| ...N ve ...N | (N ile biten FaRkLaR...)

- ÂTIL değil/yerine/= SÜREDURAN

- ATILGAN = INTREPID[İng.] = INTRÉPIDE[Fr.] = UNERSCHROCKEN[Alm.] = INTREPIDUS[Lat.]

- ATILGAN ile KAPILGAN

( ... İLE Kolayca etkilenen, her şeye çabuk kapılan. )

- ATLATMAK ile KAÇAN ile KAÇMAK

- ATLI KARINCA ile AT ile KARACA[Erkek çocuklar atlara, kız çocukları Karaca'ya bindirmekten!]

- ATMACA ile ŞAHİN ile DOĞAN

( En küçük tür avcı. Cepten çıkarılıp avın üzerine fırlatılmasından dolayı atmaca adını almıştır. İLE
Kartalgillerden, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş. [Atmacadan biraz daha büyük.][En hızlı yırtıcı kuş.]]Çok kısa sürede 120 km. hıza ulaşabilir.] İLE
En gösterişli avcı kuş. )
( BAVLI: Doğan yavrusu. )
( ŞEVÂHÎN[Ar.]: Şahinler/doğanlar. )
( Atmaca ile Şahin ile Doğan )
( ... İLE Sahibi için avlanır. İLE Kendi için avlanır. )
( ... İLE Avının bir parçasını, sahibinin pişirip vermesiyle yer. İLE Avını, doğrudan çiğ olarak yer. )
( [ağzında] ... İLE Kan yoktur. İLE Kan vardır. )

- ATMAN >< ANATMAN

( En Yüce Benlik (Öz), bireysel ruh. Atman, Prakriti'nin üç guna'sından ötedir. @@ Ben'in yokluğu, ruhun yokluğu doktrini; kişisel, ayrık, sürekli bir benliğin var olmadığını savunan öğreti. )

- ATMAN[Sansk.] = ATTA[Palice]

- ATMAN ile/ve/||/<> BRAHMAN

( İÇKİN ile AŞKIN )

- ATMAN ile/||/<> BRAHMAN ile/||/<> JİVATMAN

( En Yüce Benlik (Öz), bireysel ruh. Her varlıkta varolan ölmez, bozulmaz, değişmez, bileşmez özvarlık. @@ Mutlak, Nihai Gerçek; mutlak varlık, mutlak bilinç ve mutlak mutluluk. @@ Kişisel özvarlık. Bireysel ruh. Atman'ın gövde, duyular ve zihinle özdeşleşme yanılgısı sonucu varlık kazanır. )

- ATMASYON ile/değil/yerine/||/<> UYDURMA

- NÜVE-İ ZERRE[Osm.] / ATOMIC NUCLEUS[İng.] / NOYAU ATOMIQUE[Fr.] / ATOMKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM ÇEKİRDEĞİ

- ATOMARES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM DURDURMA GÜCÜ

- ATOMIC VOLUME[İng.] / VOLUME ATOMIQUE[Fr.] / ATOMVOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM HACMİ

- ATOMWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM HİDROJEN

- ATOMARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM KUTUPLANMASI

- ATOM MODELLERİNDE:
DEMOCRITOS
ile/ve/||/<>/> DALTON ile/ve/||/<>/> THOMSON ile/ve/||/<>/> RUTHERFORD ile/ve/||/<>/> BOHR ile/ve/||/<>/> MODERN ATOM KURAMI

( image )

- ATOMKONSTANTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM SABİTLERİ

- ATOM ile/ve/< ÇEKİRDEK ile/ve/< PROTON/NÖTRON(NÜKLEON[Fr. < Lat.]) ile/ve/< MEZON[Fr. < Yun.] ile/ve/< ELEKTRON ile/ve/< KUARK

( 10¯8 cm. İLE/VE/< 10¯¹² cm. İLE/VE/< 10¯¹³ cm. | Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom nesneciği. İLE/VE/< 10¯¹6 cm. İLE/VE/< 10¯¹6 cm. )

- ATOM ile İYON

( Elektriksel olarak nötr olan temel kimyasal birim. İLE Elektrik yükü taşıyan atom ya da molekül. )

- ATOM ile/ve/||/<> TO KENON

( Bölünemeyen. İLE/VE/||/<> Boşluk. )
( Fiziksel. İLE/VE/||/<> Matematiksel. )

- SUBATOMIC PARTICLE[İng.] / PARTICULE SUBATOMIQUE[Fr.] / SUBATOMARES TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMALTI PARÇACIK/TANECİK

- ATOMISCHE EMMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMİK EMİSYON

- ATOMIC HYDROGEN[İng.] / HYDROGÈNE ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK HİDROJEN

- ATOMİK KÜTLE BİRİMİ[İng. ATOMIC MASS UNIT] ile/||/<> ATOM KÜTLESİ[İng. ATOMIC WEIGHT] ile/||/<> DALTON

( Atomik boyutlardaki temel kütle ölçü birimi. Kimyager John Dalton'a ithafen Dalton (Da) olarak da adlandırılır. 1 Atomik Kütle Birimi (AMU), Karbon-12 atomunun kütlesinin 1/12'sine eşittir. @@ Bir atomun kütlesinin, atomik kütle birimi cinsinden ifade edilmesidir. Bağıl atom kütlesi ya da ortalama kütle olarak da bilinir. Bir atomdaki protonların, nötronların ve elektronların kütlelerinin toplamıdır. @@ Moleküler kütle birimi olup, bir birimi bir karbon-12 elementinin kütlesinin on ikide biri olan 1.66053892173×10−27 kg kütleye eşittir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATOMIC POLARIZATION[İng.] / POLARISATION ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK KUTUPLANMA

- ATOMIC EMISSION[İng.] ile/değil/yerine/= ATOMİK SALIM

- ATOMIC ABSORPTION[İng.] / ABSORPTION ATOMIQUE[Fr.] / ATOMARER ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMİK SOĞURMA

- ATON[< ADONAI] ve/<>/< ATUM/ATOM ve/<>/< AMON

( Gökteki nur. VE/<>/< Yerdeki nur. VE/<>/< Gönüldeki nur. )
( Evrende/ilâhta. VE/<>/< Dünyada/evrende. VE/<>/< İnsanda/kalbinde. )
( Güneş. VE/<>/< Zerre. VE/<>/< İnsan. )
(
)

