİSE CAMİSİ ile KİLİSE MESCİDİ
( Fatih - Zeyrek'tedir. İLE Unkapanı - Vefa arasındadır. İLE Topkapı semtindedir. )
( Fatih Sultan Mehmet emriyle, Pankrator kilisesinden camiye dönüştürülmüştür. [İlk müderrisinin Zeyrek Mehmed oluşundan dolayı Zeyrek Camii adıyla bilinir.] İLE XV. yüzyılda, Şeyhülislâm Molla Gürânî emriyle Bizans kilisesinden[XI. yy.] camiye dönüştürülmüştür. [Molla Gürânî Camisi olarak da bilinir.] İLE XV. yüzyılda, Çavuş Mustafa Ağa emriyle Bizans kilisesinden camiye dönüştürülmüştür. [Kilise ya da Mustafa Çavuş Mescidi adıyla da bilinir.] )
- KİLİSE ile BAZİLİKA[< Lat. < Yun.]
( ... İLE Kral sarayı. | Dikdörtgen biçimindek, uc kısmında, yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi. | Ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi, iki sıra sütunla, üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçimindeki kilise. | Hristiyanların eski Roma mahkemeleri biçiminde yaptığı ilk kiliselere verilen ad. | Düz çatılı. )
- KİLİSE ile/ve/||/<>/> BAŞKİLİSE/KATEDRAL[Fr. < CATHÉDRALE]
( ... İLE/VE/||/<>/> Baş kilise. Bir kentin büyük kilisesi. )
- KİLİSEDE YAKILAN MUMLAR:
SAĞINDAKİLER ile/ve/<> SOLUNDAKİLER
( Sağlık için. İLE/VE/<> Ölüler için. )
- KİLİSELERDE:
GREK ORTODOKS ile GREGORYEN ERMENİ ile SLAV(BULGAR) ORTODOKS ile SÜRYANİ
( AYA ile başlıyorsa. [AYASOFYA, AYA İRİNİ gibi] İLE SURP ile başlıyorsa. İLE SVETİ ile başlıyorsa. İLE MOR/MAR ile başlıyorsa. )
- KİLİT[Fars. < KELİD/KİLİD] ile/ve/||/<> PERİCİK
( Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aracı. | Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. | Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık. İLE/VE/||/<> Kilit dili. | Perihastalığı.[Sara ve isteri gibi bazı hastalıklar için kullanılır.] )
- KİLİTLEMEK ile KİLİTLENMEK ile KİLİTLETMEK ile KİLİTLEYEBİLMEK ile KİLİT ile KİLİTLİ/LİK ile KİLİTSİZ ile KİLİT DİLİ ile KİLİT TAŞI ile KİLİT YERİ ile KİLİT MEVKİ ile KİLİT NOKTA ile KİLİT SARMA ile KİLİTSİZ KÜREKSİZ
- KİLİTLE(N)ME ile/değil DÜĞÜMLE(N)ME
- KİLİTLENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ODAKLANMAK
- KİLİZ ile KİLİZ BALIĞI
- KILIZMAN ile SAZLIK
( Sazlık yer. )
- KILKAPAN/SAMANKAPAN/KEHRİBAR[Fars. < KEHRUBÂ ] ile KARAKEHRİBAR/OLTU TAŞI
( Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılan ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif nesneleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine. İLE Bu reçineden yapılmış: )
- KILL SWITCH ile/||/<> CONTAINMENT ile/||/<> ORTHOGONAL ile/||/<> BİYOGÜVENLİK
( Sentetik organizmaların kontrol mekanizmaları. )
( Formül: Toxin-antitoxin sistemi )
- KILLI (GÖVDE/YÜZ/YANAK/ÇENE/BURUN/KULAK/SIRT/GÖĞÜS/PENİS/YARDA/TESTİS/VAJİNA/PUBIC/LABIA MAJOR/KIÇ/BACAK) ile/yerine KILSIZ (GÖVDE/YÜZ/YANAK/ÇENE/BURUN/KULAK/SIRT/GÖĞÜS/PENİS/TESTİS/VAJİNA/PUBIC/LABIA MAJOR/KIÇ/BACAK)
- KILLI ile KILLILIK
( HAIRY vs. HAIRYNESS )
( مويي ile مودار ile پشم آلود ile پرمو ile پر مو ile پشمالو ile موداري )
( MOYY ile MOODAR ile POSHAM ALUD ile PORMO ile PAR MO ile POSHMALO ile موداري )
- KILLIAN REACTION[İng.] / KILLIANI REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLLİANİ TEPKİMESİ
