Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 71.480 başlık/FaRk ile birlikte,
71.480 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(101/287)


- GICIK OLMAK ile UYUZ OLMAK


- GICIKLAMAK ile GICIKLANMAK ile GICIK/LIK ile GICIKÇA


- GICIRDAMAK ile GICIRDATMAK ile GICIRDATILMAK


- GICIR/LIK ile GICIR GICIR ile GICIRI BÜKME


- GICIRTI ile GICIRTILI ile GICIRTISIZ


- GIDA GÜVENCESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GIDA EGEMENLİĞİ


- GIDA GÜVENLİĞİ ile/ve/değil GIDA GÜVENCESİ

( TECEDDÜ'[Ar.]: Kötü besinden ya da besin yetersizliğinden dolayı gözdeki meşîme tabakasının arkadan yarılması. )

( [not] FOOD SECURITY vs./and FOOD SAFETY )


- GIDA" ile/değil/||/<> GADA


- GIDÂ[çoğ. AĞDİYE] ile GIDÂ

( Kişiyi besleyenler. İLE İbâdet. | Zikrullah. )


- GIDA ile YEMEK

( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )

( Aldığımız gıdalar, hayat ve huy sahibidir. )

( Kazın yediği otlar, kişiler/insan için şifalıdır. )

( MAT'ÛM[çoğ. MAT'ÛMÂT]: Yenilecek yemek. )


- GIDAKLAMA ile GIDAKLAMA

( CACKLE vs. CACKLING )

( نعيب کردن ile قات قات کردن ile غد غد کردن ile غار غار ile غات غات ile غد غد ile نعيب )

( NEYBE KARDAN ile GHAT GHAT KARDAN ile GHAD GHAD KARDAN ile GHAR GHAR ile غات غات ile غد غد ile نعيب )


- GIDAKLAMAK ile GIDA ile GIDALI ile GIDASIZ/LIK ile GIDA REJİMİ


- GIDAKLAMAK ile GIDAKLAMA

( CLUCK vs. CLUCKING )

( مرغ قپ ile مرغ کرچ ile غد غد کردن ile قدقد کردن ile غد غد )

( MORGH GHAP ile MORGH KARCH ile GHAD GHAD KARDAN ile GHODAGHAD KARDAN ile غد غد )


- GİDER (YAPMAK) ile ATAR (YAPMAK)


- GİDERİLEMEZ/LİK ile/ve/<> VAROLUŞU REDDEDİLEMEZ/LİK


- GİDERİNİ, GELİRİNE GÖRE AYARLAMAK/DÜŞÜREBİLMEK ile/ve/||/<>/> GELİRİNİ, GİDERİNE GÖRE AYARLAMAK/YÜKSELTEBİLMEK


- GİDERME ile/ve/değil/||/<>/< HAFİFLETME


- GİDERMEK ile "AŞMAK"


- GİDERMEK ile GİDEBİLMEK ile GİDEDURMAK ile GİDERİLMEK ile GİDEREBİLMEK ile GİDERİVERMEK ile GİDER ile GİDE GELE ile GİDE GİDE


- GİDERMEK ile KARŞILAMAK


- DEGAUSS[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATIS


- DEMAGNETIZATION FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA ÇARPANI


- DEMAGNETIZATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA EĞRİSİ


- DEMAGNETIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA


- GIDIKLAMAK ile GIDIKLANMAK ile GIDIK ile GIDIM ile GIDI GIDI ile GIDIM GIDIM


- GİDİLMEK ile GİDİŞMEK ile GİDİLEBİLMEK ile GİDİ ile GİDİŞ ile GİDİCİ/LİK ile GİDİMLİ ile GİDİŞ ALAYI ile GİDİŞ DÖNÜŞ ile GİDİŞ GELİŞ


- GİDİMLİ AKIL ile VİCDÂNİ AKIL

( TAAKKUL ile .. )


- GİDİP GETİRMEK ile GETİRİLİYOR

( FETCH vs. FETCHING )

( وا کشيدن ile واکشي )

( VA KESHYDAN ile VAKESHY )


- GİDİŞ ile/ve KURTULUŞ

( TO GO vs./and SALVATION )


- GİDİŞAT ile/ve/değil/yerine/<> SÜREÇ


- GIENSENG ile GINSENG


- GIGA-[İng.] / GIGA-[Fr.] / GIGA[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGA-


- GIGA ELECTRONVOLT[İng.] / GIGAELECTRONVOLT[Fr.] / GIGAELEKTRONENVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAELEKTRONVOLT


- GIGAHERTZ[İng.] / GIGAHERTZ[Fr.] / GIGAHERTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAHERTZ


- GIGAWATT[İng.] / GIGAWATT[Fr.] / GIGAWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİGAVAT


- GİİNGO ile GINKO(-BLOBA)


- GILBERTSCHER KREISPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= GİLBERT ÇEVRİMİ


- GILBERT CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE GILBERT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİLBERT DEVRESİ


- GILBERT[İng.] / GILBERT[Fr.] / GILBERT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİLBERT


- GİLGAL -ile

( REENKARNASYON [Geleneksel Kabala'da] )


- GILLIGIŞ ile GILLIGIŞLI ile GILLIGIŞSIZ


- GINÂ' -ile

( NAĞME | ESNÂ-YI ZİKİRDE OKUNAN İLÂHİLER | ZENGİNLİK, BOLLUK | USANÇ, BIKKINLIK )


- GINA ile DOYGUNLUK


- GINAÎ ile İZÂFÎ


- GİNE ile BEÇTAVUĞU ile KOBAY

( GUINEA vs. GUINEA HEN vs. GUINEA PIG )

( گينه ile مرغ شاخدار ile بوقلمونماده ile خوکچه هندي )

( GYNAH ile MORGH SHAKHODAR ile BOGHALMONEMADEH ile KHOKCHEH NPANDY )


- GİNE ile GİNELİ


- GİNEPİG/GUINEA PIGS ile HAMSTER

( 0,7 - 1,2 kilo arasında değişmektedir. İLE ... )

( 4 - 8 yıl arasında yaşamları vardır. İLE ... )

( 59 - 72 gün gebelik süreleri vardır. İLE ... )


- GİNGİVİT ile/||/<> PERİODONTİT

( Diş etlerinin yangılanması. İLE/||/<> Diş etleri ve dişleri destekleyen kemiklerin yangılanması. )


- GÎR[Fars.] ile GÎR[Fars.]