- ATON İKANETON


- ATRAKSİYON[Fr. < ATTRACTION] değil/yerine/= EĞLENDİRİ

- ATRAVMATİK/ATRAUMATIC[İng.] değil/yerine/= ÖRSELEMEYEN

- ATTENTION :/yerine DİKKAT

- AT[T]ENÜASYON ile/||/<> AT[T]ENÜE

( Güçsüzleştirme, güç yitirimi, zayıflatma, azaltma. İLE/||/<> Güçsüzleştirilmiş, zayıflatılmış, azaltılmış. )

- ATTRIBUTION vs. INTERPRETATION

- AUGER RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON AUGER[Fr.] ile/değil/yerine/= AUGER BİRLEŞMESİ

- AUGER ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON AUGER[Fr.] / AUGER-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= AUGER ELEKTRONU

- AUGER-REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AUGER YENİDEN BİRLEŞMESİ

- AUGMENTASYON ile/||/<> AUGMENTE

( Büyütme, güçlendirme. İLE/||/<> Güçlenmiş. )

- AUGUST COMTE ve/||/<>/> GEORGE SARTON ve/||/<>/> AYDIN SAYILI


- AUGUST COMTE ve ST. SIMON

- AUGUSTE RODIN ile/ve/||/<>/> KEMAL KÜNMAT

( "Düşünen Adam" heykelini yapan. İLE/VE/||/<>/> Bakırköy Akıl Hastahanesi'ndeki "Düşünen Adam" heykelini yapan. )

- AUXIN İLE SİTOKİNİN İLE GİBERELLİN ile/||/<> BİTKİ HORMONLARI

( Bitki büyüme düzenleyicileri. )
( Formül: IAA (indol asetik asit) )

- AVALOKITESVARA[Sansk.] = KWAN-YIN[Çince] = KWANNON[Jap.]

- AVATARA[Hintçe] değil/yerine/= GÖVDELENME/BEDENLENME, ENKARNASYON

- AVDEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AVDEKSİYON

- AVERSİYON/AVERSION[İng.] değil/yerine/= KAÇINMA

- AVERTED VISION[İng.] değil/yerine/= ÖNLENMİŞ GÖRÜŞ

( Soluk nesneleri daha iyi gözlemleyebilmek için doğrudan nesneye değil, nesnenin 8° ila 16° civarına odaklanma tekniğidir. Normale kıyasla 40 kat daha hassas bir görüş sunduğu için amatör astronomlar tarafından soluk gök cisimlerinin gözlemlenmesinde sıklıkla kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AVLU değil/yerine/= IŞIKALAN

- AVOKADO:
FUERTE
ile/||/<> HASS ile/||/<> ZUTANO ile/||/<> ETTINGER ile/||/<> BACON ile/||/<> PINKERTON ile/||/<> WURTZ

( Türkiye'de daha çok yeğlenen. İLE/||/<> Dünyada daha çok yeğlenen. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... )
( Eylül, Haziran arası olan bu cinslerin hepsinin toplanma zamanı farklıdır. )
( )

- AVOKADO:
SERTKEN
değil YUMUŞAKKEN

( Avokadoyu, sertken değil yumuşadıktan sonra tüketmek gerekir. )

- AVOLİSYON/AVOLITION[İng.] değil/yerine/= GÜDÜ YİTIMİ

- AVRAT değil/yerine/= KADIN

- AVUKAT ile DANIŞMAN ile DANIŞMANLAR ile DANIŞMAN ile DANIŞMANLIK

- AVUKAT[Ar.] değil/yerine/= SAVUNMAN

- [ne yazık ki]
AY VE YILDIZ İSTER/SİN
ve/||/<>/> BUNLARI DA GÜNDÜZ OLSUN DİYE İSTER/SİN / BEKLER/SİN

- AYAĞINA TAŞ DEĞMESİN" ile/ve/||/<> "KİRPİĞİNE TOZ DEĞMESİN"

- AYAK ile/||/<> PAYANDA ile/||/<> REVAK ile/||/<> PAYE ile/||/<> NEF/SAHIN

( Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Destek, yükü karşılamak üzere eklenmiş duvar parçası. İLE/||/<> Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerlerle çevrilmiş, üstü örtülü uzun bölümler, güneş ve yağmurdan korunmayı yürümeye bölümleri. Portik. İLE/||/<> Örülerek oluşturulmuş tek taşıyıcı. Ayak. İLE/||/<> Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol. )

- AYAKÇAK ile AYAKÇIN

( Merdiven, merdiven basamağı. | Dokuma tezgâhı ayaklığı. | Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. İLE Dokuma tezgâhlarında, atkı ipliklerini devindirmek için ayakla basılan tahta ayaklık. )

- AYAKLARINIZI:
ÜŞÜTMEYİN!
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SICAK TUTUN!


- AYAK/PA[Fars.]:
PATİ
ile/||/<> PATİK ile/||/<> PATİKA ile/||/<> PABUÇ ile/||/<> PAYTAK ile/||/<> PAYİDAR ile/||/<> PİYADE[< PAYADAK] ile/||/<> PİYON[< PEDON]

( Kedi, köpek için ön ayak. İLE/||/<> Küçük çocuk ayakkabısı. İLE/||/<> Keçi yolu. İLE/||/<> Ayakkabı. İLE/||/<> Eğri bacak. İLE/||/<> Ayakta durmak. İLE/||/<> Yaya. İLE/||/<> Yaya. )

- AYAKTA UYUYAN ile/değil/yerine/>< AYAKTA DURAN

- AYAKTAYKEN ile AYAK ÜSTÜ

( ... İLE Oturmadan, ayakta durarak, kısa sürede. )

- A'YAN ile A'RAZ

- AYAN/AYÂN[Ar. < İYÂN] ile ÂYAN/Â'YÂN[Ar. < AYN]

( Belirli, açık. İLE Gözler. | İleri gelenler. | Meşrûtiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kişilerin her biri. )