- KILLIK ile/değil (BİLİNÇLİ) TAVIR/TUTUM
- KILLI/LIK ile KILLICA
- KİLO ALDIRAN ile/ve/değil YARAYAN/YARAMAYAN
- KİLO HESABI ile TANE HESABI
- KİLO KAYBETMEK ile/değil/yerine/||/<> KİLO VERMEK
- KILO-[İng.] / KILO-[Fr.] / KILO[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLO-
- KİLO ile KİLODÖNGÜLÜ ile KİLOGRAM ile KİLOGRAM ile KİLOLİTRE ile KİLOMETRE ile KİLOVOLT ile KİLOVAT
( KILO vs. KILOCYCLE vs. KILOGRAM vs. KILOGREM vs. KILOLITER vs. KILOMETER vs. KILOVOLT vs. KILOWATT )
( کيلو ile کيلو سيکل ile هزار گرم ile کيلوگرم ile کيلوگرمي ile کيلوليتر ile کيلومتري ile کيلومتر ile هزار ولت ile کيلووات )
( KYLO ile KYLO SYKEL ile CPEHZAR GARAM ile KYLOGERM ile KYLOGERMY ile کيلوليتر ile KYLOMETRY ile KYLOMETR ile CPEHZAR VALAT ile کيلووات )
- KİLO ile LİBRE[Lat.]
( ... İLE Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi. )
- KİLO- ile/||/<> MİLLİ-
( Bin. İLE/||/<> Bin, binde bir. )
- KİLO ile ÖLDÜRÜLDÜ ile KATİL ile ÖLDÜRME
( KIL vs. KILLED vs. KILLER vs. KILLING )
( مقبره ile مقتول ile کشته ile کشته شده ile آدم کش ile کشنده ile مقاتله ile کشنده مج ile قتل )
( MOGHABREH ile MOGHTOL ile KESHTEH ile KESHTEH SHODEH ile ADAM KESH ile KESHANDEH ile MOGHATLEH ile KESHANDEH MAJ ile GHTEL )
- KILOGRAM-FORCE[İng.] / FORCE KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMMKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM-KUVVET
- KILOGRAM METER[İng.] / KILOGRAMME MÉTRE[Fr.] / KILOGRAMMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM METRE
- KILOGRAM[İng.] / KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM
- KİLOGRAMAĞIRLIK/KİLOGRAMKUVVET ile KİLOGRAMMETRE
( Bir kilogramlık bir kütlenin yer tarafından çekilmesini sağlayan güce[9,81 Newton] eşit olan güç birimi. İLE Bir kilogram ağırlığındaki bir gücün, uygulandığı maddi bir noktayı güç doğrultusunda bir metre yer değiştirmesiyle yapılan işe eşit iş birimi. )
- KILOHERTZ[Fr.] / KILOHERTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOHERTS
- KILOCYCLE[İng.] ile/değil/yerine/= KİLOHERTZ
- KİLOJOULE[KJ] ile KİLOKALORİ[KCAL]
( [Joule: Bir nesnenin kimyasal bir tepkimesi sonucunda açığa çıkabilen enerji.][Kilojoule, "KJ" ile gösterilir ve bin (103) joule'a eşit olmaktadır. Çoğu ülkedeki besin standartlarının enerji değeri kilojoules olarak tanımlanır. Bir kilojoule, saniyede, tam gün ışığında, dünyanın bir metrekare tarafından alınmış olan güneş radyasyonunun yaklaşık olarak ölçüsünü verir.] İLE Kalorinin simgesi "cal" ile gösterilir. Atmosfer basıncı içinde 1 gram olan suyun sıcaklığını 1 °C artırabilmek için gereken enerji miktarıdır. [Kilokaloriye, "büyük kalori" adı da verilir. 1000 kaloriye eşit olmaktadır.][1925'ten itibaren kalori, joule kavramı ile belirlenmiştir. Enerji birimi olarak bakıldığında kalori, bir nesneye verilmiş ya da eklenmiş olan ısı miktarını belirlemek amacı ile kullanılır.][Sözü geçen nesnelerin ısı kapasitesi, erime ya da buharlaşma ısısı ve kimyevî bir değişmeye bağlı olan etkileşim ısısı her zaman kalori kavramı ile tanımlanır.][1 kalori, yaklaşık olarak 4,184 joule'ye eşittir.][Dört kibrit çöpü yakıldığı zaman, 1 kalorilik enerji açığa çıkmaktadır.]