( Tutma, tutuş. İLE Tutan, tutucu.[CİHÂN-GÎR: Cihanı tutan.] | Dağılan, yayılan. | Kavga, savaş/harp. )


- GIR ile GIRT ile GIR GIR ile GIR GIRCI ile GIRÇ GIRÇ


- EDDY VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ TURBULENTE[Fr.] / WIRBELVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AĞDALILIĞI


- WIRBELSTROMVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM KAYBI


- WIRBELSTROMPRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIM TESTİ


- EDDY CURRENT LOSS[İng.] / PERTE PAR COURANTS DE FOUCAULT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI KAYBI


- EDDY CURRENT TEST[İng.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI SINAMASI


- ESSAI PAR COURANT DE FOUCAULT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI TESTİ


- EDDY CURRENT[İng.] / COURANT DE FOUCAULT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMI


- WIRBELSTRÖME[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKIMLARI


- EDDY FLUX[İng.] / FLUX TOURBILLONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP AKISI


- ÉQUATION DU TOURBILLONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAP DENKLEMİ


- EDDY VELOCITY[İng.] / VITESSE DE TOURBILLON[Fr.] / WIRBELGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP HIZI


- GİRDAP[İng. WHIRLPOOL] ile/||/<> SİKLON[İng. CYCLONE]

( Bir miktar sıvı ya da gazda gelişen ve ana akıma ters yönde hareket eden dairesel hareket. @@ Genellikle rüzgar nedeniyle oluşan güçlü, dönen girdaplara verilen genel isim. Dikkate değer örnekleri arasında kasırga ve hortum bulunur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EDDY, VORTEX, WHIRLPOOL[İng.] / TOURBILLON[Fr.] / STRUDEL, WIRBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAP


- GİRDAP ile/değil (SU ALTI) AKINTI/SI

( Sualtı akıntıları kıyı boyunca herhangi bir yerde oluşabilir. Eğer belimize kadar suya girmiş durumda orada duruyorsanız ve akıntının içine göğsümüze kadar girdiysek, sualtı akıntısı bizi kaparak açık denize doğru sürükleyebilir. Elbette genellikle yüzmeyi bilmeyen kişiler bunu yapıyor – bir yerde durarak kendi kendilerine eğleniyor. Hiçbir koşul altında kişilerden uzakta denize girmeyelim ve tabii ki kırmızı bayraklara ve kumsalda bulunan uyarı işaretlerine dikkat edelim!

Bir sualtı akıntısına kapılırsak ne yapmamız gerekir?

1. Paniklemeyelim!

Panik durumunda hareketlerimiz kendimizi koruma içgüdüsü tarafından kontrol edilir ve akıllıca kararlar almak daha zor bir duruma gelir. Sualtı akıntısına kapılırsak gerçekten ne yapmamız gerektiğini biliyorsak kurtulma olanağımız vardır.

2. Gücümüzü koruyalım!

Kıyıya yüzmeye çalışarak akıntıya karşı mücadele etmeyelim! Ne yazık ki bu tüm enerjimizi tüketmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kıyıya doğru yüzmek yerine kıyıya paralel yüzelim. Eğer sualtı akıntısı dar ise [5 metreye kadar], çok çabuk bir biçimde akıntıdan kaçabiliriz.

3. Sualtı akıntısı geniş ise [20 metre ya da daha fazla] ne yapmalı?

Bu durumda, kurallara uyarak kıyıya paralel bir biçimde yüzsek bile kaçmak çok kolay olmayacaktır. Ancak yine de kurtulamadığımızı fark ettiğiniz an paniklemeyelim! Sadece rahatlayalım, çünkü ters akıntı çok uzun sürmeyecektir; yaklaşık 5 dakika içinde duracaktır. Durduğu zaman, ilk olarak kıyıya paralel bir biçimde 50-100 metre yüzün ve daha sonra kıyıya doğru yüzelim. Eğer doğrudan kıyıya yüzmeye çalışırsak, akıntının her zaman aynı noktada tekrar başlama olasılığından dolayı tekrar akıntıya kapılabiliriz.

Unutmamamız gereken önemli şeyler var!

1. Bir sualtı akıntısı bizi asla dibe çekmez.

Sualtı akıntıları, girdaplarla aynı şey değildir. Bizi su yüzeyi boyunca çeker ancak asla denizin dibine çekmez.

2. Bir sualtı akıntısının genişliği her zaman sınırlıdır.

Genellikle genişlikleri 50 metreden fazla olmaz. Çoğunlukla 10-20 metreyi geçmez. Kıyı boyunca 20-30 metre yüzdüğümüz zaman güvenli bir biçimde akıntıdan çıkabiliriz.

3. Bir sualtı akıntısının uzunluğu her zaman sınırlıdır.

Su akışı her zaman nispeten hızlı bir biçimde zayıflar ve dalgaların pik yaparak kırılmaya başladığı noktada sonlanır. Sörfçüler bu bölgeye "hat" der; genellikle kıyı şeridinden itibaren 100 metreden daha ileride olmaz. )


- TOURBILLONNEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRDAPLANMA


- WIRBELSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRDAPLI AKIŞ


- GİRDİ ile/ve/||/<>/> ETKEN


- GİRDİ ile/ve/||/<>/> KAZANIM


- GİRDİLER DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> YAŞAM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> UYUM DÖRTLÜSÜ ile/ve/<> DEĞERLER DÖRTLÜSÜ

( Sayın Gökçen ADAR'ın, "Yaşamla Flört" adlı kitabını okumanızı salık veririz. )

( Olumlu/Pozitif | Olumsuz/Negatif | Nötr | X [Belirsiz, merak uyandıran]. İLE/VE/<>
İş | Sosyal | Aile | Özel. İLE/VE/<>
Beklenti | Ortam | Olanak | Zaman. İLE/VE/<>
Vizyon | Misyon | Nosyon | Gusto[Zevk ve heyecan niteliği, estetik değerler]. )

