| ...I/İ ve ...I/İ | (I/İ ile biten FaRkLaR...)

- ALGI ile KABUL

- ALGI ile/ve/||/<>/> KAVRAM

( Duyusal. İLE/VE/||/<>/> Düşünsel. )

- ALGI ile/ve/<> KAVRAYIŞ

( Sizin olan, algılama gücünüzdür, algıladığınız değil. )
( İçinize sabır ve dikkatle bakın, algılananın algılayan olamayacağını anımsayın. )
( Algılayan bulunmadan algılama, bilen olmadan biliş, seven olmadan sevgi, eylem olmadan eylem ile ilgilenme. )
( Yours is the power of perception, not what you perceive.
Look within diligently, remember to remember that the perceived cannot be the perceiver. )

- ALGI ile/ve/||/<>/> OLAY ile/ve/||/<>/> OLGU

( Duyum. İLE/VE/||/<>/> Olumsal/keyfî. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. Kavram. )
( Gövdenin işlevleri. İLE/VE/||/<>/> Zihnin işleri. İLE/VE/||/<>/> Aklın edimleri. )
( Olaylar değil olayları algılayış biçimimiz önemlidir[önceliklidir]. )

- ALGI ile/ve/değil/<> OLGU

( İlkeli/yasalı değildir. Keyfîdir. İLE/VE/DEĞİL/<> İlkelidir/yasalıdır. )
( Betimleme'den Kavram'a geçiş gibi, Algı ile Olgu arasındaki fark da ilkeli/yasalı olup olmamasıdır. )

- ALGIDA/KABULDE:
TEK TANIM
ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ

- ALGILAMAK ile ALGILANMAK ile ALGILATMAK ile ALGILANABİLMEK ile ALGILATABİLMEK ile ALGILAYABİLMEK ile ALG ile ALGI ile ALGI BIÇAĞI

- SENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= ALGILAYICI

- ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ

- ALGISAL EŞİKLER'DE:
ÖZEL ALICILAR
ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ


- ALGOFOBİ[Fr.] değil/yerine/= ACI VERİCİ DUYUM OLUŞTURABİLECEK HER ŞEYE KARŞI DUYULAN KAYGI

- ALGOLOG ile ALGOLOJİ

- ALGOLOJİ/ALGOLOGY[İng.] değil/yerine/= AĞRI BİLİMİ

- ALGOLOJİ/FİKOLOJİ ile SU YOSUNU BİLİMİ

( Suyosunu bilimi. )

- ALGOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ALGOFOBİ

( Acı korkusu olarak bilinen, Yunancada "acı" anlamına gelen ἄλγος ("álgos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ALGORİTMA/ALGORITHM[İng.] değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI

- ALGORİTMA değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI

- ALİ ALKANAT ÇOK PROGRAMLI LİSESİ

( Uskumruköy'ün batı tarafındaki tepe üzerine hayırseverlerden Ali Alkanat tarafından yaptırıldı. Okula yaptıranın adı verildi. Okulda çok programlı eğitim hizmeti verilmektedir. )

- ALİ BEY ÇEŞMESİ

( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde ve vapur İskelesi ile Fuat Paşa Oteli karşısındadır (H. 1011, M. 1602). Caddenin genişletilmesi sırasında 1943 yılında biraz geriye alınırken, her nedense eski biçimi tamamen bozularak, yeniden yapılmıştır. Kitabesi arka tarafta yeniden yapılan bir çeşmenin üzerine nakledilerek bunun eski mimari ve tarihi değeri mahvolmuştur. Çeşme onarımlar ve yerinden daha geriye alınmasından sonra hakiki hüviyetini kaybetti. Mermer kitabede "BSİ Ali Baba Suyu" yazısı vardır. Çeşme sonraki yıllarda birkaç kez daha onarım gördü. 2002 yılı başlarında çeşme yeniden onarılmıştır. Çeşmeyi Ali Bey isimli bir şahıs yaptırdığından bu ismi almış olup, "İstanbul Çeşmeleri " kitabında kaydedildiğe göre eski çeşmenin iki kıtalık kitabesinin tarih beyti şöyledir: Didi icüp Sebati de tarih/ Ayn - i ab nümune - i kevser" (1011). Çeşmenin kendi kaynak suyu vardır. )

- ALİ İHSAN PAŞA YALISI

( Rumelihisarı'nda Baltalimanı Caddesi üzerinde bulunan bu yalı 18. yy.' ın ikinci yarısında yapılmış, 19. yy.' da onarım görmüş ve tarihi özelliğini büyük oranda kaybetmiştir. )

- ALİ KETHÜDA CAMİİ

( Sarıyer Merkez Mahallesindeki Ali Kethüda Camii 17. yy.' da Sultan II. Mustafa (1695 - 1703) döneminde Sadrazam Kethüdası Ali Efendi tarafından yaptırıldı. Cami; 18. yy. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın Kethüdası Maktul Mehmet Ağa tarafından (1720/1721) onarılmış, onarım sırasında bir de minare ilave edilmiştir. Caminin kıble tarafı denizle beraberdi ve camiin altı kayıkhane idi. Zamanla denizin doldurulması sonucu camiin ön kısmı bahçe haline geldi. Camı pek çok onarım gördü. 1969'da yapılan büyük onarım sırasında kayıkhane olan alt kat yeniden tanzim edilerek ibadet edilebilecek yeni bir kat daha kazanıldı. Sarıyer Ali Kethüda Camii İstanbul'un en ışıklı camilerinden biridir. 44 penceresi bulunmaktadır. Ayrıca ana cadde tarafından sağır iki penceresi bulunmaktadır. Batı tarafındaki pencereler kapatılarak, dış kısımdan camiye, hanımlar için ibadet edilecek bir bölme yapılmıştır. )

