| ORTA SÖZCÜĞE GÖRE |

- ARALAMAK ile ARALANMAK ile ARALATMAK ile ARALAYABİLMEK ile ARALAYIVERMEK

- ARALI ile ARALIK ile ARALIKLI ile ARALIKSIZ ile ARALIK OYUNU ile ARALIK KOROZYONU

- ARAMA ile ARAŞTIRMA

( Arayan ve aranılan birdir ve önemli[öncelikli] olan, yalnızca arayıştır. )
( The seeker and the sought are one and the search alone matters. )

- ARAMAK ile/ve/değil/yerine/<> BULMAK İÇİN/ÜZERE ARAMAK

- ARANJMAN[Fr. < ARRANGEMENT] değil/yerine/= DÜZENLEME

- ARAŞTIRICI ile/değil/||/<> ARACI/UZMAN/HAFİYE[Ar.] ile/değil/||/<> CASUS

- RESEARCH REACTOR[İng.] / RÉACTEUR DE RECHERCHE[Fr.] / FORSCHUNGSREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ARAŞTIRMA TEPKİLEŞİMİ/REAKTÖRÜ

- ARAŞTIRMA ile ARAŞTIRMAN ile ARAŞTIRMACI/LIK ile ARAŞTIRMA FİLMİ ile ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ ile ARAŞTIRMA GELİŞTİRME

- ARAŞTIRTMAK ile ARAŞTIRABİLMEK ile ARAŞTIRIVERMEK ile ARAŞTIRI ile ARAŞTIRICI/LIK

- ARAYIŞ ile/ve/||/<> "ANLAYIŞ"


- ARAYIŞ ile ARAYICI/LIK ile ARAYICI FİŞEĞİ

- ARDA ile/||/<> BAGET[Fr. < BAGUETTE]

( İşaret olarak yere dikilen çubuk. Uzun değnek. | Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. | Ardıl. @@ İnce kısa değnek. | Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. | Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. | Düşük gramajlı ince, uzun ekmek. | Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. )

- ARDAK ile ARDIŞIK

( Mantarların etkisiyle ahşapta meydana gelen ve renk değişikliği doğuran çürüme başlangıcı. İLE Aynı öğenin birbiri ardına gelmesi. )

- ARDILMAK ile ARDIL/LIK ile ARDIÇ ile ARDINCA ile ARDI SIRA ile ARDIÇ OTU ile ARDIÇ KUŞU ile ARDI ARDINA ile ARDIN ARDIN ile ARDIÇ RAKISI ile ARDIL GÖRÜNTÜ

- ARDUVAZ[Fr. < ARDOISE] değil/yerine/= KAYAĞAN TAŞ

- ARENA[Fr.] ile AGORA[Yun.]

( Yarış, oyun vb. gösteriler yapılan alan. | Siyasi çekişmelerin geçtiği yer. İLE Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı. )

- ARGAÇLAMAK ile ARGAÇ ile ARGALİ

- ARGOLAŞMAK ile ARGOLAŞTIRMAK ile ARGO ile ARGON ile ARGOLU ile ARGOSUZ

- ARGON LASER[İng.] / LASER À ARGON[Fr.] / ARGONLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= ARGON LAZERİ

- ÂRİF-İ MÜKEMMEL ile/ve/değil ÂRİF-İ MÜKEMMÎL


- ARILAMAK ile ARILANMAK ile ARILAŞMAK ile ARILAŞTIRMAK ile ARILAŞTIRILMAK ile ARILAR

- ARINMA/ARINDIRMA ile/ve/=/<> AYDINLANMA ile/ve/=/<> YAPILANDIRMA

( Arınma, duyguların eğitilmesi ve duyarlılık-yetisinin geliştirilmesi için yöntem olarak kullanılmaktaydı. Sanat bu arınmanın yöntemi olarak benimsenmişti. )
( Büyüklüğü tanıyabilmek için olgunlaşmanız, kutsallık için gönlünüzü arındırmanız gerekir. )
( Zaferin sırrı, Arınma ve Bilgi'ye ulaştıktan sonra çalışmaktır. )
( Aydınlanma, kültürden uygarlığa geçiştir. )
( "Bir"deki "Birlik"i ya da "Birlik"in "Bir", "Tek" ve "Bütünsel" oluşunun farkındalığına ulaşmak "Aydınlanma"dır. )
( Aydınlanma, insan aklına güvenmek; onu tanımak ve akla dayalı bir yaşamı gerçekleştirmeyi amaçlar. )
( Aydınlanma, Varlığın Armonik Birliği'nin kavranmasını temel almış; buna bağlı olarak Toplum'un armonik birliğe ulaştırılması ve toplum içndeki kişilerin 'Tekil-Bütünlük'e gelerek 'Bireyleşmesi'ni amaç edinmiştir. )
( İngilizce'de "Enlightenment", Fransızca'da "Enlaitement", Almanca'da "Aufklærung", İtalyanca'da "Essere Illuminato", Osmanlıca'da "Tenevvür", Tasavvuf'ta "İşrak". )
( Tüm ezoterik okullarda Arınma, Aydınlanma ve Sevgi, Bilgeliğin Yöntemi, ortak bir tutum olarak benimsenmiştir. )
( Kavramlar dünyasına giren her insan evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Ancak anlayış aydınlatır. )
( Aydınlanmış kişi erdemli olmalıdır. )
( Ermişliğin özü, içinde bulunulan AN'ı(şimdiyi) tümüyle kabul etmek ve olmakta olanlarla uyumlanmaktır. )
( Only understanding enlighten. )
( Aydınlanma, felsefi bir kavram olarak XVIII. yy. Avrupa'sında "Akla dönüş akımı" olarak kullanılmaya başlanmış ve döneme adını vermiştir. )
( You must mature to recognise greatness and purify your heart for holiness.
The essence of saintliness is total acceptance of the present moment, harmony vs. things as they happen. )