- AYÂN ile/||/<>/> AYÂN-EŞRÂF

( Bir bölgenin ileri gelenlerine verilen ad. İLE/||/<>/> Derebeyi konumuna ulaşan taşra ileri gelenlerine verilen ad. )

- STANDARDIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= AYARLAMA

- CALIBRATION[İng.] / ÉTALONNAGE[Fr.] / EICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLAMAK

- JUSTIERBARES HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLANABİLİR YARIM TON

- AYARLAYAN ile/ve/değil/||/<> AYARTAN


- STANDART SOLUTION[İng.] / SOLUTION NORMALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYARLI ÇÖZELTİ

- ADJUSTED SEMITONE[İng.] / DEMI-TON AJUSTÉ[Fr.] / EINSTELLENDER HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLI YARIM TON

- AYASOFYA MÜZESİ ve TOPKAPI SARAYI ve/||/<> HALUK DURSUN ve/||/<> KUMRULAR

( Makam odasını kumrulara terk eden bürokrat: Haluk Dursun

"Topkapı Sarayı'nda müdürlük yaptığım dönemde, makam odamda otururken bir kumrunun açık pencereden girerek avizenin etrafında uçtuğunu gördüm. Hiç kımıldamadan seyretmeye başladım.

Kumru, sanki tavaf eder gibi odanın her tarafında dolaştı, avizenin üzerine kondu, bir süre oturdu. Sonra geldiği gibi uçup gitti. Biraz sonra yanında başka bir kumru ile tekrar geldi. Bu sefer sanki bir ev (saray) sahibi edasıyla onu gezdirdi. Yeni geleni elinden, (kanadından) tutar gibi aldı ve avizenin içine oturttu. Bir süre koklaştılar. Sonra uçup gittiler.

Ertesi gün ikisi birlikte ağızlarında dal parçacıkları ile geri geldi ve avizenin içine bir yuva kurmaya başladılar. Yuva birkaç gün içinde kuruldu.

Olup biteni hiç ses çıkarmadan izliyordum. Dişi kuş, yumurtlama hazırlığı yapıyordu.

Galiba onlar da beni izliyordu ki, hiç tedirgin olmuş gibi görünmüyorlardı. Buna karşılık dışarıdan odaya başka biri girince, hemen ürküp pencereden kaçıyorlardı. Baktım olmayacak, makam odamı onlara bırakıp hemen karşıda bulunan küçük bir odaya geçtim.

Bir gün, televizyon çekimi için Topkapı Sarayı'na gelen gazeteci dostum rahmetli Savaş Ay, "Hocam, niye bu küçücük odada oturuyorsun?" diye sordu.

"Ben hâlden anlarım, bir kumru arkadaşım, sevgilisine, “ben seni saraylarda yaşatacağım" diye söz vermiş, insan yuva kurana yardımcı olmaz mı?" dedim.

"Hocam, ne olur göster şu yuvayı bana” dedi ve kapıdan odadaki yuvanın fotoğrafını çekti.

Ertesi gün beni Ankara'dan arayan arayana...

"Derhal makam odası açılsın, kumruların yuvası dağıtılsın, saray bakımsızlıktan perişan olmuş görüntüsü verilmesin" dediler.

Meğer Savaş Ay haber yapmış bizim kumrunun öyküsünü...

Hemen aradım, “üstad sen ne yaptın?” diye sordum.

"Hocam bu kadar güzel malzeme (haber) buldum, yazılmaz mı Allah aşkına" dedi.

"Gazetede sabah toplantısında anlattım, herkes ayağa kalktı ve seni alkışladı" diye ekledi.

Sadece gazetedekiler değil Ankara da ayağa kalktı sayende" diye yanıt verdim.

Şimdi ne yapacaktım? Çifte kumrulara kol kanat gerip onların saadetlerini korumaya mı çalışacaktım, yoksa odayı kullanıma açarak bir yuvanın dağıtılmasına mı neden olacaktım?

Bir biçimde, ya ben makamı, ya da o kumrular makam odamdaki yuvalarını kaybedeceklerdi.

Akşama kadar bakanlıktan beni aramayan kalmadı...

“En azından yumurtadan yavru kuşlar çıksın, uçup gidene kadar bekleyelim” diye düşündüm. “Ben yuvayı almam, siz beni görevden alın isterseniz” dedim.

Ertesi gün, yuvaya bakmaya gittim ki, ne göreyim, yuva yerinde duruyordu ama kumrular yoktu.

Yuva yerinde durmasa, "Biri kuşları ürküttü, kovaladı" diyecektim. Hâlbuki yuva yerli yerinde duruyordu. Kumrular, sanki durumu hissetmiş ve sessizce çekip gitmişlerdi. Bir daha da hiç gelmediler.

Daha sonra Topkapı Sarayı'ndan, Müsteşar ve Bakan Yardımcısı olarak Ankara'ya gittim.

"Kuşların yuvası dağıtılsın, makama sahip çıkılsın" diyenlerin ise hiçbiri Bakanlık'ta makamlarında kalamamıştı.

Muhakkak ki, biz de bir gün bu makamlardan uçup gideceğiz. Kuşlar ise hep sevmeye, uçmaya ve yuva kurmaya devam edecek.

Haluk DURSUN )
( )

- AYDIN = MÜNEVVER = INTELLECTUAL[İng.] = INTELLECTUEL[Fr.] = INTELLEKTUELL[Alm.] = INTELLETTUALE[İt.] = INTELECTUAL[İsp.] = PAIDEUMENOS[Yun.] = MUFEKKİR[Ar.] = RÛŞENFİKR[Fars.] = INTELLEKTUEEL[Felm.] = ZİYÂLİ[Azarbaycan = Özbek Tr.] = BİLİKTİ[Kazak Tr.] = BİLİMDÜ[Kırgız Tr.] = DIANOOUMENOS[Yun.] = PROSVEŞÇONNIY[Rusça]

- AYDIN ile/ve/||/<> ÖNDER

- ŞİDDET-İ ZİYÂ[Osm.] / ILLUMINATION INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ D'ÉCLAIRAGE, INTENSITÉ DE L'ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLANMA YEĞİNLİĞİ/ŞİDDETİ

- AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)

( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )
( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )

- ILLUMINATION[İng.] / ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA/AYDINLANMA

- A'YEN[Ar.] ile ÂYEN, ÂHEN[Ar.]

( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )

- AYGIN BAYGIN

( Bitkin. | Duyguda ölçüyü kaçırmış. | Kendinden geçercesine âşık, vurgun. )

- AYI ile MEYVE VERMEK ile TAŞIYICI ile RULMAN ile MEYVE VEREN

- DARSTELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIKLAMAK

- ÂYİN[Fars.] değil/yerine/= DİNSEL TÖREN

( Dinî tören, ritüel. | Mevlevi tekkelerinde okunan bestelerin tamamı. )

- AYIRAÇ/BELİRTEÇ/MİYAR/REAKTİF ile AYIRAN ile AYIRICI ile AYIRMAÇ/FARİKA ile AYIRTI/ÇALAR/NÜANS

( Nesneleri kimyasal birleşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler. İLE Işığı yalın öğelerine ayırma özelliği olan. İLE Ayırma özelliği ya da gücü olan. | Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç. İLE Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum ya da öğe. İLE Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. )

- AYIRICI PERDE = HİCÂB-I FÂSIL = CLOISON

- EMSÂL-İ TEMYİZ[Osm.] / SEPARATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSFAKTOR, TRENNUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- KUDRET-İ TEFRİD[Osm.] / SEPARATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSENERGIE, TRENNUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ENERJİSİ

- RESOLVING POWER[İng.] / POUVOIR DE RÉSOLUTION[Fr.] / ENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ, RS

- LIMITE DE RÉSOLUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ SINIRI

- SEPARATION[İng.] / SÉPARATION[Fr.] / TRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA


- TEFRİK ETMEK[Osm.] / TO SEPARATE, TO SPLIT[İng.] / RENNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMAK

- ECZÂ-İ MUFTÂRİK[Osm.] / IDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES DISCERNABLES[Fr.] / UNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEBİLİR PARÇACIKLAR

- ECZÂ-İ GAYR-İ MUFTÂRİK[Osm.] / UNIDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES INDISCERNABLES[Fr.] / UNUNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEMEZ PARÇACIKLAR

- TEMYİZ ETMEK[Osm.] / TO DISTINGUISH[İng.] / UNTERSCHEIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT ETMEK, FARKLANDIRMAK

- AYKIRI ile DIŞARIDA OLAN/KALAN

- AYKIRI/LIK / KARŞITLAMLI = MUFÂRIK[Ar.] = TENÂKUZ[Fars.] = PARADOX[İng.] = PARADOXE[Fr.] = WIDERSINNING/KEIT, PARADOX/IE[Alm.] = PARADOSSO[İt.] = PARADOX[İsp.] = PARADOXON[Lat.] = PARADOKSOS[Yun.] = PARADOX[Felm.]

- AYN[< A'YÂN, UYÛN]

( GÖZ | ASLI, KENDİ | BİR ŞEYİN EŞİ, TIPKISI | KAYNAK, PINAR )

- AYN[Ar.] ile BASAR[Ar.]

- AYN ile/ve DEYN

( Zat. İLE/VE Sıfat. )

- AYNA:
CAM
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< CAN

( Kendi yüzünü görmek isteyenin baktığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özünü görmek isteyenin baktığı. )

- AYNA:
| DOĞA NESNELERİ
ve/||/<> NESNELER | ve/||/<> KİŞİ/İNSAN ve/||/<> YAZI

- AYNÂ[Ar. < ÎYN] ile AYNA[Fars.] ile AYNA[Ar.]

( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )

- MIRROR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI

- AYNA" ile/ve/> İKİNCİ VAROLAN

( Her varolan, her zerreye; her zerre, her varolana etki eder. )

- AYNEN ile/||/<> AL BENDEN DE O KADAR

- AYNEN ile/ve/||/<> HOMOJEN

- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE

- AYNEN ile/ve TAMAMEN

- AYNILAŞMAK ile AYN ile AYNA/LIK ile AYNİ ile AYNI/LIK ile AYNACI/LIK ile AYNALI ile AYNASIZ/LIK ile AYNİ HAK ile AYNA TAŞI ile AYNA TIRNAĞI ile AYNALI SAZAN ile AYNI ZAMANDA ile AYNALIK TAHTASI

- AYNINDAN değil AYNISINDAN


- AYNŞTAYN ile AYNŞTAYNİYUM

( Avagadro sayısıyla foton enerjisinin çarpımına eşit olan ve fotokimyada kullanılan bir ışık enerjisi birimi. İLE İlk kez, 1952'de, hidrojen bombası denemesinde keşfedilen, artık hızlandırıcılarda üretilen, aktinitler ailesinden, atom numarası 99, kütle numarası 244'ten 254'e kadar değişmekle birlikte, nötronlarla bombardımanı sonucunda, 15 nötronun peşi peşine U²38; çekirdeğine girmesinin ardından, 6.63MeV enerjili alfalar yayan, 20 gün yarılanma süreli, 253 kütle numaralı izotopu ve daha sonra Pu²39;'un termik nötronlarla bombardımanında, 1.1MeV enerjili betalar[Β¯] yayan, 36 saat yarılanma süreli, 200Μg-300Μg kadar 254 kütle numaralı radyoizotopları elde edilen yapay öğe. Simgesi: Es )

- AYRANLAŞMAK ile AYRAN ile AYRANCI/LIK ile AYRAN AĞIZLI/LIK ile AYRAN DELİSİ ile AYRAN GÖNÜLLÜ/LÜK ile AYRAN BUDALASI

- AYRILABİLECEK OLAN ile/ve/||/<> AYRI OLABİLECEK OLAN

- AYRILACAK ZAMAN ve/||/<> VERİLECEK SELÂM

( Vefâ bilmeyene zaman ayrılmaz/ayrılmamalı. VE/||/<> Değer bilmeyene selâm verilmez. )

- AYRILIK ile/ve SON

- AYRILIKLARDA, UNUTABİLMEK İÇİN:
ZAMAN
ile/ve/ya da BAŞKA BİRİ

( Ayrılıklar umutsuzluğa düşürmesin. Bir daha buluşmak için bir elveda gereklidir. )
( Buluşmak, dost olanlar için kaçınılmazdır. )