- ALİ PERTEK CAMİİ

( Rumelihisarı Rakım Efendi Çeşmesinin üst tarafındadır. Tarihi eserlerden biri olup 1640'da yapılmış, 1763'te onarım görmüştür. Bu camiye "Bey Camii" veya "Hamam Camii" de denilmektedir. )

- ALİ RIZA PAŞA YALISI

( Yeniköy'de Daire Sokaktadır. 1876'da Fransız vatandaşı bir Musevi tarafından inşâ edilmiştir. 1908 yılında Ali Rıza Paşa tarafından satın alındı. Vapur iskelesinin yanındadır. 1914/15 ve 1936 yıllarında Ali Rıza Paşa ve 1939, 1962 yıllarında kızı İclal hanım tarafından büyük onarım yaptırılmıştır. 1923'te Belediye Binası olarak kullanıldı. )

- ALİ ŞEN SERACILAR PARKI

( Gümüşdere Mahallesindedir. 315,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 25,58 m²'lik yeşil alanı ve 90,00 m²'lik çocuk oyun alanı vardır. )

- ALÎ (SIFATI)[Ar.] ile REFÎ' (SIFATI)[Ar.]

- ALİ ŞİR NEVÂÎ

( İlk hamse ve tezkireyi yazmıştır. )

- ALİ ŞİR NEVÂÎ ve BİHZAD[Fars. BİH: İyi. + ZAD: Doğma/doğmuş.]

- ALİ UFKÎ/UFÎKÎ ile/ve/> DİMİTRİ KANTEMİR

- ÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile ÂLÎ[Ar.] ile ALÎ[Ar. < ÂLET]

( Yüce, ulu. Kemâlâtı kendinde toplayan. | Kişi adı. İLE/< Ebû Tâlib'in oğlu ve Hz. Muhammed'in damadı, dördüncü halife. İLE/< Âlete ait, âletle ilgili. | Yemin edici/eden. )

- ALİ YILMAZ BALIKÇILAR PARKI

( :Büyükdere Mahallesinde bulunmaktadır. Sahildeki eski parktır. Tamamen yeniden düzenlendi ve Ali Yılmaz ismi ile açıldı. 1.173,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 167,00 m²'lik yeşil alanı, 101,40 m²'lik çocuk oyun alanı, 27,13 m²'lik bir tesisi bulunmaktadır. )

- ALİ ile ALİ ABBAS ile ALİ EKBER ile ALİ EKBER HAŞİMİ RAFSANCANİ ile ALİ AŞGAR ile ALİ EŞREF ile ALİ BABA ile ALİ HASAN ile ALİ KARAM ile ALİ MUHAMMED ile ALİ PANAH ile ALİ ŞAMKHANİ

- ALİ ile ALİL ile ALİM/LİK

- ÂLİ ile ULVÎ

- ALİASİNG değil/yerine/= GÖRÜNTÜ KAYMASI

- ALIÇ ile ALIÇ MARMELADI

- RECEIVER CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT RÉCEPTEUR[Fr.] / AKSEPTORKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DEVRESİ

- ACCEPTOR LEVELS[İng.] / NIVEAUX ACCEPTEURS[Fr.] / AKZEPTORISCHE NIVEAUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DÜZEYLERİ

- ÂHİZE[Osm.] / ACCEPTOR, RECEIVER[İng.] / RÉCEPTEUR[Fr.] / AKZEPTOR, RECEIVER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI

- ALICI ile ALACAKLI

- ALICI ile/ve ANLAYICI

( Almaya/anlamaya hazır olan. | Satın almak isteyen kişi, müşteri. | Kendine bir şey gönderilen kişi. | Almaç. | Kayıt aracı. | Azrail. İLE/VE Katılmaya hazır olan. )

- ALICI ile İLETKEN

- ALICI/LIK ile ALICI KUŞ ile ALICI ÖDEMELİ

- RETENTION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= ALIKONMA (GECİKME) SÜRESİ

- ALİMENT- ile/||/<> NUTRİ- ile/||/<> SİTİO-/SİTO- ile/||/<> TROPH-/-TROPHİA/-TROPHİC/-TROPHİN/TROPHO-/-TROPHY ile/||/<> -OREXIA ile/||/<> EMET-/EMETO- ile/||/<> JEJ- ile/||/<> -PHAG/-PHAGE/-PHAGİA/PHAGO-/-PHAGOUS/-PHAGY

( Besin, besinsel. İLE/||/<> Beslenme, besinsel. İLE/||/<> Tahıl, besin, tane, tohum, besinlerle ilgili. İLE/||/<> Besin ve beslenme ile ilgili. İLE/||/<> İştah, istek. İLE/||/<> Kusma. İLE/||/<> Açlık, kuru. İLE/||/<> Yeme, yiyen, yutan. )

- ALIMINO SILICATE GLASS[İng.] ile/değil/yerine/= ALİMİNO SİLİKAT CAMI

- ALIMLAMAK ile ALIM ile ALIMCI/LIK ile ALIMLI/LIK ile ALIMSIZ/LIK ile ALIM SATIM ile ALIM ÇALIM ile ALIMLI ÇALIMLI ile ALIM SATIM OFİSİ ile ALIM SATIM BÜROSU

- ALIMLI ile ÇEKİCİ

- ÂLİMU Bİ'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile MUHÎTU BİHİ[Ar.]

