| ORTA SÖZCÜĞE GÖRE |

- FLORURE CHROMIQUE[Fr.] / CHROMFLUORD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-FLORÜR, KROMİK FLORÜR

- HYDROXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-HYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-HİDROKSİT

- KROM ile KROME ile KROMLU

- LEVNÎ İNHİRAF[Osm.] / ABERRATION CHROMATIQUE[Fr.] / CHROMATISCHE ABERRATION, FARBIGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİK SAPMA

- KROMATİN[İng. CHROMATIN] ile/||/<> HETEROKROMATİN[İng. HETEROCHROMATIN] ile/||/<> HİSTON[İng. HISTONE] ile/||/<> HİSTON KODU HİPOTEZİ[İng. HISTONE CODE HYPOTHESIS] ile/||/<> PROFAZ[İng. PROPHASE] ile/||/<> TELOMER[İng. TELOMERE]

( Çekirdekte genlerin normal durumunu temsil eden ilişkili histon ve histon olmayan DNA kompleksi. İki biçimde bulunur: ökromatin, daha az miktarlarda bulunur, daha serbesttir ve kopyalanabilir, heterokromatin ise daha sıkıdır ve kopyalanamaz. Dişi memelilerin aktif olmayan X kromozomu, heterokromatin örneğidir. @@ Genetik olarak etkileşime girmeyen, çokça boyanan, geç kopyalanan kromozom kısımları. @@ DNA’nın etrafına sarılan ve kromozoma yapısal destek veren bazik protein. Yüksek arginin/lisin içeriğine sahiptirler. DNA’yı paketleyip düzenleyerek nükleozom ismi verilen birimlere ayırırlar. Histon genleri poli-adenin kuyruğunu kodlamaz. Bütün ökaryotik göze çekirdeğine, kromatinlerde DNA çift ipliği ile beraber nükleozomların yapısına giren H1, H2A, H2B, H3, H4, H5 tipleri bilinmektedir. Prokaryotların bazılarında da histon-benzeri proteinler bulunur. @@ Özel kümeler halinde bulunan modifiye edilimiş histon kalıntılarının, başka kromatin parçalarıyla olan spesifik etkileşimlerinden doğan eşsiz biyolojik sonuçları düzenlediğini öne süren hipotez. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin ilk evresi. Bu evrede kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozomlara dönüşür, sentrozom organeli kendini eşler ve çift kutuplara dağılır, iğ iplikleri oluşur ve son olarak da çekirdek zarı ve çekirdekçik erir. @@ Ökaryotik kromozomların sonunda ardarda tekrarlanan dizilerden oluşur. Kromozomlar, gözenin her bölünmesinde yaklaşık 100bp kaybeder. Telomeraz enzimi kayıp bazları ekleyebilir. Telomer, doğrusal kromozomların uçlarında bulunan, herhangi bir gen kodlamayan, özelleşmiş heterokromatin yapılarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CHROMATOGRAPHIC ADSORPTION[İng.] / CHROMATOGRAPHISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAFİK ADSORPSİYON

- CHROMATOGRAM[İng.] / CHROMATOGRAM[Fr.] / CHROMOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAM

- KROMOZOM[İng. CHROMOSOME] ile/||/<> AKROSENTRİK KROMOZOM[İng. ACROCENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> ALEL[İng. ALLELE] ile/||/<> ANLAMSIZ MUTASYON[İng. MISSENSE MUTATION] ile/||/<> ARKEZOA[İng. ARCHEZOA] ile/||/<> HAPLOTİP[İng. HAPLOTYPE] ile/||/<> HEMİZİGOZ[İng. HEMIZYGOUS] ile/||/<> HETEROZİGOT[İng. HETEROZYGOUS]

( Prokaryot ve ökaryot gözelerin çekirdeğinde bulunan, sayısı ve şekli her canlı için sabit ve belirli olan, göze bölünmesi sırasında iplikler halinde ortaya çıkarak koyu renkli boyanan yapılar. Kromozomlar üzerinde genler bulunur. Her kromozom çok uzun bir DNA molekülü ile bu molekülle birlikte bulunan proteinlerin çok sayıda sarmallar meydana getirmesiyle göze bölünmesinin metafaz safhasında belirgin olarak ortaya çıkar. İnterfazda sarmalların kısmen ya da tamamen çözünmesi sebebiyle ayırt edilemezler. Prokaryot gözelerin tek DNA molekülüne de "kromozom" denir. @@ Kardeş kromatitlerin birbirine bağlandığı sentromer bölgesi. İki uçtan birine daha yakın bir yerde bulunan kromozom türüdür. İnsan türünün 13, 14, 15, 21 ve 22. kromozomları bu şekildedir. @@ Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen addır. Kısaca bir genin değişik biçimleri olarak da ifade edilir. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Örneğin kan gruplarını belirleyen genlerin A, B ve O olmak üzere 3 farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan grupları oluşur. @@ Bir kodonun sentezlemesi gerekenden farklı bir aminoasiti sentezlemesine neden olan nokta mutasyonudur. Örneğin, Orak Hücre Anemisine sebep olan bir anlamsız mutasyonda 11.kromozomda GAG olması gereken baz dizilimi GTG olur vr 6. aminoasitte "glutamik asit" yerine "valin" sentezlenir. @@ Cavallier-Smith'in önerdiği, çekirdeği ve çubuk şeklindeki kromozomu olan en eski tek gözeli ökaryotları barındıran ama mitokondri ya da plastid içermedeği için prokaryotlar ve ökaryotlar arasındaki bir geçiş basamağı olduğu düşünülen alem. Ayrıca, çekirdeğin evrimini kanıtlamak için organellerden önce için kanıt olarak da kullanıldılar. Bağırsak paraziti Giardia lamblia (protist) buna bir örnek. @@ Genetik olarak bağlanmış gen gruplardaki alellerin belirli kombinasyonları. Bu öbekler aynı kromozomdaki birbirine yakın bölgelerde yer alan genlerin kodlanmasıyla oluşur. CmACS-7 deki tanımlanmış haplotip; @@ Bir alelin homolog karşılığının olmaması durumu. Erkeklerdeki X kromozomunda meydana gelmiş mutasyonlar ya da gen kaybı bu duruma örnek gösterilebilir. @@ Belli bir alel çifti ya da alel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan bireylerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KRONECKER DELTA[İng.] / DELTA DE KRONECKER[Fr.] / KRONECKER-DELTA[Alm.] ile/değil/yerine/= KRONECKER DELTASI

- KRONIG-PENNEY MODEL[İng.] / MODÈLE DE KRONIG-PENNEY[Fr.] / KRONIG-PENNEYSCHES MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRONİG-PENNEY ÖRNEKÇESİ/MODELİ