- AYRIM/FARK ile/ve/değil/||/<> ORAN

- FRACTIONAL DISTILLATION, FRACTIONATION[İng.] / DISTILLATION FRACTIONNÉE[Fr.] / FRAKTIONIERTE DESTILLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL DAMITMA

- DIFFERENTIAL VOLTAGE GAIN[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GERİLİM KAZANCI

- HETEROGENEOUS FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK AKIŞKAN


- GAYR-İ MÜTECÂNİS[Osm.] / HETEROGENEOUS[İng.] / HÉTÉROGÈNE[Fr.] / HETEROGEN, UNGLEICHARTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK/HETEROJEN

- HETEROGENEOUS RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT HÉTÉROGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞIK IŞINIM

- AYRIŞIM[İng. SEPARATION] ile/||/<> MENDELİN BİRİNCİ YASASI: AYRIŞMA[İng. MENDEL'S FIRST RULE]

( Hücre bölünmesinin anafaz evresinde kromozom çiftlerinden her birinin zıt kutuplara çekilmesi. @@ Alellerin ayrışımı ilkesi olarak bilinir. Gregor Mendel'in her canlıda, her özelliğe ait, her bir genin iki adet aleli bulunduğunu ve bu alellerlerin üreme gözelerine eşit bir biçimde dağıldığını söyleyen yasa.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DECOMPOSITION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] / DEKOMPOSITIONSDRUCK, DISSOZIATIONSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA BASINCI

- KUDRET-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION ENERGY, DISSOCIATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉCOMPOSITION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA ENERJİSİ

- DECOMPOSITION VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA GERİLİMİ

- EMSÂL-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION COEFFICIENT, DISSOCIATION CONSTANT[İng.] / COEFFICIENT DE DISSOCIATION, COEFFICIENT DE LA DISSOCIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA KATSAYISI

- SÂBİT-İ İNHİLÂL[Osm.] / DECOMPOSITION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA DISSOCIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA SABİTİ

- TAHALLUL[Osm.] / DISSOCIATION, DECOMPOSITION[İng.] / DISSOCIATION, DÉCOMPOSITION[Fr.] / DISSOZIATION, DEKOMPOSITION, [Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA

- AYRIYET(T)EN değil AYRICA


- AYTA = HİTABE[Ar.] = DECLAMATION[İng.] = DÉCLAMATION/HARANGUE[Fr..] = DEKLAMATION[Alm.]

( Tumturaklı konuşma. | Resmî bir yerde, üst seviyedeki kişiler karşısında söylenen ve oldukça kısa olması gereken söylev. [AYTA VURGUSU / ACCENT ORATOIRE] )

- AYVA/LIK ile AYVAN ile AYVAZ/LIK ile AYVA TÜYÜ ile AYVA HOŞAFI ile AYVA REÇELİ ile AYVA GÖBEKLİ ile AYVA MARMELADI ile AYVA KOMPOSTOSU

- AZ ANLAYAN ile ÇOK ANLAYAN

- AZ (")ÇALAN(") ile/>< (")ÇOK(") ÇALAN

( Hapse girer. İLE/>< "Kariyer yapar." )

- AZ ENERJİ ve/<> DÜZEN

- AZ VEREN değil/yerine ÇOK VEREN

( Candan. DEĞİL/YERİNE Maldan. )
( Az veren, canından; çok veren, malından olur. )
( Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar! )

- AZ ile DAHA AZ TEHLİKELİ ile DAHA AZ ile KİRAYA VEREN

- AZALTMAK ile AZALDI ile AZALAN

- AZEOTROP KARIŞIM ile DİSTİLASYON

( Sabit kaynama noktasına sahip karışım. İLE Bileşenlerin kaynama noktalarına göre ayrılması. )

- AZERBAYCAN ile AZERİCE


- AZIKLI = AZIĞI OLAN | YOKSULLARI DOYURAN

- AZINI AZIMSAMA!:
ATEŞ
ve/||/<> DÜŞMAN ve/||/<> SAYRILIK ve/||/<> BİLGİ

- AZINLIK ile/ve/||/<> GÖÇMEN

- AZMÎN/ASTÉINE[Fr.] değil/yerine/= KEMİK ÖZÜ

- AZO INDIKATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= AZO İNDİKATÖRLERİ

- NITROGENATION[İng.] ile/değil/yerine/= AZOTANDİRMA

- B-SCAN[İng.] / BALAYAGE-B[Fr.] ile/değil/yerine/= B TARAMA

- B ve/||/<>/> İSİM ve/||/<>/> ALLAH ve/||/<>/> RAHMAN ve/||/<>/> RAHİM

( İle VE/||/<>/> Adı VE/||/<>/> Allah'ın VE/||/<>/> Doğa VE/||/<>/> Tasavvur
[Allah'ın, doğa ve tasavvur adı ile...] )

- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN

- B12'DE:
SİYANA KOBALAMİN
ile/<> METİL KOBALAMİN


- A/AN[Yun.] ile/||/<> ANTİ[Yun.] ile/||/<> Bİ/BİS[Lat.] ile/||/<> DE/DES[Fr.] ile/||/<> DİS[Yun.] ile/||/<> EX[Lat.] ile/||/<> EXO[Lat.] ile/||/<> EPİ[Yun.] ile/||/<> FOS[Yun.] ile/||/<> GEO( >JEO)[Yun.] ile/||/<> HETER/O[Yun.] ile/||/<> HYPO(HİPO)[Yun.] ile/||/<> HYPER(HİPER) ile/||/<> HYDRO(HİDRO)[Yun.] ile/||/<> HOMO[Yun.] ile/||/<> İL/İN ile/||/<> İNTER[Lat.] ile/||/<> İZO[Yun.] ile/||/<> COZMO(KOZMO)[Yun.] ile/||/<> KONTRA[İt.] ile/||/<> KO/KOL/KOM/KON[Lat.] ile/||/<> MAKRO[Yun.] ile/||/<> MİKRO[Yun.] ile/||/<> MONO[Yun.] ile/||/<> NEO[Yun.] ile/||/<> OTO[Yun.] ile/||/<> PAN[Yun.] ile/||/<> PAR/PARA[Yun.] ile/||/<> POLİ[Yun.] ile/||/<> PRE[Fr.] ile/||/<> PRO[Yun.] ile/||/<> RE[Lat.] ile/||/<> SYN/SYM/SEM[Yun.] ile/||/<> SÜR[Lat.] ile/||/<> TELE[Yun.]