- ALIN/AKIL TERİ ile/ve/||/<> GÖZYAŞI ile/ve/||/<> KAN ile/ve/||/<> MÜREKKEP

- ALIN TERİ/TERLEMESİ ile SIRT TERİ/TERLEMESİ ile KIÇ TERİ/TERLEMESİ

( Sadece fiziksel çalışmaktan kaynaklanan durum/ter. İLE
Çalışırken ciddi zorlanmadan kaynaklanan durum/ter. İLE
Sıkıntıdan/zorluktan kaynaklanan durum/ter. )

- ALINDI ile ALINDILI ile ALINDISIZ

- ALINDI ile ANILDI

- ALINMAK ile ALINABİLMEK ile ALIN/LIK ile ALINLI ile ALIN TERİ ile ALIN ÇATI ile ALIN YAZISI

- ALINTI ile ARAŞTIRMA

( Bir kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". | Başka bir dilden alınmış sözcük. İLE Birkaç kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". )

- ALINTI ile/ve/değil ATIF

- ALINTILAMAK ile ALINTILANMAK ile ALINTILANABİLMEK ile ALINTILAYABİLMEK ile ALINTI

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- ALIŞKI ile ALIŞKIN/LIK

- ALIŞMAK ile ALIŞILMAK ile ALIŞTIRMAK ile ALIŞABİLMEK ile ALIŞIVERMEK ile ALIŞTIRILMAK ile ALIŞ ile ALIŞ FİYATI


- ALIŞVERİŞ ile ALIŞVERİŞ SİGORTASI

- ... ALIŞVERİŞİ ile/değil/yerine ... PAYLAŞIMI

- ALIVE :/yerine CANLI

- ALİYE RONA PARKI

( Cumhuriyet Mahallesindedir. 499,05 m²'lik bir alan üzerindedir. 199,04 m²'lik yeşil alanı ve 97,56 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- ALİZARİN[Fr. < ALIZARINE] değil/yerine/= KÖK BOYASI

- ÂLÎZ/Î[Fars.]

( Çifte. )

- ALJEZİ ile/||/<> ALJEZİK ile/||/<> ...-ALJİ

( Ağrı duyarlılığı. İLE/||/<> Ağrılı. İLE/||/<> ... ağrısı. )

- ALJİ[Fr.] değil/yerine/= NEDENİ NE OLURSA OLSUN BİR BÖLGEDE TOPLANAN AĞRI

- ALKALINE ERROR[İng.] / ALKALISCHE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALKALÎ HATASI

- ALKALİ[Fr. < ALCALI] ile ALKALOİT[Fr. < ALCALOIDE]

( Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı. İLE Özellikleri ile alkalileri andıran organik nesne. )

- ALKAN İLE ALKEN İLE ALKİN İLE AREN ile/||/<> HİDROKARBON SINIFLARI

( Sırasıyla tekli, çiftli, üçlü bağlı doymuş/doymamış ve aromatik hidrokarbonlardır. )
( Formül: CₙH₂ₙ₊₂ İLE CₙH₂ₙ İLE CₙH₂ₙ₋₂ İLE C₆H₆ )

- ALKAN ile ALKALİ ile ALKALİK ile ALKALİ METALLER

- ALKIŞ ile/ve/yerine BİLARDO ALKIŞI

( Elleri, avuç içlerini çarptırarak. İLE/VE/YERİNE Orta parmak ya da yüzük parmağını, baş parmakla birleştirip ve kaydırıp avuç içine çarptırarak. )
( Daha çok/güçlü ses çıkararak. İLE/VE/YERİNE Daha az/güçsüz ses çıkararak. )
( Daha kaba. İLE/VE/YERİNE Daha nazik. )
( Beğeni ve coşkunu daha çok ve doğrudan duyurmak/yansıtmak üzere. İLE/VE/YERİNE Sporcunun odaklanmasına ve derinleşmesine engel olmamak üzere. )

- ALKIŞ ile TOKMAĞI

- ALKIŞLAMAK ile ALKIŞLANMAK ile ALKIŞLATMAK ile ALKIŞLANABİLMEK ile ALKIŞLATABİLMEK ile ALKIŞLAYABİLMEK ile ALKIŞ ile ALKIŞÇI/LIK ile ALKIŞ AĞASI

- ALKOL ile ALKOLLÜ ile ALKOLLÜ İÇKİ ile ALKOLLÜ İÇKİLER ile ALKOLİZM

- ALLAH ÇIRASI : YILDIZ ya da AY

- ALLAH TAKSİMİ ile/ve/||/<> KUL TAKSİMİ

- ALLAH ZİKRİ ile/ve YA ALLAH ZİKRİ

( Belirli bir noktadan sonra Allah'a "O" bile demek caiz değildir. )

- ALLAH'IN:
ADI
değil ADININ ADI


- ALLAH'IN:
EMRİ
ile/ve/||/<> MURADI

- ALLAH'IN EMRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞANIN GEREĞİ

- ALLAH'IN LAFZI değil ALLAH'IN KELÂMI

- ALLÂH'IN MAKAMI:
NAZ MAKAMI
değil NİYÂZ MAKAMI

- ALLAH'IN SIFATLARI:
SELBÎ/TENZİHÎ
ile/ve/||/<>/> SUBÛTÎ

( - Vucud
- Kıdem
- Bekâ
- Vahdâniyet
- Muhâlefetün lil-Havadis
- Kıyam bi-nefsihî

İLE/VE/||/<>/>

- Hayat
- İlim
- Semi
- Basar
- İrâde
- Kudret
- Kelâm
- Tekvin )

- ALLÂH'IN VARLIĞI ile/değil ALLÂH'IN BİRLİĞİ

- ALLAH'IN:
ZÂT'I
ile/ve SIFATLARI

( Allah'ın zâtı insanda, sıfatı âlemde. )

- ALLAH'I/NI" ... ile/değil/yerine ALAYI/NI ...

- ALLAH'TAN ... ile/ve/değil/yerine NEYSE Kİ ...

- ALLÂHU A'LEMU Bİ-ZÂTİHÎ[Ar.] ile ALLÂHU A'LEMU Lİ-ZÂTİHÎ[Ar.]


