ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 58.713 başlık/FaRk ile birlikte,
58.713 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(148/236)
- MİKROTÜBÜL ile/||/<> MİKROFİLAMENT
( Mikrotübül tübulin kalın İLE mikrofilament aktin ince. )
( Formül: 25nm İLE 7nm )
- MİKSÂR/MİKSÎR[Ar.] ile MİKVÂL[Ar.]
( Sözü uzatan, geveze, çok konuşan. | Çoğaltan, teksir eden. İLE Çok konuşan. )
- MİKTAR/MİKDAR ile ADET
( Geometrik (büyüklük). [Atomik değildir.] [Sürekli parçalara ayrıldığından dolayı] İLE Aritmetik. )
- MİKTAR ile MİKTARI ile MİKTARLAR
( AMOUNT vs. AMOUNT TO vs. AMOUNTS )
( مقدار ile وجه ile مبلغ ile بالغ شدن ile مقادير ile وجوه )
( MOGHDAR ile VAJEH ile MOBOLGH ile BALEGH SHODAN ile MOGHADYR ile VAJVEH )
- MİKYÂL[Ar. | çoğ. MEKÂYİL] ile ...
( Ölçekler, tahıl ölçekleri. )
- MİKYAS ile MİKYASLI ile MİKYASSIZ
- MİKYAS ile/||/<> MİZAN
- MÎL[Ar. çoğ. EMYÂL, MÜYÛL] ile MİLH[Ar. çoğ. EMLÂH, MİLAH, MİLÂH, MİLHA]
( Göze, sürme çekmeye özgü bir âlet. | Yollardaki mesafeyi belirlemek üzere dikilen nişan. | İğne gibi ince ve uzun bir âlet. | Ucu sivri, çelik kalem. | Sivri dağ tepesi. | Bir kilometreye yakın bir uzaklık. | Bir çarkın, üzerinde döndüğü eksen, mihver. İLE Tuz. )
- MİL ile/ve/||/<> FİBONACCİ
- MİL ile/ve/=/||/<> KİLOMETRE[KM] ile/ve/=/||/<> FERSAH
( 100 kulaç. 2500 mimari arşın. İLE/VE/=/||/<> 1,609 km. İLE/VE/=/||/<> 3 mil.[yaklaşık 5.5 km.] 7500 mimari arşın.[Bir kişinin normal bir yürüyüşle yaklaşık bir saatte aldığı mesafe olarak kabul edilmiştir.] )
(
)
- MİL ile MİL[Ar.] ile MİL[Lat.]
( Balçık. İLE Türlü işlerde kullanılmak üzere yapılan, ince ve uzun metal çubuk. | Göze sürme çekmeye yarayan, kemik ya da fildişinden yapılmış ince ve uzun araç. İLE Yer yer, uzunluğu değişen bir uzaklık ölçü birimi. )
- MİL ile MUYLU[Ar.]
( Türlü işlerde kullanılmak üzere yapılan, ince ve uzun metal çubuk. | Göze sürme çekmeye yarayan, kemik ya da fildişinden yapılmış ince ve uzun araç. İLE Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça. | Bir milin, yatağında dönmesini sağlayan bölüm. | Bir top namlusunun, iki yanına tutturulan millere verilen ad. )
- MİLÂD/EŞİK ile DÖNEMEÇ
- MİLÂD ile/ve 0 (SIFIR[Ar. < SİFR])
- MİLÂD ile/ve/değil EŞİK
- MİLÂD ile KIRILMA
- MİLÂD[Ar.] (I DOLMAK ile/ve/değil/||/<> MİÂD[Ar.]["MİYAD" değil!] (I DOLMAK)
( Herhangi bir olayın başlangıcı. | Öncesi ve sonrası. | Hz. İsa'nın doğduğu gün. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Belirtilen süre, sürecini tamamlamak. )
- MİLÂD ile/ve/> MİHENK
- MÎLÂDÎ TAKVİM(EFRENCÎ/GREGORYEN TAKVİM) ile/ve CELÂLÎ TAKVİMİ ile/ve HİCRÎ TAKVİM ile/ve RÛMÎ TAKVİM ile/ve MUSEVÎ TAKVİMİ
( 
Here is an interesting historical fact. Just have a look at the calendar for the month of September 1752.
Go to Google type "September 1752 calendar" & see for yourself.
You will notice, 11 days are simply missing from the month.
Here's the explanation: This was the month during which England shifted from the Roman Julian Calendar to the Gregorian Calendar.
A Julian year was 11 days longer than a Gregorian year. So, the King of England ordered 11 days to be wiped off the face of that particular month.
So, the workers worked for 11 days less that month, but got paid for the whole month. That's how the concept of "paid leave" was born. Hail the King!!!
In the Roman Julian Calendar, April used to be the first month of the year; but the Gregorian Calendar observed January as the first month. Even after shifting to the Gregorian Calendar, many people refused to give up old traditions and continued celebrating 1st April as the New Year's Day. When simple orders didn't work, the King finally issued a royal dictum; which stated that those who celebrated 1st April as the new year's day would be labelled as fools. From then on, 1st April became April Fool's Day.
History is really interesting! )
- MİLADİ ile MİLADİ TARİH ile MİLADİ TAKVİM
- MİL'AKA ile ...
( Hattatların kullandığı küçük kaşık. )
- MİLATTAN ÖNCE ile MİLATTAN SONRA
- MİLFÖY ile MİLFÖY HAMURU
- MİLHA[Ar. < MİLH] ile MİLHÂ/T[Ar. çoğ. MELÂHÎ]
( Tuzlar. İLE Oyun, eğlence, cünbüş. )
- MİLİM ile/değil MİL
- MİLİM ile MİLİM MİLİM ile MİLİMİ MİLİMİNE
- MİLİMETRE[Fr.] ile MİNİMETRE[Fr.]
( Metrenin binde birine eşit uzunluk ölçü birimi. [mm.] İLE Silindir biçimindeki nesnelerin iç çaplarını denetlemekte kullanılan ölçü aygıtı. )
- MİLİS[Fr.] ile MİLİTAN[Fr.]
( Savaş sırasında, orduya yardımcı olarak toplanan halk gücü. İLE Bazı ülkelerde, yardımcı güvenlik gücü. İLE Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden. | Bir örgütün etkin üyesi. )
- MİLİTANLAŞMAK ile MİLİTANLAŞTIRMAK ile MİLİTAN/LIK
- MİLK[Ar.] ile MİLKU'L-YEMÎN[Ar.]
- MİLKAT[Ar.] ile MİLKAT[Ar.]
( Cerrah maşası. İLE Bir yerden, bir şey almaya yarayan âlet. )
- MİLLER İNDİSLERİ İLE BRAVAİS ÖRGÜLERİ ile/||/<> KRİSTALOGRAFİ
( Kristal düzlem ve örgü tanımlamaları. )
( Formül: d_hkl = a/√(h²+k²+l²) )
- MİLLET ile/ve/||/<>/> İLLET
- MİLLET ile/ve/||/<> MİLLİYET
- MİLLET ile/ve/||/<>/> MİNNET
- MİLLET ile/ve ÜMMET ile/ve MEZHEB
( Bir dine bağlı/tâbi olmak. İLE/VE Bir peygambere bağlı/tâbi olmak. İLE/VE Bir imama bağlı/tâbi olmak. | Bir müctehidin çıkardığı hükümlerin tümü. )
- MİLLETLERARASI ile MİLLETLERARASICI/LIK
- MİLLETLEŞMEK ile MİLLET ile MİLLETÇE ile MİLLET MECLİSİ
- MİLLETVEKİLİ/MEBUS ile BAKAN[< VEKİL < NÂZIR]
- MİLLİ ile/değil MİLLÎ
( Mili olan. @@ Ulusal. )
- MİLLİLEŞMEK ile MİLLİLEŞTİRMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile MİLLİ/LİK ile MİLLİCİ/LİK ile MİLLİ DİL ile MİLLİ MARŞ ile MİLLİ PARK ile MİLLİ DEĞER ile MİLLİ GELİR ile MİLLİ İRADE ile MİLLİ MİSAK ile MİLLİ TAKIM ile MİLLİ EĞİTİM ile MİLLİ KİMLİK ile MİLLİ VARLIK ile MİLLİ EKONOMİ ile MİLLİ HÜVİYET ile MİLLİ İKTİSAT ile MİLLİ MÜDAFAA ile MİLLİ SAVUNMA ile MİLLİ GÜVENLİK ile MİLLİ MÜCADELE
- MİLLİYET ile MİLLİYETÇİ/LİK ile MİLLİYETSİZ/LİK
- MİLLİYÛN ile ...