[Fiziksel olan kalori ile yiyeceklerin ya da içeceklerin enerji değerlerini göstermekte kullanılmakta olan kalori ile karıştırılmamalıdır.][Yiyeceklerde kullanılmakta olan kalori, "C" ile gösterilip 1000 cal değerinde olmaktadır.][Besinlerin tüketilmesi sürecinde öğütülmesinin ardından besinler enerjiye dönüşür. Sözü geçen enerjiye "kcal" adı verilir.] )
- KILOCALORIE[İng.] / KILOCALORIE[Fr.] / KILOKALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOKALORİ
- KILOMETER[İng.] / KILOMÉTER[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOMETRE
- KİLOMETRE/LİK ile KİLOMETRE TAŞI ile KİLOMETRELERCE
- KILONEM[İng.] ile/değil/yerine/= KİLONEM
- KİLOS ile ...
( 126 dakika. )
- KILOWATT-HOUR[İng.] / KILOWATTHEURE[Fr.] / KILOWATT-STUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVATSAAT
- KILOVOLT-AMPERE[İng.] / KILOVOLTAMPÈRE[Fr.] / KILOVOLT-AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVOLT-AMPER
- KILOWATT[İng.] / KILOWATT[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOWATT
- KİLSİ ile KİLSİZ
- KILURANE[İng.] ile/değil/yerine/= KİLURAN
- KİM?:
DEĞİŞİM İSTER? ile DEĞİŞMEK İSTER?
( Herkes. İLE Pek az (aklını kullanma cesâretini gösteren) kişi. )
- KİM II SUNG/KİMİLSUNG ÇİÇEĞİ ile ...
( Kuzey Kore'de, bolca yetişen, adını önder Kim II Sung'tan alan bir çiçek. )
- KİM OLDUĞUMUZ ile/ve/değil/yerine/< ADAM OLUP OLMADIĞIMIZ
- KİM OLDUĞUNU BELİRTMEMEK ile/ve/||/<>/> KİM OLDUĞUNU ANLATMA GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU
( Bazen ve bazı durumlarda/koşullarda/ortamlarda, gereklilik ya da yeğleme/olumsallık[keyfiyet]. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. )
- KİM ile KİM
( "Hangi kişi?" anlamında tümcede, özne, tümleç, nesne, yüklem görevinde kullanılan bir sözcük. İLE [eskiden] Ki bağlacı. )
- KİM ile KİM YUNG SAM
( KIM vs. KIM YUNG SAM )
( کيم ile کيم يونگ سام )
( KYM ile KYM YVANG SAM )
- KİM ile KİMİ ile KİMİ VAKİT ile KİMİ ZAMAN
- KİM? ile NİÇİN?(NE İÇİN?)
( Felsefe ve din alanının sorularıdır. )
( WHO? vs. FOR/TO WHAT?
Questions of the philosophy and religion. )
- KIMBERLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KİMBERLİT
- KİME GÖRE?" ile/değil/yerine/||/<>/< KİMİNE GÖRE
- KİME NİYET ile/ve/||/<>/> KİME KISMET
- KİMİ:
GİTTİKÇE ile KALDIKÇA
( Kalır. İLE Gider. )
- KİMİ ... ile/ve/||/<> BAZI ...