- ARINMAK ile/ve/değil/<> DUYARLILAŞ(TIR)MAK

- ARITIM ile ARITIŞ ile ARITICI/LIK

- ARITMAK ile/||/<>/> ARINDIRMAK

- ARITMAK ile ARINDIRMAK

- ARİTMİK[Fr. < ARYTHMIQUE] değil/yerine/= RİTİMLİ OLMAYAN, DÜZENSİZ

- ARIZALANMAK ile ARIZALANABİLMEK ile ARIZA ile ARIZALI/LIK ile ARIZASIZ/LIK

- ARKADAŞ/LIK ile ARKADAŞÇA ile ARKADAŞSIZ/LIK ile ARKADAŞ CANLISI

- ARKADAŞ/LIK ile/<> DOST/LUK ile/<> KARDEŞ/LİK

( Belirli seviyede tutulan iletişim ve paylaşımın, dolayısıyla ilişkinin durumu. İLE
Dostlukta son derece derin ve yoğun yakınlık, iletişim ve paylaşım vardır. Bir kişinin birini "Samimi arkadaşım/kankam(kan kardeşim)" olarak tanıtması için en temelde, o iki kişinin sırlarını paylaşabilmesi ve Para ve Seks durumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma durumu vardır. )
( Dostluk, duygulu, erdemli iki kişi arasında, kendiliğinden oluşuveren bir anlaşmadır. Duygulu diyorum, çünkü bir keşiş, dünyadan el etek çekmiş biri, hiç kötü olmaz da dostluk nedir bilmeden yaşayabilir. Erdemli diyorum, çünkü kötülerin, olsa olsa suç ortakları olur, haz düşkünlerinin zevk ve eğlence arkadaşları, çıkarlarını arayanların ortakları vardır, siyaset kişileri, çevrelerine fitne fücurlar toplar, çoğu avarenin bağlılıkları, prenslerin dalkavukları olur; erdemli kişilerin, yalnız onların dostları vardır. )
( Eğlenebildiklerimizle. İLE/VE/<> Anlatabildiklerimizle. İLE/VE/<> Ağlayabildiklerimizle. )
( "Geçerken uğra" der. İLE "Geç, erken uğra!" der. )
( ... İLE Kişiyi, hiçbir zaman/koşulda, terk etmeyen. )
( Herkes dost olamaz! Dost olmayana, arkadaş demenin farkını görmek ve buna göre kullanmak gerekir. )
( Eğer hiç dostun yoksa sen bir dost ol! )
( Derviş, dostum demez! Dost, hiçbir zaman, yanından ayrılmayacak kişidir. Ancak, gerçekten dost olunacak kişi için kullanılabilir. )
( Tek dostumdur... Gökteki yıldızlar! )
( SEN, SANA DOSTSUN!
[HABERİN YOK] )
( Kişilerin en âcizi, dost edinmeyendir! Bundan da âcizi ise dostunu yitirendir. )
( İyi arkadaş, yanında, yüksek sesle konuşup düşünebileceğin kişidir. )
( "Dostlarım! Dünyada dost yoktur!" )

- ARKALAMAK ile ARKALANMAK ile ARK ile ARKA/LIK ile ARKALI ile ARKAİZM ile ARKASIZ/LIK ile ARKA YÜZ ile ARKA ARKA ile ARKA AYAK ile ARKA PLAN ile ARKALIKLI ile ARKA SOKAK ile ARKA TEKER ile ARKALIKSIZ ile ARKA ARKAYA ile ARKA MÜZİĞİ ile ARKA PLANDA

- ARKA/SINDAKİ ile/değil ARD/INDAKİ

- ARKEOLOG[Fr. < ARCHÉOLOGUE] değil/yerine/= KAZI BİLİMCİ

- ARKEOLOJİK[Fr. < ARCHÉOLOGIQUE] değil/yerine/= KAZI BİLİMSEL

- ARKEOMETRİK[Fr. < ARCHEOMÉTRIQUE] değil/yerine/= ARKEOMETRİ İLE İLGİLİ

- ARKHİTRAV(ARŞİTRAV) ile/||/<> GÖLGELENDİRME ile/||/<> VOLÜT

( Antik mimarlıkta, sütunların taşıdığı, bir sütun ekseninden öteki sütun eksenine uzanan taş hatıllar(kiriş). İLE/||/<> Batı sanatında nesnelere oylum ve derinlik kazandırma yöntemi. Açık ve belirli bölümlerin karanlık bırakılması, böylece keskin belirli yerlerinde sertlik ve körelik boyaması sonucu elde edilen görsel etki. İLE/||/<> İyon sütun başlıklarında bulunan, spiral biçimli kıvrımlar. )

- ARKTİKA ile/ve ANTARTİKA

( Kuzey kutbunda kutup noktasıyla birinci enlem içinde kalan kara ve deniz parçası. İLE/VE Güney kutbu. )
( KUTB-İ ŞİMÂLÎ: Kuzey kutbu. )

- ARMA ile ARMALI ile ARMASIZ

- ARMONİ ile ARMONİK ile ARMONİLER ile ARMONİ ORKESTRASI

- ARNAVUTLAŞMAK ile ARNAVUTLAŞTIRMAK ile ARNAVUT ile ARNAVUTÇA ile ARNAVUT BİBERİ ile ARNAVUT KALDIRIMI


- AROMA ile AROMALI ile AROMASIZ

- AROMATIC COMPOUNDS[İng.] / COMPOSÉS AROMATIQUES[Fr.] / AROMATISCHE VERBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AROMATİK BİLEŞİKLER

- AROMATİK ile ALİFATİK

( Halkalı yapıya sahip bileşikler. İLE Düz zincirli ya da dallanmış yapıya sahip bileşikler. )

- ARP ile ARPA/LIK ile ARPACI/LIK ile ARPALAMA ile ARPA SUYU ile ARPA EKMEĞİ ile ARPA GÜVESİ ile ARPA ŞEHRİYE ile ARPACI KUMRUSU

- ARŞ ve/<> BEYN | BEYYİNE

( Beyin. VE/<> İki yan/ı. )

- ARŞİVLEMEK ile ARŞİVLENMEK ile ARŞİVLETMEK ile ARŞİVLENEBİLMEK ile ARŞİVLEYEBİLMEK ile ARŞİV ile ARŞİVCİ/LİK

- ARSIZLANMAK ile ARSIZLAŞMAK ile ARSIZLAŞTIRMAK ile ARSIZLAŞABİLMEK ile ARSIZ/LIK ile ARSIZCA ile ARSIZ ARSIZ

- RESIDUAL CURRENT STATE[İng.] / SITUATION DU COURANT RÉSIDUEL[Fr.] / RESTSTROMZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTIK AKIM DURUMU