- KRONİKLEŞMEK ile KRONİK/LİK ile KRONİKÇİ/LİK

- XYLYL BROMIDE[İng.] / BROMURE DE XYLYLE[Fr.] / XYLBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= KSİLİL BROMÜR

- QUANTUM FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE QUANTIQUE DES CHAMPS[Fr.] / QUANTENFELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ALAN KURAMI

- KUBBE ile KUBBELİ ile KUBBESİZ ile KUBBELİ DELİK

- KUBBE[Ar.]/KÜMBET[Fars. < GUNBED] değil/yerine/= YUVARDAM

- KUCAKLAMAK ile KUCAKLANMAK ile KUCAKLAŞMAK ile KUCAKLAŞTIRMAK ile KUCAKLAYABİLMEK ile KUCAKLAŞABİLMEK ile KUCAK ile KUCAK KUCAK ile KUCAK DOLUSU ile KUCAK KUCAĞA ile KUCAK ÇOCUĞU

- KÜÇÜKTEN BERİ ile/değil KÜÇÜKLÜKTEN BERİ

- KÜÇÜLMEK ile KÜÇÜLTMEK ile KÜÇÜLEBİLMEK ile KÜÇÜLTEBİLMEK

- KÜÇÜMSEMEK ile ÖNEMSEMEK/ÖNEMSEMEMEK

( "Sahip olduklarını/olduklarında." İLE "Sahip olamadıklarını/olamadıklarında." )

- KUDRET ile KUDRETLİ/LİK ile KUDRETSİZ/LİK ile KUDRET NARI ile KUDRET HAMAMI ile KUDRET HELVASI


- KUDURMAK ile KUDURTMAK ile KUDURABİLMEK

- KÜF ile KÜFE/LİK ile KÜFİ ile KÜFECİ/LİK ile KÜFELİ ile KÜFESİZ ile KÜF YEŞİLİ ile KÜF KOKUSU

- KÜFLENMEK ile KÜFLENDİRMEK

- KÜFRETMEK ile KÜFRETTİRMEK

- KUKULETA ile KUKULETALI ile KUKULETASIZ

- KÜKÜRTLEMEK ile KÜKÜRTLENMEK ile KÜKÜRT ile KÜKÜRTLÜ ile KÜKÜRTSÜZ ile KÜKÜRT ÇİÇEĞİ

- KUL ile KULA ile KULE ile KULP ile KULU ile KULELİ ile KULPLU ile KULPSUZ ile KUL CİNSİ ile KUL HAKKI ile KUL OĞLANI ile KUL YAPISI ile KUL KAHYASI ile KUL TAKSİMİ ile KUL KETHÜDASI ile KULPLU BEYGİR

- KÜL ve/<> KURŞUN ve/<> SİRKE

( Herhangi bir nesnenin, bir sonraki aşaması bulunmayan, fiziksel ve/ya da kimyasal sonları/eşikleri. )

- KÜLAH ile KÜLAHLI ile KÜLAHÇI/LIK ile KÜLAHSIZ

- KULAK, SEDÂ ARAR ve/||/<> SEDÂ DA KULAK ARAR


- KULAK/LIK ile KULAKLI ile KULAKÇI ile KULAKSIZ/LIK ile KULAK ZARI ile KULAK ERİMİ ile KULAK DEMİRİ ile KULAK KULAĞA ile KULAK MEMESİ ile KULAK TIKACI ile KULAK ÇİVİSİ ile KULAK KEPÇESİ ile KULAKLI SOMUN ile KULAK MİSAFİRİ ile KULAK SADAKASI ile KULAK ALTI BEZİ ile KULAK DOLGUNLUĞU ile KULAK TIRMALAYICI

- KÜLFET ile KÜLFETLİ ile KÜLFETSİZ/LİK ile KÜLFETSİZCE

- KÜLHAN ile KÜLHANİ ile KÜLHANCI/LIK ile KÜLHAN MAKİNESİ

- KÜLHANBEYİ/KÜLHANÎ ile KABADAYI

( Eskiden, geceleri, sokağa fenersiz çıkmak yasaktı. Gece vakti sokakta fenersiz gezenlerden biçim ve kıyâfeti kendinden şüpheyi davet ettiren kişiler, kollu kuvvetlerince çevrilir, sabaha kadar çalıştırılmak suretiyle cezalandırılmak üzere külhanlara hapsedilirlerdi. Külhancılar, devriye gezen zabitin emriyle kabahatlıları sabaha kadar odun taşımak, külhan ocaklarını temizlemek gibi işlerde kullanır ve sabahleyin üstleri başları kurum ve kir içinde olduğu halde salıverilirlerdi. Bu gibi kişilerin üst ve başlarının pisliği, elbiseleriyle ve kişilikleriyle uygun olmadığından külhandan çıkıp evlerine giderken, herkes bunları görür ve geceleyin bir yerde basılıp kollular tarafından çevrilerek külhana hapsedilmiş olduğunu anlar ve bunlara alay yoluyla "Külhanbeyi" derlerdi. "Külhanbeyi" ya da "Külhânî" denilmesi bundan ileri gelmiştir. [İstanbul Argosu ve Halk Tabirleri - Mehmet Halit Bayrı / Argo Kitabı - Mehmet Arslan] İLE ... )
( LOLO[argo]: Gösteriş, kabadayılık )
( Çok sevgili Şener Şen'imizin, "Kabadayı" adlı filmini özellikle izlemenizi salık veririz. )

- KÜLHANBEYİ ile KÜLHANBEYCE ile KÜLHANBEYLİK ile KÜLHANBEYİ AĞZI

- KÜLİ ile/ve/||/<>/> OKSAK/OXAQ
[<

( İkiye ayrılmadan, içinde çekirdeğiyle birlikte kurutulan kayısı ve şeftali. İLE/VE/||/<>/> Kurutulmuş kayısılardan yapılan meyve şuyu. )

- KULLANDIRTMAK ile KULLANDIRABİLMEK

- KULLANIM ile KULLANIMLI/LIK ile KULLANIMSIZ/LIK

- KULLANIŞ ile KULLANIŞLI/LIK ile KULLANIŞSIZ/LIK

- KULLANMAK ile KULLANILMAK ile KULLANDIRMAK ile KULLANABİLMEK ile KULLANIVERMEK


- KULLAŞMAK ile KULLAŞTIRMAK

- KÜLLEMEK ile KÜLLENMEK ile KÜLLENDİRMEK

- KÜLLİYE ile KÜLLİYEN ile KÜLLİYET ile KÜLLİYETLİ

- COULOMETRIC TITRATION[İng.] ile/değil/yerine/= KULOMETRİK TİTRASYON

- KÜLTE ile KÜLTE ile KÜLTE ile KÜTLE[Ar. < KUTLE]