- KIMIL ile KIMIL KIMIL
- KIMILDAMAK ile KIMILDANMAK ile KIMILDATMAK ile KIMILDATABİLMEK ile KIMILDAYABİLMEK
- KIMILTI ile KIMILTILI ile KIMILTISIZ/LIK
- KİMİN ELİ ile/ve/||/<>/> KİMİN CEBİNDE?
- KİMİN:
"NE OLDUĞU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< NE OLACAĞI
( "Belirli" olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Belirsizdir. )
- KİMİNİN PARASI ile/ve/<>/değil/yerine KİMİNİN GÖNLÜ/DUASI
- KİMLİĞİ BELİRSİZ ile GİZLİ ile CAHİL
( INCOGNITA vs. INCOGNITO vs. INCOGNIZANT )
( زنناشناس ile بانام مستعار ile نا شناس ile غير وارد )
( ZANANASHENAS ile BANAM MOSTEAR ile NA SHENAS ile GHYR VARD )
- KİMLİĞİN:
TARİHSELLİĞİ ile/değil/yerine EVRENSELLİĞİ
- KİMLİK (KARTI)/KAFA KÂĞIDI ile EHLİYET
( IDENTITY (CARD) vs. DRIVING LICENCE )
- KİMLİK (KARTI) ile PASO
( IDENTITY (CARD) vs. PASS CARD )
- KİMLİK ile/ve/<> AİDİYET
- KİMLİK ile/ve/<> BENLİK ile/ve/<> BİREYSELLİK
- KİMLİK ile/ve/<> KABUL
( IDENTITY vs./and/<> ACCEPTANCE )
- KİMLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİK
- KİMLİK ile KİMLİK KARTI ile KİMLİK BELGESİ
- KİMLİK ile/ve/||/<> KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİ
- KİMLİK ile/ve/||/<>/>/!= SÜREKLİLİK
( Kimlik ile süreklilik, aynı şey değildir. )
( IDENTITY vs./and/||/<>/>/!= CONTINUITY )
- KİMLİK ile/ve/değil/||/<>/< TARİH TORTULARI
- KİMONO ile/değil HANBOK
( Geleneksel Japon giysisi. İLE/DEĞİL Geleneksel Kore giysisi. )
- KİMSE ile KİMSESİZ/LİK
- KİMSE ile/ve/değil/yerine/||/<> KİŞİ
- KİMSELERLE" ile/değil KİMSEYLE
- KİMSEN ile SÜS
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Başlıkları süslemek için kullanılan altın varak. İLE ... )
- KİMSESİZ/LİK (KALMAK) ile/değil/yerine YALNIZ/LIK (OLMAK)
- KİMSESİZ ile ANNESİZ-BABASIZ
( BÎ-KES ile ... )
- KİMSESİZ ile/ve/değil/||/<>/< UYUMSUZ
- KİMSEYE İNANMAMAK" ile/değil/yerine/||/>< ONA/ONLARA(BAZI KİŞİLERE) İNANABİLECEĞİNİ ANLAMAK/KABUL ETMEK
- KİMYA DOĞRULUMU/ŞİMİOTROPİZM ile KİMYA GÖÇÜMÜ/ŞİMİOTAKSİ
( Kimyasal nesnelerin etkisi ile bitkilerde görülen, nesneye doğru ya da ters yöne yönelme durumu. İLE Bir gözeli varolanlarda, kimyasal nesnelerin etkisi altında yanaşma ya da uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu. )
- KİMYÂ' ile ...
( ARZUYU TERK, MEVCÛDA KANÂAT )
- KİMYA ile/ve/<> ÇEKİRDEK KİMYASI
( ... İLE/VE/<> Atom çekirdeğindeki değişimlerle ilgilenen kimya dalı. )
- KİMYA ile/||/<> ÇEKİRDEK KİMYASİ
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
(1996'dan beri)