- CEREYÂN-İ MÜTƏBƏKİYYƏ[Osm.] / RESIDUAL CURRENT[İng.] / COURANT RÉSIDUEL[Fr.] / RESTSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTIK AKIM

- MİKNÂTÎS-İ ZÂİDE[Osm.] / RESIDUAL INDUCTION[İng.] / INDUCTION RÉMANENTE[Fr.] / RESTINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTIK İNDÜKLEME/İNDÜKSİYON


- ARTINSKIYAN STAGE[İng.] değil/yerine/= ARTİNSKİYEN ÇAĞI

( Günümüzden yaklaşık olarak 290.1 milyon yıl ile 279.3 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ARTIRMAK ile ARTIRTMAK ile ARTIRILMAK ile ARTIRABİLMEK

- ARTTIRMAK ile ARTTIRTMAK ile ARTTIRILMAK

- ARTUÇ/ARDIÇ ile/||/<> ARDIÇ
[<

( Ağaç. İLE Kaşgar'da bu adı taşıyan iki köyün adı. )

- ARYA[< İt. ARIA] ile ARIETTA

( Selen/sadâ[insan sesi] için beste. | Orkestra eşliğinde söylenen ve tek ses için bestelenmiş müzik parçası. İLE Kısa ve küçük arya. )

- ARYA ile ARYANİST ile ARYANİZM

- ARZULAMAK ile ARZULANMAK ile ARZULATMAK ile ARZULAYABİLMEK ile ARZ ile ARZU ile ARZULU/LUK ile ARZUSUZ/LUK ile ARZ ODASI ile ARZ TALEP ile ARZUSUZCA ile ARZ DAİRESİ ile ARZ CAZİBESİ ile ARZ DERECESİ ile ARZ TALEP KANUNU ile ARZ TALEP DENGESİ

- ASABİLMEK ile ASA ile ASAL/LIK ile ASAP ile ASAR ile ASAL SAYI ile ASAL GAZLAR

- ASABİYE ile ASABİYET ile ASABİYECİ/LİK

- AŞAĞILAMA ile/ve/değil/||/<>/> AZARLAMA


- AŞAĞILAMAK ile AŞAĞILANMAK ile AŞAĞILATMAK ile AŞAĞILAŞMAK ile AŞAĞILANABİLMEK ile AŞAĞILAYABİLMEK ile AŞAĞILAŞABİLMEK ile AŞAĞI/LIK ile AŞAĞI YUKARI ile AŞAĞI MAHALLE ile AŞAĞI BİTKİLER ile AŞAĞILIK HİSSİ ile AŞAĞILI YUKARILI ile AŞAĞILIK DUYGUSU ile AŞAĞILIK KOMPLEKSİ

- ASAL SAYI ile/>< ASAL OLMAYAN SAYI/KARE SAYI

( Asal sayıların sadece iki böleni vardır.
[1 sayısı da 4, 9, 16, 25 gibi kare sayıdır.]
İLE/><
Herhangi bir kare sayıya x dersek,
x=b.b olacaktır. Buna göre x sayısının üç böleni vardır.
x/x=x~x/1=x~x/b=b,
[1 sayısı da kare sayısı olduğundan dolayı asal olmayan sayıdır.] )

- AŞAR ile AŞARİ ile AŞARCI/LIK

- ÂSÂR'IN TERETTÜB ETMESİ ile/ve ÂSÂR'IN TERETTÜB ETMEMESİ

( Fiziksel. İLE/VE Zihinsel. )

- ASEBİ ile/||/<> ÂSİ ile/||/<> CELÂLÎ

( Hırçın ve sinirli kişi. İLE/||/<> Yasalara başkaldıran, isyan eden. İLE/||/<> İlk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıkan Bozoklu Derviş Celal'in adamlarına ve ondan yana olanlara sonraları da türeyen eşkıyaya verilen ad. )

- ACENAPHTHENE[İng.] / ACÉNOANTHANE[Fr.] / AZENAPHTHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASENAFTEN

- ASYNCHRONOUS[İng.] / ASYNCHRONOUS[Fr.] / ASYNCHRON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASENKRON

- ACETYLACETONE[İng.] / ACÉTYLACÉTONE[Fr.] / AZETYLAZETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLASETON

- ACETYLENE[İng.] / ACÉTYLENE[Fr.] / ACETYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLEN

- ACETONITRILE[İng.] / ACETONITRILE[Fr.] / AZETONITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLNİTRİL


- ACETOPHENONE[İng.] / ACÉTOPHENONE[Fr.] / AZOTOPHENON, METHYLPHENYLKETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOFENON

- ACETOLYSIS[İng.] / ACÉTOLISE[Fr.] / AZETOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOLİZ

- ASPHALT[İng.] / ASPHALTE[Fr.] / ASPHALT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASFALT

- ASFALTLAMAK ile ASFALTLANMAK ile ASFALTLATMAK ile ASFALTLANABİLMEK ile ASFALTLATABİLMEK ile ASFALTLAYABİLMEK ile ASFALT ile ASFALT KAYAĞI

- ASİ ile ASİL/LİK ile ASİT ile ASİTLİ ile ASİTSİZ ile ASİT ALKOL ile ASİT BORİK ile ASİT FENİK ile ASİT KATALİZÖR

- AŞILAMAK ile AŞILANMAK ile AŞILATMAK ile AŞILATILMAK ile AŞILATABİLMEK ile AŞILAYABİLMEK

- ASILMAK ile ASILABİLMEK ile ASI ile ASIK ile ASIL/LIK ile ASIM ile ASIR/LIK ile ASILLI/LIK ile ASILSIZ/LIK ile ASIRLARCA ile ASIK SURAT ile ASIL NÜSHA ile ASIM TAKIM ile ASIK SURATLI/LIK ile ASIL SAYILAR

- AŞILMAK ile AŞINMAK ile AŞIRMAK ile AŞIRILMAK ile AŞINDIRMAK ile AŞILABİLMEK ile AŞINABİLMEK ile AŞINIVERMEK ile AŞIRABİLMEK ile AŞIRIVERMEK ile AŞINDIRILMAK ile AŞI ile AŞIK/LIK ile AŞIM ile AŞIT ile AŞIKLI ile AŞI TAŞI ile AŞI BOYALI ile AŞI BOYASI ile AŞI KAĞIDI ile AŞIK KEMİĞİ

- ASYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE ASYMÉTRIQUE[Fr.] / ASYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİMETRİK KESİLME AKIMI

- ASİMİLASYON[Fr. < ASSIMILATION] değil/yerine/= ÖZÜMLEMEK | BENZEŞ(TİR)MEK

( Özümleme. | Benzeşme. | Farklı kökenden gelen azınlıkları ya da etnik öbekleri, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme. )

- ASİMİLE ile ASİMİLASYON

- ASYMPTOTIC FREEDOM[İng.] / LIBERTÉ ASYMPTOTIQUE[Fr.] / ASYMPTOTISCHE FREIHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİMPTOTİK SERBESTLİK

- AŞINDIRABİLMEK ile AŞINDIRICI/LIK

- ABRASION[İng.] / ABRASION[Fr.] / ABREIBEN, ABSCHLEIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞINDIRMA

- AŞIRILAŞMAK ile AŞIRILABİLMEK ile AŞIRILAŞTIRMAK ile AŞIRI/LIK ile AŞIRIŞ ile AŞIRICI/LIK ile AŞIRI UÇ ile AŞIRI YÜK ile AŞIRI AKIM ile AŞIRI BESİ ile AŞIRI DUYU ile AŞIRI DOYMA ile AŞIRI ERİME ile AŞIRI ETKİN/LİK ile AŞIRI BELLEM ile AŞIRI TAŞIRI ile AŞIRI GERİLİM ile AŞIRI DUYARLIK ile AŞIRI ŞİDDETLİ FIRTINA

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞIRTMAK ile AŞIRTI

- ASİT[İng. ACID] ile/||/<> A VİTAMİNİ[İng. VITAMIN A] ile/||/<> AKALKÜLYA[İng. ACALCULIA] ile/||/<> ALFA-SARMAL[İng. ALPHA HELIX] ile/||/<> ALKALOZ[İng. ALKALOSIS]

( Suda çözündüğünde hidrojen iyonu (H+) derişimini artıran, pH'ı 0 ile 7 arasında olan kimyasal çözeltiler. Tatları ekşi olan asitler mavi turnusol kağıdının rengini kırmızıya çevirir. Ayrıca gıdaların çoğunda asit bulunmaktadır. Örneğin limonda sitrik asit, sirkede asetik asit, yoğurtta ve sütte laktik asit, elmada malik asit, zeytinyağında oleik asit, üzümde ise tartarik asit bulunur. @@ A vitamini biyolojik aktivitesine sahip hayvansal kaynaklı bileşiklerin tümüne verilen addır. Ana işlevlerini, retinol ile onun iki türevi olan retinal ve retinoik asit gerçekleştirir. Sıcağa ve alkaliye dayanıklı; aside, oksidasyona ve ultraviyole ışınlara duyarlıdır. Karaciğer, süt, yumurta sarısı ve meyveler gibi gıdalarda bulunmaktadır. @@ İnsanların toplama, çıkarma, çarpma ve hatta iki sayıdan hangisinin daha büyük olduğunu belirtme gibi basit matematiksel görevleri yerine getirmekte zorlandıkları sonradan kazanılmış bir bozukluktur. "Edinilmiş diskakuli" olarak da bilinir. Beyin lezyonundan sonra meydana gelebildiği gibi sinir sistemindeki doğuştan bir kusur nedeniyle de oluşabilir. @@ Protein yapısında yaygın olarak bulunan ikincil üç boyutlu yapıdır. Bu dizilimde aminoasitler her peptit içerisindeki karboksil oksijen moleküllerinin hidrojen bağları ile dengelenmesi sayesinde spiral bir yapıda bulunurlar. Miyoglobin ve hemoglobin proteinlerinin %70 civarı alfa sarmal yapısındadır. @@ Kanın asit-baz dengesinin belirli sorunlar nedeniyle bazik olması durumudur. Tedavi edilmezse ölümcül olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASK ile ASKI/LIK ile ASKICI/LIK ile ASKILI ile ASKISIZ

- AŞK ile/ve/||/<>/> SEVGİ

( İçine girme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> İçine alma isteği/coşkusu ile. )
( Dudaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/||/<>/> Yanaklarından öpme/öpülme isteği/coşkusu ile. )
( Gönüldeki durum, kişiye hâkim oluyorsa. İLE/VE/||/<>/> Kişi, gönlündeki duruma hâkim olabiliyorsa. )
( Aşk, düzenliyi ve güzeli, akla ve mûsikî eğitimine uygun bir biçimde sevmektir. )
( Aşk, bilincin kaymasıdır. )
( Özne ile nesnenin, sarmal birliği. )
( Kişinin, aslını bulma zevki. )
( Muhabbet Yolu, Aşk Apartmanı, No.1, o kapıdan gir! )
( Aşkta, herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( Aşkta, özün yanmaya, gözün ağlamaya başlar. )
( Meyl edip muhabbet ettiğin şeyin, olmaması durumu. )
( Aşk/Âşık! Ölümden ne korkarsın?
Korkma! Ebedî varsın! )
( Dün olmayan. | Güzelliğe duyulan özlem. İLE/VE/||/<>/> ... )
( İTİLÂK: Birinin sevgisine yakalanma, tutulma. )
( Aşk ehline, önce dert düşer, aşk değil! )
( Bağımlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, kendini kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] İLE/VE/||/<>/> Bağlılık gibidir.[Kaybedince/kaybedersek, bir parçamızı kaybetmiş gibi oluruz/olabiliriz.] )
( Yakıcı. İLE/VE/||/<>/> Isıtıcı. )
( "Seni seviyorum..." [Çünkü sana gereksinimim var.] İLE/VE/||/<>/> Sana gereksinimim var. [Çünkü seni seviyorum...] )
( Coşkulu, tutkulu yaşanır. İLE/VE/||/<>/> Farkındalıklı, derinlikli, dingin ve doyurucudur. )
( Başımızı döndürür. İLE/VE/||/<>/> Dünyayı döndürür. )