( Külçe. İLE Kayaç. İLE Demet, bağlam. İLE Katı nesnelerin büyük parçası. | Kitle. | Bir nesneye uygulanan güçle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı ya da nesne niceliği. )

- KÜLTÜRLENMEK ile KÜLTÜRSÜZLEŞMEK ile KÜLTÜRSÜZLEŞTİRMEK ile KÜLTÜR ile KÜLTÜRLÜ/LÜK ile KÜLTÜRSÜZ/LÜK ile KÜLTÜR GÖÇÜ ile KÜLTÜR ŞOKU ile KÜLTÜR AKIMI ile KÜLTÜRE ALMA ile KÜLTÜR ORTAMI ile KÜLTÜR SARAYI ile KÜLTÜR SİTESİ ile KÜLTÜR MANTARI ile KÜLTÜR MERKEZİ ile KÜLTÜR UÇURUMU ile KÜLTÜR ÇEVRESİ ile KÜLTÜR BİTKİLERİ ile KÜLTÜR VARLIKLARI ile KÜLTÜR BALIKÇILIĞI

- KULUNLAMAK ile KULUN/LUK ile KULUNÇ

- KULÜP ile KULÜPÇÜ/LÜK ile KULÜPLER ARASI

- KUM ile KUMA ile KUMALI ile KUM OTU ile KUMASIZ ile KUM TAŞI ile KUM ÇÖLÜ ile KUM GRİSİ ile KUM OCAĞI ile KUM SAATİ ile KUM BALIĞI ile KUM HAVUCU ile KUM HAVUZU ile KUM KAMYONU ile KUM TORBASI ile KUM ENGEREĞİ ile KUM FIRTINASI ile KUM BALIĞIGİLLER

- KUMANDA ile KUMANDAN/LIK ile KUMANDALI ile KUMANDANLI ile KUMANDASIZ ile KUMANDANSIZ/LIK ile KUMANDA KOLU ile KUMANDA ODASI ile KUMANDAN GEMİSİ


- KUMAŞ ile KUMAŞLI ile KUMAŞÇI/LIK ile KUMAŞSIZ ile KUMAŞLI TERZİ ile KUMAŞSIZ TERZİ ile KUMAŞ MENGENESİ

- KÜMELEMEK ile KÜMELENMEK ile KÜMELEŞMEK ile KÜME ile KÜMES ile KÜMELİ ile KÜME BULUT ile KÜME ÇALIŞMASI ile KÜMES HAYVANLARI

- KUMLAMAK ile KUMLAŞTIRMAK ile KUMLA

- KUMLU ile KUMLUK ile KUMLUCA

- KUNDAKLAMAK ile KUNDAKLANMAK ile KUNDAKLATMAK ile KUNDA ile KUNDAK ile KUNDAKLI ile KUNDAKÇI/LIK ile KUNDAKSIZ

- KUNDT'S RULE[İng.] / RÈGLE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-NORM, KUNDT-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT KURALI

- KUNDT'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT SABİTİ

- KUNDT'S TUBE[İng.] / TUBE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT TÜPÜ

- KÜN/KEVN[Ar.] ile/ve/||/<>/> AYN/TAAYYÜN[Ar.]

- KURALLAŞMAK ile KURALLAŞTIRMAK ile KURAL ile KURALCI/LIK ile KURALLI/LIK ile KURALSIZ/LIK ile KURALLICA ile KURAL DIŞI/LIK ile KURALSIZCA ile KURALA AYKIRI/LIK ile KURALLI CÜMLE ile KURALLI TÜMCE


- KURALSIZLIK ile/değil/yerine/>< KURALLILIK

( En kötü "kurallılık", en iyi kuralsızlıktan iyidir. )

- KURAM[İng. THEORY] ile/||/<> AKRABALIK KATSAYISI[İng. COEFFICENT OF RELATEDNESS] ile/||/<> BAĞLAMSALCILIK[İng. CONTEXTUALISM] ile/||/<> DİYALEKTİK[İng. DIALECTICS] ile/||/<> DOĞAL SEÇİLİM[İng. NATURAL SELECTION] ile/||/<> FİSHER'IN TEMEL TEOREMİ[İng. FISHERS FUNDAMENTAL THEOREM] ile/||/<> KESİNTİLİ DENGE TEORİSİ[İng. THEORY OF PUNCTUATED EQUILIBRIUM]

( Evrendeki olguların birçok defa test edilmesiyle doğrulanmış deney ve gözlemler sonucu geliştirilen sistematik bir açıklama. Kuramlar, yasaları açıklamak için kullanılan araçlardır, ispatlanınca yasaya dönüşmezler. Yeni keşfedilen olayları açıklamada yetersiz olabilecekleri gibi bilim insanlarının katkılarıyla geliştirilebilirler. "Kuram" olarak da bilinir. @@ İki bireyin akrabalık bağını belirten ifade. r=n(0.5)Lr = n(0.5)^Lr=n(0.5) L ifadesi ile belirlenir. Denklemde rrr akrabalık katsayısı, nnn ortak genlerin yüzde cinsinden ifadesi, LLL ise mayoz sayısı ya da nesil bağlantısını temsil eder. Farklı kuramlarda, farklı ve daha kapsayıcı denklemlere rastlamak da mümkündür. @@ Çağdaş Epistemoloji’de en ünlü Bağlamsalcı metinlerden biri David Annis’in “A Contextualist Theory of Epistemic Justification” adlı metnidir. Bağlamsalcılar, doğru inançların epistemik gerekçelendirilmesinin zamansal ve ilişkisel olarak ele alınması gerektiğini iddia ederler. Örneğin, sahip olduğum bir doğru inancın gerekçesi, “şu an” içinde bulunduğum konu ve zaman bağlamları çerçevesinde ele alınmalıdır. Bir doktora ya da bir esnafın bir doğru inancı gerekçelendirmesi, içinde bulundukları zaman, sosyal çevre ve diğer bağlamları anlayarak mümkündür. Epistemik gerekçelendirmeyi sosyal bir olgu olarak gören bu yaklaşım, bilgi mefhumunu soyut ve teorik bir tartışma alanında ilişkisel ve sosyal bir düzleme çekmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Doğanın, toplumun ve düşüncenin genel hareket ve gelişme yasalarını araştıran felsefi bilim; bağlamlılığın ve gelişimin genel kuramı ve aynı zamanda düşünce ve eylemin genel yöntemidir. @@ Darwin'in evrim kuramına göre iklim, besin, rekabet vb. şartlara uyabilenlerin yaşamaya devam etmesi, uyamayanların ise yok olması süreci. Bu süreç sebebiyle, hayatta kalmak konusunda avantajlı olanların (uyum başarısı yüksek olanların) kalıtsal özellikleri daha fazla gelecek nesillere aktarılır ve böylece, her yeni nesilde, daha uyumlu bireyler popülasyon içinde çoğalır. Karasal yaşantıdan, denizel yaşantıya geçen memeli hayvanlarda, arka bacakları daha körelmiş bireyler, hem enerji sarfiyatı bakımından, hem de hidrodinamik yapı bakımından diğerlerine göre daha avantajlı. Bu sebeple, evrimsel süreç içinde yunus ve balina gibi memelilerin ataları denizel yaşantıya adapte olurken, arka bacakları giderek kısalmış ve sonunda tamamen yok olmuş. Balinaların vücudunda halen bu arka bacakların kalıntısı olarak, tamamen işlevsiz kemik parçaları, vücut içinde bulunmakta. @@ R.A. Fisher tarafından öne sürülen bu teorinin tam ismi Fisher'ın doğal seçilim hakkında temel teoremidir. Matematiksel gösterimler içermesine karşın bu teorem matematiksel bir teorem değildir. Bu teoremin ana fikri:"Bir organizmanın herhangi bir zamandaki uyum başarısındaki artış yüzdesi,genetik çeşitliliğinin uyum başarısına eşittir." Yani eğer bir populasyonda varyasyon fazlaysa doğal seçilim de fazla olacaktır. @@ Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould tarafından 1972'de ileri sürülmüştür. Bu teori, türlerin uzun zaman dilimleri boyunca Doğal Seçilim etkisi altında aslında oldukça az değişime uğradığını; ancak asıl evrimsel değişimlerin, ciddi çevresel değişimlerin olduğu zamanlarda, belirli popülasyonlarda, göreceli olarak hızlı bir şekilde, kısa bir zaman aralığında meydana geldiğini ileri sürer. Evrimin ana mekanizması olarak Genetik Sürüklenme görülür. Günümüzde tek başına kabul edilmemekte, Modern Sentez dahilinde diğer seçilim türlerinin güçlü etkisiyle bir arada ele alınmakta.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KURAMLAŞTIRMAK ile KURAM ile KURAMA ile KURAMCI/LIK ile KURAMSAL/LIK