( EHL-İ KİTAP )
- MİLUTİN MİLANKOVİÇ ile/ve/||/<>/> ANDRE BERGER
( Güneş ışınımının, zaman içinde nasıl ve ne kadar farklılaştığının araştırması ve hesabını yapan fizikçi astronom. İLE/VE/||/<>/> Bu hesaplamaları daha kesin bir biçimde bilgisayarla yapan iklim uzmanı. )
( 28 Mayıs 1879 - 12 Aralık 1958 İLE/VE/||/<>/> 30 Temmuz 1942 - ... )
- MİLYAR/LIK ile MİLYARLARCA
- MİLYON/LUK ile MİLYON KERE ile MİLYONLARCA
- MİM[Ar.] ile MİM[Lat. < Yun.]
( Arap abecesinde, m harfinin adı. | Ebced hesabında, karşılığı 40 olan harf. | Bir bir yazının altına konulan im. İLE Eski Yunan ve Roma'da, yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü. | Bir oyuncunun, herhangi bir davranış ya da duyguyu, yüz ve gövde devinimleriyle anlattığı komedi türü. | Bu türü gerçekleştiren sanatçı. )
- MİM ile/ve VÜCÛD
( Vücûd mim'le bilinir ve MEVCÛD olur. )
- MİMAR FİLOZOF ile YASA KOYUCU FİLOZOF
- MİMAR İÇİN FELSEFENİN SAĞLADIĞI:
İLKELİLİK ile/ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZU
( Felsefe, mimarı, ilke sahibi ve alçakgönüllükle açgözlü olmadan, dürüst, nazik ve âdil kılar.[VITRUVIUS] )
- MİMAR SİNAN(SİNAN-I CEDİD) ile/ve SİNAN-I ATİK
( ... İLE/VE Fatih Camii'nin mimarı. [Fatih'in yaptırdığı ilk yapıttır.] )
( Kanunî Sultan Süleyman ve II. Selim döneminde yaşayan. İLE/VE Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşayan. )
- MİMAR ile MİMARİ
( ARCHITECT vs. ARCHITECTURE )
( معمار ile معماري )
( MEMAR ile MEMARY )
- MİMARİ ARŞIN(/BİNA ARŞINI) ile/ve/<> ÇARŞI ARŞINI ile/ve/<> ENDAZE[Fars.]
( ... İLE/VE/||/<> Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü. | Bu uzunluk ölçüsüne göre ölçüm yapan, demirden, çelikten ya da tahtadan araç. | Bir kol boyu. Büyük bir adım genişliği. İLE/VE/||/<> 65 cm. boyunda bir uzunluk ölçüsü. | Ölçü. )
- MİMARÎ ile/değil/yerine/||/<>/< YEŞİL MİMARÎ
- MİMARİDE:
SÜREKLİLİK ile/ve/<> SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE]
( ... İLE/VE/<> Bir şeyin, yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü. )
- MİMARİDE:
YERELLİK ile/ve/||/<> YENİLİK ile/ve/||/<> YERSİZLİK
- MİMARLIK:
ROMA'DA ile/ve/||/<>/> OSMANLI'DA ile/ve/||/<>/> MODERN
( Marcus Vitruvius Pollio İLE/VE/||/<>/> Cafer Efendi İLE/VE/||/<>/> Turgut Cansever )
( Bölüm 1: Mimarlık Hayattır – Danışman: Atilla Yücel
Bölüm 2: Mimar ve İşvereni – Danışman: Doğan Tekeli
Bölüm 3: Bir Kentte Dolaşmak – Danışman: Şükrü Kocagöz
Bölüm 4 : Kentin İzi, Mimarisi – Danışman: Ertuğ Uçar
Bölüm 5: Dünyaya Yerleşmek – Danışman: Emre Arolat
Bölüm 6: Dünyada Yer Edinmek – Danışman: Ömer Kanıpak
Bölüm 7: Yerellik Yenilik Yersizlik – Danışman: Şengül Öymen Gür
Bölüm 8: Mimarlık Zamanın Barometresi – Danışman: Oğuz Öztuzcu
Bölüm 9: Mimarlıkta Sahtelik, Sahicilik – Danışmanlar: Abdi Güzer, Kadri Atabaş
Bölüm 10: Mimarlık Kültürel Yatırım – Danışman: Süha Özkan
Bölüm 11: Dönüşüm: Canlanma, Başkalaşma – Danışmanlar: Asuman Yeşilırmak, Güzin Konuk
Bölüm 12: Yeşil Hayat Mimarisi – Danışman: Ayşe Hasol Erktin
Bölüm 13: Gelecek ve Mimarlık – Danışmanlar: Abdi Güzer, Kadri Atabaş
)
( Marcus Vitruvius Pollio İLE/VE/||/<>/> Leone Battista Alberti İLE/VE/||/<>/> ... )
- MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP:
M.Ö. 90 - 20 ile/ve/||/<>/> 1460 ile/ve/||/<>/> 1521
( İlk yazım. İLE/VE/||/<>/> Yeniden keşfi. İLE/VE/||/<>/> İtalyanca'ya çevirisi. )
- MİMARLIK ile/ve/||/<>/> İNŞAAT
- MİMAR/LIK ile/ve/||/<>/> KATILIMCI MİMAR/LIK
- MİMAR/LIK ile MİMARİ ile MİMARİSİZ
- MİMARLIKTA:
TASARIM ile/ve/||/<> MİMARLIK KURAMI ile/ve/||/<> MİMARLIK TARİHİ ile/ve/||/<> TEKNOLOJİ ile/ve/||/<> TOPLUMSAL VE EKİNSEL ÇALIŞMALAR
(
)
(
)
(
)
(
)
- MIMESIS ile TAKLİT/İMİTASYON/IMITATION
( Mimesis, sözlü sanatlarda etkindir. İLE ... )
- MİMLEMEK ile MİMLENMEK
- MİMLE(N)MEK ile/ve/||/<> DİŞ BİLE(N)MEK
- MİN MÂLÎ[Ar.] ile FÎ MÂLÎ[Ar.]
- MİNA ile ...
( Bilinen en eski ağırlık birimi. )
- MÎNÂ[Ar. < MİYÂNÎ] ile MÎNÂ[Fars.]