- ASKERÎ ile/değil ASGARÎ

- ASKERİLEŞMEK ile ASKERİLEŞTİRMEK ile ASKERİLEŞTİRİLMEK ile ASKER/LİK ile ASKERİ ile ASKERCE ile ASKERCİ/LİK ile ASKERİ GÜÇ ile ASKER OCAĞI ile ASKER KAÇAĞI ile ASKER TAYINI ile ASKERİ ATAŞE ile ASKERİ KAPUT ile ASKERLİK ÇAĞI ile ASKERİ AMBARGO ile ASKERİ HASTANE ile ASKERİ İNZİBAT ile ASKERİ RÜŞTİYE ile ASKER HASTANESİ ile ASKERLİK ŞUBESİ ile ASKERLİK DAİRESİ ile ASKERLİK HİZMETİ ile ASKERLİK YOKLAMASI

- ASLANLAŞMAK ile ASLA ile ASLAN/LIK ile ASLANCA ile ASLANLI ile ASLAN PAYI ile ASLAN YÜREKLİ/LİK

- ASLI-ASTARI (BULUNMAMAK)

( DOĞRU OLMAMAK )

- ASLÎ ile ASİL

- AŞMAK ile/ve/değil ALIŞMAK

- ASMAK ile ASMALI ile ASMALIK ile ASMA KAT ile ASMA BİTİ ile ASMA BAHÇE ile ASMA KİLİT ile ASMA KÖPRÜ ile ASMA TAVAN ile ASMA BIYIĞI ile ASMA KABAĞI ile ASMA YAPRAĞI ile ASMA MERDİVEN

- ASRİLEŞMEK ile ASRİLEŞTİRMEK ile ASRİ/LİK

- ASSOCIATION THEORY[İng.] değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM KURAMI

( Kavramsal öğrenmenin iki kavram arasında yer alan pekiştirilmiş tekrarlardan oluştuğunu ifade eden öğrenme kuramıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASTARLAMAK ile ASTARLANMAK ile ASTARLATMAK ile ASTAR/LIK ile ASTARLI ile ASTARSIZ ile ASTAR BOYASI ile ASTARLI ZARF ile ASTAR KAPLAMA


- ASTIGMATIC LENSES[İng.] / LENTILLES ASTIGMATIQUES[Fr.] / ASTIGMATISCHE LINSE, ASTIGMATISCHE LUPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTİGMATİK MERCEKLER

- ASTIRMAK ile ASTIRILMAK ile ASTIRABİLMEK ile ASTIRIVERMEK

- ASTON DARK SPACE[İng.] / ESPACE OBSCUR D'ASTON[Fr.] / ASTONSCHER DUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTON KARANLIK BÖLGESİ

- ASTON WHOLE NUMBER RULE[İng.] / RÈGLE DES NOMBRES ENTIERS D'ASTON[Fr.] / ASTONSCHE GANZZAHLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTON TAM SAYI KURALI

- ASTRAFOBİ[İng. ASTRAPHOBIA] ile/||/<> ASTROFİZİK[İng. ASTROPHYSICS] ile/||/<> ASTROFOĞRAFÇILIK[İng. ASTROPHOTOGRAPHY]

( Şiddetli gök gürültüsü ve şimşekten aşırı korkmak olarak bilinen, Yunancada "yıldırım" anlamına gelen ἀστραπή ("astrape") ve "korku" anlamında gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Evren de dahil olmak üzere astronomik nesnelerin ve olayların fizik ve kimya kullanarak yapısını ve ne olduklarını inceleyen astronomi dalı. Gök cisimlerinden yayılan ışık ve elektromanyetik dalga gibi verileri toplayarak fizik ve kimya bilimleri ile inceler ve yorumlar. Astrofizik çok kapsamlı bir bilim alanıdır bu sebeple astrofizikçiler çalışmalarını astrofiziğin diğer alt dallarına göre şekillendirir. @@ Gök cisimlerinin fotoğraflanıp bilgisayar ortamında işlenmesi. "Astro" kelimesi, Antik Yunancada "aster" sözcüğünden gelip "yıldız" anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASTROBİYOLOJİ[İng. ASTROBIOLOGY] ile/||/<> JEOKİMYA[İng. GEOCHEMISTRY]

( Evrende yaşamın ortaya çıkmasını, evrimini ve biyolojik süreçleri, jeokimyasal ve biyokimyasal etkenler ile inceleyen disiplinler arası bir bilim dalı. Eksobiyoloji olarak da adlandırılır. Güneş Sistemi'nin içinde ve dışında olası yaşamların araştırılması ve abiyogenez gibi konuları kapsar. @@ Jeolojik sistemleri ve arkasındaki mekanizmaları kimya ve araçları ile açıklamaya çalışan bilim dalı. Kimya ve jeolojinin entegre çalıştığı bir alandır. Jeokimya, Dünya'nın ötesine de uzanmaktadır. Gezegenlerin oluşumu gibi konuların incelenmesinde önemli katkıları bulunmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASTROFİZİK[Fr. < ASTROPHYSIQUE] değil/yerine/= YILDIZ FİZİĞİ

- ASTROPHYSICS[İng.] / ASTROPHYSIQUE[Fr.] / ASTROPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ASTROFİZİK

- ASTRONOMİ ile/ve ASTROLOJİ

( Gökyüzü nesnelerinin[cirim] aritmetik hesaplamaları. İLE/VE Gökyüzü nesnelerinin[cirim] yeryüzüne etkileri. )
( Bâtın. İLE/VE Zâhir. )
( İLM-İ HEY'ET/FELEK ile İLM-İ AHKÂM-I NÜCÛM )

- ASTRONOMİK BİRİM[İng. ASTRONOMICAL UNIT] ile/||/<> KUİPER KUŞAĞI[İng. KUIPER BELT]

( Yaklaşık olarak 150 milyon kilometreyi ifade eder. Güneş ile Dünya arasındaki mesafenin yaklaşık değeridir. Güneş ile Dünya arasındaki mesafe zaman zaman değiştiği için en uzak oldukları nokta ile en yakın oldukları noktanın mesafe ortalaması alınır. Böylece 1 astronomik birim (AB) 149,597,870,700 metre olarak kabul edilir. Astronomide çok sık kullanılmaktadır. @@ Uzay kayaları ve cüce gezegenlerden oluşan, Güneş Sistemi'nin kenarında bulunan bir halkadır. Güneş'ten yaklaşık olarak 30 ile 50 astronomik birim uzakta yer almaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ASTRONOT[İng. ASTRONAUT] ile/||/<> DÜNYA DOĞUMU[İng. EARTHRISE]