- KUR'AN HAFIZLIĞI ile/ve/<>/değil KURRÂ' HAFIZLIĞI

- KURBAĞA ile KURBAĞALAR ile KURBAĞA OTU ile KURBAĞALAMA ile KURBAĞA ADAM ile KURBAĞA TESTİ ile KURBAĞA BALIĞI ile KURBAĞA BALIĞIGİLLER

- KURBAĞANIN ile KURBANIN

- KURBAN KESMEK değil KURBAN/YAKINLIK KESBETMEK[: Çalışarak kazanma.]

- KURBANIN ... ile/değil KURBAĞANIN ...

- KURCALAMAK ile KURCALANMAK ile KURCALATMAK ile KURCALAYABİLMEK ile KURCA ile KURCA ÇIBANI

- KURCHATOVIUM[İng.] ile/değil/yerine/= KURÇATOVYUM


- KURDELE ile KURDELELİ ile KURDELESİZ ile KURDELE BALIĞI ile KURDELE BALIĞIGİLLER

- KURDURMAK ile KURDURTMAK ile KURDURABİLMEK

- KÜREK ile KÜREKLİ ile KÜREKÇİ/LİK ile KÜREKSİZ ile KÜREK KÜREK ile KÜREK CEZASI ile KÜREK KEMİĞİ ile KÜREK AYAKLILAR

- KÜREMEK/KÜRÜMEK = KÜRELEMEK

( Kürekle atıp temizlemek. )

- KÜREMEK ile KÜRÜMEK ile KÜRELEMEK ile KÜRELENMEK ile KÜRESELLEŞMEK ile KÜRESELLEŞTİRMEK ile KÜRESELLEŞEBİLMEK ile KÜR ile KÜRE ile KÜRK ile KÜRT ile KÜRKLÜ ile KÜRKÇÜ/LÜK ile KÜRTÇE ile KÜRESEL/LİK ile KÜRE KUŞAĞI ile KÜRK BÖCEĞİ ile KÜRESEL VALF ile KÜRK HAYVANI ile KÜRESEL ÜÇGEN ile KÜRESEL ISINMA ile KÜRESEL GÖK BİLİMİ

- SPHERICAL MIRROR[İng.] / MIROIR SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL AYNA

- SPHERICAL HARMONICS[İng.] / HARMONIQUES SPHÉRIQUES[Fr.] / KUGELFÖRMISCHE HARMONIKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL HARMONİKLER

- SPHERICAL COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES SPHÉRIQUES[Fr.] / KUGEL KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL KOORDİNATLAR

- ASPHERICAL MIRROR[İng.] / MIROIR ASPHÉRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL OLMAYAN AYNA

- KÜRESELLEŞ(TİR)MEK ile/ve/değil/yerine EVRENSELLEŞ(TİR)MEK

( )

- KURGU ile KURUNTU

- KURGULAMAK ile KURGULANMAK ile KURGU ile KURGUCU/LUK ile KURGULU ile KURGUSAL ile KURGUSUZ/LUK ile KURGU BİLİMİ

- KURGU/SAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KURAM/SAL

- KURMAK ve/> KORUMAK

- KURMAK ile KURMAY/LIK ile KURMACA ile KURMACI/LIK ile KURMAY BAŞKANI

- KURNAZLAŞMAK ile KURNA ile KURNAZ/LIK ile KURNALI ile KURNASIZ ile KURNAZCA

- KURSAK ile KURSAKLI ile KURSAKSIZ

- KURSİYER[Fr. < COURSIER] değil/yerine/= KURS ÖĞRENCİSİ

- KURŞUNLAMAK ile KURŞUNLANMAK ile KURŞUNLATMAK ile KURŞUNLAŞMAK ile KURŞUNİLEŞMEK ile KURŞUN ile KURŞUNİ ile KURŞUNCU/LUK ile KURŞUNLU ile KURŞUNSUZ/LUK ile KURŞUN OTU ile KURŞUN ERİMİ ile KURŞUN GRİSİ ile KURŞUN KALEM ile KURŞUN RENGİ ile KURŞUNSUZ BENZİN

- KURTARMAK ile KURTARILMAK ile KURTARABİLMEK ile KURTARIVERMEK ile KURTARICI/LIK


- KURTLUCA/MEŞECİK/YERMEŞESİ/YERPALAMUDU/SUSARMISAĞI ile KURTMANTARI

( Ballıbabagillerden, tırmanıcı sarı çiçekleri olan, kokusu sarmısağı andıran, göl ve akarsu kıyıları gibi nemli yerlerde yetişen bir bitki. İLE Tazeyken yenebilen, olgunlaştığında, basılınca sporlar saçan, beyaz renkli, yuvarlak biçimli, bazitli bir mantar. )