( Liman. İLE Şarap şişesi. | Şişe, cam, billûr. | Mine, kuyumcuların gümüş üzerine nakş ettikleri lacivert ya da yeşil renkli sırça. )
- MİNARE ile/||/<> ALEM
( Camilerde ezanın okunmasına mahsus kuleler. Genellikle birkaç basamakla yükselir bir mimari öğe. Kapı, basamak, balkon kondukları, köşk ve külah (taç) bölümleri bulunur. Ağaç ya da taştan olabilir. Çok basitlerinden çok bezemelilerine kadar değişik türlerine rastlanır. İLE/||/<> Yapıların kubbe ve külah gibi yerlerinin tepesinde, sancaklarda çoğunlukla bulunan, maden ya da taş işçiliği ile yapılan, bir çeşit tepelik. )
- MİNARE ile "EĞİK MİNARE"
( )
- MİNÂRE ile/ve/||/<> KILIF
- MİNARE ile MİNARECİ/LİK ile MİNARELİ ile MİNARESİZ ile MİNARE BOYU ile MİNARE KIRMASI
- MİNÂRE ile/ve ŞEREFE/EZÂNGÂH
( Minarenin 7 bölümü vardır. [Aşağıdan yukarıya doğru, sırasıyla] 7. Alem 6. Külâh 5. Petek 4. Şerefe 3. Gövde[Farisî] 2. Pabuç 1. Kürsü[Kaide] )
( Bir minarenin gövdesinin üstü de tekrar kendi içinde 15 bölümdür. [Aşağıdan yukarıya doğru, sırasıyla] 15. Alem 14. Bayrak 13. Seren 12. Çiğdene kaplama 11. Göndel 10. Gergi 9. Payanda 8. Tabla 7. İskaça 6. Kara çivi 5. Petek silmesi 4. Petek 3. Farisî 2. Şebeke 1. Stalaktit )
( Alem 8, bazı unsurlarının tekrarıyla da 10 bölüme ayrılır. [Aşağıdan yukarıya doğru, sırasıyla] 10. Hilâl[Boynuz] 9. Boyun[üst bilezik] 8. Küp 7. Armudî 6. Boyun[orta bilezik] 5. Küp 4. Boyun[alt bilezik] 3. Kaide 2. Küp[simit, karpuz] 1. Kaide )
( Minare külâhı nasıl tamir edilir? Minareyi tamir edecek usta, önce seren'in üzerine kendine basamak teşkil edecek ahşap parçaları çakarak, külâh'ın içinden çıkabildiği yere kadar tırmanır. Belirli bir yerde, külâh'ın darlığı yüzünden, çalışamaz hâle gelir. Bu noktada kaplama tahtalarını kırarak dışarı çıkabileceği büyüklükte bir delik açar. Dışarıya çıktığı nokta, genellikle alem'den birkaç metre aşağıdadır. Ustanın, minarenin en tepesine ulaşabilmesi için alem'in tam altına bir kement geçirmesi gerekir. Bunu gerçekleştirebilmesi için, bulunduğu noktada minarenin etrafında bir ip dolaştırır ve bu ipin iki ucunu şerefe'de bekleyen çırağına sarkıtır. Çırak ipi iki ucundan tutarak burmaya başlar. Burulan ip minarenin çevresinde bulunan kısmının çapı daraldığından yavaş yavaş minarenin tepesine doğru 'tırmanır'. Usta bu ipe tutunarak tepeye kadar tırmanır ve alem'in hemen altına bir kement bağlar. Bu kementin üzerine iki adet makara yerleştirir. Bunlardan biri, kendi beşiğini asacağı makara, diğeri ise şerefeden malzeme çekmesini sağlayacak olan makaradır. Usta, yukarıda 360Ş dönerek ve makaraya bağlı beşik sayesinde yukarı-aşağı hareket ederek minare külâhını tamir eder, değişecek kurşun levhalarını değiştirir. İşi bittiğinde, minarenin etrafında tekrar bir ip dolaştırır ve ipin iki ucunu şerefe'ye sarkıtır. Çırak bu ipi yine burarak ustasının minareden inmek üzere kullanabileceği tek bir halat hâline getirir. Usta bu halata tutunarak daha önce bağlamış olduğu tüm ipleri söküp şerefeye iner. En sonunda da burgulu ipin burgusunu açar ve şerefe'ye düşmesini sağlar. )
( Ecelbeşiği - Dücâne Cündioğlu )
( 

)
- MİNAREDE ile ...
( 99 BASAMAK (ESMA'ÜL HÜSNÂ) )
- MINCIK ile/ve/< CINAK/BERÂSİN[Ar. < BÜRSÜN]
( Kedi pençesi. İLE/VE Yırtıcı hayvan pençesi. )
- MINCIKLAMAK ile/ve/||/<> CIMBIZLAMAK
- MINCIKLAMAK ile MINCIKLANMAK ile MINCIK ile MINCIK MINCIK
- MİNDER ile MİNDERLİ ile MİNDERSİZ
- MİNDER[Ar.] ile YAYGI
( İçi yumuşak bir madde ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. | Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 cm. çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı. İLE ... )
- MİNE[Fars.] ile MİNE[Fars.]
( Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. | Saat kadranı. | İnce, parlak nakış. İLE Dişlerin taç kısmını kaplayan, beyaz ve sert doku. )
- MİN-EL-ARŞ İLE-L-FERŞ[Ar.] ile MİN-EL-AŞK[Ar.]
( Gökten yere kadar, baştan aşağı. İLE Aşk yüzünden. )
- MİNELEMEK ile MİNE ile MİNECİ/LİK ile MİNELİ ile MİNESİZ ile MİNE ÇİÇEĞİ ile MİNE ÇİÇEĞİGİLLER
- MİN-EL-EVVEL[Ar.] ile MİN-EL-EZEL[Ar.] ile MİN-EL-KADÎM[Ar.]
( Önceden/öteden beri. İLE Ezelden[öncesiz önce] beri. İLE Eskiden beri, çok önceden. )
- MİNERAL ile/ve/||/<>/> KAYA
( İlgili konuşmayı izlemek için burayı tıklayınız... )
- MİNERALLEŞTİRMEK ile MİNERAL ile MİNERALLİ ile MİNERALSİZ ile MİNERAL BİLİMİ ile MİNERAL BİLİMCİ ile MİNERAL BİLİMSEL
- MİNERALOJİ ile MİNERALBİLİM
( Maden bilimi. )
- MİNG ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bin sayısı.[1000] İLE ... )
- MINGAR[Oğuz] ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Pınar. İLE ... )
- MINGUY ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kâğıt yapıştırmakta kullanılan bir tür hamur. İLE ... )
- MİNHA[Ar.] ile 'ARİYYE[Ar.]
- MİNHÂC ile AÇIK, GENİŞ YOL
( AÇIK, GENİŞ YOL )
- MİNHAS[Ar. < MENÂHİS] ile MİN-HAYS[Ar.]
( Uğursuz şey. İLE "... konusunda". )
- MİNHÛVÂT[Ar.] ile/ve/||/<> SAH/H[Ar.] KAYDI
( Müellif tarafından derkenara alınan kayıtlar. @@ "Doğrudur, aslı budur, tashih edilmiştir" anlamı taşıyan, doğrulama/onay kaydı. )
( [işlevi]
Ana metne girmesi uygun görülmeyen: ek açıklamalar | ek/farklı görüşler | sonradan fark edilen ayrıntılar [Metni genişletir, fakat çekirdeğini bozmaz.] @@ Metindeki bir yanlışlığı düzeltmek. | Bir sözcüğün, ibarenin ya da tümcenin doğru biçimini göstermek. | Metnin güvenilirliğini onaylamak. )
( [özellikleri]
Bilgi içeriği vardır. | Müellif tercihini yansıtır. | Metnin anlam ufkunu genişletir. @@ Genellikle tek sözcük ya da çok kısa ibaredir. | Çoğu zaman... Yanlış sözcüğün yanına, satır üstüne, derkenara yazılır. [Düzeltme yapar, yeni bilgi eklemez.] )
( [ikisi de ...| Çoğunlukla derkenarda bulunur. | Ana metnin dışındadır. | Yazma geleneğinin denetim ve düşünce katmanını gösterir. )
- MİNİ ile MİNİK ile MİNİ ETEK
- MİNİBÜS ile MİNİBÜSÇÜ/LÜK
- MİNİCİK ile MİNNACIK ile MİNNOŞ ile MİNÖR[Fr.] ile MİNYON[Fr.]