- ALLAIS AÇMAZI ile/ve/||/<> İKİ ZARF AÇMAZI ile/ve/||/<> ST. PETERSBURG AÇMAZI

- ALLAMAK ile ALLANMAK ile ALLAŞMAK ile ALLAH/LIK ile ALLAHSIZ/LIK ile ALLAH AŞKINA ile ALLAH YAPISI ile ALLAK BULLAK ile ALLAH TAKSİMİ ile ALLAH VERGİSİ

- ALLEE EFFECT[İng.] değil/yerine/= ALE ETKİSİ

( Bireylerin kendi türünden bireylerin varlığından sağladıkları kazancı ifade eden terimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ALLEE EFFECT[İng.] değil/yerine/= ALLEE ETKİSİ

( Tür içerisindeki bireylerin, aynı türde olanların etrafında olmasından dolayı kazandığı avantajdır. İlk olarak 1930 yılında Warder Clyde Allee tarafından ileri sürülmüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ALLEGORİ değil ALEGORİ

- ALLEGRO[İt. < Mutlu, sevinçli.] ile ALLEGRETTO[İt.]

( Hızlı, canlı çalmak/çalınan. İLE Allegro'dan daha yavaş tempoda çalmak/çalınan. )

- ALLELOPATİ ile/||/<> İNTERFERANS

( Allelopati kimyasal inhibe, interferans fiziksel. )
( Formül: Toksik İLE direkt )

- ALLERGY[İng.] değil/yerine/= ALERJİ

( Vücudun diğer insanların vücutlarına zarar vermeyen bir maddeye gösterdiği aşırı tepki.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AL[L]ERJİ ile/||/<> AL[L]ERJEN

( Duyarca. İLE/||/<> Duyargan. )

- ALLI ile ALLIK ile ALLI PULLU


- ALLOCHROMY[İng.] / ALLOCHROMIE[Fr.] / ALLOCHROMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALLOKROMİ

- ALLOMETRY EQUATION[İng.] değil/yerine/= ALOMETRİ DENKLEMİ

( Genel formu y = bxa olan denklem. Burada; y ve x karşılaştırılan iki değer, a ve b ise sabittir. Büyüme, izometrik yani doğrusal ise allometrik üstel "a" nın değeri 1'dir. a> 1 olduğunda allometri pozitif, a )

- ALLOPATRIC İLE SYMPATRIC İLE VİCARİANCE ile/||/<> DAĞILIM PATTERNLERİ

( Tür dağılım mekanizmaları. )
( Formül: Biogeographic realms )

- ALLOPATRİK İLE SİMPATRİK İLE PARAPATRİK ile/||/<> TÜRLEŞME MODELLERİ

( Yeni türlerin oluşum mekanizmaları. )
( Formül: Gen akışı: Allo < Para < Sim )

- ALLOPOLYPLOİDİ ile/||/<> AUTOPOLYPLOİDİ

( Allopolyploidi farklı türlerden kromozom setiyken İLE autopolyploidi aynı türden çoklu kromozom setidir )
( Formül: Hibrit speciation )

- ALLOTROPY[İng.] / ALLOTROPIE[Fr.] / ALLOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALLOTROPİ

- ALMAK ile ALMANLAŞMAK ile ALMAZLANMAK ile ALMANLAŞTIRMAK ile ALMAN ile ALMAÇ ile ALMAŞ ile ALMANCA ile ALMANCI/LIK ile ALMAŞLI ile ALMAZLIK ile ALMAN USULÜ ile ALMAN GÜMÜŞÜ ile ALMAN PAPATYASI

- ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI

( Tarabya Yeniköy Caddesi üzerinde ve koyun Güneybatı tarafındadır. Elçilik yazlık binalarının bulunduğu alanda eskiden Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) emri ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa tarafından bir kasır yapılmış ve "Servi Çimenzari" ismi verilmiştir. Sultan II. Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmasına rağmen kasır yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid)1876 - 1909) yıktırılan kasrın yerini Almanlara verince Almanlar bu alan üzerine Elçiliklerinin yazlık binalarını yapmışlardır. )

- ALMAN BÜYÜKELÇİLİK YAZLIĞI

( Tarabya plajı karşısındadır. 185 dönümlük bir koru içindedir. Zengin florası ile örnek bir koruluğa sahiptir. Üç bloktan oluşan yazlık binalar şale tipi ahşap bağdadi üslubunda 1887 yılında inşâ edildi. Bu koruluk içinde daha önceleri II, Mahmut'un kasrı bulunuyordu. Abdülmecit tarafından kasır yıktırıldı. Arazi daha sonraları II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğuna hediye edildi. Müştemilat binalarının yanında bir de küçük şapel ve mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale ve II. Dünya savaşında ölen Alman askerleri için şehitlik var. Alman Mareşal Moltke'nin mezarı da buradadır. )

- ALMAN:
İDEALİZMİ
ile ROMANTİZMİ


- ALMAN ŞEHİTLİĞİ

( Almanya Büyükelçiliği Yazlık binalarının bahçesinde I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşında ölen Alman Subay ve askerleri için şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte 265 Alman askeri gömülü bulunmaktadır. Alman Mareşal Goltz Paşa'da bu şehitlikte gömülüdür. )

- ALMANDİN[Lat.] değil/yerine/= SEYLAN TAŞI

- İLKOKUL FİŞLERİ:
ALMANYA'DA
ile İNGİLTERE'DE ile JAPONYA'DA ile [ne yazık ki]
TÜRKİYE'DE

( Üretim ve yaşam, disiplinle başlar. İLE Geçmişini bilmeyen, geleceğini belirleyemez. İLE Yaşamak için üreteceksin. İLE Ali, ata bak! )

- ALMEN TEST, ALMEN-NYLANDER TEST[İng.] / ESSAI ALMEN-NYLANDER[Fr.] / ALMEN XYLANDER PROBE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALMEN DENEMESİ

- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK

- ALO ile/ve/||/<> HELLO[İng.] ile/ve/||/<> MOSHI MOSHI[Jap.]