- KURTULABİLMEK ile KURTULUVERMEK

- KURTULUŞ ile KURTULUŞLU ile KURTULUŞSUZ

- KURUCU ETKİSİ HİPOTEZİ[İng. FOUNDER EFFECT HYPOTHESIS] ile/||/<> KURUCU ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT] ile/||/<> VOLKANİZMA[İng. VOLCANISM]

( Ana popülasyondan ayrılan küçük bir grubun, oluşacak yeni nesiller üzerindeki etkisini açıklamak amacıyla ortaya atılmış hipotez. Genetik sürüklenmenin özel bir biçimidir. Havai sineklerinin (Hawaiian Drosophila) birçoğu adalar için endemiktir yani bir tür sadece belirli bir adada yaşamakta. Bu endemik dağılım kurucu etkisi hipotezi ile açıklanabilmekte. Yeni bir adaya göç eden ya da adaların nehirler, volkanizma gibi etkiler sonucunda birbirinden ayrılmasıyla coğrafi izolasyona maruz kalan grup ana popülasyonun genetik çeşitliliğinin çok küçük bir kısmını taşır. Bunun sonucunda diğer türleşme mekanizmalarının da etkisiyle adaya endemik sinek türleri ortaya çıkar. Bu sineklerin türleşme sürecinde kurucu etkisinin rol oynadığı hipotezi, endemizmden farklı kanıtlarla da desteklenmiştir. Örneğin kurucu etkisi hipotezi doğruysa buradan iki önemli çıkarım yapılabilir: @@ Küçük popülasyonlarda; az miktardaki bireyin genlerinin uzun süre, fazla sayıda dölle kalıtımı. @@ Erimiş kayaçlardan oluşan magmanın yerkabuğundaki çatlaklar yoluyla yeryüzüne ulaşması hareketi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- [ne yazık ki]
KURUCU ŞİDDET
ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ŞİDDET

- KURUL ile/ve/||/<> KOL

- KURULMA ile/ve/||/<> KIRILMA

- KURULMAK ile KURULABİLMEK ile KURUL

- KURUMLANMAK ile KURUMLAŞMAK ile KURUMLAŞTIRMAK ile KURUMSALLAŞMAK ile KURUMLANABİLMEK ile KURUMSALLAŞTIRMAK ile KURUM ile KURUMA ile KURUMLU/LUK ile KURUMSAL ile KURUMSUZ/LUK

- KURUNTU ile KURUNTUCU/LUK ile KURUNTULU/LUK ile KURUNTUSUZ/LUK


- KURUŞLANDIRMAK ile KURUŞ/LUK ile KURUŞ KURUŞ ile KURUŞU KURUŞUNA

- KURUTMAK ile KURUTULMAK ile KURUTABİLMEK ile KURUTUVERMEK ile KURUT ile KURUTUCU

- KURUTMA/LIK ile KURUTMAÇ ile KURUTMALI ile KURUTMA KABI ile KURUTMA KAĞIDI ile KURUTMA MAKİNESİ

- KURUYABİLMEK ile KURUYUVERMEK

- KUŞAKLAMAK ile KUŞAKLANMAK ile KUŞAK ile KUŞAKLI ile KUŞAKSIZ ile KUŞAK BAĞLAMA

- KUŞANMAK ile KUŞANILMAK ile KUŞANDIRMAK ile KUŞANABİLMEK ile KUŞANE

- KUŞATMAK ile KUŞATILMAK ile KUŞATABİLMEK

- KUŞDİLİ ile KUŞ DİLİ

( Dişbudak. İLE Çocuk dili. )

- KUŞET ile KUŞETLİ ile KUŞETSİZ

- KUŞKU ile/ve KORKU

( Eğer kuşku varsa korku da var olacaktır. )

- KUŞKULANMAK ile KUŞKULANDIRMAK ile KUŞKULANABİLMEK ile KUŞKU ile KUŞKUCU/LUK ile KUŞKULU/LUK ile KUŞKUSUZ/LUK

- KUSKUN ile KUSKUNLU ile KUSKUNSUZ ile KUSKUNU DÜŞÜK

- KÜSKÜNLEŞMEK ile KÜSKÜ ile KÜSKÜN/LÜK ile KÜSKÜT

- KÜSTAHLAŞMAK ile KÜSTAH/LIK ile KÜSTAHÇA

- KUSTURMAK ile KUSTURABİLMEK ile KUSTURUCU

- KÜSUR ile KÜSURLU ile KÜSURSUZ

- KUSUR ile KUSURLU/LUK ile KUSURSUZ/LUK

- KUSURA BAKMA(MA)K ile/ve GÖNÜL KOYMA(MA)K

- PERFECT VACUUM[İng.] / VIDE PARFAIT[Fr.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ VAKUM

- KUTLAMAK ile KUTLANMAK ile KUTLATMAK ile KUTLAYABİLMEK


- MASS DEFECT[İng.] / DÉFAUT DE MASSE[Fr.] / MASSENDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AÇIĞI

- MASS TRANSFER RATE[İng.] / VITESSE DE TRANSFERT DE MASSE[Fr.] / STOFFÜBERGANGSRATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKTARIM HIZI

- MASS TRANSFER[İng.] / TRANSFERT DE MASSE[Fr.] / STOFFÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKTARIMI

- MASS DIVERGENCE[İng.] / DIVERGENCE DE MASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜTLE IRAKSAMASI

- MASS OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR DE MASSE[Fr.] / MASSENOPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE İŞLEMCİSİ

- MASS CENTER[İng.] / CENTRE DE LA MASSE[Fr.] / MASSENMITTELPUNKT, SCHWERPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE MERKEZİ

- WEIGHT VOLUME PERCENT[İng.] / GEWICHT / VOLUMEN PROZENTZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE/OYLUM/HACİM YÜZDESİ (K/H)

- MASS SPECTROMETRY[İng.] / SPECTROMÉTRIE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SPEKTROMETRİSİ

- MASS SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE MASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜTLE TAYFI

- MASS SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE TAYFÖLÇERİ/SPEKTROMETRESİ


- MASS-SPRING SYSTEM[İng.] / SYSTÈME MASSE-RESSORT[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜTLE-YAY DİZGESİ

- GRAVITATIONAL POTENTIAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE POTENTIELLE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSPOTENTIELLE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM POTANSİYEL ENERJİSİ

- GRAVITATIONAL CONSTANT[İng.] / CONSTANTE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM SABİTİ

- GRAVITATIONAL FIELD[İng.] / CHAMP GRAVIFIQUE/GRAVITATIONNEL[Fr.] / GRAVITATIONSFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM/YERÇEKİMİ ALANI