( Çok küçük. İLE Çok küçük olan. İLE Küçük ve sevimli kişilere söylenilen seslenme sözü. İLE Daha küçük. | Bir makam, bir akort, bir gam, bir aralık özelliği olan. | Küçük önerme. İLE İnce, küçük, sevimli, zarif. )
- MİNİK ile UFAK
( TINY wiht SMALL )
- MİNİMAL GENOM İLE SENTETİK GENOM İLE XENOBİYOLOJİ ile/||/<> YAPAY YAŞAM
( Laboratuvarda yaratılan yaşam formları. )
( Formül: JCVI-syn3.0 (531kb) )
- MİNİMAL İLE SYNTHETİC İLE MİRROR ile/||/<> YAPAY GENOMLAR
( Tasarlanmış ve sentezlenmiş genomlar. )
( Formül: 473 temel gen )
- MİNİMAL KENDİLİK'TE:
GÖVDE BAĞIMLI ile GÖVDE BAĞIMSIZ
( [MİNİMAL KENDİLİK: Deneyimlerin, "anlık" ve "aracısız" öznesi olan kendilik.]
Yeni doğan bebekler, gövdeleriyle ilişkili olarak minimal öz farkındalık sergiliyor. Çevrelerindekilerin mimiklerini, istemli bir biçimde taklit edebiliyor.
İLE
Yetişkinler, olgusal bir biçimde iç gözlem yoluyla kendiliklerini deneyimlerinin öznesi olarak deneyimleyebiliyor ve kavramsallaştırabiliyor. )
- MİNİMAX İLE ALPHA-BETA İLE MCTS ile/||/<> OYUN AĞACI ARAMA
( Bilgisayar oyun stratejileri. )
( Formül: v = max(min(children)) )
- MİNKA ile/ve/||/<> MAÇİYA
(
Minka [ 民家 ]
Anlamı: Halk evi/kişilerin evi/kırsal ev.
Özellikleri:
- Kırsal bölgelerde[köylerde, dağlık alanlarda9 yer alır.
- Çiftçilerin, balıkçıların ve zanaatkârların yaşadığı evler.
- Ahşap, saman ve doğal malzemelerle yapılır.
- Çatılar, eğimli ve kalındır; iklim koşullarına göre uyarlanır.
- İç düzen, geleneksel Japon mimarisine göre tasarlanmıştır.
Maçiya [ 町家 / 町屋 ]
Anlamı: "Kasaba evi/kentli ev".
Özellikleri:
- Kent merkezlerinde, özellikle ticaret bölgelerinde bulunur.
- Tüccar ve esnaf ailelerinin yaşadığı yapılardır.
- Dar cepheli, derin planlıdır (unagi no nedoko: "yılan yatağı" biçimi).
- Alt kat dükkân, üst kat yaşam alanı olarak kullanılır.
- Ahşap kafesli pencereler, iç avlular ve kayar kapılar içerir.
Minka ile Maçiya arasındaki FaRkLaR...
| Özellik | Minka | Maçiya |
|---|---|---|
| Yerleşim | Kırsal alanlar | Kent/kasaba merkezleri |
| Kullanım amacı | Tarım, balıkçılık, günlük yaşam | Ticaret, zanaat ve yaşam |
| Mimari yapı | Geniş plan, eğimli çatı | Dar ve derin plan, çok katlı |
| Malzeme | Ahşap, saman, doğal malzemeler | Ahşap, kiremit, kafesli pencere |
| Sosyal sınıf | Köylü, zanaatkâr, işçi | Tüccar, kentli |
(
)
- MİNKAR[Ar. | çoğ. MENÂKÎR] ile TOMŞUK
( Kuş gagası. | Yırtıcı kuşların gagaları. İLE Kırık gaga. )
- MİNKOWSKİ İLE SCHWARZSCHİLD İLE KERR İLE REİSSNER ile/||/<> UZAYZAMAN METRİKLERİ
( Farklı uzayzaman geometrileri. )
( Formül: ds² = -c²dt² + dr² + r²dΩ² )
- MİNNET (DUYMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI (DUYMAK)
- MİNNET ile/ve/<> İSTİGNÂ'[< GINÂ]
( İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. | Birine, iyilik etmek. | Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak. | İyilik karşısında kendini borçlu hissetmek. | Yapılan bir iyiliği, verilen bir şeyi başa kakma [Minnetin bu bölümü, İslâm'da yasaklanmıştır.] | Görülen iyiliğe karşı teşekkür etme. | Allah-u teâlâya, hamd ve senâ etmek, şükretmek. | Nîmete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allah-u teâlânın lütfu ve ihsânı. | İyiliğe karşı duyulan şükür hissi, başa kakma. | Yapılan bir iyiliği, başa kakma. İLE/VE/<> Cenab-ı Hakk'tan başka kimsenin minneti altına girmemek. | Gönül tokluğu. | Elindekini kâfi bulmak. | Zenginlik istememek. | Muhtaç olmayıp zengin olmak. | Nazlanmak. | Azâmet ve tekebbür etmek. )
- MİNNET ile MİNNETSİZ/LİK ile MİNNETSİZCE
- MİNNET[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]
- MİNNET[Ar.] ile/ve ŞÜKRAN[Ar.]
( Bir iyiliğe, bir iyilik yapana yönelik, kendini borçlu görme. | Görülen iyiliğe yönelik teşekkürde bulunma. İLE/VE İyilik bilme, gönül borcu. )
- MİNNETTAR[Ar.] ile/ve/değil/||/<> MÜTEŞEKKİR[Ar.]
- MİNNETTARLIK ile/ve KORKU
( GRATITUDE vs./and FEAR )
- MİNNETTAR/LIK ile MİNNETTARCA
- MİNSER[çoğ. MENÂSİR] ile ...
( Yırtıcı kuşların gagası. | Taşçı kalemi. )
- MİNTAN/LIK ile MİNTANLI ile MİNTANSIZ
- MİN-TARAF-İLLÂH ile ...
( ALLAH CÂNİBİNDEN )
- MINTÎK[Ar.] ile MISKÂL[Ar.]
( Çok hatip, pek düzgün konuşan. İLE Parlatan, cilâlayan âlet. | İnce, zarif bir hatip. )
- MINUTE ile MINUTE
( Dakika. İLE Çok küçük. )
- MİNYATÜR[Fr.] ile GRAVÜR[Fr.]
( Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve oylum duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı. | Bu biçimde yapılmış resim. | Bir şeyin küçük ölçekte kopyası ya da benzeri. İLE Ağaç, metal ya da taş bir yüzeye ayrı katlar halinde değişik boyalar sürüldükten sonra üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği. | Kazıma resim. )
( İki boyutlu. İLE (Kısmî) Üç boyutlu. )
( BİHZÂD: Büyük bir Türk minyatür ressamıdır. Herat'ta yaşamıştır. )
- MİNYATÜR ile/yerine/< TASVİR
- MİNYATÜR ile/ve/<> TEZHİB
- MİNYATÜRDE:
MİRAN ÜSLÛBU ile/ve UYGUR ÜSLÛBU
- MİNYATÜRLEŞMEK ile MİNYATÜRLEŞTİRMEK ile MİNYATÜR ile MİNYATÜRCÜ/LÜK
- MINZAR[Ar.] ile MINZÂR[Ar.]
( Bakma âleti. | Röntgen. İLE Ayna. | Röntgen. )
- MİR ile MİRA ile MİRİ ile MİRİCİ ile MİRİ MAL ile MİRİ KATİBİ
- MIR168a ile/ve/||/<> MIR156a ile/ve/||/<> MIR166a
( Kabak'tan sağlanır. VE/||/<> Buğday'dan sağlanır. VE/||/<> Patates'ten sağlanır. )
( BRASSICA RAPA PEKINENSIS et/||/<> TRITICUM AESTIVUM et/||/<> SALANUM TUBEROSUM )
- MİRÂC:
ALIRKEN ile/ve/değil VERİRKEN
( Bilinçsiz. İLE/VE/DEĞİL Bilinçli. )
- Mİ'RÂC ile ...