( ANTİ-...

- Antiaging/anti-aging: Genç kalma, yaşlanmayı önleme; yaşlanmayı önleyici.

- Antialerjik: Duyarca önleyici/giderici.

- Antidepresan: Çökkünlük giderici.

- Antidiüretik: Sidik/idrar kesici.

- Antidiyabetik: Şeker düşürücü.

- Antidot(e): Panzehir.

- Antiemetik: Kusma önleyici.

- Antienfeksiyöz/antienfektif: Bulaş önleyici/giderici.

- Anti-enflamatuvar: Yangı giderici.

- Antiflojistik: Yangı giderici.

- Antifungal: Mantar giderici/karşıtı.

- Antihelmintik: Solucan kıran/giderici.

- Antihemorajik: Kanama kesici/önleyici.

- Antihipertansif: Kan basıncı düşürücü.

- Antikoagülan: Pıhtı önleyici/çözücü.

- Antikodon: Karşıt şifre.

- Antikonsepsiyonel: Gebelik önleyici.

- Antikonvülzif: Nöbet önleyici.

- Antimalarial: Sıtma ilacı.

- Antimikotik: Mantar ilacı/karşıtı.

- Antineoplastik: Kanser ilacı.

- Antinevraljik: Sinir ağrısı dindirici.

- Antiparaziter: Asalak karşıtı/ilacı.

- Antipiretik: Ateş düşürücü.

- Antiproliferatif: Çoğalım önleyici.

- Antiprüritik: Kaşıntı giderici.

- Antisekretuvar: Salgı önleyici.

- Antisepsi: Arıtım, bulaş giderici.

- Antiseptik: Arıtkan, bulaş gideren.

- Antispazmodik: Kasılım çözücü.

- Antistres: Gerilim giderici/önleyici.

- Antite: Özgün durum.

- Antite morbid: Sayrılıklı özgün durum.

- Antitermik: Isı/sıcaklık düşürücü.

- Antitussif: Öksürük kesici/önleyici.

- Antivertijinöz: Baş dönmesi önleyici. )
( Yok/luk. [ametal | amorf | aritmik] [analjezi | anestezi | anonim]

İLE/||/

Karşıt. [antibiyotik | antipatik | antitez]

İLE/||/

Çift, tekrar. [binok | bisiklet]

İLE/||/

Olumsuzluk.[demode | deforme | deşifre]

İLE/||/

Olumsuzluk ve güçlük. [diskalifiye | dismorf | disfonksiyon]

İLE/||/

Dışı, dışında, ...-dan başka. [exporte | expresyonizm | expresyon]

İLE/||/

Dışarıdan, dıştan bakılınca. [exotermik | exotizm]

İLE/||/

Üzerinde. [epiderm | epigrafi]

İLE/||/

Işık, parıltı. [fosfat | fosfor]

İLE/||/

Yerle ilgili ön ek. [jeofizik | jeoloji/jeolog]

İLE/||/

Öteki, öbür, başka. [heterojen | heterozigot]

İLE/||/

Aşağı, alt, daha alt. [hipoderm | hipotenüs | hipotez]

İLE/||/

Üstünde, aşırı, yukarı, dışında. [hipertansiyon]

İLE/||/

Su, suyla ilgili. [hidrosefali | hidrografi | hidrojen]

İLE/||/

Eş, benzer. [homojen | homonim | homolog]

İLE/||/

-dan yoksun. [illegal] [indirekt | inorganik]

İLE/||/

Ara, arası. [internasyonal | interpol]

İLE/||/

Eşitlik. [izobar | izotop | izoterm]

İLE/||/

Evren. [kozmogami | kozmopolit | kozmoloji]

İLE/||/

Karşı, aksi yönde. [kontrast | kontgerilla | kontratak]

İLE/||/

Birlik, beraberlik. [koalisyon | koleksiyon | konferans

İLE/||/

Büyük, geniş. [makrosefal | makrostopi]

İLE/||/

Küçük. [mikrofilm | mikrometre | mikrofon]

İLE/||/

Bir, tek. [monarşi | monolog | monopol]

İLE/||/

Yeni. [neolitik]

İLE/||/

Kendi, kendiliğinden. [otobiyografi | otopsi | otokritik]

İLE/||/

Bütün, birlik. [panorama | pankreas]

İLE/||/

Boyunca, karşı, üstünde, yanında. [paragraf | paralel]

İLE/||/

Çok. [poliandri | poliklinik]

İLE/||/

İlk, önceki, birinci. [prefabrik | prematüre]

İLE/||/

İleride, önde. [prolog | prova | prototip]

İLE/||/

Yeniden, tekrar, geri döndürmek. [reaksiyon | redaktör]

İLE/||/

Birlikte. [simetri | senfoni | sempati]

İLE/||/

Süper, üstünlük. [sürmenaj]

İLE/||/

Uzak, ırak. [teleferik | telefon | telepati] )

- BÂB-I ÂLİ/HÜMÂYUN ile/ve/||/<> BÂB-I ÂSÂFÎ ile/ve/||/<> BÂB-I MEŞÎHAT ile/ve/||/<> BÂB-I SERASKERÎ ile/ve/||/<> BÂB-I DEFTERÎ

( Sultan kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Sadrazam kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Seyhülislâm kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Genelkurmay başkanlığı kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Maliye kapısı/makamı. )

- BABA:
EVE, "EKMEK" GETİREN
ile/ve/değil/||/<> SEVGİSİNE, EMEK VEREN

- BABA ile KAYINPEDER ile BABALIK ile BABASIZ ile BABACAN ile BABALAR

- BABALAR:
KAHRAMAN
ve/||/<> İLK ÂŞIK OLUNAN

- BABUN ile HAMADRYAS BABUNU

- BABUN ile ZEYTİN BABUNU

- BACH ve MENDELSON

- BACKGROUND :/yerine ARKA PLAN

- BACON ile BACON


- BADAL ART:
ile/||/<> BARSGAN
[<

( Uç ile Barsgân arasındaki bir dag geçidi. )

- BADEM ile KARGADELEN

( ... İLE Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem. )

- BÂDİNCÂN[Ar.] ile BÂDİNGÂN[Ar.]