- KÜTLEMEK ile KÜTLETMEK ile KÜTLEŞMEK ile KÜTLEŞTİRMEK ile KÜTLE ile KÜTLESEL/LİK

- KUTR ve KADR

( Boy. VE Çap. )

- KUTSALLAŞTIRMA ile KUTSAMA

- KUTSAMAK ile KUTSALLAŞMAK ile KUTSALLAŞTIRMAK ile KUTSAL/LIK

- KUTTA-JOUKOWSKI THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE KUTTA-JOUKOWSKI[Fr.] / KUTTA-JOUKOWSKISCHER SATZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTTA-JOUKOWSKİ TEOREMİ

- KUTULAMAK ile KUTULANMAK ile KUT ile KUTU ile KUTUCU/LUK ile KUTULU ile KUTU KUTU ile KUTULU TELEFON


- KUTUP IŞIKLARI[İng. AURORA] ile/||/<> KUZEY IŞIKLARI[İng. AURORA BOREALIS]

( Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların Dünya'nın atmosferiyle etkileşime girmesi sonucu oluşan doğal ışıklardır. Aurora borealis ve aurora australis olmak üzere iki çeşittir. @@ Kutup ışıklarının Kuzey Kutbu üzerinde gerçekleştiğinde aldığı addır. Alaska, Kanada ve Norveç önemli gözlem noktalarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CEREYAN-İ TAKATTUB[Osm.] / POLARIZATION CURRENT[İng.] / COURANT DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA AKIMI

- POLARIZATION PLANE[İng.] / PLAN DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA DÜZLEMİ

- ZÂİL-İ İSTİKTÂB[Osm.] / DEPOLARIZER[İng.] / DÉPOLARISEUR, DÉPOLARISANT[Fr.] / DEPOLARISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA GİDERİCİ, DEPOLARİZÖR

- DEPOLARISATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DÉPOLARISATION[Fr.] / DEPOLARISATIONSFAKTOR, DEPOLARISIERUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA GİDERME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- POLARIZATION[İng.] / POLARISATION[Fr.] / POLARISATION, POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA, POLARİZASYON

- POLARIZATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA POTANSİYELİ

- KUTUPLANMAK ile KUTUPLAŞMAK ile KUTUPLAŞTIRMAK ile KUTUP ile KUTUPSAL/LIK ile KUTUP ENGEL ile KUTUP İKLİMİ ile KUTUP BOZKIRI ile KUTUP YILDIZI

- POLARIZED WAVE[İng.] / ONDE POLARISÉE[Fr.] / POLARISIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ DALGA

- POLARIZED ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS POLARISÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ İYON KAYNAĞI


- POLARIZER[İng.] / POLARISANT[Fr.] / POLARISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLAYICI

- KUTBİYET TESÎRİ[Osm.] / POLARITY EFFECT[İng.] / EFFET DE POLARITÉ[Fr.] / POLARITÄTSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLULUK ETKİSİ

- POLAR COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES POLAIRES[Fr.] / POLARKOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL KOORDİNATLAR

- QUARTZ CRYSTAL[İng.] / CRISTAL DE QUARTZ[Fr.] / QUARZKRISTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS KRİSTALİ

- QUARTZ LAMP[İng.] / LAMPE À QUARTZ[Fr.] / QUARZLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS LAMBA

- OSCILLATEUR À QUARTZ[Fr.] / QUARZOSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS OSİLATÖR

- QUARTZ RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR À QUARTZ[Fr.] / QUARZRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS REZONATÖRÜ

- QUARTZ THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE À QUARTZ[Fr.] ile/değil/yerine/= KUVARS SICAKLIKÖLÇER

- KUVARS ile KUVARSLI ile KUVARSSIZ

- KUVVE-İ:
MUVALLİDA
ile/ve/||/<>/> MUTEVELLİDA


- PAIR OF FORCES[İng.] / PAIRE DE FORCES[Fr.] / KRÄFTEPAAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET ÇİFTİ

- KUVVET/KUDRET ile/ve İSTÎDÂD

( İki uca da açık olan. İLE/VE Birinde kararlılık. )

- MOMENT OF FORCE[İng.] / MOMENT D'UNE FORCE[Fr.] / KRAFTMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET MOMENTİ

- FORCE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA FORCE[Fr.] / KRAFTKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET SABİTİ

- KUVVET ile/ve KUDRET

- KUVVETLENDİRİŞ ile KUVVETLENDİRİCİ

- KUVVETLENMEK ile KUVVETLENDİRMEK ile KUVVETLENEBİLMEK ile KUVVE ile KUVVET ile KUVVETLİ/LİK ile KUVVETSİZ/LİK ile KUVVETLİCE ile KUVVETSİZCE ile KUVVET ÇİFTİ ile KUVVET MACUNU ile KUVVETLİ YEL/RÜZGAR ile KUVVET KOMUTANLARI

- KUYRUK ile KUYRUKLU ile KUYRUKSUZ ile KUYRUK YAĞI ile KUYRUKLULAR ile KUYRUK ACISI ile KUYRUKSUZLAR ile KUYRUK KEMİĞİ ile KUYRUK SOKUMU ile KUYRUKLU YALAN ile KUYRUKLU PİYANO ile KUYRUKLU YILDIZ ile KUYRUKLU KELEBEK ile KUYRUKLU KURBAĞA ile KUYRUK SOKUMU KEMİĞİ ile KUYRUKLU YILDIZ BAŞI ile KUYRUKLU YILDIZ SAÇI ile KUYRUKLU YILDIZ ÇEKİRDEĞİ

- KUYU ile KUYUM ile KUYUCU/LUK ile KUYUMCU/LUK ile KUYU SUYU ile KUYU ANASI ile KUYU KEBABI ile KUYU TOPUĞU ile KUYU FINDIĞI ile KUYU BİLEZİĞİ ile KUYUMCU TERAZİSİ

- KUZEY YERUCU/ARKTİK[Yun./İng.] ile GÜNEY YERUCU/ANTARTİKA

( Kuzey. İLE Güney. )
( ... İLE Hava, -93 °C'ye kadar düşebilir. )

- KUZULAMAK ile KUZULAŞMAK ile KUZ ile KUZU/LUK ile KUZULU ile KUZU ETİ ile KUZU DİŞİ ile KUZU KUZU ile KUZU KAPAMA ile KUZU KAPISI ile KUZU MANTARI ile KUZU PITRAĞI ile KUZU ISPANAK ile KUZU KESTANESİ ile KUZU SARMAŞIĞI ile KUZULUK KAPISI

- LA RUHBAN-I FİD-DİN ile/ve/||/<> LA İKRAH-I FİD-DİN

- LADESLENMEK ile LADES ile LADESLİ ile LADES OYUNU ile LADES KEMİĞİ

- LÂFIZ ile LÂF ile SÖZCÜK/KELİME ile KAVL ile TERİM/ISTILAH ile KELÂM

( Anlam taşıyıp taşımadığı dikkate alınmaksızın ağızdan çıkan sesler. İLE Hiçbir anlam taşımıyorsa. İLE Bir anlam taşıyorsa. İLE Tamlamaları kapsıyorsa. İLE Belirli bir öbek/grup/kesim tarafından özel olarak kullanılan sözcükler. İLE Tümceyi/cümleyi kapsıyorsa. )

- LÂFZEN[Ar.] ile LÂF-ZEN[Ar.]