- ALOE VERA ile ALOE AĞACI

- ALOESTEZİ[Fr.] değil/yerine/= DUYARLILIK BOZUKLUĞU

- ALOFENİK/HİBRİT/KİMERİK ile/||/<> ALOJENİK ile/||/<> ALOMETRİ ile/||/<> ALOMETRİ DENKLEMİ ile/||/<> ALOPATRİ ile/||/<> ALOPATRİK MODEL ile/||/<> ALOSTERİ ile/||/<> ALOSTERİK PROTEİN ile/||/<> ALOTANIMA ile/||/<> ALOZİM

( Gözelerinde birden fazla genotip bulunan organizmalar.[İki farklı türün çiftleşmesiyle oluşan döl olarak da bilinir. En bilinen örneği, at ile eşeğin çiftleşmesi ile oluşan katırdır.] İLE/||/<> Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olması.[Homo sapiens türünde, tek yumurta ikizleri dışındaki her birey, birbiriyle alojeniktir.] | Bir türün farklı üyelerinden elde edilen biyolojik nesnelerin bu türün başka bir üyesi için neyle karşılandığını tanımlar.[Alojenik kök göze] İLE/||/<> Gövde büyüklüğünün, gövdenin biçimine, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalı.[Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme çözümlemesini içermez. Bir organizmanın gövde biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Gövdenin kendine özgü biçimini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir.][Baş, insanın gelişimi sırasında gövdeye oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir.] İLE/||/<> Genel formu y = bxa olan denklem.[y ve x karşılaştırılan iki değer, a ve b ise sabittir.[Büyüme, doğrusal/izometrik ise allometrik üstel "a" nın değeri 1'dir. a > 1 olduğunda, allometri pozitif, a < 1 olduğunda negatif olarak söylenir.] İLE/||/<> Farklı coğrafi alanlarda yaşamak ya da farklı bölgelerde yaşayan topluluklar. İLE/||/<> Bir popülasyonun yalıtıldığında seçilimin ve sürüklenmenin yalıtımının iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren varsayım.[Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir.] İLE/||/<> Düzenleyici bir ligandın proteinin katalitik sahası dışındaki bir bölgeye bağlanması yoluyla ya da kovalent modifikasyon yoluyla bir proteinin konformasyonunun değişmesi yoluyla protein etkinliğinin değişmesi. İLE/||/<> En az iki farklı konformasyonu benimseyebilen ve bir ligandın bir bölgesine bağlanmasıyla oluşan konformasyonel değişikliğin proteinin ikinci bir bölgesindeki protein etkinliğini değiştirdiği proteinler. Bu proteinler, bir gözedeki bir molekülün başka bir türdeki bir molekülün yazgısını etkilemesine izin verir ve bu mekanizma enzim düzenlemesinde yaygın olarak kullanılır. İLE/||/<> Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin, T gözeleri tarafından tanınması.[In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna[mixed lymphocyte reaction/MLR] neden olur.] İLE/||/<> Aynı lokusta bulunan farklı alellerden salgılanan farklı özellikteki enzimler. )

- ALOFTALMİ[Fr.] ile ALOKİNEZİ[Fr.] ile ALOMETRİ[Fr.] ile ALOPATİ[Yun.] ile ALOPESİ[Fr.] ile ALOTROFİ[Fr.] ile ALOTROPİ[Yun.] ile ALOZOM[Fr.]

( Gözün iris renginin değişikliği kusuru. İLE Gövdenin bir örgenini hareket ettirmek isteyince, onun yerine karşı yandaki örgenin hareket etmesi biçiminde beliren hareket bozukluğu. İLE Bir örgenin, gövdenin bütününe oranla daha hızlı gelişmesi bozukluğu. İLE Sayrıya verilen ilacın, sağlam biri üzerinde denendiğinde, sayrılığın belirtilerine karşıt belirtiler göstermesi. İLE Kıl ve saçların yokluğu ya da dökülmesi, kellik. İLE Çeşitli gıdalarla beslenme olanağı. İLE Bir nesnenin hiçbir kimyasal değişikli yokken ayrı özellikler gösterebilmesi. İLE Erillik/dişillik belirlenmesindeki kromozom. )

- ALOGAMİ[Fr.] değil/yerine/= TOZLAŞMA/TOZLANMA

( Eril örgenlerdeki çiçek tozunun, rüzgâr ya da böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması, döllenme. |
Polen tanelerinin rüzgâr, böcek, su gibi etkenlerle dişi üreme gözelerine ulaşması. | Sporlaşma. )

- ALOPESİ/ALOPECIA[İng.] değil/yerine/= SAÇ YA DA KIL DÖKÜLMESİ | SAÇSIZLIK KELLİK

- ALOTROPİ

( Ayrı biçimlenme. )

- ALPHA İLE BETA İLE GAMMA İLE NEUTRON ile/||/<> RADYASYON TÜRLERİ

( İyonlaştırıcı radyasyon çeşitleri. )
( Formül: α: 2p+2n )

- ALPHA İLE BETA İLE THETA İLE DELTA İLE GAMMA ile/||/<> BEYİN DALGALARI

( EEG frekans bantları. )
( Formül: f = 8-13 Hz (alpha) )

- ALPİNİST[Fr. < ALPINISTE] değil/yerine/= DAĞCI

- ALPYILDIZI

( Dağların çok yüksek yamaçlarında rastlanan bir çiçek.[Lat. PARADISIA LILIASTRUM] )

- ALŞİMİ ile ALŞİMİST

- ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve ÜST ÇENE DİŞLERİ

( ... İLE/VE Kökleri daha uzundur. [Yerçekimine karşı koymak üzere böyle olduğu biçiminde yorumlanmaktadır.] )

- ALT HAVA YUVARI ile GÖZ YUVARI ile HAVA YUVARI ile ISI/SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile IŞIK YUVARI ile İYON YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YER YUVARI

( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yer gazyuvarındaki atom ve moleküllerin, güneş ışınlarıyla iyonlaştığı, 80-400 km. yükseklikler arasındaki katman. İLE ... İLE 12 km. İLE 150 km. İLE ... İLE 5000 km. )