( INPUT QUARTET vs./and/<> LIFE QUARTET vs./and/<> HARMONY QUARTET vs./and/<> VALUES QUARTET
Positive | Negative | Neuter | X [Indefinite]. WITH/AND/<> Business | Social | Family | Private. WITH/AND/<> Expectation | Environment/Ambience | Possibility | Time. WITH/AND/<> Vision | Mission | Notion | Gusto. )


- GİRDİRMEK ile GİRDİ


- GİRECEKSEN GEL ile/ve/||/<> GELECEKSEN GİR


- GİRENLEMEK ile GİREN


- GİRESUN ile GİRESUNLU/LUK


- GİRESUN ile/ve KİRAZ

( ... İLE/VE Giresun'da, dağlık bir bölgeye verilen ad. )


- GIRGIRLAMAK ile GIRGIRLATMAK ile GIRGIR


- GİRİFTÂR[Fars.] ile TUTKUN


- GİRİFT/LİK ile GİRİFT TEZYİNAT


- GİRİLMEK ile GİRİLEBİLMEK


- GİRİNTİ ile GİRİNTİ ile GİRİNTİLİ ile GİRİNTİ ile SENET

( INDENT vs. INDENTATION vs. INDENTED vs. INDENTION vs. INDENTURE )

( تو گذاشتن ile بر جسته کردن ile دندانهگذاري ile تضريس ile تورفتگي ile تو رفتگي ile تورفته ile تو گذاري ile عقب بردگي ile دوبل کردن ile دوتاسازي ile عهد نامه )

( TO GOZASHTAN ile BAR JASTEH KARDAN ile DANDANETGOZARY ile تضريس ile TOREFTAGY ile TO RAFTAGY ile TOREFTEH ile TO GOZARY ile AGHAB BARDEGY ile DOBEL KARDAN ile DOTASAZY ile EAD NAMEH )


- GİRİNTİ ile GİRİNTİLİ ile GİRİNTİSİZ ile GİRİNTİLİ ÇIKINTILI ile GİRİNTİSİZ ÇIKINTISIZ


- INPUT ADMITTANCE[İng.] / ADMITTANCE DE L'ENTRÉE[Fr.] / INPUT-ADMITTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ ADMİTANSI


- INPUT GAP, INPUT INTERVAL[İng.] / INTERVALLE D'ENTRÉE[Fr.] / INPUTABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ ARALIĞI


- INPUT IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE D'ENTRÉE[Fr.] / INPUT-IMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ EMPEDANSI


- GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> SÜREÇ-SONUÇ / USÛL-ESAS

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç olmadan(düşünülmeden/konuşulmadan), sonuca; yöntem(usûl) olmadan, asıl(esas) konuya geçilemez/değinilemez! )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Konuşuruz[konuşmalıyız!], etkin susmak üzere; susarız[susabilmeliyiz!], yetkin konuşmak üzere! ["Söyleyerek" değil söyleşerek/konuşarak!] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Tümdengelim yapabilmek için tümevarımsal düşünmüş olmak gerekir! )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Anlamak için konuşmak; konuşmak için dinlemek; dinlemek için de susabilmek gerekir! [Anlamanın iki temel koşulu: 1. Nötr olmak/olabilmek. | 2. (Nitelikli) Soru sormak.] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Algı düzenimizi (paradigmamızı) düzeltmek/değiştirmek/geliştirmek üzere, zaman zaman/sık sık "fabrika ayarlarımıza" dönmek gerekir. [Yaşamın ve özellikle de gündelik yaşamın/konuların hızına/yoğunluğuna (fazla) kapılmamak için!] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çıkarlarımıza yönelik/uygun olarak, "kazanın" "doğurduğuna" inanma eğilimi gösterirken; sonuç odaklı/merkezli olmamak üzere, "kazanın" "öldüğünü" kabul edebilme ve düşünme gücünü kullanmaya cesâret etmemiz gerekir. )


- EINGANGSRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ REZONATÖRÜ


- INPUT CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE L'ENTRÉE[Fr.] / EINGANGSKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ SIĞASI


- GİRİŞ ile/ve/değil/||/<> AÇIŞ


- GİRİŞ ile/ve/||/<> ALTYAPI


- GİRİŞ ile/ve/||/<> BAĞLAM


- GİRİŞ ile ÇIKIŞ

( ENTRANCE vs. EXIT )


- GİRİŞ ile/ve/||/<>/> GELİŞME ile/ve/||/<>/> SONUÇ


- GİRİŞ ile GİRİŞ

( INTROMISSION vs. INTROMIT )

( مواد الحاقي ile جا دادن )

( MOVAD ELHAQY ile JA DADAN )


- GİRİŞ ile GİRİŞ KAPISI ile GİRİŞ SINAVI

( ENTRANCE vs. ENTRANCE DOOR vs. ENTRANCE EXAMINATION )

( دهنه ile مدخل ile دخول ile ورودي ile دل بردن ile دهانه ile ولوج ile ورود ile در ورودي ile مسابقه ورودي )

( DAHANEH ile MADKHAL ile دخول ile VORUDY ile DEL BARDAN ile DEHANEH ile VOLOJ ile VORUD ile DAR VORUDY ile MOSABAGHEH VORUDY )


- INPUT[İng.] / ENTRÉE[Fr.] / INPUT[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ


- GİRİŞ ile KABUL EDİLDİ ile KUŞKUSUZ

( ADMITTANCE vs. ADMITTED vs. ADMITTEDLY )

( هديت ظاهري ile پذيرفته ile معترفا )

( NPANDYT ZANPARY ile PAZYRAFTEH ile معترفا )


- GİRİŞ ile/ve KAPI

( ENTRANCE vs./and DOOR )


- GİRİŞİK/LİK ile GİRİŞİK CÜMLE ile GİRİŞİK TÜMCE ile GİRİŞİK BEZEME ile GİRİŞİK TAMLAMA


- GİRİŞİK/LİK ile/ve/değil/||/<>/> YAPIŞIK/LIK


- INTERFERENCE PATTERN[İng.] / MODÈLE D'INTERFÉRENCE[Fr.] / INTERFERENZMUSTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM DESENİ


- GİRİŞİM/GİRİŞMEK ile KALKIŞMAK


- INTERFERENCES[İng.] / INTERFÉRENCE[Fr.] / EINNMISCHUNGEN, STÖRUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM/LER