( Sözcüğün söylenilişine/yapısına göre, yazılı olmayarak. İLE Geveze, lâfazan. | Övünen, övüngen. )

- LAFZ-I DÂLL ile LAFZ-I GAYR-I DÂLL

( Sözcük(kelime). İLE Lafız(Ağızdan çıkan ses). )

- LAFZ-I MÜSTA'MEL ile LAFZ-I MÜHMEL

- LAGRANGE EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE LAGRANGE[Fr.] / LAGRANGEGLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= LAGRANGE DENKLEMLERİ

- LAĞVETMEK ile LAĞVEDİLMEK

- LÂİK ile LAYIK


- LAİKLEŞMEK ile LAİKLEŞTİRMEK ile LAİKLEŞTİRİLMEK ile LAİK/LİK

- LAK ile LAKA ile LAKE ile LAKACI/LIK

- LAKE[İng.] / LAGACE[Fr.] / LAKE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAKE

- LAKLAMAK ile LAKLAK

- LACRIMATORY[İng.] / LACRIMATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= LAKRİMATÖR

- LAKTAT DEHİDROJENAZ (LDH)[İng. LACTATE DEHYDROGENASE] ile/||/<> LAKTOFERİN[İng. LACTOFERRIN]

( Bir enzimdir. Özellikle kalp, alyuvar, böbrek, iskelet kası, akciğer ve deride bulunur. Bu enzimler, hemen hemen tüm gözelerin sitoplazmasında bulunmaktadır. Piruvat ile laktatın dönüşümünü katalizler. @@ Süt, gözyaşı, mukus, safra ve bazı beyaz kan gözelerinde bulunan ve kanser tedavisi ve önlenmesinde rol alan bir proteindir. Laktoferin yeni doğanlarda bağırsak düzenlenmesinde görev alır ve aynı zamanda antiviral, antibakteriyal, antioksidan özelliğindedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- LACTIC ACID SERIES[İng.] / SÉRIE ACIDE LACTIQUE[Fr.] / MILCHSÄURE SERIEEN[Alm.] ile/değil/yerine/= LAKTİK ASİT SERİLERİ

- LACTOCRIT[İng.] ile/değil/yerine/= LAKTOKRİT

- LACTUCEROL[İng.] ile/değil/yerine/= LAKTUSEROL

- LAL ile LALA/LIK ile LALE/LİK ile LALELİ ile LALE AĞACI


- LAL- ile/||/<> -LALIA/LALO- ile/||/<> -LEXIA ile/||/<> -PHASIA/-PHRASIA ile/||/<> -PHEMIA ile/||/<> LINGU-/LINGUO- ile/||/<> CION-/CIONO-/KIONO- ile/||/<> STAPHYL-/STAPHYLO-

( Konuşma, anlaşılmaz sözler söylemek. İLE/||/<> Konuşma organları ya da konuşma ile ilgili, konuşma bozukluğu ile ilgili. İLE/||/<> Konuşma, okuyabilme yeteneği ile ilgili. İLE/||/<> Konuşma, konuşma bozukluğu ile ilgili. İLE/||/<> Bozuk konuşma, konuşma yeteneği, söyleme yetisi. İLE/||/<> Dil. İLE/||/<> Küçük dil, uvula ile ilgili. İLE/||/<> Üzüm salkımı, küçük dil ile ilgili, stafilokokla ilgili. )

- LALANDE CELL[İng.] / CELLULE DE LALANDE[Fr.] / LALANDE-ELEMENT, LALANDE-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= LALANDE PİLİ

- LAM ile LAMA ile LAME ile LAMACI/LIK ile LAMAİST ile LAMAİZM

- LAMB SHIFT SOURCE[İng.] / SOURCE DE DÉCALAGE DE LAMB, SOURCE DE DÉPLACEMENT DE LAMB[Fr.] / LAMB-SHIFTQUELLE, LAMB-VERSCHIEBUNG QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAMB KAYMASI KAYNAĞI

- LAMBALAMAK ile LAMBA/LIK ile LAMBALI ile LAMBASIZ ile LAMBA KARPUZU

- LAMBERT KAVÂNİNİ[Osm.] / LAMBERT'S LAWS[İng.] / LOIS DE LAMBERT[Fr.] / LAMBERTISCHES GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAMBERT YASALARI

- LAMBERT'S SURFACE[İng.] / SURFACE DE LAMBERT[Fr.] / LAMBERT-OBERFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAMBERT YÜZEYİ

- LÂMİH[Ar.] ile LÂMİH[Ar. < LEMH]

( Hz. Nûh'un kardeşi.[eril] İLE Parlayan/parıldayan, parlak. )

- FLUCTUATIONS DE LANDAU[Fr.] / LANDAU-FLUKTUATIONEN, LANDAU-SCHWANKUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDAU DALGALANMASI

- LANDAU LEVELS[İng.] / NIVEAU DE LANDAU[Fr.] / LANDAU-NIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDAU DÜZEYLERİ


- LANDÉ INTERVAL RULE[İng.] / RÈGLE D'INTERVALLE DE LANDÉ[Fr.] / LANDÉ-ABSTANDSREGEL, LANDÉ-INTERVALLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDÉ ARALIK KURALI

- LANDÉ G FACTOR[İng.] / FACTEUR G DE LANDÉ[Fr.] / LANDÉ G-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDÉ G ÇARPANI

- LANDMARK PROCESS[İng.] / LE PROCESSUS DE LANDMARK[Fr.] ile/değil/yerine/= LANDMARK İŞLEMİ

- LANETLEMEK ile LANETLENMEK ile LANET ile LANETLİ

- LANGE SOLUTION[İng.] / LA SOLUTION DE LANGE[Fr.] / LANGE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGE ÇÖZELTİSİ

- LANGEVIN THEORY OF DIAMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DE LANGEVIN DU DIAMAGNÉTISME[Fr.] / LANGEVIN-DIAMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGEVİN DİYAMANYETİZMA KURAMI

- LANGEVIN RADIATION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE RADIATION DE LANGEVIN[Fr.] / LANGEVIN-STRAHLUNGSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGEVİN IŞINIM BASINCI