- ALT ile ALT TARAFI ile DİPSİZ

- ALTAMİRA[İsp.] değil/yerine/= KUZEY İSPANYA'DA BULUNAN RESİMLİ MAĞARALAR VE BÖLGESİ | MAĞARA RESMİ

- ALTERNAN değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ

- ALTERNANS/ALTERNANS[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ

- WECHSELSTROMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTERNATİF AKIM ÜRETECİ

- ALTERNATIVE RNA SPLICING[İng.] değil/yerine/= ALTERNATİF RNA UÇBİRLEŞTİRMESİ

( Bir transkriptin belirli bölgelerinin farklı şekillerde birleştirilerek aynı genden farklı RNA'ların üretilmesi. Alternatif RNA splaysı da denebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ALTERNATÖR[Fr. < ALTERNATEUR] değil/yerine/= DALGALI AKIM ÜRETECİ

- ALTES[İt.] değil/yerine/= PRENS VE PRENSESLERE VERİLEN ONURLAMA SANI

- ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI

( Reşit Paşa Altı Nokta Körler Vakfı mahalle içinde olup görme engellilere hizmet vermektedir. )

- ALTI ile ALTI

( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )

- ALTI[6] ile ARTI[+]

- ALTI ile ATLI

( 6 | Bir nesnenin/konumun altı. İLE ... )

- HEXAGONAL STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HEXAGONALE[Fr.] / SECHSECKIGE STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTIGEN YAPI

- ALTIN KAPI ile GOLDEN GATE KÖPRÜSÜ ile ALTIN ile ALTIN VE GÜMÜŞ ile ALTIN ÇANTA ile KÜLÇE ALTIN ile ALTIN KUMAŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN FOLYO ile ALTIN KAKMA ile ALTIN VARAK ile ALTIN SÜS ile ALTIN PLAKA ile ALTIN KAPLAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTINA TAPAN ile ALTIN İBADETİ ile ALTIN ile JAPON BALIĞI ile KUYUMCU ile KUYUMCULUK

- ALTIN KAPLAMA ile ALTIN RENGİ

- GOLD SOLDER[İng.] ile/değil/yerine/= ALTIN LEHİMİ

- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ

( 1.6180339887 [φ = (1 + √5) / 2 = 1.6180339887498...] ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları

Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.

HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:

"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.

Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!

Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"

Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.

Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.

Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!

Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:

"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."

Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )
( ... VE/<> Fn = Fn-1 + Fn-2 )

- ALTIN ORAN ile/ve/||/<> [LUDOLPH]Pİ SAYISI

( 1.6180339887 ile/ve/||/<> 3.14...~ )

- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile ALTIN KURBAĞA

( bkz. 22307 İLE 1966'da, bilimkişilerince tanımlanmış bir kurbağadır. Soyu tükenmeden önce Kosta Rika'nın, Monteverdi ormanlarında sıklıkla bulunurlardı. Ne yazık ki, 1989'dan beri hiçbir yerde görülememiştir.[Yiyecek azlığı ve iklim değişikliklerinden dolayı yok oldukları düşünülüyor.] Bunlar da çok zehirli kurbağalardandı. )

- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile KARA AYAKLI OK KURBAĞASI

( Dünyanın en zehirli kurbağası. İLE Dünyanın ikinci en zehirli kurbağası. )
( Adını, zehirlerini kamışçıkların ucundaki oklara bulayan yerliler vermiştir. [Şişe kapağı kadar ölçüdeki zehirle 10 kişiyi/insanı ya da 20.000 fareyi öldürebilecek kadar zehirlidir] )
( Kimi zaman nane yeşili, kimi zaman sarıdır. İLE Parlak turuncu ya da sarı renkte bir gövdesi, deniz mavisi bacakları vardır. )
( Keşfeden, Kaptan James Cochrane. [1823] İLE ... )
( APOSEMATİZM: Uyarı işareti. [Kurbağa ne kadar güzelse o kadar tehlikelidir.] )

- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile SEMENDER[Fars. < Yun.]/SALAMANDRA[Fr.]

( ... İLE Kurbağagillerin kuyruklu takımından bir hayvan. | Ateşte yaşar [ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan] bir masal hayvanı. )

- ALTIN ile BUNDUKÎ[Fars.]

( ... İLE Bir altın para. [Türkçe'de "Fındık altını" denilen Bundukî adı, Venedik şehrinin Arapça adı olan Bundukiyye'den gelmiştir.] )

- ALTIN ile/ve FLORİ[İt.]

( ... İLE/VE Altın para. )

- ALTIN ile ZER-İ MAGRİBÎ[Fars.]

( ... İLE Saf/hâlis ve iyi altın. )

- ALTINKUM DZ. K. ÖZEL EĞT. MRK. TESİSLERİ

( Rumelikavak Mahallesinde Altınkum ile Karataş mevkii arasındadır. Tesis askeriyeye ait olup, herkese açık değildir. Tesis içinde oteli, restaurantı, plajı ve piknik alanı bulunmaktadır. Halka açık değildir. Özel Eğitim Komutanlığı emrindedir. )

- ALTINKUM PLAJI

( Rumelikavağı sınırları içindedir. Batı tarafında Elmaskum Plajı kuzeydoğu tarafından Altınkum Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı lojmanları ve plajı var. Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmeddin Molla (Necmettin Kocataş) Fransa seyahati sırasında Manş kıyısında bir plaj görür. Adı "Sable d'or" dur. İsmin Türkçe karşılığı Altınkum'dur. Necmeddin Molla Türkiye'ye dönünce, yerini uygun gördüğü yerin plaj olarak açılmasını sağladı. Adını da Altınkum Plajı koydu. Aslında yeri adı antik çağ ve Bizanslar döneminde Chrysorrhoas idi. Bu kelimenin karşılığı da "Altınsu" idi. 1927'de plaj açıldı. Halkın plaja ilgi göstermesini temin için Şirket - i Hayriye tarafından buraya bir vapur iskelesi yapıldı. Plajın işletilmesi bir Rus'a verildi. 1929'da plaj kabinleri yapıldı. Altınkum Plajı değişiklikleri ile birlikte hala işlevini devam ettiriyor. Her yaz binlerce insan plaj ve tesislerinden yararlanmakta olup, giriş ücretlidir. )