- INTERFERENCE FRINGES[İng.] / FRANGES D'INTERFÉRENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM SAÇAKLARI


- INTERFERENCE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'INTERFÉRENCE[Fr.] / EINNMISCHUNG SPEKTRUM, INTERFERENZ SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM TAYFI/SPEKTRUMU


- GİRİŞİM ile/ve ATILIM


- GİRİŞİM ile GİRİŞİM

( Adım atmak, bir şey yapmaya başlamak, cesaret göstermek. İLE "Benim girme sürecim." )


- GİRİŞİM ile GİRİŞİMCİ/LİK ile GİRİŞİMSEL ile GİRİŞİM ÖLÇME


- GİRİŞİM ile/||/<> KIRINIM

( Girişim dalgaların üst üste binmesi İLE kırınım engel etrafından bükülmesidir )

( Formül: Yapıcı girişim: Δ = nλ\nYıkıcı girişim: Δ = (n+½)λ\nKırınım: asinθ = nλ )


- GİRİŞİM ile ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ile TEŞEBBÜS

( ATTEMPT vs. ATTEMPT TO KILL vs. ATTEMPTING )

( کوشش ile سعي ile سوءقصد ile مبادرت )

( کوشش ile SAEY ile SUEQSAD ile MOBADRAT )


- GİRİŞİM ile/ve PARLAMA

( ENTERPRISE vs./and TO SHINE/BRIGHTEN UP )


- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"


- INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE[Fr.] / INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİMÖLÇER


- GİRİŞMEK ile GİRİŞİLMEK ile GİRİŞEBİLMEK ile GİRİŞ/LİK ile GİRİŞ KATI ile GİRİŞ KARTI ile GİRİŞ İŞLEMİ ile GİRİŞ KAPISI ile GİRİŞ ÜCRETİ


- GİRİŞMEK ile YELTENMEK


- GİRİTLİ ile GİRİT KEKİĞİ


- GİRİTLİLER ile/ve FENİKELİLER


- GIR/LA ile/ve/=/||/<> PEK ÇOK, ALABİLDİĞİNE ÇOK, DOLU

( Söz, lakırtı. | Yalan, uydurma. )


- GİRME ile YANSIMA

( TO PARTICIPATE vs./and REFLECTION )


- GİRMEK ile GİRİLDİ

( ENTER vs. ENTERED )

( وارد شدن ile داخل کردن ile داخل شدن ile مدخول ile وارد )

( VARD SHODAN ile DAKHAL KARDAN ile DAKHAL SHODAN ile مدخول ile VARD )


- GİRMEK ile GİRMELİK


- GİRMEK ile/ve "SIZMAK"


- GİRMEK ile SOKMAK


- GIRNATA ile GIRNATACI/LIK


- GIRTLAK, İMİK/ÜMÜK/HANÇERE[Ar.] ile ÂDEM ELMASI ile GIRTLAK KAPAĞI

( HACEB ile TUFFÂH-I ÂDEMÎ ile ... )

( LARYNX/THROAT vs. ADAM'S APPLE vs. EPIGLOTTIS )

( TRACHÉE ARTÈRE avec ... avec ... )


- GIRTLAK ile YUTAK

( LARYNX vs. PHARYNX )


- GIRTLAKLAMAK ile GIRTLAKLAŞMAK ile GIRTLAK ile GIRTLAK ÜNSÜZÜ


- GIRTLAKTAN GELEN ile GIRTLAKTAN HARFLER

( GUTTURAL vs. GUTTURAL LETTERS )

( حلقي ile گلوئي ile حروف حلقي )

( حلقي ile GOLOYEY ile حروف حلقي )


- GİRYÂN[Fars.] ile/değil/yerine/= AĞLAYAN


- GİRYÂN ile/ve NERGİS

( Ağlayan göz. İLE/VE Mahmur bakan göz. Yan bakış/lı. )

( ... İLE/VE Divan edebiyatında zehir, bazen panzehir olarak geçer. )


- GIŞÂ' -ile

( ÖRTÜ, PERDEN, ZAR )


- GIŞÂ'[Ar.] ile GITÂ'[Ar.]


- GIŞÂ-İ HÜCREVÎ ile GIŞÂ-İ KİLYE ile GIŞÂ-İ MUHÂTÎ ile GIŞÂ-İ MÜSTEBTIN-ÜL-BATN

( Mukoza zarı. İLE Böbrek zarı. İLE Gövdenin tüm iç boşluklarını kaplayan/örten ince deri. İLE Karın zarı, periton. )


- GIŞÂİYY-ÜL-CENÂH[Ar.] -ile

( Zarkanatlılar. )


- GÎSÛ -ile

( Omuza dökülen saç. )


- GİT!(") ile/ve/değil/||/<>/< KALMA!


- GITÂ'[Ar.] ile SETR[Ar.]


- GİTAR ile CAVAQUINHO


- GİTAR ile CHARANGO


- GİTAR ile GİTARCI/LIK ile GİTARİST


- GİTAR ile MANDOLİN[İt.]

( ... İLE İkişer ikişer, aynı değerde dört çift telli, kısa saplı bir çalgı. )


- GİTAR ile/ve/<> PERDESİZ GİTAR


- GİTAR ile/değil PİPA


- GİTAR ile/değil UKULELE/UKE


- GİTAR/KİTARA[Fr. < İsp.] ile/değil BANÇO[< İng. < İsp.]

( ... İLE/DEĞİL Amerika siyahilerinin çaldığı, gitar biçiminde beş ya da daha çok telli bir müzik aygıtı. )


- GİTAR/KİTARA[Fr. < İsp.] iledeğil GİTARRA

( ... İLE/DEĞİL Küçük gitar. )


- GİTMEK ile/ve AKMAK


- GİTMEK ile GİTMELİ GELMELİ


- GİTMEK ile/ve/değil/yerine HAREKET (ETMEK)

( ZİHAP ile/ve/değil/yerine ... )

( [not] TO GO vs./and/but TO MOVE
TO MOVE instead of TO GO )


- GİTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UNUTMAK

( Eylem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Devrim. )


- GİTME/Sİ ile/değil/yerine UZAKLAŞMA/SI


- GİTMİŞ/GİDEN/GİDECEK PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELEBİLECEK/KAZANILABİLECEK PARA


- GİTMİYOR MUSUN? ile/değil GİDİYOR MUSUN?