- LANGEVIN FUNCTION[İng.] / FONCTION DE LANGEVIN[Fr.] / LANGEVIN-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGEVİN İŞLEVİ/FONKSİYONU

- LANGEVIN THEORY OF PARAMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DE LANGEVIN DU PARAMAGNÉTISME[Fr.] / LANGEVIN-PARAMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGEVİN PARAMANYETİZMA KURAMI

- FRÉQUENCE PLASMA DE LANGMUIR[Fr.] / LANGMUIR-PLASMAFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= LANGMUİR PLAZMA FREKANSI


- LAPLACE EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE LAPLACE[Fr.] ile/değil/yerine/= LAPLACE DENKLEMLERİ

- LAPLACE FORMULA[İng.] / FORMULE DE LAPLACE[Fr.] / LAPLACE-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LAPLACE FORMÜLÜ

- LAPLACIAN SPEED OF SOUND[İng.] ile/değil/yerine/= LAPLASYEN SES HIZI

- LAPLACIAN[İng.] / LAPLACIEN, OPÉRATEUR DE LAPLACE[Fr.] ile/değil/yerine/= LAPLASYEN

- LAPORTE SELECTION RULE[İng.] / RÈGLE DE SÉLECTION DE LAPORTE[Fr.] / LAPORTE-AUSWAHLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LAPORTE SEÇİM KURALI

- LARMOR PRECESSION[İng.] / PRÉCESSION DE LARMOR[Fr.] / LARMOR-PRÄZESSION[Alm.] ile/değil/yerine/= LARMOR DEVİNİMİ

- LARMOR FORMULA[İng.] / FORMULE DE LARMOR[Fr.] / LARMOR-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LARMOR FORMÜLÜ

- FRÉQUENCE DE LARMOR[Fr.] / LARMOR-FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= LARMOR FREKANSI

- LARMOR ORBIT[İng.] / ORBITE DE LARMOR[Fr.] / LARMOR-BAHN[Alm.] ile/değil/yerine/= LARMOR YÖRÜNGESİ

- LARVA["LAVRA" değil!] ile/ve/||/<>/> PUPA ile/ve/||/<>/> IMAGO

( [İnsanda] EMBRİYON ile/ve/||/<>/> FETÜS ile/ve/||/<>/> HOMO SAPIENS SAPIENS )
( )

- LASTİK ile LASTİKLİ ile LASTİKÇİ/LİK ile LASTİKSİZ ile LASTİK AĞACI ile LASTİKLİ SÖZ ile LASTİK TUTKALI ile LASTİKLİ LAKIRTI

- LATA ile LATALI ile LATASIZ

- LATEKS ile LATEKSLİ ile LATEKSSİZ

- LÂTİFE ile/ve/||/<> İDİL ile/ve/||/<> İDİL[Fr. < IDYLLE] ile/ve/||/<> İDİL

( İncelik. | Güldürecek güzel söz ve öykü. İLE/VE/||/<> Hoş bir ırmak. | Nâzik ve sevgi dolu. İLE/VE/||/<> Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir. İLE Şırnak iline bağlı ilçelerden biri. )

- LATİF/LİK ile LATİFE ile LATİFÇE ile LATİFECİ/LİK

- LATİN ABECESİ ile/ve/değil/||/<>/> LATİN KÖKENLİ TÜRK ABECESİ

- LATRİNA[Lat.] ile/ve/||/<>/< LAVATRİNA[Lat.]

( Tuvalet. İLE/VE/||/<>/< Banyo[< yıkanmak]. )

- LAUBALİLEŞMEK ile LAUBALİ/LİK ile LAUBALİCE

- LAUBALİLİK (YAPMAK/YAPMAMAK) ile/ve/değil/yerine YÜZ GÖZ (OLMAK/OLMAMAK)

- LAUBALİ/LİK ile LAKAYİT/LİK


- LAUE PLANE[İng.] / PLAN DE LAUE[Fr.] / LAUE-EBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAUE DÜZLEMİ

- LAUE ŞARTI[Osm.] / LAUE CONDITION[İng.] / CONDITION DE LAUE[Fr.] / LAUE-BEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= LAUE KOŞULU

- LAUE METHOD[İng.] / MÉTHODE DE LAUE[Fr.] / LAUE-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAUE YÖNTEMİ

- LAURENT PLATE[İng.] / PLAQUE DE LAURENT[Fr.] / LAURENT-PLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAURENT LEVHASI

- LAURITSEN ELECTROSCOPE[İng.] / ÉLECTROSCOPE DE LAURITSEN[Fr.] / LAURITSEN-ELEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= LAURİTSEN ELEKTROSKOBU

- LAV ile/ve LAHAR

( ... İLE/VE Yanardağlarda oluşan çamur akıntısı. )

- LAV ile/ve/<> LAPİLLİ[İt. < Lat.]

( ... İLE/VE/<> Yanardağlardan fırlayan, çok küçük katı parça. )

- LAVABO ile LAVABOLU ile LAVABOSUZ ile LAVABO MUSLUĞU ile LAVABO BATARYASI

- LAVANTA/LIK ile LAVANTACI/LIK ile LAVANTALI ile LAVANTASIZ ile LAVANTA MAVİSİ ile LAVANTA ÇİÇEĞİ

- LAWRENCIUM[İng.] / LAWRENCIUM[Fr.] / LAWRENCIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= LAVRENSİYUM


- LAVROVİT[Fr.] ile LAVSONİT[A. Camper Lawson'un adından]

( Piroksen grubundan, doğal silikat. İLE Hidratlı alüminyum ve kalsiyum çift silikatı. )

- LAW OF SUCCESSION[İng.] değil/yerine/= SIRALANMA YASASI

( Bir bölgedeki fosillerin, jeolojik katmanlar içinde birbirlerini evrimsel süreçteki gibi takip ettiğini gösteren yasadır. Jeolojik olarak Dünya'nın yüzeyinden, merkezine doğru ilerledikçe, zamanda geriye gidildiği için, evrimsel süreçte de geriye gidilmiş olur. Bu yüzden fosiller de, yerin içinde evrimsel sırada bulunurlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- LAWSON CRITERION[İng.] / CRITÈRE DE LAWSON[Fr.] / LAWSON-KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= LAWSON ÖLÇÜTÜ

- LASER AMPLIFIER[İng.] / LASER AMPLIFICATEUR[Fr.] / LASERVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= LAZER YÜKSELTEÇ/YÜKSELTECİ

- LASER INDUCED FUSION[İng.] / FUSION INDUITE PAR LASER[Fr.] ile/değil/yerine/= LAZERLE UYARILMIŞ KAYNAŞMA

- LE CHATELIER'S PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE LE CHATELIER[Fr.] / LE-CHATELIER-PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= LE CHATELİER İLKESİ