( Bir uzay görevi için uzay aracının bir üyesi olarak uzaya çıkan insanlara verilen isim. Astronot terimi, daha geniş olarak uzaya çıkmış herkesi tanımlamak amacıyla da kullanılmaktadır. Eski Yunancada yıldız anlamına gelen ἄστρον ("astron") ve denizci anlamına gelen ναύτης ("nautes") kelimelerinden türetilmiştir. @@ Earthrise, Ay'ın ilk insanlı görevi Apollo 8'in astronotlarından William Anders'ın, 24 Aralık 1968'de Ay'dan çektiği Dünya fotoğrafına verilen addır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATANMAK ile ATABİLMEK ile ATANDIRMAK ile ATANABİLMEK ile ATA ile ATAK/LIK ile ATAŞ ile ATAVİZM ile ATA LİRA

- ATARDAMAR[İng. ARTERY] ile/||/<> STENT

( Kalpten vücuda kan taşıyan kan damarlarıdır. Atardamarların çoğu oksijen bakımından zengin kan taşır fakat bu durumun istisnaları da bulunmaktadır. Bu istisna damarlar, pulmoner arter ve umblikal arterdir. Atardamarlar, yüksek basınç ile çalışırlar. Ayrıca "arter" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Atardamarı açık tutmak için, atardamarın içine koyulabilen küçük bir tüptür. Stentler takıldıktan sonra kalıcıdır ve atardamarın tekrar daralmasını önleyebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATAŞ[Fr. < ATTACHE] değil/yerine/= TUTTURGAÇ

- ATEİZM[İng. ATHEISM] ile/||/<> METAFİZİK[İng. METAPHYSICS] ile/||/<> TANRITANIMAZLIK[İng. ATHEISM]

( Tanrı ya da ruhsal varlıklar gibi metafizik inançları reddetmektir. Tanrıtanımazlık olarak da bilinir. @@ Duyumlarla algıladığımız deney dünyasının dışına taştığı varsayılan varlığın, özüne ve anlamına ilişkin idealist öğreti. Diyalektik düşünce tarzının karşısında yer alan düşünce tarzı olarak da bilinir. Metafizik düşüncenin karakteristik özellikleri, eşyaların ve olguların evrensel bağlamlılıklarını yeterince açıklayamaması ya da dikkate alınmaması, yani niteliklerinin doğuşuna yol açan gelişimin yadsınması ve eşyalarla olguların içinde, onların gelişiminin itici gücü olan çelişkilerin var olduğunun kabul edilmemesi gibi kavramları içerir. @@ Ateizm. Dünyayı, dünyanın kendisiyle açıklayan ve bu nedenle Tanrı inancını kesin olarak reddeden tüm dünya görüşlerinin tanımandığı sıfattır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATEŞLEYİVERMEK ile ATEŞLEYİCİ/LİK

- ATFETMEK ile ATFEDİLMEK ile ATFEDEBİLMEK

- ATILGANLAŞMAK ile ATILGAN/LIK ile ATILGANCA

- ATILMAK ile ATILABİLMEK ile ATILIVERMEK ile ATIL ile ATILI

- ATIŞMAK ile ATIŞTIRMAK ile ATIŞABİLMEK ile ATIŞ ile ATIŞ YERİ


- ATIŞTIRABİLMEK ile ATIŞTIRIVERMEK

- ATKILAMAK ile ATKI ile ATKILI ile ATKI İPLİK

- ATLAMAK ile ATLANMAK ile ATLATMAK ile ATLANILMAK ile ATLATILMAK ile ATLATTIRMAK ile ATLATABİLMEK ile ATLAYABİLMEK ile ATLAYIVERMEK ile ATLAS ile ATLAS KEMİĞİ ile ATLAS ÇİÇEĞİ ile ATLAS ÇİÇEĞİGİLLER

- ATMAK ile ATMACA

- ATMOSFERİK[Fr. < ATMOSPHÉRIQUE] değil/yerine/= ATMOSFERLE İLGİLİ, CEVVİ

- ATOMIC BEAM RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE DE FAISCEAU ATOMIQUE[Fr.] / ATOMSTRAHLRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM DEMETİ REZONANSI

- ÉTALON DE FRÉQUENCE À JET ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOM DEMETLİ FREKANS ÖLÇÜNÜ/STANDARDI

- ATOM NUMARASI[İng. ATOMIC NUMBER] ile/||/<> İYONİK BAĞ[İng. IONIC BOND] ile/||/<> İZOTOP[İng. ISOTOPE]

( Kimyasal bir elementin çekirdeğindeki proton sayısı. Almancada sayı anlamına gelen "Zahl" kelimesinin baş harfi olan Z ile gösterilir. Proton sayısı elementler için ayırt edici bir özelliktir. Her elementin atom numarası birbirinden farklı olduğundan periyodik cetveldeki elementlerin sırası, proton sayılarıyla belirlenmektedir. Örneğin, evrendeki en hafif element olan hidrojenin çekirdeğinde sadece bir proton bulunduğundan hidrojenin atom numarası 1'dir ve periyodik cetvelde 1. sırada yer alır. @@ Kimyasal bir bileşikteki zıt yüklü iyonlar arası elektrostatik çekimden oluşan kimyasal bağ türüdür. Başka bir deyişle, iyonik bağ bir atomdan diğerine elektron transferiyle gerçekleşmesi sonucu oluşur. Bir ya da daha fazla elektron kaybeden atomlar katyon oluşturur. Bir ya da daha fazla elektron alan atomlar ise anyon oluşturur. İyonik bağın en güzel örneklerinden birisi sofra tuzu olarak da bilinen sodyum klorür (NaCl) bileşiğidir. Sodyum elementinin atom numarası 11'dir, yani bir sodyum atomunda 11 protonu ve 11 elektronu vardır. Sodyumun elektron konfigürasyonu ise 1s2 2s2 2p6 3s1 şeklindedir. Bu durumda sodyumun değerlik elektron sayısı 1'dir. Sodyum elementi kararlı hale geçerken bu elektronu kaybeder ve pozitif yüklü Na+ iyonu oluşturur. Sofra tuzunu oluşturan diğer atom ise klordur. Klorun elektron konfigürasyonu 1s2 2s2 2p6 3s2 3p5 şeklindedir. Bu konfigürasyon klorün değerlik elektron sayısının 7 olduğunu gösterir. Klor bir ametal olduğundan kararlı hale geçerken elektron alır. Bunu yaparken klor, negatif yüklü Cl- iyonu oluşturur. Bu elektron transferi sonucunda ise Na+ ve Cl- iyonları arasında iyonik bağ oluşur. @@ İzotop, aynı atom numarasına, dolayısıyla periyodik tabloda aynı konuma sahip olan; ancak nötron sayısı farklı olan iki ya da daha fazla atom türüdür. Bir elementin izotopları hemen hemen aynı kimyasal özelliklere sahiptir. Fakat atomik kütleleri ve fiziksel özellikleri farklıdır. Örneğin, karbonun üç tane izotopu bulunur: karbon-12 (6 proton + 6 nötron), karbon-13 (6 proton + 7 nötron) ve karbon-14 (6 proton + 8 nötron). Görüldüğü üzere, bu üç izotopun da atom numaraları aynı, fakat nötron sayıları farklı. Etimolojik olarak izotop terimi, "aynı yer" anlamına gelen Yunanca "isos" (Yun: "ίσος", Tür: "eşit") ve "topos" (Yun: "τόπος" Tür: "yer") köklerinden oluşmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATOMIC ORBITALS[İng.] / ORBITES ATOMIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOM YÖRÜNGELERİ