( Gidiyor olman gerekirdi, neden gitmiyorsun? "Neden hâlâ buradasın?" İLE/DEĞİL Anlamak üzere sormak, beklenti içinde sormamak. )


- GİTMİYOR ile/yerine YAKIŞMIYOR


- GİTTİKÇE ... ile/değil/yerine YOK YERE


- GIYABİ ile GIYABİ HÜKÜM ile GIYABİ TUTUKLAMA


- GIYAP ile GIYAP KARARI


- GIYÂS -ile

( YARDIM )


- GIYBET(ÇEKİŞTİRME, DEDİKODU) ile/ve ZİNÂ

( Gıybet dili yakar. )


- GIYBET:
KİBİRDEN ile KİNDEN

( Şirk'e kadar bile gidebilir. İLE Kini olanın dini olmaz. )


- GIYBET ile GIYBET

( BACKBITE vs. BACKBITING )

( غيبت کردن ile غيبت )

( GHYBAT KARDAN ile GHYBAT )


- GIYBET ile GIYBETÇİ/LİK


- GİYDİKÇE AÇILIR ile/ve/||/<> UZADIKÇA ŞEKİL ALIR ile/ve/||/<> ZAMANLA UNUTURSUN

( Tezgâhtarın "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> Kuaförün "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> "Arkadaşın" kayıtsızlığı. )


- GİYDİRMEK ile GİYDİRİLMEK ile GİYDİREBİLMEK ile GİYDİRİCİ/LİK


- GİYECEK ile ÇUL

( ... İLE Genellikle kıldan yapılma, kaba dokuma. )


- GIYGIY ile GIYGIYCI


- GİYİM ile GİYİMLİ ile GİYİM KUŞAM ile GİYİM GÖSTERİSİ ile GİYİMLİ KUŞAMLI


- GİYİNMEK ile GİYİNEBİLMEK ile GİYİNİVERMEK


- GİYİNMEK ile/ve KUŞANMAK


- GİYOTİN ile GİYOTİN

( GUILLOTIN vs. GUILLOTINE )

( گردن زن ile کاغذ بر ile گيوتين )

( GARDAN ZAN ile KAGHZ BAR ile گيوتين )


- GİYSİ/KIYAFET ile/ve KOSTÜM


- GİYSİ ile GİYSİLER

( GARMENT vs. GARMENTS )

( ملبوس ile ثوب ile جامه ile سدره ile البسه )

( ملبوس ile ثوب ile JAMEH ile SADREH ile ELEBSEH )


- GİYSİ ile/ve/<> ROBA[İt.]

( ... İLE Giysi. | Bir giyeceğin, göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça. )


- GİYSİ ile ROP[Fr.]

( ... İLE Çoğu tek parça, kadın giysisi. )


- GİYSİ ile SALWAR KAMEEZ

( ... İLE Güney Asya'ya özgü, geleneksel giysi. )


- GİYSİ ile/ve/||/<> TUHAFİYE[Ar.]

( Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler. )


- GİYSİ ile YAPIK

( ... İLE Belleme. | Yeniçeriler'in giydikleri üstlük. )


- GİYSİ/LİK ile GİYSİLİ ile GİYSİSİZ/LİK ile GİYSİ DOLABI


- GİZ/SIR[Ar.] ile SIR

( Varlığı ya da bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. | İnsan usunun, yeterince açıklık getiremediği şey. | Bir işin, bir şeyin, dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen, en zor, en ince yanı. | Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan, özel ve gizli yazılar yazdırılan kişi. İLE Bazı nesnelere parlaklık vermek, dış etkilerden korumak, sızmalarını önlemek gibi amaçlarla sürülen, saydam ya da donuk vernik. | Aynaların arkasına ve kaplam metal eşyanın yüzüne sürülen, ince, metal tabaka. )


- GİZEM ile/değil BELİRSİZLİK


- GİZEM ile/ve/değil/yerine GENELE/HERKESE AÇIK OLMAYAN

( [not] MYSTERIOUS vs./and/but NOT OPEN TO ALL/PEOPLE/GENERAL
NOT OPEN TO ALL/PEOPLE/GENERAL instead of MYSTERIOUS )


- GİZEM ile GİZEMCİ/LİK ile GİZEMLİ/LİK ile GİZEMSEL/LİK ile GİZEMSİZ/LİK


- GİZEMCİLİK(MİSTİSİZM) ile/ve TASAVVUF


- GİZEMLİ ile/ve/değil/yerine BELİRSİZ

( [not] MYSTERIOUS vs./and/but UNKNOWN/INDEFINITE
UNKNOWN/INDEFINITE instead of MYSTERIOUS )


- GİZİL ile GİZİL GÜÇ


- GİZLEMEK ile/ve/değil (AÇMAYA/PAYLAŞMAYA) GEREK GÖRMEMEK

( [not] TO HIDE vs./and/but NOT TO SEE NECESSITY (TO OPEN/SHARE) )


- GİZLEMEK ile BİR HATAYI GİZLEMEK ile GİZLİ ile GİZLEME ile HAMİLE KALMAK

( CONCEAL vs. CONCEAL A FAULT vs. CONCEALED vs. CONCEALMENT vs. CONCEIVE )

( پنهان کردن ile نهان داشتن ile پوشيدن ile مستتر کردن ile نهان کردن ile عيب پوشي کردن ile مکتوم ile نهفته ile نهان ile پوشيده ile پنهان ile خفا ile خفيه ile نهفتگي ile اختفاء ile پوشيدگي ile مستوري ile اختفا ile آبستن شدن )

( PANEYAN KARDAN ile NEYAN DASHTAN ile PUSHYDAN ile MOSTETR KARDAN ile NEYAN KARDAN ile EYBE PUSHY KARDAN ile MOKTOM ile NAOFTEH ile NEYAN ile PUSHYDAH ile PANEYAN ile KHAFA ile خفيه ile NAOFTAGY ile اختفاء ile پوشيدگي ile مستوري ile AKHTEFA ile ABSTAN SHODAN )