( MERDİVEN | GÖĞE ÇIKMA | HZ. MUHAMMED'İN ALLAH TEÂLÂ İLE GÖRÜŞMESİ )
- MİRÂC ile/ve/<> İSRÂ
( ... İLE/VE/<> Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya gitmek üzere [gece] yürüyüşü. )
( Recep ayının 27. gecesidir. )
- MİRAÇ ile MİRAÇ GECESİ ile MİRAÇ KANDİLİ
- MİRÂC ile/ve MİRÂT
( Mîrâc mîrât ile oluşur. )
- MİRAS ALMAK ile KALITSAL ile MİRAS ile VERASET VERGİSİ ile MİRAS ALINAN ile KALITSAL BAĞIŞIKLIK ile MİRASÇI
( INHERIT vs. INHERITABLE vs. INHERITANCE vs. INHERITANCE TAX vs. INHERITED vs. INHERITED IMMUNITY vs. INHERITOR )
( به ميراث بردن ile وارث شدن ile ارث بردن ile مالک شدن ile از ديگري گرفتن ile قابل انتقال ile ميراث بردني ile موروثي ile ميراث بري ile وراثت ile ارث ile ميراث ile توارث ile مرده ريگ ile ارث بري ile ماليات بر ارث ile ايمني ارثي ile وارثه ile وارث ile ارث بر )
( BAH MYRAS BARDAN ile VARS SHODAN ile ERS BARDAN ile MALK SHODAN ile AZ DYGARY GARAFTAN ile GHABEL ENTEGHAL ile MYRAS BARDANY ile MOOROOSY ile MYRAS BARY ile VARASAT ile ERS ile MYRAS ile TAVARS ile MARDEH RYG ile ERS BARY ile MALYAT BAR ERS ile AYMANY ERSY ile وارثه ile VARS ile ERS BAR )
- MİRAS/TEREKE ile/değil İNAM/EMÂNET
( EMÂNET VE İLTİZAM USULLERİ )
( STUART MILL [1806-1873]: Kişinin malı üzerindeki tasarruf hakkının sınırsız ve kayıtsız olarak tanınmasını fakat miras yoluyla servet edinme hakkının sıkı biçimde sınırlanması gerektiğini belirtir. [Mirasın yarattığı eşitsizlikle yaşam mücadelesinin doğal şartlarının bozulduğunu, en beceriklinin değil servetçe ayrıcalıklıların üstünlük sağladıklarına işaret eder.] )
( [not] INHERITANCE vs./but DEPOSIT )
- MİRAS ile/değil EMÂNET
( [not] INHERITANCE vs. DEPOSIT )
- MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<>/> İNTİKAL[Ar.]
- MİRAS ile/ve/||/<> İZ
- MİRAS ile İZDÜŞÜM
( INHERITANCE vs. PROJECTION )
- MİRAS ile MİRASÇI/LIK
- MİRAS ile RUKBÂ[< İRTİKAB]
( ... İLE "Ben senden önce ölürsem senin olsun, sen benden önce ölürsen benim olsun" diyerek bir şeyi bağışlama, hibe etme. )
- KALIT/MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<> TEREKE/METRÛKÂT[Ar.]
( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )
- MİRASÇI ile MİRASÇI VARSAYIMI ile MİRASÇI ile MİRASÇI OLMAYAN ile MİRAS
( HEIR vs. HEIR PRESUMPTIVE vs. HEIRESS vs. HEIRLESS vs. HEIRSHIP )
( ميراث بر ile ارث بر ile وارث ile وارث مقدر ile وارثه ile بي وراث ile وارث بودن )
( MYRAS BAR ile ERS BAR ile VARS ile VARS MOGHODAR ile وارثه ile BEY VARAS ile VARS BODAN )
- MİRASÇI ile MİRASÇI ile ELÇİLİK ile MİRAS BIRAKAN
( LEGATE vs. LEGATEE vs. LEGATION vs. LEGATOR )
( ارث ile نماينده تام الاختيار ile ميراث بر ile وزارت مختار ile ايلچي گري ile ميراث گذار ile مورث )
( ERS ile NAMAYNADEH TAM ALAKHTYAR ile MYRAS BAR ile VAZART MOKHTAR ile ايلچي گري ile MYRAS GOZAR ile MOORS )
- MİR'ÂT ile MİR'AT-I HAKÎKÎYE
( Ayna. | Ünlü bir çeşit lâle. İLE Hakikat aynası. )
- MİRGÛN ile EMİRGÂN
( EMİRGÂN )
- MİRİ ile/||/<> MİRÎ ARAZİ
( Hükümetin, hazinenin malı olan. İLE/||/<> Bu topraklar her türlü işletim hakkı devlete ait olan topraklardı. Bu topraklar, topraktan alınan verginin büyüklüğü ve hizmete göre çeşitli bölümlere ayrılmıştı. Miri toprak üzerinde yaşayan kişiler, bu toprakların asıl sahibi olmayıp, kiracı konumundaydılar. Osmanlı Devleti'nde Miri toprağın kullanım biçimi şu biçimde idi: Tımar sisteminde; bir kısım asker ve ya devlet görevlilerine belirli bölgelerde vergi kaynakları tahsis edilir, karşılık olarak da onlardan devlet görevlilerine belirli bölgelerde vergi kaynakları tahsis edilir, karşılık olarak da onlardan devlet için bir takım hizmetler beklenirdi. Miri Arazi de de; Osmanlı Devleti, bir toprağı fethettiğinde, ki bu toprağın hıristiyan toprağı ya da Müslüman toprağı olması önemli değildi, toprak boş bırakılmayıp ekilmek şartıyla eski sahiplerine verilir, bu topraklarda ziraat yoluyla elde edilne vergiler, direkt devlete değil de, o yerin geliri hizmet karşılığı kime verilmişse ona verilirdi. Toprağı boş bırakan, yani üretim yapmayan köylüden "çift bozan" vergisi alınır, eğer köylü toprağı üç yıl işlemeden bırakırsa, toprak elinden alınırdı. Miri toprakların en önemli bölümünü savaşlarda yararlılık gösteren kişilere verilen Zeamet ve tımarlar oluştururdu. Dirlik ismi verilen ve Osmanlı toprak yönetiminde genel adıyla tımar olarak bilinen bu topraklar, gelir açısından çoktan aza doğru; Has, Zeamet ve Tımar olarak sıralanırdı. )
- MIRILDAMAK ile/ve/||/<> FISILDAMAK
- MIRILDAMAK ile MIRILDANMAK ile MIRILDANABİLMEK
- MIRILTI ile MIRILTILI
- MİRKELÂM[Fars. (AMİR, BAŞ, BEY)MÎR-İ KELÂM] ile ...
( KONUŞMAYI/SÖZÜ/SOHBETİ BAŞLATAN, BAŞLATACAK OLAN, BAŞLATMASI BEKLENEN | GÜZEL, DÜZGÜN, ZARİF KONUŞAN )
- MİRKET ile/değil ÇİZGİLİ FİRAVUN FARESİ
- MIRLAMAK ile MIRLANMAK
- MİRNA İLE SİRNA İLE LNCRNA İLE CİRCRNA ile/||/<> NON-CODİNG RNA
( Kodlamayan RNA türleri. )
( Formül: 21-23 nt (miRNA) )
- MİRSÂD/MİRSAD[Ar. çoğ. MERÂSİD] ile MİRSÂT[Ar. çoğ. MERÂSÎ]
( Gözetme yeri. | İlk 3 sayısının başyazarı, Muallim Naci olan ve 26 Mart 1891'de yayımlanmış olan haftalık edebiyat dergisi. İLE Gemi demiri, lenger. )
- MIŞ GİBİ ile/ve/değil BİLE DEĞİL
- MIŞ GİBİ ile/ve GİZLİ
- ...MIŞ GİBİ ile/değil VARSAYMAK/ZANNETMEK
- MİS[Ar. < MİSK] ile MİS[Fars.]