- ATOMCULUK[İng. ATOMISM] ile/||/<> ATOMİZM[İng. ATOMISM] ile/||/<> BÖLÜNMEZCİLİK[İng. ATOMISM]

( Atomizm ya da Bölünmezcilik olarak da bilinir. Evrenin bölünmez parçaların (atom) kümelenmesinden meydana geldiğini ileri süren öğretidir. Antik Çağ düşünürleri Empedokles, Anaksagoras ve "Abdera düşünürleri" adıyla anılan Leukippos ilke Demokritos atomculuğun kurucularıdır. Materyalist atomizmi kurak Leukippos ve Demokritos'tur. Yeni Çağ'da Descartes, Gassendi, Helvetius ve Baron d'Holbach aynı yolda yürümüşlerdir. Özellikle Lucretius'un aracılığıyla Gassendi ve Bacon'a geçen atomculuk anlayışı doğa bilimlerinin doğuşunu sağlamıştır. @@ Evrenin bölünmez parçaların (atom) kümelenmesinden meydana geldiğini ileri süren öğreti. atomculuk ya da bölünmezcilik olarak da bilinir. Kurucuları; Antik Çağ düşünürleri Empedokles, Anaksagoras ve "Abdera düşünürleri" adıyla anılan Leukippos ile Demokritos'tur. Yeni Çağ'da Descartes, Gassendi, Helvetius ve Baron d'Holbach aynı yolda yürümüşlerdir. Özellikle Lucretius'un aracılığıyla Gassendi ve Bacon'a geçen atomculuk anlayışı, doğa bilimlerinin doğuşunu sağlamıştır. @@ Atomculuk ya da Atomizm olarak da bilinin. Evrenin bölünmez parçaların (atom) kümelenmesinden meydana geldiğini ileri süren öğretidir. Antik Çağ düşünürleri Empedokles, Anaksagoras ve "Abdera düşünürleri" adıyla anılan Leukippos ilke Demokritos atomculuğun kurucularıdır. Materyalist atomizmi kurak Leukippos ve Demokritos'tur. Yeni Çağ'da Descartes, Gassendi, Helvetius ve Baron d'Holbach aynı yolda yürümüşlerdir. Özellikle Lucretius'un aracılığıyla Gassendi ve Bacon'a geçen atomculuk anlayışı doğa bilimlerinin doğuşunu sağlamıştır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATOMISCHE EMMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMİK EMİSYON

- ATOMIC GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK GAZ LAZERİ

- ATOMIC HYDROGEN MASER[İng.] / MASER À HYDROGÈNE ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK HİDROJEN MAZERİ

- ATOMIC HYDROGEN[İng.] / HYDROGÈNE ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK HİDROJEN

- ATOMIC HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK ISI SIĞASI

- ATOMİK KÜTLE BİRİMİ[İng. ATOMIC MASS UNIT] ile/||/<> ATOM KÜTLESİ[İng. ATOMIC WEIGHT] ile/||/<> DALTON

( Atomik boyutlardaki temel kütle ölçü birimi. Kimyager John Dalton'a ithafen Dalton (Da) olarak da adlandırılır. 1 Atomik Kütle Birimi (AMU), Karbon-12 atomunun kütlesinin 1/12'sine eşittir. @@ Bir atomun kütlesinin, atomik kütle birimi cinsinden ifade edilmesidir. Bağıl atom kütlesi ya da ortalama kütle olarak da bilinir. Bir atomdaki protonların, nötronların ve elektronların kütlelerinin toplamıdır. @@ Moleküler kütle birimi olup, bir birimi bir karbon-12 elementinin kütlesinin on ikide biri olan 1.66053892173×10−27 kg kütleye eşittir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATOMIC MASS UNIT[İng.] / UNITÉ DE MASSE ATOMIQUE[Fr.] / ATOMARE MASSENEINHEIT (U)[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMİK KÜTLE BİRİMİ

- ATOMIC MAGNETIC MOMENT[İng.] / MOMENT MAGNÉTIQUE ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK MANYETİK MOMENT

- ATOMIC SCATTERING FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DIFFUSION ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK SAÇILMA FAKTÖRÜ

- ATOMIC ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION ATOMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATOMİK SOĞURMA KATSAYISI


- ATOMIC SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE ATOMIQUE[Fr.] / ATOMISCHE SPECTROSCOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMİK SPEKTROSKOPİ

- DISTANCE ATOMIQUE[Fr.] / ATOMARER ABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOMLAR ARASI UZAKLIK

- ATRAKSİYON[Fr. < ATTRACTION] değil/yerine/= EĞLENDİRİ

- ATTIRMAK ile ATTIRTMAK ile ATTIRILMAK ile ATTIRABİLMEK

- ATYCHIPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ATİPOFOBİ

( Başarısızlıktan ve hata yapmaktan aşırı korkmak olarak bilinen, Yunancada "talihsiz" anlamına gelen ᾰ̓τῠχής (İng: "unfortunate") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ATYEB-İ ME'KÛLÂT[Ar.] ile A'ZEB[Ar.]