- GİZLEMEK ile/ve/||/<> CAŞIRMAY


- GİZLEMEK ile GİZLENMEK ile GİZLETMEK ile GİZLENİLMEK ile GİZLENEBİLMEK ile GİZLEYEBİLMEK


- GİZLEMEK ile/ve/değil GÖRÜNMEZ KILMAK/SIRLAMAK


- GİZLEMEK ile GÖSTERMEMEK

( Üç şey gizlenemez; duman, aşk, parasızlık. )

( TO HIDE vs. NOT TO SHOW
There are three things which are not possible to hide: Smoke, love, lack of money. )


- GİZLEMEK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

( [not] TO HIDE vs./and/but NOT TO SHARE )


- GİZLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> TERSİYLE GÖSTERMEK


- GİZLEMEK ile YAYMA

( DISSEMBLE vs. DISSEMINATION )

( واچيدن ile پاشيدگي )

( واچيدن ile PASHYDEGY )


- GİZLENMİŞ ile GİZLİ SIR

( HIDDEN vs. HIDDEN SECRET )

( مستور ile غايب ile آشکار نشده ile نهان ile مظمر ile نهاني ile مستتر ile مکنون ile مختفي ile خفي ile مضمر ile نهفته ile مخفي ile مکتوم ile پنهان ile درپرده ile آبشت )

( MOSTOR ile GHAYBE ile ASHKAR NESHODEH ile NEYAN ile مظمر ile نهاني ile MOSTETR ile MOKNON ile مختفي ile خفي ile مضمر ile NAOFTEH ile MOKHOFY ile MOKTOM ile PANEYAN ile DARPARDEH ile ABSHT )


- GİZLEYEREK AÇMAK ile/ve AÇARAK GİZLEMEK


- GİZLİ EVSİZLER ile GEÇİCİ EVSİZLER ile SÜREKLİ EVSİZLER

( Evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişiler.[Yoksulluk sınırının altında yaşarlar ve sürekli olarak evsiz kalma olasılığıyla karşı karşıyadır.] İLE Evsizlik süresi çok uzun olmayan evsiz kişiler. [Kendilerini, evsizlerden farklı olarak toplumun bir parçası olarak tanımlar. Kaygı, depresyon belirtileri, alkol ve madde kullanımı görülebilir. Evlerini, işlerini ve toplumsal konumlarını tekrar kazanmak için çaba gösterir.] İLE Uzun süre boyunca evsiz olan kişiler. [Sokak ve parklarda yaşamayı, olağan olarak görür ve açıkça evsiz olarak tanımlanır. Öteki kişilerle iletişimlerinde çok kuşkucudur.] )


- GİZLİ ile/ve/değil AÇIĞA ÇIKMAMIŞ


- GİZLİ ile/ve/değil AYRI

( [not] SECRET/HIDDEN vs./and/but SEPARATE )


- GİZLİ ile/ve/değil/yerine/||/<> BELİRSİZ


- GİZLİ ile/ve/değil/||/<> GİZEMLİ


- GİZLİ ile/ve/değil GİZLİCE/UĞRUN


- GİZLİ ile GİZLİLİK

( COVERT vs. COVERTNESS )

( پوشپر ile نهفتگي )

( پوشپر ile NAOFTAGY )


- GİZLİ ile/değil İÇTE


- GİZLİ ile/ve/değil/yerine KİŞİYE ÖZEL


- GİZLİ ile/ve/değil ÖRTÜK

( SIR: Kuşatmanın, betimlemenin dışında olan. )

( SIR: Çömleğin, dışına çekilen son kat toprakla tekrar fırına verilerek pişirilmesi. [İçindeki sıvıyı sızdırmamayı sağlar fakat albenisi/parlaklığı artar. Dolayısıyla "Bu sırdır! ona göre!" denilerek anlatılanlar, anlatılan kişi tarafından da başka bir kişiye aynı biçimde "sırdır!" diyerek anlatılır.] )

( İki kişinin bildiği, (artık) sır değildir. )

( [not] SECRET/HIDDEN vs./and/but COVERED )


- GİZLİ ile/ve/||/<>/> SİNSİ


- GİZLİ/LİK ile GİZLİCE ile GİZLİ OY ile GİZLİ DİL ile GİZLİ DİN ile GİZLİ YAMA ile GİZLİCİLİK ile GİZLİ CELSE ile GİZLİ SITMA ile GİZLİ ŞEKER ile GİZLİ DERNEK ile GİZLİ OTURUM ile GİZLİ REKLAM ile GİZLİ SERVİS ile GİZLİ CEMİYET ile GİZLİ DURUŞMA ile GİZLİ KAPAKLI


- GİZLİ/LİK ile/ve/değil/<> GÖRÜLMESİ/DUYULMASI/BİLİNMESİ İSTENİLMEYEN


- GİZLİLİK ile/ve PİŞMANLIK


- GLADSTONE-DALE LAW[İng.] / LOI DE GLADSTONE-DALE[Fr.] / GLADSTONE-DALE-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GLADSTONE-DALE YASASI


- GLADYATÖR ile MEMNUN ile MEMNUN EL ile SEVİNDİRMEK ile MEMNUNİYETLE ile SEVİNÇ

( GLADIOUS vs. GLAD vs. GLAD HAND vs. GLADDEN vs. GLADLY vs. GLADNESS )

( شادمان ile شاد ile خشنود ile درود گرم ile خوشحال کردن ile شاد شدن ile سيف الغراب ile بخشنودي ile خشنودي )

( SHADMAN ile SHAD ile KHSHNOD ile DORUD GARAM ile KHOSHHAL KARDAN ile SHAD SHODAN ile سيف الغراب ile BAKHSHNODY ile KHSHNODY )


- GLANS -ile

( PENİS UCU )


- GLANS ile/ve/||/<> BALANİT

( ... İLE/VE/||/<> Glans(penis başı) yangısı. )


- GLASİYOLOJİ -ile

( Buzul bilimi. )


- GLASYOLOJİ ile GLASYOLOJİST


- GLAUBERITE[İng.] / GLAUBERITÉ[Fr.] / GLAUBERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GLAUBERİT