( Patlıcan. )

- BADMİNTON değil/yerine/= TÜYLÜ TOP

- BOND ORDER[İng.] / ORDRE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSORDNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ DERECESİ

- BOND STRENGTH[İng.] / FORCE DE LIAISON[Fr.] / BINDEKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ KUVVETİ

- BONDING ORBITAL[İng.] / ORBITE ÉLECTRONIQUE COMMUNE[Fr.] / GEMEINSAME ELEKTRONENBAHN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞ ORBİTALİ

- BAĞA[İng. BAGA] ile/||/<> ANAPSİT[İng. ANAPSID] ile/||/<> APOSEMATİZM[İng. APOSEMATISM] ile/||/<> KİTİN[İng. CHITIN] ile/||/<> SICAKLIĞA BAĞLI CİNSİYET TESPİTİ (TSD)[İng. TEMPERATURE-DEPENDENT SEX DETERMINATION]

( Bazı omurgasızların ve az sayıda da omurgalıların gövdelerinin en dışında yer alan sert örtü ya da üst kabuk. Kemikten ya da selüloza benzer bir madde olan kitinden oluşur. Böceklerde ve öteki omurgasızlarda bu üst kabuk, dış iskeletin bir bölümünü oluşturur. Kaplumbağa gibi omurgalılarda ise koruyucu görevi görür. @@ Temporal boşluklara sahip olmayan kafatası tiplerini bulunduran omurgalı grubudur. Evrimsel olarak sürüngenlerin en eski alt sınıfı oldukları düşünülür. Paleontolojik olarak bu kafatası tiplerinin izleri Karbonifer Devri'nde 350 milyon yıl kadar geriye sürülebilir. Günümüzdeki kaplumbağalar ve Captorhinus cinsi gibi birçok soyu tükenmiş sürüngen bu tipte kafatasıya sahiptir. @@ Uyarıcı renklenme olayıdır. Zehirli ya da av olan türlerin parlak renklerinin ya da çarpıcı desenlerinin avcılar için uyarıcı olarak iş görmesi olarak da bilinir. Çarpıcı renkleri olan zehirli kurbağalar buna bir örnektir. Bu türlere aposematik türler de denir. @@ Eklembacaklıların dış iskeletinin oluşmasında kullanılır ve mantarlarda göze çeperini oluşturan polisakkarittir. Bilindiği kadarıyla doğada en çok bulunan ikinci polisakkarittir. Kitin, sağlam ve elastik bir madde olduğu için tıp alanında cerrahi iplerde kullanıma uygundur. Yaralar iyileşirken kitin yavaş bir biçimde ayrışır ve dağılır. Kitinden tıp, tarım ve endüstri gibi pek çok alanda faydalanılmaktadır. @@ Canlının cinsiyeti ortam sıcaklığına göre belirlenir.Timsahların tamamı, çoğu kaplumbağa, bazı kertenkeleler; embriyonik gelişmenin kritik bir döneminde yumurtaların inkübasyon sıcaklıklarına göre cinsiyetleri belirlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DIFFUSION HOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK DİFÜZYON

- DIFFUSION INHOMOGÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIK OLMAYAN DİFÜZYON


- ZUSAMMENHANGSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞDAŞIKLIK

- RELATIVE STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT RELATIF[Fr.] / RELATIVES BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL DURDURMA GÜCÜ

- RELATIVE ATTENUATION[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIL SÖNÜMLEME

- RELATIVE STANDART DEVIATION[İng.] / RELATIVE STANDART ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIL STANDART SAPMA

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN ile/ve BAĞIMLI DEĞİŞKEN

( Tanım aralığı. İLE/VE Değer aralığı. )

- BAĞIMSIZLIK ile BAĞIMSIZLIK HAREKETİ ile BAĞIMSIZLIK ARAYAN ile BAĞIMSIZ ile BAĞIMSIZ OLARAK

- BAĞIRAN değil/yerine/>< BAĞIRMAYAN

( Değeri yüksek olmayan mal satanlar. DEĞİL/YERİNE/>< Değeri yüksek olan mal ve/ya da hizmet sunanlar. )
( İşportacı, eskici. DEĞİL/YERİNE/>< Kuyumcu/sarraf. antikacılar. )
( "Pop", "rock" vb. müzikçiler. DEĞİL/YERİNE/>< Sanat müziği/klasik müzik vb. söyleyen ve dinleyenler. )

- BAĞIRSAK TIXANLIĞI[Azr.]/ENSEDADE ROODE[Fars.]/İŞEKTİÑ BİTELUI[Kazak.]/INTESTINAL OBSTRUCTION[İng.] değil/yerine/= BAĞIRSAK TIKANIKLIĞI

- BAĞIŞ ile/||/<> İHSÂN ile/||/<> LÜTÛF ile/||/<> HİMMET ile/||/<> KEREM ile/||/<>
İNÂYET
ile/||/<> İLTİFAT ile/||/<> ATÂ ile/||/<> ATIFET ile/||/<> HÎBE


- IMMUNIZATION[İng.] / IMMUNISATION[Fr.] / IMMUNISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA

- BAĞIŞIKLIK/İMMÜN ile ÖZBAĞIŞIKLIK/OTOİMMÜN

( Gövdenin savunma düzenine ait olan terim. İLE Gövdenin kendi dokularına karşı savunma geliştirdiği durumlar. )

- BAĞIŞLAYAN ile/ve/değil ESİRGEYEN

- BAĞKESEN

( Makaslıböcek. )

- BAĞLAÇ = CONJUNCTION[İng.] = CONJONCTION[Fr.] = KONJUNKTION[Alm.] = CONGIUNZIONE[İt.] = CONJUNCIÓN[İsp.] = COPULA[Lat.]