( Hoş kokulu olan şey. İLE Bakır. )
- MİS ile MİSK ile MİSO ile MİSK OTU ile MİS ÜZÜMÜ ile MİS SABUNU
- MİSAFİR ile MİSAFİR ODASI
( GUEST vs. GUEST ROOM )
( ميهمان ile مهمان ile ضيف ile مسکن گزيدن ile اطاق پذيرايي ile اتاق پذيرايي )
( MYCPEHMAN ile MOTEOMAN ile ضيف ile MOSKAN GOZYDAN ile OTAGH PAZYRAYY ile OTAGH PAZYRAYY )
- MİSAFİR ile/ve/<>/değil/>< MUKÎM[< KIYÂM]
( 72 saat boyunca ağırlanan kişi. İLE/VE/<>/DEĞİL/>< Oturan, ikâmet eden. | 72 saatten daha uzun süre kalan misafir/kişi. )
- MİSAFİR[Ar.]/MİHMÂN[Fars.] ile KONUK
( KONUK, MİSÂFİR )
- MİSAFİR/LİK ile MİSAFİR ODASI ile MİSAFİR SALONU
- MİSAFİRPERVER ile HASTANE ile MİSAFİRPERVERLİK ile HASTANEYE KALDIRILMA
( HOSPITABLE vs. HOSPITAL vs. HOSPITALITY vs. HOSPITALIZATION )
( غريب نواز ile در خانه باز ile درخانه باز ile مهمان نوازانه ile درمانکده ile بيمارستان ile دارالشفاء ile مريضخانه ile غريب نوازي ile غريب پروري ile دربيمارستان بستري )
( غريب نواز ile DAR KHANEH BAZ ile DARKHANEH BAZ ile MOTEOMAN NAVAZANEH ile DARMANKDEH ile BEYMARESTAN ile DAROLSHAFA ile مريضخانه ile غريب نوازي ile غريب پروري ile DARBYMARESTAN BASTERY )
- MÎSÂK[Ar. < SEVK] ile MÎSÂK[Ar. < VÜSÛK | çoğ. MEVÂSÎK]
( Sürme, sevk etme. İLE Sözleşme, antlaşma, yemin. )
- MİSAL ile ANİ ile ANINDA ile ANİDEN
( INSTANCE vs. INSTANT vs. INSTANTANTLY vs. INSTANTLY )
( وهله ile ماه کنوني ile لحضه ile آني ile آنا ile در دم )
( VELLEH ile MAH KONONY ile LAHZEH ile ANY ile ANA ile DAR DAM )
- Mİ'SÂL[Ar.] ile MİSÂL[Ar. < EMSÎLE]
( Ucu uzun ağaç, gelberi. İLE Örnek. | Masal. | Düş/rüyâ. | Benzer, andırır. | Yalnızca ilk harfi[fâsı], harf-i illet olan sözcük.[VASL, VÂİZ, YÜMÜN, MEYSÛR vb.] )
- MİSÂL ile/>< SÂLİM
( İlk yazacı illet yazaçlarından biri olan sözcük. İLE/>< İçinde illet yazaçlarından [elif, vav, y e] biri bulunmayan sözcük. )
- MİSAL(İ) ile HESAB(I)
- MİS'AR/MİS'ÂR[Ar. < MESÂİR] ile Mİ'SÂR/Mİ'SAR/Mİ'SARA[Ar.]
( Ateş küsküsü, ateş karıştırmaya yarayan demir. İLE Mengene. )
- MİSEL İLE VEZİKÜL İLE EMÜLSİYON ile/||/<> KOLLOİD YAPILAR
( Surfaktant organize yapıları. )
( Formül: CMC: Kritik misel derişimi )
- MİSEL ile/||/<> VEZİÜL
( Misel tek tabakalı küre İLE veziül çift tabakalı kabarcık. )
( Formül: Surfaktan İLE lipit )
- MİŞFER/MEŞFER[çoğ. MEŞÂFİR] ile ...
( Devenin sarkık dudağı. )
- MİSİL ile MİSİLSİZ ile MİSİLLEME
- MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> SAVAŞ
- MISIR GEVREĞİ ile HUBUBAT
( CEREAL vs. CEREALS )
( گياهان گندمي ile غله ile حبوبات ile بقول ile بنشن )
( GYANPANAN GANDAMY ile GHALEH ile HEBOOBAT ile BAGHOL ile BONASHEN )
- MİTLER:
MISIR ile/ve/<> HİNT ile/ve/<> İBRÂNÎ ile/ve/<> YUNAN
( Varoluş'un öyküsünü anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Gövdenin macerasını anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Ruhun başına gelenleri anlatan/anlatır. İLE/VE/<> Aklın, aklî gelişimin ve akılsal ilke ile melekelerin öyküsünü anlatan/anlatır. )
- MISIR NİŞASTASI ile BUĞDAY NİŞASTASI
( CORN STARCH vs. WHEAT STARCH )
- MISIR PİRAMİDİ ile SÜMER PİRAMİDİ ile MAYA PİRAMİDİ
- MISIR PİRAMİTLERİ ile/ve/<> MAYA PİRAMİTLERİ[KUKULKAN/EL CASTILLO] ile/ve/<> BOLİVYA PİRAMİTLERİ
( PİRAMİT: Merkezdeki ateş. )
( Gize - Kahire - Mısır'da. İLE/VE/<> Chichen-Itza - Yucatán - Meksika'da. İLE/VE/<> Desaguadero'da. [La Paz'dan 70 km. Batı'da, Peru sınır geçişi olan yolu üzerinde.] )
( Keops [M.Ö. 2550], Mikerinos, Kefren [M.Ö. 2520], Sfenks, Sakkara [M.Ö. 2650], Maldum Snefru [M.Ö. 2000], Dahahur [M.Ö. 2600], Dahahur Snefru [M.Ö. 3000], Sakkara Pepi II [M.Ö. 2250]. İLE/VE/<> Uxmal Tapınağı ve Teotehuacan. İLE/VE/<> Tiahuanaco. )
- MISIR TAKVİMİ ile/ve/||/<> ÖMER HAYYAM TAKVİMİ
( En dakik takvimler. )
- MISIR YOLU ile/ve ÇİN YOLU
( Sanat tarihinin seçtiği yol. İLE/VE ... )
- MISIR ile ...