- GLİKOLİZ İLE GLUKONEOGENEZ İLE GLİKOJENEZ ile/||/<> KARBONHİDRAT METABOLİZMASI

( Şeker metabolizma yolakları. )

( Formül: C₆H₁₂O₆ → 2 C₃H₃O₃ )


- GLİKOLİZ İLE KREBS İLE ETC ile/||/<> ENERJİ METABOLİZMASI

( Gözesel solunum üç ana aşaması. )

( Formül: C₆H₁₂O₆ + 6O₂ → 6CO₂ + 6H₂O + ATP )


- GLİKOLİZ ile/||/<> GLUKONEOGENEZ

( Glikoliz glukoz yıkımı İLE glukoneogenez glukoz sentezi )

( Formül: C₆H₁₂O₆ → 2 Piruvat + 2 ATP )


- GLİKOLİZ ile/ve/||/<>/> ÜRETİM/KREBS DÖNGÜSÜ

( Glikozun pirüvata dönüştüğü süreç. İLE/VE/||/<>/> Pirüvatın CO2 ve H2O'ya dönüştüğü süreç. )


- GLUCOSE SYRUP, CORN SYRUP[İng.] ile/değil/yerine/= GLİKOZ ŞURUBU


- GLİKOZ ile FRUKTOZ

( Altı karbonlu aldoz şekeri. İLE Altı karbonlu ketoz şekeri. )


- GLİKOZ ile/ve/<> FRÜKTOZ/LEVÜLOZ[Fr.]

( ... İLE/VE/<> Meyve şekeri. )


- GLİKOZ ile GLİKOZLU


- GLİKOZİT[Fr. < Yun.] ile/ve/<> GLİKOZÜRİ[Fr. < Yun.]

( Çoğu bitkide bulunan glikoz bileşiklerinin genel adı. İLE/VE/<> Sidikte, şekerli bir maddenin, özellikle glikozun bulunması durumu. )


- GLYOXAL, OXALDEHYDE, ETHANEDIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GLİOKSAL


- GLYPTAL LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= GLİPTAL VERNİK


- GLYCEROL DISTEARATE, GLYCERYL-1, 3-DISTEARATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL DİSTEARAT


- GLYCERYL[İng.] / GLYCÉRILE[Fr.] / GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL


- GLYCERIN, GLYCEROL[İng.] / GLYCÉRINE[Fr.] / GLYCERYL[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİN


- GLİSERİNAT ile GLİSERİN

( GLYCERINATE vs. GLYCERINE )

( گليسرين ماليدن ile گليسيرين )

( GOLYSARYNE MALYDAN ile GOLYSYRYNE )


- GLYCEROLPHOSPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFAT


- GLYCEROL PHOSPHORIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFORİK ASİT


- GLİYA -ile

( Beynin sinir hücrelerinin beslenmesi ve bakımında rol oynayan temel destek hücreleri. )


- GLOBAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GLOCAL


- GLOBALLEŞMEK ile GLOBALLEŞTİRMEK ile GLOBAL/LİK


- GLOKOM ile/||/<> KATARAKT

( Göz içi basıncının artmasıyla optik sinir hasarına neden olan bir sayrılık. İLE/||/<> Göz merceğinin bulanıklaşmasıyla görme kaybı. )


- GLOMERÜLONEFRİT ile/||/<> NEFROTİK SENDROM

( Böbrek glomerüllerinin yangılanması. İLE/||/<> Böbreklerde protein kaybı ve ödem. )


- GLOMERÜLUS ile/||/<> TÜBÜL

( Glomerülus süzgeç İLE tübül geri emilim/salgı. )

( Formül: Filtration İLE reabsorption )


- GLOS(S)AL/GLOS(S)O- ile OTO- ile ELEKTRO-

( Dil [ile ilgili]. İLE Öz- | Kulak [ile ilgili]. İLE Elektrik/akım [ile ilgili]. )


- GLOT- ile/||/<> GLOSS-/GLOSSO-/-GLOSSIA ile/||/<> LINGU-/LINGUO-

( Dil. İLE/||/<> Dil, dille ilgili durum. İLE/||/<> Dil. )


- GLOTOGONİ ile/ve ETİMOLOJİ

( Dilin kökeni. İLE/VE Sözcüklerin/kavramların kökenini inceleyen bilim dalı. )

( NOMOTHETES: Dilin ilk yaratıcısı olarak kabul edilen. )

( Türk dilinin kökenbilim sözlüğünün eksiksiz olarak ortaya konulması, önceleyin Türk düşüncesinin kaynağını, gelişim aşamalarını, içeriğini bilmeyi gerektirir. Türk insanı, hangi koşullar altında doğaya yönelmiş, hangi ilkelere göre yaşamını biçimlendirmiş, hangi kurallara dayanarak çevresini kuşatan nesnel var olanları adlandırmıştır? Bu soruların yanıtını felsefe ışığından yararlanamayan bir bilginin, bir uzmanın bulması olanaksızdır. Bir sözcüğün Türkçe olduğunu söyleyebilmek için önce o sözcüğün içeriğini bilmek, o içerikle Türk kişininın düşünsel eğilimlerini açıklamak temel koşuldur.

Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.

Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)

"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.

Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.

Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.

Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)

Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.

 

TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )

( "Kökenin Kökeni" başlıklı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- GLUC-/GLUCO-/GLYCO- ile/||/<> SACCHAR-/SACCHARO-

( Tatlı, glukozla ilgili şekerli. İLE/||/<> Şekerle ilgili, şeker. )


- GLUKOZ[İng. GLUCOSE] ile/||/<> FERMANTASYON[İng. FERMANTATION] ile/||/<> FRUKTOZ[İng. FRUCTOSE] ile/||/<> GRUP YER DEĞİŞTİRME[İng. GROUP TRANSLOCATION] ile/||/<> İNSÜLİN[İng. INSULIN] ile/||/<> KARBONHİDRAT[İng. CARBOHYDRATE] ile/||/<> MONOSAKKARİT[İng. MONOSACCHARIDE] ile/||/<> SÜKROZ[İng. SUCROSE]