- ALTINKUM PLAJI

( Boğaziçi'nin doğal plajlarından biridir. Sahilinin önü deniz arka kısmı ormanla kaplıdır. Garipçe Köye bağlı olup, Çalıburnunun batısında yer alan koyu temiz, berrak ve ılıman deniz suyu ile çok beğenilen bir yerdir. Her ne kadar sahipliyse de halka açık hizmet vermektedir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş)' nın teşviki ile tanzim edilen ve 1927'de açılışı yapılan plajın ilgi görmesi için buraya bir iskele yapıldı. Şierket - i Hayriye tarafından da gemi tahsis edilerek ücretsiz yolcu taşındı. II. Dünya Savaşı çıkınca plaj kapatıldı ise de yıllar sonra tekrar açıldı ve halka açık olarak hizmet vermektedir. Ne var ki eskiden iskelesi, gişesi ve kabinleri varken halen bunlardan mahrumdur. Büyük ilgi gören bu plaja Sarıyer'den deniz motorları, sandallar ve kayıklarla gelinmektedir. )

- ALTINKUM VAPUR İSKELESİ

( Boğaziçi'nin büyük doğal plajlarından biridir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş) tarafından teşvik edilerek açılan 1927 yılında açılan Plaja halkın ilgi göstermesi için vapur iskelesi yaptırıldı, sonra da Şirket - i Hayriye tarafından ücretsiz yolcu taşıyan yolcu gemileri tahsis edildi. II. Dünya Savaşı sırasında plaj kapatıldı ve iskelede yıkılıp gitti. )

- ALTINKUM YOLCU GEMİSİ

( 74 baca No.lu ve Şirket - i Hayriye İşletmesine ait bu gemi 1929'da İskoçya, Glasgow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu vapuru olarak inşâ edildi. 415 gros, 215 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46 metre, genişliği 7.6 metre, su kesimi 2.9 metre idi. Fairfeld Sb, yapımı 580 beygir gücünde, 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve çift uskurluydu. 10 mil hız yapabilen bu gemi yazın 975, kışın 886 yolcu alabiliyordu. 1961'de yenilendi. 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )

- ALTIŞAR ile ALTIŞARLI


- ALTJERİNGA = DÜŞLER ZAMANI

- ALTLI ile ALTLIK ile ALTLI ÜSTLÜ

- ALTMIŞAR ile ALTMIŞARLI

- ALTOBASO[İt.] değil/yerine/= YELKENİN ALT KENARI

- ALTÜST ile ALTÜST BÖREĞİ

- ... değil ALTYAPI

- ALTYAPI ile ALTYAPISAL

- ALTYAPI ile/ve/||/<> SÜREÇ

- ALTYAPI ile/değil ÜSTYAPI

( Üstyapıyı biçimlendirir. İLE/DEĞİL Altyapıyı değiştirir. )

- ALUMEL[Fr.] değil/yerine/= ALÜMİNYUM, MANGANEZ VE SİLİSYUM İÇEREN NİKEL ALAŞIMI


- ALÜMİN ile ALÜMİNLİ

- ALUMINOTHERMIC PROCESS[İng.] / ALUMINOTHERMIE[Fr.] / ALUMINOTHERMIE, TERMITVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNOTERMİ

- ALUMINIUM ALLOYS[İng.] / ALUMINIUMLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM ALAŞIMLARI

- ALUMINIUM EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMÄQUIVALENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM EŞDEĞERİ

- ALUMINIUM BRONZE[İng.] / ALUMINIUMBRONZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM PİRİNCİ

- VERRE ALUMINOSILICATE[Fr.] / ALUMINIUMSILIKATGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM SİLİKAT CAMI

- ALÜMİNYUM ile ALÜMİNYUM TAŞI

- ALVEOL/ALVEOLUS[İng.] değil/yerine/= HAVA KESECİĞİ | DİŞ YUVASI

- ALYAN ile ALYANS ile ALYAN ANAHTARI

- A.-G. (KONUŞMASI/SOHBETİ/"MUHABBETİ")


- (AMA) YİNE DE ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/> NEYSE Kİ ...

- AMAÇ ile KALECİ ile KALE ÇİZGİSİ ile HEDEF ODAKLI ile KALE DİREĞİ ile KALECİ ile HEDEFLER

- AMAÇ/AMACI ile/ve/değil/yerine/||/<> NEDEN/İ

- AMAÇLAMAK ile AMAÇLANMAK ile AMAÇLAŞTIRMAK ile AMA ile AMAL ile AMAN ile AMAÇ ile AMAÇLI/LIK ile AMANSIZ/LIK ile AMAÇSIZ/LIK ile AMANSIZCA ile AMAÇ DIŞI ile AMAÇSIZCA ile AMAN ZAMAN ile AMANSIZ HASTALIK

- SYSTÈME D'AMAGAT[Fr.] ile/değil/yerine/= AMAGAT BİRİM SİSTEMİ

- AMAGAT DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT DİYAGRAMI

- AMAGAT-LEDUC RULE[İng.] / RÈGLE D'AMAGAT-LEDUC[Fr.] / AMAGAT-LEDUCSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT-LEDUC KURALI

- AMAGAT VOLUME UNIT[İng.] / UNITÉ DE VOLUME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGATSCHE VOLUMENEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT OYLUM/HACİM BİRİMİ

- AMAGAT SYSTEM[İng.] / AMAGATSCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT SİSTEMİ

- AMAGAT DENSITY UNIT[İng.] / UNITÉ DE DENSITÉ D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DICHTEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT YOĞUNLUK BİRİMİ