( KEM(KARANLIK) - NEFS[tasavvufta] )
- MISIR ile CİNMISIRI/CİNDARISI
( ... İLE Bir tür, ufak taneli mısır. )
- MISIR ile DARI
( Buğdaygillerden, gövdesi kalın, yaprakları büyük, boyu yaklaşık iki metre olabilen, eril çiçekleri tepede salkım durumunda, dişil çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir tarım bitkisi. | Bu bitkinin, koçan üzerindeki taneli ürünü. İLE Buğdaygillerden, tohumları, gereğinde buğday yerine gıda olarak kullanılan, kuraklığa dayanıklı bir bitki, akdarı. )
( ZEA MAYS cum PANICUM )
- MISIR ile HEDİK
( ... İLE Kaynatılmış mısır. )
- MISIR ile/||/<> KARA MISIR
- MISIR ile/ve MEZOPOTAMYA
- MISIR ile MISIR AVCISI ile MISIR KOÇANI ile MISIR UNU ile MISIR YAĞI ile GELİNCİK ile BOYNUZLU ile KÖŞE ile KÖŞE KESİMİ ile TEMEL TAŞI ile ÇAPRAZ ile KORNİŞ
( CORN vs. CORN CHANDLER vs. CORN COB vs. CORN MEAL vs. CORN OIL vs. CORN ROSE vs. CORNEOUS vs. CORNER vs. CORNER CUT vs. CORNERSTONE vs. CORNERWISE vs. CORNICE )
( ميخچه ile ذرت ile بلال ile غله ile علاف ile چوب ذرت ile آرد ذرت ile روغن ذرت ile گل شقايق ile شاخ مانند ile نبشي ile سه کنج ile نبش ile گوش ile کنج ile گوشه ile بريدگي گوشه ile آجر نبش ile از گوشه ile شرفه )
( MYKHCHEH ile ZARAT ile BELAL ile GHALEH ile ALAF ile CHUB ZARAT ile ARD ZARAT ile ROGHEN ZARAT ile GOL SHGHAYGH ile SHAKH MANAND ile NABASHY ile SEH KONJ ile NABASH ile GUSH ile KONJ ile GUSHEH ile BARYDEGY GUSHEH ile AJER NABASH ile AZ GUSHEH ile شرفه )
- MISIR ile/değil SÜPÜRGE
- MISIRBİLİMCİ ile MISIR BİLİMİ
( EGYPTOLOGIST vs. EGYPTOLOGY )
( مصرشناس ile مصرشناسي )
( مصرشناس ile MASRASHENASY )
- MISIR'DA:
42 EYALET ile/ve/<> 42 TANRI
- MISIRLI ile MISIR DOĞUMLU ile MISIR
( EGYPTIAN vs. EGYPTIAN-BORN vs. EGYPT )
( کشور مصر ile مصر ile مصري ile مصري الاصل )
( KESHOR MASR ile MASR ile مصري ile مصري الاصل )
- MISIR/LIK ile MISIRCI/LIK ile MISIRLI ile MISIR UNU ile MISIR ÖZÜ ile MISIR FULÜ ile MISIR YAĞI ile MISIR EKMEĞİ ile MISIR ANASONU ile MISIR BAKLASI ile MISIR KALBURU ile MISIR PÜSKÜLÜ ile MISIR TURNASI ile MISIR YASEMİNİ
- MİSK KEDİSİ ile MALABAR MİSK KEDİSİ
( ZEBÂD ile ZEBÂD-I MALABAR )
- MİSK KOKUSU ile/ve/değil/yerine DOST KOKUSU
- MİSKAL[Ar. çoğ. MESÂKÎL] ile MISKAL
( Yirmidört kıratlık bir ağırlık ölçüsü. [yüz arpa ağırlığındadır][ondört kırat, bir şer'î dirhemin karşılığıdır] | 1.43 dirhemlik ağırlık ölçüsü. İLE Parlatan, cilâlayan âlet. | İnce, zarif bir hatip. )
- MISKAL ile MISKALA
- MİSKET ile CİCOZ
( ... İLE Cam ya da toprak bilyelerle oynanan çocuk oyunu. | Bu oyundaki bilyelerin her biri. | [argo] Hiç yok. )
- MİSKET ile MİSKET OYUNU ile MİSKET ÜZÜMÜ ile MİSKET ELMASI ile MİSKET DOMATES
- MİSKET[Fr. < Ar.] ile MİSKET[Fr. < İt.] ile BİLYE[İt. < BIGLIA]
( Hoş kokulu meyveleri nitelemek için kullanılır. İLE Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı. | Bilye. )
- MİSKET ile ZEYBEK
( ... İLE Özellikle Batı Anadolu efelerine verilen ad. | Efelere özgü, yerel oyun ve bu oyunun müziği. )
- MİSKİN ile KÜLKEDİSİ
( Çok uyuşuk olan kişi. | Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen kişi. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan kişi. | Âciz, zavallı. İLE Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan kişi. | Uyuşuk, miskin kişi. | Sakin, yumuşak, uyumlu kişi. | Pasaklı, görgüsüz kadın. )
- MİSKİNLER TEKKESİ ile ...
( Karacaahmet'tedir. [1. ada] )
- MİSKİNLEŞMEK ile MİSKİN/LİK ile MİSKİNCE ile MİSKİN HASTALIĞI ile MİSKİNLER TEKKESİ
- MİSKİN/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK
- MİSKOTU ile ...
( COMPOSITAE ARTEMISIALAXA[Lat.] = BİRİNCÂSF[Fars.] = MUGWORT[İng. Miskotu, koyunotu.] = ARMOISE[Fr. Miskotu, yabani karanfil.] = BEIFUSS[Alm.] )
- MİSL ile ...
( Benzer, kat. | Mikdar. | Ön, yan, huzur. | Tekrarlanan bir sayının toplamı. )
- MİSL[Ar.] ile MESEL[Ar.]
- MİSL[Ar.] ile NAZÎR[Ar.]
- MİSL[Ar.] ile NİDD[Ar.]
- MİSL[Ar.] ile ŞEKL[Ar.]
- MİSLEYN[Ar.] ile MUTTEFİKAYN[Ar.]
- MİSMA'/MİSMAA[Ar. < SEM | çoğ. MESÂMİ'] ile MİSMÂR[Ar. çoğ. MESÂMÎR]
( Kulak. | Hastanın, kalbini, göğsünü ve ciğerlerini dinlemeye yarayan âlet, siteteskop. | Kulaklık. İLE Çivi, mıh. | Kazık. )
- MİSSİRUKOFO ile ...
( Sikasso - Mali'de yaşayan yerel halk. )
- MİSTİK GİZLİLİK ile/değil/yerine EZOTERİK GİZLİLİK
- MİSTİK ile/ve AŞKIN
- MİSTİK ile BULANIK
- MİSTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EZOTERİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FELSEFÎ
( Düzensiz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Düzenli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sürekli. )
( Aktarılmayan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aktarılan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Paylaşılan. )
( [Su bulmak üzere] Kuyu/artezyen kazan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yeraltındaki akarsuyu bulan/bilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tüm suları, suların kaynağını sorgulayan/düşünen/arayan. )
- MİSTİK ile GNOSTİK
( Myster: Sır, Gizem. On: Kozmos, Varlık. Mysterion: Varlığın Gizemi. Mystic: Varlığın Gizemini Bilen )
( Gizemli. İLE İrfan Öğretisi(Hristiyan Gizemi olarak da geçer). )
( Mistik deneyim, gerçekliğin akıl-dışı ve doğrudan doğruya yaşanması demektir. )
( Mistik bilgi, hiçbir zaman salt gözlemle elde edilemeyen, ancak kişinin tüm benliğiyle olaya katılması sonucu yaşanan bilgi türüdür. )
( Mistik bilgiye ulaşmak demek, değişime uğramak ya da "bilmek", "değişmek" demektir. )
( MYSTIC vs. GNOSTIC )
- MİSTİK ile HİPNOTİK
- MİSTİK ile/ve MÂNEVÎ
( Aklımızın havalarını, arzu ve emellerini çıkarırsak, bu küre bizi kaldıramaz. )
- MİSTİK ile METAFİZİK
- MİSTİK/LİK ile MİSKİN/LİK
- MİSTİSİZM ile/ve DOĞALLIK
- MİSTİSİZM ile/ve HALK KÜLTÜRÜ
- MİSTİSİZM ile MİTOLOJİ
- MİSTİSİZM ile SUFİZM
- MİT ile/ve KADER
( Kültürün alışkanlıklarımızdaki karşılığı. İLE/VE ... )
- MİT ile/ve KOLLEKTİF BİLİNÇALTI
- MİT ile/ve/<> KUTSAL/LIK
- MİT ile/ve/||/<>/> LEJANT
( ... @@ Zamanla biçim değiştirmiş tarih olayı. | Para ve madalyon gibi şeyler üzerindeki yazı. )
- MİT ile/ve/||/<> MASAL
( Evrenseldir. İLE/VE/||/<> Toplumsal öğeler egemendir. )
( Belirli ya da belirsiz bir zaman söz konusudur. İLE/VE/||/<> Zaman önemli değildir. )
( Olaylar, kısmen de olsa gerçeğe dayanır. İLE/VE/||/<> Olaylar düş ürünüdür. )
( Yer öğesi bazen gerçek, bazen de düşseldir. İLE/VE/||/<> Olaylar, düş ürünü yerlerde geçer. Ülkenin birinde geçmiş olması yeterlidir. )
( Bilgi vermeyi amaç edinmiştir. İLE/VE/||/<> Aktöre/ahlâk değerlerini öne çıkarır. Arkadaşlık, sadakat, vefâ gibi duygular, kavramlar öne çıkarılır. )
- MİT ile M.İ.T.