( Basit şekerler (monosakkaritler) olarak bilinen bir grup karbonhidrat. Glikoz (Yunanca glykys, "tatlı") C6H12O6 molekül formülüne sahiptir. Meyvelerde ve balda bulunur ve hayvanlarda kan dolaşımında serbest olarak bulunan bir şekerdir. Hücrenin işlevinde enerji kaynağıdır ve metabolizmasının düzenlenmesi büyük önem taşır (bkz. Fermantasyon; glukoneogenez). Nişasta molekülleri, bitkilerin en büyük enerji kaynağı karbonhidratları, binlerce glikozun doğrusal bağlanmasından oluşur. Glikozdan oluşan bir başka önemli bileşik de selülozdur. Benzer bir molekül, hayvanlardaki glikojendir. Çoğu omurgalı ve omurgasız hayvan gözelerinde ve çok sayıda mantar ve protoza'nın karbohidrat deposudur. @@ Biyoloji'de ve Biyokimya'da birçok anlamı bulunur. Temel olarak, ısı alan, organik elektron kabul edicilerini kullanan, oksijensiz bir sindirim tipidir. @@ Fruktoz ya da meyve şekeri, birçok besinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz, katı bir görünüme sahip olan fruktoz suda kolaylıkla çözünür. Fruktoz ayrıca başka bir monosakkarit olan glukozla birleşerek sükrozu oluşturur. Fruktozun aksine sükroz, 12 karbonlu bir disakkarittir. Kimyasal formülü C6H12O6 olan fruktozun moleküler kütlesi ise 180.16 g*mol-1dir. Fruktoz glukozla birlikte meyvelerde, şuruplarda ve bazı sebzelerde bulunur. Ayrıca fruktozun fosfat türevleri (örneğin; fruktoz-1-fosfat, fruktoz 1,6-difosfat) karbonhidratların metabolizmasında son derece önemlidir. @@ Prokaryotlardaki 3 taşıma sisteminden biri. (Diğer ikisi; Basit Taşıma, ABC Taşıma Sistemi) Taşınan maddenin alımı sırasında kimyasal olarak değiştirilmesi ile olur.E. coli'de glukoz ve fruktozun göze içine alımı. @@ Kandaki şeker (glukoz) seviyesini düzenleyen ve pankreas adacıklarında bulunan beta gözeleri tarafından üretilen bir hormon. Kimyasal formülü C257H383N65O77S6, molar kütlesi ise 5803 g/mol'dür. İnsülin yemeklerden sonra olduğu gibi kan şekeri yükseldiğinde de salgılanır. İnsülin ilk kez 1921'de Kanadalı bilim insanları Frederic G. Banting ve Charles H. Best ve bağımsız olarak çalışan Rumen fizyolog Nicolas C. Paulescu tarafından tanımlanmıştır. Banting ve Best insülini izole ettikten sonra saflaştırılmış bir ekstrakt elde etmek için çalışmalara başlamış, bu çalışmalar İskoç fizyolog John J. R. Macleod ile Kanadalı kimyager James B. Collip'in yardımıyla başarıyla sonuçlanmıştır. Frederic G. Banting ve John J. R. Macleod bu çalışmalarından dolayı 1923 Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülünü almışlardır. @@ Karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) atomlarından oluşan biyomolekül. Vücudun enerji elde etmek için yıktığı 3 temel depo maddesinden biridir. Karbonhidratlara "şeker" de denmektedir. Bunun sebebi karbonhidratların diğer adının "sakkarit" olmasıdır. Sakkarit, şeker anlamına gelmektedir. Fransızca "suyun bileşikleri, kimyasalın bileşikleri" anlamına gelen "hydrate" ve "karbon elementi" anlamına gelen "carbon" kelimelerinden gelmektedir. @@ Basit şekerler olarak bilinirler. Karbon(C), hidrojen(H) ve oksijen(O) atomlarından oluşan en az üç karbonlu bileşiklerdir. Monosakkaritler, hidroliz tepkimeleriyle daha küçük birimlere ayrılamaz. @@ Sükroz ya da diğer adıyla sakkaroz, glukoz ve fruktoz moleküllerinin birleşmesiyle oluşan 12 karbonlu bir disakkarittir. Suda çözünen, renksiz ve tatlı bir molekül olan sakkarozun kimyasal formülü C12H22O11 , moleküler kütlesi 342.30 g*mol-1'dür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GLUON ile/||/<> FOTON

( Gluon güçlü kuvvet renk yükü İLE foton EM yüksüz. )

( Formül: 8 tür İLE 1 tür )


- GLUON[İng.] / GLUON[Fr.] / GLUON[Alm.] ile/değil/yerine/= GLUON


- GLUTAMAT İLE GABA İLE GLİSİN ile/||/<> TEMEL NÖROTRANSMİTERLER

( Beyindeki ana uyarıcı ve baskılayıcı ileticiler. )

( Formül: E/I dengesi )


- GLUTEN:
GLİADİN ile/||/<> HORDEİN ile/||/<> SEKALİN ile/||/<> AVENİN

( GLUTEN[öbek adı]
Buğdayda. İLE/||/<> Arpada. İLE/||/<> Çavdarda. İLE/||/<> Yulafta. )

( Gluten içeren tahıllardaki gluten ölçümü, gliadin ölçümüne dayanmaktadır. [Bu nedenle, öteki tahıllardaki gluten, sıklıkla gözardı edilir.]
Glutensiz yulaf: Gliadin ölçüm yöntemi, yulaftaki avenini ölçemez. Bu nedenle, glutensiz olarak tanımlanır. Ancak yulaf, Çölyak sayrılarının yakınmalarının ortaya çıkmasına neden olur.[Sadece yulafı işleyen fabrikadan gelen yulaftır.] )


- GLUTEN:
ORZENİN ile/||/<> ZİEN ile/||/<> PANİCİN ile/||/<> KAFİRİN

( Pirinç. İLE/||/<> Mısır. İLE/||/<> Millet. İLE/||/<> Sorgum. )

( Gluten ile çapraz etkileşim yapan yani gluten gibi davranabilen tahıllar. )


- GLÜTEN ile GLÜTEN EKMEĞİ ile GLÜTEN TUTKALI


- GLUTEN ile/ve/||/<>/> ZONULİN

( Gluten, gövdedeki zonulin denen bir proteinin üretimini artırır. İLE/VE/||/<>/> Zonulin de bağırsak gözesinin arasını açar. )