- BAĞLAMA SAPINDA:
KISA
ile UZUN

( )

- BAĞLANMAK ile DOĞUŞTAN

- BOUND ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON LIÉ[Fr.] / GEBUNDEN-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞLI ELEKTRON

- BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI

( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

- BAHADIR[Fars. < BAHADUR]" ile/ve/||/<>/< "TOSUN"

( Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan ya da yiğitlik gösteren kişi. @@ Danalıktan yeni çıkmış genç boğa. | Sağlıklı, tıknaz delikanlı. )

- BAHÂR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHÂR ile BAHHÂR[Ar. < BAHR]

( Kışla yaz arasındaki mevsim. İlkyaz. [22 Mart - 21 Haziran arasıdır] İLE Güzellik. | Güzel. | Sığırgözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. | Put, sanme, çelîpa. | Atılmış pamuk. | Ölçek. | Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şeyler. İLE Denizci, gemici. )

- BAHAR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHAR[Ar. çoğ. BAHARAT]

( [Kuzey yarımküre için] 21 Mart'ta, gündüz-gece eşitliğiyle başlayarak, 22 Haziran'da, gündönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim, ilkyaz. | Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. | Gençlik çağı. İLE Yiyecek ve içeceklere, hoş koku ve tad vermek için kullanılan kurutulmuş ve öğütülmüş bitkiler. )
( BAHARİYE: Divan Edebiyatı'nda, bahar betimlemesi ile başlayan kaside. )
( BİBERİYE: Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, yaprakları hoş kokulu bir bitki. [Lat. ROSMARINUS OFFICINALIS] )

- BAHARINDAN" değil BAĞRINDAN

- BAHÇE ile BAHÇE BALZAMI ile BAHÇE MİSK ile BAHÇE PETUNYASI ile BAHÇE ADAÇAYI ile BAHÇE ÖTLEĞENİ ile BAHÇIVAN ile BAHÇIVANLIK ile BAHÇELER

- BAHÇIVAN[Fars.] < BÂĞÇEVÂN

( Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kişi. | Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kişi. )

- bahreyn[Ar.] ile Bahreyn[Ar.]

( İki deniz. [Basra Körfezi ile Hint Denizi. / Akdeniz ile Hint Denizi. / Karadeniz ile Hint Denizi.] | İki büyük esas, temel şey. İLE Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesi. )

- BAHREYN ile BAHREYNLİ

- BAHREYN ve/<> KUR'ÂN-I KERÎM MÜZESİ

( Bahreyn'in başkenti Mename'de bulunan İslâm Merkezi'nde, Bait Al Quran[Kur'ân-ı Kerîm Müzesi] bulunmaktadır. [Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinden getirilen ve çoğu el yazması olan Kur'ân'lar sergilenmektedir.][Gutenberg'in, matbaayı bulmasından sonra basılan ilk Kur'ân-ı Kerîm de bu müzede bulunmaktadır.] )

- BAHS[Ar.] ile NUKSÂN[Ar.]

- BAHŞİŞ[Ar.] ile ARMAĞAN


- BÂHTE[Ar. < BÂHTEN][Fars.] ile BAHTE[Fars.]

( Oynamış, oyunda yutulmuş/ütülmüş kişi. İLE Besili, semiz koyun. | Burulmuş, üç yaşında koç. )

- BAÎM[Ar.] ile BÂİN[Ar.]

( Put, heykel. İLE Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu. )

- BAKAN/BAQAN ile BAKAN/BAQAN
[<

( Yüzük.[pirinç] İLE Gerdanlık.[pirinç] )
( ALTUN BAKAN/ALTUN BAQAN: Altın yüzük. )

- BAKICI ile/ve/||/<> BAKAN

- BAKICI ile/ve/değil/<> BAKIM VEREN

- BAKILAN ile/ve DÜŞÜNÜLEN

( Güzeldir. İLE/VE Güzelliktir. )

- BAKIM ile/ve/<> ÖZEN

- ... BAKIMDAN ile/değil ... BAKIMINDAN

- PERTES DANS LE CUIVRE[Fr.] / KUPFER-VERLUSTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKIR KAYIPLARI

- COPPER GREEN[İng.] / VERT DE CUIVRE[Fr.] / KUPFERGRÜN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKIR YEŞİLİ


- BAKİR değil/yerine/= ERDEN

- BAKIŞ:
DIŞARIDAN
ile/ve/değil/||/<>/< İÇERİDEN

- BAKIŞIK = SYMMETRICAL[İng.] = SYMÉTRFIQUE[Fr.] = EBENMÄßIG, SPIEGELGLEICH[Alm.] = SIM(M)ETRICO[İt., İsp.] = ÆQUALIS ET CONGRUENS, CONVENIENTER COMPOSITUS[Lat.] = SÜMMETROS, EMMETROS, EURÜTHMOS[Yun.] = MAVÂZİ, MUTEVÂZİ[Ar.] = MUTEKÂRON[Fars.] = SYMMETRISCH[Felm.]

- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve/||/<> EŞDEĞİŞKEN

- BAKL/A[Ar. çoğ. BUKUL] ile ÇİN/HİNT BAKLASI

( [Ar. (botanikte)] BÂKILÂ )

- BAKLA/LIK ile BAKLAN ile BAKLALI ile BAKLA İÇİ ile BAKLA FALI ile BAKLA KIRI ile BAKLA ÇİÇEĞİ

- BAKLİYE MEYVESİ, LEGÜMEN = SİMÂR-I BAKLÎYE = GOUSSE, LÉGUME

- BAKTERİ İLE ARKE İLE ÖKARYOT ile/||/<> ÜÇ DOMAİN

( Yaşamın üç temel dalı. )
( Formül: 16S rRNA filogeni )

- BACTERIA[İng.] / BACTÉRIA[Fr.] / BAKTERIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİ

- BAKTERİ ile VİBRİYON[Fr.]

( ... İLE Virgül biçimindeki bakteri. )

- BAK-TERİ/LER/İN değil/< BAKTERİ/LER/İN

- BAKTERİSIT/BACTERICİDE değil/yerine/= BAKTERİKIRAN

- BAKTERİSİT[Fr. < BACTÉRICIDE] değil/yerine/= BAKTERİKIRAN