( ... İLE Milli İstihbarat Teşkilâtı. )
- MİT/MİTOS[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<>/> MİTOLOJİ[Fr. < Yun.]/ESÂTÎR[Ar.]
( Tarih öncesine dayanan efsane. Dirimli öykü. Şiirsel felsefe. | Geleneksel olarak yayılan ya da toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk öyküsü. İLE/VE/<>/> Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim. | Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ilişkin mitlerin, efsanelerin tümü. )
( Antik Yunan'da Ksenophanes (M.Ö. 565-470), Homeros ve Hesiodos'un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmiş ve yadsımıştır. Bu eleştiri sonucunda mitler, din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez, yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. )
( Toplumların yaratıp yaşattığı mitler, geleneği yaşatmakla birlikte, özlem, umut ve beklentilerin yansıtıldığı bir geleceğin dünyası niteliğine de bürünmektedir. Bu tür mitler, gerçek yaşamın zorlukları karşısında bunalan bireylerin, özledikleri yaşamı kurmayı gelecek kuşaklara bıraktığı birtakım tasarımlar niteliğindedir. Bireysel olarak ele alındığında mitos dönemi, ana rahminden konuşmanın başlamasına kadar geçen ve bebeklik süreci olarak adlandırılan döneme karşılık gelmektedir. )
( Bir mit duygusal bağlılık yönünden içi boşaldığında masala dönüşür. Duyguları etkileme gücünü yitirir. Ansal yorumlama ile de kurgu biçimini alır. )
( Mit ilk önce metafiziksel kozmogoni ile aşılmıştır. Artık mitsel simgeler arasındaki anlamlı bağ (ritus) yerini düşünceler arasındaki anlam bağına, mantık'a(düşünbiçim) bırakmıştır. Metafiziksel kozmogoni bir yandan felsefi spekülasyon biçimini alırken öte yandan miti dine dönüştürmüştür. Dinsel mit ise "tarih bilinci" ile aşılmıştır. Kişinin varoluşu, tarihsel bilinç yoluyla, gerçek ve olgusal kavranışına yükselmiştir. )
( Paganist (putperest) mitler, kişinin karşısında eşyayı, doğa parçalarını ve hayvanları yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Buna karşın imgesel (imgetapar, hayalperest) mitler, doğaüstü imgeleri kişinin karşısında yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Aydınlanmaya temel oluşturan mitler ise, insan yaşamını ve özellikle insan aklının tutsaklıktan ve yanılsamadan kurtuluşunu simgelemiş olanlardır. Ezoterik okullar bu tür mitlerden yararlanmışlardır. )
( Yaşamdan yansıtılarak oluşturulmalarına karşın mitler tarihsel değildir. Bir başka deyişle, tarihsel bir zaman ve mekân göstermezler. Mitlerin zamanı ve mekânı aşkındır. Mitler okunduğunda ya da ritüel eşliğinde canlandırıldığında, kişi mitsel zaman ve mekâna geçer. Mite katılır ve onu coşkuyla yaşar. Tarihsel olaylar bir kere olur ve geri dönüşsüzdür. Oysa mitler, canlandırılıp yaşanabilir. )
( Günümüzde, psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, mitos yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa, bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. )
( Mitosu, bireyin duygu ve hayal dünyasında oluşan, gelişen bir psişik gereksinim olarak ele aldığımızda, modern toplumların modern mitlerin halen önemini koruduğu anlaşılmaktadır. )
( Mitoloji, evrendeki(insandaki/doğadaki) kaderi araştırma işidir. )
( Mitoloji, kişinin bulunduğu yeri anlamlandırma işidir. )
( Mitler yazıldıklarından itibaren mit olmaktan çıkmaya başlamıştır. )
( Mitte tipoloji yoktur, arkeler vardır. )
( Mitler, düzyazıya döküldüğü anda doktrindir. )
( Sanatçıların hazinesi. İLE/VE/||/<>/> Filozofların hazinesi. )
- MİT ile/ve/değil PROPAGANDA ARACI
- MİT ile/ve/<> PUT/TOTEM
( Doğru düşünmeyi engeller. İLE/VE/<> Doğru inancı engeller. )
- MİT ile/ve/||/<> SAKLAMA
- MİT ile/ve TARİH ÖNCESİ
- MİTİK TANRI İNANCI ile/ve PSİKOLOJİK TANRI İNANCI ile/ve TEOLOJİK TANRI İNANCI
( Halkın. İLE/VE "Aydın"ların. İLE/VE Teslim olanların. )
( TAGALOA: Söylencelerindeki en yüce tanrı. )
- MİTİK ile/ve İLÂHÎ
- MİTİK ile/ve/<> YİTİK
- MİTİNG ile MİTİNGCİ/LİK
- MİT/LER ile/ve DİN/LER
- MİTLEŞMEK ile MİTLEŞTİRMEK
- MİTOKONDRİ ile/ve/||/<>/< KLOROPLAST
( Gözelerde enerji üreten organel ve enerji üretim merkezi. İLE/VE/||/<>/< Bitki gözelerinde fotosentezi gerçekleştiren organel. )
- MİTOKONDRİ ile/||/<> KLOROPLAST
( Mitokondri ATP üretir İLE kloroplast fotosentez yapar )
( Formül: Solunum İLE fotosentez )
( Lynn Margulis tarafından 1967 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1938-2011) (Ülke: ABD) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Endosimbiyotik teori) )
- MİTOKONDRİ ile KLOROPLAST
( Gözenin enerji santrali olarak bilinen organeli. İLE Fotosentez için gerekli olan yeşil pigmentleri içeren organel. )
- MİTOKONDRİYAL DNA ile/ve/||/<> NÜKLEER DNA
( Anneden. İLE/VE/||/<> Babadan. | Göze çekirdeğinde bulunan ve iki ebeveynden de alınan genetik kalıtım. )
( Hem kız, hem erkek çocuğa X kromozomunu taşır. İLE/VE/||/<> Sadece erkek çocuğa Y kromozomunu taşır. )
- MİTOKONDRİYAL SOLUNUM ile GÖZESEL SOLUNUM
( Mitokondrilerde gerçekleşen ve besinlerden enerji üretilen bir süreç. İLE Tüm canlı gözelerinde gerçekleşen ve besinlerden enerji üretilen genel bir süreç. )
- MİTOLOJİ İLE İLGİLENMEK/UĞRAŞMAK ile/değil/yerine MİT(LER)'İ DENEYİMLEMEK
( Bilmek. İLE/DEĞİL/YERİNE Anlamak. )
- MİTOLOJİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> FELSEFE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "GERÇEK ÖTESİ/POST TRUTH"
( [yerini ...]
Din aldı. @@ Felsefe aldı. @@ Bilim aldı. @@ "Gerçek ötesi" aldı. @@ ... )
(1996'dan beri)