- ÂMÂ-İ MUTLAK ile/<> ÂMÂ-İ İZÂFÎ

( HİCÂB-I CELÂL: Mutlak körlük. )

- MALGAMA[Osm.] / AMALGAM[İng.] / AMALGAME[Fr.] / AMALGAM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMALGAM, CIVALI ALAŞIM, CIVA ALAŞIMI

- A'MÂL-ÜL-MA'DEN ile METALURJİ

( Metalurji. )

- AMAM/ADOPTION MODEL FOR ANALYTICS MATURITY[İng.] değil/yerine/= ANALITİK OLGUNLUK BENIMSEME MODELİ

- AMARİLİS[Fr.] değil/yerine/= GÜZEL HANIM ÇİÇEĞİ/ÇOBAN ÇİÇEĞİ/NERGİS ZAMBAĞI

- AMASYA KÖPRÜLERİ'Nİ

- AMASYA ile AMASYALI/LIK ile AMASYA ELMASI

- AMAZING :/yerine ŞAŞIRTICI

- AMAZON IRMAĞI ve/||/<> ORNACO IRMAĞI

- AMBALAJLAMAK ile AMBALAJLANMAK ile AMBALAJ ile AMBALAJCI/LIK ile AMBALAJLI ile AMBALAJSIZ/LIK


- AMBARLAR ile AMBARLI

( Cevizlibağ - Zeytinburnu'nda. İLE Avcılar'da. )

- AMBER AĞACI ile/ve/||/<>/> AMBER ÇİÇEĞİ

( Baklagillerden, akasya cinsi, kışın yaprağını döken boylu bir çalı ya da birkaç metre boylanabilen dikenli küçük bir ağaç. İLE/VE/||/<>/> Amber ağacının toparlak, fındık büyüklüğünde, altın sarısı renginde güzel kokulu çiçeği. )

- AMBER ile AMBER AĞACI ile AMBER BALIĞI ile AMBER ÇİÇEĞİ

- AMBİ-/AMBO- ile/||/<> AMPH- ile/||/<> -AMBİ ile/||/<> BASİ-/BASİO-/BASO- ile/||/<> -DROME ile/||/<> MARG-

( İkisi, iki yanda, iki yönlü/taraflı [ambidekster: İki elini de kullanabilen kişi]. İLE/||/<> İkisi, iki yanda, hakkında, çevresinde, çift, ikili. İLE/||/<> Yürüme, yer değiştirme. İLE/||/<> Tabanla ilgili, alt kısımla ilgili, bazionla ilgili, yürüme. İLE/||/<> Gidiş, seyir. İLE/||/<> Kenar. )

- AMBLİYOPİ[Fr.] ile AMETROPİ[Fr.]

( Görme gücünde azalma, görme yitimi. İLE Gözdeki kırılma hatası. )

- AMBOLALİ[Fr.] değil/yerine/= BİR KONUŞMA SIRASINDA SÖYLENİLENLERLE HİÇBİR BAĞLANTISI OLMAYAN SÖZCÜKLERİN SIK SIK ORTAYA ATILMASI SAYRILIĞI

- AMBOLİ[Fr.] ile/ve/||/<> EMBOLİZM[Fr.]

( Yabancı bir nesne kütlesinin damarları tıkayarak kan akımını engellemesi. İLE/VE/||/<> Bir damarın kan pıhtısıyla tıkanması. )

- AMBU/ARTIFICIAL MANUAL BREATHING UNIT[İng.] değil/yerine/= KESE-MASKE SOLUTMA BİRİMİ

- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ

- AMCA-DAYI/EMMİ-DAYI


- AMCA/LIK ile AMCA KIZI ile AMCA OĞLU

- AMDI ile/= ŞİMDİ
[<

( Şu an. )

- AMEL ile AMELE/LİK ile AMELİ ile AMELE PAZARI ile AMELE TABURU ile AMELE YANIĞI

- AMELİYAT TABURU ÇEŞMESİ

( Bahçeköy'de Kilyos Yolu üzerinde ve şimdilerde cami olan eski kilisenin önünde ve yol kenarındaydı (H. 1333, M. 1914). Bu çeşme eskiden de vardı. Fakat askeri birlik olan Ameliyat Taburu tarafından onarıldığı için bu ismi almıştır. Görüldüğü gibi kitabesinden de bu anlaşılmaktadır: Bahçeköy çeşmesi olmuşdu zaman ile harab/ Ameliyat Taburu eyledi ta'mire şitab (1333)". Bu çeşme Kilyos yolunun genişletilmesi sırasında ortadan kaldırıldı. )

- AMELİYAT ile AMELİYATLI ile AMELİYAT MASASI ile AMELİYAT ELDİVENİ

- AMELİYATIN BAŞARILI GEÇMESİ ile/ve (fakat) HASTANIN ÖLMESİ

- AMER[Fr.] değil/yerine/= ÇEŞİTLİ YAPRAK VE KABUKLARIYLA KOKULANDIRILMIŞ ACIMTIRAK BİR İÇECEK/İÇKİ

- AMERICAN :/yerine AMERİKALI

- AMERİKA BADEMİ ile HİNT BADEMİ ile TAS BADEMİ

- AMERİKA ELMASI ile DAĞ ELMASI/YABANİ ELMA ile DEVE ELMASI ile FİL ELMASI ile KİRAZ ELMASI ile PAMUK ELMASI ile LÜBNAN ELMASI[TUFFÂH-İ LÜBNÂN] ile YER ELMASI/BADAT/TUFFÂH-ÜL-ARZ[Ar.]


- AMERİKA KARAAYISI ile ASYA KARAAYISI

- ROCKY DAĞLARI:
AMERİKA'DA
ile/ve/||/<> KANADA'DA

- AMERİKA ile AMERİKAN ile AMERİKAN HAVAYOLLARI ile AMERİKAN KONGRE ÜYESİ