( Yiyeceklerin en güzeli. İLE En lezzetli ve tatlı. )

- AUGER RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON AUGER[Fr.] ile/değil/yerine/= AUGER BİRLEŞMESİ

- AURORA ile/ve AURA/ÖNCÜL DUYUM, ÖNCÜL BELİRTİ, GÖVDENİN ÇEVRESİNDEKİ ENERJİ ALANI

( Kuzey kutbu ışıkları. İLE/VE İnsan gövdesi etrafındaki ışıma/tireşim/enerji. )

- AVADANCI ile AVADANLIK

- AVALLAŞMAK ile AVAL/LIK ile AVALCA ile AVAL AVAL


- AVÂM[Ar. < ÂMM] ile A'VÂM[Ar. < ÂM]

( Herkes, kaba ve cahil halk, ayak takımı. İLE Yıllar, seneler. )

- AVANAK[Erm.] ile AHMAK

( Kolaylıkla kandırılabilen ya da aldatılabilen, aptal, bön. İLE Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal. )

- AVANTA ile AVANTAJ ile AVANTACI/LIK ile AVANTALI ile AVANTAJLI/LIK ile AVANTASIZ/LIK ile AVANTAJSIZ/LIK

- AVANTÜRİYE[Fr. < AVENTURIER] değil/yerine/= SERÜVENE ATILAN, MACERACI.[ERİL]

- AVANTÜRİYER[Fr. < AVENTURIÈRE] değil/yerine/= SERÜVENE ATILAN, MACERACI.[DİŞİL]

- AVARELEŞMEK ile AVARELEŞTİRMEK ile AVAR ile AVARA ile AVARE/LİK ile AVARCA

- [ne yazık ki]
AVCI
ile/ve/=/||/<> AYI

( Hile bilir de. İLE/VE/=/||/<> Yol bilmez mi? )

- AVDEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= AVDEKSİYON

- AVLAMAK ile AVLANMAK ile AVLATMAK ile AVLANABİLMEK ile AVLAYABİLMEK ile AVLAYIVERMEK ile AVLAK

- AVRUPALILAŞMAK ile AVRUPALILAŞTIRMAK ile AVRUPA ile AVRUPAİ/LİK ile AVRUPALI/LIK ile AVRUPA KAYINI


- AVUÇLAMAK ile AVUÇLANMAK ile AVUÇLATMAK ile AVUÇLAYABİLMEK ile AVUÇ ile AVUÇ İÇİ ile AVUÇ AVUÇ ile AVUÇ DOLUSU

- AVUNMAK ile AVUNULMAK ile AVUNDURMAK ile AVUNABİLMEK ile AVUNUVERMEK ile AVUNÇ

- AVURTLAMAK ile AVURT ile AVURTLU ile AVURT ÜNSÜZÜ

- AVUSTURYA/NEMÇE ile AVUSTRALYA

( NEMÇE/NEMSE: Osmanlılar'da Avusturya'nın adı. )
( BEÇ: Viyana'nın, Macarca adı. )

- AVUTMAK ile AVUTULMAK ile AVUTABİLMEK ile AVUTUVERMEK

- AYAĞIMI/AYAKLARIMI (ÇIKARAYIM/ÇIKARMAK)" değil AYAKKABILARIMI (ÇIKARAYIM/ÇIKARMAK)

- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

- [AYAKKABILARI ...]
DIŞARIDA:
"SAKLA(MA)MAK"
değil/yerine/>< BIRAK(MA)MAK

- AYAKLANIVERMEK ile AYAKLANDIRILMAK

- AYAR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "HESAP SORMAK"


- AYAR VERME(ME)K" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DERS/İNİ VERME(ME)K"

- AYARLAMAK ile AYARTMAK

- AYARLAYAN ile/ve/değil/||/<> AYARTAN

- AYARLAYIVERMEK ile AYARLAYICI

- AYARTMAK ile AYARTILMAK ile AYARTABİLMEK ile AYARTI

- AYDINLANMAK ile AYDINLATMAK ile AYDINLAŞMAK ile AYDINLANABİLMEK ile AYDINLATABİLMEK ile AYDIN/LIK ile AYDINCA ile AYDINLI/LIK ile AYDINLAR

- AYDINLATILMAK ile AYDINLATIVERMEK

- AYILTMAK ile AYILTILMAK ile AYILTABİLMEK ile AYILTI

- AYIN ...
"KARANLIK TARAFI/YÜZÜ"
değil
(DÜNYAYA GÖRE GÖRÜLEMEYEN)
ARKA TARAFI/YÜZÜ

- AYIRIŞ ile AYIRICI/LIK


- EMSÂL-İ TEMYİZ[Osm.] / SEPARATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSFAKTOR, TRENNUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- KUDRET-İ TEFRİD[Osm.] / SEPARATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSENERGIE, TRENNUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ENERJİSİ

- AYIRMAK ile/||/<> ARITMAK

- AYIRMAK ile/ve/||/<> AYIKLAMAK

- AYIRMAK/AYRILMAK ile/ve/||/<> SIYIRMAK/SIYRILMAK

- AYIRTMAK ile AYIRTILMAK ile AYIRTTIRMAK ile AYIRTABİLMEK ile AYIRT ile AYIRTI

- AYKIRI ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI

- AYKIRI/LIK ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI/LIK

- AYLAMAK ile AYLANMAK ile AYLA ile AYLAK/LIK ile AYLAKÇI/LIK ile AYLARCA

- AYLI ile AYLIK ile AYLIKLI ile AYLIKÇI/LIK ile AYLIKSIZ


- AYMAK ile AYMAZLAŞMAK ile AYMAZLAŞABİLMEK ile AYMAZ/LIK

- MIRROR INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE PAR MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA GİRİŞİMİ

- MIRROR CONFINEMENT[İng.] / EMPRISONNEMENT PAR MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA HAPSİ

- MIRROR REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- MIRROR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI

- ÂYÎNE, MİNZAR, MİRAT[Osm.] / MIRROR[İng.] / MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA

- AYNI AÇIDAN BAKMAK ile/ve/||/<>/>/< AYNI ACIDAN BAKMAK

- AYNI ANDA DOĞRU ile/ve/değil/yerine AYRI AYRI/TEK TEK DOĞRU

- AYNI DİLİ KONUŞMAK ve/||/<> AYNI DURUMU/HÂLİ PAYLAŞMAK